BIY AD

Milicic etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Milicic etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

14 Ocak 2011 Cuma

Kendi Potasına Sayı Atan Ulvi


Link

Hava atışları yaramıyor bu adama. Hatırlarsanız geçtiğimiz haftalarda bir hava atışı esnasında ayağını burkmuş ve maçın ilk saniyesinde sakatlanmıştı. Şimdi de kendi potasına yollayıverdi sayıyı. Benzer isabetleri rakip pota altında da bekliyoruz kendisinden.

18 Aralık 2010 Cumartesi

Darko'ya Nazar Değdi

Çok değil 3 gece önceydi... Senelerdir beklenen patlamayı yapmıştı Darko(!) ve tam 25 sayıyla kariyer rekorunu kırmıştı. Aynı yıl lige katılan akranlarından 7 yıl gecikmeli de olsa 25 sayı barajını geçmişti. Şaka bir yana kariyerinin en olumlu basketbolunu oynuyordu sene başından beri. Bu sayede eleştirilerden, hatta alaylardan bir süredir arınmıştı ki dün gece yine olan oldu. Portland maçının henüz hava atışında ayak bileğini burkarak maçın 1. dakikasında oyundan çıkmak zorunda kaldı ve bir daha da dönemedi parkeye. Yani, aslında böyle sakatlıklardan sonra falan hareketlerimin alaycı olmamasına özen gösteririm ama bu da gülünmeyecek gibi değil. Maçın henüz ilk saniyesinde hava atışına çık, sonra yere düştüğünde bileğini burk. Sanki 1 metre sıçradı da yüksekten düşünce ayarlayamadı ayaklarını. E, Darko oyuna giremeyince Minnesota adına Portland deplasmanında mağlubiyet kaçınılmaz oldu(!). Pek önemli birşeyi yok gibi görünüyordu maç esnasında, sonradan da sakatlığın ciddiyetini araştırmadım açıkçası. Umalım mühim olmasın. Her ne kadar yetenekleri tartışılsa da iyi niyeti ve çalışkanlığıyla renk katıyordu takımına bu sene. Geçmiş olsun Darko.

20 Kasım 2010 Cumartesi

Uçuyorlar


Akıllara hemen Lakers, Spurs, Celtics vb. kafaya oynayan takımlar geliyor " Uçuyorlar " diyince. Fakat ben onlardan değil ligin dibine oturan Minnesota oyuncularından bahsedeceğim. Minnesota takımından değil (!), oyuncularından.

Minnesota Timberwolves felaket bir organizasyon. GM'leri David Kahn ligin açık ara en kötüsü, kadroları kağıt üzerinde hiç iyi görünmüyor, koçları Rambis'in basketboldan ne kadar anladığı uzun süredir sorgulanıyor, finansal anlamda bataktalar ve seneye takımın kapanma ihtimali üzerine konuşuluyor. Tüm bu olumsuz tablo ister istemez takım başarısına da yansıyor ve kendilerini birden 4-10'la Batı'nın en son sıralarında buluyorlar. Fakat sistemdeki bu dağınıklık oyunculara yaramışa benziyor. Birkaç Wolves maçının box-score'larını incelediğimizde oldukça ilginç ve olumlu rakamlara rastlıyoruz.

İlk olarak Micheal Beasley'den bahsedeceğim. 2008 draftına giren en gözde 2 oyuncudan biri, beklenildiği gibi 2'den seçiliyor ancak büyük bir balon olarak karşımıza çıkıyor. Ezeli rakibi Rose süperstar seviyesine çıkıp takım taşımaya başlarken onu görev adamlığına soyunurken görüyoruz. Ardından ligin en umutsuz takımıyla imzalıyor.Yetmiyor, uyuşturucu kullanıyor daha da kötüsü bu basına sızıyor. Hadi onu da geçtim. Genel menejer çıkıp nasıl uyuşturucu kullandığı hakkında konferans veriyor. Tüm ligin nefretini kazanıyorsun ve önünde yepyeni bir sezon var. Atağa kalkmak için bu yeni sezonun tek fırsat olduğunun farkına varması oldukça şaşırttı beni açıkçası. Farkına varmakla kalmadı, 2 yıllık açığını da hızla kapatmaya, balon olmadığını tüm lige kanıtlamaya başladı. Sacramento potasına 42 sayı bıraktığında herkes ona dönüp bir kere daha baktı ve şu sıralar ondan gözlerini ayırabilen pek birini görmedim açıkçası. 13 maçta 22.4 sayı 5.7 ribaund. Nihayet bizlere " İşte Micheal Beasley bu ! " dedirtmeye başladı.

Bir diğer bomba Kevin Love. O zaten hiçbir zaman kötü olmadı hatta ilk yıllarında verdiği görünüm ligdeki kariyeri boyunca double-double yapacak bir adam olacağı yönündeydi. Ancak hiçbirimiz o double-double'ın 31 sayı 31 ribaund'la geleceğini beklemiyorduk. Howard'ların Noah'ların egemenlik sürdüğü ribaund kategorisinde birden en tepede onun adını gördük. Hala da ribaund ortalamasında ligin lideri konumunda. 14 maçta 17.6 sayı 13.8 ribaund. ( Son maç sayı atamamasına rağmen. ) Beklenilenin çok çok üstünde bir Love izliyoruz bu yıl.

Bu iki oyuncu dışında belki de lig tarihinin en büyük balonu olan Milicic'den kısaca söz etmek lazım. Milicic hala bildiğimiz Milicic maç başına 7 sayı 6 ribaund gibi sıradan rakamlarla karşımızda. Ancak ona parantez açmamın özel bir sebebi var keza dün gece oynanan Lakers maçında o da çok ilginç bir işe imza attı. Çoğu otorite tarafından şampiyonluğun en büyük favorisi olarak gösterilen takıma karşı 23 sayı 16 ribaund 5 assist 6 blok yaparak ben dahil herkesin ağzını açık bıraktı. Ama malesef bu ondaki ışığı görmemiz için yeterli değil çünkü 8 yıldır ligde ve tabiri caizse ne mal olduğunu hepimiz biliyoruz.

Kısaca toparlarsak Minnesota takım halinde felaket işlerin devam ettiği bir yapılanma olarak ligdeki icraatlarını sürdürecek gibi görünüyor. Ancak bu dağınık sistemin oyuncuların bireysel olarak parlamalarına ve hatta oyunlarına sınıf atlatmalarına zemin sağladığını söylemek mümkün. Sene içinde yukarda bahsettiğim benzeri birçok iş daha görebiliriz gibime geliyor Wolves'dan. Kim bilir belki birgün Telfair'in hanesinde 20 sayı-20 assist gibi bir şey yazabilir. Yok canım o kadar da olmaz heralde :)

20 Nisan 2010 Salı

Eyjafjallajökull'dan Darko'ya Mesaj

Eyjafjallajökull, ülkesine dönmek isteyen Milicic'i de Chicago hava alanında süründürmüş. "Gelecek sezon 25-30 dakika (daha doğrusu ilk 5 oyuncusu süreleri) almayacaksam Avrupa'ya dönerim" diyen ve sezonun son bölümünde yaklaşık bu civarlarda süre bulan Darko'ya "Gitme, kal" mesajı sanki bu...

Bilmeyenler için Eyjafjallajökull, İzlanda'da birkaç hafta önce patlayan bir yanardağ. Bu patlama sonucunda öyle büyük bir kül bulutu oluştu ki, son 1 haftadır Avrupa'da hava trafiği felç oldu. Uçaklar kalkış ve iniş yapamıyor.

Resim için Mali'ye teşekkürler.