BIY AD

Tony Parker etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Tony Parker etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

5 Mart 2011 Cumartesi

Yavaaş, Yavaaaş!


Link

Sol baldırındaki sakatlığından dolayı 2-4 hafta arası parkelerden uzak kalacağı söylenen Parker dün gece sakatlığının 5. gününü doldurmadan Heat karşısında takımındaki yerini aldı. Maç beklenenden erken kopunca çok fazla süre almadı Parker ama yaşanan bir pozisyonda yürekleri ağıza getirdi. Üçüncü çeyreğin sonlarına doğru bir hücumda Heat pota altındaki boşluğu görüp dalan Parker'a Dampier'dan öyle sert bir faul geldi ki yıldız oyuncu bir süre yerden kalkamadı, Spurs taraftarları da küçük bir kabus gördü. Dampier'ın takımın yediği farkı hazmedemediğinden bu hareketi yapıyor olması kuvvetle muhtemel. Ama sıçramak üzere olan bir adamı itmek de ne demek... En son Bogut'un kolunu kırdığı pozisyonu hatırlıyorum havada itilince bir oyuncu. Parker da çok kontrolsüz bir şekilde düşüyor yere, neyse ki önemli bir zarar görmüyor. Hazmedememek demişken aşağıdaki pozisyonda yine Parker'a James Jones'un yaptığı faul de hiç fena değil. Baltayı indiriyor resmen rastgele. Bu tarz topla alakasız doğrudan rakibe kasteden faulleri görünce insanın sinirleri bozuluyor. Hayır bir de faule maruz kalan adam ufacık bir şey. Bir yerleri kırılacak Allah muhafaza.


Link

20 Kasım 2010 Cumartesi

Bir Rüyanın Sonu

NBA'in magazin dünyasında yankı bulmasını sağlayan bir numaralı ilişki konumunda olan Eva Longoria-Tony Parker birlikteliği son buluyor. Ancak bu her gün binlercesi yaşanan sıradan boşanmalara benzemiyor elbette ki. Daha dava açılalı birkaç gün olmasına rağmen konu hakkında o kadar fazla senaryo yazıldı ki parçaları birleştirmekte gerçekten zorlanıyorum. Şimdi bunlardan biraz bahsetmek lazım.

Öncelikle belirtmemiz gereken nokta şu ki davayı yenge açmış. Hemen sebepler üzerine düşünüldüğünde de ilk akla gelen kuşkusuz Parker'ın birkaç hafta önce imzaladığı kontrat oluyor. Parası bir yana onu 4 yıl daha mütevazı San Antonio şehrinde Texas topraklarında tutacak olan kontrat. Longoria'nın yıllardır süren New York isyanının tam aksi bir hayatı işaret eden o kontrat. Bir başka sebep ise güncel hayatta artık sürekli olarak karşımıza çıkan aldatma terbiyesizliği. Beklenenin aksine aldatma olayı da sıradan bir aldatma değil. Söylenenlere göre Tony Parker'ın eski takım arkadaşı Brent Barry'nin eşiyle bir ilişkisi varmış. ( Ben bunun olabileceğine pek inanmıyorum çünkü o sıralar San Antonio takımında birlik beraberlik duygusunu herkes bilir yani takımda herkes kardeş gibiydi ve akabinde gelen şampiyonlukları gördük. Samimiyet vardı ama bu yönde değil. ) Bir diğer mevzu da Longoria'nın da aldattığı yönünde. Yani dışardan bakıldığında örnek alınması gereken bir ilişki görünümünde olan bu birliktelik, işin sona yaklaşmasıyla beraber tüm kirli çamaşırlarıyla ortaya çıktı.

Olaya bir de basketbol açısından bakalım. Bilindiği gibi Parker belki de kariyerinin en iyi sezonu diyebileceğimiz rakamlara sahip bu yıl. Onun bu verimli performansı doğrudan takım başarısına da yansıyor bunun sonucunda şu an ligin en tepesinde San Antonio Spurs'ü görmek mümkün. Peki herşey bu kadar güzel giderken özel hayatında yaşanacak bu ani sarsılma onu nasıl etkileyecek? Bu soruya cevap olarak dün oynanan Jazz maçında 24-4-7-4 yaparak Spurs taraftarına tam gaz devam mesajı verdi ancak bunun böyle gideceğinin garantisini kimse veremez. Ama bana kalırsa Parker bilinçli bir oyuncudur. Özellikle yıllardır sakatlıklar sebebiyle çok başı ağrıyan takımının bu yıl da kendi yüzünden beklenenin altında kalmasını istemeyecektir. Fakat bu boşanmanın sadece ayrılmayla kalmayacağı da aşikar. Zira şu sıralar çiftin sahip oldukları 50 milyon dolar değerindeki evi paylaşamadıkları konusunda haberler var. Bir de evliliğe başlarken bir anlaşma yapmışlar. Detayları şu an için kimse tarafından bilinmiyor ama az çok Parker'a vuracağına tahmin etmek mümkün diye düşünüyorum.

Özetleyecek olursak elle tutulur hiç bir olumlu yanının olmadığını söyleyebileceğimiz bir karar. Umuyorum ki bu ayrılık Parker'ın oyununa etki etmez çünkü uzun bir aradan sonra Spurs'ü böyle izlemek çok büyük bir keyif. Maddi ve manevi kayıp yaşayacağı garanti olan 2007 Finaller MVP'si de bunu sahaya yansıtmayarak pozitif oyununu sürdürecek olursa birçoklarının saygısını bir kat daha fazla kazanacaktır.

1 Kasım 2010 Pazartesi

Spurs, Parker İle Kontrat Yeniledi


Fransız Tony Parker all-star sonrasındaki trade-deadline'a kadar takımından ayrılması muhtemel oyunculardan biriydi. Geçen sezonun büyük bir kısmını sakat geçiren ve sadece 56 maçta oynayabilen, bu maçlarda da performansıyla kimse tatmin etmemişti. Ancak takas dedikodularına rağmen Spurs Parker ile 4 yıl 50 milyon $ değerinde bir kontrat imzaladı.

Öncelikle takas edilmesi gündemdeyken 4 yıl 50 milyon dolarlık bir kontrat neden önerilir buna bakalım. Muhtemelen Spurs yönetimi takımın son şansı olduğunun farkında ve oyuncuların saha dışı faktörlere kafasının takılmasını istemiyor. Parker'a iyi bir kontrat verdiler ve artık tek isteyecekleri saha içinde istenilen performansı göstermesi olacak. Parker-Ginobili-Duncan sezona uzun zaman sonra sağlıklı başladı ve onların şampiyonluğa giden yolunda her şeyden önemli olan bu. Batı'da Lakers dışında ben Spurs'u durduracak bir takım olacağını sanmıyorum, en azından sağlıklı bir Spurs kimseye 7 maçlık bir seride boyun eğmez. Ancak Lakers'ın Spurs'un 2 basamak daha önünde olduğunu düşünüyorum. Ancak bir yandan da bir Lakers taraftarı olarak Lakers'ı Batı'dan elerse ancak Spurs'un eleyebileceğini de düşünüyorum.

Aklımda kalan soru işareti ise Spurs'un neden 4 yıl 50 milyon dolar yerine 2 yıl 30 milyon dolarlık bir kontrat tercih etmemesi. Daha kısa vadeli ancak daha yüksek ücretli bir kontrat. Tabii ki Duncan gittikten sonra Parker'ın saha içindeki rolü ne olacak bilmiyorum ancak ben olsam daha kısa vadeli, Duncan'ın emekliliğinden sonra kontratı bitecek şekilde ayarlardım. Sonuçta Duncan 2011 yılında 35 yaşına girecek ve bu yıldan sonra en fazla 2 yıl daha oynayacaktır. Parker Spurs'un Duncan gittikten sonraki saha içi lideri olacaksa, yani yönetim böyle düşünüyorsa bilemem ancak Duncan'ın gidişiyle Parker'ın da kontratından kurtulmak Spurs'u olası bir yeniden yapılanmada oldukça rahatlatacaktır.

5 Ekim 2010 Salı

Spurs'ün Silahşörleri

Duncan yok ama olsun, idare edin o kadarını da...


22 Haziran 2010 Salı

Ezeli Rekabet - 2

Fransız Tony Parker ile Meksika asıllı eşi Eva Longoria'nın 2-0'lık Meksika galibiyeti sonrasındaki pozu. Bakalım bugün beklenildiği gibi Uruguay ile Meksika beraberliğe yatıp birlikte gruptan çıkacaklar mı, yoksa birinden biri kazanıp, Fransa'ya ikinci tur şansı tanıyacak mı? Ben de beraberlik diyenlerdenim, Tony Parker'ın surat ifadesi aynen sürecek sanki.

Fotoğrafa ilk baktığımda Parker'ın yanındakinin Eva olduğunu anlayamadım, o derece garip çıkmış. Makyaj eksikliğinden olsa gerek =)

17 Haziran 2010 Perşembe

Ezeli Rekabet

Fransız Parker ve kökeni Meksika'ya dayanan eşi Eva Longoria, bugünkü Fransa - Meksika Dünya Kupası grup maçı için bu pozu vermişler. Çok hoşuma gitti, paylaşayım dedim. İki takıma da galibiyet gerekiyor. Fransa, dahi(!) teknik direktör Domenech ile bakalım maçı kazanabilecek mi?

14 Mayıs 2010 Cuma

Tony Parker da Türkiye'ye Gelmiyor

Sezon ortasında "Artık yoruldum, milli takıma gidersem gelecek sezon %100 olamam" diyen, sezon biter bitmez "Gitmemeye daha yakın gibiyim" şeklinde açıklama yapan Parker, resmileştirdi kararını. O da yok 2010 Dünya Basketbol Şampiyonası'nda. Yaz aylarını resimdeki gibi dinlenerek ve popo şovla geçirecekmiş.

Son birkaç milli takımı reddeden oyuncu haberinde Eurobasket 2009'a dönüşüyoruz yavaş yavaş demiştim. Onu bile geçeceğiz bu gidişle. Tabii onu geçmemiz bir hayli zor, orada yıldız seviyesindeki oyuncuların sayısı inanılmaz düşüktü. Ama Türkiye için durumun hiç de iç açıcı olmadığını söylemeliyim. Neredeyse hiçbir takımın ana yıldızı gelmiyor. Bu 'yıldız kaymaları' devam ederse ne yapacağız? Yağmur duası gibi yıldız duasına çıkacağız...

25 Mart 2010 Perşembe

Rose'dan Kritik Karar

Son birkaç güne kadar üçlük özürlü olarak bildiğimiz Derrick Rose'un, iki maçtır 13 tane deneyip bunların 6'sını soktuğunu biliyor muydunuz? Bunun nedeni de, Vinny Del Negro'nun açıklamalarına göre uzun süredir üçlük çalışmasıymış. Rose'un kritik kararı da bu işte. Zaten orta mesafe şutlarında NBA'in güvenilir guard'larından biriydi ancak onun deliciliğine sahip bir oyuncunun üçlük de atabilmesi oldukça nadir bulunan bir özellik.

Ben, üçlük atamayan oyun kuruculara bir türlü ısınamamışımdır. Düşünsenize Tony Parker'ın en azından istikrarlı bir şekilde 3'te 1 isabet bulduğunu veya Rondo'nun veya Andre Miller'ın veya Westbrook'un... Zaten üst düzeyde oyun kurucularken, bir anda seviye atlatırlar takımlarına. Spurs'ü tuttuğum için yıllar boyunca üçlük atamayan oyun kurucunun hücumdaki eksikliğini açık bir şekilde etüd etme fırsatım oldu. Örneğin Duncan'ın ikili sıkıştırmaya maruz kalması sonucu dışarı çıkardığı top, hızla dolaşıp Parker'ı bulduğunda ya dipten isabetsiz bir üçlük bulmasına ya da topu tutup sektirmeye başlayarak hücumu yeniden kurmasına kaç kere şahit oldum bilmiyorum. Sayısız kere herhalde. Tabii ki bu saydığım oyuncular çok değerliler ve parkede yaptıkları birçok ekstra iş var ligdeki diğer oyun kurucularla kıyasladığımızda. Ama bunun üzerine çalışarak üçlük de eklenebilir diye düşünüyorum. İstediğim şey çok büyük birşey de değil, yani birebir oynayıp Kobe gibi kaldırıp üçlüğü göndermelerini kimse beklemiyor zaten. Sadece takım halinde bomboş pozisyon yaratıldığında üçlük çizgisinin gerisinden bunu cezalandırabilsinler. Blog'un ilk günlerinde şampiyon takım yazımda da bu konuya değinmiştim.

Her neyse, artık Rose'un da böyle bir silahı olabilir. Yeter ki bildiğimiz Rose'dan ödün vermesin. Sadece dışarıda bomboş topla buluştuğunda, içeri dalmayı düşünmesin, kalksın şutunu atsın. Bu bile onun bir üst seviyeye çıkması için yeterli olacaktır. Yoksa her zaman deliciliği açık ara en büyük silahı olacak kalmalı. Eminim bunun o da farkındadır.

Merakla takip edeceğim Rose'un üçlüklerini sezonun geri kalanında. Normalde oyuncuların yazları şut çalıştığına şahit olurduk, bu nedenle Rose'un sezon ortasında bir anda böyle üçlük atmaya başlaması oldukça ilginç. Bu gece de var, onun için bu yazıyı şimdi yazdım zaten. Darısı Westbrook'un başına diyelim 2010-11 sezonu için.

19 Ocak 2010 Salı

2010'a Doğru Yao ve Parker'dan Kötü Haber

Bizim için değil, genel olarak şampiyona için... Haberler yaklaşık 1 haftalık zannedersem ama karambole gelmiş unutmuşum paylaşmayı. Yao Ming ile Tony Parker büyük ihtimalle bu yaz oynamayacaklarmış milli takımlarında. Yao Temmuz ayından önce üst seviyede basketbol oynayacak durumda olmayacağını ve bu nedenle şampiyonaya da katılmayacağını söyledi. İnşallah iyileşme süreci beklenenden daha çabuk olur da bir ihtimal Türkiye'de izleyebiliriz kendisini.

Fransa'nın en önemli oyuncusu Parker ise kesin olarak "Gelmiyorum" demese de bu yönde açıklamalarda bulundu: 5 sezondur hem NBA sezonunda hem de yazın basketbol oynadığını ve artık çok yorulduğunu söyledi. Ayrıca kontrat senesinin yaklaştığını ve milli takımda oynamaya devam ederse gelecek sezon 82 maç boyunca Popovich'in istediği seviyeye çıkamayacağını belirtmiş. Son olarak da Ginobili örneğini vermiş: "Manu her sene gidiyor ve bu bizi kötü etkiliyor. Çünkü sakatlanıyor ve yıpranıyor. Onun yokluğunda aynı takım olamıyoruz. Fakat o formda ve sağlıklı ise şampiyonluğun favorilerinden biri haline geliyoruz."

Ah ah. Yavaş yavaş fireler vermeye başlıyor takımlar. 2009 Avrupa Şampiyonası'na benzeme ihtimali yok zaten ama yine de her bir yıldızın eksikliği turnuvanın çekişme düzeyini ve bizim alacağımız zevki kötü yönde etkileyecek. Umarım bu ikili gelmeyeceğini açıklayacak olan son yıldızlardır. Maalesef Parker ve milli takımda oynamak istemeyecek NBA oyuncularının bu yönde haklılık payları var. Sonuçta NBA sezonu 2 günde 1 maç yapılan çok uzun bir maraton ve sezonun ardından yazın oyuncuların dinlenmeye ihtiyaçları oluyor. Ama bana göre asıl problem NBA'de, sezonun 82 yerine 55-60 maça çekilmesi gerektiğini düşünüyorum. O da artık başka bir yazının konusu olsun...

14 Ekim 2009 Çarşamba

U2 Basketbol ve Golfü Birleştirdi

Dallas'taki yeni Dallas Cowboys stadyumundaki U2 konserine giden Parker ve Ginobili golf ve spor tarihinin en başarılı isimlerinden Tiger Woods ile karşılaşmışlar. Bu anı ölümsüzleştirmişler.





2 Ağustos 2009 Pazar

Parker Üzgün - İtalya'ya Karşı Yok

Spurs'ün 3 büyük yıldızından biri olan Tony Parker, geçtiğimiz hafta Fransa'nın Avusturya ile oynadığı hazırlık maçında bileğini burkmuştu. Ardından Fransa takımının doktorlarının yaptığı kontrollerde, bunun hafif bir burkulma olduğu anlaşılmıştı. Spurs okyanusun diğer tarafından Parker'a "Gel biz de bileğine bakacağız" dedi. Parker'ın da 1 hafta içinde iki kere 15 saatlik uçuş yapacağı için morali bozulmuş. Konuyla ilgili "Zaten Fransa'da kontrollerim yapıldı, üstüne bir de Amerika yolculuğu... Bunlar hiç hoşuma gitmiyor. Ama kulübüm ne isterse onu yapmak zorundayım" şeklinde açıklamalarda bulunmuş.

Parker'a hak veriyorum ama olaya biraz daha uzaktan bakması lazım. Geçtiğimiz seneki Olimpiyatları hatırlayan var mı? Spurs, Ginobili'ye zaten sakat olan bileğini dinlendirmesi için oynamamasını tavsiye etmişti. Arjantinli yıldız buna rağmen milli takımını yalnız bırakmamıştı. Yarı finalde sol bileğini yeniden burkan Ginobili, ameliyat olmak zorunda kalmıştı ve NBA sezonunun ilk ayını kaçırmıştı. Hatta bu yüzden ben de Spurs-Clippers maçında kendisini canlı gözle izleyemediğim için üzülmüştüm. Her neyse konuya dönelim.
Parker da geçen hafta "5 ağustostaki İtalya maçına yetişeceğim kimse merak etmesin" diye tutturmuş durumdaydı. Ama Spurs takım doktorlarının yaptığı kontrollerden sonra İtalya maçında takımının yanında olamayacağı açıklandı. Yukarıda anlattığım Ginobili olayından sonra, Spurs'ün Parker'ın üstüne titremesi kadar doğal birşey yok. Bakalım Parker İtalya'ya karşı oynamakta diretecek mi yoksa bileğini dinlendirme yolunu mu seçecek.