BIY AD

Hornets etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Hornets etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

15 Nisan 2011 Cuma

Lakers - Hornets Değerlendirmesi

Lakers 4 - Hornets 0

Sırada Batı'nın en kolay geçmesini beklediğim eşleşmesi var. Paul bir anda bölünerek çoğalıp takımın şutör guard'ı ve uzun forvetine geçmediği sürece Hornets, Lakers'ı eleyemez. Hatta maç alması bile sürpriz olur benim gözümde. Bu kadar basit. West olsa bir ihtimal 4-2 derdim ama muhtemelen 4-1'de karar kılardım. Şu durumda ise Hornets'ın nasıl sayı atacağını bilmiyorum. Bynum ilk maçta oynamasa bile Gasol - Odom ikilisi fazla gelir Landry - Okafor'a. Şutör guard'da Kobe ile Belinelli'nin eşleşmesi ise komedi sadece. Ariza iyi savunmacıdır onu verelim Kobe'ye deseniz bu sefer Artest'e Belinelli kalacak. Her çeyrekte yeyip bitirir, hatta öğütür onu Artest. Bynum ile beraber düşündüğümüzde durum daha da korkunç oluyor. Okafor iyi bir savunmacı olas da onu tutacak kadar kalın değil, Gasol ise Landry'e karşı oynarken kendisini 15 yaşındaki birine karşı oynuyormuş gibi hisseder. Ne kaldı geriye, Fisher - Paul eşleşmesi mi, varsın her maç 35 atıp 10 asist yapsın Paul, böyle abes bir istatistikle bile kaç kere 90'ı geçebilir Hornets? Kısacası, West'siz Hornets'a elenmeyi başarırsa Lakers, benim gördüğüm en büyük sürpriz olur herhalde.


2 Nisan 2011 Cumartesi

Spurs'ün Gidişatı Üzerine

Normal sezonda sona yaklaştığımız bu günlerde tepedeki bazı takımlar vidaları sıkıştırırken bazı takımlar gevşetmeye başladı. Spurs son 5 maçını kaybederken takipteki Lakers son haftalardaki inanılmaz formunu sürdürerek aradaki farkı 2.5 galibiyete kadar indirdi. Bu bakımdan 10 gün sonra iki takım arasında Staples Center'da oynanacak maçın batı zirvesi için büyük önem taşıdığını belirteyim.

Spurs'ün bu yenilgi serisinde Duncan'ın sakatlığının -1'er maç kaçıran Manu ve Parker'ı da unutmayalım- yanısıra çok zor fikstürün de payı olduğunu düşünüyorum ve içinde bulundukları durumu da bir çöküş değil de vites düşürme olarak görüyorum. Popovich konuyla alakalı yaptığı açıklamada bu durumun birçok sezonun sonunda olabileceğini ve yenilgileri normal karşıladığını belirtmiş.

Batıda playoff yapacak takımlar artık belli oldu diyebiliriz. Rockets'ın beklentileri aşmış olmasına rağmen Grizzlies'i yakalama şansının fazla olduğunu düşünmüyorum. Bu durumda Spurs'ün olası ilk tur rakipleri Hornets, Trail Blazers ve büyük ihtimalle eşleşecekleri Grizzlies. İlginç bir not: Spurs normal sezonda bu 3 takıma da üstünlük sağlayamamış. Trail Blazers'a karşı oynadığı mücadelelerin 3'ünü kaybedip 1'ini kazanırken diğer 2 takımla oynadığı karşılaşmalarda 2-2'lik eşitlik var.

Bence batıda playoff yapacak takımlar arasında güç dengesi ve performansları bakımından fazla fark yok. Şu anki form durumlarıyla Lakers'ı bir kenara bırakırsak ilk tur eşleşmelerinde underdogları, favori takımları eleyebilecek güce sahip olarak görüyorum. Tabii tecrübe olarak Spurs saydığımız takımlara çok ağır basıyor bunun yanında çok değil daha birkaç ay evvel nasıl yenilmez bir armada olabileceklerini ve potansiyellerinin ne kadar yukarda olduğunu gösterdiler. Onları avantajlı kılan bir diğer faktör de gerek bench katkısı gerekse sakatlıklar sebebiyle playofflara dinlenerek girebilecek olmaları. Diğer takımlarda bu durum söz konusu değil çünkü sürekli olarak önce potada kalma ardından da yer kapma mücadelesi vererek geçirdiler sezonu. Fakat ben işin psikolojik boyutunun da kenara itilmemesi gerektiğini düşünüyorum. Bir tarafta Spurs, artık kaybetmeye alışan ve ritmi bozulan bir takım kimliğindeyken diğer yanda olası rakiplerinin neredeyse tamamı rüzgarı arkasına alarak geliyor.

26 Mart 2011 Cumartesi

David West 6 Ay Yok

Yapılan açıklamaya göre ön çapraz bağlar yırtılmış ve bu nedenden dolayı minimum 6 aylık bir iyileşme süreci bekliyormuş. Efendim, tamamen haber niteliği taşıyan bir post'tur bu. Zira olay henüz kesinlik kazanmamışken, her türlü sonucu hakkında yorum yapmıştım. Buyrun şuraya alalım.

25 Mart 2011 Cuma

David West %99 Sezonu Kapadı


Link

Millsap'in adeta sattığı ve Hornets'ın Jazz'ı uzatmada yendiği karşılaşmanın son çeyreğinde yukarıda izleyebileceğiniz, üzücü olay yaşandı. West smacı vururken, Millsap de bloğa çıktı havada ufak bir çarpışmanın sonucu West dengesini tam sağlayamadan yere inmek durumunda kaldı. Ve sol dizi kötü bir şekilde esnedi. Normal sezonun bitimine 3 hafta kalmışken tekerlikli sandalyeyle soyunma odasına götürülen bir oyuncunun, o sezon içinde forma giymesi bir hayli zor gibi duruyor. Tabii Paul Pierce gibi numara yapmadıysa!!

West'in röntgen hariç henüz kontrolleri yapılmadığı için sorunun ne olduğu bilinmiyor, diz travması olarak geçmiş bir raporda. O nedir bilmiyorum açıkçası, bugün çekilecek MR sonrası her şey netleşir. Bağlarda bir yırtık veya kopma olmadığı sürece iyiye işaret. Playofflar'a dönme ihtimali hala az da olsa var yani anlayacağınız ama ben hiç ümitli değilim. Zaten playofflar'ı geçtim, West bu yaz sözleşmesi sona erdiği için kontrat kovalayacaktı. Şimdi 5-6 ay kaçıracağı bir sakatlık yaşamışsa kim güvenip yüklü bir kontrat verir ki ona? Yazık oldu, hem West'e hem Hornets'a. Gerçi Hornets takımı, West sağlıklı olsa da Spurs, Lakers, Mavs üçlüsünden birine toslayacağı için ilk turda çok da iddialı değillerdi. Şimdi ama iyice çıtır çerez oldular. Sekizinci sıraya düşmeleri çok yakın bir ihtimal gibi duruyor. Hatta belki playoff dışında bile bulabilirler kendilerini. O yüzden yukarıda link'ini verdiğim Millsap'in enayiliği kritikti Hornets adına. Çok önemli bir galibiyet almış oldular playoff yarışında.

Hesabına Yazdım Millsap


Link

Deron Williams'ın gitti gideli, Utah tepe taklak oldu. Takastan beri 5 galibiyet 10 mağlubiyet ile yollarına devam ediyorlardı (artık ne kadar yol denirse?). Bu sabaha karşı Paul Millsap'ın yaptığı maldonadoluk ile 5-12 oldular. Yukarıdaki videodan izleyebilirsiniz efenim. Millsap oyunu domine etti maç boyunca attığı müthiş şutlar ve arkadaşlarına yarattığı pozisyonlarla. O dağ gibi kontratı kaptığında biraz sorgulamıştım bu adamın hücumdaki verimliliğini. Ama bu sezon gösterdiği çıkış ile hücumda sorumluluk alabileceğini ve takımı belli bir yere kadar taşıyabileceğini gösterdi. Müthiş bir gelişme Jazz için. Fakat işte mental açıdan baktığımızda pek gelişme olmadığını videoda izlediniz. Rakibin molası yok, sadece 1.3 saniye kalmış, sen ilk serbest atışı soktuktan sonra, ikinciyi kaçırmıyorsun ki rakibe %5 falan bile olsa bir şans veresin. Sonra da Paul affetmiyor elbette, biraz şansla da olsa topu Okafor'a aktarıyor, o da kariyerinde o kadar uzaktan toplam 3-5 isabet bulmuş bir isim olarak affetmiyor! Kaçır işte, 1.3 saniyede ribaund alıp topu sallayana kadar zaten süre bitiyor. Hadi atacak süre kalıyor diyelim, kendi yarı sahasından Barkley'nin bile isabet bulma ihtimali, Okafor'un o şutu sokmasından çok daha düşük... Yani resmen sıfır ihtimal vermek varken rakibe, şans tanımış oldu Millsap, Hornets da cezayı kesti.

Maç uzatmaya gitti, uzatmada da Chris Paul devirdi tek başına Jazz'ı adeta. Hornets'ta David West sakatlanmış, moraller bozulmuş, zaten maçı kaybetmişler kafalarında, oradan dönmesi mümkün değil. Millsap'in yaptığı hata sayesinde bir anda gazı alan Hornets uzatmada devirdi işte Jazz'ı. Yazık etti galibiyete Millsap.

Ha bu arada, uzatmalarda taktik faul yapacak Jazz'a karşı doğru düzgün bir set çizmeyen Monty Williams'a da selam edeyim buradan. Ariza'yı da ekleyebiliriz elbette. Niye mi? Çünkü 2 kere üst üste, kariyeri boyunca %60'ın altında serbest atış isabeti bulan Aaron Gray'e verdiler topu, kenardan oyuna sokarken. Ha, Gray gitti 4'te 4 attı ayrı mesele ama yani akıl var mantık var yahu...

7 Mart 2011 Pazartesi

Chris Paul Beyin Sarsıntısı Geçirdi


Link

Aslında pozisyon hafif gibi görünüyor ama beyin sarsıntısı nedeniyle aylar kaçıranlar mevcut. Daha bu sezon Delfino, uzun süre uzak kaldı basketboldan mesela. 1-2 hafta dediler adam sezonun ortasında ancak dönebildi. Belli olmuyor yani ne kadar sürede dönebileceği oyuncuların bu tür sakatlıklardan. Ama iyi haberler var, Paul ne kollarında bacaklarında bir his kaybı yaşamış ne de bayılmış. Sadece dünyası dönmüş, bir türlü kendine gelememiş.

Daniels sakatlandığında hiç hareket etmemişti yerdeyken o yüzden korkutmuştu bizleri, sonra 'iyiyim' diye işaret yapınca rahatlamıştık. Paul da aynısını yapmış. Tabii artık detayları biliyoruz, bizim için çok bir anlamı yok o hareketin şu anda, canlı izlerken rahatlatırdı bizleri elbette... Ha, ayrıca Paul takımla beraber uçmuş Chicago'ya uçmuş. Maçta oynaması bence mucize olarak nitelendirilebilir ama Delfino gibi uzun süre kaçıracağını zannetmiyorum. Geçmiş olsun Paul.

23 Şubat 2011 Çarşamba

Hornets (Monty) Thornton'dan Kurtuldu

Hornets ile Sacramento bu sezon doğru şekilde kullanamadıkları Thornton ve Carl Landry'i kafa kafaya takas ettiler.

Geçtiğimiz sezonun sonuna doğru gösterdiği çıkışla "Bu çocuk adam olacak" dedirten Marcus Thornton, bu sene beklentilerden uzak bir sezon geçiriyordu. 6 aydır, yeni koç Monty Williams'ın gözüne girmeyi başaramayan Thornton, sezonun çok büyük bir bölümünü bench'i ısıtarak geçirdi. Hani öğrenciler der ya "Abi hoca taktı kafayı bana. Dördüncü kere alıyorum dersi ne yaparsam yapayım geçemiyorum." falan diye. Monty de Marcus'a taktı kafayı. Niye? Çünkü savunma yapmıyor. Yahu Belinelli gibi (çabalasa da) savunmasıyla dalga geçilen, NBA'de hakkı maç başına en fazla 10 dakika olması gereken adamı o kadar oynatıyorsun, Marcus Thornton savunma yapmıyor diye bench'e mahkum ediyorsun. Hatta bununla da yetinmeyip takımdan gönderiyorsun. Henüz ikinci senesi olduğu için Thornton elbette hatalar yapıyor, savunma yaptığını da iddia etmeyeceğim burda oturup. Ancak gelecek birkaç sene içinde ligdeki çoğu takımın bench'teki skor gücünü sırtlanabilecek bir isim Thornton. Hatta çok yönlü bir gelişim gösterirse direk ilk 5'te de kendine yer bulabilir. Monty ise onu 3 ay içinde harcadı. Çok anlam veremedim bu inatlaşmaya açıkçası... Yerine aldıkları Landry ise en çok sıkıntı çektikleri yerde oynuyor yani uzun forvet. İsmi uzun forvet olabilir ama Landry aslında kısa kalıyor pozisyonuna. Mücadele gücü, her topun peşinden atlaması ve orta mesafe şutlarıyla NBA'de kendine yer bulabiliyor. Yine de Hornets'ın bu bölgedeki açığını kapayacak kapasitede...

Kings'in açısından bakarsak, ellerindeki uzun rotasyonunda 4 oyuncu olması dakika dağılımında problemlere yol açıyordu. Sezon içinde Landry, Thompson, Cousins ve Dalembert, dönem dönem hepsi mutsuz oldu dakikalarının kısılması nedeniyle. Şimdi Cousins'a daha çok güveniyorlar parkede ve 3 uzun ile yola devam etmeyi seçtiler. Aldıkları Thornton ise bildiğimiz gibi bir şutör guard. 2 ve 3 numaralı pozisyonlarda Kings'de Evans, Greene, Garcia ve Casspi gibi oyuncuları varken şimdi 5. isim geldi. Tabii Evans ve Garcia'nın sakatlıkları devam ediyor o yüzden Thornton bu sezon şans bulacaktır. Önümüzdeki sene de takımda tutulmasının Kings adına doğru hamle olacağını düşünüyorum. Ama ileriye yönelik konuşacak olursak, Kings bu 5 oyuncudan 2-3'ünü verip, güvenilebilir ve yeteneği tartışılmayacak bir oyuncu almalı. Yoksa bu kadar derinlik kimin neyine? Hele Westphal gibi tombala ile rotasyon uygulayan bir koçunuz varsa...

17 Şubat 2011 Perşembe

Çakal Andre Miller


Link

Sabaha karşı uyandığımda ilk yarısını ve son çeyreğinin bir kısmını seyredebildim Hornets-Blazers maçının. Wesley Matthews'a baştan bir selam çakalım, Chris Paul'a kariyerinin en kötü maçlarından birini yaşattı. Nefes aldırmadı adeta savunmasıyla ve Blazers playoff yarışında önemli bir galibiyet aldı.

Pozisyona gelecek olursak; üçüncü çeyrekte olduğu için ben canlı izleyemedim Soner'in dikkatini çekmiş de kaydetmiş. Nate McMillan mola istediğini belirtiyor. Andre Miller rakip sahaya geçip hakeme "mola" diyecek ve mola alınmış olacak. Bütün oyuncular hafif hafif bench'e doğru bakıp konsantrasyonlarını kaybettiği sırada bir anda gazı kökleyip turnikeye gidiyor. Bu bedava sayı sonucunda takımının mola almasına da gerek kalmıyor... Hornets'ta Ariza başta olmak üzere herkes hatalı bu baskette. Hakem düdük çalmadıkça savunma oyuncularının tetikte olması gerekirken, hepsi uyuyor...

Bunu daha önce Grant Hill ve Derek Fisher da yapmıştı. Ben en azından ikisinden birini veya hatta belki de ikisini birden paylaştım diye hatırlıyorum blog'da ama bulamadım. Hatırlayan var mıdır blog'da bunlardan birini gören? Grant Hill'inki aşağıda. Derek Fisher'ın turnikesi ise yanılmıyorsam kaçıyordu ancak Bynum tamamlıyordu. Onun youtube link'ini bile bulamadım. Onu da bilen varsa bir zahmet paylaşırsa sevinirim.


Link

3 Şubat 2011 Perşembe

Verilmiş Sadakaları Varmış


Link

-> Sezona 8-0'lık başlangıç (İlk 12 maçta alınan 11 galibiyet)
-> 12 maçta alınan 9 yenilgi (Kasım 22 - Aralık 13 arası)
-> 10 maçlık kazanma serisi (Ocak ayı)
-> Ve son 4 maçta alınan 3 mağlubiyet daha.

Hornets'ın sene başından beri sergilediği uçuk form grafiğinin rakamlara dökülmüş halini görüyorsunuz yukarıda. Son serideki kazanılan tek maç da içerideki Wizards karşılaşması. O maçı geçiyorum zaten, Wizards fasülyeden... Epeydir böyle uzun serileri barındıran, böylesine keskin iniş çıkışlara rastlamıyorduk. Ya da ben hatırlamıyorum ama güzel oldu gibi, renk katıyorlar lige. Her takımı yenebilecek potansiyelleri zaten vardı bu sene her takıma yenilebileceklerini de gösterdiler. Bir haftadır da sakatlık sorunlarıyla uğraşıyorlar ki bu da yenilgi serisinin uzaması için yeterli bir sebep. Önce Okafor'un 3 hafta oynayamayacağı haberi geldi, ardından Ariza dün geceki karşılaşmayı yarıda bıraktı. Ama tüm bunlara rağmen çok rahat playoff yapacaklarını düşünüyorum, tabi ki videodakine benzer bir olay tekrar başlarına gelmezse. Ne Okafor ne Ariza'nın bir önemi olurdu eğer Chris Paul'un durumu görüntüdeki kadar ciddi olsaydı. Kara kara düşünmeye başlamışlardı bile. Neyse ki oyuna döndü Paul. Artık Monty Williams kurban mı keser, sadaka mı verir orasını bilemem...

27 Ocak 2011 Perşembe

Hornets New Orleans'da Kalacak Gibi

Hornets kulübünün New Orleans Arena'yı kiralarken imzaladığı anlaşma gereği, iki senelik periyotların sonunda ortalama 14735 biletli seyirci rakamı tutturulmalı. Yok eğer arena daha boş kalırsa, Hornets'ın 2014'e kadar süren anlaşmayı feshedip başka bir şehire kaçma hakkı bulunuyor. Değerlendirme her sezon Ocak ayının sonunda yapılıyor ve New Orleans seyircisi bu sene belediyenin özel çabaları ile bu rakama ulaşmayı başardı.

Geçen sezonun sonundan beri Hornets'ın el değiştirmesi ve başka bir şehire taşınma ihtimali çok konuşuldu. George Shinn takımı satmak istedi ancak başarılı olamadı, bunun üzerine NBA yönetimi Hornets'ı Shinn'den satın aldı. Şu sıralar takımı satacak girişimci bir iş adamı arıyorlar. Ancak Hornets'ı satın alacakların bir numaralı amacı, takımı New Orleans'dan başka bir şehire taşımaktı. Şimdi yukarıda bahsettiğim anlaşmanın devam etmesi durumunda, Hornets'ı satın alacak kişi takımı başka bir yere götüremeyecek gibi gözüküyor. Halbuki olası takım sahipleri, basketbola aç ve para harcamaya meyilli başka bir yere gidip, daha fazla kar elde etmeyi düşünüyorlardı. Seyirci rakamının yukarı çıkması, işi zorlaştıracak. Bu durum zaten satın alacak kişi bulmakta sıkıntı çekilirken, Hornets'ın bir süre daha NBA yönetiminin elinde kalmasına neden olabilir.

En çok da Hornets'ın sürprizler yaparak Batı finaline veya hatta abartıp finale çıktığını düşününce (daha doğrusu hayal edince) eğleniyorum. Stern'e şu anda bile "Şu takımı finale çıkardı", "Bu takıma şampiyonluğu hediye etti" diye suçlamalarda bulunuluyor. Düşünsenize bir de NBA'in yönetimini elinde bulundurduğu Hornets şampiyon olsa. Piuuvv, curcuna...

22 Ocak 2011 Cumartesi

Peja Olayında Sıkıntı Çıktı

Bu postta haberini vermiştik Stojakovic'in Dallas'la anlaşmaya yakın olduğunun. Taraflar anlaşmaya vardı fakat NBA yönetimi transferin gerçekleşmesine müsade etmedi. Olay kısaca şöyle: Mavericks, Peja'yı alabilmek için rotasyonunda boşluk yaratma adına Ajinca'yı bir miktar para ve draft hakkıyla birlikte Raptors'a yollayıp, karşılığında Printezis'in haklarını satın almayı taahhüt ediyor. Çünkü bir takas ile Peja'nın kontratına karşılık birşey verme ihtimali yok Dallas'ın. Bu şekilde bir çakallıkla kılıfına uydurmayı düşünmüşler. Durum böyle olunca NBA yönetimi kurallar gereği bu takasa şimdilik izin vermiyor. Şimdilik diyorum çünkü bu taahhütün kanıtlanması çok zor. Peja şu an ne kadar sağlıklı ve katılacağı takıma ne derece fayda sağlayabilir bilemiyorum ama kendisini yeniden kafaya oynayan, göz önünde bir takımda görmek eğlenceli olacaktır.

20 Aralık 2010 Pazartesi

Ah Biraz da Kafan Çalışsa


Link

Daha dün bahsetmiştik McGee'nin oyun zekasından. Bu gece pozisyon olarak pek benzemese de ahmaklıkta McGee ile boy ölçüşebilecek bir hareket de Maxiell'dan geldi. Videoyu izledikten sonra "Adam maçı kazandırmış daha ne istiyorsun" diye kızmayın bana. Evet maçı kazandırıyor bunu yaparken de ekstra mücadele, hırs ve kararlılık gösteriyor bir pozisyonluk da olsa. Ama bir de o smacı vurduktan sonra süreye dikkat edin. Maxiell o smacı vurarak rakibe 0.5 saniye kala bir üçlük imkanıyla maçı uzatma fırsatı veriyor ve bunun adı en iyi tabirle ahmaklıktır. Top çalmanın verdiği gazla ve tamamen iyi niyetle yapılmış bir hareket olsa bile... Böyle olaylara denk geldikçe Gasol gibi Vujcic gibi uzunları izlemenin değeri daha iyi anlaşılıyor.

12 Aralık 2010 Pazar

Hornets Rezaleti

Biraz önce biten maçta Hornets ciddi anlamda sezonun en berbat oyununu ortaya koydu. Dün Charlotte'un 60'larda kalmasından sonra onlar da bu gece 70'i zor gördüler ve Sixers için antreman havasında geçen maçı 18 sayı farkla 88-70 kaybettiler.

Şimdi bu olayı Clippers ya da Wolves yapsa üstüne yazı yazılmazdı. Ancak konu sene başında ligi darmadağın eden Hornets olunca şok etkisi büyük oluyor ister istemez. Gerçi hepimiz biliyorduk sene başında yakalanan o rüzgarın elbet bir gün biteceğini ve yerini klasik Hornets'e bırakacağını. Bu patlayan balon vakasını bu kadar acı yapan şey ise Hornets takımının sene başındaki ekibi bozması oldu kuşkusuz. Takımın alarm veren forveti Stojakovic'in gidişiyle beraber az çok işe yaraması beklenen birkaç parça alınmıştı. Bu parçalardan Jarett Jack sürekli olarak inanılmaz kötü şut yüzdeleriyle takımı baltalıyor, Banks kadroya giremiyor, Andersen ise çok az süre alıyor. Bunlara karşılık Stojakovic'le birlikte yollanan Bayless gittiği takımda inanılmaz oynamakla kalmayıp, triple-double'ı andıran rakamlar ortaya koyuyor. Kısacası takır takır işleyen takımı takasla bozan Hornets yönetimini pişman edecek herşeyi yapıyor. Bu da olayın üzücü tarafı. İnsan düşünmeden edemiyor eğer Bayless kalsaydı aynı katkıydı burda da verir miydi diye. Büyük ihtimalle veremezdi ama Jack+Banks'ten her türlü daha yararlı olacağı görüşündeyim.

Maça dönecek olursak, 70 sayının 25'ini atan Chris Paul kariyerinin en kötü mağlubiyetlerinden birini aldı. İlk yarı onlarca şut denemesine rağmen 23 sayı bulabilen bir takımı yönetme işkencesine katlanmakla kalmayıp bir de sahada bir şeyler için çabalayan tek Hornets'li kimliğine büründü. Paul'ü bir kenara koyalım ve diğer katkı beklenen elemanların şut yüzdelerine bakalım isterseniz;

Belinelli 9da 3
West 10da 2
Ariza 11de 2
Okafor 5de 0
Green 7de 0
Thornton 8de 3
Jack 8de 3
Mbenga 5te 1

Toplam : 63'te 14 = Skandal

Takım halinde bu kadar kötü olmak hiçbir şeyle açıklanamaz bana kalırsa. Hadi arada Belinelli'nin günü olmuyor, pota West'i sevmiyor gibi bahanelerle geçiştirebiliriz ama bu tablo tam bir rezalettir. Sezonun açık ara en büyük düşüşünü yaşayan Hornets'in rezaleti.

30 Ekim 2010 Cumartesi

Knicks - Celtics ve Nuggets - Hornets

New York Knicks 101 v Boston Celtics 105

Boston bu sene çok niyetli olduğunu göstermeye devam etti. Yenilenme aşamasındaki Knicks'i kendi sahalarında mağlup ederek iyi başlangıçlarını devam ettirdiler. Maçtan bahsetmeyi çok isterdim ama Rajon Rondo'nun 10 sayı, 10 ribaund ve 24 ASİSTLİK performansının yanına eklenen 25 sayı ve 14 ribaundluk Pierce ve 24 sayı 10 ribaundluk Garnett performansları aslında bana söylenecek pek fazla bişey bırakmadı malesef. Maçın tamamını izlemedim çünkü Miami maçına konsantre olmuş durumdaydım ama ara ara baktığım zamanlarda sürekli olarak bu üçlünün iyi performansıyla karşılaştım. Karşı tarafta Knicks hakikaten çok iyi mücadele etti. 5 oyuncu çift hanelerde skor üretti. Amare'nin 27 sayısı Knicks cephesindeki en önemli performans oldu. Yine de Celtics'i Boston'da yenmek istiyorsanız daha fazlasına ihtiyacınız var.

Denver Nuggets 95 v New Orleans Hornets 101

Bu maça da ara ara baktım ve sonlarını izledim. Denver'ın durumunu çok merak ediyordum. Carmelo bana çok isteksiz geldi. Yanımdaki herkes iyi oynuyor işte 24 sayı 10 ribaund yaptı dese de Carmelo'yu daha iyi görmüştüm. Benim gibi düşünen varsa maçı izleyenlerden lütfen söylesin. Takas olması Denver açısından da faydalı olabilir. Carmelo draft olduğundan beri 7. sene ve Konferans Finali geldikleri en yüksek nokta. Daha fazlasını da vaad etmiyorlar açıkçası. Hornets cephesinde de Chris Paul'u mesela daha iyi görmüştüm. Onu da çok mutlu görmedim. Yine de Hornets çok iyi bir takım oyunuyla galip geldiyse bugün oyun kurucusuna çok şey borçlu. 7 asist ve 0 top kaybı yan yana koyduğunuzda çok değerli bir istatistik. Iki takımın gelecekteki yerleri hakkında yorum yapmak için çok erken. En değerli isimleri takas dedikodularına malzeme olmaktan sahada tam verimle performans veremiyor. Bu isimlerin geleceği netleşmeden Denver ve Hornets hakkında sağlıklı yorumlar yapmamız çok zor olacak.

Eğer vaktim olursa gün içinde Lakers - Phoenix maçının detaylı analizi blogda yer alıcak. Yarın için de Porltand - New York maçını gözüme kestirdim. Özellikle Portland taraftarı gözüyle takip edip detayli bir analiz yazmayı planlıyorum. Lakers - Phoenix analizi yetişmezse ikisini beraber yazabilirim. Çok yakın zamanda da Clippers maç yazısı yazmayı planlıyorum. Bu şekilde bir çok takımın sezon içindeki gelişimini takip etme fırsatımız olucak. Sağlıcakla kalın.

12 Ağustos 2010 Perşembe

4'lü Takas Değerlendirmesi (Hornets - Collison)

Önce kocaman takasımızın özetini vereyim temiz bir şekilde:

Trevor Ariza (Rockets) ---> Hornets
Darren Collison, James Posey (Hornets) ---> Pacers
Troy Murphy (Pacers) ---> Nets
Courtney Lee (Nets) ---> Rockets


Direk kafadan başlayalım. Ariza'nın rol oyuncusundan, skorerliğe olan geçişi çok kişinin ağzını açık bıraksa da, bazılarını hiç etkilememişti. Nedeni de şut yüzdesiydi. Ender Arslan'ı koysanız NBA'deki bir takıma ve "1 numaralı skor opsiyonu sensin, istediğin kadar kaçır" deseniz, o bile %39'dan daha yüksek bir isabet yüzdesiyle kapar sezonu. Abarttım mı? Elbette. Ama Ariza'nın Kevin Martin geldikten sonra şut yüzdesini arttırdığını, aslında All-Star'a kadar %37 civarında takıldığını aktarayım... Kısacası Chris Paul'u Hornets'da kalmaya ikna edecek bir yetenek olmadığı açık. Buna ek olarak kendisi, giden Posey ile aynı parayı alacak Hornets'dan, hemi de kontratı 2 yıl daha uzun Posey'e göre. Ha, Hornets'ın kazandığı şey ne? Bitmiş, tükenmiş, o kontratı Heat ve Celtics ile şampiyon olurken bile ne kadar hakettiği tartışılacak bir ismi verdiler. Onun yerine gayet atletik, rolünü bilmesi halinde son derece faydalı olacak bir oyuncu aldılar. Yani hani Ariza'ya da bu kontratın biraz fazla olduğunu söylemiştim geçen yaz yanlış hatırlamıyorsam. Ama Hornets, performansıyla aldığı parayı hiç haketmeyen Posey'i gönderip yerine Ariza'yı aldığı için karda diyebiliriz. Buna rağmen Posey'nin yanında çok daha önemli birini gönderdi Hornets: Darren Collison.

Önce ayrıldığı Hornets açısından yaklaşayım. Paul ayrılırsa takımı gönül rahatlığıyla teslim edecekleri bir oyuncuydu Collison. Onun gönderilmesi Paul'un kesinlikle takımda kalmasını bekledikleri anlamına geliyor. Ama Collison karşılığında Ariza'dan çok daha iyi bir parça alabilirlerdi bana göre. Geçen sene Paul sakatken herkesin dikkatini çeken bir performans sergilemişti çünkü Collison. Çaylak oyuncu istatistik baz alındığında, Paul'un çaylak yılından daha bile iyi bir sezon çıkarıyordu. İşin ilginç yanı, Collison kenarda Paul'u seyrettiği süreçte çok şeyler öğrenmişti ve neredeyse Paul ile aynı oyun stiline sahipti. Böyle gelecek vaat eden bir oyun kurucuyu kaybetmeleri pek olumlu bir not değil Hornets için. Paul bu sezonki gidişattan memnun kalmazsa ve seneye "Ya beni takas edersiniz ya da sene sonunda bedavaya giderim" derse ne olacak? Ellerinde ne Collison, ne Paul kalacak. Bilmiyorum kaç kişi Ariza için bu riskin alınmasının iyi olacağını düşünüyordur?

Pacers yeniden yapılanma sürecini resmen başlatmış gözüküyor Collison'ın transferiyle. Yanında Posey de geldi ama gülü seven dikenine katlanırmış. Tinsley ve Ford problemler yaşayan ve beklediği katkıyı alamayan Pacers sonunda çözümü bulmuş gibi gözüküyor. Geleceğe umutla bakmalarını sağlayacak bir oyun kurucuyu kattılar kadrolarına. Son derece başarılı bir hamle. Sadece bu sezonluk uzun forvet pozisyonunda sıkıntı yaşayacaklarmış gibi gözüküyor. Ellerinde sadece Hansbrough ile McRoberts var. Aslında McRoberts geçtiğimiz sonuna doğru dakika aldığı zaman, potansiyelini biraz gözler önüne sermişti. Bu açıdan Murphy'nin gitmesi de onun kendisini göstermesi için bir fırsat olacaktır. Zaten dediğim gibi yeniden yapılanıyorlar, Murphy gitse ne olur? Sanki kalsa playoff yapacaklardı...

Murphy demişken, Nets'e de değinelim. Murphy'nin biten 11 milyon dolarlık kontratını aldılar. Bu kontrat, Nets'in geleceğe yönelik planlarında daha esnek olmalarına imkan sağlıyor. İsterlerse Murphy'i Şubat civarında bir genç oyuncu ve biten bir kontrat karşılığı yollayabilirler veya önemli bir yıldız alabilirler. Hiç olmadı Murphy'i yıllık 6-7 milyon civarına kadrolarında tutup, geri kalan salary cap ile serbest oyuncuların peşinde koşarlar. Gördüğünüz gibi çok sayıda opsiyonları var. Ama tabii bu yaz Outlaw, Farmar, Petro gibi oyunculara hakettiklerinden biraz fazla paralar veren Nets yönetiminin ne kadar başarılı olacağını merak ediyorum. Bu arada ben potansiyeli yüksek olan çaylakların direk 30 civarı dakikalar almalarından yanayım. O yüzden Murphy'i Favors'ın önüne koymaları benim pek hoşuma gitmedi. Ama bu işin bir doğrusu yok, birçok kişi de çaylakların kenardan gelip lige alışmalarının daha iyi olduğunu savunuyor. Son olarak, (oldukça beğensem de) Morrow harici gerçek bir şutör guard'larının kalmadığını ekleyelim bu takasla. Umut bağlanan Courtney Lee bu kadar kolay elden çıkarılmalı mıydı? Tartışılabilecek bir konu.

Geldik Ariza'yı gönderip Lee'yi alan Rockets'a. Hem ekonomik, hem gençleştirme çalışması, hem de kadrolarındaki şişkinliği azaltmaları açısından güzel bir takas oldu onlar için. Lee, Ariza'dan çok daha az masraf yaratacak Rockets'a. Ayrıca Budinger ile Battier varken, Ariza biraz ekstra kaçıyordu. Budinger'ın gösterdiği şaşırtıcı çıkış, Ariza'nın gözden çıkarılmasına neden oldu. Potansiyeli çok kişi tarafından yüksek bulunan Lee de, Kevin Martin'in arkasında çok iyi bir yedek görevi görecektir. Kadroda başka şutör guard yok çünkü. Morey yine güzel bir takas yaptı bence.

27 Temmuz 2010 Salı

Chris Paul ve Takas İsteği

Bilmeyenleriniz için üç gün "Chris Paul önce takasını istiyor" diye bir haber çıktı ama tek bir kaynak vardı sadece ve gerçek olup olmadığına dair şüphelerim vardı. Ancak sonraki 2 gün gösterdi ki Chris Paul Hornets'a gerçekten "Beni takas edin" demiş. Bu gece takımıyla acilen bir toplantı yapan Paul şimdi de Twitter'ından dansöz modunda açıklamalarda bulundu: "Toplantı çok iyi geçti koç Williams, başkan Weber ve genel menajer Demps ile konuştuğumuz iyi oldu. Ben kazanma isteğimi, hırsımı açıkladım, onlar da takımı o yöne doğru götürmek istediklerini belirttiler. Kariyerim boyunca Hornets formasını giydim ve umarım uzun yıllar boyunca da giymeye devam ederim."

En baştan şunu söyleyeyim, birkaç gündür tatil modunda takıldığımdan hep erteledim Paul yazısını ama kafamda belli bir şablon vardı. Paul bu sezon ortasını beklemeden niye böyle bir istekte bulunuyordu ki? Hornets'ın elinde Peja ve Songaila'nın toplam 20 milyon dolar değerindeki biten kontratları varken bu çıkış niyeydi? Üstelik çok eleştirilen takım sahibi Shinn'den de kurtuluyordu Hornets. Olaydan bir gün sonra Yahoo'nun baba duyumcusu ve yorumcusu Wojnarowski konuya daldı. Meğersem geçtiğimiz günlerde LeBron'un pazarlama şirketine dahil olan Paul'u, LeBron ve tayfası kafalamış ve gaza getirmişler. Hatta LeBron twitter'dan da "Aslan Chris, senin ve ailen için en iyisi neyse onu yap" diye yazmıştı takas isteği haberinden sonra. Ama şöyle bir sorun var, LeBron kendi istediğini yapmakta özgürdü bu yaz, adı üstünde serbest kalıyordu ama Paul'un daha 2 sene kontratı varken çıkıp böyle bir harekette bulunması son derece saçmaydı. Milyonlarca dolarlık, uzun vadeli sözleşmeleri imzalayıp paraları takır takır cebe indirirken güzel ama takım biraz kötü gitti mi hemen gemiyi terketme çabaları. Yakışmıyor, hele kontratında iki sene varken bir hayli garip kaçıyor. Elinde Hornets'ın elini zorlayacak bir koz yok, hani son sezonundur, takas etmezlerse bir hiç karşılığı takımdan ayrılacaksındır falan o zaman anlarım bir nebze ama Paul'un şu durumda ayrılmak için koyduğu tepki biraz erkendi. Hatta Wojnarowski yazısında bu hareketin Paul'un yarattığı ve herkes tarafından sevilen karakterini ve New Orleans şehri ile olan bağını zedeleyeceğinden bahsetmişti. Bu bir anlamda gerçekleşti. Bazı yabancılardan aldığım tepkiler "Ağlak, takımı kötü gittiğinde hemen su koyuverme ihtimali var, franchise oyuncusu olamaz" şeklindeydi.

Benim Paul'un son açıklamasından çıkardığım şey şu: Bütün pislikler, tozlar, halının altına süpürüldü. Temizlenmedi yani kısacası. Şu anki kadroyla playoff yapmaları hiç de kolay değil. Bu sezon da kötü gidişat sürerse ve Peja ile Songaila'nın kontratlarıyla takıma bir yıldız daha katılamazsa, Paul'un Hornets ile bağları koparmasına %100 olarak bakacağım.

Bu arada Paul için ismi geçen takımlardan elbette en çok Magic'e gitmesini isterim. Saçma bir güç olurlar Howard ile beraber. Tyson Chandler'ı sadece alley-oop ile 12 sayı ortalamaya çıkartan bir adam Howard ile ne yapar acaba? Ben size söyleyeyim, Howard rahatlıkla 26 sayı civarına çıkacaktır. Geri kalan şutörleri beslemek konusunda da 2008 playofflar'ına bakınız. Neyse zaten şu anda takas ihtimali de pek yüksek değilmiş gibi gözüküyor, çok da irdelemeye gerek yok. Hornets kötü gidince bu eski defterler illa ki açılacaktır yeniden.

23 Haziran 2010 Çarşamba

Chris Paul Takas Edilecek mi?

Son günlerde Chris Paul'un takas edileceğine ve onun da isteğinin bu olduğuna dair dedikodular çıkmaya başladı. İsmi geçen takımlardan biri de Orlando Magic idi. Paul ile Dwight Howard birleşirse, Magic geri kalan 29 takımın toplamından daha fazla alley-oop yapar sezon boyunca. Orası kesin. Neyse konuyla ilgili Paul'un görüşleri şu şekildeydi: "İlk tercihim New Orleans ama kazanmaya, başarıya odaklanmamız lazım. Eğer kendimizi geliştirip Lakers, Celtics gibi takımlarla mücadele edecek konuma gelemezsek, takas olmaya açığım" Haklı sonuçta kupaya uzanabilecek bir takım kurulmayacaksa Paul'un ne işi var Hornets'da?

Çiçeği burnunda, çaylak koç Monty Williams'ın ise dedikodular karşısında yüreği ağzına gelmiş. "Hornets'ın koçluğu ile ilgili beni en çok cezbeden şey Chris Paul'du. Pek çok takım fellik fellik oyun kurucu arıyor ve bahsettiğimiz adam dünyanın en iyisi. Chris Paul'suz buraya gelmeyi düşünmezdim"

Hornets kulübünün sahibi Shinn ise Paul'un üzerine bir takım inşa etmek ve onu kariyerinin sonuna kadar Hornets formasıyla izlemek istediklerini açıkladı. Genel menajer Jeff Bower da kendisine birçok takas teklifi geldiğini onaylamış ancak detay vermemiş. Tabii o da Paul'un yeteneklerinin farkında olduklarını ve onu hafife almadıklaırnı belirtmiş ancak yeni sezonda Hornets formasını giyeceğine dair söz verememiş.

Paul'un gitmesi sadece koç Monty Williams'ın değil, taraftarların, hatta takım arkadaşlarının bile motivasyonunun inanılmaz düşmesi anlamına gelecek. Ben pek zannetmiyorum takas edileceğini, bu resmen şehre ihanet etmek olacak çünkü. Ellerinde 27 milyon dolarlık biten kontrat var, bunları kullanarak 2011 yazını düşünen takımlardan sağlam parçalar almaları şart. Yoksa Paul da takasını isteyecektir bu gidişle.

17 Haziran 2010 Perşembe

İki İlginç Seçim (Nets ve Hornets)

Sonunda finaller sırasında kafamı toparlamayı başardım ve Nets ile Hornets'ın yeni koçları hakkında birşeyler karaladım.

Geçtiğimiz hafta Nets ile Hornets takımları yeni koçlarını seçtiler ve anlaşma sağladılar. Mavs'i ligin en iyi takımlarından biri yapan Avery Johnson Nets'in başına geçerken, Blazers'da McMillan'ın yardımcılığını yapan Monty Williams da Hornets'ın başına geçti.

Niye ilginç seçimler peki? Koçların karakterleri ile takımların yapılarını karşılaştırdığım zaman bana sanki Hornets ile Nets'in koç takasına gitmeleri gerekli gibi geliyor. Nets takımına baktığımızda Brook Lopez, Courtney Lee, Terrence Williams, Chris-Douglas Roberts ve pek umutlu olmasam da Yi gibi genç yetenekler görüyoruz. Bu oyuncuların bir mentöre, bir yol göstericiye ihtiyacı var. Kendilerini geliştirmeler gerekiyor. Halbuki AVery Johnson elindeki hazır ve kaliteli malzemeyle pozitif işlere imza atmış bir isim. Ayrıca egosu ve sert yapısıyla tanınıyor. Disipline son derece önem veren bir koç. Yani Nets'deki gençlerin kendilerini geliştirmelerini sağlamak, onların her hatasına katlanmak, onlarla beraber her gün milim milim ilerlemek pek Avery Johnson'a göre değilmiş gibi duruyor. Ancak Monty Williams işte tam aranan kandı bence Nets için.

Peki kimdir nedir Monty Williams? NBA'e adım atmadan önce kalbindeki bir sorun ortaya çıkan ve bu nedenle 2 sezon boş boş duran, ardından bir doktorun sunduğu ameliyat çözümünü deneyen ve bu sayede basketbola dönebilen bir isim. Emekli olduktan sonra Spurs'de Popovich'in yanında görev alan, teknik kadroda en alt seviyeden en üste kadar tırnaklarıyla kazıyarak gelen bir isim. Ardından Popovich'in "Git başka takımlarla da çalış tecrübe kazan" diye göndermesi ve McMillan'a tavsiye etmesi sonucu yolu Portland'a düştü. Buradan gelen raporlar işte Nets'i cezbedecek türden. Sadece Greg Oden'la oturup saatlerce serbest atış çalışmasını mı sayayım, Outlaw ile Batum'u kanatları altına almasını ve onların patlamalarındaki 1 numaralı pay sahibi olmasını mı, yoksa her oyuncuyla tek tek ilgilenmesini ve sorunları daha tatlı bir dille McMillan' aktarmasını mı? Kısacası oyuncularla arasında kuvvetli bağlar olan ve genç oyuncuların - özellikle de kendisi gibi kısa forvet pozisyonunda oynayanların - gelişmesi için büyük emek harcayan bir isim Monty Williams. Nets'in gençleri için belki de biçilmiş kaftandı. Gerçi yıllardır olduğu yerde sayan hatta geri giden bir Julian Wright var ki, tam Monty Williams'ın geliştirebileceği bir kısa forvet...

Monty'e göz attıktan sonra Hornets'a bakıyorum; tamamen Paul'e olan bağımlılık, bir boşvermişlik, bıkkınlık hakim gibi geliyor bana. Böyle bir takıma cana yakın, ilişkileri iyi olan bir koçtan çok Avery Johnson gibi bağıran çağıran, ceza veren, katı prensipleri olan bir koç lazımdı bence. 38 yaşındaki Monty Williams, New Orleanslı oyuncuların silkinip kendilerine gelmesini sağlayabilecek mi merak ediyorum. Ayrıca Hornets'ın 1 numaralı adamı Chris Pual da Avery'nin eskiden oynadığı pozisyon olan oyun kurucu mevkiinde görev yapıyor. Oyuncusunun derdini, yapmak istediklerini daha iyi anlayabilirdi belki Avery, Monty'e göre.

Yeniden Nets ve Avery Johnson'a dönecek olursak hani iki tane maksimum kontrat verebilecek kıvama geldiler. Bir sürü yıldız oyuncunun peşinden koşacaklar. Peki bu yıldızlar iki kere ilk turda elenen ve finale çıktığında da 2-0'dan kupayı kaptıran bir koçu görmek isterler mi takımın başında? Avery Johnson eğer geçmişteki hatalarından ders aldıysa, inatçılı yapısından biraz arınabilmişse olay farklı bir boyut kazanır. Ancak gidip savunmayı delik deşik eden Wade'i dibinden savundurursa, son çeyrekte faul hakkı dolmuş rakibe karşı takımının 10 tane üçlük atmasına seyirci kalırsa işte o zaman yandı gülüm keten helva...

Avery'nin normal sezonda takımını maçlara harika hazırladığına inanıyorum ancak playofflar'da durum değişiyor. Bu yüzden önce Hornets'ın takıma bir çeki düzen vermek için onun tarzında bir koçla yola devam etmesi gerektiğini düşünüyordum. Öteki tarafta 2 tane yıldız alsa bile daha birkaç sezon geçmeden NBA Finali oynama hedefi olmayan Nets'in gençlerinin de Monty'le beraber büyüyebileceğine inanıyordum. Monty de o genç takım geliştikçe onlarla birlikte basamakları tırmanabilirdi. Olmadı, iki takım da karakterlerine ters koçlarla anlaştılar bana kalırsa. Tabii ki bunlar başarısızlıkla sonuçlanacak deneyler demek yanlış olur bu safhada. Daha önümüzde koca bir yaz var. Ama merakla bekliyorum iki takımın da elindeki kadroya oranla ne gibi başarılar elde edeceklerini kısa dönemde.

11 Şubat 2010 Perşembe

Peja ile Paul'ün Arasındaki Sorun

Dün gece Paul'süz Hornets, çaylak oyun kurucusu 10 top kaybı yaparken, Celtics'i yenmeyi başardı. Ağızları açık bırakmaya yeter zaten bu sonuç ama benim parmak basmak istediğim başka bir nokta var: Peja Stojakovic.

Sezon başında Hornets maçlarında özellikle dikkat ediyordum, Paul'ün yarattığı bomboş atışlarda çembere bile zor değdiriyordu topu. Paul'ün sakat olduğu dönemde ise çok daha isabetli atmaya başlamıştı. Şimdi yine Paul yok ve Peja üçlükleri atmaya başladı. Merak ettim ve istatistikleri çıkardım.

Paul varken Peja: 38 maçta %36 ile maç başına 1.9 üçlük atıyor.
Paul yokken Peja: 13 maçta %44 ile üçlük atıyor ve maç başına 3.4 üçlük atıyor.

Üstelik şu son dönemde Magic, Thunder, Bobcats ve Celtics gibi takımlara karşı oynadılar. İki oyuncu arasında elbette bir problem yoktur sadece işin esprisi o. Yine de ilgimi çektiği için paylaşmak istedim.

1 Şubat 2010 Pazartesi

Chris Paul 1-2 Ay Yok

Chris Paul, 2 maç evvel Bulls'a karşı David West'in topu kenardan oyuna sokarken attığı saçma sapan bir pası kurtarmak için, topun peşinden kameramanların üzerine doğru atlamıştı. Bu pozisyonda hem topu Rose'a teslim etmiş hem de dizini bir kameraya çarpmıştı. O dizinden daha önceden bir sakatlığı olduğu için de bir hayli acı çekmiş ancak maça devam etmişti. Ancak ertesi maçta Grizzlies'e karşı forma giyememişti dizindeki ağrılar sebebiyle. Darren Collison onun yokluğunda 18 asist yaparak "Chris Paul yoksa ben varım." demişti. Her neyse Paul'e dönelim.

Dün gece Chris Paul'ün dizindeki yırtık kıkırdağın onarılması için ameliyat olacağı ve 1-2 ay süreyle parkelerden uzak kalacağı açıklandı. Bu ne demek? Hornets'ın zaten bir pamuk ipliğine bağlı olan playoff umutlarının %99 oranında uçup gitmesi demek. Bunun dışında, Darren Collison'ın gerçek bir NBA oyuncusuna dönüşüp dönüşemeyeceğini merak edenlerin en azından bir fikir sahibi olacakları anlamını taşıyor bu sakatlık. Son olarak da sezonun başında Paul'süz harika mücadele edip sürpriz galibiyetler alan Hornets'ın uzun dönemde ne derece düşeceğini gözlemlememiz demek. Bütün bunların yanında Paul'ün sezonu kapaması anlamına da gelebilir bu ameliyat. Çünkü en kötü senaryodaki gibi 2 ay sürerse iyileşme süreci, sadece 2-3 haftalık bir dönem kalacak sezonun bitmesine. Eh Hornets'ın da playoff'lara kalma ihtimali sıfırlanmışsa, Paul'ün dönmesi için bir nedeni olmayacak. Tabii saf spekülasyon yapıyorum şu anda.

Son bir bakış açısına göre ise Paul'ün sakatlığı All-Star açısından önemli. Paul'ün resmi olarak All-Star'ı kaçıracağı açıklanınca David Stern, onun yerine bir oyuncuyu batı karmasına dahil edecek. Bu oyuncu eğer Chauncey Billups olarak belirlenmezse, büyük ayıp edilmiş olur kendisine. Daha dün yine Carmelo'suz Spurs'ü yendiler... Halbuki Billups yokken ve Carmelo sağlıklı iken aynı başarıyı gösteremiyorlar. Bunun bir nedeni olmalı değil mi? Kaan Kural "geminin dümeni" diyor Billups'a hep, herhalde daha iyi bir benzetme yok bu adam için.

Bu bahaneyle, bir de anket açayım sizce kim alınmalı batı karmasına diye.