BIY AD

Cavs etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Cavs etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

16 Ocak 2011 Pazar

Jamison-Hickson Sorunsalı

Aylar önce Jamison'ın yerine Hickson'ın tercih edilmesinin felaket bir karar olduğunu anlatan bir yazı yazmıştım. O yazıyı yazdığım sıralar Jamison bir bench oyuncusu olmakla beraber %31'le şut atıp maç başına 6 sayı 2 ribaund gibi kendisinden hiç beklenmeyecek rakamlarla oynayan bir isimdi.

Bir süre bench oyuncusu olarak devam ettikten sonra ilk 5'teki yerini tekrar kazanan Jamison'ın performansındaki yükselişi görmeyenler için bir de ben yazayım. %43 saha içi isabet ve 16 sayı 6 ribaund ortalamaları. Hatta geçtiğimiz hafta 35 sayı 10 ribaund yaptığı bir Dallas maçı bile vardı. Kariyerinin son birkaç yılında hep kafaya oynayamayan takımları sürüklemeye çalışan isim olan Jamison, sakatlıkların takımı Wizards'tan sonra bu görevi Cavs'te de üstlenmişe benziyor. Zira takımının şu an ligin en kötüsü olduğuna şüphe yok hele ki o son 55 sayı fark yedikleri maçtan sonra herkes bu konuda hemfikir oldu diyebiliriz.

Bir de tartışmanın öteki yakasındaki Hickson'a bakalım. Korkunç bir Aralık ayı geçirdi. Sene başında yapılan tüm o MIP yakıştırmalarından çok uzak, sıradan bir rotasyon oyuncusu görünümündeydi. Sadece 4 kere 10 sayı barajını geçtiği Aralık ayında bir dönem kendini bench'te bile buldu. Ancak Varejao'nun sezonu kapamasıyla birlikte, Ocak ayında ayağına gelen fırsatı tepmedi Hickson. 23-17 , 21-14 gibi sene başındaki beklentileri karşılayacak performanslar ortaya koymaya başladı. Ryan Hollins ve Powe'un sakatlıkları da Scott'ın elini kolunu bağlayınca, Hickson ilk 5'teki pivot pozisyonunu kapmış oldu.

Evet yanlış duymadınız şu sıralar Cavs'de Jamison ve Hickson aslında aynı pozisyonun adamları olmalarına rağmen ilk 5 başlıyorlar. Sezon başında blogda yaptığımız "geleceği parlak Hickson varken Jamison oynatılır mı?" ve "Jamison gibi bir silah neden kullanılmaz?" tartışmalarına yeni bir boyut geldi. Cavs zaten enkaz modunda olduğundan, sokaktan birilerini çevirip ilk 5'e koysalar da farketmez. Bu sakatlıklar en azından Hickson'ın ileriye yönelik kendini geliştirmesine yarayacak. O açıdan iyi oldu belki de Cavs için.

Ha unutmadan söyleyeyim ; Jamison önümüzdeki sezonun sonunda bırakabilirim demiş. E malum kontratının son yılı olacak, 15 milyon dolarını alıp bu sahneden çekilmeyi planlıyor. Belki playofflardaki o sertliği hiçbir zaman yaşamadı ama normal sezon içinde tek başına o kadar çok savaştı ki göz göre göre yıprandı bu adam.

30 Aralık 2010 Perşembe

Dedikodu Kazanı

Bu aralar NBA'de takas dedikoduları inanılmaz artmış durumda. Houston Rockets, Charlotte Bobcats, New Jersey Nets, Minnesota Timberwolwes gibi bekleneni veremeyen takımlar hakkında çok sayıda takas dedikodusu çıkıyor ve bu dedikodulara her gün bir yenisi ekleniyor. Bende bu yazıda gündemde olan takas haberlerini paylaşım, o haberleri değerlendiricem.

- Öncelikle geçtiğimiz iki günde de bahsettiğim Yao olayında başlayayım. Yao konusunda yeni bir takım ortaya atılmadı ancak Rockets'ın Yao için istedikleri yavaş yavaş ortaya çıkmaya başladı. Beklenildiği gibi Rockets, Yao'nun 17 milyon dolarlık biten konratının karşılığında genç yetenekler, draft hakları ve nakit paradan oluşan bir paket talep ediyor. "Sakat Yao için değer mi bu kadarına" diyenlere tekrar hatırlatmakta fayda var; Yao'nun 17 milyon dolarlık kontratı bu sezon sonunda bitiyor ve Yao'yu alacak takım Yao emekliliğini açıklasa bile salary cap'in de çok büyük bir boşluk açacak.

- Hazır Yao'dan bahsetmişken Houston'dan devam edelim. Houston şu an ligin takas konusunda en hareketli takımlarından biri ve her an bir takas yapacaklarmış gibi duruyor. Bir yıldız alabilmek için Yao, Kevin Martin, Luis Scola, Battier 4'lüsünün bile kullanılabileceği konuşuluyor. Takımın beklentilerin çok altında olduğu bir gerçek ancak Martin ve Scola'yı kullanacak kadar büyük bir hareketlenme olduğunu kimse tahmin etmiyordu herhalde. O zaman hemen bir Denver-Houston takası yaparak Carmelo'yu Texas'a getirelim: Kevin Martin+ Kyle Lowry+ Courtney Lee. Brooks-T. Williams-Carmelo-Scola-Hayes (Brad) beşlisiyle sağlam bir takım kurmuş olur Houston. O da olmadı Kevin Martin+Aaron Brooks ikilisiyle Chris Paul'e de Houston formasını giydirebiliriz. Ancak tabii ki uydurma senaryolar bunlar, tamamen benim hayal gücümden çıktılar.

- Bir diğer hareketli takım ise Minnesota. Timberwolwes için David Lee'nin karşılığında New York'a giden ve her sezona "çok yetenekli, mip'in en büyük adayı" beklentileriyle başlayan Anthony Randolph ve Memphis'te benchten geldiği için mutsuz olduğunu açıkça belli eden ve takımdan ayrılmak isteyen OJ Mayo isimleri geçiyor. Şimdi bir baktım da OJ Mayo'yu alması için elinde hiç ama hiç yeterli parça yok Timberwolwes'un. En fazla Brewer+Telfair=Oj Mayo+capfiller tarzı bişey olabilir ancak bunu da Memphis'in kabul edeceğini sanmıyorum. Ancak Randolph'u kadrolarına katmaları daha kolay olabilir. Kimseyi vermeyip, sadece 2. tur draft hakkı ve nakit para karşılığında bile alabilirler.

- Cleveland'da dedikodu kazanına yeni girmiş takımlardan biri. LeBron'un gidişiyle bu sezonki enkazı gördükten sonra takımı tamamen dağıtmayı düşünüyorlar. Olası bir Carmelo takasında, ellerindeki takas istisnası ile üçüncü takım olarak takastaki kontratların uyuşmasını sağlayabilirler. Bunun karşılığında da ya genç oyuncu ya da ilk tur draft hakkı istiyorlar. Varejao başta olmak üzere bütün oyuncuları takasta kullanabilirler. Diğer önemli isimler JJ Hickson ve Mo Williams olarak sayılabilir.

- Uzun takviyesi yapmak isteyen Orlando'nun da ligin sağlam uzunlarından Camby'i istediği haberi çıktı ancak bu dedikoduyu Camby'nin takas söylentileriyle ilgilenmediği ve takımda kalmak istediği haberi takip etti. Ama yine Orlando ne verebilir diye düşünürsek en uygun parça JJ Reddick olarak gözüküyor, hem kontrat hem kalite açısından ancak Portland'ın 2 numara rotasyonunda Rudy Fernandez'in bile istediği süreleri alamadığını düşünürsek o bölgeyi gereksiz şişirmekten başka bir işe yaramaz bu takas. Nelson+Duhon gibi bişey olabilir ancak 2 sene Camby'i oynatmak için Orlando Nelson'ı gözden çıkartır mı bu da bir başka soru işareti.

3 Aralık 2010 Cuma

LeBron Cleveland'ı Susturdu


NBA tarihine geçecek bir maç olabilirdi... NBA ilk defa toplu bir protestoya hazırlanıyordu ve protestonun boyutları gerçekten büyüktü. T-shirt'ler, pankartlar, yuhalamalar... Hatta biraz da işin tadını çıkararak Delonte West tezahuratı bile yapıldı. -LeBron'un annesiyle birlikte olduğu dedikoduları çıkmıştı- Pankartları ve tezahuratları da bir gözden geçirelim:

-Akron Hates You Too: Akron yani doğduğun kasaba da senden nefret ediyor.
-Remember Game 5: Boston karşısında oynanan Doğu finali 5. maçından bahsediyorlar. LeBron sadece 3 saha içi isabeti bularak 15 sayıda kalmıştı.
-Bieber>LeBron: Justin Bieber'dan bahsediyor.
-We should have drafted Darko: Bu pankartların en iyisi. Darko Milicic'i draft etseydik daha iyi demişler.
Lyin' King: Aslan kralı yalancı kral olarak değiştirmişler.


Bunun dışında maç boyunca yapılacak tezahuratlar da daha önceden belirlenmişti. Ona da şuradan ulaşabilirsiniz. Her şey kusursuz gözüküyordu. Ancak LeBron sahaya rahat çıkmıştı, mutlaka gerginliği vardır ancak maça çok iyi başladı ve baskının artmasına hiç izin vermedi. Son çeyrekte hiç oyuna girmediği maçta 38 sayı 5 ribaund 8 asist ile oynadı ve maçın yıldızı oldu.


LeBron özelinden çıkıp biraz da maç değerlendirmesi yapmamız gerekirse rahatlıkla söyleyebilirim ki Cleveland oyun zekası NBA'deki en düşük takımlardan biri. Bi' tane de oyun zekası yüksek oyuncuları yok. Bu da onların hücumunu çok etkiliyor. Aslında Doğu standartlarında kötü bir takım değiller ancak Mo Williams ve Gibson takımı organize edebilecek oyuncular değiller. Mo Williams daha ilk iki pozisyonda bunu hatırlattı bizlere zaten. Biraz daha oyun zekası yüksek bir guardla Miami'yi çok daha fazla zorlayabilirdi. Miami'nin pota altı zaafını düşünürsek JJ Hickson'da maça iyi başlamışken kesinlikle kullanılmalıydı. Ancak Cleveland bir süre sonra üçlüklere yönelmeye başladı. Pota altını unutmuşlardı sanki. Miami'de de üç yıldız da -eğer kaçırmadıysam ilk defa- aynı anda iyi performans gösterdi özellikle ilk yarıda. Devre bittiğinde 3ü de çift hanelere çıkmıştı bile ve devrede maç bitmişti. Ne protesto beklenildiği gibi oldu ne de maç. NBA tarihine geçmesi beklenen maç ise maç başındaki yuhalamalar ve güzel pankartlarla kaldı.

1 Kasım 2010 Pazartesi

Böyle Karar Görülmedi

Son 10 yıla dönüp baktığımızda gerek koçlar gerekse GM'ler tarafından yapılan birçok hata görebiliriz. Joe Dumars'ın 2003 draftı 2. sırasında Darko Milicic'i seçmesi, birkaç ay önce Minnesota GM'i David Kahn'ın bir hiç uğruna takımın tek sahip olduğu şey olan Al Jefferson'ı vermesi ya da zamanında Ben Wallace'a verilen 4 yıllık 60 milyon dolar değerindeki kontrat bunlara sadece birkaç örnek. Geçtiğimiz günlerde de bu listeye katılacak yeni bir karar Cavaliers antrenörü Byron Scott'tan geldi.

Kariyerine dönüp baktığımızda fena bir geçmişi olmayan, ligde işsiz kalması zor baş antrenörlerden biri Scott. Fakat takımın tartışmasız yıldızı olan Antawn Jamison'ı bench'e çekme kararını duyunca şok oldum. Yani zaten LeBron James'i kaybetmiş bir takımı devralmışsın, elindeki malzeme belli ama sen hala oyuncularını ekonomik kullanma peşindesin. Playoff yapacağı bile garanti olmayan Cavs takımında benchten gelecek bir Jamison kabul edilemez. Zaten rakamlar da bize bunu söylüyor. Kariyeri boyunca 20-10'luk bir oyuncu olan Jamison bu yıl nedense %31'le şut atıyor, 6 sayı 2 ribaund ortalamarıyla oynuyor. Bu göz göre göre bir oyuncuyu yoketmekten başka bir şey değil.

Peki Byron Scott'ı bu kararı vermeye iten şey ne olabilir diye bir düşünelim. Aklıma ilk olarak oyuncunun Dallas'ta geçirdiği sezon aldığı Altıncı Adam ödülü geliyor. Ancak kariyerinin ilerleyen dönemlerinde özellikle Washington forması altında Butler ve Arenas'tan yoksun takımı yıllarca sırtında taşımış, 4 numarada kısıtlı boyuna rağmen harikalar yaratmış bir oyuncu Jamison. Özellikle de takımdaki hemen hemen herkes sürekli olarak sakatlanırken sağlam kalmayı başarabilen bir oyuncu. Bunu geçelim. Aklıma gelen 2. sebep Jamison'ın yaşı. Bildiğimiz gibi Jamison artık 34 yaşında ve o kariyerinin ilk dönemlerinde 50'ler atan potansiyelinden çok çok uzak durumda. Ama bu adam geçen sene de yaşlı değil miydi? Geçtiğimiz sezon New York maçında 23 ribaund alırken, sezonun genelinde 18-8 civarı bir ortalamayla oynarken 33 yaşında değil miydi? Yani kısacası bu da geçerli bir bahane olamaz. Elle tutulur hiçbir yanı olmayan bir hareket Byron Scott'tan. Umarım ne kadar yanlış bir karar verdiğinin erken farkına varır ve bu kadar değerli bir oyuncuyu bench'ten bir an önce çıkarır. Aksi takdirde kaçan bir playoff treni sonrası çok tepki alacağından hiç şüphem yok.

Tolga böyle düşünüyor ancak ben bu konuda ona katılmadığımı söylemeliyim. Antawn Jamison'ı ben mesela elimde olsa hiç oynatmam. 1 dakika bile. Playoff'lara kalma ihtimalimi biraz arttırmak dışında ne yararı var takımıma? Anında gönderirim takımdan elimde olsa. Ama Cavs'in Jamison'ı oynatmaması ciddi bir sıkıntı yaratıyor: Jamison'ın takas değeri düşüyor. Şu anda Jamison'a bakanlar "Oyyy adama bak 34 yaşına geldi patladı, hiçbir şey oynayamıyor. 5 sayı zor atıyor" diyorlar belki de. Halbuki Jamison oynuyor ve ciddi istatistikler kaydediyor olsa, takas edilebilme ihtimali artar. Ama elbette 2 senede 28 milyon dolar civarı bir kontrata sahip olan bu adamı iyi istatistik yapıyor olsa bile kim alır bilmiyorum. O yüzden dedim ya, elimde olsa hiç oynatmam "Git evde yat" derim Jamison'a. Hickson'dan aldığı her dakika, Cavs'in geleceğine ufak da olsa bir darbe sayılır. Gelecek sezon ise zaten her şekilde biten bir kontrat olacağı için rahatlıkla takas edilecektir. Ayrıca bütün bunları fantazi takımımda olmasına rağmen söylüyorum =) / Can

18 Nisan 2010 Pazar

Bulls - Cavs Serisi İlk Maç (83 - 96)

Maça Shaq'i kullanarak başlayan Cavs'e Bulls hücumda Rose ile karşılık vermeye çalıştı. Rose maçın başından itibaren, kendisinin Bulls takımından 1-2 gömlek yukarıda olduğunu hissettirdi bizlere. Bunda biraz da Mike Brown'un onu Parker ile kontrol etme seçiminin katkısı vardı. Parker aynı çabukluğukta olmadığı Rose'un ondan kolayklıkla sıyrılıp orta mesafe şutları buldu. Ama Bulls'un en büyük düşmanı top kayıpları ile verdikleri hücum ribaundlarıydı. Yanılmıyorsam 6 veya 7 top kaybı yapıp, yanında 6 civarı hücum ribaundu verdiler. Top kayıplarının baş sorumluları Rose ile hücumdaki yetenekleri kısıtlı olan uzunlardı. Taj Gibson ikinci faulünü alıp kenara gelince, dışarıda oynayan Jamison'ı tutma görevi Noah'a verildi. Savaşçı forvet Cavs'in penetre eden kısalarına yardıma giderek Jamison'ını pek çok pozisyonda boş bırakmak zorunda kaldı ve Jamison buradan yanılmıyorsam 8 sayı üretti ilk çeyrekte. Mo'nun da 7 sayısı vardı. Sonuç olarak çeyrek boyunca Chicago'dan herhalde 10 civarında daha çok hücum eden Cleveland, farkı 14'e çıkardı ikinci çeyreğe girilirken: 32-18.

İkinci yarı hakkında pek not almamışım. Dikkatimi çeken pek birşey yoktu ama Rose oyuna girene kadar skor üretmekte zorlanan Bulls, LeBron'un da oyuna ağırlığını koymasıyla 20 sayı kadar geri düştü. Yani esasında zaten maç koptu diyebiliriz bu çeyrekte. Rose'un çeyrek sonundaki bir yakın bir ota mesafeli şutuyla fark 15'e düştü ama maçı izleyenlerin %90'ı Bulls'un geri dönüş yapamayacağına emindi: 56-41.

Üçüncü çeyreğe Cavs, LeBron'u Deng'e karşı post-up yaptırarak kullanmaya başladı ve bunun meyvelerini hemen topladılar. Gelen yardım sonrası LeBron'un dışarı çıkardığı toplarda Parker ve Mo üçlükleri bulunca fark yavaş yavaş açılmaya başladı. Ancak Cavs'e bu noktadan sonra birşeyler oldu. Muhtemelen maçı kazandıklarını düşündüler fark 22 civarına çıkınca. Hızlı hücuma çıkarken yapılan 2-3 top kaybı ve LeBron'a gelen yardımlar sonucu Cavs'in bomboş birkaç şutu değerlendirememesiyle, Bulls farkı 10'a kadar indirmeyi başardı. Bulls savunması LeBron'u harika savunmaya başlamıştı Deng'e her pozisyonda yardıma gelerek ve Cavs yanılmıyorsam 7 dakika boyunca 68'de takıldı kaldı. 1 sayı bile üretemediler. Bulls'da Rose, Shaq'in dinlenmesini fırsat bilerek devamlı çembere penetre etti ve kolay sayılar buldu. Kolay derken aslında çok zor işi Rose kolay gibi gösterdi elbette, her boyalı alana girdiğinde 2-3 darbe almıştır Rose ama artık playoff'tayız... Buna noktayı elbette LeBron koydu. Transition hücuunda iki kere üst üste Deng'in yanından penetre ederek sayılar buldu: 73-60.

Son çeyrekte LeBron kenarda dinlenirken Murray-Hinrich ve Rose ile rüzgarı arkasına alan Bulls, LeBron oyuna girdikten sonra da farkı çaktırmadan eritti ve 7'ye kadar düşürdü. Burada geçtiğimiz sezon playofflar'da ezilen Mo ile West çok kritik iki şutu sayıya çevirdiler. West'in şutunda, onu dipte bomboş bulan Mo'nun da payı vardı. Kendisi ise şutunu perde sayesinde yarattı. Buradan sonra zaten maçı kazanan belli olmuştu...

Maçta Shaq hiç paslanmamış gibiydi resmen. 2 aydır maça çıkmamış olsa da oldukça iyiydi. 1-2 pozisyonda kendisine verilen alley-oop'ları tutamadı ama bunun nedeni daha çok yaşlılığıydı bence. Bulls'da Deng'in LeBron'u beklediğimden daha iyi savunduğunu ama bunda Bulls'un getirdiği yardımların da elbette payı olduğunu söylemeliyim. Yine de LeBron çembere gitmek istediğinde Deng, Kirilenko veya kim olursa olsun bunu başarıyor. Artest'i ayrı tutalım... LeBron'un maçta çembere gittiğinde yardımla karşılaştıktan sonra 1-2 kez dış şut denediğine şahit olduk ama bunlarda neredeyse hiç isabet bulamadı. Zannedersem 9'da 1 falan atmış olabilir maç boyunca orta ve uzak mesafeden. İşin defans tarafında ise, üçüncü çeyrekte klasikleşen takip bloklarıyla takımına katkı sağladığını söylemeliyim. Rose ise Shaq'ın içeride olmadığı dönemlerde deliciliğini müthiş kullandı. Üçlük özürlü takımda, üçlüğün birkaç adım içinde bekleyen arkadaşlarına da bol bol asist yaptı. Bunlardan 3 tanesi Deng'eydi yanılmıyorsam gerisi ise dengeli bir şekilde dağılmıştı. Evet farkındayım Deng ve dengeli üst üste garip oldu, yapacak birşey yok. Mo Williams'ın da çaktırmadan (en azından bana çaktırmadan) 10 asist yaptığının altını çizmeliyim. Noah ise Shaq'e karşı inanılmaz zorlandı tahmin edildiği üzere, yine de faul problemine pek girmedi...

Rose: 13/28 isabetle 28 sayı, 10 asist
LeBron: 24 sayı, 6 ribaund, 5 asist, 4 blok
Mo Williams: 8/14 isabetle 19 sayı, 10 asist

9 Nisan 2010 Cuma

Bunun Adı Ayıptır

İki gündür fair-play'den bahseden ve Bulls'a karşı bütün oyuncularını oynatacağını ısrarla söyleyen Mike Brown hakkında güzel bir yazı yazmıştım. Aynen geri alıyorum. Neden? Çünkü dün Cavs ve Mike Brown, LeBron'u dinlendirmeye karar verdiler. Nedeni de sakatlık falan değil, sadece dinlendirmek. Git, Indiana, Orlando ve Atlanta maçlarında dinlendir ama böyle tartışma yaratacak olaylara girme yani. Ayrıca madem oynatmamak gibi bir ihtimalin var neden iki gündür "Kimsenin hakkını yemeyiz, Bulls'a karşı da oynatacağım herkesi" diyorsun? Hayır bir de kenarda oturan LeBron'a bakıyorsunuz, her basketten sonra danslar, ayağa kalkmalar, zıplamalar falan. O kadar kazanmak istiyorsan, heyecanlıysan oyna bari. Veya 2 gün önce Raptors'a karşı da oynama. Son olarak; maçı kazandıracak son hücumda iki kere maçı kazandıracak şutu Varejao'nun atması ayrı bir tez konusu olur.

Raptors yerine Bulls playoff'a kalırsa umarım Cavs'i eler diyeceğim ama bunun gerçekleşme ihtimali %1 falan herhalde. Mavs-Warriors eşleşmesinde en azından ufak da olsa bir umut vardı...

Not: Blog'u takip edenler benim Raptors taraftarı olmadığımı veya Hedo nedeniyle Raptors'a sempati beslemediğimi biliyordur. Ben sadece yapılan haksızlığa gıcığım.

24 Ocak 2010 Pazar

Bozuk Saat Artest

Artest'e göre LeBron'suz Cavs takımı bir hiçmiş, playoff'a kalamazlarmış. Şöyle devam etmiş: "Hiç derken, tabii ki takımda hala 'insanlar' bulunuyor, onlar 'hiç' değiller ama LeBron'u çıkarınca hayır playoff'a kalamazlar. Lakers da beni bu yüzden aldı herhalde, onu sahada nötrlemem için. Perşembe günü bunu yapamadım, bizi 2 maçta da yendiler."

Artest'in deli saçması açıklamalarına bütün NBA severler alışık. Ama bu sefer bozuk saat misali, doğruyu göstermiş diyebiliriz. Mo Williams - West/Parker - Moon - Varejao - Shaq 5'ini ve kadronun geri kalanını düşündüğümüz zaman, ne kadar güç kaybettiğini anlayabiliyoruz Cavs'in. Gerçi yani böyle düşünmeye gerek var mı ki? LeBron çıkıyor işte takımdan. Daha ne olsun? Zaten maç içinde herşey LeBron'un üstünden dönüyor. Asist yapmadığı pozisyonlarda bile, asistten 1 veya 2 önceki pası vermiş oluyor. Tamamen sallıyorum ama Cavs'in bulduğu saha içi isabetlerinin %70'inde falan vardır herhalde LeBron. Peki playoff'a kalamamaları konusunda ne kadar haklı Artest? Aslında normalde haklı sayılır ama, doğudaki takımların ne halde oldukları ortada. Bulls-Knicks-Bucks üçlüsünden biri playoff'a kalacak gibi gözüküyor diyeyim, siz anlayın. Ekstra olarak Cavs'in yaptığı savunmayı dikkate alınca, herhalde playoff yaparlar diye düşünüyorum.

Tabii Artest'in asıl kastettiği şey LeBron'un takımın herşeyi olduğu ve onsuz şampiyonluğa kesinlikle oynayamayacakları. Aynı şeyi örneğin Lakers için uygulayıp Kobe'yi çıkartırsak, ellerinde daha Bynum-Gasol-Odom ve Artest gibi oyuncular kalacağı için Cavs kadar çok etkilenmeyeceklerdir.

15 Ocak 2010 Cuma

İnsan Bir Sektirir Önce


Link

LeBron'un her maç en az 2 kere, koşarken topu alıp 4 adım attıktan sonra sektirmeye başlamasına alışmıştık, yengeç driplingiyle yani 3 adım atarak turnikeye girmesi de artık normal birşey sayılıyor. Ama dün gece maçın çok kritik bir anında Jazz'e karşı öyle bir steps yaptı ki, Wizards playoff serisinde çalınmayan ünlü hatalı yürümesi bile bu kadar bariz değildi belki de (tamam abarttım biraz).

Maçın tamamının özetini koyuyorum nitekim sadece pozisyon ayrı olarak yok. Videoda 1.18 civarında attığı üçlüğe dikkat edin. Durduğu yerden, topu sektirmeden 2 devasal adımla üçlüğe geri çıkıyor. Hakemler izliyor, işin ilginci seyirciler dahil kimse de itiraz etmiyor...

27 Aralık 2009 Pazar

Yılın Maçı: Cavs - Lakers

Dün vaktim olmadığı için yazamadım. Geç de olsa şu maçı yazmak lazım. Gerek yılın en çok beklenen maçı olduğu için, gerek maçta çıkan olaylar için. Kısaca özet yazayım:

Lakers'da Kobe ve Artest hariç istisnasız herkes, sezondaki en kötü maçlarını oynadılar herhalde. Kobe'nin de 11/32 isabeti dikkatinizi çekmesin, maçı koptuktan sonra zorlama atışlar denedi birkaç tane, yoksa 11/27 falandı. Maç boyunca hem kendisi skor buldu hem de takım arkadaşlarını oyuna sokmaya çalıştı. Ama Gasol-Odom-Bynum 3'lüsünün hiç oynamaya niyetleri yoktu. Buna rağmen tam 8 asist yaptı Kobe. Örneğin maçın başında dip çizgiden boyalı alana girip Gasol'e yaptığı asist harikaydı.

Cavs'de ise Mo Williams adeta tek başına maçı domine etti. İçeri penetre ederek yaptığı asistler ve bulduğu müthiş isabetli şutlarla Cavs'in maçı farklı şekilde önde götürmesini sağladı. Hatta Kobe bu adamın o kadar sıcak olmasına sinirlenmiş olacak ki, bir pozisyonda rakibine bilerek çarpıp yere serdi. Kobe'nin geçmişte de bu tarz hareketlerini çok gördük. Kobe'nin kazanma hırsını bilmeyen yoktur herhalde ama başka oyunculara zarar vermenin hırs ile hiçbir ilgisi yok...


Link

İlginçtir Mo'yu LeBron'dan önce söyledim Cavs'in galibiyetindeki emeği için. Evet bence daha çok katkısı oldu LeBron'dan. Ama tabii superstar'ı da unutmamak lazım. Artest'in savunmasına rağmen arkadaşlarına hazırladığı bomboş şut imkanları ve pota altından post-up ile bulduğu sayılarla Cavs için çok önemliydi. Ayrıca Cavaliers'ın, Lakers'ın uzunlarına karşı Big Z - Shaq ikilisi gibi aşırı büyük ve geniş bir ikili kullanabilmesi, Cavs'e avantaj sağladı. Normalde pota altında sağladığı üstünlükle rakiplerini bitiren Lakers, boyalı alandan skor üretmekte çok zorlandı. İkinci çeyrekte açılan farkı kapatmayı başaramadılar çünkü Cavs her alanda rakibine üstünlük kurdu.

Buradan maçta çıkan olaylara geçelim. Kobe'ye özellikle çembere penetre ederken uzunlar tarafından yapılan birkaç faul verilmedi. Bunlardan 2 tanesi çok netti. Ama öteki tarafta, bu kadar net olmasa da Cavs'in itiraz ettiği düdükler de vardı. Bir pozisyonda Mo Williams Odom tartışmaya başladılar ve ikinci teknik faulü sonrasında Odom oyundan atıldı. Bu olay seyirciye patlamak için bahane oldu... Hakemlerin Cavs lehine çalıştıklarını düşünmelerinin yanında, Cavs'e farklı yenilecek olmalarının verdiği sinirle oyun sahasına ellerindeki köpükten yapılmış Lakers eldivenlerini atmaya başladılar. Bence rakipleri Cavs yerine - Celtics hariç - herhangi başka bir takım olsa seyirci yabancı madde atmazdı.


Link

Çok gereksiz bir hareketti. Maçta dediğim gibi Cavs aleyhine de Lakers'ınkiler kadar net olmasa da düdükler çıkmıştı. Yani bu yenilgi kesinlikle hakemler yüzünden gelmedi. Kobe ve Artest hariç, Lakers'daki bütün oyuncuların "Amaaan Noel'de maç mı oynanır?" havasında oynamalarından kaynaklandı. Nitekim koç Phil Jackson da bir çeyrek arasında (veya devrede hatırlamıyorum) yaptığı röportajda "İşte hakemleri görüyorsunuz, biz de Noel'de bu maçı oynamak zorunda bırakılıyoruz." tarzında bir açıklama yaptı. Ayıp etti. Aşağıda da Kobe'nin maçtan sonra muhabirlern sorduğu sorulara verdiği yanıtlar var:


Link

26 Aralık 2009 Cumartesi

Bir Dilek Tut

Shaq, sağlık problemi olan küçük bir çocuğun onunla tanışma dileğini yerine getirmiş ve ayakkabısını hediye etmiş.

24 Aralık 2009 Perşembe

Cavs'de Kilitlemek Alışkanlık Yaptı

Dün gece LeBron'un kaçırdığı şut sonrası Cavs-Kings maçı uzatmaya gitmişti. Ama artık ne olduysa, Sacramento uzatmada bildiğimiz 0 sayıda kalmış. Sabah Yahoo'da skorlara göz gezdirirken farkettim, onun üzerine yanlışlık olabilir diye ESPN'e de baktım hatta bununla yetinmeyip NBA.com'a bile baktım. Yok gerçekten sıfır sayı atmışlar adamlar... Bucks'ı 11 dakika boyunca sıfırda tutan, Thunder'ın da maçın son 7 dakikasında sayı atmasına izin vermeyen takım, Kings'i de 5 dakika kilitleyebilir pek tabii, bundan doğal birşey yok.

Ama yine de saçmalık derecesine varan bir istatistik olduğu aşikar. Zaten Yahoo'nun ardından diğer iki kaynağa bakma nedenim de buydu. Bu kadar zamandır takip ettiğim NBA'de ben böyle bir istatistik hatırlamıyordum. 2 veya 3'te kalan takımların olduğu maçlar var diye hatırlıyorum ama yok sıfır hiç aklımda kalmamış. Az önce rekorlardan baktım ve 2000 yılında Vancouver Grizzlies'in, Pacers'a karşı bunu yaşadığını gördüm en son. Tarihte de toplam 9 kere olmuş. Yani o kadar şaşırıp Yahoo'dan sonra ESPN ve NBA.com'a bakmakta haklıymışım.

Akşama uzatma devresini komple koymayı düşünüyorum youtube'a bir aksilik çıkmazsa. Nasıl elleri ayaklarına dolaşmış bakalım.

16 Aralık 2009 Çarşamba

To the Moon and Down


Link

Videoda göreceğiniz üzere, Nets-Cavs maçında, hızlı hücumda smaca kalkan Moon'a, Harris sert bir faul yaptı.

Kesinlikle flagrant faul ama, derecesi 1 mi 2 mi olduğu konusunda tam karar veremedim. Çünkü eğer Moon topu ilk kaldırdığı anda zıplasaydı Harris'in topa temas etme ihtimali olduğunu düşünüyorum. Ama Moon topu geri indirip sonra smaca çıkmaya karar verince faul gerçekleşmiş. Kafaya direk müdahale var buna genelde zaten flagrant çalınıyor otomatik ama 2 için "Gereksiz, sürdürülen ve aşırı bir temas" olması gerekiyor. Harris'in de bugüne kadar böyle bir hareketini görmediğimden dolayı flagrant 2'nin birazcık ağır olduğunu düşünüyordum ama eve gelip pozisyonu tekrardan daha sakin bir kafayla izleyince - özellikle arka açıdan 3 kere izledim - flagrant 2'yi mantıklı bulduğumu itiraf etmeliyim. Yine de Harris'in amacı zarar vermek gibi gelmedi bana. Şimdi flagrant 2 olduğu için NBA yönetimi otomatikman pozisyonu izleyip Harris'in ceza alıp almayacağına karar verecek. Eğer ceza çıkarsa gerçekten çok şaşıracağım.

Daha iki gün önce yazdığım post'ta, LeBron'un bazen gereksiz yere eleştirildiğinden bahsetmiştim. Şimdi ise, bu olayıyla ilgili aynı şeyleri yazamayacağım. LeBron bana göre 'sözde' ayırmak için gelip Devin Harris'e hızla çarpıyor ve potayla vücudu arasında sıkıştırıyor. Maçın ertesinde konuyla ilgili Harris, kesinlikle kötü niyetle yapmadığını ve amacının zarar vermek olmadığını açıklamış. Ayrıca LeBron'un da olayı ayırmaya çalıştığını söylemiş. Ama ayrı açılardan birçok kez verilen tekrarda ben LeBron'un başta Harris'e çarpmasının iyi niyetli olduğuna pek inanmadım. Bu arada Moon da Harris'in bu tarz hareketlerini daha önce hiç görmediğini, pozisyonun göründüğü kadar kötü olmadığını, basketbol içerisinde bir hareket olduğunu söylemiş.

Kısacası herkes olayı mümkün olduğunca yatıştırmak için güzel açıklamalarda bulunmuş. İyi de etmişler.

14 Aralık 2009 Pazartesi

LeBron'dan Nefret Etmek


Link

Taraftarın kızarmış patatesini yedi diye ne eleştiriler gelmiş LeBron'a. Yok efendim dikkatleri/ilgiyi üzerine çekmeyi fazla seviyormuş, yok olgunlaşmadığına kanıtmış, parkedeki oyununa ve takımına bakması lazımmış bu tür hareketlerden önce... Abartmanın ve nefretin sınırlarını zorluyor bazı insanlar gerçekten.

Aslında top çalma videosu olarak ilk izlediğimde "Yuh steps'e bak" dedim ve sonunu izlemeden kapadım, meğerse sonunda kızarmış patates olayı varmış. Videoyu 'kızarmış patates' başlığıyla az önce gördüm. Olayı izlediğim anda sempatik bir hareket olduğunu düşündüm ve sırıttım. Ufak, Durant formalı Thunder taraftarı da öyle düşünmüş olacak ki LeBron'a 'çak' yapmış, LeBron da çakmış... Bu blog'u okuyanlar benim LeBron'u sempatik bulmadığımı bilirler ama gerçekten şu hareket yüzünden eleştirilmesine sinirlendim. Nasıl bir mantıktır ya...

Ardından hemen aklıma geldi, "Daha geçen sene biri bunu yapmıştı" diye ve 2 arama sonra o ismin Rafer Alston olduğunu hatırladım:


Link

Ama tabii doğru, Alston yapınca sempatik, LeBron yapınca tu kaka. Gözlerdeki perdeleri indirmeli bazı basketbol seyircileri...

Konsantrasyon Bozmak

Dün geceki Cavs - Thunder maçından güzel bir kare...

Konuyu bilmeyenler önce buraya sonra şuraya baksınlar lütfen.

11 Aralık 2009 Cuma

29-0 Nasıl Oldu?

Cavs'in 11 dakika Bucks'ı sahadan sildiği serinin videosu. Yine R7bertpires'in katkılarıyla.


Link


Link

10 Aralık 2009 Perşembe

Shaq: LeBron Şu Anda Koçluk Yapabilir

LeBron'un basketbol zekası o kadar yüksekmiş. Taze taze yaptığı açıklama Shaq'ın... Bu arada blog'da daha yeni basketbol zekası konusuna değinmiştim ve yorumlarda hararetli tartışmalar dönmüştü.

Shaq dikkatleri başka yöne çekmek yerine, parkedeki oyuna konsantre olsa daha iyi eder sanki. Nitekim şu ana kadar Cleveland ile beklenilen kimyayı tutturabilmiş değil. O düşünülen dominant Cavaliers'dan eser yok. Geçen seneden beri takımın kadro olarak geliştiği çok açık (Anthony Parker, Moon ve Shaq) ama oyun olarak ileri gidebilmiş gibi gözükmüyorlar. Shaq'ın ağzının her daim iş yaptığını bütün basketbol dünyası zaten biliyordu, sorulan soru 38'ine gelen yıldızın Cavs'i bir üst seviyeye çıkarıp çıkaramayacağı idi. Şu ana kadar ki görüntü pek umut vermiyor...

LeBron ise koçluk hakkında hiç düşünmediğini, basketbolu bildiğini ve bugüne kadar hep öğrenci olduğunu söylemiş...

7 Aralık 2009 Pazartesi

Cavs'den Michael Jackson'a Güzel Jest


Link

Arkadaşım facebook'da paylaşmış oradan gördüm, yoksa kaçıracakmışım. Halbuki Ball Don't Lie'da da var, görmemişim. Konumuza dönelim. Evet Cavaliers takımı basketbol antrenmanı yapmaktan çok video çekimlerine katılıp, Amerikan futbolu oynuyor... Bu koyduğum da son harikaları.

İnce bir düşünce, tabii komik olmamasının mümkünatı yok. Darnell Jackson ile LeBron sözleri biraz daha çalışsalarmış fena olmazmış. Anthony Parker'ın karizmasına ise bittim, zaten severdim daha da bir kanım ısındı.

8 Ekim 2009 Perşembe

LeBron NFL'e El Attı

2-3 gün kadar önce NFL takımlarından Cleveland Browns'ın oyuncusu Braylon Edwards, LeBron James'in arkadaşlarından Edward Givens'ı bir gece kulübünün çıkışında tartaklamıştı. LeBron da konuyla ilgili "Anlamadığım bir kıskançlık var. Benim arkadaşım 70 kilo birşey, hangi mantıkla böyle birine vurursunuz ki? Çocukça bir davranış." şeklinde bir açıklama yapmıştı. Elbette Givens'ın hangi hareketler sonucunda dayak yediğini bilmiyoruz, belki de haketmiştir. Konu o değil.

Bu olaydan 3 gün sonra Cleveland Browns, Edwards'ı New York Jets'e takas etti. Konu ile ilgili James'e soru yöneltindiğinde "Bu konuda yorum yapmayacağım. Daha önce bana hiçbir NFL takası hakkında fikrimi sormadınız, benim branşım futbol değil." demiş. Gerçekten takdir ettim. Ben kesinlikle "Şehirden gittiği iyi oldu." şeklinde bir laf sokma beklerdim. Eğer LeBron'un, Browns yönetimi ile olan kontakları sağlamsa Edwards'ı hemen 2 gün içinde takas ettirmiştir, o yüzden daha fazla üstüne gitmek istemiyordur. Elbette, bu işin dalgası.

Bu arada Edwards ile LeBron'un kapışması durumunda, Edwards'ın muhtemelen sezonu kapayacağını düşünüyorum. Fikrimi belirtmeden edemedim. Sonuçta 20 kilo ve 15 santimlik bir avantaj söz konusu, kas gücü ve kuvvet konusunda da LeBron'un nasıl bir 'ayı' olduğunu biliyoruz. Edwards iyi ki takas olmuş, sokakta falan karşılaşsalar sonu pek iyi olmazdı =)

29 Temmuz 2009 Çarşamba

LeBron'un Uzatma İhtimali

ESPN muhabiri Marc Stein'a göre sıfırmış. "Çok iddialı olduğunu biliyorum ama uzatmayacak" demiş. Buna sonuna kadar katılıyorum. Daha önce çeşitli haberler çıkmıştı "Gelecek sene salary cap düşecek o yüzden iyi para kazanmak istiyorsa bu sene imzalaması büyük ihtimal" şeklinde. LeBron için para ne kadar önemli bilmiyorum ama medyada bu haberleri yazanların dünyadan haberleri yok herhalde. LeBron'un sadece 3-5 milyon dolar fazla kazanabilmek için kendisini şimdiden, geleceği belirsiz bir takıma 5 yıllığına bağlayıp, Ferry'nin eline bakması çok saçma geliyor bana. Hele ki bahsettiğimiz isim her yıl reklam ve sponsorluk anlaşmalarından 10'larca milyon dolar kazanıyor ise...
Anlaşma imzalamaması durumunda ise "Bakın daha iyi kadro kurmazsanız giderim" şeklinde rest çekme şansını koruyacak. Giderse, Cavs taraftarları hariç kimsenin onu yargılayacağını sanmıyorum. Nitekim genel menajer Ferry ve Cavs, bugüne kadar onun etrafına gerçek anlamda iyi bir kadro kuramadılar. Bakalım bütün güçlü takımların kendilerini daha da geliştirdiği bir sezonda Cavs, Shaq ile şampiyon olabilecek mi? Olamazlarsa LeBron'u kaybetme ihtimalleri çok yüksek gibi gözüküyor. İşte o zaman Cavs, resimdeki çocuğun yüzünü güldürecek birini nereden bulacak? Şimdiden düşünmeye başlasalar iyi olur...

Not: Resimdeki çocuğun tepkisi, Hedo'nun 1 saniye kala takımını öne geçirmesine. Ardından LeBron bu 1 saniye içinde üçlük bularak takımına galibiyeti getirmişti.

15 Temmuz 2009 Çarşamba

NBA'den kısa kısa

- Clippers, Iverson'ı istiyormuş. Geçen sene çok ümitliydim Clippers'dan ancak Zach Randolph'u sezon ortasında alarak büyük hata yapmışlardı. Şimdi hem ondan kurtuldular, hem Griffin var, üstüne bir Iverson'ı alırlarsa kağıt üstünde gerçekten çok iyi bir kadroya sahip olacaklar. Üstelik Iverson'ın ilk 5 çıkmasına da razılarmış. Bazılarına göre Eric Gordon'un önünü kapayacağı için kötü bir transfer olarak nitelendirilebilir ancak AI ile çok büyük ihtimalle 1 seneliğine anlaşılacağını unutmamak lazım. Gordon yine 25-30 dakka arasında bir süre görev alacaktır. Şu anda Grizzlies MLE önerirken, Clippers onlardan biraz daha az, Heat ise sadece 2 milyon dolar öneriyor. Grizzlies genel menajerine göre Heat ve Clippers arasında seçim yapacakmış AI.

- Anthony Parker Cavs ile 2 yıllığına 6 milyon dolar karşılığında sözleşme imzaladı. Daha önce değindiğim gibi, son derece yararlı bir transfer.

- Josh Childress, beklentileri karşılayamadığı bir avrupa sezonunun ardından, NBA'e dönmek yerine Olympiakos'da kalmayı seçmiş. "Daha burada işim bitmedi" demiş. Muhtemelen NBA takımlarından kendisine gelen teklifler yeterince memnun etmedi. Maddi tarafı bir kenara bırakıp sadece basketbol açısından bakarsak: NBA değil, kendisi kaybediyor.
Ayrıca Olympiakos, Knicks'in sınırlı serbest oyuncusu Nate Robinson ile ilgileniyormuş. NBA takımları kendisiyle pek ilgilenmediği için belki de Avrupa'yı seçebilir.