BIY AD

12 Şubat 2011 Cumartesi

12 Şubat Programı

13 Şubat Pazar 02:00 / Charlotte Bobcats - Atlanta Hawks
13 Şubat Pazar 02:00 (NBA TV) / New York Knicks - New Jersey Nets
13 Şubat Pazar 03:00 / San Antonio Spurs - Washington Wizards
13 Şubat Pazar 03:00 / Philadelphia 76'ers - Minnesota Timberwolves
13 Şubat Pazar 03:00 (NTV SPOR) / Chicago Bulls - New Orleans Hornets
13 Şubat Pazar 03:30 / Dallas Mavericks - Houston Rockets
13 Şubat Pazar 03:30 / Indiana Pacers - Milwaukee Bucks
13 Şubat Pazar 05:00 / Oklahoma City Thunder - Sacramento Kings

Philadelphia karşısındaki hezimetten sonra ilk defa seyircisi karşısına çıkacak Atlanta. O malubiyetin telafisi için maça asılacaklarını ve bir galibiyet alacaklarını düşünüyorum. Doğu turnesindeki Spurs iki maçtır pek iyi sinyaller vermedi. Belki dikkate almak için çok kısa bir süreç ama insanın aklına takımın yaşlı olduğu gerçeği ve sezon sonunu çıkaramayacakları ihtimali geliyor. Texas derbilerinin bu ayağında Mavericks'in rakibine 2-0'lık üstünlüğü bulunuyor sezon içerisinde. Formda olan taraf da kendileri ama deplasmanda olacakları için maçın çekişmeli geçeceğini tahmin ediyorum. Ligin iki genç takımının maçında Thunder, Kings'e konuk olurken, Vogel'in Pacers'ı Ersan'lı Bucks karşısında çıkışını sürdürmeye çalışacak.

Kobe İtalya'ya Gider mi?

Bildiğiniz gibi NBA gelecek sezon için büyük bir lokavt tehditi altında. Gelecek sezon çok büyük bir ihtimalle sezon geç başlayacak. Daha önce 98/99 sezonunda oyuncular birliği ile NBA yönetimi arasında böyle bir anlaşmazlık olmuştu ve o sezon ancak 5 Şubat 1999'da başlayabilmişti. Şimdi NBA yine aynı tehlikeyle karşı karşıya kalmış durumda. Peki bunun Kobe'nin İtalya'ya gidip gitmemesiyle alakası ne? Hemen açıklıyorum: Dün ismini vermek istemeyen Lakers oyuncusu, Kobe'nin bu lokavt süresince çocukluğunun geçtiği İtalya'da forma giyebileceğinden bahsetmiş.

Kobe babasının basketbol kariyerinden dolayı çocukluğunu İtalya'da geçirdi ve kendisinden bu zamana kadar "Kariyerimin sonunda İtalya'da oynayabilirim" tarzı açıklamalar duyduk. Hatta kendisinin İtalyancaya oldukça hakim olduğu da biliniyor. Ancak Kobe'nin en az daha 2-3 sene üst düzey NBA'de oynayabileceğini düşünürsek İtalya'da oynama süresinin şimdilik lokavt süresiyle kısıtlı kalabileceğini söylemek zor değil. Ancak burada lokavt süresinin sezondan ne kadar çalacağı da önemli, oyuncular birliğiyle NBA yönetiminin Ekim-Kasım civarı anlaşması durumunda Kobe'nin İtalya'ya gitmeyeceğini de söyleyebiliriz. Bu arada Knicks'in İtalyan forveti Gallinari'de esprili bir dille Kobe'nin İtalya'ya gitmesi durumunda kendisininde Kobe ile birlikte gideceğini söylemiş.

NOT: Yukarıdaki fotoğraf Kobe'nin İtalya'da geçen çocukluk günlerinden, sol tarafta elinde top olan ufaklık kendisi.

Edit: Doğuş'un yazısının sonuna bu espriyi ben koymuştum, ciddiye alanlar olmuş. Pek diyecek birşey bulamadım açıkçası =) / Can

Yine LeBron Yine Olay


Link

LeBron geçtiğimiz yaz Miami yolunu tutunca NBA izleyicileri de keskin bir şekilde saflarını belli etmişti, LeBron'u sevenler ve ondan nefret edenler diye. Şimdiye kadar bu konuda tarafsız olan pek az kişiye rast gelmişimdir. Zaten tercihinin yanı sıra tercihini açıklama şekli de bu duruma pek müsade etmeyecek cinstendi. Maçlarda kendisine gösterilen türlü protestolara şahit olmuştuk, bunların sonuncusu da dün meydana gelmiş...

Sabaha karşı oynanan Heat-Pistons maçında parke yakınlarında oturan bir taraftar LeBron'un annesi hakkında pek iyi olmadığını tahmin ettiğimiz sözler sarfediyor. Kaynaklar adamın hakaret ettiğini söylüyor, ne söylediği sizin hayal gücünüze kalmış. Daha sonra, artık benchin hemen yanında oturan çocukları mı ispiyonluyor bilemiyorum ama adamın bu yaptığı LeBron'un kulağına gidiyor. Bunun üzerine LeBron benchin önüne kadar gelip taraftara biraz da tehditvari bir şekilde ne dediğini soruyor. Muhtemelen taraftar geri vites yapmış olacak ki sonra dönüp oyununa devam ediyor LeBron.

Eğer söylendiği gibi olayın içinde küfür varsa bunun elbette savunulacak bir yanı yok. Ancak işin bir de şu yönü var. Belki olası bir tartışma durumunda NBA'de verilen cezaların caydırıcılığına güvendi adam bu davranışı sergilerken, belki de LeBron'un haberinin olmayacağını düşündü. Ama ne olursa olsun cesaretine hayran kaldım. En son Ümit Özat olayından biliyoruz, her gün antrenman yapan bir biriyle sıradan bir vatandaşın kavgasında neler olabileceğini. Kaldı ki bahsettiğimiz kişi LeBron. Hani, kişiliği buna müsait değil belki ama ters anına geldiğini düşündüm de tüylerim ürperdi.

Gecenin Hareketleri - 11 Şubat


Link

Sixers hücumunda özellikle Holiday'in pası güzel. Wade-LeBron ikilisinin sezon başından beri yaptıkları en iyi alley-oop belki de 6. sıradaki. C.J. Miles'ın turnikesi estetik görünüyor ama ofansif faul kokuyor. Brown az daha topu panyanın arkasından alıp vuracakmış. Ama Hickson'ın blokları duruken Brown'ı birinci sıraya koymak da biraz haksızlık olmuş. İlkinde Griffin'in smacını kesti ki bunu ligde henüz yapabilen birini görmemiştik. İkincisindeyse çok yukarıdan Davis'i bloklayıp serinin devamını engelledi.

Küçük Detaylar - 15 (Jamison 18 Bin Barajını Geçti)

Neden geldim Cleveland'a.
Tutuldum kaldım avare.
Şimdi bin kere pişmanım.
Vakit geçti ah ne çare.

Geçtiğimiz seneden bu yana en büyük hayal kırıklığını Cavaliers taraftarlarıyla birlikte Antawn Jamison yaşamıştır muhtmelen. Şampiyonluk için geldiği takımdan LeBron'un ayrılması sonucu önce yüzük ümitleri yıkıldı. Ardından üst üste kaybetme rekorunu kırdılar takım halinde. Bu kadar bahtsızlığın üzerine halen sağ salim basketbol oynayabildiğine sevinmeli diye düşünmeden edemiyor insan.

Sakatlıkların etkisiyle uzun süredir takımın liderliğini üstleniyordu ve tek başına rekora karşı direnç gösteriyordu Jamison. Şahsi fikrim yakalanan mağlubiyet serisinde de organizasyon bünyesindeki en masum kişilerdendi. Her maç elinden geleni yapıyordu ve çabaları nihayet dün gece sonuç verdi. Kendisi için dün aldıkları galibiyet kadar anlamı olur mu bilmiyorum ama Antawn Jamison Clippers karşısında attığı 35 sayıyla 18.000 sayı barajını geçen lig tarihindeki 58. oyuncu oldu. "Önünde 57 kişi daha varmış, ne yapayım ben bu dereceyi?" diye küçümsemeyin. Kidd, McHale, Webber, Cousy, Magic Johnson gibi efsaneler bu listede yer almıyor.

NBA'de Bugün - 11.02.2011

Lakers 113 - Knicks 96
Uzun süreli bir deplasman turnesinde bulunan Lakers zorlu deplasmanlardan bir bir galibiyetle dönmeyi başarıyor. Celtics gibi zorlu bir mücadelenin ardından back-to-back maçında Knicks'e konuk olan Lakers buradada rakibi susturmayı başaran taraf oldu. Bu sezon özellikle b2b maçlarında gösterdiği başarılı performansla dikkat çeken Lakers'ın maç içinde gösterilen istatistiğe göre sadece 1 yenilgisi var. Kobe Bryant'ın 29 dakikada 33 sayı-10 ribaundluk performansı takımını galibiyete taşırken benchten de 44 sayılık katkı almayı bildi Lakers. Maçın genelini geride seyreden taraf olan Knicks'te parlaması beklenen isim Amare takımında yine dikkat çeken isim olmasına rağmen beklenenin altında kaldı. 24 sayı-10 ribaund üreten Amare'nin yaptığı 6 top kaybı performansına gölge düşürecek cinsten.

Suns 95 - Jazz 83
23 yıl aradan sonra ilk kez Sloan olmadan bir maça çıkan Utah Jazz tel tel döküldüğü maçta Suns'a mağlup olmaktan kurtulamadı. Maçı izlemedim ancak oyuncuların aldığı dakikalara bakınca yeni koçun oyuncu değişikliği yapma konusunda sıkıntı yaşadığı ortada. Neredese tüm maçı aynı beşle götürmüş ve gereğinden fazla dakika almış beş oyuncu. Play-off yarışında önemli bir galibiyete imza atan Phoenix'te 18 sayı-10 asist ile oynayan Nash takımını galibiyete taşıyan isim oldu. Karşı tarafta ise Deron Williams son dönemde gündemin en çok konuştuğu guard olarak dikkat çekiyor ki belki de kariyeri boyunca Sloan'un kariyerini sonlandıran adam olarak lanse edilecek. Deron dün gece 19 sayı-14 asist-8 ribaund ile oynarken pota altında bu maç oldukça önemli olan Jefferson'un 2/14 şut isabetiyle oynaması mağlubiyeti getiren faktörlerdendi.

Spurs 71 - Sixers 77
Dokuz maçlık uzun süren bir deplasman sürecinde bulunan San Antonio Spurs'un dört maçlık galibiyet serisi Sixers karşısında sürpriz bir şekilde sonlandı. Play-off için oldukça iddialı olan Sixers evinde lig liderini de devirerek önemli bir sükse yapmış oldu. San Antonio'ya karşı galibiyet elde eden Sixers bunu bulduğu bol skorla değil savunma odaklı performansıyla elde etti. Spurs'ü 71'de tutarak maç kazanmak oldukça önemli olan bir istatistik. Holiday 27 sayıyla önemli bir performansa imza atarken, Spurs cephesinde ise 16 sayı-13 ribaund ile bu kısır maçta Duncan dikkat çeken isim oldu. Ginobili-Parker-Jefferson üçlüsünün toplamda 6/28 isabetle oynamaları Spurs için yenilgiyi getiren etmenlerden biri oldu.

Heat 106 - Pistons 92
Miami Heat zorlu Pistons deplasmanından rahat bir galibiyetle dönmeyi başardı. Maç boyunca rakibine skor üstünlüğünü vermeyen bir ara farkı da 25'lere çıkartan Heat takım olarak iyi performans sergiledi ve galibiyete ulaştı. Miami'de ilk beşin tamamının çift haneli skor üretmesi dikkat çeken noktalardan biri oldu. Hızlı hücumlardan da bolca faydalandı Miami'ki 30'a yakın skoru rakibinin hazırlıksız olarak savunmaya döndüğü dönemlerde buldu. Wade 24 sayı-8 ribaund-7 asist ile takımının en etkili ismi olurken, James ve Bosh'da double-double yaparak galibiyete katkı sağladılar. Maç boyu fazla üç sayılık denemesinde bulunan Pistons'un yayın gerisindeki kötü yüzdesi mağlubiyeti getiren faktörlerden biri olarak dikkat çekti. Heat böylece Celtics'in bir galibiyet önüne geçerek Doğu'nun yeni lideri olmayı başardı. Pazar günü TD Garden'a gidecek olan Miami bu avantajını korumaya çalışan taraf olacak.

Hornets 99 - Magic 93
En son Nets karşısında aldığı yenilginin ardından kötü gidişinden dem vurduğumuz Hornets sürpriz sayılabilecek bir galibiyet çıkardı Orlando deplasmanından. Çok çekişmeli, heyecanlı ve hırslı bir mücadele vardı dün parke üzerinde ve bu maçın heyecanını da arttırdı. Galibiyeti getiren performans sürpriz bir şekilde Green'den geldi. Sezonun en yüksek rakamına ulaşan Green 24 sayıyla takımını galibiyete taşırken, West ise 17 sayı-17 ribaund ile dikkat çekti. Orlando'da Howard 20 sayı-17 ribaund üretmiş olsa da maçın son 20 dakikasında yalnızca 2 sayısının olması, maçın kritik anlarında skora etki gösterememesi onun performansında bir soru işareti bırakıyor. Hidayet ise 16 sayı-6 ribaund-5 asist ile maçı tamamladı. Bu sezon kendi sahasındaki maçı da kazanmayı başaran Hornets normal sezonda Magic'e maç vermemiş oldu böylece.

Blazers 102 - Raptors 96
Lige çoktan havlu atan Raptors evinde play-off savaşı veren Blazers'a karşı başarılı bir performans sergilese de nefesi son anlara yetmedi. Portland'ın bıçak sırtında bulunan play-off yarışı halen devam etmekte. Portland adına dikkat çeken noktalardan biri de All-Star'a seçilmeyen Aldridge'in son dönemdeki muhteşem performansları. Takımını tek başına play-off potasında tutmayı başaran ve elini taşın altına sokmaktan hiç çekinmeyen Aldridge dün gece Raptors karşısında 37 sayı-10 ribaund ile oynayarak takımını galibiyete taşıyan isimdi. Fernandez ise benchten gelerek 23 sayılık katkı sağladı galibiyete. Raptors'un Aldridge'i olan İtalyan Bargnani'de 29 sayılık bir performansa imza attı.

Bucks 86 - Grizzlies 89
Dün akşamın en önemli maçlarından biri de buydu pek dikkat çekmese bile. İki tarafında konferanslarında play-off kovaladığı ve birbirleriyle karşılaştığı maçta bol bol git gel izledik ancak maç sonunu daha iyi oynayan Memphis, Portland'ın ensesinde kalmaya devam etmeyi bildi. Yenilgiyle beraber Bucks'un play-off ümitleri de hafiften yok olmaya başladı ki aradaki fark Pacers ise 3.5 maça çıktı. Zach Rnadolph'un da oynamadığı maçı kazanmak Memphis adına oldukça önemli olmuştur şüphesiz. Conley 23 sayı-8 asist-5 ribaund ile takımını galibiyete götüren performansı sergilerken Gay ise 14 sayı-10 ribaund ile double-double yaptı. Jason Williams'ın ise Grizzlies'e geri döndüş yaptığı maç olarak kayıtlara geçti dün geceki maç. Milwaukee cephesine bakacak olursak Maggette 22 sayı ile takımının en skoreri olurken, Ersan 2 sayı-6 ribaund ile aldığı dakika oranı ile kötü bir maç geçirdi.

Clippers 119 - Cavaliers 126
Eheh Clippers... Hani fikstüre bakınca tahmin etmeliydik Clippers'a karşı maç kazanabileceklerini. Neden mi? Çünkü rakip LA Clippers. Galibiyet için Mo Williams'ın sahalara dönüşü mü bekleniyordu bilemiyorum ama seyircisiyle oyuncusuyla inanmış bütünleşmiş bir takım vardı. 26 maç aradan sonra galip gelmeyi başardı uzatma sonunda Cleveland. Yenilgi serisi boyunca skorer oyunuyla dikkat çeken Jamison dün gece 35 sayı buldu ve bu takımına galibiyeti getiren performanslardan biri olarak kayıtlara geçti. Griffin karşısında Hickson'da 27 sayı-14 ribaund-4 blok ile müthiş bir performans sergiledi. Clippers'ın All-Star ismi Griffin 32 sayı-13 ribaund üretirken formda isimler Davis ve Foye'da skorer oyunlarıyla dikkat çekmelerine rağmen galibiyeti getiremediler.

Wolves 105 - Pacers 116
Yeni koçuyla çıktığı 6 maçta 5 galibiyet alan Pacers hanesine bir galibiyet daha ekledi. Doğu'da son dönemin en formda takımlarından olan Pacers yakaladığı ani çıkış ile play-off'lara kapak atmak için pusuda olan diğer takımlara göre büyük avantaj yakaladı. Son çeyrek rakibine 15 sayı izni veren ve bu savunma performansı ile galibiyete ulaşan taraf olan Pacers'ta sürpriz bir isim sahne aldı. 19 sayı üreten Jones'un 17 sayısını son çeyrekte kırılma anlarında bulduğunu da eklememiz gerek. Onun yanında Granger'da 19 sayısıyla mücadele etti. Ligin ribaund kralı Love 22 sayı-15 ribaund ile yine başarılı bir performansa imza attı ama bu galibiyeti getirmedi.

Nets 94 - Bobcats 89
Charlotte kendi evinde ağır bir yenilgi aldı Nets karşısında. Indiana'nın çıkışı ve bu geceyi galibiyetle kapatması aradaki maç farkını 2'ye çıkarttı. Nets karşısında yokları oynadı adeta Bobcats ki maç boyu skorda hiç öne geçemediler. Nets'in 5 top kaybına karşılık 13 top kaybı yaparak bu alanda da Nets'in üstünlüğü dikkat çekti. Her şeyi geçiyoruz Lopez'in 31 sayı atması gayet normal ama şu dönemde aldığı 11 ribaund fazlasıyla dikkat çekici oldu. Bobcats cephesinde ise Jackson 21, Wallace ise 20 sayı ile oynadı ancak galibiyete yetmedi. Bu arada Livingston'da etkili performanslarıyla dikkat çekiyor son dönemde.

26'da Durduk

Biliyorsunuz Cavaliers ile beraber sayıyorduk ancak dün Cavs taraftarlarının haftalardır süren gergin ve umutlu bekleyişi nihayet sona erdi. Deplasmanda, evine göre çok daha dağınık olan Clippers'ı konuk ettiler ve uzatmada da olsa 126-119 yenmeyi başardılar. Zaten bu yüzden dün programı yazarken Clippers'ın yenilme ihtimalinin hiç de az olmadığına değinmiştim...

26 maçlık çile sona erdi. Son kazandıkları Knicks maçı da uzatmaya gitmişti. Hatta iki maç arasındaki tek benzerlik bu da değil. Hem bugün hem geçen sefer, maçı uzatmaya taşıyan basketi atan isim Mo Williams'dı. 10 kusür maçlık sakatlığının ardından dönen Mo, takıma müthiş bir enerji ve yaratıcılık getirdi. İyi oyucudur, kötü oyucudur, şımarıktır, tartışılır ama ortada tartışılmayacak bir şey var, o da bu adamın özellikle LeBron'suz Cavs için inanılmaz önemli olduğu. Ayrıca maçla ilgili Baron Davis'in maçı kazandıracak turnikesini bloklayan Hickson'a da bir değinmek lazım. Müthiş bir takipçilik ve hırsla gelip, bloğu çok yukarıda yaptı ve uzatmaları hediye etti Cavs'e. Onun da payı büyük bu galibiyette.

Ben sezon başlamadan önce Dan Gilbert'ın yazdığı abuk mektuptan sonra Cavs'e ciddi anlamda gıcık olmaya başlamıştım ama oyunculara da üzülmüyor değildim. İyi oldu bu galibiyet, zaten tarihe geçtiler daha fazla başaracakları(!) birşey kalmamıştı...

Son olarak Cavaliers'ın son galibiyetini aldığından bu yana nelerin değiştiğini yazalım:
- Sene 2011 oldu.
- Galatasaray stadını değiştirdi.
- Sloan Jazz'dan ayrıldı.
- Mübarek istifa etti.

Yeme Bizi Miller

Öncelikle okumayanlar için Can'ın hazırladığı güzel yazıyıyı tavsiye edip konuya öyle geçelim.

"Çok mutluyum, çünkü o gerçekten iyi biri. Son derece saygılı ve iyi bir aile babası. Onun adına heyecanlıyım. Bu basketbol için müthiş bir olay." Bu sözler dün gece Lakers karşısında ligin en fazla üç sayı isabeti bulan oyuncusu olan Ray Allen'a, bu ünvanın eski sahibi Reggie Miller'dan. Miller'ın söyledikleri gerçekten takdir edilesi. Gösterdiği olgunluk son derece hoş. Belli ki kendini çok iyi hazırlamış rekorun kırılması ihtimaline. Sonuçta birden bire gelip kırmadı Allen rekoru. Gün gün bir adım daha yaklaşıyordu ve nihayet dün gece başardı.

Bu açıdan hiçbir sorun yok, Miller'ın açıklamaları tam da olması gerektiği gibi. Ama olayın bir de diğer boyutu var. Şöyle bir empati kurunca insan anlıyor Miller adına durumun ne kadar zor olduğunu ve kendisinin aslında ne kadar büyük bir olgunluk gösterdiğini. Düşünün; Kariyeriniz boyunca 2500 üçlük isabeti buluyorsunuz ve bu rekoru kırdığınızda aktif oyunculardan en yakınının 1000 küsur isabet önündesiniz. Ama bir adam çıkıp siz basketbolu bıraktıktan 5 sene gibi kısa bir süre sonra sizi geçiveriyor. Hem de NBA tarihinin önemli bir istatistik kategorisinde. Dışı seni içi beni yakar derler ya Miller'ın durumu o şekilde olsa gerek bu aralar.

11 Şubat 2011 Cuma

11 Şubat Programı

12 Şubat Cumartesi 02:00 / San Antonio Spurs - Philadelphia 76'ers
12 Şubat Cumartesi 02:00 / Portland Trail Blazers - Toronto Raptors
12 Şubat Cumartesi 02:00 / New Jersey Nets - Charlotte Bobcats
12 Şubat Cumartesi 02:00 (NBA TV) / New Orleans Hornets - Orlando Magic
12 Şubat Cumartesi 02:00 / Minnesota Timberwolves - Indiana Pacers
12 Şubat Cumartesi 02:30 / Miami Heat - Detroit Pistons
12 Şubat Cumartesi 02:30 / Los Angeles Clippers - Cleveland Cavaliers
12 Şubat Cumartesi 03:00 (NTV) / Los Angeles Lakers - New York Knicks
12 Şubat Cumartesi 03:00 / Milwaukee Bucks - Memphis Grizzlies
12 Şubat Cumartesi 05:30 / Phoenix Suns - Utah Jazz

Los Angeles takımlarının Grammy deplasman turneleri devam ediyor. Clippers'ı izlemesi son derece eğlenceli olsa da, deplasmanda çok kötü oynuyorlar ve Cavaliers'a uzun süre sonra ilk galibiyeti hediye edebilirler. Söylemedi demeyin. Lakers-Knicks, Suns-Jazz ve biraz da Hornets-Magic haricinde ya güç dengesi olmayan ya da kalitesiz mücadeleler var... Neyse ki güzel maçlardan ikisi NBA TV ve NTV'de. Orada da Okafor sağlıklı olsa daha iyi bir maç izlerdik herhalde. 23 sene sonra ilk kez Sloan'suz bir maça çıkacak olan Utah'ta, Energy Solutions'ı dolduran ateşli taraftarlar Deron'a tepki verecek mi bunu merakla bekliyorum...

Haier Shooting Stars Kadroları

Bu sene Horse'un da olmayacağını düşünürsek kadrolarının açıklanması beklenen son yarışma buydu. Geçen sezonun son şampiyonu Texas ekibi yine Dirk Nowitzki, Becky Hammon ve Kenny Smith ile şampiyon ünvanını korumaya çalışacaklar. Los Angeles takımı Pau Gasol, Tina Thompson ve Rick Fox ile; Atlanta takımı Al Horford, Coco Miller ve Steve Smith ile; Chicago da Taj Gibson, Cathrine Kraayveld ve Steve Kerr üçlüsüyle Texas ekibinin elinden şampiyonluğu almaya çalışacak diğer ekipler.

Ancak yine şampiyonluğa en yakın takım olarak Texas ekibi olarak gözüküyor. Dirk Nowitzki gibi her yerden şut sokabilme potansiyeline sahip bir isim var kadrolarında. Fakat bu oyun özellikle orta sahaya yakın yerlerden atılan şutla biraz da şansa bakıyor. Ne kadar ilk beş yeri geçseniz de orta sahada arka arkaya şutu kaçırmaya başlarsanız yarışmayı kazanma şansınız olmuyor. Ancak kadrolara baktığımızda geçen sezon attığı şutla takımını 1.liğe taşıyan Dirk Nowitzki'nin yine o şutu atmaya en yakın isim olduğunu söyleyebiliriz. Bunun yanında Chicago takımınından da bir süpriz bekliyorum.

Fuck... Fuck!


Link

Dün geceki Lakers-Celtics maçının kırılma anını görüyorsunuz. Bitime 2 dakika var, Lakers 5 sayı önde; Pierce, Fisher'ın dikkatsizce verdiği topu kapıyor. Rondo da hemen fırlıyor ve Fisher, Pierce'ın önünü kesmeye gidince bomboş kalıyor. Ancak %99 ihtimalle turnikeyle bitecek pozisyonda Pierce kariyerindeki en kötü paslardan birini veriyor, sonuç top kaybı. Pierce'ın kendisine kızdığını çok net görebiliyoruz. Ardından Lakers hücumunda, Allen'dan kurtulan Kobe, içeri girip Gasol'e bomboş bir turnike yaratıyor. Fark 3 olacağına 7'ye çıkıyor ve maç orada bitiyor. Özeti Pierce'tan dinleyelim: Fuck... Fuck!

Gecenin Hareketleri - 10 Şubat


Link

Suns'ın hızlı hücumundaki Nash ve Hill'in pasları akıl dolu. Shannon Brown belki de ligin en atlet oyuncusu ama smaçlarında bir eksiklik var gibi. Estetik görünmüyor nedense. Bu sene Nuggets'ın görünmeyen kahramanıydı Afflalo. Genelde pis işleri yapan bir adamın bu şekilde maç kazandıran basketle ön plana çıkmasına sevindim. Allen'ın tarihe geçmesini sağlayan üçlüğündeyse Rondo'nun savunmadaki ve hücumdaki hareketlerine dikkat ediniz, takım arkadaşlarına ne kadar hakim. Allen hakkında zaten gerekli açıklamaları Can burada yaptı.

D'antoni Melo Tezahuratlarından Rahatsız

Carmelo haberlerinden çok sıkıldınız farkındayım. Ancak bu sefer biraz daha farklı bir haberle karşımızda Carmelo. Çarşamba gecesi oynanan ve Clippers'ın üstünlüğüyle biten maçta Knicks taraftarı "We want Melo" -Carmelo'yu istiyoruz- tezahüratları yaptı. 3. çeyreğin ortalarında başlayan tezahürat koç D'antoni'yi oldukça rahatsız etmiş olacak ki biraz da sert bir şekilde taraftarın bu yaptığından hoşnut olmadığını belirtmiş koç. Gerekçesi de haksız sayılmaz, D'Antoni bu tezahuratların oyuncularını olumsuz yönde etkilediğinden ve bu dönemde yapılmaması gerektiğinden bahsetmiş.Sanıyorum bizler gibi o da Carmelo haberlerinden oldukça sıkılmış olsa gerek.

Bu arada Carmelo'da dedikodulara inat müthiş bir dönem geçiriyor. Hafta içerisinde kariyer rekorunu 50 sayı atarak egale etti ve son bir ayda %52 saha içi, %42 üçlükle 30 küsür sayı ile abuk subuk rakamlar elde etti. Ve mesajın sonunda iyi bir haber... Takas süresinin bitmesine 13 gün kaldı ve muhtemelen o 13 günden sonra Carmelo'yu yaza kadar takım değiştirme haberleriyle okumayacağız. Gerçekten kabak tadı verdi artık.

Jordan Parkeye İndi

Haberin başlığı bile heyecan verici. Bu aralar oldukça sık görünüyormuş Jordan parkede. Nitekim dün yapılan antrenmanda da takım elbiseleri çıkarıp Bobcats oyuncularıyla birlikte çalışmaya katılmış. Kendisi hakkında Gerald Wallace, "Belki çok hızlı değil ama halen müthiş bir şutör ve skorer olduğunu gösteriyor", Paul Silas ise "Oyunculara çok yardımcı oluyor, defansta nasıl daha sert durulacağını gösteriyor." demiş.

Bu sözler 50'sine merdiven dayamış biri için söyleniyor. Hani başka birinden bahsediliyor olsa "hadi oradan" deyip geçerdim. Wallace'ın abarttığını, başkanına yalakalık yaptığını falan düşünürdüm. En olmadı "Her gün antrenmana çıkıyorsun, ligin en iyi savunmacılarından biriyim diye geçiniyorsun halen bu yaştaki bir adamı tutamıyorsan yazıklar olsun sana Wallace, yediğin ekmeğin hakkını ver." diye dalga geçerdim. Ama söz konusu Jordan olunca işin rengi değişiyor. Daha önce parkede yapabildiklerini az çok bildiğimiz için şaşırmıyoruz. Tabii antrenmana üçüncü takım ile çıktığının da altını çizelim, hani oynuyor hala ama o kadar da uzun boylu değil...

Daha önce, Garnett-Shaq gibi efsanelerle aynı ortamı paylaştığı için Semih'e çok şanslı biri demiştim ama sanırım ondan daha şanslı bir oyuncu topluluğu var Charlotte'ta.

Ray Allen Tarihe Geçti

Geçen sezonun ortalarından beri geri sayım yapılıyordu yanılmıyorsam "Reggie Miller'a yetişecek az kaldı" diye. Sonunda dün geceki Lakers maçının ilk çeyreğinde iki üçlük isabeti bularak Reggie Miller'ın 2560'lık toplam üç sayı isabeti rekorunu kırdı Ray Allen. Hem kenarda maçı TNT'de maçı yorumlayan Reggie Miller, hem de parkede Kobe tarafından tebrikler edildi. Bu arada Ray Allen'ın, Bobcats maçında özellikle üçlük denemeyerek rekoru The Garden'daki Lakers maçına bıraktığına dair dedikodular var ki, istatistikler de o yöne işaret ediyor. 17 kere top kullandığı Bobcats maçında sadece 2 üçlük denedi çünkü Allen. Baktım, tamı tamına 10 senedir, 15'in üzerinde top kullandığı maçların hiçbirinde 3'ten az üçlük denememiş. Tesadüfün böylesi değil mi? Aslında Bobcats maçını da izlemiştim ama özellikle gözüme batmamıştı. Bir de o gözle bakmak lazım. Neyse canım adam rekoru kırmış biz neyi konuşuyoruz, Lakers maçına bıraktıysa da bıraktı, iyi yaptı.

Ben aslında bu tür 'toplam' istatistiklerine gıcığımdır. Ne o öyle? Sen git X oyuncudan 350 maç fazla oyna sonra toplam sayıda onu geç. E zaten geçemezsen kendi adına ayıp. Ama işte Ray Allen'ın durumu farklı. Allen bunu Reggie'nin 1389 maçına karşılık 1074. maçında başardı. Çocukluğumdan beri üçlük denince ilk akla gelen isim Reggie Miller'dı ve o dönemlerde çocuklar basket oynarken üçlük atanlar Michael Jordan değil Reggie Miller olurlardı... İşte daha az maçta ondan daha çok isabet bulması, Allen'ın nasıl bir şutör olduğunu anlatıyor. Maç başına baktığımız zaman Reggie Miller 1.8 isabet bulurken Allen 2.4'lerde seyrediyor. Bir de bunu hani her maç Allen'dan 5 tane fazla üçlük deneyerek yapmıyor. Gayet %40 isabetle... Ayıp yani.

Sen her maç oradan oraya koş, perdeleri kullanıp boş kalmak için çabala, sonra daha bacaklarında o kadar zıplayacak güç kalsın. Hiç kolay iş değil gerçekten. Hatta şöyle bir video var buyrun bakın, Ray Allen nasıl atıyor üçlüklerini çok güzel anlatıyor:


Link

LeBron'un Rahatı Yerinde

Miami'nin yıldızı LeBron James, Sun Sports'a verdiği röportajda yeni takımına artık alıştığını ve psikolojik olarak kendini daha iyi hissettiğini söyleyip şu şekilde devam etmiş: "Takıma alıştım, hücum ve savunma setleri bana uygun. Tıpkı 2 yıldır olduğu gibi kendimi çok iyi hissediyorum ve artık kendi oyunumu gösterebiliyorum." Spoelstra da yıldızına tam destek vermiş ve "Kesinlikle MVP'lik bir performans sergiliyor." demiş oyuncusu için.


Spoelstra, LeBron'u MVP adayı olarak görmekte pek de haksız sayılmaz aslında. Sezon başında takım olarak hafiften bocaladılar ama alışma sürecini atlattıktan sonra kadronun hakkını vermeye başladılar. Sakatlıkların olduğu dönemi bir kenara bırakırsak performanslarının gayet güven verici olduğunu söylemek mümkün. Böyle devam ederlerse doğuda en kötü ihtimalle 2. olurlar. LeBron'a dönecek olursak, yavaş yavaş gerçek oyununu oynamaya başladı son aylarda. 1 Ocak'tan beri tutturduğu 30.6 sayı ortalamasıyla ligin bu kategorideki lideri, aynı zamanda 7.3 asist ve 8.6 ribaund ortalamaları var ki yanında iki yıldız olan biri için muhteşem rakamlar bunlar. Ayrıca istatistiklerin ötesinde tam bir lider gibi oynamaya başladı kendisi. Özellikle Pacers ve Magic karşısında geçen seneki Cavs maçlarını izler gibiydik, tek başına aldı bu maçları LeBron. Hani sene başında Heat ne olursa olsun Wade'in takımıdır deniyordu ya, en azından oynanan basketbolla yalan oldu o. Bu takım parkede resmen LeBron'un takımı artık.

Abdul Jabbar Kanseri Atlattı


1.5 yıl önce nadir görülen bir lösemi türüne yakalandığı açıklanan ve hayranlarını üzüntüye boğan NBA'in efsane isimlerinden Kareem Abdul Jabbar kanseri yendiğini açıklamıştı Twitter'dan ve doğal olarak herkesi sevindirmişti bu açıklamasıyla. Dün çektiği ilk belgesel/filmin gösterimi için bir lisede konuşan Kareem Abdul Jabbar "Kanseri tam olarak atlatmanın mümkün olmadığını biliyorum. Ancak şu an risk minimum seviyede. Buna rağmen biz yine tedavimize devam edeceğiz" şeklinde konuşmuş efsanevi oyuncu.

Genelde hook-shotlarıyla aklımızda kalan ve 6 kere MVP olan Abdul-Jabbar'ın filminden de bahsetmek gerekirse, film 20'li ve 30'lu yıllarda ortaya çıkan Harlem Renaissence akımının -ki bu akım siyahi bir entellektüel akımdır- basketbolla olan sentezini anlatıyor. Kareem'de oldukça mutlu görünüyormuş gösterim sonrasında. Film hakkında da "sevdiğim bütün herşeyi barındırıyor; jazz, basketbol ve melezler. Bu yaptığım iş için oldukça mutluyum" şeklinde konuşmuş. Önce kitap olarak çıkan sonra filmi de çekilen yapıtın bir diğer gösterişi de gelecek hafta Los Angeles'ta olacakmış.

NBA'de Bugün - 10.02.2011

Lakers 92 - Celtics 86
Geçtiğimiz yılın finalistleri bu sezon normal sezon dahilinde son kez karşılaştı. İki hafta önce Staples'ta kazanan taraf Celtics olurken şimdi kazanan taraf TD Garden'da Lakers oldu. Maça iyi başlayan taraf Celtics oldu ve bir anda farkı 15 sayıya çıkartarak erken final mi oldu dedik izlerken. Ancak devreye girerken yakaladığı önemli seriyi üçüncü çeyrek boyunca devam ettiren Lakers skorda üstünlüğü yakalamayı başardı. Ribaundlarda ve boyalı alanda sarıların üstünlüğü vardı bu maçta ve bu istatistik maçı getiren detaylardan biriydi.

Maçın hikayelerinden biri de Allen'ın üçlük isabetleriydi. Allen bu maçla beraber Miller'ı geride bırakarak ligde tüm zamanların en çok üçlük isabeti bulan oyuncusu oldu. Salonu dolduran taraftarların Allen'ın rekora giden üçlüklerdeki coşkusunu görmek ise muazzamdı. 20 sayıyla oynayan Allen takımının en skoreri olarak dikkat çekti. Celtics'te ilk beşin tamamı çift haneli sayılara ulaşmayı başardı. Lakers cephesine bakacak olursak Kobe maçın son anlarında oyuna ağırlığını koyarak bulduğu isabetlerle takımını galibiyete taşıyan isimdi. 23 sayıyla karşılaşmanın en skoreri olan ve hırs ve rekabetçi yapısıyla ön planda olan Kobe en azından şimdilik Staples'ta oynanan maçın rövanşını almış oldu. Gasol ise boyalı alanda oldukça başarılıydı ve 20 sayı-10 ribaund ile double-double yaparak bitirdi mücadeleyi.

Mavericks 120 - Nuggets 121
Nowitzki'nin sakatlığında Dallas adeta serbest düşüşe geçmişti ancak Dirk takıma döndükten sonra müthiş bir form ve istekle oynamaya bşaladı takım. Sonuç olarak üst üste alınan 10 galibiyet ve oynanan iyi basketbol takım adına oldukça ümit veriyordu. Dün gece bu seriyi 11 yapmak adına Denver deplasmanına çıktılar. Sezonun ilk maçını hatırlıyorum da bu iki takım arasında yine Denver'da oynanmış ve kazanan 1 sayılık farkla Dallas olmuştu. Bu gece ise roller değişmiş gözüküyor. Yine çok çekişmeli ve harika bir maç ancak kazanan Denver.

Takımda son dönemde formda olan ancak halen geleceği belirsiz olan Melo 42 sayı-7 ribaund ile takımını galibiyete taşıyan isimdi. İki maçtır takımda olamayan Billups'ın yokluğunda galibiyet alamayan Denver'da dün Billups 30 sayı-9 asist ile galibiyette en büyük paylardan birine sahip oldu. Son topa kalan mücadelede basketi bulan Afflalo ise 24 sayılık katkı sağladı. Dallas cephesine bakacak olursak benchten gelerek 6/8 üçlük oynayan Terry 25 sayı kaydederek en skorer isim oldu takımında. Chandler ise 20 sayı-11 ribaund ile double-double yaparak karşılaşmayı noktaladı.

Warriors 88 - Suns 112
Phoenix son bir hafta içinde rakibini 2.kez mağlup etmeyi başardı. Farkın bir ara 30'lara kadar çıktığı rahat bir maç oldu ki ikinci devrenin oynanmasına gerek bile yoktu. İsabet oranlarına bakıyorum serbest atıştan üçlük isabetlerine kadar her konuda Suns'un hatırı sayılır bir üstünlüğü var. Eee basketbol bu top çemberin içinden geçmiyorsa kaybedersin. Örneğin Golden State2in bu sezon kazandığı bir çok maçta x-faktör olarak sahne alan Wright dün gece 1/9 ile oynayarak hayal kırıklığı yarattı. Suns'ta Nash 18 sayı-11 asist ile mücadele etse de yaptığı 7 top kaybı onon hanesinde eksi puan oldu. Frye ise 17 sayı-9 ribaund ile galibiyete katkı sağladı. Golden State'in en dikkat çeken ismi ise benchten gelen 16 sayı-6 asist ile oynayan RWilliams oldu.

Sloan Olayının Perde Arkası...

Henüz haberi olmayanlar için, Jerry Sloan istifasını verdi. Her NBA sever gibi ben de şaşkınlıkla karşıladım bu olayı en başta. Meğersem olay Deron Williams ile bir süredir yaşadıkları anlaşmazlıklarmış. İlk senesinde Deron'ı adam etme amaçlı olarak yedekten oyuna sürüyordu devamlı. Takımı kenardan izletip yanlışları, doğruları falan gösteriyordu Sloan ona. Eğitmişti adeta Deron'ı, yeni Stockton olması için. Ama Deron ona baş kaldırarak adeta sırtından bıçaklamış bir Brütüs olmuş. Ben bir hayli şaşırdım açıkçası, hatta yazıda da "Deron Williams ile yeni Stockton'ını bulmuştu" demiştim. Meğerse neler dönüyormuş. Son Bulls maçının ilk yarısında Deron Williams kenardan Sloan'un söylediği set yerine başka bir hücum oynatmış takıma. Bundan dolayı devre arasında ikili kavga etmişler hatta fiziksel kontak olacak noktaya kadar gelindiğini söylüyor kaynaklar. Ayrıca maçın son dakikalarında Deron Williams üst üste top kayıpları yaparak maçı adeta Bulls'a kendi elleriyle teslim etmişti. Sezon içinde 2-3 kere daha yaşanmış bu tür olaylar. Deron Williams koçun fazla kapalı ve değişikliğe asla taviz vermeyen tavrından rahatsızmış. Sloan ise "Burada işler benim dedediğim şekilde işler." diyormuş. Ancak son zamanlarda yaşanan tartışmalar sonucunda Sloan yönetime "Ya benim istediğim gibi yönetilecek bu takım ya da ben gidiyorum" demiş. Yönetim de bunun üzerine "İşte kapı işte sapı" demiş, çünkü Deron'ı kaybetmeyi göze alamamışlar. Bir başka iddia ise Deron'ın direk olarak "Sloan varsa ben yokum" dediği ve yönetimin böyle bir karar aldığı. Tam orta yol diyeceğimiz bir teoriye göre de Sloan, Deron'dan duyduğu rahatsızlığı yönetime aktarıyor, yönetimden "İdare et işte" gibi bir yanıt alınca, yönetimin onun değil oyuncunun yanında olduğunu anlıyor, basıyor istifayı. Yani her şekilde yönetimden yeterli desteği görememiş Sloan... Bu arada, sadece Deron değil, başka oyuncuların da Sloan'dan şikayetçi olduğu söyleniyor.

Deron'ın yaptığı pek çok kişi tarafından tepki çekecektir. Böyle bir değeri kafa tutmak, onun böyle gönderilmesi elbette hoş değil. Ama esasında olması gereken bir değişiklikti bir süredir. Önceki haber yorumumda da değinmiştim Sloan'un biraz değişikliğe açık olması gerektiğini. Örneğin Popovich'in son iki sezondur farklı sistem deneyine benzer birşeyi Sloan'dan da görmemiz gerekliydi ama göremedik ve göremeyecektik de. Ancak çok büyük bir efsane gitti takımın başından ve üstelik çirkin ve yanlış bir yolla, takımın yıldızına yem edilerek gönderildi. Hem de gönderilen koç 23 yıldır takımın başında olan Jerry Sloan.

Ve Sloan beklediğim gibi "Başka bir yerde çalışmayı düşünmüyorum." dedi basın toplantısında. Önceki yazıda kariyerini yüzük almadan tamamladı demiştim, şimdi kesinleşti...

Kobe Garnett'i Korudu

Şu sıralarda başlayan maç öncesi Los Angeles Lakers'ın süperstarı Kobe Bryant'tan eski dostu Kevin Garnett'i koruyan açıklamalar geldi. Bu sezon pek çok olaya karışan ve burda da fazlasıyla tepki çeken hatta ilk Lakers-Celtics maçı öncesinde "Beat LA" ayakkabıları giyen Garnett hakkında Kobe "O iyi birisi ancak kazanma hırsına kurban gidiyor" gibisinden birşeyler söylemiş. Kobe'nin bunu özellikle Lakers-Celtics maçından önce yaptığını da belirtmek gerekiyor. Es geçilmemesi gereken bir nokta bu da.

Ayrıca Kobe "Kevin olsun, Pierce olsun trashtalk -maç dışı sataşma- seven isimler. Bende trashtalk'ı seviyorum ancak bizim takımda sadece ben sevdiğim için hepsiyle tek başıma uğraşmak zorunda kalıyorum" tarzında da ortalığı alevlendirmeden esprili bir şekilde cevap vermiş Kobe. Ayrıca Conan O'Brien'a katılan Kobe, Conan'ın kendisine sorduğu "Shaq'la sahada birbirinize laf sokuyor musunuz" şeklinde soruya da "Daha çok Garnett'le çünkü onunla çok eskiden beri yakınız" diye cevap vermişti. Kobe'nin Conan'a katıldığı programı da tavsiye ederim bu arada, çok keyifli bir program oldu. Yanılmıyorsam NTVSpor.net'te videolar mevcut.

10 Şubat 2011 Perşembe

10 Şubat Programı

11 Şubat Cuma 03:00 / Los Angeles Lakers - Boston Celtics
11 Şubat Cuma 04:00 (NBA TV) / Golden State Warriors - Phoenix Suns
11 Şubat Cuma 05:30 / Dallas Mavericks - Denver Nuggets

NBA TV'nin canlı yayınlayacağı karşılaşmada Suns 3 gece önce deplasmanda yenmeyi başardığı Warriors'ı ağırlayacak. O maçta Monta Ellis'in üzerinden oynayıp onun savunma zaafiyetini kullanarak rahat bir galibiyet almıştı Suns. Evlerinde de benzer bir sonuç çıkması muhtemel. Nowitzki'nin takıma katımasıyla 10 maçlık galibiyet serisi yakalayan Mavs, Nuggets deplasmanına konuk olacak. Nuggets adına MR'ı temiz çıkan Chauncey'in bu maçta görev alması bekleniyor. Mavericks'te ise Alman yıldızın ufak bir sakatlığı var ve bu sebeple dün gece oldukça vasat bir oyun sergiledi. Bu gece de aynı durum söz konusu olursa ibre Nuggets tarafına kayar. Celtics ile Lakers ise finale kalamamaları halinde bu sezon son kez kozlarını paylaşacak. İlk maçı Celtics deplasmanda üstün bir oyunla kazanmıştı ve bu maçta da favori görünüyorlar. Ama bu sezon Lakers'ın önemli maçlarda beklenen performansı gösteremediğini biliyoruz, artık bu gece ekstra bir motivasyon bekliyorum kendilerinden.

Jerry Sloan Görevi Bıraktı

Utah tarafındaki kaynaklardan alınan bilgiye göre TSİ 00:00'da bir basın toplantısı yapılacak ve Jerry Sloan ile Phil Johnson istifalarını duyuracaklarmış. Basın toplantısını NBA TV'den ve NBA.com'dan takip edebileceğiz...

Ama bir dakika, bir dakika... Nasıl yani? Sloan, bildiğimiz Jerry Sloan Utah'ın başından ayrılıyor? 26 senelik koçluk kariyerinin 23'ünü Utah Jazz'ın başında geçiren, o kulüşle özdeşleşmenin de ötesine geçen Sloan görevi bırakıyor? Bir devir sona erdi, hem Utah'ta hem NBA'de... Valla detayları basın toplantısında öğreneceğiz, çünkü Wojnarowski bile doğru düzgün bilgi alamamış kimseden, Utah'ın en iyi sır tutan takım olduğunu tweet'liyor kendisi. Ama ben gerçekten büyük bir terslik olmalı diye düşünüyorum. Yani sezon sonunu beklememesi özellikle şaşırtıcı bence, hele kontratını daha 2-3 gün önce 2012'ye kadar uzatmışken...

Ben Sloan'un geri kafalı bir koç olduğunu düşünüyordum açıkçası artık. Zaten eski zamanlarında (finale kaldıkları dönem) daha yaşımız ufaktı, takıma oynattığı oyunu analiz edecek durumda değildik pek. Ama bunca sene geçmesine rağmen hala hepi topu 10 tane hücum setinin içinde dönüp durduğunu, takıma bir yenilik, bir heyecan getirmediğini düşünüyordum. İsimler değişir ama onun sistemi değişmezdi. Zaten yeni Stockton'ını da Deron Williams ile bulmuştu. Ben daha böyle bir 5 sene daha gider diye düşünüyordum. Ama ne olursa olsun, son yıllarda Sloan'un biraz geri kaldığını düşünsem de onun efsanevi koçlardan biri olduğu gerçeğini değiştirmiyor. Şimdi böylesine bir efsanenin ardından, o koltuğa şimdi kim otursa, koltuk birkaç boy büyük kaçacak... Oturacak kişi de asistanlardan Ty Corbin olacakmış.

Stockton ve Malone'la beraber o da karşısına Majesteleri duvarı çıktığı için yüzüksüz bitiriyor kariyerini...

Sözünü Tutan Adam Stephen Jackson


Link

Dün sabahtan beri yazacağım ama bir türlü kısmet olmadı. Geç de olsa değineyim deli Kaptan Jack'e. Kendisini severim, ateşli bir oyuncudur, iyi de liderlik yapar takımına. Ancak dedim ya delidir. Ateşini, hırsını kontrol altında tutamaz. Anında alır teknik faulleri eğer o düdüğe katılmıyorsa. Henüz 2-3 gün önce bu konuda bir açıklama yapmıştı "Benim hislerim düşüncelerim belli bir yöndeyse, bunları dile getirmekten çekinmem. İstediğim için teknik faul alıyorum zaten. Yapacak birşey yok. Bundan sonra değişmem zor." şeklinde. İki gün önceki Celtics maçında da bu sözünü tuttu. Garnett'i ufaktan ittirdiğinde faul çalınmasına sinirleniyor. İlk teknik faulü tamam da, sonrasında ısrarla hakeme birşeyler söyleyerek atılması gerçekten de 'isteyerek' atıldığına işaret ediyor bence. Pozisyonda da Garnett biraz kolay bırakmış olsa da kendini, elleriyle gayet güzel itiyor Jackson. Neydi bu kadar itiraz ettiği nokta bilmiyorum. Ancak maçı onun yokluğunda da olsa kazandı Bobcats, son çeyrekte Celtics'in yaptığı top kayıpları çok önemliydi tabii...

Celtics maçıyla beraber 13 teknik faule ulaştı Jackson ve Amare'ye bir adım yaklaştı. Hatta dünkü Pacers maçının sonunda da tartışmalı bir pozisyon oldu. Dedim garanti olay çıkaracak. Ancak Jackson ilk anda hoplayıp zıplasa da, sonrasında ilginç bir şekilde, sadece inanamamış bir şekilde hakemlere bakarak protesto etti bu kararı. Belki de Silas'ın ısrarla yaptığı uyarılar işe yaramıştır. Buyrun aşağıda pozisyonu bulabilirsiniz. Benim fikrimi sorarsanız faul olduğunu düşünüyorum:


Link

Dallas Onu Bekliyor

Rodrigue Beaubois... Bakınca telaffuzu zor, pek ön planda olmayan bir isim. Fransız doğumlu olan Beaubois'in yıldızı vatandaşı Pietrus'un sponsoru olduğu bir basketbol kampında parladı. Avrupa'da Erman Kunter'in ekibi Cholet Basket'te üç yılını geçiren genç guard 2009 draftında Oklahoma tarafından seçildi ve akabinde Dallas'a takas edildi. Geçtiğimiz sezon çaylak yılında 56 maça çıktı Beaubois ve maç başına 12 dakika süre bularak dikkat çeken bir isim oldu Dallas kadrosunda. Bir de Mart ayında Golden State'e karşı attığı 40 sayıyla dikkat çekince bu sezon için en çok merak edilen oyuncuların başında geliyordu.

Beaubois, Fransızlar için yeni Tony Parker olarak lanse ediliyordu ve iyi bir çaylak yılının ardından 2010 Dünya Şampiyonası için kendisinden beklentiler büyüktü. Ancak Fransız formasıyla Dünya Şampiyonasına hazırlanırken talihsiz bir sakatlık geçirdi ve sol ayağı kırıldı Beaubois'in. Ağustos başı gerçekleşen bu olayın ardından ilk gelen açıklamalarda 3 ay basketbol oynayamayacağı konuşuluyordu genç oyuncunun. Rehabilitasyon süreci hızlı gelişti ve kendi ağzından verdiği demeçlerde sezon başı takımda olacağını söylemişti Beaubois. Önümüzdeki hafta All-Star arası var ancak halen bu sezon maça çıkabilmiş değil Beaubois. Sakatlığı ve iyileşme süreci halen belirsizliğini korurken sevindirici bir haber geldi oyuncudan. Takımla beraber idmanlara başlayan genç oyuncu için koç Carlisle da bir-iki hafta içinde dönecek dedi. Muhtemelen All-Star arasından sonra onu basketbol formasıyla izleyebileceğiz.

Geçtiğimiz sezon Warriors'a attığı 40 sayı ve başarılı geçen çaylak yılının ardından merakla bekliyorduk onun gelişim sürecini ve sophmore sezonunu. Hızıyla dikkat çeken Beaubois çaylak yılında gösterdi ki delici driplingleri ile de çok can yakıyor. Bu sezon Dallas kadrosunda Kidd'i dinlendirebilecek isim olarak ön plana çıkan Beaubois'in gün geçtikçe parlayan oyunu ile bir diğer guard Barea için yaz aylarında takas dedikoduları bile çıkmıştı. Takımda şu seviyede ona güveniyor ve savunmasını geliştirdiği takdirde çok tehlikeli bir isim olacağı aşikar 22 yaşındaki oyuncunun. Çoğu Fransız isimde olduğu gibi atletik yapısı ön planda olsa da savunma konusunda Dallas gibi bir takımda bunun yetmeyeceği aşikar ve hedefi bir NBA takımında birinci guard olmaksa savunmasını geliştirmesi gerektiği ortada. Şu an için bile heyecan verici bir isim Dallas açısından. All-Star sonrası dönüşü ve formu nasıl olacak bilemiyorum ancak formunu bulup yeterli süreyi alabildiği takdirde play-off'larda önemli bir koz olacaktır Dallas adına.

Houston Ömer'le İlgileniyor

Takas döneminin kapanmasına günler kala dedikodular artmaya başladı. Olay ciddi boyutta mı yoksa yalnızca söylentiden ibaret mi yakında anlaşılır ama bir kaç kaynakta çıkan haberlere göre Bulls ile Rockets, Ömer ile Courtney Lee'nin takası için görüşmelere başlamış. Aynı haberlerde Bulls'un, Rose'un yanına bir şutör guard istediği, Rockets'ın ise pivot pozisyonuna takviye amaçladığı söyleniyor. Takasın gerçekleşme ihtimaline karşın her iki takım ve oyuncular hakkında küçük bir değerlendirme yapalım.

Öncelikle Bulls'tan başlayalım çünkü ligdeki pozisyonu itibariyle, haberin daha mühim olan tarafı onlar. Ömer Aşık'ın gitmesiyle Bulls'ta, kısa vadede Boozer-Thomas ikilisi maçlarda biraz daha fazla yorulur. Kısa vade dediğim de yaklaşık 2 hafta falan, Noah'ın All-Star arasından sonra dönmesi bekleniyor. Orta vadede ise hiç bir zarar görmez. Çünkü şans bulduğu dönemlerde maalesef gördük ki 38'lik Kurt Thomas, en az Ömer kadar oynayabiliyor. Boyu dezavantaj yaratsa da sertliği, pozisyon bilgisi ve tecrübesiyle Ömer'in savunmada yapabildiklerini pekala yapabiliyor. Hücuma değinmeme gerek yok zaten. Diğer taraftan Courtney Lee'nin Bulls'a katacaklarına bakalım... Bogans hücum yönü hiç olmadığı için savunması çok göz önünde olan biri. Kabul ediyorum, Lee bir Bogans değil ama o da savunmayı çok iyi bilir. Thibodeau'nun sisteminde işin savunma kısmında hiç sırıtmayacağına ben kefilim. Hücumda ise şut atar, drive eder her türlü skora gidebilir. Yani söz konusu hücum ise Bogans ile kıyas dahi yapılmaz. Uzun lafın kısası Bulls bu takası yaparsa çok fazla yararlanamadığı bir oyuncusunu verip karşılığında direkt fayda sağlayacak birini almış olur. Tek soru işareti ise uzun vadede, Ömer'in potansiyeli...

Rockets'a geçtiğimizdeyse Lee-Martin ikilisi bu seviyedeki bir takım için fazla iyiydi. Birinin mutlaka gitmesi gerekiyordu çünkü ikisi de sadece şutör guard oynayabiliyor, dolayısıyla birbirinin sürelerini baltalıyordu. Lee gibi birinin Houston'da ortalama 19 dakika süre bulması kabul edilir gibi değil, takımın onu gözden çıkarmasını anlayabiliyorum. Zaten ayrılması halinde yokluğu pek fazla hissedilmez ama karşılığında daha iyi birine talip olabilirlerdi. Hem her ne kadar bu sene pek ortalarda görünmese de halen piyasası olan biri kendisi. Ömer'in Houston'a katılması halindeyse takımdaki pivot sayısı yarım düzineye ulaşıyor. Hali hazırda Miller-Hayes ve Hill oynuyor. Hepsinin belli eksikleri olmakla birlikte hücum kısmında Ömer'den kötü değiller. Öte taraftan Hayes zaten ligde en beğendiğim uzun savunmacısı. Bu bollukta Ömer süre bulabilir mi emin değilim. Kaldı ki hücumda potansiyeli belli biri ve ligde kalıcı olması için onu özel kılan savunma meziyetlerini daha çok geliştirmesi taraftarıyım ben. Bu açıdan bakacak olursak Thibodeau'nun koçluğu Adelman'a göre çok daha uygun gibi görünüyor Ömer için.

Carlos Whozer

Jazz taraftarı dün gece Boozer'a tepkiliydi. Gerek yuhalama gerek pankartlarla dile getirdiler bu tepkilerini. Aşağıda birkaç tanesini bulabilirsiniz. Cavs'den Jazz'a geçerkenki gibi olaylı değildi Bulls'a gidişi ama yine de kurtulamadı tepkilerden. En azından Cavs-Jazz değişikliğinde olduğu gibi, şimdi de konferans değiştirdi. Her sene sadece 1 kere çekecek bu çileyi...




Gecenin Hareketleri - 9 Şubat


Link

Amar'e son yıllarda bildiğimiz gibi, eskisinden uzak ama halen patlayıcı. Smaç yarışmasına katılacak oyunculardan üçünün smacı var Top 10'da. DeRozan'ın ters smacı en etkileyici olanı, zaten 1. sırada yer vermişler kendisine. Tyreke'in asisti de fena görünmüyor ama gece çok sönük geçmiş. Pek güzel hareket çıkmamış.

NBA'de Bugün - 09.02.2011

Bulls 91 - Jazz 86
Utah'tan kopan oyuncuları takıma monte ederek başarılı bir sinerji yakalayan ve Doğu'da zirve hedefleyen Chicago dün akşam Salt Lake deplasmanındaydı. Boozer başta olmak üzere Korver ve Brewer'ın eski takımlarına karşı oynadığı gece merak konusuydu. Boozer'da maç öncesi anonslarında yuhalanarak tepki gördü zira. Chicago'nun formda ismi Rose 29 sayı-7 asisti ile galibiyeti getirirken, Williams karşısında olduça başarılı bir performans sergiledi. Maç sonlarına doğru kritik bir hücumda Williams'ın elinden topu çalması belki de maçı kazandıran hareket oluyordu. Utah cephesinde ise pota altı oyuncuları etkiliydi maçta. Jefferson'un 26 sayısının yanında Millsap'da 20 sayı-14 ribaund ile geceyi noktaladı ancak galibiyete ulaşan taraf boğalar oldu. Ömer Aşık ise 15 dakika süre aldığı maçı 4 sayı-7 ribaund-1 blok ile tamamladı.

Clippers 116 - Knicks 108
Zorlu Magic deplasmanının ardından Msg'ye gidip bu derece iyi bir performans sergilemek zordur. Lige zaten havluyu çoktan atan Clippers deplasman serisinin ilk galibiyetini Knicks karşısında almış oldu böylece. Amare-Griffin gibi atletik forvetlere sahip iki takım açısından bakacak olursak uzunların maçı olarak tahmin edebileceğimiz maçta kısalar söz sahibi oldu. Knicks'in maç içerisinde geri dönüşünü 17 sayı-12 asist ile oynayan Felton'a borçlu olurken Clippers'a maçı kazandıran isimler ise takımın kısaları oldu. Son çeyrek 17 sayı üreten ve bu sezonun en yüksek rakamına ulaşarak 24 sayı kaydeden Foye maçı getiren isim olurken 16 sayı-16 asist üreten Davis ise spotları üzerine çeken isimdi.

Spurs 111 - Raptors 100
NBA lideri Spurs, Raptors deplasmanında sürpriz bir performans ile galibiyete ulaşmayı bildi. Pota altında rakibini adeta ezen Texas ekibi Blair'in 28 sayı-11 ribaundu ile geçmeyi bildi. Blair'in 28 sayısı aynı zamanda kariyer rekoru. Fazla zorlanmadan fix basketbolunu oynayarak galibiyetlere ulaşan Spurs çaktırmadan da kendini play-off'lar için hazırlıyor. Raptors'un düşüşü ise halen devam etmekte. Doğu'nun dibine demir atan Cleveland'ın hemen üstünde bulunan Raptors için bu sezonda erken bitmişe benziyor. Bargnani 29 sayı bularak takımı için başarılı bir mücadele sergilemiş olsa da galibiyeti getiremedi.

Magic 99 - Sixers 95
Son dönemin formda takımlarından Sixers evinde Magic'i ağırladığı maçta ilk periyodunda oldukça başarılı bir performans sergilemesine rağmen kalan bölümde ipler Magic'in eline geçti ve kazanan galibiyete daha çok ihtiyacı olan Magic oldu. Dwight Howard gibi bir elemanı bulundurmak takımda bir çok şeyi çözüyor zaten. Son dönemde Orlando'ya bakıyorum sadece Howard2ın performanslarıyla maç kazanıyorlar. Dün de 30 sayı-17 ribaund ile tek başına müthiş bir performans sergileyerek galibiyeti getirmiş. Takımda 6 isim çift haneli sayılara ulaşsa da temel olarak Howard odaklı gidiyor hücumlarda. Hidayet ise 10 sayı-6 asist ile galibiyete katkı sağladı. Sixers'ta ise en skorer isim benchten gelen ve 23 sayıyla oynayan Williams oldu.

Bobcats 103 - Pacers 104
Ateş üstünde bir maçtı takımların ligdeki konumları dolayısıyla. Koçuyla artık ciddi bir şekilde çıkış yakladığına inandığım Indıana, Heat deplasmanının hemen ardından bu zorlu maçta böylesine mücadele etmesi ve maç sonunda kazanan taraf olması saygımı kazandı. Heat maçının tamamını izlemiş ve Pacers'ı da görmüş biri olarak söyleyebilirim ki bu tip uzun performanslarına alışmamız gerekiyor. Hibbert 29 sayı-10 ribaund ile takımını taşıyan isim olurken, yanında bulunan McRoberts'ta 12 sayı-9 ribaund-7 asist ile mücadele etti. Bobcats'te Jackson 27 sayı ile takımının en skorer ismi oldu. Pacers bu galibiyetle Bobcats ile arasındaki farkı 1 maça çıkartmış oldu ve 8. sıradaki yerini korudu.

Mavericks 102 - Kings 100
Üst üste aldığı galibiyetlerle müthiş bir seri yakalayan Dallas, zorlu Kings deplasmanından da galibiyetle ayrılmayı başararak serisini 10'a çıkarttı. Maçın büyük bir bölümünü izledim istatistiklere bakılınca Dallas'ın üçlük yüzdesi çok yanıltıcı. Sacramento o kadar içe gömülerek savunma yaptı ki buldukları onca boş şuta sadece 9 isabetleri var. Nowitzki-Peja ve Stevenson gibi ilk beş isimlerinin devreye giremediği maçta benchten gelen Terry 22 ve Barea'da 20 sayısıyla galibiyeti getiren ve seriyi devam ettiren isimler oldular. Aynı zamanda Evans'a ikinci devre uygulanan savunmada önemliydi maçı kazanmak adına. Evans 16 sayı-10 ribaund-9 asist ile triple double'ı kaçırırken, çaylak Cousins 19 sayı-15 ribaund üretti.

Pistons 103 - Cavaliers 94
Cleveland ile saymaya devam ediyorduk ya hani maç sayfasında nba.com'da enteresan bir istatistik verilmiş. Cleveland dün gece 26. mağlubiyetini aldı ve Amerikan Spor tarihinde de bu konuda liderliğe yükseldi. Beyzbol takımı Tampa Bay üst üste 26 maçla bu rekoru elinde bulunduruyordu, artık paylaşılıyor. Maça dönecek olursak Cleveland'ın kazanmasını bekliyordum üzerlerindeki baskı ortamı kalktı artık kazanmaları gerek diye düşünürken maça çok iyi başlayan ve skorda üstünlüğünü lan Detroit bir daha maç içinde rakibini yaklaştırmadı. Stuckey benchten gelerek 22 sayıyla oynayarak takımını galibiyete taşırken karşı cephenin iyi performansı da yine bir kısadan geldi. Sessions 20 sayı-12 asist ile mücadele etti.

Hornets 101 - Nets 103
Hornets hakkında blogda bahsetmiştik, keskin serilere imza atıyorlar diye. Müthiş galibiyet serisinin ardından formunu kaybeden ve sakatlıkların vurduğu Hornets üst üste 4.yenilgisini aldı böylece. Maç sonu toplarını iyi kullanamayan Hornets dün yine klasik West üzerinden el üstü şut tercihi şaşırttı bizleri ama o kadar da sürpriz olmadı. Uzatma periyodunda iki kritik son hücum gerçekleştirdiler ve bunlarda da topu çemberin içinden geçiremediler. 32 sayı-15 ribaund ile West takımında en çok dikkat çeken isim olurken, karşı tarafta Lopez'in 7 ribaund alması dikkat çekti. Nets'te Vujacic 25 sayıyla kariyer rekorunu kırdığı maçta kritik anlarda oldukça önemli işlerin altından da kalkmayı bildi.

Nuggets 114 - Warriors 116
Billups olmayınca Denver'da bir çok şey ters gidiyor bu belli oldu. Bir önceki Rockets maçının başında sakatlanarak oyun dışı kalan Billups'ın yokluğunda bu gecede Warriors'a kaybettiler. Ayrıca guard savunması konusunda büyük sıkıntı çektikleri ortada Billups'ın yokluğunda. Martin'den sonra da Ellis'de 37 atarak takımını galibiyete taşıyan yüksek skorlu bir performansa imza attı. Üçlük yarışmasına katılacak adaylardan biri olan Wright ise 23 sayı-11 ribaund-8 asist ile gecenin başarılı isimlerindendi. Denver'ın en skorer oyuncusu 29 sayıyla Melo olurken benchten gelen 39 sayılık destek takımı maçta tutan başlıca etmenlerden biriydi ancak bu da galibiyete yetmedi.

Bucks 85 - Wizards 100
Wizards maç kazandı ama bir dakika sürpriz değil bu hem karşısında ligin belkide en istikrarsız ve ne yapacağı kestirilemeyen takımı Milwaukee var hemde maç Verzion Center'da. Evet sürpriz değil. Pota altında iyi bir performansa imza atan Wizards ribaundlarda üstünlüğü kaptırmayarak galibiyete uzandı. Bu konuda 16 sayı-17 ribaund ile oynayan McGee en başarılı isim olurken, vezir yada rezil olacağı günlük performanslarına bakan Young 26 sayıyla başarılı bir gece geçirdi ve takımını galibiyete götürdü. Milwaukee'de Jeninngs 20 sayıyla en skorer oyuncu oldu ancak bu sayıya 24 şutta ulaşabilmesi Jeninngs'in takıma döndüğünü ilan eden bir performans olmuş. Ersan ise 10 sayı-9 ribaund ile geceyi noktaladı.

9 Şubat 2011 Çarşamba

9 Şubat Programı

10 Şubat Perşembe 02:00 / Detroit Pistons - Cleveland Cavaliers
10 Şubat Perşembe 02:00 / Charlotte Bobcats - Indiana Pacers
10 Şubat Perşembe 02:00 / New Orleans Hornets - New Jersey Nets
10 Şubat Perşembe 02:00 / Orlando Magic - Philadelphia 76'ers
10 Şubat Perşembe 02:00 (NBA TV) / San Antonio Spurs - Toronto Raptors
10 Şubat Perşembe 02:00 / Milwaukee Bucks - Washington Wizards
10 Şubat Perşembe 02:30 / Los Angeles Clippers - New York Knicks
10 Şubat Perşembe 04:00 / Chicago Bulls - Utah Jazz
10 Şubat Perşembe 05:00 (NBA TV) / Dallas Mavericks - Sacramento Kings
10 Şubat Perşembe 05:30 / Denver Nuggets - Golden State Warriors

Rekoru kıran Cavaliers evinde Pistons'ı konuk edecek. Artık üzerlerinde stres falan kalmadı, rahatladılar. Kaybedecekleri bir şey yok ve Pistons bu seriye son vermek adına uygun bir rakip. Koç değişimiyle birlikte performansı artan ve doğuda playoff mücadelesi veren iki takım karşılaşacak. Vogel iddialarının altının boş olmadığını gösterdi çok kısa bir sürede. Diğer maçlar neyse de dün gece Heat'e kafa tutmaları ikna edici oldu. 11 maçlık deplasman serisine devam eden Clippers'ın, playoff umutları tamamiyle son bulmuş bir şekilde evine döneceğini düşünüyorum. Magic maçından sonra Knicks temposunu kaldırmaları zor. Gecenin en güzel maçında Ömer'li Bulls Memo'lu Jazz'a konuk olacak. Son olarak NBA TV'ye de teşekkürlerimizi sunalım. Birkaç gündür programları çok iyi, ikişer maçlı günlerin, spikerler zorlansa da, izleyiciler açısından büyük keyif olduğunu söyleyelim.

Cavs ile Saymaya Devam

Susam Sokağı'ndaki gibi saymayı öğreniyoruz Cavs mağlubiyetleriyle birlikte. Ama öyle basit sanmayın baya ciddi bir iş ha. 1'den 20'ye gelip durmuyoruz. Aynen devam ediyor yolculuğumuz, şimdilik 25'teyiz. Her Cavs maçında yeni bir sayı öğreniyoruz. Dün yazmayı unuttum ama ellerinde bulunan 24'lük rekoru da geçmiş oldular Mavs'e yenilerek. Bugün Pistons'a karşı ne yapacaklar bakalım. Artık üzerlerindeki "eyvah rekor kıran takımın bir parçası mı olacağım?" stresi kalktı. Bu stresin etkisini aşağıda Mavs maçının sonunu izleyerek görebilirsiniz. Maçı uzatmaya götürmek için üçlük lazım ama saatin farkında değiller veya sorumluluk almaktan kaçıyorlar. Jamison gibi 50 senedir ligde olan bir oyuncu bile hala topu yanındaki arkadaşına aktarmaya çalışıyor 0.1 saniye kala...

Artık rekoru kırmış olmaları Cavs takımını vurdumduymazlığa da itebilir, bir anda silkinip kaybedecek birşeyi olmayan ve yakında maç kazanacak bir takıma da dönüştürebilir. Hangisi olacağını açıkçası bilmiyorum ama önümüzdeki birkaç maçtaki rakipleri, bir galibiyet alabilmeleri için son derece elverişli: Pistons, Clippers ve Wizards. Sizce hangi maçta bu seri sona erer? Yanda anket var...


Link

30 Değil 22 Milyon Dolar

Geçtiğimiz günlerde Celtics'in, pivotu Perkins'e 4 yıl için 30 M$ teklif ettiği ve Perkins'in de bu kontratı reddettiğine dair haberler çıkmıştı. İlk başta refleks olarak "Hadi ya, nasıl kabul etmez." gibisinden tepkiler vermiştik. Bu şaşkınlığımızın sebebi Perkins'in önerilen kontrata layık biri olmamasından değil de takımının ilk beşindeki 5. opsiyon olmasından kaynaklanıyordu muhtemelen. Takımdaki diğer isimlere baktığımızda bariz bir şekilde geride kalıyordu Perkins ama oynadığı basketbolla bu kontratı hak ettiğini düşünüyordum ben açıkçası.

Gelin görün ki günahını almışız zaten adamın. Çıkan haberlerin gerçeği yansıtmadığını ve aslında Celtics'in kendisine 30 değil de 22 milyon dolar önerdiğini söylemiş Perkins. Başka bir takımda olsa bu şekilde düşünmeyebilirdim ama Celtics'teki önemi ve yaptıkları itbariyle bu kontratı reddetmesi doğal. Her ne kadar çok göz önünde bulunmasa da, yıldız seviyesinde olmasa da Celtics'in olmazsa olmazlarından. Hatta geçtiğimiz sene finallerde yaşadığı sakatlık şampiyonluğun Celtics'ten Lakers'a kaymasına sebep olmuştu. Garnett ile beraber takım karakterinin vücut bulduğu, savunma direncinin başladığı isim kendisi. Müthiş bir sertlik ve savunma direnci katıyor Celtics'e.

Bu yaz sınırlı serbest olacak yani Celtics, Perkins'in kabul ettiği teklif ile eşleşip onu takımda tutabilecek. Şöyle bir bakınca ligde pivota ihtiyacı olan takımlara, herhalde en korkutucu senaryo Miami'ye gitmesi olur. Otomatik şampiyon bile yapabilir bu hamle Miami'yi sezon başında. Ama onların önereceği senelik 7 milyon civarında kontratla Celtics kesinlikle eşleşecektir. Zaten ne yalan söyleyeyim ben başka bir takıma da yakıştırmıyorum bu adamı.

Carmelo Lakers'a Gider mi?


Takas süresinin dolmasına iki hafta kala Carmelo dedikoduları iyice kabak tadı vermiş durumda. Nets, Knicks, Dallas derken son olarak Lakers'ın ismi geçmeye başladı. İddiaya göre Carmelo içinde Bynum'ın da olduğu bir paketle Lakers'a gidebileceği konuşulmaya başlandı. Ardından Lakers bu dedikoduları yalanladı ancak bu dedikoduların çıkma nedenine bir bakalım:

Lakers geçen sezonki şampiyonluktan sonra bu sezon özellikle iyi takımlarla oynadığı maçlarda kötü performanslar sergiledi. Boston'a, Miami'ye, Spurs'e, Dallas'a yenildiler ve bu maçların önemli bir kısmında varlık gösteremediler. Yani Lakers'ın bir takas arayışında olduğu düşünülebilir ancak ben böyle bir durum olduğunu sanmıyorum. Öncelikle Phil Jackson'ın sezon ortasında böyle radikal bir değişiklik yapacağını zannemtiyorum takımda. Ancak elbette bu dedikodular da tamamen uydurmadır demiyorum. Belli ki yönetim takımın gidişinden memnun değil ve playofflar yaklaşırken takıma bir mesaj vermek istiyor ve muhtemlen gerçeklik payı olmayan takas haberleri çıkartarak takımı kendine getirmeye çalışıyor. Artest'in takas haberleri çıktıktan sonraki 2 maçta iyi performanslar gösterdiğini de belirtmek gerekiyor, bakalım bu dedikodular Bynum'ın oyununa nasıl yansıyacak. Ancak tekrarlamak gerekirse ben asla ve asla bu 2 hafta içinde Lakers'tan büyük bir hamle beklemiyorum. Bynum'ı verdikleri takdirde zaten dar olan uzun rotasyonu sadece Odom ile Gasol'e kalacak. Ayrıca, Nuggets'ın Carmelo'yu verip, her sene sakatlanması neredeyse garanti olan Bynum'ı alması ne kadar mantıklı bilmiyorum. Onlar da diğer takımlara "Bakın elimizde bir sürü opsiyon var, daha iyi tekliflerle gelin" diyerek pazarı kızıştırmak istiyor herhalde. Ama 15 günleri kaldı sadece.

Ayrıca Lakers çıkan dedikoların yalan olduğunu açıklamış.

Brandon Roy Geri Dönüyor


Link

Görüntüler iki gece önceki Bulls maçından. Roy maç günü, bir hafta içinde döneceğini açıklamıştı. Videoda da maçtan önce salonda yaptığı çalışmalar gösteriliyor. İki dizinden de ameliyat olan Roy, 3 haftayı ancak doldurdu. Pazar günü dönerse 25 gün dinlenmiş olacak. Esasında geçirdiği ameliyatlar rutin sayılsa da, ameliyattan bugüne kadar döneceği zamanı açıklamaları şaşırtıcıydı. Hatta Roy "Bu sezon dönmem garanti değil ama amacım o olacak" demişti. Şimdi ise 25 günde maça çıkacağını söylüyor. Biliyoruz ki, eski Roy'u görmemiz artık imkansıza yakın. Çünkü iki dizinde de menisküs yok ve dizdeki kemikler birbirine sürtünüyor. Dinlendikten sonra geçse de, birkaç antrenmana veya maça çıktıktan sonra ağrılar geri geliyor. Roy'un olduğu ameliyattaki amaç onu iyileştirmek için değil, ağrılarını azaltmak ve bu şekilde ağrılar dayanılmaz seviyeye gelmeden oynayabilmesini sağlamaktı. Bu işten tamamen kurutlması için menüsküs nakli gerekiyor ancak bu iş için bıçak altına yatmış profesyonel bir sporcu yok. Sadece emekli olmuş sporculara yapılmış bugüne dek.

Bakalım göreceğiz Pazar günü Roy'un acıları ne kadar hafiflemiş. Dün söylediğine göre sağ dizinde hiç ağrı yokmuş. Umarım doğrudur çünkü ameliyat kararından önceki 1 ayda onu izlemek resmen acı veriyordu bana. NBA'deki penetre ile şutu en iyi kombine eden adam gitmiş yerine, ağır ve hantal, el üzerinden şut atan, isabet yüzdesi inanılmaz düşen bir oyuncu gelmişti. Haydi dön Brandon. Ancak Suns serisindeki gibi gereğinden fazla erken dönmüyorsundur umarım...

Gecenin Hareketleri - 8 Şubat


Link

10. sırada Hill'den küçük bir 'dream shake' gelmiş. Kevin Martin'i çok sinirlendirmişler belli, yoksa böyle bir smaç vurmazdı. Daha yukarıda bir sırayı hak ediyor gibi. Westbrook'un ara pası estetik, Bonner'ın zekası süper. Kendisinin pick'n roll savunmasına hasta oldum, 'kaleyi açmış' gibi... 1 numarada ise LeBron, Wade'in arkasını topluyor. Son zamanlarda sık olmaya başladı bu durum.

NBA'de Bugün - 08.02.2011

Pacers 112 - Heat 117
Yeni koçuyla beraber dört maçlık bir galibiyet serisi yakalayan Pacers'ın serisine Heat son verdi. Bir önceki Pacers maçında değinmiştim bu galibiyet serisinin göstermelik olabileceğini. Dün gece Heat karşısında iyi bir takım gördüm ancak savunma konusunda sıfır olan Heat'in karşısında Cleveland olsa da benim gözümde iyi olacaktı dün gece. Savunmayı dönem dönem yaptı Miami ki onlar da yetti en azından açılan farkları kapatmak ve öne geçebilmek içindi. Bir ara korktum koş-koş maçı izliyorum diye tempo fazlasıyla yüksekti herhangi bir Heat ve Pacers maçına göre. Heat'te formda isim James 41 sayı-13 ribaund-8 asist ile müthiş bir performansla takımını galibiyete taşırken bu maçın ekstra katkısı 16 sayıyla oynayan Chalmers'tan geldi. Pacers'ta Hibbert 20 sayı-10 ribaund ile double-double yaparak geceyi noktaladı. Pacers'ta dikkat çeken nokta artık kısaların takımı ünvanından sıyrılıyorlar yavaş yavaş. Hücumların çoğunu uzun üzerinden oynamaya çalıştılar ve bunda da çoğu zaman başarılı oldular. İyi yoldalar...

Sixers 117 - Hawks 83
Yaklaşık 3 hafta önce yine evinde farklı bir yenilgi alan Atlanta için bu tekrar yaşandı. Bu kez rakip son dönemin formda takımlarından play-off'u bu performansını devam ettirmesi dahilinde garantileyen Sixers oldu. Maça müthiş bir giriş yapan Sixers, Hawks'a karşı hiç bir çeyrek üstünlüğü kaptırmadı ve galibiyete rahat ulaştı. Horford'un yokluğunun takımı nasıl etkilediği de ortada ancak dün gece maçı izlerken dikkatimi çeken takım bu kadar kötü giderken Joe Johnson'un da buna seyirci kalması oldu. Belki geri dönüşün yapılamayacağı kadar fark vardı ancak ne olursa olsun bir play-off takımındasın ve bu tip maçlarda bu kadar rezil bir görüntü vermemek için ayrı bir hırsla oynarsın ne olursa olsun ama Joe Johnson sadece maçı izledi. Atlanta'da Smith 16 sayı-7 asist ile oynayarak takımının en iyisiydi. Sixers'ta galibiyeti getiren performanslar benchten gelen Williams'ın 20 sayısı ve Iguodala'nın 11 sayı-7 ribaund-8 asist ile sergilediği komple basketbol oldu.

Spurs 100 - Pistons 89
NBA lideri Spurs deplasmanda Pistons'u ikini yarıdaki performansıyla geçmesini bildi. Zamanında rekabet açısından önemli iki rakip olan Spurs ve Pistons'ın maçları her zaman ilgimi çekmiştir. Detroit'in play-off hedefi dolayısıyla son dönemde kendini toparlaması da maçın önemi benim için arttı. Dün zaman zaman göz atma fırsatı buldum. Detroit'te Stuckey dönüş yaparken, Hamilton'un oynamaması dikkat çekti. Pota altında Monroe 14 sayı-13 ribaund ile çok iyi bir performans sergiledi ancak Howard'ı unutan Orlando kısaları gibi ilk çeyreğin sonunda Detroit kısaları da onu unuttu. İlk çeyrek 10 sayı bularak oldukç etkili olmuştu zira ancak maçı 14 sayıyla tamamladı. Bynum'da 21 sayı buldu benchten gelerek ancak galibiyete yetmedi. Spurs cephesinde 19 sayı-7 asist ile oynayan Parker takımın en etkili ismi olurken pota altında Blair'de 18 sayı-12 ribaund ile karşılaşmayı tamamladı.

Grizzlies 105 - Thunder 101
Memphis'in play-off inadı tüm hızıyla sürüyor. Zorlu Thunder deplasmanından uatmada da olsa galibiyet çıkartabilmeleri önemli oldu onlar adına. Thunder'ı top kaybına zorlayan ve top kayıplarının getirdiği hızlı hücumlarla bolca skor üreten Memphis rakibinin silahını kendi lehine çevirerek önemli bir iş yapmış. Mayo'nun yokluğunda ilk beşe yerleşen Allen 27 sayısıyla sezonun en yüksek rakamına ulaşırken pota altında Zach 31 sayı-14 ribaund ile etkili oldu ve Thunder'a boyalı alan sayılarında da fazlasıyla üstünlük sağladılar. Durant 31 sayı-10 ribaund ile rutin performanslarından birine imza atsa da Westbrook'un yaptığı 8 top kaybı maçın kaybedilmesinin başlıca faktörlerinden oldu.

Clippers 85 - Magic 101
Dün gece izlenmesi gereken maçlardan biriydi Magic-Clippers karşılaşması. Hidayet'in oynamasının yanı sıra pota altında Howard ile Griffin'i beraber izlemek için de güzel bir fırsat. Ancak dün geceye baktığımızda Gridffin beklenilen performansını sergileyememiş ve onun performansında yer alan düşüklük Clippers'a yansımış. Son çeyrekte 35-20'lik üstünlük kuran Magic'in bu çeyreğe 5/8 üçlük ile başladığını da belirtmek gerek. Howard pota altında 22 sayı-20 ribaund ile etkili olurken, temsilcimiz Hidayet 5 sayı-8 ribaund-7 asist ile mücadele etti. Clippers cephesinde Griffin'in beklenilenin altında kaldığını söyledik ki 4/12 isabetle 10 sayı-12 ribaund ile oynadı ve takımı adına etkisiz kaldı. Baron'un 25 sayı-8 ribaund-8 asist ile sergilediği performans ise galibiyete yetmedi.

Raptors 74 - Bucks 92
İstikrarsız bir biçimde yoluna devam eden ve buna rağmen play-off yarışının içinde halen kendine bir yer bulan Milwaukee, evinde Raptors'u kolay geçti. Hani takımda biraz istikrar olsa play-off potasında muhtemelen Sixers yerine Bucks olurdu. Geçtiğimiz sezon play-off yapan ve üstüne koyması beklenen Milwaukee hiçte beklentiler doğrultusunda ilerlemiyor. Toronto'nun maçta hiç üçlük isabeti bulamaması da dikkat çekti. Zamanında iyi bir rekorun sahibiydiler bu konuda. Bogut 14 sayı-5 ribaund-5 blok ile takımını sırtlarken, Ersan 6 sayı-8 ribaund-2 blok ile galibiyete katkı sağladı. Raptors cephesinde ise Bargnani sadece 21 şutta 23 sayı buldu ve maçın en skoreri oldu.

Wolves 112 - Rockets 108
Tamam bir gece önce zorlu bir maç oynamış olabilirsin ama play-off yarışı içindeysen ve önünde geçmen gereken üç takım varsa evinde Batı sonuncusuna yenilmeyeceksin. Bu basittir. Houston'un benim gözümde play-off'lara elvada dediği gece olmuştur dün gece. Bundan sonra play-off yapmaları bence çok çok zor olacak. 4 maç çok değil elbette ancak böyle dengesiz bir biçimde hedefe doğru ilerlemek takıma yönelik güvenleri fazlasıyla sarsmaktadır eminim. Baktığımızda ribaund almaktan aciz bir takım görüyorum ben. 51e karşılık 31 ribaund almak nedir çözemedim ben. Wolves'te 20 sayı-14 ribaund ile Love takımını galibiyete taşıyan isimdi. Houston cephesinde ise yine Martin&Scola ikilisi ön plandaydı ancak bu ikilinin toplamda bulduğu 55 sayı ne yazık ki galibiyet için yeterli olmadı.

Tahminleri Alalım - 6

Cevap: İkililerden ikisinin tahmini nispeten kolaydı ama üçüncüsü cidden çok zordu. Doğru yanıtlayan arkadaşları tebrik ederiz.
1- Kidd&Carter
2- Jordan&Pippen
3- Bird&Parish

Hazır bugün gündem pek yoğun değilken tozlu raflardan bir soru daha çıkaralım. Bu seferki sorumuz pek güncel değil, geçmişten. Efendim, malum triple double çok sık gerçekleşen bir olay değil. Günümüzde de belli aralıklarla bu istatistiki başarıyı yakalayabilen birkaç isim var yalnızca. LeBron tabi ön plana çıkıyor bu konuda. Sorumuz ise şöyle: Aynı maçta, aynı takımdan triple double yapma başarısı gösteren son 3 oyuncu ikilisi kimler? Soru biraz zor olduğu için küçük bir tüyo vereyim. Çok nadir gerçekleşen bu durumda, cevabı tahmin edebilmeniz için aktif olmayan oyuncuları da göz önünde bulundurunuz.

Dejavu (Hawks Yine Fark Yedi)

Hornets maçında yedikleri 40 farktan sonra şu yazıyı paylaşmıştık sizlerle. Çok değil 20 gün geçti aradan, benzer tarifeyi bu kez Sixers'tan yediler. Fark 40 değil de 35 oldu, hücumun yanında asıl olarak savunmada zaafiyetleri görüldü. Philly gibi hücumu kısıtlı bir takımdan 117 sayı yemek her yiğidin harcı değil. 76'ers daha önce sadece Cavs ve Wizards'a 115 ve üstünde sayı atabilmiş... Her takım böyle sonuçlar alabilir, zaten bir önceki yazıda bana katılmayanlar olmuştu bu temele dayanarak. Ama geçen sene Magic serisinde hemen her maç, ardından bu sene bir ay içinde 2 kere benzer şekilde hezimete uğruyorsanız, bunun adına tesadüf demek biraz fazla iyi niyetlilik olur. Hani bahsettiğimiz, iddiası olmayan bir takım olsa neyse ama doğuda ilk 4'te yer alıp saha avatajı yakalamak isteyen bir takım için düştükleri bu durum kabul edilir gibi değil. Özellikle de kendi sahalarında. Ligin en zayıf takımı diye dalga geçilen Cavaliers bile içerde böylesine ağır mağlubiyetler almıyor, adamlar mücadele edip ellerinden geleni yapıyor.

Maçı pek izlemedim, fark da olduktan sonra diğer maçlara geçtim direkt ama Hawks'ın temel problemlerini biliyoruz. Genelde isolation oynuyorlar ve bu hücum setine yatkın yalnızca iki oyuncuları var kadroda. Bu oyuncular birbirini yedekleyen Crawford ve Johnson olduğu için aslında ilk beşte tek isim var diyebiliriz. Hücumda tıkanıp ne kadar çaresiz kaldıklarını zaten Hornets maçında da görmüştük. Bu gece ise savunmada çuvallamışlar ve potalarında sezonun en yüksek ikinci sayısını görmüşler, hem de hücumu lig ortalamasının hayli altında olan Sixers karşısında.

Bu sene fark yedikleri iki maçta da dikkat çeken bir ortak yan var aslında. Horford'ın yokluğu. All-Star seçilen genç yıldızın yokluğunda takım tanınmaz hale geliyor. Ama düştükleri bu durumu yalnızca Horford'ın yokluğuna bağlamak saçma olur. Çünkü Hawks'ın bir temel problemi daha var ve farkın son çeyrekte dahi açılmasını önleyemeyen faktör de bu. Bench sorunu. Hawks, ligin kenardan en az, Sixers ise en çok katkı alan takımlarından. Hal böyle olunca farkın açılması da kaçınılmaz olmuş. Velhasıl, konuşmak için henüz erken ama Hawks an itibariyle güvenleri sarsmış durumda ve o güveni yeniden sağlamaları da öyle birkaç maçla olacak iş değil.

Where LaMazing Happens

Başta şunu söyleyeyim, çok hoş ve akıl dolu bir pankart hazırlamış bu seyirci. Son 1 ayda kariyer sayı rekorunu tam üç kere geliştiren bir oyuncu düşünün... Üstelik rekoru da sırayla 37-40-42 şeklinde gidiyor. Hep 40 civarında yani. Sonra, bu oyuncu ligin kalburüstü uzunu seviyesinden, ligin en komple, en önemli uzunlarından biri seviyesine evrilsin ve takımını batıda tek başına playoff potasında tutsun ama tüm bunlara rağmen All-Star seçilmesin. Batı konferansındaki yıldızların, All-Star hakedenlerin çokluğu nedeniyle Aldridge güme gitti. Keşke Duncan yerine seçilseydi ama olmadı... Takımını playofflar'a sokup, başarısını bir kez daha insanların gözüne sokmaktan başka yapacak birşeyi yok...

8 Şubat 2011 Salı

8 Şubat Programı

9 Şubat Çarşamba 02:00 / Philadelphia 76'ers - Atlanta Hawks
9 Şubat Çarşamba 02:00 (NBA TV) / Los Angeles Clippers - Orlando Magic
9 Şubat Çarşamba 02:30 / San Antonio Spurs - Detroit Pistons
9 Şubat Çarşamba 02:30 / Indiana Pacers - Miami Heat
9 Şubat Çarşamba 03:00 / Toronto Raptors - Milwaukee Bucks
9 Şubat Çarşamba 03:00 / Memphis Grizzlies - Oklahoma City Thunder
9 Şubat Çarşamba 03:30 / Minnesota Timberwolves - Houston Rockets

NBA TV'nin yayınlayacağı maçta Griffin-Howard kapışmasını izleyeceğiz. Takımlar da denk güçte olsa seyri daha keyifli bir karşılaşma olabilirdi, Magic'in rahat geçeceğini düşünüyorum. Spurs-Pistons maçı bundan 4-5 sene önce olsa izlenirdi ama şimdi pek bir albenisi yok. Pistons adına Hamilton'ın yeniden formasına kavuştuğunu hatırlatalım. Vogel'in Pacers'ı Heat deplasmanında galibiyet arayacak. Yeni koç yönetiminde henüz yenilgileri yoktu ama sanırım bu gece ilk mağlubiyeti tadacaklar.

3'lük Yarışmasına Katılanlar Belli

NBA.com yazarı John Schuhmann, All-Star hafta sonunda üçlük yarışmasına katılacak oyuncuları açıkladı: Ray Allen, Paul Pierce, Daniel Gibson, Kevin Durant, James Jones ve Dorell Wright. Ray Allen'ın katıldığını biliyorduk, Paul Pierce da garantiydi. Diğerlerine biraz değineyim. Öncelikle Dorell Wright'ı tamamen unutmuştum önceki yazdımda, kendisi elbette hakediyor. Ne de olsa ligin en fazla üçlük atan oyuncusu ve bunu %42 civarı bir isabet oranıyla yapıyor. Daniel Gibson ile James Jones da gerek maç başına buldukları isabet sayısı gerek yüzdeleri ile ligin sayılı şutörleri arasındalar. Geriye Durant kalıyor.

İşte onu anlamadım. Son üç sezonda en kötü şut yüzdesine bu sene düştü Durant: %34.5 ile... Tamam belki geçmiş sezonlara göre çok daha fazla üçlük deniyor ve haliyle daha çok isabet buluyor ama %34.5 vasattır NBA'de. Durant'ın alınmasının ardındaki sebep muhtemelen yarışmaya bir süper yıldız sokarak popülariteyi arttırmak diye düşünüyorum. Çünkü geri kalan isimlerden Afflalo, J-Rich, Billups gibi isimler daha çok hakediyorlardı. Benim önceki yazıdaki seçimlerimden Bibby ise sezona müthiş bir başlangıç yaptıktan sonra yavaş yavaş bir düşüşe geçmişti. Meğerse yavaş falan değilmiş, adam yakında %10 isabet oranına düşecek. Bu nedenle, sezon ortalamaları müthiş olsa da, onun alınmamasını anlayabiliyorum. Keza aynı şekilde Morrow son 1.5 ayın çoğunu sakat geçirdi, döndüğünden beri yedekten oyuna girip kısıtlı süreler alıyordu, yeni yeni ilk 5'e yerleşti. Ray Allen'a "Katılacak mısın?" diye sorulduğu sırada Morrow henüz sakattı... Aynı şekilde Bonner'a da sakatlığı nedeniyle yazık oldu diye düşünüyorum %50'nin üzerinde üçlük atıyor ama yaklaşık üç haftadır oynayamadığı için yarışmada yer alamayacak...

Yarın hem yarışmayla ilgili birşey yazarım hem de bir anket koyarım.

İyi ki Doğdun Nash


Link

Dün yazmayı unuttum, Nash'in doğum günüydü. Kutlu, mutlu olsun. Öyle doğum günlerini takip edip her sevdiğim oyuncu için yazmıyorum, şansa denk geldi ama asıl bahanesi yukarıdaki video. NBA'in son 1-2 aydır ortaya çıkardığı 'teşvik' videolarından en başarılısı... Oyuncuların gençlik yıllarında çekilmiş videoları alıp, üstüne 'gelecekten' birini ekleyip böyle şeyler yapıyorlar. Curry, Amare ve Paul'unkiler oldukça tırt bence, öte yanda Nash çok ama çok başarılı, adeta gerçek.