BIY AD

Deron Williams etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Deron Williams etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

17 Mart 2011 Perşembe

Kemerlerinizi Bağlayın

Bağlayın, çünkü kaptan pilotumuz Deron Williams ile uçuşa geçiyoruz. Sıkı durun ve etrafınızda içecek falan varsa yudumlamaya kalkmayın Deron'ın söylediklerini okurken. Geçtiğimiz günlerde yeni takımının gidişatı hakkında küçük bir değerlendirme yapan yıldız oyuncu, "Önümüzde 18 maçlık bir maraton var ve playofflara kalma şansımız sürüyor. Her şey olabilir." dedi. (Nets, Williams'ın bu açıklamalarının hemen ardından Celtics'i evinde devirmeyi başardı ve kalan maç sayısı 17 oldu.)

Bence alkolle falan olacak iş değil bu, baba sağlam bir şeyler çekmiş olmalı. Başka türlü böyle bir açıklamanın izahı olamaz çünkü. Şaka bir yana yakaladıkları galibiyet serisinin verdiği gazla bu konuşmaları yapmış belli ki ama akıl var mantık var yani. Hem rakiplerini yakalamaları adına kalan periyot çok çok az. Hem rakipleriyle aradaki galibiyet yüzdesi farkı çok fazla. Daha da önemlisi playoff yapabilmeleri için tam 4 takımı birden geçmeleri gerekiyor. Yani Nets'in playoff şansı var olmasına var ama bu ihtimal yalnızca kağıt üzerinde ve gerçekleşme olasılığı %1 bile değil bence. Indiana, Charlotte, Milwaukee, Detroit dötlüsünden yalnızca Detroit'i geçebilir gibi görünüyorlar. O da Detroit playoff için diğerleri kadar kasmayacağından. Yani yok öyle sene boyu yattıktan sonra 5 maç kazanmayla playoff yapmak.

Bir çift lafım da Deron Williams'a olacak; Daha düne kadar Nets'e yollandığın için ağlayıp zırlıyordun, ben burda kalmam diyordun. Ne çabuk benimsedin formanı da böyle cürretkar açıklamalar yapıyorsun. Bari "Şansımız az ama elimizden geleni yapacağız deseydin."

3 Mart 2011 Perşembe

Nets ve Raptors Londra'daki Maça Hazır

"Ne Londra'sı? Ne oluyor?" şeklinde tepkiler verdiyseniz buyrun sizi şöyle alalım.


24 Şubat 2011 Perşembe

Deron Williams - Devin Harris Takası (Analiz)

Deron Williams ---> New Jersey Nets
Devin Harris + Derrick Favors + 2011 Nets'in ilk tur draft hakkı + 2012 Warriors'ın ilk tur draft hakkı (ilk 7 sıra korumalı) ---> Utah Jazz


Hoppala. Nasıl yani ya? Dersten çıktım, eve geldim; aldığım ilk haber Jazz'ın Deron'ı Nets'e gönderdiği oldu. Transfer döneminin bitmesine 24 saat kala inanılmaz şaşırtıcı bir gelişme. Hayır daha iki hafta önce Sloan, Deron'la tartışınca istifa etmemiş miydi? Bunun nedeni de Jazz yönetiminin "Deron bizim geleceğimiz, biraz ona iltimas göstermek lazım" şeklindeki kafa yapısı değil miydi? Sloan'un istifası üzerine tu kaka mı oldu Deron? Yok ben anlamıyorum.

Hayır yani, bir de Deron'a karşılık, her zaman sakatlanma riski olan, 3 yıldır beklenilen gelişmeyi gösteremeyen, 2013'e kadar sözleşmesi süren Harris'i aldı Utah. Perşembe gününe kadar biraz daha zorlasalar, çok daha iyi teklifler alabilirlerdi. NBA'de Deron'ın değeri, Carmelo'nunkine son derece yakındır yani. Carmelo "Ben takasımı istiyorum, etmezseniz serbest kalıp bedavaya giderim" deyip Denver'ın elini zorladı. Buna rağmen harika bir takas yaptılar. Utah'ta böyle bir aciliyet yokken, neden ortalama bir pakede razı olduklarını açıklayamıyorum. Chris Paul bile dayanamamış Twitter'ından "Deron Nets'e? Rezalet, yok artık." gibi sözler yazdı. Bu arada Favors'dan çok ümitliymiş Utah. Takastan sonra telefonlar çalmaya başlamış Favors için ancak böyle bir niyeti olmadığını açık açık belirtmişler... Bakalım NBA'de henüz faul yapmak haricinde bir işe yaramayan Favors'a, Deron-Harris arasındaki fark kadar değer veren Jazz ileride bu takası nasıl hatırlayacak...

Şimdi 24 saat içinde Kirilenko'nun bu yaz bitecek olan 18 milyon dolarlık kontratını da gönderecekler mi bir yere, asıl soru bu. Al Jefferson, Mehmet Okur ve Millsap gibi isimlerin bile gidebileceği konuşuluyor ama o kontratları birilerine kakmak için büyük yöneticilik başarısı lazım. Ha Deron'ı verdikleri gibi kötü bir takas yapmaya razılarsa bilemem... Bu sezon bence playoff'a kalmayı başarırlar ancak gelecek seneden itibaren şu takımda neler olacağını kestirmek pek mümkün değil. Kadronun böyle kalmayacağı kesin gibi. Aynı oyuncuları tutsalar bile Devin Harris gibi dengesiz bir guard ile nereye kadar ilerleyebilirler bilmiyorum. Dün hazır haber sıcakken hemen yazayım dedim, draft haklarına değinmeyi unutmuşum. Draft hakları kesinlikle güzel Utah'ın yetenek avlaması için, özellikle bu sezonki Nets hakkı yükseklerde olabilir. 2011 draft'ının zayıf olacağı konuşuluyor ama draft sınıfı ne kadar zayıf olsa da, aralarından güzel parçalar buluyor iyi araştıran ve şansı yaver giden takımlar. O nedenle bu draft hakları iyi kullanmaları duurmunda, Deron takası biraz daha dengeye gelebilir Utah adına.

Nets tarafından bakarsak; Carmelo'nun peşinde koştular o kadar ancak sonunda süper yıldızı New York'a kaptırdılar. Hemen ertesi gün ise bir anda talih kuşu kondu kafalarına. Tabii o konan, bu dönemde Twitter kuşu da olabilir. Öyle veya böyle, Carmelo ayarında bir oyuncuyu neredeyse bedavaya takıma kattılar. Önümüzdeki yaz maksimum kontrat verebilecek nadir takımlardan biri olacak Nets ve Dwight Howard'a imza attırabilecekleri konuşuluyor. Brooklyn'e taşınmaları da cabası. Ah bir de 2010 yazında Travis Outlaw'a dünyanın en saçma kontratını vermeselerdi, Nets'in geleceği çok ama çok daha parlak olurdu. Deron gelince şu anki takımın bile bir anda çehresi değişti yahu. Deron - Morrow - Outlaw - Humphries - Lopez. Ribaund almayı unutan pivotumuz biraz kendine gelse çok da kötü değiller esasında. Ama tabii Sloan ile "dediğim dedik" bir hoca olduğu için tartışan Deron'ın, Avery Johnson'ın o sesine nasıl katlanacağını merakla bekliyorum. Takas olmayı hiç beklemediğini ve bu takası kendisinin istemediğini belirtmiş Deron. Prokhorov'un onu ikna etmek için işe koyulması lazım, çünkü 2012 yazında her ne kadar Dwight'ın peşinde koşacak olsalar da, Deron da oyuncu opsiyonunu kullanarak serbest kalabilir. Bu durumda Nets herhalde bir 5-10 sene daha toparlanamaz. O yüzden Brooklyn kozunu ve 2012'de takımı nasıl geliştireceğini Deron'ın beynine kazımalı Prokhorov.

23 Şubat 2011 Çarşamba

Şok Gelişme, Deron Williams Nets'te

NBA kaynaklarının verdiği bilgiye göre Utah Jazz ve New Jersey Nets odaklı sürpriz bir takas gerçekleşti. Deron Williams Nets'e takas edildi. 23 yıldır Utah Jazz koçluğunu sürdüren Sloan'ın istifasında başrol isim olarak dikkat çeken Deron Williams sürpriz bir şekilde Utah'tan gönderildi.

Derrick Favors ve Devin Harris ise Utah yolunu tuttu. Ayrıca Utah Jazz, Nets'in iki adet 2011 birinci tur draft hakkını aldı. Devin Harris son zamanlarda sıkça dedikodularda adı geçen biriydi fakat Utah işi onun için de çok ani ve sürpriz olmuştur. Utah Deron'un yerini Harris gibi potansiyeli olan bir isimle doldurmaya çalışacak. Ayrıca önemli bir pota altı oyuncusunu kadrosuna katmış oldu yıldız guardı karşısında.

Bir başka takasta ise Nets Brandan Wright ve Dan Gadzuric'i kadrosuna katarken, Troy Murphy'yi Warriors'a yolladı. Warriors'ın Murphy'nin kontratını satın alacağı ve şutör uzun için başta Magic olmak üzere şampiyonluk hedefleyen takımların pusuda olduğu konuşuluyor.

11 Şubat 2011 Cuma

Sloan Olayının Perde Arkası...

Henüz haberi olmayanlar için, Jerry Sloan istifasını verdi. Her NBA sever gibi ben de şaşkınlıkla karşıladım bu olayı en başta. Meğersem olay Deron Williams ile bir süredir yaşadıkları anlaşmazlıklarmış. İlk senesinde Deron'ı adam etme amaçlı olarak yedekten oyuna sürüyordu devamlı. Takımı kenardan izletip yanlışları, doğruları falan gösteriyordu Sloan ona. Eğitmişti adeta Deron'ı, yeni Stockton olması için. Ama Deron ona baş kaldırarak adeta sırtından bıçaklamış bir Brütüs olmuş. Ben bir hayli şaşırdım açıkçası, hatta yazıda da "Deron Williams ile yeni Stockton'ını bulmuştu" demiştim. Meğerse neler dönüyormuş. Son Bulls maçının ilk yarısında Deron Williams kenardan Sloan'un söylediği set yerine başka bir hücum oynatmış takıma. Bundan dolayı devre arasında ikili kavga etmişler hatta fiziksel kontak olacak noktaya kadar gelindiğini söylüyor kaynaklar. Ayrıca maçın son dakikalarında Deron Williams üst üste top kayıpları yaparak maçı adeta Bulls'a kendi elleriyle teslim etmişti. Sezon içinde 2-3 kere daha yaşanmış bu tür olaylar. Deron Williams koçun fazla kapalı ve değişikliğe asla taviz vermeyen tavrından rahatsızmış. Sloan ise "Burada işler benim dedediğim şekilde işler." diyormuş. Ancak son zamanlarda yaşanan tartışmalar sonucunda Sloan yönetime "Ya benim istediğim gibi yönetilecek bu takım ya da ben gidiyorum" demiş. Yönetim de bunun üzerine "İşte kapı işte sapı" demiş, çünkü Deron'ı kaybetmeyi göze alamamışlar. Bir başka iddia ise Deron'ın direk olarak "Sloan varsa ben yokum" dediği ve yönetimin böyle bir karar aldığı. Tam orta yol diyeceğimiz bir teoriye göre de Sloan, Deron'dan duyduğu rahatsızlığı yönetime aktarıyor, yönetimden "İdare et işte" gibi bir yanıt alınca, yönetimin onun değil oyuncunun yanında olduğunu anlıyor, basıyor istifayı. Yani her şekilde yönetimden yeterli desteği görememiş Sloan... Bu arada, sadece Deron değil, başka oyuncuların da Sloan'dan şikayetçi olduğu söyleniyor.

Deron'ın yaptığı pek çok kişi tarafından tepki çekecektir. Böyle bir değeri kafa tutmak, onun böyle gönderilmesi elbette hoş değil. Ama esasında olması gereken bir değişiklikti bir süredir. Önceki haber yorumumda da değinmiştim Sloan'un biraz değişikliğe açık olması gerektiğini. Örneğin Popovich'in son iki sezondur farklı sistem deneyine benzer birşeyi Sloan'dan da görmemiz gerekliydi ama göremedik ve göremeyecektik de. Ancak çok büyük bir efsane gitti takımın başından ve üstelik çirkin ve yanlış bir yolla, takımın yıldızına yem edilerek gönderildi. Hem de gönderilen koç 23 yıldır takımın başında olan Jerry Sloan.

Ve Sloan beklediğim gibi "Başka bir yerde çalışmayı düşünmüyorum." dedi basın toplantısında. Önceki yazıda kariyerini yüzük almadan tamamladı demiştim, şimdi kesinleşti...

14 Kasım 2010 Pazar

Geri Dönüşlerin Kralı Utah

Sezona Denver ve Phoenix gibi iki önemli testten sınıfta kalarak başlamıştı Utah. Playoff sıralamasında yer savaşı vereceği muhtemel bu rakiplerinden yediği farkların yanına takımın lideri Deron Williams'ın bu periyottaki kötü performansı da eklenince Jazz taraftarları için aylardır bekledikleri sezon başlangıcı bir kabusa dönmüştü. Üzerine Thunder deplasmanından aldıkları farklı galibiyet aslında Utah'ın daha sonraları maç içine de sirayet ettiğini göreceğimiz performans dalgalanmasının habercisiymiş. Golden State yenilgisiydi Toronto galibiyetiydi derken benim de dengem bozuldu açıkçası ve takım iyi yolda mı kötü yolda mı bir türlü karar veremedim ben de. Ama arada bir Clippers maçı var. Bu maç öyle bir maç ki Jazz 18 sayı farkla geri düşüyor ordan maçı çeviriyordu ve belki bu geri dönüşün çoğu kimse farkında bile olmuyordu, sonradan olaya ayıkıyoruz, meğer o gün başlamış bu karakter gösterisi...

Velhasıl ayın 8'indeki Miami maçıyla başlayacak olan doğu turnesi geldi çattı. Bu turnede Jazz geçen senenin 4 playoff oynayan takımı ünvanına sahip rakiplere konuk olacaktı. Yani rakipleri, seneye bomba gibi giren Atlanta ve Orlando, evinde her zaman bir tehdit kabul edilebilecek Charlotte ve muhteşem üçlünün Miami'siydi. Ne olduysa bu turnede oldu işte...

Miami maçında 22 sayı geriye düşüp son 30 saniyeye sığdırılan serbest atışsız 14 sayıyla geri döndüler, tabi Millsap'in tarihe geçen performansıyla... Ardından Orlando'nun, 3. çeyreğin ortalarında yakaladığı 18 sayılık farkı kapatan Al Jefferson-Millsap ikilisi ve gelen galibiyet... Sonrasında Atlanta maçının son çeyreğinde 10 sayılık farkın eritilmesiyle kazanılan 3. zafer... Ve son olarak bu gece... Artık çoğu kişi gibi ben de güçlerinin kalmayacağını papazın bu sefer pilavı yemeyeceğini düşünüyordum. Aslında tam da beklediğim gibi başladı maç ve Bobcats farkı bir ara 19 sayıya kadar çıkardı. İşte o an yine aynı karakter, aynı ısrar girdi devreye ve Deron Williams'ın bitime .8 saniye kala bulduğu basketle bir inanılmazı daha gerçekleştirdi Utah bu gece.

Miami maçı ve aradan geçen 6 günün ardından Utah şu an ligin en formda takımı, doğunun fatihi, geri dönüşlerin kralı ve açık ara en zevkli maçların başrolü konumunda. Sezon boyunca maç olacak bu dönüşü yapamayacaklar, belki güçleri yetmeyecek, belki şansları yaver gitmeyecek ama gerçek şu ki Utah karşısında öne geçen takım hiçbir zaman rahat nefes alamayacak. Bunun gerçek sebebi de yenilgiyi kabullenememe, durum ne olursa olsun gösterilen mücadele ve karakter... Esas takdir edilmesi gereken de tam olarak bu işte.

9 Mayıs 2010 Pazar

Dünyanın En İyi Oyun Kurucusu (Deron ve Stockton)


Link

10 gün kadar önce kendisini dünyanın en iyi oyun kurucusu ilan eden Deron'ın son hücumda fark 1 iken çembere gitmek yerine, oyun alanındaki en verimsiz noktadan (tek ayağı üçlüğün içine basarak) şut attığına dikkat çekmem gerekiyor. Matthews'un yaptığı açık faul verilmemiş ve ayağına bir fırsat gelmişken (gerçi ondan önce Boozer'a Fisher'ın yaptığı faul verilmedi) bu fırsat ucuz bir şekilde harcanmamalıydı. Bana göre Deron yerine Korver'ı perdeden çıkarıp kullanmak daha doğru olurdu çünkü çılgın bir şekilde Philly günlerini bile gölgede bıraktı dün gece Korver. 10'da 9 şut (5/5 üçlük) isabetiyle Lakers'ı perişan etmişti o ana kadar. Tabii Deron'ın bu takımın lideri olduğunu ve bu tür son saniye pozisyonlarını kullanmayı sevdiğini biliyoruz. Ondan pek de şaşırtıcı bir tercih değildi. Bu arada pozisyonu görünce Jazz ve belki de NBA ile dünya tarihinin en iyi oyun kurucusu Stockton geldi aklıma. 1998 Finalleri'nin 6. maçında Jordan topu Malone'dan çalıp takımını 1 sayı farkla öne geçirmişken, Stockton moladan sonra garip bir şekilde üçlük denemiş ve kaçırmıştı. Bulls da 6. şampiyonluğunu yaşamıştı. Benzer bir tercih geldi Deron'dan bu sabaha karşı...

Bunun dışında Lakers'ın genellikle şansının yanında olduğunu söylememiz lazım. Geçtiğimiz sene Lee'nin kaçan alley-oop'unun ardından şimdi de Matthews'un tip'i kaçtı.

15 Şubat 2010 Pazartesi

All-Star Haftasonunun Ardından: Yetenek Yarışması


Link

Pazar günkü yazımda değindiğim Jennings'in hayretler uyandıracak 3. pas istasyonunu görmeyenler kesinlikle izlemeli. Bu arada videoda Westbrook yok ve final turunda önce Nash yarışmış olmasına rağmen, Deron Williams ilk yarışan gibi gözüküyor.

14 Şubat 2010 Pazar

Yetenek Yarışması Şampiyonu Nash

Aslında beklenilen gibi geçmedi yarışma. Jennings ile Westbrook (Son maçta kalçasından sakatlanan Rose'un yerine katıldı) ilk turdan direk elenir, Nash ile Deron'ı finalde izleriz diye düşünüyorduk. Böyle de oldu ama Jennings elenmesine rağmen az kalsın yarışmanın rekorunu kıracaktı. Driplingi, ilk 2 pası ve şutu müthiş bir şekilde geçtikten sonra 17 saniye civarında 3. pası bir türlü isabetli atamadı. Hatta bir denemesinde 1-2 metreyle falan kaçırdı atacağı noktayı. Rekor heyecanı olsa gerek. Aslında ileriye yönelik de çok hoş bir belirti değildi Jennings adına, daha burada heyecanlanıyorsa, playoff'larda falan ne olur acaba?

Her neyse, Nash ve Deron finale kaldılar. Ancak Nash'in 29.9 saniyelik derecesini geçecekmiş gibi gözüken Deron da 3. pasta takıldı aynı Jennings gibi ve 5 kere denemek zorunda kaldı. Haliyle Nash kazandı. Toplam 491 oy kullanılan blog anketinde Nash %38, Deron %29, Jennings %9 ve sakatlığı nedeniyle yarışmaya katılmayan Rose %24 oy almıştı.

Ayrıca Nash'in tanıtım sırasındaki sempatikliği ve sondaki yalancı blok çabası tebessüm etmemizi sağladı. Aşağıda fotoğrafları görebilirsiniz.



3 Şubat 2010 Çarşamba

Yetenek Yarışması Değerlendirmesi

All-Star haftasonunda Cumartesi günü Derrick Rose, Steve Nash, Deron Williams ve Brandon Jennings hızlıcana slalom yapıp, orta mesafeli şutta isabet bulmaya ve 3 tane isabetli pas vermeye çalışacaklar. Bütün bunların hepsini en kısa sürede yapan da kazanacak.

Farkındaysanız 3 şampiyon var yarışmacıların içinde (Rose-Deron-Nash). Ama her ne kadar geçtiğimiz sene Rose kazanmış olsa da, 10 gün sonra bu başarıyı tekrarlayacağını pek sanmıyorum. Jennings'den de beklentim çok yüksek değil. Çünkü Nash ve Deron Williams gerek pas, gerek şut isabeti olarak Rose ile Jennings'den üstünler ve bu nedenle Nash veya Deron'ın kazanmasını bekliyorum. Doğulu guard'lar hızlı oyuncular evet ama hızın bu yarışmadaki önemi çok da hayati değil. Driplingle slalom yapılan bölümlerde rakiplere maksimum 2-3 saniye fark atılabiliyor ama bir şutun veya pasın kaçması durumunda bundan daha fazla vakit kaybediliyor. Bu da Nash ve Deron'ın favori olmasını sağlıyor gözümde. Ayrıca Rose'un geçen sezon kazanırken, yarışma tarihindeki en kötü derece (35.3 saniye) ile 1. olduğunu, Nash ve Deron'ın ise en iyi 2 dereceyi yaparak (25.8 ve 25.5) şampiyon olduklarını unutmamak lazım.

Ama tabii sadece 1 şut ve 3 tane pas gerektiği için hiçbir şey belli olmuyor bu yarışmada. Şans faktörü çok ön planda: O sırada eli sıcak olan oyuncu hiç takılmadan giderken, bu konuda en yetenekli olanlar 1 denemelerinde başarısız oldukları anda fark açılıyor. Bana göre gerçek anlamda yeteneğin ortaya çıkması için en azından 2 veya 3 tur yapmaları lazım oyuncuların fakat bu sefer de seyretmesi pek zevk vermeyebilir.

Yana da anket koyayım yine: Size göre All-Star yetenek yarışmasını kim kazanır?

20 Aralık 2009 Pazar

Tek Başına Takım Olanlar

Daha dün Chris Paul 19 asist yaparak, Billups'dan yoksun olan Nuggets'dan 1 fazla asist yapmıştı. Tek başına geçmişti Denver'ı bu kategoride. Bu gece Nash aynısını Wizards'a karşı yaptı 15-14 ile. Asist ile Kidd-Nash-Deron-Paul gibi isimlerin bu tarz istatistikler yakaladıklarını arada sırada görebiliyoruz. Kobe bundan tam 4 sezon evvel 20 Aralık 2005'te Mavericks'e karşı 62 sayı atmıştı 3 çeyrekte, Mavericks ise 61 sayıda kalmıştı takım olarak. Kobe fark 25-30'ları bulduğu için son çeyrekte oynamamıştı. Oynasa muhtemelen tarih yazacaktı bir takımdan daha fazla sayı bulan oyuncu olarak. Şu anda da ben ve benim gibiler onun bu performansını hatırlıyor elbette ama tarihteki yerini almasıyla aynı şey değil.

Herhalde bir oyuncunun bir istatistiği rakip takımdan daha çok üretebilmesi için zorluk şu şekilde gidiyordur: Asist < Ribaund < Sayı.

Asisti zaten sezon içinde pek çok kere görme şansına erişiyoruz. Kobe'nin 62-61'ini de sayıyoruz. Ribaund için var mıdır acaba böyle bir istatistik?

İki gün üstüste Paul ve Nash rakip takımı geçtikleri için bu yazıyı yazmaya karar vermiştim. Kobe'nin 62 attığı maça baktım ve ne göreyim? Yukarıda belirttiğim gibi Kobe'nin, Mavs'i tek başına yendiği günün yıldönümüymüş 20 Aralık. Kutlu olsun.

7 Eylül 2009 Pazartesi

Topu mu İstiyorsun? Al

Iverson, Deron'a oyunun inceliklerini gösterirken yakalanıyor.



Bu da linki

3 Eylül 2009 Perşembe

Deron Williams: Boozer'ı Sevmiyorum

Açıklamalarında Boozer'ın takas edilmediği için mutsuz olabileceğini ama bunun için daha zaman olduğunu belirtmiş. Ayrıca Boozer'ın bir radyo programında ısrarla ayrılmak istediğini söylemesine rağmen hala bir Jazz oyuncusu olduğunu hatırlatmış. Üstüne de tüyü dikmiş: "Ben birisini saha içinde veya dışında sevmesem bile, onunla beraber oynamakta bir sıkıntım olmaz. Çünkü ben kazanmak istiyorum."

Şimdi bu açık açık Boozer'ı sevmediğini söylemek değil de nedir? Hem de bundan 2-3 gün önce Jerry Sloan, Boozer'ın takımdan ayrılma ve takas isteğine rağmen, onunla iyi geçineceğini ve açıklamaları sineye çekeceğini dile getirmişken...

Ayrıca Williams'ın Kirilenko ile yaşadığı sıkıntılı dönemlerdeki açıklamaları daha dün gibi aklımda: "Sağdan bir tarafını yırtarak oynayan Harpring koşarken, soldan ise Kirilenko gibi bir ruhsuz koşarken, tabii ki pası sağa vereceğim." Bu mudur yani sıkıntısı olmadan oynamak? Böyle bir durumdan oyununun etkilendiğini itiraf etmişti işte zamanında...

Boozer'ın takas edilmediği her geçen gün, Jazz'ın karışması daha da muhtemel hale geliyor.