BIY AD

26 Eylül 2009 Cumartesi

Hakemler Demişken - 3

Eskilerden bir video. Dan Majerle dansediyor, hakemler izliyor.


Link

25 Eylül 2009 Cuma

Lee 1 Sene Uzattı

Yılan hikayesine dönen David Lee - New York Knicks pazarlıkları 3 ayın sonunda bitti. David Lee 7 milyon dolara Knicks'te kaldı. Ayrıca takımın playoff yapması durumunda 1 milyon dolar ekstradan alacakmış. Bundan 1.5 ay kadar önce Lee'nin tek senelik sözleşme imzalayacağını söylemiştim. Beklediğim şey gerçekleşmiş oldu. Lee hiç de fena olmayan bir ücret karşılığında, 1 sezon daha hızlı tempoda istatistiklerini şişirip, 2010'da daha doyurucu bir kontrat kovalayacak. 2010 kontratından bahsetmişken, Lee'nin önünde iki seçenek olacak. Ya senelik 7-10 milyon dolar civarında bir ücret karşılığında Knicks ile yeniden sözleşme imzalayıp, Knicks'in - maksimum kontrat verecekleri oyuncunun ardından - 2. yıldızı olacak. Ya da başka bir takıma gidip, 3. opsiyon olacak.

Knicks açısından değerlendirdiğimizde: 2. en büyük yıldızı Lee olan bir takımdan açıkçası ben hiçbir başarı beklemem. Knicks'in Lee'den böyle bir beklenti içine girmesi, bana göre çok büyük bir hata olur. Onların yapmaları gereken şey LeBron, Wade, Bosh gibi bir isimin yanına 7-10 milyon dolara sağlam ve muhtemelen daha yüksek bir para hakeden bir oyuncuyu ikna etmek.

Kısacası Knicks bir süperstar eklenilince şampiyonluğa oynayabilecek kalitede bir kadroya sahip değil. Yani özetle Knicks'in 2010 planında taşlar hala yerine oturmuş değil. Eğer bu sezon Jeffries ve Curry'nin kontratlarından kurtulabilirlerse o zaman işin gidişatı değişebilir...

Günün Eğlencesi - 20

Hakemler serisine devam ediyorum ancak bu bir hatadan çok komedi olduğundan eğlence başlığında vereyim dedim. Belki sadece 3 saniye sürüyor ama bu kadar gereksiz ve komik bir harekete gülmemek elde değil.


Link

Pierce: YMCA Hakemi İstemiyoruz

Fisher'ın açıklamalarına ilk destek Pierce'tan gelmiş. Üstelik Pierce, Fisher'a göre bile sert çıkmış. NBA'de etrafındakilerle konuşmuş ve kimsenin memnun olmadığını, birçok oyuncunun da WNBA ve NBDL'den gelecek hakemlerin yönetimi hakkında endişe duyduğunu söylemiş. Son olarak da: "YMCA maçlarını yöneten birini, profesyonel maçlara mı verecekler yani?" demiş. Pierce, "YMCA" derken eğer çoğumuzun bildiği şarkıya gönderme yaptıysa ve NBDL-WNBA ikilisini onunla bağdaştırdıysa, sert tepkilerle karşılaşabilir. Yok eğer benim bilmediğim bir anlamı varsa YMCA'in, Pierce da sizler de kusura bakmayın =)

Fisher haberinde dediğim gibi, bu tarz tepkiler gelmeye devam edecek gibi duruyor. Bu gidişle, NBA yönetimi köşeye sıkışacak ve hakemlerle yeni bir anlaşma yapmak zorunda kalacak.

Nets'in Yeni Sahibi ve Takımın Geleceği

Fotoğrafta gördüğünüz adam, yani Mikhail Prokhorov Nets'in yeni sahibi oldu. Yeni sahibi derken, kulübün haklarının %80'ini elinde tuttuğunu belirtelim. Ayrıca kulübün 2011'de taşınmayı düşündüğü Brooklyn'deki Barclays Center'ın da %45'lik kısmı onun olacakmış. Kimdir peki Prokhorov? Forbes'un dünyanın en zenginleri listesinde 40. sırada bulunan, 9.5 milyar dolarlık serveti olan bir iş adamı. Kısacası abimizin biraz parası var...

Bu gelişme elbette Nets açısından son derece pozitif. Ancak NBA'de salary cap olduğu için, futboldaki gibi inanılmaz büyük farklar yaratmayacaktır böylesine zengin bir kulüp sahibi. Yani Wade-LeBron-Bosh-Amare'yi aynı takımda görmek gibi hayalleriniz varsa, onları çöpe atabilirsiniz.
Nets'in salary cap'inde, gelecek seneki limitin kaç olacağına göre, 1.5 veya 2 tane maksimum kontratlı oyuncuyu kadrosuna katacak kadar boşluk olacak. 1.5 derken tabii ki 'maksimum kontrata yakın yüksek kalitede bir oyuncu' demek istedim. Fakat Nets'in alması beklenilen 2 yıldız oyuncuyu herhangi bir takım sahibi de alabilirdi. Bence bu konuda Prokhorov'un maddi gücünün rolü pek büyük olmayacak.

Nets'in asıl avantajını şurda görüyorum: Kulüp iki süperstarı aldıktan sonra, takımdaki diğer önemli oyunculara ve rol oyuncularına da istedikleri paraları vererek, kadrosunu muhafaza edebilecek. Yani örneğin Lopez ve/veya Lee'nin kontratları bittiğinde, Nets lüks vergisinin yakınlarında veya üzerinde ise, şampiyonluk için hiç düşünmeden bu oyunculara istedikleri kontratları verip elindeki değerlerin kaçmasına izin vermeyecek. Ayrıca istisna kontratları da sonuna kadar kullanmaktan kaçınmayacaklardır. Kim bilir belki Nets'i de, Knicks gibi 100 milyon dolar civarlarında dolanırken görebiliriz. Bu konuda, şampiyonluk adaylarından bir örnek vermem gerekirse: Lakers gibi, gelirleri yüksek olan bir takımın bile Odom'a 2 milyon dolar az vermek için kaç takla attığını biliyoruz. Oyuncuyu az kalsın Heat'e kaptırıyorlardı. Nets'te bu tip tehlikelerin olmayacağı belli.

Şunu unutmayalım, Amerika'daki sporlarda, takımların ve takım sahiplerinin asıl amacı kar etmektir. Zarar ettikleri için, sehirlerinden taşınan veya taşınmakla tehdit eden takımları bunun kanıtı olarak gösterebiliriz. Avrupa'da ise birinci hedef başarı ve kupadır. Şimdi, Avrupa'dan Amerika'ya, takımı sıfırdan alıp başarıya götürmek isteyen bir dolar milyarderi geldi. Para harcamaktan korkmayacağını ve takımını şampiyonluk kupasını kaldırırken görmek için elinden geleni yapacağını öngörmek için kahin olmaya gerek yok.

Nets'in geleceği zaten parlak sayılırdı, artık kendilerine daha da güvenerek ilerleyebilirler. Yeter ki 2010 yazında doğru yıldızları seçsinler...

24 Eylül 2009 Perşembe

Jordan Vs. Russell

Jordan ile Russell arasında, Jordan'ın Hall of Fame konuşmasıyla başlayan atışmaya noktayı Utah Flash'ın sahibi Brandt Andersen koymak istiyormuş. Bilmeyenler için; Flash takımı, Utah Jazz'ın NBDL'deki uzantısı. Flash'ın ilk iç saha maçında, devre arasında, bu ikilinin 21'de biten bir maç yapmaları şeklinde bir fikri varmış Andersen'in. Bu kapışma için tam 100.000 doları gözden çıkarmış. Bu para kazanan tarafın istediği derneğe bağışlanacakmış. Gerçekten çok güzel bir düşünce. Hem yardımda bulunup hem de böylesine ilgi çekici bir olaya ev sahipliği yapmak son derece akıllıca bir fikir. Ancak Majesteleri'nin Hall of Fame konuşmasındaki tavrını göz önüne almak lazım. Kendisi 'Bryon Russell'a Yardım Derneği' kurup paranın buraya bağışlanmasını bile isteyebilir.

Andersen, Russell ile konuşmuş ve Jordan'a da bir arkadaşı vasıtasıyla mesaj bırakmış. Ben hala Majesteleri'nin kabul edeceğini zannetmiyorum ama olur da bu maç yapılırsa, eğlenceye hazır olun.

Edit: İmla

Hakemler Demişken - 2

Gortat'nın takım arkadaşına yaptığı faul...


Link

Fisher: Yedek Hakemlere Karşıyız

Oyuncular birliği başkanı olarak yaptığı açıklamada taraftarlar ve izleyenler için, sahaya en kaliteli oyunu yansıtmaları doğru olacağını söylemiş. Bunun için de asil listedeki hakemlerin gerektiğini, onlardan daha alt seviyede hakemlerin kabul edilemez olduğunu belirtmiş.

Ancak öte yandan NBA, hazırlık kampı yaklaşırken hiç taviz vermeyi planlamıyor. Ellerindeki WNBA ve NBDL hakemlerine güvendiklerini açıklamışlar. Açıkçası bu iki ligdeki oyunun temposu, sertliği ve oyuncuların atletikliği ile NBA'i kıyaslayınca yedek hakemlere güvenmek ne kadar doğru bir seçim tartışılır. Ancak NBA bu hakemlerin NBA hakemleri ile aynı eğitimlere tabi tutulduklarından dolayı, onlara güvendiklerini ve bir problem olmayacağını açıklamış.

Bunlara rağmen, Fisher'ın yaptığı açıklama hakemlerin elini kuvvetlendiriyor... NBA bu kadar izleniyorsa, bunun nedeni elbette oyuncular. Onların mutlu olması herşeyden çok daha önemli. Hatırlarsanız bundan 3 sezon önce, NBA tarafından deri top yerine sentetik bir alternatif getirilmiş ve sezon ilerledikçe oyuncular bu toptan rahatsız olduklarını tekrar tekrar belirtmişlerdi. Sonuçta sezonun ortasında yeniden deri toplara dönülmüştü.

Aynı mantıkla, oyuncular yedek hakemlere bu kadar net bir şekilde karşı çıkmışken, maçlarda da birkaç hata olması halinde isyan bayrağını çekebilirler. Bu da NBA'i, hakemler birliğiyle acil bir anlaşmaya varmak zorunda bırakabilir. Bakalım neler olacak hep birlikte göreceğiz.

23 Eylül 2009 Çarşamba

Felton Kontrat İçin Oynayacak

Bobcats ile Felton 2.5 aydan fazla bir süredir yeni bir kontrat üstündeki pazarlıklarını sürdürüyorlardı. Söylenilene göre Felton 5 senelik 37-40 milyon dolar arası olan bir teklifi reddetmiş. 1 senelik 5.5 milyon dolar değerindeki kontratını kabul edecekmiş. Böylece iple çekilen 2010 yazındaki sezonunda, serbest oyuncuların arasına Felton da katılacak. Ancak benim anlamadığım şey Felton'ın senelik 8 milyon doları nasıl beğenmediği. Eğer 2010 yazında ona 10-12 milyon dolarlık kontratların sunulacağını düşünüyorsa, çok büyük ihtimalle hayalkırıklığına uğrayacak. Çünkü ekonomik göstergeler 2010-11 sezonunda salary cap'in 2 ila 5 milyon dolar arasında düşeceğine işaret ediyor. Ayrıca Felton gibi, tecrübeli olsa bile maç içinde doğru kararları istikrarlı bir şekilde veremeyen ve yıldız seviyesinde olmayan bir oyun kurucunun yüksek teklifler alacağını pek zannetmiyorum.

Ha, eğer bu sezon %43-44 şut isabeti oranına çıkıp, asistlerini 8-9 civarlarına çekerse ve üstüne Bobcats playoff yaparsa, o zaman belki istediği kontrata kavuşabilir. En azından geleceğinin garanti altında olmaması onun için itici bir güç olacaktır. Ancak bu da işe yaramazsa Felton kendisini zorlu bir yaz sezonuna hazırlamalı. Kısacası, fotoğraftaki gibi geceleri ortamlara akıp, hatunlarla beraber sarhoş olmak istiyorsa bu sene çok çalışmalı.

Hakemler Demişken

Şurada hakemler ile NBA arasındaki görüşmelerdeki son durumu vermiştim. Olaya değinmişken 1-2 tane daha 'yerinde' hakem düdüğü videosu koymak istedim. Buyrun Joey Crawford neler yapıyor görün. Evet 2 sene önce Duncan'ı bench'te güldüğü için oyundan atıp üstüne "Gel dışarda kapışalım istiyorsan." tarzında açıklamalar yapan Crawford'ın ta kendisi.

Billups'ın yüzündeki ifade herşeyi anlatıyor.


Link

Artest: Şampiyon Olamazsak Sorumlusu Benim

Yaptığı açıklamada: "Geçen sene Ariza'yla şampiyon oldular, bu sene takıma onun yerine katılan benim. Eğer tekrarlayamazsak tabii ki bunun sorumlusu ben olacağım." demiş. Kobe ile 2009 playoff'larında yaşadıklarına da değinmiş: "İkimiz de takımımızın kazanacağına inanıyorduk. Hani en yakın arkadaşınıza karşı kıran kırana bir mücadele verirsiniz ancak bittikten sonra çıkıp beraber dondurma yemeye gidersiniz ya, o da böyle birşeydi işte. Kobe'nin böyle sert ve dayanıklı olmasını seviyorum. Hep onu yenmek istemişimdir ama şimdi yanyana oynamaktan çok daha mutluyum."

Lakers eğer Artest'in uyumsuzluğu ve kimya problemleri yüzünden şampiyon olamazsa elbette Artest suçlu olacaktır. Ancak Artest'in kaçırdığı 5 nokta var: Spurs, Mavericks, Celtics, Cavs, Magic. Bu takımların hepsi yaz döneminde güçlerine güç kattılar. Yani Lakers müthiş bir uyum ve kimyaya sahip olsa da, önündeki bu engellerden birine takılması son derece olası. Yani başarıyı tekrarlayamazlarsa sorumlu muhtemelen Artest değil, 5 genel menajerden biri olacak.

Kobe ile playoff'lardaki kapışmaları konusunda ise: Artest'ciğim kimse yakın arkadaşına "Seni öldüreceğim" şeklinde boğazını kesme işareti yapmaz. Veya kimse Kobe gibi yakın arkadaşına acımasızca dirsekler savurmaz. Kimi kandırıyorsun? Kendini mi? Şu anda Lakers haricinde bir takımda olsaydın Allah bilir Kobe hakkında neler neler söyleyecektin. Ama en azından yukarıda bahsettiğim kimya sorunu konusunda şimdiden ilerleme kaydettiğini görebiliyoruz Artest'in. Lakers için iyiye işaret.

22 Eylül 2009 Salı

Onlarla da Olmuyor Onlarsız da

Evet hakemleri kastediyorum. NBA Hakemler Birliği, NBA'in yaptığı 2 yıllık son kontrat teklifini reddetti. NBA yönetimi şu anki ekonomide hakemlerin maaşlarına zam yapmak yerine aynı seviyede tutmak istiyordu, ancak bunun yanında bazı özel haklarından kısarak, hakemlere ayırılacak toplam bütçeyi küçültmeyi amaçlıyorlardı. Karşılığında da normalde yapacaklarından daha kısa olan - 2 yıllık - bir kontrat önerdiler. Böylece hakemler ekonominin düzlüğe çıktığı yılda yeniden pazarlık yapma hakkına sahip olacaklardı. Ancak Hakemler Birliği, "David Stern veya başka NBA yetkilileri kendi paralarından kısıyorlar mı?" tarzında sert bir dille bu teklifin kabul edilemez olduğunu açıkladı.

Bunun üzerine sezon öncesi hazırlık döneminde, NBA yedek hakemlere başvurmak durumunda kaldı. İşin ilginci bu yedek listesinde, geçmişte NBA tarafından kovulan bazı hakemlerin de bulunuyor olması. Bunlardan biri de Michael Henderson. Buyrun size Michael Henderson'ın müthiş bir düdüğü ve sonrasında Nuggets'ın başına gelenler:


Link

Gerçekten, onlarla da olmuyor, onlarsız da...

Şakacı Kenyon Martin

Denver Nuggets'ın çılgın forveti de modaya uymuş. Antawn Jamison'dan sonra bir başka ilginç açıklama da ondan gelmiş. Geçtiğimiz seneki Lakers - Nuggets batı konferansı finali eşleşmesinde, Nuggets soyunma odasındaki herkes, hatta onu geçtim, kulübün içinde rolü olan herkes, Lakers'dan daha iyi olduklarına inanıyorlarmış. Kimsenin aksini iddia edemeyeceğini de sözlerine eklemyi unutmamış Martin. Vallahi ne denir ki? Helal olsun, kendine güven, inanç, hırs güzel şeyler ama hayalperestlik apayrı birşey.

Kenyon Martin, konu playoff'larda annesi ile söz dalaşına giren Mark Cuban'a geldiğinde ise, "Annemden özür diledi ve konu kapandı. Artık onun işi takımını yönetmek, benim işim ise onlarla her oynadığımızda kıçlarını tekmelemek." demiş. Fakat bu sene Marion'ın Dallas'a gelmesiyle, olası bir eşleşmede Nuggets'ın işi daha zor olacak gibi.

21 Eylül 2009 Pazartesi

House Is In the House

En beğenerek takip ettiğim dizidir House. Sabaha karşı Amerika'da yeni sezonun ilk bölümü iki saatlik olarak yayınlanacak. Ondan birkaç saat sonra da internete düşer. Bu haberi vermişken, izlemeyenlere ve özellikle sonraki bölümü merak ettirtmeyen dizilerden hoşlananlara da tavsiye ediyorum House'u.

House New Jersey'deki bir hastanede geçer. Amerika'nın en ünlü ve en iyi doktorlarından biri belki de birincisi olan Gregory House ana karakterimizdir. House geçmişte yaşadığı olaylar nedeniyle; huysuz, başına buyruk, burnunun dikine giden, tıp anlamında hemen herşeyi herkesten daha iyi bilen, aykırı bir doktordur. Teşhis koyma aşamasında, hastayı gerek fiziksel gerek mental olarak sınırlarına kadar zorlamak, hastanın evini ondan izinsiz araştırmak gibi sıradışı yöntemler kullanır. Ve bu yöntemlerinde çok büyük oranda başarı sağlar.

Ama asıl olay bütün bu teşhis koyma aşamasında hastanenin genel müdürü ve kendi asistanlarıyla yaşadığı tartışmalar ve atışmalardır. Buradaki diyaloglar gerçekten kolay kolay herhangi bir dizi veya filmde bulunamayacak cinstendir. Diziyi asıl çekici hale getiren şey de, bu diyaloglardır. Neyse daha fazla anlatmayayım, bence ilk sezonunun 2-3 bölümünü edinip bir şans verin. Pişman olacağınızı sanmıyorum.

Konyaliportlandlilar.com Açıldı

Evet, blogger'ın Türkiye'de yaşadığı problemlerden gına geldi. Ben de Salsabasket'in sahibi Anıl gibi, bir domain'e geçmeye karar verdim. Artık www.konyaliportlandlilar.com adresinden ulaşabilirsiniz. Blog adresi de oraya yönlendirilmiş durumda. Kutlamayı biraz geç de olsa kaydedebildiğim, NBA Stüdyo'daki Konyalı Portlandlılar sohbetiyle yapıyorum. Buyrun video:

video

FIBA'nın Büyük Hatası

İspanya'nın şampiyonluk fotoğrafını koymamın bir alakası yok FIBA'nın hatasıyla. Eleştireceğim olay, şampiyonada E grubunun 1 ve 2.sine müthiş bir avantaj tanınmış olması. Fransa ve Rusya'yı geri kalan 6 takımdan ayıran şey, 2. grupların son maçı, çeyrek final ve olası yarı final maçları arasında 1'er gün dinlenme imkanlarının olmasıydı. Kendilerinden oldukça güçlü olan İspanya ve Sırbistan ile karşılaştıkları için bu avantajlarını kullanamadılar ama FIBA'nın yol yakınken yanlışını görüp düzeltmesi lazım.

Murat Murathanoğlu ile İhsan Bayülken maçlarda bunu konuşuyorlardı ama tam detaylarına değinmemişlerdi. Bu vesileyle olayı açıklayayım dedim.

Eurobasket 2009 Şampiyonu: İspanya

Sırbistan'ı çok rahat geçen bir maç sonunda 85-63 yenerek altın madalyaya uzandılar. İlk 4 maç boyunca formsuz olsalar da sonradan form tutarak ve üstüste 5 galibiyet alarak altına uzandılar. Fransa'ya karşı olduğu gibi, Gasol kardeşler fazla geldi Sırbistan'a da. Ayrıca son 3 maçta 21.5 sayı ortalaması tutturan Pau Gasol turnuvanın MVP'si seçildi.

Öte yandan izleyemediğim maçta Yunanistan, Slovenya'yı 57-56 yenerek bronz madalyayı almaya hak kazanmış.

Son olarak da bizimkilere değinelim, öğlen yazmaya pek gerek duymadım ama haber vermeden de olmaz: Öğlenki maçta Rusya'ya 89-66 yenilerek 8. olduk. Bizim için maç hiçbir şey ifade etmediğinden dolayı, önemli değil. Bizim 2010 maceramıza da hiçbir etkisi olacağına inanmıyorum bu son 2 maçımızın.

Umarım mental olarak daha güçlü oluruz gelecek sene. Tabii Tanjevic'in nazından dolayı eksik bir kadroyla mücadele etmeyeceğimizi de ümit ediyorum hala...

20 Eylül 2009 Pazar

Dwight Howard'dan LeBron'a Taş

Dwight Howard, NBA Live 2010 reklam çekimi için Los Angeles'taki Venice Sahili'ne gitmiş. Bu sırada tabii ki etraftaki kalabalıktan fazlasıyla ilgi görmüş. Önce bir genç Dwight Howard'ın smacını bloklamayı denemiş. Ardından yine aynı kişiyle Dwight Howard panyaya çıkartmayı kimin daha yükseğe yapıştıracağına bakmışlar. Tabii ki Dwight Howard geçmiş. Ancak bunun sonrasında kalabalıktan biri "Sen o kadar yükseğe koydun ama LeBron panyanın en tepesine zıplıyor." demiş. Dwight Howard'dan gelen cevap sert olmuş: "Evet ama geçen sene NBA'in en tepesine yani Finaller'e çıkamadı."

Videonun linki:
http://www.facebook.com/video/video.php?v=738107055415