BIY AD

Blair etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Blair etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

18 Mart 2011 Cuma

Popovich'in Planı

Yılın koçu adayları arasında favori gösterilen Popovich, bu sezon 50 küsur maçta ilk 5'te başlattığı Blair'ın yerine, son bir haftadır McDyess'a görev veriyor. Ve Blair ilk yedak kaldığı maçtan sonra medyayla konuşmayarak bu durumdan memnun olmadığını belli etti. Popovich'in bu kararı, geçen hafta gelen farklı Lakers mağlubiyeti sonrasında alması ise esasında bize çok şey anlatıyor.

O maçta uzunları ile Spurs'ü domine eden Lakers, rahat, hatta aşırı rahat bir galibiyet almıştı. Devrede 32 fark olmuştu yanılmıyorsam. Blair'ın boyu resmi kaynaklarda 2 metre olarak geçiyor ama birçok yorumcu aslında onun daha kısa olduğunu yazıp çizdiler. Blair ne kadar güçlü ve savaşçı olsa da, boy dezavantajı dolayısıyla sırtı dönük topu alan uzunlara karşı neredeyse hiç varlık göstermiyor. Ha box-out sayesinde ve savaşarak ribaundlarda ezilmiyor belki ama rakiplerin bire birde sayı atmasına da engel olamıyor. Çok ünlü bir söz var yanılmıyorsam Frank Layden'ın söylediği: "Basketbolda boyu öğretemezsiniz."

Popovich de sezon boyunca çok az şans verdiği ve dinlendirdiği McDyess'a dönerek playofflar'a yönelik bir değişiklik yaptı kanımca. McDyess çok mu uzun peki? Hayır ama 6-7 santimlik avantajı savunmada çok büyük bir öneme sahip. Rakiplerin şutu sırasında el uzatıp, blok koymasa bile en azından şutu bozabiliyor McDyess. Blair o konuda etkisiz eleman modunda takılıyor. McDyess şu anda aynı seviyede olmasa bile, 2 sezon önce Dwight Howard'ı bile tutmuşluğu var. Uzun oyunculara karşı çok daha iyi olduğu su götürmez bir gerçek. Üstelik çok daha iyi şut atıyor ve rakip uzunların potanda 5 metre kadar açılmasını sağlayabiliyor. Spurs'ün son iki maçını izledim ve orta mesafeden McDyess'ın yine boş atışları affetmediğine şahit oldum. Son olarak da işin tecrübe boyutu var. McDyess 37'sine geldi sayılır, yaşlı olarak görüyoruz ama bunun getirdiği büyük bir tecrübe de var. Bu sayede kritik anlarda sahneye çıkabilecek bir isim McDyess. Mesela 1 ay önceki Lakers maçını, son saniyede Odom'u arkasında tuttuktan sonra kaçan topu tipleyerek kazandırmıştı. Öte yandan Blair'ın heyecanı yüzünden, özellikle hücumda sık olmasa da hata yaptığını görüyoruz. McDyess ise %90 ihtimalle her pozisyonda doğru seçimi yapıyor.

Blair gibi genç ve ateşli bir oyuncuyu sezonun çok büyük bir bölümünde ilk 5 başlattıktan sonra bench'e almak, elbette o oyuncunun moralini bozacaktır. Ancak Blair'ın önünde Ginobili ve Parker gibi zamanında bench'ten gelmiş örnekler var. Onlar bunu dert etmiyorsa, Blair'ın hiç dert etmemesi lazım. Zaten Ginobili de Blair'ın moralinin bozulmasının normal olacağını ama onunla konuşacaklarını ve ortada bir problem kalmayacağına inandığını açıklamıştı. Blair'ın tek yapması gereken, ilk 5 başlarken yaptığı katkının aynısını, kenardan oyuna dahil olduğunda da vermeye çalışmak. Çünkü belki de McDyess hamlesi Spurs'ün Lakers uzunlarına karşı tek çaresi...

5 Aralık 2010 Pazar

DeJuan Blair ile İlginç İşler


Sezon başıyla kıyasladığımızda gözle görülür bir biçimde süreleri düştü DeJuan Blair'in. Kasım ayında onu sürekli olarak 20-25 hatta kimi zaman 30 dakikaya yakın sahada görüyorduk. Zaten gelecek vaadeden ve geçtiğimiz sezonun en büyük draft steallerinden olan bir oyuncuya yapılabilecek en normal muamele de buydu tartışmasız.

Fakat Kasım'ın sonlarına yaklaştığımızda birden Blair'in sürelerinde inanılmaz bir azalmaya şahit olduk. 3 maç arka arkaya 6, 13 ve 7 dakika görev alan genç oyuncu tam bu dakikaların adamın olmaya başlamışken bir anda ertesi maç 28 dakika sahada kaldı. İlginç işlerin ikincisi ise Blair'in Spurs hücumundaki yerinin belirsizliği. Onun bir savunma adamı olduğu aşikar ancak bir maç 15 şut kullanıp sonra çıkıp nerdeyse hiç potaya bakmayarak 1 şut attığında da insan bu garipliğin üzerine düşünmeden edemiyor.

Blair'ı özel kılan özelliği tek kelimeyle ifade edilebilir : ribaund. Geçtiğimiz sezon bir maçta 19 ribaund alıp tüm gözleri üzerine çektiğine şahit olmuştuk. 09-10 sezonunda yakaladığı 6.4 ribaund ortalaması da gelecek için olumlu sinyaller veriyordu kuşkusuz. Fakat bırakın geleceği hemen ertesi sezon bunun üstüne koyamaması, gelişimini bu kadar erken kesmesi onun adına çok kötü oldu. 6.3 ortalamayla oynadığı bu yıl üstüne koyamadığı bir diğer nokta ise kısıtlı hücumu. 2.01 boyuyla pivot oynamaya çalıştığı için büyük sıkıntılar çekmesi elbette ki normal ama sahadaki bu çaresiz görüntüsünün bir parça bile değişmemesi durumu biraz anormal kılıyor. Blair'e bir bakın. Hemen hemen her pozisyonda patır kütür blok yediğini görebilirsiniz. Fakat bunun yanında topu her eline alışında blok yememek adına fake attığını ve sonrasında imkansız denebilecek atışlar çıkardığına da şahit olursunuz. Yani çaba var ancak icraat yok.

Bu durumun böyle gitmeyeceği de çok bariz bir şekilde ortada. Hele ki Spurs benchinde McDyess gibi ligi en iyi bilen uzunlardan biri beklerken Blair'le atakları boşa harcamak çok mantıksız görünüyor. Genç oyuncu ne zaman ki oyununa ekstra bir şeyler katacak işte o zaman daha çok süre alacaktır diye düşünüyorum. O zamana kadar ilk 5'te McDyess'ı kullanmak çok daha akıllıca bence. 36 yaşına rağmen neredeyse Blair'le aynı ribaundu çeken bir adamı motive etmek adına da mükemmel bir hamle olur. Tabi Pop, Jefferson örneğinde görüldüğü gibi Blair'a da bir ayar çekmeye kalkar mı? Bekleyip göreceğiz.

12 Ekim 2009 Pazartesi

28 Sayıyla Beklentileri Karşılayamamak

DeJuan Blair'dan bahsediyorum. Sabaha karşı oynanan ve Duncan ile Ginobili'nin dinlendirildiği maçta, sorumluluğu üstüne alarak tam 28 sayı bulmuş ve maçın kazanılmasını sağlamış. Ancak yaklaşık 1 hafta kadar önce 22 dakikada bulduğu 16 sayının yanında 19 ribaund çekerek NBA'de büyük ses getiren Blair, bu maçta 26 dakika almasına rağmen yalnızca 4 ribaundda kalmış. Bu düşük rakam elbette Popovich'in hoşuna gitmemiştir ama tabii ki beklentileri karşılayamadığı falan benim abartım. Sadece bu adama dikkat çekmek istedim. Gerçi daha önce de ufak bir yazı yazmıştım kendisiyle ilgili ama sezon öncesindeki performansıyla bunu birkez daha haketti bence.

Blair, 2 metrenin altında bir boya sahip olsa da, NBA'in en iyi ribaundcularından biri olacak, bundan kimsenin şüphesi yok. Gerek yaz liginde, gerek sezon öncesi hazırlık maçlarında gösterdiği performansla NBA'e hazır olduğunun işaretlerini veriyor. Belki Duncan-McDyess ikilisinin arkasındaki çaylak olduğu için hakettiği dakikaları almakta zorlanacak ama en kötü ihtimalle gelecek için çok parlak ışıklar veriyor. Ayrıca Spurs'ün son yıllarda çektiği bench'ten gelip ruhuyla, yüreğiyle takımı güç veren bir oyuncu eksikliğini Blair'dan daha iyi giderecek bir isim NBA'de yok. Bu açıdan gerek normal sezonda gerek playoff'larda Blair'in Spurs'e yaptığı katkı, ortalama istatistiklerinin üzerinde olacaktır.

Geri kalan 29 takımın menajerleri de oturup düşünsünler bu adamı niye 2. turun 7. sırasına kadar seçmedik diye. Genel menajerlerin Blair hakkındaki fikrini etkileyenler kulüp doktorları olmuş. Bunun nedeni de Blair'ın lise yıllarında geçirdiği ameliyatlar. Ancak unutmamak lazım ki Blair 2 sene boyunca kolejde bir problem yaşamadan oynadı. Eğer dizleri 82 maçlık NBA temposuna da dayanacak olursa, yeni bir Millsap hatta belki de onun bile daha savaşçı versiyonunu izlemeye hazır olun.