BIY AD

Artest etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Artest etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

3 Mart 2011 Perşembe

Artest Kobe'den İyi Hücum Ediyor

Artest'in kafası Phil Jackson'ın üçgen hücumuna pek basmıyor. Bunun üzerine şutu da güven vermediği için, hücumda yokları oynuyor Artest adeta. Hatta savunmada da biraz ayaklarının ağırlaşması biraz da konsantrasyon problemleri nedeniyle beklenen katkıyı veremediği için takas olması gündemdeydi bir aralar. Savunmada en azından konsantre olduğu zaman çok önemli katkılar veriyor. Yanılmıyorsam Thunder maçıydı, yine kritik 1-2 pozisyonda kaptığı toplar ile maçı getirmişti. Ama hücumu hala tamamen anlamış değil Artest. Phil Jackson'ın dün yaptığı açıklama "Artest Kobe'den daha iyi hücum ediyor üçgen hücumunda" açıklaması ise iğneleyici biraz Kobe için. "Çünkü Kobe gibi en azından üçgen hücumu hiçe saymıyor" diye devam ediyor Phil Jackson.

Kobe NBA'in en büyük 2 yıldızından biri, takımının ona ihtiyaç duyduğu dönemlerde elbette ortaya çıkması gerekiyor. Ancak bazen kendisi bu kararı verirken fazla aceleci davranıyor. Maç daha hala Lakers'ın kontrolündeyken, o ellerinden kayıp gittiğini düşünerek üst üste 5-6 hücum kullanıyor mesela, takımın dengelerini bozuyor. En önemlisi Gasol ile Bynum soğuyorlar oyundan mesela. Sonra onları yeniden oyuna sokmak kolay olmuyor. Ha bazen bunu uzunlar zaten kendi kendilerini uyudukları için yapıyor takımı oyunda tutmak için, zaten bu durumlarda Kobe'ye laf edilemez. Ama işte karar mekanizması çok da doğru işlemiyor her zaman, işler normal giderken de bunu yapabiliyor. Ha arada sırada kontrolü eline alması şart olan maçlarda bile topu alıp üst üste tek başına hücum ettiğinde eleştiriliyor bazen haksız yere, bu da doğru ama haklı olarak eleştirildiklerinin yanında, devde kulak kalıyor diyebiliriz. Kobe'nin oyuna hükmetme, üçgen hücumu pek fazla tınlamama olayının istatistiklere dökülmüş hali de var elimizde.

Kobe'nin 20 veya üzerinde şut denediği maçlarda Lakers'ın galibiyet, mağlubiyet sayıları birine eşit neredeyse: 14-13. Halbuki 19 ve altında top kullandığı zaman ortaya inanılmaz bir fark çıkıyor: 29-6. Sırf bu istatistik bile gösteriyor aslında Kobe'nin sık sık zıvanadan çıktığını. Üstelik 20 ve üzeri şut kullandığı maçlar öyle çok güçlü rakiplere karşı değil özellikle. Bu şekilde oynamanın takımına ne kadar zarar verdiğini görmek için 2010 Finalleri 7. maçına da bakabiliriz. Kobe'nin aşırı hırsına yenik düşüp 24'te 6 şut attığı gün, Artest kurtarmıştı takımı. O yüzden biraz kendine hakim olması, ne zaman maça hükmedeceğine daha iyi karar vermesi lazım Kobe'nin sanki. NBA'in açık ara en iyi pota altına sahip olduğunu ve onlardan önce ne kadar acı çektiğini sık sık kendine hatırlatırsa belki daha isabetli kararlar verip, hücum düğmesine öyle basabilir...

3 Şubat 2011 Perşembe

Artest Gidici mi?


Ron Artest bu ligin en kaçık isimlerinden biri belki de en kaçığı. Yarış arabasıyla şehir trafiğine çıkmasıyla, ağır yenilgiden sonra yaptığı "iyi oynadık" açıklamasıyla her zaman esprilere konu olmuş bir isim. Ancak bugün gündeme gelme şekli biraz daha ciddi gibi. Artest şampiyonluk yüzüğünü kazandığı Lakers'tan ayrılmak istediğini söylemiş. Şaşırdık mı? Tabii ki hayır. Artest'in istediği yüzüğü kazandıktan sonra sorun çıkarabileceği geldiği günden beri konuşuluyordu. Şu an Artest'in kafasını basketbola vermesi oldukça zor gözüküyor zira. İstediği yüzüğü almış, o yüzüğün alınmasında da büyük bir katkısı var (finallerin 7. maçında yaptıkları akıllarda) ve Lakers takım olarak yatışlarda. Zaten kafa yapısı dolayısıyla basketbola nadiren konsantre olabilen Artest bu nedenlerden dolayı iyice basketboldan uzaklaşmış durumda ve bu umursamazlık oyununa da iyice yansıdı.

Ancak bu dedikodular çıktıktan sonra Artest'in menejeri bu dedikoduları yalanladı ve Artest'in takımdan ayrılmak istemediğini sadece yenilgilerden dolayı moralinin bozuk olduğunu ve bu moral bozukluğunun takımdaki herkeste olabileceğini söyledi. Menejeri Artest'i korumak için ve takas isteğinin ilk günden basına yansımaması için bu açıklamayı yapmış olabilir ya da bu dedikodu, kötü giden Lakers'ın bir arayış içerisinde olabileceği varsayımından yola çıkarak takasa en yakın isim olan Artest üzerinden kurulmuş bir senaryo olabilir.

Peki gelelim eğer Artest gerçekten takasını istemişse neler olabileceğine. Artest'in bu sezondan sonra 3 sezonluk daha konratı var. Bu takasın olabilirliği önünde önemli bir engel. Ben bir GM olsam Artest'in bu uzun süreli konratının riskini almayabilirdim. Hemen her şeyden sıkılabilecek bir isim ve kimse eğer bir takıma giderse 1 sene sonra "sıkıldım, takas olmak istiyorum" demeyeceğini garanti edemez. Ayrıca Artest'in konratı biraz yüklü sayılır, bu sezonun ardından daha 3 senesi var ve yaklaşık 22 milyon dolar ediyor. Belki risk seven bir genel menajer, Artest gibi kafası basketbolda olduğunda potansiyeli belli, ligin en iyi dış savunmacılarından biri için bu kontratı alabilir. Ama bu oldukça düşük bir ihtimal.

Yine de Artest'e alıcı çıkabileceğini düşünüyorum ben. Lakers Artest'in yanına Ebanks ya da Caracter ikilisinden birini ve draft hakkı koyarak bir takas gerçekleştirebilir. Zaten Artest'in takas olmak istiyorum yönündeki haberlerinden sonra hemen Hinrich ismi ortaya atılmış bile. Ancak burada bir önemli engel de Phil Jackson'ın genel olarak sezon ortasında kadroda köklü değişikliğe gitmemesi olarak görülebilir. Üçgen hücumu öğrenmenin zorluğundan dolayı Phil Jackson yeni gelen oyuncuların en azından yaz döneminde takımla beraber çalışmasını istiyor. Ancak Phil Jackson'ın son sezonu olduğu düşünülürse Lakers için değişikliklerin ilk adımı olabilir Artest takası.

29 Aralık 2010 Çarşamba

Delidir Ne Yapsa Yeridir

Geçtiğimiz haftalarda şampiyonluk yüzüğünü açık arttırmayla satıp buradan gelecek parayı zihinsel engelliler yararına işlevini yürüten bir hayır kurumuna bağışlayacağını açıklamıştı Artest. Ve gerekçe olarak da kendise yapılan psikolojik desteklerin hayatını olumlu yönde çok fazla değiştirdiğini söyleyip eklemişti "Böylece yeni bir yüzük için daha fazla motive olacağım". Motive olmak için ekstra birşeylere ihtiyacı var mı bilmiyorum ama son gelen haberler Ron-Ron'un bu bağışı 500 bin dolar daha genişleteceği şeklinde. Bahsedilen psikolojik desteğin hareketlerine yansıdığı konusunda şüphelerim var açıkçası, belki de yansımış halinin bu olduğunu düşünmek istemiyorum. Ama işin bir de diğer yönü var.

Sezona çok formda başlamadı Artest ve takım olarak da sıkıntılı bir dönemden geçiyorlar. Yeni bir yapılanma içerisinde olan rakipleri karşısında bir kez daha şampiyonluğa ulaşabilirler mi emin değilim. Yani demek istediğim Artest'in açık arttırmaya çıkardığı yüzük kendisine ait ilk ve son yüzük olabilir. Malone, Payton gibi efsanelerin şampiyonluk uğruna yaptıklarından sonra elindeki yüzüğü bu kadar rahat gözden çıkarmak da ancak Artest gibi birine yakışırdı. Saha içinde ve dışında tavırları ne kadar dengesiz olsa da ligin en renkli karakterlerinden biri olduğu tartışılmaz gerçek. Habere konu olan hareketi karşısında ise saygıyla eğiliyorum. Helal sana aslan yürekli Artest.

4 Aralık 2010 Cumartesi

Lakers'ta Neler Oluyor?


2 sene üst üste şampiyon olan kadrosunu Blake ve Barnes gibi iki değerli, ayrıca takımın ihtiyacı olan oyuncuyla takviye edip sezona en büyük favori olarak girmişti Lakers. Ancak sezona oldukça iyi başlamalarına rağmen arka arkaya 4 mağlubiyet aldılar. Bu 4 maçın içinde 3 deplasman olsa da Houston, Memphis ve İndiana gibi Lakers ayarında olmaktan uzak takımlara yenildiler. Öncelikle Lakers'ın sorunlarını madde madde yazayım:

Bynum'un Yokluğu: En önemli eksiğin bu olduğuna şüphe yok. Bynum sezon başından beri forma giyemediği için takımın en büyük kozlarından biri olan pota altı gücü o beklenen dominantlığında değil. Ayrıca Gasol 5 numarada oynamak zorunda kaldığı için ve kendisinden daha kalıplı uzunlarla eşleşmek zorunda kaldığı için daha sezon başı olmasına rağmen fizik olarak yıprandı ve sezon başında MVP performansını son maçlara yansıtamasının nedeni de muhtemelen bu. Roy Hibbert ve Marc Gasol gibi ligin iki dinamik uzununa karşı gösterdiği performanslar da tezimi kanıtlayacak nitelikte.


Kobe Sorunu: Kobe bana göre ligin en değerli oyuncusu,öncelikle bunu belirteyim. Ancak normal sezonda Kobe'nin maç seçtiğini rahatlıkla söyleyebiliriz. Kimi maçları playoff havasında oynarken kimi maçlarda savunmaya hiç takılmıyor bile. Yine o savunmaya takılmadığı maç demetlerinden birindeyiz ve Kobe yardım savunmasını yaptıktan sonra adamına dönmeye bile tenezzül etmiyor. Kobe'nin playofflarda bu anlayışla oynamayacağını rahatlıkla söyleyebilirim ancak normal sezondaki bu isteksizlik -en azından işin savunma kısmında- takımı olumsuz olarak etkiliyor.

Efektif Hücum Edememe Sorunu: Lakers'ın hücum sistemi olarak ligin en iyi takımı olduğunu söylemek mümkün. Üçgen hücum ve ona yatkın oyuncular eşliğinde ligin en iyi hücum takımı olabilir Lakers, en azından yarı saha basketbolunda. Ancak yine normal sezonda dönem dönem yan rollerin performanslarının düştüğü anlarda Kobe sorumluluğu tek başına almak ve maçı kazandırmak istiyor. Kobe kesinlikle bu kapasiteye sahip ancak böyle çeşitli hücum silahlarına sahip bir takımda maçları tek başına almaya çalışması takımı olumsuz etkiliyor. Örneğin iyi başladığı Memphis maçında Gasol, Artest, Shannon, Odom gibi isimlerin kötü performans göstermesiyle Kobe'nin hücumu kendi egemenliğine alıp yanlış tercihler yapması uzun zaman almadı. Kobe'nin bu şekilde tercihler yapmasında ise sezona çok iyi başlayan Shannon ve Gasol'un performanslarının düşmesinin de etkisi var şüphesiz.


Guard Savunması: Kobe'nin genelde ligin en iyi savunma beşine seçilmesine rağmen savunmaya en azından normal sezonda pek takılmadığından bahsetmiştim. Bu senelerdir normal sezonda "dökülen" Fisher'ın performansıyla birleşince Lakers kısa savunmasında ciddi sorunlar yaşıyor. Fisher iki senedir sezonun en kritik anlarında inanılmaz katkılar verdi ancak bu normal sezona pek takılmadığı gerçeğini değiştirmiyor.

Bunlar genel hatlarıyla Lakers'ın sorunları. Bu sorunları daha fazla açadabiliriz tabii ki. Örneğin Artest'in hücumda efektif kullanmayıp bunun savunmaya yansımasından bahsedebiliriz. Artest pozisyonuna göre çok güçlü bir isim ve potaya yakın yaptığı post uplarla rahatlıkla skor üretebilecek kapasitesi var. Ancak Phil Jackson Artest takıma katıldığından beri bunu düşünmedi. Artest sadece -Hido'nun geçen sene Toronto'da olduğu gibi- corner jumper - hücumda rolü olmayan sadece cezaları kesen - rolünde. Artest'in şutör özelliğinin istikrarsız olduğu düşünüldüğünde kendisinden hücum kısmında yeterli verimin alınamadığını bunun da oyunun konsantrasyon kısmında sıkıntı yaşayan Artest'in savunma performansını da etkilediğini söyleyebiliriz. Ya da Blake'in uyum sürecinden bahsedebiliriz. Ancak Lakers'ın genel sorunun senelerdir olduğu gibi normal sezona fazla takılmamak olduğunu söyleyebiliriz. Kobe ve Fisher başta olmak üzere takımın özellikle savunmada istenilen seviyede olmaması bu düşüşün sebebidir ancak Lakerslılar için -ki ben de onlardan biriyim- asıl endişe verici olan ayın 7'sinde başlayacak deplasman turudur. 14 günde 9 Doğu takımıyla deplasmanda karşılacaklar. Ayrıca bu turda -ortalarına doğru- Bynum'ın da dönmesi tahmin ediliyor. Bynum döndükten ve deplasman turnesi geçildikten sonra Lakers için daha sağlıklı bir değerlendirme yapmak mümkün olacaktır.

15 Temmuz 2010 Perşembe

Fcuk LeBron

İnternette çıkan bir habere göre Ron Artest'in yarın gece düzenleyeceği partinin adını "Fcuk LeBron" koymuşmuş. Hatta resim olarak kullandığım afişe yer vererek bu habere gerçeklik payı katmışlar.

Görünce "Oha bu kadar da olmaz herhalde" demiştim, sözkonusu kişi Artest olmasına rağmen. Daha sonra Ron Artest twitter sayfasından "O afişi hazırlayan kişi, her kimsen aptal ve salaksın. Ayrıca burada sayamayacağım pek çok şeysin" demiş. Herhalde başka bir afişten bahsetmiyordur, bu kadar tesadüf olmaz diye düşünüyorum.

Yani kısacası şansa bir yerde rastlayıp da gerçek zannetmeyin. Bu olay gerçek olsa ve finalde falan karşılaşsalar, LeBron Artest'e neler yapardı acaba? =)

18 Haziran 2010 Cuma

Artest Zafer Sarhoşu


Link

Aslında hem zafer sarhoşu, hem de muhtemelen gerçek anlamıyla sarhoş. Buyrun bir bir dediklerini aktarıp spoiler vermek istemiyorum. Tek kelimeyle harika.

15 Haziran 2010 Salı

Artest: Gayet İyi Oynadık

5. maç sonrasında Artest aynen böyle demiş. Hatta bununla da yetinmeyip Boston'da kaybettikleri iki maçı 2008'deki gibi farklı kaybetmediklerini (son maçta sağlam fark yemişti Lakers) belirtmiş. "İyi mücadele ettik, sıkı maçlar oynadık" demiş. Helal olsun be Artest süpermişsiniz gerçekten. Ama daha devam ediyor bitmedi.

İstatistik kağıdına baktıktan sonra da Kobe'nin 38 sayısını gösterip "Burada ne yazdığı önemli değil, takım olarak yaptık, herşeyi beraber yaptık" demiş. Kobe'nin 38 sayısında takım arkadaşlarının ve özellikle de Artest'in ne gibi bir katkısı veya etkisi vardı çok merak ediyorum doğrusu. Ha ama Artest takım halinde kötü savunma yaptıklarını kastediyorsa evet hep birlikte kötü savunma yaptılar. Buna Bynum'ın hareket kabiliyetinin kısıtlı olması da eklenince boyalı alanda hakimiyeti kurdu yine Celtics...

Buna ek olarak Odom'dan da ilginç bir açıklama gelmiş. "Celtics çok iyi top dolaştırdı ve herkes oynadıkları oyunun bir parçası oldu. Bu da bize oranla daha iyi savunma yapmalarını sağladı."

Nasıl yani? Odom aynen devam ediyor galiba kafa yapıcı maddeler çekmeye:


Link

Sonuç olarak Lakers eğer kazanıp, seriyi 7. maça taşıyacaksa bu gece Artest - Odom ve Gasol'ün çok daha farklı oynamaları lazım. Artest'in gününde olup doğru düzgün şut sokması, Odom'un kafasının güzel olmaması ve Gasol'ün de sertliğe sertlikle yanıt vermesi gerekiyor. Üçünün birden aynı anda gerçekleşmesi şart değil, ikisi katkı sağlasa 7. maça gideriz gibi geliyor bana. Ama Artest'in şut istikrarsızlığı, Gasol'ün mücadeleyi sevmemesi ve Odom'un her daim kafasının güzel olması nedeniyle, ne kadar gerçekçi bir beklenti bu bilmiyorum.

8 Haziran 2010 Salı

Artest'ten Hücum Resitali

Dün sabaha karşı 10'da 1 saha içi ve 8'de 3 serbest atış isabetiyle oynayan Ron Artest maç sonunda açıklama yapmış "Ben hücum performansımdan memnunum" diye. Sezon başında da 3-4 maçta %25'le falan şut atarken benzer bir şekilde "Harika oynuyorum" demişti. Hani Artest delisin tamam anlıyoruz da, NBA Finalleri'ndesin yahu... Az biraz ciddiyet bekliyor insan. Dış şut yüzdesi zaten istikrarsız olan Artest'in, hücumda rahat bir şekilde sayı üretebilmesi için post-up yapması gerekiyor ancak Pierce da bir kısa forvete göre kuvvetli ve cüsseli olduğu için bunu yapması kolay değil. Tabii Gasol ile Bynum'ın boyalı alanı tıkamaları da ayrı bir konu. Kısacası Artest'in devamlı olarak sürdürebildiği ortalama bir performansı yok. Bu da Lakers'ı biraz zorluyor. Hatta öyle ki, taraftarlara saç baş yoldururken, televizyon başındaki NBA severlere de süper eğlenceli dakikalar yaşatabiliyor. Aynı dünkü maçta olduğu gibi. İnanılmazdı gerçekten. Hafiften Ender Arslan'ı anımsattı bana boş boş yaptığı dribling ve birşey olmayınca kaldırıp attığı şut ile:


Link

2. Maçın Kader Anı - Super Slow Motion


Link

Fark 3, Rondo çoğu NBA oyuncusunun yaptığı hatayı yapmıyor. Fisher'ın yanından bütün gücüyle zıplamak yerine ellerini uzatarak koşuyor ve çok hafif zıplıyor. Bu sayede Fisher fake sonrası yeniden şuta kalkarken, Rondo da arkası dönük bile olsa zıplamaya hazır oluyor. Rondo bloğu koyuyor, top Celtics'e geçiyor. Daha sonra Celtics 3 hücum yapıyor üst üste ve bu sayede fark 5'e çıkıyor. Yani tam olarak maçın kader anı değil ama sayılır.

Her neyse, süper slow motion olunca pek çok detay görebiliyoruz. Artest'in Fisher'a "Gönder şutu" demesi, Fisher'ın bloğu yeyince "Bari faul alayım" diye kollarını yana açması, Pierce'ın tip pasının güzelliği (gerçi maç içinde de takdir etmiştim) ve en komiği Pierce'ın Artest'e yanlışlıkla attığı dirsek ve tokat. Artest'in yüzündeki sarsıntıya dikkat.

Son olarak da, arkadaki müzikle ayrı bir güzel oluyor pozisyon...

31 Mart 2010 Çarşamba

Topkek Çalmaktan Top Çalmaya

4-5 gün kadar önce Ball Don't Lie'da çıkmıştı. Belki hala görmeyenler vardır.

Ron Artest'in Chicago yıllarında söylediği bir sözü çıkarmış bir gazete. Kariyerinin başı dahil her döneminde iyi bir savunmacı olan ve aynı zamanda çok top çalan Ron Artest 2001 yılında bir maçta 7 top çalınca muhabirler dayanamayıp sormuşlar: "Nasıl bu kadar çok top çalıyorsun?" diye. İşte Artest'in bombastik cevabı:

"Zamanında marketten çok fazla topkek çaldım ve bu işte kendimi çok geliştirdim. Günde yaklaşık 4 tane çalıyordum. Markette ağır ağır hareket etmeniz gerekir, yoksa çaldığınızı anlarlar. Bu deneyimler beni NBA'e hazırladı." Tabii Artest'in asıl çaldığı kek Little Debbie marka ama top ve topkek uyumu olsun diye öyle çevirdim. Her neyse, Artest'e bu söyledikleri hatırlatılınca "Yok artık yemiyorum onlardan. Sağlığınızı kötü etkiliyor." demiş.

Ancak ve ancak Trevor Ariza'nın ayaklarıyla ve ayak parmaklarıyla konuşmayan bir adamdan topkek ile top çalmayı ve defans yapmayı bağdaştırmasını beklerdim. Helal olsun. Kafasının ilginç bir şekilde çalıştığını bir kez daha kanıtlıyor bu tarz açıklamaları Artest'in. Normal olmadığı kesin ama işte sizi güldüren hafiften tatlı bir deli. Yeter ki parkede sinirlendirmeyin...

8 Mart 2010 Pazartesi

Ahahaha O Saç Ne Lan?

Anthony Johnson, Artest'in sarı üzerine mor İbranice, Hintçe ve Japonca olarak "Defans" yazdırdığı saçlarına bakıp yarılıyor. Gerçi bir espri yapılmış olması da muhtemel ama saç daha büyük ihtimal gibi geldi bana... Yeni Rodman'ımıza hoşgeldin diyelim. Hemen aşağıya dünkü Magic maçından Artest'in saçı hakkında kısa bir video koyuyorum, ayrıca Artest'in kendi koyduğu saç kesimimin videosu da var. Onlara ek olarak başka resimler de paylaşayım. Kolay kolay görülebilecek birşey değil sonuçta:


Link


Link



24 Ocak 2010 Pazar

Bozuk Saat Artest

Artest'e göre LeBron'suz Cavs takımı bir hiçmiş, playoff'a kalamazlarmış. Şöyle devam etmiş: "Hiç derken, tabii ki takımda hala 'insanlar' bulunuyor, onlar 'hiç' değiller ama LeBron'u çıkarınca hayır playoff'a kalamazlar. Lakers da beni bu yüzden aldı herhalde, onu sahada nötrlemem için. Perşembe günü bunu yapamadım, bizi 2 maçta da yendiler."

Artest'in deli saçması açıklamalarına bütün NBA severler alışık. Ama bu sefer bozuk saat misali, doğruyu göstermiş diyebiliriz. Mo Williams - West/Parker - Moon - Varejao - Shaq 5'ini ve kadronun geri kalanını düşündüğümüz zaman, ne kadar güç kaybettiğini anlayabiliyoruz Cavs'in. Gerçi yani böyle düşünmeye gerek var mı ki? LeBron çıkıyor işte takımdan. Daha ne olsun? Zaten maç içinde herşey LeBron'un üstünden dönüyor. Asist yapmadığı pozisyonlarda bile, asistten 1 veya 2 önceki pası vermiş oluyor. Tamamen sallıyorum ama Cavs'in bulduğu saha içi isabetlerinin %70'inde falan vardır herhalde LeBron. Peki playoff'a kalamamaları konusunda ne kadar haklı Artest? Aslında normalde haklı sayılır ama, doğudaki takımların ne halde oldukları ortada. Bulls-Knicks-Bucks üçlüsünden biri playoff'a kalacak gibi gözüküyor diyeyim, siz anlayın. Ekstra olarak Cavs'in yaptığı savunmayı dikkate alınca, herhalde playoff yaparlar diye düşünüyorum.

Tabii Artest'in asıl kastettiği şey LeBron'un takımın herşeyi olduğu ve onsuz şampiyonluğa kesinlikle oynayamayacakları. Aynı şeyi örneğin Lakers için uygulayıp Kobe'yi çıkartırsak, ellerinde daha Bynum-Gasol-Odom ve Artest gibi oyuncular kalacağı için Cavs kadar çok etkilenmeyeceklerdir.

4 Ocak 2010 Pazartesi

Artest Motosikletten Düşmüş Sanki

Hiçbir yerde böyle bir haber yok, hatta söylenti bile okumadım bu konuyla ilgili. Ama görünen köy kılavuz istemez. Ayın 26'sından beri Lakers maçlarını kaçırıyor Artest. İlk 4-5 gün hadi neyse dedim yazmayayım, günahını almayalım. Ama bir oyuncu merdivenden yuvarlandı diye 2 haftaya yakın süre kaçırıyorsa (Yarın da oynamayacakmış) bu işte bir terslik vardır. Elbette merdivenden düşen birisi ufak bir ihtimalle de olsa 2 hafta kaçıracak kadar incinebilir ama söz konusu Artest olunca bir düşünmek gerekiyor. Bence bu çılgın oyuncunun, kontratında yasak olduğu belirtilen aktivitelerden birini yaparken sakatlanmış olması son derece muhtemel.

NBA'de son 3-4 yıl içerisinde bunun 2 tane örneği aklıma geliyor. Önce Radmanovic snowboard yaparken omuzu çıktığı zaman, bunun normal yolda yürürken buzun üzerinde kayıp düştüğü için olduğunu söylemişti. Gerçek olay ortaya çıkınca Lakers, Radmanovic'e okkalı bir ceza vermişti. Ardından 2 yaz evvel Monta Ellis bileğini çok ileri safhada burkmuştu. Sonra da bunun sokakta basketbol oynarken olduğunu açıklamıştı. Warriors kulübü bir basketbol maçında bileğinin bu kadar kötü burkulmuş olmasına şüpheyle yaklaştı ve olayı araştırmaya başladı. Monta'nın bir scooter'dan düştüğü anlaşıldı. Kontratının feshedilmesi bile gündeme geldi ama 3 milyon dolarlık bir cezayı yeterli gördüler.

Kısacası motosiklet olması şart değil ama Artest'in de bu tarz bir aktivitede bulunurken kafasını ve dirseğini incitmiş olabileceğini düşünüyorum.

2 Aralık 2009 Çarşamba

Artest Maçlara İçkili Çıkmış

Taa Bulls zamanında, maçların devre arasında kanyak içermiş. Kaynağı da salonun yakınındaki tekele kadar yürüyüp alırmış. Niye 10 sene sonra durduk yere bu açıklamayı yaptığını anlamak güç. Tamam ilgi odağı olmaktan hoşlanıyor da yani ne kadar anlamsız gerçekten. Josh Howard bundan 2 sezon önceki playoff'lar sırasında yazları esrar içtiğini açıklamıştı ve yanılş hatırlamıyorsam bunun sonucunda bir ceza almamıştı. Artest'inki ise bundan biraz daha değişik, baya baya maçlara alkollü çıktığını itiraf etmiş. Ben ceza alacağını zannetmiyorum ama Stern bir "ders" olması nedeniyle Artest'e cezayı kesebilir. Nitekim 5 sene önce aldığı sezon boyu oynamama cezası bile yeterince ders olmamış gibi.

Phil Jackson da, Rodman'dan sonra bu belaya niye bulaştım diye evinde karar kara düşünüp kanyak içmeye başlamış olabilir.

24 Kasım 2009 Salı

Artest Boxer'la Televizyona Çıktı



Jimmy Kimmel'ın talk show'una sadece boxer görünümlü bir şort ile katılmış ve Kimmel Houston'daki don paça olayına atıf yapınca "Bu aslında boxer değil, şort, bakın cepleri var" diyerek kendisini savunmuş... Artest gibi bir deli zaten ancak bu şekilde kendisini aşabilirdi. Ayrıca Jimmy Kimmel'a konuk olacağı için kafasına da "Jimmy Kimmel" yazısı kazıttırmış.

Programda Artest'le ilgili bilmediğim - gereksiz - bir iki şey öğrenmiş oldum:
Khloe ile Odom'u o tanıştırmış.
Twitter'dan tanıştığı bazı ailerle buluşup arkadaş oluyormuş.

Bir de youtube'dan vereyim:

Link

19 Kasım 2009 Perşembe

Tasdikli Deli

Artest, Ariza'nın ayakkabısını fırlattığı olay anını şöyle açıklamış: "Muhafazakar muhabirler, öncelikle Ariza'nın ayakkabısının çıkacağını bilmiyordum. Bilmiyordum çıkacağını işte. Ariza'nın ayaklarıyla konuşmuyorum sonuçta, ayaklarının ne düşündüğünü bilmiyorum, ayak parmaklarının da ne düşündüğünü bilmiyorum, ayrıca Ariza'nın da ne düşündüğünü bilmiyorum. Ayakkabısı çıktı "İçinde bir insan bulunmayan ayakkabının parkede bulunmaması gerek" diye düşündüm sonra da biraz zaman kazanmaya karar verdim. Ayakkabı kimin bilmiyordum. Ama oyunculardan birine ait olması gerektiğini düşündüm. Birçoğunuzun yazdığı/söylediği gibi ayakkabıyı tribünlere fırlatmadım, sadece sahanın dışına attım, biraz zaman kazanayım diye. Sonra yeniden hücuma geldiğimizde bir baktım Ariza ayakkabısını giymeye çalışıyordu. Ben de nazikçe bir üçlük çaktım ona."

Bu tür şeyleri yorumsuz yayınlamayı sevmiyorum ama yani bu an benim bittiğim andır.

16 Kasım 2009 Pazartesi

Artest ve Ariza İlkokulda


Link

Ariza'nın, Artest'in arkasından bakışı anlatılmaz yaşanır. Sağolasın Artest, çok iyi güldüm =)

2 Kasım 2009 Pazartesi

Ron Artest: Harika oynuyorum

%30 şut yüzdesi, %36 serbest atış ve 8 sayı ortalaması tutturmuş olsa da, antrenman sonrası açıklamasında "İyi şut attığımı ve harika oynadığımı düşünüyorum, benim düşüncem bu." demiş. Üstelik bu sözleri cumartesi günü sarfetmiş, oynadığı 3. maçta her istatistiğini - az da olsa - arttırmıştı.

Hastasıyım bu adamın bu tarz davranışlarına. İlgi odağı olmaya bayılıyor ve bu konuda müthiş başarılı. Lakers'ın Mavs ve Clippers ile yaptığı 2 maçı izlemiş biri olarak, Artest'in parkede sanki Lakers'ın bir oyuncusu gibi olmadığını bile söyleyebilirim. O kadar büyük bir uyumsuzluk var. Lakers'daki Artest-Ariza değişikliği - en azından şu ana kadar - yerinde bir hamleymiş gibi durmuyor. Phil Jackson da zaten onun şu anki oyunundan memnun olmadıklarını ve kendisinin de memnun olmaması gerektiğini söylerken, "Üçgen hücumunda etkili olabileceği rolü Artest'in bulması lazım" demiş.

7 Ekim 2009 Çarşamba

Avcı Vs. Artest

Türk magazin sitelerine düşmüş haber. Ben önce smacbasket'te ardından erbos'da gördüm de haberim oldu. Ron Artest Sports Illustrated'a vereceği bir röportaj öncesi, otel lobisinde daha yeni tanıştığı Türk asıllı manken Natalin Avcı'yı da almış yanına ve fotoğraf çekimine girmiş. Yanlış anlamayın röportajıj Sports Illustrated yapsa da, fotoğraf çekiminin onlarla bir alakası yok. Tamamen Artest'in keyfi için, öylesine yapılmış. Hatta çekim için yapılan harcamaları da Artest karşılamış. Buyrun fotoğrafları paylaşıyorum, tamamen(!) Artest'in vücuduna ve ne kadar ağırlık çalıştığına dikkat çekmek amacıyla: