BIY AD

Celtics etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Celtics etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

22 Nisan 2011 Cuma

Knicks vs Celtics

Fotoğraf müthiş bir mücadeleye sahne olan 2.maçın sonundan hatırlayacağınız gibi. İlk maçın ardından basın tarafından adeta topa tutulan Melo ikinci maç adeta tek başına Celtics'e karşı mücadele etmiş ve 42 sayıya imza atmıştı. Billups'un eksikliğinin yanına Amare'nin de sırt ağrıları eklenince Knicks için maç zor bir hale bürünmüştü. Melo'nun katkıları ile son ana kadar getirdiler maçı ancak Celtics evinde kolay kolay vermezdi o maçı. Nitekim son Knicks hücumunda topu Jeffries'in elinden çalan ve müthiş bir konsantrasyon ile topu oyun alanında tutan, rakibiyle savaşan ve bir yandan da çizgiyi kontrol eden Garnett takımına maçı kazandırıyor tam bu anda. Şimdi seri New York'a taşındı ve bu akşam 02.00'da oynanacak 3.maç serinin kaderini tayin eden en önemli maç olacak. Cipsimiz kolamız hazır, bekliyoruz.

16 Nisan 2011 Cumartesi

Celtics - Knicks Değerlendirmesi

Celtics 4 - Knicks 3

Playoffların belki de en merakla beklenen eşleşmesinde Celtics ile Knicks karşı karşıya gelecek. Ligin savunmayı en iyi yapan takımlarından biri ile hücumuyla ön plana çıkan takımlarından birinin eşleşmesi, ayrıca son dönemde başarıya giden yolun ilk adımı olarak görülen "Üç yıldız üzerine takım kurma" işini ilk hayata geçiren ile son hayata geçiren ekibin çekişmesine sahne olacak. Serinin analizine iki takımın artılarını ve eksilerini değerlendirerek başlayalım.

Celtics sezon ortasında yaptığı takas hamleleriyle adeta işleyen çarka kendi elleriyle çomak soktu. Nate Robinson, Daniels -bu ikisini geçelim- Perkins'in yollanması, ardından Krstic, Murphy, Arroyo, Green transferleriyle kağıt üzerinde güçlenmiş gibi gözüken takımın kimyası bozuldu. Tabii tecrübeleriyle büyük ihtimalle playofflarda vites arttıracaklardır. Knicks ise yeni yapılanmalarının ilk senesinde uzun bir aradan sonra playoff yapmayı başardı. Melo'yu alabilmek adına eldeki oyuncuların yarısını gönderdikleri için, sezon başındaki kadro ile sonundaki kadro arasında inanılmaz bir fark oluştu. Melo'nun yanısıra Billups gibi önemli bir tecrübeyi de takıma katarak üçlüyü tamamladılar. Yani bu eşleşme sezon başından bu yana neredeyse kabuk değiştiren iki takımı karşı karşıya getirecek.

İki takımın ofansif yönlerini ele alalım... Celtics tamamen düzen içerisinde sabırla en doğru oyunu oynamaya, en iyi şutu bulmaya çalışan bir ekip. Başta Allen ve Pierce olmak üzere takımda skor yükünü çekecek birçok isim mevcut ama ben bu seride fark yaratacak oyuncunun Garnett olacağını düşünüyorum. Knicks ise düzensizliği düzen haline getirmiş, tabiri caizse kaos basketbolu oynayan, bir an önce skora gitmeye yönelik bir hücum anlayışına sahip ve dolayısıyla bu sistemde oyuncuların şut performansları ve gününde olmaları büyük önem taşıyor. Melo ve Amar'e gibi bire bir savunmada durdurulması çok güç olan hücum silahlarına sahipler.

Savunma kısmına gelince Knicks açısından iyimser olmak mümkün değil çünkü özellikle pota altında büyük zaafları var. Pivot pozisyonunda oynayan Turiaf'ın yedeği Jeffries. Bu bakımdan savunmada Amar'e'nin 5 numaraya kayıp Krstic ile eşleşeceğini ve Turiaf'ın Garnett'i savunacağını düşünüyorum zaten aksi Knicks için intihar olur. Savunmadan bihaber Amar'e'nin Garnett'i savunması, hem erken yorulup hücum performansının düşmesine hem de Garnett'in hücumda daha etkili olmasına neden olacaktır. Shaq'ın ilk maça yetişeceği söyleniyordu fakat durumu halen belirsiz fakat eğer dönerse sadece Turiaf'ı faul problemine sokması dahi takımına büyük katkı verecek ve pota altında Celtics'in büyük üstünlük kurmasını sağlayacaktır -ki bunu Shaq olmadan da yapabilecek güce sahipler-. Amar'e, Turiaf ve Jeffries'den oluşan pota altı rotasyonu Celtics'e karşı direnemez.

Celtics savunması için ise fazla birşey söylemeye gerek yok. Normal sezonun en az sayı yiyen takımı ve savunma konsantrasyonunu arttırdıklarında rakibi inanılmaz bir baskı altına alıyorlar. Knicks'in de dağınık bir takım olması dolayısıyla maçların bazı dönemlerinde Celtics'in uzun seriler yakalamasına tanıklık etmemiz olası. Bu bakımdan Celtics savunması yerleşmeden yapılacak Knicks hücumları önemli.

Benchlere de kısaca değineyim. D'antoni için klasikleşen dar rotasyonu ile Celtics'in inanılmaz geniş rotasyonu karşı karşıya gelecek. Normalde Boston benchi çok ağır basar fakat yeni oyuncuların rollerinin henüz tam oturtulamaması ve Murphy'nin beklenen performanstan hayli uzak olması iki takımın bench oyuncuları arasındaki farkın biraz olsun kapanmasını sağlıyor. Dar bir rotasyonda uzun süreler alacak Knicks oyuncularında serinin uzaması halinde yorgunluk nedeniyle form düşüşü görebiliriz.

Playofflara kalan takımlar arasında normal sezonda evinde en az maç kazanan takım olan Knicks için işlerin playoffta değişeceğini düşünüyorum. Uzun süredir buraları oynayamayan, başarıya aç bir takımdan ve havaya girmiş bir taraftar topluluundan bahsediyoruz. Bunun yanında yıldızlar ilk turdan elenmemek için ekstra performans göstereceklerdir. Ben normal sezon maçlarında Celtics'in Knicks'i süpürmesine rağmen biraz da Celtics'in son dönemdeki formsuzluğuna güvenerek, Can'ın "En fazla 4-2" ısrarına rağmen, bu serinin son maça taşınacağını ve Celtics'in turu 4-3 ile geçeceğini düşünüyorum.



15 Nisan 2011 Cuma

LeBron Kobe'yi Solladı

LeBron James, Kobe Bryant'ı geçerek bu sezon ligde forması en çok satılan oyuncu oldu. LeBron 7 senelik NBA kariyerinde ilk kez bu sene forma satışlarında ligin zirvesinde yer aldı. Bu kategoride 2008-2009 sezonundan beri zirvede Kobe vardı. Satış rakamları NBAStore.com adresinden yapılan alışverişlerle ölçülüyor ve bu da toplam forma satışlarının çok ufak bir kısmını oluşturuyor.

LeBron'un yeni takımı ve yeni forma numarasının bu birincilikte payının olduğunu düşünüyorum. Zaten Kobe de 2008 sezonunun başında "8" numarayı bırakıp "24" numarayı giydiğinden beri zirvede bulunuyordu. Tabii numara değiştirmesinin taraftarları heyecanlandırma, yeni bir başlangıç düşüncesinin yanında pazarlama boyutu da vardı. Bu arada LeBron'un başarısını da küçümsemeyelim. Sonuçta takımında iki tane daha forması alınacak isim var. Bunların arasından sıyrılıp ligin zirvesinde yer almak önemli bence. Fakat listede bir isim var ki benim çok fazla dikkatimi çekti ve açıkçası şaşırdım: Rajon Rondo. Celticsliler genelde çok sever Rondo'yu fakat o kadar da göz önünde bir oyuncu değil ve basketolu bıraktığında forması emekli edilecek en az 4 kişiyle aynı takımda oynuyor. Celtics de zaten en çok forması satılan oyuncular listesine beş isim birden sokmayı başarmış. Çaylaklardan Wall ise Griffin'in bir basamak önünde 10.sırada kendine yer bulmuş.

Tam liste ise şu şekilde: LeBron James, Kobe Bryant, Rajon Rondo, Amar'e Stoudemire, Derrick Rose, Dwyane Wade, Kevin Durant, Carmelo Anthony, Dwight Howard, John Wall, Blake Griffin, Shaquille O'Neal, Ray Allen, Paul Pierce, Kevin Garnett.

En çok forması satılan takımların listesinde ise tepede Lakers bulunuyor. Onları sırasıyla Celtics, Heat, Knicks ve Bulls izliyor.

24 Mart 2011 Perşembe

Doğu’da Birinci Olmak ya da Olmamak…

Bu sene diğer senelerden farklı olarak; ligde normal sezonun sonu yaklaştıkça geçtiğimiz senelerde yaşanan playofflara kapak atmak için verilen mücadeleden ziyade yer kapma mücadelesi yaşanacak gibi görünüyor.

Bu yer kapma mücadelesinin en çetin geçtiği yer ise Doğu’nun zirvesi. Sezon başından beri Doğu’da liderliği kimseye bırakmayan Celtics ile son 2 ayın bana göre en formda ve en iyi basketbol oynayan takımı Bulls arasında geçecek bu mücadelede Bulls şu anda maç fazlasıyla 1.sırada bulunuyor.

Önce bazı kurallardan bahsetmek istiyorum. Eğer iki takım ligi aynı galibiyet yüzdesiyle bitirirse divisionı lider olarak bitiren 1. olacak. Tabii bu iki takım da kendi divisionında lider olduğu için bakılacak bir sonraki kategori kendi aralarında oynadıkları karşılaşmalarda hangi tarafın daha çok galibiyetinin bulunduğu olacak. Bu aşamada şu ana dek oynanan 3 maçtan 2 tanesini kazanan Celtics bir adım önde gözükse de iki ekibin 7 Nisan’da United Center’da oynayacağı karşılaşma büyük önem taşıyor. Eğer bu mücadeleyi Bulls kazanır ve durumu 2-2 yaparsa bakılacak bir sonraki istatistik bu iki ekibin kendi divisionlarındaki galibiyet- mağlubiyet sayıları olacak ki bu durumda Celtics’in Bulls’un önüne geçme ihtimali imkansıza yakın.

Tabii yukarda bahsettiklerim sadece iki takımın sezonu aynı galibiyet- mağlubiyet sayılarında bitirmesi durumunda bakacaklarımız. Fakat şu anda iki ekibin kalan karşılaşmaları göz önüne alındığında Bulls zirveyi kaptıracağa benzemiyor.

Şimdi gelelim 1. ile 2. arasında zirveye giden yolda oluşmasını beklediğim inanılmaz farka. Bir kere 1. olacak ekip finallere kadar saha avntajına sahip olacak ki Bulls ve Celtics ligde kendi evinde oynama avantajını çok iyi kullanan takımların başında geliyorlar. Evinde oynadığı maçlarda Bulls’un sadece 4 Celtics’in ise 6 yenilgisi var. Bana kalırsa ev sahibi olma avantajı az sonra bahsedeceğim avantajların yanında çok da önemli değil.

Şu anki tabloda doğunun zirvesinde bulunan ekip, Pacers ile eşleşecekken doğuyu 2. olarak bitirecek ekip karşısında Knicks gibi birçok takımın istemeyeceği bir rakip bulacak. Knicks’in sezon içinde oynanan karşılaşmalarda Bulls’a karşı 2-0 üstünlüğü var. Celtics’e karşı oynadığı 3 maçı da kaybetmesine rağmen mücadelelerin tümünde rakibine kök söktürdüğünü rahatlıkla söyleyebilirim. Bunun yanında Melo- Amare- Billups’ın tecrübeleri bile Knicks’i eşleşilmek istenmeyen takım yapmaya yeterli bence. Doğuyu zirvede tamamlayan ekibin eşleşeceği Pacers için zaten fazla bir şey söylemeye gerek yok çünkü bana kalırsa şu anda playoff potasında olan en zayıf halka kendileri.

Bulls ve Celtics'in ilk turu geçtiğini varsayarak yazıya devam ediyorum. Sezonu 1. bitirecek takım Magic-Hawks galibiyle (bence yine Magic) karşılaşacakken, 2. takım Heat ile eşleşecek. Bir yanda Dwight Howard’ın sırtında yukarılara tırmanmaya çalışan, bir günü bir gününü tutmayan, dengesiz Magic gayet güzel bir yaka yarı finali eşleşmesi gibi görünüyorken diğer yanda Wade- Lebron- Bosh önderliğinde taş gibi bir ekip olan, playofflarda çok daha farklı oynamasını beklediğim Heat... Heat yıldızlarından her biri 1 maç kazandırsa -ki bence bu potansiyele sahip oyuncular- doğuyu 2.sırada tamamlayacak takımın yaka finali göremeden elenmesi bana göre çok büyük sürpriz olmaz.

Hal böyleyken Bulls da Celtics de vidaları mümkün olduğunca sıkıştırıp önündeki maçları kazanarak doğuyu zirvede tamamlamak için ellerinden gelenin fazlasını yapacaklardır. Celtics son iki maçında dış sahada, geriden gelerek çevirdiği Hornets ve Knicks mücadelelerinde bunun sinyallerini verdi. Bulls zaten önüne geleni devirerek yoluna devam ediyor. Bakalım önümüzdeki günler neler gösterecek ve doğuda zirvenin sahibi kim olacak…

23 Mart 2011 Çarşamba

Green Celtics'te Kalmak İstiyor

Menajerinin açıklamalarına göre Jeff Green, Celtics ile yeniden sözleşme imzalamak için her türlü fedakarlığa hazırmış. Geçen gece oynanan ve Celtics'in olası playoff rakibi Knicks'e büyük gözdağı verdiği maçın ardından açıklama yapan Falk, Jeff Green'in Celtics'in atmosferine alıştığını, burada rahatının yerinde olduğunu ve bunların da uzun süreli bir anlaşma için yeterli olduğunu söyleyerek eklemiş: "Şampiyon olma potansiyeline sahip bir takım, kadrosunda üç tane hall of famer oyuncusu ve Rajon gibi bir guardları var. Green bu takıma playofflarda büyük katkılar verebilecek yeteneğe sahip."

Bildiğiniz gibi Perkins takası ile Celtics'in yolunu tutan Green'in kontratı bu sezon sonunda bitiyor. Bu hamle bana kalırsa Celtics açısından oldukça yerinde olur.

İlk olarak Celtics penceresinden bakalım. Tamam bu sene şampiyonluk için en iddialı takımların başında geliyorlar. Ama yaş ortalaması oldukça yüksek olan (ve bu yaşlı oyuncuların sırtladığı) bir takım ilerisini de düşünerek hereket etmeli. Sonuçta birçok tepeye oynayan takım şampiyonluk ve başarılı geçen seneler ardından doğru yapılanamayarak oyuncuların yaşlanması sonucu dibe vurabiliyor. Green bugün itibari ile üzerine takım kurulabilecek bir oyuncu değil ama özellikle son dönemlerde geliştirdiği şutlarıyla artık hücumda güvenilecek bir isim diyebiliriz. Bunun yanında rakibe eşleşme problemi yaratabilecek biri. Bazen şut atan ve rakibini hızıyla geçebilen bir 4 numara bazen de gücünü kullanarak sayıya gidebilen bir 3 numara olabiliyor, savunmada da sırıtmaz, ne görev verilse yapar elinden geldiğince ve belki de işin Celtics açısından en önemli tarafı Pierce ve Garnett oynadığı sürece benchten gelip bunu sorun etmeyerek önemli katkılar verebilecek bir oyuncu. Neticede geçen sene ilk turda Lakers'a kök söktüren Thunder'ın ilk beş oyuncusu ve o takımın en önemli 3. parçasıydı.

Perkins'in takımda kalması için elini cebine atmaya fazla yanaşmayan Celtics yönetimi Green için yeni bir kontrat önerecek mi ve bu kontrat ne kadar olacak zaman gösterecek.

19 Mart 2011 Cumartesi

Ainge: Hele Bir Sakatlar İyileşsin

10 gündür Celtics'teki düşüş dikkatleri çekiyor, özellikle de son 5 maçın 3'ünü kaybetmelerinden dolayı eleştiriliyorlar. Ainge bu düşüşü takımın sağlık durumuna bağlamış. Aslında yeterince sert oynadıklarını ancak herkesin %100'ünü parkeye yansıtamadığını söylemiş. O'Neal kardeşlerin eksikliğini çektiklerine, Rondo'nun sezonun ilk bölümünde çok yoruluğu için tam performans gösteremediğine değinmiş. Bir yazarın ele aldığını görmedim bu konuyu ama Rondo'nun 2008 yılında kaynaşıp kanka olduğu Perkins, takımdan ayrılınca moralinin bozulduğu iddia ediliyor. Hangisinin olduğunu bilmek zor ama ikisinin birden etkisi olabilir Rondo'ya... Ayrıca bu röportajı iki gün önce yaptığından dolayı West'i de saymış ama o son maçta döndü. Kısacası sorunun şanssızlık ve sakatlıklara bağlı olduğunu iddia etmiş Ainge. Benim gördüğüm durum ise farklı.

Celtics'sin Green-Perkins takasından beri toplam 4 maçını izledim. Bana hiç aynı sertlik seviyesini korumuşlar gibi gelmedi. Ortada Krstic, Perkins gibi ortayı kapatamıyor. Daha da önemlisi, Perkinsli Celtics'te gördüğümüz rakibe meydan okumayı ve rakibi sindirmeyi şu anda göremiyoruz. Daha ince işler yapması için alınan Jeff Green ise kalabalık kadroda 20 dakikadan fazla şans bulamıyor. Sadece bench'ten gelecek 10 sayılık katkı için mi alındı yani Green? Onu zaten Nate Robinson yapıyordu. 3 numarada, Pierce'ın arkasında Green'e ihtiyaç yoktu yani. Şimdi Ainge'e göre Shaq geldiği zaman takım biraz daha düzelecekmiş ama bunda ne kadar haklı olduğu tartışılır Ainge'in. Zira Shaq en son rakiplerine gözdağ vereli 3 sene oluyor. Jermaine'in ise kendine bile hayrı yok...

Takastan hemen sonra yazdıklarımdan farklı bir Celtics göremedim. Ha, belki 3 haftalık süreç takımın oturması, oyuncuların sisteme (özellikle de savunma) alışması için yeterli olmayabilir. Aynı sıkıntıları Knicks de çekiyor (ona da değineceğim başka bir yazıda) ama ben Celtics'in 2008 düzeyinde basket oynadığını düşünüyordum takas öncesinde, Green'in gelişinden sonra sanki bir gömlek düşmüşler gibi geldi bana. Ainge'in gereksiz kumarı tutacak mı göreceğiz bakalım. Ne demiş Amerikalı "If it ain't broke, don't fix it."

Edit: Bu yazının üzerine bir de Rockets'tan fark yediler, tam oldu...

15 Mart 2011 Salı

Sen Uçmuşun Be Dostum


Link

Deron'ın, Celtics'e karşı maçı galibiyeti üçlüğünden sonra çıldıran Nets taraftarı. Tamam, Deron ikili oyun planı suya düşünce sorumluluğu aldı ve takımına maçı kazandırdı da. Bu kadarlık birşey de yoktu yani, zaten maç çok büyük ihtimalle Nets'in elindeydi. Bu arkadaşın birasına ne attılarsa ben de aynısından istiyorum. Gelen her türlü habere bu tekiyi veresim var artık.

14 Mart 2011 Pazartesi

Perkins'ten Lakers'a Taş

Takasın son gününde Nate Robinson ile birlikte Oklahoma'nın yolunu tutan ancak sakatlığı sebebiyle henüz yeni takımının formasını giyemeyen Perkins Espn Magazine'e Lakers taraftarlarını kızdıracak açıklamalarda bulunmuş. 2008'de ve 2010'da Lakers'a karşı iki final serisinde forma giyen Perkinins hatırlayacağınız gibi 2010 final serisinin 6. maçında sakatlanarak 7. maçta oynayamamıştı. Perkins Phil Jackon ve Pau Gasol'u sevmediğini, P-Jax'in küstah, Gasol'un ise narin olduğunu söylemiş. Ayrıca bunlara Lakers'ın döneminin geçtiğini ve Kobe'nin Gasol'un narinliğini örtmeye çalıştığını ancak Gasol'un yine de narin bir oyuncu olduğunu söylemiş.

Perkins Boston günlerinden kalan bir nefretle Lakers'a saldırmış gözüküyor. Belki de olası bir Lakers serisine karşı tecrübesiz takım arkadaşlarını yüreklendirmek istemiştir. Açıkçası Lakers'tan nefret eden biri olarak dediklerine az da olsa hak verebiliyorum. Phil Jackson zaman zaman küstah cevaplar veriyor olabilir ancak bu onun NBA'in gelmiş geçmiş en iyi koçlarından biri olduğu gerçeğini değiştirmiyor. Koçluk kariyerini göz önünde bulundurursak Phil Jackson hakkında sorulan bir soruya sadece küstah diye cevap verirseniz en hafif tabirle saçmalamış olursunuz.

Gasol hakkında söyledikerinde ise kafasının 2008'de kaldığını düşünüyorum. Gasol o seride sert Celtics pota altında özellikle Bynum'ın yokluğunda çok zorlandığını ve sertlikten kaçtığını söyleyebiliriz ancak özellikle geçen sezon final serisinde Gasol'un sertliğe yeterli cevabı verdiğini söyleyebilirim. Özellikle 7. maçta Kobe'nin şutlarının girmediği dakikalarda çok önemli katkılar verdi ve Lakers'a maçı getiren isimlerden biri oldu. Ancak Gasol'un özellikle Lakers'a ilk geldiği sene sertlikten kaçtığını inkar etmek zor. Ancak Memphis gibi playofflarda 1 tur bile geçemeyen bir takımdan geldiğini ve oyun tarzının daha çok işin tekniğine dayandığını düşünürsek Gasol'un daha ilk final serisinde Perkins ve Garnett gibi müthiş sert oyunculara tek başına cevap verememesinin mantıklı bir açıklamasını bulmuş oluruz. Unutulmamalı ki Gasol daha önce hiç o sertlik seviyesine çıkmamıştı ve Lakers'a geldiğinde bırakın playofflarda tur geçmeyi, 1 galibiyeti bile yoktu. Gasol'un kimi zaman normal sezon maçlarında serdiğini de söyleyebiliriz ama Perkins'in dediği şekilde narin bir oyuncu olmadığını en azından finallerde gerekli sertliğe cevap verdiğini -ve Lakers finale çıkarsa yine verebileceğini- söyleyebilirim.

Ancak dediğim gibi hem Perkins'in Lakers'a olan nefretini, hem de bu sezon yine karşılaşma ihtimallerini düşündüğümüzde Perkins'in açıklamalarını kabul edebiliriz. Tabii katıldığımı söylemem mümkün değil ancak bir nebze hak vermiyor da değilim.

7 Mart 2011 Pazartesi

Arroyo Celtics'te

Mike Bibby hamlesi için Miami Heat'in kadrosunda feragat edilen isim olan Arroyo, Celtics ile anlaşmış. Bu sabah Celtics-Bucks maçının boxscore tablosuna bakarken Arroyo'nun ismini gördüm. Miami'den gidişi sonrası hakkında Porto Riko'ya döneceği hakkında haberler okumuştum ama başka bir takımla görüşüp anlaşabileceği ihtimali aklımda değildi, hele şampiyonluk yolunda hedefleri olan ciddi bir takıma gideceği.

Fena bir hamle olmamış aslında Celtics için. Perkins takasında kontratları dengelemek için Nate'i de gönderen Celtics'te, Rondo'yu yedekleyecek isim konusunda sıkıntı yaşanıyordu. Özellikle de West sakatken. West'in olduğu bir kadroda bile Arroyo, güvenilebilir, sırıtmayacak bir yedek olarak görevini yerine getirir oyuna girdiği zaman. En azından West gibi bir kombo guard değil, top dağıtmayı daha iyi bilen bir isim.

Maç başına yaklaşık 37-38 dakika oyunda kalan Rondo'nun son dönemde zaman zaman 40'lı süreleri görmesi Ainge'i korkutmuş olacak ki Arroyo takıma dahil edildi. Sezon ortası hamleleri çok eleştirildi Celtics'in ancak Arroyo hamlesi şu dönemde bana mantıklı geldi. Heat'te bu sezon çoğu maç ilk beş çıkan ve 20 dakikanın üstünde süre bulan bir isim Arroyo. Boston'da Rondo'nun yokluğunda önemli süreler alıp ciddi katkılar verebilir.

3 Mart 2011 Perşembe

Pavlovic'e Talih Kuşu

Ben hayatımda bu kadar kısmetli çok az oyuncu gördüm. Henüz birkaç ay öncesine kadar bırakın şampiyonluğu kovalayan bir takıma gitmesi, NBA'de tutunması bile düşünülmeyen bir oyuncuydu Pavlovic. Düşünülmeyen dediğime de bakmayın, oturup acaba Pavlovic hangi takıma gidebilir diye kafa yoran kimse de olmamıştır herhalde yakın çevresi haricinde. İlginçtir ki 10 günlük kontratlarla bünyesine katıldığı takımlardan hem Hornets'ta hem de Mavericks'te ilk beş başlama şansı buldu. En son iki üç sene evvel Cavaliers forması altında oynarken göz önündeydi. Şutör kimliğiyle bilinmesine karşın çok istikrarlı da değildi şutları. Yani güvenip sahaya sürdüğünüzde üst üste sayılar da bulabilir ama sizi pişman da edebilir.

Celtics niye böyle bir tercih yaptı diye düşünürsek; Onların stratejisi belli oldu geride bıraktığımız günlerde. Serbest kalan oyuncular arasından hepsine saldırıp ikna edebildiklerini kattılar takıma. 2 numara pozisyonunu yedekleyecek birine ihtiyaçları da vardı aslında. Bradley sene başından beri beklentileri karşılayamamıştı, Delonte deseniz ne kadar sağlıklı döneceği belli değildi. E, Marquis'yi de sepetlemişlerdi çirkin bir şekilde. Bu açıdan bakınca mantıklı bir hamle gibi görünüyor. Ayrıca oyun stilinin Allen'a benzerliği sebebiyle aynı setleri yedekleriyle de oynayabilir Celtics. Bakarsınız çıkıp bir iki maçta kritik toplar sokarak takımın havaya girmesini sağlayabilir Pavlovic. Ama bu maç sayısı çok fazla olmaz.

Etik Anlayışı, Yazılı Olmayan Kurallar...


Link

NBA'i her gün deli gibi takip eden binlerce insandan biriyim. Siz de bu bloğu takip ettiğinize göre bizdensiniz. Ama tahmin ediyorum çok büyük bir çoğunluğumuzun önce ülke takımlarını destekleyerek, onların maçlarını izleyerek başlamıştır basketbola olan tutkusu. Ardından yepyeni bir dünya olan, işin içine şovun fazlaca katıldığı bu alemi tanımışızdır. Şöyle bir düşündüğümüzde nedir bu organizasyona sempati duyma sebeplerimiz diye; İşte görselliğe önem veriyor adamlar, her gün onlarca maç oynanıyor yani sürekli bir heyecan var, bu meslekte dünyanın en iyilerini izleme şansımız oluyor, rekabet had safhada falan diye sıralarız. Ama bir şey daha vardır bu ligle yeni tanışanlara farklı gelen ve Avrupa basketbolunda hala tam anlamıyla göremediğimiz. O da kendilerine has etik anlayışı...

Örneğin; Çok istisnai durumlar haricinde bir oyuncu rakibini yere serdiğinde gidip bakmaz adamın haline, yerdeki adamla ilgilenmesi gereken kendi takım arkadaşlarıdır diye düşünür. Veya bir takım arkadaşını yerde gördüğünde sanki adam vurulmuşçasına koşar geri kalan 4 kişi ve onu kaldırırlar yerden. Bu örneklerden en göz önünde olanı ve saygı duyulanı da şudur, "Eğer rakibini yenmen kesinleştiyse son hücumu yapmazsın." Bu rakibine duyduğun saygının yanında seni de yüceltecek bir davranış olarak kabul görür NBA'de. Ama izleyelim bakalım Rondo ne yapıyor.

Gerçekten çirkin bir davranış. Yani, bu hareketi yapmaması için kural kitabında yazmasına gerek yok. Senelerdir oturtulmuş ve herkes tarafından sempatik bulunan bir uygulamayı çiğnersen hoşgörüyle yaklaşamaz insanlar bu hareketine. Videoda tamamı olmadığı için yalnızca Rondo'nun harketini görüyorsunuz. Ama olayın başka kahramanları da var. Rondo'nun bu hareketinin bir sebebi var yani. Açıklayayım; Maçın bitimine 16 saniye kala hücum süresinin dolması pahasına Paul Pierce hücum yapmıyor. Ardından kenardan oyuna sokulan topta Pietrus turnikeyle basketi buluyor. Pietrus'un yaptığı kabul edilir bir şey m? Elbette hayır. Bu tarz hareketleri nadiren de olsa istatistikleri önemseyen çaylaklardan görürüz. Onlar yapsa neyse deyip geçeriz ama Pietrus gibi tecrübeli bir adam hele ki rakip hücumunu kullanmamışken bunu yapıyorsa olmaz.

Celtics'e geri dönecek olursak, onların etik anlayışı Avrupa basketbolundan da, NBA basketbolundan da farklı. Garnett'in ruh hali tamamen takıma sirayet etmeye başladı bu sene. Saha içinde yaptıklarına saygı duymamak mümkün değil. 30'unu devirmiş starlar çıkıp çatır çatır oynuyor ama ya saha dışı olaylar... Anlaşılan tabelada kazanmak yetmiyor kendilerine, onlar oyunu her anlamda kazanmak istiyor. Hırs iyidir ama göz döndürecek kadarı değil.

2 Mart 2011 Çarşamba

Murphy Celtics'i Seçti

Daha dün yazmıştım zaten Murphy ve gidebileceği 3 takım hakkında. Ona bir bakmanızı öneriyorum en başta.

Rondo - Allen - Pierce - Garnett - Krstic beşinin üzerine bench'e bakın hele: O'Neal Brothers, Delonte West, Glen Davis, Jeff Green, Troy Murphy. Hadi Jermaine'i sallayalım o yalan oldu artık ama bakıyorsunuz hala inanılmaz derin bir kadro... Şu yedekler gerçekten muhteşem. Green zaten ilk 5 idi, Shaq deseniz hala iş yapar, Murphy bu sene Avery Johnson ile anlaşamasa da kariyerinin başından beri kalitesi belli, Delonte West ruh hastası olmasının dışında çok kaliteli bir kombo guard'dır, Glen Davis her türlü pis işi yapıp enerji verir. Yani gıpta ediyordur rakipler herhalde. Ah bir de Krstic'in yerine Perkins ile düşünsenize kenardan da Green'i çıkarıverin n'olucak... Yine muhteşem bir bench ve bu sefer sertliklerinden de birşey kaybetmemiş olacaklardı. Ah Ainge ah diyorum. Murphy'e dönelim.

Sezon başında "Murphy evine döndü, New Jersey'de çok mutlu, üstelik Lopez haricinde doğru düzgün uzunları yok. Murphy maç başına 30-35 dakika alacak" deniyordu. Hatta bu nedenle fantazi basketbol dünyasında, draftların üst sıralarında seçiliyordu Murphy devamlı. Ben de yeniden yapılanan, gençlere ağırlık vermesi gereken bir takımda ne işi olduğunu merak ediyordum ve çıkan haberlere şaşırıyordum ondan seçmemeye özen gösterdim kendisini... Murphy benim şüphe ettiğim nedenden dolayı değil Avery Johnson ile anlaşamaması nedeniyle forma giyemedi Nets'te. Sezon boyunca ya kenarda ya evde oturdu. Form durumunu bilmiyoruz, muhtemelen çok da iyi durumda değildir ama playofflar'a bir aydan fazla bir süre var, kendini bulacaktır herhalde. Onun dışında bir süre problemi var. Doc Rivers, Jeff Green'i daha çok kısa forvette kullanmak istediğini gösterdi bize. Ama ona uzun forvette hiç süre verilmediğini varsaysak bile KG, Krstic, Murphy, Davis ve Shaq var ellerinde. Bu adamların hepsi dakikalarını hakeden isimler. Nereden, kimin dakikaları kısılacak, kim bench'i poposuyla ısıtma görevini üstlenecek bilmiyorum... Murphy'nin 4 veya 5 numara oynarken rakip uzunu dışarı çekmesi Rondo ve Pierce gibi çembere giden Celtics oyuncularının işine yarayacaktır. Savunmada da Dwight Howard, Boozer veya Bosh'un karşısına koymadığınız sürece aşırı sırıtmaz. Ama işte keşke içeride sert bir uzun olarak Perkins olsaydı yanında, KG ile beraber ana uzun rotasyonunu oluştursalardı. İşte o zaman tadından yenmezdi bence.

İnanılmaz derin bir takım oldular. Son iki sezonda Garnett, Perkins, Daniels gibi isimlerin playofflar'da takımdaki yerlerini alamamaları nedeniyle ağzı yanmış olsa gerek. Baksanıza şimdi yoğurdu böyle kalabalık bir şekilde, üfleyerek yiyolar.

1 Mart 2011 Salı

Bibby Serbest Kaldı (Heat ve Celtics Devrede)

Hatırlayacağınız gibi takasın son gününde Bibby Hinrich karşılığında başkentin yolunu tutmuştu. Ancak Washington'un John Wall'un önünü açmak üzere Bibby'nin kontratını satın almak istediği takas gerçekleştiğinden beri konuşuluyordu. Ve sonuç olarak bugün kulüp ile Bibby'nin menajeri arasındaki görüşmeler tamamlanmış ve Bibby 6.2 milyon dolarlık alacağından vazgeçerek serbest kalmış. Daha doğrusu adeta Washington'dan kaçmış. Bu parayı elinin tersiyle itmiş olmasının Washington'un içinde bulunduğu karışıklıktan kurtulmak istemesinin payı var sanıyorum. Tıpkı Bibby'nin kariyerinde hiç kazanamadığı şampiyonluk yüzüğünü kazanmak istemesinin de payı olduğu gibi.

Tabii Bibby'nin serbest kalmasından sonra talipleri de belli olmaya başladı. İlk etapta Miami ve Boston'un Bibby için devreye girebileceğinden bahsediliyor. Ancak ben Bibby'nin çok büyük bir süpriz olmazsa Miami'ye gideceğini düşünüyorum. Nedeni açık; Bibby şampiyonluğa oynamak istiyor. Ancak bunun yanında her oyuncu gibi süre bulmak isteyecektir. Ancak Boston'un 1 numarada Rondo ve West gibi iki değerli ismi var. Bibby'e dakika kalacağını sanmıyorum bu iki isimden. Özellikle playofflarda Rondo'nun 40 dakika civarı alacağını düşünürsek West'in kalan 8 dakikayı -hatta iki numaradan da süre çalabilir West- rahatlıkla idare edeceğini ve Boston'un Bibby'e ihtiyacı olmadığını düşünüyorum. Miami'de ise Arroyo ve Chalmers gibi iki isim var ancak playofflarda özellikle Arroyo'nun defolarının ortaya daha çok çıkacağını tahmin ediyorum. Chalmers belirli bir performansa ulaştı ancak onunda 25 dakikanın üzerine çıkacağını sanmıyorum playofflarda. Yani Miami Heat cephesinde Bibby'nin alacağı en az 20 dakika var.

Bunun yanında Bibby'nin hücumda Miami'ye oldukça faydalı olacağını sanıyorum. Ceza şutu kesmekte ligin en önemli 1 numaralarından biri ve 3 süperstar sayesinde bu boş şutları fazlasıyla bulacaktır. Ancak işin savunma kısmında aynı olumlu şeyleri söyleyemeyeceğim. Bibby kariyerinin hiçbir döneminde iyi bir savunmacı olmadı ve şuan yaşlandığı için ayakları da iyice yavaşlamış durumda. Birebirde çok daha rahat geçiliyor ve bu bir takımın savunması için büyük bir handikap. Özellikle arkada İlgauskas ve Bosh'un oynadığı dakikalarda bu ikilinin blok özelliği fazla olmadığından dolayı Bibby'nin bu zaafı Heat savunmasını zor duruma düşürebilir. Tabii Joel Anthony'nin varlığı biraz olsun rahatlatabilir bu konuda Heat'i.

Tekrarlamak gerekirse ben Bibby'nin tercihi Miami'den kullanacağını tahmin ediyorum. 1-2 güne de belli olur herhalde bu seçim. Bibby'nin takımı belli olduktan sonra yeniden karalarız birşeyler.

28 Şubat 2011 Pazartesi

Troy Murphy Serbest, Heat-Celtics Peşinde (Analiz)

Warriors ile anlaşmaya varan Troy Murphy, kontratında sezonun son bir ayında kendisine ödenmesi gereken ücretin belli bir kısmını alarak, Warriors ile sözleşmesini feshetti. Murphy'nin vazgeçtiği miktar yanılmıyorsam 400bin dolar civarında. Yani hiçbir şey değil... Zaten şimdi gideceği takımlardan alacağı kontratla bu açığı kapayacak. Yani Murphy açısından bir sorun yok. Peki kimler ilgileniyor Murphy ile? En başta isimleri geçen takımlar Heat ve Celtics imiş. Magic nasıl olur da bu yarışa girmez anlamıyorum. Gerçi illa ki girmişlerdir de kulüp ile arası iyi olan Murphy niye onları baştan silmiş kafasından merka ediyorum. Ufak ufak değerlendirelim şimdi.

Heat, Celtics ve Magic arasında hangisinin Murphy'e daha çok ihtiyacı olduğuna göre sıralarsak, Heat-Magic-Celtics diye gitmemiz lazım. Tabii Magic ile Heat'in çok yakın olduklarını söylemem lazım. Heat'e bakıyoruz, Haslem'i playofflar için sağlam saysak bile Haslem, BigZ, Bosh, Anthony ve Dampier'ı görüyoruz. Kalabalık gibi ama biraz kuru kalabalık... Bana göre BigZ ile Anthony önemli uzunları olan takımlara karşı ayakta durabilecek isimler değil. Birinin boyu var, biraz şut atıyor ama bir adım atana kadar rakip 3 adım atıyor. Diğerinin ise hiçbir şeyi yok sadece blok sezgisi güçlü. Dampier'ın da yaş 36'ya dayanınca, geçtiğimiz seneki performansını arattığının farkındayız parkede. Ben yazın bas bas Dampier'ı alın diye bağırırken bu düşüşü öngörmemiştim. Ama tabii uzun süre basketboldan uzak kalmış olması da onu etkiledi bu sezon, belki son zamanlarda bulduğu dakikalar onu kendine getirir. Yani kısacası Dampier destekli bir Haslem, Bosh, Murphy rotasyonu Miami'nin ilacı olacak gibi. Hem ellerinde üçlük atabilen uzunları da yok, Haslem ile Bosh ikisi de aynı noktalardan şut atabiliyorlar. Murphy bu açıdan Wade-LeBron ikilisine çok yardımcı olabilir boyalı alanı açarak. Savunması ortalamanın altında olsa da, Ilgauskas seviyesine de inmedi henüz.

Magic'te ise aşırı dar bir uzun rotasyonu var: Dwight Howard, Bass, Anderson ve Clark. Her okuduğunuz isimle beraber seviye nasıl düştü farkında mısınız? Magic de durumun farkında ve herhalde delicesine uğraşıyorlardır Murphy'i ikna etmek için. Ama Murphy'nin onları istediğine dair haber okumadım. Murphy aslında tam bir çözüm değil tabii Magic için onu unutmayalım. Delicesine bir uzuna ihtiyaçları olduğunu düşünsem de, uzun ve sert bir oyuncu gerekiyor onlara. Bass cüce, Anderson yumuşak, Clark ise fazlasıyla çaylak kalıyor (1-2 maçta iyi oynaması bir şey değiştirmez) rakipler karşısında. Murphy'i gerçek bir çözüm olarak görmememin nedeni, Anderson ile tıpatıp aynı tarzda bir oyuncu olması. Ancak Anderson'ın 2 gömlek üstünde kalite olarak. Belki ayakları biraz daha ağır ama pozisyon almasını daha iyi biliyor ayrıca ribaundlarda da Anderson ile kıyas bile kabul etmez kendisi. Anderson'u pivota koyduğunuzda fazlasıyla sırıtıyor, Murphy en azından birazcık daha uzun olduğu için daha iyi idare edecektir... Piyasada daha iyi bir opsiyon yokken Magic ve Otis Smith takas döneminde Murphy'i almamanın cezasını çekecek gibi duruyor...

Celtics ise ne yapıyor gerçekten anlamıyorum. Hadi tamam Perkins'i gönderip Green ile Krstic'i aldınız. O takası şurada değerlendirmiştim. Ee şimdi elinizde Krstic, Garnett, Big Baby, Green ve O'Neal kardeşler varken bir de Murphy'i alıyorsunuz. Yahu zaten üçlük atan uzun forvet olarak Green'i eklediniz. Yumuşak uzun elinizde Krstic var. Şimdi de bu ikisinin kombinasyonu olan Murphy'e mi sulanıyorsunuz? O zaman Perkins'i göndermeseydiniz, Murphy çok daha güzel işlere imza atardı Perk-KG'nin yanında. Boyalı alandaki sertliğinizi yitirmişiniz, hala yumuşak, ince işlere imza atan Murphy'nin peşindesiniz. Yani elbette Murphy'nin takıma zarar vereceğini falan söylemiyorum. Tam tersi yarar da sağlayacaktır bir miktar ama madem onu alabileceğinize inanıyordunuz, oynamasaydınız takımla. İçeride rakip uzunları sindirecek Perk-KG ikilisini bozmasaydınız... Zaten nasıl bir dakika dağılımı yapacak Rivers eğer Murphy de gelirse? Adam başı 10 dakika mı verecek? Yani bence Perk gitmeseydi, üstüne Murphy'i de alamasaydı Celtics, hala şampiyonluğun 1 numaralı adayıydı. Şu anda ne yapacakları bir muamma...

27 Şubat 2011 Pazar

İki Hücuma Bir Şut Saati


Link

Görüntüler Boston'un takaslardan sonra oynadığı -ancak Jeff Green ve Kristic'in oynamadığı- Denver maçından. Denver yeni kadrosuyla o gün Boston'u yenmeyi başarmıştı. Ancak şu an konumuz o değil. Maç içinde ilginç bir olay yaşandı. Pierce Boston hücumunun bitmesine 13 saniye kala pota altından basketi yapıyor. Basketten sonra normal olarak Denver pota altından topu oyuna sokuyor ancak bu sırada süre 24 saniyeye tamamlanmıyor ve Denver hücumu 13 saniyede yapmak zorunda kalıyor. JR Smith hücumun sonunda olayın farkına varıyor ancak bir yararı olmuyor. Olan ise Denver'ın hücumuna oluyor.

Tamam Denver maç başına yaklaşık 96 şut kullanıyor, tamam NBA genelinde bu kategoride 3.'ler ve masa hakemlerinin kafası karışmış, sıfırlamayı unutmuş olabilirler ancak yapıyosan da deplasman takımına yap, kendi takımını niye yakıyosun. İşin şakası bir yana arada NBA'de olan şeyler bunlar. Geçtiğimiz sezon oynanan Hawks-Cavs maçında aynen buna benzer skandal bir pozisyon yaşanmıştı. Hatta maçın sonunda gerçekleştiği için çok daha kritikti. Neyse ki bu tür olaylara playofflar'da şahit olmuyoruz. Düşünsenize NBA Finalleri, 7. maç, bir takım 2 sayı geride ve şut saati sıfırlanmadığı için boş dönüyor... Tamamen saati sıfırlamak üzerine konsantre olarak maçı takip etmek kolay olmasa gerek ama atla deve de değil.

Ağzına Ağzına


Link

Yeni Celtics'i izledim gece Clippers karşısında. Tahmin ettiğim gibi Glen Davis, pivot pozisyonunda daha çok dakika aldı Krstic'ten. Çünkü Krstic bir şampiyon adayının boyalı alanında 30 dakika geçirecek seviyde değil bana göre. Ama işte takas analizinde de değindim gibi, Glen Davis'in boyu yeterli olmayabilir playofflar'da. Bunun bir başka örneğini daha gördük dün gece. Davis yanılmıyorsam NBA'de en çok blok yiyen oyuncuydu, ancak o istatistiklere ulaşamadım bilen varsa paylaşsın lütfen. Dün geceki pozisyonda da DeAndre Jordan iki kere blokladı Glen Davis'i. İlki gayet normal ancak ondan sonra ribaundu alan Davis inat edip topu dışarı çıkarmadı. Ardından da bu videoyu koymama sebep olan blok geldi. Jodan adeta ağzına soktu topu Davis'in. Tabii hem boyunuz kısa olup hem de sıçrama kabiliyetiniz 5 santim ile sınırlıysa, yapacak bişey kalmıyor. Blok üstüne blok yiyorsunuz. Neyse ki asla yılmayan, inanılmaz savaşçı bir karaktere sahip ki, NBA'de Celtics gibi bir takımda iş yapabiliyor...

26 Şubat 2011 Cumartesi

Celtics'in Listesi Kabarık

Takas hamlelerinden sonra hızını alamayan Celtics birkaç oyuncunun daha peşinde. Danny Ainge takımın henüz tamamlanmış durumda olmadığını ve eklemeler düşündüklerini söylemiş. Yeni oyunculara yer açabilmek için de Semih, Harangody ve Daniels'ı yok pahasına yollamışlardı zaten. Bu yönde takımlarının kontratını satın almayı düşündüğü oyuncuları listeye eklemiş Celtics. İlk düşünülen isimlerin Gadzuric, Murphy ve Kapono olduğu söyleniyor.

Daha önce de söylediğim gibi bu oyuncuların hepsini alsalar dahi, bir hafta önceki kadar favori olmazlar gözümde. Çünkü yolladıkları Perkins Celtics'in, olası rakiplerinin önemli silahlarını durdurabilecek tek oyuncusuydu. Yerini o tarz bir oyuncuyla dolduramayacaklar ve bu da zihnimde takımın tek zaafı olarak kalacak. Muhtemelen Celtics sezonu noktalayana kadar da fikrim değişmeyecek. Gelelim düşünülen isimlere...

Kapono 2 senedir adam akıllı basketbol oynayamıyor. Celtics kendisinin benchten gelip skor katkısı verebileceğini düşünüyor olmalı. Malum Nate, Daniels gibi bu görevi üstlenme potansiyeli olan oyuncularını kaybettiler. Ama Kapono'nun Celtics için playoff seviyesinde katkı sağlayabileceği maç sayısı 1-2 tane olur. Bu maçlar da eğer çıkabilirlerse final serisine denk gelmez. Sadece şut atabilen, savunması zayıf olan bir oyuncu o seviyelerde takıma daha çok zarar verir. Hatta takım kimyasını göz önünde bulundurduğumuzda Wafer'dan daha çok katkı sağlayabileceğini bile düşünmüyorum. Gadzuric'i Semih'in rolü için düşünüyorlardır diye tahmin ediyorum. Normal sezonda sakatlıklardan dolayı, playoffta ise kopan maçlarda as oyuncuları dinlendirmek için parkeye sürülebilir. Kendisinden daha yüksek beklentileri varsa durum vahim. Çünkü Gadzuric ortalama takımlar için bile medet umulacak biri değil.

Murphy ise hem kalite hem parkede sergileyebilecekleri itibariyle yukarıdaki iki ismin çok önünde. Garnett ve Davis'in sahip olduğu orta mesafe şut atabilme özelliğini biraz daha geriye taşıyabilir kendisi. Bu sayede Shaq'a içerde yer açar. Bu formülün eskisi kadar işe yarayacağını sanmıyorum ama Celtics hücumlarını alternatiflendirir. Aynı zamanda kariyerinde beş numara oynamışlığı da var Murphy'nin, yani kısa takımlara karşı bu pozisyonda da görev alabilir. Mesela Heat veya Spurs'e karşı savunmada daha az sırıtır. Ama playoff sertliğinde pivot pozisyonu kaldırması çok zor. Kısacası listedeki bu oyuncular normal sezonda veya playoffun ilk turlarında katkı sağlayabilir ama konu şampiyonluksa hiçbiri çok önemli bir rol üstlenemez.

25 Şubat 2011 Cuma

Semih'in Takas Sonrası İlk Açıklamaları

Takasın son saatlerinde Celtics'ten Cavaliers'a geçen Semih Erden transferiyle ilgili NTV SPOR'a konuştu. Son anda gelen bu takasın herkes gibi kendisini de şaşırttığını belirten Semih takasını şu şekilde değerlendirdi: "Takas olduğum haberini ilk öğrendiğimde bir burukluk hissettim çünkü Celtics formasıyla kariyerimin ilk yıllarında yüzük takma olanağım vardı. Aslında hakkımda bazı girişimlerin olduğuna dair bilgim vardı ama medyada yalnızca dedikodu olarak geçiyordu. Danny Ainge'le konuştuğumda, Cavaliers'ın beni kadrolarında görmek için her şeyi yaptığını söyledi. Hakikaten çok istemişler beni. Bu tabi ki benim açımdan çok sevindirici bir haber. Çünkü Cavaliers'ta starter olarak başlayacağım, daha çok süre ile birlikte yeteneklerimi gösterme fırsatı bulacağım. Bu açıdan elbette heyecanlıyım. Ama Celtics'ten ayrıldığım için de burukluk yaşıyorum."

Yeni takımındaki rolü ve Avrupa Şampiyonası'na da değinen Semih konuşmasını şöyle sürdürdü: "Cavaliers'ta oynayacak olmak da benim için büyük bir şans ve bu şansı en iyi şekilde kullanmam gerektiğini biliyorum. NBA'e geldiğimden itibaren bana sunulan fırsatları iyi değerlendirdiğime inanıyorum. Bu konuda Cavaliers'ta da bir sıkıntı yaşayacağımı düşünmüyorum. İlk beş başlayıp başlamamak gibi bir sorunum hiçbir zaman olmadı ama başarabileceğime inanıyorum. Maalesef bir sakatlığım var ama bu sakatlığı bahane etmek istemiyorum. Parkeye çıktığımda yapabileceklerimin en iyisini yapmaya çalışacağım. Son 25 maçı en iyi şekilde oynayıp kendimi göstermek ve burada kalıcı olmak istiyorum. Önümüzdeki Avrupa Şampiyonası ve NBA'deki durumumu tek tek menajerimle konuşup ona göre karar vereceğiz. Baron Davis de benim gibi son anda takas oldu. İyi bir guard, iyi bir oyuncu. Şu an aslında hiçbir şey söyleyemiyorum çünkü yeni takımımla buluşma ve tanışma fırsatını henüz bulamadım. Ama genel menajerle konuştum, yeni bir takım kurma yolunda olduklarını ve bu yeni takımda bana önemli bir rol vereceklerini söyledi. Bu da elbette sevindirici bir durum. Bu sene için çok bir iddiamız yok ama yeni bir yapılanmaya gidiyoruz. Gelecekte önemli oyuncularla daha iddialı bir duruma geleceğimizi düşünüyorum."

Kendisi gibi Perkins'in de takımdan ayrıldığı ve Celtics'in bu boşlukları nasıl dolduracağı yönündeki soruyu şöyle cevapladı Semih: "İşin o kısmını ben çok çözemedim. Nasıl bir strateji çiziyorlar, ne düşünüyorlar gerçekten bilmiyorum. Krstic'i aldılar ama takıma ne kadar katkı verebilir onu zamanla göreceğiz. Bunların haricinde O'Nealların sakatlığı söz konusu. Aynı zamanda Shaq'ın yaşına bağlı sorunları da var."

Röportajın benim açımdan en eğlenceli kısmında ise Celtics'teki arkadaşlık ortamına değindi Semih: "Shaq ile zaten sürekli irtbat halindeyiz. Dün takım arkadaşlarımla aynı oteldeydim ve maçtan sonra vedalaşma fırsatım oldu. Pierce, Garnett,Rondo... hepsinin benim gideceğim için çok üzüldüğünü gördüm. Garnett takas haberimi altyazıdan öğrenmiş ve ismimi gördüğünde şok olmuş. Bu kadar üzüleceğimi asla tahmin etmezdim dedi. Boston'da hakikaten aile gibiydik ve beni çok seviyorlardı. Bu şekilde benimsenmek çok onur verici." Yeni takımında ve kariyerinde başarılar dileyelim biz de genç yıldızımıza.

Semih Ligin En Kötü Takımında (Analiz)

Semih Erden + Luke Harangody ---> Cavaliers
2013'te 2. tur draft hakkı ---> Celtics


Aslında çok da analiz edecek bir durum yok. NBA'de ciddi anlamda şampiyonluk şansı olan 4-5 takımdan birindeydi Semih. Şimdi ise ardı ardına 26 maç kaybederek rekora imza atan, ligin süpürge şampiyonu Cavaliers'a gitti. Pozitif yönleri de var bu takasın, negatif yönleri de. Kötümser insan olarak hemen negatiften başlayalım.

Shaq, Garnett gibi efsane uzunlardan, Pierce ve Allen gibi yetenek abidelerinden öğreneceği çok şey vardı Semih'in. Zaten öğrenmiştir 5-6 ay içinde pek çok şey ama daha kalsa, bu onun yararına olacaktı. Ancak tabii dakika bulmakta zorlanacaktı Krstic, Garnett ve O'Neal biraderlerin yanında. Aslında All-Star öncesine kadar diğer oyuncuların başına gelen sakatlıkların da yardımıyla, beklediğimden çok dakika almıştı Semih. Üstelik oynadığı maçlarda hiç de öyle çaylak gibi değildi Semih. Yani elbette hatalar yaptı ama Fenerbahçe ve milli takımla edindiği tecrübelerin ona çok yardımcı olduğunu gördük NBA'de. Şaşırttı beni bir hayli. Ben, Semih'in NBA'de kolay kolay tutunamayacağını düşünenlerdendim, oynadığı 40 civarı maç ile benim fikrimi değiştirdi Semih, ki kolay kolay fikrimi değiştirmem ben. Bunların dışında attan inip eşşeğe binmesi Semih'i etkileyebilir. Şu anda ligdeki oyunculara sorsanız gitmek istemeyecekleri takımlar içinde Cavs herhalde açık ara 1. çıkar. Semih hele şampiyonluk yarışında olan bir takımdan buraya geldi. Morali bozulabilir ama bunu çabuk atlatması lazım.

Çünkü Cavaliers'da bol bol dakika bulacak Semih. Daha doğrusu kesin konuşmamak lazım ama normal şartlar altında oynaması lazım yani maç başına 20 dakika fix. Önünde Ryan Hollins ve JJ Hickson var yani sadece. Hollins zaten öyle büyük bir yetenek değil sonuçta, Hickson da zaman zaman 4 numaraya kayıyor. Bu durumda Semih'e süre açılmalı. Benim hatırladığım kadarıyla koç Byron Scott da normalde çaylaklara pek dakika vermez hedefi olan takımlarda, ancak sezon ilerledikçe çaylaklar kendini geliştirirse yavaş yavaş şans verirdi. Cavs'de öyle bir olay da yok, önüne gelen süre alıyor, zira takımın hedefi NBA'den D-League'e düşmemek sadece.

Belki moral bozucu bir gelişme ama en azından kendini geliştirmesi için de bir fırsat bu Semih adına. Bu fırsatı en iyi şekilde kullanması dileğiyle...

Celtics'in Krstic-Green Takası (Analiz)

Kendrick Perkins + Nate Robinson ---> Thunder
Jeff Green + Nenad Krstic + Clippers'ın 2012'deki ilk tur draft hakkı ---> Celtics


Oy oy oy... Ne yaptın Ainge? Bu takımın savunma sertliğini Garnett'ten sonra en iyi temsil eden oyuncunu gönderdin. Hem de hanım hanımcık Krstic ile 3'ten bozma 4 numara Green karşılığında. Niye? Neden? Niçin? Nasıl? Nereden? Nereye? Kim?

Anlatabildim herhalde ne düşündüğümü takas hakkında... Tamam ben her takımın üçlük atabilen bir 4 numaraya ihtiyacı olduğuna inanırım. Ancak bana göre Green bu tanımladığım oyuncunun karşılığı değil. Green bir kere kısa kalıyor, yumuşak bir oyuncu, üçlüklerine ve şutu asla güvenilecek bir seviyede değil. Tek artısı atletik olması, sahayı herkesten önce katedebilmesi ve kısa 5 ile oynayan takımlara karşı 4 numarayı savunabilmesi. Peki bu yeterli mi? Sizce bu saydıklarım yeterli olduğu izlenimini veriyor mu? Elbette vermiyor... Hayır bir de bakıyoruz takıma, pivot pozisyonunda O'Neal kardeşler kaldı o kadar. Tamam Glen Davis de oynayabilir ama o cüce kontenjanında... O'Neal kardeşlerin zaten 2 maçta 1 sakatlandıklarını, sonra en az 1-2 hafta oynayamadıklarını biliyoruz. Playofflar'a bu riskle girmeye değer miydi Green için? Değmezdi bence. Yani aslında derinlik olarak çok da farketmedi Krstic'i de aldıkları için. Ama Krstic'in boyu uzun olsa da oldukça yumuşak bir oyuncu ve savunması (özellikle de yardım savunması) kötü... Kendini savunmayla tanımlayan Celtics, ortalama savunma yapan Thunder takımının en kötü iki savunmacısını niye alır peki? Çünkü Celtics bu yaz Perkins'e verebileceği en yüksek parayı zaten teklif etti oyuncuya ancak Perkins sözleşmesini uzatmadı. Yani transfer döneminde Perkins piyasaya açılacaktı ne kadar para kazanabileceğini görmek için. Bir hiç uğruna pivotunu kaybetmektense, bu takası yapmayı uygun gördü Ainge. Fakat bu sezonki kadroya verdiği zararın farkında değil zannedersem kendisi. En azından Perkins yerine alınan Krstic, NBA'de en iyi orta mesafeden şut sokan pivotlardan biri, böyle bir artıları var yani. Ama savunmada yaşanacak düşüşün yanında Krstic'in bu şutlarının pek önemi olmayacak sanki. Dwight Howard'ı yardım getirmeden yavaşlatan hatta zaman zaman durduran Perkins artık yok. Yani Magic bir anda daha tehlikeli bir takım halina geldi Celtics için. Keza Chicago'nun da uzunları boy olarak üstünlük kurmasalar da boyalı alanı deli gibi işliyorlar. Finalde Batı'dan gelmesi muhtemel Lakers'ın uzunlarını zaten biliyoruz, Rasheed-Perkins varken bile ne kadar zorlanıyordu Celtics. Blog'da daha önce belirttiğim üzere, Perkins'in sakatlığı nedeniyle muhtemel şampiyonluğu gitmişti Celtics'in, o varken içeride üstünlük kuramıyordu Lakers. Şimdi ise göz göre göre takas ediyorlar... Green çok büyük yetenek olsa gam yemeyeceğim.

Thunder için ise gayet güzel bir takas oldu bence. Blog'da defalarca yazdım Green'den kurtulup yerine gerçek bir uzun forvet almaları gerektiğini. Onlar Perkins'i aldılar ve herhalde Ibaka'yı 4 numaraya kaydıracaklar. Aslında onların ihtiyacı da boyalı alandan 1'e 1 oynayarak skor üretecek, Boozer gibi bir oyuncu ama o tarz oyuncular son derece nadir bulunuyor. Böyle idare edecekler yani. Yanılmıyorsam salary cap'lerinde bir maksimum kontratlık yer olacak yazın, Perkins'e yıllık 8 milyon dolar civarı bir kontrat verirler diye düşünüyorum. Bir de şutör guard bulurlarsa tadından yenmez. Bu sezon için ise ilginç bir şekilde iddialı olabilir Thunder belki de... Geçen sezon Lakers henüz playofflarda ısınmamışken, onları eleyebilecek noktaya gelmişlerdi. Ancak boyalı alandaki üstünlüğü sayesinde Lakers turu geçmişti. Şimdi Ibaka, Perkins, Collison ve Mohammed ile müthiş savaşçı ve savunmacı uzunlara sahip Thunder, ikinci turda yine vurdumduymaz bir Lakers ile eşleşirlerse problem çıkarabilirler. Hücumda Westbrook ile Durant'ın sırtına ekstra yük binecek elbette, Green'in yokluğunda rakip uzunlar boyalı alanda takılacaklar. Ibaka orta mesafeden hiç fena şut atmasa da üçlüğe çıkan Green, pota altının açılmasını sağlıyordu Thunder'da. Bir de bu seneki Thunder'ın ufak çaplı da olsa düşüşte olduğunu, geçen sezonki gibi formda ve korkutucu olmadığını eklemek lazım.

Bu arada Perkins üzgünmüş takas edildiği için. Eh sen, senin Perkins olmanı sağlayan takımın teklifini otomatik olarak reddetip "Ben yazın başka takıma giderim %90" dersen, onlar da seni takas ederler ilk fırsatta. Tabii bana göre Green-Krstic ikilisi ne kadar 'fırsat' idi tartışılır...

Son olarak da, farkındaysanız Nate Robinson'a değinmedim bile. Delonte West'in bileği iyileştiği zaman zaten Robinson'a pek ihtiyaçları kalmayacaktı. Thunder'da ise hayal kırıklığı yaratan Maynor'ın yerine enerjisiyle takımı ateşleyebilir...