BIY AD

Bobby Jackson etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Bobby Jackson etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

25 Nisan 2010 Pazar

Bobcats - Magic Serisi 3. Maç (86 - 90)

İlk iki maçta da, karşılaşmaya çok hızlı başlayıp ilk dakikalarda farkı yakalayan Magic, rakibinin sonradan savunmasıyla toparlanıp farkı eritmesine engel olamamıştı, ancak Charlotte’a oranla çok daha kaliteli ve tecrübeli bir oyuncu topluluğuna sahip olan ev sahibi ekip, iki maçı da almış ve sürprize mahal vermemişti. Serinin 3.maçı ise, Bobcats için playoff ümitlerini sürdürebilmenin yanı sıra bir açıdan daha önem taşıyordu. 2005 yılında lige adımını atan Bobcats, ilk defa playofflarda taraftarı önüne çıkacaktı. Açıkçası Thunder seyircisini gördükten sonra, Charlottelıların nasıl bir ev sahipliği yapacağını da merak ediyordum.

İlk çeyreğe Nelson’ın sayılarıyla başlayan Magic’e, ilk iki maçın Bobcats adına en etkili ismi olan Jacksonla karşılık verdi Bobcats. Serinin genel gidişatının aksine başladı bu çeyrek. Çünkü her iki takım da savunma tarafında çok istekli ve arzulu değil, daha çok hücuma konsantre bir şekildeydi. İçerde Howard’a topu indirdikten sonra dışarıdaki oyuncularıyla üçlük kovalayan Magic, dış atışlarda başarılı oluyordu. Bobcats cephesinde ise Jackson’ın penetreleriyle bulduğu sayılar, takımının ilk dakikalarda oyundan kopmasına bu kez engel olmuştu. Çeyreğin ortalarına doğru seyircisinin de desteğiyle savunmada rakibini, özellikle de Carter’ı, top kaybına zorlayan Bobcats, hızlı hücumlardan bulduğu sayılarla skor üretti. Bir süre alan savunmasına dönen rakibini de iyi top dolaştırarak bulduğu boş üçlüklerle cezalandırınca kronik sayı bulamama hastalığının bu bölümde önüne geçmiş oldu ev sahibi ekip. Magic’te bu dakiakalarda sahne alan tek bir isim vardı, o da Nelson. Çeyrek boyunca şut kaçırmadan 19 sayı bulan Nelson, son saniyedeki 4 sayılık oyunuyla da çeyreğin skorunu belirlemiş oldu(29-27).

İkinci çeyrekte iki takım da kendine gelip kendi oyun karakterlerini parkeye yansıtınca, ilk maçlardan alışkın olduğumuz üzere oldukça düşük skorlu bir çeyrek izlemiş olduk. Karşılıklı top kayıplarıyla başlayan bu çeyrekte Howard’ın yine erken ve bana göre biraz da haksız bir şekilde faul problemine girip kenara gelmesiyle hücum gücü beklenenden de fazla azalmıştı Magic’te. Bu dakikalarda benchten gelen Larry Hughes’ın hücumdaki ekstra katkısıyla üst üste sayılar bulan Bobcats, savunmada da rakibine kolay şut şansı tanımayıp, rakibini top kaybına zorlayınca skorda üstünlüğü sağladı. Bu çeyrekte iki takım da 7’şer top kaybı yaptı ve devreye 46-41 önde girdi ev sahibi ekip.

İlk Yarıdan Notlar: Jameer Nelson bu yarıda Magic hücumlarının en etkili ismiydi, bu devrede Bobcats’in boyalı alanda rakibine 26-14’lük üstünlük sağlamasını Howard’ın kenarda fazla oturmasına bağlıyorum. Fastbrekaten 9 sayı bulan ev sahibinin 21 sayılık bench katkısına (Larry Hughes’ın 10 sayısı vardı bu bölümde) yalnızca 6 sayıyla cevap verebilen Magic’in 36 şutundan 19’unu üç sayı çizgisinin gerisinden denemesi de ayrıca ilginç bir detaydı.

Karşılıklı sayılarla başlayan ikinci yarının başında, Orlando’nun savunma dozajını arttırmasıyla hücumdaki ritmi bozulan Bobcats, belirli aralıklarla sayı bulabildi. Yine bu dakikalarda Lewis’in 4.faulunu alıp kenara gelmesi, Magic hücumlarına pek zarar vermedi. Aksine, ilk çeyreğin yıldızı Nelson önderliğinde hücumda toparlanan Magic, Carter ve Barnes’ın da devreye girmesiyle skorda dengeyi sağlayıp sonrasında da farkı 5 sayıya kadar çıkardı. Çeyreğin sonunda yardımlaşmalı savunmanın da etkisiyle rakibine sayı şansı vermeyen ev sahibi ekip, hücumda iyi top dolaştırıp boş üçlükler bulunca son çeyreğe 66-66 eşitlikle girilmiş oldu.

Son çeyreğe seyircisinin verdiği gazın da etkisiyle agresif savunmayla başlayan Charlotte, Howard’ın pota altını karartmasıyla ilk yarıdaki en önemli skor opsiyonu olan boyalı alanı nerdeyse hiç kullanamadı. Bu dakikalarda Nelson’ın yokluğunda Carter’ın topu getirip oyun kurucu oynamasının yanı sıra Howard’la yaptığı pick’n roller üzerinden skora gidiyordu Orlando. İlerleyen dakikalarda Howard’ı pota altından da iyi kullandı ve boyalı alandan üst üste sayılar buldu deplasman ekibi. Bobcats ise bu dakikalarda rakibin sert savunmasından dolayı yalnızca el üstünden bulduğu zor şutlarla sayıya ulaşabiliyordu. Maçın son bölümüne iki takım da üst düzey savunmasıyla damgasını vurdu diyebilirim. Magic’in iyi top çevirmesine karşın iyi pozisyon bilgisi ve yardımlaşmalı savunmayla rakibini durdurmayı başardı Bobcats, Howard’ın da 6 faul alıp oyun dışı kalmasıyla iyiden iyiye ümitlenmişti ki tecrübe girdi devreye. İçeriyi zorlayarak sık sık faul çizgisine giden Orlando hücumuna karşılık veremiyordu Bobcats. Fark 1 sayı iken Jackson’ın kaçırdığı bomboş üçlük, ardından Felton’ın yakın mesafeden kaçırdığı şut, maçın ve serinin galibini de belirliyordu bir nevi. Son dakikalarda kameralara yansıyan Jordan, benchin hemen yanına oturmuş ve oyuncularına destek veriyordu. Kim bilir bir hücumluğuna oyuna girebilse belki de seri şimdi 2-1 idi.

17 Ocak 2010 Pazar

Pivot Ayağı ve Hakemler

NBA'de 3 adımla turnikeye girilmesine veya topu koşarken alıp 2-3 adım atıp sonra sektirmeye başlanılmasına alışığız. Hakemler bunlara steps çalmıyorlar. Özellikle LeBron'a bu konuda ekstra 1 veya 2 adım hakkı tanındığına çok kereler şahit olduk. Ama daha yeni paylaştığım bir stepsi varıd LeBron'un, durduğu yerden iki adım atarak 3'lüğün gerisine çıkmıştı. Bunun nasıl çalınmadığına şaşmış kalmıştım. Başka maçları izlerken gözüme çarpan 2 pozisyonu daha paylaşmak istedim.


Link

İlk örneğimiz Stephen Jackson. Pivot ayağına dikkat edin. Sonra 'yeni' pivot ayağına dikkat edin tam topu sektirmeden önce. Bu kadar açık 2 ihlali nasıl göremiyor 3 hakem anlamak mümkün değil.


Link

İkinci pozisyonda da aynı şekilde Dwight'ın başta belirlediği pivot ayağına dikkat edin. Bir anda vazgeçip diğer ayağını pivot olarak kullanmaya karar veriyor... Tabii pozisyondaki hakem hatası bununla da sınırlı kalmıyor. Lamarcus Aldridge'in önce çaldığı, ardından 3 kere sektirip, üstüne bilerek Bayless'a aktardığı topta hakemler topun kontrolünün Portland'a geçmediğine karar veriyorlar. Bayless topa bakmadan direk tek elle alıp zıplamaya çalıştığı için bedava 2 sayıyı kaçıran taraf Portland ama top hiç onların kontrolüne geçmemiş. Vay canına. Bunun üzerine Magic'e sadece 1 saniye kalıyor hücum etmek için. Sonra Nelson kılpayı farkla ufak çaplı bir mucizeyi gerçekleştiremiyor...

Ama benim anlamadığım şey hakemlerin nasıl bu pozisyonları atladığı. Hiç mi ayaklara bakmıyorsunuz be kardeşim? Tabii bu konuda Majerle'nin ünlü dansını hatırlatmadan olmaz.

23 Ekim 2009 Cuma

Enerjik Skorer Bıraktı

Bobby Jackson'a kariyerini başlatan kareyle veda edeyim dedim. Son senelerde birçok değişik takımda forma giyse de, biz onu Hidayet'in Kings'den takım arkadaşı Bobby Jackson olarak hatırlayacağız. Milli yıldızımızla birlikte, finale giden yolda Lakers/Horry engeline takılmışlardı.

Bu kısa adamın oyununu pek sevmesem de, karakter olarak hep sempatik görmüşümdür. Üzüldüm bırakmasına. Gerçi sahada eski yaptıklarını yapmaya çalışıp bunda başarılı olamadığını görünce de üzülüyordum ayrı.

Her zaman oyuna kenardan dahil olarak takımına ivme kazandıran, kimi zaman girmesi imkansız şutları sayıya çeviren, kimi zaman bomboş atışları kaçıran, enerjik bir oyuncuydu. Boyu, posu yüzünden oyun kurucu pozisyonuna mahkum olan bir şutör guard'dı esasında. İyi bir skorerdi. Bir basketbol takımındaki skorer 6. adamın önemini - en azından benim için - iyice perçinleyen örneklerden biriydi. Böyle de özel bir yeri var benim hafızamda.

Haydi hayırlısı diyelim. Teşekkürler seyrettirdiğin, tattırdığın anılar için.