BIY AD

Rose etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Rose etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

1 Nisan 2011 Cuma

LeBron'un MVP Adayı Rose

Geçtiğimiz iki sezonun MVP'si LeBron bu sene MVP yarışında kendi favorisinin Rose olduğunu açıklamış ve eklemiş: "Onun takımı için yaptıklarına bakın. Tüm sakatlıklara rağmen takımını doğunun zirvesine taşıdı. Takım olarak gerekten çok iyi basketbol oynuyorlar. Rose ise bazı zamanlar inanılmaz işler çıkarıyor".

Lebron, Heat oyuncularının MVP yarışında ciddi bir aday olamayacağını çünkü takımında çok sayıda üst düzey oyuncu olduğunu -özellikle Wade'i belirtmiş- ve bu yüzden rakamların daha homojen dağıldığını düşündüğünü açıklamış.

Kendi adayının sakatlanana dek Nowitzki olduğunu ekleyen LeBron devat etmiş: "İşini çok iyi yapan birçok oyuncu var. Fakat Rose bu sene kesinlikle birçok şeyi kanıtladı, medyanın da ilgisi sürekli onun üzerinde. Dediğim gibi Rose bazen inanılmaz basketbol oynuyor".

Ben uzun süredir LeBron'un yanındaki akıl hocaları olmasa çok daha sempatik olabileceğini düşünüyorum. Bazen çok olgun açıklamalar yaparken bazen saçmalayabiliyor. Bunun dengesizliğin sebebi muhtemel akıl hocalarının etkisinde kalması olabilir. Bu şekildeki açıklamalarının devamını dileyelim.

30 Mart 2011 Çarşamba

Wall'un Rol Modeli Rose

John Wall geçtiğimiz günlerde yaptığı açıklamada kendine rol model olarak Derrick Rose'u belirlediğini söylemiş ve eklemiş: "Benim ilk amacım onun seviyesine gelebilmek. Daha sonra da ondan iyi olmak için çabalayacağım".

Bir sene koç Calipari'nin yönettiği Memphis'te oynadıktan sonra 2008 yazında draftin 1 numarası olarak lige adımını atan Rose, çok kısa sayılabilecek bir sürede All-Star oldu, ABD ulusal takımı ile Dünya Şampiyonluğu yaşadı ve şimdilerde de MVP için çok güçlü bir aday olarak görülüyor. Wall'un şu ana dek izlediği yol Rose'a çok benziyor aslında. O da Calipari yönetimindeki Kentucky'de 1 sene oynadıktan sonra 2010 draftinde yine 1.sıradan seçilerek Wizards'ın yolunu tutmuştu.

Esasında Wall'un oyun yapısı da Rose'unkine çok benziyor. İki oyuncuyu da kombo guard olarak tabir edebiliriz. Saf bir oyun kurucu gibi takımı oynatmaktan çok skorer yönleriyle ön plana çıkan, delici oyuncular. Tabii bu aşamada bir noktada birbirlerinden fazlasıyla ayrıldıklarını söylemek gerekir. Wall'un şutlarındaki istikrar problemi şu anda ikili arasındaki en büyük fark. Fakat Rose'un da lige geldiği ilk sene oldukça düzensiz bir şutu olduğunu hatırlamakta fayda var. Fakat kendini sezonun başından beri bu yönde öyle bir geliştirdi ki bence hücum olarak kusursuza yaklaştı. Wall da zaten açıklamalarında şutlarını geliştirmek istediğini belirterek eklemiş: "Bu zaman alacak birşey. Fakat kendimi bu yönde geliştirmek için elimden geleni yapacağım".

Ben oyuncuların kişisel gelişimi açısından gittikleri takımın ve o takımdaki koçun çok önemli olduğuna inanırım. Doğru yönetilen bir takımda oyuncuların kendilerini çok daha iyi geliştirme imkanı bulabileceğini düşünüyorum. Bu bakımdan Wall'un da yeteneklerinin üzerine katarak devam edebilmesi için Wizard'ın yeniden yapılanması bence önemli bir detay. Çünkü şu anda kimin ne yaptığı belli olmayan, hiçbir iddiası bulunmayan bir takımın beyni John Wall.

26 Mart 2011 Cumartesi

NBA Oyuncularından Anlamlı Yardım

Bilindiği gibi Japonya, geçtiğimiz günlerde deprem ve tsunami felaketiyle sarsılmış ve büyük bir yıkım yaşamıştı. Japon halkı yaralarını saradursun onlara çok anlamlı bir yardım da Gasol ve Rose önderliğindeki NBA oyuncularından geldi.

İlk açıklamayı Rose yapıp Cuma günü oynayacağı maçta atacağı her sayı için Japonya İnsani Yardım ve Kurtarma Fonu'na 1000 $ bağışlayacağını söylemişti. Hemen ardından Pau Gasol de aynı şekilde attığı her sayı için 1000 dolarlık yardımda bulunacağını açıklamış bu iki oyuncuya daha sonra LaMarcus Aldridge, Marc Gasol, Al Horford, JaVale McGee, Russell Westbrook katılmıştı.

Dün oynanan karşılaşmalarda Rose 24, Pau 26, Aldridge 14, Marc 14, McGee 13 ve Westbrook 19 sayı atınca 110 bin dolarlık yardım şimdiden yerine ulaştı diyebiliriz.

Bunların yanında D.J. Augustin, Jarron Collins, Jason Collins, Mike Dunleavy Jr., Tyreke Evans, Danilo Gallinari, Xavier Henry, Antawn Jamison, Jason Kapono, Quincy Pondexter, Brian Scalabrine, Etan Thomas ve Ben Wallace da attıkları sayılardan bağımsız olarak bağışta bulunacaklarını açıkladılar.

Bu bağışlar, direkt olarak deprem ve tsunami felaketinin vurmuş olduğu bölgelerdeki insanların öncelikli olarak sağlık masraflarını karşılayacak olması bakımından büyük önem taşıyor. NBA'in organizasyon olarak zaten sosyal yardımlaşma konusunda ne kadar hassas ve duyarlı olduğunu biliyoruz. Oyuncularında bu anlamlı davranışı gerçekten takdire değer.

25 Mart 2011 Cuma

"MVP Belli: Rose"

Magic koçu Stan Van Gundy'ye göre MVP ödülünü kimin kazanacağı daha şimdiden belli: Derrick Rose. Van Gundy'nin açıklamaları şu şekilde: "MVP yarışı bitti. Medya kararını vermiş gözüküyor ve ödülü kazanan Rose olacak. Ben sadece duyduklarım ve okuduklarımdan bunu anlayabiliyorum. Rose'dan başkasının kazanacağı yönünde medyadan hiçbir şey duymadım ve okumadım. Eğer bu ödülü o almazsa bu benim için gerçek bir şok etkisi yaratacaktır."

Uzunca bir süredir Howard'ın MVP olabilmesi için bir kampanya yürüten Van Gundy sözlerine şöyle devam etmiş: "Ribaund, skor ve defansif katkı olarak Howard'ın yaptığı etkiyi yapabilen herhangi bir oyuncu göremiyorum. Bana kalırsa Rose da müthiş bir oyuncu. Onun bu ödülü alması benim için bir sorun yaratmaz, sonuçta doğunun zirvesindeler. Fakat birçok kategorideki katkılarını göz önüne aldığımda Howard'ın etkisinin daha büyük olduğunu düşünüyorum."

Spor yazarları ve yapımcıların oylarıyla belli olan MVP ödülünün sahibi için şu anda öne çıkan isimler Rose, Howard ve Lebron. Howard'ın bu seneki istatistikleri gerçekten büyüleyici ve takımı sezon başından beri tek başına sırtlıyor desek yanlış olmaz. Fakat MVP olmak için istatistikler tek başına yeterli olmuyor, takımın başarısı da çok önemli bir faktör. Bulls henüz yeni yapılanmalarının ilk senesinde çok büyük bir başarı yakaladı ve bunda aslan payı Rose'a ait. (Koç Thibodeau ve yerleştirdiği oyun anlayışını da es geçmeyelim). Ayrıca hem istatistik hem de oyun olgunluğu olarak Rose'un da kendini fazlasıyla geliştirdiğini söyleyebiliriz. Benim de MVP yarışında favorimin Rose olduğunu araya sıkıştırayım.

Hal böyleyken Van Gundy'nin, Türk futbolunun klişe olmuş (Şampiyonun çok önceden belirlendiği) yorumlarını anımsatan bu açıklamalarının gereksiz olduğunu söyleyebilirim. Oyları kullanacak kişileri etki altında bırakmayı deniyor olabilir çünkü normal sezonun bitiminin ardından oylar verilecek. Geçtiğimiz günlerde Stern'den aldığı ayarın ardından rotayı MVP yarışına çevirip yeni bir tartışma yaratmayı başarmış.

11 Mart 2011 Cuma

Jordan'ın MVP'si Rose


Chicago Bulls formasıyla NBA'e damga vuran, insanların bu oyunu sevmesindeki en önemli etkenlerden biri olan ve şu an Bobcats'te yöneticilik yapan Jordan MVP adayını seçmiş. Kendisinin de formasını giydiği Chicago'nun yıldız oyuncusu Derrick Rose sezonun bu bölümüne kadar gösterilen performanslara göre Jordan'ın MVP adayıymış. Peki bir düşünelim Jordan kendisi gibi Chicago forması giyen ve Chicago şehrine tekrar heyecan getiren Rose'a kıyak geçmiş olabilir mi? Hiç ama hiç sanmıyorum.

MVP yarışına bir bakalım. Boston ve Spurs ligin tepesindeler ancak bu takımlardan ön plana çıkan -MVP olacak kadar- bir isim olduğunu düşünmüyorum, Howard iyi ama Orlando Doğu'da 4. sırada onu da geçiyorum. Durant'in rakamları iyi ancak onun da MVP seviyesinde olduğunu düşünmüyorum. Kobe'nin ve Lakers'ın normal sezon performansı da -en azından all-stara kadar- ortada onlarda lig liderliği yarışında geride kaldı, ayrıca Kobe'nin de istatistikleri çok iyi değil, onu da geçtim. 3 aday var benim gözümde. Son düşüşten sonra Miami'de Doğu'da 3. sıraya düştü ancak LeBron'un rakamları hala fazlasıyla etkileyici. LeBron özellikle Miami Doğu'da 2. sıraya tekrar çıkarsa önemli adaylardan biri olacaktır. 2. adayım Nowitzki. Ancak Lakers'ın müthiş performansından sonra onlarında Batı'daki 2. sırada kalmaları zor gözüküyor. Dallas Batı'yı ilk 2'de bitirirse Dirk de büyük aday. 3. aday için ise Jordan'la aynı fikirdeyim: Derrick Rose. Ancak burada kritik nokta Doğu'da ve Batı'da 2. kimin olacağı. Bildiğiniz gibi MVP ödülü takımın başarısıyla direk ilgili. Eğer Chicago Doğu'da 2. olursa benim de adayım Rose. Ancak Dallas Lakers'a, Chicago'da Miami'ye geçilebilir. Bugünkü Chicago-Dallas, Lakers-Miami maçları çok kritik. Ancak sezon şu anda bitseydi benim de oyum Rose'a giderdi. Yani Jordan'a hak veriyorum ben de seçiminde. Bu arada eğer Rose MVP seçilirse Chicago formasıyla bu onuru yaşıyan Jordan'dan sonra ikinci isim olacak.

18 Şubat 2011 Cuma

Yetenek Yarışmasına Katlacaklar Belli Oldu

Taco Bell Skills Challenge adı altında düzenlenecek olan yetenek yarışmasına katılacak 5 isim dün gece belli oldu. Organizasyon tarafından Chris Paul'ün yarışmaya katılacağı daha önceden söylenmişti zaten ve geriye 4 oyuncu kalmıştı. Hatırlayacağınız gibi bu 4 kişilik kontenjan için Derek Fisher, Baron Davis, Tyreke Evans, Tony Parker, Stephen Curry, Derrick Rose, John Wall ve Russell Westbrook adaydı. Bu adaylar arasından yaklaşık 3 haftadır süren halk oylaması sonuçlandı ve yarışmaya katılacak isimler şu şekilde belirlendi:

- Stephen Curry
- John Wall
- Russell Westbrook
- Derrick Rose
- Chris Paul


Öncelikle, eğlence amaçlı bir yarışma olduğu için seçimleri çok fazla eleştirme gibi bir niyetim olmadığını söyleyim. Bu sebeple aşağıdaki yazdıklarımı tenkit olarak almayınız. Seçilen isimlerden Paul, Rose,Wall ve Westbrook, bu yarışmada yapacaklarına benzer tarzda hareketleri sezon boyunca sergiledikleri için ve zaten ön plana çıkan yetenekleri bu yarışmaya çok uygun olduğundan dolayı herhangi bir şikayetim yok. Ama Curry'nin yerine bir başkası olabilirmiş. Yarışmacıların genel profilinden çok ayrılıyor çünkü Curry artıları ve eksileriyle. Yarışma nazarında değerlendirecek olursak, Curry'nin diğerleri gibi ne sürati, ne keskin crossoverları, ne de çevikliği var. Belki bu konularda yeteneklidir ama parkede henüz görebildiğimizi söyleyemem. Pas yeteneği ve şutu elbette önemli artıları ve belki bu artılar aslında yarışmaya etki eden en önemli unsurlar. Ama ben yine de bu yarışmada bir şutörden daha çok ya hızıyla ya da paslarıyla ön plana çıkan bir oyuncunun alınmasını yeğlerdim.

Elenen adaylardan Evans zaten sakatlığı yüzünden All-Star haftasonunu kaçıracağını açıklamıştı. E, seçilecekler halk oylamasına tabi tutulduğu için Fisher'ın elenmesi zaten Allah'ın emriydi. Geriye kalıyor Baron ve Parker. Her ikisi de yarışma için oldukça uygun ve heyecan vericiydi. Ama benim tercihim Parker olurdu. Sebebiyse biraz duygusal. Ligin altını üstüne getiren Spurs All-Star etkinliklerine Popovich, Manu, Duncan, Blair ve Neal ile katılacak. Bunların yanında Parker'ı da orada görmek fena olmazdı hani. Hem Longoria başka aşklara yelken açmışken moral olurdu, kafasını dağıtırdı falan... Hazır yarışmacılar belli olmuşken tahminimizi de yapalım ki bilirsek fiyakamız olsun. Benim favorim Rose, siz de favorilerinizi ve görüşlerinizi yorum kısmına bırakabilirsiniz.

8 Şubat 2011 Salı

Batum: Defans Rose'un Neyine?

Portland'ın Fransız forveti Nicola Batum, takımının dün sabaha karşı Chicago'yu yendiği maçtan sonra Rose hakkında ilginç açıklamalarda bulundu. Rose'un iyi bir savunmacı olmadığını dile getiren Batum şunları söyledi: "Hepimiz biliyoruz ki Rose'un hücumu çok iyi ama aynı zamanda savunma da yapmalı. Kendisi iyi bir savunmacı değil. Bunu bildiğimiz için Andre Miller'ı savunamayacağını tahmin ettik ve maç boyunca onun üzerinden oynadık. Miller da 27 sayı-11 asistle müthiş bir iş çıkardı."

Batum'un söylediklerinde büyük oranda haklı olduğunu düşünüyorum. Mesela Miller'ın müthiş bir oyun çıkardığı konusunda haklı. Bu sene epey Portland maçı izledim ve diyebilirim ki sezonun en iyi maçını oynadı Miller. Ama onun bu performansını Rose'un zayıf savunmasına bağlayarak biraz da kendi arkadaşına ayıp ediyor Batum. Rose sahiden de çok iyi bir savunmacı değil, yani gayretli, çabuk falan ama savunmayı bilmiyor. Ancak Miller'ın dün gece coşmasında ise Rose'un yanı sıra Boozer'ın da payı var. O ne kadar kötü bir pick'n roll savunmasıdır öyle Boozer... Blazers her ikili oyundan sayı çıkardı neredeyse. Hal böyle olunca Aldridge kariyer, Miller ise sezon rekoru kırdı aynı maçta. Ligin en iyi savunma takımlarından olan Bulls'a da yakışmadı böyle bir etiket.

24 Ocak 2011 Pazartesi

NBA Sezon Ortası Ödülleri - En Çok Gelişme Gösteren Oyuncu

MVP için yapmıştık, şimdi sıra en çok gelişme gösteren oyuncuda. Dört sezon önce Hido'muzun aldığı ödül. Adı üstünde geçtiğimiz sezona göre en büyük çıkışı yapan oyuncuyu seçiyoruz. Yazıyı okumadan önce seçimlerinizi yorum bölümünde dile getirirseniz seviniriz. Şimdi geçelim adaylara:

Kevin Love
Sayı: 14 --> 21.3, Ribaund: 11 --> 15.6, Dakika: 28.6 --> 36.9, Üçlük yüzdesi: %33 --> %43.7

Eric Gordon
Sayı: 16.9 --> 24.1, Asist: 3 --> 4.5, Dakika: 36 --> 37.8

Raymond Felton
Sayı: 12.1 --> 17.5, Asist: 5.6 --> 8.7, Dakika: 33 --> 38.7, (Şut yüzdesi: %45.9 --> %42.3)

Michael Beasley:
Sayı: 14.8 --> 20.6, Asist: 1.3-->2, Dakika: 29.8 --> 33.4

Russell Westbrook:
Sayı: 16.1 --> 22.7, Asist: 8 --> 8.3, Dakika: 34.3 --> 36.1, Top Çalma: 1.3-->1.9

Wesley Matthews:
Dakika: 25 --> 33, Sayı: 9.4 --> 16.1, (Şut yüzdesi: 48.3 --> 43.9)

Jrue Holiday:
Dakika: 24 --> 35, Sayı: 8 --> 14.5, Asist: 3.8 --> 6.5

Dorell Wright:
Dakika: 21 --> 39, Sayı: 7.1 --> 16.4, Ribaund: 3.3 --> 5.8, Asist: 1.3 --> 2.9, Top çalma: 0.7 --> 1.5 (Şut yüzdesi: %46.3 --> %43)

-Seçimim olan Eric Gordon'a, yavaş yavaş, eleye eleye varalım. Efendim öncelikle şununla başlayayım. Bana göre dakika artışı çok önemli bir kıstastır. O ne öyle. Bir oyuncu 20 dakikadan 40 dakikaya çıkacak da, sayı ortalamasını ikiye katlayacak. Ee ben ne yapayım bunu? Oyuncunun kendisini geliştirdiğini göstermiyor bana kalırsa bu tip bir artış. Ancak maalesef bu genellikle dikkate alınmıyor konu en çok gelişme gösteren oyuncu ödülü olduğu zaman. Yine de ben Matthews, Wright ve Holiday gibi isimleri bir kalemde siliyorum aldıkları dakikalardaki büyük artış sebebiyle. Tamam Wright ile Matthews'ın dakikalarına oranla sayıları da artıyor ama şut yüzdelerinde de büyük bir düşüş var. Holiday'deki artışlar ise bana göre bir ödül almak için yetersiz. Geriye Felton, Beasley, Westbrook ve Love kaldı. Beasley Wolves'a geçince rolü değişti, 1 numaralı skor opsiyonu oldu ve bu işi iyi beceriyor gerçekten. Ancak 5.5 sayılık bir artış, üstelik Wolves bu kadar rezil giderken ne kadar değerli bilmiyorum. Ayrıca geldiği takım ligin en hızlı tempoda oynayan takımı, sayı kategorisindeki artışın nedenlerinden biri de bu. Felton için de bu dediğim geçerli, Larry Brown'un aşırı ağır tempodaki Bobcats'inden, ligin en hızlı temposunu yapan ikinci takımına geldi. İstatistiklerinin artmaması garip olurdu zaten. Buna rağmen 5 sayı ve 3 asist gibi artışlar fena değil. Ayrıca takımı genellikle iyi yönettiğini de söylemem lazım. Bu onu Westbrook ile yaklaşık aynı seviyeye koyuyor MIP ödülünde. Westbrook da sezona sapık gibi başlayıp ardından biraz durulmuştu, Durant'in yaptığı çıkışla beraber onun da yeniden azdığını görüyoruz. Maç başına ekstradan attığı 6.5 sayı etkileyici, bazı maçları tek başına sürüklediğini de görüyoruz. Ayrıca serbest atışlarında %86 isabet buluyor ve bu kariyer rekoru. Yine de finale kalan iki aday kadar gelişme göstermedi bence Westbrook: Love ve Gordon.

Baştan şunu söyleyeyim. Bence ödülü Love alacak ancak Gordon daha çok hakediyor. Niye Love daha şanslı? Çünkü maç başına 15.5 ribaund almak sapıklıktır başka birşey değil. Otomatikman insanın aklında kalıyor Love'ın bu performansı. Rodman'dan beri sanırım bir tek Ben Wallace geçmişti 15 ribaundu. Sayı kategorisindeki 7 sayılık artış da cabası. Bunun yanında üçlüklerini de geliştirdi. Fakat dakikalarındaki artış, Minnesota'nın temposu ve takımının rezil durumu onu biraz gözümden düşürüyor. Bütün bunlara rağmen benim 2 numaralı adayım kendisi. Öte yandan Eric Gordon'a bakıyoruz, 7 sayı fazladan gönderiyor rakip potalara. Yetmezmiş gibi müthiş geliştirdiği penetre yeteneğiyle hem asistlerini arttırdı hem de serbest atış çizgisine maç başına 7 kere gitmeye başladı. Baron Davis ve Griffin'e sahip olan takımda 1 numaralı opsiyon yaptı kendini. Ayrıca bir guard için mükemmel olan %46.8'lik bir şut yüzdesine sahip. Takımının yaptığı çıkıştaki katkısı da göz önüne alınca, ben onu Love'ın ufacık bir adım önüne koyuyorum. Ancak popülerlik ve akılda kalıcılık bakımından Love'ın çok gerisinde kalacağı için oylamada Love seçilecektir diye düşünüyorum. Zaten o da Gordon kadar hakediyor. /Can


- İstatistiklerindeki artış birbirine benzer çok oyuncu olduğu için, epey aday gündeme geliyor söz konusu MIP olunca. Takdir edersiniz ki bu artışlar ödülün sahibini belirlemede önemli bir faktör. Ancak elbette bunun yanı sıra birçok argüman dahil oluyor olaya. Öncelikle kendi kriterlerimi yazayım. Sonuçta bu ödül bireysel performansın takdiri olduğu için, oyuncunun takımını taşıyabilmesinin çok büyük bir önemi olduğunu düşünmüyorum. Bireysel olarak en çok gelişme gösteren oyuncular içerisindense, oyuncunun evrildiği seviye önemli benim gözümde. Örneğin bir bench oyuncusu veya rol oyuncusuyken takımın önemli bir silahı haline gelen Augustin, Matthews, Dorrell Wright gibi isimlerdense, All-Star seviyesindeyken bir kademe daha atlamayı başarabilen oyuncuları daha önde tutuyorum. Yine aynı sebepten, büyük gelişme gösteren yukarıdaki isimlerin yanı sıra adaylarımdan Beasley’i de eliyorum. Bir ara aklıma Nick Young geldi ama yok artık deyip geçtim. Felton’ı favori göstermeme sebebim ise, kendisinin de Amare gibi sistemden nemalandığını düşünmem. Geçen seneye oranla çok daha fazla şut deniyor ve bu sebeple isabet oranı düşmesine karşın sayı ortalaması arttı.

Geriye 4 isim kalıyor benim listemde: Rose, Love, Westbrook ve Gordon. Kevin Love istatistiksel olarak en büyük çıkışı yapan oyuncu belki ama bu muazzam artış, aldığı süreler ve kendisine biçilen rolden kaynaklanıyor. Oyun olarak zaten geçen sene de bu seviyedeydi, sadece yeterli süreyi bulamıyordu. Rose ve Westbrook ise geçtiğimiz sene itibariyle yıldız seviyesine yükseldi ve bu sene isimleri MVP adayları arasında geçiyor. Westbrook takımı için en az Durant kadar önemli bir oyuncu haline geldi ve üstlendiği sorumluluğu başarıyla yerine getiriyor. Hatta Durant'in yokluğunda takımına deplasman turnesinde önemli galibiyetler kazandırdı falan... Ancak Westbrook zaten geçtiğimiz sene Lakers serisinde rakibine kök söktürmüş ve bu seviyelerde bile kendini ispat etmişti. Keza Rose da aynı şekilde geçtiğimiz senelerde playoff seviyesinde kendini göstermişti. Bu sebeple yakaladıkları çıkış benim gözümde Gordon'ınki kadar değerli değil. Clippers'ın çok fazla maçını izleme fırsatı bulduğum için rahatlıkla söyleyebilirim ki Gordon, oyununu baz alırsak Rose ve Westbrook'un altında değil. Sürelerinde çok kayda değer bir artış yok, takımdaki rolü değişmedi, aksine Davis, Griffin gibi kendini gölgede bırakabilecek isimlerle aynı takımda. Ancak takımına çok faydalı oluyor, nerede ne yapması gerektiğini biliyor, çok sade oynuyor ve en önemlisi oldukça efektif. İstatistiklerindeki artışı da hesaba kattığımda benim MIP adayım Eric Gordon. /Soner

20 Ocak 2011 Perşembe

Rose'un Triple-Double'ı Şaibeli


Link

Buyrun efendim üç gün önce Rose'un imza attığı triple-double'da son aldığı, daha doğrusu tam anlamıyla almasa da kucağına düşen ribaund.

MLK gününde izlediğim 2 maçtan biri değildi Bulls-Grizzlies mücadelesi ancak Rose'un triple-double'ından sonra bir bakayım dedim. Seyrederken birşey dikkatimi çekti, Rose pek de 10 ribaund almış gibi gelmedi bana. Normal şartlarda maç koptuktan sonra bırakırım izlemeyi, o yüzden Bulls-Grizzlies'in de sonunu izlememiştim. ESPN'den ribaundlarına baktım, maçın son hücumunda aldığını gördüm 10. ribaundunu, ben de açtım sonuna baktım maçın. O da ne, Rose'un triple-double'ının şaibesiyle karşılaştım. İlginç olduğu için paylaşayım dedim. Hemen itiraz ve savunma moduna geçecek olanlara da uzunlar tarafından bilerek tip'lenen ribaundların her zaman uzuna yazıldığını aktarayım. Zaten amacım Rose'a çamur atmak değil, zira kendisi 9 ribaundu olmasına rağmen son iki dakikada hiç ribaund falan kovalamadı. Çoğu oyuncunun deli gibi ribaund peşinde koştuğunu görüyoruz bu tip durumlarda. Ayrıca MVP yazısında da seçimim Rose idi... Yani kısacası olay istatistik tutanların o anki 'yaz gitsin bitsin' üşengeçliği veya Rose'a kıyağı diyebiliriz.

NBA Sezon Ortası Ödülleri - MVP

Klasiktir, her dönem verilir NBA'in sezon ortası ödülleri. Biz de ödülleri sizin yardımınızla bulmaya çalışacağız. 1-2 hafta içinde hepsini tamamlarız, ancak tabii ki sizin de yorumlarınızı yorum kısmına bırakmanız gerekiyor ki sağlıklı bir seçim olsun. İlk olarak bugün MVP'den başlıyoruz, ben bir fikrimizin olması açısından adayları, adayların istatiktiklerini ve MVP için çok önemli olan takım istatistiğini yazıyorum.

LeBron James
%47.7 şut isabeti, 25.1 Sayı, 7.1 ribaund, 7.2 asist 1.5 top çalma (3.8 top kaybı) / 30-13

Dwyane Wade
%48.9 şut isabeti, 25.1 sayı 6.5 ribaund 4.2 asist 1.4 top çalma 1.1 blok (3.0 top kaybı) / 30-13

Dirk Nowitzki
%54.3 şut isabeti, 23.8 sayı 7.5 ribaund 2.5 asist (2.2 top kaybı) / 26-14

Dwight Howard
%56.7 şut isabeti, 22 sayı 13.1 ribaund 2.2 blok (3.6 top kaybı) / 26-15

Derrick Rose
%45.3 şut isabeti, 24.7 sayı 4.7 ribaund 8.1 asist 1 top çalma (3.5 top kaybı) / 28-14

Kobe Bryant
%45.4 şut isabeti, 25.1 sayı 5.1 ribaund 4.6 asist 1.3 top çalma (3 top kaybı) / 31-12

Amare Stoudemire
%50.5 şut isabeti, 26.4 sayı 8.9 ribaund 2.7 asist 2.4 blok (3.6 top kaybı) / 22-18

Kevin Durant
%47.1 şut isabeti, 28.4 sayı 6.2 ribaund 2.9 asist 1.1 top çalma (3.3 top kaybı) / 27-14

Manu Ginobili
%44.2 şut isabeti, 18.9 sayı 4 ribaund 4.7 asist 1.8 top çalma (2.4 top kaybı) / 35-6

Doğuş ve Soner yazıyı yazarken Manu'yu eklememişler, kendim eklemek durumunda kaldım. İstatistikleri diğer adaylara göre biraz düşük kalıyor. Burası doğru ama takımı şu anda ligin zirvesinde. Spurs'ün böyle devam etmesi halinde, MVP'yi kazanmasa da en azından tartışmalarda Ginobili'nin isminin geçmesi gerektiğini düşünüyorum. Çünkü Duncan 3 senedir yaşlandığını ve takımı taşımak konusunda yetersiz kaldığını gösteriyordu, Popovich o görevi Duncan'dan alıp Manu'ya verdi. Arjantinli çılgın adam da bunu başarıyla yerine getiriyor. Ancak gerek Spurs'ün gerek Manu'nun popülerlikte geri kalması, onun MVP'yi almasını neredeyse imkansız kılıyor. Bana göre MVP için en ciddi aday Rose. All-Star yazısında da değinmiştim buna. Kendisinden sonra Bulls'un en önemli iki oyuncusu Noah ve Boozer birer ay kaçırmışken (Noah daha da fazla kaçıracak), 28 galibiyete ulaştırdı takımını. Üstelik oyununu bir seviye yukarı taşıdı, istatistikten bahsetmiyorum. Artık Rose'u üçlük çizgisinde bomboş bırakmanız halinde sizi cezalandırıyor. Çok önemli bir adım süper yıldızlığa giden yolda. Bulls'un düşüş yaşamaması halinde onun ödülü almasını bekliyorum. Çünkü diğer takımlara baktığımızda Nowitzki hariç tek başına takımını böyle yukarılara taşıyan birini bulmak zor. /Can

Benim görüşüm yine LeBron'dan yana. Sezon öncesi LeBron'un 1. adam olmayacağından dolayı MVP ödülünden uzaklaşacağını düşünmüştüm ancak olayların düşündüğüm gibi gerçekleştiğini söylemek zor. Doğu'yu da 2. bitireceklerini düşünüyorum. Takım başarısı olarak da, kişisel istatistik olarak da önde gözüküyor LeBron. Ancak eğer Boston lig lideri olursa süpriz aday olarak Rondo da çıkabilir diye de düşünmüyor değilim. Onun dışında Kevin Durant'ten lig başında çok umutluydum ancak onun da yazın gelen şampiyonluktan sonra inişli çıkışlı bir performans gösterdiğini söylemek mümkün. / Doğuş

Söz konusu MVP ödülü olunca, eğer biri çıkıp çok bariz bir şekilde hak etmiyorsa bu ödülü, oyuncuları 3 farklı kritere göre ele almak mantıklı. 1- Bireysel performansı iyi miydi? 2- Takımını yeteri kadar taşıyabildi mi? Bu iki kritere uyan oyuncular içerisindeyse, yanındaki parçaların yetersizliğine rağmen bu kriterleri sağlayan oyuncu benim gözümde en değerlidir. Bu sebeple Kobe, LeBron, Wade gibi isimleri geçiyorum. Celtics ve Spurs şimdiye kadar ligin en iyi galibiyet yüzdesine sahip ekipleri olsa da, takım oyunu oynadıkları için çok ön plana çıkan isimleri olmadı. Şöyle bir bakınca etrafındaki parçalar nispeten daha yetersiz olmasına karşın Rose, Durant ve Amare göze çarpıyor. Bir de bunların haricinde istisna olarak Nowitzki… İstisna diyorum çünkü geçirdiği sakatlığın ardından batıda zirveye oynayan takımı tepetaklak oldu. Ve bu da değerlendirebilmemiz için çok somut bir kanıt sundu bize. Ancak her ne kadar üst üste mağlubiyetler alsa da, Nowitzki’li Dallas, kadro kalitesi olarak aşağıdaki isimlerin çok önünde olduğu için kendisini de eliyorum.

Durant Aralık ayından itibaren yükselişe geçti ve şu an ligin en formda isimlerinden. Ama sezona oldukça kötü başlamıştı. Belki sayı ortalaması kendisini bu konuda ele vermiyor -çünkü maç başına 25 şut civarında deniyordu sene başında- ancak takıma bazı maçlarda zarar verdiğini bile söyleyebilirim. Amare, Suns’tan ayrıldıktan sonra düşüşe geçmedi, aksine geçen seneye göre daha iyi göründü. Takımına baktığımızda iyi bir rotasyona sahip olduklarını da söyleyemeyiz fakat sistemin önemli faktör olduğunu düşünüyorum Knicks’te. İstatistikleri çok etkileyici belki ama tek başına, bir karakter ortaya koyarak çok fazla maç kazandırmadı Amare. Bir de yakaladıkları galibiyet yüzdesinde kolay fikstürün rolü azımsanamaz. Rose sezona çok iyi başladı ve birkaç maçlık iniş-çıkışları haricinde oldukça istikrarlıydı. Takımı şu an Heat’in hemen arkasında ve çok iyi bir kadroya da sahip değiller açıkçası. Zaten bir takımın en önemli silahlarından biri Deng ise kadro kalitesinin çok iyi olduğu söylenemez. Ayrıca sezonun bir kısmını Noah’sız, bir kısmını da Boozer’sız geçirdiler. Buna rağmen Rose takımını hep ayakta tutmayı başardı. Bu sebeple benim adayım Rose. /Soner

Tekrar belirtmek istiyorum ki siz de adayınızı yorum kısmına bırakırsanız memnun oluruz.

5 Ağustos 2010 Perşembe

Rose'dan Majesteleri'ne Pasta

Kapağında Michael Jordan'ı barındıracak olan NBA 2K11 oyunu için tanıtım / fotoğraf çekimleri yapılmış. Bu da Rose'un rolü gereği, formasını giydiği takımın efsanevi oyuncusuna yaptığı pasta, daha doğrusu jest. Pek de güzel gözüküyor, eline sağlık Rose.

25 Mart 2010 Perşembe

Rose'dan Kritik Karar

Son birkaç güne kadar üçlük özürlü olarak bildiğimiz Derrick Rose'un, iki maçtır 13 tane deneyip bunların 6'sını soktuğunu biliyor muydunuz? Bunun nedeni de, Vinny Del Negro'nun açıklamalarına göre uzun süredir üçlük çalışmasıymış. Rose'un kritik kararı da bu işte. Zaten orta mesafe şutlarında NBA'in güvenilir guard'larından biriydi ancak onun deliciliğine sahip bir oyuncunun üçlük de atabilmesi oldukça nadir bulunan bir özellik.

Ben, üçlük atamayan oyun kuruculara bir türlü ısınamamışımdır. Düşünsenize Tony Parker'ın en azından istikrarlı bir şekilde 3'te 1 isabet bulduğunu veya Rondo'nun veya Andre Miller'ın veya Westbrook'un... Zaten üst düzeyde oyun kurucularken, bir anda seviye atlatırlar takımlarına. Spurs'ü tuttuğum için yıllar boyunca üçlük atamayan oyun kurucunun hücumdaki eksikliğini açık bir şekilde etüd etme fırsatım oldu. Örneğin Duncan'ın ikili sıkıştırmaya maruz kalması sonucu dışarı çıkardığı top, hızla dolaşıp Parker'ı bulduğunda ya dipten isabetsiz bir üçlük bulmasına ya da topu tutup sektirmeye başlayarak hücumu yeniden kurmasına kaç kere şahit oldum bilmiyorum. Sayısız kere herhalde. Tabii ki bu saydığım oyuncular çok değerliler ve parkede yaptıkları birçok ekstra iş var ligdeki diğer oyun kurucularla kıyasladığımızda. Ama bunun üzerine çalışarak üçlük de eklenebilir diye düşünüyorum. İstediğim şey çok büyük birşey de değil, yani birebir oynayıp Kobe gibi kaldırıp üçlüğü göndermelerini kimse beklemiyor zaten. Sadece takım halinde bomboş pozisyon yaratıldığında üçlük çizgisinin gerisinden bunu cezalandırabilsinler. Blog'un ilk günlerinde şampiyon takım yazımda da bu konuya değinmiştim.

Her neyse, artık Rose'un da böyle bir silahı olabilir. Yeter ki bildiğimiz Rose'dan ödün vermesin. Sadece dışarıda bomboş topla buluştuğunda, içeri dalmayı düşünmesin, kalksın şutunu atsın. Bu bile onun bir üst seviyeye çıkması için yeterli olacaktır. Yoksa her zaman deliciliği açık ara en büyük silahı olacak kalmalı. Eminim bunun o da farkındadır.

Merakla takip edeceğim Rose'un üçlüklerini sezonun geri kalanında. Normalde oyuncuların yazları şut çalıştığına şahit olurduk, bu nedenle Rose'un sezon ortasında bir anda böyle üçlük atmaya başlaması oldukça ilginç. Bu gece de var, onun için bu yazıyı şimdi yazdım zaten. Darısı Westbrook'un başına diyelim 2010-11 sezonu için.

3 Şubat 2010 Çarşamba

Yetenek Yarışması Değerlendirmesi

All-Star haftasonunda Cumartesi günü Derrick Rose, Steve Nash, Deron Williams ve Brandon Jennings hızlıcana slalom yapıp, orta mesafeli şutta isabet bulmaya ve 3 tane isabetli pas vermeye çalışacaklar. Bütün bunların hepsini en kısa sürede yapan da kazanacak.

Farkındaysanız 3 şampiyon var yarışmacıların içinde (Rose-Deron-Nash). Ama her ne kadar geçtiğimiz sene Rose kazanmış olsa da, 10 gün sonra bu başarıyı tekrarlayacağını pek sanmıyorum. Jennings'den de beklentim çok yüksek değil. Çünkü Nash ve Deron Williams gerek pas, gerek şut isabeti olarak Rose ile Jennings'den üstünler ve bu nedenle Nash veya Deron'ın kazanmasını bekliyorum. Doğulu guard'lar hızlı oyuncular evet ama hızın bu yarışmadaki önemi çok da hayati değil. Driplingle slalom yapılan bölümlerde rakiplere maksimum 2-3 saniye fark atılabiliyor ama bir şutun veya pasın kaçması durumunda bundan daha fazla vakit kaybediliyor. Bu da Nash ve Deron'ın favori olmasını sağlıyor gözümde. Ayrıca Rose'un geçen sezon kazanırken, yarışma tarihindeki en kötü derece (35.3 saniye) ile 1. olduğunu, Nash ve Deron'ın ise en iyi 2 dereceyi yaparak (25.8 ve 25.5) şampiyon olduklarını unutmamak lazım.

Ama tabii sadece 1 şut ve 3 tane pas gerektiği için hiçbir şey belli olmuyor bu yarışmada. Şans faktörü çok ön planda: O sırada eli sıcak olan oyuncu hiç takılmadan giderken, bu konuda en yetenekli olanlar 1 denemelerinde başarısız oldukları anda fark açılıyor. Bana göre gerçek anlamda yeteneğin ortaya çıkması için en azından 2 veya 3 tur yapmaları lazım oyuncuların fakat bu sefer de seyretmesi pek zevk vermeyebilir.

Yana da anket koyayım yine: Size göre All-Star yetenek yarışmasını kim kazanır?

25 Kasım 2009 Çarşamba

Kariyer Rekoru Kırdığına Pişman Olmak

Dün maç notlarını yazmadığım için arada kaynadı. 2 gün önce Greg Oden cüssesiyle, Chicago Bulls uzunlarına karşı fazla geldi ve kendini aşarak 24 sayı ile kariyer rekorunu kırdı. Ancak Noah ve Rose, Oden'ı pişman ettiler parkeye çıktığına. Noah'ınkine benzer tarzda smaçları daha sık görüyoruz ama Rose'unki gerçekten hayranlık uyandırıcı. Rose bu smacın üzerine hala "Bileğim eski gücünde değil." demesin lütfen. Artık çıkışa geçmesini ve 50 sayı 21 asistlik performanslar sergilemesini diliyorum.


Link


Link

20 Kasım 2009 Cuma

Rose'un Sorunu Belliymiş

Rose'un sezon başından beri beklentilerin bir hayli altında kaldığını ve bunun nedeninin bileği olmadığını düşündüğümü yazmıştım. Rose, bileğinin hala %100 olmadığına dair açıklama yapmış. Mesela henüz bu sezon smaç basmamış. "Smaca kalktığımda yeterince yükselemiyorum ondan dolayı turnikeye dönüyorum." demiş. Ama her geçen gün iyiye gidiyormuş.

Bundan 1.5 ay önce bileğini burktuğunda hemen ertesi gün Londra'daki hazırlık maçında oynamak istediğini açıklamıştı Rose. Bu süre içinde hala nasıl iyileşmemiş bileği gerçekten şaşırdım. Genç yıldızı en yakın zamanda tamamen sağlıklı bir şekilde görmek dileğiyle iletiyorum bu haberi..

17 Kasım 2009 Salı

Ben Gordon'u Özlemek

Derrick Rose geçtiğimiz sezon bomba gibi oynamış ve çaylak duvarına çarpmayarak birçok kişiyi şaşırtmıştı. Ancak bu sezona çok kötü bir başlangıç yaparak, daha da büyük şaşkınlık yarattı. Nitekim otoriteler ve basketbol severler artık onun bir süper yıldız olmaya doğru adım atacağını düşünürken, o geri attı. Bunun asıl nedenini hazırlık kampında bileğini burkması olarak gösterenler var. Ancak unutmamalı ki, Rose döneli neredeyse 1 ay oluyor ve arada birkaç iyi maç da oynadı. Yani sorunun bileğinde olması ihtimali bana göre çok da yüksek değil.

Öte yandan, Rose'un bu sıkıntılı döneminden sonra, yazın yaptığı açıklama aklıma geldi: "Gordon'u çok arayacağız. O, baskıyı benim üzerimden alıyordu." Bu sene Rose'un göster(e)mediği performansa bakarsak, belki de Gordon gerçekten Rose'u rahatlatan 1 numaralı opsiyondu Bulls'da. Şu anda ise onun gibi perdeden çıkıp şut atabilen, boş bırakılmaması 'şart' olan bir şutör yok. Hinrich'i pek bu kategoriye sokmuyorum çünkü o aslında bir oyun kurucu, ayrıca Gordon'un şutlarıyla onuniler kıyaslanmaz. Rose bu Gordon'suz takıma alışma evresini geride bıraktığında, geçen seneki performansını da geçer diye düşünüyorum. Umarım en yakın sürede eski Rose'u izleriz.

23 Ekim 2009 Cuma

Atak !!

Adidas Basketball reklamı:


Link

6 Ekim 2009 Salı

Futbolseverler


NTV Spor'da şu anda yayınlanmakta olan Bulls-Jazz maçında gösterdiler. Rose-Kirilenko-Memo 3'lüsü, Pazar günü oynanan Chelsea - Liverpool maçı için Stamford Bridge'e gitmişler. 2 gün gecikmeli de olsa paylaşayım.