BIY AD

Iverson etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Iverson etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

24 Ocak 2011 Pazartesi

Iverson'ı Kiralamayın Takas Edin

Akşam gazetesinin haberine göre Cavaliers acil guard ihtiyacı sebebiyle, Beşiktaş'ta sakatlığı sebebiyle bir süredir oynayamayan Iverson'ı sezon sonuna kadar kiralamak istiyormuş. Hayır zaten Cavaliers'a Iverson'dan önce bir oksijen tankı çadırı falan lazım, 16 kere üst üste kaybettiler. Gidişat feci...

Söz konusu habere şuradan ulaşabilirsiniz. Olayın aslı ise şöyle: Cleveland.com yazarlarından Mary Schmitt Boyer'e Iverson'ın kiralanması yönünde bir mail geliyor, bizimkiler de bunu tutup haber yapıyor "Cavaliers Iverson'ı istiyor" diye. Aslında kiralamak değil de şöyle Hickson'la takas falan... Böylece hem siyah beyazlıların pota altı sıkıntısı son bulur, hem salary cap'de yer açılır(!)

23 Aralık 2010 Perşembe

Yıldızlar Kimlerin Belalısı

Efendim son zamanlarda istatistiklere epey sarmış durumdayım. Eğlenceli oluyor incelemesi falan. Hem ilginç bilgilere de rastlıyorum, bu bilgileri de elimden geldiğince sizlerle paylaşıyorum. Şimdi, başlık çok açıklayıcı olmayabilir o yüzden biraz açayım konuyu. Oyuncu bahislerini incelerken dikkatimi celbetti Kobe en yüksek sayı ortalamasını Bobcats'e karşı tutturmuştu. Sonra da merak ettim ligin elit skorerleri kariyerinin en yüksek sayı ortalamasıyla hangi takıma karşı oynuyor diye ve şimdi edindiğim verileri sizlerle paylaşıcam.

Kobe Bryant: Yukarıda da bahsettiğim gibi Kobe Bobcats'e karşı kariyerinin en yüksek ortalamarını tutturmuş 30.7 ile. Aslında bu kategoride Bobcats değerlendirmeye alınmalı mı emin değilim çünkü organizasyon olarak çok yeniler. Hatta organizasyon olarak yaşları Kobe'nin profesyonel kariyerinin yarısına falan tekabül ediyor muhtemelen. Kuruluşlarından beri üst düzey bir takım olamamaları da Kobe'nin ortalamalarında etkili olmuştur muhakkak. Tabi söz konusu isim Kobe olunca Toronto'ya bakmamak olmazdı. O da istatistiksel açıdan kahramanımızın ikinci gözdesi. 27.9 ortalama tutturmuş Toronto'ya karşı Kobe.

LeBron: LeBron'u listedeki diğer isimlerle kıyaslayacak olursak önemli bir avantajı var. O da kariyerinin başından beri Cavaliers'ta tek tabanca olması. Ama LeBron'un en yüksek ortalamaları açıkçası benim aklımın ucundan bile geçmeyen bir takıma karşı: Boston. Yaklaşık 3 yıldır ligin en iyi savunma takımlarından kabul edilen Celtics'e karşı 31.1 ortalamayla oynamış geride kalan 25 maçta. Gerçekten etkileyici bir istatistik.

Dwyane Wade: O da Kobe gibi kariyerinin bir kısmını Shaq'la geçirdi. Skorer oyuncuların Shaq'la beraber oynamasının o dönemlerde kendilerine getirdiği en önemli dezavantaj takımdaki top paylaşımıdır muhtemelen. Tabi işin ucunda yüzük varsa gerisi kayda değer bile değil. Wade'in en yüksek ortalamaları tutturduğu takım 13 maçta 29.5 ile Golden State.

Allen Iverson: Şimdilerde ligimizde boy gösterip Beşiktaş adına parkede pek katkı veremese de NBA'in gelmiş geçmiş en önemli skorerleri içinde rahatlıkla sayabiliriz kendisini. Toronto-Iverson ikilisini yan yana görünce Doğu finali gelir akla hemen. Ama bu ikilinin başrolünde olduğu ilginç bir veriyi de dün öğrendim. Iverson kariyeri boyunca en yüksek ortalamaya Toronto maçlarında ulaşmış. 49 maçta ortalama 29.7 sayı göndermiş Raptors potalarına AI.

Tracy McGrady: Profesyonel kariyerini üçe ayırabiliriz T-Mac'in. Carter'ın gölgesinde skor üretkenliğinden uzak geçen ilk yıllar, Orlando dönemiyle başlayıp Houston ile devam eden performansının tavan yaptığı dönem. Bu döneme 2 sayı krallığı sığdırdığını da söyleyelim kendisinin. Son olarak sakatlıkla beraber yaşanan düşüş. Yani aslında T-Mac'in sayı istatistikleri ve ne kadar verimli bir skorer olduğu tartışmaya çok açık. Kariyerinin en iyi ortalamasını 23.4 ile Utah'a karşı yakalamış veteran yıldız. (Şunu eklemeden edemeyeceğim. 2005 öncesinde, özellikle ısındığı zaman NBA'in açık ara en iyi skoreri oluyordu. Gerçek anlamıyla durdurulamıyordu yani. Sakatlıklar nedeniyle yazık oldu kendisine. / Can)

Dirk Nowitzki: Geçtiğimiz günlerde Bird'ü geride bırakan Nowitzki de ligin istikrarlı skorerlerinden olmuştur. Onun da LeBron gibi en yüksek ortalaması 27.4 ile Boston'a karşı.

Son olarak yazmazsam içimde kalacak. Yukarıdaki ismi geçenler gerçekten çok büyük ve lige bir şekilde damga vurmuş oyuncular. Kimi kazandığı yüzüklerle, kimi hırsıyla, kimi istikrarıyla, kimi de tarzıyla. Bir diğer ortak noktaları ise skorer kimlikleri. Ama öyle biri var ki, o adamın sezon ortalaması değil, herhangi bir takıma karşı ortalaması değil, kariyer sayı ortalaması 30.1. Üzerine fazla söze gerek yok sanırım. (Bahsettiğim kişi Chamberlain değil)

29 Ekim 2010 Cuma

Yeter Demirören Yeter: Allen Iverson

Yaklaşık bir aydır konuşuluyordu Iverson'ın Beşiktaş'a gelme ihtimali ve nihayet sonlandı. Kesin olarak diyebiliriz ki: Allen Iverson Beşiktaş'ta. Taurasi geldiğinde ne kadar büyük bir transfer olduğuna değinmiştim. Şimdi alın Taurasi'yi 10'la çarpın, buyrun size Iverson transferinin etkisi.

Bu sabah dünyada milyonlarca kişi Iverson'ın Türkiye'de Beşiktaş adlı kulübe geldiğini okuyacak. Aslında birçoğu "Iverson'a bak ne hallere düştü" diyecek ama bu bizim için önemli değil. Çin ligi yerine burayı tercih etmesi, ikna edilmesi de büyük bir başarı.

Son yıllarda Iverson benim sempatimi kaybetmiş olabilir. Ama ben bu küçük dev adamın 2001 NBA Finalleri'nde Lakers'a tek başına meydan okuyuşunu her sabah kalkıp canlı izlemiş bir basketbolseverim. Hatta Philly forması da vardır elimde o zamanlardan kalma. Gerçekten garip bir his basketbolun en büyük sahnesinde yer almış bir oyuncunun burada bizim parkelerimizde ter akıtacak olması. Her basketbolseverin en azından bir kere Beşiktaş maçına gidip izlemesi şart olan bir isim Iverson. Basketboluyla, aykırı tarzıyla, duruşuyla, taraftarlarla olan iletişimiyle, herşeyiyle canlı görülmesi gereken bir basketbolcu.

Aykırı tarz ve duruştan bahsetmişken; bir yazı okudum dün ama nerede olduğunu hatırlamıyorum. Yazıda Iverson'ın Türkiye'de en iyi anlaşacağı, uyum sağlayacağı taraftar grubuna sahip takımın Beşiktaş olduğuna dikkat çekiliyordu. Sonuna kadar katılıyorum. Beşiktaş taraftarının bu içten sevgisi ve desteğini alan Iverson'ın daha bir şevkle oynayacağını düşünüyorum. O çünkü bu oyunu seviyor. Zaten sevmese NBA gibi bir zirveden, TBL'ye inmezdi, o kötü ayrılıktan sonra basketbolu bırakırdı. Ama fena mı oldu NBA'de hiçbir takımın kapısını açmaması ona? Şimdi çok sayıda basketbolsever seviniyor Türkiye'de.

Hayırlı olsun bir kez daha ve helal olsun Beşiktaş'a.

25 Eylül 2010 Cumartesi

Iverson Türkiye'yi Seçer mi?


Bir zamanların süper yıldızlarıydı Shaq, T-Mac ve Iverson.
Yıl 2010: Koskoca yaz sezonunda Shaq ve T-Mac kendilerine zar zor bir takım bulabildiler; ancak Iverson hem ruhsal yapısı ve hem de disiplini itibari ile herhangi bir takıma büyük sıkıntılar yaratacağı düşünülerek hiçbir NBA takımından teklif almadı. Kariyerinde 1 MVP ve de 4 sayı krallığı bulunan bir oyuncu için içler acısı bir durum.

Philadelphia’da basketbola başladığında bir efsaneydi Iverson. 96 Draft’ında ilk sıradan seçildiğinde NBA tarihi yeni bir yıldız daha kazanmıştı. “Crossover” kelimesini dünyadaki her basketbolseverin aklına kazıyan, bilekleriyle Majesteleri Jordan’ın bile başını döndüren bir adamın kariyerinde böyle zor bir duruma düşeceğini öngöremezdi hiç kimse; ancak aradan yıllar geçti, o kıvrak bilekler gitmez oldu. Artık topu eline alıp, şut atan bir oyuncudan farksızlaşamaya başladı Iverson. Basketbol zekasına hala diyecek lafımız olmasa da daha sonra forma giydiği takımlar içinde yarattığı krizlere nazaran bu özelliği de göz ardı edildi ne yazık ki.

Marbury gibi onun için de Çin dedikoduları etrafta yayılmaya başlamışken bugün Beşiktaş Cola Turka’nın senelik 1.5 milyon dolarlık teklifi gelince inanılmaz heyecanlandım doğrusu. Çin’de yıllık 4 milyon dolarlara kadar çıkan sözleşmelerin sesleri duyulsa da, bizim bildiğimiz inatçı Iverson, Beşiktaş’ın teklifinin biraz daha yükselmesi halinde(1,5 milyon doları kabul edeceğini sanmam) Avrupa’da ortalığı birbirine katarak, NBA takım yöneticilerini pişman etmeye kalkabilir diye de geçmiyor değil hani içimden. Hazır Dünya ikincisi ve turnuva ev sahibi olarak da reklamımızı yapmışken, Çin’de değil de belki de ülkemizde duyurur tekrar ismini.

Bu arada, teklifin oyuncu maaşlarının ödenmesi ile ilgili daimi sorun yaşayan Beşiktaş CT’dan gelmesi cesaretimi biraz kırsa da forma satışı, salonun dolması vb. getirileri göz önüne alınarak alınmış bir karar olduğuna ve imzanın atılması durumunda herhangi bir sıkıntı yaşanmayacağına inanıyorum. Haydi hayırlısı.

12 Şubat 2010 Cuma

Iverson ve Kobe de All-Star'da Yoklar (Yedekler Kidd ve Lee)

Kobe bilek sakatlığı, Iverson da ailevi sorunlarından dolayı çekilmişler All-Star'dan. Stern yerlerine Kidd ve David Lee'yi almış. Iverson bence haketmiyordu bu sezon All-Star seçilmeyi, Lee de hakedenler arasındaydı. Şimdi ilk 5'lerden 2 adam çıktı, sistem nasıl işliyor açıkçası hatırlamıyorum. Doğu ve Batı takımının koçları Stan Van Gundy ve George Karl yedeklerin içinden bir oyuncuyu ilk 5'e yerleştirebilirler, en azından bana mantıklı gelen bu.

Seçimlere kısaca değinirsem, Doğu'da Josh Smith veya belki Stephen Jackson seçilebilirdi. Özellikle de Josh Smith'in şova daha yönelik olduğu kesin ama saf ama Lee'nin alınmasına da çok itiraz edilemez herhalde. Batı'da ise Kidd ile Monta Ellis vardı herhalde %90'ın aklında. Eh Monta da son maçı dizini burktuğu için kaçırmıştı. Bu durumda Kidd'e de sürpriz diyemeyiz. Ne de olsa sonuçta Kidd'den bahsediyoruz, kullandığım fotoğraftaki gibi paslar görebileceğiz onun sayesinde. Ve tabii ev sahibi şehirin takımında oynaması da ayrı bir etken.

10 Şubat 2010 Çarşamba

Iverson - Billups Takası (Analizi)

Korkmayın Denver yeniden bu takası yapmıyor elbette. Sadece son zamanlarda etraftan duyduğum ve internetten okuduğum kadarıyla "O takas yapılır mıydı be abi Detroit ne düşünüyordu?" şeklinde bir görüş hakim çoğunlukta. Ben de yaklaşık 1.5 sene önce gerçekleşen bu takas hakkında bir yazı yazmaya karar verdim, Detroit açısından bakarak.

Aslında bu takası, 3 sezon evvel Ben Wallace'ın Bulls'a gitmesine izin verilmesini göz önüne alarak değerlendirmek lazım. Herhalde Ben Wallace'a istediği o abuk kontratın - 4 senede 56/60 milyon dolar civarı olmalı - verilmemesini eleştirecek kimse yoktur. Ben de zaten Bulls'un sadece defansıyla ön plana çıkan Big Ben'e o kadar para vermesini çok eleştirmiştim. O zamanlar tek eksikleri, boyalı alandan skor üretecek bir uzun iken potadan 1 metre uzaktan bile sayı bulamayan Ben Wallace'a o yatırımı yapmışlardı. Sonra zaten Ben Wallace'ın nasıl bir düşüş yaşadığını anlatmama gerek yok herhalde...

İşte Detroit'in çöküşü aslında o zaman başladı. Zaten o gitmeden evvelki sezonda da Miami'ye kaybetmişlerdi. Ancak Big Ben'ın ayrılmasıyla takımın ve muhtemelen de NBA'in en iyi boyalı alan savunmacısını kaybettiler. Hatta onun gidişiyle takım ruhunu ve 'gaz verici' oyuncularını kaybetiklerini bile söyleyebiliriz. Bu biraz Rasheed'in konsantrasyonunu kaybetmesine neden oldu zannedersem ve sonraki iki sezonda da sırayla Cavs ve 3 süper yıldıza sahip Celtics'e elendiler. Elindeki mevcut kadroyla doğudaki şampiyonluk yarışında 1-2 adım geride olduğunu anlayan Dumars çok akıllıca bir hareket yaparak Billups'ı, Iverson'a karşılık takas etti. Peki niye akıllıcaydı bu hamle?

Öncelikle Billups takım oyunu içinde liderlik yapabilen ve takımla beraber kendi oyunu da yükselen bir isim. Zaten Denver'da yaptıkları da ortada. Ancak bir süperstar olmadığını zannedersem çoğu kişi kabul edecektir. Öte yanda Iverson, takıma uyum sağlaması durumunda bir üst seviyeye çıkmalarını sağlayabilecek bir yetenekti. Ayrıca bu takas aynı zamanda zararsız bir deneydi Pistons için. Çünkü Billups'ın senede 12 milyon dolar değerinde 4 sezonluk bir kontratı varken, Iverson'ın 20 milyon dolarlık, sezon sonu biten bir anlaşması vardı. Yani Billups'ı takımda tutup muhtemelen her sene şampiyonluk hedefinde yarı yolda kalmaktansa, Dumars "Iverson deneyi de tutmaz ve takım istenilen basketbolu oynayamazsa yeniden yapılanırız." diyerekten yaptı bu takası.

Ama işte sorun şu ki Dumars bu noktadan sonra hata üstüne hata yaparak Pistons geleceğini kararttı adeta. Yanılmıyorsam Iverson takasından hemen sonra Hamilton ile 3 senelik toplam 30 küsur milyon dolarlık bir anlaşma imzalamışlardı ve bu salary cap'lerine çok büyük bir darbe olmuştu. Geçen sezon Iverson deneyinin ne kadar başarısız olduğunu basketbolla alakasız kişiler bile biliyor zaten. Bunun üzerine geçtiğimiz yaz, cüssesi pozisyonunu oynamaya yetersiz bir şutör guard olan Gordon'a ve Villanueva'ya o kadar parayı vermeleri ile salary cap'lerini doldurdular. Halbuki 2010'a boş bir salary cap ile girip, boşta kalacak yıldızların peşinden koşup yeniden başa güreşen bir takım haline gelebilirlerdi. Bunlar tabii ki ihtimallerdi sadece ama şimdi yıllar boyunca orta sıralarda takılacak bir Pistons izleyeceğiz.

Bu sezon sakatlıklardan çok çektiler ve muhtemelen de ileride daha iyi yerlerde olacaklar ama şu kadronun şampiyonluğa oynayacağını düşünen biri varsa Pistons kulübünde, bu hayalciliğinden dolayı akıl hastanesine kaldırılması gerekebilir...

24 Aralık 2009 Perşembe

Hocam Az Çekilin Göremiyoruz

Brand'in yaptığı faulün süre dolmadan gerçekleştiğini teyit etmeye çalışan hakemlerle beraber Iverson da pozisyonu izliyor.

18 Aralık 2009 Cuma

LeBron vs Iverson (+18!!)


Link

LeBron Iverson'a şaka yapıyor hem de ne şaka. Bir NBA/basketbol blog'unda +18 başlığı atacağımı düşünmezdim hiç ama şu hareketten sonra daha güzel bir başlık bulamadım =)

Sadece komik olduğu için, yorumsuz veriyorum.

8 Aralık 2009 Salı

Billups, Iverson'ın Dönüşünü Bozdu


Link

Döndü sevgili şehrine AI. Ben de üşenmedim ilk yarısını izledim maçın. Ama Iverson biraz paslanmış ve hatta yavaşlamış gibi gözüktü bana. Hatta son 1.5 yılda itibarını büyük ölçüde kaybettiği için, normal şartlarda alacağı birkaç faulü de alamadı hakemlerden. Yani dönüşü, parkede yer alması dışında çok da heyecan verici değildi maalesef. Ama yukarıdaki video tüyleri diken diken etti o ayrı.

Iverson'dan çok Iggy bu gece gaza gelmiş gibiydi. İlk yarı inanılmaz oynadı, şut kaçırmıyordu. Hatta ne kadar iyi bir ilk yarı geçirdiğini aşağıdaki videoda tek bir pozisyon ile anlayabilirsiniz. Ne attıysa girdi, şu aşağıdaki şut da dahil. Ama izleyemediğim ikinci yarıda Billups maçı koparmış Denver adına. Son 24 dakikada tam 23 sayı, 6 ribaund ve 7 asist... Hatta belki de Iverson'a "Bak Denver beni senin yerine alarak doğru yaptı" şeklinde bir mesaj vermek istemiş bile olabilir. Tabii Denver'ın takım halinde yaptığı savunma da Philly'nin sayı üretmesine engel olmuş. Bütün ikinci yarıda sadece 39 sayı üretebilmişler.

Ayrıca şuradan yazdığım Iverson - Philly analizine ulaşabilirsiniz.

Buyrun Iggy'nin inanılmaz - ama sayılmayan - basketi:


Link

7 Aralık 2009 Pazartesi

Iverson ve Philadelphia 76'ers Analizi

- Dikkat uzun yazı -

Esasında ben, bu boyu küçük, yüreği büyük adam bir ay evvel basketbolu bıraktığında, bunun temelli olduğunu düşünen azınlıktandım. Bu düşüncemin nedeni Iverson'ın artık yeterli gücü ve yeteneği barındırdığına inanmamam değildi. Tam tersi ben de onun gibi, üst seviye basketbol oynayabileceğini düşünüyorum. Ama benim ayrıldığım nokta, ona bu noktadan sonra kimsenin güvenmeyeceği ve bu nedenle o şart koştuğu ilk 5 çıkma fırsatını bulamayacağı idi. Fakat Philadelphia 76'ers'ın kötü gidişi ve Louis Williams'ın uzun sürecek olan sakatlığı, normal şartların dışında bir durum yarattı. 8 maç üstüste kaybettiklerinden dolayı acilen bir değişikliğe gitmeleri gerekiyordu ayrıca sakatlık problemi nedeniyle bir guard'a acil olarak ihtiyaçları doğdu. Piyasadaki serbest oyuncular arasında da Iverson'ın en kaliteli/üst düzey seçenek olduğunu burada yazmam bile abuk esasında. Ama yazmış bulundum. Neyse işte durum bu şekildeydi.

Bunlar yetmiyormuş gibi, Philadelphia bu sezon NBA'de açık ara en az seyirci çeken takımdı. Gerçi en az seyirci demeyelim, maç başına Philly 11965 seyirci çekerken Memphis 11591 seyirciye oynuyor. Ancak seyirci sayıları salonların kapasitesine göre oranlanınca çıkan rakamlar şöyle: Philly biletlerin %58.9'unu satabilirken, Memphis %64'e çıkıyor. Kısacası kulübün seyirciye ve paraya ihtiyacı var. Şehirde adeta bir efsane haline gelen Iverson'ın da bunları fazlasıyla sağlayacağı aşikar. Örneğin bu geceki ilk maçta salonun %100 dolacağına her türlü bahse girerim. Bu rakam elbette günler ilerledikçe düşecektir ama takım kazanmaya başlarsa, salon doluluk oranında takımın orta sıralara güreşeceğini ön görebiliriz.

Kısacası gerek takımın guard eksiği, gerek kulübün ekonomik ihtyaçları dolayısıyla, Philly'de Iverson'ın gelmesi için mükemmel bir ortam, olağın dışı bir şekilde oluşmuştu. Ve 3 sene önce boşanan ikili yeniden evlendi.

İşin ironik ve güzel yanı Philly'nin Iverson'a ne kadar ihtiyacı varsa, Iverson'ın da onlara o kadar ihtiyacı vardı. Kariyerinin en kötü 1.5 senesini geçiren yıldız oyuncu kendisini yeniden kanıtlamanın peşinde. Bunu yapabilmesi için istisnasız herkes tarafından sevildiği bir şehirde oynamaktan daha iyi bir seçenek olabilir miydi? Hiç sanmıyorum. Üstelik de gittiği takım 9 maç üstüste kaybetmiş, acilen kazanmaya ihtiyacı olan bir takımken. Efsanenin küllerinden doğması için şahane bir ortam var. Hele bir de onun sayesinde playoff'lara kalırlarsa amanın aman... Peki bunu yapabilirler mi? Birazcık basketbol açısından değerlendirelim bu transferi:
Şimdi, bu takımın koçu Eddie Jordan ne yapmaya çalışıyor? Princeton hücumunu oturtmaya çalışıyor. Bu ilk aylarda öğrenilmesi imkansıza yakın sistemde Eddie Jordan Wizards ile ilk senesinde çok kötü bir sezon geçirmişti. Ancak ertesi yıl Antawn Jamison'ın gelmesiyle beraber bir playoff takımı yaratmıştı. Aynı şekilde şu anda Philadelphia çok zorlanıyor. Peki bunun nedeni nedir? Bir kere bu hücumda, topsuz hareket çok önemli. Her oyuncu, topu arkadaşına verip topsuz bir şekilde potaya katetmeyi hedefliyor. Bu şekilde pas alıp boş turnike bulmak 1 numaralı amaç. Ancak boş kalmaması durumunda aynen geri çıkıp, dışarıda pozisyon alıyor. Yani kısacası topsuz hareket etmek, nereye gideceğini bilmek çok önemli. Bu hücum karşısında rakipler içeriden çok sayı yemeleri halinde, dış atışları riske edip içeri gömülüyorlar. Bu durumda da Princeton'ın ikinci önemli unsuru şartı ön plana çıkıyor: İyi dış şutu olan ve pas verebilen uzun(lar). Böylece her oyuncu dışarıda boş kaldığında cezayı kesiyor, boş kalmaması durumunda ise back-door'daki boşluğu görebilecek ve topu aktarabilecek yetenekde olması bekleniyor. Kısacası esasında Princeton hücumu, basketbol zekası yüksek ve kalteli oyuncularla beraber yükselen bir sistem. Peki sistemi anlattık şimdi Iverson nasıl buraya oturur?

Iverson yukarıda yazdığım gibi topsuz oyunu hayatı boyunca yaptı mı? Hayır. Yapmayı biliyor mu? Ondan bile şüpheliyim. Peki ya nasıl olacak? Hepinizin yakından tanıdığı Arenas gibi olacak. Washington'da nasıl Arenas'ın kafasına estiği zaman kendisinin hücum etmesine göz yumuluyorsa, Philly'de Iverson'a bu fazlasıyla tanınacak. Ancak tabii bu durum Philly'deki gençlerin Princeton sistemini öğrenmelerine ve ona alışmalarına engel olabilir. Fakat şu anda yapacak hamlesi yok Philly'nin. Bir yenilik, değişiklik şarttı ve yeni planı uygulamaya soktular. Iverson özellikle takımın gelecek seneki başarısı için doğru bir seçim değil bence. Ama bu sezon Louis Williams ve Speights'in dönüşüne kadar bu aykırı adam, 76'ers'ı playoff yarışı içinde tutarsa ben beklentileri aşıp doğuda ilk 8'e kalacaklarını düşünüyorum. Sonuçta, şu anda üzerlerinde bulunan New York, Indiana, Chicago, Detroit gibi takımları geçecek kapasite ve potansiyel Philadelphia'da kesinlikle var. Tek ihtiyaçları olan şey bir hava yakalamak. Bunu da Iverson'dan başka kimle yakalayabilirler? (Tabii Elton Brand'in mutlu olması, Eddie Jordan tarafından ilk 5 başlatılması da şart)

Tek soru: Eddie Jordan tarafından "İlk 5'tesin" denildiğinde gözleri bir çocuğun hediye aldığındaki gibi parlayan Iverson, Louis Williams dönünce nasıl kullanılacak? Kim ilk 5'te başlayacak? Iverson ile Wiliams'ı beraber başlatmaları durumunda çok ufak kalırlar. Iverson'ı oturtmaları durumunda, belki de temelli basketbolu bırakabilir... Bu durumda Louis Williams'a şimdiden bench rolü gözüküyor sanki. Tabii o dönene kadar Iverson bir arıza çıkarmazsa.

Aslında Iverson'ın basın toplantısı nedeniyle biraz duygusal yazmış olabilirim - ki kendisini çok sevmem. Ama ben bile istiyorum ki 2001 yılında, Lakers'a karşı delicesine desteklediğim Philly'nin 1 numaralı adamı, eski şehirinde yeniden başarılara imza atıp basketbolu öyle bıraksın. Bu yakışır tarihin en iyi 6. sayı ortalamasına sahip adamına.

Not: İmkanı olan herkesin bu gece Denver - Philadelphia maçını izlemesini öneriyorum. Hatta maçı da geçtim, maçtan önce Iverson'ın ilk 5'te anons edilişini görün yeter...

4 Aralık 2009 Cuma

Iverson Hüngür Hüngür



Link

Iverson Philly'de yaptığı basın toplantısında çok duygulanmış. Ben de onunla duygulandım vallahi. Hayatının en güzel yıllarını burada yaşamış bir adam sonuçta, şu sahneyi görünce sevindim gerçekten Philly'e gitmiş olmasına.

2 Aralık 2009 Çarşamba

37'lik Iverson Yeniden Evine Döndü

Tam 3 sene aradan sonraki flört dönemi sona erdi. İki eski sevgili yeniden buluştular. 76'ers genel menajeri Ed Stefanski takımın resmi web sitesinde Iverson'ın imza attığını açıklamış. Hayırlı olsun. Denver Nuggets formasıyla Philadelphia'da ilk maça çıktığı gün, kullandığım resimdeki ayakkabıları giymişti Iverson. Sevgisini ve özlemini dile getirmişti bu şekilde. Hatta parkedeki 76'ers logosunu da öpmüştü eğilip. Iverson, ona bu zor dönemde kapılarını açtığı için, şimdi daha da bir sevmiştir Philadelphia'yı herhalde. Bu arada 34 yaşındaki Iverson'a 37 dememin sebebi aşağıda. Yahoo şaşırmış. Ayrıca Iverson'ın 76'ers logosunu öptüğü fotoğrafı bulan biri paylaşırsa çok sevinirim. Yazacağım ufak bir analizde onu kullanmayı düşünüyordum ama bir türlü bulamadım.

Philly Iverson'a 1 Senelik Kontrat Önerdi

Kulüpten açıklama gelmedi, resmi birşey yok henüz ama kaynakların söylediğine göre garanti olmayan bir kontrat önermiş 76'ers Iverson'a. Hayırlı olsun. Çok yaklaştı özlenilen ve iki tarafın da diğeri kadar ihtiyaç duyduğu birliktelik. Şu durumda, Eddie Jordan'ı zor kararlar bekliyor...

Kesin anlaşmaya varılsın, ufak çaplı birşeyler çiziktirim.

30 Kasım 2009 Pazartesi

Iverson Philly'e Gider Mi?

NBA'de son birkaç gündür ortalıkta dolaşan iddiaya göre Philadelphia 76'ers, eski yıldızı Allen Iverson ile ilgileniyordu. Bu konuda 76'ers koçu Jordan da Stan Van Gundy'den dansözlük dersleri almış: Daha bundan 12 saat önce Jordan kendisine Iverson ile ilgili soru sorulduğunda, "Medyada bizim yönetim olarak aramızda konuştuğumuzdan daha fazla konuşulduğuna eminim. Kimseyle Iverson hakkında konuşmadım" tarzında bir cevap verip serbest oyuncularla ilgilenmediklerini belirtmişti. Jordan bu açıklamalarından 1-2 saat sonra, Spurs maçından hemen önce Iverson ile ilgili kulüp içinde konuşmalar yapıldığını, transferinin gündemde olduğunu ayrıca başka serbest oyuncularla da ilgilendiklerini söylemiş.

Peki Iverson, Philly ve Jordan'ın sistemine uyar mı? İki taraftan biri değişmedikçe bu uyumun sağlanabileceğini pek sanmıyorum. Bunun nedeni de Jordan'ın Princeton hücumunu kullanması, yani topsuz oyuncu hareketlerinin, penetrelerinin en önemli olduğu sistemlerden biri. Iverson ise topsuz oynamayı neredeyse hiç bilmeyen/sevmeyen bir oyuncu. Böyle bir birliktelik olursa, Jordan'ın 76'ers'da Arenas'a tanıdığı imkanları Iverson'a da tanıması gerekecek. Bu da takımdaki gençlerin Princeton'ı öğrenmelerine ve ilerideki sezonlara hazırlıklarına bir engel teşkil edebilir. Yani her ne kadar taraftarlar onu çok sevse de ve Williams'ın sakatlığında Philly'nin ona ne kadar ihtiyacı olsa da, Iverson'ın gelmesi gelecek açısından sorunlar doğurabilir. Yok eğer Iverson'a bu ayrıcalıklar sağlanmazsa, sorunlu yıldızın ne yapacağını şimdiden kestirmek imkansız gibi.

Bakalım önümüzdeki günler ne gösterecek.

26 Kasım 2009 Perşembe

Iverson Emekliye Ayrıldı ! - Ayrılık Mektubu

Sonuç şaşırtıcı değil, herhalde NBA'i takip edenlerin %90'ı bunun olacağını düşünüyordu. Iverson taraftarlarına bir mektupla seslenerek bırakmış basketbolu, en azından şimdilik ama ben temelli olduğuna inanıyorum. Geçen sezon Pistons'a uyum sağlamaya çalışsaydı belki de çok başarılı olacakken şimdi basketbolu bırakan bir büyük oyuncuyla karşı karşıyayız...

Ayrılık mektubu şöyle:

"NBA'i bırakıyorum. Her zaman basketbolu bıraktığım zaman, takımıma yeterince katkı veremediğim için bırakacağımı düşünmüştüm. Ama şu anki durum öyle değil. Hala en yüksek seviyede mücadele edebileceğimi biliyorum.

Emekli olmam, eşim ve çocuklarımla daha çok zaman geçirmeme imkan sağlayacak. Parkelerde başardıklarımla kıyasladığımda, bu çok daha büyük bir ödül.

Reebok'a, kariyerim boyunca yanımda olan ve beni seven taraftarlara, Jordan, Magic, Barkley, Isiah, Bird gibi bana bu vizyonu veren oyunculara, basketbol oynamam için beni teşvik eden anneme ve arkadaşlarıma, lisedeki koçum Michael Bailey'e, Georgetown'daki koçum John Thompson'a, Larry Brown ve diğer bütün koçlarıma, takım arkadaşlarıma, yöneticilere, takım sahiplerine. Herkese çok teşekkürler !

Memphis'e ayrıca teşekkür etmek istiyorum. Hiç evde maça çıkmadım ama yine de takım sahibi Heisley'nin ve şehrin bana verdiği destek için çok müteşekkirim. Grizzlies'in çok başaırlı olmasını diliyorum.

Son olarak Philadelphia şehri: Sixers formasıyla muhteşem anılarım var. Philadelphia taraftarlarına da teşekkürler. Sesiniz, benim kulaklarımda her zaman yankılanacak.

Hepinizi tanrı korusun

Allen Iverson"

17 Kasım 2009 Salı

Iverson'dan Şok(!) Haber

Iverson ile Memphis Grizzlies, yıldız oyuncunun kontratını feshetmek için anlaşmışlar. Emekli mi olur yoksa Avrupa'ya gelir mi? Ne dersiniz? Bana göre egosu bu kadar yara almışken veda eder.

15 Kasım 2009 Pazar

Tinsley Memphis'te = Iverson Bıraktı?

Iverson nerede bilmiyorum ama Tinsley ile Grizzlies'in 1 senelik anlaşmış olması, Iverson ile bağların tamamen koptuğuna ve hatta belki de The Answer'ın basketbolu bıraktığına işaret olabilir. Guard rotasyonunda eksik olan Grizzlies'e Iverson'ın gidişinden sonra böyle bir transfer gerekiyordu evet ama bakalım neredeyse 2 senedir maça çıkmayan Tinsley 10 dakikadan fazla oynayabilecek mi? Ve aldığı sürede neler yapacak.

8 Kasım 2009 Pazar

Iverson Atlanta Yolcusu

Takımdan ayrılmış ve Atlanta'da yazlarını geçirdiğini eve gitmiş Iverson. Grizzlies koçu Hollins, Iverson'a bizzat izin verdiğini, ailesiyle ilgili medyaya aktarılmaması gereken bir problem olduğunu söylemiş. Elbette döndüğünde bench'ten gelmesi konusunda oturup konuşulması gerektiğini, bunun büyük bir sorun olduğunu da itiraf etmiş. Yahoo'dan Marc Spears'a gelen fısıltıya göre Iverson'ın takımdan ayrılması ve Atlanta'ya gitmesinin nedeni tamamen Memphis'teki mutsuzluğundan kaynaklanıyormuş.

Eğer ilk 5 başlamadığı için takımdan ayrıldıysa, NBA kariyerine nokta koymak adına çok büyük bir adım atmış. Yok eğer gerçekten olay ailevi bir durum ise en yakın sürede halledip döner takıma umarım. Ama nedense(!) bana olay daha çok yedek oturmasından kaynaklanıyro gibi geliyor. Size?

4 Kasım 2009 Çarşamba

Problem Popomda

Iverson'ın Grizzlies maçından sonraki demeci: "Bench'te uzun süre oturduğum için popom ağrıdı, bench'te oturmakla ilgili tek sorunum buydu." Ama işin ilginci ardından devamını getirmesi: "Ben yedek değilim, hiçbir zaman yedek olmadım, şimdi de kendimi yedek gibi görecek değilim. Olayı medya büyütüyor. Detroit'ten önce bunlar konuşulmazdı bile, geçen seneye kadar kimse oyuna kenardan dahil olmam hakkında hiçbir şey söylemedi. Kariyerim oyunca da böyle bir konu konuşulmadı. All-Star'larda, Olimpiyatlar'da, NBA Finalleri'nde hep ilk 5'teydim. Nedense şimdi sorun oldu. Kısacası ben yedek veya 6. adam değilim. Gidin kariyerime bakın, göreceksiniz."

Sen git önce hiçbir problemim yok de, sonra o olmayan problem hakkındaki sıkıntılarını koca bir paragraf edecek kadar cümlelerle dile getir. Sakatlıktan yeni dönmüş olmasının da etkisi vardır 17 dakika süre almasında diye düşünüyorum. Ancak dakika 1 gol 1, böyle bir açıklama yaparak hani gelecek sezon kendisine teklif getirme ihtimali olan takımları da düşüncelerin vazgeçirmiştir herhalde. Bir adamın repütasyonu 1 yıl içerisinde ancak bu kadar düşer. Baktıkça üzülüyorum Iverson'ın durumuna ama bu hallere düşmeyi haketmedi mi? Bence sonuna kadar haketti.

10 Eylül 2009 Perşembe

Iverson Sonunda Takımını Buldu !

Eurobasket'in yoğun programı nedeniyle NBA'i boşladık biraz. Bobcats haberi vardı birkaç hafta önce çıkan, pek doğru değilmiş demekki... Ama sonunda Iverson'ı gerçekten isteyen bir takım ortaya çıktı: Grizzlies. Henüz resmileşmedi transfer ama hem Iverson Twitter sayfasından abuk subuk açıklamalarla bu anlaşmayı duyurdu, hem de Grizzlies takımı, basına Iverson ile söz kestiklerini açıkladı. Iverson'ın "abuk subuk" dediğim sözlerine de yer vereyim:

"Tanrı kariyerime devam edeceğim yer olarak Memphis'i seçti. Grizzlies takımındaki yetkililerle ve yeni koçum Hollins ile görüştük." Hemen birkaç dakika sonra da şunları yazmış: "Kazanmaya oynayan bir takım kurmak istediklerini hissedebiliyorum, bunu başarmalarında yardımcı olabileceğimi düşünüyorum. Onlara güven duyuyorum."
Sizlere göre abuk olmayabilir ama benim her zaman gıcığıma gitmiştir "Tanrı benim için Memphis'i seçti" tarzındaki sözler. Yahu sen seçiyorsun sen... Tanrı ne alaka? İstesen giderdin Bobcats'e veya oyuna kenardan dahil olmayı kabullenseydin şampiyonluğa oynayan bir takıma. Ama yok, doğru ya Tanrı seçti Memphis'i. Pardon.

Bu yazıların üstünden kısa bir süre geçmişken de Yahoo, Grizzlies ile Iverson'ın 1 yıllık olarak anlaştığını duyurdu.

Peki Grizzlies ne yapmaya çalışıyor? Bu konu hakkında geçmişte zaten bu ve şu şekilde 2 yazım vardı. Ama şimdi konuyu bir kez daha, bu sefer Iverson yönüyle ele almam gerekiyor. Hemen bir guard rotasyonuna bakalım: Conley-Iverson-Mayo. Her birine ortalama 32 dakika biçerek - Iverson'ın daha aza tamam demeyeceğini düşünüyorum haliyle - bakalım duruma. Yani Mayo çaylak yılına göre, maç başına 6 dakika daha mı az alacak? Üstüne Mike Conley Jr. geçen sezon All-Star sonrası aldığı 36 dakikadan 32'ye mi inecek? Bütün bunlar ne için? 1 yıllığına 'kiralanan' Iverson için... Ama tabii doğru, Grizzlies kazanmaya oynayan bir takım kuruyor ya, unutmuşum onu.

Dakikalardan ziyade, bir de işin şu yönü var: Grizzlies'e şimdi NBA tarihinin sahadayken takımının en çok top kullanan 2. oyuncusu olan (1-Michael Jordan) Allen Iverson geldi. Zaten bu sıralamada 15. sırada olup benim kara delik olarak nitelendirdiğim Zach Randolph'a da sahiplerdi... Size şöyle diyeyim, bu ikili aynı anda sahada iken, Grizzlies 60 top kullanacaksa bunların 36'sını unutsun geri kalan oyuncular... Grizzlies, Gay, Gasol, Conley, Mayo, Thabeet ve Arthur gibi oyuncuların böyle bir ortamda nasıl kendilerini geliştirmelerini bekliyor çok merak ediyorum.

Teknik açıdan baktığımızda Grizzlies'in guard rotasyonu hafif bir söylemle bile acınası haldeydi. En azından Iverson ile bu eksiklerini giderdiler. Ancak geleceği düşünen bir takım için Iverson belki de takıma katılabilecek en kötü isim. Bence Iverson'ın gitmesi gereken yer playoff'ları zorlayan, oturmuş bir takım olmalıydı... Grizzlies bu transferle özellikle Mayo ve Conley Jr başta olmak üzere, gençlerin önüne koca bir engel çıkarmış olabilir...