BIY AD

Vince Carter etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Vince Carter etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

27 Ocak 2011 Perşembe

Küçük Detaylar-12 (Carter 36. Sırada)


Link

Vince Carter dün gece Bobcats karşısında attığı 22 sayıyla Tom Chambers'ı geride bırakarak tüm zamanların en çok sayı atan 36. oyuncusu oldu. Bir üst sıradaki Mitch Richmond ile aralarında yaklaşık 450 sayı fark var. Eğer bir sakatlık falan olmazsa sezon bitmeden onu geçtiği haberini de veririz muhtemelen. Kendisini tebrik edip, bu vesileyle geçmiş yaş gününü de kutlayalım. Ve hayranlarına tozlu raflardan bir video daha hediye edelim.

18 Ocak 2011 Salı

20.000 Şerefine


Link

Yaklaşık 10 dakikası olanlar hoparlörün sesini hafiften yükselterek yalnızca yukarıdaki şovu izleyebilir. Ekstradan 5 dakikası olanların okumaya devam etmesi naçizane tavsiyem.

1977’nin Ocak ayında dünyaya gelen yıldızımızın hayatı, babasının ailesini terk etmesi ve annesinin yeni bir beyle evlenmesi sonucu olağan dışı bir şekilde başlıyordu. Üvey babasının sunduğu nispeten daha iyi imkanlardı belki de bu seviyede bir kariyere ulaşan akranlarından kendisini ayıran. Çünkü ailesinin göz bebeği olarak büyüyen kahramanımızın sahip olduğu rahatlık adeta basketboluna da yansıyordu. Oyun tarzını anlatırken ‘mücadele’ sıfatı hiçbir zaman çok önemli bir pozisyonda olmadı. Dönem dönem kazanma isteği ön plana çıksa da mizacı bu isteğini halının altına süpürerek bertaraf ediyordu bir zaman sonra.

Babasının orkestra şefi olması sebebiyle birçok enstrümanı kullanabiliyordu kendisi. Basketbolcu olmasa pekala iyi bir müzisyen veya kardeşi gibi bir öğretmen olabilirdi. Bu yüzden basketbolu hiçbir zaman diğerleri gibi bir çıkış kapısı veya hayatını kurtarma vasıtası olarak görmedi. Basketbol onun için zevk alarak yaptığı işlerden biriydi sadece. Bu işi de istediğinde gerçekten iyi yapıyor ve izleyenlere büyük keyif veriyordu.

Mainland High School’da All-American seçildikten sonra görkemli kariyerinin ilk adımlarını atmaya North Carolina’ya gelen bu genç, burada kendisi gibi yıllarca NBA’de tutunma başarısı gösterecek Antawn Jamison'la birlikte takımını turnuva final-four’una taşıyıp erken profesyonel olma kararı alarak NBA’in yolunu tutuyordu yeteneklerini sergilemek için.

Devamını zaten hepimiz biliyoruz aşağı yukarı. Lige yaptığı muhteşem giriş, herkesi büyüleyen, daha önce eşi benzeri görülmemiş smaçlar. Ardından başarı elde etmek adına takımdan ayrılma isteği, bu arada yaşadığı bir sakatlık, sonra bir sakatlık daha, sonra bir tane daha... Bunun üzerine mücadeleden çok haz duymayan yapısı ve zamanın acımasızlığı eklenince “loser” etiketi yapışıyordu üzerine. Belki biraz da haksız yere…

İşte, bahsettiğim mizacı ve yaşadığı sakatlıklardı kendisinin daha büyük bir efsane olmasını engelleyen. Çünkü sahip olduğu saf yetenekleri baz alırsak NBA’in gelmiş geçmiş en iyilerindendi. Benzer cümleleri söz konusu estetikse de kurabiliriz. Eğer her şey yolunda gitseydi bu post’u yazma sebebim olan başarıya akranları Iverson gibi, Kobe gibi, kendisi de birkaç sene evvel ulaşmış olacaktı.

Şimdi diyeceksiniz ki neden bahsediyor bu adam. Efendim, dün gece oynanan Knicks maçında bulduğu 29 sayıyla kariyerinde 20 bin sayı barajını geçti Vince Carter. Ben de kendisine özel bir hayranlık duyduğum için biraz torpil geçtim. Buraya kadar sabredip yazıyı okuyanlar scroll’u hafif yukarı kaydırarak, şimdilerde poposunu kaldırmakta zorlanan lig tarihinin en iyi smaççısının, zamanında bu konuda ne büyük bir efsane olduğunu tekrar seyredebilir. Zaten söz konusu Carter ve smaç ise gerisi teferruat oluyor.

Not: Video için aziz dostuma teşekkürler...

3 Ocak 2011 Pazartesi

Cousins Tam Gaz Devam



Link

Öncelikle şunu sorayım bilgisi olanlara: İnternetteki herhangi bir stream'den nasıl sesli bir şekilde görüntü kaydı alabiliyoruz? Bilen birileri paylaşırsa iyi olur. Şimdi konuya dönelim.

NBA sezonu başladığından beri Cousins ufak tefek çirkin olaylarla karşımıza çıkıyor. Dün gece de Sonerle beraber maçı izlerken bu pozisyon dikkatimi çekti. Videomuzda dün gece Cousins'in, Suns maçında yaptığı garip hareketi göreceksiniz. Düdükten sonra, ilk olarak Landry, Dragic'in şutunu engelliyor. İkincisinde Frye'ın panyalı şutunu Cousins kesiyor. Bunlar ligde oldukça sık gördüğümüz hareketler. Hatta Garnett bu işin kralıdır. Asla ama asla izin vermez düdükten sonra bir şutun çemberden geçmesine. Çünkü bunun rakibi havaya sokacağını düşünür. Onunla ilgili ayrı bir videomuz var, daha sonra paylaşırım. Her neyse, ben biraz çocukça bulurum bu düdükten sonra şutu kesme olayını. Bazılarının görüş açısına göre de psikolojik bir savaştır bu. Topu kesen savunma oyuncusu "Düdük bile çalsa basket olmasına izin vermem" diye meydan okur. Tamam olabilir, pek mantıklı bulmasam da nedenini anlayabiliyorum. Burayla bir sorunum yok.

Ancak Cousins saçma sapan bir harekette daha bulunuyor. Kendisi Frye'ın şutunu kestikten sonra, top Carter'ın önüne düşüyor. Carter da ligde milyon kere yaptığı gibi "Düdükten sonra gidip bir smaç basayım da havamı bulayım" diyor, Sacramentolular'ın şutları kesmesine gıcık olduğu da aşikar bence. Her neyse tam smacı basacak o da nesi? Cousins sıçrayıp blokluyor Carter'ı. Direk kavga için sebep yani. Hani öyle düdükten sonra şutu kesmek ayrı birşey, fiziksel temas ile oyun dışında bir oyuncuya blok koymak apayrı birşey. Neyse ki hemen oyuncular ve hakemler müdahale etti de olay bir kavgaya dönüşmedi. Carter'ın gülerek tepki vermesinin de bunda katkısı var elbette.

Cousins'e gerçekten diyecek söz bulmakta zorlanıyorum. Bu kadar mı olgunluktan uzak olabilir bir oyuncu? Carter yerine Barnes'ı falan öyle bloklasaydı acaba ne olurdu merak etmeden duramıyorum. Umarım birgün kafası yerinde, nasıl hareket etmesi gerektiğini bilen bir Cousins izleriz. O zaman bu yeteneklerini sergilerken çok daha fazla saygı hakeder.

19 Aralık 2010 Pazar

Yeni Çehresiyle Orlando Magic (Analiz)

Çoğu analizim gibi, kısa tutmaya çalışsam da bir hayli uzun oldu. Dişinizi sıkıp okursanız sevinirim.

Evet efendim, dün Hidayet, J-Rich ikilisinin ve Arenas'ın takaslarına tek tek değinmiştik blog'da. Bugün sırada kocaman bir Orlando Magic analizi var. Her zaman yaptığım gibi başta bir özetini çıkarayım takasın.

Gilbert Arenas (Wizards), Hedo, J-Rich, Earl Clark (Suns) --> Magic
Rashard Lewis (Magic) --> Wizards
Vince Carter, Pietrus, Gortat, 3 milyon $, 2011 ilk tur draft hakkı (Magic) --> Suns

Bu yazıda direk Magic'i ele alacağım, daha sonra kısa yazılar halinde Suns ve Wizards'a da değinirim. Efendim artık hepimiz biliyoruz ki, Vince Carter en son 2 sezon önce gerçek Vinsanity idi. Bir buçuk yıldır izlediğimiz Carter, hem Magic'in hem NBA severlerin beklentisinin çok ama çok uzağındaydı. Üstelik Hidayet'in yerine o geldiği zaman, Magic oyun kurmak açısından birkaç adım geriye gitmişti. Eh aldığınız yıldızın, ışıltısı sönmüşse, üstelik takım oyununun en büyük katalizörü Hedo'yu gönderip yaptıysanız bu takası, işler iyi gitmemiştir. Magic de zaten bir buçuk senedir şampiyonlukta adı geçecek seviyeden uzaktı. Bir hamle yapmaları gerekiyordu ve Hidayet, J-Rich, Arenas üçlüsünü takıma katmaya karar verdiler.

Carter'a değindim, biraz da Lewis'e değineyim. Blog'u uzun süredir takip edenler biliyordur. Rashard Lewis'in aldığı senelik 20 milyon dolar değerindeki kontratın ne kadar fazla olduğunu pek çok kere eleştirmişimdir. Bana göre böyle bir oyuncuya max kontrat vermek büyük salaklıktır. Max kontratı, takımı taşıyacak oyuncunuza verirsiniz. Rashard Lewis taşımayı geçtim, ikinci opsiyon olabilecek kapasitede bile değildi. Hele bu sene sergilediği oyunla bırakın maksimum kontratı, takımın 3. opsiyonu olmasını, ancak Ortalama bir playoff takımının rotasyon oyuncusu seviyesindeydi. Onu 3 senelik leş gibi kontratıyla kim alırdı? Ancak Arenas karşılığında Wizards alırdı herhalde.

Diğer ayrılan isimler ise Gortat ile Pietrus. Magic'ten gidenler arasında muhtemelen en çok aranacak olan adam Gortat. Çünkü hepinizin bildiği gibi artık Magic'in Dwight'ı yedekleyecek bir uzunu kalmadı. Tabii Ryan Anderson'ı ve Orton'ı saymazsak, ki bir zahmet saymayalım onları. Belki Bass kısa süreler pivot oynayabilir ama o da bildiğimiz cüce yani. Gortat dediğim gibi çok büyük bir eksik olacak ama kadroya bir pivot ekleyeceklerini düşünüyorum. Çünkü bir düşünün Dwight faul problemine girince ne olacak? Ben açıkçası düşünmek bile istemiyorum, SVG'nin de rüyalarına girer herhalde bu ihtimal. Şu 1-2 hafta içinde Dampier/Kwame tadında bir pivot gelecektir, daha doğrusu kesinlikle gelmeli. Pietrus ise en iyi dış savunmacısıydı. Onu da kaybettiler. Şimdi Pierce, Wade ve LeBron'u kim tutacak? Hedo mu, J-Rich mi, Redick mi, Arenas mı? Korkunç gerçekten. Yoksa fena savunma yapmasa da alacağı dakikalar iyice azalan Q-Rich mi? Barnes'ı Lakers'a kaptırmanın faturası bu diyebiliriz. En azından Q-Rich'ten daha güvenilir bir dış savunmacıydı. Şimdi rakibin en önemli silahını yavaşlatmakta sıkıntı çekebilirler. Tabii buna karşılık 1.5 senedir işin savunma tarafında yatan, perde geldiği zaman hayata küsen Carter yerine, J-Rich olacak ilk 5'te. Savunmasıyla ünlü olmasa da, Carter'la kıyas kabul etmez.

Gelelim yepisyeni Magic'imize. Bir kere Stan Van Gundy şunları açıkladı: Nelson ilk 5'te kalacak ve Hidayet uzun forvet pozisyonuna yerleşmeyecek ilk 5'te. Yani şu şekilde oluşuyor kadro: Nelson - X - Y - Bass - Dwight. Arenas, Hedo ve J-Rich'ten biri kenardan gelecek. Dün arkadaşlarla konuşurken, bu adamın kesinlikle Arenas olması gerektiğini söylüyordum. Çünkü Dwight Howard ile en çok beraber oynaması gereken isimler Hedo ve J-Rich. Birisinin Howard'la kimyası çok iyi uyuşurken, diğeri boş atış şansı bulmak için Howard'a gelecek ikili sıkıştırmalara ihtiyaç duyacak. Yanlarında iyi oyuncular yokken, bu iki oyuncunun da verimi düşüyor. Öteki yanda Arenas'a bakıyoruz, maçın herhangi bir noktasında tek başına üst üste 20 sayı üretebilecek kapasitede bir skorer ve bunu yapmaya alışık. Bench'ten gelip rahatlıkla yedeklerin liderliğini yapabilecek bir isim. Zaten Arenas da hemen "Bench'ten gelmeye gönüllüyüm" demiş. Bunu 'problem çocuk' sıfatından kurtulmak için mi yoksa gerçekten içinden geldiği için mi yaptığını bilemiyorum. Amacı sadece o sıfattan kurtulmaksa ve içten içe "Benim ne işim var bench'te?" diyecekse, Magic ve kendisi açısından kötü bir sonun başlangıcı olur.

Üstteki resimde Lewis'in gittiğini öğrenen Bass'in tepkisini görüyorsunuz. Kendime göre ilk 5'i yaptım yani: Nelson-JRich-Hedo-Bass-Dwight. Kenardan gelecek ana oyuncular da Redick, Arenas, Q-Rich ve Ryan Anderson olacak. En önemli değişiklik elbette üçlük atabilen kısa forvetten bozma bir 4 numarada yerine gerçek bir uzun forvetle oynayacak olmaları. Tabii Bass de biraz ufak kalıyor diyebiliriz ama Lewis'ten 8 kat iyi savunma yapıp, rakiplerini box-out ettiğini unutmayalım. İki sezondur blog'dan SVG'ye bağırdım çağırdım Bass daha çok oynamalı, bench'te ne işi var diye. Sonunda beni dinledi bıyıklı babacan koçumuz. Ben ezelden beri şunu savunurum. Bir takım kısa forvetten bozma bir uzunla oynamamalı. Ha elbette bu tür oyunculara ihtiyaç var ve maç başına 20-25 dakika arası bir süre onlarla oynanabilir. Ama bu oyuncuları ilk 5'te başlatıp ana stratejinizi böyle belirleyince, rakibin uzun forveti sizin 4 numaranızı denize döker. Tabii elinizde Rasheed Wallace gibi üçlük atabilen gerçek bir uzun varsa olay bambaşka bir boyut kazanır, ayrı konu... Kısacası Magic doğru yolu buldu diyebiliriz. Rakipler kısa 5'le oynadığı zaman Hedo'yu 15-20 dakikalığına uzun forvette oynatacak Stan Van Gundy. Belki Anderson da Dwight'ın yanında görev yapar biraz. Ama sonuçta Bass maçların büyük çoğunluğunda boyalı alanda Dwight'a yardımcı olacak. Bass, Lewis gibi üçlüğe çıkabilecek menzile sahip değil belki ama Dallas'tan beri müthiş bir orta mesafe şutu var kendisinin. O nedenle içeride Howard'a yeterince alan kalacağını düşünüyorum.

Hedo ve uzun rotasyonuna değinmiş olduk. Kaldı geriye guard rotasyonu J-Rich ile Arenas. Aslında bu noktada SVG'nin elindeki opsiyonlar bol gibi gözüküyor ama aynı zamanda pek çok kısıtlama var. Öncelikle süre açısından bir problem var. 1-2-3 numaralı pozisyonlar için tam 6 aday var ki Duhon'u katmadım bile. Redick 20, Q-Rich 15 dakika bile alacak olsa, Hidayet 10-15 dakikalığına 4 numaraya kaymadan herkesi mutlu edecek kadar dakika çıkmıyor. Bunun dışında mesela J-Rich'in skorer kimliği ön plana çıkmayan bir oyun kurucuyla oynamasının çok daha verimli olacağını düşünüyorum ben. Magic'teki iki kötü seçenek arasında Nelson, J-Rich'in verimliliği için daha mantıklı gibi duruyor. Zaten Hidayet'in top dağıtımına olan katkısı da J-Rich'in işine yarayacaktır. Kısacası her şekilde yukarıda değindiğim gibi Arenas'ın kenardan gelmesi en mantıklı seçenek bence. Sorun bununla kalmıyor, eski lakabıyla Agent Zero, kenardan gelse bile elbette Nelson ile aynı anda sahada bulunacaktır en az 20 dakika. Bu süreçte, rakiplerin iri şutör guard'ları, bu ikiliye karşı şov yapabilirler. Hücumda bile ikisinin nasıl geçineceği meçhul ama Nelson'ın SVG'nin sisteminde, topsuz oyunda başarılı olduğu dönemler vardı. Bu açıdan çok büyük bir problem çıkacağını düşünmüyorum. Son problem ise şu: Celtics 2 sayı önde, maçın bitimine 3 dakika var, geri alanda hangi oyuncularla maçı bitireceksiniz? Daha doğrusu kim kenardan izleyecek? Bana kalırsa, maç sonlarını çok da iyi oynamayan Nelson veya son toplarda başarılı olsa da benim asla güvenemediğim J-Rich kenarda olmalı. Ancak kenardaki isim J-Rich diye varsayarsak, az önce yazdığım gibi oyun alanında Nelson-Arenas'a karşı rakip şutör guard'lar bayram edebilir. Yani kısacası SVG'nin vermesi gereken pek çok karar var. Üstelik bu kararları verirken, bütün oyuncuları da mutlu tutması gerekiyor. Nasıl bir denge sağlayacağına dair hiçbir fikrim yok.

Toparlamam gerekirse; Orlando'nun son 1.5 senede yaptığı ikinci ciddi takası olumlu karşıladığımı söylemeliyim. Vince Carter yanlışından (ki ben ilk yapıldığında doğru olduğunu düşünüyordum) çabuk döndüler. Gelecek vaat etmeyen bir stratejide ısrar etmenin mantığı yoktu. Magic'in yaptığı şey belli. NBA'de ve hatta dünyada boyalı alanı en iyi koruyan oyuncunun üzerindeki savunma baskısını Bass-Lewis değişikliği ile azalttılar ve geri kalan 3 oyuncuyla da çok büyük bir ofansif güç elde ettiler. Hedo'yu değişiklik olarak saymayalım, eski Golden Stateli Arenas ile J-Rich'in takıma ne kadar çabuk ve iyi uyum sağlayacakları Magic'in gidişatını belirleyecek. Elbette takımın 4 dış şutörden 3'e düşünce bir dönem afallamasını da bekleyebiliriz. Yani bu takasların sonucunu şimdiden bilmemizin imkanı yok. Ama Stan Van Gundy 1-2-3 rotasyonunu iyi oturtabilirse, Magic 2 gün önceye göre daha korkutucu bir takım oldu diyebilirim.

18 Aralık 2010 Cumartesi

Bu Çocukta İş Var


Link

Blake Griffin'den bahsediyorum ve tabii ki "Hadi ya?" tepkilerine hazırım. Ben o çocukta iş olduğunu draft'tan beri zaten söylüyorum da ne yapayım başlık atmakta zorlandım bu çıktı. Birkaç sene içinde Clippers'ı da adam edecektir bu çocuk...

Neyse efenim Heat-Knicks maçı koptuktan sonra uykuya daldım nitekim şu anda evden çıkmam lazım. Haliyle Clippers-Pistons maçına da bakmadım ismi "dandik" olduğu için. Ama Griffin yine 24 sayı 17 ribaund ile yapmış yapacağını. Üstüne Vinsanity'nin ünlü 360 derecelik turnikesinin benzerini atmış. Pozisyondaki faul de komiğime gitti: T-Mac'in Griffin'in poposuna indirdiği bir şaplak. Buyrun aşağıda da bunun 5 katı zorlukta olan Vinsanity'nin videosu, kariyerinde bundan 10 tane falan attı herhalde Carter ama en ünlüsü budur:


Link

25 Şubat 2010 Perşembe

Vince Carter'ın Dönüşü

Magic'in kötü gittiği, pek çok zayıf takıma maçlar kaybettiği dönemde Carter da kariyerinin açık ara en kötü ayını geçiriyordu. Ocak ayındaki 14 maçta %28 şut isabetiyle 8.7 sayı atıyordu maç başına sadece. İşte o dönemde bir Magic analizi yazmıştım. Orada Carter'ın sakatlıklardan etkilendiğini düşündüğümü söylemiştim, üzerine 3 maç daha sürmüştü kötü oyunu. Ancak Şubat ayının başlamasıyla beraber çıkışa geçti Carter. Muhtemelen sağlığına kavuştu ve sakatlığı dolayısıyla 20 civarına kısıtlanan dakikalarından kurtuldu. Dakikalarla birlikte form grafiği de bir anda tavan yaptı. Son 10 maçta %52 şut isabetiyle 20 sayı ortalaması tutturmuş durumda Carter, ayrıca 3.5 asist yapıyor maç başına ve asıl önemlisi takımın zorlandığı anlarda sahneye çıkıyor. Magic'in son 10 maçının 5'ini izledim yanılmıyorsam ve Carter'da büyük bir çıkış olduğu sahadaki duruşunda ve oyununda gözüküyor. Ben, onun bu formunu koruyacağını düşünüyorum, 33 yaşında bitmiş olacağına inanıyordum hala da inanmıyorum. Umarım böyle de devam eder çünkü o bu seviyeye çıkınca, Magic'i seyretmek de ayrı bir keyif veriyor.

Ayrıca son 5 gün içinde Carter'ın 2 pozisyonunu vereyim, onun kendisine geldiğini kanıtlıyor adeta. Sene başında bu tip hareketler yaptığını hatırlayan var mı? Benim aklımdan silinmiş yaptıysa da. Gözümde eski Carter anılarının canlanmasını sağladı:


Link


Link

23 Şubat 2010 Salı

Vince Carter'dan Dünya Rekoru


Link


Link

All-Star hafta sonunda Dwight Howard'ın kırdığı, yerde oturarak atılan en uzak mesafeli basket rekorunun videosunu paylaşmıştım. Bunu hastalık haline getiren Dwight, antrenman sonrasında daha da uzaktan denemeler yapmaya başlayınca Vince Carter da ona katılmış. Sonucu videodan izleyebilirsiniz, iki farklı açıdan hem de...

Hani olur da fake çıkar falan, sorumluluk bende değil, NBA.com'da onu söyleyeyim =)
Edit:Hatta Yahoo da koymuş.

9 Şubat 2010 Salı

Vinsanity Geri mi Döndü?

Son 3 maçtır ufak ufak geri dönüş sinyalleri veriyordu, dün gece 27'de 19 isabetle 48 sayı üretti ve kariyerinin en yüksek 3. skoruna ulaştı. Üstelik öyle kopmuş bir maçta veya rahat bir maçta falan değil. Hornets attıkça ve maçı önde götürdükçe takımını sürükleyip oyunda tutan adamdı Carter, ikinci yarıda 34 sayı üretti. Omuzu %100'e yaklaşıyor herhalde gitgide. Yeter ki bazı maçlarda olduğu gibi zorlama atışları kaçırdıkça, ısrarla denemesin. Şu son maçları umarım düşündüğüm gibi çıkışa geçmesinin bir sonucudur.


27 Ocak 2010 Çarşamba

Magic Analizi: Üçlük Aşkına

- Dikkat uzun bir yazı olacak -

Öncelikle en çok konuşulan konuyla başlayayım: Hedo-Carter Takası. Tamam belki resmi bir takas değildi ama öyle değerlendirmek lazım. Bu konu hakkında Carter takıma geldiği gün yazdığım detaylı analizi okumanızı öneriyorum.

Bence Hedo + Lee'ye karşılık Carter almak gibi bir şansınız varsa, tetiği çekmeniz kadar doğal birşey olamaz. Her ne kadar Carter'lı takımın top paylaşımı ve dolaşımında Hedo'luya oranla problem yaşayacağını öngördüysem de, ben hala Magic'in yanlış yaptığını düşünmüyorum. Rakiplern hepsi yıldız sayılarını arttırırken, bu hamle kaçınılmazdı onların adına. Sonuçta Hedo ile Carter arasında, Hedo'nun tek avantajının kimya olduğunu kabul etmemiz gerek. Kimya da zamanla yakalanabilecek bir olgudur. Yani Carter sezon ilerledikçe, takıma uyabilir - Hedo kadar olamayacağı kesin bence, o ayrı - ancak Hedo'dan da asla yetenek olarak Carter'ın yakınına gelmesini bekleyemezsiniz.

Bu konuyu aradan çıkardıktan sonra detaya inmeye başlayalım. Vince Carter'ın derdi ne? Vinsanity kesinlikle beklenilen seviyeden uzak bir basketbol oynuyor. Ama ben bunda 2 aydır yakasını bırakmayan sakatlıkların payı olduğunu düşünüyorum. Tamam Kidd-Jefferson'lı Nets'teki Carter'ı bekleyen yok (Raptors'dakini zaten yok) ama şu anda izlediğimiz de kesinlikle gerçek Carter değil bence. Zaten Nelson'ın eksiği olan oyun kurma ve top dağıtma konusunda Hedo'nun avantajlı olduğuna, bu yazının başında verdiğim linkte, tam 7 ay önce değinmiştim. Bunlar benim açımdan beklenen şeylerdi. Benim değinmek istediğim şeyler bu sezon oynanan basketboldaki eksikler.

Carter hakkında da fikrimi belirttikten sonra gelelim Magic'in bana göre gerçek problemlerine. Bir kere takımın en önemli oyuncusunun Dwight Howard olduğunu yazarak başlayayım. Hidayet'in takım kimyasındaki artısını burada görüyoruz. Howard top alma ve beslenme açısından geçtiğimiz seneye oranla sıkıntı çekiyor. Geçen sezon 12.5 top kullanırken maç başına, bu sene 9.5'ta kalıyor Howard. Yani saha içi denemeleri, serbest atışlarından (10.2) daha az. Bazı maçlarda 6-7 dakika boyunca hücumda eline top değmediği oluyor. Bir hücuma bir defansa boş boş koşup duruyor. Dwight Howard'ın nasıl bir güç olduğunu Aldridge'den dinleyelim. Maçtan önce kendisine Dwight ile eşleşeceği hatırlatılıyor ve onu nasıl tutmayı düşündüğü soruluyor, cevabı: "Bu konu hakkında konuşmak istemiyorum." Yani sonuç olarak böyle bir pivotun 6-7 dakika top almaması kabul edilebilir birşey değil. Zaten hücumda rol alamayan ve boş boş koşturan Dwight Howard'ın da savunmadaki konsantrasyonu da bir süre sonra kayboluyor. Hele bu dönemde Magic'in şutları girmezse, rakip takımlar bir anda 10-0 gibi seriler yakalıyorlar. Yani Howard'ın beslenememesi hücumun yanında savunmalarını da etkiliyor... Bunun yanında Lewis'i fiziksel olarak zorlayan uzun forvetlere karşı Bass'in kullanılmayışı ve Lewis'in 3 numaraya çekilmeyişi de defansif yönden problem bence. Fakat bu yazıda özellikle Magic'in 7-8 kere üst üste üçlük denerken yediği seriler dikkatimi çektiği için hücuma değiniyorum.

İşte Magic'in gerçek sorunlarından biri bu. Hedo'yu aramalarının 1 numaralı sebebi. Peki Howard'ın kısırlığa itilmesinin sorumlusu Carter mı? Bence değil. Van Gundy'nin bu konuda birşeyler yapması gerektiğine inananlardanım. Burada 2 ihtimal var. Ya SVG takımın ısrarla her 2 hücumda 1 topu Howard'la buluşturması gerektiğini söylemiyor, ya da daha kötüsü bunu söylemesine rağmen oyuncular onu dinlemiyorlar. İki yoldan da problemin kaynağına yani Van Gundy'e çıkıyoruz bence.

Gelelim Magic'in ikinci ve bana göre Dwight Howard ile aynı önem oranına sahip sorununa: Üçlükler. Magic 3 sezondur şut odaklı bir takım, zaten bunu bilmeyen NBA sever yok. Ancak bu sene işler iyice zıvanadan çıkmış durumda. Orlando Magic, takım olarak şutlarının yaklaşık olarak %37'sini üçlük olarak deniyor. Bu ne demek biliyor musunuz?

Geçtiğimiz sene bu rakam 32 civarlarındaydı. Peki size NBA'in en üçlükçü takımını sorsam %90'ınız ne cevap vereceksiniz? Knicks değil mi? Size hemen onların son 2 sezonda ne kadar üçlük denediğini söyleyeyim: %32 ve %31. Yani, NBA'in açık ara en çok şuta dayalı oynayan takımı Magic. Hani bu şutları guard'lar içeri daldıktan sonra, gelen yardımlardan dolayı zorunlu olarak dışarı çıkarsalar ona da razıyım - ki o şekilde bile %37 üçlük oranı inanılmaz yüksek. Ama yok, çoğunlukla dışarıda top dolaştırarak denenilen üçlükler görüyoruz Magic'ten. Üçlük iyi, güzel, hoş ama bazen - özellikle üçlükler girmemeye başladığında - dış şut atmayı kabullenmemek, fake atıp çembere gitmek çok daha doğru bir seçim haline gelir. Çembere gidemiyorsanız bile, fake'ten sonra 3-4 adım içeri girip bir orta mesafe isabeti bulmak yine takımın/oyuncunun güvenini yerine getirir. Ondan önceki 6 üçlüğü kaçırdığınız aklınızdayken ve üzerinize defans koşarken üçlük denemekten daha iyi bir seçim olduğuna kalıbımı basarım.

Magic'in başka ufak problemleri de var tabii ki ama onlara çok kısa kısa değineceğim. Jameer Nelson elbette geçtiğimiz sezonki formunda değil ama herhalde kimse onun %50 ile şut atmasını beklemiyordu. Zaten geçtiğimiz aylarda yaşadığı diz sakatlığı da hala tamamen geçmiş değili, o yüzden savunmada da zorlanıyor. Jason Williams oynadığında ise takım hücumda işliyor gibi gözükse de, savunmada korkuluk görevi yaptığından Magic çok kolay sayılar yiyor. Ayakları Fisher'dan bile yavaş diyeyim savunmada, siz anlayın... Yani kısacası Magic'in savunması eleştirilecekse, bu asıl olarak oyun kuruculardan kaynaklanıyor. Ama benim izlediğim 15'e yakın Magic maçında asıl problemler yukarıda yazdıklarım diye düşünüyorum.

Örneğin Terry Porter gelip 4 senedir hızlı tempoda oynayan ve oyun kurucusu Nash olan Suns'a ağır tempoda oynama prensibini getirebildiyse, Stan Van Gundy oyuncularına "Topu Dwight Howard'a indirin" veya "Her yarı-boşta olduğunuz pozisyonda üçlük sallamayın" diyemiyor mu? Bence Magic'in asıl problemi burada yatıyor. Biraz daha çembere gitmeleri ve Howard'ı beslemeleri gerekiyor, ligin boyalı alandan en az sayı bulan takımlarından biri Magic. Evet Howard'a rağmen böyle ve geçen sezon için de aynı şey geçerliydi, sadece bu sezonki kadar çok üçlük zorlamıyorlardı.

Son olarak da şunu belirteyim, böyle oynamaya devam etseler bile Vince Carter %100 duruma geldiğinde yine doğunun zirvesine oynayacaklardır ama playoff'larda yapacakları sınırlı kalacaktır.

9 Ocak 2010 Cumartesi

Carter Gitti

İlk yarıda, perdeleme yapan Haywood (Belki Blatche de olabilir tam hatırlayamadım şimdi) ile çarpıştı ve sol omuzunu sakatladı(burktu). Aslında öyle sert bir perdeleme de değildi. Yine de Carter oldukça acı çekiyor gibi gözüküyordu ama unutmayalım ki Vinsanity'nin canı tatlıdır. Umarım uzun süre uzak kalmaz parkelerden.

30 Aralık 2009 Çarşamba

Neşeli Ribaund

2000 All-Star maçından bir kare.

29 Ekim 2009 Perşembe

Gözden Kaçan Turnike


Link
NBA'in dünkü maçlar için hazırladığı en iyi 10 harekette yoktu. Maçı izlerken çok hoşuma gitti, vereyim dedim. Carter, sol elle müthiş bir alley-oop turnike bırakıyor 76'ers potasına.

26 Haziran 2009 Cuma

Fırtına dinmiyor: Carter Magic'te

Nets, Carter ile Ryan Anderson'a karşılık, Alston-Battie-Courtney Lee üçlüsünü almış.

Yaz sezonu tam gaz devam ediyor. Eve geldim, tam uyku için hazırlıklara başlayacam derken, o da ne? Carter, Orlando'nun yolunu tutmuş. Takasların ardı arkası kesilmiyor, üstelik öyle 2 satır yazıp geçiştirilecek oyuncular falan değil... Son 2 gündür, takımların aylar boyunca almaya çalıştıkları yıldızlar yer değiştiriyorlar. İşin ilginci şampiyonluk yarışındaki takımlarla, iddiasız takımlar arasındaki fark açıldıkça açılıyor. Ama işte NBA'in sisteminin güzelliği burada. Gelecek yaz bir sürü yıldızın serbest kalmasıyla dengeler yeniden sağlanacak. Her neyse konumuz o değil. Takasa dönelim.
Magic'i bir seviye atlatan bu takası beğenmemek veya eleştirmek kimsenin haddine değildir. Ayrıca benim de bir Spurs taraftarı olarak üzülmemi sağlamıştır. Vinsanity bu kadar ucuza giderken, onun yerine Jefferson'la yetineceği için takımım.

Ucuz demişken, önce Nets'i ele alalım. Direk parayla başlamamız lazım. Kontratların toplam değerlerini göz önüne aldığımızda, Nets'in 40 milyon dolar gibi bir kazancı var. Peki sadece maddiyat mı önemli burada? Hayır. Yukarıda bahsettiğim 2010 yılında serbest kalacak yıldızlardan 2'sine, Nets takımı çok ciddi teklifler verecek. Bu seçimleri doğru yaparlarsa, iki sene sonra çok iyi bir Nets takımı izleyebiliriz. Onun dışında Courtney Lee gibi gelecek vaat eden, playoff'larda çaylak olmasına rağmen yaptıklarıyla çoğu kişinin takdirini kazanan genç bir oyuncuyu kadrolarına kattılar. Gelen oyuncuların Nets'e bu sezon katacakları şeyleri yazarak ne sizin ne kendimin vaktini boşa harcamayayım, direk Magic'e geçelim.Bir takas, bir takıma bundan daha fazla ne katabilir çok merak ediyorum. Bir sürü kişi Jefferson'ın ve Shaq'ın nasıl ucuza alındığını sorguluyorlar. Ama bu takas onlardan bile daha etkileyici. Magic yalnızca Carter gibi bir süperstarı kadrosuna katmakla kalmadı, onun yanına Ryan Anderson gibi sistemlerine mükemmel şekilde uyacak bir yedek uzun forvet eklediler. Bunun karşılığında verdikleri ise çok ufak kalıyor. Sadece 2 aylık "yama" için apar topar takıma dahil ettikleri Alston ve doğru düzgün dakika bile almayan Battie. Tabii ki Lee ve önümüzdeki 3 senede harcayacakları ekstra 40 milyon dolara da "gülün dikeni" diyebiliriz.

Magic'in bu hamlesi sonucunda bana göre Hidayet'in başka bir takımla sözleşme imzalama ihtimali iyice yükseldi. Bir başka bakış açısına göre de, Hidayet şampiyonluk şansının oldukça arttığını gördü ve bundan 1 gün önce istediği paranın çok daha altına Magic ile sözleşme imzalayacak. Ancak şunu unutmamalıyız ki, Magic Hidayet ile ne kadar ucuza anlaşırsa anlaşsın lüks vergisinin üstüne çıkacak. Hidayet'in "geleceğimi düşünmem lazım" ve Otis Smith'in "Hedo 12 milyonluk bir oyuncu değil" açıklamalarını hatırlayınca, Vince Carter'ın Hedo-Magic aşkını bitirdiğini söyleyebiliriz.

Magic ile ilgili teknik analizimi Hidayet'in kararından sonra yazacağım. Ben son olarak yine gurur kaynağımızla bitirmek istiyorum yazıyı. Doğruyu söylemem gerekirse, bu ünlü sporcuların "geleceğimi düşünmeliyim" tarzındaki açıklamalarına anlam veremiyorum. Hidayet sadece bir örnek. Bugüne kadar 45 milyon dolar civarı bir kazanç elde etmişin. Yeni kontratında en az 40 daha alacaksın. Şampiyonluk şansın, 1 gün içinde dramatik bir şekilde yükseliyor. Sen ise çıkıp "Geleceğimi düşünmem lazım" diyorsun. "Kariyerin boyunca toplam kazanmış olacağın 100 milyon doların yetmeyeceği, ne gibi bir gelecek hayalin var?" diye sormak istiyorum Hidayet'e... Belki yazması kolay ama birkaç milyon dolar yerine ben şampiyonluğa oynamayı tercih edilmesi gerektiğini düşünüyorum.

Keşke az bir paraya Magic'te kalsan da biz de 1-2 sene daha böyle büyük bir heyecan ve gurur yaşasak. Tabii ki bu başka takıma gittiğinde gurur duymayacağız anlamına gelmiyor.

20 Haziran 2009 Cumartesi

Carter, Cavs yolunda mı?


Geçtiğimiz sene içinde sıkça gündeme gelen Cavs'in Vince aşkı, yeniden yazılı basında çıkmaya başladı. Geçtiğimiz seneki gibi söylentiden öteye gitmesi beklenmiyor ancak yine de yazmak istedim böyle bir ismin takas ihtimalini.
Carter'ın Cavs'e yararlı olmayacağını söylemek delilik olur. Ancak bence Cavs'in önceliği uzun rotasyonuna katkı yapmak olmalı. Ben Wallace'ın NBA temposunu kaldıramayan vücuduna, Ilgauskas'ın iyiden iyiye ağırlaşmasına ve Varejao'nun hücumdaki yetersizliğine bakıyorum da; Cavs'in uzunlarının ümit yerine SOS verdiğini görüyorum. Ferry'nin, LeBron'u mutlu etmek için acele kararlar vereceğinden yana şüphelerim var. Ancak unutmamak gerekir ki acele işe şeytan karışır.