Suffisamment
2 hafta önce
Çoğu analizim gibi, kısa tutmaya çalışsam da bir hayli uzun oldu. Dişinizi sıkıp okursanız sevinirim.
Bu yazıda direk Magic'i ele alacağım, daha sonra kısa yazılar halinde Suns ve Wizards'a da değinirim. Efendim artık hepimiz biliyoruz ki, Vince Carter en son 2 sezon önce gerçek Vinsanity idi. Bir buçuk yıldır izlediğimiz Carter, hem Magic'in hem NBA severlerin beklentisinin çok ama çok uzağındaydı. Üstelik Hidayet'in yerine o geldiği zaman, Magic oyun kurmak açısından birkaç adım geriye gitmişti. Eh aldığınız yıldızın, ışıltısı sönmüşse, üstelik takım oyununun en büyük katalizörü Hedo'yu gönderip yaptıysanız bu takası, işler iyi gitmemiştir. Magic de zaten bir buçuk senedir şampiyonlukta adı geçecek seviyeden uzaktı. Bir hamle yapmaları gerekiyordu ve Hidayet, J-Rich, Arenas üçlüsünü takıma katmaya karar verdiler.
Diğer ayrılan isimler ise Gortat ile Pietrus. Magic'ten gidenler arasında muhtemelen en çok aranacak olan adam Gortat. Çünkü hepinizin bildiği gibi artık Magic'in Dwight'ı yedekleyecek bir uzunu kalmadı. Tabii Ryan Anderson'ı ve Orton'ı saymazsak, ki bir zahmet saymayalım onları. Belki Bass kısa süreler pivot oynayabilir ama o da bildiğimiz cüce yani. Gortat dediğim gibi çok büyük bir eksik olacak ama kadroya bir pivot ekleyeceklerini düşünüyorum. Çünkü bir düşünün Dwight faul problemine girince ne olacak? Ben açıkçası düşünmek bile istemiyorum, SVG'nin de rüyalarına girer herhalde bu ihtimal. Şu 1-2 hafta içinde Dampier/Kwame tadında bir pivot gelecektir, daha doğrusu kesinlikle gelmeli. Pietrus ise en iyi dış savunmacısıydı. Onu da kaybettiler. Şimdi Pierce, Wade ve LeBron'u kim tutacak? Hedo mu, J-Rich mi, Redick mi, Arenas mı? Korkunç gerçekten. Yoksa fena savunma yapmasa da alacağı dakikalar iyice azalan Q-Rich mi? Barnes'ı Lakers'a kaptırmanın faturası bu diyebiliriz. En azından Q-Rich'ten daha güvenilir bir dış savunmacıydı. Şimdi rakibin en önemli silahını yavaşlatmakta sıkıntı çekebilirler. Tabii buna karşılık 1.5 senedir işin savunma tarafında yatan, perde geldiği zaman hayata küsen Carter yerine, J-Rich olacak ilk 5'te. Savunmasıyla ünlü olmasa da, Carter'la kıyas kabul etmez.
Gelelim yepisyeni Magic'imize. Bir kere Stan Van Gundy şunları açıkladı: Nelson ilk 5'te kalacak ve Hidayet uzun forvet pozisyonuna yerleşmeyecek ilk 5'te. Yani şu şekilde oluşuyor kadro: Nelson - X - Y - Bass - Dwight. Arenas, Hedo ve J-Rich'ten biri kenardan gelecek. Dün arkadaşlarla konuşurken, bu adamın kesinlikle Arenas olması gerektiğini söylüyordum. Çünkü Dwight Howard ile en çok beraber oynaması gereken isimler Hedo ve J-Rich. Birisinin Howard'la kimyası çok iyi uyuşurken, diğeri boş atış şansı bulmak için Howard'a gelecek ikili sıkıştırmalara ihtiyaç duyacak. Yanlarında iyi oyuncular yokken, bu iki oyuncunun da verimi düşüyor. Öteki yanda Arenas'a bakıyoruz, maçın herhangi bir noktasında tek başına üst üste 20 sayı üretebilecek kapasitede bir skorer ve bunu yapmaya alışık. Bench'ten gelip rahatlıkla yedeklerin liderliğini yapabilecek bir isim. Zaten Arenas da hemen "Bench'ten gelmeye gönüllüyüm" demiş. Bunu 'problem çocuk' sıfatından kurtulmak için mi yoksa gerçekten içinden geldiği için mi yaptığını bilemiyorum. Amacı sadece o sıfattan kurtulmaksa ve içten içe "Benim ne işim var bench'te?" diyecekse, Magic ve kendisi açısından kötü bir sonun başlangıcı olur.
Üstteki resimde Lewis'in gittiğini öğrenen Bass'in tepkisini görüyorsunuz. Kendime göre ilk 5'i yaptım yani: Nelson-JRich-Hedo-Bass-Dwight. Kenardan gelecek ana oyuncular da Redick, Arenas, Q-Rich ve Ryan Anderson olacak. En önemli değişiklik elbette üçlük atabilen kısa forvetten bozma bir 4 numarada yerine gerçek bir uzun forvetle oynayacak olmaları. Tabii Bass de biraz ufak kalıyor diyebiliriz ama Lewis'ten 8 kat iyi savunma yapıp, rakiplerini box-out ettiğini unutmayalım. İki sezondur blog'dan SVG'ye bağırdım çağırdım Bass daha çok oynamalı, bench'te ne işi var diye. Sonunda beni dinledi bıyıklı babacan koçumuz. Ben ezelden beri şunu savunurum. Bir takım kısa forvetten bozma bir uzunla oynamamalı. Ha elbette bu tür oyunculara ihtiyaç var ve maç başına 20-25 dakika arası bir süre onlarla oynanabilir. Ama bu oyuncuları ilk 5'te başlatıp ana stratejinizi böyle belirleyince, rakibin uzun forveti sizin 4 numaranızı denize döker. Tabii elinizde Rasheed Wallace gibi üçlük atabilen gerçek bir uzun varsa olay bambaşka bir boyut kazanır, ayrı konu... Kısacası Magic doğru yolu buldu diyebiliriz. Rakipler kısa 5'le oynadığı zaman Hedo'yu 15-20 dakikalığına uzun forvette oynatacak Stan Van Gundy. Belki Anderson da Dwight'ın yanında görev yapar biraz. Ama sonuçta Bass maçların büyük çoğunluğunda boyalı alanda Dwight'a yardımcı olacak. Bass, Lewis gibi üçlüğe çıkabilecek menzile sahip değil belki ama Dallas'tan beri müthiş bir orta mesafe şutu var kendisinin. O nedenle içeride Howard'a yeterince alan kalacağını düşünüyorum.
Hedo ve uzun rotasyonuna değinmiş olduk. Kaldı geriye guard rotasyonu J-Rich ile Arenas. Aslında bu noktada SVG'nin elindeki opsiyonlar bol gibi gözüküyor ama aynı zamanda pek çok kısıtlama var. Öncelikle süre açısından bir problem var. 1-2-3 numaralı pozisyonlar için tam 6 aday var ki Duhon'u katmadım bile. Redick 20, Q-Rich 15 dakika bile alacak olsa, Hidayet 10-15 dakikalığına 4 numaraya kaymadan herkesi mutlu edecek kadar dakika çıkmıyor. Bunun dışında mesela J-Rich'in skorer kimliği ön plana çıkmayan bir oyun kurucuyla oynamasının çok daha verimli olacağını düşünüyorum ben. Magic'teki iki kötü seçenek arasında Nelson, J-Rich'in verimliliği için daha mantıklı gibi duruyor. Zaten Hidayet'in top dağıtımına olan katkısı da J-Rich'in işine yarayacaktır. Kısacası her şekilde yukarıda değindiğim gibi Arenas'ın kenardan gelmesi en mantıklı seçenek bence. Sorun bununla kalmıyor, eski lakabıyla Agent Zero, kenardan gelse bile elbette Nelson ile aynı anda sahada bulunacaktır en az 20 dakika. Bu süreçte, rakiplerin iri şutör guard'ları, bu ikiliye karşı şov yapabilirler. Hücumda bile ikisinin nasıl geçineceği meçhul ama Nelson'ın SVG'nin sisteminde, topsuz oyunda başarılı olduğu dönemler vardı. Bu açıdan çok büyük bir problem çıkacağını düşünmüyorum. Son problem ise şu: Celtics 2 sayı önde, maçın bitimine 3 dakika var, geri alanda hangi oyuncularla maçı bitireceksiniz? Daha doğrusu kim kenardan izleyecek? Bana kalırsa, maç sonlarını çok da iyi oynamayan Nelson veya son toplarda başarılı olsa da benim asla güvenemediğim J-Rich kenarda olmalı. Ancak kenardaki isim J-Rich diye varsayarsak, az önce yazdığım gibi oyun alanında Nelson-Arenas'a karşı rakip şutör guard'lar bayram edebilir. Yani kısacası SVG'nin vermesi gereken pek çok karar var. Üstelik bu kararları verirken, bütün oyuncuları da mutlu tutması gerekiyor. Nasıl bir denge sağlayacağına dair hiçbir fikrim yok.
Toparlamam gerekirse; Orlando'nun son 1.5 senede yaptığı ikinci ciddi takası olumlu karşıladığımı söylemeliyim. Vince Carter yanlışından (ki ben ilk yapıldığında doğru olduğunu düşünüyordum) çabuk döndüler. Gelecek vaat etmeyen bir stratejide ısrar etmenin mantığı yoktu. Magic'in yaptığı şey belli. NBA'de ve hatta dünyada boyalı alanı en iyi koruyan oyuncunun üzerindeki savunma baskısını Bass-Lewis değişikliği ile azalttılar ve geri kalan 3 oyuncuyla da çok büyük bir ofansif güç elde ettiler. Hedo'yu değişiklik olarak saymayalım, eski Golden Stateli Arenas ile J-Rich'in takıma ne kadar çabuk ve iyi uyum sağlayacakları Magic'in gidişatını belirleyecek. Elbette takımın 4 dış şutörden 3'e düşünce bir dönem afallamasını da bekleyebiliriz. Yani bu takasların sonucunu şimdiden bilmemizin imkanı yok. Ama Stan Van Gundy 1-2-3 rotasyonunu iyi oturtabilirse, Magic 2 gün önceye göre daha korkutucu bir takım oldu diyebilirim.
Magic'in kötü gittiği, pek çok zayıf takıma maçlar kaybettiği dönemde Carter da kariyerinin açık ara en kötü ayını geçiriyordu. Ocak ayındaki 14 maçta %28 şut isabetiyle 8.7 sayı atıyordu maç başına sadece. İşte o dönemde bir Magic analizi yazmıştım. Orada Carter'ın sakatlıklardan etkilendiğini düşündüğümü söylemiştim, üzerine 3 maç daha sürmüştü kötü oyunu. Ancak Şubat ayının başlamasıyla beraber çıkışa geçti Carter. Muhtemelen sağlığına kavuştu ve sakatlığı dolayısıyla 20 civarına kısıtlanan dakikalarından kurtuldu. Dakikalarla birlikte form grafiği de bir anda tavan yaptı. Son 10 maçta %52 şut isabetiyle 20 sayı ortalaması tutturmuş durumda Carter, ayrıca 3.5 asist yapıyor maç başına ve asıl önemlisi takımın zorlandığı anlarda sahneye çıkıyor. Magic'in son 10 maçının 5'ini izledim yanılmıyorsam ve Carter'da büyük bir çıkış olduğu sahadaki duruşunda ve oyununda gözüküyor. Ben, onun bu formunu koruyacağını düşünüyorum, 33 yaşında bitmiş olacağına inanıyordum hala da inanmıyorum. Umarım böyle de devam eder çünkü o bu seviyeye çıkınca, Magic'i seyretmek de ayrı bir keyif veriyor.
Son 3 maçtır ufak ufak geri dönüş sinyalleri veriyordu, dün gece 27'de 19 isabetle 48 sayı üretti ve kariyerinin en yüksek 3. skoruna ulaştı. Üstelik öyle kopmuş bir maçta veya rahat bir maçta falan değil. Hornets attıkça ve maçı önde götürdükçe takımını sürükleyip oyunda tutan adamdı Carter, ikinci yarıda 34 sayı üretti. Omuzu %100'e yaklaşıyor herhalde gitgide. Yeter ki bazı maçlarda olduğu gibi zorlama atışları kaçırdıkça, ısrarla denemesin. Şu son maçları umarım düşündüğüm gibi çıkışa geçmesinin bir sonucudur.
- Dikkat uzun bir yazı olacak -
Carter hakkında da fikrimi belirttikten sonra gelelim Magic'in bana göre gerçek problemlerine. Bir kere takımın en önemli oyuncusunun Dwight Howard olduğunu yazarak başlayayım. Hidayet'in takım kimyasındaki artısını burada görüyoruz. Howard top alma ve beslenme açısından geçtiğimiz seneye oranla sıkıntı çekiyor. Geçen sezon 12.5 top kullanırken maç başına, bu sene 9.5'ta kalıyor Howard. Yani saha içi denemeleri, serbest atışlarından (10.2) daha az. Bazı maçlarda 6-7 dakika boyunca hücumda eline top değmediği oluyor. Bir hücuma bir defansa boş boş koşup duruyor. Dwight Howard'ın nasıl bir güç olduğunu Aldridge'den dinleyelim. Maçtan önce kendisine Dwight ile eşleşeceği hatırlatılıyor ve onu nasıl tutmayı düşündüğü soruluyor, cevabı: "Bu konu hakkında konuşmak istemiyorum." Yani sonuç olarak böyle bir pivotun 6-7 dakika top almaması kabul edilebilir birşey değil. Zaten hücumda rol alamayan ve boş boş koşturan Dwight Howard'ın da savunmadaki konsantrasyonu da bir süre sonra kayboluyor. Hele bu dönemde Magic'in şutları girmezse, rakip takımlar bir anda 10-0 gibi seriler yakalıyorlar. Yani Howard'ın beslenememesi hücumun yanında savunmalarını da etkiliyor... Bunun yanında Lewis'i fiziksel olarak zorlayan uzun forvetlere karşı Bass'in kullanılmayışı ve Lewis'in 3 numaraya çekilmeyişi de defansif yönden problem bence. Fakat bu yazıda özellikle Magic'in 7-8 kere üst üste üçlük denerken yediği seriler dikkatimi çektiği için hücuma değiniyorum.
Gelelim Magic'in ikinci ve bana göre Dwight Howard ile aynı önem oranına sahip sorununa: Üçlükler. Magic 3 sezondur şut odaklı bir takım, zaten bunu bilmeyen NBA sever yok. Ancak bu sene işler iyice zıvanadan çıkmış durumda. Orlando Magic, takım olarak şutlarının yaklaşık olarak %37'sini üçlük olarak deniyor. Bu ne demek biliyor musunuz?
Magic'in başka ufak problemleri de var tabii ki ama onlara çok kısa kısa değineceğim. Jameer Nelson elbette geçtiğimiz sezonki formunda değil ama herhalde kimse onun %50 ile şut atmasını beklemiyordu. Zaten geçtiğimiz aylarda yaşadığı diz sakatlığı da hala tamamen geçmiş değili, o yüzden savunmada da zorlanıyor. Jason Williams oynadığında ise takım hücumda işliyor gibi gözükse de, savunmada korkuluk görevi yaptığından Magic çok kolay sayılar yiyor. Ayakları Fisher'dan bile yavaş diyeyim savunmada, siz anlayın... Yani kısacası Magic'in savunması eleştirilecekse, bu asıl olarak oyun kuruculardan kaynaklanıyor. Ama benim izlediğim 15'e yakın Magic maçında asıl problemler yukarıda yazdıklarım diye düşünüyorum.
İlk yarıda, perdeleme yapan Haywood (Belki Blatche de olabilir tam hatırlayamadım şimdi) ile çarpıştı ve sol omuzunu sakatladı(burktu). Aslında öyle sert bir perdeleme de değildi. Yine de Carter oldukça acı çekiyor gibi gözüküyordu ama unutmayalım ki Vinsanity'nin canı tatlıdır. Umarım uzun süre uzak kalmaz parkelerden.
Nets, Carter ile Ryan Anderson'a karşılık, Alston-Battie-Courtney Lee üçlüsünü almış.
Bir takas, bir takıma bundan daha fazla ne katabilir çok merak ediyorum. Bir sürü kişi Jefferson'ın ve Shaq'ın nasıl ucuza alındığını sorguluyorlar. Ama bu takas onlardan bile daha etkileyici. Magic yalnızca Carter gibi bir süperstarı kadrosuna katmakla kalmadı, onun yanına Ryan Anderson gibi sistemlerine mükemmel şekilde uyacak bir yedek uzun forvet eklediler. Bunun karşılığında verdikleri ise çok ufak kalıyor. Sadece 2 aylık "yama" için apar topar takıma dahil ettikleri Alston ve doğru düzgün dakika bile almayan Battie. Tabii ki Lee ve önümüzdeki 3 senede harcayacakları ekstra 40 milyon dolara da "gülün dikeni" diyebiliriz.