BIY AD

Grizzlies etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Grizzlies etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

1 Mayıs 2011 Pazar

Thunder - Grizzlies Eşleşmesi

Thunder 4 - Grizzlies 2

Ödev, proje, sınav falan derken yazacak vakit bulmakta zorlandım. Hazır 1-2 saatim varken şu yarı final serisinde değineyimdedim. İlk turu nasıl geçtiklerine bakalım önce takımların. Thunder, biraz hakem takviyesiyle de olsa Nuggets'ı rahat geçti. Onlara karşı Westbrook ve Durant'ı yavaşlatamayan takımların çok problem çekeceği aşikar. Grizzlies ise takım savunması ve Randolph sayesinde Spurs'ü elemeyi başardı. Spurs'ün normal sezonda %40 ile attığı üçlüklerde, %25'in altına inmesinin de payı var elbette. Ama dediğim gibi Grizzlies savunması da Spurs'e normalde bulmaya alışık olduğu kadar boş şut vermedi.

Grizzlies'in en büyük dezavantajı kısıtlı bir hücum gücüne sahip olması. Takımda üçlük atacak oyuncu yok neredeyse. Ama işte playofflar'da Randolph yüklendi takımı sırtına, "Hücumu bana bırakın" dedi ve Spurs'ü adeta tek başına yendi. Duncan ve McDyess'ı hiçe sayarak oynadı adeta. Şimdi karşısında Ibaka, Collison ve Perkins'den oluşan sert ve tamamen savunmayla kendini tanımlayan oyuncular olacak. Ibaka'nın ayak hızı ve Zach'i yakından alacak olması bir nebze avantaj getirecektir Thunder'a. Tabii Zach, Spurs serisindeki gibi şut atarken bu üçlü bile yeterli olmaz onu yavaşlatmaya o ayrı... Aynı zamanda Gasol gibi bir dev de var. Onunla ise Perkins iyi kötü boğuşacak. Ama Thunder'ın savunması Conley ve diğerlerine bir gömlek fazla gelecektir. Dediğim gibi ek olarak, en azından Grizzlies'in en güvendiği iki silahın karşısında, ligin en sağlam savunmacıları olacak.

Öte yandan Tony Allen ve Battier gibi hücumculara kilit vurabilen isimler, Durant ve Westbrook'u savunacaklar. Bu açıdan Grizzlies'in bir avantajı var çünkü onlardan başka skor üretebilen sadece Harden var takımda. Yani Grizzlies'in başarısı, Allen ile Battier'nin eline, daha doğrusu ayak çabukluğuna bakıyor. Ama buna karşılık, yukarıda belirttiğim gibi Grizzlies'in hücumdaki sıkıntıları dolayısıyla, bence Sefolosha'ya neredeyse hiç ihtiyacı yok Thunder'ın. Kendisi hücumda adeta ayak bağı oluyor takımına, sadece Mayo oyundayken parkede olması yeterli bence. Hatta o bile fazla... Burada Brooks'un kararı çok önemli olacak, Sefolosha'dan açılacak dakikalarda Cook ve Harden'a görev verip, Westbrook ve Durant'ı rahatlatmalı bence kesinlikle. Bunu yaptığı takdirde seriyi 4-2, bilemediniz 4-3 ile geçmesini bekliyorum Thunder'ın. Çünkü iki takım da rakibin silahlarını yavaşlatabilecek savunmalara sahip olsalar da, elinde büyük yıldızlar olan takım Thunder. Grizzlies formunun zirvesinde olsa da, ev sahibi avantajıyla Thunder Batı finaline çıkacaktır bence.

21 Nisan 2011 Perşembe

Kısa Kısa: Spurs 1 - Grizzlies 1

Biliyorum pek yazamadım birkaç gündür. Ama maç kaçırmamak (galiba sadece 3 maç izleyemedim toplam playofflar'da) üstüne gün içindeki diğer işleri halledip bir de yazı yazmak pek zor oluyor... Neyse dönelim serimize.

Seri Memphis'e giderken, Grizzlies maç çaldığı için avantajlı gözüküyor. Ancak şöyle bir istatistiğe sahip Spurs. Son 3 şampiyonluğunda da evinde ilk maçı kaybettikten sonra açıldılar ve kupaya yürüdüler... Tamam yani bu sezon da şampiyon olacaklar kesin. Ama önce şu Grizzlies'i bir sağ sağlim geçmeleri lazım. Popovich ilk maçta kardeş Gasol'e teslim olunca, bu sefer savunmada herkesi boyalı alana doluşturdu. Dış şutları risk ettiler yani. Grizzlies NBA'in en kötü üçlük atan takımlarından biri olduğu için bu taktik tuttu ve muhtemelen de serinin geri kalanında etkili olacaklar bu şekilde. Ama Grizzlies en az 1 maç daha alacaktır diye düşünüyorum, çünkü içeride şaka gibi bir fiziksel avantajları var. Randolph ile Gasol ile eşleşebilecek sadece Duncan var. Hani mesela Lakers'a karşı da çok kısa kalıyorlar ama Blair, McDyess itiş kakıştan kaçınmayıp sertlik uyguladıkları zaman biraz başa çıkabiliyorlar. Gasol ile Randolph öyle değiller ki, yılmıyorlar. Hatta tam tersi yıldırıyorlar rakibi. İlk maçta Manu yokken Parker'ın şutlarını bozmayı başarmıştı Grizzlies ama Manu'nun parkede olması bile yetiyor Spurs için. Herkese yeni penetre yolları, boşluklar açılıyor. En önemlisi iki yerine üç tane skor opsiyonu oluyor oyunda.

Spurs 4-2 veya 4-3 alacakmış gibi duruyor seriyi hala, tabii Grizzlies kendini aşıp birkaç maç çılgınlar gibi üçlük sokmazsa...

18 Nisan 2011 Pazartesi

Zach Randolph ile 4 Yıl Daha

ESPN'in haberine göre Grizzlies, yıldız oyuncusu Zach Randolph ile sezon sonu bitecek olan sözleşmesinin 4 sene daha uzatılması için anlaşmaya vardı. 4 sene için 71 milyon dolara el sıkışılan bu anlaşma ile Randolph garanti 66 milyon dolar alacak bunun yanında 4. ve son sene için oyuncu opsiyonu mevcut.

Bu anlaşmanın dün geceki Spurs galibiyetinin hemen arkasından gelmesini oyuncu için teşvik ve artı moral olarak değerlendirebiliriz. Söz konusu oyuncu Randolph olunca -Grizzlies'e gelmeden önceki vurdumduymaz, kendine oynayan adam- kafamda ufak da olsa bir soru işareti beliriyor. Bu kontratı geçen sene alsa Grizzlies açısından çok da olumlu bakmazdım duruma. Fakat bu sene oyununun yanına mental olgunluğunu da eklemesi, takımdaki arkadaşlık, yakalanan başarı ve özgüven havası vs. eklendiğinde bu hamlenin çok yerinde olduğunu söyleyebiliriz. Zaten istatistik olarak da en verimli senelerinden birini yaşıyor ve bu parayı bence hakediyor.

Sene başında Conley ve Gay ile uzun soluklu sözleşmeler imzalayan ve takımı Gay üzerine inşa etmeyi planlayan Grizzlies açısından bir diğer önemli nokta ise sene sonunda sözleşmesi bitecek olan Gasol'u ellerinde tutabilmek olacak ki bu hiç de kolay olacağa benzemiyor. Yakın zamanda çıkan haberlerde bir çok takımın listesindeydi Gasol.

16 Nisan 2011 Cumartesi

Spurs - Grizzlies Değerlendirmesi

Spurs 4 - Grizzlies 3

Grizzlies Lakers'tan kaçmaya çalıştığında kimbilir ne kadar hüzünlenmiştir Spurs taraftarları önlenemez son karşısında. E, kolay değil, bir tarafta West'i kaybettikten sonra playoff potasında kalmaya çalışan Hornets dururken, kısmetinize sezon boyunca güçlü ekiplere kök söktüren, potansiyeli Hornets'la kıyas dahi kabul edilemeyecek Grizzlies'ın düşmesini kabullenmek. Bu açıdan son yılların en bahtsız konferans birincilerinden biri oldu Spurs. Yazıya bu kadar karamsar bir giriş yapmazdım aslında ama ah o Spurs'ün sezon sonu performansı yok mu!.. Nasılsa lig liderliğini garantiledik diye vites düşürdükten sonra zor fikstürün de etkisiyle geri toparlanamadılar. İlk başlarda çok da sorun gibi görünmüyordu bu durum belki ama daha sonra kazanmak isteyerek çıktıkları ve hüsranla ayrıldıkları maçlar da olunca anlaşıldı esas durum, Spurs en azından bu süreçte sezon başındaki fırtına gibi esen Spurs değildi... Öte taraftan Gay'in sakatlığıyla birlikte çoğu kesim tarafından playoff şansı oldukça az görülmeye başlanan Grizzlies harika bir direniş ve ekip ruhu göstererek rahat bir şekilde yer buldu kendine bu çerçevede.

Temelinin çok sağlam olduğuna dair kendimi bile ikna edemediğim bir fikrim mevcut bu seriyle alakalı. Aslında fikirden çok önyargı belki de... Açıklayayım: "Konferans finalleri, şampiyonluklar görmüş ve dahası geçtiğimiz sene süprülmüş bir Spurs, henüz playofflarda bir tur geçme başarısı gösterememiş Grizzlies'e elenmez." İster Manu olmasın, ister Parker, isterse Duncan, bu fikrim değişmezdi. Çünkü ortada önemli bir tecrübe avantajı söz konusu. Gelgelelim Spurs elenmesine elenmez ama geçebileceği en zor şekilde geçer bana kalırsa bu turu. Grizzlies öyle bir yıpratır ki Spurs'ü sonraki turlara mecal kalmaz yorgun dizlerinde.

Spurs'e sene başında hızlı tempoya yöneldiler, artık daha göze hoş gelen basket oynuyorlar, Popovich ne büyük üstadsın sen gibisinden övgüler yağdırıyorduk ama maçlarını biraz daha dikkatli analiz etme fırsatımız olduğunda gördük ki hızlı tempoyla sınırlı değilmiş işin sırrı. Popovich oyuncularını sistemine öyle bir uydurmuş ki, hepsinden kapasitesinin sonuna kadar yararlanıyormuş meğer. İşin hücum yönünde; eldeki delici bir guard ile ne kadar etkili olunur bunu öğretti bize koç. Nasıl bu kadar etkili oluyor peki Spurs, tek kelime ile açıklamak gerekirse: "Spacing". Sahaya harika yayılan, ne zaman nerede durması gerektiğini ezberlemiş dört oyuncu, bir de Parker. Tesadüf eseri değil yani Neal'in, Jefferson'ın, Bonner'ın böyle yüzdeli şut atması.

Dizleri artık bitik olmasına rağmen hala Duncan üzerine kurulmuş bir savunma mevcut Spurs'te. Manu'nun ayaklar da savunmada epey yavaşladı, bunun yanı sıra Parker'ın senelerdir yaşadığı size sorunu devam ediyor haliyle. Yani işin savunma kısmı hücum kadar olumlu değil. Ama nedir, senelerdir birbirine alışmış oyuncular topluluğu mevcut, basketbol ahlakı ve çalışma seviyesi üst düzey oldukları için de birbirinin açığını kapatabiliyorlar. Blair mesela bu doğrultuda çok önemli bir silah Spurs adına. İnanılmaz bir rotasyon anlayışıyla tüm gedikleri kapatabiliyor. Kaldı ki rakibin Spurs savunmasını zorlayacak hücum gücü var mı acaba?..

Grizzlies ligin son döneminde en saygı ve sempati duyduğum ekiplerinden biri. Verdikleri playoff savaşını takdir etmemek mümkün değil. Takım oyununu mükemmele yakın oynuyorlar, sistemlerinin dışına pek çıkmadan ve oyun disiplinine sadık kalarak. Ancak Spurs'ü, nispeten zayıf karnı diyebileceğimiz savunma tarafından vurabilecek hücum silahları var mı Grizzlies cephesinde? Bence var, ama bu silahları ne kadar kullanabildikleri, serinin gidişatını etkileyecek gibi. İlk beş başlayan Allen ve Young hücum yetenekleri çok sınırlı ve tek düze iki isim. Conley penetre eder şut atar ama playofflarda ne derece ön plana çıkabilir emin olamıyorum. Gasol deseniz maç başına 7-8 şut belki dener, belki denemez. İşte bu noktada şahsi kanaatim, Randolph'un hücumda yalnız kalmaması adına, Mayo'nun kesinlikle normal sezondakinden daha fazla süre bulması lazım. Bir Young ve Allen değil belki ama savunma kısmında da öyle önemli aksaklıklara sebebiyet verebilecek biri değildir. Bununla birlikte uzunlara gelen ikili sıkıştırmalarda ceza şutlarını kesebilecek Battier'in de ne kadar kullanılacağı önemli bir belirleyici olacaktır Spurs'e kafa tutabilmeleri için.

Savunmasını zaten beğenirim Grizzlies'in. Rakipte kendi pozisyonunu yaratabilen ender oyunculardan olan Manu'nun hücum verimini asgariye çekebilecek oyuncuları mevcut. Ama serinin kaderini çizeceğini düşündüğüm Parker'ın penetrelerine muhakkak bir çözüm üretmeleri gerekiyor. Çünkü Spurs hücumları tamamen o penetrelerden geçiyor. Bu sorunu bertaraf edebilirse Grizzlies, ben serinin Spurs lehine en iyi ihtimalle 6 maçta biteceğini düşünüyorum. İlle bir tahmin yapmam gerekiyorsa da, 4-3 Spurs diyorum.


2 Nisan 2011 Cumartesi

Spurs'ün Gidişatı Üzerine

Normal sezonda sona yaklaştığımız bu günlerde tepedeki bazı takımlar vidaları sıkıştırırken bazı takımlar gevşetmeye başladı. Spurs son 5 maçını kaybederken takipteki Lakers son haftalardaki inanılmaz formunu sürdürerek aradaki farkı 2.5 galibiyete kadar indirdi. Bu bakımdan 10 gün sonra iki takım arasında Staples Center'da oynanacak maçın batı zirvesi için büyük önem taşıdığını belirteyim.

Spurs'ün bu yenilgi serisinde Duncan'ın sakatlığının -1'er maç kaçıran Manu ve Parker'ı da unutmayalım- yanısıra çok zor fikstürün de payı olduğunu düşünüyorum ve içinde bulundukları durumu da bir çöküş değil de vites düşürme olarak görüyorum. Popovich konuyla alakalı yaptığı açıklamada bu durumun birçok sezonun sonunda olabileceğini ve yenilgileri normal karşıladığını belirtmiş.

Batıda playoff yapacak takımlar artık belli oldu diyebiliriz. Rockets'ın beklentileri aşmış olmasına rağmen Grizzlies'i yakalama şansının fazla olduğunu düşünmüyorum. Bu durumda Spurs'ün olası ilk tur rakipleri Hornets, Trail Blazers ve büyük ihtimalle eşleşecekleri Grizzlies. İlginç bir not: Spurs normal sezonda bu 3 takıma da üstünlük sağlayamamış. Trail Blazers'a karşı oynadığı mücadelelerin 3'ünü kaybedip 1'ini kazanırken diğer 2 takımla oynadığı karşılaşmalarda 2-2'lik eşitlik var.

Bence batıda playoff yapacak takımlar arasında güç dengesi ve performansları bakımından fazla fark yok. Şu anki form durumlarıyla Lakers'ı bir kenara bırakırsak ilk tur eşleşmelerinde underdogları, favori takımları eleyebilecek güce sahip olarak görüyorum. Tabii tecrübe olarak Spurs saydığımız takımlara çok ağır basıyor bunun yanında çok değil daha birkaç ay evvel nasıl yenilmez bir armada olabileceklerini ve potansiyellerinin ne kadar yukarda olduğunu gösterdiler. Onları avantajlı kılan bir diğer faktör de gerek bench katkısı gerekse sakatlıklar sebebiyle playofflara dinlenerek girebilecek olmaları. Diğer takımlarda bu durum söz konusu değil çünkü sürekli olarak önce potada kalma ardından da yer kapma mücadelesi vererek geçirdiler sezonu. Fakat ben işin psikolojik boyutunun da kenara itilmemesi gerektiğini düşünüyorum. Bir tarafta Spurs, artık kaybetmeye alışan ve ritmi bozulan bir takım kimliğindeyken diğer yanda olası rakiplerinin neredeyse tamamı rüzgarı arkasına alarak geliyor.

27 Mart 2011 Pazar

Rudy Gay de 6 Ay Yok

Rudy Gay'in ameliyat olacağından ve Memphis'in bundan nasıl etkileneceğinden bahsetmiştik bir kaç gün önce. Gelen haberlere göre sol omzundan ameliyat olan Rudy Gay'in doktorları oyuncunun 4-6 ay arası basketboldan uzak kalacağını söylemiş. Rudy Gay'in yeni sezon hazırlık kampına yetişmesi bekleniyor. David West'ten sonra bir uzun süreli sakatlık da Gay'de gördük böylece. Umarım artmaz bu şanssızlıkların sayısı.

22 Mart 2011 Salı

Rudy Gay Sezonu Kapattı

Hatırlarsanız yaklaşık bir ay önce Rudy Gay Sixers maçında omzundan sakatlanmış ve 4 haftalık bir tedavi sürecine gireceğinden bahsetmiştik. Üstelik bu bir aylık dönem Memphis adına o kadar kritik maçları barındırıyordu ki Gay'in eksikliğine rağmen şu an play-off potasında olmaları beni bile şaşırttı. Ancak Gay cephesinden Memphis'e kötü bir haber geldi. Omzundaki sakatlığından dolayı ameliyat olması gereken Gay sezonu kapatmış.

Gay'in yokluğunda takas döneminde Battier'i kadrosuna katan Grizzlies bu dönemi en hasarsız şekilde atlatmayı başardı. Sezon başında maksimum kontrat verdikleri ve bu önemli sezonda en çok güvendikleri isimden yoksun olmaları yaralayıcı olmuştur haliyle takım için. Şu an zaten en yakın rakiplerinin 2 maç önündeler. Takım olarak oldukça iyi performanslara imza atan Memphis kimyayı da oturtmuş durumda. Ben öyle yada böyle play-off yapacaklarını düşünüyorum. Önemli olan nokta ise bu dönemde pek ihtiyaç duymadıkları Gay'e play-off döneminde ihtiyaç duyup duymayacakları. Battier'in kadroya katılması bu açıdan oldukça önemli zira savunma katkısı ile takıma olumlu katkılar verecektir ancak işin hücum yönünde Gay'den gelmesi beklenilen katkılar beklenmemeli elbette. Her ne olursa olsun dört yıl aradan sonra -muhtemelen- play-off yapacak olan bir takımda maksimum kontratlı bir oyuncu Rudy Gay. Takımın yapılanmadan sonraki ilk play-off döneminde takım elbisesi ile kenarda oturacak olması onun için ve takımı için ve biz izleyenler için kötü bir haber.

10 Mart 2011 Perşembe

Melo'dan LeBron'a Selam



Hatırlayacaksınız 2003 draftında ilk üç sırada seçilmişti Carmelo ve LeBron. Aynı pozisyonda oynamaları itibariyle de seçildikleri andan itibaren aralarında medyanın alevlendirdiği bir rekabet başladı. Carmelo ilk sezon sayıda LeBron'u çok ufak bir farkla geçse de yılın çaylağı ödülü Ohio'ya gitmişti. İkisi de seçildiklerinde ligin dibinde olan takımları belirli bir seviyeye çıkardılar ancak bir türlü şampiyonluk gelmedi. LeBron finallere kadar geldi ancak orda da tecrübeli Spurs takımına çarpıldılar. Carmelo'nun Denver'ı ise Batı'nın hep can yakan takımlarından biri oldu ancak bir türlü finale çıkamadılar. Ve bu sezon iki yıldız da takım değiştirdi, ikisi de şampiyonluğa daha yakın olmak istediklerini açıkça belirtecek hamleler yaptılar.

Neyse fazla uzatmadan, bildiğiniz gibi Miami çalkantılı bir dönemden geçiyor ve LeBron iyi performansına rağmen bir türlü maçın sonlarında bulduğu şutları sokmayı başaramıyor. LeBron bu sezon maçın son 10 saniyesinde takımı 1 ila 3 sayı arasında gerideyken kullandığı 9 şutun sadece 1'inde isabet bulabilmiş. Son 3 sezonda ise 23 şutta sadece 3 isabeti var. Yani baskı altında şut atma konusunda LeBron maçın diğer dakikalarında olduğu gibi başarılı değil. Carmelo ise çoğu kategoride LeBron'un arkasında kalsa da kritik topları oynama konusunda çok çok başarılı bir isim. Hatta Kobe ile birlikte ligin en başarılı isimleri olduğunu söylemek mümkün. El yakan topların değerlendirildiği çoğu istatistikte zirvede. Bu sabah oynanan maçta da yine çok kritik bir topta isabeti buldu. Memphis deplasmanında -ki Memphis'in Gay'in yokluğuna rağmen çok formda olduğunu söylemek lazım.- hele ki Memphis son çeyrekte 15 civarı bir farktan geri dönmüşken yukarıda izlediğiniz şutu attı ve takımına galibiyeti getirerek LeBron'a selamı çaktı.

9 Mart 2011 Çarşamba

Brad Miller Maçı Sattı



Başlık tabii ki işin şakası ancak Brad Miller Phoenix maçının son saniyelerinde öyle hatalar yapıyor ki bu hataları maçın kaybedilmesine neden oluyor. Önce fark 3 sayıyken aldığı ribaundu Grant Hill'e teslim ediyor -tabii burada Grant Hill'in geri pas olmaması için yaptığı hamleye de dikkat çekmek lazım- ardından fark Steve Nash'in atamadığı serbest atıştan sonra yine 3'ken aldığı ribaundu Nash'e teslim etmek üzereyken Lowry uyanık davranıyor ve top kaybı olmuyor ancak Brad Miller bu seferde son hücumda daha vakit varken el üstünden 3'lük deniyor. Hadi diyelim bu sene kötü üçlük atmıyosun -%35 civarı- ancak daha vakit varken -özellikle Budinger'ı bulabilse orda çok daha rahat bir şut imkanı olacak- neden üçlük aatıyorsun. Yaptığı hataları örtmeye çalışırken tabir-i caizse tüy dikmiş Brad Miller.

Bu arada maçın önemine de dikkat çekmek lazım. Son 10 maçının 8'ini kazanan Houston playoff yarışına dahil oldu ve eğer dün gece kazanabilselerdi Phoenix -9.- ile aralarındaki maç farkı 1'e inecekti. Dahası 8. Memphis ile 2.5'a kadar inecekti. Memphis Gay'in yokluğunda şimdilik çok iyi gidiyor ancak onlarında yıldızları olmadan nereye kadar gidecekleri, özellikle sezonun en kritik maçlarında neler yapabilecekleri soru işareti. Houston'un playoff şansının bittiğini söylemek güç ancak büyük bir fırsatı teptiklerini de söylemek gerek.

27 Şubat 2011 Pazar

Hold the Mayo

Başlık kimden biliyor musunuz? Pacers'ın pivotu Roy Hibbert'tan. Hani şu Jim O'Brien gidince kendine gelen sulak alanda yetişmiş elemanımız. Neyse konumuzla onun çok alakası yok. Önce size OJ Mayo takasını anlatayım. Takasın son günü olan Perşembe günü, Pacers ve Grizzlies pazarlıklara başlamışlar ancak ardından araya Hornets'ı dahil etmeleri gerekince, anlaşma sağlanana kadar takas dönemi sona ermişti. Böylece önceden basına yansıyan Rush-Mayo takası iptal olmuştu. Mayo, ingilizcede mayonezin kısaltılmışıdır yani pek çok yerde sık sık duyacağınız bir laftır. Hold the Mayo da "Mayonez olmasın" anlamındadır. Ancak Roy Hibbert bunu akıllıca bir şekilde, iptal edilen OJ Mayo - Rush takası için kullandı. Çok hoş bir espriydi, çok beğenmiştim. Ama yeniden basketbola dönelim.

Bu NBA genel menajerleri öğrenci mantığında mı yapıyorlar işlerini yahu? Hani ödevleri son ana bırakan, final sınavına son gece çalışan öğrenci modeli gibi, bunlar da "Aman canım yaparız takası son dakikada, şimdi kendimizi ne kasacağız" moduna girmişler herhalde. Böyle patladı işte takas. Bunların evi de öğrenci evine benziyor mudur acaba aldıkları milyonlarca dolar maaşa rağmen? Rush ve Mayo'nun psikolojilerini düşünsenize. Dün gece takas edilirken direkten döndüğünüzü öğreniyorsunuz. Ertesi gün istenmediğiniz kulübün salonuna antrenmana çıkıyorsunuz, sonraki gün de maç var. Mayo'nun bu sezon takımına çıkardığı problemler de onun ne kadar gözden düştüğünü gösteriyor. Takım arkadaşıyla kavga etmesi ve doping olayı sonucunda tamamen defterden silmişler geçen sezon "takımı Gay'den teslim alacak çocuk" diye baktıkları genci...

25 Şubat 2011 Cuma

Battier-Thabeet Takası (Analiz)

NBA Trade Deadline olayında bir çok isim takım değişikliği yaptı. Gün içinde yazılan dedikodularda Doğuş bahsetmişti bu takasın görüşüldüğünü. Batı'da da play-off kovalayan Houston ve Memphis takas yoluna gitti. Memphis uzun süredir takas etmek için çabaladığı Thabeet'i yanında birinci tur draft hakkı da vererek Houston'a yollarken karşılığında eski oyuncularından Shane Battier'i kadrosuna kattı. Kısaca iki takımda istediğini elde etmiş gibi duruyor.

Thabeet'in kısaca kariyerine bakacak olursak lise ve kolej basketbolunda başarılı olmasına rağmen NBA'de deyim yerindeyse balon isim oldu. Çok değil daha geçen sezon draftta 2.sıradan seçilen bir oyuncu Thabeet yani bu kadar sıradan bir takas ile takım değiştirmesi sizleri şaşırtmasın. Memphis onun için iyi bir başlangıç noktası değildi nitekim NBA tarihinde 2. sıra seçimi olarak NBDL'e giden ilk basketbolcu olma ünvanını eline geçirdi. Hücum konusunda büyük problemleri olan savunma yönüyle ligde var olmaya çalışan ancak süre bulamadığı için o konuda da dikiş tutturamamış bir isim Thabeet. Peki Houston böyle bir riske neden giriyor?Onların hücumu olan bir uzuna ihtiyaçları zaten yok zira Thabeet'in yanında Scola gibi bir isim olacak ki kısalarıyla da skora giden bir takım Rockets. Play-off yolunda olan Rockets için Thabeet'in süre bulması halinde göstereceği savunma performansı kritik olacak. Yeni bir takım onun için de yeni bir başlangıç olabilir ki 2.sıra seçilen biri için gösteremediği performanslarından dolayı bu onun için bile son şans olabilir.

Memphis ise takas döneminde takımdan göndermeyi düşünüyordu genç pivotu. Birincil neden olarak yukarıda bahsettiğim gibi performansından memnun değillerdi ikincil neden ise Thabeet'in yüksek kontratı oldu. Bu sezon Chris Wallace yaptığı kontratlarla gündeme gelmişti Conley örneğinde olduğu gibi ve yazın kadrosunda bazı isimleri tutmak istiyorsa Thabeet'in yaklaşık 5 milyonluk kontratından vazgeçmesi gerekiyordu Memphis'in. Karşılığında ise istedikleri parçayı aldılar. Memphis'in zorlu bir viraja gireceğinden bahsetmiştik kısa bir zaman önce ki bunda Rudy Gay'in sakatlığından dolayı takımda olamayacak olmasının da etkisi vardı. Bu zorlu dönemeçta Battier gibi birinin kadroda olması en azından güvenebilecekleri bir isim anlamına gelir. Yeri geldiğinde hücum performansıyla ve savunma konusunda gösterdiği performanslarla play-off hedefiyle ilerleyen Memphis için oldukça iyi bir hamle olacaktır. Ayrıca kontratının da sezon sonu bittiğini belirtmek gerek Battier'in.

23 Şubat 2011 Çarşamba

Magic Bir Takas Daha Kovalıyor

Söylentiler bitmek bilmiyor. Geçtğimiz günlerde Troy Murphy'nin adı çok kere anılmıştı Magic'le. Bu kez çıkan haberler, Zach Randloph'a talip oldukları yönünde. Takasın gerçekleşmesi uğruna Jason Richarson ve Brandon Bass'i gözden çıkardıkları belirtiliyor.

Birincil hedefi şampiyonluk olarak gösterilen bir takım ilk beşinden iki oyuncuyu birden Zach Randolph için feda etmeyi göze alıyorsa, o hedefin çok da radikal olduğunu söylemek mümkün değil. Benzer şekilde kadro yapılanmasının da iyi olmadığı sonucu ortaya çıkıyor bu takas isteğiyle. Öncelikle takasın gerçekleşmesi halinde lige büyük bir heyecan getireceğini söylemek gerekir. Çünkü bir önceki takas hamlesiyle geldikleri nokta Magic'in hala şampiyonluk yarışında muhtemel rakiplerinin hayli gerisinde olduğunu gösteriyor. Yani yaklaşık 2 ay önce değişen ve şimdilerde oturmaya başlayan yeni düzen de şampiyonluk için umut vermeye yetmedi. Takım biraz daha hızlı tempoyu benimseyen, ofansif bir kimliğe büründü ama bunun yanında defansif zaafları ortaya çıktı ve gidişat yapılan hamle öncesine nazaran kötü. Gelin görün ki o takas gerçekleştiğinde düşündüklerim bugün de geçerli. Madem mevcut rotasyon ve sistem şampiyonluk için umut vermiyor o halde neden bir hamle daha yapılmasın ki...

Her şeyden önce Randolph'un takıma katılması sistemin iyiden iyiye değişmesi demek. Lewis'in yerine Bass'in monte edilmesiyle takım hücumu biraz daha boyalı alana doğru kaymıştı. Randolph'un da gelmesiyle senelerdir süren sistemden nihayet vazgeçmiş olacaklar ki şahsi fikrim mevcut sistemle bir takımın asla şampiyon olamayacağı yönündeydi zaten. Aynı zamanda kağıt üzerinde daha ürkütücü bir takım olacakları aşikar. Howard-Randolph ikilisi daha önceden görmediğimiz bir ribaund dominasyonuna gebe. Bass mücadele ediyor ve kendisine biçilen rolü en iyi şekilde uygulamaya çalışıyordu ama fiziki açıdan dezavantajları vardı. Bu dezavantajlar da takdir edersiniz ki düzelticek türden değil. Zach Randolph ise bu konuda ligin önde gelen isimlerinden. Güç ve yeteneği bünyesinde barındıran birkaç uzundan biri. Zaten onun bu konularda kariyeri boyunca bir noksanı olmadı, kendisi daha çok zihinsel açıdan eleştirildi. Ama son yıllarda herkesi şaşırtacak derecede bir olgunluk hasıl oldu oyununda ve bu da kendisini aranan oyuncu haline getirdi. Howard'ın yanında işe yarayacağı tartışılır ama Bass'e oranla pota altında çok daha iyi bir bitirici. Aynı zamanda ofansif ribaundlarda etkili ve kendi pozisyonunu yaratabilen bir uzun. Yani hücumda verimli olabilmesi için başka birine ihtiyaç duymuyor. Bu da Magic 4 numaralarında görmeye alışkın olduğumuz türden bir özellik değil.

Verilecek isimlerden Richardson takımı şampiyonluğa taşıma potansiyeli olan bir oyuncu değil. Keza Bass de anca iyi bir bench oyuncusu olarak katkı verebilir hedefi şampiyonluk olan bir takımda. Bass'in yokluğu Anderson-Randolph ikilisiyle aranmaz zaten. Redick de son zamanlarda inişli çıkışlı bir performans sergilse de Richardson'ın boşluğunu pekala doldurabilir. Yine son zamanlarda komik videoları süsleyen savunma özelliği Richardson'ın biraz gerisinde kalsa da takımın yumuşak karnı olacak seviyede de değil. Ama bana sorarsanız takımın esas sorunu hala oyun kurucu pozisyonunda o ayrı konu.

Muhtemel bu takası Magic açısından değerlendirdik ama işin bir de diğer boyutu var. Grizzlies batıda playoff kovalarken ve Jazz'in yarım galibiyet kadar arkasına gelmişken, takımın en büyük silahı Randolph'u niye yollasınlar. Alacakları parçalardan Richardson'ı geçelim bir kere. Takımda benzer pozisyonundaki oyuncuları sıralamaya kalksak buradan Memphis'e yol olur. Bass de savunmada belki daha yararlı olabilir ama hücumda asla Randolph'un boşluğunu doldurabilecek bir isim değil. Bu sebeple Grizzlies için kalan kısa dönemde riske edilmesi fazla lüks bir hamle olur görüşündeyim.

17 Şubat 2011 Perşembe

Gay'in Sakatlığı Ciddi

Sezona play-off hedefi ile giren Memphis'in en çok güvendiği isim olan Rudy Gay, sezonun en kritik dönemlerini kenarda geçirecek. İki gece önce Sixers karşısında omzundan sakatlanarak oyundan çıkan Gay'in durumunun bir hayli ciddi olduğu ve en az 4 hafta parkelerden uzak kalacağı açıklanmış, bu da en az 10 maç demek. Memphis için kritik maçların oynanacağı dönemde çok önemli bir eksik olacak Rudy Gay. Batı'da şu an için 9. sırada bulunan Memphis'in bir üstündeki Utah ile galibiyet farkı bulunmuyor ve eğer All-Star arasından sonra takım aynı tempoda devam edebilirse play-off yapabilme ihtimalleri az değil. Ancak Memphis'in All-Star arasından sonra 10 maçlık fikstürüne bakınca insanın içi de kararmıyor değil hani. Denver-Spurs(2)-Hornets-Dallas-Thunder-Knicks-Heat gibi play-off seviyesindeki takımlarla oynayacaklar ve Gay'i fazlasıyla arayacakları açık bu dönemde.

Gay''den Tek Elli Serbest Atışlar ve Philly'nin Ayıbı


Link

Sabah Soner kaydedip koymuştu youtube'a ama bir türlü eve giremediğim için şu ana kaldı. Geçen sezon bir benzerini Nowitzki'den görmüştük, o tek elle değil, sol eliyle 2'de 1 atmıştı. Hatta sanki bu sezon da olmuş gibi geliyor bana. Gay ise faulden sonra omuzundan sakatlandığı için sol kolunu hiç kaldıramıyor bile ve tek sağ elini kullanarak atıyor serbest atışları.

Burada değinmek istediğim iki nokta var. Öncelikle, Gay'in sakat olduğu belli. Xavier Henry oyuna tamamen faul yapmak amaçlı girmiş, Gay de bu faul sonrası oyundan çıkacak. Herşey bu kadar açıkken hakemin yapılan faulü vermemesi komedi. Hollins itirazlarında sonuna kadar haklı. Bir eleştiri de Philly'e gelsin. Baktılar hakem faul çalmıyor, hemen koştur koştur rakip sahaya geçiyorlar faulden kaçarak. Yetmiyormuş gibi çakal Louis Williams üç sayılık atış sırasında faulü almaya çalışıyor falan. Sonuçta yazılı olmayan bir etik kural var, rakip faul yapmaya çalışıyor sakat adamını oyundan çıkarmak için. Kaçmaya ne gerek var? Sanki son saniyelerde farkı kapamak için taktik faul yapıyorlar. Bilmiyorum bu tür çakalca hareketlere ayrı bir gıcık kapıyorum. Nedir yani, rakibin faulünden kaçıp bomboş turnike bulsan veya üçlük sırasında faul yaptırsan maçı kazanınca çok mu mutlu olacaksın? Anlamıyorum, anlamayacağım bu kafa yapısını...

1 Şubat 2011 Salı

Maç Sonu Oynamak ve Magic


Link

Dün geceki maçlar pek ilgimi çekmedi kağıt üstünde, hiçbirini izlemedim. Özetlerle yetinmek durumundayım. Şu Magic maçına bakınca ama ağzım açık kaldı adeta. Ryan Anderson'ın topa 2 metre uzaktayken perde beklentisi muhteşem bir öngörü. Gasol bomboş smacı vuruyor. Grizzlies 1 sayı önde. Anderson kendini affetirebilecek hücum ribaundunu alsa da, sonra topu bel seviyesine indirerek Conley'e topu altın tepside sunuyor. Oldu mu size top kaybı? Conley serbest atış çizgisindeyken Dwight'ın aldığı teknik faulün basketbol dilinde tek bir açıklaması var: Salaklık. Tamam belki Gasol bir önceki pozisyonda seni biraz çekti ama sen hem toptan çok uzaktın hem üstünden 1 dakika geçmiş, Conley serbest atış kullanacak, artık sakinleşmiş olman lazım. Ama yok... Conley'e 2 yerine 3 serbest atış verelim ki maçı bitirsin. Ancak Conley, Magic'in maç sonundaki hatalarını daha da gözümüze sokmak için birini kaçırıyor atışların. Fark üç. Son hücumda Jason Richardson'ın daha bitime 4 saniye farken orta sahadan şuta kalkmasına ne demeli? Grizzlies istediği faulü yapsa bile daha iyi olurdu herhalde. Elinde Dwight, Bass gibi atletik oyuncular varken ikinci serbest atışta hücum ribaundu alman daha yüksek ihtimal J-Rich'in abuk şutunun girmesinden... Vallahi sonuna kadar haketmişler şu mağlubiyeti. Son 12 maçta 6-6 yapmış oldular. Gidişat pek iyi değil.

Ayrıca dünkü maç ile Howard 14 teknik faule ulaştı bu sezon. 16'ya vardığı zaman otomatik bir maç ceza alacak.

28 Ocak 2011 Cuma

Mayo 10 Maç Cezalı

Memphis'in genç guardı O.J. Mayo yasaklı madde kullandığı gerekçesiyle 10 maçlık ceza aldı. Mayo yaptığı açıklamada kullandığı ilacın kas güçlendirici etkisinin olduğunu bildiğini ancak doping kapsamında değerlendirildiğini bilmediğini söylemiş. İyi niyetle düşünüp kendisine inansak bile henüz kumar skandalı unutulmadan bu olayın yaşanması kötü oldu. Hatırlarsanız draft senesinde sorunlu bir genç olduğuna dair söylentiler vardı ancak bu iddiaları doğrular nitelikte pek bir haberine rast gelmemiştik geçen zaman zarfında. Son bir kaç ay içerisindeyse durum biraz tersine döndü. Beklentileri parkede karşılayamaması bir yana adının üst üste saçma sapan olaylara karışmasıyla son günlerde ismi yeniden takas senaryolarını süslemeye başladı.

Memphis cephesine dönecek olursak, şutör guard pozisyondaki oyunculardan ne Young ne de Allen'ın dış şut tehdidi var. Haliyle takımın hücum çeşitliliği azalacak gibi görünüyor. Zaten rotasyondan sınırlı katkı alabiliyorlardı şimdi iyice bocalama olasılıkları yüksek. En azından Henry dönmüş olsaydı Mayo'nun eksikliğini minimum seviyede hissederlerdi. Ama işin bir de diğer yönü var, o da yukarıdaki saydığım isimlerin Mayo'dan daha iyi savunmacı oldukları gerçeği. Henüz dün oynadıkları Nets maçında izlediğim için rahatlıkla söyleyebiliyorum, bu iki isim de takım savunmasına önemli katkılar yapıyor. İzleyip göreceğiz takımın gidişatını.

20 Ocak 2011 Perşembe

Rose'un Triple-Double'ı Şaibeli


Link

Buyrun efendim üç gün önce Rose'un imza attığı triple-double'da son aldığı, daha doğrusu tam anlamıyla almasa da kucağına düşen ribaund.

MLK gününde izlediğim 2 maçtan biri değildi Bulls-Grizzlies mücadelesi ancak Rose'un triple-double'ından sonra bir bakayım dedim. Seyrederken birşey dikkatimi çekti, Rose pek de 10 ribaund almış gibi gelmedi bana. Normal şartlarda maç koptuktan sonra bırakırım izlemeyi, o yüzden Bulls-Grizzlies'in de sonunu izlememiştim. ESPN'den ribaundlarına baktım, maçın son hücumunda aldığını gördüm 10. ribaundunu, ben de açtım sonuna baktım maçın. O da ne, Rose'un triple-double'ının şaibesiyle karşılaştım. İlginç olduğu için paylaşayım dedim. Hemen itiraz ve savunma moduna geçecek olanlara da uzunlar tarafından bilerek tip'lenen ribaundların her zaman uzuna yazıldığını aktarayım. Zaten amacım Rose'a çamur atmak değil, zira kendisi 9 ribaundu olmasına rağmen son iki dakikada hiç ribaund falan kovalamadı. Çoğu oyuncunun deli gibi ribaund peşinde koştuğunu görüyoruz bu tip durumlarda. Ayrıca MVP yazısında da seçimim Rose idi... Yani kısacası olay istatistik tutanların o anki 'yaz gitsin bitsin' üşengeçliği veya Rose'a kıyağı diyebiliriz.

5 Ocak 2011 Çarşamba

Yeni Bir Kumar Kavgası

Washington semalarından takım içi kavga haberi gelse normaldir orası Washington der geçeriz. Memphis'ten hele ki kişiliğini çok beğendiğim Oj Mayo'nun olaya karıştığı bir kavga haberi geliyorsa orada durmak lazım. Çıkan haberlere göre Memphis guardları Tonny Allen ve Oj Mayo kumar borcu yüzünden uçakta birbirlerine girmişler. Mayo'nun tahriklerine dayanamayan Allen'ın Mayo'ya vurduğu söyleniyor. Memphis genel menajeri Chris Wallace e-mail yoluyla iddialara şöyle cevap vermiş 'Bir tartışmanın yaşandığı doğru ancak bu kulüp içinde kapanmıştır.' ve kavgayı doğrulamış. Mayo'nun borçlu olduğu para da öyle aman aman bir para değil, -en azından biz normal insanlar için- 1000 veya 1500 dolar civarı bir para muhabbeti dönüyor ki NBA seviyesinde kontratlara sahip isimler için çerez parasından öteye gitmez. Bir de aynı Arenas-Crittenton olayındaki gibi borçlu olan kişi yani bu durumda Mayo, kavganın çıkması için elinden geleni yapmış. Bu borçları ödemek NBA oyuncularına çok koyuyor anlaşılan. Muhtemelen 'yenilgiyi kabul etmek' anlamına geldiği için midir artık nedir bilmiyorum. Neyse efendim dün gece 'bronşit' nedeniyle Thunder'a karşı oynamayan Mayo'nun hastalığı, daha doğrusu cezası ne kadar uzun sürecek göreceğiz...

Sonuç olarak takım arkadaşları arasında böyle sürtüşmelerin olması hele ki bu sezon play-off hedefi ile yola çıktıklarını her yerde belirten bir takımda kabul edilebilecek bir olay değil. Geçtiğimiz sezon Arenas'ın soyunma odasına silah getirmesine kadar dayanan olayların başlangıcı da küçük bir kumar kavgasıydı ve bunun üzerine pek çok kulüp, takım yolculukları sırasında kumar oynamayı yasaklamıştı.

30 Aralık 2010 Perşembe

Dedikodu Kazanı

Bu aralar NBA'de takas dedikoduları inanılmaz artmış durumda. Houston Rockets, Charlotte Bobcats, New Jersey Nets, Minnesota Timberwolwes gibi bekleneni veremeyen takımlar hakkında çok sayıda takas dedikodusu çıkıyor ve bu dedikodulara her gün bir yenisi ekleniyor. Bende bu yazıda gündemde olan takas haberlerini paylaşım, o haberleri değerlendiricem.

- Öncelikle geçtiğimiz iki günde de bahsettiğim Yao olayında başlayayım. Yao konusunda yeni bir takım ortaya atılmadı ancak Rockets'ın Yao için istedikleri yavaş yavaş ortaya çıkmaya başladı. Beklenildiği gibi Rockets, Yao'nun 17 milyon dolarlık biten konratının karşılığında genç yetenekler, draft hakları ve nakit paradan oluşan bir paket talep ediyor. "Sakat Yao için değer mi bu kadarına" diyenlere tekrar hatırlatmakta fayda var; Yao'nun 17 milyon dolarlık kontratı bu sezon sonunda bitiyor ve Yao'yu alacak takım Yao emekliliğini açıklasa bile salary cap'in de çok büyük bir boşluk açacak.

- Hazır Yao'dan bahsetmişken Houston'dan devam edelim. Houston şu an ligin takas konusunda en hareketli takımlarından biri ve her an bir takas yapacaklarmış gibi duruyor. Bir yıldız alabilmek için Yao, Kevin Martin, Luis Scola, Battier 4'lüsünün bile kullanılabileceği konuşuluyor. Takımın beklentilerin çok altında olduğu bir gerçek ancak Martin ve Scola'yı kullanacak kadar büyük bir hareketlenme olduğunu kimse tahmin etmiyordu herhalde. O zaman hemen bir Denver-Houston takası yaparak Carmelo'yu Texas'a getirelim: Kevin Martin+ Kyle Lowry+ Courtney Lee. Brooks-T. Williams-Carmelo-Scola-Hayes (Brad) beşlisiyle sağlam bir takım kurmuş olur Houston. O da olmadı Kevin Martin+Aaron Brooks ikilisiyle Chris Paul'e de Houston formasını giydirebiliriz. Ancak tabii ki uydurma senaryolar bunlar, tamamen benim hayal gücümden çıktılar.

- Bir diğer hareketli takım ise Minnesota. Timberwolwes için David Lee'nin karşılığında New York'a giden ve her sezona "çok yetenekli, mip'in en büyük adayı" beklentileriyle başlayan Anthony Randolph ve Memphis'te benchten geldiği için mutsuz olduğunu açıkça belli eden ve takımdan ayrılmak isteyen OJ Mayo isimleri geçiyor. Şimdi bir baktım da OJ Mayo'yu alması için elinde hiç ama hiç yeterli parça yok Timberwolwes'un. En fazla Brewer+Telfair=Oj Mayo+capfiller tarzı bişey olabilir ancak bunu da Memphis'in kabul edeceğini sanmıyorum. Ancak Randolph'u kadrolarına katmaları daha kolay olabilir. Kimseyi vermeyip, sadece 2. tur draft hakkı ve nakit para karşılığında bile alabilirler.

- Cleveland'da dedikodu kazanına yeni girmiş takımlardan biri. LeBron'un gidişiyle bu sezonki enkazı gördükten sonra takımı tamamen dağıtmayı düşünüyorlar. Olası bir Carmelo takasında, ellerindeki takas istisnası ile üçüncü takım olarak takastaki kontratların uyuşmasını sağlayabilirler. Bunun karşılığında da ya genç oyuncu ya da ilk tur draft hakkı istiyorlar. Varejao başta olmak üzere bütün oyuncuları takasta kullanabilirler. Diğer önemli isimler JJ Hickson ve Mo Williams olarak sayılabilir.

- Uzun takviyesi yapmak isteyen Orlando'nun da ligin sağlam uzunlarından Camby'i istediği haberi çıktı ancak bu dedikoduyu Camby'nin takas söylentileriyle ilgilenmediği ve takımda kalmak istediği haberi takip etti. Ama yine Orlando ne verebilir diye düşünürsek en uygun parça JJ Reddick olarak gözüküyor, hem kontrat hem kalite açısından ancak Portland'ın 2 numara rotasyonunda Rudy Fernandez'in bile istediği süreleri alamadığını düşünürsek o bölgeyi gereksiz şişirmekten başka bir işe yaramaz bu takas. Nelson+Duhon gibi bişey olabilir ancak 2 sene Camby'i oynatmak için Orlando Nelson'ı gözden çıkartır mı bu da bir başka soru işareti.

19 Aralık 2010 Pazar

Takas Piyasası #2

Dün beklenen bir şekilde canlanan takas piyasasında Carmelo Anthony'den sonraki durağımız Memphis'in guardı O.J. Mayo olacak.

#2 O.J. Mayo

Memphis takım sahibinin bir açıklaması var Mayo takasa açık değildir diye. Ama daha önce defalarca bu tip açıklamalarda yer alan oyuncuların takımdan ayrıldıklarını gördüğümüz için mutsuz Mayo için de bir yazı yazmanın uygun olduğunu düşündüm.

Mayo neden mutsuz hepimiz biliyoruz. 3 yıldır ligde olan skorer oyuncu bu yıl ilk defa bench'e düştü ve geçtiğimiz yıllarda yakaladığı rakamlara oranla inanılmaz düşük istatistiklerle oynuyor. Bu rakamlardan onun en çok canını sıkan da kuşkusuz dakika. Kariyerinin ilk 2 yılında 82 maçın 82'sinde de ilk 5'te sahada olup, her 2 yıl da maç başına 38 dakika sahada kalan Mayo, bu yıl ne yazık ki 28 maçın sadece 14'ünde ilk 5 çıkmasının yanı sıra 29.1 dakika sahada kalabiliyor. Bu da ister istemez 23 yaşındaki bu adamın önünü kesmek oluyor. Hele ki Grizzlies gibi bir takımda Henry adındaki çaylağın arkasında ilk 5 çıkamadığını düşünürsek, bu onu mental olarak da yaralar diyebiliriz.

Peki Mayo'yu kim alır? Benim aklıma ilk olarak Chicago Bulls geliyor. Malumunuz mükemmele yakın bir kadroları var. ( Tabii ki sağlam bir Noah'la beraber. ) Ancak o mükemmel kadronun tek eksiği şutör bir oyuncu. Korver var, Rose atmaya başladı falan ama kesinlikle bir keskin şutör daha takıma eklenmeli. Bu konuda Bulls'un da offseasonda bir girişimi olmuştu zaten hatırlarsanız. J.J. Reddick'le anlaşmışlardı ama kontratı Magic karşılayınca Reddick takımında kalmıştı. Sonuç olarak sonra yaptığı girişimlerden de sonuç alamayan Bulls amacına ulaşamadan sezona başladı ve kilit şutörün eksikliğini bolca hissetti.

Mayo için bir diğer adres ise New York Knicks olabilir bence. Neticede onların bir Carmelo girişimleri var ve bu uğurda görev adamlarını feda edecekler. Giden oyuncunun yeri Mayo'yla doldurulabilir ki şehrin cazibesinin yanında yeni bir Big Three oluşturma hayalleri Mayo'nun aklını çelecektir. Ya da alternatif olarak Knicks şöyle de bir formül düşünebilir zira Nuggets'a sunacakları paketi oluşturmakta zorlanıyorlar. Mayo takıma dahil edilir, Curry'nin biten kontratı ve draft hakkıyla süslenip, Nuggets'a yollanır. Biraz komplike bir plan oldu ama Melo'yu alacaksanız işleri biraz daha karmaşık düşünmeniz gerekiyor.

İşin finansal boyutu sorunsuz görünüyor çünkü 4-5 milyon dolar civarı alan Mayo hiçbir takımın ekonomisini zedelemeyecektir. Zaten daha ilk yıldan kendini kanıtlamış bu genç yıldız için verilen miktar az bile bana kalırsa. Özetleyecek olursak Mayo takımında bu sene istemediği şeyler gerçekleşince gerek Grizzlies camiasından soğudu, gerekse birçok dedikoduya karışarak takas piyasasının gözdelerinden biri haline geldi. Bundan sonra ne olur bilinmez ama bu adamı kapmak isteyen çok olacaktır. Tek bildiğim Memphis'in Mayo'yu tekrar kazanmak için maçların yarısında yedeğe tıktıktan sonra Spurs maçında olduğu gibi 47 dakika sahada tutmaktan fazlasını yapması gerektiği. Mesela düzenli olarak ilk 5 başlatmak ve saha içinde daha önemli bir rol vermek gibi.