BIY AD

3 Nisan 2010 Cumartesi

Günün En İyileri - 31 Mart, 1-2 Nisan

Yine ipin ucu elimden kaçıyordu az kalsın. Hep unutuyorum bu günün en iyilerini nedense.

31 Mart:

Link

Mike Conley'nin tip'leyerek verdiği pas güzel ama OJ Mayo'nun steps yaptığını es geçmeyelim. Stephen Jackson sanki bana bilerek asist yapmış gibi geldi ama başka açılardan göremediğimiz için kesin birşey söylemek zor. Holiday'in Ratliff'den korkmadan vurduğu smaç harika. Hiç beklemezdim ufak tefek guard'dan. Humphries'in bloğu muhteşem, Amundson çift elle smaca kalkıyor ama Humphries havada asılı kalıp, topu bloklayacak gücü de buluyor kolunda. Bir sonrakinde ise bu pozisyon normal bir şekilde sonuçlanan versiyonunu görüyoruz. JJ Hickson, Bogut'u potaya sokuyor. Bogut topa değebilse de Hickson'ın gücüne dayanamıyor. Brandon Roy'un vurduğu smaç ilk bakışta müthiş gözüküyor ama sonra farkediyoruz ki hücum faul yapıyor ve Lee'nin topa uzanmasını engelliyor.

1 Nisan:

Link

Aldridge'in topu biraz geriden alarak, Fernandez'in alley-oop'unu tamamlaması fena değil. Dwight Howard'ın bu smaçlarına çok alıştık artık ama topun fileden geçtikten sonra Jason Kidd'e çarpması komik bir detay olmuşi iyi ki korumuş kendisini Kidd. JR Smith'in faule rağmen bulduğu turnike olmasa gün baya zayıf kalacakmış. Zaten 2 maçlık bir program vardı. Klasik perşembe günü.

2 Nisan:

Link

Murphy'den oldukça şaşırtıcı bir atletiklik görüyoruz vurduğu takip smacında. Deron'ın verdiği pasın zorluk seviyesi son derecek yüksek, ip gibi gidiyor ve zamanlama da mükemmel. Aaron Brooks'un hook'umsu bir atış ile bulduğu sayı biraz şans ama güzel. Kobe'nin bakmadan verdiği pas da hiç fena değil. Q-Rich'in vurduğu smaç çok sert ve Pacers oyuncularının blok çabalarına rağmen geliyor. Gay'in 'sözde' 360'ı beni çok da etkilemedi açıkçası. Günün hareketi açık ara Dwyane Wade'den geldi. Yok böyle bir slalom. Bu sezon önce Bulls'a karşı arkasından crossover yaparak buna benzer bir turnike bulmuştu. Daha sonra topu belinin arkasından çevirerek bir tane buldu. Şimdi de bacak arasından... Diyecek kelime yok. Böyle bir delicilik böyle bir yaratıcılık yok. LeBron da smacında topu bir hayli arkaya çekmiş ve göze hoş geliyor ama işte klasik bomboş LeBron smacı...

3 Nisan Programı

3 Nisan Cumartesi 20:00 / Toronto Raptors - Philadelphia 76'ers
4 Nisan Pazar 01:05 (NTV Spor) / Butler - Michigan State
4 Nisan Pazar 02:00 / Detroit Pistons - Atlanta Hawks
4 Nisan Pazar 02:30 / New Orleans Hornets - New Jersey Nets
4 Nisan Pazar 03:00 (NBA TV) / Charlotte Bobcats - Chicago Bulls
4 Nisan Pazar 03:00 / Miami Heat - Minnesota Timberwolves
4 Nisan Pazar 03:30 (NTV) / Oklahoma City Thunder - Dallas Mavericks
4 Nisan Pazar 03:30 / Phoenix Suns - Milwaukee Bucks
4 Nisan Pazar 03:45 (NTV Spor) / West Virginia - Duke
4 Nisan Pazar 04:00 / Los Angeles Clippers - Denver Nuggets
4 Nisan Pazar 05:00 / Portland Trail Blazers - Sacramento Kings

Çok fena bir gece. Uykusuz kalınacak.

Playoff yarışında yine önemli maçlardan biri NBA TV'de. Dün gece Larry Brown'un atılmasıyla gaza gelen Stephen Jackson'ın inişli çıkışlı performansıyla Bucks'ı yenen ve 6.'lığa tırmanmak yolunda ufak bir adım atan Bobcats, Bulls'a karşı. Bulls da 9.'luktan playoff'a girmeye çalışıyor. İki takım da dün maç yaptılar ve yorgunlar, Bobcats daha iyi bir kadroya sahip ama Bulls'un United Center avantajı var. Kimin kazanacağına dair yorum yapılması zor bir maç.

NTV'deki maç ise kaliteli ve Mavs açısından çok kritik. Marion, Durant'i bu sezon 3 maçta da hayattan bezdirmişti. Takastan sonra coşan Mavs son dönemlerde biraz formdan düştü. Yine de Durant'in ilacına sahip oldukları için ve American Airlines'da oynadıkları için avantajlı takım onlar.

NCAA konusunda ise daha önce defalarca kez söylediğim gibi pek bilgim olmasa da (3'er maç izledim takımları ancak, Butler'ı ise hiç izlemedim) sallapati tahminlerde bulunayım. Duke her ne kadar açık favori olarak çıksa da, West Virginia'nın sürpriz yapabileceğini düşünüyorum, hiç fena savunma yapmıyorlar.

Lakers Uzun Seneler Zirvede Kalacak - 2 (Kobe'yle Sözleşme Uzattı)

Kobe'nin bu sezonun sonunda 2011 senesindeki opsiyonunu kullanmayıp takımdan ayrılma ihtimali vardı ama bu ihtimalin sıfıra yakın olduğu aşikardı. Nitekim dün gece 2014'e kadar Lakers'la sözleşmesini uzattı. Üç senelik, 90 milyon dolar değerinde bir sözleşme bu. 2009'un sonlarına doğru Gasol ile 2014'e kadar anlaştığında bir yazı yazmıştım. Bu da o yazının devamı niteliğinde olacak, hatta aslında bu konuda hiçbir şey yazmasam da olur. Ama hatırlatayım: Şu durumda Artest - Gasol - Kobe üçlüsü 2014'e kadar, Bynum - Odom ikilisi ise 2013'e kadar Lakers'da kalacak gibi gözüküyor. NBA'de şampiyon olacak kalitede kadroya sahip takımların azlığı göz önüne alındığında ve Lakers'ın daha 3 sezon bu kadroyla oynayacağı düşünülünce, bu önümüzdeki 4 playoff'ta en az 1 şampiyonluk görürüz herhalde Lakers'dan. Zaten her sezon Batı'nın ilk 2-3'ünde yer alırlar sakatlık sorunlarıyla boğuşmazlarsa.

Bu arada Kobe'nin 3 senelik anlaşmasında kazanacağı, rakamlar şu şekilde:

2011-12: 27.4 milyon dolar
2012-13: 30.2 milyon dolar
2013-14: 32 milyon dolar


Kobe'nin geçmişte, şu anda ve önümüzdeki 2-3 sene içerisinde yapacaklarını göz önüne aldığımızda şu paranın hepsini haketmiştir bunu rahatlıkla söyleyebilirim. Ancak yine de 35 ve 36 yaşlarındaki Kobe'ye 60 milyon dolar gibi miktarlar ödenmesi Lakers açısından pek de sağlıklı bir mali tablo oluşturmuyor. Tabii bunu Kobe'nin - normal olarak - yaşaması beklenilen düşüşü göz önüne alarak söylüyorum. Çıkıp Jordan'ın 34-35'inde yaptıklarına benzer şeyler gerçekleştirirse - ki potansiyeli var - o zaman 35-40 milyonun bile hakkını verir ama ben sanmıyorum. Bu arada sağlıklı mali tablodan bahsettim ama Los Angeles şehri, Lakers takımının salary cap'in üstesinden gelmesini sağlar zaten her şekilde. Benim amacım Kobe'ye verilen paranın ne kadar büyük miktarlarda olduğunu göstermekti. Merak ettiğim birşey var, o da Kobe'nin 36 yaşında yeni bir kontrata imza atıp atmayacağı. Biraz da vücudunun ne durumda olduğu etkileyecek herhalde bırakma veya devam etme kararını.

Bu arada Jordan demişken, NBA tarihinde bugüne kadar bir sezonda takımından 30 milyon ve yukarısında para alan tek isim idi. Şimdi bu ünvanı Kobe ile paylaşacak. Bu bilgiyi de vereyim.

2 Nisan'dan Notlar

Günün Hayvan Performansları
Manu Ginobili, çoğu büyük maçta olduğu gibi, dün gece de Orlando maçında takımını omuzlarında taşıdı. Tecrübe böyle bir şey olmalı herhalde. Takımının kritik zamanlardaki her maçında yaptığı şekilde bu maçta da daha maça başından ağırlığını koydu. Orlando’nun bir gece önce Dallas maçından yorgun ayrıldığını unutmamak lazım tabi;ama yine de büyük önem teşkil eden bir maçtı. 25’te 13 ile (14/17 serbest atış) 43 sayı, 6 ribaund, 5 asist ve 1 top çalmalık bu performansa da şapka çıkarılır zaten. Maç içinde Popovich oyundan atıldı, Duncan (biraz da hakemlerin katkısıyla) erken faul problemine girdi; yine de takım olarak dirayeti kaybetmeden maçı aldılar. Duncan’ın 12’de 10’la 23 sayı,8 ribaundluk performansını da unutmayalım. O da her gün daha gençleşiyor sanki.


Gecenin en merak edilen maçlarından biriydi Milwaukee-Bobcats maçı. Doğu 6. olmak için savaşan iki ekip arasındaki enfes maçı Bobcats alarak aradaki galibiyet farkını 1’e indirdi. Maçta ise Salmons-Jackson düellosunu kazanan Stephen Jackson oldu. Yıldız oyuncu oyun içinde sağ baldırından sakatlanmasına rağmen, 28’ de 11’le (4/6 üçlük) 32 sayı bularak 87-86 biten maçta takımını galibiyete taşıdı. Yanında da 5 ribaund, 3 blok ve 1 top çalması performansını süsledi. Gerçi yaptığı 6 top kaybı da azımsanmayacak ölçüde değil; ama önemli maçta maça ağırlığını koyarak ve inisiyatif kullanarak galibiyeti getirdiği için pek bir önemi kalmıyor yaptığı top kayıplarının. İlginç bir detay olarak da maçta Bobcats’in takım olarak yaptığı toplam 12 bloğun hepsinin ilk beşten gelmesi şaşırtıcı kaçtı. Wallace 2, Diaw 4, Jackson 3, Ratliff 1 ve Felton 2 blokla oynadı dün gece. Özellikle de ilk periyotta pota altını korumaya aldılar Bobcatsli oyuncular bloklarıyla. Şu anda Doğu’da altıncılık için büyük bir savaş başladı. Bakalım Boston veya Atlanta’yla oynamayı kim elde edebilecek bu iki takımdan.

Kevin Martin’den omuz problemi, Ariza’dan soğuk algınlığı nedeniyle yararlanamayan Houston’a Boston karşısında, hele bir de Garden’ da hiç şans vermeyenlerdendim ben de; ama Houston mükemmel takım oyunuyla beni çok şaşırttı. Brooks,Scola ve Budinger üçlüsüyle birlikte bu çekişmeli maçı kazanmayı başardılar. Brooks’un 10/17 (4/6 üç sayı) isabet oranıyla 30 sayı, 9 asist ve 3top çalmalık performansı başta olmak üzere, Scola’nın 24 sayı,11 ribaund ve 4 asistlik çabasıyla ve Budinger’ın sürpriz performansıyla bu önemli maçtan galip ayrıldılar; ama özellikle Boston’ın 13’te 4 gibi kötü bir yüzdeyle üçlük attığı gecede, onların 18’de 12 atması maçı onlara getiren en önemli etken oldu. Ray Allen’ın da erken faul problemine girmesiyle hiç verimli bir dış atış performansı alamadı Boston Celtics. Unutmadan Budinger’ın performansını da “Günün X Faktörü” kısmında okuyabilirsiniz.


Suns’ın art arda 10. galibiyet ve Detroit’in ise art arda 10. mağlubiyetini elde ettiği maçta Amar’e Stoudemire 15’te 13 gibi yüksek bir yüzdeyle 29 sayı, 6 ribaund, 2 asist ve 1 blokluk bir performans sunmuş The Palace’daki seyircilere. Çok da zorlanmadan bir galibiyet daha alarak kızışan Playoff savaşında sessiz sedasız alttan alttan ilerlemişler yukarılara doğru. Takım olarak 29’da 15 gibi uçuk bir oranla üçlük atarlarken karşı taraftan gelen 11’de 2 lik üçlük isabeti zaten maçı baştan bitirmiş.


Heat, Wade’in önderliğinde peş peşe 8. galibiyetini alarak sezon rekorunu kırmış Pacers’a karşı. Wade uzatmada 3 şutunda da (2/2 üçlük) isabet bulunca maçı biraz zorlansalar da kazanabilmişler. Uzatmadaki 16 sayının 8’ini atarak gecede ışıkları söndüren Miami’nin süper yıldızı, toplamda 22’de 14 ile 43 sayı, 9 ribaund, 6 asist, 3 top çalma ve 3 blokluk nefis bir performans sunmuş. Kısacası Heat, kazanılması gereken bir maçı birazcık zora soksa da, liderlerinin önderliğinde kazanmış.

Gecenin bir diğer mesaj maçında Cavaliers, Hawks’ı 93-88 yenerek, seriyi süpürme yönünde büyük bir adım atmış. Malumuz bu sezon üç maçı da kazandılar ve takım olarak ters geliyorlar Atlanta takımına. Dün de LeBron James ve Mo Williams, takımlarının sezonda 60. galibiyetine ulaşmasına ön ayak olmuşlar performaslarıyla. LeBron 20’de 11 ile 27 sayı, 13 ribaund, 6 asist ve 2 top çalmayla mücadele ederken, Mo Williams ise 14’te 7 ile 24 sayı, 4 ribaund, 2 asist, 1 top çalma ve karier rekoru olan 4 blokluk performansıyla takımlarını sırtlamışlar. Cleveland takımıda böylelikle NBA tarihinin peş peşe iki sezonda 60. galibiyete ulaşan 18. takımı oldu.

Chicago Bulls, Loul Deng’in 11 maç aradan sonra takımına döndüğü maçta Wizards’ı 95-87 yenmeyi başarmış. Takımda öne çıkan isim yine Derrick Rose olmuş 24 sayı,5 asist ve 4 ribaundluk performansıyla. Yıldız oyuncu belindeki ve el bileğindeki sakatlığa rağmen yine bu katkıyı verebilmiş takımına büyük alkışı hak ediyor doğrusu. Özellikle son çeytekte takım olarak yaptıkları mükemmel savunmayla Wizards’ı 16 şutta 2 isabet bulmaya zorlamışlar. Rahat bir galibiyet alarak, Toronto’nun yakasına yapışmışlar kısacasa. Bu iki takımda Cleveland’ı geçemeyecek muhtemelen; ama bu yarışın böyle önemsenmesi harika. Deng ise uzun aradan sonra 8’de 6 ile 14 sayı ve 6 ribaundluk performansıyla sakatlığının etkilerini atlattığını göstermiş bizlere.

Dün gece aldığımız flaş haberle Kobe’nin üç senelik kontrat yaptığını öğrendik. Sene başında da Gasol’le yapmışlardı. Böylece Mitch Kupchak da sezon başındaki amacına ulaşmış oldu iki yıldızıyla sözleşme yenileyerek. Bu haberle maça çıkan Los Angeles Lakers Utah’ı, Odom’dan gelen ekstra performansla mağlup etmeyi başarmış. Yıldız oyuncu 14’te 11 ile attığı (3/4 üç sayı) maçta toplamda 26 sayı, 10 ribaund, 3 asist ve 1 blokla oynamış. Şu ligde Utah’a en ters takım hangisi derseniz direk “Los Angeles Lakers” derim. Özellikle iki numarada büyük eşleşme sorunu yaşıyorlar Lakers’la. Hani derseniz ki Kobe çok mu iyi oynamış, hayır pek iyi oynamamış; ama artık sendrom oluşmuş galiba Utah’ta. Gasol’un hakkını yememk lazım, 1 asistle triple doble’ı kaçırmış. Bir uzun için çok ekstra bir performans gelmiş Gasol’den. 14 sayı, 16 ribaund, 9 asist, 1 top çalma ve 1 blok. Bir takım uzunundan başka ne ister ki?


Boşa Kürek Çekenler
David Lee olsam ben oturur ağlardım herhalde “Takıma bak! Benden gelen bu kocaman triple-double’a rağmen Golden State’e yeniliyoruz” diye. Böyle bir performansa rağmen kaybediyorlarsa o maçı New York’ta çoktan olay bitmiştir zaten. 24’te 14 ile 37 sayı, 20 ribaund, 10 asist ve 1 blok. Hala inanamıyorum New York’un yenilmeyi nasıl başardığına. Hani karşınızdaki takımda takım olsa neyse. Golden State yani. Yenmeyeni dövüyorlar zaten. Her ne olursa olsun; kabul edelim ki Lee’den gelen performans süper. Umarım bu takımda pek geleceği olmaz da seneye Oklahoma’da falan görebiliriz kendisini. Lee’nin yanı sıra Gallinari’nin 29 sayı, 8 ribaund ve 8 asistlik performansı da boşa gitmiş arada. Lee ve Gallinari karşılıklı oynamışlar herhalde.

Troy Murphy, takımının Heat’e kaybettiği gecede elinden ne geliyorsa yapmış; ama yine de maçı çevirememiş. %50 isabetle üçlük (3/6) bile atmış yani. Toplamda 17’de 12 ile 29 sayı, 15 ribaund, 2 asist ve 1 top .almalık performans, uzatmada Wade’in şovuyla hiçbir işe yaramamış. Sahneyi sessiz sedasız terk etmişler çekişmeli gecede.

John Salmons, Stephen Jackson’la düellosundan mağlup ayrılan taraf oldu Milwaukee-Bobcats karşılaşmasında. Yapması gereken her şeyi yaptı; ama maçı uzatma sonunda kaybettiler. Yıldız oyuncu 22’de 12 isabetle 28 sayı, 5ribaund, 5 asist, 2 top çalma ve 1 blokluk güzel bir performans sundu bizlere; ama Charlotte takım olarak daha inatçı çıktı. Bu arada Bogut’un katkılarını da yemeyelim. Maç başında kötü atmasına rağmen sonra iyi toparladı ve 16’da 8 ile 19 sayı, 12 ribaund ve 7 blokluk ekstra bir performans sundu bizlere. Özellikle blok katkısı yadsınamayacak seviyede. Arada bir galibiyet farkının kalması da her ne kadar Bucks için ürkütücü bir durum olsa da bence oralara renk getirdi bu sonuç.


Rajon Rondo, dün geceki Houston maçıyla bir sezonda 724 asist yapan ilk Celticsli olarqak Bob Cousy’nin bu alandaki 715 asistlik rekorunu geride bıraktı dün gece; ama yine de Houston’a kafa tutamadılar kendi evlerinde. Rondo 18’de 10’la 23 sayı, 10 asist, 5 ribaund ve 5 top çalmalık harika bir performans sundu ve hatta Pierce da aynı şekilde 14’te 9 ile 27 sayı, 4 ribaund, 2 asist ve 1 top çalmalık çabasıyla ona eşlik etti; fakat yine de iki önemli yıldızından yoksun Rockets’ı deviremediler. Bu aralar iyi gidiyorlardı; ama iki Teksas ekibinden gelen iki mağlubiyetten sonra biraz sallanmaya başladılar gibi.

Andray Blatche, takımının Chicago’ya mağlup olduğu gecede 20’de 7 gibi pek iyi olmayan bir oranla 18 sayı bulsa da çektiği 7 hücum ribaundu ( toplamda 13), 7 asist ve 2 top çalması boşa gitmiş oldu. Wizards böylece iki gece önce Hornets’a karşı aldığı sürpriz galibiyetle mağlubiyet serisini kırmıştı; ama şimdi de evinde 9 maçtır galip gelemeyerek 1966’dan sonra bir rekor daha kırdı bu alanda. Wizards 17 Aralık 1966 ve 8 Ocak 1967 tarihleri arasında evinde yaptığı 8 maçta galibiyet yüzü görememişti; fakat artık o rekorda tarih oldu.

Utah’ta Boozer bu sezon sıkça alıştığımız dev double-double’larından birine daha imza atmış dün gece; ama olmamış. 16’da 8 ile 20 sayı ve 18 ribaundluk performans hak ettiği yere ulaşmamış ne yazık ki dün gece Lakers karşısında.

Günün X Faktörü
Chase Budinger, takımının Boston’ı mağlup ettiği maçta 8’de 6 gibi heyecan verici bir üçlük oranıyla maçı takımına getiren ekstra isim oldu. Özellikle uzatmada çok verimli oynadı çaylak oyuncu ve hiç ihtimal verilmeyen bir maçı çevirdi Garden’da. Toplamda 14’te 9’la 24 sayı, 5 ribaund ve 2 asistle Scola ve Brooks’a büyük yardım etti. Bu iki yıldıza bir kişiden yardım gelince Houston’ın neler yapabileceğini de gördük böylece. Daha önce kaybettikleri maçlarda çoğunlukla yalnız kalmışlardı Scola ve Brooks. Bu maçta Budinger yardım etti onlara ve sonucunu Boston’ı devirerek aldılar.

Anthony Morrow, Lee’nin büyük triple-double’ına bulduğu 35 sayıyla karşılık vererek takımını Knicks önünde galip getirmeyi başarmış; ama çok mu iyi etmiş derseniz bence hayır. Ben Lee’nin performanslarını “Günün Hayvan Performansları” na yazmayı daha çok yeğlerdim doğrusu. Morrow’a düşmanlığımdan değil bu, Warriors’ın basketbol falan oynamamasından. Neyse biz yine de Anthony Morrow’un hakkını yemeyelim. Genç oyuncu 23’ de 16 gibi iyi bir yüzdeyle 35 sayı, 6 ribuand ve 3 top çalmalık performansıyla maçı takımına armağan etmiş resmen.

Takımını Baltalayanlar
T-Mac ne yapıyor ne diyor ben anlayamıyorum doğrusu. Yalnız bir şey anlaşılıyor bu performanslarından: Artık ememklilik gelmiş, çoluğa çocuğa karışmak lazım. New York’a da yerleşirse, tadından yenmez artık emeklilik çağları. Dün yine 4’te 1 ile attığı Warriors maçında tek isabetini 3 kez denediği üç sayılık şutlarından birinde bulmuş. Yalnızca 3 sayı ile bitirmiş maçı. Warriors gibi hiç savunma yapmayan bir takıma karşı bile bu oerformansla oynuyorsa kafasında basketbol bitmiş diyebiliriz McGrady için. Yazık oldu potansiyeline.


Bizimkiler
Ersan, Charlotte karşısında çok büyük önem taşıyan maçta 18 dakika buldu sadece. Maçın çekişmeli geçtiğini de düşünürseniz, Skiles’tan daha fazlasını da alamazdı zaten. Görev aldığı dakikalarda ise 7’de 3 ile 7 sayı buldu genç yıldızımız. 3 üçlük denemesinin yalnızca birinde isabet bulabildi. Ama sevindirici nokta 3’ünü hücumda çektiği 7 ribaund oldu. Böyle iddialı maça göre, alabildiği dakika paralelinde bence hiç de fena bir performans gelmedi Ersan’dan genel olarak.

Memo ise genel olarak dinlenmış azıcık diyebiliriz. Pek sahneye çıkmamış belalıları Lakers’a karşı oynadıkları maçta. 11’de 5 ile 11 sayı bulmuş, yalnızca 3 ribaund çekebilmiş. Bloğu falan da yok zaten. Arasıra gelebilir böyle performanslar, önemli olan uzun süreli olmasın.

2 Nisan 2010 Cuma

2 Nisan Programı

3 Nisan Cumartesi 02:00 (NBA TV) / Milwaukee Bucks - Charlotte Bobcats
3 Nisan Cumartesi 02:00 / Miami Heat - Indiana Pacers
3 Nisan Cumartesi 02:00 / Chicago Bulls - Washington Wizards
3 Nisan Cumartesi 02:30 / Houston Rockets - Boston Celtics
3 Nisan Cumartesi 03:00 / Phoenix Suns - Detroit Pistons
3 Nisan Cumartesi 03:00 / New Orleans Hornets - Memphis Grizzlies
3 Nisan Cumartesi 03:00 / Atlanta Hawks - Cleveland Cavaliers
3 Nisan Cumartesi 03:30 / Orlando Magic - San Antonio Spurs
3 Nisan Cumartesi 05:30 (NBA TV) / New York Knicks - Golden State Warriors
3 Nisan Cumartesi 05:30 / Utah Jazz - Los Angeles Lakers

NBA TV'de gecenin fena olmayan maçlarından biri var. En azından Ersan ile Bucks'ı ve Bobcats'i playoff yolunda bir kez daha izleyeceğiz. Aslında çok denk güçlerin karşılaşması, iki takım da müthiş savunma yapıyor. Bu konuda Bucks biraz daha sert iken, Bobcats daha iyi rotasyonlar ve takım halinde yapyor bu savunmayı gözlemlediğim kadarıyla. İki takım da 'kazma' sınıfına girerler eğer hücumu göz önüne alırsak. O nedenle kısır bir maç olabilir. Bobcats'in bir üst sıraya tırmanıp Cavs ile Magic'ten kaçması için artık son fırsatları. Bu maçı kazanırlarsa Bucks'ı geçme şansları bile doğacak çünkü hem fark 1'e inecek hem de seonz içinde 2-2 yapmış olacaklar durumu Bucks'a karşı. Bu arada Delfino bugün dönüyormuş, Bucks adına iyi bir haber.

NBA TV'deki ikinci maçı ise basketbol sevginizin sağlığı, kendi sağlığınız ve basketbolun geleceği adına izlememenizi öneriyorum. İki karman çorman, ne oynadığı belirsiz takımın mücadelesi. Gerçi ne mücadelesi? Parkede bir oraya bir buraya koşmaları diyeyim... 9 uzatma sonunda 192-189 falan bitmedikçe herhalde üzülmem izlemediğime. Sakınınız

Hawks-Cavs, Magic-Spurs ve Jazz-Lakers maçlarının olduğu bir gece olduğunu unutmayalım. Çok zengin bir program. Her denk güçleri karşı karşıya getiren maçta olduğu gibi ev sahibi takımlar daha avantajlı diyebiliriz herhalde.

Spurs maçlara artık bizim futbol takımları gibi "Spurs Manu'yla güzel" pankartıyla çıkacakmış bu maça. Sırt ağrıları onu etkilemezse yine takımını sürükleyecektir bu gece. Spurs üçlüğü en iyi savunan takımlardan biri yıllardır, bu sezon da değişmedi bu. Savunmalarının en büyük zaafı boyalı alanı koruyamamaları yeterince. Magic dış oyuncularının ama genellikle böyle bir derdi olmuyor. Bildiğimiz gibi dış şut ağırlıklı oynayan bir takım Magic. Bu nedenle Spurs avantajlı diyebiliriz.

Jazz-Lakers ise Jazz açısından çok kritik batı 2.'liğini elde etmek için. Ama tam 7 maçtır Staples Center'dan yenik ayrılıyorlar ve Lakers onlara ters geliyor. Sene başında 77 sayıda kalmıştı Jazz örneğin ama Lakers fena formdaydı. Bu sefer Bynum'ın olmaması ile Lakers'ın düşüşü ve Jazz'ın yüksek form durumu ümit verici faktörler. Geçmişteki rahat maçların aksine Lakers'ın zorlanmasını bekliyorum bugün.

2010 Dünya Şampiyonası Trailer'ı


Link

Anıl'ın blog'da gördüm. İstediğimiz, biraz uğraş verdiğimiz zaman, ne güzel işlere imza atıyoruz. Çok hoşuma gitti.

Grizzlies Israrla Deniyor

Neyi? Genç uzunlarına, özellikle de Hasheem Thabeet'e bir öğretmen tutmak istiyorlar. Sene başında Kareem ile anlaşmaya çalışmışlardı ancak Kareem bu teklifi kanser olduğu için reddetmek durumunda kalmıştı. Ama her işte bir hayır vardır derler ya, belki de Kareem'i alamamaları Memphis'e büyük fayda sağlayacak. Çünkü şimdi Dikembe Mutombo'yu yaz döneminde asistan olarak tutmayı planlıyorlarmış. O da Thabeet ile ilgileniyormuş ve ona yardımcı olmak istiyormuş. Herhalde Thabeet için Mutombo'dan iyi bir öğretmen bulunamazdı.

Bir kere en başta ikisi de Afrika doğumlular (Thabeet - Tanzanya ve Mutombo - Demokratik Kongo Cumhuriyeti gerçi ben Mutombo'yu Zaireli olarak tanıdım lise yıllarında). Yine ikisi de basketbol oynamaya geç yaşlarda başlayıp ardından Amerika'ya kolej okumaya geldiler. Yani geldikleri köken ve yaşadıkları şeyler yakın diyebiliriz bir anlamda. İnce fiziklerine ve 2.20'ye yakın boylarına, Thabeet'in hücumdaki hamlığına ve defansta potansiyel olarak boyalı alanı karartma ihtimaline baktığımızda NBA tarihinde en çok benzediği oyuncu Mutombo diyebiliriz. Yani Thabeet dünya üstünde kendisine en çok şeyi öğretebilecek, onun yolunda gittiği zaman başarıyı yakalayabileceği bir öğretmen bulmuş olabilir. Tabii Grizzlies Mutombo'yu ikna edebilirse.

Ben hala onun bir Mutombo olmasını beklemiyorum kesinlikle, ne de olsa bahsettiğimiz adam NBA tarihinin en iyi defansif pivotlarından biri, belki de birincisi. Thabeet'in blok sezgisi ve takipçiliği fena değil ancak ayakları son derece ağır. Ama Mutombo'nun yolunda ilerlerse, bu ligde tutunup saygı duyulan pivotlardan biri olma potansiyeline sahip Thabeet kağıt üstünde. Yalnız kolejde izlediğim birkaç maçına göre ve NBA'de izlediğim kadarıyla ben yine de bu potansiyelini gerçeğe dönüştüreceğine %100 inanmıyorum.

Ayrıca Marc Gasol'ün sakatlığı sebebiyle sezon sonuna kadar dinlendirileceğini ve Thabeet'in önemli dakikalar alacağını söyleyeyim.

1 Nisan'dan Notlar

Günün hayvan performansları:
Dün ikinci yarıda kopup giden maçta Orlando adına coşan isim 17 sayı 20 ribaund 5 blokla Dwight Howard olmuş. Birkaç maçtır 20’li sayılarda gezinip sonralardan tekrar düşüşe geçen Lewis bu maçta sadece 6 top kullanıp 6 sayı atabilmiş. Şimdi maçları kazanıyorlar ama playofflarda ona ihtiyaçları var. Bakalım Lewis de Hidayet’e ihtiyaç duyacak mı? Neyse ki bu maçta Carter 19, Nelson 14 ve en önemlisi Pietrus 24 sayı atıp Dallas’ın bunlara karşılığı olmayınca galibiyet yüzü gören ekip 97-82’lik skorla Magic olmuş.

Batı yakasında öyle bir çekişme var ki ikincilik, hatta birincilik mücadelesi veren Denver geçenlerde birkaç maç kaybedince 5. sıraya düşmüştü hatırlarsanız. Bu da zorlu Portland karşılaşmasını çok daha önemli kılıyordu ve bu sınavdan başarıyla geçmeyi başardılar evlerinde. Carmelo 21’de 10’la 25 sayıyla oynarken Billups da 13’te 6’yla 21 sayı göndermiş Portland potalarına ve istatistik kağıdına 6 da asist yazdırmış. İkilinin dışında Nene’nin 22 sayı 5 asist 5 ribaundluk etkili oyunu, Andre Miller’la ilk yarıda oyuna tutunmayı başaran Portland’a fazla gelince maçı kazanan ekip 92-109’luk skorla Denver olmuş.

Boşa kürek çekenler:
24 sayı onun ortalaması ve 22’de 9 şut isabeti iyi sayılmaz ama takımından yardım gelmese de Dirk yine işini yapıp takımını bir yere kadar ayakta tutmaya çalışmış. İkinci yarıda Terry’den yardım gelse de Mavericks yine dayanamayıp 74-58 geriye düşmüş bitime 10 dakika kala. Son çeyrekte Barea’dan 16 sayı gelmiş ancak o da farkın azalmasına neden olabilmiş sadece.

Günün X-faktörü:
Pietrus Dallas maçının ikinci çeyreğinde öyle coşmuş ki kimse durduramamış, takımının ilk 14 sayısının 13’ünü kendisinden gelmiş. Üçlük çizgisinin gerisinden de 6’da 6’yla oynamış. Bu konuda Magic zaten takım olarak biraz uçmuş, 24’te 14’le üçlük atmışlar ve onlar böyle atınca karşılarında durmak imkansız olmuş haliyle. Kısacası Fransız oyuncu 8 şutundan sadece birini kaçırarak 24 sayıya ulaşmış, Dallas galibiyetinin bir numaralı nedeni olmuş. Playofflarda geçen seneki gibi birkaç maçta böyle performanslar bekliyorum ben kendisinden.

Takımını baltalayanlar:
Fernandez'in son zamanlarda ne çok yönlülüğünden ne de enerjisinden iz yok. Bu maçta da 8 şut kullansa da sadece birinde isabet bulabilmiş İspanyol oyuncu. İki asisti iki de ribaundu var. Bir an önce formunu bulup gereken katkıyı yapması gerekiyor çünkü ara sıra coşan Webster ve Bayless’ın da kötü oynadığı maçlarda takımının ona ihtiyacı var.

Aynı maçta Roy da hiç isteneni verememiş. 14 sayısının 7'sini serbest atışlardan bulsa da 13'te 3 şut yüzdesi felaket. Geçen Denver maçında da 14'te 3'le şut atabilmişti sadece. Yine de Lakers'la eşleşirlerse onlardan bir sürpriz bekliyorum ben.

LeBron: Kobe Sadece Sıradan Bir Şutör

Dün gece girdiğim haberdeki atışmalarda altta kalan LeBron James, başlıktaki gibi sert bir cevap vermemiş Kobe'ye elbette. Çünkü dün üzerine hararetli tartışmalar dönen haber 1 Nisan tuzağıydı =)

Buradan, o yazının fikir babası olan arkadaşıma teşekkür ediyorum. Onun dışında 2 adsızı da tebrik ediyorum 1 Nisan'ı bildikleri için. Ortaya çıkmasın diye o 2 yorumu onaylamamıştım, şimdi koydum.

Michael 'Fucking' Jordan Durant


Link

Bu sezon yaptığı çıkışla beraber aldığı faul düdükleri biraz artan, hatta bazı kişilere göre bu düdüklerle çıkışı tetiklenen Durant hakkında ilginç bir yorum gelmiş Garnett'ten dün gece. Celtics, iki gece önce The Garden'da Thunder'a yenilmekten kurtulamamıştı. Garnett de bunu Durant'ın hakemlerden aldığı düdüklere bağlamış. "Michael Jordan kadar faul düdüğü aldı, bütün takımdan daha fazla serbest atış kullandı" demiş videoda duyabileceğiniz üzere. Benim dikkatimi çeken diğer nokta ise en sondaki bıkkınlık ile iç çekişi Garnett'in. Celtics'in bu gidişatından artık sıkılmış belli ki ama dizinden dolayı yeniden düzlüğe çıkmalarını sağlayamıyor...

Videoyu paylaşan Onur'a teşekkürler.

1 Nisan Programı

2 Nisan Cuma 03:00 / Orlando Magic - Dallas Mavericks
2 Nisan Cuma 05:30 / Portland Trail Blazers - Denver Nuggets

1 Nisan 2010 Perşembe

Kobe'yle LeBron Kapıştı, Kazanan Biz Olduk

Dün gece LeBron'un Milwaukee maçı öncesi 2010'da Türkiye'deki Dünya Şampiyonası'na gelmeyeceğini söylemişti. Ancak yaklaşık bir saat önce Cleveland Plain Dealer'da çıkan bir habere göre bugün, dün söylediklerini yalanlarcasına açıklamalar yapmış LeBron:

"Kobe'nin katılacağı bir şampiyonada, onun kazandığı madalyanın benim koleksiyonumda eksik kalması gibi bir ihtimali göz önüne alamam. Onun katıldığı her yarışmada ben de olmalıyım. Kobe 2010'da Türkiye'ye gidiyorsa şundan emin olabilirsiniz ki ben de kadroda olacağım. Eğer bu sezon NBA finallerine de kalabilirse ben onu orada bekliyor olacağım" demiş. Bunun üzerine Kobe'ye dönmüş gazetenin muhabirleri ve ilginç bir tepkiyle karşılaşmışlar:

"LeBron ben katılırsam gidecek diye bir durum söz konusu değil. Eğer o 2010 Dünya Şampiyonası'na katıldıysa, ben ona yardım etmek için milli takım kadrosunda bulunacağım. Çünkü biliyorsunuz Olimpiyatlar'da ve Dünya Şampiyonası'nda daha önce LeBron bensiz katıldığında bronz madalya alabilmişti sadece. 2008'de ise ben katıldığımda ne olduğunu gördük. Televizyon başında ülkemin bronz madalyada kalmasını görmek beni çok hüzünlendiriyor o yüzden LeBron Dünya Şampiyonası'na gidiyorsa ben de kesinlikle orada olacağım. NBA Finalleri konusunda ise benim çenem değil yüzüklerim konuşuyor zaten. Finale kadar çıkabilirse karşısında kimi bulacağını çok iyi biliyor LeBron" demiş Kobe. Adeta ders vermiş cevaplarıyla ve inceden laf sokmasıyla.

Valla ne diyelim. Muhteşem bir haber. Kendi aralarında tatlı bir şekilde atışırken aynı zamanda ülkemize gelmek için birbirlerine gaz vermeleri ve şampiyona kadrosunda olma ihtimallerinin artması bizim için değer biçilemez bir gelişme. Umarım bu ikiliyi hem NBA Finalleri'nde hem de Türkiye'deki kadroda görürüz.

Devamı için tık

31 Mart'tan Notlar

Günün hayvan performansları:
Durant dün gece Paul Pierce karşısında coşmuş. 20’de 10’la 37 sayı atmış üstüne 8 ribaund almış genç yıldız. Üstüne 15’te 15 faul isabetini de eklersek ne kadar durdurulmaz olduğunu bir daha görüyoruz. Şu aralar büyük takımları yenerek playoff rakiplerine de bir mesaj veriyorlar, bakalım tecrübenin konuştuğun yerde bu gençler ne yapacak. Durant’in yanında Westbrook’u da atlamayalım, son 4 dakika pek bir şey yapamasa da 21 sayı 10 asisti var. Celtics’e baktığımızda Pierce 15 sayı atmış, Garnett’in 18’i var. Rondo 16 sayı 11 asist eklemiş, Rasheed bile 8’de 7’yle 18 sayı atmış. Geçtiğimiz iki senede skor dağılımının böyle olduğu bir maçta Celtics’in kaybetmesi imkansız olurdu ancak bu sene kaybediyorlar. Her ne kadar yaşlanmış olsalar da %60’la şut atıp bu genç takıma kaybetmeleri onlara tamamen aykırı. Bu da Celtics için işlerin ne kadar ters gittiğini gösteren başka bir maçtı özet olarak.

Gerald Wallace yine tüm efektifliğini gözler önüne sermiş, savunmada da hücumda da oldukça iyi işler yapmış. 11’de 8’le 24 sayısı olan Wallace, bunlara 12 ribaund 3 asist 3 de top çalma eklemiş. Öte yandan Tyson Chandler da 5’te 4’le 15 sayı atarak bu sezonun en iyi maçını çıkarmış. Ayrıca karşılarındaki Sixers’ı 24 top kaybına zorlamışlar takım olarak, tabii Philadelphia ekibinin de katkıları vardır bu rakama. Sonuç olarak Bobcats evinde 76ers’ı 84-103’lük skorla güle oynaya geçmiş.

Toronto’nun Clippers’ı 114-92 mağlup ettiği maçta Chris Bosh her zaman yaptığı gibi yine öne çıkmış. All-Star oyuncu 17’de 12 (ayrıca 10/13 serbest atış) 34 sayı, 11 ribaund, 3 blok ve 1 asistle neredeyse tek başına söküp almış maçı. Bu sıralar Doğu’nun 8. takımı olma konusunda büyük savaş verdikleri Chicago’nun 2 galibiyet önündeler ve büyük ihtimalle de playofflara kalacaklar gibi gözüküyor.Toronto çok bariz zaafları olan bir takım. Playofflar da biraz strateji savaşı koktuğu için onlara büyük çoğunluk (ben dahil) hiç şans vermiyor olası bir Cavaliers eşleşmesinde.

Al Jefferson, takımının üst üste 17. maçını kaybetmesine izin vermemiş. 19 sayı, 12 ribaundunun yanında defansta da çok alışık olmadığımız şekilde 6 blok yapmış. Darko Milicic de ona 15 sayı, 10 ribaund 4 blok ile yardımcı olmuş. Thompson ile Landry'den oluşan Kings pota altına fazla cüsseli gelmişler. Bu arada Landry 22 sayı, 7 ribaund ile biraz Wolves'a karşı gelmeye çalışmış ancak yeterli olamamış.

Joe Johnson, takımının Lakers’ı duman ettiği gecede en önemli etken olarak öne çıktı. Yıldız oyuncu, 20’de 10’la 25 sayı bulurken 8 asisti ve 3 ribaundu ile karşılaşmayı Atlanta’ya getiren isim oldu. Lakers’ın bu sezon ki büyük takımlara karşı maç kazan(a)mama fobisinden gayet iyi yararlandılar takım olarak.

Aslında Wizards'da çok göze batan bir performans yok, belki son zamanlarda pek fazla sayı attığını görmediğimiz Mike Miller'ı sayabiliriz. 14'te 9 isabetle 27 sayı atmış ve 7 ribaund almış. 16 maçtır kaybeden takımına Hornets karşısında uzun süre sonra kazanma duygusunu tattırmış.

Gecenin en heyecanlı iki maçından biri olan Milwaukee - Cleveland yine LeBron imzası vardı. 17’de 7 ile 23 sayı, 9 ribaund, 7 asist, 1 top çalma(maçın en önemli topu), 1 blok istatistikleriyle maça damga vurdu süper yıldız. Belki çok yüzdeli atmadı; fakat efektif oyunu izlenmeye değerdi. Belki de uzatmaya gidecek maçta, Ridnour’un verdiği kötü pası çalarak baskete gitmesiyle oyun neticelendi zaten. Mo Williams’ın katkısı da yadsınamayacak seviyedeydi dün gece için. Son aylarda baya bir istikrarsızdı yıldız guard. Umarım dün gece ile birlikte bu zinciri de kırmıştır ve takım olarak komple karşımıza çıkarlar playofflarda. Saha avantajı zaten onlarda olacak tüm takımlara karşı. Kısacası bundan sonra Cleveland için çok laf etmeye gerek yok. Şu anda en iddialı takım konumundalar ve geçen seneye göre daha tecrübeliler. Her şey kendi ellerinde kısaca.

Steve Nash 16’da 9’la 24 sayı 14 asist 7 ribaundla oynayarak takımının üç alanda da lideri olmuş. Ancak maçın sonlarına doğru zaman geçirirken amaçsız Jarvis Hayes’in topu çalmaya çalıştığı pozisyonda ayak bileğini burkmuş talihsiz bir şekilde. Çok önemli olduğunu sanmıyorum ama. Son günlerde biraz daha moral bulan acıların ekibi New Jersey de fena mücadele etmese de Phoenix’e güçleri yetmemiş, üçüncü çeyrekte maçı kaybetmişler.

Utah Jazz, dün gece Warriors’ı mağlup ederken Boozer yine bu sezon çok alıştığımız performanslarından birini izlettirmiş Energy Solutions Arena’daki herkese. 14’de 12 ile 25 sayı, 13 ribaund, 2 asist ve 2 top çalmalık performans, zaten bir vursan yıkılacak olan GSW savunması, bu performans karşısında komple dağılmış. Fark daha maçın 5. dakikasından açılmaya başlamış ve bir daha da hiç kapanmamış. Daha sonra iki takımda kafasına göre takılmış bir “Warriors Klasiği” olarak. Monta Ellis’in yokluğunda belki top paylaşılır diyordum; ama o da olmamış. Kısacası bu takımdan iş geçmiş artık. Bu arada Deron Williams’ın 19 asisti de çok ayrı duruyor; ama Warriors’a karşı yapılmış olması biraz bozuyor işi. Yine de alkışlar D-Will’e.

Dallas uzun süreden beri hasret kaldığı JET’ine kavuştu bildiğiniz gibi. Dün de Memphis karşısında Terry, 24’de 11 ile 29 sayı bularak uzatma sonucu kazanılan maçta çok büyük rol oynamış. Ayrıca 6 asist ve 4 top çalması da sakatlıktan dönüşü kolay atlattığını gösteriyor bizlere. Yalnız maçın asıl kahramanı Nowitzki olmuş bulduğu 28 sayının 18’ini son 11 dakika da bularak. Maç içinde baya kötü atmış; ama büyük oyuncu zor zamanlarda ortaya çıkar ya. O da aynen takımının ona en çok ihtiyaç duyduğu anda sahaya çıkarak Memphis karşısında galibiyeti getiren en büyük etken olmuş. Onun istatistiklerine bakacak olursak, 23’le 9 ile 28 sayı, 5 ribaund, 6 asist, 2 top çalma. Böylelikle Mavs batıdaki ikinciliğini biraz daha sağlama aldı diyebiliriz. Şu an için bir de Utah tehdidi var; ancak bu zamanlarda tecrübe ön plana çıktığı için ben de Dallas’ın ikinci olacağı kanısındayım.

Boşa Kürek Çekenler
Chris Kaman, Toronto’ya karşı var gücüyle karşı koymuş; ama yine de olmamış. İstatistikleri ise çok güzel özellikle aldığı hücum ribaundları anlamında. Toplam13 ribaund çekmiş All-Star oyuncu ve de bunların 7’si hücum ribaundu. Sadece bunla bitmemiş 22 sayı, 3 asisit ve 3 blokluk hayvan bir performans sunmuş bizlere; ama yazık ki karşı tarafta Bosh’tan daha hayvanı gelmiş.

Dallas’a karşı Memphis’te Randolph,Mayo ve Conley üçlüsünün ekstra oyunları Nowitzki’nin son dakikalarda kumandayı eline almasıyla boşa gitmiş; ama tek Nowitzki diyerek bitiremem. OJ Mayo’nun hem son çeyreğin hem de uzatmanın son topunda kullandığı girmeyen üçlükler de Memphis’in maçı alamamasına büyük etken olmuş. Bu üçlünün istatistiklerine yakından bakacak olursak Mayo 10/16 ile 27 sayı, 5 ribaund ve 1 asist, Zach Randolph 21’de 8’le 24 sayı, 12 ribaund ve 3 asist, Conley ise kariyerinin en güzel maçlarından birini yaşadığı gecede 18’de 11 ile 25 sayı, 6 ribaund ve 5 asistle oynamış.

Kobe, bu sezon boyunca büyük takımlara karşı hep istikrarsız bir tablo çizen Lakers’ı kurtaramadı Atlanta karşısında. 21’ de 12 ile bulduğu 28 sayının yanında 3 ribaund ve 4 asisti vardı süper yıldızın; ama çok büyük bir umursamazlık vardı takımında. Sadece Kobe ve biraz da Ron Artest vardı maç içerisinde. Fark da bir 3. çeyreğin sonuna doğru 25’e dayandı zaten. Maç da güzel güzel gitti Atlanta taraflarına doğru. Artık onlar için Batı’da birincilik, genelde ikincilik olacak gibi. O nedenle takım olarak pek zorlamıyorlar herhalde. Bu kadroya başka bir açıklama bulamıyorum çünkü.
 
Günün X-Faktörü
George Hill, hayatının maçını oynamış Houston’a karşı. Genç guard 15’de 11 ile bulduğu 30 sayıyla maçın en skoreri olurken, 7 ribaund ve özellikle 5 top çalmayla savunma anlamında da takımına azami katkı vermiş. 2 asist ve 1 bloğu bu istatistiklerinin yanında sönük kalsa da onları da unutmamak lazım. San Antonio, Hill’in kariyer gecesinde maçı da rahat kazanmış.

Kyle Korver, Golden State’e karşı 12’de 8 isabetle(3/6 üçlük) 21 sayı üretirken yanında 4 ribaund, 2 asist, 2 top çalma ve 1 blokluk performansıyla amiyane tabirle takılmadıkları maçı çok rahat kazanmışlar.

Mike Miller, 15 maçtır galibiyet yüzü görmeyen takımının yüzünü güldürmüş sonunda. 9/14 isabet oranı ile 27 sayı, 7 ribaund ve 2 asist üretmiş New Orleans Hornets’a karşı. Hornets takımı herhalde Lakers galibiyetinden sonra baya bir rahatlamış olmalı ki takasın son gününden beri perişan halde olan Wizards’a kaybettiler. Şu an Nets onlardan daha formda. O derece formsuzdular yani. Yine de Miller’ın katkısını suçu Hornets’de bularak küçümsemeyelim.

Takımını Baltalayanlar
New York Knicks’e takaslar hiç mi hiç yaramamış. Tel tel dökülmüşler Portland karşısında. Maç zaten daha 3. dakika da gidince, Blazers oyuncuları şov yapmış tam anlamıyla. Özellikle Roy’un Lee üzerinden vurduğu smaç çok çok etkileyici. Neyse konuyu dağıtmadan yeni oyuncular T-Mac ve Eddie House ikilisi toplamda 2 sayı bulmuşlar. T-Mac oyunda bulunduğu süre içerisinde 4’te 1 ile atmış. Eski halinden hiç mi hiç eser yok. Buna rağmen o az sürede iki de top kaybı yapmış, olumlu anlamda ise sadece 1 asisti var. Onun adına yakışmıyor bu performanslar. House ise 5 şutunda da isabet bulamayarak skor anlamında katkı vermemiş ve 1 top çalmaya karşılık, 1 top kaybı ile bunları da nötrleyerek, kendini kullanıma kapatmış maç boyunca. Yakışmamış iki oyuncuya da bu sönük performansları.

Bizimkiler
Mehmet takımının Golden State’i konuk ettiği gecede bir double double’a daha imza atmış. 13’de 6 ile 18 sayı, 5’i hücum olmak üzere 10 ribaund ve 2 asistle takımının şov yaptığı maçta güzel bir performansla hepimizi mutlu etti. Rakipleri Dallas’la beraber son maçlarını teker teker kazanıyorlar; ikincilik savaşı kora kor devam ediyor. Umalım ki iyi yerlere gelsinler ve geçen sene Hidayet’i izlerken aldığımız zevki bu sene Utah ve Memo’dan alalım.

Ersan ise takımının Cleveland’a kaybettiği maçta eh işte fiyebileceğimiz bir performans sunmuş bizlere. 13’te 6 isabetle 13 sayı bulmuş yanında da 5 ribaundu var. Aslında çok da fena değil; ama Ersan her maçta doule doble yapabilecek kapasiteye sahip bir oyuncu. Ama yine de takımına elle tutulur bir katkı vermiş Milli oyuncumuz, özetlerde gördüğüm kadarıyla son çeyrekte takımının öne geçmesini de sağlamış ama 29'a 12'lik çalınan faul farkı nedeniyle Bucks kaybetmiş.

Hidayet ise yine yedek başladığı maçta, 5’de 3 ile 6 sayı, 6 asist ve 3 ribaundluk performansla hiç kimseyi memnun edememiş. Homurtular ciddi şekilde duyulmaya başlandı artık. Bir an evvel sorumluluk alması lazım. O boşladıkça olaylar içinden daha çıkılmaz bir hal alacaktır gibime geliyor.

LeBron: Dünya Şampiyonası'nda Yokum

Dün geceki Bucks maçından hemen önce "Çok çok yoğun biraz yaz geçireceğim." demiş. Yanlış anlamayın yani, yoğunluğunun nedeni kendisine muhtemelen takım arayacak olması ve yazın çekeceği film... Bu nedenle "Şu anda çok şüpheli gözüküyor. 2010 Dünya Şampiyonası'nda herhalde oynamayacağım. Bu yaz parkeye çıkmadan önce vermem gereken bir sürü karar var. Eğer vaktim ve oynama şansım olsaydı, seve seve ülkemi temsil ederdim. Ama ondan önce yapmam gereken bir sürü şey var." demiş.

Bu yaz serbest kalacak yıldız oyunculardan bazılarının milli takımı reddetme ihtimallerine blog'da daha önce değinmiştim. Keza Wade de hala söz vermiş değil bu konuda. Ancak LeBron'un açıklamalarıyla ilgili milli takım forumlusu Jerry Colangelo şunları demiş: "Kafasına göre milli takıma katılmayan oyuncular 2012'de Londra'da düzenlenecek olan Olimpiyatlar'da yer alamazlar. Geçmişte de böyle oldu, yine aynı şey geçerli olacak ve istisnai durumlar yaratılmayacak. Ancak bu konuları konuşmak için henüz erken, Playoff'lar bitsin, temmuz gelsin o zaman bakacağız."

Öncelikle film çekeceği için 2010'da buraya gelmemeyi seçecekse çok yazık. Bize yazık yani onu canlı izleyemeyeceğimiz için. Onun smaç yarışmasına "Katılacağım kesinlikle" dedikten sonra bu sözünü tutmamıştı. Çok isterim ki bu sefer de "2010'da yokum" dedikten sonra gelsin çatır çatır oynasın İstanbul'da... LeBron'un üzerine Wade de gelmezse zaten takımdaki en heyecan verici 3-4 oyuncudan ikisi olmayacak demektir. Amerika milli takımı bana göre net favori olmaktan da çıkar, İspanya ile yaklaşık olarak dengeye gelirler. Bu iki oyuncu Amerika'nın diğer takımlarla arasındaki kalite farkını yukarı çeken en önemli faktörlerden ikisi çünkü. 2012'de de yer almama ihtimalleri belki onları ikna edebilir bu sene Türkiye'ye gelmeleri için...

Haydi LeBron yine sözünden dön de, bu sefer seninle dalga geçmek ve eleştirmek yerine sevinelim.

MVP'yi Biz Seçiyoruz

NBA karar almış, seyirciler de artık MVP oylamasına dahil olacaklarmış. İsteyenler NBA.com'dan 15 Nisan'dan itibaren MVP ödülü için ilk 5 tercihlerine oy verebilecekler. Tabii bu konuda pek de heyecan yapmamak lazım, NBA.com oylamasında çıkacak sonuç, toplamda kullanılacak olan 125 oydan (gazeteciler, televizyoncular vs.) sadece 1 tanesi olacak.

Bu bir oy aslında az gözükebilir ama seyircilere, taraftarlık ve fanatiklik duygularına genellikle hakim olamadıkları için çok oy vermek sağlıklı değil. Belki 3-5 oy yerine geçmesi düşünülebilir ama bu rakam arttıkça seçimler daha sağlıksız hale gelecektir. Daha sonra da değineceğim ama zaten bu sezon MVP oylamasında pek çekişme olmasını beklemiyorum. LeBron açık ara alacak gibi duruyor, genel hava o yönde.

Hall of Fame için de buna benzer bir sistem düşünüldüğü açıklanmıştı. O seçimde de, MVP ödülündeki yol izlenecektir herhalde: Taraftarı dahil etmek ama mümkün olduğunca sınırlı bir şekilde.

Hedo Çılgın Atıyor



Doğruya doğru, video eğlenceli ve komik. Ben de güldüm. Gerçi çok üstüne gitmeye başladılar Hedo'muzun ama hani bu "Hastayım" deyip dışarı çıkma olayı doğru ise, ne yapsalar haklılar (ki Raptors kulübü doğru olduğuna inandığı için sağlıklı olmasına rağmen Hedo'yu bir maç hiç oynatmadı). Zaten daha önce de yazmıştım bu konuda. Türkiye'den pek çok kişi Hidayet'in bu kadar eleştirilmesini haksız buluyor. Ama şunu unutmayalım. Hidayet o takımın yazın anlaşma imzalattığı (takasla aldığı) en büyük transferdi. Takımda Bosh'tan sonra en çok para alan da Hedo. Gelin görün ki %41 ile 12 sayı atıyor sadece maç başına. Blazers taraftarı göbek atarken, Raptors taraftarının da onu eleştirmesi kadar doğal birşey yok. Takımı büyük katkı yapması için aldığınız adam eğer sahada dökülürse, taraftar da tepki koyar. Bunu anlayışla karşılamak lazım. Hidayet belki karşılayamaz ama biz dışardan bakarken bunu görmezden gelemeyiz. Ne diyelim, umarım playoff'larda biraz kendini bulur veya en kötü ihtimalle gelecek sezon iyi oynamaya başlar. Tabii Bosh'un muhtemelen ayrılacağı bir takımı, Hedo en iyi oyunuyla bile nerelere taşır, bir muamma...

31 Mart 2010 Çarşamba

31 Mart Programı

1 Nisan Perşembe 02:00 / Philadelphia 76'ers - Charlotte Bobcats
1 Nisan Perşembe 02:00 / Los Angeles Clippers - Toronto Raptors
1 Nisan Perşembe 02:00 (NBA TV) / Milwaukee Bucks - Cleveland Cavaliers
1 Nisan Perşembe 02:00 / Los Angeles Lakers - Atlanta Hawks
1 Nisan Perşembe 02:30 / Oklahoma City Thunder - Boston Celtics
1 Nisan Perşembe 02:30 / Miami Heat - Detroit Pistons
1 Nisan Perşembe 02:30 / Phoenix Suns - New Jersey Nets
1 Nisan Perşembe 03:00 / Washington Wizards - New Orleans Hornets
1 Nisan Perşembe 03:00 / Dallas Mavericks - Memphis Grizzlies
1 Nisan Perşembe 03:00 / Sacramento Kings - Minnesota Timberwolves
1 Nisan Perşembe 03:30 / Houston Rockets - San Antonio Spurs
1 Nisan Perşembe 05:00 (NBA TV) / New York Knicks - Portland Trail Blazers
1 Nisan Perşembe 05:00 / Golden State Warriors - Utah Jazz

Vaktim yok eve gelince belki 3-5 birşey yazarım. Lakers-Hawks ile Thunder-Celtics iki konferansın sıralaması için kritik ve kağıt üzerinde çok güzel maçlar.

Dwight Howard ve Pivot Hareketi

Hakkını vermeliyim Dwight Howard'ın, bu sezon izlediğim 25-30 civarı Magic maçında boyalı alan ve çevresindeki pivot hareketlerini çok daha geliştirmiş durumda. Peki güvenilir mi? Hayır, hala değil. En azından şunu net olarak söyleyebilirim: Pek çokları tarafından karşılaştırıldığı 2000'lerin Shaq'ının değil yakınına gelmek uzaktan el sallar sadece Dwight Howard konu hücum olunca. Evet bazı takımlar maçın başından itibaren kendisine ikili sıkıştırma getiriyorlar, bazıları önce bir tartıp bakıyorlar Dwight ne kadar efektif olacak birebir tutulurken diye eğer ardı ardında sayılar bulursa yardım geliyor. Hatta maçın büyük bölümünde birebir savunmayı tercih eden rakipler bile oluyor. Onun fiziğinde ve atletikliğinde bir pivotun topu eline aldığı zaman, rakipleri ikili sıkıştırma getirmeye zorlaması gerekiyor. Dwight henüz o seviyede değil. Çünkü hızını kullanıp rakibini geçmeyi iyi becerse de, arkası dönük rakibini çembere kadar itip, 1 metre ve civarından yaptığı atışlar henüz etkili deği. Paragrafın başında dediğim gibi, bu sezon geçtiğimiz senelere göre çok yol katetmiş durumda ve bazen Shaq-Duncan karışımı hook'lar, potalı atışlar görebiliyoruz kendisinden. Ama Duncan ile Shaq bunları inanılmaz yüksek isabetle yaparken, o bu atışları yaptığı sırada "Girmez herhalde" diyorum, eminim pek çok izleyen de böyle düşünüyordur. Onun kapasitesindeki bir adamın yemeyip içmeyip sırtı dönük oyununu geliştirmesi gerekiyor. Hook fake'i, ayak fundamental'ı, up and under'lar vs. bunlar Dwight'ta neredeyse hiç yok.

Dwight'ı eleştirirken yukarıda "potalı atış" demişken, birşeyi de söylemem lazım. Duncan'ın bundan 3 sene önceye kadar 4-5 metre civarından mükemmel bir yüzdeyle attığı potalı şuta benzer bir şutu kullanıyor Howard arada sırada. Mesafesi henüz 3 metre civarında ama yine de kendisini mesafe bırakarak savunan uzunlara karşı bir yanıt en azından. Bu sezon şut çalıştığını göstermişti bizlere birkaç video ile. Bu çalışmanın ödülünü yavaş yavaş almaya başlamasına sevindim. Yukarıda saydıklarıma ek olarak bir de deli gibi çalıştığı serbest atışları gelişti mi, NBA'in en dominant oyuncusu bile olabilir. Evet iddialı konuştum ama işte boyalı alanda bir zamanlar Shaq'ın yarattığı etkiyi aynen yaratması gerekiyor bu fizik ve Allah vergisi atletik yeteneğiyle. Belki Shaq daha güçlüydü ama 10 sene önceki Shaq'a kıyaslarsak bile Dwight'ın 2 kat hızlı ve atletik olduğunu unutmayalım. Kısacası: Çalış Dwight, çalış.

Bunları yazmamın sebebi Howard'ın Ball Don't Lie a verdiği röportajda "Benim gibi oyuncular için sadece bir hareket var, ve de rakibin tepkisine göre potanın iki tarafında farklı karşılık verdiğim hareketlerim var o kadar." demiş olması. Eğer gerçekten böyle düşünüp de, üzerine düşmüyorsa pivot hareketlerinin, yazık ediyor kendisine. Neyse ki Patrick Ewing gibi bir öğretmeni var da, istese de istemese de pek çok şey öğretiyor kendisine.

Topkek Çalmaktan Top Çalmaya

4-5 gün kadar önce Ball Don't Lie'da çıkmıştı. Belki hala görmeyenler vardır.

Ron Artest'in Chicago yıllarında söylediği bir sözü çıkarmış bir gazete. Kariyerinin başı dahil her döneminde iyi bir savunmacı olan ve aynı zamanda çok top çalan Ron Artest 2001 yılında bir maçta 7 top çalınca muhabirler dayanamayıp sormuşlar: "Nasıl bu kadar çok top çalıyorsun?" diye. İşte Artest'in bombastik cevabı:

"Zamanında marketten çok fazla topkek çaldım ve bu işte kendimi çok geliştirdim. Günde yaklaşık 4 tane çalıyordum. Markette ağır ağır hareket etmeniz gerekir, yoksa çaldığınızı anlarlar. Bu deneyimler beni NBA'e hazırladı." Tabii Artest'in asıl çaldığı kek Little Debbie marka ama top ve topkek uyumu olsun diye öyle çevirdim. Her neyse, Artest'e bu söyledikleri hatırlatılınca "Yok artık yemiyorum onlardan. Sağlığınızı kötü etkiliyor." demiş.

Ancak ve ancak Trevor Ariza'nın ayaklarıyla ve ayak parmaklarıyla konuşmayan bir adamdan topkek ile top çalmayı ve defans yapmayı bağdaştırmasını beklerdim. Helal olsun. Kafasının ilginç bir şekilde çalıştığını bir kez daha kanıtlıyor bu tarz açıklamaları Artest'in. Normal olmadığı kesin ama işte sizi güldüren hafiften tatlı bir deli. Yeter ki parkede sinirlendirmeyin...

Günün En İyileri - 30 Mart


Link

Flip Murray'in geriye koşarken yaptığı garip hook atışı gerçekten inanılmaz. Keşke 0.5 saniye kadar önce olsaymış. Yıllar boyunca izlerdik... Bogut topu çemberin altından ve uzaktan tek elle aldığı için güzel gözüküyor ama asıl güzel olan smaçtan sonraki yüz ifadesi bence. Jason Richardson'ın ayaklarında yay olduğuna bir kez daha şahit oluyoruz. Gibson ve Rose'un üzerinden harika bir takip smacı vuruyor. James Johnson ise son 1 aydır önüne gelen istisnasız herkesi poster eden Amare'yi, çok geç kalmasına rağmen bloklamaya çalışmış. Sonuç belli. Az maçlı olmasına rağmen zengin sayılabilecek bir gün.

30 Mart'tan Notlar

Günün hayvan performansları:
Gün geçmiyor ki Indiana Pacers bir anlamsız galibiyet daha almasın. Hayır tabii bırakıp yenilsinler demiyorum ama şu son günlerdeki kazanma hırsları iyice gözüme battı. Bu sefer de Sacramento'ya karşı 95-102’lik skorla evlerinde yenilgi yüzü görmemişler. Granger 20’de 13’le 33 sayı atarak takımını yine taşımış. Ayrıca 33 sayının 25’i ikinci yarıda gelmiş. Sacramento’da Evans’ın döndüğü ve 17 sayı 10 asist 7 ribaundla oynadığı maçta Landry, Murphy’le yaşadığı pozisyonda birkaç dişini daha kaybetmiş. Sonradan dönmüş oyuna cengaver ama bir sonraki Kings maçında oynayamayacakmış, geçmiş olsun kendisine.

Nash önderliğinde Chicago deplasmanından alınan galibiyetin en skorer oyuncusu 19’da 10’la 27 sayı atan J-Rich olmuş. Mart ayına iyi başlasa da biraz yavaşlamıştı o da, onun arada böyle patlamalar yapmasına playofflarda Suns’ın ihtiyacı var. Skor açısından ona yardımcı olan diğer isimler 22 sayı 10 asistle Nash ve 21 sayı 11 ribaundla Amare. Skor eşitken Nash doğru yerde Frye’yi bulunca 40 saniye kala 3 sayılık üstünlük Suns’a geçmiş. Ardından Rose’un basketine cevap veren yine Grant Hill’e boş pozisyonda asisti yaparak smaçla bitirmesini sağlayan Nash olmuş. Chicago’nun buna karşılığı Rose’un yanlış üçlük tercihiyle gelince maçı kazanan ekip 111-105’lik skorla Suns olmuş.

Boşa kürek çekenler:
Elton Brand 18’de 11’le 22 sayı atmış (ve ilginçtir ki faul çizgisine gitmemiş), Iguodala 12’de 9’la 21 sayı 8 asist 7 ribaundla müthiş bir maç çıkarmış ama Philadelphia evinde bu maçı da kazanamamış. Herhalde sezonun onlar için özeti bu olsa gerek. Karşılarındaki Thunder’ı da küçümsediğimi sanmayın tabii ama geçen seneki zayıf doğuda 8. oldukları seviyede bile oynayamıyorlar ne yaparlarsa yapsınlar. Bu sefer Durant ve saz arkadaşlarına 111-93 skorla yenilmişler. Kevin Durant’in 17’de 8’le 26 sayı 10 ribaundu, Westbrook’un da 12’de 3’le kötü şut atsa da 14 asisti ve çok nadir göreceğimiz tek top kaybı bulunuyor.

Rose söylediği gibi çabalayıp maçı yakın tutsa da mağlubiyete engel olamamış. 16’da 7’yle 23 sayısı ve 10 asisti var. Flip Murray de ona 23 sayıyla yardımcı olmuş ama Nash’in yönetimindeki Suns onlara fazla gelmiş. Ayrıca maçta Kirk Hinrich bileğini burkup ayrılmak zorunda kalmış onu da belirteyim.

Blatche bu berbat Washington kadrosuyla güzel rakamlara ulaşabiliyor ama maçı kazandırma konusunda aynı başarıyı gösteremiyor. Bu sefer de 23’te 13’le 31 sayı atmış, 10 da ribaund almış ama bu sefer de kaybetmişler. Bu üst üste 16. yenilgileri oldu ama Wizards takımının takaslarla bu sezonu zaten geride bırakmak istediklerini düşünürsek şaşırılacak bir şey yok.

Günün X-faktörü:
Chase Budinger işlerin çok kötü gittiği Wizards’a karşı hem kariyer rekoru kırmış hem de maçı kazandıran isim olmuş. 13’te 9’la 24 sayısı var, 6 da ribaundu. Maç son ana kadar yakın seyretse de son çeyrekte 13 sayısı olan Budinger, şansın da yardımıyla orta mesafeli bir kritik bir basket atıp, 11 saniye kala Boykins’in kaçan üçlüğünün ribaundunu da alıp takımına kazandırarak galibiyeti getirmiş.

Bizimkiler:
Uzun zamandır skor açısından biraz suskun olan Ersan, bu sefer 26 dakikada attığı 20 sayıyla takımının en skorer ismi olmuş. 8 de ribaundu var. Maçın epey erken koptuğunu belirtmek gerek ama elindekileri bulduğu fırsatlarda sergilemesi güzel bir şey ama 5’te 1 isabet bulduğu üçlük çizgisindeki aktifliğini biraz daha azaltsa daha iyi olacak sanki. Bu maçı izlemediğim için kesin bir yargıya varamayacağım ama pek çok boş üçlük imkanı bulsa da bazen zor atışlar deneyebiliyor. Bucks’a bir diğer ekstra katkı da Stackhouse’dan gelmiş, 10’da 7’yle 16 sayısı var. Salmons 12’de 3’le sadece 9 sayı üretebilse de Milwaukee’nin bu maçı kazanması (Clippers’a karşı da olsa) onlar için önemli.

Biraz Ciddiyet

LeBron'un Aralık ayındaki doğumgünü partisinden resim. Moon son anda kadraja girip cıvıyan 10 yaşındaki çocuk gibi maşallah. Herkes takımları çekmiş, ciddi ciddi takılıyor Moon şebeklik yapıyor =)

30 Mart 2010 Salı

30 Mart Programı

31 Mart Çarşamba 02:00 / Sacramento Kings - Indiana Pacers
31 Mart Çarşamba 02:00 (NBA TV) / Oklahoma City Thunder - Philadelphia 76'ers
31 Mart Çarşamba 03:00 / Phoenix Suns - Chicago Bulls
31 Mart Çarşamba 03:00 / Los Angeles Clippers - Milwaukee Bucks
31 Mart Çarşamba 03:30 / Washington Wizards - Houston Rockets

Bulls'un karşısında ilk ciddi rakip playoff yolunda. Evinde oynamasına rağmen bu maçı "Kazanır" demek çok zor. Robin Lopez'in yokluğu avantaj olabilir biraz Bulls lehine, çünkü o olmayınca içeride savaşacak, mücadele edecek adamı olmuyor Suns'ın. Ama Suns'ın takım olarak geri kalan bütün özellikleri Bulls'dan üstün. Bulls zoru başarıp kazanırsa playoff umutları artar ama kaybettiklerinde pek birşey kaybetmezler. Ben kağıt üzerinde bu maça mağlubiyet yazmıştım onlar adına düşünürken.

Derrick Rose çok inançlı olduğunu ve playoff'lara kalacaklarını açıklamış bugün. Evinde bu mesajı verebilecekleri bir maç.

Günün En İyileri - 28 ve 29 Mart (Yılın Bloğu)

28 Mart:

Link

Derrick Rose'un turnikesi yine bir harika. Bu adam gerçekten çok uzun süre havada kalıyor. Bir de bloktan topu geriye doğru kaçırıp, sol eliyle çevirerek atması falan, harikulade. Bosh'un Joel Anthony'nin üzerinden vurduğu smaç güzel. Keza Rondo'nun Duncan-Bonner arasından bulduğu turnike de harika. Ama bana göre günün hareketi Ginobili'den. Daha önce Durant'ı bloklamıştı ve maçı kazandırmıştı ama Garnett'e yaptığı kadar etkileyici değildi bence. Resmen yere seriyor. Eski Garnett olsa sonuç bu olur muydu bilmiyorum ama gerçekten ağzım açık kaldı ilk seyrettiğimde. İlla ki görmediklerim veya şu anda aklıma gelmeyenler vardır belki yılın en iyi blou olmaz ama kesinlikle en iyi 10'da olmalı. Zaza bel arkası paslara iyice alıştı artık. Noah'ın smacı inanılmaz bence. Tepe noktasına ulaştığını ve bloklanacağını sandığınızda topu 10 santim daha havaya kaldırıp Maxiell'ı zıpladığına pişman ediyor. Muhteşem.

29 Mart:

Link

Gerald Wallace bu sezon 5-6 kere gördüğümüz panyanın arkasından yapılan atışlardan birini sokuyor. Özelliğini yitirdi mi ne bu atışlar? Şaka bir yana maç içinde şu atışta isabet bulmak oldukça zor. Amir Johnson'ın adamını takip ederek yaptığı blok ve ardından gelişen fastbreak ile gelen smaç oldukça hoş. Bu tarz blokların hücuma çevrilmesini seviyorum. Gerald Wallace ise bir kere girmek yetmez demiş en iyi hareketlere, bir de poster olarak gireyim, Bosh'un selamı var. Bu arada Bargnani'nin çok çabuk bir şekilde Bosh'u görmesi de takdir edilesi.

29 Mart'tan Notlar

Vakit dar olduğu için kısa olacak.

Günün hayvan performansları:
Dirk Nowitzki Denver karşısında müthiş işler başarmış. 34 sayısı 10 ribaundu ve 10 asisti var, kariyerindeki 2. triple double bu. İlkinde de 12 asist yapmış, ben bu 10 kariyer rekorudur diye düşünmüştüm gördüğüm an. 5’te 4 üçlük atmış ve 17’de 16 da serbest atış isabeti bulmuş. Ayrıca bayadır Dallas adına iyi oynayan Marion da 21 sayılık katkı yapmış ve daha önemlisi Carmelo’yu durdurmuş. Kidd'in de Billups'a karşı savunmada iyi durduğunu söyleyebiliriz.

Utah’ta Boozer 26 sayı 14 ribaund, Williams 23 sayı 14 asistle oynamış. Diğer parçalar da güzel işleyince ilk çeyrekte müthiş oynayıp 44 sayı atmışlar (ve 7’de 7 üçlük), sonra fark kapansa da evlerinde 98-103’lük galibiyet çıkarmayı başarmış Utah’lı oyuncular.

Boşa kürek çekenler:
JR Smith ellerinin yanacağı günü yanlış seçmiş, kendisi 16’da 10’la 27 sayı atsa da takımının en önemli iki silahından Carmelo 16’da 3, Billups 14’te 3’le şut atıp karşılarında müthiş oynayan bir alman olunca yenilgi kaçınılmaz olmuş bu önemli maçta.

Kobe Bryant: 10/18 ile 31 sayı 5 ribaund 6 asist.
Pau Gasol: 21’de 11’le 26 sayı, 10 tanesi hücumda olmak üzere 22 ribaund.
Bu istatistiklere bakınca burada olmaları çok olağan dışı ama deplasmanda Hornets’e 100-108 yenilmiş Lakers. Hem de maçın büyük bölümü de Hornets üstünlüğüyle geçmiş, Lakers hep kovalayan taraf olmuş. Daha pek göremeyiz herhalde böyle bir tablo. Benchten de 12 sayı gelmiş ve hepsi çok kötü yüzdelerle.

Al Harrington 20’de 8’le 26 sayı 17 ribaundla oynamış. 26 sayı normal de 17 ribaunda çok şaşırdım, o işlerle pek uğraşmazdı Harrington. Çok önemli basketlerle takımını geri getirip eşitliği sağlasa da maçı koparamayınca Jazz’e karşı daha fazla direnememişler.

Günün X-faktörü:
New Orleans benchi maçı kazandıran faktör olmuş. Tam 40 sayı gelmiş bencten; Collison’ın 9’da 6’yla 17, Songaila’nın 6’da 5’le 10 ve Posey’nin 5’te 3’le 13 sayısı var. Chris Paul da 15 sayı 13 asistle oynamış. Bunlar hep özür maçları tabii.

Nihayet:
Ve sonunda Nets, tarihin en kötü takımıyla aynı galibiyet yüzdesine sahip olma olasılığından resmen kurtuldu. Lopez'in 22 sayı 12 ribaundu var. Spurs'ün kaybetmesinde Duncan ve Hill'in son pozisyonda anlaşamamasının da büyük payı var ama maçı oraya getirende kabahat. Daha geniş bilgi için şöyle alalım.

Bizimkiler:
Mehmet 10’da 6’yla 13 sayı atıp 6 ribaundla son zamanlara oranla biraz sessiz bir maç çıkarmış.
Hidayet de 9’da 4 yüzdeyle 11 sayıyla oynamış. Playoff yarışı için önemli bu maçı Felton-Chandler anlaşmazlığının da katkılarıyla 103-101 skorla kazanmışlar. 4 yıl sonra Hidayet'in benchten geldiği ilk girdiği ilk maç oldu bu, iki gün önceki olaylarla ilgili daha geniş bilgi için tık.

Doğu'da Playoff'a Kalacak Son 2 Takım

Hedo olayıyla çalkalanan Raptors, dün gece bir sürprize imza atarak Bobcats'i deplasmanda mağlup etti ve çok kritik bir galibiyet aldı. Bunda Hidayet'in katkısı da fazlaymış. Maçta skor 48 dakika boyunca yakın gitmiş, ben sadece ikinci yarının başlarında 5 dakikasına bakabildim. Bir de sabah özetlerden, Bobcats'in maç sonunda harcadığı fırsatları gördüm. Raptors biraz da şanslıymış anlayacağınız. Çünkü bu maçı kaybetselerdi Bulls ile aynı galibiyet-mağlubiyet oranına düşeceklerdi. Şimdi iki takımın da geride kalan maçlarına ve playoff'a hangisinin kalabileceğine değineyim, hatta araya biraz da Charlotte katalım dün aldığı mağlubiyet nedeniyle. Heat'in ise gerek kolay fikstürü, gerek Chicago'dan 4 galibiyet önde olması, onu bu tartışmanın dışında bırakıyor. Önce fikstürler:

Charlotte (38-35)
Philadelphia
Milwaukee
@Chicago
Atlanta
@New Orleans
@Houston
Detroit
@New Jersey
Chicago

Raptors (36-37)
LA Clippers
@Philadelphia
Warriors
@Cleveland
Boston
@Atlanta
Chicago
@Detroit
New York

Bulls (35-38)
Phoenix
@Washington
Charlotte
Milwaukee
Cleveland
@New Jersey
@Toronto
Boston
@Charlotte

Önce tepedeki takımdan başlayayım: Bobcats. Bu yazıya dahil olmalarının sebebi, Raptors'a karşı eşitlik durumunda geride kalacak olmaları ve daha Bulls'a karşı 2 maç oynayacak olmaları. Bunların ikisini de kaybetmeleri durumunda bir anda kendilerini playoff dışında bulabilirler. Hatta birini kaybetseler bile Bulls ile aynı galibiyet sayısında bitirirlerse, geride kalabilirler. O nedenle bir sürpriz çıkabilir. Ama ben böyle birşey hiç beklemiyorum, o ayrı. Bucks-Hawks ve Bulls'a karşı verilecek olası fireler düşünüldüğünde sezonun sonuna doğru Hornets-Rockets-Pistons-Nets dörtlüsüne karşı en azından 3 galibiyet almaları lazım. Ben 9'da en az 5 galibiyet ve Bulls'a karşı en fazla 1 mağlubiyet bekliyorum onlardan: 43/44-39/38. Playoff dışı kalmaları büyük sürpriz olur.

Raptors eğer Bulls delicesine sakatlık yaşamasaydı (Rose, Deng ve özellikle de Noah) şu an playoff potasının dışındaydı. Ama geçmişe değil geleceğe bakalım. Eşitlik durumunda Bulls'a karşı avantajlı durumda olmaları çok kritik bir nokta. Ancak bir de büyük dezavantajları var, önümüzdeki 3 maça büyük stresle çıkacaklar. Çünkü ondan sonraki 4 maça baktığımızda Doğu'nun 3 baba takımıyla ve hemen ardından Bulls ile oynayacaklarını görüyoruz. Gerçi Cavs o maçta, bir ihtimal garantilemiş olabilir NBA birinciliğini ama öyle bile olsa hediye edecek değiller maçı. Hawks ve Celtics 3.'lük için kapışıyor olacaklar ve maça asılacaklardır. Buradaki 4 maçta 0 bile çekebilir Raptors. Bu nedenle önümüzdeki 3 maçın hepsini kazanmaları gerekiyor. Burada bir hatta iki maç kaybetmeleri, onları çıkışı olmayan bir girba sokabilir. Raptors gibi dengesiz bir takımın kaç maç kazanacağını tahmin etmek son derece zor: 41-41 diye bir tahmin yürüteyim.

Bulls'un kolay rakibi yok denecek kadar az. Sadece Wizards ve Nets ile oynuyorlar. Diğer maçlardan bir galibiyet bile çıkaramamaları mümkün. Tabii bu ekstra kötümser bir senaryo. Cavs'in Bulls'a karşı birinciliği garantilemiş şekilde maça çıkma ihtimali, Toronto'ya göre daha fazla. Ayrıca zor maçları içeride oynayacak olmaları da kısmen de olsa bir avantaj ancak ne olursa olsun 6 maçtan fazla kazanmalarını beklemek hayalcilik olur bence. 40-42 biraz fazla iyimser olsa da, mantık çerçevesinin çok da dışına çıkmayan bir tahmin olur herhalde.

2010 NBA World Champions: New Jersey Nets

Baksanıza garibim Lopez nasıl seviniyor. Nasıl bir stres vardı kim bilir. Helal olsun aslan parçalarına.

Tarihin en kötü takımı olmamaya oynayan New Jersey Nets, 4-5 gün kadar önce evinde üst üste aldığı Sacramento ve Detroit galibiyetleriyle 9 galibiyete ulaşmış ve tarihin en kötü takımı olmaktan kurtulmuştu. Ancak hala 72-73 Philly'si ile beraber bu ünvanı paylaşma ihtimalleri vardı. Bir ay önce Celtics'i yendikten sonra dün de Spurs'e karşı kazanarak ikinci büyük sürprize imza atarak 10. galibiyetlerini aldılar ve tarihte kara bir leke olarak anılmaktan kurtuldular. Gerçi Parker ve Manu gibi en önemli 3 oyuncusundan ikisi yoktu San Antonio'nun ama yine de Nets'e karşı kaybetmeleri garip.

Sonuç olarak Nets'in kazanmasına sevindim, bu kadroyla kesinlikle haketmiyorlardı tarihin en kötü 2 takımından biri olmayı. Üzülüyordum onlar maç kaybettikçe. Önümüzdeki yaz büyük yıldızlar için son derece iyi bir şans diye görüyorum ben Nets'i. Saf başarı isteyen bir oyuncunun Knicks yerine tercihi Nets olmalı bana göre.

29 Mart Programı

30 Mart Salı 02:00 / Toronto Raptors - Charlotte Bobcats
30 Mart Salı 02:30 / San Antonio Spurs - New Jersey Nets
30 Mart Salı 03:00 / Los Angeles Lakers - New Orleans Hornets
30 Mart Salı 03:30 (NBA TV) / Denver Nuggets - Dallas Mavericks
30 Mart Salı 04:00 / New York Knicks - Utah Jazz

Yeni geldim dışardan vakit olmadığı için çok kısa yorumlarla veriyorum. Gerçi kısa dedim ama yine dayanamayıp yazdım...

Bu gece Ginobili yokmuş. Neden? Sırtında / belinde spazm varmış. Eh tabii koca takımı All-Star arasından beri sırtında taşıdı, sonunda sırtı ve beli dayanamadı... Nets'e karşı oynamalarının da payı olsa gerek(!) tabii.

Hedo'nun oynayıp oynamayacağını, sahada yer alırsa nasıl bir performans çizeceğini çok merak ediyorum gerçekten. Ayrıca Hedo oynasın veya oynamasın farketmez, bu gece benim gözümde Bobcats net olarak favori (zaten blog'u takip edenler, Bobcats'i oldukça beğendiğimi biliyordur artık) ve eğer kazanırlarsa, Raptors'ı Bulls ile aynı galibiyet mağlubiyet sayısına itecekler.

Gecenin en güzel maçı da NBA TV'de. Yarın işi gücü olmayanlar ayakta kalıp izlerlerse pişman olmayacaklardır. Geçen senenin playoff'larının rövanşını alma peşinde Mavs. Bu sezonki ilk maçı da deplasmanda kaybetmişlerdi. İki yakın güçteki takımın karşılaşmasında, Denver'ın daha dün maç oynamış olması ve deplasmana çıkıyor olması otomatikman Dallas'ı favori yapıyor. Bu arada şunu söylemeliyim, dün Magic maçını izledim Nuggets'ın, Billups ve Carmelo oldukça formda gözüktüler. Kidd, Marion ve içeri girenleri defetmek için Haywood'a iş düşecek.

29 Mart 2010 Pazartesi

Triano: Hedo Sağlıklıydı Ben Oynatmadım

Türk medyasında kalıplaşmış bir soru vardır ya "Ne olacak bu X'in hali?" diye, aynı şey bu sezon Toronto Raptors ve Hidayet için de geçerliydi. Savunma yapmayan, takım oyunundan uzak, tamamen şuta dayalı, Bosh hariç istikrarlı bir tane bile oyuncusu olmayan Raptors Doğu konferansının vahim durumundan faydalanarak playoff'a kalacak gibi gözüküyor bu konuya daha sonra değineceim. Asıl olay şu: Dün gece Raptors, playoff yolundaki rakiplerinden Heat'e karşı çok önemli bir sınava çıkarken koç Jay Triano'nun kafasında ilginç bir plan vardı: Hidayet'i oynatmamak. Amacını da maçtan sonra gazetecilerin zorlaması sonucu açıklamış: "Mesaj vermek". Bunun nedeni sorulduğunda ise yanıtı şu olmuş Triano'nun: "Sağlıksızdı."

Hedo birkaç gün önceki Denver maçında hastalığı yüzünden forma giyememişti. Ancak aynı gün içerisinde Hedo Toronto'da dışarıda eğlenirken, başka insanlarla sosyalleşirken görülmüş. Bu ne kadar doğrudur, konuyla ilgili kanıt niteliği taşıyan fotoğraflar çıkmadan veya Raptors tarafından doğru kabul edilmeden birşey dememiz mümkün değil. Nitekim Raptors kulübü de bu konuyu derinlemesine araştırıyormuş. Ancak olay çok çok büyük bir ihtimalle Hedo'nun oynatılmamasıyla bağlantılı. Hedo böyle birşey yaptıysa zaten bunun affedilir yanı yok. Profesyonel bir oyuncu maç oynayamayacak kadar hasta olması halinde ya evinde oturup dinlenip iyileşmeye bakacak, ya da dışarı çıkıp eğlenecek gücü varsa, çıkacak 15-20 dakikada takımına ne verebiliyorsa verecek.

Eğer bu yedek kalma olayı sadece Toronto'nun kötü, umursamaz, sıfır savunmalı oyunuyla alakası olsa, öncelik Hedo değil Calderon'da veya hatta Bosh harici bütün ilk 5'te olmalıydı diye yazmayı planlıyordum. Çünkü haberin başlığını ilk okuduğumda "Bakın düzgün oynamazsanız kenarda oturursunuz" mesajının verildiğini düşündüm. Hatta Hedo'nun oturtulmasını nedenini ona tepkili olan taraftara bağlamıştım kafamda. Ancak haberin devamını okuyunca, yukarıdaki hikaye çıktı karşıma.

Kısacası Hidayet eğer böyle bir harekete imza attıysa, hem Toronto hem kendi açısından durum oldukça vahim. Umarım o raporlar asılsız çıkar. Yoksa, bu sezon playoff'a girmeleri bile tehlikedeyken (gerçi girseler de Cavs veya Magic'e karşı ne yapacaklar orası ayrı konu), Bosh'un ayrılması için yepyeni ve son derece geçerli bir bahanesi daha olur. Bu da Toronto'nun sonu olur, ta ki draft'tan yeni bir Bosh bulana kadar. Hedo da herhalde kafasını taştan taşa vurur "Ben niye Blazers'a gitmedim diye". Gerçi kendisinin bu muhtemel hatası olmasa bile Bosh çok büyük ihtimalle ayrılacakmış gibi gözüküyor. Ortalama iki günde bir "Kimsenin gözünde ateş göremiyorum, savaşarak oynamıyoruz." şeklinde açıklamalar yapıyor.

Wade, Roddick'i Eşşek Etti


Link

Wade, Miami'de düzenlenen Sony Ericsson turnuvasında ünlülerin katıldığı bir etkinlikteymiş 2 gün önce. Burada kurulan bir potada, ünlü Amerikalı tenisçi Andy Roddick ile EŞŞEK oynamışlar. Roddick EŞŞ'e karşılık E ile önde olmasına rağmen, Wade atletikliğini kullanarak abuk subuk hareketler yapınca (tenis filesinin üzerinden zıplayıp turnike atmak gibi), yarışmayı kaybetmiş. Wade daha sonra yaptığı açıklamada "Çok formdaydı, şut atmaya devam etsek, o kazanacaktı, ben de bu tarz hareketlere yöneldim" demiş. Başka ilginç notlar olarak da şunlar var: Roddick sıkı bir Heat taraftarıymış, Wade en son lisede tenis oynamış. Ama bana hayatı boyunca hiç oynamamış gibi geliyor yaptığı 1-2 vuruşa baktığım zaman. Ben de 10 senedir raket tutmadım ama topu karşı korta Wade'den daha iyi göndereceğime eminim =)

Bundan yaklaşık 1 ay kadar önceydi yanılmıyorsam, Bobcats kampından bir EŞŞEK yarışması haberi gelmişti. Çaylak guard Gerald Henderson, Michael Jordan'ı yenmişti. O sırada videosunu bulamadığmı için öyle kuru kuru 1 satırlık haberi paylaşmamıştım. Bu vesileyle onu da yazmış olayım. Ayrıca Adsız'lar sağolsunlar yorumlarda paylaşmışlar, onu da koyuyorum:


Link

28 Mart'tan Notlar

Günün hayvan performansları:
Manu yine bir büyük maçta ne kadar büyük oyuncu olduğunu gösterdi. Saatim yüzünden anca son çeyreğini izleyebildim ve maç çoktan kopmuştu ancak Espn yorumcuları Manu’yu öve öve bitiremedi. Kendisinin 19’da 9’la 28 sayısı ve 7 asisti var. Daha da önemlisi, tüm takımı yönetmesine rağmen tek top kaybı yok. Onunla beraber Richard Jefferson da maçın geldiği konumda büyük pay sahibiymiş, 16 sayısı 11 ribaundu var. Benim izlediğim son çeyrekte maç bitmişti dediğim gibi ve Celtics uzun süre 60’lı sayılarda gezdi. Kendi evinde. Herhalde 5 pozisyon üst üste hücum ribaundu verdiler kaçırmadıysam, doğal olarak seyirciden büyük tepki bir tepki geldi. Picknroll’ları da hiç iyi savunamadılar son çeyrekte. Maçın önemli kısmını kaçırdım ama geldiği yerden ne şekilde olduğu anlaşılıyor; Celtics geçenlerde tekrar kazandı dediğimiz oynama isteğini bulamadı. Spurs savunmasını da hiç hafife almamak gerek tabii. Boston’ın 73 sayısı ve 14 asisti bu sezonki en düşük rakamlar.
Maçtan ek bilgi olarak Duncan yine 26 dakika oynadı ve son çeyrekte görev almadı. Son çeyrekte kenara gelip iki saniyeliğine sırtına tutan Ginobili’yi Popovich hemen soyunma odasına yolladı. Birini daha yollamıştı ama hatırlayamadım şimdi, sonuç olarak Spurs bu önemli deplasmandan güle oynaya kazanarak ayrıldı.

Zayıf Kings’e karşı evlerinde oynadıkları maç, Cleveland’ın beklediğinden daha çekişmeli geçmiş. Son çeyrekte bir ara skor eşit olsa da Lebron ve ekibi 90-97 skorla Sacramento’yu geçmesini bilmiş. Lebron James 22’de 13’le 34 sayı atıp üzerine 7 ribaund 8 asist ekleyerek bir kez daha yıldızlaşmış. Lebron’a bir numaralı yardım 21’de 11’le 26 sayı bulan Antawn Jamison’dan gelmiş. Playoff’lara kadar formunu koruması çok önemli. Ayrıca Cleveland bu maçla birlikte %50’nin altında kazanma yüzdesine sahip olan takımlara karşı 28. maçını kazanmış oldu. Ne kadar yırtıcı olduklarına bir gösterge olsa da Playoff zamanındaki maçlar aynı rahatlıkta geçmeyecektir.

Brandon Jennings, 29 sayı 7 ribaund 8 asist ve 4 top çalmayla yine etkileyici bir performansa imza atmış. Tabii geçenlerde de 35 sayı atıp ardından yine feci kötü maçlar çıkardığını bildiğimiz için ilerisi için çok fazla şey beklememek lazım. Bir de her ne kadar istatistikleri galibiyete katkıda bulunduğunu gösterse de bitime 12 saniye kaçırdığı serbest atış maçın uzatmaya gitmesine neden olmuş. Ancak karşı tarafta Conley’e çalınan faul de çok tartışmalı ve bana göre yanlış karar. John Salmons’ın da son çeyrek ve uzatmada iyi iş çıkarıp toplamda da 25 sayı 6 asist 6 ribaundla oynamasıyla Bucks evinde 103-108’lik skorla maçtan galip ayrılmış.

Peşlerindeki Chicago her ne kadar bir ara D-League kadrosuyla oynamak zorunda kalsa da Toronto hala 8. sırada bitirmek için büyük uğraş içinde. Zaten şu sıralar geçen seneden farklı oynadıklarını söylemek zor; hal böyle olunca Wade’in takımına boyun eğmeleri de şaşırtıcı olmadı. Girişten ezildikleri anlaşılmasın, özellikle Jack ve Beasley’nin katkılarıyla maça tutunmayı ve hatta son pozisyona dahi getirmeyi başarmışlar ancak ne kadar uğraşsalar da güçleri yetmemiş. Heat’in %53’le şut attığı maçta Wade 11/18’lik yüzdeyle 32 sayıya ulaşmış. Yanında 7 ribaund 6 asist 5 top çalma 3 blok ve tabii ki 6 top kaybı var.

Phoenix taraftarı takas olmadığı için şu anlık çok mutludur çünkü Amare gerçekten inanılmaz oynuyor. Wolves’a karşı da 19’da 11 ile 30 sayı atıp 17 ribaund çekmiş. Sezonun bir bölümünde ribaund almıyor diye eleştiriliyordu hatırlıyorsanız. Gerçi Minnesota 20 hücum ribaundu almış bu maçta ama nedeni aşağıda yazacak. Nash 14 sayı 11 asistle oynamış, son maçta kendisini bulan Barbosa’nın da 18 dakikada attığı 16 sayı birleşince Phoenix erken fark açıp zora soktuğu maçı 111-105 kazanmış.

Diğer performanslar kadar olmasa da 26 sayı 6 ribaund 4 asisti olan Andre Miller, 20 sayı 7 asistle oynayan Brandon Roy eşliğinde takımını OKC karşısında galibiyete taşımış. Durant onlara 29 sayı 13 ribaund 3 blokla karşı koysa da yeterli olamamış. Bu önemli galibiyetle birlikte iki takım takım da 6. sırayı paylaşmış oldu.

Boşa kürek çekenler:
Beno Udrih, Evans’ın kaçırdığı maçta tüm varlığını ortaya koymuş takımı için. Şut yüzdesi kötü de olsa (6/17) 18 sayı 15 asist ve 10 ribaund ile Cavaliers karşısında kariyerinin ilk triple-double’ına imza atmış. Özellikle son bir haftadır yenilseler de çok yüksek asist rakamlarına çıkıyor Udrih. Evans olmadığı için topla daha fazla oynama fırsatı bulması bunun temel nedeni diye düşünüyorum.

Kevin Love 31 dakikada 23 sayıyla oynamış ancak asıl hayvanlık, Phoenix’e karşı aldığı 22 ribaund. Bu nasıl ribaund fundamental’ıdır böyle. Daha önce de çok fazla ribaund aldığı maçlara şahit olduk ama 22 gerçekten onun cüssesine göre çok fazla, tebrik edilesi bir performans. 8 tanesinin hücumdan geldiğini de atlamayayım.

Memphis’in ilk 5 oyuncularının hepsi çift hanelere ulaşıp maçı uzatmaya kadar götürmüşler. En öne çıkan isim olan Randolph’un 31 sayı ve 6’sı hücumda 15 ribaund’u var. Ona 18 sayı 10 asistle Conley, 17 sayıyla Mayo, 20 sayıyla Gay ve 11 sayı 5 blokla Gasol yardımcı olmuş ancak skorun neredeyse hepsi bu beşliden gelince uzatmada yorulup kaybetmişler. Yine de çabalarını alkışlamak lazım bir kez daha.

Günün X-faktörü:
Carter’ın yine sakatlanıp iki dakika sahada kalabildiği maçta yerine giren Redick, Denver’ı adeta bitirdi. Arada çok iyi şut attığı maçlar oluyor, o yüzden 23 sayı hadi neyse de 8 asist? İzlerken mest oldum şahsen. Ayrıca 7 ribaundu da var, ikisi de kariyer rekoru. Carter'ın sakatlığıyle oyuna girdiğinden itibaren, hiç çıkmadı sahadan kendisi. Onun dışında Ryan Anderson da 5’te 4 üçlükle (ve toplamda 8’de 7) oynadı ve yine Magic'in maçı çevirmesindeki etkenlerden biriydi.
Maçta ek olarak Petro erken faul problemine girince Howard içeride rahatladı, tabii bunu da Howard kendisi sağladı. Bir iki tane güzel post hareketiyle rahat bitirdiği pozisyon var, yavaş yavaş geliştiriyor bunları da. Chris Andersen de kenardan oyuna enerji katamayıp bir iki saçma faul yapınca içeride Nene'den başkası kalmadı, zaten bloğunun bulunmamasından anlıyoruz kötü gününde olduğunu. Barnes Carmelo'yu iyi savunmasına rağmen 26 sayı atmasına engel olamadı ama çok iyi önünde kaldı ve potaya gitmesine engel oldu Melo'nun. Kısacası Redick önderliğinde Magic maçı kazandı. Geçen gün Raptors’ı güç bela yenen Denver’ın böyle bir mağlubiyetten sonra moraller bozulmuş olsa gerek.

Udonis Haslem’ı Toronto’da durdurabilen kimse olmamış, 11 şutunun 10’unda isabet bularak 23 sayıya ulaşmış Haslem. Bir önceki maçta da ribaundlara katkı yapmıştı, çekişmeli geçen bu maçın da Wade’den sonra en skorer ismi olmuş. Ayrıca Joel Anthony de ilk yarıda 13 sayı atarak kariyer rekoru kırmış.

Takımı baltalayanlar:
Miami'de oyuncuların pek çoğu iyi bir gün geçirirken, Beasley baltalamak için epey uğraşmış. Başarılı da olmuş ama ağacı düşürememiş, Miami'nin zor aldığı galibiyette 10'da 1'le oynamış. Faul ve top kaybı sayısının toplamı olan 6, attığı sayı ve aldığı ribaund sayısına eşit, düşünün.

Zaten sezon başından beri ne kadar zayıf olduklarının farkındayız ama bu kadarı da olmaz. Memphis’in yedeklerinden gelen skor sadece 6 sayı. Tamam hepsi kısa süre aldı ama 103 sayının 97’si ilk 5 oyuncularından geliyorsa o maçın kazanılması çok zor. Bu sahneyi sezon içinde bolca gördük, Memphis’in playoff yarışında geride kalmasının bir numaralı sebebi de yedeklerinin zayıf olması.


Bizimkiler:
Ersan 32 dakika sahada kaldığı maçta 7’de 3’le 8 sayı bulmuş 6 da ribaund almış. Çok iyi oynamasa da koçunun ona uzatmada görev verdiğini görmek sevindirici.

Hidayet bir önceki maçta hastalığı yüzünden forma giymemişti, bu maçta da kenarda forma giymesine rağmen oyuna girmemiş ve Triano’ya sorulduğunda kenarda aktif beklediğini ama onun (Triano’nun) isteğiyle sahaya girmediğini söylemiş. “Sağlıklı olmadığı için mi yoksa takıma bir mesaj mı göndermek istediniz” diye sorulduğunda ise “İkisi de” cevabı gelmiş. Durumlar pek iç açıcı değil yani.