BIY AD

Nate Robinson etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Nate Robinson etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

25 Şubat 2011 Cuma

Celtics'in Krstic-Green Takası (Analiz)

Kendrick Perkins + Nate Robinson ---> Thunder
Jeff Green + Nenad Krstic + Clippers'ın 2012'deki ilk tur draft hakkı ---> Celtics


Oy oy oy... Ne yaptın Ainge? Bu takımın savunma sertliğini Garnett'ten sonra en iyi temsil eden oyuncunu gönderdin. Hem de hanım hanımcık Krstic ile 3'ten bozma 4 numara Green karşılığında. Niye? Neden? Niçin? Nasıl? Nereden? Nereye? Kim?

Anlatabildim herhalde ne düşündüğümü takas hakkında... Tamam ben her takımın üçlük atabilen bir 4 numaraya ihtiyacı olduğuna inanırım. Ancak bana göre Green bu tanımladığım oyuncunun karşılığı değil. Green bir kere kısa kalıyor, yumuşak bir oyuncu, üçlüklerine ve şutu asla güvenilecek bir seviyede değil. Tek artısı atletik olması, sahayı herkesten önce katedebilmesi ve kısa 5 ile oynayan takımlara karşı 4 numarayı savunabilmesi. Peki bu yeterli mi? Sizce bu saydıklarım yeterli olduğu izlenimini veriyor mu? Elbette vermiyor... Hayır bir de bakıyoruz takıma, pivot pozisyonunda O'Neal kardeşler kaldı o kadar. Tamam Glen Davis de oynayabilir ama o cüce kontenjanında... O'Neal kardeşlerin zaten 2 maçta 1 sakatlandıklarını, sonra en az 1-2 hafta oynayamadıklarını biliyoruz. Playofflar'a bu riskle girmeye değer miydi Green için? Değmezdi bence. Yani aslında derinlik olarak çok da farketmedi Krstic'i de aldıkları için. Ama Krstic'in boyu uzun olsa da oldukça yumuşak bir oyuncu ve savunması (özellikle de yardım savunması) kötü... Kendini savunmayla tanımlayan Celtics, ortalama savunma yapan Thunder takımının en kötü iki savunmacısını niye alır peki? Çünkü Celtics bu yaz Perkins'e verebileceği en yüksek parayı zaten teklif etti oyuncuya ancak Perkins sözleşmesini uzatmadı. Yani transfer döneminde Perkins piyasaya açılacaktı ne kadar para kazanabileceğini görmek için. Bir hiç uğruna pivotunu kaybetmektense, bu takası yapmayı uygun gördü Ainge. Fakat bu sezonki kadroya verdiği zararın farkında değil zannedersem kendisi. En azından Perkins yerine alınan Krstic, NBA'de en iyi orta mesafeden şut sokan pivotlardan biri, böyle bir artıları var yani. Ama savunmada yaşanacak düşüşün yanında Krstic'in bu şutlarının pek önemi olmayacak sanki. Dwight Howard'ı yardım getirmeden yavaşlatan hatta zaman zaman durduran Perkins artık yok. Yani Magic bir anda daha tehlikeli bir takım halina geldi Celtics için. Keza Chicago'nun da uzunları boy olarak üstünlük kurmasalar da boyalı alanı deli gibi işliyorlar. Finalde Batı'dan gelmesi muhtemel Lakers'ın uzunlarını zaten biliyoruz, Rasheed-Perkins varken bile ne kadar zorlanıyordu Celtics. Blog'da daha önce belirttiğim üzere, Perkins'in sakatlığı nedeniyle muhtemel şampiyonluğu gitmişti Celtics'in, o varken içeride üstünlük kuramıyordu Lakers. Şimdi ise göz göre göre takas ediyorlar... Green çok büyük yetenek olsa gam yemeyeceğim.

Thunder için ise gayet güzel bir takas oldu bence. Blog'da defalarca yazdım Green'den kurtulup yerine gerçek bir uzun forvet almaları gerektiğini. Onlar Perkins'i aldılar ve herhalde Ibaka'yı 4 numaraya kaydıracaklar. Aslında onların ihtiyacı da boyalı alandan 1'e 1 oynayarak skor üretecek, Boozer gibi bir oyuncu ama o tarz oyuncular son derece nadir bulunuyor. Böyle idare edecekler yani. Yanılmıyorsam salary cap'lerinde bir maksimum kontratlık yer olacak yazın, Perkins'e yıllık 8 milyon dolar civarı bir kontrat verirler diye düşünüyorum. Bir de şutör guard bulurlarsa tadından yenmez. Bu sezon için ise ilginç bir şekilde iddialı olabilir Thunder belki de... Geçen sezon Lakers henüz playofflarda ısınmamışken, onları eleyebilecek noktaya gelmişlerdi. Ancak boyalı alandaki üstünlüğü sayesinde Lakers turu geçmişti. Şimdi Ibaka, Perkins, Collison ve Mohammed ile müthiş savaşçı ve savunmacı uzunlara sahip Thunder, ikinci turda yine vurdumduymaz bir Lakers ile eşleşirlerse problem çıkarabilirler. Hücumda Westbrook ile Durant'ın sırtına ekstra yük binecek elbette, Green'in yokluğunda rakip uzunlar boyalı alanda takılacaklar. Ibaka orta mesafeden hiç fena şut atmasa da üçlüğe çıkan Green, pota altının açılmasını sağlıyordu Thunder'da. Bir de bu seneki Thunder'ın ufak çaplı da olsa düşüşte olduğunu, geçen sezonki gibi formda ve korkutucu olmadığını eklemek lazım.

Bu arada Perkins üzgünmüş takas edildiği için. Eh sen, senin Perkins olmanı sağlayan takımın teklifini otomatik olarak reddetip "Ben yazın başka takıma giderim %90" dersen, onlar da seni takas ederler ilk fırsatta. Tabii bana göre Green-Krstic ikilisi ne kadar 'fırsat' idi tartışılır...

Son olarak da, farkındaysanız Nate Robinson'a değinmedim bile. Delonte West'in bileği iyileştiği zaman zaten Robinson'a pek ihtiyaçları kalmayacaktı. Thunder'da ise hayal kırıklığı yaratan Maynor'ın yerine enerjisiyle takımı ateşleyebilir...

24 Şubat 2011 Perşembe

Bombalar Patlıyor, Semih Cavs'e Gitti (Post Sürekli Güncelleniyor)

Takasın son dakikalarında bombalar birbiri ardına patlıyor. Semih Erden, Harangody ile birlikte Cleveland'a geçerken, Boston ikinci tur draft hakkı aldı. Aynı zamanda Kendrick Perkins ve Nate Robinson Oklahoma City'nin yolunu tutarken, Jeff Green ve Nenad Krstic Boston'a geçti. Gerald Wallace, Joel Przybilla ve ikinci tur draft hakkı karşılığında Portland'a takas oldu.

Diğer son dakika takaslarında Phoenix Aaron Brooks'u alırken, Goran Dragic ve ilk tur draft hakkını Houston'a yolladı. Houston, Shane Battier'i eski takımı Memphis'e yollayıp, karşılığında Thabeet ve birinci tur draft hakkı aldı. Yine Charlotte'dan Nazr Mohammed'i alan Oklahoma City, DJ White ve Mo Peterson'ı yolladı. Ayrıca OJ Mayo'nun, Josh McRoberts'a karşılık Indiana'ya takas olduğu konuşuyor ama henüz bir kesinlik yok. Takasların detaylarını ve analizini ilerleyen saatlerde yazacağız.

26 Aralık 2010 Pazar

Artı Eksinin Kısa Vadedeki Yanıltıcılığı

Dün Boston Celtics'in en kötü oyuncusu Nate Robinson 15'te 2 şut isabetiyle ile bitirdiği maçı, -5 +/- istatistiği ile tamamladı. Önce kısaca ne olduğunu anlatayım bunun. Bir oyuncunun parkede olduğu süreler içinde, takımının rakibinden kaç sayı geriye düştüğünü veya öne geçtiğini hesap eder +/- istatistiği. Bu veri son 1-2 yıldır daha fazla kullanılmaya başlandı NBA'de, eskiden maç içinde belki kafalarına eserse dikkat çekilirdi yanlış hatırlamıyorsam. Artık box-score'larda da yerini aldı, bazı istatistik sitelerinde ise yıllardır kullanılıyor. Ben istatistiklerin yalan söylemediğine inanan kesimdenim. Ancak bu +/- herhalde tutulan istatistikler içinde en çok eleştirilen ve en az güvenilendir. Bunun nedenini herhalde en iyi açıklayan örneklerden biri yukarıda verdiğim Nate Robinson'ın istatistiğidir.

Dün gece Celtics-Magic maçını izleyen istisnasız herkesin hemfikir olduğu bir konu vardı; o da Nate Robinson'ın gece boyunca Celtics'i baltaladığıydı. Zaten istatistiklerinden de anlayabilirsiniz bunu, 15'te 2 şut az buz değil. Ben çıksam Nate yerine Celtics ile maça, kazma bir şutör olarak yanımda Pierce, Garnett ve Allen varken 15'te 3 falan atarım herhalde. Neyse demek istediğim şey şu, Nate Robinson'ın elde ettiği -5, Pierce'ın -9 ve Allen'ın -12'sinden iyi. Halbuki Nate'in rezil hücum performansı onu Celtics'in açık ara en kötüsü yaptı dün gece. Bunu basketboldan anlayan, anlamayan herkes rahatlıkla görebilirdi. Tabii istatistiklere göre Pierce daha çok zarar vermiş takımına mesela. İşte +/- istatistiğine her maç tek tek bakmanın ne kadar yanlış olduğunu gösteren bir örnek bu. Kontrol etmedim açıkçası ama Nate Robinson muhtemelen takımın en iyisi Garnett'in parkede olduğu her saniye parkedeydi herhalde ve bu sayede +/-'de -25'lere düşmekten kurtuldu diye düşünüyorum.

Peki +/-'yi ne gibi durumlarda kaale almak lazım? İki durumda: Olağan dışı rakamları gördüğümüzde ve uzun vadedeki oyuncu istatistiklerinde. Mesela, Hidayet'in dün +30 yapması büyük ihtimalle bir tesadüf değil, çünkü takım arkadaşlarına baktığımızda en fazla +9 dikkat çekiyor. Maçı izlemeyenler için diyorum bunu elbette, yoksa zaten maçı izleyen herkes gördü Hidayet'in Magic'e dönüşünün ne kadar verimli olabileceğini. Diğer dediğim durum ise 15-20 maç ve sonrasında ortaya çıkan istatistikler. Ne kadar uzun vadeye bakarsanız, o kadar şansın etkisini sıfıra yaklaştırırsınız. Mesela Varejao geçen sene yanılmıyorsam ligin lideriydi +/-'de. Bu kesinlikle şans değil. Hani kazmadır falan ama Kobe'yi, Gasol'u, Nowitzki'yi falan geçmesini de şansa bağlamak olmaz, hele ki 82 maçlık istatistiğe baktığımızda. Varejao istikrarlı olarak bire bir savunmayı, rakibi devamlı rahatsız etmeyi, takıma enerji vermeyi başarıyordu ki, sahada olduğu bölümlerde Cleveland maç başına 14 sayı me ne fark atıyordu rakiplerine. Ha Varejao, LeBron'suz ne yapabilir? Bu sezon mesela maç başına -10 civarında Varejao, ama tabii Cleveland tam bir enkaz, takımda pozitif istatistik elde eden yok +/-'de... Bu tamamen ayrı bir konu, elbette yıldızların ve takımları taşıyan oyuncuların elde ettiği +/-'ler çok daha değerli, bunun tersini iddia etmek komiktir. Ama işte bütün sezon boyunca bir oyuncunun yaptığı doğruları göz ardı etmek de bana göre yanlıştır.

Ayrıca ek olarak bir oyuncu kenardayken takımın elde ettiği +/- değerler de ölçülüyor. Onunla, oyuncunun parkedeki dönemini karşılaştırıp ilginç sonuçlara varmak da mümkün. Mesela oyundayken pozitif katkı veren bir isim bench'e geldiğinde, takımı çok daha iyi bir performans gösterebiliyor. Bu durum o oyuncunun hücumdaki bencilliği ile açıklanabilir belki de. Böyle bir kural yok elbette, sadece ben fikir yürüttüm.

Böyle ilginç bir istatistiktir işte +/-. Bir daha box-score'larda gezindiğinizde, daha değişik bir gözle bakmanızı sağlayacak isem, ne mutlu bana.

17 Aralık 2010 Cuma

Rondo Birkaç Hafta Yok

Bu sezonki ciddi sayılabilecek sakatlık haberlerinden biri de Rondo'dan geldi. Sezona özellikle asist konusunda müthiş başlayan ve daha ligin 2. maçında 24 asistle mantık sınırlarını zorlayan Rondo birkaç hafta parkelerden uzak kalacak. Kasım sonunda da bir sakatlık geçiren ve 3 maç oynamayan Rondo'nun bu sefer daha uzun bir süre oynamaması bekleniyor. Net olarak bir süre açıklanmış değil ancak Celtics genel menejeri Danny Ainge Rondo'nun birkaç hafta oynamayacağını açıklamış.

Celtics'in Paul Pierce'ın son saniye basketiyle kazandığı New York maçının 4. çeyreğinde dizinde burkulma yaşamıştı Rondo. Sakatlıktan döndükten sonra yavaş yavaş ritmini bulmaya da başlamıştı. Ainge ayrıca Rondo'nun yerine Nate Robinson'un ilk beş çıkacağını söylemiş ki asıl korkulması gereken bu Celtics için.

Edit: Ben maçı baştan sona izledim, Knicks maçının sonlarında kısa süreliğine de olsa oyuna döndü Rondo. Ancak zor yürüyordu diyebilirim. Zaten aşağıya koyduğum pozisyonu izlerseniz, Rondo'nun ucuz kurtulduğunu anlayacaksınız. Dört sezon önce bundan daha hafif gibi gözüken bir pozisyonda bileğini burkan Chris Paul, bir ay kaçırmıştı. / Can.

Buyrun video:

Link

16 Aralık 2010 Perşembe

Şaka mısın Nate?


Link

Gece haberi girerken bahsetmiştim, videosu da düşmüş nete. Moraliniz bozuldukça izleyin keyfinizi tavan yaptırma garantisi veriyorum. Soz sözüm de küçük enişteye: Kenarda gezinip ortada bulunur musun her fırsatta. Ohh olsun sana eşşeğin sıpası.

Knicks, Celtics, Amare ve Şebek Nate Robinson


Link

Sabah kalktığımda, Soner'in yazdığı post'u okudum ve başladım Celtics-Knicks maçını izlemeye. Aslında böyle daha bile güzel oluyor. 48 dakikalık maçı gecenin köründe 2 saat 45 dakka yerine, istediğiniz zaman 1 saatte izliyorsunuz. League Pass kullanıcılarına tavsiye ederim. Neyse, en başta Pierce'ın attığı ve Celtics'i 0.4 saniye kala öne geçiren basketten sonra klasik şebekliğini yapan Nate'ten başlayalım. Yahu ne yapyırosun arkadaşım sen? Yemin ediyorum şu sıralar takip ettiğim komedi dizilerinde bu kadar gülmüyorum ben. Pierce'ın tınlamayıp tam gaz koşması sonucu, o nasıl bir yere yapışmaktır öyle? Gerçekten takdire şayan. Neyse biraz maça dönelim.

Gerçekten çok güzel bir maçtı. Bu sezon 10'a yakın maçını izlediğim Celtics'in savunmasını beklediğim gibi bulmadım. Bunda elbette pota altındaki eksiklerin payı vardı. O'Neal'ların yokluğunda, boyalı alanı savunacak, rakipleri korkutacak bir isim yok Celtics'te. Glen Davis'in yardım savunmasını hiç beğenmedim mesela. Boyalı alandan Knicks bomboş turnikeler, smaçlar bulurken, Davis üçlüğe çıkan Fields veya Gallinari'yi bırakarak yardıma gelmeyi tercih etmedi. Bir de buna Amare'nin Semih ile eşleşmesi eklenince iyice haşat oldular. İzlerken özellikle dikkat ettim, Semih aldığı 15 dakikanın yanılmıyorsam 9'unda Amare'yle beraber parkedeydi. Amare, karşısında çaylak görünce, bu kısa sürede delirdi ve 16 sayı attı Semih onu savunurken. Zaten Rivers da Semih'i üçüncü çeyreğin ortalarında kenara aldıktan sonra, kalan 18-19 dakikada bir daha oyuna sokmadı. Elbette Amare'nin kalan 23 sayısını Garnett ve Davis karşısında üretmesi takdire şayan. Özellikle birebir ve el üzerinden attığı orta mesafe şutlarında müthiş bir isabet yüzdesi yakaladı. Hatta bunu bir adım ileri (ya da geri diyebiliriz) götürerek, 0.4 saniye kala üçlüğü de çaktı. Ancak 0.4 saniye topu havada tutup atmayı gerektirecek kadar kısa bir süre olduğundan, top hala elindeydi saat sıfırı gösterdiğinde. Buradan yıllar önce Fisher'ın arkası dönük halde topu alıp sıçrayıp, havada dönüp attığı 0.4'lük basketin de ne kadar yalan olduğunu anlamış oluyoruz yine.

Amare beni şaşırttı bu kadar iyi oynarak. Tabii ki Semih'in katkısı var buna ama ne olursa olsun ligin en iyi savunma yapan takımına 39 atmak her yiğidin harcı değil. Ancak Amare'nin son 2-3 dakikada yaptığı yanlış şut seçimleri ve Davis ile Garnett'in ondan kaptıkları birkaç hücum ribaundu, Celtics'in maça ortak olmasını sağladı. Yani kritik noktalarda biraz daha doğru seçimler yapsa veya rakiplerinden daha çok boğuşsa, maçı kazanabilirlerdi. Yine de kendisi bu oyununu sezona yayabilirse pek çok kişiyi ikna edecektir bir takımı taşıyabileceğine. Ama sayı ortalamasından bahsetmiyorum, onu 35'te tutması pek mümkün değil takdir edersiniz ki. Sadece son 9 maçta oynadığı gibi kendine iyice güvense, penetre ile şutları karıştırsa ve kendi ürettiği pozisyonlarda yüksek yüzde yakalasa yeter.

28 Eylül 2010 Salı

Little Nate Kaşınıyor

Shaq'ın şakaları böyle masum olmaz. Gelecek şaka için hazırlıklı ol Nate.

21 Temmuz 2010 Çarşamba

Nate Robinson 2 Yıl Daha Celtics’te

Ray Allen’ın takımda kalmasıyla birlikte şampiyonluk yolunda tek atımlık kurşunu da kullandığını söylemiştik Celtics’in. Bizi doğrularcasına bir hamleyle Nate Robinson’ı da kadroda tuttular 2 yıl $9M karşılığında. Nate’in kontratı da 2 senelik, tıpkı Garnett, Allen, Rasheed ve Jermaine’in kontratı gibi. İleriye dönük hesaplarda Rondo - Dwight - Carmelo üçlüsü var anlaşılan.

Öncelikle kontratın süresi çok iyi. Geçen seneki uyuşmazlığın devam etmesi halinde bile çok sıkıntı çekmeyecek Celtics, en kötü ihtimalle 2 sene tahammül edecekler -hoş bazen bir maç bile tahammül etmesi zor oluyor ama... Tabii bazen playofflar'da Lakers'a karşı bile bir maç getirebiliyor size, öyle bir oyuncu Nate. Ayrıca ne kadar formsuz olursa olsun piyasada ama iyi ama kötü kendine bir talip bulabilecek oyuncudan bahsediyoruz, yani kötü gidişin devamı durumunda takas kapıları da sonuna kadar açık olacak Celtics adına. Bu açıdan sıkıntı yok. Verdikleri ücrete bakarsak; O da pek kötü gelmedi bana. Knicks’teki Nate olsa kesinlikle çok uygun bir ücret derdim. Ama geçen sene de şahit olduğumuz üzere yarı saha hücumunda ve temposuz oyunda performansı yarı yarıya düşen bir Nate için bile kelepir bir kontrat diyebiliriz. Sonuçta ne zaman ne yapacağı belli olmayan, yeri geldiğinde playoffta bile bir iki maçlığına takımın skor yükünü taşıyabilecek biri. Tek soru işaret Avery Bradley’in takıma katılacak olması. Bu gelişme sonucunda Robinson’ın zaten kısıtlı bulduğu dakikalar daha da kısalırsa işte o zaman kötü bir kontrat olmuş olur. Tüm bu şartlar göz önüne alındığında takımda tutmak denemeye değer bir hamle gibi geldi bana.

13 Mayıs 2010 Perşembe

Nate Robinson ve Takım Olgusu


Link

Heat serisi sırasında Nate Robinson'ı şov ve rol yaptığından dolayı eleştirmiştim. Umursamazlığını ön plana çıkarmıştım. İşte burada çok daha net görülüyor Nate Robinson'ın takımı için kendisinden çok şeyler feda etmeyi göze aldığı !! Doc Rivers bir taraflarını yırtsın "Birlikte, takım olarak kazanacağız" diye, Nate beyimiz "Bugün de hava çok sıcak ya" modunda sohbetlere dalsın, etrafı seyretsin. Yürü be Nate Robinson deyip geçiyoruz...

24 Nisan 2010 Cumartesi

Ne İşin Var?

Nate Robinson'ın playofflar'da Celtics sayı bulmakta sıkıntı çekerken çözüm olabileceğini, en az 18 dakika civarında süre alacağını düşünüyordum. Sağlam yanıldım. Celtics'le birkaç maça çıktıktan sonra hemen Doc Rivers'ın gözünden düştü. Rivers onu artık garbage time'da bile oyuna almayacak neredeyse... Gerçi Nate'in oyun tarzını ve karakterini bilmiyordu da sanki alırken. Neyse konu o değil.

Maçta dikkat etmemiştim. Pierce maçı kazandıran şutu attıktan sonra ona doğru koşup üzerine atlayan, sarılan ilk oyuncunun Nate Robinson olduğunu görüyoruz. Yahu maç boyunca koçun sana vurdumduymazlığın, takım kimyasını bozma ihtimalin nedeniyle görev vermemiş, parkeye ayak basmamışın, bench'te oturmuşun sadece. Gidip büyük gazla Pierce'ın üzerine atlamak nedir? Bırak önce o maçta emeği geçenler bir kutlasınlar sevinsinler. Bugün takım için ne yaptın? Hastasıyım bu tarz hareketlerin...

25 Şubat 2010 Perşembe

Celtics'in Nate Robinson Takası (Analiz)

Sözde bütün takaslara değinecektim. Son 1 haftadır gerek zamanımın olmaması, gerek gribal enfeksiyon nedeniyle erteleyip durdum. Sadece Jamison hakkında yazabildim. Neyse, eksik kalmasın diye devam edeyim. Bundan sonra da T-Mac ile Kevin Martin'i yazacağım.

İnsanların ikiye bölündüğü bir takas Nate Robinson - Eddie House. Kimisi "Boston ne yaptı anlamadım. Çok yazık oldu." derken, bir diğer kesim "Güzel takas." şeklinde bakıyor. Ben de bu ikinci gruba dahilim. Kısaca anlatayım.

Tabii ki Nate Robinson disiplinsiz bir adam ve pek tabii Eddie House son 3 yıldır gösterdiği mental gelişmeyle çok kişinin dikkatini çekti. Deli dolu bir şutörden çok, rolü gereği set şutörü olduğunu ve savunmada da takımına katkı yapması gerektiğini anlamıştı. Kendisini pek çok kere yerlere attığını, hücum faul almaya çalıştığını gördük, hatta yaptığı savunma ve adamının önünde kalma çabası da ortalamanın üzerine çıktı diyebiliriz. Bunların üzerine D'Antoni'nin Nate ile anlaşamaması ve House'un eski öğrencisi olması sebebiyle Knicks'in bu takası yapmaması için hiçbir neden yoktu ortada.

Öteki tarafta Celtics bu takası niye yaptı? Daha iyi olmak için elbette. Ama bunu yaparken biraz risk aldılar. Öncelikle Nate Robinson'dan başlayalım. Önce kötü özellikleri: Bir kere disiplinsiz zaten yazının başında belirttiğim gibi, hocasıyla takışabilecek, takım arkadaşlarıyla uyum sağlamakta problem yaşayabilecek bir oyuncu. Hatta biraz daha ileri gidelim, takım arkadaşları onu sevmekte ve saymakta bile güçlük çekebilirler. Ama Celtics'in genel ortamından, havasından suyundan etkilenip, şampiyonluk yarışında olduğunu ve sahada bulunduğu her saniyeyi ciddi oynaması gerektiğini anlarsa işte o zaman ortada sorun kalmaz. Buna ek olarak kariyeri boyunca ortalamanın altında bir savunmacı oldu Nate. Halbuki yeterli çabukluğa sahip ve bazı yakın giden maçlarda kafasını verdiği zaman tuttuğu adama yapıştığını ve iyi savunduğunu görmüşlüğüm var. Tabii D'Antoni'nin sisteminden, Thibodeau'nun defans sistemine geçişi bu konuda ona son derece fayda sağlayacaktır.

House'a göre artılarına geldi sıra. Bir kere en başta Nate de House da oyun kurucu bedenine hapsedilmiş birer şutör guard'lar. Tabii Nate'in avantajı daha çabuk ve daha skorer olması. Üstelik kendisine veya takım arkadaşlarına pozisyon yaratabilen bir yetenek. Yani Celtics için bir skor opsiyonu daha diyebiliriz Nate için. Bu da maçların içinde dönem dönem hücumda büyük sıkıntı çeken Celtics'in ihtiyacı olan birşeydi. Ancak defansta bir ufak problem göze çarpıyor. Ufak derken gerçek anlamıyla. Çünkü Rondo maç başına 37 dakika alırken, Nate'i sadece 11 dakika kullanmaları söz konusu olamaz. İkili en az 10 dakika civarında süreyi birlikte geçirecek parkede. Eh Rondo zaten oyun kurucu mevkisinde zaman zaman güçlü rakiplere karşı zorlanıyordu ve bu Celtics'e problem yaratıyordu, onunla beraber Nate Robinson da kendisinden güçlü ve uzun guard'lara karşı mücadele vermek zorunda kalacak. Yani işin defans tarafında iki pozisyonda fiziksel dezavantajı olacak Celtics'in. Bu problem oluşturabilir. Ama Celtics'in defansı geçtiğimiz 2 seneye göre biraz daha kötü gibi gözükse de hala ligin en iyi defans yapan takımlarından biri hatta bana göre birincisi konumundalar. Onların asıl problemi Garnett'in de düşüşe geçmesiyle beraber hücumda yaşadıkları kısırlıklardı, Nate Robinson da takas döneminde House'a karşılık (yani ana parça değiştirmeden) alınabilecek en iyi opsiyondu.

Elbette her takas beraberinde bir risk getiriyor, hele takas ettiğiniz adam Nate Robinson gibi problemli bir oyuncuysa bu risk daha da artıyor ama bence iyi bir iş yaptı Celtics. Zira yukarıda belirttiğim gibi Nate, House'un yaptığı işlerin (boş şut değerlendirmek) yanında ekstra katkılar verebilecek, hücumdaki yetenekleri yadsınamayacak bir isim.

Yan tarafa bir anket koydum, onu da duyurmuş olayım.

15 Şubat 2010 Pazartesi

All-Star Haftasonunun Ardından: Smaç Yarışması

Smaç yarışması değerlendirmesini de yapmıştım. Şimdi yine kaçıranlara özet verelim. All-Star çıkışında bugün biraz fazlasıyla video paylaşıyorum...

Birinci kısım:

Link

İkinci kısım:

Link

Üçüncü kısım:

Link

14 Şubat 2010 Pazar

Smaç Yarışması Şampiyonu Nate Robinson

Evet uykunun ardından devam edelim yazmaya.

Yeter valla sıkıldım bu adamdan. Burada suçladığım kişi Shannon Brown'dır. Sen ayaklarda yay varmış gibi, 15 metrelik potalara smaç vuracak kadar yükseğe zıpla ama gel smaç yarışmasında ilk denediğin 360 derece dönerek vurmaya çalıştığın smaçta başarısız olunca onu değiştirip dümdüz bir smaç bas. Yetmesin ikinci smacın da basit bir alley-oop'tan ibaret olsun. İşte sadece yetenekle değil aynı zamanda yaratıcılıkla da ilgisi olduğunu gördük smaç yarışmasının bu sayede. Keza aynı şekilde Gerald Wallace da "Aman bitse de gitsek" havasındaydı, etkileyicilikten çok uzak smaçlar bastı. Ama yayında Kaan Kural ile Murat Kosova'nın söyledikleri gibi Gerald Wallace hasta gibi duruyordu. Keşke yerine biri girseydi diyeceğim ama herhalde hasta olduğunu söylese All-Star'a da yerine birisini çağırırlardı, büyük risk olurdu rahatsızlığını söylemesi.

DeRozan ise ilk turda 50 aldığı panyanın kenarından sektirilen topu alıp değirmenle bitirdiği smacını, final turuna saklamadığı için ve finaldeki 2. smacı pek göz kamaştırmadığı için seyirci oylamasında şampiyonluğu %51'e %49 ile Nate Robinson'a kaptırdı. Nate Robinson'ın da hakkını vermek lazım, artık bıktıysak da belki de ilk kez hakettiği bir smaç şampiyonluğu buydu. Ayrı ayrı 4 tane göze hoş gelen smaç hazırlamış olması, yarışmaya hazırlandığını gösteriyordu. Tam üçüncü kere şampiyon oldu kısa boylu, kimilerine göre antipatik kimilerine göre sempatik olan oyuncu ve tarihe geçti. Blog'daki oylamada 164 oy içinde %7 almış ve sadece Eric Gordon'ı (%2) geride bırakmıştı bu anlamda. Favorilerden biri olmasına rağmen, ne kadar şampiyonluğunun istenmediğine dair bir gösterge olsa gerek. Hayal kırıklığı yaratan Shannon Brown %57 oy almıştı, Gerald Wallace %20, DeRozan ise %15'teydi.

Şimdi gelecek sezon yine Nate Robinson'ı göreceğiz muhtemelen. Yeter gerçekten ama. Bu adamı smaç yarışmasının logosu yapacaklar diye çok korkuyorum...

23 Ocak 2010 Cumartesi

Kobe ve Robinson Jr.'lar

İki oğlu Kobe ile fotoğraf çektirmek için Nate Robinson'a çok ısrar edince MSG çıkışında Kobe'yi beklemeye başlamışlar. Kobe de onları kırmamış. Bu arada dünkü maçı da 115-105 Lakers'ın kazandığını söyleyeyim. Çocukların isimleri de şöyle olsa gerek: Üstteki Ny'ale Cameron, alttaki Nahmier.

18 Ocak 2010 Pazartesi

Smaç Yarışmasına Katılacaklar Belli Oldu

Shannon Brown, Gerald Wallace, Nate Robinson ve DeRozan/Eric Gordon ikilisinden biri. Gordon ile DeRozan'ın çaylaklar maçının devre arasında bu son kontenjan için kapışacaklarına 1-2 saat kar önce şurada değinmiştim. Dikkat bu post bol sayıda göz zevkinize hitap edecek video barındırıyor. Uyarmadı demeyin.

Kısaca bir bakalım yarışmacılara. Bir kere Shannon Brown geçen sezonun sonlarında ve bu sezon yarattığı hava ile kesinlikle favori. Bana göre bu dörtlünün içinde ağızları en çok açık bırakan/bırakacak smaçları vuran kendisi. Halbuki Shannon Brown biraz da boyunun kısa olmasının verdiği avantajla etrafındakileri etkilemeyi başarıyor. Sadece yarattığı hava bence favori olmasını sağlıyor. Blog'da daha önce paylaştığım, o günün yanılmıyorsam 2 numarası olan smacı:


Link

Gerald Wallace'ın da atletik yeteneklerini ön plana çıkaran bir oyuncu olduğu biliyoruz hatta bu konuda NBA'deki en iyilerden biri ama bunları smaçlarından çok bloklarında ve ribaundlarında kullanıyor. Yine de kariyeri boyunca pek çok etkileyici smaca imza atmış bir isim olduğunu ve 8 yıl aradan sonra smaç yarışmasına döndüğünü unutmayalım. Artık ismi bütün lig tarafından da biliniyor. En beğendiğim smaçlarından biri:


Link

Yukarıda link'ini verdiğim yazıda DeRozan'ın rahatlıkla smaç yarışmasına katılmaya hak kazanacağını düşündüğümü söylemiştim. Bana göre sürpriz yapabilir. Gerçekten müthiş zıplıyor çaylak oyuncu. Zaten 2008 yılında McDonalds'ın liseler arası yaptığı smaç yarışmasını da kazanmış.


Link

Nate Robinson'ı en sona bıraktım çünkü bıktım artık bu adamdan. Geçen sefer kazandıktan sonra Gerald Green'e yenilmişti, bu sefer de aynısının olacağını ve bir daha da katılmayacağını düşünüyorum/umuyorum. Fazlasıyla kendini beğenmiş bir adam ve maalesef sadece New York'tan değil, bütün Amerika'dan bir hayli oy alıyor.

Yarışmada elbette yaratıcılığınız ve yaptığınız smaçlar etkili. Ama bu iş biraz da kendini jüriye ve seyircilere satmakla alakalı. Dwight Howard gibi smaç basmadan bile kazanabiliyorsunuz yeterli şovu yaparsanız ve sempatik bir oyuncuysanız. Veya Rudy Fernandez gibi ilk turun hatta belki de gecenin en iyi smacını basmanıza rağmen eleniyorsunuz:


Link

5 Ocak 2010 Salı

D'Antoni'den Geç Gelen Hediye


Link

Videoyu kesmiştim, saklıyordum bir ara kullanırım diye. Baktım Nate üstüste 2. maçını oynadı ve bundan sonra da oynayacağı açıklandı. Buyrun video. Mike D'Antoni, Knicks taraftarlarının Noel günü, Heat maçında dile getirdikleri isteği kıramadı.

Bundan birkaç gün kadar önce, takas edilmesi ciddi bir şekilde gündeme gelen, hatta menajeri takas isteğini açıkladı diye ceza alan Nate Robinson yeniden Knicks ile beraber maçlara çıkıyor. Biraz geç oldu ama Madison Square Garden'daki taraftarlar artık mutlu olacaklar. Ya da "Eskisi kadar mutsuz olmayacaklar." mı deseydim?

30 Kasım 2009 Pazartesi

22 Kasım 2009 Pazar

Kendi Potasına Üçlük Atmak


Link

Tam da Knicks maçını izlerken dikkatimi çekmişti pozisyon. Nette arıyordum. Meğerse Ball Don't Lie bulmuş videoyu da, hakkında yazmış bile çoktan. Nate Robinson'dan akıl dolu bir hareket. Ah keşke 0.2 salise falan erken çıksaymış elinden... Bu nasıl laubali bir harekettir ya? Bu nasıl profesyonelliktir? D'Antoni de zaten bir daha oyuna sokmadı Nate'i. Bir de youtube linki vereyim tam olsun:


Link