BIY AD

NBA etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
NBA etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

30 Kasım 2010 Salı

Sakatlık Raporları

Chicago Bulls'tan nihayet müjdeli haber geldi ve Carlos Boozer'ın takımla antremanlara başladığı açıklandı. 80 milyon dolarlık kontratın üstüne evde çantasına takılıp elinin üstüne düşen Boozer burada oluşan kırık yüzünden 2 aydır basketbol oynayamıyordu. Nihayet Bulls taraftarı eksik olan son parçanın da monte edilmesiyle takımlarını birkaç maç içinde tam kadro izleyebilecekler. Uyum sağlanıp, sistem oturtulursa Doğu'nun favorilerinden olur gibi geliyor bana Bulls. Boozer-Noah kadar birbirini tamamlayan 2 uzun tanımıyorum. E Deng malum artık kalitesini ortaya koymuş bir oyuncu, bir tarafta da Rose gibi ligde eşi benzeri bulunmaz bir lider var. Şampiyonluk neden olmasın ?

Boozer dışında yine uzun süredir parkeye adım atmamış Portland uzunu Joel Przybilla da takıma dönüyor. Hatırlayacağınız üzere o da Boozer'a benzer bir şekilde evde banyo yaparken henüz yeni iyileşmiş dizinin üstüne düşmüş, aylarca süren bir tedavi görmek zorunda kalmıştı. Bu dönüşle beraber Oden'in gidişiyle zayıflayan Blazers uzun rotasyonu da bir nebze olsun rahatlayacaktır.

Ayrıca artık sakatlık kelimesini yanında görmeye alıştığımız Lakers pivotu Andrew Bynum'ın tedavisi de bir süre uzamış. Oyuncunun çoktan dönüş yapması beklenirken en erken Aralık ortalarında sahada olması tartışılmaya başlandı bile.

Yine şanssızlık kurbanı olan bir diğer oyuncu Delonte West ise kırdığı bileğinden başarılı bir ameliyat geçirmiş. Oyuncunun en az 1 ay basketboldan uzak kalması bekleniyor. Cezası yeni bitmiş, yeni yeni alışıyordu takımına, uyumu için çok çok kötü oldu bence. Hele ki sıkıntılı bir adam olduğunu düşünürsek geri dönüşü pek hayırlı olmayabilir.

Bunlar dışında Rockets'ın şu anki durumundan kurtulması için çok kritik olan iki isim Yao ve Brooks'un da yakın zamanda dönmesi bekleniyor. Yao'nun 1-2 hafta içinde geri gideceğini varsayarsak, Brooks'un sağlıklı dönmesi onlar adına hayati önem taşıyor. Oyuncu büyük ihtimalle bu hafta sahada olacak.

30 Ekim 2010 Cumartesi

Günün Hareketleri - 29 Ekim


Link

Hayatımda çok az kere görmüşümdür Detroit'inki kadar kötü bir son saniye savunması. İlerisi için pek parlak bir görüntü çizemiyor yine Detroit. Onun haricinde Butler çaylak Henry'ye lige hoşgeldin demiş güzel bir blokla. Ama hareketler içinde herhalde an anlamlısı Rondo'nun 24. asisti.

NBA'deki Koca Kafalar


Link

Bir okurumuz mail ile paylaşmış bu videoyu. Görmemiştim, çok güzelmiş, paylaşayım dedim. Bizim Koca Kafalar'dan esinlenmiş olmasınlar?

29 Ekim 2010 Cuma

Günün Hareketleri - 28 Ekim


Link

Maç sayısı az olunca fazla beklenti içine girmiyor insan. Bir de Warrick'in smacını Amare yapsa muhtemelen 4. sırada olmazdı, daha yukarıyı hakediyor sanki bu hareket.

28 Ekim 2010 Perşembe

27 Ekim'den Notlar

Günün Hayvan Performansları:
- Monte Ellis ve ekürisi Stephen Curry sezona çok iyi başlamışlar ve geçen geceyi son şampiyon Lakers karşısında mağlup kapayan Houston'a back-to-back'te bir darbe daha vurmuşlar. Monte Ellis'in 46 sayısı ve Curry'nin 25 sayı 11 asisti istatistik kağıdında parlayan rakamlar. Bu isimlerin takımın sisteminden dolayı sık sık bu rakamlara ulaşması beklenebilir ayrıca. David Lee'nin de 17 sayı 15 ribaund 6 asistini de atlamamak gerekiyor bu arada.

- Yine aynı maçta Scola'nın yaptıkları da çok etkileyici gerçekten. 36 sayısının yanına 16 ribaund da koyarak günün en etkileyici performanslarından birini göstermiş Scola. Bu performansını izleyince aklıma Dünya Şampiyonası'nda Brezilya'ya karşı yaptıkları ve takımını çeyrek finale taşıyışı geldi. "Avrupa'dan 20'li yaşların sonlarına doğru NBA'e gelenler başarılı olamıyor, hiç gelmesinler" diyenlere "hadi len" diyebilmemiz için az sayıdaki sebeplerden biri Scola, saygı duyuyoruz.

- Her zaman konuşulur Kidd'in artık dakikalarının azalacağı, performansının düşeceği mevzuu. Ancak o sezonlar bir türlü gelmek bilmedi... Performansı prime dönemindeki kadar yüksek olmasa da Kidd hala çok iyi işler yapıyor. 12 sayısının yanında 18 de asisti var. Dirk Nowitzki'nin 28-13'ü hoş ama saçları çok kötü olmuş ve o yüzden bu listeye alamıyoruz kendini. Şaka bir yana Nowitzki'nin bu performansı da kesinlikle buraya girmeyi hak ediyor, hele ki 28 sayısına 11/13'le ulaştığı düşünülürse.

- Durant ve ekibi ise sezona kaldıkları yerden başladılar. Doğu'nun tepeye oynaması beklenen takımlarından olayı Chicago'yu dönem dönem zorlandıkları maçta 106-95 geçtiler. Durant'ın 30 sayı 7 ribaundunun yanı sıra Westbrook'un 27 sayı 10 ribaund 6 asistlik çok yönlü ve etkileyici oyununu da es geçmemek lazım.

Boşa Kürek Çekenler:
- Spurs uzun zaman sonra sağlıklı ve tam kadro çıktığı maçta (Splitter hariç) Indiana'yı rahat geçti. Uzun zaman sonra Spurs'un Big Three'sinin hepsi birden 20'li sayılara çıkmış ayrıca Jefferson ve George Hill'den de önemli bir katkı almışlar ancak bu maç ile ilgili ilk dikkatimi çeken Roy Hibbert'ın performansı oldu. Hibbert'ın 28 sayı 9 ribaund 3 blokluk performansı -hele ki bunu Spurs uzunlarına karşı yaptığını düşünürsek- gerçekten etkileyici.

- Boozer'ın sezonun ilk 2 ayını kaçıracak ve onun yerinde şu an geçen sezonun yükselen değerlerinden Taj Gibson oynayacak. Taj Gibson sezonun ilk maçında 16 sayı 11 ribaund ile iyi bir performans gösterdi. Ancak Noah'ın performansı gölgelemiş Gibson'un performansını. 18 sayı 19 ribaund ile bu sezon yolunun all-star olduğunu belli etti ancak bu performansı galibiyete yetmedi.

- Geçen sezonun tamamını sakat olarak geçiren ve kariyerinin ilk maçını 1 sene gecikmeli oynayan Blake Griffin ilk maçında 20 sayı 14 ribaund 4 asist ile takımının yıldızı oldu ve Clippers taraftarına gelecek için umut verdi. Ayrıca kariyerinin ilk sayılarını alley-oop ile bulması da ilginç bir ayrıntı oldu.

Bizimkiler:
- Genel olarak bizimkilerin istedikleri süreleri alamadığını söylemek mümkün. Semih Erden Cleveland deplasmanında yine süre bulamadı. Semih gibi konsantrasyon sorunu yaşayabilen bir oyuncu için süre alamamak oldukça kötü. Semih'in yapması gereken tek şey kendini hazır tutmak olacak. Ben kendisine kesinlikle sıra geleceğini düşünüyorum çünkü iki O'neal'da sakatlığa son derece müsait.

- Bizimkilerin arasından en fazla süre alması ve en büyük katkıyı vermesi beklenen Ersan'da diğerleri gibi ilk maçta istediği süreyi alamamış. 16 dakika süre alıp 4 sayı 3 ribaund ile oynamış Ersan. Gooden'ın ondan iki kat daha fazla süre aldığını da belirtmek lazım. Gooden'ın 32 dakika Ersan'ın 16 dakika oyunda kalması rotasyon adına soru işareti bana kalırsa Milwakuee için.

- Ömer Aşık'ta sadece 2 dakika oyunda kalmış ve istatistik katkısı yapamamış. Özellikle Boozer'ın olmadığı ilk ayda süre bulup bunu iyi kullanması ileride rotasyona girmesi açısından önem taşıyor. Umarım ilerleyen günlerde takımda kendisini yer bulur. Kendisini her zaman hazır tutacağına eminim çünkü Ömer'in iş ahlakı gerçekten çok yüksek.

26 Ekim 2010 Salı

Başlıyoruz

NBA'de 2010-2011 sezonu gece 02:30'da hava atışı yapılacak olan Celtics - Heat maçıyla başlayacak. 30 takımın her birinin 82 maç yapacağı bu zorlu maratona her sene olduğu gibi yine Ekim sonu - Kasım başı gibi merhaba dedik . Elbette ki bu sezonu diğerlerinden özel kılan bir ayrıntı var ki birçok süperyıldız bu yaz yeteneklerini başka şehire taşıma kararı aldı . Bu durumun da seyir zevkini bir kademe daha üste çektiğinden hiçbirimizin şüphesi yok sanırım . Yeni sezon hakkındaki tek temennim ise sakatlıklardan uzak bir sezon olması . Son yıllarda ciddi anlamda canımı sıkan bir şey varsa o da kesinlikle sakatlıklardır . O sebeple 2010-2011 NBA sezonunun " sağlıklı " geçmesini umuyor , uzun yıllar aradan sonra Doğu-Batı konferansları arasında dengenin sağlandığı bu kurtlar sofrası hepimize hayırlı olsun diyorum.

2010-2011 sezonu maçlarının yayınlacağı NBA TV , NTV SPOR ve NTV kanallarının yayın programı;

NTV - NTVSPOR

NBA TV

Edit: Tolga arkadaşımız heyecanla 7:30 görünce otomatik "Şu anda oynanan yazmış zannedersem, elbette sezon gece saat 02:30'da başlıyor.

25 Ekim 2010 Pazartesi

Yolcu Yolunda Gerek

 NBA'de 2010-2011 sezonunun başlamasına 1 gün kala takımlar hazırlık kamplarında beğenmedikleri oyuncuların büyük bir kısmını yolladı . Geçtiğimiz 1-2 gün içinde yaklaşık 35 oyuncu lige veda ederken bunların arasında gerçekten göze çarpan isimler vardı ki şimdi biraz onlardan bahsedeceğim .

Bobcats - Javaris Crittenton

Crittenton ne takımı sürükleyen bir oyuncuydu , ne de bir yıldız adayıydı . O , zoru başarmış ve oyunundan daha çok skandallarıyla gündeme gelen bir oyuncu kimliğini kazanmıştı geçen sezon . Arenas'la girdikleri silah düellosunun bu kadar pahalıya patlayacağını o da tahmin etmiyordu elbet . Onun kredisini tamamıyla tüketen bu olaya rağmen , Bobcats ona ligde tutunması için son bir şans vermişti ancak o bu şansı da oynadığı son 3 hazırlık karşılamasında toplam 2 sayı kaydederek değerlendiremedi . Artık bu saatten sonra da ligde bir takımın onu kadrosunda düşüneceğini hiç zannetmiyorum .

Wizards - Adam Morrison

Adam Morrison lige veda eden oyuncuların arasından en çok göze batanı konumunda sanırım . 2006 Draft'ında onu Brandon Roy ve Rajon Rondo'nun önünden seçen Bobcats aslında hiç de fena bir iş yapmış gibi durmuyordu keza Morrison 3. sıradan seçilen bir çaylak için ortalama bir performans sergiliyordu . Ancak ertesi sezon başına gelen talihsizlikler sebebiyle o ortalama grafiğinden de çok uzaklaşmış ve kendini bir anda Lakers'ın 12. oyuncusu olarak bulmuştu bıyıklı forvetimiz . Basketboldan uzak süren Lakers macerası ona 2 şampiyonluk yüzüğü kazandırdı ancak bir Draft 3 numarası için lige çok çok erken veda etti .

Bobcats - Darius Miles

Aah Jordan aah . Yöneticilik anlamında ciddi yanılgılara düşen Michael Jordan'ın son bombasıydı Miles . Aslında kariyerine dönüp baktığımızda ligde rahatlıkla yer bulabilecek atletik özellikleriyle seyirciyi her daim havaya sokabilecek bir oyuncu profiline sahipti . Fakat o diz sakatlığı , defalarca tekrarlayan diz sakatlığı onu geriletmekle kalmadı , bitirdi . Bobcats ise kendileri adına yazın en doğru hamlelerinden birini yaptı kuşkusuz . Oynayamadığı süre içinde birçok saha dışı aktivitede bulunan hatta film bile çeken Miles'ı artık bu tip işlerde daha çok göreceğiz sanırsam .

Diğer Göze Batanlar

Akrabaları sayesinde NBA'de oynamak için yaratılmış , 6 yıldır sahada görev adamlığına soyunan Damien Wilkins de Grizzlies tarafından yollandı . Ayrıca 2 sezon önce Türkiye Basketbol Ligi'nde Galatasaray forması altında izlediğimiz Dee Brown de Dallas tarafından beğenilmedi ve serbest bırakıldı . Ancak ben onun hala birkaç takımın iştahını kabartabileceğini düşünüyorum . Önümüzdeki sezon izleyemeyeceğimiz , gözümüzün en alışık olduğu isim olarak da Sean Marks'ı buluyoruz karşımızda . 10 yıllık veteran oyuncu 0.7 sayı ortalamasıyla geçen sezonun ardından çok da sürpriz olmayan bir kararla free agent pazarındaki yerini aldı .

Burda bahsettiklerim dışında bir 30 oyuncu daha NBA'den yollandı . Kendimi onların yerine koyuyorum da ligin başlamasına 1 gün kala valizleri toplamak " biraz " ağır olsa gerek .

10 Ağustos 2009 Pazartesi

Litvanyalı Denver'dan Ayrıldı

Nuggets, takımda son birkaç yıldır kenardan oyuna girerek skora katkı yapan Linas Kleiza'yı kaybetti. Kendisi, 2 yılığına 12.2 milyon dolar ödeyen Olympiakos'u tercih etti. Ayrıca gelecek yıl takımdan ayrılma opsiyonu da koydurmuş sözleşmesine.

Bu sene NBA takımlarının çektiği ekonomik sıkıntı nedeniyle aradığı kontratı bulamadı. Serbest oyuncular bu kadar azalmışken Nuggets için çok büyük kayıp. Danthay Jones'un ayrılmasının ardından gelen bu darbe ile, bench'leri daraldı hatta yok oldu diyebiliriz. Bakalım kime yönelecekler şimdi. Atlanta Hawks ile sözleşme yenilemeyen Ronald Murray aradıkları kan olabilir bence.
Kleiza'ya da kısaca değinelim. NBA'de kısa forvet olarak oynadığı kadar, uzun forvet mevkisinde de görev alıyordu. Avrupa'ya gittiğinde artık iyice 4 numaraya kayabilir. Hırsı ve skorer oyunuyla katkısı olacaktır ama Olympiakos için fark yaratacak bir isim değil bence. Hele senelik 6 milyon dolara.

3 Ağustos 2009 Pazartesi

Kendini Ne Zannediyorsun?

Scalabrine'den bahsediyorum... Geçtiğimiz günlerde garip açıklamalarda bulunmuş. Rasheed ve Marquis Daniels transferlerini çok beğenmiş. Bu ikilinin çok yönlü oyunlarıyla birlikte, geçtiğimiz iki sene gibi, yine ligin en iyi takımı haline geldiklerini söylemiş. Üstüne de şu bombayı patlatmış: "Önümüzdeki sezonu iple çekiyorum. Şampiyonluk yaşamaya devam etmek istiyorum."

Yahu sen kimsin? Senin o şampiyonlukta ne payın var? 2008 playoff'larında 1 dakika bile oynamadın 1. Neye göre şampiyonluk kazanıyorsun sen? Evet belki tarih kitaplarında ismin yazacak ama senin ismini kimse hatırlamayacak Scalabrine. Kendini kandırmaya devam et, aferin.
Onlardan önceki ve sonraki 2 şampiyondan örnekler vereyim. Lakers'da Sun Yue çıkıp böle açıklamalar yaptı mı? Veya Spurs'de Udrih? Yapsalar nerenizle gülerdiniz?

Bu adam 2 sene evvel Celtics şampiyon olduktan sonra yaptığı basın toplantısında da aynı tarzda konuşmuştu: "Biz şöyleyiz, biz böyleyiz, en iyi takımız, en iyi defansa sahibiz, Lakers bizi yenemezdi zaten". Artık kendi hayal dünyasında, takım içinde kendisine nasıl bir rol biçtiyse? Aslında benim bu olay yüzünden, 2 sene önceden beri gazım vardı ona karşı, şimdi bu yeni açıklamalarına rastlayınca patladım. Buyrun videosu:

2 Ağustos 2009 Pazar

Tek Kelimeyle Rezalet

Kanada ile İtalya arasında dün bir hazırlık/dostluk maçı yapıldı. Ama yaşananlara baktığımızda iki takımın "dostluk" kelimesinin anlamını unuttuğunu görüyoruz. Bir pozisyonda Doornekamp'ın dirseği Mancinelli'ye geliyor. O da sinirlenip, arkadan dirsek/yumruk karışımı bir vuruş yapıyor Doornekamp'a. Sonrasında da bol bol itişme, kakışma, kavga...

Raptors oyuncuları Belinelli ve Bargnani için eminim ki çok ilginç bir tecrübe olmuştur. Bir Kanada takımının formasını giyerken, İtalya Milli Takımı'yla Kanada'ya karşı oynuyorlar ve maçta kavga çıkıyor... İkisi birden kavgayı yatıştırmaya çalışıyor. Özellikle Bargnani ekstra çaba harcıyor. Helal olsun.

1 Ağustos 2009 Cumartesi

Buss'ın Poker Bilgisiyle: Mutlu Son

Çıkan dedikodulardan sıkıldığım için Odom'un imza resimlerini görmeden yazmak istememiştim. Bize göre gece saat 2 civarları imzayı atmış. Resmi imza atılınca yazacağım demiştim, buyrun:

Söylenilenlere göre Odom'un telefonu hiç susmamış. Hem eski takım arkadaşı Wade hem de çocukluk arkadaşı Artest onu ikna edebilmek için devamlı aramışlar. Ayrıca Wade, Twitter sayfasından Odom'a birkaç kere seslendi. Hatta, utanmasa saat başı "Haydi gel", "Nerede kaldın", "Dostum seni burada görmek istiyorum" şeklinde duyurular yazacaktı... Bunların üstüne Heat, salary cap'inin el verdiği bütün parayı Odom'un önüne döktü ama hiçbiri yeterli olmadı.
Sırayla Odom'un açıkladığı, onu Lakers'da tutan nedenleri sayalım: Şampiyonluğa oynamak ve mümkün olduğunca çok yüzük kazanmak, Lakers markasının değeri, 10 yıldır Los Angeles'ta yaşaması ve çocuklarının eyalet değişikliğinden etkilenmesini istememesi. Tabii Artest, Kobe, Kupchak ve Buss'ın çabalarını da es geçmemek lazım. Özellikle de Odom Las Vegas'ta iken yanına kadar giden takımın sahibi Buss'ı övmeliyiz. Çünkü Vegas'ta Odom-Buss ikilisi sanırım kontrat hakkında konuşurlarken, poker de oynamışlar. Buss da muhtemelen Odom'un kontrat blöfünü görüp rest çekti diye düşünüyorum.

Blöf neydi? Bana göre, Odom içten içe Los Angeles'ta kalmayı arzularken, Heat'i kullanarak, Lakers'dan daha fazla para koparmayı amaçlıyordu. Bunun farkına varan Buss, 4 senelik 36 milyon dolar değerindeki teklifini geri çekti. Odom da bunun üzerine, 10 gün sonra 3 milyon dolar daha düşük bir miktara imzayı attı. Üstelik kontratın son senesinin opsiyonu Lakers'ın elinde olacak şekilde.
Buss'ın ne kadar doğru bir hareket yaptığını Mo Williams örneğine bakarak anlayabilirsiniz. Bundan 2 sene önce Williams, yine Heat'i kullanarak Bucks'tan 6 yıllığına 52 milyon doları kapmıştı. Heat devreye girmeden önce Bucks'ın önerdiği miktar ise sadece 35 milyon civarındaydı. Buss ve Kupchak'ın bu tür bir oyuna gelmeyecek kadar kurt olduklarını, Odom'un bilmesi gerekiyordu.

Sonuçta olayın başından beri büyük çoğunluğun beklediği şey gerçekleşti. Lakers'ın elinde artık 5 tane yıldız var. Ne kadar güçlü olduklarını söylemeye gerek yok, zaten sezon öncesi ön incelemelerinde detaylı bir şekilde yazacağım. Kısacası: Batıdaki en iyi 2 takımdan biri, belki de birincisi şu anda Lakers...

Odom'un takımda kalmasının yol açtığı ufak bir detay: Son birkaç yıldır Artest'i bol bol 4 numarada izlemeye alışmıştık ancak bu sene onu bu pozisyonda çok az göreceğiz gibi duruyor. Çünkü Lakers'ın Gasol-Bynum-Odom rotasyonu son derece sağlam. Ayrıca Walton hariç kısa forvet oynayacak bir oyuncuları yok. O yüzden Artest'in Lakers kariyeri bu mevkide geçecek diyebiliriz.

31 Temmuz 2009 Cuma

Kidd'in Varisi: Marcus Williams

Bir yıl, 850.000 dolar karşılığında Grizzlies forması giyecekmiş. Nereden nereye... Wiliams'ın yaz liginde gösterdiği performanstan memnun kalmışlar, o yüzden kadrolarına katmışlar. Kısacası bu genç oyuncunun NBDL'e bile gitme ihtimali vardı...

Draft edildiği günü hatırlıyorum: Nets onu Kidd basketbolu bıraktığında veya şu anda olduğu gibi takas edildiğinde yerini doldursun diye seçmişti. Fakat Kidd'in 20 dakikalık yedeği olarak bile Nets'i büyük hayalkırıklığına uğrattı. Defans yapmayı becerememesinin yanında sevmediği de yazılıp çiziliyordu, ancak Williams'ın en çok övüldüğü nokta olan hücumda da çok ham olduğu görüldü. Maç içinde yanlış karar verdiği pozisyon sayısı, doğru kararlarının çok daha üzerinde oluyordu. Bunun üstüne şutu da çok istikrarsızdı ve üzerinde çok çalışmasını gerektiriyordu.

Eh, inatla yanlış kararlar veren, defans yap(a)mayan ve şut sokamayan bir oyun kurucu NBA'de ne kadar süre barınabilir? Nets onu ilerideki bir draft hakkı karşılığında Warriors'a verdi. Golden State'te de onunla ilgili beklentiler bir hayli yüksekti. Birçokları onun Watson'dan daha iyi olduğuna inanıyordu ve ilk 5'e yerleşeceğine kesin gözüyle bakıyordu. Tabii Williams'ın yetersizliğinin yanında Nelson faktörü de devreye girince koca 2008-2009 sezonunda toplam 50 dakika görev aldı. Evet 50. Bir maç kadar yani.
Bunlara rağmen Grizzlies yaz liginde onu deneme kararı verdi. Marcus Williams da bulduğu fırsatı tepmedi: 13 sayı 8 asist ortalamalarıyla, takımının bütün maçlarını kazanmasında büyük rol oynadı. Ayrıca yazılanlara göre NBA'deki haline oranla çok daha olgun bir oyun sergilemiş. İzlemediğim için o konu hakkında yorum yapamayacağım. Kısacası, geçtiğimiz sene Lowry takasla gönderildikten sonra maç başına 40 dakika civarı süre almak zorunda kalan Conley'nin yedeği belli oldu.

Yaz liginde gösterilen performansların çok yanıltıcı olabildiğine defalarca kez şahit olduk. Sonuçta bu adam NBA'e gelirken de kolejde de bu yazkine benzer performanslar sergiliyordu. Benim Williams'a karşı hala bir önyargım var. Çünkü bana yaz liginde oynanan basketbolun NBA'e mi yoksa koleje mi daha yakın olduğunu soracak olursanız, cevabım "Kolej" olacaktır. Ama sonuçta 1 yıllık minimum bir kontrattan bahsediyoruz. Williams, Conley'i yedekleyeceği, iddiasız stressiz bir ortamda görev yapacak.
Grizzlies bazılarına göre hala potansiyeli olan bir oyun kurucu aldığı için, Williams ise NBA'de tutunması için bu şans kendisine verildiğinden dolayı mutlu olmalı...

30 Temmuz 2009 Perşembe

Raptors'ın Avrupalı Aşkı Sürüyor

Belinelli'yi kadrolarına katmışlar, karşılığında Devean George'u Warriors'a göndermişler. Don Nelson'ın 2 sene önceki açıklamalarını dün gibi hatırlıyorum: "Bu çocuk NBA'in altını üstüne getirecek, kesinlikle ilk 5 başlatacağım" diye. Tabii bunları 30-35 civarı sayı attığı bir yaz ligi maçından sonra söylemişti. O günden sonra Nelson Belinelli'yi 82 maç boyunca yanından ayırmadı. Garbage time'da aldığı dakikalarla yetinmek zorunda kaldı. Geçtiğimiz sene ise Monta Ellis'in ligin ilk yarısını sakatlığıyla kaçırmasını çok iyi değerlendiren Belinelli başarılı bir grafik çizdi. Ancak kendisi de sağlam kalmayı başaramayınca, sadece 40 maç civarı görev alabildi.

Şimdi ise Nelson'ın, çaylak yılında öve öve bitiremediği bu adamı Devean George ve açıklanmayan bir miktar para karşılığında Raptors'a verdiler. İtalyan şutör guard'ın Raptors'ın "Avrupalı" sistemine çok iyi uyacağına dair hiçbir şüphem yok. Ayrılan Kapono'nun boşluğunu, onun çok daha yeteneklisi ve sıcak olduğunda daha bile iyi şutör olan versiyonuyla kapamış oldular. Oldukça başarılı bir transfer geldi Colangelo'dan. Warriors'ın ise ne yapmaya çalıştığını anlayan varsa lütfen bana da anlatsın...

Diogu Hornets'ta

Aslına bakarsanız "dandik" transfer haberlerinden biri olarak görülebilir. Ama ben sadece onun hücumdaki potansiyeli için kısa bir yazı yazmak istedim. Buyrun:

Geçtiğimiz senenin sonunda Hawes'ın sakatlığı sayesinde 3-4 maçta şans bulmuş ve bu şansı çok iyi kullanmıştı. Belki de Hawes'un sakatlığı olmasa, NBA'de kendisine takım bile bulamayabilirdi. Okafor ve David West'in arkasındaki ilk yedek olmak için yine eline geçen fırsatlarda kendini göstermesi gerekecek. Diogu pozisyonuna göre kısa boylu olmasına rağmen skor üretmekte zorlanmayan bir uzun forvet. Defansif yönü son derece zayıf olsa da, Diogu hücumdaki post hareketleri ve kendisine has ilginç atışlarıyla dikkat çeken bir oyuncu. Yapması gereken şeyler, defansta rakibinin hareketlerini okumayı öğrenmek ve ayaklarını çabuklaştırmak.
Anlaşmanın detayları açıklanmamış; muhtemelen minimum kontrata imza atmıştır diye düşünüyorum. Draft edildiğinde NBA'de kalıcı olması beklenen bir isimdi, bakalım bunu kanıtlamak için eline yeni fırsatlar geçecek mi?

28 Temmuz 2009 Salı

Yeni(?) Garnett'ten Dönüş Çabası

Jonathan Bender'dan bahsediyorum. 1999 draft'ına direk liseden katılıp 5. sıradan seçildiğinde, yeni bir Garnett'in NBA'e geldiğine dair söylentiler çıkmıştı. Çok yetenekli ve müthiş derecede atletikti. Hatta bu bakımdan Marion'a benzetenler de vardı. Ancak Bender sakatlıklar nedeniyle bir türlü istenilen performansı gösteremedi. Önce sol dizinden yaşadığı sakatlık, ardından sağ dizindeki kronik ağrılar basketbol hayatının bitmesine neden oldu.
Ancak şimdi ESPN'e dönmeyi düşündüğünü açıklamış. Zamanında Pacers'ın başında olan Walsh'un şimdi onun New York'a gelmesine sıcak baktığı belirtiliyor. Bender çok mantıklı açıklamalarda bulunmuş. Şu anda herkesin onu NBA'in en büyük hayalkırıklıklarından biri olarak görmesinden rahatsızlık duyuyormuş. "40 yaşıma gelip bu haberleri okurken geri dönmeyi denemediğim için kendime kızmak yerine, bu yolu seçtim" diyor. "En azından denemiş olucam". Yıllardır ağır spor yapmadığı için şu anda dizleri eskisine oranla çok daha kuvvetliymiş. Bender son olarak da, hala inanılmaz bir potansiyeli olduğunu söylerken, gideceği takıma katkıda bulunacağını belirtmiş.

3 senedir basketbol oynamamış ve zamanında dizlerinden çok büyük sıkıntı çekmiş bir oyuncunun hala "inanılmaz" bir potansiyeli olacağını düşünmüyorum. Ancak bu işe girip denemesini bile takdire şayan bir karar olarak görüyorum. Hiç ihtimal vermiyorum ama umarım gerçekten geri dönmeyi başarır...

26 Temmuz 2009 Pazar

New York Knicks ve 2010

Aslında bu konuyu yazmak için erken sayılabilir ancak kendimi tutamadım. Eğer NBA ile ilgili siteleri takip ediyorsanız birşey dikkatinizi çekecektir: New York Knicks'in serbest olsun olmasın, gerçekçi olsun olmasın NBA'deki her oyuncuyla ilgilenmesi...

Hatta durum öyle bir hal aldı ki, haberler de haber olmaktan çıktı. Knicks'in Sessions'ınla görüşmeyi düşündüğü bile haber başlığı olarak spor sitelerinde yer aldı. Bunun yanında, 2010'da LeBron'u New York'a getirememeleri ihtimalinde, 2011 için Durant ve Carmelo'yu düşündükleri, onlar da gelmezse 2012'de Deron Williams ve Chris Paul'ün iyi tercihler olacağı yazıldı, çizildi. New York medyası utanmasa, Knicks'in 2019'da Shaq'ın oğlunu draft edeceğini yazacak... Amaçları tamamen taraftarı oyalamak. Gerçi Randolph ile Curry'i birleştikleri sene, bilet satışları için yaptıkları reklamda "Pota altımız mükemmel oldu" diye reklam yapan bir takımın medyasından ne bekliyorsak?

Doğruya doğru, bu takım gelecek sene için çok doğru hamleler yaptı. Artık 2010 yazında neredeyse bomboş bir salary cap'e sahip olacaklar. Curry'nin 11, Jeffries'in 6 milyonluk kontratları hariç... Hele onlardan da bir şekilde kurtulabilirlerse bomboş bir salary cap'leri olacak. Ama şu anki hallerini göz önüne alsak bile, 2010 yazında, bir yıldıza rahatlıkla maksimum kontrat verip yanına bir de sağlam oyuncu alabilecek konumdalar. Kağıt üstünde güzel durduğunu söylemek lazım. Ama sadece plan yaparak olmuyor, işin bir de pratiğe dökülmesi var. Bir yıldız, şampiyonluğa oynama garantisi olmadan, 10 senede yanlızca 1 kere playoff gören Knicks'e niye gitsin? Cevap New York'un pazar payı mı? Evet belki bir yere kadar etkili ama bu yıldızlar sadece para peşinde değiller. Başarıya açlar... Zaten bu yaz temasa geçtikleri isimlerin teker teker Knicks'i reddetmesinin arkasında da bu neden yatıyor.

Örneğin Kidd, Knicks'ten gelen teklifi reddederek Mavs'de kalmaya karar verdi. Kendisi 2010'da LeBron'un Cavs'de kalacağına inananlardan. Gerçi bu fikrinin kararında etkisi olmadığını vurguladı ama ne kadar inandırıcı olduğu tartışılır. Bunun hemen 2-3 gün sonrasında Grant Hill, Knicks yerine daha az para veren Suns'ı tercih etti. En son da Andre Miller'la görüşmelerine rağmen anlaşamadılar ve o da Portland'ın yolunu tuttu. Ama en moral bozucu, güven sarsıcı tepki bir taraftar aracılığıyla gayri-resmi teklifte bulundukları Bosh'tan geldi:

Bosh, düzenlediği bir yarışmayı kazanan hayranını sabah 3'te arıyor ve hediyesini yollayacağını haber veriyor. Telefondaki genç "Aslında daha iyi bir hediye verebilirsin" diyor, Bosh bunun ne olduğunu soruyor, gencin cevabı: "Gelecek sene New York'a gel". Ardından Bosh kendisini tutamayıp gülmeye başlıyor, yanındaki menajeri de ona katılıyor. Hatta telefonu kapadıktan sonra bile gülmeye devam ediyorlar. Dün Bosh bununla ilgili "O sırada garip bir soruydu, o yüzden güldük yoksa Knicks ile alıp veremediğim yok, kesinlikle Knicks takımına gülmedim" şeklinde bir açıklama yaptı. Tabii bunu kendi imajını korumak için yaptığını düşünenler çoğunlukta, ben de onlara dahilim. Tıklayın, izleyin kararınızı verin.

Kısacası şu anki ortamda hiçbir yıldız New York'un yolunu tutmak istemiyor. Knicks takımı eğer şampiyonluk hedefiyle yola çıkıyorsa, 2010 yazında ne yapıp edip başka oyuncuları New York'a çekebilecek kalitede bir yıldızla anlaşmalı. Ama bunu sağlayabilecek "doğru" yıldızların sayısı, bir elin parmakları kadar. Bu yıldızları ikna etmek için de ellerinde New York şehri, medyası ve pazar payından başka birşeyleri yok. Curry, Jeffries, Gallinari ve Hill'i koz olarak kullanmak isterlerse, şimdiden geçmiş olsun dileklerimi ileteyim ben. Tabii ki başka yıldızlar eklemek için de sözler vereceklerdir ama karşı tarafı ne kadar ikna edebilecekler belli değil.

Kısacası Knicks'in yakın geleceği, pazarlık ve ikna kabiliyetlerine bağlı diyebiliriz. 2006 yılından beri taraftarlara LeBron masalını anlatıp duruyorlar ve 2010'a hazırlanıyorlar. Eğer onu veya bir başka büyük yıldızı transfer edebilirlerse, oyuncuların Knicks'e bakış açısı değişecek ve barajın kapakları açılacaktır. Ama ikna kabiliyetleri yetersiz kalırsa, taraftarı daha fazla nasıl ve ne kadar oyalayabileceklerini gerçekten merak ediyorum...

24 Temmuz 2009 Cuma

Spurs, Sessiz ve Derinden

Texas'ın iddialı takımı, Theo Rattlif'i 1.3 milyon dolara, 1 sezonluk kadrosuna katmış. Richard Jefferson hariç, bu sezonki hamleleri belki ses getirecek cinsten değildi ama hepsinde nokta atışı yaptıklarını düşünüyorum.

Evet, Ratliff'in boyalı alanı rakiplere dar ettiği, içeride kuş uçurtmadığı günler çok geride kaldı. Ancak Spurs zaten böyle bir beklenti içerisinde değil. Daha önceki yazılarımda söylediğim gibi bir pivot eksikleri vardı. En azından maç başına 7-8 dakika arası pivot pozisyonunu idare etmesi için Ratliff'e başvurdular. Bu süre içerisinde 1-2 blok koyması ve defansta rakibi rahatsız etmesi Spurs'e yetecektir. Her ne kadar 36 yaşına gelmiş olsa da, Ratliff bu kadarını yapabilecek bir oyuncu. Zaten hala NBA'de barınabiliyorsa, bunun sebebi benim yukarıda saydıklarım.

Bu transfer için şimdiden Spurs'ün şampiyonluk şansını arttırdı demek tabii ki doğru olmaz. Çünkü dediğim gibi Ratliff çok kısıtlı süreler alacak. Ama bu, playoff'lar geldiğinde, yapacağı katkılarlarla Spurs'ün başarısında önemli bir rol oynayabileceği gerçeğini değiştirmiyor. Tıpkı PJ Brown'un Celtics'te yaptığı gibi.

23 Temmuz 2009 Perşembe

Tinsley Sorunu Çözüldü

Pacers ile Tinsley arasındaki sorun çözülmüş. İki taraf anlaşmışlar ve Tinsley serbest kalmış. Serbest derken, aslında bu tam olarak bir serbestlik değil. 1 hafta boyunca Tinsley'i takas istisnası, sakat oyuncu istisnası veya salary cap'inde yeterince yer bulunan herhangi bir takım alabilir. Ama tabii ki beklenilen olay, Tinsley'nin 1 hafta sonra serbest kalması...
Pacers ile Tinsley'nin ne üstüne anlaşmaya vardıklarının detayları takımın prensipleri gereği açıklanmayacakmış, hatta bu konu üstünde Pacers yorumda bile bulunmayacakmış. Bütün sene kenarda oturtup, bunu kabulleneceğini düşündükleri bir adama kaç para ödediklerinin bilinmesini istemiyorlar. Doğaldır. Kontratta kalan 14 milyon dolarının en az 10-12 milyonunu ödediklerini düşünüyorumn. Ama tamamen spekülasyon yaptığımı da belirtmeliyim.

Tinsley'nin menajerleri, bugünden önce onu takas etmek isteyen birkaç takımın yanında, Pacers ile anlaşıldığı anda kontağa geçen de bir sürü takım olduğunu belirtmişler. Tinsley 31 yaşında, 1.5 senedir maç yapmamış bir oyuncu. Üstelik Rafer Alston'ın 10 kat sorunlu ama kalite olarak alt tarafı 1 gömlek üst versiyonu... Böyle bir basketbolcuya tek senelik kontrattan fazlasını verecek takımın genel menajeri, riski sevmekle kalmıyodur, adeta riski yaşamak istiyordur. Tabii ki ucuza anlaşılması durumunda bu dediğim geçerliliğini yitirecektir. Duyumlara göre Miller'ın elinden kaçması an meselesi olan 76'ers ilgileniyormuş.

Sahte Rapor

"Report" diye çıkınca otomatik olarak girdim blog'a ama Odom henüz Lakers ile anlaşmamış. Konuşma aşamasındalarmış henüz. NBA'de son zamanlarda raporlara da güvenilmez oldu. Gerçi bu rapor olayının resmi açıklamalarla ilgisi yok. Haber sitelerinin birkaç farklı kaynaktan birden aldıkları duyumlarda kullandıkları bir ifade. Ama eskiden bu raporlar %99 oranında resmi haber niteliği taşırken, bu sene biraz bakkala gitme durumları oluşuyor.

Neyse kısacası Odom henüz Lakers ile anlaşmamış. Bir dahaki raporda bakalım kime gitmiş olacak? =)

22 Temmuz 2009 Çarşamba

Bulls Yoğurdu Üfleyerek Yiyecekmiş

Jerry Reinsdorf yani Chicago Bulls'un sahibi böyle diyor... Niye? Çünkü Ben Wallace'tan ağızları yanmış. Reinsdorf'un kendisi de farkında yaptıkları yanlışın. "Ben Wallace yanında bir skorer varken etkili olabiliyor ve biz bunu zamanında düşünemedik. Wallace bir hata oldu." demiş. Şimdi de 2010 yazında salary cap'lerindeki 25 milyon dolarlık boşluğu doldururken 10 kere düşüneceklerini açıklamış. Wallace gibi sadece savunma tarafı olan ve bu işi atletikliği ile başaran bir adama 32 yaşında 60 milyon dolar verirken ama 1 kere bile düşünmedi herhalde. Zaten gelecek yaz boşa çıkacak süper yıldızlar hakkında değil 2, 1 kere bile düşünülürse, bu adamları başka takımlar kapacaktır. O yüzden bu "düşünme" işini, Reinsdorf'un bir kez daha düşünmesi lazım bence.

Röportajın geri kalanında Gasol takası, Gordon'un gitmesi, geleceğe yönelik planlar gibi merak edilen konulara son derece güzel ve akıllıca cevaplar vermiş. Eminim okumaya üşenenler olacaktır, içinden güzel bir bölüm alarak bitireyim:

"%2 şans ile draftta ilk sırayı kazandık ve Rose'u seçtik. Evet çok şanslıydık. All-Star kalitesinde bir oyuncu aldık. Takımı satın aldığımda da, Jordan'ın nasıl bir oyuncu olacağını kimse bilmiyordu. Birşeyleri başarmak için şans da gerekir. Eğer birisi, sadece zekası ve çalışkanlığı ile başarılı olduğuna inanıyorsa, düşüşe geçmesi yakındır."