BIY AD

Chris Paul etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Chris Paul etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

7 Mart 2011 Pazartesi

Chris Paul Beyin Sarsıntısı Geçirdi


Link

Aslında pozisyon hafif gibi görünüyor ama beyin sarsıntısı nedeniyle aylar kaçıranlar mevcut. Daha bu sezon Delfino, uzun süre uzak kaldı basketboldan mesela. 1-2 hafta dediler adam sezonun ortasında ancak dönebildi. Belli olmuyor yani ne kadar sürede dönebileceği oyuncuların bu tür sakatlıklardan. Ama iyi haberler var, Paul ne kollarında bacaklarında bir his kaybı yaşamış ne de bayılmış. Sadece dünyası dönmüş, bir türlü kendine gelememiş.

Daniels sakatlandığında hiç hareket etmemişti yerdeyken o yüzden korkutmuştu bizleri, sonra 'iyiyim' diye işaret yapınca rahatlamıştık. Paul da aynısını yapmış. Tabii artık detayları biliyoruz, bizim için çok bir anlamı yok o hareketin şu anda, canlı izlerken rahatlatırdı bizleri elbette... Ha, ayrıca Paul takımla beraber uçmuş Chicago'ya uçmuş. Maçta oynaması bence mucize olarak nitelendirilebilir ama Delfino gibi uzun süre kaçıracağını zannetmiyorum. Geçmiş olsun Paul.

18 Şubat 2011 Cuma

Yetenek Yarışmasına Katlacaklar Belli Oldu

Taco Bell Skills Challenge adı altında düzenlenecek olan yetenek yarışmasına katılacak 5 isim dün gece belli oldu. Organizasyon tarafından Chris Paul'ün yarışmaya katılacağı daha önceden söylenmişti zaten ve geriye 4 oyuncu kalmıştı. Hatırlayacağınız gibi bu 4 kişilik kontenjan için Derek Fisher, Baron Davis, Tyreke Evans, Tony Parker, Stephen Curry, Derrick Rose, John Wall ve Russell Westbrook adaydı. Bu adaylar arasından yaklaşık 3 haftadır süren halk oylaması sonuçlandı ve yarışmaya katılacak isimler şu şekilde belirlendi:

- Stephen Curry
- John Wall
- Russell Westbrook
- Derrick Rose
- Chris Paul


Öncelikle, eğlence amaçlı bir yarışma olduğu için seçimleri çok fazla eleştirme gibi bir niyetim olmadığını söyleyim. Bu sebeple aşağıdaki yazdıklarımı tenkit olarak almayınız. Seçilen isimlerden Paul, Rose,Wall ve Westbrook, bu yarışmada yapacaklarına benzer tarzda hareketleri sezon boyunca sergiledikleri için ve zaten ön plana çıkan yetenekleri bu yarışmaya çok uygun olduğundan dolayı herhangi bir şikayetim yok. Ama Curry'nin yerine bir başkası olabilirmiş. Yarışmacıların genel profilinden çok ayrılıyor çünkü Curry artıları ve eksileriyle. Yarışma nazarında değerlendirecek olursak, Curry'nin diğerleri gibi ne sürati, ne keskin crossoverları, ne de çevikliği var. Belki bu konularda yeteneklidir ama parkede henüz görebildiğimizi söyleyemem. Pas yeteneği ve şutu elbette önemli artıları ve belki bu artılar aslında yarışmaya etki eden en önemli unsurlar. Ama ben yine de bu yarışmada bir şutörden daha çok ya hızıyla ya da paslarıyla ön plana çıkan bir oyuncunun alınmasını yeğlerdim.

Elenen adaylardan Evans zaten sakatlığı yüzünden All-Star haftasonunu kaçıracağını açıklamıştı. E, seçilecekler halk oylamasına tabi tutulduğu için Fisher'ın elenmesi zaten Allah'ın emriydi. Geriye kalıyor Baron ve Parker. Her ikisi de yarışma için oldukça uygun ve heyecan vericiydi. Ama benim tercihim Parker olurdu. Sebebiyse biraz duygusal. Ligin altını üstüne getiren Spurs All-Star etkinliklerine Popovich, Manu, Duncan, Blair ve Neal ile katılacak. Bunların yanında Parker'ı da orada görmek fena olmazdı hani. Hem Longoria başka aşklara yelken açmışken moral olurdu, kafasını dağıtırdı falan... Hazır yarışmacılar belli olmuşken tahminimizi de yapalım ki bilirsek fiyakamız olsun. Benim favorim Rose, siz de favorilerinizi ve görüşlerinizi yorum kısmına bırakabilirsiniz.

3 Şubat 2011 Perşembe

Verilmiş Sadakaları Varmış


Link

-> Sezona 8-0'lık başlangıç (İlk 12 maçta alınan 11 galibiyet)
-> 12 maçta alınan 9 yenilgi (Kasım 22 - Aralık 13 arası)
-> 10 maçlık kazanma serisi (Ocak ayı)
-> Ve son 4 maçta alınan 3 mağlubiyet daha.

Hornets'ın sene başından beri sergilediği uçuk form grafiğinin rakamlara dökülmüş halini görüyorsunuz yukarıda. Son serideki kazanılan tek maç da içerideki Wizards karşılaşması. O maçı geçiyorum zaten, Wizards fasülyeden... Epeydir böyle uzun serileri barındıran, böylesine keskin iniş çıkışlara rastlamıyorduk. Ya da ben hatırlamıyorum ama güzel oldu gibi, renk katıyorlar lige. Her takımı yenebilecek potansiyelleri zaten vardı bu sene her takıma yenilebileceklerini de gösterdiler. Bir haftadır da sakatlık sorunlarıyla uğraşıyorlar ki bu da yenilgi serisinin uzaması için yeterli bir sebep. Önce Okafor'un 3 hafta oynayamayacağı haberi geldi, ardından Ariza dün geceki karşılaşmayı yarıda bıraktı. Ama tüm bunlara rağmen çok rahat playoff yapacaklarını düşünüyorum, tabi ki videodakine benzer bir olay tekrar başlarına gelmezse. Ne Okafor ne Ariza'nın bir önemi olurdu eğer Chris Paul'un durumu görüntüdeki kadar ciddi olsaydı. Kara kara düşünmeye başlamışlardı bile. Neyse ki oyuna döndü Paul. Artık Monty Williams kurban mı keser, sadaka mı verir orasını bilemem...

23 Aralık 2010 Perşembe

Küçük Detaylar-3 (Paul'den 3000. Asist)

Aslında esas olay Paul'ün 3000 asisti geçmesi değil. Zaten geçeli yanılmıyorsam 2 maç falan oluyor. Chris Paul 3000 asist barajını en az maçla geçen oyuncular listesinde 3. oldu esas önemli istatistik bu. 304. maçında bu barajı geçmeyi başaran Paul'ün önünde ise iki büyük efsane var. 2. sırada 301 maçla Isiah Thomas, ilk sırada ise 291 maçla Oscar Robertson. İstatistiği inceleyince çaylak sezonundan itibaren yaklaşık ilk 4 sene 10'un üzerinde bir ortalamayla Oscar Robertson'a ait rekorun kırılabileceğini görüyoruz. Peki yeni jenerasyonda bunu yapabilecek biri var mı? Küçük bir ihtimalde olsa John Wall? Merak edenler için alt sıraları da yazalım: 4. Kevin Johnson, 5. Tim Hardaway ve 6. Magic Johnson.

27 Temmuz 2010 Salı

Chris Paul ve Takas İsteği

Bilmeyenleriniz için üç gün "Chris Paul önce takasını istiyor" diye bir haber çıktı ama tek bir kaynak vardı sadece ve gerçek olup olmadığına dair şüphelerim vardı. Ancak sonraki 2 gün gösterdi ki Chris Paul Hornets'a gerçekten "Beni takas edin" demiş. Bu gece takımıyla acilen bir toplantı yapan Paul şimdi de Twitter'ından dansöz modunda açıklamalarda bulundu: "Toplantı çok iyi geçti koç Williams, başkan Weber ve genel menajer Demps ile konuştuğumuz iyi oldu. Ben kazanma isteğimi, hırsımı açıkladım, onlar da takımı o yöne doğru götürmek istediklerini belirttiler. Kariyerim boyunca Hornets formasını giydim ve umarım uzun yıllar boyunca da giymeye devam ederim."

En baştan şunu söyleyeyim, birkaç gündür tatil modunda takıldığımdan hep erteledim Paul yazısını ama kafamda belli bir şablon vardı. Paul bu sezon ortasını beklemeden niye böyle bir istekte bulunuyordu ki? Hornets'ın elinde Peja ve Songaila'nın toplam 20 milyon dolar değerindeki biten kontratları varken bu çıkış niyeydi? Üstelik çok eleştirilen takım sahibi Shinn'den de kurtuluyordu Hornets. Olaydan bir gün sonra Yahoo'nun baba duyumcusu ve yorumcusu Wojnarowski konuya daldı. Meğersem geçtiğimiz günlerde LeBron'un pazarlama şirketine dahil olan Paul'u, LeBron ve tayfası kafalamış ve gaza getirmişler. Hatta LeBron twitter'dan da "Aslan Chris, senin ve ailen için en iyisi neyse onu yap" diye yazmıştı takas isteği haberinden sonra. Ama şöyle bir sorun var, LeBron kendi istediğini yapmakta özgürdü bu yaz, adı üstünde serbest kalıyordu ama Paul'un daha 2 sene kontratı varken çıkıp böyle bir harekette bulunması son derece saçmaydı. Milyonlarca dolarlık, uzun vadeli sözleşmeleri imzalayıp paraları takır takır cebe indirirken güzel ama takım biraz kötü gitti mi hemen gemiyi terketme çabaları. Yakışmıyor, hele kontratında iki sene varken bir hayli garip kaçıyor. Elinde Hornets'ın elini zorlayacak bir koz yok, hani son sezonundur, takas etmezlerse bir hiç karşılığı takımdan ayrılacaksındır falan o zaman anlarım bir nebze ama Paul'un şu durumda ayrılmak için koyduğu tepki biraz erkendi. Hatta Wojnarowski yazısında bu hareketin Paul'un yarattığı ve herkes tarafından sevilen karakterini ve New Orleans şehri ile olan bağını zedeleyeceğinden bahsetmişti. Bu bir anlamda gerçekleşti. Bazı yabancılardan aldığım tepkiler "Ağlak, takımı kötü gittiğinde hemen su koyuverme ihtimali var, franchise oyuncusu olamaz" şeklindeydi.

Benim Paul'un son açıklamasından çıkardığım şey şu: Bütün pislikler, tozlar, halının altına süpürüldü. Temizlenmedi yani kısacası. Şu anki kadroyla playoff yapmaları hiç de kolay değil. Bu sezon da kötü gidişat sürerse ve Peja ile Songaila'nın kontratlarıyla takıma bir yıldız daha katılamazsa, Paul'un Hornets ile bağları koparmasına %100 olarak bakacağım.

Bu arada Paul için ismi geçen takımlardan elbette en çok Magic'e gitmesini isterim. Saçma bir güç olurlar Howard ile beraber. Tyson Chandler'ı sadece alley-oop ile 12 sayı ortalamaya çıkartan bir adam Howard ile ne yapar acaba? Ben size söyleyeyim, Howard rahatlıkla 26 sayı civarına çıkacaktır. Geri kalan şutörleri beslemek konusunda da 2008 playofflar'ına bakınız. Neyse zaten şu anda takas ihtimali de pek yüksek değilmiş gibi gözüküyor, çok da irdelemeye gerek yok. Hornets kötü gidince bu eski defterler illa ki açılacaktır yeniden.

23 Haziran 2010 Çarşamba

Chris Paul Takas Edilecek mi?

Son günlerde Chris Paul'un takas edileceğine ve onun da isteğinin bu olduğuna dair dedikodular çıkmaya başladı. İsmi geçen takımlardan biri de Orlando Magic idi. Paul ile Dwight Howard birleşirse, Magic geri kalan 29 takımın toplamından daha fazla alley-oop yapar sezon boyunca. Orası kesin. Neyse konuyla ilgili Paul'un görüşleri şu şekildeydi: "İlk tercihim New Orleans ama kazanmaya, başarıya odaklanmamız lazım. Eğer kendimizi geliştirip Lakers, Celtics gibi takımlarla mücadele edecek konuma gelemezsek, takas olmaya açığım" Haklı sonuçta kupaya uzanabilecek bir takım kurulmayacaksa Paul'un ne işi var Hornets'da?

Çiçeği burnunda, çaylak koç Monty Williams'ın ise dedikodular karşısında yüreği ağzına gelmiş. "Hornets'ın koçluğu ile ilgili beni en çok cezbeden şey Chris Paul'du. Pek çok takım fellik fellik oyun kurucu arıyor ve bahsettiğimiz adam dünyanın en iyisi. Chris Paul'suz buraya gelmeyi düşünmezdim"

Hornets kulübünün sahibi Shinn ise Paul'un üzerine bir takım inşa etmek ve onu kariyerinin sonuna kadar Hornets formasıyla izlemek istediklerini açıkladı. Genel menajer Jeff Bower da kendisine birçok takas teklifi geldiğini onaylamış ancak detay vermemiş. Tabii o da Paul'un yeteneklerinin farkında olduklarını ve onu hafife almadıklaırnı belirtmiş ancak yeni sezonda Hornets formasını giyeceğine dair söz verememiş.

Paul'un gitmesi sadece koç Monty Williams'ın değil, taraftarların, hatta takım arkadaşlarının bile motivasyonunun inanılmaz düşmesi anlamına gelecek. Ben pek zannetmiyorum takas edileceğini, bu resmen şehre ihanet etmek olacak çünkü. Ellerinde 27 milyon dolarlık biten kontrat var, bunları kullanarak 2011 yazını düşünen takımlardan sağlam parçalar almaları şart. Yoksa Paul da takasını isteyecektir bu gidişle.

11 Şubat 2010 Perşembe

Peja ile Paul'ün Arasındaki Sorun

Dün gece Paul'süz Hornets, çaylak oyun kurucusu 10 top kaybı yaparken, Celtics'i yenmeyi başardı. Ağızları açık bırakmaya yeter zaten bu sonuç ama benim parmak basmak istediğim başka bir nokta var: Peja Stojakovic.

Sezon başında Hornets maçlarında özellikle dikkat ediyordum, Paul'ün yarattığı bomboş atışlarda çembere bile zor değdiriyordu topu. Paul'ün sakat olduğu dönemde ise çok daha isabetli atmaya başlamıştı. Şimdi yine Paul yok ve Peja üçlükleri atmaya başladı. Merak ettim ve istatistikleri çıkardım.

Paul varken Peja: 38 maçta %36 ile maç başına 1.9 üçlük atıyor.
Paul yokken Peja: 13 maçta %44 ile üçlük atıyor ve maç başına 3.4 üçlük atıyor.

Üstelik şu son dönemde Magic, Thunder, Bobcats ve Celtics gibi takımlara karşı oynadılar. İki oyuncu arasında elbette bir problem yoktur sadece işin esprisi o. Yine de ilgimi çektiği için paylaşmak istedim.

3 Şubat 2010 Çarşamba

Hak Yerini Buldu

Yarın dizinden ameliyat olması beklenilen Chris Paul'ün yerine All-Star'a Chauncey Billups seçilmiş. En azından Yahoo'ya çeşitli kaynaklardan aktarılan bilgi bu. Daha önce defalarca söyledim bu tarz çok sayıda kaynaktan gelen haberler %99 doğru çıkar. O yüzden resmi habermiş gibi yazmakta pek sorun yok. Hak yerini buldu başlığıyla, "Paul haketmiyordu onun yerine Billups'ın girmesi lazımdı" demeye getirmiyorum elbette. Sadece yedek adaylarının arasında en çok hakeden oydu bana göre. Zaten Paul de hemen twitter'ından "Ağabeyim Billups'a tebrikler, All-Star'da onu göreceğim için heyecanlıyım." şeklinde bir açıklama yapmış.

2 gün önce Paul'ün sakatlık haberini vermiş ve aynı yazıda bence yerine Billups'ın seçilmesi gerektiğini yazmıştım. Ayrıca açtığım ankette de blog'un ziyaretçileri %52 oranla Billups'ı seçmişlerdi.

1 Şubat 2010 Pazartesi

Chris Paul 1-2 Ay Yok

Chris Paul, 2 maç evvel Bulls'a karşı David West'in topu kenardan oyuna sokarken attığı saçma sapan bir pası kurtarmak için, topun peşinden kameramanların üzerine doğru atlamıştı. Bu pozisyonda hem topu Rose'a teslim etmiş hem de dizini bir kameraya çarpmıştı. O dizinden daha önceden bir sakatlığı olduğu için de bir hayli acı çekmiş ancak maça devam etmişti. Ancak ertesi maçta Grizzlies'e karşı forma giyememişti dizindeki ağrılar sebebiyle. Darren Collison onun yokluğunda 18 asist yaparak "Chris Paul yoksa ben varım." demişti. Her neyse Paul'e dönelim.

Dün gece Chris Paul'ün dizindeki yırtık kıkırdağın onarılması için ameliyat olacağı ve 1-2 ay süreyle parkelerden uzak kalacağı açıklandı. Bu ne demek? Hornets'ın zaten bir pamuk ipliğine bağlı olan playoff umutlarının %99 oranında uçup gitmesi demek. Bunun dışında, Darren Collison'ın gerçek bir NBA oyuncusuna dönüşüp dönüşemeyeceğini merak edenlerin en azından bir fikir sahibi olacakları anlamını taşıyor bu sakatlık. Son olarak da sezonun başında Paul'süz harika mücadele edip sürpriz galibiyetler alan Hornets'ın uzun dönemde ne derece düşeceğini gözlemlememiz demek. Bütün bunların yanında Paul'ün sezonu kapaması anlamına da gelebilir bu ameliyat. Çünkü en kötü senaryodaki gibi 2 ay sürerse iyileşme süreci, sadece 2-3 haftalık bir dönem kalacak sezonun bitmesine. Eh Hornets'ın da playoff'lara kalma ihtimali sıfırlanmışsa, Paul'ün dönmesi için bir nedeni olmayacak. Tabii saf spekülasyon yapıyorum şu anda.

Son bir bakış açısına göre ise Paul'ün sakatlığı All-Star açısından önemli. Paul'ün resmi olarak All-Star'ı kaçıracağı açıklanınca David Stern, onun yerine bir oyuncuyu batı karmasına dahil edecek. Bu oyuncu eğer Chauncey Billups olarak belirlenmezse, büyük ayıp edilmiş olur kendisine. Daha dün yine Carmelo'suz Spurs'ü yendiler... Halbuki Billups yokken ve Carmelo sağlıklı iken aynı başarıyı gösteremiyorlar. Bunun bir nedeni olmalı değil mi? Kaan Kural "geminin dümeni" diyor Billups'a hep, herhalde daha iyi bir benzetme yok bu adam için.

Bu bahaneyle, bir de anket açayım sizce kim alınmalı batı karmasına diye.

28 Aralık 2009 Pazartesi

En İyi Oyun Kurucular ve Arroyo-Chalmers

Haftasonu Knicks maçından sonra yazacaktım da yine tabii güme gitti başka yazıların ve işlerin arasında. Arroyo, Cuma günü New York Knicks'e karşı, 7 maç aradan sonra ilk defa bir top kaybı yaptı. Bu sezonki asist/top kaybı oranı 3.93 ve bu rakam onu 20 maç yapmış oyuncular arasında 4.'lüğe taşıyor. Ayrıca ilk 5'e yerleştiğinden beri geçen 6 maç içerisindeki istatistiklerini de vereyim: 22 asist 1 top kaybı. Şaka gibi bir istatistik ama tabii 6 maç, bu değerlendirme için çok ufak bir rakam. Şu anda birinci sıradaki Jason Williams'ın oranı 4.28 ama asıl olay Chris Paul'de. Bu kadar topla oynayan, etkili ve dominant bir oyun kurucu 10.7 asist yaparken sadece 2.6 top kaybediyor maç başına. İnanılmaz bir rakam.

Peki Heat'te neler oluyor? Arroyo'nun ilk 5'e yerleştiği 6 maçın 5'ini kazandılar. Peki Arroyo'nun Chalmers'dan ne farkı veya artısı var? Öncelikle Chalmers çok dağınık oynayan bir guard ve saha içindeki doğru kararları istikrarlı bir şekilde veremiyor. Öte yanda Arroyo'ya tam tersi bir oyun sergiliyor. Jazz yıllarında başına buyruk stili nedeniyle Sloan'la geçinemeyen Arroyo gitmiş, skoru neredeyse hiç düşünmeyen, topun kıymetini çok iyi bilen, gerçek - ve büyük oranda pasif - bir oyun kurucu gelmiş adeta. Şaşmamak elde değil. En azından Chalmers daha disiplinli bir şekilde oynamayı öğrenene kadar.

Ama bu olay Chalmers'a hiç yaramadı. Genç oyun kurucu Arroyo'ya sadece 4 dakika kaybetmiş olsa da, yedekten geldiği için psikolojik olarak etkilenmiş durumda. İlk 5'teyken %58 ile şut adan adam, 6 maçtır %31'e düştü. Chalmers'ı yeniden ilk 5'e yerleştirip, oyun kurucu dakikalarını 24'er olarak paylaştırmak belki de Heat için en iyi yöntem olacak.

20 Aralık 2009 Pazar

Tek Başına Takım Olanlar

Daha dün Chris Paul 19 asist yaparak, Billups'dan yoksun olan Nuggets'dan 1 fazla asist yapmıştı. Tek başına geçmişti Denver'ı bu kategoride. Bu gece Nash aynısını Wizards'a karşı yaptı 15-14 ile. Asist ile Kidd-Nash-Deron-Paul gibi isimlerin bu tarz istatistikler yakaladıklarını arada sırada görebiliyoruz. Kobe bundan tam 4 sezon evvel 20 Aralık 2005'te Mavericks'e karşı 62 sayı atmıştı 3 çeyrekte, Mavericks ise 61 sayıda kalmıştı takım olarak. Kobe fark 25-30'ları bulduğu için son çeyrekte oynamamıştı. Oynasa muhtemelen tarih yazacaktı bir takımdan daha fazla sayı bulan oyuncu olarak. Şu anda da ben ve benim gibiler onun bu performansını hatırlıyor elbette ama tarihteki yerini almasıyla aynı şey değil.

Herhalde bir oyuncunun bir istatistiği rakip takımdan daha çok üretebilmesi için zorluk şu şekilde gidiyordur: Asist < Ribaund < Sayı.

Asisti zaten sezon içinde pek çok kere görme şansına erişiyoruz. Kobe'nin 62-61'ini de sayıyoruz. Ribaund için var mıdır acaba böyle bir istatistik?

İki gün üstüste Paul ve Nash rakip takımı geçtikleri için bu yazıyı yazmaya karar vermiştim. Kobe'nin 62 attığı maça baktım ve ne göreyim? Yukarıda belirttiğim gibi Kobe'nin, Mavs'i tek başına yendiği günün yıldönümüymüş 20 Aralık. Kutlu olsun.

1 Aralık 2009 Salı

En Zeki: Kobe

The Oklahoman gazetesi oyuncular ve koçlardan oluşan bir topluluğa sormuş sizce basketbol iq'su en yüksek oyuncu hangisi diye. Sıralama şu şekilde oluşmuş:

1) Kobe Bryant
2) Jason Kidd
3) Steve Nash
4) Chris Paul
5) LeBron James

Ayrıca Carmelo Anthony, Dwyane Wade ve Deron Williams da oy almışlar.

Bir baktım da, sıralamaya herhalde tamamen katılıyorum. Belki LeBron'un daha yukarıda olması gerektiğini düşünenler olacaktır ama diğer 4 oyuncunun parkede gösterdikleri basketbol bilgileri ve zekaları hiç azımsanacak düzeyde değil. 5'te 5 aynı düşüncedeyim efendim ben. Ayrıca Kobe'nin birinciliği sonuna kadar hakettiğine inanıyorum.

23 Kasım 2009 Pazartesi

Paul'süz Hornets Daha Mı İyi?

Bir yerde okudum bu argümanı. Aslında hiçbir analize gerek duymadan sadece 3 maç üstüste kazanmalarının ardından yazılmış bir argümandı. Ancak konu üstünde farklı fikirler okuyup, kendimce analiz edince bu argümanın temelinde kısmen bile olsa doğruluk payı olduğunu düşünmeye başladım. Şöyle ki, Paul belki de bütün NBA'de topla en çok oynayan isim. İstisnasız her hücumda topu en az 15 saniye elinde bulunduran Paul, takım arkadaşlarına yeterince güvenmediği için herşeyi kendisi yapmaya çalışıyor, bunda da oldukça başarılı oluyor. Sonuçta NBA'in en iyi guard'ından bahsediyoruz. Ancak bu sistemde, birçok hücumda top eline bile değmeyen takım arkadaşları belki oyundan soğuyorlar, belki de şevkleri kırılıyor.

Bu dediklerim elbette somut kanıtları olan şeyler değil ama Hornets'ın son 4 maçtaki çıkışını sadece koç değişikliğine yormamalıyız bence. Evet kötü giden takımlarda koç değişikliği takıma iyi yansır ama 180 derece de değiştirmez bir takımın gidişini. Paul'süz Hornets'ın daha iyi veya aynı güçte olduğunu iddia edecek kadar deli değilim. Fakat şu 4 maçlık döneme baktığımızda gözüken o ki Paul'süz Hornets, Paul'lü halinden "çok çok daha kötü" değil. Ligin en iyi oyun kurucusu geri döndüğünde topu arkadaşlarıyla daha çok paylaşırsa, beraber daha da başarılı olabilirler bence.

Edit: Yine çabucak yazdığım için tam anlatamamışım derdimi, ayrıca imla.

14 Kasım 2009 Cumartesi

3 Kasım 2009 Salı

Atışma

Paul - Sen tamamen Garnett-Allen-Pierce'ın sırtından geçiniyorsun yoksa hiçbir şey oynadığın yok.
Rondo - Sen de 24 saniyenin tamamında topla oynamasan o istatistikleri bok yaparsın.
Hakem - Düüüt. Kesin sesinizi, ikinize de teknik faul.

Edit: Diyaloğu ben yazmadım, ikili arasında böyle bir atışma olduğu doğrudur ama maç içinde bu kelimelerle olup olmadığını bilemeyiz. Buyrun resmini de vereyim:

28 Temmuz 2009 Salı

CP3 Bir Yere Gitmiyor. Peki ya Chandler?

Bundan 3-4 gün önce Chris Paul bir röportajın içinde bazı açıklamalarda bulundu. Röportaj sonrası, haber portalları, "Chris Paul takas edileceğini düşünüyor" şeklinde haber başlıkları verdiler. Ben bu "sansasyonel" gelişmeye özellikle yer vermemiştim. Çünkü aslında söylediği söz "Takım arkadaşlarım takas edilebiliyorsa, ben niye edilmeyeyim? Elbette takas olabilirim" idi. Ancak medya her yerde medya... Haberin asıl kaynağı olan gazete röportajını baştan sona okumayanlar da Chris Paul'ün gerçekten takas edileceğini söylediğini zannettiler. Halbuki onun yapmaya çalıştığı şey, sadece alçakgönüllü olmaktı. "Benim takımdakilerden üstün bir tarafım yok, hepimiz aynıyız" mesajı vermek istiyordu.
Paul, şaşkınlık ve bazı tepkiler üzerine bir açıklama daha yapma gereği duymuş. "Takaslık değilim" diye çok net olarak belirtmiş. Hadi ya? Medya eminim çok şaşırmıştır takaslık olmadığına...

Öte yandan, Tyshon Chandler için aynı şeyleri söyleyemeyeceğim. Nitekim Hornets onu yaklaşık 6 aydır göndermek için uğraşıyor. Hatta geçtiğimiz kış aylarında Thunder'la anlaşmışlardı. Ancak Tyson Chandler sağlık kontrolünü geçememiş ve takas iptal olmuştu. Defansif pivotu, şimdi de Bobcats'ten okafor ile değiş tokuş etmeye çok yakınlarmış. Daha önce maddi yönü nedeniyle Chandler'ı elinden çıkartmak isteyen Hornets, uzun yıllar boyunca Okafor'un kontratını ne yapacak çok merak ediyorum. Ayrıca Paul-Chandler alley-oop'larını özleyeceğimi söylemeliyim. Neyse takas resmileşirse o zaman detaylı bir şekilde yazarım.