Suffisamment
2 hafta önce
Taco Bell Skills Challenge adı altında düzenlenecek olan yetenek yarışmasına katılacak 5 isim dün gece belli oldu. Organizasyon tarafından Chris Paul'ün yarışmaya katılacağı daha önceden söylenmişti zaten ve geriye 4 oyuncu kalmıştı. Hatırlayacağınız gibi bu 4 kişilik kontenjan için Derek Fisher, Baron Davis, Tyreke Evans, Tony Parker, Stephen Curry, Derrick Rose, John Wall ve Russell Westbrook adaydı. Bu adaylar arasından yaklaşık 3 haftadır süren halk oylaması sonuçlandı ve yarışmaya katılacak isimler şu şekilde belirlendi:
Aslında esas olay Paul'ün 3000 asisti geçmesi değil. Zaten geçeli yanılmıyorsam 2 maç falan oluyor. Chris Paul 3000 asist barajını en az maçla geçen oyuncular listesinde 3. oldu esas önemli istatistik bu. 304. maçında bu barajı geçmeyi başaran Paul'ün önünde ise iki büyük efsane var. 2. sırada 301 maçla Isiah Thomas, ilk sırada ise 291 maçla Oscar Robertson. İstatistiği inceleyince çaylak sezonundan itibaren yaklaşık ilk 4 sene 10'un üzerinde bir ortalamayla Oscar Robertson'a ait rekorun kırılabileceğini görüyoruz. Peki yeni jenerasyonda bunu yapabilecek biri var mı? Küçük bir ihtimalde olsa John Wall? Merak edenler için alt sıraları da yazalım: 4. Kevin Johnson, 5. Tim Hardaway ve 6. Magic Johnson.
Bilmeyenleriniz için üç gün "Chris Paul önce takasını istiyor" diye bir haber çıktı ama tek bir kaynak vardı sadece ve gerçek olup olmadığına dair şüphelerim vardı. Ancak sonraki 2 gün gösterdi ki Chris Paul Hornets'a gerçekten "Beni takas edin" demiş. Bu gece takımıyla acilen bir toplantı yapan Paul şimdi de Twitter'ından dansöz modunda açıklamalarda bulundu: "Toplantı çok iyi geçti koç Williams, başkan Weber ve genel menajer Demps ile konuştuğumuz iyi oldu. Ben kazanma isteğimi, hırsımı açıkladım, onlar da takımı o yöne doğru götürmek istediklerini belirttiler. Kariyerim boyunca Hornets formasını giydim ve umarım uzun yıllar boyunca da giymeye devam ederim."
Son günlerde Chris Paul'un takas edileceğine ve onun da isteğinin bu olduğuna dair dedikodular çıkmaya başladı. İsmi geçen takımlardan biri de Orlando Magic idi. Paul ile Dwight Howard birleşirse, Magic geri kalan 29 takımın toplamından daha fazla alley-oop yapar sezon boyunca. Orası kesin. Neyse konuyla ilgili Paul'un görüşleri şu şekildeydi: "İlk tercihim New Orleans ama kazanmaya, başarıya odaklanmamız lazım. Eğer kendimizi geliştirip Lakers, Celtics gibi takımlarla mücadele edecek konuma gelemezsek, takas olmaya açığım" Haklı sonuçta kupaya uzanabilecek bir takım kurulmayacaksa Paul'un ne işi var Hornets'da?
Dün gece Paul'süz Hornets, çaylak oyun kurucusu 10 top kaybı yaparken, Celtics'i yenmeyi başardı. Ağızları açık bırakmaya yeter zaten bu sonuç ama benim parmak basmak istediğim başka bir nokta var: Peja Stojakovic.
Yarın dizinden ameliyat olması beklenilen Chris Paul'ün yerine All-Star'a Chauncey Billups seçilmiş. En azından Yahoo'ya çeşitli kaynaklardan aktarılan bilgi bu. Daha önce defalarca söyledim bu tarz çok sayıda kaynaktan gelen haberler %99 doğru çıkar. O yüzden resmi habermiş gibi yazmakta pek sorun yok. Hak yerini buldu başlığıyla, "Paul haketmiyordu onun yerine Billups'ın girmesi lazımdı" demeye getirmiyorum elbette. Sadece yedek adaylarının arasında en çok hakeden oydu bana göre. Zaten Paul de hemen twitter'ından "Ağabeyim Billups'a tebrikler, All-Star'da onu göreceğim için heyecanlıyım." şeklinde bir açıklama yapmış.
Chris Paul, 2 maç evvel Bulls'a karşı David West'in topu kenardan oyuna sokarken attığı saçma sapan bir pası kurtarmak için, topun peşinden kameramanların üzerine doğru atlamıştı. Bu pozisyonda hem topu Rose'a teslim etmiş hem de dizini bir kameraya çarpmıştı. O dizinden daha önceden bir sakatlığı olduğu için de bir hayli acı çekmiş ancak maça devam etmişti. Ancak ertesi maçta Grizzlies'e karşı forma giyememişti dizindeki ağrılar sebebiyle. Darren Collison onun yokluğunda 18 asist yaparak "Chris Paul yoksa ben varım." demişti. Her neyse Paul'e dönelim.
Haftasonu Knicks maçından sonra yazacaktım da yine tabii güme gitti başka yazıların ve işlerin arasında. Arroyo, Cuma günü New York Knicks'e karşı, 7 maç aradan sonra ilk defa bir top kaybı yaptı. Bu sezonki asist/top kaybı oranı 3.93 ve bu rakam onu 20 maç yapmış oyuncular arasında 4.'lüğe taşıyor. Ayrıca ilk 5'e yerleştiğinden beri geçen 6 maç içerisindeki istatistiklerini de vereyim: 22 asist 1 top kaybı. Şaka gibi bir istatistik ama tabii 6 maç, bu değerlendirme için çok ufak bir rakam. Şu anda birinci sıradaki Jason Williams'ın oranı 4.28 ama asıl olay Chris Paul'de. Bu kadar topla oynayan, etkili ve dominant bir oyun kurucu 10.7 asist yaparken sadece 2.6 top kaybediyor maç başına. İnanılmaz bir rakam.
Peki Heat'te neler oluyor? Arroyo'nun ilk 5'e yerleştiği 6 maçın 5'ini kazandılar. Peki Arroyo'nun Chalmers'dan ne farkı veya artısı var? Öncelikle Chalmers çok dağınık oynayan bir guard ve saha içindeki doğru kararları istikrarlı bir şekilde veremiyor. Öte yanda Arroyo'ya tam tersi bir oyun sergiliyor. Jazz yıllarında başına buyruk stili nedeniyle Sloan'la geçinemeyen Arroyo gitmiş, skoru neredeyse hiç düşünmeyen, topun kıymetini çok iyi bilen, gerçek - ve büyük oranda pasif - bir oyun kurucu gelmiş adeta. Şaşmamak elde değil. En azından Chalmers daha disiplinli bir şekilde oynamayı öğrenene kadar.
Daha dün Chris Paul 19 asist yaparak, Billups'dan yoksun olan Nuggets'dan 1 fazla asist yapmıştı. Tek başına geçmişti Denver'ı bu kategoride. Bu gece Nash aynısını Wizards'a karşı yaptı 15-14 ile. Asist ile Kidd-Nash-Deron-Paul gibi isimlerin bu tarz istatistikler yakaladıklarını arada sırada görebiliyoruz. Kobe bundan tam 4 sezon evvel 20 Aralık 2005'te Mavericks'e karşı 62 sayı atmıştı 3 çeyrekte, Mavericks ise 61 sayıda kalmıştı takım olarak. Kobe fark 25-30'ları bulduğu için son çeyrekte oynamamıştı. Oynasa muhtemelen tarih yazacaktı bir takımdan daha fazla sayı bulan oyuncu olarak. Şu anda da ben ve benim gibiler onun bu performansını hatırlıyor elbette ama tarihteki yerini almasıyla aynı şey değil.
The Oklahoman gazetesi oyuncular ve koçlardan oluşan bir topluluğa sormuş sizce basketbol iq'su en yüksek oyuncu hangisi diye. Sıralama şu şekilde oluşmuş:
Bir yerde okudum bu argümanı. Aslında hiçbir analize gerek duymadan sadece 3 maç üstüste kazanmalarının ardından yazılmış bir argümandı. Ancak konu üstünde farklı fikirler okuyup, kendimce analiz edince bu argümanın temelinde kısmen bile olsa doğruluk payı olduğunu düşünmeye başladım. Şöyle ki, Paul belki de bütün NBA'de topla en çok oynayan isim. İstisnasız her hücumda topu en az 15 saniye elinde bulunduran Paul, takım arkadaşlarına yeterince güvenmediği için herşeyi kendisi yapmaya çalışıyor, bunda da oldukça başarılı oluyor. Sonuçta NBA'in en iyi guard'ından bahsediyoruz. Ancak bu sistemde, birçok hücumda top eline bile değmeyen takım arkadaşları belki oyundan soğuyorlar, belki de şevkleri kırılıyor.
Paul - Sen tamamen Garnett-Allen-Pierce'ın sırtından geçiniyorsun yoksa hiçbir şey oynadığın yok.
Bundan 3-4 gün önce Chris Paul bir röportajın içinde bazı açıklamalarda bulundu. Röportaj sonrası, haber portalları, "Chris Paul takas edileceğini düşünüyor" şeklinde haber başlıkları verdiler. Ben bu "sansasyonel" gelişmeye özellikle yer vermemiştim. Çünkü aslında söylediği söz "Takım arkadaşlarım takas edilebiliyorsa, ben niye edilmeyeyim? Elbette takas olabilirim" idi. Ancak medya her yerde medya... Haberin asıl kaynağı olan gazete röportajını baştan sona okumayanlar da Chris Paul'ün gerçekten takas edileceğini söylediğini zannettiler. Halbuki onun yapmaya çalıştığı şey, sadece alçakgönüllü olmaktı. "Benim takımdakilerden üstün bir tarafım yok, hepimiz aynıyız" mesajı vermek istiyordu.
Öte yandan, Tyshon Chandler için aynı şeyleri söyleyemeyeceğim. Nitekim Hornets onu yaklaşık 6 aydır göndermek için uğraşıyor. Hatta geçtiğimiz kış aylarında Thunder'la anlaşmışlardı. Ancak Tyson Chandler sağlık kontrolünü geçememiş ve takas iptal olmuştu. Defansif pivotu, şimdi de Bobcats'ten okafor ile değiş tokuş etmeye çok yakınlarmış. Daha önce maddi yönü nedeniyle Chandler'ı elinden çıkartmak isteyen Hornets, uzun yıllar boyunca Okafor'un kontratını ne yapacak çok merak ediyorum. Ayrıca Paul-Chandler alley-oop'larını özleyeceğimi söylemeliyim. Neyse takas resmileşirse o zaman detaylı bir şekilde yazarım.