BIY AD

Kurt Rambis etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Kurt Rambis etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

21 Mart 2011 Pazartesi

Kıvır Kıvır

Pek çoğunuz okumuştur haberi, geçtiğimiz hafta içinde hakem Bill Spooner, Jon Krawczynski isimli spor yazarına dava açtı. Davanın nedeni de Krawczynski'nin twitter'da ortaya attığı bir iddia. 2 ay önceki Timberwolves - Rockets maçında bir pozisyonda Spooner yanlış verdiği bir karardan sonra Rambis'e "Bir sonraki pozisyonda telafi ederiz." demiş Krawczynski'nin iddiasına göre. Ve bu telafi düdüğünü de sadece söz vermekle kalmamış, gerçekleştirmiş Rockets'ın aleyhinde çok kötü bir düdük çalarak. İddia doğru mu değil mi bilmiyorum ama Spooner, olayı "Maç bağlamak" algılayarak açmış davayı. Halbuki bunun maç bağlamakla hiç ilgisi yok. Bildiğimiz sevdiğimiz(!) telafi düdüğü işte. Spooner'ın tek yaptığı şey bunu açık açık söylemek olmuş.

Kaan Kural'ın mesela en nefret ettiği şeylerden biridir telafi düdüğü. Hakem, verdiği kararın yanlış olduğunu anladığı anda rakip takıma da yanlış bir düdük çalarak, hataların iki tarafa da eşit olmasını sağlar. Ben çok da karşı değilimdir bu düdüklere, tabii işin suyu çıkarılmadıkça. Yani sonuçta hakem, maçın sonucuna etki etmemeli diye düşünüyorum. Belki futboldaki gibi penaltı, kırmızı kart kadar etki eden kararlar yok basketbolda ve maç başına takımlar 80'er hücum yaptığı için hataların sonuca etkisi azalıyor. Yine de çok bariz bir şekilde yanlış faul çalan hakem, o faul çaldığı takım maçı 1 sayıyla kazanırsa, etki etmiş demektir maça. Bunun yerine diğer takım hücum ederken, normalde düşük ihtimalle faul çalacağı bir pozisyonda faul çalarak eşitlemelerine çok da karşı değilim. Ama bazen öyle telafi düdükleri çıkıyor ki, rezalet kelimesi bile bir şey ifade etmiyor. Ortada hiçbir şey yokken çalınan düdüklere acaip gıcığım yani. Ama dediğim gibi pozisyon hafif ortadaysa telafi düdüğüne karşı değilim. Özellikle de çalınmayan fauller için bunu sonuna kadar destekliyorum. Bir tarafta net bir faulü kaçırdıktan sonra, öteki tarafta da çalmamanın kötü bir sonucu olduğuna inanmıyorum. Ama işte bir takımın en önemli oyuncusunun ekstradan bir uydurma faul alması oyunun gidişatını değiştirebilecek bir etken. Bu yüzden yalandan faul çalmaları kötü olabiliyor ama 'faul kararı ağır oldu be abi' modundaki düdükler beni rahatsız etmiyor. İşin doğrusu budur demiyorum ama beni pek rahatsız etmiyor hakemin net bir yanlışını düzetlmesi. Belki de yıllardır bu duruma alıştığım içindir.

19 Mart 2011 Cumartesi

Bynum'a Ceza Gündemde


Link

Efendim ambale olmuş durumdayım. Gece uyumadan 4 ayrı maç (Denver-Orlando, Miami-Atlanta, San Antonio-Dallas, Minnesota-Lakers) izleyip, görmüş olduğunuz videoları kaydedip youtube'a koydum. Yazıları da belli saatlere ayarlayıp çıktım evden. Yorumlamak için pek kafa kalmamış olabilir. Saçmalama potansiyelim yüksek. Ha ama Bynum'a yükleneceğim kesin, o konuda saçmalamadığıma da %100 eminim.

Bynum'dan bu tarz hareketleri çok sık görmesek de her sezon 2-3 kere böyle can yakmaya yönelik, hatta rakibi sakatlamaya yönelik bilde diyebileceğimiz fauller yapıyor Bynum. Bir de faul yaptıktan sonra bakıyorsunuz Bynum'ın suratına, ifadesiz adeta. Sanki "Ne yaptım ki ben?" der gibi bakıyor Beasley'e. Bir kere öyle bir turnike engellemek falan yok dünyada. Omuz ve dirsek karışımı ile havalanmış rakibin göğsüne darbe indirmek ne demek? Topa herhangi bir müdahale isteği bile yok Bynum'ın. Nefret ediyorum bu tarz faullerden. Hayır illa mesaj mı vermek istiyorsun? Cepheden geldiğinde, göğüs göğüse çarpışırken indir baltayı olsun bitsin, üstelik kendein de en fazla sportmenlik dışı 1 faulünü alırsın. İki numarayı alıp atılmazsın oyundan otomatikman. Hem de en azından basketbol dahilinde bir faul olur. Bunun gibi sokak kavgasını andırmaz. Beasley'i Allah korudu diyorum (aşağı bakarsanız aslında korumadı ama durun şu cümleye devam edeyim). Bu tür ters düşülen pozisyonlarda bilek kırılması, dirsek çıkması, omuz çıkması gibi ciddi sakatlıklar oluşabilir neyse ki bunların hiçbirini yaşamadı Beasley gördüğüm kadarıyla. Ancak aşağıdaki videoda göreceğiniz üzere maçın ilerleyen dakikalarında aslında Beasley'nin düşüşü o kadar da hafif atlatmadığı ve kalçasında bir problem olduğu ortaya çıkıyor ve oyunu terkediyor genç yıldız adayı. Kalçasındaki problem, kolunun üzerine düştüğü sırada yaşama ihtimali olan sakatlıklardan çok daha hafiftir diye düşünüyorum, diğerleri çünkü minimum 1 aydan başlıyor. Ama eninde sonunda Bynum, Beasley'i sakatladı.

İnternet ortamında ceza konusu konuşulmaya başlandı bile, ki bence 1 maç en azından hakediyor Bynum. Çünkü ortada basketbol adına yapılmış bir hareket yok. Basketbol demişken... Timberwolves koçu Kurt Rambis'e pozisyon sorulduğunda "Bynum pislik yapmak istemedi. Basketbol içinde bir hareketti." demiş. E direk "Bu yaz Phil Jackson ayrılıyor, belki ben o koltuğa gelirim he? Şimdi kızdırmayayım Lakers cephesini. Olur mu?" deseymiş bu cevap yerine. Tabii bu işin dalgası ama yani sert bir açıklama yapmamasının ardında, aklının bir köşesinde bu ihtimalin yatması olabilir...



Link

4 Ocak 2011 Salı

Maç Kaybettiren Mola


Link
Kimi molalar vardır kafa kafaya giden maçlarda kazananı belirler. Molayı alan takım çizilen güzel bir setin ardından bulduğu basketle maçı alır. Yukarıdaki videoda izleyeceğiniz mola bu bahsettiğimiz türe girmiyor. Dün gece oynanan Celtics-T'wolves maçının bitimine saniyeler kala 1 sayı farkla önde olan Celtics şut kaçırdıktan sonra kendilerinden beklenmeyecek bir hata yapıp rakibe fastbreak şansı veriyor. Ribaundı çeken Kevin Love, savunmanın arkasına sarkan Wes Johnson'ı görüp topu ona yollamak üzere harekete geçiyor. Tam topu elinden çıkaracak o da ne, çalan düdük ve Kurt Rambis'in gelen molası. Mola gelmese %99 basket olacak bir pozisyon Rambis tarafından durduruluyor ve ardından kenardan topu oyuna sokan T'wolves sayı bulamayarak maçı kaybediyor. Kevin Love'ın mimikleri herşeyi anlatıyor aslında. Rambis direk mola işaret etmek için tetikte beklemeseydi de, oyunu izleseydi, bu molayı almayabilrdi.

Draft seçimlerindeki tutarsızlıklar, oyunculara ederinden iyi şartlarda sunulan kontratlar bir yana saha içindeki kararlarıyla da yetersizliğini zaten ispatlamıştı Rambis, dün geceki hareketiyle de tüyü dikmiş oldu. Tebrik ediyoruz kendisini.

14 Ekim 2009 Çarşamba

Rambis Ne Yapıyor?

Yine bahsetmeyi unuttuğum haberlerden biri: Minnesota Timberwolves koçu Kurt Rambis, kendisine Ricky Rubio hakkında soru sorulduğunda, "Bazı maçlarda iyi oynamış ama bazı maçlarda yapması gerekenleri yapmamış. Ancak bu haberleri 2. ve 3. ağızlardan duyduğum için tam olarak emin değilim nasıl bir performans gösterdiğinden."

Rubio'yu 5. sıradan draft eden takımın koçu, Eurobasket 2009'u yerinden veya televizyondan - ki bizim durumumuz gibi, gecenin körüne denk gelmiyor Avrupa'daki maçlar Amerika'da - izlemeyi geçtim, kasetlerden de mi hiçbir maçı izlememiş? Ben işte bunu anlamıyorum. Gerek Avrupa'daki oyuncuları daha yakından tanımak, gerek Avrupa basketboluna aşina olmak, asıl olarak da geleceğin en iyi oyun kurucusu olarak görülen, haklarını elinde bulundurduğu Rubio'yu izlemek gibi birçok nedeni/bahanesi vardı Rambis'in. Bir basketbol koçunun bu maçları hiç takip etmemiş olması gerçekten çok ilginç. Belki de ben çok farklı düşünüyorum, bilmiyorum...

9 Ağustos 2009 Pazar

"Kurt" Rambis

Lakers yardımcı koçu Kurt Rambis, Timberwolves ile 4 yıllık mukavele imzalamış. Alacağı miktar 8 milyon dolar olacakmış. Takımın ve koçun adı bu kadar uyuşunca, Türk gazetesi başlığı atmadan edemedim.

Rambis bundan önce Kings'den gelen 2 yıllık teklifi hem kontrat süresi kısa hem de ücreti az olduğu için reddetmişti. Wolves daha iyi bir sözleşme sununca, hemen kabul etmiş. Bilmeyenleriniz için Rambis eski bir NBA oyuncusu, kariyerinin büyük bölümünü Lakers'ın Celtics ile kapıştığı dönemde sarı-mor forma ile geçirdi. Sertliğiyle, savaşmasıyla ve tabii ki savunmasıyla tanınıyordu. Günümüzden ona en benzer örneğin Varejao olduğnu düşünüyorum.

Rambis, Lakers'da da defansif koç olarak görev yapıyordu. Finallerde Magic'e karşı yapılan etkili savunmada onun pay sahibi olduğunu söyleyenler vardı. Zaten kariyerinde öyle bir oyuncu iken koçluğunda hızlı bir hücum sistemini benimsemesini bekleyemezdik. Elidne çok genç ve potansiyeli yüksek olan bir kadro var. Artık yardımcı koç değil, takımın başındaki adam oldu. Genç yetenekleri parlatmakta, onlara babacan bir tavırla yaklaşmakta ve bildiklerni öğretmekte başarılı olup olmaması, Rambis'in kaderini çizecek.

Yazının sonuna şunu iliştirmem şart: Timberwolves'un önceki koçu McHale 1984 finallerinde turnikeye giren Rambis'i resmen öldürmeye çalışmıştı. Üstelik ceza bile almamıştı. Şimdi Rambis onun yerine geçerek bir nevi intikamını almış oldu diyebiliriz.
Diğer taraftan baktığımızda ise, McHale'dan daha da korkmamız gerekebilir. Adamda nasıl bir ileri görüş varsa, 25 yıl sonra işini elinden alacak olan adamı o gün ortadan kaldırmak istemiş.

İşte video: