BIY AD

Kobe etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Kobe etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

15 Nisan 2011 Cuma

LeBron Kobe'yi Solladı

LeBron James, Kobe Bryant'ı geçerek bu sezon ligde forması en çok satılan oyuncu oldu. LeBron 7 senelik NBA kariyerinde ilk kez bu sene forma satışlarında ligin zirvesinde yer aldı. Bu kategoride 2008-2009 sezonundan beri zirvede Kobe vardı. Satış rakamları NBAStore.com adresinden yapılan alışverişlerle ölçülüyor ve bu da toplam forma satışlarının çok ufak bir kısmını oluşturuyor.

LeBron'un yeni takımı ve yeni forma numarasının bu birincilikte payının olduğunu düşünüyorum. Zaten Kobe de 2008 sezonunun başında "8" numarayı bırakıp "24" numarayı giydiğinden beri zirvede bulunuyordu. Tabii numara değiştirmesinin taraftarları heyecanlandırma, yeni bir başlangıç düşüncesinin yanında pazarlama boyutu da vardı. Bu arada LeBron'un başarısını da küçümsemeyelim. Sonuçta takımında iki tane daha forması alınacak isim var. Bunların arasından sıyrılıp ligin zirvesinde yer almak önemli bence. Fakat listede bir isim var ki benim çok fazla dikkatimi çekti ve açıkçası şaşırdım: Rajon Rondo. Celticsliler genelde çok sever Rondo'yu fakat o kadar da göz önünde bir oyuncu değil ve basketolu bıraktığında forması emekli edilecek en az 4 kişiyle aynı takımda oynuyor. Celtics de zaten en çok forması satılan oyuncular listesine beş isim birden sokmayı başarmış. Çaylaklardan Wall ise Griffin'in bir basamak önünde 10.sırada kendine yer bulmuş.

Tam liste ise şu şekilde: LeBron James, Kobe Bryant, Rajon Rondo, Amar'e Stoudemire, Derrick Rose, Dwyane Wade, Kevin Durant, Carmelo Anthony, Dwight Howard, John Wall, Blake Griffin, Shaquille O'Neal, Ray Allen, Paul Pierce, Kevin Garnett.

En çok forması satılan takımların listesinde ise tepede Lakers bulunuyor. Onları sırasıyla Celtics, Heat, Knicks ve Bulls izliyor.

14 Nisan 2011 Perşembe

"Gay" Dedi Cezayı Yedi

Kobe, geçtiğimiz gün oynanan Spurs maçında hakeme hakaret ettiği gerekçesiyle NBA yönetimi tarafından 100bin dolarlık para cezasına çarptırıldı. Salı gecesi oynanan ve Lakers'ın 102-93 kazandığı maçın 3. çeyreğinin ortalarında Kobe'ye önce oldukça haksız bir hücum faul veriliyor ve maç içerisindeki faul sayısı 4'e çıkıyor ardından da yaptığı itirazlar nedeniyle teknik faul çalınıyor. Kobe de kenara gelip benche otururken hakem Bernie Adams için "gay" anlamına gelen argo birkaç söz sarfediyor.

Kobe aldığı cezanın ardından yaptığı açıklamada, insanların cinsel tercihleriyle alakalı herhangi bir önyargı veya takıntısının olmadığını belirtmiş ve eklemiş: "O an ağzımdan çıkan sözleri maçın heyecanı ve adrenalini etkisinde söyledim. Bu kelimeler benim gay veya lezbiyenlerle alakalı gerçek duygu ve düşüncelerimi kesinlikle yansıtmıyor". Stern de Kobe'nin bu sözlerinin saldırgan ve hoş görülemez olduğunu söylemiş.

Kobe her ne kadar son zamanlarda oyununu olgunlaştırmış olsa da kaybetmeyi hiç sevmeyen bir yapısı olduğunu son sezonlarda aldığı teknik faullerle gösteriyor. Söylediği sözler gerçekten de kabul edilir gibi değil fakat ben bu sözlerin ardında herhangi bir artniyet olduğunu ve onun bu kelimeleri gayleri veya hakemi aşağılamak amacıyla söylediğini kesinlikle düşünmüyorum. Sporcular ciddi anlamda stres altında bir iş yapıyorlar. Buna bir de mesaj maçında erken faul problemine girme eklenince takımın yıldızının ağzından çıkan bu tarz kelimeleri biraz daha anlayışla karşılamak gerekir diye düşünüyorum.

14 Mart 2011 Pazartesi

Kobe Korkuttu


Link

Görüntümüz cumartesi gecesi oynanan Lakers-Mavericks maçından. 3. çeyreğin sonlarına doğru şuta kalkarken topuna müdahale gelen Kobe, topa uzanmaya çalışıyor ve o esnada yere ters basınca sol ayağını burkuyor. Önce bir süre kenara gelse de 4. çeyrekte maça devam ediyor süper star. Hawks maçını izleme fırsatım olmamıştı ama haberlerde Kobe'nin o maçta da ufak bir sakatlık geçirdiği ve bu burkulma sonucunda sakatlığının nüksettiği belirtiliyor. Görüntü insanı ürpertiyor zaten Kobe de pozisyon anında çok korktuğunu ve acı duyduğunu ancak durumunun göründüğü kadar kötü olmadığı için sevinçli olduğunu söyledi. Kendisinin bu geceki Magic maçında oynaması şüpheliymiş, geçmiş olsun diyelim biz de.

12 Mart 2011 Cumartesi

Kobe Şut Çalışıyor


Link

Miami'ye deplasmanda kaybettikten sonra Kobe'nin salonda ekstradan 1 saat kalıp şut çalıştığını yazmıştım şurada. Buyrun efendim görüntüsü de düştü internete. Önceki yazıda değinmemiştim ama bu çalışmanın ardındaki nedenlere de bakmak lazım biraz. Tabii ki Kobe'nin kafasından geçenleri bilmemiz mümkün değil. Ama tek amacının antrenman yapmak olduğunu hiç sanmıyorum. Maçtan sonraki sinirini bu şekilde attığını düşünüyorum. Ayrıca arkadaşlarına bir mesaj niteliği de taşıyor olabilir. Bir de belki aklının bir köşesinde medyanın Heat mağlubiyetine olan ilgisini azaltıp, dikkatleri başka tarafa çekmek olabilir. Eğer bir amacı bu idiyse, son derece başarılı bir taktik izlediğini söylemeliyim.

Oldukça ilginç bir not ise, maçtan sonra olağan dışı bir şekilde 1 saat şut antrenmanı yapan Kobe, Lakers'ın bugün Dallas'ta yaptığı idmanına çıkmamış. Nedeni bilinmiyor.

11 Mart 2011 Cuma

Bazıları Ağlar Bazıları Çalışır

Sabah sabah gözlerken uyku akarken yazmayayım dedim, şimdiye kaldı. Gece Heat'e karşı mağlup olan Lakers'da, Kobe Bryant maçtan sonra 1 saatin üzerinde şut çalışmış salonda kalıp. Miami Heat'in top toplayıcı çocuklarını da kendine esir etmiş, her şut öncesi ufak penetreler yaptıktan sonra kendisine pas attırtmış. Parkenin her bir noktasından şut atmış Kobe. Hani maçtan önce gelip 3-4 saat çalışanları biliyoruz (mesela Ray Allen) ama maçtan sonra salonda kalıp çalışanlara pek rastlamıyoruz. Salon görevlilerinden biri de "8 yıldır burayım hiç böyle bir şey görmedim" demiş. Heat yetkilileri de salondan herkesi tek tek çıkarmalarına rağmen Kobe'yi öyle görünce, onu dışarı alamamışlar. Çalışmaya devam etmiş KB24.

Birkaç gün önce Spoelstra, Bulls'a yenilince soyunma odasında bazı oyuncuların ağladığını açıklamıştı. O da bir tepki, Kobe'ninki de bir tepki mağlubiyete. Kobe de zaten aynen bunu demişti yapılan bir röportajda. "Ben normal sezon maçından sonra ağlar mıyım? Hiç sanmıyorum ama herkes farklıdır, çok önemsedilerse niye olmasın?" şeklinde konuşmuştu. Maçtan sonraki 1 saatlik şut idmanı hakkında da, en son böyle birşeyi 2004 playofflar'ında yaptığını açıklamış. Yani o da bu Heat maçını fazlasıyla önemsiyormuş bunu anlıyoruz.

Yenilgiyi hazmedememek, Kobe'nin en sevilen özelliklerinden biri. Dün gece rezalet olmasa da kendi standartlarında kötü şut attı Kobe, 21 denemesinde sadece 8 isabet bulabildi. Bu yüzden sinirlenmiş olsa gerek biraz. Ama suçu girmeyen şutunda araması da ne kadar doğru bilmiyorum çünkü ilk çeyrekte maça muhteşem başlamasına rağmen, 4. periyoda kadar eline geçen çoğu topu potaya sallayarak oynadı. Hele maçın bitimine 20 saniye kala fark 4 iken 8-9 metreden attığı üçlüğe inanamadım. Hayır üçlük de şart değildi ki, turnike atsalar bile maçı uzatmaya götürme şansları vardı. Üçlüğe odaklandıysan da kalkıp o kadar uzaktan atmanın ne anlamı var değil mi? Hep Kobe'nin oyun zekası konuşulur ama bazen işte böyle büyük hatalar yapabiliyor kendisi hala. Şutu zaten herhangi başka bir maçta daha iyi olacaktır antrenman yapsa da yapmasa da, maçın videosunu izleyip nerede takım arkadaşlarını daha çok oyuna sokması gerektiğini görse belki de daha iyi olur Kobe adına. Maçta yaptığı top kaybı sayısı, asistlerinden daha çoktu mesela...

Jordan'ın MVP'si Rose


Chicago Bulls formasıyla NBA'e damga vuran, insanların bu oyunu sevmesindeki en önemli etkenlerden biri olan ve şu an Bobcats'te yöneticilik yapan Jordan MVP adayını seçmiş. Kendisinin de formasını giydiği Chicago'nun yıldız oyuncusu Derrick Rose sezonun bu bölümüne kadar gösterilen performanslara göre Jordan'ın MVP adayıymış. Peki bir düşünelim Jordan kendisi gibi Chicago forması giyen ve Chicago şehrine tekrar heyecan getiren Rose'a kıyak geçmiş olabilir mi? Hiç ama hiç sanmıyorum.

MVP yarışına bir bakalım. Boston ve Spurs ligin tepesindeler ancak bu takımlardan ön plana çıkan -MVP olacak kadar- bir isim olduğunu düşünmüyorum, Howard iyi ama Orlando Doğu'da 4. sırada onu da geçiyorum. Durant'in rakamları iyi ancak onun da MVP seviyesinde olduğunu düşünmüyorum. Kobe'nin ve Lakers'ın normal sezon performansı da -en azından all-stara kadar- ortada onlarda lig liderliği yarışında geride kaldı, ayrıca Kobe'nin de istatistikleri çok iyi değil, onu da geçtim. 3 aday var benim gözümde. Son düşüşten sonra Miami'de Doğu'da 3. sıraya düştü ancak LeBron'un rakamları hala fazlasıyla etkileyici. LeBron özellikle Miami Doğu'da 2. sıraya tekrar çıkarsa önemli adaylardan biri olacaktır. 2. adayım Nowitzki. Ancak Lakers'ın müthiş performansından sonra onlarında Batı'daki 2. sırada kalmaları zor gözüküyor. Dallas Batı'yı ilk 2'de bitirirse Dirk de büyük aday. 3. aday için ise Jordan'la aynı fikirdeyim: Derrick Rose. Ancak burada kritik nokta Doğu'da ve Batı'da 2. kimin olacağı. Bildiğiniz gibi MVP ödülü takımın başarısıyla direk ilgili. Eğer Chicago Doğu'da 2. olursa benim de adayım Rose. Ancak Dallas Lakers'a, Chicago'da Miami'ye geçilebilir. Bugünkü Chicago-Dallas, Lakers-Miami maçları çok kritik. Ancak sezon şu anda bitseydi benim de oyum Rose'a giderdi. Yani Jordan'a hak veriyorum ben de seçiminde. Bu arada eğer Rose MVP seçilirse Chicago formasıyla bu onuru yaşıyan Jordan'dan sonra ikinci isim olacak.

3 Mart 2011 Perşembe

Artest Kobe'den İyi Hücum Ediyor

Artest'in kafası Phil Jackson'ın üçgen hücumuna pek basmıyor. Bunun üzerine şutu da güven vermediği için, hücumda yokları oynuyor Artest adeta. Hatta savunmada da biraz ayaklarının ağırlaşması biraz da konsantrasyon problemleri nedeniyle beklenen katkıyı veremediği için takas olması gündemdeydi bir aralar. Savunmada en azından konsantre olduğu zaman çok önemli katkılar veriyor. Yanılmıyorsam Thunder maçıydı, yine kritik 1-2 pozisyonda kaptığı toplar ile maçı getirmişti. Ama hücumu hala tamamen anlamış değil Artest. Phil Jackson'ın dün yaptığı açıklama "Artest Kobe'den daha iyi hücum ediyor üçgen hücumunda" açıklaması ise iğneleyici biraz Kobe için. "Çünkü Kobe gibi en azından üçgen hücumu hiçe saymıyor" diye devam ediyor Phil Jackson.

Kobe NBA'in en büyük 2 yıldızından biri, takımının ona ihtiyaç duyduğu dönemlerde elbette ortaya çıkması gerekiyor. Ancak bazen kendisi bu kararı verirken fazla aceleci davranıyor. Maç daha hala Lakers'ın kontrolündeyken, o ellerinden kayıp gittiğini düşünerek üst üste 5-6 hücum kullanıyor mesela, takımın dengelerini bozuyor. En önemlisi Gasol ile Bynum soğuyorlar oyundan mesela. Sonra onları yeniden oyuna sokmak kolay olmuyor. Ha bazen bunu uzunlar zaten kendi kendilerini uyudukları için yapıyor takımı oyunda tutmak için, zaten bu durumlarda Kobe'ye laf edilemez. Ama işte karar mekanizması çok da doğru işlemiyor her zaman, işler normal giderken de bunu yapabiliyor. Ha arada sırada kontrolü eline alması şart olan maçlarda bile topu alıp üst üste tek başına hücum ettiğinde eleştiriliyor bazen haksız yere, bu da doğru ama haklı olarak eleştirildiklerinin yanında, devde kulak kalıyor diyebiliriz. Kobe'nin oyuna hükmetme, üçgen hücumu pek fazla tınlamama olayının istatistiklere dökülmüş hali de var elimizde.

Kobe'nin 20 veya üzerinde şut denediği maçlarda Lakers'ın galibiyet, mağlubiyet sayıları birine eşit neredeyse: 14-13. Halbuki 19 ve altında top kullandığı zaman ortaya inanılmaz bir fark çıkıyor: 29-6. Sırf bu istatistik bile gösteriyor aslında Kobe'nin sık sık zıvanadan çıktığını. Üstelik 20 ve üzeri şut kullandığı maçlar öyle çok güçlü rakiplere karşı değil özellikle. Bu şekilde oynamanın takımına ne kadar zarar verdiğini görmek için 2010 Finalleri 7. maçına da bakabiliriz. Kobe'nin aşırı hırsına yenik düşüp 24'te 6 şut attığı gün, Artest kurtarmıştı takımı. O yüzden biraz kendine hakim olması, ne zaman maça hükmedeceğine daha iyi karar vermesi lazım Kobe'nin sanki. NBA'in açık ara en iyi pota altına sahip olduğunu ve onlardan önce ne kadar acı çektiğini sık sık kendine hatırlatırsa belki daha isabetli kararlar verip, hücum düğmesine öyle basabilir...

1 Mart 2011 Salı

Havlu Skandalı


Link

Görüntüler pazar gecesi oynanan Lakers-Thunder maçından. Lakers 3 sayı farkla önde ve bitime 10 saniye varken Odom 2 serbest atıştan yararlanamıyor ve Lakers adına maçı koparma fırsatını tepiyor. Hemen ardından alınan molada ise Kobe havluyu Odom'ın suratına doğru fırlatıyor. Odom o an herhangi bir tepki vermiyor takım arkadaşına ama söylenenlere göre Kobe'nin bu hareketini gören Khloe Kardashian(Odom'ın eşi) çok sinirlenmiş. Hatta ilk karşılaşacakları yerde tepkisini gösterecekmiş.

Pozisyona dönecek olursak, league pass sağolsun çok kötü bir yayın yaptığı için o maçta, tekrarını izleyemiyoruz. İzlediğim kadarıyla Kobe bir tepki olarak atmış gibi görünmüyor o havluyu. Sonraki hareketlerinden yanlışlıkla olduğu izlenimi veriyor. En azından benim yorumum bu şekilde. Yok eğer sinirlenip de yaptıysa bu hareketi çok büyük ayıp etmiş olur. Hani geçtiğimiz sene Suns serisinde Vujacic'in yaptığı gibi bir sorumsuzluk, işgüzarlık yok ortada. Serbest atış kaçırdığı için adama mı yüklenilirmiş, sanki isteyerek kaçırdı. Kaldı ki ilk yarı fark 15 sayıya çıkmışken tek başına maçı kafa kafaya getiren adam da Odom'dı. Thunder'a karşı eşleşme avantajını çok iyi kullandı. O konuda da bir yazı yazmayı düşünüyorum ama artık ne zaman fırsat bulabilirim bilemiyorum.

28 Şubat 2011 Pazartesi

Kobe Düdük Alamıyor Mu?


Link

Bu postun sonunda Can belirtmişti Kobe'ye çalınmayan faulü. Ben de biraz araştırayım dedim... Bildiğiniz gibi Kobe ligin en çok serbest atışa giden oyuncularından, hatta bu sezon yanılmıyorsam ilk 10'da bu kategoride. Ama son 15 gün içerisinde ilginç bir şekilde önce Magic, ardından Cavaliers ve en son da dün geceki Thunder maçında hiç çizgiye gidemedi. Olayı ilginç kılan çok kısa bir zaman diliminde bu kadar sık gerçekleşmiş olması. Yoksa elbette her maç çizgiye gidecek diye bir kaide yok.

Serbest atış olayı çok çeşitli değişkenlerle sağlanabildiği için sağlıklı bir değerlendirme yapmak zorlaşıyor hele ki bahsettiğimiz isim Kobe ise. Örneğin savunmacının şuta biraz dengesiz el göstermesi, üç saniyeler, teknik fauller, rakibin faul hakkının dolması hep serbest atış sayısının artmasını tetikleyen faktörler. İsim Kobe olunca buna bir de şut feyklerinin akabinde alınan faulleri ekleyin. E, takdir edersiniz ki Kobe bu konuda ligin en kurnaz oyuncusu, zekasını kullanarak aldığı faullere çok şahit oluyoruz. Fakat bu konuda önemli bir gerçek var ki o da Kobe'nin artık daha şuta bağlı bir oyuncu olduğu. Son zamanlarda penetre etmek yerine daha çok şut deniyor ve haliyle de faul alması biraz zorlaşıyor.

Yukarıda yazdığım maçlara yeniden dönelim. Maçların ilk ikisinde dikkat etmediğim için bir şey diyemiyorum ama son maçta Kobe'nin içeri çok fazla drive etmediğini söyleyebilirim. Tabi bu yukarıdaki pozisyonun net faul olduğu gerçeğini değiştirmiyor. Bu arada dün geceki hakemlerin maçı çok kötü yönettiğini belirtmeliyim. Herhangi bir art niyet aramadım ama. Ortak bir de özelliği var bu maçların, her üçü de dış sahada oynanmış. Artık yorum size kalmış, ister tesadüf deyin, ister Kobe'ye evinde imtiyaz tanınıyor, ister deplasmanda faul çalınmıyor.

21 Şubat 2011 Pazartesi

The Black Mamba



Robert Rodriguez'in yönettiği, uzun süredir ortalıkta ismi geçen Nike reklam filmi. Sonunda çıktı. Gerçi birkaç gün oldu da All-Star'a girilirken falan karambole gitti. Kobe ile beraber Danny Trejo ve Bruce Willis de boy gösteriyor. Bu arada Bruce Willis'in rol alma hikayesi ilginç, bir yerlerde Rodriguez ile karşılaşıyorlar "Böyle bir proje var ona gidiyorum gel sen de istersen, rol almak ister misin?" diye soruyor Rodriguez, Bruce Willis de "Niye olmasın" diye karşılık veriyor ve sete gidip rolü kapıyor...

15 Şubat 2011 Salı

Komedi Hücum Faul ve Lakers'ın Durumu


Link

Böyle pozisyon yorumlar, hakem hatalarını tartışır gibi çok sevmiyorum ama zaten yorumlanacak bir pozisyon değil. Komik bir video olarak izleyebilirsiniz, çünkü hakemin kararı cidden komik. Savunmacısının sağından drive etmeye çalışan Kobe'nin kafası pozisyon gereği Jackson'ın suratına çarpıyor ve hakem de ofansif faulü çalıyor. Uzun zamandır böyle saçma bir düdük görmediğim için paylaşmak istedim. Madem Kobe sana göre kafa attı, kırmızı kart versene hakem?

Hazır başlamışken küçük de bir analizini yapayım maçın. Videoyu izlerken gözünüze çarpmıştır zaten aşağıdaki skor ve muhtemelen şaşırmışsınızdır ama eğer maçın sonucunu bilmiyorsanız şimdi söyleyeceklerime daha çok şaşıracaksınız. Karşılaşmanın kalan kısmında Lakers hiç varlık gösteremedi ve fark bir ara 30'a kadar dayandı. Farkın nasıl bu seviyeye geldiğini açıklayacak olursak; Lakers takım olarak pek gününde değildi. Boxscore'a bakarsanız hücumda Kobe ve biraz da Gasol'ün etkili olduğunu düşünebilirsiniz ama aldatıcı istatistikler onlar. Kobe'nin bir kaç tane airball'u var, Gasol de pota altından kolay sayılar buldu. Ama hücum sorununun bu maça özel olduğunu düşünüyorum çünkü Lakers'ın esas problemi savunmada. Gasol'ün sezon başında aldığı dakikalar şimdilerde performansını yarı yarıya düşürür oldu. Savunmanın zayıf karnı Fisher ve Gasol olarak göründü bu maçta da. Hesap etmedim ama Bobcats sayılarını büyük oranda bu ikili üzerinden buldu. Artest deseniz yalnızca aklına estiği zamanlar ligin en iyi savunmacılarından. Bu şartlar altında Kobe de tek başına ayakta duramadı haliyle. Maçın gidişatına tepkisini aldığı bir kaç gereksiz faulle gösterdi o da. Bir de karşılaşma boyunca hakemin Lakers aleyhine biraz fazla karar verdiği gerçeği var ama tabi ki sonuca tesir ettiğini söylemek mümkün değil. Bu kadar olumsuzluğun yanında rakip de boş bir takım olmayınca kaçınılmaz oldu fark.

12 Şubat 2011 Cumartesi

Kobe İtalya'ya Gider mi?

Bildiğiniz gibi NBA gelecek sezon için büyük bir lokavt tehditi altında. Gelecek sezon çok büyük bir ihtimalle sezon geç başlayacak. Daha önce 98/99 sezonunda oyuncular birliği ile NBA yönetimi arasında böyle bir anlaşmazlık olmuştu ve o sezon ancak 5 Şubat 1999'da başlayabilmişti. Şimdi NBA yine aynı tehlikeyle karşı karşıya kalmış durumda. Peki bunun Kobe'nin İtalya'ya gidip gitmemesiyle alakası ne? Hemen açıklıyorum: Dün ismini vermek istemeyen Lakers oyuncusu, Kobe'nin bu lokavt süresince çocukluğunun geçtiği İtalya'da forma giyebileceğinden bahsetmiş.

Kobe babasının basketbol kariyerinden dolayı çocukluğunu İtalya'da geçirdi ve kendisinden bu zamana kadar "Kariyerimin sonunda İtalya'da oynayabilirim" tarzı açıklamalar duyduk. Hatta kendisinin İtalyancaya oldukça hakim olduğu da biliniyor. Ancak Kobe'nin en az daha 2-3 sene üst düzey NBA'de oynayabileceğini düşünürsek İtalya'da oynama süresinin şimdilik lokavt süresiyle kısıtlı kalabileceğini söylemek zor değil. Ancak burada lokavt süresinin sezondan ne kadar çalacağı da önemli, oyuncular birliğiyle NBA yönetiminin Ekim-Kasım civarı anlaşması durumunda Kobe'nin İtalya'ya gitmeyeceğini de söyleyebiliriz. Bu arada Knicks'in İtalyan forveti Gallinari'de esprili bir dille Kobe'nin İtalya'ya gitmesi durumunda kendisininde Kobe ile birlikte gideceğini söylemiş.

NOT: Yukarıdaki fotoğraf Kobe'nin İtalya'da geçen çocukluk günlerinden, sol tarafta elinde top olan ufaklık kendisi.

Edit: Doğuş'un yazısının sonuna bu espriyi ben koymuştum, ciddiye alanlar olmuş. Pek diyecek birşey bulamadım açıkçası =) / Can

11 Şubat 2011 Cuma

Kobe Garnett'i Korudu

Şu sıralarda başlayan maç öncesi Los Angeles Lakers'ın süperstarı Kobe Bryant'tan eski dostu Kevin Garnett'i koruyan açıklamalar geldi. Bu sezon pek çok olaya karışan ve burda da fazlasıyla tepki çeken hatta ilk Lakers-Celtics maçı öncesinde "Beat LA" ayakkabıları giyen Garnett hakkında Kobe "O iyi birisi ancak kazanma hırsına kurban gidiyor" gibisinden birşeyler söylemiş. Kobe'nin bunu özellikle Lakers-Celtics maçından önce yaptığını da belirtmek gerekiyor. Es geçilmemesi gereken bir nokta bu da.

Ayrıca Kobe "Kevin olsun, Pierce olsun trashtalk -maç dışı sataşma- seven isimler. Bende trashtalk'ı seviyorum ancak bizim takımda sadece ben sevdiğim için hepsiyle tek başıma uğraşmak zorunda kalıyorum" tarzında da ortalığı alevlendirmeden esprili bir şekilde cevap vermiş Kobe. Ayrıca Conan O'Brien'a katılan Kobe, Conan'ın kendisine sorduğu "Shaq'la sahada birbirinize laf sokuyor musunuz" şeklinde soruya da "Daha çok Garnett'le çünkü onunla çok eskiden beri yakınız" diye cevap vermişti. Kobe'nin Conan'a katıldığı programı da tavsiye ederim bu arada, çok keyifli bir program oldu. Yanılmıyorsam NTVSpor.net'te videolar mevcut.

2 Şubat 2011 Çarşamba

Küçük Detaylar - 14 (Kobe'den 5000. Asist)

Kobe dün gece Rockets-Lakers maçında kariyerinin 5000. asistini yaptı ve NBA tarihinin en çok asist yapan 51. oyuncusu oldu. Aktif oyuncular içerisindeyse kendisinin 7. sırada yer aldığını söyleyelim. Kariyeri boyunca 4.7 asist ortalamasıyla oynayan Kobe'yi bu başarısından dolayı tebrik ediyorum elbette ama listeye baktığımda daha takdir edilesi iki isim göze çarpıyor. Kısa oyuncuların ağırlıklı olduğu bu kategoride Garnett 4800, LeBron ise genç yaşına rağmen 4100 barajını aşmış. Garnett'in aktif oyuncular arasında basamak atlaması artık imkansıza yakın ama LeBron'un Kobe'yi geçmesi için yaklaşık 2 seneye ihtiyaç duyması önemli bir istatistik.

22 Ocak 2011 Cumartesi

Kobe, Melo'yu Kanatları Altına Aldı

Kobe iki gün önce Melo'yu protesto eden Nuggets taraftarları için "Yaptıkları salakça. Ondan artık nasıl iyi birşeyler yapmasını bekleyebilirsiniz ki. Onu sevecek, lehinde tezahürat yapacak taraftarların olduğu bir yere gitmek için can atacaktır." demişti. Dünkü Lakers-Nuggets karşılaşmasının ardından yine aynı konu açılınca "Evet onlara aptal dedim, salak ile aptal yakın kelimeler diyebiliriz" şeklinde eleştirisini sürdürdü.

2007 yılında Kobe de takasını istemişti ve Staples Center'da yuhalanmıştı. O günlerde Kobe'nin Lakers taraftarlarını kafasında hangi sıfatla tanımladığını öğrenmiş olduk böylece. Aslında bir nevi şimdi Carmelo'yu savunarak, geçmişte kendi yaptığı hareketin de doğru olduğunu söylemek istiyor Kobe. Ama dediği şey çok saçma. Neymiş, Nuggets taraftarları Carmelo lehinde tezahürat yapsınlar ki, Carmelo başka yere gitmek yerine Denver'da kalmayı tercih etsinmiş. Ancak taraftarların gösterdiği tepki son derece doğal. Bugüne kadar hangi önemli yıldız böyle bir açıklama yapmış da tepki görmemiş? Belki Garnett gibi kariyerinin çoğunu takımına vermiş bir isim istisna gösterilebilir. O da zaten bu kadar açık olarak çıkıp söylememişti. Keza seyircinin tepkiler Carmelo'nun çabuk pes etmesine ve takımın bundan sonra bir süre ligin dibinde sürünecek olmasına. Çünkü bir yıldız böyle takasını istediği zaman, karşılığında değerli hiçbir şey alamıyorsunuz, takımın eli kolu bağlanıyor...

Ayrıca Kobe kendisi de açıklamış "Ben Smush Parkerlarla falan oynuyordum" diye. Carmelo'nun elinin altında fıstık gibi bir kadro var. Billups, Afflalo, Nene, Martin, Birdman, JR, Lawson. Bundan iyisini hangi gittiği takımda bulacak bilmiyorum. İsmi geçen takımlardan Knicks birkaç rötuş ile bu seviyeye gelebilir. Yine de George Karl gibi bir koçla beraber şu saydığım kadroyu bir üst seviyeye taşımayı başaramayan isim Melo'ydu. Biraz da suçu kendisinde aramalı bence.

Bir kez daha belirtmeliyim ki taraftarların aptallıkla uzaktan yakından alakası yok, en doğal hakları olan şeyi yapıyorlar, o da tepki vermek. Hele Carmelo'nun vurdumduymaz ve kötü oyununu düşündüğüm zaman, taraftarlara daha da fazla hak veriyroum. Kobe'nin açıklamasını, her ne kadar Milli takımdan yakın arkadaşını korumak amaçlı yapsa da, saçma bulduğumu söylemeliyim.

Kobe'ye Büyük Onur

Öncelikle bu başlıklar için özür diliyorum, Fanatik-Fotomaç tarzı oluyor ancak aklıma daha yaratıcısı gelmiyor maalesef. Affınıza sığınıyorum. Geçelim konumuza:

NBA'in ve Los Angeles'ın çok önemli değerlerinden biri olan Kobe Bryant Los Angeles'taki all-star hafta sonunda el ve ayak izini Hollywood'daki Grauman's Chinese Theater'a bırakacak. Ayrıca el ve ayak izini oraya bırakan ilk sporcu olacak. Kesinlikle büyük bir onur ve Kobe Bryant'a da yakıştı açıkçası. Kobe'nin el ve ayak izleri orada George Clooney, Brad Pitt, Matt Damon, Hugh Jackman gibi büyük aktörlerinkiyle beraber duracak.

20 Ocak 2011 Perşembe

NBA Sezon Ortası Ödülleri - MVP

Klasiktir, her dönem verilir NBA'in sezon ortası ödülleri. Biz de ödülleri sizin yardımınızla bulmaya çalışacağız. 1-2 hafta içinde hepsini tamamlarız, ancak tabii ki sizin de yorumlarınızı yorum kısmına bırakmanız gerekiyor ki sağlıklı bir seçim olsun. İlk olarak bugün MVP'den başlıyoruz, ben bir fikrimizin olması açısından adayları, adayların istatiktiklerini ve MVP için çok önemli olan takım istatistiğini yazıyorum.

LeBron James
%47.7 şut isabeti, 25.1 Sayı, 7.1 ribaund, 7.2 asist 1.5 top çalma (3.8 top kaybı) / 30-13

Dwyane Wade
%48.9 şut isabeti, 25.1 sayı 6.5 ribaund 4.2 asist 1.4 top çalma 1.1 blok (3.0 top kaybı) / 30-13

Dirk Nowitzki
%54.3 şut isabeti, 23.8 sayı 7.5 ribaund 2.5 asist (2.2 top kaybı) / 26-14

Dwight Howard
%56.7 şut isabeti, 22 sayı 13.1 ribaund 2.2 blok (3.6 top kaybı) / 26-15

Derrick Rose
%45.3 şut isabeti, 24.7 sayı 4.7 ribaund 8.1 asist 1 top çalma (3.5 top kaybı) / 28-14

Kobe Bryant
%45.4 şut isabeti, 25.1 sayı 5.1 ribaund 4.6 asist 1.3 top çalma (3 top kaybı) / 31-12

Amare Stoudemire
%50.5 şut isabeti, 26.4 sayı 8.9 ribaund 2.7 asist 2.4 blok (3.6 top kaybı) / 22-18

Kevin Durant
%47.1 şut isabeti, 28.4 sayı 6.2 ribaund 2.9 asist 1.1 top çalma (3.3 top kaybı) / 27-14

Manu Ginobili
%44.2 şut isabeti, 18.9 sayı 4 ribaund 4.7 asist 1.8 top çalma (2.4 top kaybı) / 35-6

Doğuş ve Soner yazıyı yazarken Manu'yu eklememişler, kendim eklemek durumunda kaldım. İstatistikleri diğer adaylara göre biraz düşük kalıyor. Burası doğru ama takımı şu anda ligin zirvesinde. Spurs'ün böyle devam etmesi halinde, MVP'yi kazanmasa da en azından tartışmalarda Ginobili'nin isminin geçmesi gerektiğini düşünüyorum. Çünkü Duncan 3 senedir yaşlandığını ve takımı taşımak konusunda yetersiz kaldığını gösteriyordu, Popovich o görevi Duncan'dan alıp Manu'ya verdi. Arjantinli çılgın adam da bunu başarıyla yerine getiriyor. Ancak gerek Spurs'ün gerek Manu'nun popülerlikte geri kalması, onun MVP'yi almasını neredeyse imkansız kılıyor. Bana göre MVP için en ciddi aday Rose. All-Star yazısında da değinmiştim buna. Kendisinden sonra Bulls'un en önemli iki oyuncusu Noah ve Boozer birer ay kaçırmışken (Noah daha da fazla kaçıracak), 28 galibiyete ulaştırdı takımını. Üstelik oyununu bir seviye yukarı taşıdı, istatistikten bahsetmiyorum. Artık Rose'u üçlük çizgisinde bomboş bırakmanız halinde sizi cezalandırıyor. Çok önemli bir adım süper yıldızlığa giden yolda. Bulls'un düşüş yaşamaması halinde onun ödülü almasını bekliyorum. Çünkü diğer takımlara baktığımızda Nowitzki hariç tek başına takımını böyle yukarılara taşıyan birini bulmak zor. /Can

Benim görüşüm yine LeBron'dan yana. Sezon öncesi LeBron'un 1. adam olmayacağından dolayı MVP ödülünden uzaklaşacağını düşünmüştüm ancak olayların düşündüğüm gibi gerçekleştiğini söylemek zor. Doğu'yu da 2. bitireceklerini düşünüyorum. Takım başarısı olarak da, kişisel istatistik olarak da önde gözüküyor LeBron. Ancak eğer Boston lig lideri olursa süpriz aday olarak Rondo da çıkabilir diye de düşünmüyor değilim. Onun dışında Kevin Durant'ten lig başında çok umutluydum ancak onun da yazın gelen şampiyonluktan sonra inişli çıkışlı bir performans gösterdiğini söylemek mümkün. / Doğuş

Söz konusu MVP ödülü olunca, eğer biri çıkıp çok bariz bir şekilde hak etmiyorsa bu ödülü, oyuncuları 3 farklı kritere göre ele almak mantıklı. 1- Bireysel performansı iyi miydi? 2- Takımını yeteri kadar taşıyabildi mi? Bu iki kritere uyan oyuncular içerisindeyse, yanındaki parçaların yetersizliğine rağmen bu kriterleri sağlayan oyuncu benim gözümde en değerlidir. Bu sebeple Kobe, LeBron, Wade gibi isimleri geçiyorum. Celtics ve Spurs şimdiye kadar ligin en iyi galibiyet yüzdesine sahip ekipleri olsa da, takım oyunu oynadıkları için çok ön plana çıkan isimleri olmadı. Şöyle bir bakınca etrafındaki parçalar nispeten daha yetersiz olmasına karşın Rose, Durant ve Amare göze çarpıyor. Bir de bunların haricinde istisna olarak Nowitzki… İstisna diyorum çünkü geçirdiği sakatlığın ardından batıda zirveye oynayan takımı tepetaklak oldu. Ve bu da değerlendirebilmemiz için çok somut bir kanıt sundu bize. Ancak her ne kadar üst üste mağlubiyetler alsa da, Nowitzki’li Dallas, kadro kalitesi olarak aşağıdaki isimlerin çok önünde olduğu için kendisini de eliyorum.

Durant Aralık ayından itibaren yükselişe geçti ve şu an ligin en formda isimlerinden. Ama sezona oldukça kötü başlamıştı. Belki sayı ortalaması kendisini bu konuda ele vermiyor -çünkü maç başına 25 şut civarında deniyordu sene başında- ancak takıma bazı maçlarda zarar verdiğini bile söyleyebilirim. Amare, Suns’tan ayrıldıktan sonra düşüşe geçmedi, aksine geçen seneye göre daha iyi göründü. Takımına baktığımızda iyi bir rotasyona sahip olduklarını da söyleyemeyiz fakat sistemin önemli faktör olduğunu düşünüyorum Knicks’te. İstatistikleri çok etkileyici belki ama tek başına, bir karakter ortaya koyarak çok fazla maç kazandırmadı Amare. Bir de yakaladıkları galibiyet yüzdesinde kolay fikstürün rolü azımsanamaz. Rose sezona çok iyi başladı ve birkaç maçlık iniş-çıkışları haricinde oldukça istikrarlıydı. Takımı şu an Heat’in hemen arkasında ve çok iyi bir kadroya da sahip değiller açıkçası. Zaten bir takımın en önemli silahlarından biri Deng ise kadro kalitesinin çok iyi olduğu söylenemez. Ayrıca sezonun bir kısmını Noah’sız, bir kısmını da Boozer’sız geçirdiler. Buna rağmen Rose takımını hep ayakta tutmayı başardı. Bu sebeple benim adayım Rose. /Soner

Tekrar belirtmek istiyorum ki siz de adayınızı yorum kısmına bırakırsanız memnun oluruz.

10 Ocak 2011 Pazartesi

Tahminleri Alalım-2

Geçtiğimiz günlerde bir maç esnasında girildi bilgi, biz de soralım dedik. NBA'de son 25 yılı baz aldığımızda bir maçta en çok şut deneme istatistiğinde ilk 10 sırayı iki isim domine etmiş durumda. Bu ikili tahmin edeceğiniz üzere Jordan ve Kobe. Ama bir oyuncu daha bu kategoride ilk 10'a girmiş, hem de 2. sıradan. Biz bu ismin kim olduğunu tahmin etmenizi istiyoruz. Sorumuzun cevabı biraz araştırmayla bulunabilir muhtemelen ama ucunda ödül falan yok, maksat eğlenmek. O yüzden tahmin ile bulmaya çalışmanız daha eğlenceli kılacaktır olayı.

NOT: Son 25 yılı baz aldığımızda, bir maçta en çok şutu 49 ile Jordan denemiş. Bizim sorduğumuz isim ise Kobe ile birlikte ikinciliği paylaşıyor ve bu ikili 47 şut denemişler bir maçta.

Edit: Cevap Chris Webber'dı ve evet tahmin etmesi oldukça zordu. Yazanlar da zaten araştırarak buldular zannedersem çoğunlukla.

8 Ocak 2011 Cumartesi

Afacan Black Mamba

Hazır Oscar Robertson'ı geride bırakmışken, böyle bir hediye verelim Kobe hayranlarına. Yanılmıyorsam fotoğraf, Kobe henüz İtalya'dayken çekilmiş.

Küçük Detaylar-8 (Oscar Robertson da Tamam)


New Orleans maçından önce ligde en çok sayı üreten oyuncular arasında Oscar Robertson'ın 15sayı gerisinde 10. sırada bulunan Kobe, takımının kendi evinde New Orleans'ı yendiği maçta 25 sayı üreterek kendisini Robertson'un önüne 9. sıraya yerleştirdi. Şimdi ufak bir beyin jimnastiğiyle Kobe'nin bu sıralamada nereye kadar gidebileceğine bir bakalım:

Kobe şu an 26.720 sayıda. Normal sezon ve playofflarda ortalama 95 maç oynayacağını düşünelim. Bu maçlarda da ortalama 23 sayı ortalamayla oynayacağını düşünelim. Sezonda 2185 denk geliyor. Kobe'nin bu seneden sonra daha en az 3 sene daha basketbolu bırakmayacağını düşünürsek 6555 sayı ediyor. Bu sezonda normal sezondan kalan 43 maçla birlikte 60'a yakın maç oynayacağını düşünürsek, yine ortalama 23 sayıdan 1380 sayı ediyor. Yani bu basit hesapla Kobe'nin emekli olana kadar 8000 sayı daha atması beklenebilir. Bu da Kobe'nin toplamda 34.500 civarı sayıya ulaşabileceği anlamına gelir ki bu da kendisini Jordan'ın önünde Kareem Abdul Jabbar ve Karl Malone'un gerisinde 3. sıraya taşır.