Çaylak sezonundan itibaren tam 3 sene takip ettiğim bir isimdi Taurasi. Daha önce blog'da yazdığım gibi WNBA'ee son 2 senedir playofflar'da bakıyorum sadece o kadar. Gerçi 2008'de de biraz izlemiştim normal sezonu ama konumuz Taurasi... Burada oturup başarılarını osunu busunu, istatistiklerini vs yazmayacağım Taurasi'nin, google'a Taurasi yazarsanız çıkıyor zaten. Sadece bilgi olsun diye; iki WNBA, üç Euroleague şampiyonluğu, bir WNBA normal sezon, bir WNBA Finalleri, iki de Euroleague MVP ödülü olduğunu söyleyip, görüşlerime geçeyim.Nasıl anlatayım bilmiyorum. Bir kere bence dünyanın açık ara en iyi kadın basketbolcusu. Zaten bence demek saçmalık, çok sayıda otoriteye, kadın basketbolu takipçisine göre bunun tartışılacak bir yanı yok. İlk izlediğim günden bu yana NBA'de (bir ihtimal) oynayabilecek tek kadın basketbolcu şeklinde düşünürüm Taurasi için. Gerek atletik yetenekleri, gerek basketbol zekasıyla, gerekse de fiziğiyle bir gömlek üstün kalıyor geri kalan WNBA oyuncularına göre. Ben onu hep bu gözle izledim yani. Zaten bir fade-away'i var ki, kadınlar basketbolunda adeta Michael Jordan seviyesinde. Tamam belki biraz abarttım. Ama takımınız son 10 saniyede 2 sayıyla gerideyse, son topu kullanmasını isteyeceğiniz ilk oyuncu Taurasi'dir WNBA'de. Bir nevi NBA'in Kobe Bryant'ı diyebiliriz yani. Yukarda dediğim gibi WNBA'e bir gömlek üstün kaçtığı için savunmacısından rahatlıkla kurtulup kendi şutunu yaratabilir, takım arkadaşlarına bu sayede pozisyon yaratır ve saha görüşü bir forvete göre mükemmele yakındır. Kazanma hırsı aşırı dozdadır ve kontrolden çıkabilen bir yapıya sahiptir. Yani sıcak olmasa da gidip 4 şut üst üste kaçırdığında 5.'yi de atıp kaçırmaktan korkmaz ama bu bazen takımına zarar verir. Bu açıdan biraz Kobe'nin eski halini andırırdı kariyerinin başında, "Winner olamayacak mı?" şeklinde soru işaretleri vardı bazı kişilerin kafasında. Ama o da yanında yetenekli takım arkadaşları olduğunda, arada sırada direksiyon koltuğunu onlara devretmeyi, onları da oyuna sokmayı öğrendi. Bunlara ek olarak sert oynamaktan, faul yapmaktan çekinmeyen bir yapısı vardır, hatta Galatasaraylı Augustus'u geçen sezon o sakatlamıştı zannedersem. O bakımdan bu ikili karşılaştıkları zaman ilginç sahneler izleyebiliriz.
Taurasi'nin Fenerbahçe'ye seviye atlatacağına dair şüphe yok. Avrupa kupası hedefleyen bir takımın dünya üstünde ilk tercih edeceği kadın oyuncuyu transfer ettiler. Daha ne olsun? Katie Smith, Katie Douglas, Penny Taylor, Catchings, Pondexter ve Augustus derken dünyanın en iyisi de Türkiye'ye geliyor. Basketbola birazcık ilgisi olan, haber okuyan her insan bugün Fenerbahçe'yi ve daha da önemlisi Türkiye'yi okudu... Hayırlı olsun.