BIY AD

Jason Richardson etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Jason Richardson etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

24 Nisan 2011 Pazar

J-Rich ve Zaza Cezalı (Seriye Kısa Bir Bakış)


Link

Hawks 4. maçı biraz bala da olsa kazanmayı başardı. Bal ne diye soracak olursanız önce videoyu izleyin derim. İzlemeye üşenenlere de yazayım, fark 1, maçın bitimine 6, şut saatinin dolmasına 1 saniye kala Jamal Crawford, zorlama bir üçlük kullanıyor çok uzaklardan. Ve şansı yaver gidiyor, top panyalı bir şekilde basket oluyor. Fark 4'e çıkıyor maç da haliyle sona eriyor. Bu arada maçı izlemeyenler bilemez ama Hidayet çok kötü şut performansının yanı sıra Crawford'ın şutundan önce verdiği kötü bir kararla maçın Hawks'a gitmesine katkıda bulundu. Hawks basketinden sonra skor eşitlenince Van Gundy mola almıştı ve muhtemelen oyuncularına "30. saniyeden önce topu kullanalım, onlar sayı atsa da ikinci bir hücum şansımız olsun" demişti. Ancak hücumda Hidayet topu elinde fazla tutunca, saatte 30 saniye kaldığını görüp acele bir şekilde Horford'ın üzerinden üçlük denedi. Haliyle çok kötü bir şuttu bu ve top Hawks'a geçti. Sonrasında ise yukarı anlattığım gibi Crawford balı aktı.

Bir de şu kavgaya değineyim J-Rich ile Zaza arasındaki. En başta Zaza'nın niye sinirlendiğini anlamamıştım sonra tekrarda Dwight Howard'ın dirseğini gördüm. Zaten teknik faul aldı bu dirsek yüzünden. Ancak ardından Howard'ı korumak isteyen J-Rich ile Zaza'nın tartışması tatsızdı. Zaza'nın belki de NBA'de tutunmasını sağlayan inatçı, hafiften pislik yönünü gördük yine, bu sayede J-Rich'i oyundan attırmayı başardı kendisiyle beraber ve 4. maçta ikisi de cezalı şimdi.

Bu gece 4. maç oynanacak. Peki Magic nasıl kazanır bu maçı ve seriyi dengeye getirir? Şut atmaları lazım şut. Evet belki Larry Drew'ın Howard'ı bire bir savunup geri kalan oyunculara savunmacılarını yapıştırması şut imkanlarını sınırlıyor ama istatistiklerin gösterdiği şeyler apayrı boyutlarda. Dwight Howard'ı çıkarınca Magic'in şut yüzdesi %33'e düşüyor bu seride. Ayıptır yahu şu adamın üstüne bindirdiğiniz yük. İçeriden o kadar savaşıyor, 4 ayrı uzuna 20 faul aldırıyor, ortalama 35 sayı atıyor maç başına, sonra diğer Magic oyuncuları çıkıp %33 ile şut atıyorlar. Üçlükte de %25'te mi ne kalmış durumdalar. Denemelerin bazılarında savunmacılar yakında olduğu için kaçırıyor olabilirler ama 3 maçın çok büyük çoğunluğunu izledim, boş atışları da gayet istikrarlı bir şekilde kaçırıyor Magic. Formsuzluğun dibine vurmuş durumdalar. Buna Hidayet de dahil...

Şimdi J-Rich'siz deplasmanda kazanabilecekler mi bilmiyorum. Gerçekten çok zor işleri. Aslında J-Rich %30 ile sadece 9 sayı atıyordu maç başına. Sistem yeterince iyi işlemeyince, kendi şutunu rahatlıkla yaratamadığı için J-Rich de çok ağır bir travma geçiriyor... Ama şimdi Q-Rich'i koyacaklar onun yerine savunmada Joe Johnson'ı rahatsız edecektir biraz daha. O açıdan aslında yeni bir soluk getirebilir Magic savunmasına Q. Tabii kenardan gelecek Redick'ten ve SVG'nin güvenip güvenmeyeceği muallakta olan Arenas'tan ekstra katkı gerekecek hücumda bu gece. Atlanta'da ise Jason Collins, Thomas ve Powell'a biraz daha fazla iş düşecek ama Zaza mı, J-Rich mi daha önemli takımı için diye sorarsak, cevabını tartışmaya bile gerek yok herhalde. Her ne kadar J-Rich anlattığım gibi rezalet bir seri geçiriyor olsa da...

5 Mart 2011 Cumartesi

Laurel & Hardy


Link


Link

Richardson Orlando'ya geleli aylar oldu ama Jameer'le bir türlü uyum sağlayamadılar. Maç içerisindeki uyumsuzlukları yetmezmiş gibi türlü sakarlıklarla da ilginç videoların başrolünü süslemeye başladılar.

26 Şubat 2011 Cumartesi

Gölge Etme J-Rich


Link

Daquean Cook'un topuna pas arası yapan Jameer fastbreak'e çıkarken Durant'e takılıp yeri boyluyor. Arkadaşını yerden kaldırmaya gelen Jason Richardson da zeminin azizliğine uğrayıp kayınca o da Jameer'in üzerine kapaklanıyor. Ardından takımın küçük ağabeyi Howard gelip kedi yavrusu kaldırır gibi kaldırıyor yerden Nelson'ı... Magic'li oyuncuların keyfi yerindeydi dün gece. Uzun zamandır güven veren basketbol oynamıyorlardı ama dün gece Thunder'ı devirmeyi başarmışlar. Birkaç gün önce takım arkadaşlarını kötü performanslarından dolayı haklı olarak eleştiren Howard da dün geceyi 40 sayı-15 ribaund ile tamamlamış. Süper yıldızın bu çabaları her zaman sonuca yetmeyebiliyor, laf aramızda Magic'in sözde silahlarının da kendine gelmesi şart. Yoksa playoff ilk turunda istemedikleri bir sürprizle karşılaşabilirler.

23 Şubat 2011 Çarşamba

Magic Bir Takas Daha Kovalıyor

Söylentiler bitmek bilmiyor. Geçtğimiz günlerde Troy Murphy'nin adı çok kere anılmıştı Magic'le. Bu kez çıkan haberler, Zach Randloph'a talip oldukları yönünde. Takasın gerçekleşmesi uğruna Jason Richarson ve Brandon Bass'i gözden çıkardıkları belirtiliyor.

Birincil hedefi şampiyonluk olarak gösterilen bir takım ilk beşinden iki oyuncuyu birden Zach Randolph için feda etmeyi göze alıyorsa, o hedefin çok da radikal olduğunu söylemek mümkün değil. Benzer şekilde kadro yapılanmasının da iyi olmadığı sonucu ortaya çıkıyor bu takas isteğiyle. Öncelikle takasın gerçekleşmesi halinde lige büyük bir heyecan getireceğini söylemek gerekir. Çünkü bir önceki takas hamlesiyle geldikleri nokta Magic'in hala şampiyonluk yarışında muhtemel rakiplerinin hayli gerisinde olduğunu gösteriyor. Yani yaklaşık 2 ay önce değişen ve şimdilerde oturmaya başlayan yeni düzen de şampiyonluk için umut vermeye yetmedi. Takım biraz daha hızlı tempoyu benimseyen, ofansif bir kimliğe büründü ama bunun yanında defansif zaafları ortaya çıktı ve gidişat yapılan hamle öncesine nazaran kötü. Gelin görün ki o takas gerçekleştiğinde düşündüklerim bugün de geçerli. Madem mevcut rotasyon ve sistem şampiyonluk için umut vermiyor o halde neden bir hamle daha yapılmasın ki...

Her şeyden önce Randolph'un takıma katılması sistemin iyiden iyiye değişmesi demek. Lewis'in yerine Bass'in monte edilmesiyle takım hücumu biraz daha boyalı alana doğru kaymıştı. Randolph'un da gelmesiyle senelerdir süren sistemden nihayet vazgeçmiş olacaklar ki şahsi fikrim mevcut sistemle bir takımın asla şampiyon olamayacağı yönündeydi zaten. Aynı zamanda kağıt üzerinde daha ürkütücü bir takım olacakları aşikar. Howard-Randolph ikilisi daha önceden görmediğimiz bir ribaund dominasyonuna gebe. Bass mücadele ediyor ve kendisine biçilen rolü en iyi şekilde uygulamaya çalışıyordu ama fiziki açıdan dezavantajları vardı. Bu dezavantajlar da takdir edersiniz ki düzelticek türden değil. Zach Randolph ise bu konuda ligin önde gelen isimlerinden. Güç ve yeteneği bünyesinde barındıran birkaç uzundan biri. Zaten onun bu konularda kariyeri boyunca bir noksanı olmadı, kendisi daha çok zihinsel açıdan eleştirildi. Ama son yıllarda herkesi şaşırtacak derecede bir olgunluk hasıl oldu oyununda ve bu da kendisini aranan oyuncu haline getirdi. Howard'ın yanında işe yarayacağı tartışılır ama Bass'e oranla pota altında çok daha iyi bir bitirici. Aynı zamanda ofansif ribaundlarda etkili ve kendi pozisyonunu yaratabilen bir uzun. Yani hücumda verimli olabilmesi için başka birine ihtiyaç duymuyor. Bu da Magic 4 numaralarında görmeye alışkın olduğumuz türden bir özellik değil.

Verilecek isimlerden Richardson takımı şampiyonluğa taşıma potansiyeli olan bir oyuncu değil. Keza Bass de anca iyi bir bench oyuncusu olarak katkı verebilir hedefi şampiyonluk olan bir takımda. Bass'in yokluğu Anderson-Randolph ikilisiyle aranmaz zaten. Redick de son zamanlarda inişli çıkışlı bir performans sergilse de Richardson'ın boşluğunu pekala doldurabilir. Yine son zamanlarda komik videoları süsleyen savunma özelliği Richardson'ın biraz gerisinde kalsa da takımın yumuşak karnı olacak seviyede de değil. Ama bana sorarsanız takımın esas sorunu hala oyun kurucu pozisyonunda o ayrı konu.

Muhtemel bu takası Magic açısından değerlendirdik ama işin bir de diğer boyutu var. Grizzlies batıda playoff kovalarken ve Jazz'in yarım galibiyet kadar arkasına gelmişken, takımın en büyük silahı Randolph'u niye yollasınlar. Alacakları parçalardan Richardson'ı geçelim bir kere. Takımda benzer pozisyonundaki oyuncuları sıralamaya kalksak buradan Memphis'e yol olur. Bass de savunmada belki daha yararlı olabilir ama hücumda asla Randolph'un boşluğunu doldurabilecek bir isim değil. Bu sebeple Grizzlies için kalan kısa dönemde riske edilmesi fazla lüks bir hamle olur görüşündeyim.

28 Aralık 2010 Salı

Takas Piyasası #4

Takas piyasasında adı geçen isimleri değerlendirdiğimiz yazı dizisinin 4. bölümünde son günlerde birçok dedikoduya karışan Bobcats'li Boris Diaw 'ın takımdaki geleceğini masaya yatıracağız.

#4 Boris Diaw

Ligde 7. yılını geçiren Fransız oyuncunun en büyük özelliği çok yönlü bir oyuncu olması tartışmasız. Pota altından tüm o itişmelerin arasından sayı bulabiliyor, pek güvenilir olmasa da ortalama bir şutu var zaman zaman üçlükleri ardı ardına sıralayabiliyor. Ayrıca oyunun savunma yönünde takımlara çok büyük bir artısı var zira Diaw hem forvetleri hem de pivotları savunabilecek bir yapıya sahip. Zaten şu an forvet pozisyonunda kullanılan oyuncu, hatırlarsanız Suns yıllarında pivot olarak sahadaydı. Tüm bunlar dışında lig için ortalamanın üstünde sayılabilecek bir pas yeteneği var.

Tüm bu olumlu özelliklerinin altında 05-06 sezonunda D'Antoni yönetimindeki o efsane Suns takımında geçirdiği yıl ve Steve Nash'in imzası var diyebiliriz. O zamanlar Nash takıma gelen tüm oyuncuların neredeyse tüm kategorilerde kariyerlerinin en yüksek ortalamalarına sahip olmasını sağlamıştı. Diaw da bunlardan biriydi ve pivot olarak oynadığı sezonda 13.3 sayı 6.9 ribaund 6.2 assist gibi mükemmel rakamlarla oynamıştı. Suns'dan ayrıldıktan sonra hantallaştığı göze çarpsa da hep o performansını sahaya yansıtacağı umuduyla Bobcats ona güvendi. Yine Suns yıllarında bıraktığı o izlenim sayesinde de hala devam eden yıllık 9 milyon dolarlık kontratını da kaptı Fransız oyuncu.

Diaw'ın geçmişinden günümüze gelelim. Bu yazıyı yazmamın asıl sebebi son günlerde çıkan Richardson-Diaw takası dedikodusu. Magic'in Gortat'ın gidişiyle beraber Howard'ın arkasına pivot aradığı hikayesini fazla uzatmadan Diaw'ın onların istediği adam olup olmadığına bir bakalım. Bu noktada Can Abi'nin görüşlerine yer vereceğim zira o Diaw'ın Orlando'nun istediği blok yapabilen uzun pivot tanımına hiç uymadığı görüşünde. Ben de buna paralel düşünüyorum aslında. Yani Orlando'nun takıma monte etmesi gereken parça Diaw gibi istenildiğinde pivot oynayabilen bir isim değil, saf bir pivot olmalı. Turiaf, Tony Battie güzel seçenekler. Ama Diaw değil kesinlikle.

Olaya Charlotte açısından bakarsak da eski oyuncularını takıma geri kazandırmak istiyorlar. Fakat Richardson'ın kontratına baktığımızda bu takasın Bobcats adına uzun vadeli bir plan olmadığı gerçeği ortaya çıkıyor. Bunun sebebi bu yaz Richardson'ın serbest kalacak olması. Yani Jordan'ın takastaki tek düşüncesi cap'te yaşanacak rahatlamayı bir yıl öne çekmek o kadar. Bu amaç uğruna da Diaw'ı feda etmeye hazır görünüyorlar. Bu sene de görüntülerinin pek iç açıcı olmadığını düşündüğümüzde şimdiden gelecek planları yapmak çok da mantıksız gelmiyor açıkçası. Bu planlar 2011 yazında başarılı olur mu bilinmez ama bu takas gerçekleştiği takdirde her türlü Charlotte karlı çıkacaktır.

22 Aralık 2010 Çarşamba

Takas Sonrası Maçlarda Orlando'nun Yapısı

Bildiğiniz gibi Orlando Magic kadrosuna 3 yeni isim kattı ve kadro yapısını büyük oranda değiştirdi. Lewis, Carter, Pietrus, Gortat gibi kadronun önemli parçaları gitti ve yerlerine Arenas, J-Rich, Hido, Clark gibi isimler geldi. Herkes değişen Orlando Magic'in ne yapacağını merak ederken onlar takastan 1 ve 2 gün sonra iki önemli rakiple (Atlanta-Dallas) karşılaştı ve bizim de az çok kendileri hakkında fikir sahibi olmamızı sağladı. Can Abi takastan sonra detaylı bir analiz yapmıştı kağıt üstünde, ben de bu iki maçı izledikten sonra değinmek istedim konuya. Buyrun analizimize başlayalım:

Öncelikle Hido'dan başlamak istiyorum. Kendisi hakkında söylenecek çok şey var çünkü. Atlanta maçı başlarken Atlanta televizyonu Hido hakkında "Orlando'nun final yürüyüşünde en büyük pay sahiplerinden biri" ve "Dwight Howard'ı oynadığı oyuncular arasında açık ara en iyi anlayan isim" tarzı cümleler kurdu. Son zamanlarda Hidayet'in Amerika'da inanılmaz eleştirildiği, hatta bu eleştirilerin dalgaya vardığını düşünürsek Hidayet'in yaptıklarının unutulmadığını görmek sevindiriciydi. Hidayet son 1.5 seneyi çok kötü geçirse de bu dalga geçmeye kadar varan eleştirileri hak etmediğini düşünüyordum. Her neyse bunlar saha dışı etkenler ve Hidayet'in Orlando formasıyla kendini tekrardan göstereceğini düşünüyorum.

Saha içinde ise ilk dakikalarda Toronto günlerinden kalma bir rolde izledik Hidayet'i. Nelson takımın direksiyonundayken Hidayet "corner jumper" fazlası değil gibiydi. Zaman zaman direksiyona geçse de Atlanta maçı genelinde Orlando'daki o eski rolünden uzaktı. Daha çok savunmaya ve ribaundlara kanalize olmuş, hücumdaki karmaşadan uzak durmaya çalışan bir Hido izledik eski takımına dönüş maçında. Ancak bu sabah oynanan Dallas maçının büyük bir kısmında hücumun direksiyonunda Hido vardı ve Hido'da bu rolün karşılığını -sezonun en yüksek rakamı olan- 8 asistle verdi. Dwight Howard'ın da 19 şut kullandığını ve indirilen topların çoğunun Hidayet'e ait olduğunu belirtmek lazım. Tabii bütün takımın özellikle bu iki maçta Howard'ı kullanmakta başarılı olduğunu -tabii ki Hido önderliğinde- da es geçmek olmaz.

Hidayet Dallas maçında hücumda olduğu kadar savunmada da oldukça etkiliydi. İlk çeyrekte Nowitzki'yi savunurken aldığı 2 faulden sonra, ikinci çeyrekte 3 numarada oynayan Hido'yu, 2. devre başında tekrar 4 numarada ve Nowitzki'nin karşısına koydu Stan Van Gundy. Bende SVG'yi bu tercihi yüzünden eleştireceğimizi düşünüyordum ancak Hidayet ikinci yarıda öyle bir savunma yaptı ki Dirk Nowitzki'ye benim bile ağzım açık kaldı. Top çaldı, blok yaptı, şutunu bozdu ve Nowitzki'yi ritimden çıkardı. Atlanta maçında da Josh Smith karşısında savunmada iyi iş yapan Hido, Alman yıldız karşısında savunma performansını maximuma çıkardı. Ancak Hidayet'in hücumda üzerindeki o ölü toprağı atamadığını da belirtmek lazım. Şut ritmini bulması için zamana ihtiyacı olduğu açık.

Hido hakkında söylediklerimi toparlamak gerekirse, Hidayet beklendiği gibi takıma en çabuk adapte olan isim oldu. Ancak kafamda bir iki tane soru işareti var, Hido hakkında. Stan Van Gundy'nin "Karşımızda kısa bir beş yoksa, Hido 4 numara oynamayacak" açıklamalarının ardından Hido'yu Dallas maçında 4 numarada başlatması tek maçlık -Dirk'ü savunması için- mı yoksa Hido 4 numarada başlamaya devam mı edecek? Bir diğer soru işareti ise savunması. Hidayet bu savunma performansını devam ettirebilecek mi yoksa bu eski takımına dönmesinin gazı mı? Bunun cevaplarını görebilmemiz için önümüzdeki maçları takip etmek gerekiyor. (Stan Van Gundy, Bass ile Howard'ın aynı anda faul problemine girmemesi için Hido'yu uzun forvete monte ettiğini söyledi. Muhtemelen Magic bir uzun daha ekleyene kadar kadroya, Hedo'yu beklediğimizden daha sık izleyeceğiz 4 numarada / Can)

Hidayet'i bir kenara bırakıp takıma diğer katılan oyuncuların ilk iki maçlık performanslarını da değerlendirmek gerekiyor. Özellikle Arenas'ın Orlando kariyerine çok kötü başladığını belirtmek lazım. Şut isabet oranının yerlerde sürünmesi bir yana tercihlerinin kötü olduğunu da belirtmek lazım. Topu elinde tutmaya alışık olan Arenas, o rolden uzaklaşınca topu eline aldığı an potaya atma isteği duyuyor. Nelson, Hido, Arenas gibi topa hükmettikçe performansı artan oyuncuların yanı sıra Reddick gibi, J-Rich gibi topu elinde fazla tutmadan skor üretebilen isimlerin performansları da önemli ki hala arayışlarda olan Stan Van Gundy'nin bu ikiliye Dallas maçında fazlasıyla süre vermesi -ki ikisi de ilk beşte başladı- SVG'nin de bu iki isme önem verdiğini kanıtlar nitelikte.

Bu takım için en önemli parçalardan biri de kesinlikle Brandon Bass. Dar uzun rotasyonunda Howard dışında önemli katkılar verebilecek tek isim belki de. Ancak onun da rolünü kavramakta sıkıntı çektiğini düşünüyorum ki Atlanta maçının ilk yarısında takımın en çok şut kullanan ismi olması Orlando sisteminin oturmamasının yanı sıra Bass'in de rolünü kavrayamamasından kaynaklanıyor. Ancak rolü iyi belirlendiği zaman Bass, hem orta mesafe şutlarıyla, hem de ribaund katkısıyla Howard ile birlikte çok iyi bir ikili olacaktır. Ayrıca Orlando'nun uzun arayışlarını sürdürdüğü ve Turiaf, Battie isimlerinin gündemde olduğu da yazılıp çizilenler arasında. Stan Van Gundy'nin aklında var mı bilmiyorum ama Phoenix ile yapılan takasta gelen Clark'ın Dallas karşısında aldığı sürede iyi işler yaptığını da belirtmek gerekiyor. O da rotasyona girebilir ilerleyen günlerde.

Toparlamak gerekirse, Orlando'nun bu takviyelerle birlikte şampiyonluk adaylarından biri olduğunu düşünüyorum. Ancak Arenas gibi, Bass gibi isimlerin rollerinin doğru belirlenememesi ve oyuncuların bu rolleri benimsemesi şimdilik ilk öncelik olmalı Stan Van Gundy için. Doğru yapılandıklarında kesinlikle çok iyi bir kadroları var ve benim gözümde de ligin sempatik takımlarından biri oldular. Takipteyiz.

20 Aralık 2010 Pazartesi

Madalyonun Diğer Yüzü (Magic - Suns/Wizards Takasları)

Magic'in yaptığı takasların ardından, elbette ilgi odağımız şampiyonluk adayı haline gelen Florida takımıydı. Ancak Lewis'i kadrosuna katan Wizards'ı ve Gortat-Pietrus-Carter'ı alan Suns'ı kısaca masaya yatırmak lazım.

Bence Suns'ın bu takastaki en büyük avantajı Gortat. Pick & roll oynamayı onun kadar iyi bilen pivot NBA'de az var. Nash ile iyi anlaşacağına dair hiçbir şüphem yok. Sezona son derece kötü başlayan, neredeyse yarardan çok zarar veren Robin Lopez'in yerine ilk 5'e yerleşmesi bence doğru hamle olacaktır. Pietrus da atletik yetenekleri ve üçlük thedidiyle rotasyonda sağlam bir yer bulacaktır. Ama kimse ondan büyük bir patlama yapmasını beklememeli, nitekim Warriors yıllarında bile çılgın tempoya rağmen göz kamaştırıcı bir oyun sergilememişti. Zaten oyun zekası pek yüksek değildir, bu yüzden çok da beğenmem kendisini. Elbette son olarak Vince Carter var, o da J-Rich'in yerine monte edilecek. Carter'ın son 1.5 senesine bakınca, bu alanda Suns bir adım geri atmış gibi gözüküyor. Zaten J-Rich, Carter'a göre çok daha iyi bir set şutörü. Belki eskiden Carter'ın pozisyon yaratma kabiliyeti daha yüksekti ama Magic'te bunu pek gözlemleyemedik. O nedenle Nash ve Phoenix, Carter için bir nimet diyebiliriz. Hala pilinin bitmediğini kanıtlaması için, bulacağı bomboş pozisyonlara ihtiyacı var belki de.

Suns açısından, tabii ki ekonomik yönü de var bu takasın. Hido'nun 4 yıl sürecek olan 44 milyonluk kontratını sallarken, karşılığında daha hafif ve geleceği parlak olan Gortat'nınkini aldılar. Ayrıca Pietrus'un sözleşmesi de iki sene içinde bitiyor. Kısacası ufak çaplı bir yeniden yapılanma başlıyor yani. Ama ısrarla Nash'i takas etmeyeceklerini söylüyorlar. Ben çok da inanmıyorum buna. Bu kadronun ne gibi bir iddiası olabilir ki zaten? Eğer doğru fırsat çıkarsa karşılarına Nash'i de göndereceklerdir. Tabii ne zaman olacağı muamma. Nash hakkında çıkan dedikoduları yalanlasalar da, Childress'ı göndermeye çalıştıkları neredeyse kesin gibi. Tabii onun da Hedo gibi performasına oranla balon bir kontratı olduğunu unutmayalım. İşleri biraz zor gibi. Kısacası Amare'nin ayrılmasıyla beraber, 6 senelik Suns'ın ışıldadığı dönem sona erdi diyebiliriz. Belki bu sene batının alt tarafındaki takımlar zorlu dönemlerden geçtikleri için playoff yapabilirler ama ilerisi için bulutlu ve hüzünlü günler gözüküyor Arizona'da. Hele Nash'i de yollarlarsa...

Peki Wizards niye Arenas'ı gönderip, Lewis'i aldı? Hemen onu da cevaplandırayım: 2012/13'ün sonunda Lewis'in sözleşmesi biterken, Arenas'ın bir sene daha 23 milyonluk alacağı vardı, ondan kurtuldular. Ayrıca Wall ile yola devam etmek istiyorlar yeniden yapılanma sürecinde. Gayet mantıklı. Ha belki daha kısa bir kontrat bulabilirler miydi yeterince arasalar? Bence bulabilirlerdi. Ayrıca Rashard Lewis'e aldığı balon kontrat nedeniyle gıcığım vardır. O yüzden ne kadar doğru bir hamle bilmiyorum. Zaten 4 numarada Blatche'e sahipler. Belki de Lewis'i eskiden başarılı olduğu pozisyona yani 3'e kaydıracaklardır. İşte bu ilgimi çekebilir gibi geldi ilk anda ama sonra hatırladım: Lewis son 4 senede aldığı kilolar ve yaptığı kaslarla bir hayli yavaşlamış durumda. Garnett'i bile penetre ederek geçemediğini gördük playofflar'da. Kısa forvetlere karşı rezil olur valla. O yüzden Wizards'ın rotasyonu nasıl bir hal alacak bilmiyorum.

19 Aralık 2010 Pazar

Yeni Çehresiyle Orlando Magic (Analiz)

Çoğu analizim gibi, kısa tutmaya çalışsam da bir hayli uzun oldu. Dişinizi sıkıp okursanız sevinirim.

Evet efendim, dün Hidayet, J-Rich ikilisinin ve Arenas'ın takaslarına tek tek değinmiştik blog'da. Bugün sırada kocaman bir Orlando Magic analizi var. Her zaman yaptığım gibi başta bir özetini çıkarayım takasın.

Gilbert Arenas (Wizards), Hedo, J-Rich, Earl Clark (Suns) --> Magic
Rashard Lewis (Magic) --> Wizards
Vince Carter, Pietrus, Gortat, 3 milyon $, 2011 ilk tur draft hakkı (Magic) --> Suns

Bu yazıda direk Magic'i ele alacağım, daha sonra kısa yazılar halinde Suns ve Wizards'a da değinirim. Efendim artık hepimiz biliyoruz ki, Vince Carter en son 2 sezon önce gerçek Vinsanity idi. Bir buçuk yıldır izlediğimiz Carter, hem Magic'in hem NBA severlerin beklentisinin çok ama çok uzağındaydı. Üstelik Hidayet'in yerine o geldiği zaman, Magic oyun kurmak açısından birkaç adım geriye gitmişti. Eh aldığınız yıldızın, ışıltısı sönmüşse, üstelik takım oyununun en büyük katalizörü Hedo'yu gönderip yaptıysanız bu takası, işler iyi gitmemiştir. Magic de zaten bir buçuk senedir şampiyonlukta adı geçecek seviyeden uzaktı. Bir hamle yapmaları gerekiyordu ve Hidayet, J-Rich, Arenas üçlüsünü takıma katmaya karar verdiler.

Carter'a değindim, biraz da Lewis'e değineyim. Blog'u uzun süredir takip edenler biliyordur. Rashard Lewis'in aldığı senelik 20 milyon dolar değerindeki kontratın ne kadar fazla olduğunu pek çok kere eleştirmişimdir. Bana göre böyle bir oyuncuya max kontrat vermek büyük salaklıktır. Max kontratı, takımı taşıyacak oyuncunuza verirsiniz. Rashard Lewis taşımayı geçtim, ikinci opsiyon olabilecek kapasitede bile değildi. Hele bu sene sergilediği oyunla bırakın maksimum kontratı, takımın 3. opsiyonu olmasını, ancak Ortalama bir playoff takımının rotasyon oyuncusu seviyesindeydi. Onu 3 senelik leş gibi kontratıyla kim alırdı? Ancak Arenas karşılığında Wizards alırdı herhalde.

Diğer ayrılan isimler ise Gortat ile Pietrus. Magic'ten gidenler arasında muhtemelen en çok aranacak olan adam Gortat. Çünkü hepinizin bildiği gibi artık Magic'in Dwight'ı yedekleyecek bir uzunu kalmadı. Tabii Ryan Anderson'ı ve Orton'ı saymazsak, ki bir zahmet saymayalım onları. Belki Bass kısa süreler pivot oynayabilir ama o da bildiğimiz cüce yani. Gortat dediğim gibi çok büyük bir eksik olacak ama kadroya bir pivot ekleyeceklerini düşünüyorum. Çünkü bir düşünün Dwight faul problemine girince ne olacak? Ben açıkçası düşünmek bile istemiyorum, SVG'nin de rüyalarına girer herhalde bu ihtimal. Şu 1-2 hafta içinde Dampier/Kwame tadında bir pivot gelecektir, daha doğrusu kesinlikle gelmeli. Pietrus ise en iyi dış savunmacısıydı. Onu da kaybettiler. Şimdi Pierce, Wade ve LeBron'u kim tutacak? Hedo mu, J-Rich mi, Redick mi, Arenas mı? Korkunç gerçekten. Yoksa fena savunma yapmasa da alacağı dakikalar iyice azalan Q-Rich mi? Barnes'ı Lakers'a kaptırmanın faturası bu diyebiliriz. En azından Q-Rich'ten daha güvenilir bir dış savunmacıydı. Şimdi rakibin en önemli silahını yavaşlatmakta sıkıntı çekebilirler. Tabii buna karşılık 1.5 senedir işin savunma tarafında yatan, perde geldiği zaman hayata küsen Carter yerine, J-Rich olacak ilk 5'te. Savunmasıyla ünlü olmasa da, Carter'la kıyas kabul etmez.

Gelelim yepisyeni Magic'imize. Bir kere Stan Van Gundy şunları açıkladı: Nelson ilk 5'te kalacak ve Hidayet uzun forvet pozisyonuna yerleşmeyecek ilk 5'te. Yani şu şekilde oluşuyor kadro: Nelson - X - Y - Bass - Dwight. Arenas, Hedo ve J-Rich'ten biri kenardan gelecek. Dün arkadaşlarla konuşurken, bu adamın kesinlikle Arenas olması gerektiğini söylüyordum. Çünkü Dwight Howard ile en çok beraber oynaması gereken isimler Hedo ve J-Rich. Birisinin Howard'la kimyası çok iyi uyuşurken, diğeri boş atış şansı bulmak için Howard'a gelecek ikili sıkıştırmalara ihtiyaç duyacak. Yanlarında iyi oyuncular yokken, bu iki oyuncunun da verimi düşüyor. Öteki yanda Arenas'a bakıyoruz, maçın herhangi bir noktasında tek başına üst üste 20 sayı üretebilecek kapasitede bir skorer ve bunu yapmaya alışık. Bench'ten gelip rahatlıkla yedeklerin liderliğini yapabilecek bir isim. Zaten Arenas da hemen "Bench'ten gelmeye gönüllüyüm" demiş. Bunu 'problem çocuk' sıfatından kurtulmak için mi yoksa gerçekten içinden geldiği için mi yaptığını bilemiyorum. Amacı sadece o sıfattan kurtulmaksa ve içten içe "Benim ne işim var bench'te?" diyecekse, Magic ve kendisi açısından kötü bir sonun başlangıcı olur.

Üstteki resimde Lewis'in gittiğini öğrenen Bass'in tepkisini görüyorsunuz. Kendime göre ilk 5'i yaptım yani: Nelson-JRich-Hedo-Bass-Dwight. Kenardan gelecek ana oyuncular da Redick, Arenas, Q-Rich ve Ryan Anderson olacak. En önemli değişiklik elbette üçlük atabilen kısa forvetten bozma bir 4 numarada yerine gerçek bir uzun forvetle oynayacak olmaları. Tabii Bass de biraz ufak kalıyor diyebiliriz ama Lewis'ten 8 kat iyi savunma yapıp, rakiplerini box-out ettiğini unutmayalım. İki sezondur blog'dan SVG'ye bağırdım çağırdım Bass daha çok oynamalı, bench'te ne işi var diye. Sonunda beni dinledi bıyıklı babacan koçumuz. Ben ezelden beri şunu savunurum. Bir takım kısa forvetten bozma bir uzunla oynamamalı. Ha elbette bu tür oyunculara ihtiyaç var ve maç başına 20-25 dakika arası bir süre onlarla oynanabilir. Ama bu oyuncuları ilk 5'te başlatıp ana stratejinizi böyle belirleyince, rakibin uzun forveti sizin 4 numaranızı denize döker. Tabii elinizde Rasheed Wallace gibi üçlük atabilen gerçek bir uzun varsa olay bambaşka bir boyut kazanır, ayrı konu... Kısacası Magic doğru yolu buldu diyebiliriz. Rakipler kısa 5'le oynadığı zaman Hedo'yu 15-20 dakikalığına uzun forvette oynatacak Stan Van Gundy. Belki Anderson da Dwight'ın yanında görev yapar biraz. Ama sonuçta Bass maçların büyük çoğunluğunda boyalı alanda Dwight'a yardımcı olacak. Bass, Lewis gibi üçlüğe çıkabilecek menzile sahip değil belki ama Dallas'tan beri müthiş bir orta mesafe şutu var kendisinin. O nedenle içeride Howard'a yeterince alan kalacağını düşünüyorum.

Hedo ve uzun rotasyonuna değinmiş olduk. Kaldı geriye guard rotasyonu J-Rich ile Arenas. Aslında bu noktada SVG'nin elindeki opsiyonlar bol gibi gözüküyor ama aynı zamanda pek çok kısıtlama var. Öncelikle süre açısından bir problem var. 1-2-3 numaralı pozisyonlar için tam 6 aday var ki Duhon'u katmadım bile. Redick 20, Q-Rich 15 dakika bile alacak olsa, Hidayet 10-15 dakikalığına 4 numaraya kaymadan herkesi mutlu edecek kadar dakika çıkmıyor. Bunun dışında mesela J-Rich'in skorer kimliği ön plana çıkmayan bir oyun kurucuyla oynamasının çok daha verimli olacağını düşünüyorum ben. Magic'teki iki kötü seçenek arasında Nelson, J-Rich'in verimliliği için daha mantıklı gibi duruyor. Zaten Hidayet'in top dağıtımına olan katkısı da J-Rich'in işine yarayacaktır. Kısacası her şekilde yukarıda değindiğim gibi Arenas'ın kenardan gelmesi en mantıklı seçenek bence. Sorun bununla kalmıyor, eski lakabıyla Agent Zero, kenardan gelse bile elbette Nelson ile aynı anda sahada bulunacaktır en az 20 dakika. Bu süreçte, rakiplerin iri şutör guard'ları, bu ikiliye karşı şov yapabilirler. Hücumda bile ikisinin nasıl geçineceği meçhul ama Nelson'ın SVG'nin sisteminde, topsuz oyunda başarılı olduğu dönemler vardı. Bu açıdan çok büyük bir problem çıkacağını düşünmüyorum. Son problem ise şu: Celtics 2 sayı önde, maçın bitimine 3 dakika var, geri alanda hangi oyuncularla maçı bitireceksiniz? Daha doğrusu kim kenardan izleyecek? Bana kalırsa, maç sonlarını çok da iyi oynamayan Nelson veya son toplarda başarılı olsa da benim asla güvenemediğim J-Rich kenarda olmalı. Ancak kenardaki isim J-Rich diye varsayarsak, az önce yazdığım gibi oyun alanında Nelson-Arenas'a karşı rakip şutör guard'lar bayram edebilir. Yani kısacası SVG'nin vermesi gereken pek çok karar var. Üstelik bu kararları verirken, bütün oyuncuları da mutlu tutması gerekiyor. Nasıl bir denge sağlayacağına dair hiçbir fikrim yok.

Toparlamam gerekirse; Orlando'nun son 1.5 senede yaptığı ikinci ciddi takası olumlu karşıladığımı söylemeliyim. Vince Carter yanlışından (ki ben ilk yapıldığında doğru olduğunu düşünüyordum) çabuk döndüler. Gelecek vaat etmeyen bir stratejide ısrar etmenin mantığı yoktu. Magic'in yaptığı şey belli. NBA'de ve hatta dünyada boyalı alanı en iyi koruyan oyuncunun üzerindeki savunma baskısını Bass-Lewis değişikliği ile azalttılar ve geri kalan 3 oyuncuyla da çok büyük bir ofansif güç elde ettiler. Hedo'yu değişiklik olarak saymayalım, eski Golden Stateli Arenas ile J-Rich'in takıma ne kadar çabuk ve iyi uyum sağlayacakları Magic'in gidişatını belirleyecek. Elbette takımın 4 dış şutörden 3'e düşünce bir dönem afallamasını da bekleyebiliriz. Yani bu takasların sonucunu şimdiden bilmemizin imkanı yok. Ama Stan Van Gundy 1-2-3 rotasyonunu iyi oturtabilirse, Magic 2 gün önceye göre daha korkutucu bir takım oldu diyebilirim.

18 Aralık 2010 Cumartesi

Flaş: Hidayet Kürkçü Dükkanında !!

Az önce sadece haberini vermiştim, buyrun şimdi analizi. Yanda da anketi bulabilirsiniz:

İki sezon önce Carter'ı takas ile Nets'den neredeyse bedavaya alan Magic, bunun sonucunda Hedo'ya istediği parayı ödememiş ve takımdan göndermişti. Bir nevi takas etmişlerdi Hidayet'le Carter'ı yani. Şimdi gün geldi, devran döndü. Bu sefer de Carter'ı Phoenix'e gönderip yerine Hidayet'i aldılar. Milli oyuncumuzun yanında Jason Richardson ve Earl Clark da Orlando'nun yolunu tuttu. Phoenix ise Carter'la beraber Pietrus ve Gortat'ı aldı. Ek olarak 3 milyon dolar ve 2011 Draft'ındaki Magic'in ilk tur draft hakkı da Phoenix'e gitti. Bu yazının ana konusu Hidayet olacak, daha sonra Magic hakkında Arenas ile Lewis'i de içeren bir yazı yazacağım.

Toronto macerası neredeyse skandal bir sezonun ardından sona eren Hidayet bildiğiniz gibi soluğu Phoenix'te almıştı. Uzun forvet pozisyonu, Hedo'yu savunmada çok zorlayacak olsa da hücumda rakiplere kuracağı üstünlükle bir nevi Rashard Lewis rolünü oynayabilir diye düşünüyordum. Yanıldığımı gördüm, hem de ne biçim. Oyuncuların attıkları şutların neredeyse hepsinin bomboş olduğu bir sistemde bile Hidayet beklenen çizgiyi yakalayamadı. Bench'e çekilip, 3 numarada oynamaya başlayınca da değişen birşey olmadı. Hidayet 2009 sezonuyla kıyasladığımızda, yokları oynuyordu. Zaten Raptors'da geçen rezil sezon ile NBA'de kontratını en haketmeyen oyuncular arasında çoğu kişinin 1 numarasıydı. Phoenix'te de işler yolunda gitmeyince benim bile umudum kalmamıştı.

Öte yandan Carter'da beklentilerinin yarısını bile bulamayan Magic, son 6 maçın 5'ini kaybedince bir hamle yapmak durumunda hissetti. Arenas-Lewis takasının (onu da Soner yazıyor) yanı sıra Hidayet ve Jrich'i de kadroya kattılar. Artık NBA'de pek çok taraftar için dalga konusu konusu Hidayet'e de son bir şans verildi diye düşünüyorum. Tam 5 sezonunu geçirdiği, takımdaki bireylerin neredeyse hepsiyle olduğu, sistemini ezbere bildiği Orlando'ya gitmesi kadar büyük bir nimet yok. Keza aynı şekilde Orlando'nun da, Howard ile pick & roll oynayacak, takımda oyunu yönetecek birine ihtiyacı vardı. Yani karşılıklı bir çıkar ilişkisi olacak Hidayet ile Magic arasında. Kimin biraz daha çok ihtiyacı vardı derseniz, Hidayet'in derim. Çünkü Hidayet son bir buçuk senedir gösterdiği performansla nereye giderse gitsin başarılı olması çok zor gibiydi. Zaten bu haliyle onu kim alırdı ki? Ancak işte geçmişte neler yapabildiğini gören, onunla gönül bağı olan ve ona ihtiyacı olduğunu anlayan Magic alırdı. Başkası değil. Ben geri kalan 28 takımdan hiçbirinin Hidayet'i almayı aklından bile geçirmediğine eminim.

Kısacası Magic için de Hidayet için de son derece hayırlı bir takas oldu. Ama tek bir sözüm var Hidayet'e. Artık kürkçü dükkanında da TBL basketbolcusu kıvamındaki performansını sürdürürsen, oradan Türkiye'ye erken gelip, Fenerbahçe'de jübileni yaparsın herhalde. Puzzle'ın parçaları yerine oturmuşken, karakterinde pek olmasa da ciddi bir istek ve hırs görmek istiyorum senden: NBA'e "Ben düşündüğünüzden çok daha iyiyim" mesajı vermek için...

Not: Aman derim umarım Van Gundy, Hidayet'i Phoenix'te izledikten sonra Lewis'in yerine uzun forvet olarak monte etmeye çalışmaz. Orlando Magic açısından bu işin en kötü tarafı Dwight Howard'ın yedeğinin kalmaması; Ryan Anderson'dan başka tabii...

Edit: Stan Van Gundy az önce, Hidayet'i 4 numarada başlatmayacağını açıkladı. "Belki arada kısa 5'lere karşı uzun forvette kullanabiliriz" dedi. Ayrıca Arenas, J-Rich, Hedo üçlüsünden birinin bench'ten geleceğini söyledi.

27 Haziran 2010 Pazar

NBA'den Dünya Kupası Çıkarması

J-Rich ile Kobe, ABD - Gana maçında milli takımlarına destek verirken... Ancak destekleri yeterli olmadı ve ABD kaybetti.

1 Mart 2010 Pazartesi

Suns Ağır Saçmaladı

Az önce Suns-Spurs maçını izliyordum. Maç boyunca internetin yavaşlığından dolayı doğru düzgün seyredememiştim. Son 3 dakikada skorun yakın olduğunu görünce bir kez daha deneyeyim dedim ve şansa düzgün bir şekilde izleyebildim. Steve Nash'in Amare'yi beslemesi sonucu 8 sayılık farkı 2 dakika içinde 2'ye indiren Suns maçın bitimine 45 saniye kala maçı beraberliğe getirme şansını yakaladı. George Hill'in inanılmaz kötü bir pası sonucunda Dudley topu çaldı ve hızla rakip sahaya geçen Jason Richardson'a topu aktardı ama 2 smaç şampiyonluğu bulunan atletik oyuncu, bomboş smaca kalktığı pozisyonda, smacı kaçırdı. Büyük bir fırsatı kaçırdı ve maç burada Spurs'e geldi diyebiliriz.

Ama başlıkta Suns ağır saçmaladı demiştim, sadece Jason Richardson'a yüklenmemiştim. Bunun da nedeni bitime 4 saniye kala üçlüğün 1-2 metre gerisinden inanılmaz zor bir şutu sokarak farkın 1'e inmesini sağlayan Nash'in yaptığı bir hataydı. Bu üçlükten sonra hemen Ginobili'ye faul yaptılar ve 3.2 saniye kala fark 3'e çıktı. Suns'ın molası yoktu ve topu pota altından Nash'e aktardılar. Nash hızlı bir şekilde Spurs yarı sahasına geçti ve maç saatinde 0.5 saniye kala üçlük çizgisinin 1-2 metre gerisinden sıçradı. Ancak şut atmak yerine topu serbest atış çizgisinin orada bekleyen Frye'a aktardı. Buradaki saçmalık hem Frye'ın şut atıcak süresinin olmaması idi, hem de fark 3 iken, Frye'ın yüksek posttan atacağı 2'liğin anlamsızlığıydı. Belki Nash'in şutunun girme ihtimali düşüktü, belki arkasından zıplayan Hill'den blok yiyeceğini düşündü ama kendisi denese en azından Frye'daki gibi maçı uzatma ihtimalleri sıfır olmayacaktı. Spurs de maçı kazanmış oldu bu sayede.

Bu arada Jason Richardson'ın pozisyonu internete de düşmüş hemen:


Link

10 Ağustos 2009 Pazartesi

Günün Eğlencesi - 14

Ben bu pozisyonu, bugüne kadar nasıl izlememişim veya duymamışım ya. Muhteşem gerçekten. Jason Richardson iyi ki bunu Stephen Jackson'a falan yapmamış. Sahanın ortasında bıçaklanırdı vallahi.