BIY AD

19 Şubat 2011 Cumartesi

Darısı Bugüne


Link

Görmeyen varsa hala diye yukarı taşıdım. İzlenmeli izletilmeli efendim.

Dün geceki maçın açık ara en güzel hareketi ile karşımıza çıktı Wall-Griffin ikilisi. Zaten bir bu, bir DeJuan Blair'ın panyadan kendisine yaptığı asist, bir de Harden'ın 2 smacı vardı izlediğimize değen. Ama Wall-Griffin işbirliği apayrıydı. Smaç öyle inanılmaz değil. Tamam Griffin yapınca daha bir güzel duruyor ama defalarca kez görmüşüzdür ters alley-oop smacı. Pozisyonu özel yapan Wall'un yerden sektirerek attığı pas elbette. Harika bir pas ve bu yaratıcı fikir aklına geldiği için alnından öpmek istiyorum Wall'u. Yaptığı 22 asist için de ayrı bir tebrik gerek.

2011 D-League Dunk Contest Özeti


Link

Smaç yarışmasına saatler kala biraz gaza gelelim. Görntüler dün düzenlenen D-League smaç yarışmasından. Bazı, hatta belki de çoğu seneler NCAA veya D-League smaç yarışmaları NBA'dekinden çok daha güzel smaçlara sahne oluyor. Açıkçası buradaki oyuncular da hiç fena değiller ve çıtayı hayli yükseltmişler, bakalım daha göz önündekiler nasıl bir performans sergileyecek bu gece.

Tahminleri Alalım - 7

All-Star etkinliklerinin çoğu kişiye göre en eğlenceli günü geldi çattı. Doğrusunu söylemek gerekirse diğer organizasyonlara nazaran ben de bu yarışmalardan daha çok keyif alıyorum. Özellikle yaptıkları, afedersiniz ama, türlü şebekliklerle yarışmaların önüne geçip hakkaniyetine kasteden Howard ve Robinson'ın olmayacağı, yerlerine gösterişten alabildiğine uzak, sadece işinde en iyisini yapacağına dair beklenti uyandıran isimlerin olduğu smaç yarışmasını iple çekiyorum.

Lafı uzatmayalım, hazır All-Star haftasonunun en merakla beklenen günü gelmişken küçük bir oyun oynayalım dedik. "Yarışmaları kim kazanır" oyunu... Yan tarafta anket olarak ekledik gerçi ama bireysel olarak daha çok anlam ifade edeceği için bu postun altında yorum olarak tahminlerinizi de almak istiyoruz. Benim içimden geçen isimler yetenek yarışması için Rose, üç sayı yarışması için Gibson ve smaç yarışması için elbette Griffin.

Benim tahminlerim ise Paul, Gibson ve Griffin. Üçlükte finale Gibson, Allen ve James Jones'un kalacaklarını düşünüyorum. Çoğu kişinin favorisi Dorell Wright hala gerçek bir şutör olduğunu kanıtlamadı bence. Smaçta ise McGee plase olarak Griffin'in karşısına çıkabilir finalde. /Can

NOT: Bütün kategorileri doğru bilen ziyaretçilerimize herhangi bir ödül veremeyeceğiz maalesef, yalnızca tebriklerimizi sunacağız. En olmadı nick altına methiye düzerdik imkanımız olsa ama hoşgörünüze sığınıyoruz...

Gecenin Hareketleri - 18 Şubat (6. Sıraya Dikkat)


Link

Başıkta da belirttim ama değerlendirmeye geçmeden evvel de uyarayım. Eğer son zamanlarda alışkın olmadığınız türden bir smaç görmek istiyorsanız direk 6 numaraya atlayın. Wall-Griffin ikilisinin hareketi halt etmiş bu adamın yanında. Benzer smaçları çok gördüm ama aynısını gördüğümü hatırlamıyorum. Eleman uçmuş uçmasına ama alt sıralara yollamışlar hareketi. Keza D-League smaç yarışmasından alınan diğer hareketler de aynı. Madem buraya koyuyorsunuz hakkını verin adamlara. Yani bu smaçların hakkı bu sıralar mı... Pippen'ın bloğu bayanları çok üzmüş olabilir ama dünya üzerinde ucundan dahi olsa basketbolla ilgilenen herkesi memnun etmiştir. Ne yalan söyleyeyim kendisinden beklemiyordum bu tarz bir hareket. Bunların haricinde elbette Wall'ın asisti çok iyi.

Vitrine Çıkıyorlar

Gündem All-Star olduğundan biraz magazinsel bir haber paylaşalım. All-Star organizasyonu herhangi bir maçtan çok ekonomik açıdan da önem taşıyor şüphesiz. Bir çok yıldız ismin katıldığı organizasyon olunca sponspor firmalar da bu hafta sonunu boş geçmiyor haliyle. Üç ayakkabı firması oyuncuları için ürettiği yeni model ayakkabıları bu hafta sonunda piyasaya çıkarıyor. Muhtemelen oyuncular da pazar akşamı maçta bunları giyeceklerdir. Garnett-Rose ve Durant'ın yeni ayakkabıları görücüye çıktı. Ben en çok Durant'ınkini beğendim içlerinden.


Silvered-up Anta KG1

all yellow adiZero Rose

reddified Nike Zoom KD3

Çaylaklar Yine Kazandı

Çaylaklar 148 - İkinci Yıl Oyuncuları 140
Oturup uzun uzadıya teknik-taktik analizi yapmayacağım. Zaten maç pek lüzumlu değil, bir de uykusuzluğun üzerine salondan dönem dönem yükselen çocuk çığlıkları iyice çekilmez bir hale getirdi. Efes maçlarındaki sirenden bile beterdi diyeyim siz anlayın. Çaylaklar ilk devrenin ortalarından itibaren yakaladığı skor üstünlüğünü maç boyu sürdürdü ve maçı 148-140 kazandı. Bu tarz karşılaşmaları daha çok isteyen taraf kazanıyor ve genellikle ciddiye alan oyuncular da MVP oluyor. John Wall maç boyunca arkadaşlarını oyunun içinde tutmaya çalıştı ve 22 asistle bu organizasyonun asist rekorunu kırdı. Griifin'e yaptığı muazzam asisti aşağıdaki videoda izleyebilirsiniz. Onun haricinde maçın başında burnuna darbe alan Griffin yürekleri ağıza getirdi ama neyse ki önemli bir şeyi yokmuş. Gayet sağlıklı bir şekilde devam etti karşılaşmaya ama 14 dakika gibi kısıtlı bir süre aldı. Malum, yoğun bir haftasonu bekliyor kendisini. Bir de Blair'in panyadan alıp vurduğu smaç ve Ibaka'nın 2'de 2 üçlük atması aklımda kalmış maçtan geriye.


Link

Şöhretler Maçı

Linki geç bulabildiğim için sadece ikinci yarısını izleyebildim maçın. Elbette bütün gözler Justin Bieber'ın üzerindeydi ama o biraz beklesin, öncelikle değinmemiz gerekenleri yazalım. Doğu takımının koçu Bill Walton, batı takımının koçu ise Magic Johnson'dı. Karşılaşmayı Pippen, Mullin ve Richmond'lı doğu takımı 54-49 kazandı. Pippen'ın formundan ve kalitesinden bir şey kaybetmediğini gördük yıllar geçse de. Bir ara yağmur gibi yolladı üçlükleri. Bir de Bieber'a koltuğunun altıyla yaptığı bir blok var ki o bloğun ardından Amerika'daki genç bayan nüfusunda azalma olmuştur diye tahmin ediyorum, intihardan dolayı. Richmond, şortuna benden iki tane sığacak hale gelmiş, ben de çok zayıf bir adam sayılmam. Mullin gençliğinde de pek genç gibi göstermiyordu o yüzden anlayamadım ne kadar yaşlandığını. Ama yıllar en çok Jalen Rose'a acımasız davranmış. Görünce şaşırdım kendisini, kaç kilo olmuş bilmiyorum ama inanılmaz şişmiş. MVP yanılmıyorsam sms ile belirlendiği için, fotoğrafta arka planda gördüğünüz tarzdaki bayanların oylarıyla Justin Bieber oldu. Koskoca Pippen'ı geride bıraktı ya helal olsun çocuğa. Kendisi basketten birazcık anlıyor ama pek yetenekli değil. Bir şut attı mesela panyayı zor buldu, az kalsın tribünlere gönderiyordu topu. Ama genç yaşta olsa dahi şöhret gelince özgüven tavan yapıyor demek ki. Sanki takımın yıldızıymışçasına, Kobe gibi, sürekli top isteyip durdu hücumlarda, elini bir indirmedi aşağı.

18 Şubat All-Star 2011 Programı

19 Şubat Cumartesi 02:00 / Ünlüler Maçı
19 Şubat Cumartesi 04:00 (NTV Spor) / Çaylaklar - İkinci Yıl Oyuncuları Maçı


Öncelikle, ünlüler maçı kadrosu için tık; Çaylaklar maçı kadrosu için tık. İkinci yıl oyuncularında sakatlığı bulunan Tyreke Evans yerine James Harden'ın alındığını da aktarayım. Darren Collison falan dururken, bir hayli ilginç bir seçim ama çok da umrumda değil.

Ne yalan söyleyeyim, iki maçı da izlemeyeceğim. Bunun sabah erkenden işim olmasıyla da alakası yok. Hiç ama hiç ilgimi çekmiyor. Bir ihtimal ayakta olsam bile izlememiş olduğum bir Oscar filmini falan izlemeyi tercih edebilirim bu iki maç yerine. Aslında düşününce biraz abartmış olabilirim, yapmadığım şey değil abartmak. Sonuçta Griffin faktörü sayesinde seyredilebilirliği artıyor. Bu da çaylağımızın ne kadar büyük bir iş yaptığını gösteriyor bu sene bize. Ama daha smaç yarışması ve All-Star maçında da yer alacağı için, bugün az dakika alabilir. İkinci yıl oyuncuları her sezon olduğu gibi yine bir adım önde tabii ki.

18 Şubat 2011 Cuma

Pişmiş Tavuk Redick


Link

On gün içinde ikinci kere olunca vereyim dedim. Redick'in şutlarına lafım yok, hatta hücumunu da bir hayli geliştirdi sadece set şutörü değil artık. Son 2 aydaki formsuzluğu tamamen ayrı hikaye, ben genel olarak konuşuyorum. Hatta savunmada bile arada sırada rakiplerinin önünde kalmayı başararak şaşırtıyor bizleri. Ama son günlerde bileklerine, itibarına kastedip duruyor rakipler. Önce Foye ardından da Hinrich bileğini kırdı müthiş şutörün. Foye'unkini aşağıda görebilirsiniz. O pozisyon sayıyla bitince otomatikman Top 10'da yer almıştı. Bu sefer Redick yere 2.80 yapışırken farkediyor ki yine rezil olacak cümle aleme, "Bari günün hareketlerine girmeyelim" düşüncesiyle faulü yapıyor Hinrich'e. Ama NBA.com'da hareketleri hazırlayanlar yine de es geçmedi ve dün Hinrich yerini aldı Top 10'da yine. En kötüsü de takım arkadaşlarının onunla böyle dalga geçmesi olsa gerek. Özellikle Nelson'ın taklidi çok matrak... Ama en azından gayet olgunlukla kendisi de gülerek karşılıyor bu olayı.


Link

Sessions'a Talip Var

Sakatlıklar sonrası bir türlü rotasyonu oturtamadı Cavaliers ve NBA tarihine geçtiler belki ama sanmayın bu durumdan takımdaki herkes olumsuz etkilendi. Mesela Eyenga, kim tahmin edebilirdi ki maç başına 25 dakika süre bulabileceğini. Veya Harris, Hollins, herhangi bir NBA takımında rotasyonun bu kadar içerisine dahil olabilmelerini kim bekliyordu? Yazımızın baş kahramanı Sessions'ın bu isimlerden tek farkı bulduğu sürelerde kendini daha çok gösterebilmesi oldu. Mo Williams ve Daniel Gibson'ın sakatlıkları sonrası Sessions'a gün doğmuştu ve kendisini ilk 5'te bulmuştu genç oyuncu aylar sonra. Belki de bulduğu süreleri en iyi değerlendiren isimdi kendisi Cavs adına. Öyle ki bir çok talibi kapıya dayanmış takas için...

Bu taliplerden yalnızca üç tanesinin ismi medyaya sızdı şimdilik. Hawks, Knicks ve Blazers... Söz konusu bu takımların Sessions karşısında takasta kimleri göndereceğine girmek istemiyorum çok uzamasın diye yazı. Ama Sessions'ı tek tek adı geçen takımlara yollayalım ve bakalım iş yapabilme ihtimali ne kadar.

Hawks: Birinci oyun kurucuları Bibby. Sessions gelip kendisini kesemez ve benchten katkı verebilir. Hatta isolation hücumda penetreleriyle etkili de olabilir. Ama Hawks adına Jamal bir numara pozisyonunda da süre buluyor. Ayrıca halen bir umutları var mı bilmiyorum ama kenarda bir de Teague var. Hawks ligin benchten en az katkı alan takımlarından biri belki ama esas sorunları forvet ve uzun pozisyonlarını yedekleyememeleri.

Knicks: İşe yarar mı yarayamaz mı kestiremiyorum. Hızlı tempoya yatkınlığı, açık alanı sevmesi ve saha görüşünün iyi olması Knicks ile uyuşan özellikleri. Ancaak, eğer D'Antoni'nin takımına gidiyorsanız şut, özellikle de dış şut atmalısınız. Sessions bu konuda ligin belki de en kötü oyun kurucusu. Bir de Toney Douglas var tabi. D'Antoni kendisine güveniyor ve epey süre veriyor. Eğer Douglas gidecekse Sessions denemeye değer olabilir.

Blazers: Miller'ın arkasında Mills ve her ne kadar McMillan kendine pek şans vermese de ileride çok iyi olacağına inandığım Armon Johnson var. Kısaca olmaz buraya Sessions. Değmez kendisi için bu genç oyuncuların önünü tıkamaya.

Tim Duncan All-Star İlk 5'inde

Popovich dün gece Yao'nun yerine Duncan'ı pivot olarak ilk 5'e koyacağını açıklamış. Hem şaşırtıcı hem değil... Öncelikle şaşırtıcı çünkü Duncan benim de dahil olduğum büyük bir çoğunluğa göre All-Star'ı haketmiyordu bile. Kariyeri göz önüne alınarak koçlar tarafından seçilmiş olması bile yeterince büyük bir sürprizdi. Şimdi bir de Popovich, Spurs'den öğrencisini ilk 5'e yerleştirdi. Gasol çok daha fazla hakediyordu örneğin ilk 5 çıkmayı. Öte yandan Popovich bildiğimiz gibi NBA'e girdiğinden beri Duncan'ın koçu. Ayrıca aralarında baba-oğul ilişkisine benzeyen bir yakınlık ve birbirlerine karşılıklı duydukları müthiş bir saygı var. Eh bu sene de Duncan'ın muhtemelen son All-Star'ı olacak gibi gözüküyor, bütün bunlar üst üste gelince Popovich'in Duncan'ı bu şekilde onurlandırmasını anlayabiliyorum. Ama ben Popovich'ten duygularını bir kenara koymasını ve Gasol'u ilk 5'e almasını bekliyordum.

Gecenin Hareketleri - 17 Şubat


Link

Matrix Carter'a yaptığı blokla eski takımına büyük bir darbe vurarak geri dönmelerine izin vermiyor. Manu'nun smacı iş işten geçttikten sonra geliyor. Belki de bu yüzden hakkını yemişler. Bence gecenin en güzel hareketiymiş.

NBA'de Bugün - 17.02.2011

Spurs 99 - Bulls 109
Lig lideri Spurs All-Star arası öncesi çıktığı son maçta evinde başarılı sonuçlara imza atan Bulls'a teslim oldu. 9 maçlık uzun bir deplasman turnesinin son maçına çıkan San Antonio her ne kadar ligin deplasmanda en başarılı takımı olsa da bu seride 3.kez kaybetti. Doğu zirvesinden kopmak istemeyen Chicago ise kazanması gereken bir maçı çok önemli bir mesaj vererek kazandı ve aradaki maç farkını korumayı başardı. Spurs'e karşı ribaundlarda çok aktif olan ve boyalı alanı da oldukça verimli kullanan Chicago maçı getiren istatistiklere buradan ulaştı. Rakibinden 12 fazla ribaund çekti Chicago maç boyunca.

Rose Mvp gibi oynamaya devam ediyor. Şu sıra sergilediği performansla adı bu ödül için en çok geçen oyunculardan biri olan Rose dün gece Spurs potasına 42 sayı göndererek kariyer rekorunu kırdı. Rose 42 sayının yanında 8 asist-5 ribaund ile diğer alanlarda da etkili olarak dikkat çekti. Ömer Aşık 15 dakika kadar forma giyerken 2 sayı-4 ribaund-1 blok ile galibiyete katkı sağladı. Spurs cephesinde ise kaçan fauller dikkat çekiyor. 10 sayılık bir fark olsa da kaçan bu faullerin sayı olması durumunda maçın çok farklı olacağı da bir gerçek. Rose karşısında Parker 26 sayıyla direnmeye çalışan isim olurken, Batı'da pazar akşamı ilk beş çıkacak olan Duncan 14 sayı-9 ribaund ile mücadele etti. Chicago böylece üst üste 4. galibiyetini alarak All-Star arasında formda girmeyi başardı.

Mavericks 112 - Suns 106
Batı'nın en iyi 2. takımı olan Dallas play-off yarışı veren Suns'a acımadı ve deplasmanda rakibini devirmeyi başardı. Lakers'ın üst üste mağlubiyetleri sonrası Batı'da 2.liğini perçinleyen Dallas rakibiyle aradaki farkı bu maçla beraber 2.5 maça çekmeyi bildi. Dönüşü merakla beklenen Beaubois dönüşünün ikinci maçında ilk beş başlayarak dikkat çekti. Stevenson'un yerine onu görevlendiren Carlisle oyuncusunu 19 dakika oyunda tuttu ve 9 sayı-2 asistlik verim aldı. Suns bu yenilgi ile beraber 2.5 maç geriye düştü Utah'tan. Elbet tabi kalan 24-25 maçlık fikstür göz önüne alındığında 2.5 maç çok küçük kalmakta ancak şunu söyleyebilirim ki Suns adına hedefsiz takımlara kaybetmemeyi öğrenmeleri lazım.

Dallas'ın yıldız ismi Dirk Nowitzki takımına galibiyeti getiren isim oldu çoğu zaman olduğu gibi. 35 sayılık bir katkı sağlayan Nowitzki'nin aynı zamanda bunu 13/18 isabetle yapması dikkat çekici noktalardandı. Benchten her zamanki gibi iyi bir skor desteği alan Dallas'ta Terry 16 ve Marion 12 sayılık katkı sağladı. Suns cephesine bakacak olursak takımını play-off'lara taşıyabilmek için canla başla mücadele eden Nash 15 sayı-14 asist ile başarılı bir performans sergilemesine rağmen istediğini alamadı maçtan. Suns'ta ilk beşin tamamı çift haneli rakamlara ulaşırken Frye'ın 24 sayıyla takımının bir kez daha en skorer ismi olduğunu belirtmemiz gerek. Maç öncesi yorumlarda onun performansının kazananı belirleyeceğinden konuşuyorduk, başarılı da mücadele etti ancak Suns'un yenilgisini engelleyemedi.

Yetenek Yarışmasına Katlacaklar Belli Oldu

Taco Bell Skills Challenge adı altında düzenlenecek olan yetenek yarışmasına katılacak 5 isim dün gece belli oldu. Organizasyon tarafından Chris Paul'ün yarışmaya katılacağı daha önceden söylenmişti zaten ve geriye 4 oyuncu kalmıştı. Hatırlayacağınız gibi bu 4 kişilik kontenjan için Derek Fisher, Baron Davis, Tyreke Evans, Tony Parker, Stephen Curry, Derrick Rose, John Wall ve Russell Westbrook adaydı. Bu adaylar arasından yaklaşık 3 haftadır süren halk oylaması sonuçlandı ve yarışmaya katılacak isimler şu şekilde belirlendi:

- Stephen Curry
- John Wall
- Russell Westbrook
- Derrick Rose
- Chris Paul


Öncelikle, eğlence amaçlı bir yarışma olduğu için seçimleri çok fazla eleştirme gibi bir niyetim olmadığını söyleyim. Bu sebeple aşağıdaki yazdıklarımı tenkit olarak almayınız. Seçilen isimlerden Paul, Rose,Wall ve Westbrook, bu yarışmada yapacaklarına benzer tarzda hareketleri sezon boyunca sergiledikleri için ve zaten ön plana çıkan yetenekleri bu yarışmaya çok uygun olduğundan dolayı herhangi bir şikayetim yok. Ama Curry'nin yerine bir başkası olabilirmiş. Yarışmacıların genel profilinden çok ayrılıyor çünkü Curry artıları ve eksileriyle. Yarışma nazarında değerlendirecek olursak, Curry'nin diğerleri gibi ne sürati, ne keskin crossoverları, ne de çevikliği var. Belki bu konularda yeteneklidir ama parkede henüz görebildiğimizi söyleyemem. Pas yeteneği ve şutu elbette önemli artıları ve belki bu artılar aslında yarışmaya etki eden en önemli unsurlar. Ama ben yine de bu yarışmada bir şutörden daha çok ya hızıyla ya da paslarıyla ön plana çıkan bir oyuncunun alınmasını yeğlerdim.

Elenen adaylardan Evans zaten sakatlığı yüzünden All-Star haftasonunu kaçıracağını açıklamıştı. E, seçilecekler halk oylamasına tabi tutulduğu için Fisher'ın elenmesi zaten Allah'ın emriydi. Geriye kalıyor Baron ve Parker. Her ikisi de yarışma için oldukça uygun ve heyecan vericiydi. Ama benim tercihim Parker olurdu. Sebebiyse biraz duygusal. Ligin altını üstüne getiren Spurs All-Star etkinliklerine Popovich, Manu, Duncan, Blair ve Neal ile katılacak. Bunların yanında Parker'ı da orada görmek fena olmazdı hani. Hem Longoria başka aşklara yelken açmışken moral olurdu, kafasını dağıtırdı falan... Hazır yarışmacılar belli olmuşken tahminimizi de yapalım ki bilirsek fiyakamız olsun. Benim favorim Rose, siz de favorilerinizi ve görüşlerinizi yorum kısmına bırakabilirsiniz.

Harris Portland'a?

Hepimizin bildiği üzere New Jersey Nets takas döneminin en hareketli takımlarından biri. Her gün haklarında bir sürü takas dedikodusu çıkıyor ve bu çıkan dedikoduların çok büyük bir kısmı gerçekleşmeyecek. Fakat ben elimden geldiğince bütün dedikoduları yazmaya çalışıyorum.

Nets hakkında çıkan son dedikodu Harris'in Portland'a gidebileceği yönünde. Takasın diğer parçası ise Andre Miller. Miller'ın sezon sonu için takım opsiyonu var ve muhtemelen gideceği takım -veya kalırsa Portland- bu opsiyonu kullanmayarak kendisini serbest bırakacak. Yani bir nevi sezon sonunda kontratı bitiyor diyebiliriz Andre Miller'ın. Takasın içinde olabileceği konuşulan diğer isimlerin New Jersey adına Outlaw ve Morrow, Portland adına ise Rudy Fernandez olabileceği konuşuluyor. Açıkçası pek gerçekci bir dedikodu gibi gelmedi bana bu haber. Özellikle Harris'in Portland'a uyum sağlamayacağı görüşündeyim. Portland ligin en yavaş oynayan takımlarından birisi ancak Harris tam bi' bir numara olmadığı için yavaş tempoda defoları ortaya çıkan bir guard. Yarı saha oyununda tercih hataları yapan bir isim Harris.

Portland'ın ise Rudy Fernandez'i elden çıkarma isteğini makul görüyorum. Wesley Matthews'ın muhteşem çıkışı sayesinde Rudy Fernandez 2 numarada 3. tercih oldu ve son zamanlarda iyice formda olsa da, sezon başından beri son derece istikrarsız. Roy'un sakatlığında performansını yükselttiği maçlar oldu ancak saman alevinin ötesine gidemedi. Yine de hala değerli bir parça ve takas piyasasında alıcısı çıkabilir. Portland'ın skorer 1 numara eksiğinin olduğu düşünülürse Harris kağıt üzerinde doğru isim olabilir. Ama yukarıda açıkladığım gibi ben bu görüşe katılmıyorum. Outlaw konusunda ise, ellerinde o kadar kısa forvet varken, eski oyuncularını geri alıp ne yapacaklar merak ediyorum...

Evans All Star Hafta Sonunda Yok

Sakatlığı sebebiyle takımının 2 maçını kaçıran Evans aynı sebepten dolayı all-star hafta sonunda da yer alamayacak. Kendisi Los Angeles'ta olacakmış ancak All-Star'da yer almayıp doktorla görüşecekmiş. Bildiğiniz gibi Evans Rookie-Sophmore maçında 2. yılını geçiren oyuncular adına sahada olacaktı. Ayrıca yetenek yarışması için yapılan oylamada da yer alıyordu Evans. Dolayısıyla iki etkinlikte de yer alamayacağı belirtilmiş.

Ocak ayının ortasında yine sol ayağından bir sakatlık geçirdikten sonra sezon başına göre performansını yükselten Evans adına şanssız bir durum. Ayrıca kendisinin yerine Rookie maçında oynamak üzere Oklahoma City'den James Harden çağırılmış. (Darren Collison varken bu seçim bir hayli ilginç bnece /Can) Bu arada haberi görünce aklıma geldi, yetenek yarışmasına kimlerin katılacağının 17 Şubat'ta belli olacağı açıklanmıştı ve Amerika'da tarihin hala 17 Şubat olacağını düşünürsek yarışmacıların 1-2 saate açıklanacağını sanıyorum. Adaylar belli olunca o yarışma hakkında da birşeyler karalarız.

Cleveland Dün Akşam Kazandı mı?

İnternette son dönemde ortaya çıkan ve gün geçtikçe fanı sayısı artan bir site. Did the Cavs win Last Night? Facebook ve Twitter dünyasında sıkça paylaşılan ve adeta bir slogan haline gelen Did the Cavs win Last Night sitesi güncel olarak maç sonuçlarına göre güncelleniyor. Siteden çok birşey beklemeyin ayrıca. Resimde görüldüğü üzere 'Yes' yada 'No' yazıyor sadece. Slogan açısından bile son dönemde fenomen olan bir siteyi paylaşmak istedim. LeBron'un canlı yayında takımı terk edişi, Amerikan spor tarihine geçen uzuuun mağlubiyet serisi derken epeyce kendinden söz ettirdi Cleveland bu sezon negatif anlamda. Hali hazırda kendi adlarına sezonun en önemli galibiyetini almışken bu siteyi atlamak olmazdı.

17 Şubat 2011 Perşembe

17 Şubat Programı

18 Şubat Cuma 03:00 / San Antonio Spurs - Chicago Bulls
18 Şubat Cuma 05:30 / Dallas Mavericks - Phoenix Suns

Geldik All-Star arasından önceki son geceye. Gecenin ilk maçında Bulls evinde Spurs'ü ağırlayacak. Spurs deplasmanda ligin en iyi galibiyet yüzdesine sahip ekibi. Bulls ise evinde ekstra oynayan takımlardan. Biri savunmasıyla diğeri hücumuyla ön plana çıkan iki takım arasında sezon başında oynanan ilk maçı Spurs almıştı ama yanlış hatırlamıyorsam ilk devre boyunca Bulls üstünlüğü vardı. Konuk ekip adına Splitter'in görev alamayacak olması, Popovich'in çok güvendiği ve fark yaratan bench katkısını biraz sınırlandıracak. Sonucunu kestirmek çok zor, hangisi yense şaşırmam. İkinci maçta ise ligin en formda takımı olan Mavericks, Suns deplasmanına çıkacak. Gentry'nin rotasyonu oturtmasıyla Suns'ın çıkışa geçtiği bir gerçek. Dallas'ta ise Beaubois aylar sonra Kings karşısında parkelere döndü ve hiç fena görünmedi o maçta. Son zamanlarda Suns adına kilit bir rol üstlenen Frye'ın maçın kader adamlarından olacağını düşünüyorum. Gününde olup dış şutları yüzdeli atarsa ibre Suns tarafına kayar. Aksi halde güven vermeyen rakipleri karşısında Mavericks'i galibiyete yakın görüyorum.

İyi ki Doğdunuz Majesteleri

Basketbolun bu kadar ilgi görmesini, bu kadar sevilmesini sağlayan başlıca sebep... Ben şanslı olan kesimdenim. Playoff ve özellikle NBA Finalleri döneminde, sabah okul saatinden 2-3 saat önce kalkar onu izleyip öyle giderdim okula. Pek çok kişi o dönemde maçlarını izleme şansı dahi bulamadı, anca anlatılanlardan veya sonradan izlenilen videolardan kendisini tanıma fırsatı edindi. Ama gördükleri sayesinde, kimse Jordan'ın bu sporun 1 numaralı efsanesi olduğundan 1 gram bile şüphe etmedi. 48 sene önce bugün dünyaya geldi Majesteleri. İyi ki doğdun diyoruz basketbol tanrısına. O olmasa mesela, bu blog da hayatta olmayabilirdi muhtemelen...

Nene Houston'a mı?


Takas süresinin bitmesine 1 hafta kala piyasa iyice karışmış durumda. Ortada onlarca dedikodu dolaşıyor ve ligdeki çoğu takımın hamle yapabileceği konuşuluyor. Houston'da bu takımlardan biri. İyi kadroları olmasına rağmen bir türlü istenilen seviyeye ulaşamayan Rockets'ın da arayışta olduğu konuşuluyor. Rockets'ın istediği ismin ise Denver'lı Nene olduğu konuşuluyor. Houston'un ise Denver'a Nene karşılığında genç oyuncular ve draft hakları önereceği söyleniyor.

Öncelikle ben bu takasın olabilme ihtimalini oldukça yüksek görüyorum. Nene'nin sene sonu için oyuncu opsiyonu var ve Carmelo'nun da takımdan ayrılacağını düşünürsek Nene'nin yeniden yapılanmaya gidecek bir takımda kalmak isteyeceğini sanmıyorum. Denver'ın da bunu bildiğinden Nene'nin karşılığında birşeyler koparmak isteyeceğini düşünüyorum. Rockets ise takas yapabilmek için eli güçlü takımlardan biri. Ellerinde takasta kullanabilecekleri oyuncular mevcut. Battier ve Jeffries'in biten kontratlarının yanı sıra Terrence Williams, Aaron Brooks, Courtney Lee, Chase Budinger gibi sağlam parçalara sahipler.

Olaya bir de Rockets tarafından bakarsak, Scola'nın yanına Nene gibi kusursuz bir bitiriciyi ekleyerek pota altında müthiş bir ikili oluşturmuş olurlar. Ayrıca birinin basketbol tekniğinin, birinin de atletik yeteneklerinin üst düzey olduğunu düşünürsek müthiş bir ikili olacaklarını düşünüyorum. Takas hakkında kafamdaki tek soru işareti Denver'ın Aaron Brooks'u isteyip istemeyeceği, zira ellerinde Ty Lawson gibi çok değerli bir genç var ve onun önünü kesmek istemeyeceklerdir. Ancak Houston'ın yapabileceği pakette illa Brooks'a gerek olmayacaktır, daha önce de dediğim gibi ellerinde sağlam parçalar var.

Sporcunun Zekisi


Link

Görüntüler dün gece oynanan Hornets-Blazers karşılaşmasından. Blazers geriden gelerek öne geçmiş. Bitime bir dakika civarında var, fark 5 sayı ve rakibin umutlarının tamamen yok olması için küçük bir hamle yeterli. Eğer sayı yemeden topu ele geçirebilirlerse maç büyük ölçüde gelecek. Tam bu anda Rudy Fernandez sahneye çıkıyor... Önce Hornets adına müthiş bir maç oynayan Green'i blokluyor ama ardından yaptığı hareket daha etkileyici. Ayağının dışarda olabileceğini sezdiği için bir adım öne doğru atıp tekrar geriye doğru atlayarak topun çıkmasını önlüyor.

Gün içerisinde paylaşmıştık Miller'ın çakallığını. Rudy'nin bu hareketini tanımlamak içinse 'kurnazlık, üst düzey oyun zekası, çabuk karar verip uygulayabilme veya harika refleks' tabirleri daha anlamlı olacak sanırım. Belki de bu iki haeket sayesinde Portland evinde önemli bir galibiyet aldı dün gece. Gördüğünüz gibi basketbolda başarı çoğunlukla küçük detaylarda gizli oluyor ve özellikle İspanyollar bu oyunu çok iyi biliyor.

Çakal Andre Miller


Link

Sabaha karşı uyandığımda ilk yarısını ve son çeyreğinin bir kısmını seyredebildim Hornets-Blazers maçının. Wesley Matthews'a baştan bir selam çakalım, Chris Paul'a kariyerinin en kötü maçlarından birini yaşattı. Nefes aldırmadı adeta savunmasıyla ve Blazers playoff yarışında önemli bir galibiyet aldı.

Pozisyona gelecek olursak; üçüncü çeyrekte olduğu için ben canlı izleyemedim Soner'in dikkatini çekmiş de kaydetmiş. Nate McMillan mola istediğini belirtiyor. Andre Miller rakip sahaya geçip hakeme "mola" diyecek ve mola alınmış olacak. Bütün oyuncular hafif hafif bench'e doğru bakıp konsantrasyonlarını kaybettiği sırada bir anda gazı kökleyip turnikeye gidiyor. Bu bedava sayı sonucunda takımının mola almasına da gerek kalmıyor... Hornets'ta Ariza başta olmak üzere herkes hatalı bu baskette. Hakem düdük çalmadıkça savunma oyuncularının tetikte olması gerekirken, hepsi uyuyor...

Bunu daha önce Grant Hill ve Derek Fisher da yapmıştı. Ben en azından ikisinden birini veya hatta belki de ikisini birden paylaştım diye hatırlıyorum blog'da ama bulamadım. Hatırlayan var mıdır blog'da bunlardan birini gören? Grant Hill'inki aşağıda. Derek Fisher'ın turnikesi ise yanılmıyorsam kaçıyordu ancak Bynum tamamlıyordu. Onun youtube link'ini bile bulamadım. Onu da bilen varsa bir zahmet paylaşırsa sevinirim.


Link

Gay'in Sakatlığı Ciddi

Sezona play-off hedefi ile giren Memphis'in en çok güvendiği isim olan Rudy Gay, sezonun en kritik dönemlerini kenarda geçirecek. İki gece önce Sixers karşısında omzundan sakatlanarak oyundan çıkan Gay'in durumunun bir hayli ciddi olduğu ve en az 4 hafta parkelerden uzak kalacağı açıklanmış, bu da en az 10 maç demek. Memphis için kritik maçların oynanacağı dönemde çok önemli bir eksik olacak Rudy Gay. Batı'da şu an için 9. sırada bulunan Memphis'in bir üstündeki Utah ile galibiyet farkı bulunmuyor ve eğer All-Star arasından sonra takım aynı tempoda devam edebilirse play-off yapabilme ihtimalleri az değil. Ancak Memphis'in All-Star arasından sonra 10 maçlık fikstürüne bakınca insanın içi de kararmıyor değil hani. Denver-Spurs(2)-Hornets-Dallas-Thunder-Knicks-Heat gibi play-off seviyesindeki takımlarla oynayacaklar ve Gay'i fazlasıyla arayacakları açık bu dönemde.

Yılın Sürprizi - Cavs Los Angeles'ı Seviyor

Resim konuşuyor ama ben de konuşacağım bu konu hakkında. Sabahtan beri "Birşey yazacaktım ama ne?" diyordum kendi kendime. Az önce aklıma geldi, evet dün gece Cavs'in büyük bir sürpriz yaparak Lakers'ı yendiğini yazmayı unuttum. Bu da unutulur mu yahu? Oluyormuş. Aaaah aaahh bir de şu Clippers'ı yenmemiş olaydı arada Cavs, şu an ne dalga geçiyor olurduk Lakers'la. İnternetin nabzı sadece bu maçla atardı birkaç gün. Ama böyle dalga geçmeyecek miyiz? Elbette geçeceğiz. Ayrıca ilginç bir nokta da Cavs'in 29 maçta kazandığı 2 maçın da Los Angeles takımlarına karşı olması...

Lakers gibi bir takım nasıl olur da ligin en kötü takımına yenilir? Üstelik de Mo Williams 3 dakika oynadıktan sonra maçı tamamlayamamışken. Pota altında öyle bir üstünlükleri var ki anlatılamaz yani, dağlar kadar fark var bile yetersiz kalır. Zaten sabah kalkınca maçı izlemeye başladım, Gasol-Bynum içeride sanki çoluk çocukla oynayan yetişkinler gibi dalga geçiyorlar, adeta voleybol oynuyorlardı. Ama bir sorun var ki, Hickson ve Jamison ikilisi çok hareketliler ve pick & roll/pop yapınca Gasol-Bynum ikilisinin buradaki zaafları ortaya çıktı. Uzunlar dışarı çıkınca Lakers pota altı bomboş kaldı ve Sessions, oraya harika işledi. Buna elbette Lakers'ın isteksizliği ve 20'ye yakın top kaybı ile Cavs'in mücadele gücü eklendi. Tabii Kobe'nin de rezil seviyesinin bile altında oynadığını söylemeliyim. Bu sezonki en kötü Kobe'yi izledim yani. Bütün bunların sonucunda ortaya 48 dakikanın 46'sını Cavs'in önde götürdüğü bir maç çıktı. Ek not olarak şunu da vereyim: Üç kere üst üste yenilgi aldıklaru bu dönemde Kobe yalnızca %38 ile şut atarken, maç başına da 5 top kaybı yapıyor. Hey maşallah...

Aslında bir nevi geçen sezonki Celtics'in Nets mağlubiyetini andırıyor. Konsantre olamamak en baştaki sebep iki yenilgide de. Ama o gün Celtics hiç şut atamamıştı, rakip ise oldukça iyi bir günündeydi. Bugün Lakers'ın öyle bir derdi yoktu. Yani rakip inanılmaz iyi veya kendileri inanılmaz kötü günlerinde değillerdi. Ayrıca maçın sonlarında yaşadıkları mental problemlerin de önemli olduğunu düşünüyorum. Şu videoyu kestim çıkardım maçtan:


Link

Maçın bitimine 40 saniye var, fark sadece 3. Lakers 10 farktan geri gelmiş 1.5 dakika içinde. Cavaliers tam üç hücumdur bocalıyor, ya rezalet şutlar atıyorlar ya da top kaybı yapıyorlar. Bitmiş durumdalar yani, herkesin eli titriyor. Ama Lakers'da Shannon Brown gidiyor faul yapıyor. Hadi bir kere yanlışlık, bir hata oldu diyelim. Ya peki sonra Fisher'ın 33 saniye kala fark yine 3'e inmişken yaptığı ne? Kobe'yi delirtiyorlar sonunda: "Stop fouling. Fuck!" Hani herşeyi anlarım, o gün kötü gününüzdesinizdir, isteksizsinizdir, rakibi tın'lamıyorsunuzdur, geri düşersiniz hatta kaybedersiniz. Ama Cavs gibi bir takımı son saniyelerde köşeye sıkıştırıp yumruk üstüne yumruk atarken, böyle hatalar yapmak Lakers'ın tecrübesine yakışmadı.

Dedim ya biraz geçen seneki Celtics'i andırıyorlar. Celtics'e herkes "Bitti artık üç süper yıldız" falan derken, playofflar'da canlanıp NBA Finali'ne çıkmışlardı. Lakers'dan da benzer bir silkinme bekliyorum playofflar'da ama bunu yapamazlarsa da şaşırmayacağım...

Kırılmadık Rekor Kaldı mı?

Kevin Love dün gece Clippers karşısında attığı 18 sayı ve çektiği 18 ribaund'la bu sezonki 51. double double'ını yaptı. Böylece All-Star arasına kadar en fazla double double yapma rekorunu da George Mikan'dan devralmış oldu. Geçtiği ismin Mikan olduğunu duyunca şaşırmamak elde değil. Hani sonuçta istatistiki açıdan geride bıraktıı isim, basketbolun henüz basketbol olmadığı dönemlere ait. Bu da şüphesiz Love'ın altına imzasını attığı bu başarıyı daha değerli kılıyor. Aynı zamanda Love'ın serisini 42 maça taşıdığını da belirtmek gerek.

İnsan mısın Love? Bu adam için bir de "All-Star'ı haketmedi" diyenler vardı. Belki her sene, her takımın All-Star öncesi oynadığı maç sayısı farklılık gösteriyor ama yine de 60 senedir Love'dan daha fazla double-double yapmış bir oyuncu çıkmaması tesadüf değil. Daha önce de dediğim gibi yanında Milicic yerine daha iyi bir ribaundcu olsa istatistikleri düşebilir ama bu Love'ın balon olduğu anlamına gelmiyor. Hangi takıma gitse yüksek ribaund rakamlarına ulaşacak kapasitede bence. Hücumunu da gün geçtikçe geliştiriyor,ö zellikle şutlarıyla çok can yakmaya başladı artık. Biraz da savunma yapabilse tadından yenmeyecek.

Gecenin Hareketleri - 16 Şubat


Link

Redick'in savunmadayken düşmesi için karşısında adama bile gerek olmayacak yakında. Parkeye girmeden önce ayakkabılarını kenardaki paspasa silmiyor mu ne yapıyor artık. Jameer de arkadaşıyla makara yapacağına işine baksa iyi eder. Dalga geçilecek pozisyon ararsak eminim Redick'ten çok daha zararlı çıkar. Pacers adına her olumlu işi Vogel'a bağlamaya başladık haklı olarak. 8 numaradaki pozisyon için de Vogel'ın gelmesi McRoberts'a da yaramış diyelim düz mantıkla, adam uçuyor baksanıza. LMA'ın takip smacı güzel, smaçtan sonraki tripleri daha güzel. Eskiden Carter çok yapardı bunları, şimdi turnike attıktan sonra yapmaya başladı o. Pierce'ın smacı için spikerin tepkisi üzerine fazla yorum yapmaya gerek yok. Griffin sol elini geliştirmek istemiş gibi biraz. Eyenga'nın smacı ise yerini kesinlikle hak ediyor.

Kafayı Yarması Yakındır


Link

Bugünün geleceğini biliyorduk hepimiz. Zaten geçmişten de kanıtı vardı. Griffin her maçta uçup kaçarken, illa ki bir gün kafayı gömecekti ya çembere ya panyaya. Neyse ki panyanın kenarları bu tip olayları engellemek için yumuşak bir malzemeyle kaplanmış durumda. Daha bu tür pozisyonları sık sık göreceğiz gibi, kendisi alışık olsa gerek zaten. Ne de olsa kolej kariyerinde de çakmışlığı var kafayı (aşağı bakınız). Ama yakında olayı abartıp kafayı çembere bile gömerse şaşırmam valla. Sallamıyorum yani ufak bir hesapla görebiliyoruz: Boy 2.08, sıçrama kabiliyeti tam 1 metre, toplayın etti mi 3.08, eh çember de 3.05 zaten. Yakındır 1-2 seneye çembere kafa atarken de görürüz...


Link

NBA'de Bugün - 16.02.2011

Lakers 99 - Cavaliers 104
Sezonun en farklı maçıydı Staples'ta oynanan Lakers-Cleveland maçı. 55 sayılık Lakers üstünlüğünü görüyorduk ki işin diğer yakasında işler açıkça söylemek gerekirse normal gitmedi. Cleveland oldukça konsantre bir şekilde çıktı maça, belki Staples'ta oynanan o maç tetikledi belki de son dönem oynanan iyi basketbol. Lakers ise deplasman turunun yorgunluğunu üstünde barındırıyordu ve kötü performansını Ohio'ya da taşımıştı. Üstüne bir de maçın hemen başında Kobe 2 faul alınca Lakers'ın maça olan konsantresini gözlemliyorduk zaten. Gasol hariç maç boyunca ayakta kalabilen isim olmadı Lakers'ta ki o da 30 sayı-20 ribaund ile ekstra bir katkı sergiledi. Takas dedikoduları çıkan Sessions belki de kendisini göstermek için en önemli maçta Lakers potasına 32 sayı gönderdi ve yanında da 8 asist yaparak takımını galibiyete taşıdı. Böylece sezonun ilk maçındaki skorun telafisini en azından galibiyet alarak yapmış oldu Cleveland.

Nets 80 - Celtics 94
Doğu lideri Celtics ilk üç çeyrek oldukça zorlandığı Nets karşısında son çeyrek oynadığı basketbolla sonuca g itti ve kazasız atlattı bu mücadeleyi. Özellikle ribaundlarda ve boyalı alan sayılarında rakibine karşı üstünlük kuran Nets ilk üç çeyrek boyunca zaman zaman önde dahi olduğu maçı kazanamadı. Son çeyrek vidaları sıkan ve savunma açıklarını kapatan Celtics 24-10'luk son çeyrek skoru ile galibiyete uzandı. Pierce 31 sayılık performansı ile takımını galibiyete götürürken Garnett ise 14 sayı-10 ribaund ile double-double yaptı. Nets cephesinde ise Lopez'in 18 sayısı galibiyete yetmedi.

Wizards 76 - Magic 101
Evinde oynadığı iyi basketbolla dikkat çeken takımlardan olan Orlando deplasman maçlarında bu sezon oldukça sıkıntılı olan Wizards'ı farklı geçmeyi bildi. İlk çeyrek ortada geçtikten sonra kalan bölümde üstünlüğü eline alan Orlando galibiyete kolay ulaştı. Son dönemin formda ismi Howard yine takımını sırtlarken maçı 32 sayı-10 ribaund ile tamamladı. Orlando skor 70'lerde iken Howard 30 sayıyı bulmuştu ve kalan bölümde kenarda oturarak galibiyetin tadını çıkarttı. Hidayet ise 6 sayı-5 ribaund-3 asist ile galibiyete katkı sağlayan isimlerdendi. Wizards cephesinde ise Wall rüzgarı esti ancak takım halinde kötü oynayınca onun performansının önemi kayboldu gitti. Wall 27 sayıyla maçı tamamlarken farkın etkisiyle o da son bölümlerde kenarda oturdu.

Heat 103 - Raptors 95
Chris Bosh'un Toronto'ya geri döndüğü maçta Heat zorlansa da rakibini geçmeyi bildi. Maç öncesi Bosh ve James tepki toplarken Wade alkış aldı. Zaman zaman ilk çeyrek Bosh topu aldığında da salonda yükselen homurtular dikkat çekiyordu. Maça üç ismiyle tutunan Heat kolay kazanabileceği maçta Bargnani'nin ekstra performansı sayesinde sıkıntılı şekilde kazandı. Toronto'nun olmayan savunması karşısında oldukça rahat bir hücum performansı sergileyen Heat, Bargnani'nin katkılarıyla maça ortak olmaya çalışan Raptors'u geçerek yolunda emin adımlarla ilerledi. Wade 28 sayıyla en skorer isim olurken, James ise 23 sayı-13 ribaund-8 asist ile triple'ın kıyısından döndü. Bosh ise eski takımına karşı 25 sayılık performansıyla dikkat çekti. Toronto'da son çeyreğin parlayan simi Bargnani ise 38 sayılık performansıyla takımını maç boyu ayakta tuttu ancak galibiyeti getiremedi.

Hawks 90 - Knicks 102
Doğu'nun iddialı iki takımını karşı karşıya getiren maçta Knicks, Msg'de Hawks'ı ikinci devredeki oyunu ile geçmeyi bildi ve All-Star arasına iki maçlık galibiyet serisiyle girdi. Nets maçında forma giymeyen Amare, Hawks karşısında 23 sayı-7 ribaund ile takımını sırtlayan isim oldu. Bir önceki maça Williams'ların kavgası damga vururken dün gece bu iki isim arasında tatsızlık yaşanmadı. All-Star arasına iyi girmeyi başaran Knicks'in adı sürekli takas dedikoduları ile geçiyor ve bakalım önümüzdeki hafta kadrosunda bir değişme olacak mı? Hawks cephesinde ise ilk beşin tamamı çift haneli skor üretirken 17 sayı-8 ribaund ile Marvin Williams takımının en etkili ismi oldu.

Kings 100 - Mavericks 116
Mavericks evinde Kings karşısında rahat bir galibiyet alırken dün geceki maçla beraber beklediği isim Beaubois'e kavuştu. Bu sezon ilk kez forma giyen Fransız oyuncu 13 sayı-6 asist ile galibiyette önemli pay sahibi oldu. Lakers'ın üst üste kaybettiği maçlarla ikinci sıradaki yerini sağlama alan Dallas'ta benchten gelen 62 sayılık katkı galibiyeti getiren ekstra noktalardandı. Başarılı üçlük yüzdesi ile dikkat çeken Dallas'ta Kidd 6/7 üçlük ile oynayarak 20 sayı üretti. Sacramento'da ise sürpriz bir isim sahne aldı maçta. Evans'ın forma giymediği maçta onun yerine ilk beş çıkan Jermaine Taylor 17 sayı-5 asist ile iyi bir performans sergiledi.

Hornets 96 - Blazers 103
Batı'da play-off sıralaması açısından oldukça önem arz eden maçta Portland çıkışını sürdürdü ve üst üste 6. galibiyetini elde etti. Uzun süre Batı2da 8. sıra için mücadele veren Portland üstündeki takımların kötü gidişinden de faydalanarak dün gece Hornets'i de geride bıraktı ve 5.sıraya kadar yükseldi Batı'da. Takımını taşıyan isim olan Aldridge dün gece de 34 sayılık katkısı ile başarılı bir performans sergilerken, Matthews 24 sayılık katkıyla galibiyeti getiren isimdi. Hornets cephesinde kötü gidiş devam ederken Paul 8 sayı-5 asist ile beklentilerin altında bir performans sergilerken 27 sayı ile oynayan West ve 24 sayı katkı veren Green takımı taşıyan isimlerdi ancak galibiyeti Hornets'e getiremediler.

Nuggets 94 - Bucks 87
Çıkan haberler ile bir Knicks'e bir Lakers'a bir de Nets'e gönderilen Melo dün gece takımını galibiyete götüren isim oldu ve kötü gidişe dur dedi. 38 sayı-12 ribaundluk performansıyla takımını galibiyete taşıyan Melo, All-Star öncesi takımına önemli bir galibiyet hediye etti. Ersan, Clippers maçında gözüne aldığı darbeden ötürü bu maçta forma giymezken 33 sayıyla oynayan Salmons takımı taşıyan isim olmasına rağmen galibiyeti getiremedi. Indıana'nın kaybettiği gecede kazanması gereken bir maçı kazanamayan Milwaukee için play-off umutlarının biraz daha azaldığı bir gece oldu.

Warriors 107 - Jazz 100
Batı'da dengeler ciddi şekilde değişmeye başladı. Portland2ın 5. sıraya kadar tırmanmasının yanında Sloan'ın istifası ile düşüşe geçen Utah son sıraya kadar geriledi ve Memphis ile eşit konuma geldi. Üst üste dördüncü yenilgisini alırken, üç maçlık galibiyet serisi yakalayan Golden State maç farkını 4 maça indirerek All-Star öncesi play-off yarışının içine girmeyi başardı. Golden State'i galibiyete götüren performans 35 sayı-7 asist ile Ellis'ten gelirken Utah'ın guardı Deron 18 sayı-11 asist-7 ribaund ile oynamasına rağmen kötü gidişe engel olamadı. Golden State'e maç kazandıran istatistik boyalı alandan geldi. Normal şartlarda Utah'ın üstünlüğü beklenirken boyalı alandan bulunan sayılarda 54-48'lik üstünlük sağlayan Golden State galibiyeti alan taraf oldu.

Pacers 109 - Pistons 115
Detroit kenardan kötü yönetilmesine karşın saha içinde oynadığı iyi oyunla dikkat çekmeyi sürdürüyor. Şubat ayının flaş takımı Pacers'ı evinde ağırlayan Detroit uzatma sonunda galibiyete uzanarak play-off yarışında bende varım mesajını verdi. Heat karşısında zorlu bir geri dönüşe imza atan ve çekişmeli bir maçın ardından Detroit deplasmanına gelen Pacers ilk çeyreği yine geri kapatmasına karşın geri dönerek maça ortak oldu ve uzatmaya da taşıdı. Ancak uzatmada yorgun düşen Pacers kolay teslim oldu. Yeni koçuyla ilk kez iki maç üst üste yenilen Pacers'ta Granger 28 sayı ile oynarken, Hibbert ise 29 sayı-9 ribaund ile oynadı. Pistons cephesinde ise Prince 25 sayı-11 ribaundluk performansı ile maçı kazandıran isim olurken, Pistons'ta var olma savaşı veren T-Mac 15 sayı buldu ve kariyerindeki 18.000. sayısını üretti.

Sixers 114 - Rockets105
Evinde play-off yolunda mutlak kazanması gereken bir maça çıkan Rockets, Sixers engelini aşamadı ve All-Star arasına kötü moralle girdi. Maç farkı son sıradaki Utah ile 5e çıksa da Batı'da neler olacağı hiç belli değil son iki haftada gördük bunu. Sixers ise son dönemdeki iyi basketbolunu sürdüren taraftı. İlk beş çıkan Meeks hariç her oyuncusundan oldukça iyi katkı bulan Sixers'ta Holiday 20 sayı-8 asist ile takımının en iyisi olarak göze çarptı. Ayrıca Iguodala 13 sayı-12 ribaund-10 asist ile oynayarak bu güzel galibiyeti triple ile süslemeyi başardı. Rockets ise üçlük çizgisinin gerisinden 9/32 gibi felaket bir isabet oranı ile mücadele etti. 6 üçlük bulan ve 35 sayı ile takımının en skoreri olan Lowry'nin çabaları galibiyeti getirmedi.

Clippers 98 - Wolves 90
Batı'nın iddiasız iki takımı dün gece karşılaştı. Maçı ilgi çekici noktaya getiren ise son dönemin formda isimleri iki All-Star oyuncu Love ve Griffin'in karşı karşıya gelecek olmasıydı. Karşılaşmada üstün olan taraf Clippers'tı ve Griffin 29 asyı-8 ribaund-5 asist ile takımını galibiyete taşıyan isim oldu. Maçın son bölümlerinde Griffin'in kafasını panyaya çarpması ise izleyenleri bir an için korkuttu. Minnesota maçlarının ilgi toplamasının nedeni kesinlikle Love'un double-double serisidir bu açık. Dün gece 18 sayı-18 ribaund üreten Love üst üste 42. double-double'ını gerçekleştirdi.

Küçük Detaylar (T-Mac'ten 18000. Sayı)

Bu sabaha karşı Pacers karşısında bulduğu 15 sayıyla 18.000 sayı barajını nihayet geçti Tracy McGrady. Nihayet diyorum çünkü işler yolunda gitseydi eğer, yıllar önce bu başarıya ulaşacaktı. Gelin görün ki bazı zamanlar rakiplerin yapamadığını sakatlıklar yapabiliyor oyunculara.

Aslında söz konusu skorerlik olunca T-Mac tartışmasız ligin gelmiş geçmiş en iyilerinden. Çünkü kariyerinin ilk ve son yıllarını garbage olarak değerlendirebiliriz. Bu dönemlerin, fazla süre bulamadığı veya sağlık sorunları yaşadığı için kendisine istatistiksel anlamda çok fazla getirisi olmadığını düşünürsek kariyerinin geriye kalan yıllarında ne büyük bir işe imza attığını kestirebiliriz. Özellikle Orlando yıllarında ligin altını üstüne getirmiş ve 2002-2003 yılında da 32 sayı-5.5 asist gibi inanılmaz bir istatistik tutturmuştu. Ama hücumunun ve takıma katkısının aynı derecede verimli olduğunu şahsen düşünmüyorum. Sayı krallığına ulaştığı yıllarda dahi bencilliği tartışılıyordu ve formasını giydiği takımları yeterli yerlere taşıyamamasıyla eleştirildi hep.

Her ne koşulda olursa olsun bir zamanların en iyi skorerinin şimdiki durumunu görüp de üzülmemek elde değil. Sakatlıklar sonrası bitme noktasına gelen bir kariyer ve buna rağmen ayakta kalmaya çalışan eski bir süper yıldız. Şimdilerde Stuckey'in 2 numarası olduğu bir takımda oyun kurucu rolünü üstlenmesi durumun ne kadar acınası olduğunu ortaya koyuyor maalesef.

Gay''den Tek Elli Serbest Atışlar ve Philly'nin Ayıbı


Link

Sabah Soner kaydedip koymuştu youtube'a ama bir türlü eve giremediğim için şu ana kaldı. Geçen sezon bir benzerini Nowitzki'den görmüştük, o tek elle değil, sol eliyle 2'de 1 atmıştı. Hatta sanki bu sezon da olmuş gibi geliyor bana. Gay ise faulden sonra omuzundan sakatlandığı için sol kolunu hiç kaldıramıyor bile ve tek sağ elini kullanarak atıyor serbest atışları.

Burada değinmek istediğim iki nokta var. Öncelikle, Gay'in sakat olduğu belli. Xavier Henry oyuna tamamen faul yapmak amaçlı girmiş, Gay de bu faul sonrası oyundan çıkacak. Herşey bu kadar açıkken hakemin yapılan faulü vermemesi komedi. Hollins itirazlarında sonuna kadar haklı. Bir eleştiri de Philly'e gelsin. Baktılar hakem faul çalmıyor, hemen koştur koştur rakip sahaya geçiyorlar faulden kaçarak. Yetmiyormuş gibi çakal Louis Williams üç sayılık atış sırasında faulü almaya çalışıyor falan. Sonuçta yazılı olmayan bir etik kural var, rakip faul yapmaya çalışıyor sakat adamını oyundan çıkarmak için. Kaçmaya ne gerek var? Sanki son saniyelerde farkı kapamak için taktik faul yapıyorlar. Bilmiyorum bu tür çakalca hareketlere ayrı bir gıcık kapıyorum. Nedir yani, rakibin faulünden kaçıp bomboş turnike bulsan veya üçlük sırasında faul yaptırsan maçı kazanınca çok mu mutlu olacaksın? Anlamıyorum, anlamayacağım bu kafa yapısını...

16 Şubat 2011 Çarşamba

16 Şubat Programı

17 Şubat Perşembe 02:00 / Washington Wizards - Orlando Magic
17 Şubat Perşembe 02:00 / Miami Heat - Toronto Raptors
17 Şubat Perşembe 02:30 / New Jersey Nets - Boston Celtics
17 Şubat Perşembe 02:30 / Los Angeles Lakers - Cleveland Cavaliers
17 Şubat Perşembe 02:30 / Indiana Pacers - Detorit Pistons
17 Şubat Perşembe 02:30 / Atlanta Hawks - New York Knicks
17 Şubat Perşembe 03:00 / Los Angeles Clippers - Minnesota Timberwolves
17 Şubat Perşembe 03:30 / Sacramento Kings - Dallas Mavericks
17 Şubat Perşembe 03:30 / Philadelphia 76'ers - Houston Rockets
17 Şubat Perşembe 04:00 / Denver Nuggets - Milwaukee Bucks
17 Şubat Perşembe 04:00 (NBA TV) / Golden State Warriors - Utah Jazz
17 Şubat Perşembe 05:00 / New Orleans Hornets - Portland Trail Blazers

Gecenin ilk maçlarında Arenas'ın eski takımıyla karşılaşacağını, doğunun dibindeki Raptors'ın ise Heat'i konuk edeceğini görüyoruz. İki maçtan da herhangi bir sürpriz beklemiyorum. Heat ve Magic rahat kazanacaklardır bir aksilik olmazsa. Cavaliers bu seneki en ağır mağlubiyetini aldığı rakibi olan Lakers'ı bu kez evinde ağırlayacak. İntikam almaya mecalleri olduğunu düşünmüyorum. Ayrıca Lakers daha 2 gün önce Bobcats'ten fark yemişken Cavaliers'a maç vermez. Hawks-Knicks kapışması gecenin çekişmeli geçmesini beklediğim maçlarından. Bir önceki maçta Williamslar fena kavga etmişti. Bugün ise Horford ile Amar'e birbirlerini eleştirir nitelikte konuşmalar yapmış. Merak ediyorum parkede olacakları. Double double canavarları Love ve Griffin'in karşılaşması da ilginç karelere gebe. Bakalım istatistiki açıdan hangisi üstünlük sağlayacak. Gecenin son maçındaysa batının dişli takımlarından Blazers-Hornets karşılaşacak. Blazers'ta sakatlar yine görev alamayacak ama saha avantajıyla kazanmalarını bekliyorum.

Childress'a Talip Çıkmadı

Suns'a geldiğinde çeşitli sebeplerden dolayı yeni takımında başarılı olacağını tahmin edenlerdendim. Bu sebepleri oyun tarzının takıma uygunluğu, yani kendisinin hızlı hücumlara yatkınlığı, yanında Nash gibi bir oyun kurucunun bulunacak olması ve çabuk uyum sağlayabileceği bir ortama gelmesi şeklinde sıralayabilirim. Ama göz ardı ettiğim bir özelliği vardı ki o da Childress'ın başarısız olması adına tek başına bile gayet geçerli bir sebep. Suns'ta hücum işleyişinin tıkanmaması için herhangi bir kısanın olmazsa olmaz özelliği şut atabilmesi. Bu şart D'Antoni döneminde de mevcuttu, Terry Porter döneminde de ve şu anki Gentry döneminde de...

Sene başında fena süreler bulmadı aslında Gentry'den. Bulduğu süreleri daha çok pis işleri yaparak değerlendirdi. Örneğin uzunlara yardıma gelmek, ofansif ribaundları kovalamak gibi. Ama takasların ardından benzer işlevleri yerine getirebilecek ve aynı zamanda kendisinde bulunmayan şutör özelliğine de sahip Pietrus ve Dudley o pozisyonu doldurdu Suns adına. Childress da forma şansı bulmakta zorlandı. Herhangi bir sakatlığı bulunmamasına rağmen yaklaşık bir ay önce kesik yedi Gentry'den ve rotasyonda süre bulamamaya başladı. Yaklaşık aynı dönemde Suns tarafından takas listesine kondu ama şimdiye kadar bir talibi çıkmadı. Zaten mevcut kontratıyla (senelik 7 milyon dolar civarında) talip bulunması sürpriz olurdu. Suns'ın aslında Childress'ı elden çıkarmak için elinde bir alternatif daha var, takas paketini Nash'in de içine gireceği şekilde genişletmek. Hatta kimilerine göre rebuilding adı altında zaten yapılması gereken bir hamle bu. Bu fikri destekleyenlere ise tepkim yalnızca tebessüm etmek oluyor. Sebebini Nash'in takımdan ayırlması halnde başka bir yazıda açıklarım.

Thomas '1000' Dedi

Kurt Thomas şu sıralar 38 yaşına rağmen Chicago Bulls ilk beşinde yer alıp önemli işlere imza atıyor hem kendi hem de takımı adına. Dün gece Bobcats karşısında da takımının formasını sırtına geçiren Kurt Thomas bunu kariyerinde 1000. kez yapmış oldu. 38 yaşındaki veteran isim kariyerinin 1000. maçına çıktı ve NBA tarihinde bu baraja ulaşan 96. isim olarak tarihe geçti. Belki de hepimiz bu sezon Ömer açısından olaylara bakarak koç Thibodeau'nun Thomas kararını yadırgamıştık ancak bir çok pivotun örnek alması gereken isimlerden biridir. Azmi ve tecrübesi ile NBA'de tutunmaya devam eden Thomas kariyerinin başında zorlu dönemler yaşamıştı. İki yılda dört kez ayak bileğini kıran Thomas için kariyeri bitti deseler bile Thomas ayakta kalmayı başardı ve 17 sezondur kariyerini başarılı bir şekilde devam ettiriyor. Lige Heat forması ile başlayan Thomas sırasıyla Dallas-New York-Phoenix-Seattle-San Antonio-Milwaukee formasını giydi. Kariyerinde önemli bir kilometre taşı olan bu istatistiğe ise Bulls formasıyla ulaştı. Ayrıca Thomas bu sezon Shaq'tan sonra en yaşlı 2. oyuncu olarak dikkat çekiyor ligde.

Gecenin Hareketleri - 15 Şubat


Link

Öncelikle Heat-Pacers maçını izleme şansı olanlara kesinlikle tavsiye ederim. Her yönden müthiş bir maç oldu. Top 10'a da birkaç hareket girdi karşılaşmadan. Ligin en patlayıcı oyuncularından Westbrook yine yapmış yapacağını. Adımına göre ters elle vurduğu için çok daha estetik görünmüş smaç. LeBron'un 5. sırada yaptığı hareketi çok antipatik buluyorum ve ne yazık ki bu hareket her yapıldığında ilginç bir şekilde buraya giriyor. Ibaka'nın 4 numaradaki blokları muazazam, geleni geçeni tokatlamış. Bu sebepten videoyu hazırlayanlar kıyak geçip yarıda kesmişler görüntüyü. Çünkü Greene devamını göremediğiniz turnikeyi sayıya çeviriyor. Louis Willimas'ın smacı şanssızlığının kurabanı olmuş. Birinci sıra için oldukça uygun bir smaç ama gelin görün ki Wade'in pasının eşine benzerine şimdiye kadar rastlamadık.

Bobcats Silas'a Güvendi

Kaynaklara göre Charlotte Bobcats koç Paul Silas ile bir yıllık kontrat uzattı. Hatırlayacağınız gibi Larry Brown'ın görevden alınması sonrası baş antrenörlük pozisyonu Silas'a teslim edilmişti. Tecrübeli koç geride kalan dönemde takımıyla birlikte 15-12 gibi özellikle doğuda playoff için oldukça yeterli bir galibiyet yüzdesine sahip olsa da sezon başndaki felaket gidişat sebebiyle Bobcats halen Pacers'ın gerisinde, playoff potası dışında. Tabi bu durumun oluşmasında Vogel sonrası Indiana'nın gösterdiği performans da hayli etkili oldu.

Silas'ın göreve gelmesinden sonra oyuncuların kendilerine biçilen yeni rolleri benimsemesini ve daha da önemlisi değişen tempoyu takımın yakaladığı çıkışın ana faktörleri olarak söyleyebiliriz. Önceleri ligin en ağır tempoda oynayan takımlarından olan Bobcats'te değişim sonrası transation girişimleri ve bu girişimlerden gelen fast break sayıları artık hücumun önemli bir parçası durumunda. Özellikle Augustin sistem içerisinde çok daha verimli bir oyuncu haline geldi. Sakatlanana kadar Tyrus Thomas da gelişme gösterir gibiydi. Bunların yanı sıra Livingston, Henderson gibi isimlerin rotasyona dahil olup önemli işler çıkarması da Silas'ın takıma kazandırdığı artılardan. Şahsen koçun yaptıklarından ötürü, imzalanan yeni sözleşmeyi Bobcats açısından olumlu görüyorum.

Oradan Buraya (Wade & LeBron Co.)


Link

Bu, bu nedir bu? Wade'in, mükemmel kelimesinin bile yetersiz kalacağı bir zamanlama ve isabetle attığı pas sonucu dün gece gördüğümüz alley-oop. Ama LeBron'a da değinmek lazım. Şut atıldığı sırada LeBron henüz kendi yarı sahasında, üçlük çizgisinin içinde. Üç saniyede bütün sahayı katediyor adam. O topa NBA'de kaç oyuncu yetişebilir acaba? Sayısı bir elin parmaklarını geçmez herhalde. Yeniden Wade'in pasına dönelim: Ben bugüne kadar gerçek anlamıyla potadan potaya asist görmemiştim herhalde. Joe Montana mısın be Wade? Bir yokladım hafızamı, aklıma gelmedi. İlk kez tanık oldum Wade-LeBron ikilisi sayesinde böyle birşeye. Bir arkadaşım vardı Winning Eleven oynarken uzaktan gol yediğinde "Vay anasını, oradan buraya" derdi. Aynı şeyi diyorum Wade için...

Bu arada, NBA'de pozisyonları izlerken otomatik dikkatimi çekiyor, engel olamıyorum kendime. İzlediğim anda "Steps yaptı" dedim Wade için. Ama işte bazen NBA hakemlerini seviyorum bu nedenden dolayı. Pek çok stepsi kaçırıyorlar veya bilerek vermiyorlar, sonucunda da 30 metrelik efsanevi bir pas çıkabiliyor ortaya. Eğer hakemlerden biri düdük çalsaydı Wade'e, herhalde döverdik o stepsi vereni...

NBA'de Bugün - 15.02.2011

Heat 110 - Pacers 103
Celtics mağlubiyetinin ardından moral arayan Heat, Pacers deplasmanından kolay götürebileceği bir maçı zorlansa da kazanmayı bildi. Wade'in müthiş bir ilk çeyrek geçirdiği Heat 41-19'luk üstünlük kurarken Wade tek başına 22 sayıya imzasını atıyordu ilk çeyrek. Maçı izleyenlerde içinden maç farka gider bench rotasyonu oyuna girer zevki kalmaz demiştir muhtemelen. Ama ne oldu Heat müthiş savunmasını yine konuşturdu ve Hansbrough-Price ikilisi başta olmak üzere benchten müthiş bir katkı alan Pacers harika bir 2.çeyrek sonunda farkı 4 sayıya indirdi. Bu dakikadan itibaren ortada giden ve heyecanlı bir maç vardı. Heat'i Wade başta olmak üzere üçlüsü kurtardı bir kez daha. Wade 41 sayı-12 ribaund ile oynayarak takımını galibiyete taşırken, James 27-Bosh ise 22 sayılık katkı sağladı. Pacers'ta Hibbert 18 sayı-7 ribaund ile oynarken, Hansbrough 16 sayılık katkı sağladı. Pacers'ın yeni koçu Vogel ile aldığı 2.yenilginin de Heat'ten gelmesi güzel bir tesadüf oldu.

Bobcats 94 - Bulls 106
Charlotte ve Chicago'nun bu sezonki 3. karşılaşmaları oldu. Bundan önceki ilk iki maçı Bobcats kazanmıştı ancak iki takım açısından da kritik bir maçta kazanan taraf bu kez Chicago oldu. Pacers'ın kaybettiği gecede Bobcats kazanması gereken bir maçı kazanamazken, Chicago ise üst üste 3. galibiyetini alıp Doğu liderleri ile arasındaki farkı korumuş oldu. Yayın gerisinden 2/11 isabetiyle oynayan Bobcats'in en kötü olduğu nokta bu olurken ortada geçen bir maçta kritik anlarda yayın gerisinden isabetli olmayan üçlükler fark yarattı. Deng 24 sayıyla takımını sırtlarken, Rose ise 18 sayı-13 asist ile mücadele ederek galibiyeti getiren isimlerden oldu. Ömer Aşık ise 2 sayı-7 ribaund ile oynadı. Bobcats cephesinde son dönemin formda ismi Henderson benchten gelerek 22 sayı üretirken, Livingston'da 20 sayılık katkı verdi. Ayrıca Chicago'nun veteran ismi Kurt Thomas kariyerinin 1000. maçını oynadı dün akşam.

Kings 96 - Thunder 126
Lige çoktan havlu atmış ancak oynadığı basketbolla hedefi olan bir çok takımı zorlayan Kings aynı etkiyi Thunder deplasmanınadn sergileyemedi. 14-2'lik müthiş bir seri ile başladığı maçı 30 sayılık farkla kazanmayı bildi Oklahoma. Maç boyu hiç öne geçemeyen Sacramento'da son dönemin gündem konusu olan Cousins benchten gelerek 21 sayı-13 ribaund ile double-double yaparak dikkat çekti. Disiplinsiz davranışlarıyla ne kadar ön planda olsa da oynadığı basketbol ile Kings'e lazım olan bir oyuncu olduğu ortada. Thunder'da skor bir çok oyuncuya dağılırken sürpriz bir şekilde Cook 20 sayıyla takımının en skoreri oldu. Westbrook ise 25 dakika oyunda kalırken 10 sayı-11 asist ile mücadele etti ve Thudner iyi gidişini devam ettirdi. Uzun konusunda sıkıntıları olan Thunder'da üçüncü çeyrekte sakatlanan Kristic kalan bölümde forma giymedi.

Jazz 101 - Suns 102
Koç değişikliği sonrası serbest düşüşe geçen Utah Jazz üst üste 3. yenilgisini Suns deplasmanında aldı. Batı'da play-off potasının son bölümü ateş bölgesi olurken Memphis2in de bu akşam kazanmasıyla beraber 6.Portland ile 10.Phoenix arasında sadece 3 maçlık bir fark var. Ancak Suns bu tip zorlu mücadeleleri kazanmayı biliyor ama evinde ancak henüz iki gün önce evlerinde Kings'e kaybetmeleri açıklanacak şey değil. Yine de Nash ve arkadaşları takımı taşımaya devam ediyor. Nash 20 sayı-14 asist üretirken, Frye ise 31 sayı-11 ribaund ile takımının en skorer ismi olarak dikkat çekti. Koçu küstüren adam olarak lanse edilen Deron Williams ise 2/11 isabetle kötü performanslarına devam etti ve 11 sayı üretti. Jefferson 32 sayı-10 ribaund ile double-double ile mücadeleyi sürdürdü.

Sixers 91 - Grizzlies 102
Sezon başı play-off hedefi ile yola çıkan ve emin adımlarla yolunda ilerleyen Memphis bu yolda kritik bir galibiyete daha imza attı. Evinde Sixers'ı konuk eden Memphis ilk çeyreğini 26-10 ile geçerek savunmasıyla rakibine avantaj sağladı. Sixers maçın kalan bölümünde geri dönüş yapmasına rağmen maç boyu skorda hiç öne geçememesi psikolojik bir dezavantajdı maç içinde onlar adına. Son çeyrekte sahneye çıkan yine Memphis oldu ve mücadeleden galip ayrılan taraf oldular. Üst üste 4. maçını kazanan Memphis'te Oj Mayo cezasını tamamlayarak dönüş yaptı. Boyalı alan hakimiyetini maç başında eline alan Randolph 21 sayı-10 ribaund-7 asist ile harika bir maç çıkarttı. Conley ise ona 22 sayıyla eşlik etti. Sixers cephesinde ise Young'un benchten gelerek bulduğu 23 sayı galibiyete yetmedi. Ek olarak Rudy Gay iyi başladığı mücadelede sakatlık dolayısıyla oyundan çıktı ve bir daha forma giymedi.

Hornets 89 - Warriors 102
Son dört maçında üç yenilgi alan Hornets kötü gidişini Warriors deplasmanında da sürdürerek mağlup ayrıldı Oracle Arena'dan. Play-off umutları çok çok az olmasına rağmen galibiyetlerini sürdüren Warriors isabetli performansı ve üçlük çizgisinin gerisinden başarılı bir gece geçirerek galibiyete uzanmayı başardı. Ellis 21 sayıyla en skorer isim olurken, Lee ve Wright 16şar sayıyla katkı sağladı ve takımı galibiyete taşıdılar. Hornets cephesinde ise Paul 11 sayı-10 asist ile oynamasına rağmen takımına galibiyeti getirecek hamleleri yapamadı ve şut isabeti de göz önüne alındığında kötü bir maç çıkarttı.

Eski Dostlar

Bobcats'in sahibi Michael Jordan, Chicago'dan eski takım arkadaşı Pippen ile beraber, Bobcats-Bulls maçını izliyor. Ne muhabbetler dönmüştür... Bu arada maçı Bulls'un çok da zorlanmadan kazandığını söyleyeyim.

NBA'in En Unutulmaz Şutları

Kaan Kural'ın twitter'ında gördüm çok hoşuma gitti, sizlerle de paylaşmak istedim. NBA tarihinin en unutulmaz şutları (tabii arada smaçlar da var) şu linkte toparlanmış. Hakikaten NBA tarihine geçen anlar hepsi. Jordan'ın last shot'ı, Carter'ın Weis'in üzerinden vurduğu smaç, Isiah Rider'ın attığı inanılmaz şut, DR J'in unutulmaz ters turnikesi ve sayamayacağım daha nicesi. Sahadaki toplara tıklayınca üstte video direk açılıyor. Herkesin bir göz gezdirmesini tavsiye ediyorum. Hem nostalji olur, hem de bakarsınız arada kaçırdıklarınız çıkar.

15 Şubat 2011 Salı

15 Şubat Programı

16 Şubat Çarşamba 02:00 (NBA TV) / Miami Heat - Indiana Pacers
16 Şubat Çarşamba 03:00 / Charlotte Bobcats - Chicago Bulls
16 Şubat Çarşamba 03:00 / Philadelphia 76'ers - Memphis Grizzlies
16 Şubat Çarşamba 03:00 / Sacramento Kings - Oklahoma City Thunder
16 Şubat Çarşamba 04:00 / Utah Jazz - Phoenix Suns
16 Şubat Çarşamba 05:30 (NBA TV) / New Orleans Hornets - Golden State Warriors

Indiana, Vogel yönetiminde tek mağlubiyetini aldığı Miami'yi konuk edecek. Kendileri playoff potasından çıkmak istemiyor ama rakip de doğuda liderliği yeniden alma peşinde. İki takım da maça asılırsa normal şartlar altında Heat alır. Bobcats dün gece Lakers karşısında çok iyi bir maç çıkardı ama Bulls'a karşı hücumda zorlanacaklarını düşünüyorum ve bu sebeple deplasmanında kazanmaları sürpriz olur. Ligin formda takımlarından Sixers eğer Grizzlies karşısında direnç gösterebilirse keyifli bir maç olabilir o da. Cousins'ın yokluğunda Suns'ı deplasmanda yenen Kings bu kez Thunder deplasmanında. Suns-Jazz maçı ise sonucu kestirmesi en zor karşılaşma belki de. İki takımın da bir günü bir gününü tutmuyor bu sebeple hiç güven vermiyorlar. Bakalım hangisi gülecek.

Carmelo Takasında Sıcak Gelişmeler


Aslında büyük bir gelişme olmadıkça Carmelo haberi yapmamayı düşünmüştük ancak bugün bu takas haberinde önemli gelişmeler yaşanmış. Denver New York'tan Carmelo ve Billups karşılığında 3 tane ilk beş oyuncusu -ikisi kesinlikle Felton ve Gallinari- Eddy Curry'nin biten kontratı ve en az 1 tane 2. tur draft hakkı istemiş. Görüşmelerin bitmeye yakın olduğu ve haftaya pazartesi gününe kadar takasın gerçekleşebileceği konuşulanlar arasında.

Bana sorarsanız Denver müthiş karlı çıkacak bu işten. Zaten sene sonunda büyük olasılıkla serbest kalacak Carmelo için Felton gibi son 1.5 aydır kötü oynasa da bu sezonun genelinde müthiş oynayan Felton, ligin en iyi şutörlerinden biri olan Gallinari, bir ilk beş oyuncusu daha -bu da Fields ya da Mozgov'dan biri olacak- ve ayrıca Eddy Curry'nin bitecek 11 milyon dolarlık konratı. Tamam Carmelo ve Billups çok değerli parçalar ancak karşılığında verilenlerden de çok iyi parçalar. Özellikle Denver'ın istediği 3. adam Fields ise. Ancak tabii ki Fields'ın verilmemesi durumunda Billups-Fields-Carmelo-Chandler-Amare gibi kağıt üzerinde harika bir beşe sahip olacak New York.

Buradaki asıl önemli nokta ise Carmelo'nun bu takasın gerçekleşmemesi durumunda sene sonunda New York'a katılmak isteyip istemeyeceği. Çünkü eğer Carmelo yazın New York'a katılacak olursa New York Felton ve Gallinari'yi kaybetmeden kadrosunu oldukça güçlendirmiş olur. Denver cephesi ise eğer bu takasın olması durumunda Carmelo'nun gidişini minumum hasarla atlatmış olur. Hem Gallinari, Felton (ve diğer 3. oyuncu) gibi iyi görev adamları hem de Curry'nin biten 11 milyon dolarlık kontratının açacağı cap space ile çabuk bir rebuilding süreci geçirecekler. Kazan kaynıyor, bir kaç gün içinde olayların netleşeceğini düşünüyorum. Gelişmeler yaşandıkça yine yazarız düşündüklerimizi.

Bu Efsaneye Şapka Çıkaralım


Link

İki gece evvel Twitter'da "Ronaldo futbolu bırakıyormuş, gelmiş geçmiş en büyük forvete şapka çıkaralım..." yazmıştım. Ancak bununla yetinemeyeceğime karar verdim, buraya da birşeyler karalamam lazım. Bir efsane bıraktı futbolu sonuçta. Henüz orta okuldayken, Barcelona'da attığı onlarca golle tanıttı kendini bize. Aslında PSV'de de ondan önce şov yapmıştı ama tabii Hollanda'yı pek takip etmiyorduk o zamanlar. Barça ile sevdik biz onu. Daha sonra Barça'da problemler yaşayıp Inter'e transfer oldu.

Şimdikiyle karıştırmayın, o zamanlar Inter'in yıllardır şampiyonluğa hasret kaldığı, loser damgası yediği, rakip takımlar taraftarları tarafından dalgaya alındığı günler. O takımı uzun yıllar sonra şampiyonluğa taşıyordu Ronaldo az kalsın. Taa ki ligin bitimine 2 veya 3 hafta kala oynanan Juve-Inter maçına kadar... Aralarında sadece 1 puan fark varken, Ronaldo'ya yapılan bariz penaltı verilmemiş ve Juventus maçı 1-0 kazanarak puan farkını 4'e çıkarmıştı. Ancak Serie A olmasa da, UEFA Kupası'nı kazandırdı Ronaldo takımına. Daha sonra ise sakatlık problemi baş gösterdi. Önce ufak tefek sakatlıklarla kısa süreli de olsa maçlar kaçıran Ronaldo, 1999-00 sezonunda sağ dizindeki bağlar koptuğu için uzun süre saharladan uzak kaldı. 5-6 ay sonra Lazio maçında döndüğünde büyük bir heyecan vardı herkeste yeniden onu izleyebileceğimiz için ama maalesef aynı dizinden aynı sakatlığı yaşadı. Çok çalışıp, kendisini 2002 dünya kupasına hazır hale getirdi. O iğrenç saç stiliyle geldi önce bizi grup maçlarında ardından yarı finalde yıktı.

Dünya Kupası'nın ardından La Liga'nın yolunu tuttu. Ronaldo ilk sezonunda takımını şampiyonluğa taşırken, Şampiyonlar Ligi'nde de yarı finale kadar getirmişti. Onu yaşı genç olan arkadaşlar Real ile daha çok izleme şansı buldular. Zaten bu yüzdendir ki, yarı finalden sonraki yıllarda yaşadığı sakatlıklar ve kilo problemleri birleşince "şişko" damgası yedi Ronaldo. Ne var ki şişkomuz, İspanya'da o haline rağmen bir sürü gol attı. Ardından kısa süreli bir Milan macerası ve bu sefer de sağ diz kapağındaki bağların kopması ile Avrupa'ya veda edip ülkesine Corinthias'a gitti. Burada hiç takip etmedim kendisini, sıfır yani. Nedense hiç ilgimi çekmez Güney Amerika futbolu. Ama orada da bile gollerine devam etti.

Dün ise yaptığı basın toplantısında bu efsanevi futbolcu, yeşil sahalara veda ettiğini açıkladı. Hipertiroidizm'e yakalnması sebebiyle kullanmaya başladığı ilaçların kendisine kilo aldırdığını söyleyen Ronaldo göz yaşlarını tutamadı. Kendisi belki Şampiyonlar Ligi'ni kazanamadı ama tam 3 kere FIFA yılın futbolcusu ödülünü aldı kendisi. 2 tane Dünya Kupası kazandı ve Dünya Kupalarında en fazla gol atan oyuncu oldu. Ama hepsinden önemlisi 1994-2003 yılları arasında bize izlettikleriydi. Üstelik aynı dizinden çok ciddi iki kere çok ciddi ameliyatlar geçirmesine rağmen.

En beğendiğim golüyle veda edeyim kendisine. İnanamamıştım ilk izlediğim zaman... Yok böyle bir dripling, aklı başında olan futbolcu oradan geçmeyi düşünmez, düşünse bile bu kadar mükemmel bir şekilde topun hızını ayarlayamaz dripling yaparken.


Link

Komedi Hücum Faul ve Lakers'ın Durumu


Link

Böyle pozisyon yorumlar, hakem hatalarını tartışır gibi çok sevmiyorum ama zaten yorumlanacak bir pozisyon değil. Komik bir video olarak izleyebilirsiniz, çünkü hakemin kararı cidden komik. Savunmacısının sağından drive etmeye çalışan Kobe'nin kafası pozisyon gereği Jackson'ın suratına çarpıyor ve hakem de ofansif faulü çalıyor. Uzun zamandır böyle saçma bir düdük görmediğim için paylaşmak istedim. Madem Kobe sana göre kafa attı, kırmızı kart versene hakem?

Hazır başlamışken küçük de bir analizini yapayım maçın. Videoyu izlerken gözünüze çarpmıştır zaten aşağıdaki skor ve muhtemelen şaşırmışsınızdır ama eğer maçın sonucunu bilmiyorsanız şimdi söyleyeceklerime daha çok şaşıracaksınız. Karşılaşmanın kalan kısmında Lakers hiç varlık gösteremedi ve fark bir ara 30'a kadar dayandı. Farkın nasıl bu seviyeye geldiğini açıklayacak olursak; Lakers takım olarak pek gününde değildi. Boxscore'a bakarsanız hücumda Kobe ve biraz da Gasol'ün etkili olduğunu düşünebilirsiniz ama aldatıcı istatistikler onlar. Kobe'nin bir kaç tane airball'u var, Gasol de pota altından kolay sayılar buldu. Ama hücum sorununun bu maça özel olduğunu düşünüyorum çünkü Lakers'ın esas problemi savunmada. Gasol'ün sezon başında aldığı dakikalar şimdilerde performansını yarı yarıya düşürür oldu. Savunmanın zayıf karnı Fisher ve Gasol olarak göründü bu maçta da. Hesap etmedim ama Bobcats sayılarını büyük oranda bu ikili üzerinden buldu. Artest deseniz yalnızca aklına estiği zamanlar ligin en iyi savunmacılarından. Bu şartlar altında Kobe de tek başına ayakta duramadı haliyle. Maçın gidişatına tepkisini aldığı bir kaç gereksiz faulle gösterdi o da. Bir de karşılaşma boyunca hakemin Lakers aleyhine biraz fazla karar verdiği gerçeği var ama tabi ki sonuca tesir ettiğini söylemek mümkün değil. Bu kadar olumsuzluğun yanında rakip de boş bir takım olmayınca kaçınılmaz oldu fark.

Beyaz Mendiller

Dün gece evinde Atlanta'ya 15 sayılık farkla öndeyken mağlup olan Detroit seyirci tepkisi ile karşılaştı. Atlanta mağlubiyeti ile play-off'lara da büyük bir ihtimalle havlu atan Pistons'ta taraftar yönetime ve koça oldukça öfkeli. Dün gece maçı izlerken salonun boşluğu dikkatimi çekmişti ki yaklaşık 12.000 taraftar olduğunu öğrendim salonda. Pistons gibi basketbol ve seyirci kültürü olan bir takım açısından oldukça düşük bir rakam olduğu açık. Ancak o basketbol kültürünü bozan ve seyirciyi takıma küstüren koçun tüm bu olanlara tepkisiz kalması beni şaşırtmıyor değil. Dün gece ikinci yarı oynanan basketbola isyan eden bir grup taraftar uzun süre takımı yuhalamış. 15 sayıdan maç veren ve oyuna müdahale dahi etmeyen Kuester'e yönelik tepkilerin de arttığı mücadele sonunda koç konu hakkında açıklama yapmamış. Villanueva ise seyircisine hak verirken 'Ben orda olsam ben de yuhalardım. Atlanta'nın serilerine verecek cevabımız yoktu.' diyerek takımın kötü performansını dile getirmiş. Pistons'un satışını bekleyen Dumars ise yeni bir koça para vermemek için belki de Kuester'i kovamıyor. Ancak Kuester'in değişmez fikirleri ile Pistons maç kaybetmeye devam edecekse taraftar daha çok isyan eder.

Not: Taraftarlar beyaz mendil sallamadı maçta ancak güzel bir protesto örneği olduğundan o başlığı kullandım.

Gecenin Hareketleri - 14 Şubat


Link

Maç sayısı az olmamasına rağmen vasat bir Top 10 olduğunu söylemek lazım öncelikle. Portland hızlı hücumunda Batum'un hücum faul kokan smacı, Baron Davis-Blake Griffin alley-oop'u ve Manu'nun Favors'ın bacaklarının arasından attığı pas diğerlerinden biraz daha ayrılarak vasat top 10'da gözüme çarpan hareketler oldu.

NBA'de Bugün - 14.02.2011

Spurs 102 - Nets 85
Spurs çok rahat bir maç sonunda Nets deplasmanından galibiyetle dönmeyi bildi. İlk devre maç ortadaydı ki takımı ayakta tutan isim 15 sayılık performansıyla Duncan oldu. İkinci devre skor üretemeyen All-Star oyuncu 15 sayı-11 ribaund ile karşılaşmayı noktaladı. İkinci devre ile beraber ribaundlarda ve boyalı alanda üstünlüğü iyice eline alan Spurs'te Manu'nun da ritmini bulması galibiyeti açan kapı oldu. Manu maçı 22 sayıyla tamamlayarak galibiyeti getiren isimlerdendi. Nets cephesinde ise Lopez'in 11 sayı-10 ribaundluk performansı dikkat çeken istatistiklerden. Gayet normal olarak görülmüş olsa da Lopez'in son dönemdeki formu dolayısıyla yakaladığı ribaund rakamını küçümsememek lazım bu maçta.

Lakers 89 - Bobcats 109
Fikstürü sayıyorum Celtics-Knicks-Magic ve son olarak Bobcats. Son beş günde dördüncü maçına çıktı Lakers. Zaten daha iki gün önce Magic karşısında yorgunluk belirtileri vardı ancak Bobcats karşısında direnemeden teslim olmalarını beklemiyordum. Ama unuttuğumuz bir şey var; bu Bobcats formu iyi yada kötü olsun Lakers'a karşı son 10 maçta 8 galibiyet almış. Farketmiyor yani onlar için karşı tarafta Lakers olsun yeter. Dün gece özellikle üçüncü çeyrekle beraber maçı kopartan Bobcats play-off yolunda da önemli bir galibiyet alıyordu. Zaten maç boyu Lakers'ın hücumda sıkıntısı vardı ne doğru düzgün boş şut bulabiliyorlar ne de buldukları doğru şutlardan faydalanabiliyordu. Orlando maçından süregelen üçlük isabetleri aynen devam etti. Karşısında hücum konusunda olduğu kadar savunma yönünde de aksayan Lakers'ı bulan Bobcats, G.Wall'ın 20 sayı-11 ribaund ve benchten gelen Henderson'un 18 sayılık katkısıyla galibiyete gitmeyi bildi. Lakers'ta ise Kobe 20 şutta 20 sayı üretirken, Gasol 17 sayı-10 ribaund ile double-double yaptı.

Nuggets 102 - Rockets 121
Denver'da işler pek iyiye gitmiyor şu son dönemde. Son beş maçın dördünü kaybederek sıralamada iyice geriye düştüler. Bu gece Portland'ın da galip gelmesiyle beraber 8. sıraya kadar düşen Denver'ın bu kötü performansı ne zaman son bulacak merak ediyorum ancak olası bir play-off dışında kalma durumunda Melo'ya elveda demek zorunda da kalabilirler. Rockets'in ise son dönemdeki performansını takdir ediyorum. Play-off potasıyla arasında 5 maç gibi Batı için büyük bir fark bulunmasına rağmen aynı istek ve arzuyla oynamayı sürdürüyorlar. Bir hafta içinde 2.kez Denver2ı mağlup etmeyi başardılar. Benchten 68 sayı bulan Houston'da en önemli katkı 22 sayıyla oynayan ve adı son dönemde takas dedikodularıan karışan Lee'den geldi. Battier ise 7de 7 isabetle 17 sayı üreterek Denver'ı yıkan bir diğer isim oldu. Denver cephesinde ise Melo'nun kötü performansları sürmekte. Takas döneminin bitmesine 9 gün kala neler olacağı merak konusu. Dün gece 4/14 isabetle 16 sayıda kaldı sadece Melo.

Hawks 94 - Pistons 79
Evinde aldığı üst üste iki yenilgiyle kötü bir dönemden geçen Atlanta, Pistons deplasmanından galibiyetle dönmeyi bildi. Aslında olaya Atlanta açısından bakmamak lazım bu maç. Pistons çok iyi başladı maça ve ikinci çeyrek Daye-Villanueva ikilisinin üçlükleri ile farkı 15'e kadar çıkarttı. Ancak rotasyon konusunda sabit fikirleri olan Kuester ilk çeyrek fırtına gibi oynayan takımı kesince fark bir anda eridi ve devreye 2 sayılık farkla önde giren Atlanta oldu. Sonrasını ise konuşmaya gerek yok zira Pistons ikinci devre yalnızca 28 say üreterek maçtan koptuğunu gösterdi ve Smith ile iyice etkili olan Hawks galibiyet hanesini yükseltti. Smith 27 sayı-15 ribaund ile karşılaşmayı double-double ile tamamlarken Bibby 17 sayı-7 asist üretti. Pistons cephesinde ise T-Mac 14 sayı ile dikkat çekerken benchten gelen Villanueva 13 sayılık katkı sağladı ancak bu galibiyete yetmedi.

Blazers 95 - Wolves 81
Son dönemde yaptığı çıkışla dikkat çeken Portland üst üste 6. galibiyetini almayı bildi Wolves deplasmanında. Son 1.5 aydır 8. sıradaki yerini korumaya çalışan Portland üst sıradaki rakipleri Utah ve Denver'ın kötü gidişinin de etkisiyle dün akşam aldığı galibiyet ile bir anda 6. sıraya yükseliverdi. Maça fırtına gibi başlayan Portland ilk 6 dakika rakibine yalnızca 2 sayı izni verdi ve çeyreği de 29-14 ile önde tamamladı. Skorda avantajı eline geçiren Portland kendi temposunu kabul ettirdiği karşılaşmayı rahat bir oyunla götürdü ve galibiyete uzandı. Aldridge 21 sayı üretirken galibiyette x-faktör olan isim 18 sayı-13 ribaund ile Cunningham oldu. Wolves bench rotasyonu ile etkili olmaya çalışırken, Love kötü bir gece geçirmesine rağmen 12 sayı-11 ribaund ile double-double yaparak serisini devam ettirdi.

Clippers 78 - Bucks 102
Dışarda oynadığı maçlarda tel tel dökülen Clippers'a bir darbe de Milwaukee'den geldi. Ersan'ın Griffin ile eşleşmesini izlemek açısından güzel bir maçtı. Maçı açtığımda Ersan görüntüde ve tedavi altındaydı. Sonradan özetten yaşananları izledim ki Griffin'in dirseği gelmiş Ersan'a ve bir daha da oyuna dönemedi Ersan. Son çeyreğe kadar ortada giden maçta Bucks 4. çeyrek rakibinin yalnızca 13 sayısına izin verdi ve Delfino'nun üst üste üçlükleri ile maçı kazanmayı başardı. Delfino son çeyrek 5/6 üçlük isabeti ile oynayıp 26 sayı-9 ribaund üretirken, Salmons 16 sayı-12 asist ile galibiyeti getiren isimdi. Clippers cephesinde ise Davis'in 22 sayı-6 asistlik performansı takımı galibiyete taşımak için yeterli olmadı.

Rondo LeBron'a Yapışıyor


Link

Dün o kadar video arasında bunu paylaşmayı unutmuşum. İki gün önceki maçta LeBron'u -biraz da hakemlerin hoşgörüsüyle- harika savunan Rajon Rondo'nun bu işi nasıl yaptığının ufak bir özeti. Evet bazen "müthiş savunmacı" sıfatı ile anılırken abartılıyor ama Rondo pek çok hücum silahının karşısına koyabileceğiniz bir savunmacı. LeBron'a oyun kurucusunu vermek Doc Rivers'dan başka kimsenin aklına gelmemişti daha önce. Nedeni de herkesin elinde Rondo gibi bir sporcu yok... Tabii arada biraz abartıp LeBron post-up yaptığında bile "ikili sıkıştırma istemiyorum" diyerek artistlik yaptığı oldu ve takımı sayı yedi ama maçın genelinde beklenenden çok daha iyi savunduğunu söylemeliyim LeBron'u. Koptuğum nokta ise kedi/köpek gibi LeBron'a sırnaşmasıydı, videonun sonunda görebilirsiniz.