BIY AD

LeBron etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
LeBron etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

15 Nisan 2011 Cuma

LeBron Kobe'yi Solladı

LeBron James, Kobe Bryant'ı geçerek bu sezon ligde forması en çok satılan oyuncu oldu. LeBron 7 senelik NBA kariyerinde ilk kez bu sene forma satışlarında ligin zirvesinde yer aldı. Bu kategoride 2008-2009 sezonundan beri zirvede Kobe vardı. Satış rakamları NBAStore.com adresinden yapılan alışverişlerle ölçülüyor ve bu da toplam forma satışlarının çok ufak bir kısmını oluşturuyor.

LeBron'un yeni takımı ve yeni forma numarasının bu birincilikte payının olduğunu düşünüyorum. Zaten Kobe de 2008 sezonunun başında "8" numarayı bırakıp "24" numarayı giydiğinden beri zirvede bulunuyordu. Tabii numara değiştirmesinin taraftarları heyecanlandırma, yeni bir başlangıç düşüncesinin yanında pazarlama boyutu da vardı. Bu arada LeBron'un başarısını da küçümsemeyelim. Sonuçta takımında iki tane daha forması alınacak isim var. Bunların arasından sıyrılıp ligin zirvesinde yer almak önemli bence. Fakat listede bir isim var ki benim çok fazla dikkatimi çekti ve açıkçası şaşırdım: Rajon Rondo. Celticsliler genelde çok sever Rondo'yu fakat o kadar da göz önünde bir oyuncu değil ve basketolu bıraktığında forması emekli edilecek en az 4 kişiyle aynı takımda oynuyor. Celtics de zaten en çok forması satılan oyuncular listesine beş isim birden sokmayı başarmış. Çaylaklardan Wall ise Griffin'in bir basamak önünde 10.sırada kendine yer bulmuş.

Tam liste ise şu şekilde: LeBron James, Kobe Bryant, Rajon Rondo, Amar'e Stoudemire, Derrick Rose, Dwyane Wade, Kevin Durant, Carmelo Anthony, Dwight Howard, John Wall, Blake Griffin, Shaquille O'Neal, Ray Allen, Paul Pierce, Kevin Garnett.

En çok forması satılan takımların listesinde ise tepede Lakers bulunuyor. Onları sırasıyla Celtics, Heat, Knicks ve Bulls izliyor.

13 Nisan 2011 Çarşamba

"Doğu'nun Nuggets'ı Philadelphia"

Doğu konferansında eşleşmeler belli oldu. Yakın bir zamana kadar doğu zirvesinde birincilik kovalayan Celtics'in inanılmaz düşüşü ile Heat bir anda kendini 2. sırada buldu ve playoff ilk turunda 76ers ile eşleşti. Bir tarafta 2 yıldız artı Billups ve büyük bir pazar olan New York'un takımı ile eşleşeeklerken hiç bir yıldızı olmayan tamamen takım oyununa dayalı her maçta takım içerisinden birini ön plana çıkarabilen görece göz önünde olmayan bir rakip olacak karşılarında.

LeBron rakiplerini değerlendirirken şunları söylemiş: "Normalde ilk 5'ler kenara geldiğinde rahat bir nefes alabilirsiniz. Fakat karşınızda 76ers gibi her oyuncudan hemen hemen aynı katkıyı alan bir takım varsa bu işinizi çok zorlaştırır. Ben onları doğu konferansının Nuggets'ı olarak görüyorum. Ön plana çıkan bir süper starları yok fakat tüm oyuncular takım oyuncusu ve çok iyi bir kimya yakaladılar". Wade de 76ers'ın oturmuş bir takım ve derin bir kadrosu olduğunu belirtmiş ve her oyuncunun farklı rollerinin olduğunu eklemiş.

Tabi 76ers'ın bu seneki çıkışı takdir edilmeye değer. Gerçekten taş gibi bir takım oldular. Oyunun her anında maça asılıyorlar ve takım içerisinde arkadaşlık hat safhada. Fakat tüm bu olumlu faktörleri bir kefeye tecrübesizlikleri ve karşılarındaki rakibin gücünü bir kefeye koyduğumda çok fazla şansları olacağı kanaatinde değilim. Heat adına Knicks'ten daha iyi bir eşleşme olduğunu düşünüyorum.

9 Nisan 2011 Cumartesi

LeBron Liverpool'a Ortak Oldu

Son günlerde Lebron James, daha çok basketbol dışında yaptıklarıyla konuşulur oldu. Yıldız oyuncunun adına, Nike sponsorluğunda "The Lebrons" isimli bir anime film serisi çekileceği haberi geçtiğimiz günlerde basına yansımıştı. Şimdi ise LeBron'un sahip olduğu pazarlama şirketi LRMR Branding & Marketing, Liverpool'un sahibi Fenway Sports Group ile bir anlaşma yapınca LeBron da Liverpool'un hissedarlarından biri oldu hatta kendisinin yakın zamanda Anfield Road'da maç izlemeye gideceği konuşuluyor.

Ben genel anlamda oyuncuların basketbol dışında yatırımlar yapmasını normal karşılarım. Sonuçta insanların farklı spor dallarıyla, sanat olaylarıyla ilgilenmesi, o işi odak noktası yapmadığı ve esas mesleği basketbolu 2. plana atmadığı sürece (bkz. Baron Davis) gayet normal bir davranış. Fakat ben LeBron'un Liverpool'a ortak olmasını maddi getirisi olacak bir yatırım olarak görmüyorum. Bir insan yatırım yapacak olsa Liverpool gibi tarihinin belki de en kötü sezonlarından birini yaşayan bir takıma mı yapar?

Bir diğer alternatif olan hobi için yaptığını da düşünmüyorum. Mesela Steve Nash, Tottenham'a ortak olsa anlayabilirim çünkü zaten fırsat buldukça maçlarına gidiyor sürekli takip ediyor ve futbolla da ilgili biri. LeBron için bunları söylemek güç, ofsaytın ne demek olduğunu bildiğini ya da Kop tribününde arkadaşlarıyla omuz omuza verip "You'll Never Walk Alone" söyleyebileceğini hiç zannetmiyorum.

Bana kalırsa bu anlaşma LeBron'un Avrupa'da daha yakından tanınması için attığı bir adım. Basketboldan hiç anlamayan ve ilgilenmeyen İngilizler tarafından tanınması için futbolu aracı olarak kullanmaktan daha doğru ve kolay bir yol olamazdı. Tabii buna da bir nevi yatırım gözüyle bakabiliriz. Fakat kulübün satılması ve öncesinde Liverpool taraftarlarının nasıl bir mücadele verdiğini "Madem satacaksanız biz alalım" dediğini hatırlıyorum ve LeBron'u nasıl karşılayacaklarını merakla bekliyorum. LeBron'un ortak olarak Liverpool takımını tercih etmesi de gayet mantıklı çünkü takımın sahipleri ABD'li ve bu durum da anlaşmayı kolaylaştırır. Gücü yetiyorsa Livorno'ya ortak olsun da görelim.

8 Nisan 2011 Cuma

Annesinden LeBron'a Rahat Yok

Yaptığı skandallar ve karıştığı olaylarla sık sık LeBron'un başını ağrıtan annesi Gloria yine rahat durmadı. Geçtiğimiz günlerde bir gece kulübünden çıkışta aracını geç getirdiği gerekçesiyle otopark görevlisiyle tartışan Gloria James'in görevliye tokat attığı söyleniyor.

Gloria'nın daha önce Delonte West ile bir ilişki yaşadığı iddia edilmiş hatta bu ilişkinin, LeBron James'in geçen seneki Celtics ile oynanan playoff serisi 5. maçındaki formsuzluğunun sebebi olabileceği de konuşulmuştu. Yine bir Celtics maçında LeBron'a sert bir faul yapan Paul Pierce'ın üzerine yürüdüğünü hatırlıyorum Gloria'nın.

Düşünüyorum da, başarılı oyuncuların sorumsuz ve sorunlu ailelere sahip olmaları bu oyuncuların başarılı olmalarında etkili olmuş ve oyuncular basketbolu bir çıkış kapısı olarak görmüş olabilirler. Hatırladığım kadarıyla Wade'in annesi de uyuşturucu madde bağımlılığı yüzünden bir kaç kez hapse girmişti. Bu şekilde göz önünde olan kişilerin hareketlerine biraz daha dikkat etmeleri gerektiği aşikar. Yapacakları hareketler, isimlerinin karışacağı olaylar sadece kendilerini bağlamıyor, sonuçta şimdi kimse "Gloria James tutuklandı" gözüyle bakmayacak olaya, "LeBron'un annesi tutuklandı" denecek. Sürekli göz önünde olan biriyseniz ve kendinizden başkasını da temsil ediyorsanız omuzlarınızdaki sorumluluk bir kat daha artıyor ve bu da daha dikkatli davranma gerekliliğini beraberinde getiriyor diye düşünüyorum.

3 Nisan 2011 Pazar

Heat'i Sevenler- Heat'ten Nefret Edenler

ESPN yorumcusu Brian Windhorst dün yazdığı yazıda, Heat'in, cuma günü Timberwolves'un salonu Target Center'da oynadığı karşılaşma ile ligdeki 28. ve son rakip salona uğrayıp sezonu "Amerika'nın en nefret edilen takımı" olarak tamamladığını belirtmiş.

Maçtan önce Timberwolves taraftarları LeBron'u, isminin anonsu ile birlikte yuhalamaya başlamış ve Heat takım olarak salona adımını attığında Carly Simon'ın -kendini beğenmiş, kibirli anlamına gelen- "You’re So Vain" şarkısı çalınmış.

LeBron konuyla ilgili yaptığı açıklamada herkesin "hate the Miami Heat" düşüncesine girdiğini belirtmiş ve yaptıklarının sadece bir spor olduğunu, olayın fazla büyütülmemesi gerektiğini söylemiş.

Gerçekten de 2 Aralık'taki Cleveland maçında LeBron'un maruz kaldığı hareketler ve hakaretler, Bosh'ın ilk Toronto'ya karşı oynadığı maçta yuhalanması gibi olaylar Heat'in ne kadar sevilmeyen bir takım haline geldiğinin kanıtı gibi duruyor. Yazıda geçtiğimiz gün oynanan Timberwolves maçında da izleyicilerin Heat'i ıslıkladıktan birkaç dakika sonra tüm bunları unutup Heat'li oyuncuların inanılmaz büyüsüne kendini kaptırmış oldukları söyleniyor.

Ben genel olarak Heat oyuncularını antipatik bulduğumu söyleyemem. LeBron Cavaliers'ı finallere taşırken aynı LeBron, Bosh Raptors'ı tek başına sırtlarken aynı Bosh'tı. Bir senede takım değiştirir değiştirmez insanların sevgilisi konumundan nefret edilen adam konumuna gelmeleri üzücü. Bu durumu kaldırabilmek da bana kalırsa ciddi bir mental güç ister. İnsanların güvendikleri, kendilerine ait olduğunu düşündükleri şeyi kaybetmeleri çok acı fakat onların "Bizim takımdayken Kral, bizden gidince Kötü Adam" düşüncesini haksız buluyorum. Neticede uzun seneler boyunca hizmet ettikleri takımdan ayrılmak zorunda kalan oyuncuları da anlayışla karşılaşmak gerek, işlerini yapıyorlar, kim şampiyonluk kazanmak istemez ki. Ayrılmak zorunda kalmaları diyorum çünkü onlar da başarılı olmak için Heat'e gidip Wade'in gölgesinde kalmayı kabullenecek kadar takımlarından ümidi kesmiş durumdaydılar. Kabul edelim ki Wade orada olduğu sürece takımın sahibi Wade'dir.

E tabii LeBron'un gideceği takımı açıklama olayını şova dönüştürmesi, ayrıldığı takımının ardından alay eder tarzda demeçler vermesi de insanların onu itici bulmasına yardımcı oldu ve tabii bu antipati onun oynadığı takıma da yansıdı. Fakat bu takımda herkes tarafından çok saygıdeğer bulunan, hiçbir şeye karışmadan işini yapmaya çalışan Wade, Bibby, Miller gibi oyuncular da protestolardan nasiplerini alıyorlar.

Teşbihte hata olmasın ama ben Heat'in şu anki durumunu biraz Fenerbahçe'ye benzetiyorum. Artık insanlar ikiye bölünmüş durumda: Heat'i sevenler ve Heat'ten nefret edenler. Tabii bu durumdan kurtulup insanların gözündeki imajlarını düzeltmek noktasında işleri oldukça zor.

1 Nisan 2011 Cuma

LeBron'un MVP Adayı Rose

Geçtiğimiz iki sezonun MVP'si LeBron bu sene MVP yarışında kendi favorisinin Rose olduğunu açıklamış ve eklemiş: "Onun takımı için yaptıklarına bakın. Tüm sakatlıklara rağmen takımını doğunun zirvesine taşıdı. Takım olarak gerekten çok iyi basketbol oynuyorlar. Rose ise bazı zamanlar inanılmaz işler çıkarıyor".

Lebron, Heat oyuncularının MVP yarışında ciddi bir aday olamayacağını çünkü takımında çok sayıda üst düzey oyuncu olduğunu -özellikle Wade'i belirtmiş- ve bu yüzden rakamların daha homojen dağıldığını düşündüğünü açıklamış.

Kendi adayının sakatlanana dek Nowitzki olduğunu ekleyen LeBron devat etmiş: "İşini çok iyi yapan birçok oyuncu var. Fakat Rose bu sene kesinlikle birçok şeyi kanıtladı, medyanın da ilgisi sürekli onun üzerinde. Dediğim gibi Rose bazen inanılmaz basketbol oynuyor".

Ben uzun süredir LeBron'un yanındaki akıl hocaları olmasa çok daha sempatik olabileceğini düşünüyorum. Bazen çok olgun açıklamalar yaparken bazen saçmalayabiliyor. Bunun dengesizliğin sebebi muhtemel akıl hocalarının etkisinde kalması olabilir. Bu şekildeki açıklamalarının devamını dileyelim.

30 Mart 2011 Çarşamba

LeBron Kaçtı


Link

Dün gece Cavs'in Heat'i mağlup ettiği maç öncesinde her zamanki gibi oyuncular tanıtıldı. Ancak bir fark vardı. Benim ilk defa bir olay gerçekleşmiş. LeBron bu tanıtımlar sırasında ortalıktan yok olmuş yuhalanmamak adına. Kendimi geçtim, Kevin McHale falan da demiş söylemiş zaten daha önce böyle bir olayla karşılaşmadığını. İşin komiği LeBron daha sonra yaptığı açıklamada "Tuvaletteydim" demiş. İşte buna gülüyorum ya... Acaba hangisi daha kötü. Tanıtımlar sırasında LeBron James anonsuyla beraber parkede yuhalanmak mı? Yoksa maçtan sonra böyle insanların gözünün içine baka baka çok net yalan söyleyerek ortadan neden kaybolduğuna dair bahane bulmak mı? Bilmiyorum, bence ikincisi daha kötü gibi. Ama LeBron yine bir PR faciasına imzayı atmış. Bu adamın fikir danıştığı kişilerde ciddi bir yamukluk var veya hiç onları dinlemiyor...

Neyse efendim gelelim maça. İzlemediğim için erkenden yazmak istemedim, az önce son çeyreği baştan sona izledim. 3-4 dakikalık bir dönemde, Heat ardı ardına bomboş şutlar kaçırırken fark bir anda 10 civarına fırlamış ve bu sayede kazanmış Cavaliers maçı. Heat'te LeBron başta olmak üzere üç büyük yıldızın biraz sorumluluktan kaçtığına şahit oldum ayrıca. Hatta bu nedenle bir kere 24 saniyede top kullanamadılar, bir kere de LeBron 8 metreden abuk bir şut sallamak zorunda kaldı. Her bir oyuncu yanındakine pas vere vere saniyeleri geçirdiler. Halbuki Wade ve LeBron'dan birinin burada sorumluluğu alarak ya maçı çevirmesi ya da elleriyle maçı vermesi, kısacası bu riski alması gerekiyordu. Bunlara ek olarak savunmaya da bakmak lazım. Maçın son çeyreğini yine 4 kısa ile oynayan Spoelstra'nın planı yine suya düşmüş oldu. Çünkü içeride bir blok tehdidi olmayınca Cavs'in boyalı alanda cirit atmasına engel olamadı Heat, bol bol turnike ve smaç yediler.

İşte bu şekilde Lakers ve Celtics ile birlikte Cavs'e yenilen üçüncü şampiyonluk adayı olayı başardılar. Tebrik ediyoruz kendilerini buradan.

28 Mart 2011 Pazartesi

Büyük Üçlü Tarih Yazdı

Bu sabaha karşı oynanan ve Heat'in evinde Rockets'ı 125-119 mağlup etmeyi başardığı karşılaşmada Heat'in büyük üçlüsü Lebron,Wade ve Bosh'ın herbiri en az 30 sayı ve 10 ribaund yaparak ilginç bir istatistiğin altına imzalarını attılar. Lebron 33 sayı, 10 ribaund- Wade 30 sayı, 11 ribaund- Bosh 31 sayı, 12 ribaund ile mücadeleyi tamamladı.

Heat organizasyonunda bu bir ilk, düne kadar böyle bir başarıyı yakalayan 3'lü çıkmamış. NBA tarihinde ise aynı takımdan 3 kişinin birden en az 30 sayı ve 10 ribaund yaptığı son maç Kasım 1997'de oynanan ve 4 uzatmaya giden Trail Blazers-Suns maçı. O maçta da Isaiah Rider, Arvydas Sabonis ve Brian Grant -zaten Brian Grant'in bu istatistiği yapabilmesi için maçın 4 uzatmaya gitmesi gerekirdi- 30 sayı 10 ribaund istatistikleri yakalamış fakat maçı Suns 140-139 kazanmış. O dönemki Trail Blazzers kadrosunu incelerken gözüme çarptı. Kenny Anderson ve Rasheed Wallace takımın ilk 5'ini tamamlayan diğer parçalar ve bu iki oyuncunun da skorer yönü hiç de az değilmiş o zamanlar. Yani Heat'te olduğu gibi 3 kişinin eline bakan bir takım değiller. Fakat öte yandan 4 uzatma da az değil. Kafadan 20 dakika fazla oynanmış maç. Tabii bu da istatistiklerin oluşmasında çok büyük bir etken.

Bir parantez de Rockets'a açmak istiyorum. Sezon başından beri olmayan ve belki de bir daha asla onlar için oynayamayacak olan en büyük yıldızları Yao'dan yoksun bu takımın, playofflara kalma mücadelesinin böylesine çetin geçtiği batı konferansında hala yarışın içinde kalma savaşını takdir ediyorum. Scola ve Kevin Martin önderliğinde ve özellikle Lowry'nin inanılmaz çıkışıyla sezon sonuna dek playoff kovalayacaklardır. Zaten son 5 maçını kazanmışlardı. Bu maçta da Heat'e deplasmanda kafa tutarak ellerinden geleni yapmışlar ama yetmemiş.

27 Mart 2011 Pazar

Bu Kadar Baskı Beklemiyorduk

Evet efendim Spoelstra Heat'in bu sene özellikle internet ortamı başta olmak üzere, eleştirilerden bunaldığına değindi ve dedi ki "Sezon başında bu konuları konuşmuştuk ancak bir anda kendimizi fırtınanın içinde bulduk. Elbette ilgi ve baskı bekliyorduk ama bu kadar da değil."

Bence az bile üstlerine gidiliyorken, Spoelstra'nın bu açıklamasını ilginç bulduğumu söylemeliyim. Olay beklentide bitiyor. Yani LeBron tek başına Cavs'deyken bile, Cavs'in ne kadar ilgi çektiği ortada. LeBron'un seveni kadar, nefret edeni de var. Asıl olarak da beklentileri son derece yukarıya çeken bir süper yıldız. Gittiği takımı otomatik olarak şampiyonluk potasına sokuyor. Elbette Heat'in medya tarafından bu kadar ele alınması doğal olacaktır. Miami'nin kurduğu üçlüye baktığımızda belki Celtics gibi ilk yılda şampiyonluk kazanamayacaklar ama popülarite olarak 10 kat üstündeler onların. Sonuçta NBA'in şu anda en iyi 3 oyuncusundan ikisi kadrolarında. Üstelik bu süper yıldızların hepsi en verimli dönemlerini geçiriyorlar basketbol kariyerlerinde. Celtics 3'lüsü gibi son yıllarında bir araya gelmediler. Bu da ayrıca beklentilerin yükselmesine neden oluyor. Sonuç olarak da çok daha fazla eleştirilecek bir takım çıkıyor ortaya. Bir de insanların güçlünün karşısında olma tandansını da unutmamak gerek. Böyle bir üçlü kurulduğunda pek çok seyirci sıcak bakarken, onlardan daha da büyük bir grup bundan 10 ay önce pek tınlamadığı Miami Heat'ten tiksinir oldu.

Sadece LeBron'un tanıtım şovunda sarfettiği sözler bile Heat'in ekstradan dikkat çekmesini sağlayacak cinstendi: "Buraya 1, 2, 3, 4, 5, 6 değil sayısız şampiyonluk kazanmak için geldik." Sonra neymiş Spoelstra bu kadar ilgi ve baskı beklemiyormuş. Yok artık... Geçen sene Celtics ve Lakers kötü dönemlerden geçerken "Bu takımlar bitmiş, yaşlandılar artık, şampiyonluk hayal" denmiyor muydu? Zirve yarışındaki favorilere her zaman böylesi büyük bir ilgi gösterilir. Miami Heat de 3 yıldızıyla kabul edin veya etmeyin şampiyonluğun en önemli 4 adayından biridir bu sezon hala.

Ben demiyorum ki bu baskıyı kaldırmak kolay. Hayır kesinlikle değil. Zaten ünlü bir sima olmanın en büyük zorluklarından biri bu. Eleştirilere karşı gerektiği yerde kulaklarını tıkamak, gerektiği yerde dikkatle dinleyip ders çıkarmak bunun yerini ve dengesini bilmek. Ama "Bu kadar ilgi beklemiyorduk" deyince takımını hazırlayamadığını gösteriyor bu bence Spoelstra'nın. Bu sayede Wade'in çıkıp "Tamam işte yenildik ya bütün dünya çok mutlu artık" tarzında açıklama yapmasını daha iyi anlayabiliyorum. Kafaca hazır değiller yani henüz. Bu takımın yarattığı etkinin farkında değiller çünkü. Sezon başında bütün bunlara karşı uyarılmaları, kafaca hazır olmaları sağlanmalıydı bu büyük yıldızların. Hatta gerekirse sezon içinde psikologlarla görüşülebilirdi falan. Çözümü var yani bunların. Ama neyse ki artık o fırtınaları günleri atlatmış gibi gözüküyorlar.

Peki ya playofflar'da işler sıkışınca, medyada Heat yine bu kadar didik didik edilince ne olacak? İşte o merak konusu... Özellikle Spoelstra'nın playofflar'da Heat'e ne kadar yardım edebileceğine dair şüphelerim var.

26 Mart 2011 Cumartesi

LeBron'dan Melo'ya Destek

Lebron, Melo ve Knicks'in düşen formunun gayet normal bir durum olduğunu belirtmiş. Konuyla ilgili Lebron'un açıklamaları şöyle: "Onu çok iyi anlayabiliyorum ve beklenenden daha zor bir durumda olduğunun farkındayım. Bu durum bir süre bu şekilde devam edebilir. Biliyorsunuz biz de sezona 9 galibiyet 8 mağlubiyetle başlamıştık. Yeni sisteme alışma aşamasında çekilen zorluklar, sinir bozucu yenilgiler, büyüyen üzüntü, tartışmalar, sorular ve çözüme ulaşmak için üretilen fikirler..."

Gerçekten de Melo ve Lebron'un takım değiştirdikten sonraki gidişatları birbirine çok benziyor. Takastan sonra Knicks 17 maçın 10'unu, son 8 maçın da 7'sini kaybetti ve doğuda 7.sıraya kadar geriledi. Heat de sezona kötü başlamış fakat daha sonra toparlanmıştı. Bu yüzden Carmelo Anthony'yi en iyi anlayabilecek adamlardan biri olan Lebron empati yaparak yakın arkadaşının yanında olduğunu göstermek istemiş. Fakat artık sezon başında değiliz ve Heat'in sahip olduğu gibi uzun vadeli bir toparlanma sürecine sahip değiller -malumunuz sezon sonuna yaklaşık 10 maç kaldı-. Bunun üzerine playofflarda rakiplerinin büyük ihtimalle Celtics veya Heat olacaklarını düşünürsek en azından bu sezon için Knicks adına iyimser olamıyorum.

13 Mart 2011 Pazar

Kim Demiş Yıldızlar Mücadele Etmez Diye


Link

Yukarıdaki görüntüler dün akşam oynanan Grizzlies-Heat karşılaşmasından. Heat doludizgin giden Grizzlies'ı beklenenden çok daha rahat geçmeyi başardı. Karşılaşmayla alakalı akıllarda ise bu pozisyon kaldı, Grizzlies hızlı hücumunda Heat'in yıldızlarının Wade önderliğinde göstermiş olduğu mücadele... Önce Wade arkadan gelerek Allen'ı blokluyor, ardından LeBron Young'ın topunu panyaya yapıştırıyor. Sonra Wade bir kez daha kesiyor Allen'ı, o sırada Bosh yardıma yetişiyor ve ortalığı karıştırıp topun takımında kalmasını sağlıyor. Bloklar zaten tek tek bakıldığında hiç fena değil ama art arda gelmeleri daha güzel kılıyor pozisyonu. Yalnız dikkat ettiyseniz Heat adına savaş veren üç kişi var pozisyonda, takımın yıldızları... Tesadüf gibi görünüyor belki ama Wade ve LeBron'un attığı deparlara dikkat ederseniz öyle olmadığını göreceksiniz. Bu adamlar geriye çılgınca koşup takımın sayı yemesini engellemeye çalışıyorsa takımda bulunmalarının başlıca sebebi bu işleri yapmak olan Chalmers-Damiper ikilisi de bir zahmet popolarını kaldırıp gelecekler oraya. Yok öyle hem yeteneksiz olup hem de işten kaytarmak.

11 Mart 2011 Cuma

Jordan'ın MVP'si Rose


Chicago Bulls formasıyla NBA'e damga vuran, insanların bu oyunu sevmesindeki en önemli etkenlerden biri olan ve şu an Bobcats'te yöneticilik yapan Jordan MVP adayını seçmiş. Kendisinin de formasını giydiği Chicago'nun yıldız oyuncusu Derrick Rose sezonun bu bölümüne kadar gösterilen performanslara göre Jordan'ın MVP adayıymış. Peki bir düşünelim Jordan kendisi gibi Chicago forması giyen ve Chicago şehrine tekrar heyecan getiren Rose'a kıyak geçmiş olabilir mi? Hiç ama hiç sanmıyorum.

MVP yarışına bir bakalım. Boston ve Spurs ligin tepesindeler ancak bu takımlardan ön plana çıkan -MVP olacak kadar- bir isim olduğunu düşünmüyorum, Howard iyi ama Orlando Doğu'da 4. sırada onu da geçiyorum. Durant'in rakamları iyi ancak onun da MVP seviyesinde olduğunu düşünmüyorum. Kobe'nin ve Lakers'ın normal sezon performansı da -en azından all-stara kadar- ortada onlarda lig liderliği yarışında geride kaldı, ayrıca Kobe'nin de istatistikleri çok iyi değil, onu da geçtim. 3 aday var benim gözümde. Son düşüşten sonra Miami'de Doğu'da 3. sıraya düştü ancak LeBron'un rakamları hala fazlasıyla etkileyici. LeBron özellikle Miami Doğu'da 2. sıraya tekrar çıkarsa önemli adaylardan biri olacaktır. 2. adayım Nowitzki. Ancak Lakers'ın müthiş performansından sonra onlarında Batı'daki 2. sırada kalmaları zor gözüküyor. Dallas Batı'yı ilk 2'de bitirirse Dirk de büyük aday. 3. aday için ise Jordan'la aynı fikirdeyim: Derrick Rose. Ancak burada kritik nokta Doğu'da ve Batı'da 2. kimin olacağı. Bildiğiniz gibi MVP ödülü takımın başarısıyla direk ilgili. Eğer Chicago Doğu'da 2. olursa benim de adayım Rose. Ancak Dallas Lakers'a, Chicago'da Miami'ye geçilebilir. Bugünkü Chicago-Dallas, Lakers-Miami maçları çok kritik. Ancak sezon şu anda bitseydi benim de oyum Rose'a giderdi. Yani Jordan'a hak veriyorum ben de seçiminde. Bu arada eğer Rose MVP seçilirse Chicago formasıyla bu onuru yaşıyan Jordan'dan sonra ikinci isim olacak.

10 Mart 2011 Perşembe

Melo'dan LeBron'a Selam



Hatırlayacaksınız 2003 draftında ilk üç sırada seçilmişti Carmelo ve LeBron. Aynı pozisyonda oynamaları itibariyle de seçildikleri andan itibaren aralarında medyanın alevlendirdiği bir rekabet başladı. Carmelo ilk sezon sayıda LeBron'u çok ufak bir farkla geçse de yılın çaylağı ödülü Ohio'ya gitmişti. İkisi de seçildiklerinde ligin dibinde olan takımları belirli bir seviyeye çıkardılar ancak bir türlü şampiyonluk gelmedi. LeBron finallere kadar geldi ancak orda da tecrübeli Spurs takımına çarpıldılar. Carmelo'nun Denver'ı ise Batı'nın hep can yakan takımlarından biri oldu ancak bir türlü finale çıkamadılar. Ve bu sezon iki yıldız da takım değiştirdi, ikisi de şampiyonluğa daha yakın olmak istediklerini açıkça belirtecek hamleler yaptılar.

Neyse fazla uzatmadan, bildiğiniz gibi Miami çalkantılı bir dönemden geçiyor ve LeBron iyi performansına rağmen bir türlü maçın sonlarında bulduğu şutları sokmayı başaramıyor. LeBron bu sezon maçın son 10 saniyesinde takımı 1 ila 3 sayı arasında gerideyken kullandığı 9 şutun sadece 1'inde isabet bulabilmiş. Son 3 sezonda ise 23 şutta sadece 3 isabeti var. Yani baskı altında şut atma konusunda LeBron maçın diğer dakikalarında olduğu gibi başarılı değil. Carmelo ise çoğu kategoride LeBron'un arkasında kalsa da kritik topları oynama konusunda çok çok başarılı bir isim. Hatta Kobe ile birlikte ligin en başarılı isimleri olduğunu söylemek mümkün. El yakan topların değerlendirildiği çoğu istatistikte zirvede. Bu sabah oynanan maçta da yine çok kritik bir topta isabeti buldu. Memphis deplasmanında -ki Memphis'in Gay'in yokluğuna rağmen çok formda olduğunu söylemek lazım.- hele ki Memphis son çeyrekte 15 civarı bir farktan geri dönmüşken yukarıda izlediğiniz şutu attı ve takımına galibiyeti getirerek LeBron'a selamı çaktı.

9 Mart 2011 Çarşamba

Daha Kötüsü Olabilir mi?

Dün gece Blazers'a karşı bütün maçı geride götürüp, sonunda da yenilgiden kurtulamayan Heat, 5 maçtır kaybediyor... Şu anda içinde bulundukları durum hakkında LeBron ile Wade'in farklı fikirleri var. Wade "Niye bu kadar yetenekli bir takım, bu duruma düştü? Anlayamıyoruz. Bundan daha kötüsü olamaz herhalde." Öteki tarafta LeBron demiş ki "Sadece kötü bir dönemden geçiyoruz. Nedenini açıklayamıyoruz ama bu düşebileceğimiz en kötü durum değil. Zaten sezon sonuna kadar her maçı kaybetsek bile playoff'a kalacağız."

Yuh yani düşündüğün şeye bak LeBron. Ligin en iyi 3 oyuncusundan ikisini bünyesinde barındıran takım 5 maç üst üste kaybediyor, sen çıkıp "Sezon sonuna kadar kaybetsek de bir şey olmaz" diyorsun. Bundan daha kötüsü nasıl olabilir ki Miami adına? 10 maça çıkmayacağına göre seri... Bu arada ben maçı izledim, Spoelstra LeBron'u bol bol uzun forvette kullandı. Hücumda biraz daha avantaj sağlamasını düşündüğü bu hamle ters tepti, çünkü McMillan da maçı Gerald Wallace'ı 4 numarada oynatarak bitirdi. Benim görmek istediğim bir hücum var Miami'de, çok nadiren rastlıyorum buna. LeBron dip çizgide sırtı dönük, boyalı alanın hemen dışında topu alacak ve bire bir oynayacak. Nedense göremiyoruz yeterince bunu.

Spoelstra'nın yetersizliğine değinmiştim daha önce zaten... Heat'in yenilgilerinin ana nedenlerinden bir diğeri ise bence 3 yıldız dışında neredeyse kimseden katkı gelmemesi. Özellikle Mike Miller'ın hazırlık kampında sakatlanması, biraz oynamaya başlayınca Garnett'in kötü niyetli dirseğine kurban gitmesi ve üst üste maçlar kaçırması, istediği seviyeye çıkamamasınına neden oldu. Halbuki ondan, bu takımın önemli bir parçası olması bekleniyordu. Arada sırada kendi başına skor üretmesini falan geçtim, Miller kariyeri boyunca en iyi yaptığı şeyi, boş üçlük değerlendirmeyi bile yapamıyor hala. Bibby henüz geçiş dönemi yaşıyor. Onun da playofflar'da çok daha iyi bir iş çıkarması bekleniliyor.

Şu rol oyuncuları biraz form tutana kadar işler pek de iyi gitmeyecek gibi Miami'de. Yarın gece, sezonun en iyi dönemini geçiren Lakers'a karşı ne yapacaklarını merakla bekliyorum bakalım. Bence onlara ters gelecek bir yapıları var zaten ilk karşılaşmalarında rahat geçmişlerdi Lakers'ı. Fakat şu gidişat Miami adına hiç de umut vermiyor.

8 Mart 2011 Salı

LeBron Bu Kez Yakalandı


Link

Pazar akşamı oynanan Bulls maçında LeBron, fastbreaklerde sıkça yaptığı stepslerden birini yapıyor. Ama bu kez öyle bir steps ki hakemlerin düdük çalmaması mümkün değil.

7 Mart 2011 Pazartesi

Ne Yapsak Olmuyor!

Bulls'a karşı son 5 saniyede iki maç kazandıracak şutu kaçıran Miami, maçı kaybetmekten kurtulamadı. Basın toplantısında:
LeBron - Abi yine son şutu atamadığıma inanamıyorum
Wade - Offf ben de kaçırdım oğlum ya

Ciddiyetle yaklaşırsak; Wade'den hafif Türk sporcusu mantığında bir açıklama gelmiş Bulls yenilgisinden sonra: "Herkesin istediği oluyor, kaybediyoruz." Stres bir şekilde oyunlarını da etkilemeye başladı. Bu konuda bir değerlendirme yazısı yazmıştım daha yeni... 16'da 1 oldular maçın son 10 saniyesinde, kaderi değiştirecek şutlarda. 16'da 1 ya. Oldukları yerde dümdüz şuta kalksalar fazla zorlamadan etmeden, 16'da 4 falan atarlar yani... Durum hiç de iyi değil. Bu krizden Godfather çıkarsın takımı, zaten en başından beri Spoelstra'yı istemiyordum bu takımın başında. Üst üste alınan yenilgiler hem kanıtlıyor gibi bu işin olmayacağını, hem de bahane oluyor Riley'nin gelmesi için. Israrla "Gelmeyeceğim" demişti Riley ama bakalım bekliyoruz...

Edit: Ayrıca Spoelstra bu geceki maçtan sonra, soyunma odasında bazı oyuncuların ağladığını söylemiş basına. Bence pek de paylaşılması gereken bir detay değil ama bunun içeride kalması daha doğru olurdu sanki. Ayrıca Bosh da ağlayanlardan biri olmadığını ancak kendisini çok zor tuttuğunu belirtmiş. Yukarıda stres yazmıştım, gerçekten baya bir ele geçirmiş stres oyuncuları...

4 Mart 2011 Cuma

Miami'de Son Topları Kim Kullanacak?

En başta yazıyı dün geceki Magic-Heat maçından önce hazırladığımı söylemeliyim. Ama tesadüf bu ya maçın sonu ilginç ve güzel bir örnek oldu bu yazıda değindim konu için....

Heat'in 3 sayı veya daha az geride olduğu ve maçın bitimine 30 saniye kalan durumlar söz konusu olduğunda, Wade son 12 maçta sadece 1 kere şut kullanmış. LeBron ise 7 ile takımın lideri son dönemde. Sezonun genelinde ise Wade 7'de 1, LeBron 8'de 2, House ise 3'te 1 isabet sağlamışlar yukarıda yazdığım durumda. Toplamda 11'de 1 üçlük ve 11'de 3 ikilik isabeti bulmuş Heat bu senaryoda.

Konuyla ilgili Wade'in fikri sorulduğunda, Wade "Takım oyuncusu olmayı amaçlıyorum. Bunu dert etmek gibi bir niyetim yok. Mesela perdeleme yapmam isteniyorsa gidip kapı gibi perde yapacağım. Buna alışmam zor çünkü bugüne kadar top hep elimdeydi ama deniyorum." tarzı bir cevap vermiş. Yukarıda göreceğiniz üzere, Wade de kullansa topları LeBron da kullansa Heat'in pek yararına olmuyor.

İşte Miami Heat'in sene başında nasıl tepki vereceğini beklediğim senaryo. İki açıdan bakmak lazım. Birincisi iki süper yıldızın bu durumda nasıl anlaşacakları. İkincisi ise iki üçlük özürlü (Wade-Bosh) bir tane de vasat (LeBron) oyuncu parkedeyken, Miami'nin maç sonlarında nasıl top kullanacağı. Wade, LeBron ve Bosh gayet güzel pozisyon yaratıyorlar ancak oyunda olan House, James Jones, Bibby veya Mike Miller gibi ceza atışını kesecek oyunculara top aktarmak kolay olmuyor. Zira savunmalar top hangi yıldızın elindeyse, diğer iki yıldızı riske edebiliyorlar üçlük konusunda. Zaten ikilik lazımsa yine dış şut özürü handikap yaratıyor çünkü içeri gömülebiliyor savunmalar. Yani her şekilde sorun üçlük atamayan oyunculara sahip olmak. Eh elinizde 3 tane oyunda olması şart yıldız varsa ama hiçbirine güvenemiyorsanız üçlük konusunda, sıkıntı çekeceğiniz aşikardır. Maç içinde bu sıkıntı çok da dikkat çekmez ama işte son bir dakikada durum değişir.

Öncelikle şunu söyleyeyim. Benim maçın sonlarında ilk tercihim kesinlikle LeBron olur. Bir kere arkadaşlarına daha iyi pozisyon hazırlıyor, üçlüğü ve hatta orta mesafe şutu biraz daha güvenilir. Ayrıca kariyeri boyunca maçın son dakikalarında Wade'den çok daha yüksek bir yüzdeyle şut attı. Ama sonuçta öbür tarafta da Wade var. İlla ki LeBron daha iyi diye devamlı ona yönelirseniz bu sefer rakipler ona önlem alacaktır. Böylece aslında Wade'i biraz daha kullanmak zorunda olduğunuzu farkedersiniz... Ancak yukarıda yazdığım gibi üçlük tehdidi düşük olan yıldız üçlüyle son dakikalarda daha da çok sıkıntı çekebilir Miami. Wade kariyeri boyunca %30'un üstüne çıkamadı bir türlü, demek ki şut menzili yetersiz diye düşünüyorum. Yoksa böyle büyük bir yıldız üçlüklerini düzeltmek için bir çaba gösterirdi. Ancak James'in set şutörü olarak Wade'in yaratacağı pozisyon sonrası ceza kesmesi Heat'i çok rahatlacaktır maç sonlarında. Peki o yazın delicesine şut çalışıp üçlüğünü geliştirme yoluna gider mi? Pek sanmıyorum.

Kısacası oyun kurucunuz veya şutör guard'ınızın üçlük atamaması çok büyük bir handikap esasında basketbolda. Spurs bunun bir benzerini Parker ile yaşıyor senelerdir ama Popovich'in çok iyi hücumlar çizdiğini söylemeliyim maçın sonunda. Bu konuda Spoelstra'ya yeterince güvenemiyorum. Heat'te özellikle playoff zamanında, hangi oyuncu nasıl kullanacak son hücumları merakla bekliyorum açıkçası...

3 Mart 2011 Perşembe

28 Şubat 2011 Pazartesi

Melo 9 - LeBron 4

Dün gece Heat karşısında sürpriz bir galibiyet aldı Knicks ve rakibini doğunun tepesinden indirdi. Henüz rotasyon oturmamış, hatta takım içi görevler dahi belli olmamışken Heat gibi bir takıma karşı deplasmanda alınan bu galibiyeti hiç beklemiyordum açıkçası. Kaldı ki Knicks daha 2 gün önce Cavaliers maçında tel tel dökülmüştü. Demek ki erken konuşarak hata etmişiz, şimdilik sadece istikrarız olduklarını söyleyelim ve daha geniş analiz için biraz daha izleyelim kendilerini. Neyse efendim konumuz bu değil. Dün geceki Heat maçı, Knicks'in yeni kimliğiyle kazandığı en önemli zaferdi şimdilik ama bu galibiyetin bir başka özelliği de Melo'nun LeBron'a karşı yine kazanması oldu.

İki oyuncunun şimdiye kadar aralarında yaptığı (allstarlar hariç) 13 maçın 9'undan Carmelo'nun takımı, 4'ünden ise LeBron'un takım galip ayrılmış. Bu iki yıldız lige katılmadan bir sene önce Nuggets batının, Cavaliers ise doğunun sonuncusuydu. Ama takip eden yaklaşık üç yıl boyunca Nuggets daha iyi bir yapılanmaya gitti ve doğru parçalarla, Cavs'e oranla çok daha hızlı güçlenip, iddialı bir ekip haline geldi. Ardındansa her iki takım da şampiyonluk kovalayıp ulaşamadı. İlginçtir ki Melo'nun takımlarının üstünlük sağladığı yıllar Cavaliers'ın zayıf olduğu dönemlere tekabül etmiyor. Ayrıca benzer durumun yaşandığı Williams-Paul eşleşmesinin aksine takımı kazanmayı başarsa da LeBron'un bu maçlardaki bireysel istatistikleri Carmelo'nun çok önünde görünüyor. Neyse, daha gençler ve ikisi de artık aynı konferansta, bol bol karşılaşıp birbirlerine meydan okurlar, biz de keyifle izleriz artık.

Çalınmayan - Görülmeyen Faul


Link

Miami Heat yenildiği zaman internette bir parti ortamı oluşuyor bildiğiniz üzere. Daha çok LeBron'dan dolayı kaynaklanan bir haz bu. Hele bir de LeBron blok yerse ve son saniyede üçlüğü kaçırırsa daha da coşuyor insanlar. Ama aslında LeBron ve Heat maçı kazanabilirdi hakemler doğru düdüğü çalsalardı. Hubie Brown babamızın bile gözlerinden kaçtığı için göstermek istedim Amare'nin bloğundan önce LeBron'a yapılan net faulü. Carmelo o kadar net bir şekilde koluna müdahale ediyor ki LeBron'un. Zaten Amare'nin bloğundan hemen önce durdursanız videoyu, LeBron'un turnikesinin çembere bile değmeyeceğini görebilirsiniz. Sol kolunun üstüne Melo bindiği için yeterince açamıyor kolunu ve ne açıyı ayarlayabiliyor ne topu çevirebiliyor. Amare dokunmasa bile top panyadan dümdüz boyalı alana düşecek... Fark 1 iken çok kritik bir düdüğü kaçırmış oldu hakemler yani. Sağlık olsun. Bu maçla alakasız bir saçma karar da Lakers-Thunder maçında yaşandı. Kobe'ye yapılan çok net faulde çalınmayan düdük ayrı bir bombaydı ama onun videosunu bulamadım. Zaten o kazananı değiştirmedi, Knicks-Heat maçındaki ise bir taraftan alıp öbür tarafa verdi...