Suffisamment
2 hafta önce
2010 baharında aşil tendonu kopan Mehmet, bu sezon Ocak civarında dönecekti. Ancak milli oyuncumuz çalışmalarını sıkı tutup, Aralık'ta dönmeyi başardı bu ciddi sakatlıktan. Biz ondan ufak ufak rolünü arttırmasını beklerken, önce bileğini burktu Memo. Ardından sırt/bel ağrıları baş gösterdi, bu ağrılardan bir türlü kurtulamadı Mehmet. Jazz neredeyse 2 aydır dinlendirilen Mehmet'in dönüşü için bir tarih vermemişti. Biz "Acaba sezonun son kısmında oynar mı?" diye düşünürken, bugün yapılan açıklama ile Mehmet'in sezonu kapadığı açıklandı.
Deron Williams ---> New Jersey Nets
NBA kaynaklarının verdiği bilgiye göre Utah Jazz ve New Jersey Nets odaklı sürpriz bir takas gerçekleşti. Deron Williams Nets'e takas edildi. 23 yıldır Utah Jazz koçluğunu sürdüren Sloan'ın istifasında başrol isim olarak dikkat çeken Deron Williams sürpriz bir şekilde Utah'tan gönderildi.
Henüz haberi olmayanlar için, Jerry Sloan istifasını verdi. Her NBA sever gibi ben de şaşkınlıkla karşıladım bu olayı en başta. Meğersem olay Deron Williams ile bir süredir yaşadıkları anlaşmazlıklarmış. İlk senesinde Deron'ı adam etme amaçlı olarak yedekten oyuna sürüyordu devamlı. Takımı kenardan izletip yanlışları, doğruları falan gösteriyordu Sloan ona. Eğitmişti adeta Deron'ı, yeni Stockton olması için. Ama Deron ona baş kaldırarak adeta sırtından bıçaklamış bir Brütüs olmuş. Ben bir hayli şaşırdım açıkçası, hatta yazıda da "Deron Williams ile yeni Stockton'ını bulmuştu" demiştim. Meğerse neler dönüyormuş. Son Bulls maçının ilk yarısında Deron Williams kenardan Sloan'un söylediği set yerine başka bir hücum oynatmış takıma. Bundan dolayı devre arasında ikili kavga etmişler hatta fiziksel kontak olacak noktaya kadar gelindiğini söylüyor kaynaklar. Ayrıca maçın son dakikalarında Deron Williams üst üste top kayıpları yaparak maçı adeta Bulls'a kendi elleriyle teslim etmişti. Sezon içinde 2-3 kere daha yaşanmış bu tür olaylar. Deron Williams koçun fazla kapalı ve değişikliğe asla taviz vermeyen tavrından rahatsızmış. Sloan ise "Burada işler benim dedediğim şekilde işler." diyormuş. Ancak son zamanlarda yaşanan tartışmalar sonucunda Sloan yönetime "Ya benim istediğim gibi yönetilecek bu takım ya da ben gidiyorum" demiş. Yönetim de bunun üzerine "İşte kapı işte sapı" demiş, çünkü Deron'ı kaybetmeyi göze alamamışlar. Bir başka iddia ise Deron'ın direk olarak "Sloan varsa ben yokum" dediği ve yönetimin böyle bir karar aldığı. Tam orta yol diyeceğimiz bir teoriye göre de Sloan, Deron'dan duyduğu rahatsızlığı yönetime aktarıyor, yönetimden "İdare et işte" gibi bir yanıt alınca, yönetimin onun değil oyuncunun yanında olduğunu anlıyor, basıyor istifayı. Yani her şekilde yönetimden yeterli desteği görememiş Sloan... Bu arada, sadece Deron değil, başka oyuncuların da Sloan'dan şikayetçi olduğu söyleniyor.
Utah tarafındaki kaynaklardan alınan bilgiye göre TSİ 00:00'da bir basın toplantısı yapılacak ve Jerry Sloan ile Phil Johnson istifalarını duyuracaklarmış. Basın toplantısını NBA TV'den ve NBA.com'dan takip edebileceğiz...




Matthews sezon başından beri takımına harika katkı veriyor. Özellikle Roy'un yokluğunda çok daha ön plana çıktı, hatta Roy'u pek aratmadı diyebiliriz bu dönemlerde. Ayrıca bence bu sene ligin en çok gelişme kaydeden oyuncularından da biri.
Birkaç gün önce Memo'nun iki hafta içinde formasına kavuşacağını yazmıştım. Jerry Sloan'un yaptığı açıklamaya göre Mehmet bu gece Hornets'a karşı oynayacak. İzlemek isteyenler için, maç saat 03:00'da.
Utah Jazz başkanı Randy Rigby'nin açıklamasına göre önümüzdeki 2 hafta içinde forma giymeye başlayacakmış Memo. Bildiğiniz gibi geçen sezon playofflar'ın ilk maçında aşil tendonu kopan Memo sezonu kapamış veDünya Basketbol Şampiyonası'nda da oynayamamıştı. Ameliyattan sonra yaklaşık 6-8 ay civarı bir süre içinde parkelere döneceğini biliyorduk. Ancak Utah Jazz sezon başından beri Memo'nun dönüşüyle ilgili milli oyuncumuzun üzerinde baskı oluşturmamak için tarih vermekten kaçınıyordu. Bu yüzden Memo'nun All-Star arasından sonra döneceğine inandırmıştım kendimi. Sonunda beklenen açıklama geldi ve Memo'yu izlemeye devam edebileceğiz.
Sezona Denver ve Phoenix gibi iki önemli testten sınıfta kalarak başlamıştı Utah. Playoff sıralamasında yer savaşı vereceği muhtemel bu rakiplerinden yediği farkların yanına takımın lideri Deron Williams'ın bu periyottaki kötü performansı da eklenince Jazz taraftarları için aylardır bekledikleri sezon başlangıcı bir kabusa dönmüştü. Üzerine Thunder deplasmanından aldıkları farklı galibiyet aslında Utah'ın daha sonraları maç içine de sirayet ettiğini göreceğimiz performans dalgalanmasının habercisiymiş. Golden State yenilgisiydi Toronto galibiyetiydi derken benim de dengem bozuldu açıkçası ve takım iyi yolda mı kötü yolda mı bir türlü karar veremedim ben de. Ama arada bir Clippers maçı var. Bu maç öyle bir maç ki Jazz 18 sayı farkla geri düşüyor ordan maçı çeviriyordu ve belki bu geri dönüşün çoğu kimse farkında bile olmuyordu, sonradan olaya ayıkıyoruz, meğer o gün başlamış bu karakter gösterisi...
Matthews-Korver ikilisini kaybettikten sonra öncelikle şutör ve daha geri planda kalsa da savunmacı, pis işleri yapan bir 2 numara açığı oluşmuştu Jazz’da. Bu açığı eski oyuncuları Raja Bell ile kapadılar. Taraflar 3 yıllık $10M karşılığında anlaşma sağladı. Kariyeri boyunca Tolga Doğantez misali oradan oraya savrulan, gittiği takımlarda bir türlü kalıcı olamayan Bell’in son durağı olacağa benziyor ilk parladığı Utah. Kobe’nin, Artest’ten sonra başına bela olan Bell’i de MLE’in kalan kısmı karşılığında takımda görmek istediği söyleniyordu ama o Jazz’ı tercih etmiş.
Serbest kalan oyuncusu Boozer'ı Bulls'a kaptıran Utah Jazz, Bulls ile takas üzerinde anlaşarak Boozer'ın kontratı kadar büyük bir takas istisnası almıştı. Şimdi de bu takas istisnasını, Kosta Koufos'u ve ilerideki draftlar'dan iki ilk tur seçim hakkını Minnesota'ya göndererek, Boozer'ın yerine Al Jefferson'ı koydular. Harika bir takas Jazz açısından bence. Defalarca belirttim blog'da, Al Jefferson çok beğendiğim bir oyuncu.
Başlıkta büyük ihtimalle dedim çünkü Utah'ın önerilen kontratı eşleme ihtimali var düşük de olsa. Nereden nereye… Kim derdi ki daha geçtiğimiz sene Karşıyaka’nın transfer gündeminde olan Wesley Matthews bu sene 5 yıllık $34M alacak diye. Basketbol çok enteresan bir oyun… İki sene önce Marquette Üniversitesi'nde iken senior sezonunda performansını ikiye katlaması bile yeterli olmamış, hiçbir NBA takımı draft etmemişti kendisini. Ama geçtiğimiz yıl Sloan’ın kendisine verdiği şansı çok iyi değerlendirdi ve muhtemelen yedi sülalesine yetecek kadar bir servet sahibi olacak.
5 yıl - 80 milyon dolar. Güzel para diyecektim de Rudy Gay ve Joe Johnson 'güzel para' kavramına yeni boyut kattılar. Bu arada Boozer parayı da. Zamanında Cavaliers'ı çok ağır satmıştı Jazz fazladan para tekif edince. Maksimum kontrat koparabilirdi belki de Bulls'dan ama şu anda kabul ettiği kontrat sanki ince hesaplanmış, tam bir tane maksimum kontrat sığabiliyor Bulls'un salary cap'ine. Yoksa LeBron mu geliyor? Tabii bu işin dedikodusu. Son kararı Cuma sabahı saat 04:00'da öğreneceğimizi yazmıştım.
Serinin ilk iki maçı gibi bu karşılaşmayı kaleme almak da bana düştü. Los Angeles’taki maçların en akılda kalan tarafı skor olarak yakın geçmesine rağmen maç boyu rahat olan Lakers’ın tüm oyunu kontrol etmesiydi. Lakers’ın bu rahatlığının ne kadar sakat olduğunu gördük çünkü iki maçta da skor o kadar yaklaşmıştı ki Utah’ın öne geçmesini engelleyen tek şey seyirciden alamadığı gazdı. Aradaki kalite farkı ve eşleşme problemleriyle birlikte ne kadar çabalasalar da Lakers’ı yenemeyip evlerine 2-0 dönmek zorunda kaldılar.
İki yarıdan ayrı paragraflarda bahsetmemin sebebi, maçın değiştirdiği şekil. Gasol’ün uyanıp 14 sayı 17 ribaunda ulaşmasını söylemiyorum bile. Sezon boyunca Lakers’ın hücumdaki en zayıf isimleri olarak anılan Artest ve Fisher’ın üst üste attıkları kritik şutlarla takımını maçta tutacaklarını hiç tahmin etmemiştim. Hadi Fisher’ın buraları sevdiğini ve playofflarda ortalamalarının üstüne çıktığını biliyoruz ama Artest konusunda cidden şaşırdım. İkisi de 13’te 7’yle 20 sayıya ulaşırken iki seridir toplam 14’te 2 üçlük atan Artest bu bu bölgeden 7’de 4 isabet buldu. Ancak Utah’ta ona cevap veren bir isim vardı ki neredeyse kusursuz oynadı. Kendisi şutör coşmasını tepe noktasına kadar yaşayan Kyle Korver. Toplamda 10’da 9 isabet, 5’te 5 üçlük ve 23 sayı. Kendisi neredeyse Utah’ın seri umutlarını geri getiriyordu, üstünlük ikinci yarıda tam 21 kere el değiştirdi ancak dört şut üst üste zorlayarak kaçıran Kobe’nin attığı basketlerle bunu unutturmasına Odom ve Fisher’ın kritik üçlükleri de eklenince Lakers durumu 3-0’a getirdi.