BIY AD

5 Mart 2011 Cumartesi

NBA'de Latin Geceleri

2006-2007 sezonundan bu yana NBA'de uygulanan 'Latin Gecesi' kapsamında, daha çok Latin nüfusunun bol olduğu yerlerde, orada yaşayan halkı çekebilmek adına çeşitli şenlikler, televizyon yayınları düzenleniyor. Bu sene de Latin Gecesi adı altında 12 maç oynanacak ve takımlar aşağıdaki formalarla parkede sahne alacak.

Laurel & Hardy


Link


Link

Richardson Orlando'ya geleli aylar oldu ama Jameer'le bir türlü uyum sağlayamadılar. Maç içerisindeki uyumsuzlukları yetmezmiş gibi türlü sakarlıklarla da ilginç videoların başrolünü süslemeye başladılar.

Gecenin Hareketleri - 4 Mart


Link

Oldukça güzel hareketler barındıran videonun sonunda Ömer adına bir de talihsiz pozisyon var. İlk bakışta dikkat çekenler; Baron'ın no look pası, Deron'ın crossoverı, LeBron'un Bonner'ı sırtına alıp bitirdiği turnike. LeBron belki egoist davranmış ama çok güzel bir hareket çıkmış ortaya. 1 numarada ise Ömer, maç boyu arkasında iyi durduğu Howard'a karşı poster ötesi bir şey olmuş maalesef.

Spurs Heat'in Ateşini Söndürdü

Bir Türk spor basını manşeti, çok canım çekti, yoksa Heat sıcak falan da değildi yani. Daha son maçta Magic 'büyüledi' onları hatırlarsanız 24 sayıdan geri gelip. Tamam kelime oyunu falan yapmıyorum yazının geri kalanında sakin olabilirsiniz. Gece dışardaydım izleme fırsatım olmadı gündüz izleyebildim ancak. Spurs öyle inanılmaz şut atmış ki, anlatılmaz yaşanır. İlk çeyrekte tam 8 üçlük ama bunda Miami'nin rezalet savunmasının da payı var. Bu kadar mı fazla bomboş şut imkanı verilir rakibe. Üstelik karşında NBA'in en iyi şut atan takımı varken (vay be bunu da diyoruz ya Spurs'e bu sezon, 2012 gerçek olacak galiba). Özellikle ilk çeyrekte Spurs'ün bulduğu bomboş şutların sayısı çok fazlaydı. Zaten 12 isabetli şutun 8'ini asist sonucu elde etti Spurs. Penetre sonrası rotasyonlar inanılmaz aksadı Heat'te. Bir de LeBron iki rezalet hücum faul kararından dolayı kenara gelmek zorunda kalınca fark iyice açıldı. Sadece 36 sayı yeselerdi hadi yine anlaşılabilirdi, sonuçta Spurs sıcak olduğu gün herkesi yakabilir ama Heat yalnızca 12 sayı atabildi koca çeyrekte. Buz kesilmelerinin yanısıra LeBron'suz son 3.5 dakikada skor üretememelerinin de payı vardı. Bu sezon ilginç bir detay dikkatimi çekiyor, Cavaliers'da istediği her türlü düdüğü alan, ona karşı kolay kolay düdük çıkmayan LeBron, Heat'e geldiğinden beri çok daha fazla bu tarz kararla karşılaşıyor. Aşağıda iki hücum faulün videosunu da koydum, bir hayli saçma düdükler. Takım değiştirince niye bu kadar değişti ki hakemlerin bakış açısı acaba? Ha hiç memnun değildim Cavs'de yaptığı 1000'lerce stepsin verilmemesinden, ona karşı faul çalınmamasından, ayrı...


Link

Peki ne olacak bu Galatasaray'ın şey pardon Heat'in hali? Önümüzdeki 7 maçta %50 galibiyet oranının üzerindeki takımlarla karşılaşacaklar. Şampiyonluk yarışında ismi geçen takımlar arasında %50 galibiyet kriterini aşan rakiplere karşı Magic'ten sonra en kötü istatistik Heat'e ait: 14-17. Yani güçlü takımlara karşı daha yarı yarıya bile kazanamıyorlar. Playofflar'da ne yapacaklar acaba? Dün yazmıştım Heat'te son topları kim kullanacak diye. Bu gidişle son toplara falan kalacakları yok valla Spoelstra bir şeyler yapmadıkça...


Link

Yavaaş, Yavaaaş!


Link

Sol baldırındaki sakatlığından dolayı 2-4 hafta arası parkelerden uzak kalacağı söylenen Parker dün gece sakatlığının 5. gününü doldurmadan Heat karşısında takımındaki yerini aldı. Maç beklenenden erken kopunca çok fazla süre almadı Parker ama yaşanan bir pozisyonda yürekleri ağıza getirdi. Üçüncü çeyreğin sonlarına doğru bir hücumda Heat pota altındaki boşluğu görüp dalan Parker'a Dampier'dan öyle sert bir faul geldi ki yıldız oyuncu bir süre yerden kalkamadı, Spurs taraftarları da küçük bir kabus gördü. Dampier'ın takımın yediği farkı hazmedemediğinden bu hareketi yapıyor olması kuvvetle muhtemel. Ama sıçramak üzere olan bir adamı itmek de ne demek... En son Bogut'un kolunu kırdığı pozisyonu hatırlıyorum havada itilince bir oyuncu. Parker da çok kontrolsüz bir şekilde düşüyor yere, neyse ki önemli bir zarar görmüyor. Hazmedememek demişken aşağıdaki pozisyonda yine Parker'a James Jones'un yaptığı faul de hiç fena değil. Baltayı indiriyor resmen rastgele. Bu tarz topla alakasız doğrudan rakibe kasteden faulleri görünce insanın sinirleri bozuluyor. Hayır bir de faule maruz kalan adam ufacık bir şey. Bir yerleri kırılacak Allah muhafaza.


Link

Dwight Howard Cezalı


Link

01:10'a bakarsanız direk pozisyonu izleyebilirsiniz. Sonunda başardı Dwight Howard 16. teknik faulünü almayı ve Pazartesi günü oynayamayacak bu nedenle. Howard iyi uğraştı ceza alabilmek için. Yanılmıyorsam NBA yönetimi 3 kere ona çalınan teknik faulleri geri aldı ama buna rağmen daha sezonun bitimine 1.5 ay varken ulaştı Howard 16 rakamına.

Tamam genellikle süper salakça teknik fauller alıyor, gerek itirazdan dolayı gerek boş yere sinirlenmesinden dolayı. Bu nedenle de çok eleştiriliyor ki bütün bu eleştirilere sonuna kadar katılıyorum. Ama bazen de hak vermeden edemiyorum Howard'a. Şu teknik faul aldığı pozisyonda 3 tane faul yapılyor. Noah zaten direk kafasına son derece sert bir darbe indiriyor, sonrasında ise hem Noah hem Korver, Howard'ın sıçramasını engelliyor koluna vurup, çekerek. Sinirlenmeyecek de ne yapacak Howard yani? Tamam takımın yıldızı, onun oyunda olması çok önemli falan filan ama insan be kardeşim bu adam da. Shaq zamanında çok iyi açıklamıştı "Büyük olabilirim ama ben de insanım, canım yanıyor faullerde" diye. Howard da cüsse olayından dolayı müzdarip... Adam ayıcık diye dan dun vursalar bile sesini çıkarmıyor hakemler. Mesela bu pozisyonda da Noah'nın hareketine sportmenlik dışı faul çıkmadı. Halbuki çok net kafasına vuruyor Howard'ın hem de son derece sert bir şekilde. Diyorum ya, kim olsa sinirlenmez ki... Belki Tim Duncan? O bile tepki verecektir şu faullere yani. Güçlü diye vurun çocuğa vurun, o etten kemikten değil çünkü...

Kısa 5 Dediğin Böyle Olur - 2

Fotoğrafı büyütünce göreceksiniz kimler parkede. Belki Phoenix'in 1-2 ay önce çıkardığı kadar abes değil ve maça böyle başlamadılar ama Skiles'ın son çeyrekte oyuna sürdüğü beş de fena değil: Boykins, Jennings, Salmons, Maggette, Brockman. Salmons hariç her pozisyonda bir kafa kısa kalıyorlar neredeyse.

NBA'de Bugün - 4.03.2011

Heat 95 - Spurs 125
Her takımın sezonda bir-iki tane hatırlamak istemeyeceği maç çıkar ya işte dün geceki maçın Heat açısından anlamı böyleydi. Ne hücumda ne savunmada istediklerini yapabildi Florida ekibi. Spurs tarihinin en başarılı üçlük performansına imza atarken 17/28 üçlük atarak galibiyete gitti. Tabi Spurs'un bu performansı çok ekstraydı aynen dün geceki Magic'in oyunu gibi ancak dış şutu savunma konusunda iki maçtır bu derece zorlanıyorsa takım ciddi bir sorun var demektir. Üçlüklerin çoğu da el üst falan değil bomboş planlı üçlüklerdi. 125 sayı üreten Spurs'te 8 oyuncu çift hanelere çıkarak skora katkı sağlarken 20 sayı-7 asist ile Manu en dikkat çeken isimlerdendi. Sakatlığı bulunan Parker ise sürpriz bir şekilde ilk beşteki yerini aldı ve maçı 15 sayı-8 asist ile tamamladı. Heat cephesinde ise 26 sayı-8 ribaund-7 asist üreten James ve 17 sayı-14 ribaund üreten Bosh'un çabaları galibiyeti getiremedi. Zaten maç boyu fark 15'lerden aşağı düşmedi ve Spurs çok rahat bir galibiyet aldı.

Bobcats 84 - Lakers 92
Lakers önündeki zorlu süreç öncesi bugüne kadar hep zorlandığı Bobcats'i geçmeyi bildi ve moral kazandı. Gasol'un ve Kobe'nin mevcut formu zaten sürüyor nitekim 27 sayının Kobe'den 20-10'luk bir performansın'da Gasol'den geldiğini görüyoruz ancak maçta çok istekli oynayan ve pazar akşamı oynanacak Spurs maçı düşünülerek son çeyrek oynatılmayan Bynum 9 sayı-17 ribaund-6 blok ile müthiş bir performans sergiledi. Ayrıca aldığı 17 ribaund kariyer rekoru oldu Bynum'un. Bobcats'in ise kötü gidişi devam ediyor. Bütün herşeyi G-Wall takasına bağlamak saçma olur elbet ama Pacers şu dönemdeyken kıpırdanmaları lazımdı takım adına.

Warriors 103 - Celtics 107
Kağıt üzerinde Celtics'e yakın bir maçtı ancak Golden State yeterince zorladı Celtics'i ancak son hamleyi yapmakta güçlük çekti. Heat'in kötü gittiği bir haftada üst üste 4.galibiyetini elde eden Celtics aradaki maç farkını 2.5 maça çıkartmış oldu. 27'şer sayıyla oynayan Pierce ve Allen maçı getiren isimler olurken, takımın yeni yüzü Green 21 sayılık destek sağladı benchten. Ellis, Rondo karşısında 41 sayı bularak takımını ayakta tutan isim oldu. Rondo'nun savunma konusunda çok kötü olduğu bir maçtı. Lee'de pota altında 26 sayı-12 ribaund ile fazlasıyla etkili oldu ancak bu performanslar takıma bir galibiyet olarak yansımadı.

Bulls 89 - Magic 81
Bir gece önce müthiş bir üçlük performansı ile Heat'i devirmeyi başaran Magic bu kez o kadar şanslı değildi. Üçlük çizgisinin gerisinden %26 ile oynayan maviler bu dış şut yüzdesiyle kazanma şansını da geri çevirdi. Rose 24 sayıyla oynayarak takımının en skoreri oldu. Ömer Aşık 6 faulle oyun dışında kalana kadar 31 dakika oyunda kaldı. Belki Howard'ın arkasında durabilmesi için tek maçlık bir rotasyondu bu ama onu oyunda bu kadar aktif bir şekilde görmek iyi oldu. Howard'ın bir smacında poster olmuş olsa da maç boyu sadece 8 şut kullandırdı Ömer-Noah ikilisi Howard'a. 20 sayı-10 ribaund ile maçı tamamladı Howard. Howard'ı kontrol altına alan Bulls karşısında Hedo-Nelson ve Richardson'da etkisiz kalınca yenilgi kaçınılmazdı. Ömer 5 sayı-13 ribaund-2 blok ile kariyer ribaund rekorunu kırarken, karşı tarafta Hidayet kötü performanslarını sürdürüyor. Dün gece 2 sayı-2 ribaund-2 asist ile takımda adeta etkisiz eleman rolünde oynadı.

Thunder 111 - Hawks 104
Oklahoma evinde iyi performanslar sergileyen Hawks engelini beklenmedik bir katkıyla aşmayı başardı. Peki o beklenmedik katkı nedir? Kevin Durant. Maç öncesi oynaması beklenmiyordu yıldız ismin ancak sürpriz bir şekilde onu ilk beş başlarken gördük. Sakatlığından hemen sonra, belki de hala sakatken sergilediği 29 sayı-8 ribaund-5 asist Thunder ve rakip Hawks adına beklenmeyen bir performans olmuştur. Son günlerde benchten Harden gibi bir ismi de kazanımlarına ekleyen Oklahoma play-off öncesi önemli bir silah kazanmış oldu. Benchten gelerek bulduğu 17 sayıyla galibiyette önemli bir rol oynadı Harden. Hawks'ın temel direği Smith'in olmayışı savunmada ve hücumda onları bir kademe aşağı çeken faktör. Joe Johnson yüklü kontratına rağmen takımı taşıma konusunda problemleri var. Horford 15 sayı-12 ribaund ile tek başına uzun rotasyonunda etkili olmaya çalıştı ancak başarılı olamadı ve yenilgiyi önleyemedi.

Pacers 108 - Mavericks 116
Dallas Mavericks galibiyet serisine devam ediyor. Indiana karşısında aldığı galibiyetle beraber galibiyet serisini 8'e çıkartan Dallas, Spurs'ü takibini de sürdürüyor. Dallas play-off'larda eşleşeceği takımlara zor anlar yaşatacaktır. Dallas'ın bir defa maçın tüm kontrolünü ele geçirebilecek Nowitzki gibi bir silahı var. Dün gece 10/12 isabetle 29 sayıyı gönderiverdi Pacers potasına ve maçı aldı. Son dönem benchten getirdiği katkılarla dikkat çeken Terry'de 21 sayılık katkısı ile galibiyette pay sahibi oldu. Pacers ise son 5 maçındaki 4.yenilgisini aldı. Koç Vogel geldikten sonra müthiş bir hava yakalamışlardı zaten halen o havanın etkisi ve bazı yöneticilik hamleleri ile o potadalar. Charlotte, rakibinin bu kötü gidişini değerlendirmemekte ısrarcı. Bu arada Dallas'ın formasını ilk kez giyen Brewer'ın 5 dakikada 5 faul alması da dikkat çeken noktalardandı.

Cavaliers 119 - Knicks 115
Bu sezon Knicks'in Cavs'tan çektiğini kimse kimseden çekmemiştir herhalde. Zaten Cavaliers'in hepi topu 12 galibiyeti var ancak bunların dörtte birinin Knicks karşısında alınan galibiyetler olduğunu söylemem gerek. Bu sezon üçüncü kez Knicks'i mağlup ediyor Doğu'nun dibinde bulunan takım. Baron Davis'in dönüşü ve son anlardaki kritik üçlükleri de maçın kazanılmasında büyük bir etken. Davis ilk maçında 18 sayı-5 asist üretirken, Hickson ise 23 sayı-8 ribaundluk bir katkı sağladı. Knicks cephesinde ise Amare'nin 41 sayı-9 ribaundu ve Melo'nun 29 sayısına rağmen kazanamadılar.

Hornets 98 - Grizzlies 91
Hornets zorlu bir deplasmanda kötü gidişe dur dedi. İki takımında şiddetle galibiyete ihtiyacı olduğu bir dönemde kazanmayı bilen taraf Paul'un performansı ile Hornets oldu. Son bir haftada fazlasıyla eleştirdik Paul'u günün değerlendirmesinde ama oynayınca da hakkını vermek lazım bunları yapabilen biri çünkü Paul. 23 sayı-14 asist ile oynayarak takımını galibiyete götürdü Cp3. Benchten de Landry-Jack-Green üçlüsünden de oldukça verimli katkı alan Hornets benchten toplamda 50 sayılık bir katkı aldı. Memphis'e bakacak olursak Randolph'un 20 sayı-11 ribaund ile istatistiklerini tutturduğunu görüyoruz. Memphis'in üçlük çizgisinin gerisinden sadece %30'la oynamaları mağlubiyette önemli bir nokta oldu.

Suns 102 - Bucks 88
Batı'da play-off hedefiyle oynayan Suns rahat bir galibiyet aldı Bucks karşısında. Milwaukee'de play-off potasının çok uzağında değil ama gerek kadro yapısı ve gerek bu sezon aldığı dengesiz sonuçlar ile hiç umut vermiyor o konuda izleyenlere. Geçtiğimiz haftanın formda ismi Frye 20 sayı-9 ribaund ile etkili olurken, Nash 20 sayı-13 asist ile başarılı bir performans sergiledi ancak yaptığı 7 top kaybı performansını gölgeleyen nokta oldu. Bucks cephesinde Ersan forma giymezken benchten gelen ve 21 sayı-9 ribaund üreten Maggete takımın en dikkat çeken ismi oldu.

Raptors 103 - Nets 116
NBA tarihinde ilk kez Avrupa'da oynanan normal sezon maçı özelliğini taşıyan karşılaşmadan Nets galip ayrıldı ve 6 maçlık yenilgi serisine son verdi. Deron Williams takıma geldiğinden beri sergilediği istatistiklerle dikkat çekmekte ancak kendi istatistiklerine yaptığı kadar takım arkadaşlarına da katkıları oldukça önemli. Dün 16 sayı-11 asist ile oynadı Williams ama takıma geldiğinden beri neredeyse ölmüş bir Lopez'i uyandıran isim oldu. Dün gece 25 sayı ile galibiyeti getirdi Lopez. Ribaund konusunda yine sınıfta kaldı ama bu maç ekstradan ribaund alarak arkadaşlarının açığını kapatan bir isim vardı. 18 sayı-17 ribaund ile oynayan Humpries. Toronto'da ise DeRozan'ın 30 sayılık oyunu galibiyete yetmemiş.

Wolves 100 - Sixers 111
Doğu'da oynadığı basketbolla play-off'u neredeyse garantileyen Sixers evinde Wolves'i de geçerek Knicks ile maç farkını sadece yarım maça indirdi. Iguodala bu sezonki 2. triple-double'ını yaparak takımını galibiyete taşıdı. 22 sayı-10 ribaund-13 asist ile başarılı bir performansın altına imza attı Iguodala. Sixers ilk beş rotasyonu kadar benchtende her maç sabit bir katkı getirebilen bir takım. Bu açıdan ikinci beşler sahadayken rakiplerine önemli bir üstünlük yaratıyorlar. Benchten gelen üç ismin çift haneleri yakalaması da bunun göstergesi. Wolves cephesine geçecek olursak basketbolseverlerin bu takımda olan tek ilgi kaynağı Love'un double-double serisi devam ediyor. 21 sayı-23 ribaund ile oynayan Love serisini 49 yaparak istatistiğini sürdürdü.

4 Mart Programı

4 Mart Cuma 22:00 / New Jersey Nets - Toronto Raptors
5 Mart Cumartesi 00:30 (NTV SPOR) / NBA Stüdyo
5 Mart Cumartesi 02:00 / Chicago Bulls - Orlando Magic
5 Mart Cumartesi 02:00 / Minnesota Timberwolves - Philadelphia 76'ers
5 Mart Cumartesi 02:30 / Oklahoma City Thunder - Atlanta Hawks
5 Mart Cumartesi 02:30 / Golden State Warriors - Boston Celtics
5 Mart Cumartesi 02:30 / Cleveland Cavaliers - New York Knicks
5 Mart Cumartesi 03:00 / New Orleans Hornets - Memphis Grizzlies
5 Mart Cumartesi 03:30 / Indiana Pacers - Dallas Mavericks
5 Mart Cumartesi 03:30 / Phoenix Suns - Milwaukee Bucks
5 Mart Cumartesi 04:30 (NTV) / Miami Heat - San Antonio Spurs
5 Mart Cumartesi 05:30 / Charlotte Bobcats - Los Angeles Lakers

Fazla vakit olmadığı için akşam Londra'da oynanan maçı es geçtik, değerlendirme de yapamayacağız bu sebeple kusura bakmayın. Oldukça güzel bir NBA gecesi bekliyor sabahlamayı göze alanları. Keyifli seyirler dileyelim.

4 Mart 2011 Cuma

Kings Anaheim Yolunda

Kings kulübünün sahibi Maloof biraderler, uzun süredir takımı Sacramento'dan taşımayı planlıyorlar. Las Vegas'ta otelleri bulunan Maloof ailesi, oraya yöneliyordu bundan 6 ay kadar önce yanlış hatırlamıyorsam. Ancak son gelişmeler ışığında Anaheim'ın ön plana çıktığı konuşuluyor. Sacramento belediye başkanı Kevin Johnson (eski NBA oyuncusu) da Sacramento'nun bu noktadan sonra Maloof kardeşlerin kararını değiştirmeye gücü olmadığını, onların istemesi durumunda Kings'in şehirden ayrılacağını söylemiş. Şu an en büyük sorun, Kings kulübünün eskmiş olan Arco Arena'nın yerine yeni bir salon istemesi. Çünkü 1985'de inşa edilen Arco Arena NBA'in en eski salonlarından biri haline geldi. Bu arada, esasında 2 gün önce resmen Arco Arena ismi değişti, Power Balance Pavilion oldu ama orası her zaman Arco Arena'dır gözümde... Neyse efendim, devlet yeni bir salona ayıracak bütçesi olmadığı için bu isteğini karşılayamayacak gibi gözüküyor Kings'in. Sonuç olarak Kings de yeni bir yere doğru yelken açacak gibi gözüküyor. Bu yerler arasında en favorisi dediğim gibi Anaheim. Oranın buz hokeyi takımı Anaheim Ducks'ın salonunu Kings ile paylaşmayı kabul etmesi durumunda, taşınma işleminin bu sezon sonunda bile yapılabileceği konuşuluyor. Yok eğer o iş yatarsa bile Kings taşınmayı kafasına koymuş durumda.

İşte Amerika ile Avrupa arasındaki en büyük farklardan birini görüyoruz yine. Para yoksa, memnuniyetsizlik varsa adamlar alıyor takımlarını gidiyorlar başka bir yere. Olaya bir 'iş' olarak bakıyorlar sadece başarı elde etmekdeğil amaç yani Avrupa'daki gibi. Hey gidi hey Arco Arena'nın çılgın basketbol seyircisini özleyecek NBA...

Yuh Sana Tyreke!


Link

Hep merak etmişimdir, basketbol dünyası süper starların etrafında dönüyor ama bu yıldızların takım arkadaşlarıyla arası nasıldır diye. Örneğin, bir dönem beraber maç kazanmak için ter döken takım arkadaşlarından biri sportif başarı yakalayamayıp çok göz önünde olmayan bir yaşam sürerken diğeri pekala dünyanın sayılı zenginlerinden veya medyanın en gözde sporcularından olabiliyor. Griffin'in kaybettiği arkadaşına gösterdiği vefa örneğini paylaşmıştık. Videoda izleyeceğiniz durum ise bu kadar trajik değil. Bir dakika ya pardon, bu daha trajik. Muhabirler Evans'a Sergio Rodriguez'i soruyor. Evans'ın cevabı inanılır gibi değil: "O kim?". Sonra muhabir Rodriguez'i hatırlamıyor musun diyor. Tyreke'in cevabı "Hayır" oluyor.

Önemli hatırlatma; Tyreke Evans, Sergio Rodriguez'le beraber 2009-2010 sezonunda, yani daha bir sene önce 32 maça çıktı.

Gecenin Hareketleri - 3 Mart


Link

4 numaradaki Magic hücumu öncesinde Anderson çembere mi değiyor yoksa benim artık gözlük kullanma zamanım mı gelmiş. Richardson'ın üçlüğü Magic'i yeniden maça ortak ediyor bu arada, o açıdan oldukça önemli basket. Birdman iki güzel smaç vurmuş ama ne smaçları ne de asistleri çok beğenmedim. Üzerine konuşulacak başka bir hareket de yok gibi.

Üçü de Tesadüf mü?


Link


Link

Can sabah burada çok güzel değerlendirmişti durumu. Son topları çok iyi kullanamıyor Heat. Geride bıraktığımız 10 günlük süreçte önce önce Bulls, ardından Knicks ve en son da bu sabaha karşı Magic karşısında son hücumlardan yararlanamayıp maçı kaybettiler. Yukarıda, bu maçlardan ilk ikisinde Heat'in oynadığı son hücumu, aşağıda da son Magic maçındaki hücumu görüyorsunuz. Birkaç gün önce hatırlayacaksınız Suns'ın son hücum seti hakkında yazı yazmıştık, Gentry'nin zekası ve Frye'ın soğukkanlılığını öven. Bildiğiniz gibi Frye Suns'a geldiğinden beri şutlarının önemli bir kısmını üçlük olarak deniyor ve isabet oranı da hiç fena değil. Şimdi Heat'in hücum setlerini değerlendirelim...

Spoelstra'nın tepede ve akabinde çarprazda birer oyuncuyu boş bırakmak üzere çizdiği bu setlerin kağıt üzerinde makul olduğu söylenebilir ama üçünün de sonuç vermemesi tesadüf olamaz. Sorunun temelinde setin kötülüğü değil, oyuncuların rollerinin yanlışlığı var gibi. Bulls maçındaki uygulama tam bir facia zaten. Bosh LeBron'a perde yapayım diye gidiyor ama sağlam duramadığı için Deng'i kaçırıyor, ardından Wade'e yapması gereken perde de aksıyor. Bu durumun oluşmasında elbette Bulls savunmacılarının kurnazlığı da etkili. Knicks maçındaki hücumda Bosh görevlerini yerine getiriyor ama bu kez de LeBron topun kotrolünü sağlayım diyene kadar Melo yetişiyor, sonuç yine fiyasko. Magic maçında ise Bibby, Bosh'a perde yapacak da, Bosh da atacağı üçlükle maçı uzatacak. Vay vay vayy... Saçmalığın bu kadarı.

Yukarıda belirttiğim gibi doğru uygulandığında iki oyuncuya birden alternatifli olarak dış şut imkanı veren bu sete kötü demek mümkün değil. Ama Heat adına üçlük kovalayan oyunculara dikkatle bakınız... Evet, LeBron, Wade ve Bosh. Takımın esas dış şutörlerinden Miller, House ve Chalmers ise topu oyuna sokmakla görevlendiriliyor veya hücum boyunca kendilerine biçilen rol gereği üç sayı çizgisinin dışına bile çıkmıyor. Alkışlar Spoelstra'ya... Hiçbir zaman dış şutu oyununun önemli bir parçası olmayan bu oyunculara sırf takımın yıldızları olduklarından dolayı son topu kullandırdığı için. Adamlar zaten yeteri kadar şut deniyor maç içerisinde, sen bunlara bir de ekstradan görev verip, bu işi esas yapması grekenleri göz ardı edersen daha çok maç kaybedersin yapamadığın son hücumlarla.


Link

Miami'de Son Topları Kim Kullanacak?

En başta yazıyı dün geceki Magic-Heat maçından önce hazırladığımı söylemeliyim. Ama tesadüf bu ya maçın sonu ilginç ve güzel bir örnek oldu bu yazıda değindim konu için....

Heat'in 3 sayı veya daha az geride olduğu ve maçın bitimine 30 saniye kalan durumlar söz konusu olduğunda, Wade son 12 maçta sadece 1 kere şut kullanmış. LeBron ise 7 ile takımın lideri son dönemde. Sezonun genelinde ise Wade 7'de 1, LeBron 8'de 2, House ise 3'te 1 isabet sağlamışlar yukarıda yazdığım durumda. Toplamda 11'de 1 üçlük ve 11'de 3 ikilik isabeti bulmuş Heat bu senaryoda.

Konuyla ilgili Wade'in fikri sorulduğunda, Wade "Takım oyuncusu olmayı amaçlıyorum. Bunu dert etmek gibi bir niyetim yok. Mesela perdeleme yapmam isteniyorsa gidip kapı gibi perde yapacağım. Buna alışmam zor çünkü bugüne kadar top hep elimdeydi ama deniyorum." tarzı bir cevap vermiş. Yukarıda göreceğiniz üzere, Wade de kullansa topları LeBron da kullansa Heat'in pek yararına olmuyor.

İşte Miami Heat'in sene başında nasıl tepki vereceğini beklediğim senaryo. İki açıdan bakmak lazım. Birincisi iki süper yıldızın bu durumda nasıl anlaşacakları. İkincisi ise iki üçlük özürlü (Wade-Bosh) bir tane de vasat (LeBron) oyuncu parkedeyken, Miami'nin maç sonlarında nasıl top kullanacağı. Wade, LeBron ve Bosh gayet güzel pozisyon yaratıyorlar ancak oyunda olan House, James Jones, Bibby veya Mike Miller gibi ceza atışını kesecek oyunculara top aktarmak kolay olmuyor. Zira savunmalar top hangi yıldızın elindeyse, diğer iki yıldızı riske edebiliyorlar üçlük konusunda. Zaten ikilik lazımsa yine dış şut özürü handikap yaratıyor çünkü içeri gömülebiliyor savunmalar. Yani her şekilde sorun üçlük atamayan oyunculara sahip olmak. Eh elinizde 3 tane oyunda olması şart yıldız varsa ama hiçbirine güvenemiyorsanız üçlük konusunda, sıkıntı çekeceğiniz aşikardır. Maç içinde bu sıkıntı çok da dikkat çekmez ama işte son bir dakikada durum değişir.

Öncelikle şunu söyleyeyim. Benim maçın sonlarında ilk tercihim kesinlikle LeBron olur. Bir kere arkadaşlarına daha iyi pozisyon hazırlıyor, üçlüğü ve hatta orta mesafe şutu biraz daha güvenilir. Ayrıca kariyeri boyunca maçın son dakikalarında Wade'den çok daha yüksek bir yüzdeyle şut attı. Ama sonuçta öbür tarafta da Wade var. İlla ki LeBron daha iyi diye devamlı ona yönelirseniz bu sefer rakipler ona önlem alacaktır. Böylece aslında Wade'i biraz daha kullanmak zorunda olduğunuzu farkedersiniz... Ancak yukarıda yazdığım gibi üçlük tehdidi düşük olan yıldız üçlüyle son dakikalarda daha da çok sıkıntı çekebilir Miami. Wade kariyeri boyunca %30'un üstüne çıkamadı bir türlü, demek ki şut menzili yetersiz diye düşünüyorum. Yoksa böyle büyük bir yıldız üçlüklerini düzeltmek için bir çaba gösterirdi. Ancak James'in set şutörü olarak Wade'in yaratacağı pozisyon sonrası ceza kesmesi Heat'i çok rahatlacaktır maç sonlarında. Peki o yazın delicesine şut çalışıp üçlüğünü geliştirme yoluna gider mi? Pek sanmıyorum.

Kısacası oyun kurucunuz veya şutör guard'ınızın üçlük atamaması çok büyük bir handikap esasında basketbolda. Spurs bunun bir benzerini Parker ile yaşıyor senelerdir ama Popovich'in çok iyi hücumlar çizdiğini söylemeliyim maçın sonunda. Bu konuda Spoelstra'ya yeterince güvenemiyorum. Heat'te özellikle playoff zamanında, hangi oyuncu nasıl kullanacak son hücumları merakla bekliyorum açıkçası...

NBA'de Bugün - 3.03.2011

Magic 99 - Heat 96
Heat'in play-off takımlarına karşı sıkıntılı bir takım olduğunu biliyoruz. Son iki yenilgisini Chicago ve Knicks'e karşı alan Heat evinde Orlando'ya da yenilerek kötü bir mesaj verdi. Önümüzdeki 2 hafta boyunca play-off seviyesindeki takımlarla oynayacak olan Heat'i fazlasıyla zor bir fikstürün beklediğini söylememiz gerek. Maçta ilk devre 18 sayıyı bulan fark bir ara 24'lere kadar çıkmıştı ancak yayın gerisinden özellikle J.Rich sayesinde çok iyi oynayan Orlando geri dönüş yaparak maçı kazanmayı başardı. Takım olarak 16/29 gibi çok yüksek bir yüzdeyle üçlük atan ve durdurulamaz bir geri dönüş yapan Orlando önemli bir galibiyete imza attı ve normal sezondaki 4 maçlık seriyi eşitlemiş oldu.

Jason Richardson 6/8 üçlükle 24 sayıya imzasını atıyordu. En iyisi biziz mesajları veren Howard ise 14 sayı-18 ribaund-5 blok-5 asist ile komple bir performansa imza atıyordu. Hidayet ise etkisiz gözüktüğü maçı 3 sayı-4 ribaund-5 asist ile tamamlıyordu. Miami'de ise Bibby ilk maçında etkisiz görünürken, James 29 ve Wade 28 sayı kaydetti. Hazır Can abi değinmişken ve bu maçla beraber bir kez daha ortaya çıkmışken sorayım. Sahiden kim atacak-atabilecek- Miami'de son şutları?

Nuggets 102 - Jazz 101
Denver'ın çıkışı devam ediyor. Zorlu Utah deplasmanından da maç sonunu iyi oynayarak galip dönmeyi başarıyorlar. Play-off potasının iyice dışında kalan Utah için işler artık toz pembe gitmeyecek. En azından kadrolarında bulunan Deron Williams garantisi ile bir şekilde sezonu bitirip play-off'ta bir derece yapıyorlardı ancak bu sezon sonunda onlar adına hüsran göreceğiz gibi. Denver ise müthiş bir hızla yarışta varlığını sürdürüyor. Dezavantajlı konuma geçmesi beklenirken bunu avantaja çeviren Denver şimdi play-off sıralamasında en sağlam duran takımlardan biri.

Utah karşısında kısalarıyla etkili olmaya çalıştı maç boyunca Denver. 22 sayı-6 ribaund-5 asist ile son dönemin yükselen grafiği Ty Lawson yine beklentileri karşılamayı başarmış. Maçı getiren kritik üçlüğe imza atan Afllalo ise 19 sayıyla ona eşlik eden bir diğer guard. Ayrıca zaman zaman oyuna yaptığı katkılar ile Felton'u da beğendim. Her ne kadar istatistiksel açıdan kötü bir maç çıkartmış gibi gözükse de yararlı işleri de mevcuttu takım adına. Utah'ta her zamanki gibi Jefferson 19 sayı-10 ribaund-6 blok ile etkili olurken, benchten gelen Miles 22 sayıyla takımının en skoreri oldu. Harris ise 21 sayı-9 asist ile Denver kısaları karşısında hiç geri adım atmadı ancak Utah'ın elinde olan kadronun verebileceğinin sınırı bu olduğu için yapacak bir şey yoktu.

3 Mart 2011 Perşembe

3 Mart Programı

4 Mart Cuma 03:00 / Orlando Magic - Miami Heat
4 Mart Cuma 05:30 / Denver Nuggets - Utah Jazz

Perşembe geceleri her zamanki gibi sakin bir fikstür mevcut. Doğu'da önemli bir mücadele var bu gece. Florida derbisinde Orlando ve Miami karşılaşacaklar. Son üç maçında iki yenilgi alarak kötü bir hafta geçirdi Miami. Bu iki yenilginin Bulls ve Knicks gibi play-off'un iddialı ekipleri olması kafalarda soru işareti bıraktı. Orlando ise son üç maçını kazanmış bir şekilde formda geliyor maça. Daha öce Heat ve Magic üç kez karşılaşırken 2 kez gülen taraf Miami olmuştu. Son olarak geçtiğimiz ay Orlando potasına 51 sayı gönderen LeBron'un bu maçta neler yapacağı merak konusu. Gecenin ikinci maçı ise Denver ve Utah arasında. Özellikle ev sahibi Utah için hayati önem taşıyan bir maç olacak. Şubat ayında yaptığı 12 maçında sadece 3'ünü kazanan Utah bir anda play-off potasının dışında kaldı. Onlar adına bir var olma savaşı olacak bu maç. Denver ise son dönemde yeni oyuncuları ile önemli bir ritim yakaladı ve bu iyi gidişi Utah karşısında da sürdürmek isteyeceklerdir.

Tahminleri Alalım - 7 (Cevabı Verildi)

Cevabı çok fazla alternatifli değildi belki ama şaşırtmalı bir soruydu. Çoğu kişinin aklına ilk gelen isim olan Odom 10, Gortat ise Magic formasıyla 1, Suns formasıyla 12 double double yapmış kenardan gelerek. Yani bu kategoride birinci sıradaki isim Gortat'tı, kendisi bu ünvanı kolay kolay bırakacak gibi de durmuyor.

Bu seferki sorumuz hem güncel hem de biraz üzerine düşünülerek kolayca bulunabilecek cinsten. Bu sene benchten geldiği maçlarda en çok double double yapan oyuncu kim?

Nets ve Raptors Londra'daki Maça Hazır

"Ne Londra'sı? Ne oluyor?" şeklinde tepkiler verdiyseniz buyrun sizi şöyle alalım.


Pavlovic'e Talih Kuşu

Ben hayatımda bu kadar kısmetli çok az oyuncu gördüm. Henüz birkaç ay öncesine kadar bırakın şampiyonluğu kovalayan bir takıma gitmesi, NBA'de tutunması bile düşünülmeyen bir oyuncuydu Pavlovic. Düşünülmeyen dediğime de bakmayın, oturup acaba Pavlovic hangi takıma gidebilir diye kafa yoran kimse de olmamıştır herhalde yakın çevresi haricinde. İlginçtir ki 10 günlük kontratlarla bünyesine katıldığı takımlardan hem Hornets'ta hem de Mavericks'te ilk beş başlama şansı buldu. En son iki üç sene evvel Cavaliers forması altında oynarken göz önündeydi. Şutör kimliğiyle bilinmesine karşın çok istikrarlı da değildi şutları. Yani güvenip sahaya sürdüğünüzde üst üste sayılar da bulabilir ama sizi pişman da edebilir.

Celtics niye böyle bir tercih yaptı diye düşünürsek; Onların stratejisi belli oldu geride bıraktığımız günlerde. Serbest kalan oyuncular arasından hepsine saldırıp ikna edebildiklerini kattılar takıma. 2 numara pozisyonunu yedekleyecek birine ihtiyaçları da vardı aslında. Bradley sene başından beri beklentileri karşılayamamıştı, Delonte deseniz ne kadar sağlıklı döneceği belli değildi. E, Marquis'yi de sepetlemişlerdi çirkin bir şekilde. Bu açıdan bakınca mantıklı bir hamle gibi görünüyor. Ayrıca oyun stilinin Allen'a benzerliği sebebiyle aynı setleri yedekleriyle de oynayabilir Celtics. Bakarsınız çıkıp bir iki maçta kritik toplar sokarak takımın havaya girmesini sağlayabilir Pavlovic. Ama bu maç sayısı çok fazla olmaz.

Artest Kobe'den İyi Hücum Ediyor

Artest'in kafası Phil Jackson'ın üçgen hücumuna pek basmıyor. Bunun üzerine şutu da güven vermediği için, hücumda yokları oynuyor Artest adeta. Hatta savunmada da biraz ayaklarının ağırlaşması biraz da konsantrasyon problemleri nedeniyle beklenen katkıyı veremediği için takas olması gündemdeydi bir aralar. Savunmada en azından konsantre olduğu zaman çok önemli katkılar veriyor. Yanılmıyorsam Thunder maçıydı, yine kritik 1-2 pozisyonda kaptığı toplar ile maçı getirmişti. Ama hücumu hala tamamen anlamış değil Artest. Phil Jackson'ın dün yaptığı açıklama "Artest Kobe'den daha iyi hücum ediyor üçgen hücumunda" açıklaması ise iğneleyici biraz Kobe için. "Çünkü Kobe gibi en azından üçgen hücumu hiçe saymıyor" diye devam ediyor Phil Jackson.

Kobe NBA'in en büyük 2 yıldızından biri, takımının ona ihtiyaç duyduğu dönemlerde elbette ortaya çıkması gerekiyor. Ancak bazen kendisi bu kararı verirken fazla aceleci davranıyor. Maç daha hala Lakers'ın kontrolündeyken, o ellerinden kayıp gittiğini düşünerek üst üste 5-6 hücum kullanıyor mesela, takımın dengelerini bozuyor. En önemlisi Gasol ile Bynum soğuyorlar oyundan mesela. Sonra onları yeniden oyuna sokmak kolay olmuyor. Ha bazen bunu uzunlar zaten kendi kendilerini uyudukları için yapıyor takımı oyunda tutmak için, zaten bu durumlarda Kobe'ye laf edilemez. Ama işte karar mekanizması çok da doğru işlemiyor her zaman, işler normal giderken de bunu yapabiliyor. Ha arada sırada kontrolü eline alması şart olan maçlarda bile topu alıp üst üste tek başına hücum ettiğinde eleştiriliyor bazen haksız yere, bu da doğru ama haklı olarak eleştirildiklerinin yanında, devde kulak kalıyor diyebiliriz. Kobe'nin oyuna hükmetme, üçgen hücumu pek fazla tınlamama olayının istatistiklere dökülmüş hali de var elimizde.

Kobe'nin 20 veya üzerinde şut denediği maçlarda Lakers'ın galibiyet, mağlubiyet sayıları birine eşit neredeyse: 14-13. Halbuki 19 ve altında top kullandığı zaman ortaya inanılmaz bir fark çıkıyor: 29-6. Sırf bu istatistik bile gösteriyor aslında Kobe'nin sık sık zıvanadan çıktığını. Üstelik 20 ve üzeri şut kullandığı maçlar öyle çok güçlü rakiplere karşı değil özellikle. Bu şekilde oynamanın takımına ne kadar zarar verdiğini görmek için 2010 Finalleri 7. maçına da bakabiliriz. Kobe'nin aşırı hırsına yenik düşüp 24'te 6 şut attığı gün, Artest kurtarmıştı takımı. O yüzden biraz kendine hakim olması, ne zaman maça hükmedeceğine daha iyi karar vermesi lazım Kobe'nin sanki. NBA'in açık ara en iyi pota altına sahip olduğunu ve onlardan önce ne kadar acı çektiğini sık sık kendine hatırlatırsa belki daha isabetli kararlar verip, hücum düğmesine öyle basabilir...

NBA'de Bugün - 02.03.2011

Günün Performansları
Doğu'da play-off sıralaması açısından oldukça önemli bir maçta Hawks 19 sayı geriye düştüğü maçı kazanmayı bildi. Son 30 saniye kala maçta ilk kez skorda üstünlüğü eline geçiren Hawks cephesinde 31 sayı-16 ribaund ile oynayan ve pota altında efektif bir performans sergileyen Horford maçın kazanılmasında baş rol oynayan isimdi.

Soner gecenin programını yazarken bahsetmişti Celtics-Suns arasında bir önceki maç yaşanan gelişmelerden ve Celtics'in bu tip durumları lehine çevirebildiğini yazmıştı. Olayın baş kahramanı Garnett bu gece fazlasıyla hırslanmış olacak ki 28 sayı-11 ribaund ile takımını galibiyete taşıyan performansa imza attı. Rondo ise 16 sayı-15 asist ile yine alışılmış performanslarından birine imza attı.

Knicks'in yeni kadrosunun anında galibiyetlere başlaması ve iyi performansının baş rol ismi olan Billups dün gece forma giymedi. Ancak Hornets cephesinde son dönemde o kadar formsuz bir Paul var ki onun karşısında ilk beş çıkan Douglas 24 sayı-5 asisti ile takımını galibiyete taşımayı başardı. Amare 24, Carmelo ise 22 sayılık bir katkıyla Knicks'i rahat bir galibiyete götüren isimler arasında yer aldı.

Oklahoma, Doğu'da son dönemde dikkat çeken performanslara imza atan Pacers'ı evinde fena bozguna uğrattı. Skorda üstünlüğü maç boyu kaptırmayan Oklahoma bir ara farkı 35'e kadar çıkarttığı maçı rahat bir şekilde kazanmayı bildi. 21 sayı-9 asist ile oynayan Westbrook galibiyeti getiren önemli bir performansa imza attı.

Beş maçlık galibiyet serisini devam ettirmek isteyen ve play-off hedefini sonuna kadar kovalamak isteyen Houston'un karşısına Clippers engeli çıktı. Griffin 20 sayı-14 ribaund-5 asist ile uzun bir aradan sonra bu kategoride kendisine yer bulmayı başardı.

Ribaund canavarı Love double-double serisine Pistons karşısında da devam etti ve bu sezonki 9. 20-20 performansını sergiledi. 20 sayı-20 ribaund ile pota altını domine eden genç oyuncu Pistons karşısında takımını zafere taşıyan isimdi.

Parker'ın yokluğunda Memphis deplasmanında çıktığı ilk maçta Conley karşısında denize dökülen Hill bu sefer iyi performansıyla takımına galibiyeti getirdi. Kolay kazanmasını beklediğimiz Spurs bizleri yanıltmadı ve Hill 22 sayısıyla takımının en skorer ismi olmayı başardı. Ayrıca 22 sayısının yanına 5 ribaund-5 asist ekleyen Hill günün başarılı isimlerindendi.

Samardo 'Saman Alevi' Samuels
Draft takımı kimliğine tamamen bürünmesinin ardından tanınmamış isimlere bolca süre veriyor Cleveland. Manny Harris ve Alonzo Gee gibi isimlerin zaman zaman iyi performanslarına şahit oluyorduk. Dün gece Samardo Samuels isimli 21 yaşındaki genç kariyerinde ilk kez ilk beş çıktı Spurs karşısında. Takımın en çok oyunda kalan ismiydi ve 23 sayı-10 ribaund ile double-double yaparak dikkat çekti. Saman alevi misali parlayan bu oyuncuların bir sonraki sezon kadroda olacak mı acaba?

Denver Gaza Bastı
Melo takımdan gittikten sonra Denver'ın ne hale geleceği tartışma konusuydu ancak Knicks'in üç önemli ilk beş oyuncusunu kadrosuna katmaları onlar için fazlasıyla pozitif oldu. Zaten ellerinde bulunan çekirdeğin yeni oyuncularla harmanlanması ortaya başarılı bir performans çıkarttı. Takastan beri yanılmıyorsam sadece bir maç kaybetti Denver o da Roy'un son saniye mucizesi ile. Play-off yarışından kopmayan Denver dün sabah ise Doğu'da play-off hedefi olan ciddi bir takımı 40 sayı farkla mağlup ederek dikkatleri üzerine çekti. Karl'ın guard rotasyonunda ilk beş olarak görevlendireceği isim olan Lawson kendine neden güvenildiğini 14 sayı-10 asist ile oynayarak göstermiş oldu.

Welcome Back, Eric Gordon
Sakatlığı dolayısıyla uzun bir süre takımından ayrı kalan Eric Gordon dün Houston karşısında ilk beş çıktı ve 24 sayısı ile galibiyet elde eden takımında başarılı bir performansla dikkat çekmeyi başardı. Böylesine formda bir şekilde dönmesi hem onun hem de biz izleyenler açısından güzel bir haber oldu. Gordon'un yokluğunda ilk beşe çıkan Foye ise benche döner dönmez etkisiz eleman rolüne bürünmüş.

Randolph Oynuyormuş
Anthony Randolph'u geçtiğimiz hafta Melo takasında Wolves'e göndermişti Knicks. Bu sezon süre bulmakta zorlanan ve D'Antoni'nin gözüne girmekte zorlanan Randolph oynama imkanı bulunca neler yapabileceğini dün akşam gösterdi bize. Takımı Pistons karşısında galibiyete giderken 19 sayı-10 ribaund ile her iki kategoride de bu sezonda en iyi rakamına ulaştı.

Boşa Kürek Çekenler
Kaybedenler tarafında günün en başarılı performanslarından biri Cousins'den geldi. Yıllardır alıştığımız Arco Arena'nın isminin Power Balance Pavilion olduğu maçta takımı adına oldukça iyi bir performans sergiledi Cousins ancak galibiyeti getiremedi. Benchten gelerek 28 sayı-11 ribaund-4 asist üretti Cousins. Benchten gelerek dikkat çeken bir diğer isim ise 26 sayı üreten Thornton oldu.

Houston play-off yarışında çok ağır bir darbe aldı. Clippers karşısında ikinci devre iyi performans sergilememiş olsa da Lowry takımda başarılı performansı ile dikkat çekti. 24 sayı-11 asist ile oynayan Lowry takımını galibiyete taşıyamad. Houston belki de sezon sonu şu kaybettiği maçı arayacaktır.

Nick Young küçük mucizesini son şuta taşıyamadı. Son çeyrek 28-15'lik bir geri dönüşe imza atan ve maçın kıyısından köşesinden tutan Wizards galibiyete yaklaşsa da Warriors buna izin vermedi. 31 sayı üreten Young'un performansı ise gölgede kaldı böylece. Wizards'ta bir diğer dikkat çeken performans ise Blatche'den geldi. 20 sayı-9 ribaund-6 asist ile iyi bir maç çıkarttı Blatche.

Yine maç boyu skorda geride olan Phoenix'te geri dönüşe imza atmayı başardı ancak maça Wizards kadar yaklaşamadı. Takıma yeni katılan Brooks benchten gelip 17 sayı-7 asist ile oynayarak bu geri dönüşte de etkiliydi ancak play-off yarışındaki takımını galibiyete taşıyamadı.

Bizimkiler
Ömer'in aldığı süreler ve ayptığı katkılar son haftada bizleri oldukça sevindirdi. Ciddi bir play-off takımında aldığı sürelerle dikkat çeken Ömer dün akşam Hawks karşısında da 14 dakika oyunda kaldı ve 4 sayı-9 ribaund-2 blok ile başarılı bir performansa imza attı.

Gecenin Hareketleri - 2 Mart


Link

Cousins çok güzel bir crossoverla Camby'yi ekarte edip smacı vurmuş. Bu çocuğun yetenek bakımından maşallahı var da sorun kafada. Amar'e geldi aklıma pozisyonu izlerken, o çok geçer adamını böyle. 3,7 ve 8 numarada Hawks'a maçı getiren hücum ve savunma hareketlerini görüyoruz. Wall'un pası ve Young'ın vurduğu smaç güzel ama Pierce'ın sol el smacı yerini hak ediyor.

Etik Anlayışı, Yazılı Olmayan Kurallar...


Link

NBA'i her gün deli gibi takip eden binlerce insandan biriyim. Siz de bu bloğu takip ettiğinize göre bizdensiniz. Ama tahmin ediyorum çok büyük bir çoğunluğumuzun önce ülke takımlarını destekleyerek, onların maçlarını izleyerek başlamıştır basketbola olan tutkusu. Ardından yepyeni bir dünya olan, işin içine şovun fazlaca katıldığı bu alemi tanımışızdır. Şöyle bir düşündüğümüzde nedir bu organizasyona sempati duyma sebeplerimiz diye; İşte görselliğe önem veriyor adamlar, her gün onlarca maç oynanıyor yani sürekli bir heyecan var, bu meslekte dünyanın en iyilerini izleme şansımız oluyor, rekabet had safhada falan diye sıralarız. Ama bir şey daha vardır bu ligle yeni tanışanlara farklı gelen ve Avrupa basketbolunda hala tam anlamıyla göremediğimiz. O da kendilerine has etik anlayışı...

Örneğin; Çok istisnai durumlar haricinde bir oyuncu rakibini yere serdiğinde gidip bakmaz adamın haline, yerdeki adamla ilgilenmesi gereken kendi takım arkadaşlarıdır diye düşünür. Veya bir takım arkadaşını yerde gördüğünde sanki adam vurulmuşçasına koşar geri kalan 4 kişi ve onu kaldırırlar yerden. Bu örneklerden en göz önünde olanı ve saygı duyulanı da şudur, "Eğer rakibini yenmen kesinleştiyse son hücumu yapmazsın." Bu rakibine duyduğun saygının yanında seni de yüceltecek bir davranış olarak kabul görür NBA'de. Ama izleyelim bakalım Rondo ne yapıyor.

Gerçekten çirkin bir davranış. Yani, bu hareketi yapmaması için kural kitabında yazmasına gerek yok. Senelerdir oturtulmuş ve herkes tarafından sempatik bulunan bir uygulamayı çiğnersen hoşgörüyle yaklaşamaz insanlar bu hareketine. Videoda tamamı olmadığı için yalnızca Rondo'nun harketini görüyorsunuz. Ama olayın başka kahramanları da var. Rondo'nun bu hareketinin bir sebebi var yani. Açıklayayım; Maçın bitimine 16 saniye kala hücum süresinin dolması pahasına Paul Pierce hücum yapmıyor. Ardından kenardan oyuna sokulan topta Pietrus turnikeyle basketi buluyor. Pietrus'un yaptığı kabul edilir bir şey m? Elbette hayır. Bu tarz hareketleri nadiren de olsa istatistikleri önemseyen çaylaklardan görürüz. Onlar yapsa neyse deyip geçeriz ama Pietrus gibi tecrübeli bir adam hele ki rakip hücumunu kullanmamışken bunu yapıyorsa olmaz.

Celtics'e geri dönecek olursak, onların etik anlayışı Avrupa basketbolundan da, NBA basketbolundan da farklı. Garnett'in ruh hali tamamen takıma sirayet etmeye başladı bu sene. Saha içinde yaptıklarına saygı duymamak mümkün değil. 30'unu devirmiş starlar çıkıp çatır çatır oynuyor ama ya saha dışı olaylar... Anlaşılan tabelada kazanmak yetmiyor kendilerine, onlar oyunu her anlamda kazanmak istiyor. Hırs iyidir ama göz döndürecek kadarı değil.

Bibby: Top!!

Hidayet'imizin Raptors döneminde yaptığı bomba "Ball" röportajı internette fenomen olmuştu. Mike Bibby de milli yıldızımızın yolunu izlemiş ve demiş ki: Atlanta'da top hiç elimde olmuyordu, bu Miami'de daha çok topla oynayacağım anlamına gelmiyor ama daha farklı olacaktır Atlanta'dan. Oldu şekerim ara beni diyorum buradan Bibby'e. LeBron, Wade ve Bosh'un yanında ne kadar top kullanacağını düşünüyor ki acaba? Hele 24 saniyenin 23'ünde top bu oyuncuların elindeyken... Zaten böyle bir düşüncesi varsa Bibby'nin, hiç gitmesin Heat'e bence. Daha çok morali bozulacaktır. Hawks ile maç başına 8 şut kullanan Bibby, Heat'te bu rakama bile ulaşamayabilir. Ancak işte ceza atışı yapacak, kırk yılda bir Sacramento günlerini hatırlatıp perde kullanarak orta mesafe şutu atacak. Budur yani maksimum hücum repertuarı.

Ha ama şöyle bir fark olacak, çok daha rahat pozisyonlarda topla buluşacak, şampiyonluğa oynuyor olacak, abuk subuk paslar verse bile süper yıldız arkadaşları bu pasları asiste dönüştürebilecek. Yani Bibby'nin basketbol yaşam kalitesi artacak adeta. Orası doğru. Ama topla oynama veya şut kullanma konusunda Atlanta'dan hiç farkı olmayacaktır Miami'nin.

Zaman Tüneli



2 Mart 2011 Çarşamba

2 Mart Programı

3 Mart Perşembe 02:00 (NBA TV) / Chicago Bulls - Atlanta Hawks
3 Mart Perşembe 02:00 / San Antonio Spurs - Cleveland Cavaliers
3 Mart Perşembe 02:00 / Golden State Warriors - Washington Wizards
3 Mart Perşembe 02:30 / Phoenix Suns - Boston Celtics
3 Mart Perşembe 02:30 / Minnesota Timberwolves - Detroit Pistons
3 Mart Perşembe 02:30 / New Orleans Hornets - New York Knicks
3 Mart Perşembe 03:00 / Indiana Pacers - Oklahoma City Thunder
3 Mart Perşembe 04:00 / Charlotte Bobcats - Denver Nuggets
3 Mart Perşembe 05:00 (NBA TV) / Portland Trail Blazers - Sacramento Kings
3 Mart Perşembe 05:30 / Houston Rockets - Los Angeles Clippers

Gecenin ilk maçında Hawks evinde Bulls'u ağırlayacak. Doğunun üst sıralardaki iki takımın mücadelesinde çekişmeli bir maç bekliyorum. Ev sahibi avantajıyla güç farkı dengelenecek gibi. Parker'ın yokluğunda Hill pek iyi bir maç çıkaramadı dün gece ve Spurs belki de en kötü maçını oynadı bu sezonki. Ama Grizzlies sistemi oturmuş bir takım bu sebeple o maç üzerinden çıkarım yapmak sağlıklı olmaz. Ev sahibi ekipte Jamison'ın olmayacağını da göz önüne aldığımızda Cavaliers karşısında Spurs'ün zorlanmayacağını düşünüyorum. Suns batıda toparlandı toparlanmasına da biraz geç kaldılar. Celtics-Suns arasında oynanan ilk maçta olaylar çıkmıştı hatırlarsanız. Celtics bu tarz gelişmeleri lehine döndürebiliyor ama Suns da ters bir takım. Knciks'te takasla gelenler beklenenden hızlı uyum sağladı takıma. Bu pozitif durumun oluşmasında en büyük etken Chauncey. Hornets deplasmanına, Chris Paul'ün karşısına çıkacaklar. Bu üçlüyü ilerde aynı takımda görebiliriz. Bu arada NBA TV yine müthiş bir iş çıkarmış. Bu aralar maşallahları var.

Rasual Butler Bulls'ta

Kaynakların geçtiği habere göre Bulls, Clippers'tan ayrılan Rasual Butler'ı kadrosuna kattı. Daha önce de yazmıştık Bulls'un şu anki en büyük probleminin Bogans'ın hücum gücü olduğunu. Savunmada iyiydi ama hücumda takımı 4 kişi bırakıyordu resmen. Kariyeri boyunca hücumda elle tutulur tek artısı olan boş şutlarda bile bocalıyordu. Bu sebeple Bulls'un bir şutör guard ihtiyacı olduğu aşikardı ve takas döneminde de çokça oyuncuyla anılmıştı adları.

Rasual Butler, Bulls'un aradığı adam mı diye sorarsanız, temel özellikleriyle kesinlikle evet derim. Yalnız küçük bir soru işaret var kafamda, yazının sonunda değineceğim ona da. Thibodeau'nun ilk yılında sistemi oturtmasıyla ligin en iyi savunma takımlarından biri oldu Bulls ama dediğim gibi hücumda etkili silahları olsa da, bu silahların tıkandığı yerde kilit açacak oyuncu olarak gördükleri Bogans kendilerini yarı yolda bırakıyordu. Butler'ın önce savunmasını değerlendirecek olursak, kariyerini ikiye ayırmalıyız, Clippers öncesi ve sonrası diye. Yaklaşık iki yıl öncesine kadar iyi sayılabilecek, playoff sertliğinde hatta Thibodeau sisteminde dahi sırıtmayacak bir savunmacıydı ama Clippers'ta izlediğim maçlarda savunmasının biraz gerilediğine şahit olmuştum. Tabi orası Clippers, yani çoğu oyuncu gibi Butler da öylesine takılıyordu genelde. Hücumda ise perde sonrası şut girişimleri bile azalmış, yalnızca köşelerde bekleyip şut atan bir oyuncu haline gelmişti. Bu belki birçok takım için kabul edilir bir hücum silahı değil ama Bulls için biçilmiş kaftan. Rose, Deng gibi penetrecilere Boozer gibi etrafını görebilen bir uzunu eklediğimizde Butler'ın verimini siz düşünün. Hücumda aksayan tek ayağın düzelme ihtimali var.

Gelin görün ki Thibodeau, Bogans'ın ilk beşte devam edeceği yönünde açıklamalar yaptı, kafamda soru işareti de bu sebepten belirdi. Yani Korver'la birlikte süre alacak Butler. Thibodeau ilk beşini bozmak istemiyor olabilir ama kulağa çok da hoş gelmiyor bu fikri. Düşünsenize bir köşede Korver diğerinde Butler, elleri cebinde pas bekleyen adamlar bunlar. Yaratıcılıkları sıfır. İkisinin beraber oynayıp da verimli olabilmesi için takıma bir tane de Nash lazım gibi ama Thibodeau bir şekilde ayarlayacaktır rotasyonu deyip bekleyelim.

D'Antoni'nin Kafası Güzel

Chauncey Billups'ın Knicks'e gelmesiyle beraber pek çok kişi "D'Antoni'nin sisteminde yapamaz çok kötü transfer" dedi. Ben onlardan değildim, Carmelo yazısında değindiğim üzere. Bu konuda çıkan haberlere göre Knicks yazın 3.5 milyon dolara Billups'ı serbest bırakmak yerine onunla devam etme yolunu seçecekmiş. Ancak D'Antoni'nin yaptığı açıklama bir hayli bombastik: Billups'ın önünde daha 5 sezonluk iyi oynayabileceği bir dönem var

Yok artık Mike D'Antoni. Adam gelmiş 34'ünün yarısına. 5 sene sonra 40 olacak bilmem farkında mısın? Tamam mesela Grant Hill 38'ini geçti, hala maç başına 13 sayı mı ne atıyor bu sezon ama bu demek değil ki şampiyonluk yolunda bir takımda ana 3-4 opsiyondan biri olabilir. Billups'ın önünde Kidd gibi bir örnek var, 38'ine geldi hala üst seviyede basketbol oynuyor ama onu da savunmada görüyoruz, yanından Eddy Curry bile driplingle geçiyor. Billups da 2 sene içinde bu duruma gelecek maalesef.

Ha ama şu anki durumu göstermek için, abartılı da olsa yerinde bir açıklama. Çünkü o kadar çok kişi Billups'ı silmiş durumda ki an itibariyle... İnanamıyorum yani. Daha geçen sezon "Denver için Carmelo kadar değerli" denilen adama, bugün "Bitmiş ya niye aldı bunu Knicks" deniyor. Hele bir durun, bu üçlünün yanlarına 2-3 tane iyi rol oyuncusu konunca neler yapacaklar görelim... Belki Felton daha genç ama kısa dönemde Billups'ın, Felton'a göre daha iyi bir seçenek olduğunu düşünüyorum. Hele ki konu şampiyonluk veya playofflar'da üst turlara çıkmak ise. Walsh da zaten aynen bunu düşünerek takası yaptığını açıklamış. Öyle 5 sezon falan bu seviyede oynaması imkansız elbette ama önümüzdeki sezondan itibaren Billups'ın Knicks'e katacakları playoff yolunda bir hayli önemli olacaktır.

Wallace Takasıyla Portland Değerlendirmesi (Ortaya Karışık)


Takas döneminde yoğunluktan dolayı üzerine çok fazla düşünme fırsatı bulamamıştım. Şimdi de değerlendirme yapmak için henüz erken belki ama birkaç maçlık gidişata istinaden Blazers hakkında bir şeyler karalayım istedim...

Przybilla, Cuningham, 2 adet first round pick karşılığında G-Wall. Kulağa hoş geliyor değil mi? Son yıllardaki oyunuyla allstar seviyesine evrilmiş, pis işleri yapmayı seven, yetenekleri nispetinde her takıma fayda sağlayabilecek bir oyuncu Wallace. Müthiş bir takas, hatta küçük çaplı bir soygun. Ama her iyi takas takımın oyununa direkt etki edecek diye bir kaide yok. Wallace Portland'ın beklentilerini karşılayabilecek kadar katkı verebilecek mi bunu değerlendirelim. Nedir Portland'ın hedefi peki, senelerdir olduğu gibi playoffta bir üst tura yükselmek kendileri için realist bir hedef olarak görünüyor. Daha fazlası hayal gücünüze kalmış...

Önce takımın artılarını ve zaaflerını sıralayalım. Şüphesiz en önemli artıları parkeye koydukları mücadele ve buna bağlı olarak gösterdikleri savunma direnci. Rotasyona şöyle bir bakınca Miller'ından Matthews'ına, Batum'undan Camby'sine hepsi savunma yapmayı seven, istikrarlı bir şekilde iyi savunma yapmaya çalışan oyuncular. E, ekleyin bir de üzerine düşük tempoyu, etti mi size ligin en az sayı yiyen takımlarından biri. Üzerine bir de Wallace'ı koyun ki tadından yenmeyecek, savunmanın kralı bir takım olsun. Bitti mi, bitmedi... Kısa rotasyondaki hemen herkes 1-3 arası bütün pozisyonları savunabilecek fiziksel yeterliliğe sahip. Özetle kağıt üzerinde takım savunması tek kelime mükemmel ve diğer faktöreleri ekarte ettiğimizde parkedeki durum da mükemmele yakın.

Buraya kadar kusursuz. Savunma yönünden ellerine su dökebilecek takım sayısı bir elin parmaklarını geçmez. Bakalım hücumda benzer şeyleri söyleyebilecek miyiz Portland adına... Eldeki yaratıcı diyebileceğimiz oyunculara bakalım. Yani, kendi şutunu yaratabilen, aynı zamanda arkadaşlarına uygun pozisyon hazırlayabilecek oyunculara...

LaMarcus Aldridge; Bir uzun için fazla bile yaratıcı. Birebir oynar, sırtı dönük oyunu iyidir, şutu var. Kendisine ikili sıkıştırma geldiğinde arkadaşlarına pozisyon hazırlayabilir. Yani elde var bir. Miller; Arkadaşlarını oynatır oynatmasına da bu konuda bile çok istikrarlı değildir. Şutu zayıftır. Bir maçı bir maçını tutmaz. Kısaca güven vermez size. Matthews; Geçtiğimiz senenin rol oyuncusu, bu senenin MIP adaylarından... Geçtiğimiz sene kendisini daha çok savunma yönüyle ve fastbreaklerdeki etkinliğiyle bilirdik. Roy sakatlandıktan sonra hücum yönünü keşfetme fırsatımız oldu. Peki, kendi şutunu yaratabilir mi, eeh evet denebilir. Arkadaşlarına pozisyon hazırlayabilir mi, ı ıh. Batum, Fernandez ikilisi zaten set şutörleri hayırları anca kendilerine. Wallace deseniz yaratıcı sayılmaz. Roy doğru düzgün süre bulamıyor ama o oyuna girdiğinde hücumda rahatlıyor Portland. Yani demek istediğim hücumda sıkıntı var. Dikkat edin maçlarına, Aldridge topla buluşamadaığında organize olmaktan ne kadar uzak kalıyorlar.

Bir başka konu da Aldridge'in pivot oynaması. Millan'ın elinde geniş bir rotasyon var ve rotasyondaki her oyuncu da süreyi hak ediyor şimdi haklarını yemeyeyim. Bu sebeple yapılan pozisyon kaydırmalarından Aldridge de nasibini alıyor ve zaman zaman pivot oynuyor. O pivot oynadığında neler oluyor anlatayım size: İlk pozisyon rakibini savunmada iyi karşılıyor, aradan zaman geçiyor yorgunluğa bağlı olarak ayaklar biraz yavaşlıyor ama savunma bilgisiyle bu açığı kapatıyor. Aradan biraz daha zaman geçiyor, asvunma bilgisi yorgunluğunu kapatamayacak raddeye geliyor ve onun matchupından sayılar yemeye başlıyor Portland. Takdir edersiniz ki bu adam sadece savunmada yorulmuyor. Hücumda da verimi git gide düşmeye başlıyor ve Blazers hücumları top ona gelse de verimsizleşmeye başlıyor. Sonuçta bu adam da makine değil, aylardır dinlenme fırsatı bulamadı. Uzun lafın kısası Aldridge'in pivot olarak alacağı sürelerin kısalmaması halinde takımın ondan alacağı katkı minimuma inecektir. Velhasıl, Millan'ın rotasyonu, Aldridge'in uzun forvet oynayacağı şekilde ayarlaması ve hücum verimliliği için Roy'un bir an evvel sağlığına kavuşmasından başka çıkar yol görünmüyor pek.

Gecenin Hareketleri - 1 Mart


Link

Pek güzel bir top 10 olduğunu söylemek pek mümkün değil. Amare'nin 1 numaradaki basket faulü dahil birçok hareket başka bir gün olsa ilk 10'a bile giremeyebilirdi. Ancak sezonun yükselen yıldızı Shawne Williams'ın Howard'ın üstüne korkusuzca gidip vurduğu smaç ve Tony Allen'ın şık turnikesi vasat günde ön plana çıkan hareketler olmuş.

Cavs'in İşi Zora Girdi

Pazar günü Philly karşısında sol el serçe parmağı kıırlan Antawn Jamison'ın 5 ila 7 hafta arasında forma giyemeyeceği açıklandı.

- KP Haber Ajansı -
Cavs'in koçu Byron Scott, son iki haftada yakaladıkları çıkışta (6 maçta 3 galibiyet) büyük katkısı olan Jamison'ı kaybetmenin büyük şanssızlık olduğunu belirtti. Nets ile iki NBA Finali'ne çıkan koç, bu sezon kendilerine Spurs'ün taktiğini örnek aldıklarını söyledi. Tecrübeli koç, Şubat'tan itibaren arap atı gibi açılarak playofflar'a girip, sürpriz bir şekilde finale kalma planlarının imkansız hale gelmese de, çok zora girdiğini söyledi. Ayrıca hedefleri adına, Troy Murphy'e sezon bitimine kadar 6 milyon dolarlık bir teklif yaptıklarını ancak Murphy'nin şampiyonluk yarışında Celtics'i çok az daha şanslı gördüğü için onları tercih ettiğini söyledi Scott. Bu şanssızlık nedeniyle sezon başından beri yaptıkları planı yeniden gözden geçirmeleri gerektiğine değinen bıyıklı koç, yine de kupa için ellerinden geleni yapacaklarının garantisini verdi.

Katılmamak elde değil. Böyle şanssızlık Portland'da zor bulunur. Siz gidin koskoaca Lakers'ı yenin, son 6 maçta inanılmaz bir başarı elde ederek 3 galibiyet alın sonra NBA'in en değerli 4-5 oyuncusundan birini sakatlığa kurban verin. LeBronlu Heat'ten önce Cavs'i şampiyon yapmayı kafaya takan Dan Gilbert, Murphy'e 4 katlı bir villa almayı teklif etmiş İstanbul Boğazı'ndan ama bu bile yeterli olmamış. Belki Heat bu sezon şampiyonluğu yakalayamazsa, gelecek sezon Jamison'ın yanına Arenas'ı alıp yeniden deneyebilir Cavs şansını.

Nets Londra'ya Vardı


Link

Bu Cuma ve Cumartesi Toronto Raptors ile Londra'da 2 maç yapacak olan New Jersey Nets, şehire varmış. 2012 Olimpiyatları'nda basketbol dalı için mümkün olduğunca destek vereceğini açıklayan Stern, yanılmıyorsam yaz aylarının sonuna doğru bu kararı vermişti. NBA tarihinde ilk defa Avrupa'da normal sezon maçları oynanacak. Son birkaç yıldır NBA Europe organizasyonuyla, hazırlık maçları yapılyordu Avrupa'da ama normal sezon maçı ayrı bir boyut. Hem de ufak çaplı bir test olacaktır önümüzdeki senelerde Avrupa'ya genişlemeyi düşünen Stern için. Tabii bu plan şu anda bir hayalden öteye gitmeyecek gibi gözüküyor. Doğu yakası ile Avrupa arasındaki 8-9 saatlik uçuş ve bunun neden olacağı jet lag oyuncuları çok yıpratacaktır.

NBA'de Bugün - 1.03.2011

Mavericks 101 - Sixers 93
Sixers'ın 4 maçlık galibiyet serisine nokta koyan isim Dallas oldu. Boyalı alanda rakibe karşı rahat bir maç çıkartan Dallas'ta Chandler'ın sakatlığı önemli bir dönemde kötü bir haber oldu. Sakatlık hakkında net bir bilgi yok ancak dün gece oyuna dönemedi Chandler. Maçı getiren isim benchten gelerek yaptığı olumlu katkılarla her zaman dikkat çeken ve 30 sayı üreten Terry oldu. Kidd ise kariyerine bir triple-double istatistiği daha ekledi. 13 sayı-13 asist-10 ribaund ile iyi bir maç çıkarttı Kidd. Sixers'ta ise genelde olduğu gibi skorun paylaşıldığını görüyoruz. Williams dün geceye kaçırdığı şutlarla damga vurdu. Benchten gelen ve önemli bir koz kabul edilen Williams'ın 1/8 ile kalması Sixers'ın bütün planlarını bozmuştur şüphesiz ki.

Knicks 110 - Magic 116
Doğu'da Heat'i devirerek sükse yapan Knicks aynı başarıyı Florida'nın bir diğer güçlü ekibi Magic karşısında tekrarlayamadı. Maçta iki takımın toplamda 97 serbest atış kullandığını belirtmek gerek. Durağan bir maç izledik. Hidayet garip bir teknik faul ile oyun dışında kaldı benchte oturduğu bir pozisyonda ve maçı 2 ribaund-2 asist ile tamamladı. Magic'te her zamanki gibi ön plana çıkan isim Howard olurken Knicks'e karşı 30 sayı-16 ribaund-5 blok ile mücadele etti. Maçı getiren Nelson'ın 26 sayısından 14'ünü son çeyrek bulduğunu da ekleyelim. Knicks cephesine geçecek olursak topun sürekli olarak Billups-Amare-Melo üçlüsünde paylaşıldığını görüyoruz. Billups-Amare 30 sayı üretirken Melo 25'te kalmış. Diğer isimlerin maç içinde pek söz hakkı yoktu zaten gördüğümüz kadarıyla. Knicks'te bir düzen kurulana kadar bu tip performansları izlemeye devam ederiz.

Spurs 93 - Grizzlies 109
Play-off yarışında kritik bir noktada bulunan Memphis, Spurs karşısında rövanşı alarak rahat bir nefes aldı. Rakip takımda Parker gibi önemli bir ismin eksikliği de bu sonucu tetikleyen bir neden olmuştur tabi. Boyalı alandan yaptığı üretimle bugüne kadar dikkat çeken Memphis'te Gasol'un oyundan atılması planları bozmuş gibi gözükse de yerine süre alan Arthur'un benchten getireceği 21 sayılık katkıyı kimse beklemezdi herhalde. Memphis'in takım halinde iyi Spurs'ün ise takım halinde kötü olduğu bir maçtı. Zach 21 sayı-10 ribaund ile pota altında etkili olurken, Conley'de 18 sayı-9 asist ile Parker'ın yokluğunu iyi değerlendirdi. Spurs'te ne Manu ne Duncan ne de Parker'ın yerine oynayan Hill etkiliydi. Çift hanelere çıkabilen tek isim benchten gelerek 14 sayı kaydeden Neal oldu Spurs adına.

Lakers 90 - Wolves 79
İlk devresini 5 sayıyla önde kapattıktan sonra Wolves'in savunma konusunda sıkıntılar yaşadığı bir maç oldu. İkinci yarı yumruğunu masaya vuran Lakers 50-34'lük bir devre performansıyla galibiyete ulaşmayı başardı. All-Star arasından sonra iyi bir ritim yakalayan Lakers'ın üst üste 5.galibiyeti oldu böylece. Ribaundlarda da ciddi bir şekilde üstünlüğü Lakers'a kaptırması yenilgiyi kabullenmesi oldu adeta Wolves'in. 24 sayı üreten Kobe en skorer isim olurken, 12 sayı-17 ribaund ile Gasol pota altında bir hayli çalışkandı. Wolves maçlarının merak edilen istatistiğinde Love'un 13 sayı-11 ribaund ile bir double-double daha yaptığını ve serisini 47'ye çıkarttığını görüyoruz.

Hornets 90 - Raptors 96
Chris Paul yaşıyor mu? Dün gece takımı Raptors deplasmanında beklemediği bir yenilgi aldı da oyunda mıydı merak ettim. Calderon'un sezonun en iyi maçını oynadığı bir gecede takım bu kadar çaresiz gözükürken oynamamıştır herhalde diye düşünüyorum. Ancak Paul bu takımda 38 dakika ile en çok süre alan oyuncu olarak dikkat çekiyor. Son dönemde formsuzluğu ile dikkat çeken Paul'un play-off öncesi ritmini bulması Hornets açısından şart. Paul oynamadan takım ne hallerde görebiliyoruz en azından. Maç boyu üstünlüğü elinde bulunduran taraf Raptors oldu ve Calderon, Hornets'e her atağına bir cevap vererek maçı kazandırdı. 22 sayı-16 asist-7 ribaund ile çok iyi bir maç çıkarttı Calderon. Hornets cephesinde ise en dikkat çekici isim 19 sayı-10 ribaund üreten West oldu.

Pistons 90 - Bucks 92
Son dönemin en sorunlu takımı olan Pistons'ta sürpriz bir şekilde Kuester, Hamilton'u affetmiş olacak ki dün ona forma şansı tanıdı. Prince ve T-Mac yine oyuna dahil edilmezken, Rip'in oynaması özellikle beni şaşırttı. Rakibine karşı genelde boyalı alandan skor üreten Pistons'a karşılık dış şutlarla geldi Bucks'tan. Ersan ve Bogut'un maçta olmayışı da Bucks'ı dış atışlara yönelten nedenlerden biri. 21 sayıyla oynayan Jennings hücumda olduğu kadar savunma yönünde de gayretliydi. Detroit'in son hücumunda vurduğu blok beni yerimden zıplattı. Delfino ise 16 sayı-10 ribaund ile double-double yaparak geceyi noktaladı. Pistons cephesinde 25 sayı-7 ribaund-5 asist ile Stuckey'nin etkili oyunu mevcuttu ancak galibiyet için bu yeterli olmadı.

Rockets 103 - Blazers 87
Rockets'in play-off için ısrarla oynamaya devam ediyor. Portland deplasmanından da rahat bir şekilde galibiyetle dönüyorlar. All-Star arasından sonra en formda takımlardan biri olarak dikkat çekiyor Houston ve üst üste 5.galibiyetlerini aldılar bu gece. Martin'in performansıyla son 3 maçını kazanan Houston'da bu kez sahnede Lowry vardı. 21 sayı-11 asist ile başarılı bir maç çıkartan genç guard galibiyeti getiren başrol isim oldu. Scola 21 sayılık katkıyla oynarken, Martin'den ise 20 sayı geldi. Portland maç boyu çok kötüydü zira maçın hemen başında kaybettiği skor üstünlüğünü geri alamadı. Batum 22 sayıyla takımını ayakta tutmaya çabalasa da başarılı olamadı. Bir diğer olumlu performans benchten gelerek 14 sayı-10 ribaund üreten G-Wall oldu. Üst üste 2.kez kaybeden ve sıralamada tehlikeli yerlere gerileyen Portland için kritik bir dönem başladı böylece.

Warriors 100 - Pacers 109
Kötü gidişe karşı koyamayan Golden State, Pacers deplasmanından da eli boş bir şekilde döndü. Boyalı alanda üstünlüğü tamamen rakibe kaptıran Warriors üçlük isabetleri ile etkili olmaya çalışsa da bu onları maç sonuna kadar taşımadı. 16/16 serbest atış kullanan ve 27 sayı üreten Granger maçın en skoreri olurken takımını galibiyete taşıyan isim oldu. Hansenbrough ve George gibi isimlerden önemli bir bench desteği alan Pacers play-off yarışında önemli bir galibiyet aldı. Golden State cephesinde ise benchten gelen Williams'ın performansı konuşuluyordu. 26 dakika oyunda kalan ve Pacers potasına 25 sayı gönderen Williams sıcak bir gece geçirdi ancak performansı galibiyete yetmedi.

Bibby'nin Yeni Durağı Heat

Mike Bibby artık bu salonda Heat formasıyla ter dökecek. Wizards'ın serbest bıraktığı Bibby'nin önündeki ihtimaller zaten sınırlıydı. Doğuş da dün belirtti bunu zaten Bibby hakkında yazdığı değerlendirmede. Bibby'nin tercihi Miami olmuş ve ona yer açmak için kadrodan Arroyo feragat edilmiş Heat cephesinde.

Takımlara transferin son dönemlerinde gelen oyuncuların ne kadar katkı verebileceği konusunda her zaman şüphelerim olmuştur. Zaten takıma alışmaları için çok kısa bir zamanları var ki bu alışma döneminin hemen ardından asıl kozların oynandığı play-off dönemi başlayacak. Gelen isim Bibby olunca artısını eksisinden daha fazla görüyorum bu konuda. İlk olarak oturmuş bir kadroya gelmiyor zaten Bibby. Heat sezon başında kurulan daha yeni bir takım yani süre bulma konusunda sıkıntısı olmayacaktır. Arroyo-Chalmers ikilisine sezon boyu tahammül etmiş bir takıma Bibby gibi birini monte etmek play-off öncesi olumlu olacaktır. Verebileceği katkı sınırlı olan ancak 2008'de yeni kurulmuş Celtics'e şampiyonluk için gelen Pj Brown'un play-off'ta sergilediği kritik performanslar aklıma gelen en basit örneklerden biri bu konuda.

Bibby'nin en başta tecrübesi takıma büyük katkı sağlayacaktır. Topu hücuma taşıma konusunda eline güvenebilecek bir isimi kadrosuna dahil etmiş oldu Heat. Zaten topa hükmetme konusunda LeBron ve Wade gibi iki ana silahı varken Bibby'nin en önemli görevi hücumlarda boş şutları sokmak olacaktır. Heat hücumlarında önemli bir silah üçlük isabetleri ki özellikle penetreler sonrası yayın gerisi çok boş kalıyor. James Jones'un %41'lik isabet oranı zaten bunu gözler önüne seriyor. Bibby'den beklentilerde bundan fazlası değil ancak savunması konusunda kafalarda bolca soru işareti bırakıyor Bibby. Kariyeri boyunca zaten iyi bir savunmacı olarak ön plana çıkmadı Bibby ancak karşısında Rondo-Rose gibi isimlerin olabileceği ihtimali bile en önemli eksiğinin rakiplere avantaj teşkil etmesi demek. İşin bir diğer eksi yönü ise Bibby için gönderilen Arroyo daha çok takımı oynatmaya yönelik basketbol oynardı. Bibby'nin bu konuda ne verebileceği şüpheli ki Arroyo'ya göre maç başına yaklaşık 2 kat daha çok şut kullanıyor bu sezon. Bir çok ekibin hamle yaptığı bir dönemde Wade-James-Bosh üçlüsünün yanında kadroya Bibby gibi tecrübeli birinin eklenmesi başarılı bir sezon ortası hamlesi oldu Heat için.

Murphy Celtics'i Seçti

Daha dün yazmıştım zaten Murphy ve gidebileceği 3 takım hakkında. Ona bir bakmanızı öneriyorum en başta.

Rondo - Allen - Pierce - Garnett - Krstic beşinin üzerine bench'e bakın hele: O'Neal Brothers, Delonte West, Glen Davis, Jeff Green, Troy Murphy. Hadi Jermaine'i sallayalım o yalan oldu artık ama bakıyorsunuz hala inanılmaz derin bir kadro... Şu yedekler gerçekten muhteşem. Green zaten ilk 5 idi, Shaq deseniz hala iş yapar, Murphy bu sene Avery Johnson ile anlaşamasa da kariyerinin başından beri kalitesi belli, Delonte West ruh hastası olmasının dışında çok kaliteli bir kombo guard'dır, Glen Davis her türlü pis işi yapıp enerji verir. Yani gıpta ediyordur rakipler herhalde. Ah bir de Krstic'in yerine Perkins ile düşünsenize kenardan da Green'i çıkarıverin n'olucak... Yine muhteşem bir bench ve bu sefer sertliklerinden de birşey kaybetmemiş olacaklardı. Ah Ainge ah diyorum. Murphy'e dönelim.

Sezon başında "Murphy evine döndü, New Jersey'de çok mutlu, üstelik Lopez haricinde doğru düzgün uzunları yok. Murphy maç başına 30-35 dakika alacak" deniyordu. Hatta bu nedenle fantazi basketbol dünyasında, draftların üst sıralarında seçiliyordu Murphy devamlı. Ben de yeniden yapılanan, gençlere ağırlık vermesi gereken bir takımda ne işi olduğunu merak ediyordum ve çıkan haberlere şaşırıyordum ondan seçmemeye özen gösterdim kendisini... Murphy benim şüphe ettiğim nedenden dolayı değil Avery Johnson ile anlaşamaması nedeniyle forma giyemedi Nets'te. Sezon boyunca ya kenarda ya evde oturdu. Form durumunu bilmiyoruz, muhtemelen çok da iyi durumda değildir ama playofflar'a bir aydan fazla bir süre var, kendini bulacaktır herhalde. Onun dışında bir süre problemi var. Doc Rivers, Jeff Green'i daha çok kısa forvette kullanmak istediğini gösterdi bize. Ama ona uzun forvette hiç süre verilmediğini varsaysak bile KG, Krstic, Murphy, Davis ve Shaq var ellerinde. Bu adamların hepsi dakikalarını hakeden isimler. Nereden, kimin dakikaları kısılacak, kim bench'i poposuyla ısıtma görevini üstlenecek bilmiyorum... Murphy'nin 4 veya 5 numara oynarken rakip uzunu dışarı çekmesi Rondo ve Pierce gibi çembere giden Celtics oyuncularının işine yarayacaktır. Savunmada da Dwight Howard, Boozer veya Bosh'un karşısına koymadığınız sürece aşırı sırıtmaz. Ama işte keşke içeride sert bir uzun olarak Perkins olsaydı yanında, KG ile beraber ana uzun rotasyonunu oluştursalardı. İşte o zaman tadından yenmezdi bence.

İnanılmaz derin bir takım oldular. Son iki sezonda Garnett, Perkins, Daniels gibi isimlerin playofflar'da takımdaki yerlerini alamamaları nedeniyle ağzı yanmış olsa gerek. Baksanıza şimdi yoğurdu böyle kalabalık bir şekilde, üfleyerek yiyolar.

1 Mart Programı

2 Mart Çarşamba 02:00 / Golden State Warriors - Indiana Pacers
2 Mart Çarşamba 02:00 / New Orleans Hornets - Toronto Raptors
2 Mart Çarşamba 02:00 / Dallas Mavericks - Philadeplhia 76'ers
2 Mart Çarşamba 02:00 / New York Knicks - Orlando Magic
2 Mart Çarşamba 03:00 (NBA TV) / Los Angeles Lakers - Minnesota Timberwolves
2 Mart Çarşamba 03:00 / Detroit Pistons - Milwaukee Bucks
2 Mart Çarşamba 03:00 / San Antonio Spurs - Memphis Grizzlies
2 Mart Çarşamba 05:00 / Houston Rockets - Portland T.Blazers

Program açısından pek iyi bir akşam olmayacak NBA için. Bir çok maçın aynı anda başlayacak olması bizler için kötü. Gecenin en dikkat çekici maçı şüphesiz Knicks'in Magic deplasmanında oynayacağı mücadele olacaktır. Heat karşısında beklenmedik bir galibiyet alan Knicks'in Florida'nın öbür yakasında neler yapacak göreceğiz. Batı'nın ilk üç takımı da bu gece sahne alacak. Dallas, Doğu'da play-off kovalayan ve son 4 maçını kazanan Sixers'a konuk oluyor. Lakers'ın Wolves deplasmanında oynanacağı karşılaşmayı da televizyondan takip edebileceğiz. San Antonio ise iki gece önce evinde mağlup ettiği Memphis ile deplasmanda karşılaşacak. Memphis açısından oldukça önemli bir karşılaşma olacaktır zira takipçisi Suns ile yarım maçlık bir fark kaldı. Golden State ve Indiana arasında oynanacak mücadele ise bol skorlu geçebilecek zevkli bir maç olabilir.

1 Mart 2011 Salı

Perkins'le 4 Yıl Devam (Küçük Bir Thunder Değerlendirmesi)

Oklahoma City Thunder, takasın son günü Jeff Green karşılığında bünyesine kattığı Kendrick Perkins ile 4 yıllık 35 milyon dolar karşılığında sözleşme uzattı. Beklendik bir gelişme ama isterseniz kontratın şartlarını değerlendirmeden önce biraz geçmişe dönelim, bundan bir iki ay önceye... Perkins'in Celtics'in kontrat uzatma teklifini reddettiği haberleri çıkmıştı hatırlarsanız. Kendisine teklif edilen miktarın 4 yıl için 30 milyon dolar olduğu iddia edilmiş ancak daha sonra Perkins bu miktarı yalanlayıp 4 yıl için 22 milyon dolarlık bir teklif aldığını açıklamıştı. Bunun 30'undan çok büyük bir farkı olduğunu söylemişti. Yani bir anlamda "22 değil de 30 teklif edilseydi kabul ederdim." demeye getirmişti. Bu koşullar altında değerlendirdiğimizde biraz tuzlu gibi görünüyor Thunder açısından sözleşme. En azından böyle bir hissiyat uyandırıyor.

Şimdi olayın daha önemli boyutuna dönelim. Yani fiyat/performans değerlendirmesine... Bu aşamada "Perkins parkede ortaya koyabildikleriyle bu kontratı hak ediyor mu"dan ziyade, "Perkins parkede ortaya koyabilecekleriyle bu kontratın hakkını verebilecek mi" diye değerlendirmek daha doğru olacak. Çünkü ortada önemli bir yatırım var. Takas ilk gerçekleştiğinde hayli analiz yapmıştık ve ben de sıkça dile getirmiştim Celtics açısından yanlış bir hamle olduğunu düşündüğümü. Thunder cephesine döndüğümüzdeyse belki o kadar karamsar bir tablo yoktu zihnimde ama emin de olamıyordum bu hamlenin iyi sonuçlar doğurabileceğine. Presti'nin Thunder'ın başına geçtiğinden bu yana yapmış olduğu hareketler içerisinde, sorgulanmaya tek açık olanıydı belki de bu takas. Çünkü Thunder'ın iki senedir iyi bir şekilde ortaya koyduğu, kendilerini playoff ilk turunda Lakers'ı eleyebilme eşiğine kadar getirmiş, dahası batının dişli takımlarında biri konumunda kalmalarını sağlayan oturmuş bir sistemi vardı...

Bu sistem daha çok Westbrook-Durant ikilisi üzerine kurulmuştu ancak Green de sistemin önemli bir halkasıydı. Rakiplere eşleşme sorunu yarattığı gibi, ligin eşleşme sorunu yaratabilecek ters oyuncularına karşı da savunmada ilaç gibi geliyordu. İspatı açısından pazar gecesi oynanan Lakers-Thunder maçı güzel bir rastlantı oldu. Odom'ın Collison karşısında neler yaptığını izleme imkanı olanlara tavsiye ederim. Perkins'in savunmada Thunder'a sağlayacağı katkı elbette çok mühim. Ancak hücum boyutunda biraz sıkıntı var. Thunder hücumları daha çok Westbrook'un pick'n roll sonrası içeri çılgınca penetreleri ve Durant'in perde çıkışlarından ve birebirden çıkaracağı sayılar üzerine kurulu. Bunların haricinde çok bir hücum opsiyonları yok ve bu şekilde playoffta zorlanacakları aşikar. Tüm bunların üzerine bir de koyun Perkins'i Thunder hücumlarında boyalı alana. Westbrook-Durant ikilisinin penetrelerini baltalama ihtimali az mı sizce? Bence pek az sayılmaz. E, bu kadar kısıtlı hücum imkanlarıyla da Thunder belli bir seviyeye kadar gelebilir anca. Yani demek istediğim Perkins Celtics'teyken yapabildikleriyle şampiyonluğun kaderinde en kötü ihtimalle küçük de olsa etkili oluyordu. Sakatlık sorunlarını falan bir kenara bırakıp konuşuyorum. Eğer alınacak şampiyonlukta küçük de olsa katkısı olacağına inandığınız bir oyuncuysa senelik 9 değil 19 feda olsun ama Thunder cephesinde böyle bir ışık göremediğimden dolayı kendisine verilen ücret fazla.