BIY AD

25 Aralık 2010 Cumartesi

Ödüllü Tahmin Yarışması

Madem yarışma Christmas (Noel) sebebiyle, o zaman sorumuz da bu gecenin en önemli iki maçı ile ilgili olsun. Sorumuz şöyle: Bu gece oynanacak "Lakers-Heat" ve "Magic-Celtics" maçlarında hangi takımlar galip gelir, aynı zamanda maçı kazanan iki takım toplam kaç sayı farka ulaşır? (Uzatmalar dahildir.)

Cevabı gireceğiniz format şeklini vereyim hemen. Örneğin Lakers'ın 5, Magic'in 7 sayı farkla kazanacağını düşünüyorsanız, Lakers-Magic-12 şeklinde cevabı giriniz. Unutmayın ki ödülü kazanmanız için her üç kategoriyi de doğru cevaplamanız gerekmektedir. Doğru cevaba ulaşan okurlar arasında tahmini ilk giren ödülün sahibi olacaktır. Tahmin edeceğiniz üzere Adsız yorumlar dikkate alınmayacaktır ve post 21:35'te tahminlere kapatılacaktır. Herkese bol şans.

ÖDÜL: Maksat hem eğlenmek hem de heyecan yaşamak. Yarışmamızın ödülü bir adet bir günlük league pass üyeliği. Üyeliğin şartları şu şekilde: İster bugün, ister yılbaşı gecesi, isterse ayın 25'i ile 1'i arasındaki herhangi bir gün 24 saat boyunca league pass'i kullanabileceksiniz.

25 Aralık Programı (Christmas Show)

25 Aralık Cumartesi 19:00 (NBA TV) / Chicago Bulls - New York Knicks
25 Aralık Cumartesi 21:30 (NTV SPOR) / Boston Celtics - Orlando Magic
26 Aralık Pazar 00:00 / Miami Heat (NTV) - Los Angeles Lakers
26 Aralık Pazar 03:00 (NBA TV) / Denver Nuggets - Oklahoma City Thunder
26 Aralık Pazar 05:30 / Portland Trail Blazers - Golden State Warriors


Aylardır beklenen gün geldi çattı. Christmas sebebiyle ekstrem bir program söz konusu. Gerek maç saatleri gerek program yoğunluğunun dağılımı müthiş ayarlanmış. Bize de keyifle izlemek kalıyor. Normal sezonun en önemli maçı bu gece 00:00'de Staples Center'da oynanacak. Bir tarafta LeBron bir tarafta Kobe... Bir tarafta yeni yapılanmanın getirdiği uyum sorununu atlatıp çıkış yakalayan Heat, diğer tarafta lige iyi başlayıp son maçlarda vites düşüren Lakers. Heat daha formda taraf gibi görünse de ev sahibi avantajıyla Lakers bir adım öne çıkıyor. Maçın hasılat rekoru kırdığı da gelen haberler arasında. Yayının NTV'de olduğunu hatırlatalım.

Primetime'ı malum maça kaptıran çok güzel iki karşılaşma daha var bu gece. Saat 21:30'da NTV Spor'un canlı yayınlayacağı Celtics-Magic ve saat 03:00'de NBA TV'den yayınlanacak Nuggets-Thunder... Doğu'nun önemli takımlarına karşı mağlubiyeti bulunmayan Celtics, takaslardan sonra Spurs'e patlayarak ilk olumlu sinyalleri veren Orlando'ya konuk olacak. Şüphesiz Orlando adına çok daha önemli bir maç zira Celtics kaybetse bile ligdeki konumları ve yakaladığı hava itibariyle çok ağır yaralar almaz. Gecenin diğer önemli maçında ise Melo'suz Nuggets Thunder deplasmanında galibiyet arayacak. Carmelo'nun olmaması Thunder'ı maçın ağır favorisi yapıyor. Umarız keyifli bir NBA gecesi olur.

Tahminleri Alalım

NOT: Gün içerisinde farklı sürprizlerle karşınızda olacağız, takipte kalınız.

Efendim bildiğiniz gibi bugün Christmas. Biz de blog ekibi olarak size birkaç değişik aktivite sunalım istedik. Öncelikle benim bir bahis bürosundan çaldığım fikri hayata geçirelim. Bugünkü maçlarda süperstarlardan LeBron, Kobe, Howard, Amar'e ve Durant sahne alacak. Bu oyunculardan hangisinin takımı adına daha verimli olacağı ve geceye damgasını vuracağı çok göreceli. Bu sebeple biz sonucu tartışmaya kapalı bir konuyu ele alacağız ve sizden bu yöndeki tahminlerinizi isteyeceğiz. Sorumuz şu şekilde: Bu oyuncular içinden hangisi gecenin sayı kralı olur? Tahminlerinizi, varsa açıklamasıyla birlikte, yorum kısmında belirtebilirsiniz.

Kör Kör Parmağım Gözüne

Şurada belirtmişti Can, Cousins'ın ceza aldığını ve Bucks maçında benchten geleceğini. Öyle de oldu ve ilk 5'ten kesiği yedi Cousins. Bu duruma düşen normal bir insandan beklenti nedir? Yaptığı saçma sapan hareketlerden sonra cezayı yiyen biri olarak tüm gözler üzerindeyken en azından bir süre uslu durması. Ama bizim koca oğlan yine durmadı yerinde. Henüz ilk maçta oyuna girer girmez yaklaşık 1 dakika içinde üst üste iki pozisyonda hücum faul yapıp aynı hızla geri geldi kenara. Sonra maçın ilerleyen döneminde 2 hücum faul daha yaptı ve 4 faulün hepsini Sacramento hücumlarında gerçekleştirerek ilginç bir başarıya imza attı. Kısa kariyerinde bu kadar sabıka çok ve kahramanımız da akıllanacağa benzemiyor. Belki onu da Eskişehir Spor'a kiralamalı, ne dersiniz?

Takas Piyasası #3

Takas piyasası yazı dizisinin 3. bölümünde kahramanımız Baron Davis. Daha önceki yazılarda Carmelo'yu New York'a, Mayo'yu Bulls'a yollamıştım. Henüz bir gelişme yok ama Carmelo'nun NYK flörtü aylardır olduğu gibi hergün manşetlerde. Bu yazıda ise takımdan kopma noktasına gelen Baron Davis'e en uygun adres olarak Bobcats'i belirledim.

#3 Baron Davis

Çok enteresan bir oyuncu Baron. Yetenekli olduğuna kimsenin şüphesi yok ama bu yeteneğin yanında oyuncunun 10/11 sezonunda inanılmaz bir düşüş yaşadığı ortada. Patır patır üçlük attığı zamanları hatırlıyorum özellikle Golden State yıllarında. Şu aralar ise çizginin gerisinden %18'le atıyor. Tamam saha dışında sorunlar yaşarsın, takımda anlaşmazlıklar olur performansın düşer ama nasıl olur da bir şut bu kadar geriler? Hadi onu geçtim saha içinde %36, serbest atışta ise %65 atması tam bir felaket. Onu da bir kenara koydum. Ligdeki tüm oyun kuruculara karşı inanılmaz bir fizik avantajı olmasına rağmen berbat savunma yapıyor. Ama ben de şunu biliyorum ki bu adam basketbolu falan unutmadı. Sadece Clippers takımından öylesine soğudu ( ya da soğutuldu ) ki artık burada basketbol oynamak istemiyor. Karakteri sebebiyle zorluklarla savaşmak ve uyum kelimelerinden oldukça uzak bir profili olan Baron daha 31 yaşında kariyerinin böylesine sekteye uğradığı bir takımda devam etmek istemiyor bu açık ve net ortada.

Peki onu yıllık 13 milyon dolarlık "kalın" kontratıyla kim alır? Aklıma tek bir takım geliyor : Charlotte Bobcats. Koç değişimiyle beraber yeni bir sistemi benimseyecek takımda oyuncuların da değişmesi gerektiği ortada. Özellikle oyun kurucu pozisyonda D.J. Augustin'in yetersizliği görmezden gelinecek gibi değil. Beklenilen performansın altında kalan Augustin oyunun her iki yönünde de bir Felton değil bu sebeple Bobcats hücumları aksıyor. Davis bu noktada devreye giriyor. Yeni bir takım, yeni bir sistem hatta buna ekstra olarak Golden State yıllarından beraber oynadığı Stephen Jackson faktörü Bobcats'i onun için ideal kılıyor.

İşin bir de ekonomik boyutuna bakalım. Baron'dan bir an önce kurtulmak isteyen Clippers yönetimi karşılığında alacağı oyunculara pek bakmayacaktır diye düşünüyorum. Bu noktada tek kriter olarak salary cap kalıyor. 13 milyon dolarlık kontratı bulunan Davis'e karşılık Bobcats'te yollanmak için en ideal isim ise Desagana Diop olarak görünüyor. 6.5 milyon dolarlık kontratının yanında takımda Tyrus Thomas, Nazr Mohammed gibi isimlerin olması onun yokluğunun takıma pek vurmayacağı anlamına geliyor. Diop'un yanında yollanması gereken isim ise bana kalırsa o kontratı nasıl aldığını hala merak ettiğim 4.5 milyonluk Matt Carroll. Onu da üçlükçü bilirdim şimdi bir baktım %14'le atıyor basketbolla pek alakası yok gibi. Belki Clippers da kendini bulur umuduyla alınabilir. Sonuç olarak Diop+Carroll = Davis takası gayet mantıklı görünüyor. Bence her iki takım içinde çok doğru bir hamle olacaktır. Takımları bir kenara koydum ligin birkaç yıldır Baron Davis gibi bir oyuncudan mahrum kalması cidden üzücü. Kirilenko'nun üstünden yaptığı o smaç hala aklımda. Bobcats olur mu bilemem ama yeni takımında benzeri smaçlar ve beraberinde sahada gerçek bir lider izlemek için sabırsızlanıyorum.

24 Aralık 2010 Cuma

24 Aralık Programı

25 Aralık Cumartesi 00:30 (NTVSPOR) / NBA Stüdyo

Noel sebebiyle maçsız geçilecek günde NBA Stüdyo'da geçtiğimiz hafta yapılan takas hamleleri masaya yatırılacak. Orlando'nun karlı olup olmadığı ve Larry Brown'un ayrılığı günün tartışma konuları. Ve tabii ki uzun zamandır beklenen LA Lakers - Miami Heat maçının analizi de programda yer bulacak. Keyifli bir gece dilerim.

Küçük Detaylar-5 (Sloan 3.lüğe Yükseldi)

Jazz'ın yaşayan efsanesi Sloan, geçtiğimiz gece Minnesota karşısında takımının aldığı galibiyetle ligde en çok maç kazanan 3. koç oldu. Bildiğiniz gibi yaklaşık 22 yıldır aralıksız olarak takımın başında Sloan ve sağlığı elverdikçe de bu görevi sürdürecek gibi. Açıkçası mevcut kadro yapısıyla eski başarılara ulaşmaları ve Sloan'un bu görkemli kariyerini bir şampiyonlukla taçlandırması neredeyse imkansız ama ne olursa olsun onu kenarda görmek güzel.

En çok galibiyete sahip koçları da sıralayalım: Don Nelson (1335), Lenny Wilkens (1332) ve Jerry Sloan (1211).

Gecenin Hareketleri - 23 Aralık


Link

LeBron'un 1 numaradaki, devre bitiminde yaptığı smaç gecenin açık ara en güzel hareketi. Başka bir oyuncu Frye'ın o darbesini alsa, dağılabilir havada ama tabii LeBron insan değil... Yalnız küçük bir sitemde bulunalım kendisine. Fastbreaklerde sürekli değirmen vurmaya başladı. Tamam onu da çok estetik yapıyor ama insan biraz değişiklik arıyor. Hayır, yapamayacağı birşey de değil ki istediğimiz.

Eğrisi Doğrusuna Denk Geldi


Link

Görüntü yaklaşık 1 hafta öncesine ait. Kobe, Nick Young'ı savunurken önce Booker'ın screenine takılıyor. Ardından Gasol show-up'ı gereğinden fazla uzatınca, Kobe'ye adeta perde koyuyor. Kobe de Gasol'ü, "O zaman sen savun" dercesine Nick Young'a doğru itiyor ve bu savunma hatasından dolayı cezasını çekmesini sağlıyor. Tabi ligin ortalama en çok süre alan oyuncularından biri olan Gasol için bu hareket cezadan sayılırsa.

NBA'de Bugün - 23.12.2010


Dallas mağlubiyetinin ardından kendisini Arizona çöllerinde bulan Miami deplasmanda Phoenix'i zorlanmadan mağlup etmeyi başardı. Heat'te Dwyane Wade forma giymezken skor gücünü LeBron ve Bosh ikilisi çekti ve takımı galibiyete taşıdı. LeBron 36 sayı 6 ribaunt 4 asist ile oynarken Bosh'da 23 sayı 11 ribaunt ile double yaptı. Heat benchinin önemli isimlerinden James Jones, Wade'in yokluğunda ilk beş çıktı. Dampier'in benchten getirdiği önemli destek ve Miller'ın iyileşmesi ile formunu bulduğunda bench bakımından da kaliteli bir rotasyona sahip olacak Miami. Suns'a bakacak olursak Carter forma giymezken Gortat ve Pietrus ikilisi benchten geldi. İki gece önce Spurs karşısında takımının en skoreri olan Dudley bu formunu sürdürdü ve 33 sayı 12 ribaunt ile kendini aşan bir performansa imza attı. Nash maçın son bölümüne kadar skor üretemese de maçı 4 sayı ve 18 asistle tamamlayarak takımını oldukça iyi yönettiğini gösterdi ancak galibiyeti getiremedi.

Kısa Batı turnesinin son ayağına Kings karşısında çıkan Milwaukee, Lakers'tan sonra bir galibiyet daha elde etti ve play-off potasına girmeyi başardı. Jennings'in sakatlığına rağmen gelen üst üste galibiyetler takım için oldukça motive edici olsa gerek. Bogut 15 sayı 13 ribaunt ile pota altında önemli bir üstünlük kurdu ve takımını galibiyete taşıdı. İki gece önce Lakers'a karşı skorer olarak sahne alan Boykins dün gece bir kez daha takımının en skoreri oldu. Üst üste 7.yenilgisini alan Kings'de takımın bir numaralı silahı olarak dikkat çeken Evans 2/13 şut isabeti ile oynadı ve kötü bir performans sergiledi. Udrih yine istatistiksel olarak takımın en dikkat çeken ismi olurken ousins'in yerine ilk beş çıkan Dalembert doube yaptı.

Orlando Magic yaptığı takasların ardından ilk galibiyetini dün gece Spurs karşısında aldı. San Antonio gibi yaşlı bir takımın back-to-back maçında olması ve yorgunluğunun da etkileri galibiyette pay sahibi olmasına karşın Orlando'da her parçanın verimli oyunu galibiyeti getiren etmenlerdendi. Dört maç aradan sonra galibiyetle tanışan Orlando'da Howard 29 sayı 14 ribaunt ile oynadı ve takımında dikkat çeken isim oldu. Yeni gelen isimlere bakacak olursak bu maç çüphesiz en büyük sıçramayı Arenas sergiledi. Nelson'un kötü bir maç çıkardığı gecede onun iyi performansı fazlasıyla göz önünde oldu. Arenas 14 sayı 6 ribaunt 9 asisti ile galibiyette payı olan önemli isimlerdendi. Hidayet ise şutunun biraz daha iyiye gittiğini gösterdi ve 11 sayı kaydetti. Dört numaraya çekilen Bass'ın da ilk beş çıktığı iki maçtada iyi performanslar göstermesi şüphesiz ki tesadüf değil.

Spurs cephesine bakacak olursak Bonner-Neal-Manu-Parker ve Jefferson gibi üçlük potansiyeli olan ve çoğu maçta bu silahını da çok doğru bir şekilde kullanan bir takım olduğunu görüyoruz. Ancak dün gece üçlük çizgisinin gerisinden bekledikleri performansı elde edemediler. %36 ile üçlük kullandı San Antonio. Spurs'te skor dağılımı gayet başarılı bir şekilde gerçekleşmesine ve sekiz oyuncunun çift haneli skor üretmesine rağmen galibiyete ulaşamadı. Parker-Manu-Duncan gibi isimlerin zaten ortalama altı kaldığı bir maçta dikkat çeken isim dün olduğu gibi Neal ve Splitter oldu. Gary Neal bir gece önce Denver'a karşı benchten gelip önemli katkı vermişti ve dün gece de 16 sayılık katkı sağladı. Splitter'da 11 sayı 5 ribaunt ile istatistiksel olarak önemli bir performansa imza attı.

Ufak Bir Magic-Spurs Analizi

Gün içerisinde "NBA'de Bugün" bölümünde değinilecektir ama ben maça dair küçük bir analiz yapayım erkenci okurlarımız için. Dün gece Denver'a karşı çok tempolu bir maç oynayan San Antonio bu gece Orlando engelini aşamadı ve farklı bir mağlubiyet aldı. Evet, maçın kilit noktalarından biri buydu, Spurs'ün yorgunluğu. Maça çok iyi başlamışlardı ancak dakikalar ilerledikçe guardları düştü. Fastbreakten bulunan sayılarda rakiplerine 30-2 ile ezilmeleri de yorgun olduklarının bir göstergesi. Sene başından beri benchten iyi katkı alıyorlar ama takımın ana silahları çok yaşlı ve Popovich'in oynattığı sistemde bu tür back to backleri kayıpsız geçebilmeleri biraz da maçın erken kopmasına bağlı olacaktır ilerde. İlerde diyorum çünkü şimdilik herhangi bir sorun yok, işler yolunda. Ama sezonun sonlarına doğru takımın ana parçalarının aynı tempo, sağlık veya formlarını koruyamama ihtimali çok yüksek.

Maçın kaybedilmesinde bir diğer etken ise Arenas'tı. Parker karşısında hem savunmada hem hücumda bocalayan Jameer'in yerine oyuna girerek ivmeyi bir anda Orlando lehine değiştirdi. Peki güven veriyor mu diye sorarsanız gönül rahatlığıyla hayır derim. İki ucu keskin bir bıçak ve şutları girmediğinde o bıçak Orlando'ya saplanacaktır. Şimdilik sadece Magic formasıyla ilk iyi maçını çıkardı diyebiliriz Arenas için. Aslında bu son söylediğim takasla gelen diğer isimler için de geçerliydi. J-Rich post oyunlarından bulduğu sayılarla, Hidayet ise özellikle maç koptuktan sonra skora oldukça katkı yaptı.

Hidayet demişken biraz değinelim ona da. Maç içinde birkaç dakika haricinde kısa forvet olarak görev aldı. O dakikalarda Bonner ile eşleştiği için de gayet akıllıcaydı 4 numara oynaması. Hidayet'in maçın genelinde Jefferson'ı savunduğunu da belirtelim. Son yıllarda oyunu iyice şuta dayalı olan ve içeri kolay kolay penetre girişiminde bulunmayan Jefferson, Hidayet'in savunabilmesi için biçilmiş kaftandı. Nitekim çok da sorun çıkarmadı ama aynı durum Hidayet hızlı bir üç numarayı savunurken geçerli olmayacaktır. Hücumda ise Jameer kadar oyun kurma görevini üstlendi ve bunda da başarılı oldu. Maçın sonlarına doğru birkaç şut soktu ama şut güvenini yeniden kazandığını söylemek henüz iyimserlik olur. Maçın en ilginç anı ise Howard'ın Quinn'i 12'den vurmasıydı. Benzer isabetleri serbest atışlarda da bekliyoruz kendisinden.


Link

Smaç Yarışmasına Ön Hazırlık


Link

Gün içerisinde önce Griffin'in smaç yarışmasına katılabileceğine dair haber girip ardından ufak bir Houston analizi yapmıştık. Tam üzerine iyi gidecektir bu video. Dün oynanan Clippers-Rockets maçının ilk çeyreğinin son 6 dakikasında Clippers, Rockets potasına tam 6 smaç vuruyor. Dakika başı potanda gördüğün bir basket normal karşılanabilir ama bunların herbiri smaçsa o zaman sorun vardır işte. Videonun 15 ile 60. saniyeleri arasında bu smaçlardan bir demet var.

Küçük Detaylar- 4 (Hücum Tamam Ama Ya Savunma?)

Öyle halay çekmekle olmuyor beyler. Savunmada biraz ciddiyet lütfen diye sert bir çıkışla gireyim postuma. Dün geceki Clippers-Rockets maçından önce istatistik olarak geçti. Maç başına asist ortalaması baz alındığında Houston ligin 3. sırasında yer alıyormuş. Asist ortalamasının yüksek olması bir çok argümana bağlı olmakla beraber genel olarak takımın hücumda organize olabildiğinin bir göstergesidir. Çünkü asist sayısının fazla olması, birebir zorlamaların az olduğuna ve top dolaşımının iyi yapıldığına işaret eder. Houston'ın hızlı temposu asist sayısını arttıran en önemli faktör elbet. Ama bunun haricinde özellikle Brooks'un yokluğunda Lowry'nin beklenenin üstünde performansı ve Scola-Brad Miller gibi pasör uzunların varlığı da istatistiği tetikleyen etkenler. Buraya kadar gayet güzel, zaten hücum performansı çok da kötü olan bir takım değildir Houston.

Ama sonrasında şöyle bir istatistik daha verdi TV. Maç başına en çok asist yapan takımlar sıralandığında ilk sırada Celtics(25-6) var, daha sonra Spurs(25-3), 4. sırada Jazz(21-9) ve 5. sırada da Mavs(23-5). Gördüğünüz gibi ligin en formda takımlarında başı çekiyor hepsi ve gayet iyi galibiyet yüzdelerine sahipler. Peki Houston'ın yüzdesi nasıl? 14 galibiyet- 15 mağlubiyet. Bu istatistiği açıklayacak tek bir kelime var, o da savunma. Rick Adelman'ın takımlarının genel profilidir hücum odaklı olmaları. Ama eğer batıda playoff kovalamak istiyorlarsa, bu yalnızca hücumla olacak gibi görünmüyor, en azından şimdilik.

23 Aralık 2010 Perşembe

23 Aralık Programı

24 Aralık Cuma 03:00 / San Antonio Spurs - Orlando Magic
24 Aralık Cuma 05:00 (NBA TV) / Milwaukee Bucks - Sacramento Kings
24 Aralık Cuma 05:30 / Miami Heat - Phoenix Suns

3 maçla geçilecek sakin Perşembe akşamını heyecanlı kılan Spurs-Magic mücadelesi olacak. Dün Nuggets'a karşı son çeyrekte ekstra efor sarfederek kazandığı maçın ardından bugün de Magic'e konuk olan Spurs'te pota altında Duncan'ın Howard'ı tutması bekleniyor. Bu eşleşmenin yanı sıra Orlando'nun yeni kadrosuyla pek iyi bir görüntü çizmediği gerçeği de maçı ilgi çekici kılıyor. NBA TV'den yayınlanan maçta Ersan falan var ama diğer 2 maça bakınca insanın içi acıyor gerçekten. Keyifli bir gece dilerim.

NBA'de Bugün - 22.12.2010

Müthiş form grafiğini sürdüren San Antonio evinde Batı'da önemli rakiplerinden Denver'ı mağlup etmeyi başardı. Denver'da Carmelo ablasının vefatından dolayı maça saatler kala Texas'tan ayrılırken ilk beşte Jr Smith sahne aldı ve 22 sayıyla geceyi noktaladı. Spurs'te Manu-Jefferson gibi ilk beş rotasyonunun dışında kritik olan benchten gelen katkılardı. Gary Neal'ın 5/7 üçlük ile 26 dakikada kaydettiği 22 sayısı galibiyette önemliydi. Sezonun ilk maçına çıkan Kenyon Martin koçu tarafından anında ilk beş rotasyonuna alınırken maçı 8 sayı 5 ribaunt ile tamamladı.

Detroit'te gündem şu sıralar Rip Hamilton'dan ibaret. Ben Gordon'un takımda sürekli olarak ilk beş sg pozisyonunda başlayacağının açıklanmasından sonra sorumluluğunun azalmasından dolayı üzgün olduğunu belirtmişti Rip Hamilton. Bu sezon ikinci kez benchten gelen ve bundan sonrada oyuna sonradan girecek olan Rip Hamilton benchten gelerek kaydettiği 35 sayısı ile takımı galibiyete taşıdı. Detroit'te aslında Hamilton'dan çok dün gece dikkat çeken başka bir isim vardı ki o da eski günlerinden kalma bir performansa imza attı. T-Mac de benchten gelerek 17 sayı 7 ribaunt 7 asist ile mücadele etti Toronto deplasmanında. Maç boyunca 23 top kaybı yapan Raptors'ta bu istatistiğe en büyük katkıyı 8 top kaybı ile oynayan Calderon sağladı. Dış şut konusunda da verimli olamayan Toronto yenilgiden kurtulamadı.

Tom Thibodeau'nun sezon başından beri benchte oturan isimleri unutma hastalığı var. Belki Ömer'den dolayı Chicago'yu daha sık takip ediyoruz ancak sezon başında Boozer yokken Noah ve Gibson ikilisine fazla süre veriyordu. Dün de uzun rotasyonunda Boozer'ın 46, 38'lik Thomas'ın ise 41 dakika süre aldığını görüyoruz. Boozer aldığı sürelerin hakkını vererek 30 sayı 10 ribaunt 7 asist ile oynarken Rose'un 25 sayısı Bulls'u galibiyete taşıdı. Uzun rotasyonunda böylesine sıkıntı varken Ömer'in sadece 6 dakika süre alması da sadece komik. Ömer maçı 2 sayı 4 ribaunt ile tamamladı. Wizards'da Lewis ilk kez yeni takımında forma giyerken kullandığı 5 üçlükte de isabet kaydedemedi ve 8 sayı ile mücadeleyi tamamladı.

Geçtiğimiz hafta pek iyi geçirmeyen Knicks üst üste üç yenilgi almıştı. Üç gün dinlenme fırsatı bulan takım evinde Thunder'ı mağlup ederek kötü gidişine son verdi. Knicks'te 6 isim çift haneli sayılara ulaşırken skorun paylaşılması dikkat çekti. Amare 23 sayı 7 ribaunt ile dikkat çekerken takımının kaybetmesine rağmen son maçlarda formu ile dikkat çeken Felton 12 sayı 10 asisti ile double yaptı. Thunder yine rutin olarak Durant&Westbrook ikilisinden katkı sağlasa da yan parçaların katkı vermemesi onlara yenilgiyi getirdi. Özellikle pota altından Ibaka'yı hiç kullanamadılar hücum anlamında.

Doğu'nun kötü takımlarından olan ve Wizards ile sonunculuğu paylaşan Cleveland için rutin olan dün yine gerçekleşti. Bir yenilgi daha aldılar. Aralık ayında şu ana kadar sadece Knicks'e karşı sürpriz bir galibiyet çıkartabilen Cleveland hızla dibe doğru gidiyor. Atlanta'da Bibby hariç ilk beşin tamamı yine sorumluluk alıp önemli performanslara imza atmış. Johnson 23 sayı 7 asisti ile dikkat çeken isim oldu bu noktada.

Dün akşam deplasmanda Wolves'i deviren Utah üst üste 3.galibiyetini elde ederek Kuzeybatı'da tekrar liderliği eline aldı. Mehmet Okur'un forma giymediği maçta Utah'ta eski takımına karşı mücadele eden Jefferson 23 sayı 9 ribaunt ve Millsap'ın 23 sayı 11 ribauntluk performansları uzun rotasyonunda etkiliydi. Dış şut konusunda 1/10 isabetle oynayan Utah'a karşı 10/20 üçlük isabeti gösteren Wolves maçın son dakikalarına kadar skorda üstündü ancak kritik dakikaları iyi oynayan Utah oldu. Wolves'te Love 25 sayı 19 ribaunt ile bir kez daha dobule yaptı.



Evinde oynadığı 13 mata 12 galibiyet alan ve son 13 maçını kazanan Celtics için Sixers maçı rahat olacak gibi gözüküyordu. Ancak iki hafta önce olduğu gibi son topa kadar giden heyecanlı bir maça sahne oldu Sixers-Celtics mücadelesi. Yakın zamanda sitede Celtics'in yıldız isimlerinin yüzdeleri konusunda bir post girilmişti ancak bu maçta Boston %38 ile oynayarak bu konuda sınıfta kaldı. Buna rağmen Allen'un 22 sayısı galibiyet için yetti. Sixers'ta yıldız isim Iguodala takımını adeta baltalarken 11 şutunda 2 basket buldu. Brand ise 16 sayı 12 ribaunt ile double yaptı ancak bu galibiyete yetmedi.

Dün gece Clippers karşısında üst üste 4. galibiyetini alan Houston kötü başladığı sezonda ve pivotu Yao'nun sakatlandığı dönemde play-off yarışının tekrar içine girmeyi başardı. Kevin Martin 28 sayısı ile son günlerdeki iyi performanslarına devam ederken Scola'da 22 sayı kaydetti. Clippers'ta Griffin yine smaçlarıyla geceye damgasını vururken 24 sayı 18 ribaunt ile oldukça başarılı bir performans sergiledi ancak galibiyeti göremedi. Pota altında Jordan'da 18 sayı 13 ribaunt ile double double'a imza attı.

Bir ara Batı'da liderliğe kadar yükselen Hornets Aralık ayındaki kötü gidişi sayesinde play-off potasının son sıralarında buldu kendini. Dün gece Nets'i ağırlayan Paul ve arkadaşları galibiyete uzanarak rahat bir nefes aldı. Paul 12 sayı 14 asist ile fix performanslarından birine imza atarken Okafor'un pota altında 21 sayı 10 ribauntluk performansı fark yaratan isimdi. Yine pota altından devam edersek Nets'in uzunu Lopez'in 30 dakikada sadece 4 ribaunt alması da maçı özetleyen bir istatistik zaten. Harris 21 sayı 8 asist ile takımını sırtlasa da galibiyete taşıyamadı takımını.

Griffin Smaç Yarışmasına Katılı...

Fotomaç başlığı gibi oldu ama kesinlik yok henüz o yüzden böyle attım başlığı. Dün gece çıkan haberde, Blake Griffin kendisine şans verilmesi halinde smaç yarışmasına katılabileceğini söylemiş. Yarışma konusunda şimdiye kadar özel bir çalışması olmadığını ama yaratıcı birşeyler deneyebileceğini de eklemiş. Yani biraz mütevazi davranmış Griffin. NBA yönetimi senden iyisini mi bulacak hem de bu kadar göz önündeyken. Henüz özel bir hazırlığının olmadığı konusunda ise halt etmiş. Sene başından beri ön hazırlığını yapıyor her maç vurduğu smaçlarla. Yaratıcılık konusunda da belki Baron'ın yardımı dokunabilir kendisine ama o olmadan da favori olacaktır yarışmaya katıldığı taktirde. Heyecan verici bir haber.

Kings'den Cousins'e Ceza

Yönetimin verdiği cezaya göre, Cousins son maçta Reggie Williams'a yaptığı hareket yüzünden ilk 5'ten kesilmiş. Bu geceki maça Dalembert ilk 5 başlayacakmış. Muhtemelen en fazla 1-2 maç sürecektir Cousins'in bench macerası ama bu belki de onun aklını başına devşirmesini sağlayabilir. Gece, Cousins'in sportmenliğe aykırı hareketini ve sonucunda olanları yazmıştım, konuyu bilmeyenler tıklayabilir. Resmen rezil olmuştu Cousins. Sacramento Kings, bunu yeterli bir ceza olarak görmemiş ki, ceza vermiş çaylak pivota. Hatta ceza da ben gece bu post'u girdikten hemen sonra ortaya çıkmış, ben öğlen gördüm ancak. Cezayı veren koç Westphal'mış ve Petrie de aynen katıldığını söylemiş bu karara. Seviyorum bu tarz yönetimleri ve kararları. Ağaç yaşken eğilir demişler, Kings de şimdiden adam etmeye çalışıyor Cousins'i.

Gecenin Hareketleri - 22 Aralık


Link

4. sıraya koymuşlar ama benim en beğendiğim hareket Bledsoe'nun asisti. Çok estetik ve zeka işi. Paul Pierce'ın maçın kritik anlarında topu çalarak vurduğu smaç görsel açıdan güzel olduğu kadar çok da önemliydi maçın kazanılmasında yakalanan ivmede. J.R. Smith'in 360 turnikesi de gayet güzel ama maçın sonlarına doğru benzer bir hareketle pozisyonu tamamlayamadığını da belirteyim. Blake Griffin'e ise ayrı bir parantez açmak lazım. Lige büyük renk katıyor genç yıldız. Bir kere her maçın ardından Top 10'da en az bir hareketle görüyoruz kendisini. 2. numaradaki smacında da kafayı az daha vuruyormuş çembere. İnanılmaz bir adam.

Yıldızlar Kimlerin Belalısı

Efendim son zamanlarda istatistiklere epey sarmış durumdayım. Eğlenceli oluyor incelemesi falan. Hem ilginç bilgilere de rastlıyorum, bu bilgileri de elimden geldiğince sizlerle paylaşıyorum. Şimdi, başlık çok açıklayıcı olmayabilir o yüzden biraz açayım konuyu. Oyuncu bahislerini incelerken dikkatimi celbetti Kobe en yüksek sayı ortalamasını Bobcats'e karşı tutturmuştu. Sonra da merak ettim ligin elit skorerleri kariyerinin en yüksek sayı ortalamasıyla hangi takıma karşı oynuyor diye ve şimdi edindiğim verileri sizlerle paylaşıcam.

Kobe Bryant: Yukarıda da bahsettiğim gibi Kobe Bobcats'e karşı kariyerinin en yüksek ortalamarını tutturmuş 30.7 ile. Aslında bu kategoride Bobcats değerlendirmeye alınmalı mı emin değilim çünkü organizasyon olarak çok yeniler. Hatta organizasyon olarak yaşları Kobe'nin profesyonel kariyerinin yarısına falan tekabül ediyor muhtemelen. Kuruluşlarından beri üst düzey bir takım olamamaları da Kobe'nin ortalamalarında etkili olmuştur muhakkak. Tabi söz konusu isim Kobe olunca Toronto'ya bakmamak olmazdı. O da istatistiksel açıdan kahramanımızın ikinci gözdesi. 27.9 ortalama tutturmuş Toronto'ya karşı Kobe.

LeBron: LeBron'u listedeki diğer isimlerle kıyaslayacak olursak önemli bir avantajı var. O da kariyerinin başından beri Cavaliers'ta tek tabanca olması. Ama LeBron'un en yüksek ortalamaları açıkçası benim aklımın ucundan bile geçmeyen bir takıma karşı: Boston. Yaklaşık 3 yıldır ligin en iyi savunma takımlarından kabul edilen Celtics'e karşı 31.1 ortalamayla oynamış geride kalan 25 maçta. Gerçekten etkileyici bir istatistik.

Dwyane Wade: O da Kobe gibi kariyerinin bir kısmını Shaq'la geçirdi. Skorer oyuncuların Shaq'la beraber oynamasının o dönemlerde kendilerine getirdiği en önemli dezavantaj takımdaki top paylaşımıdır muhtemelen. Tabi işin ucunda yüzük varsa gerisi kayda değer bile değil. Wade'in en yüksek ortalamaları tutturduğu takım 13 maçta 29.5 ile Golden State.

Allen Iverson: Şimdilerde ligimizde boy gösterip Beşiktaş adına parkede pek katkı veremese de NBA'in gelmiş geçmiş en önemli skorerleri içinde rahatlıkla sayabiliriz kendisini. Toronto-Iverson ikilisini yan yana görünce Doğu finali gelir akla hemen. Ama bu ikilinin başrolünde olduğu ilginç bir veriyi de dün öğrendim. Iverson kariyeri boyunca en yüksek ortalamaya Toronto maçlarında ulaşmış. 49 maçta ortalama 29.7 sayı göndermiş Raptors potalarına AI.

Tracy McGrady: Profesyonel kariyerini üçe ayırabiliriz T-Mac'in. Carter'ın gölgesinde skor üretkenliğinden uzak geçen ilk yıllar, Orlando dönemiyle başlayıp Houston ile devam eden performansının tavan yaptığı dönem. Bu döneme 2 sayı krallığı sığdırdığını da söyleyelim kendisinin. Son olarak sakatlıkla beraber yaşanan düşüş. Yani aslında T-Mac'in sayı istatistikleri ve ne kadar verimli bir skorer olduğu tartışmaya çok açık. Kariyerinin en iyi ortalamasını 23.4 ile Utah'a karşı yakalamış veteran yıldız. (Şunu eklemeden edemeyeceğim. 2005 öncesinde, özellikle ısındığı zaman NBA'in açık ara en iyi skoreri oluyordu. Gerçek anlamıyla durdurulamıyordu yani. Sakatlıklar nedeniyle yazık oldu kendisine. / Can)

Dirk Nowitzki: Geçtiğimiz günlerde Bird'ü geride bırakan Nowitzki de ligin istikrarlı skorerlerinden olmuştur. Onun da LeBron gibi en yüksek ortalaması 27.4 ile Boston'a karşı.

Son olarak yazmazsam içimde kalacak. Yukarıdaki ismi geçenler gerçekten çok büyük ve lige bir şekilde damga vurmuş oyuncular. Kimi kazandığı yüzüklerle, kimi hırsıyla, kimi istikrarıyla, kimi de tarzıyla. Bir diğer ortak noktaları ise skorer kimlikleri. Ama öyle biri var ki, o adamın sezon ortalaması değil, herhangi bir takıma karşı ortalaması değil, kariyer sayı ortalaması 30.1. Üzerine fazla söze gerek yok sanırım. (Bahsettiğim kişi Chamberlain değil)

Brown'a Güle Güle


Yakın tarihte kurulan ve kurulduğu tarihten beri belli bir seviyenin üstüne çıkamayan takım olan Bobcats'i ayağa kaldıran isim Larry Brown olmuştu şüphesiz. 2008 yılında takımın başına geçen ve belli prensiplerini takıma monte etmeye çalışan Brown bu çalışmalarının meyvelerini geçen sezon Bobcats ile play-off yaparak elde etmişti. Sezona çok kötü bir giriş yapan ve oynadığı 29 maçta sadece 9 galibiyet elde eden Bobcats'te takım sahibi Michael Jordan sonunda işe el attı. Aslında yazın Brown'un yine takımdan ayrılması söz konusuydu ama o koçunun arkasında durmayı tercih etmişti. Ancak takımın bu kötü gidişine kayıtsız kalamayan Jordan, Brown ile yaptığı görüşmeler sonucunda bu ayrılıkğa karar verdiler.

Geçtiğimiz sezon tarihinde ilk kez play-off yapan ve çıtanın biraz olsun yükselmesi beklenirken Charlotte ne yazık ki diplerden kurtulamadı. Jordan konuyla ilgili olarak 'Brown'a saygım sonsuz ancak bu kötü gidişte takımda bir değişim olması gerekiyordu.' demiş. Jordan, Christmas arasını da fırsat bilerek koç değişikliğine gitti böylece. Yeni koç adayları da hemen duyulmaya başlandı belki de önümüzdeki pazartesi Detroit'e karşı Bobcats yeni koçu ile ilk maçına çıkabilir. Brown'un yerine eski NBA oyuncusu, Cavs'in ve Charlotte Hornets'ın eski koçu Paul Silas geçti. Kendisi yaklaşık 4 senedir Bobcats'in başına geçmek için can atıyordu. Ona da hayırlı olsun diyelim.

Savunmada öne çıkan bir takıma sahip olan ve hücumda da Felton ve Jackson gibi alternatiflere sahip olan Bobcats'in Agustin gibi geleceği parlak bir genç guardla önü açık gözüküyordu. Ancak işler bekledikleri gibi gitmedi. Bu sezon kısa rotasyonunda Felton'u da kaybeden Bobcats'i sezonun en vasat basketbol oynayan takımlarından biri olarak gösterebilirim. Özellikle son bir iki hafta içinde katlanılmaz bir çileye dönüşüyordu Bobcats maçı izlemek. Larry Brown'ın varlığı ile savunma konusunda belli bir çabaları gayretleri vardı ama hücum yönündeki eksiklik, hücumu kontrolü altında tutabilecek birinin takımda olmaması hep bir eksiklikti. Brown'ın gidişi ile beraber zaten göze hoş gelen bir oyun ortaya koymayan takım savunmasında da açıklar vererek iyice pas pas konumuna düşebilir. Ha yeni koç gelir iyi bir hava yakalarlar orası işin ayrı bir noktası ama bu isimlerle takımın birşeyler hedeflemesi bu sezonluk yersiz olabilir. En azından yeni koçla beraber ilk hedefleri biraz olsun basketbol oynamak olabilir.

Adam Olacak(!) Çocuk


Link

Dünkü Warriors-Kings maçı, fark 5, bitime 19 saniye var. Reggie Williams'a faul yapılıyor üçlük atışı sırasında ve faul atışlarından ilkini kaçırıyor Williams. Cousins'in yaptığı hareketi görüyorsunuz. 'Choke' yani boğulma taklidi yapıyor. Bu bir spor terimidir. Maçın kritik yerlerinde mental gücü yetmeyen, normalde rahatlıkla altından kalkabileceği işleri yapamayan, hata yapan oyuncular için kullanılır 'choke' terimi. Burada da Cousins, Williams'ın stresi kaldıramadığı için serbest atışı kaçırdığını ima ediyor. Trash talk gibi birşey, hatta belki de teknik faul gerektirecek bir hareket. Kesinlikle gereksiz. Tabii bundan sonra olacakları bilse böyle birşey yapar mıydı acaba?

Önce Williams ikinci atışı sokuyor, ardından 3.'yü kaçırıyor Cousins'in alamadığı ribaund yüzünden top Warriors'a geçiyor ve iki sayı daha buluyorlar: Fark 2... Yeter mi? Yetmez. Maçın bitimine 3.4 saniye kala Kings 4 sayı öndeyken, Reggie Williams'a faul yapılıyor, ilkini sokup farkı 3'e indiren Reggie, ikinciyi bilerek kaçırıyor. Ama o da ne? Ribaundu alması için Westphal tarafından oyuna sürülen Cousins, normalde kolaylıkla tutacağı topu elinden kaçırıyor; top Warriors'da. Pota altından topu oyuna sokan Wright, Radmanovic'i buluyor. Kariyeri boyunca tek başarıyla yaptığı şey üçlük atmak olan Radmanovic Cousins ve Kings'i affetmiyor. Uzatmada da Monta şov geliyor, maçı 117-108 Warriors kazanıyor. Bir de aşağıya Kings'in 4. çeyrek istatistiğini koyayım da iki tane son derece kritik savunma ribaundunu alamayan Cousins görsün, kim 'choke' etmiş...

Oh olsun Cousins... 2010 Draft'ında 5. sırada seçilen çaylağımız DeMarcus Cousins aslında oldukça yetenekli olsa da (ben çok beğenmiyorum o ayrı konu), Nets ve Timberwolves tarafından 3 ve 4. sıralardan tercih edilmemişti. Bunun nedeni Cousins'in karakterinin takımların kafasında soru işaretleri oluşturmasıydı. Kings sorunlar büyümeden engellemek için Cousins'in lisedeki koçu Hughley'i, asistan olarak işe almıştı. Aslında biraz abartırsak, bir nevi bebek bakıcılığı görevi yapması için bile diyebiliriz buna. Cousins daha dakika 1 gol 1 diyerek, sezon başlamadan verdiği açıklamada "Nets'e karşı oynarken o benden önce seçilen forvete gününü göstereceğim" demişti. Beşinci sıraya düşmeyi ne kadar kafasına taktığı her halinden belliydi. Üstüne geçenlerde Westphal tarafından antrenmandan kovuldu. Şimdi de bu yukarıda anlattığım olay... Hepsi ufak olaylar ama NBA kariyeri pek de temiz başladı diyemeyiz herhalde Cousins için. Karakter meselesi...

Edit: Kendisine ceza verilmiş konuyla ilgili, merak ediyorsanız, sizi şöyle alalım.

Küçük Detaylar-3 (Paul'den 3000. Asist)

Aslında esas olay Paul'ün 3000 asisti geçmesi değil. Zaten geçeli yanılmıyorsam 2 maç falan oluyor. Chris Paul 3000 asist barajını en az maçla geçen oyuncular listesinde 3. oldu esas önemli istatistik bu. 304. maçında bu barajı geçmeyi başaran Paul'ün önünde ise iki büyük efsane var. 2. sırada 301 maçla Isiah Thomas, ilk sırada ise 291 maçla Oscar Robertson. İstatistiği inceleyince çaylak sezonundan itibaren yaklaşık ilk 4 sene 10'un üzerinde bir ortalamayla Oscar Robertson'a ait rekorun kırılabileceğini görüyoruz. Peki yeni jenerasyonda bunu yapabilecek biri var mı? Küçük bir ihtimalde olsa John Wall? Merak edenler için alt sıraları da yazalım: 4. Kevin Johnson, 5. Tim Hardaway ve 6. Magic Johnson.

22 Aralık 2010 Çarşamba

22 Aralık Programı

23 Aralık Perşembe 02:00 / Cleveland Cavaliers - Atlanta Hawks
23 Aralık Perşembe 02:00 / Detroit Pistons - Toronto Raptors
23 Aralık Perşembe 02:00 / Chicago Bulls - Washington Wizards
23 Aralık Perşembe 02:30 / Philadelphia 76'ers - Boston Celtics
23 Aralık Perşembe 02:30 (NBA TV) / Oklahoma City Thunder - New York Knicks
23 Aralık Perşembe 03:00 / Utah Jazz - Minnesota Timberwolves
23 Aralık Perşembe 03:00 / New Jersey Nets - New Orleans Hornets
23 Aralık Perşembe 03:30 / Denver Nuggets - San Antonio Spurs
23 Aralık Perşembe 05:30 / Houston Rockets - Los Angeles Clippers

9 maçla geçilecek Salı gecesinde en göze çarpan maç kuşkusuz Spurs-Nuggets mücadelesi olacak. Bu karşılaşmayı özel kılan takımların kalitesinden çok 6 gün önce Ginobili sayesinde kazanılan maçın rövanşı niteliğinde olması. Bu kez evsahibi taraf Spurs. Bu maç dışında Utah-Wolves mücadelesinde Al Jefferson'ın ilk kez eski takımına karşı oynayacağını da söylemek lazım. Wolves seyircisinin onu nasıl karşılayacağı merak konusu. Son olarak Bulls-Wizards Rashard Lewis'in de yeni takımıyla beraber sahada olacağını da belirtelim.

Gecenin Hareketleri - 21 Aralık


Link

Küçük Detaylar-2 (Nowitzki Bird'ü Geride Bıraktı)

Başlattığımız yeni projenin ikinci konuğu da Dirk oldu. Dün gece Orlando karşısında bulduğu 17 sayıyla tüm zamanların en skorer oyuncusu kategorisinde efsane Larry Bird'ü geride bırakan Nowitzki 25. sıraya yerleşti. Florida turnesi uğurlu geldi diyebiliriz kendisine. Listeye şöyle bir baktım, muhtemelen bir sonraki maçında da Payton'ı geçecek çünkü aralarında 15 sayı falan kalmış. Yıldız oyuncunun kariyer sayı ortalamasının 23 olduğunu da söyleyelim.

NBA'de Bugün - 21.12.2010

Takasların ardından en merak edilen takım olan Orlando Magic üst üste ikinci mağlubiyetini aldı yeni kadrosuyla. Stan Van Gundy'nin sürpriz bir şekilde Hidayet'i 4 numarada oynatması da enteresan oldu. Bu konuda Nowitzki'ye karşı bir avantaj sağlama yolunu düşünmüş olsa da hesaplarının tuttuğunu söyleyemeyiz. Hidayet felaket yüzdeyle oynamasına rağmen hücumda topu eline aldı ve eski Magic günlerinden bir performansla 8 asiste imza attı. Dwight Howard'ın 26 sayı 23 ribauntluk müthiş katkısına ve pota altındaki ezici üstünlüğüne rağmen Orlando galibiyete uzanamadı. Dallas'a baktığımızda ligin başından beri mesaj maçlarını kazanan bir takım görüyoruz. Sıralamaları da bunun göstergesi. Eski Dallas'ta skor sadece Nowitzki'ye bağlıyken 6 oyuncunun çift haneli rakamlar üretmesi ve Orlando benchine nazaran benchten aldıkları katkı maçı kazandıran etmenlerden olmuş.

Üst üste 4 maçını kaybeden Bobcats serisine son vermek için Thunder karşısındaydı. Son çeyreğe kadar maçın içinde olan Bobcats klasik sorununa yenilmek zorunda kaldı. Zaman zaman hücumda çok verimsiz olan Bobcats maçın en kritik anlarının oynandığı son çeyrekte yalnızca 12 sayı üretebildi ve maçı Oklahoma son çeyrek performansı ile rahat kazandı. Durant yine skorda takımın başını çekerken özellikle Ibaka'nın gösterdiği katkı fazlasıyla önemli Oklahoma adına. Dün de pota altında oldukça başarılıydı izlediğim kısa dönemlerde.

Sixers'ın savunmasının ve aynı zamanda hücumunun ne kadar kötü olduğunu gösteren bir maç oldu dün gece. Bulls karşısında 45 sayılık bir fark yiyen Sixers adeta tecavüze uğradı. Maç boyu çok kötü performans gösteren Sixers'a karşı özellikle Rose çok iyi oynadı. Hızı ve atletikliği ile fark yaratan Rose saha görüşü ile de boş adamları rahatça buldu ve 22 sayı 12 asistlik bir performansa imza attı. Taj Gibson'un yokluğunda Thomas ilk beş çıkarken 12 sayı 8 ribaunt ile başarılı bir gece geçirdi. Benchten 49 sayılık muazzam bir katkı alan Chicago'da Ömer 20 dakika sahada kaldı ve 8 sayı 6 ribaunt ile mücadeleyi tamamladı.

Lakers Doğu turnesinin yorgunluğu ile çıktığı maçta evinde Milwaukee'den beklenmedik bir yenilgi aldı. Özellikle kısaları ile fark yaratan Bucks'a karşı Lakers'ta Fisher takımın en zayıf halkası olarak göze çarptı. Ersan'ın 17 sayı 11 rtibauntluk performansı da dikkat çeken bir diğer ayrıntıydı. Jennings'in yokluğunda Dooling'in ilk beş çıktığı Milwaukee'de sürpriz katkı 25 dakikada 22 sayı ile Boykins'ten geldi.

Son dönemde formsuzluğu ile dikkat çeken Memphis kendi evinde New Jersey'e yenilmekten kurtulamadı. Nets'te özellikle Lopez 26 sayısıyla maçı getiren adam olurken serbest atış çizgisinden bulduğu sayılarlada dikkat çekti. Nets özellikle Vujacic hamlesinden sonra toparlanmaya başlarken Sırp oyuncunun benchten gelen 16 sayılık katkısı da önemliydi. Memphis'te bir maç aradan sonra tekrar benche çekilen Mayo şut konusunda yine kötü bir maç çıkartırken ilk beşte bulunan isimlerden Gay ve Randolph'un da ona ayak uydurduğunu söyleyebiliriz.

Golden State, Sacramento deplasmanından sürpriz bir galibiyetle döndü. Sürpriz diyorum maçın son 2 dakikasına 7 sayı geride giren ve son 2 saniye kala Radmanovic'in üçlüğü ile uzatmaya giden bir maçı kazandılar. Ellis 36 sayısıyla dikakt çekerken bunu yaparken kullandığı şut sayısı beni ilgilendiren taraf. Yani diğer tarafa Udrih'e bakıyorum oldukça yüzdeli bir şekilde 34 sayıya ulaşmış ve fazlasıyla etkili olmuş. Sacramento'da özellikle Landry'nin pota altındaki performansı da hem dikkat çekici hem de Warriors'un düşünmesi gereken noktalardan biri. Ligin en kötü galibiyet yüzdesine sahip takımına Radmanovic'in üçlüğü olmasa az daha yeniliyorlardı. Sezona girdikleri gibi devam etseler şu an play-off potasında olurlardı. Ben yine de bu haliyle bile Golden State'in play-off yapabileceğini düşünüyorum en azından sonuna kadar o yarışın içinde olur.

Sakin Ol Şampiyon


Link

Dün gece Bucks'ın büyük bir sürpriz yapıp deplasmanda Lakers'ı devirdiği maçta Kobe bitime 2 dakika kala üst üste aldığı teknik faullerle oyun dışı kaldı. Aslında pozisyonda göreceğiniz üzere hücum faul çalınmayabilir o harekete. Ama bana kalırsa Kobe'nin itirazının altında yatan neden pozisyonun faul olmama ihtimali değil ve hatta pozisyonun faul olup olmadığı Kobe'nin o an umrunda bile değil. Onun derdi maçın elden gidiyor olması ve takım arkadaşlarından yeterli desteği görememesi. Atılmadan önce son hücumlarda zorlamalarla skor üreten Kobe'nin, aynı yeterliliği takım arkadaşlarından göremeyince ve Lakers savunmada Bucks'ı durduramayınca sigortaları atıyor. Kazanma hırsı olan oyunculara büyük saygı duyarım ve Kobe de kazanma hırsı dendiğinde tüm ligde akla gelen belki de ilk isim. İnsan şaşırmadan edemiyor 5 yüzüğü olan bir adam normal sezonun sıradan bir maçında bile ne kadar kazanmayı arzuluyor. E büyük basketbolcu da galiba böyle olunuyor.

Takas Sonrası Maçlarda Orlando'nun Yapısı

Bildiğiniz gibi Orlando Magic kadrosuna 3 yeni isim kattı ve kadro yapısını büyük oranda değiştirdi. Lewis, Carter, Pietrus, Gortat gibi kadronun önemli parçaları gitti ve yerlerine Arenas, J-Rich, Hido, Clark gibi isimler geldi. Herkes değişen Orlando Magic'in ne yapacağını merak ederken onlar takastan 1 ve 2 gün sonra iki önemli rakiple (Atlanta-Dallas) karşılaştı ve bizim de az çok kendileri hakkında fikir sahibi olmamızı sağladı. Can Abi takastan sonra detaylı bir analiz yapmıştı kağıt üstünde, ben de bu iki maçı izledikten sonra değinmek istedim konuya. Buyrun analizimize başlayalım:

Öncelikle Hido'dan başlamak istiyorum. Kendisi hakkında söylenecek çok şey var çünkü. Atlanta maçı başlarken Atlanta televizyonu Hido hakkında "Orlando'nun final yürüyüşünde en büyük pay sahiplerinden biri" ve "Dwight Howard'ı oynadığı oyuncular arasında açık ara en iyi anlayan isim" tarzı cümleler kurdu. Son zamanlarda Hidayet'in Amerika'da inanılmaz eleştirildiği, hatta bu eleştirilerin dalgaya vardığını düşünürsek Hidayet'in yaptıklarının unutulmadığını görmek sevindiriciydi. Hidayet son 1.5 seneyi çok kötü geçirse de bu dalga geçmeye kadar varan eleştirileri hak etmediğini düşünüyordum. Her neyse bunlar saha dışı etkenler ve Hidayet'in Orlando formasıyla kendini tekrardan göstereceğini düşünüyorum.

Saha içinde ise ilk dakikalarda Toronto günlerinden kalma bir rolde izledik Hidayet'i. Nelson takımın direksiyonundayken Hidayet "corner jumper" fazlası değil gibiydi. Zaman zaman direksiyona geçse de Atlanta maçı genelinde Orlando'daki o eski rolünden uzaktı. Daha çok savunmaya ve ribaundlara kanalize olmuş, hücumdaki karmaşadan uzak durmaya çalışan bir Hido izledik eski takımına dönüş maçında. Ancak bu sabah oynanan Dallas maçının büyük bir kısmında hücumun direksiyonunda Hido vardı ve Hido'da bu rolün karşılığını -sezonun en yüksek rakamı olan- 8 asistle verdi. Dwight Howard'ın da 19 şut kullandığını ve indirilen topların çoğunun Hidayet'e ait olduğunu belirtmek lazım. Tabii bütün takımın özellikle bu iki maçta Howard'ı kullanmakta başarılı olduğunu -tabii ki Hido önderliğinde- da es geçmek olmaz.

Hidayet Dallas maçında hücumda olduğu kadar savunmada da oldukça etkiliydi. İlk çeyrekte Nowitzki'yi savunurken aldığı 2 faulden sonra, ikinci çeyrekte 3 numarada oynayan Hido'yu, 2. devre başında tekrar 4 numarada ve Nowitzki'nin karşısına koydu Stan Van Gundy. Bende SVG'yi bu tercihi yüzünden eleştireceğimizi düşünüyordum ancak Hidayet ikinci yarıda öyle bir savunma yaptı ki Dirk Nowitzki'ye benim bile ağzım açık kaldı. Top çaldı, blok yaptı, şutunu bozdu ve Nowitzki'yi ritimden çıkardı. Atlanta maçında da Josh Smith karşısında savunmada iyi iş yapan Hido, Alman yıldız karşısında savunma performansını maximuma çıkardı. Ancak Hidayet'in hücumda üzerindeki o ölü toprağı atamadığını da belirtmek lazım. Şut ritmini bulması için zamana ihtiyacı olduğu açık.

Hido hakkında söylediklerimi toparlamak gerekirse, Hidayet beklendiği gibi takıma en çabuk adapte olan isim oldu. Ancak kafamda bir iki tane soru işareti var, Hido hakkında. Stan Van Gundy'nin "Karşımızda kısa bir beş yoksa, Hido 4 numara oynamayacak" açıklamalarının ardından Hido'yu Dallas maçında 4 numarada başlatması tek maçlık -Dirk'ü savunması için- mı yoksa Hido 4 numarada başlamaya devam mı edecek? Bir diğer soru işareti ise savunması. Hidayet bu savunma performansını devam ettirebilecek mi yoksa bu eski takımına dönmesinin gazı mı? Bunun cevaplarını görebilmemiz için önümüzdeki maçları takip etmek gerekiyor. (Stan Van Gundy, Bass ile Howard'ın aynı anda faul problemine girmemesi için Hido'yu uzun forvete monte ettiğini söyledi. Muhtemelen Magic bir uzun daha ekleyene kadar kadroya, Hedo'yu beklediğimizden daha sık izleyeceğiz 4 numarada / Can)

Hidayet'i bir kenara bırakıp takıma diğer katılan oyuncuların ilk iki maçlık performanslarını da değerlendirmek gerekiyor. Özellikle Arenas'ın Orlando kariyerine çok kötü başladığını belirtmek lazım. Şut isabet oranının yerlerde sürünmesi bir yana tercihlerinin kötü olduğunu da belirtmek lazım. Topu elinde tutmaya alışık olan Arenas, o rolden uzaklaşınca topu eline aldığı an potaya atma isteği duyuyor. Nelson, Hido, Arenas gibi topa hükmettikçe performansı artan oyuncuların yanı sıra Reddick gibi, J-Rich gibi topu elinde fazla tutmadan skor üretebilen isimlerin performansları da önemli ki hala arayışlarda olan Stan Van Gundy'nin bu ikiliye Dallas maçında fazlasıyla süre vermesi -ki ikisi de ilk beşte başladı- SVG'nin de bu iki isme önem verdiğini kanıtlar nitelikte.

Bu takım için en önemli parçalardan biri de kesinlikle Brandon Bass. Dar uzun rotasyonunda Howard dışında önemli katkılar verebilecek tek isim belki de. Ancak onun da rolünü kavramakta sıkıntı çektiğini düşünüyorum ki Atlanta maçının ilk yarısında takımın en çok şut kullanan ismi olması Orlando sisteminin oturmamasının yanı sıra Bass'in de rolünü kavrayamamasından kaynaklanıyor. Ancak rolü iyi belirlendiği zaman Bass, hem orta mesafe şutlarıyla, hem de ribaund katkısıyla Howard ile birlikte çok iyi bir ikili olacaktır. Ayrıca Orlando'nun uzun arayışlarını sürdürdüğü ve Turiaf, Battie isimlerinin gündemde olduğu da yazılıp çizilenler arasında. Stan Van Gundy'nin aklında var mı bilmiyorum ama Phoenix ile yapılan takasta gelen Clark'ın Dallas karşısında aldığı sürede iyi işler yaptığını da belirtmek gerekiyor. O da rotasyona girebilir ilerleyen günlerde.

Toparlamak gerekirse, Orlando'nun bu takviyelerle birlikte şampiyonluk adaylarından biri olduğunu düşünüyorum. Ancak Arenas gibi, Bass gibi isimlerin rollerinin doğru belirlenememesi ve oyuncuların bu rolleri benimsemesi şimdilik ilk öncelik olmalı Stan Van Gundy için. Doğru yapılandıklarında kesinlikle çok iyi bir kadroları var ve benim gözümde de ligin sempatik takımlarından biri oldular. Takipteyiz.

Kimim Ben?

Eveet, aslında çok zorlanacağınızı düşünmüyoruz ama yine de fotoğraftaki şahsın ismi için tahminlerinizi alalım.

Edit: Çoğunluk doğru bildi, kendisi Brandon Jennings'dir.

Küçük Detaylar (Nowitzki 8000'e Ulaştı)

NOT: Fotoğraflar için Adsız, Radagast ve Ihsahn'a teşekkürler.

Yeni projemizle karşınızdayız efendim. Bundan böyle ilginç veya kayda değer istatistikleri, bilgileri blogda sizlerle paylaşacağız. Bu kategorideki ilk postumuz da Dirk gibi birine yakışırdı. Kariyeri boyunca skorerliğiyle ön plana çıkan Dirk dün gece oynadığı Miami maçında 8000 ribaund barajını aştı. Bazen gereğinden fazla eleştirilse de Dirk aslında ortalamanın biraz üzerinde bir ribaundcudur, iyi box eder eşleştiği oyuncuyu. Zaten sınırlı süreler bulduğu çaylak sezonunu bir kenara bırakırsak 8 ribaund ortalamasının altına yalnızca son 2 senede düşmüş. Bir de neden hesaplama gereği duydum bilmiyorum ama bu yılki performansını sakatlanmadan yaklaşık 3 buçuk sezon boyunca sürdürürse 10000 ribaund barajını da geçecek. Aslında skorerliği o kadar ön plana çıkmış ki kendisinin ribaund alırkenki bir fotoğrafını koyayım istedim ama bulamadım nette.

21 Aralık Programı

22 Aralık Çarşamba 02:00 / Oklahoma City Thunder - Charlotte Bobcats
22 Aralık Çarşamba 02:00 / Dallas Mavericks - Orlando Magic
22 Aralık Çarşamba 03:00 / Philadelphia 76'ers - Chicago Bulls
22 Aralık Çarşamba 03:00 / New Jersey Nets - Memphis Grizzlies
22 Aralık Çarşamba 05:00 / Golden State Warriors - Sacramento Kings
22 Aralık Çarşamba 05:30 / Milwaukee Bucks - Los Angeles Lakers

Takas sonrası ilk iki maçta da belini doğrultamayan Orlando ligin en formda ekiplerinden Dallas'ı konuk edecek. Florida turnesinin ilk ayağında Miami'yi deviren Dallas bugün bir darbe de Orlando'ya vurmaya çalışacak. Gecenin en güzel maçı o gibi görünüyor. NBA TV'den yayınlanacak maçta, sene başından beri beklentilerin çok altında kalan ve artık bir çıkış arayan Bobcats genç Thunder'la karşılaşacak. Bobcats'in biraz direnç göstermesi halinde çekişmeli geçmeye aday bir maç diyebiliriz. Ayrıca Ömer'li Bulls evinde Sixers'ı ağırlarken Ersan'lı Bucks Lakers'a konuk olacak. Hidayet ile beraber şanslarının yaver gitmesini dileyelim.

21 Aralık 2010 Salı

20 Aralık'tan Notlar

Vakit darlığından detaylı analize giremiyoruz bugün. Ayrıca maçları çok sağlıklı izleyebildiğimi de söyleyemem. Bu sebeple daha çok istatistik ağırlıklı bir not yazısı olacak.

Günün Hayvan Performansları:
- Takas sonrası yeni kadrosuyla ilk maçına çıkan rakibi karşısında Al Horford'ın üst düzey oyunu Atlanta'yı galibiyete taşıdı. Tabi kendisini Howard değil Bass'in tuttuğunu da söyleyelim. Etkili oyununun en önemli sebebi buydu çünkü. 24 sayı- 11 ribaundı var Horford'ın.

- Yine aynı maçta yeni isimlerin uyum sorunu yaşamasıyla bütün sorumluluğu alan Howard karşılaşmayı 19 sayı- 20 ribaund ile tamamladı. Tek kişinin iyi oyunu Atlanta karşısında kazanmaya yetmedi.

- Sezon başındaki çıkışını ilerleyen maçlarda sürdüremeyen isimlerdendi Millsap. Ama dün gece Cavaliers uzunlarına karşı çok efektif oynadı. 19 sayı- 7 ribaundı var Millsap'in.

- Darren Collison eski takımını devirdikleri maçta takımı adına 18 sayı- 5 asistle hatırı sayılır bir katkı yaptı. Matchupının Chris Paul olması bu istatistiklerin değerini arttırıyor elbette.

- Takaslar sonunda Wall'un da sakatlığıyla ilk beşe yerleşen Nick Young müthiş maçlar çıkarmaya devam ediyor. Bulduğu 21 sayıyla maçın erkenden kopmasını sağlayan isim oldu. Takım olarak da gayet iyi yoldalar. Kaybettikleri maçlarda bile mücadele ediyorlar ve havlu atmıyorlar.

- Büyük maçların adamı Dirk yine sahne aldı. Takımı Heat deplasmanından zaferle dönerken Alman yıldız 26 sayıyla maçın en skoreri oldu.

- Suns'ın belalısı Duncan dün yine yaptı yapacağını. Senelerdir pota altına doğru düzgün takviye yapamayan Suns, yine senelerdir Duncan'a çare üretemiyor yaşına rağmen. Araştırma fırsatım olmadı ama Suns'a karşı kariyer sayı ortalaması epey yüksektir Duncan'ın. Dün geceyi de 20 sayı- 15 ribaund- 6 asistle tamamlamış yaşlı kurt.

- Roy'un yokluğunda ligin en formda oyuncularından biri oldu Aldridge. Son 3 maçtır inanılmaz sayılara ulaşıyor hem skorda hem ribaundda. 29-19 ile double double yaptı dün gece de.

- Baron'ın dönmesiyle biraz geri planda kalıp çok fazla şut denemeyen Eric Gordon ligin kötü savunma takımlarından T'Wolves'a patladı attığı 36 sayıyla. Yine aynı maçta Griffin, Kevin Love'a sene başından bu yana üstünlük sağlayabilen ender isimlerden biri oldu yaptığı 22 sayı- 10 ribaundla.

Boşa Kürek Çekenler:
- 8'de 7 üçlük isabeti dile kolay. Raja Bell savunmasında Daniel Gibson'ın bulduğu 29 sayı Cavaliers'ın kötü gidişine dur diyemedi. Takım arkadaşı Mo gibi Gibson'ın da istikrarsızlığı en büyük problemi. Ama dün günündeydi.

- Takım rotasyonunun iyice daraldığı son günlerde Dudley Thunder maçında hücumda değil ama savunmada çok iyi oynamıştı. Dün gece ise attığı 27 sayıyla takımın skor yükünü çekti ve kariyer rekorunu geliştirdi. Mücadeleye dayalı oyuncuları seven biri olarak kendisini izlemekten keyif alıyorum.

- Ligin en kötü yüzdeyle şut atan isimlerindendi Salmons. Dün gece sakatların yokluğunda üzerine düşeni yapmış ve yüksek bir isabet oranıyla 23 sayı üretmiş ama kendisine eşlik eden çıkmayınca mağlubiyet kaçınılmaz oldu.

- Gecenin en skorer ismi tahmin edileceği üzere Warriors-Rockets maçından çıktı. Mnta Ellis %75 saha içi isabetiyle 44 sayı buldu ki gerçekten müthiş bir isabet oranı. 7 de asisti var Ellis'in.

Takımını Baltalayanlar:
- Son saniye basketiyle kaybedilen maçta Ariza 13'te 1 saha içi isabetiyle oynadı. Aslında alışıldık bir performans Ariza'dan, ligin dibinde yer alan oyunculardan biri kendisi şu an.

- Rakibine üçüncü çeyrekte teslim olan Suns adına Frye beklenen performanstan çok uzaktı. 10'da 1 isabet oranıyla takımı adına hücumda bocalayan tek isimdi.

Bizimkiler:
- Maça ilk beş başlayıp 35 dakika süre bulan Hidayet karşılaşmayı 8 sayı- 6 ribaund- 3 asistle tamamladı. Josh Smith için Hidayet'e ters gelebilecek bir savunmacı diyebiliriz. İlk maçında 4 şut denedi Hidayet, birkaç maç daha izleyip sonra sağlıklı bir analiz yapmak yerinde olacaktır.

- Ersan'ın daralan rotasyonda sürelerinin artacağını düşünmüştüm ama yanılmışım. 18 dakika oyunda kalan Ersan 3'te 2 isabet oranıyla 4 sayı ve 3 ribaund üretti.

Gecenin Hareketleri - 20 Aralık


Link

Yardım savunmasıyla gelen bloklardan Warrick'in yaptığı çok yukarıdan olduğu için göze hoş geliyor. Ama Josh Smith'in yaptığı blok çok daha iyi. Pozisyonunu hafiften kaybetmiş de olsa Howard karşındaki, aman dikkat bir dahaki sefere kırıverir o bileğini vallahi. Son maçların hemen hepsinde en az bir alley-oop yapıyor Davis-Griffin ikilisi. Yine iyi iş çıkarmışlar. Tabi aslan payı Griffin'e ait. Gözünü kapatıp havaya rastgele bir şekilde topu atsan smaç yapacak adam neredeyse. gecenin en önemli hareketinin altına imza atan Dunleavy'e ise gün içinde ayrıca değinmiştik.

Top Yuvarlaktır


Link

Maçın tamamını değil ancak son bir iki dakikasını izleyebildim. Karşılaşma boyunca 10'da 2 ile şut atan Dunleavy bu basketle takımını galibiyete taşıdı. Yalnız sayıya dikkat, top 2 saniye boyunca düşünüyor gireyim mi girmeyeyim mi diye. Dunleavy son noktayı koyuyor. Paul'ün adamını kaçırdıktan sonra boxout yapamaması da gözlerden kaçmasın. Neyse ki tüm ligi baz aldığımızda takım içindeki kredisi en yüksek isimlerin başında geliyor.

Bitmeyen Hücum


Link

Hani tenis maçlarında ralliler olur bitmeyen. Bütün korttan şaşkınlığın ve heyecanın getirdiği uğultular yükselmeye başlar. İşte benzer heyacanı yaşatan bir hücum olmuş videoda göreceğiniz Miami hücumu. Üst üste kaçan şutlar ve alınan ribaundlar... Hem de tam 7 tane, hücum ribaundu üst üste. Maçta Miami'nin toplam 16 kere yaptığı hücum ribaundlarının 7'si ardı ardına tek hücumda geldi. Can hemen ufak bir hesap yaptı 10.000'de 2 ihtimale denk geliyormuş bunun olasılığı.

Üstelik Dallas'ın 5'i öyle kısa falan da değil. Gayet ribaund alabilecek bir oyuncu topluluğu var parkede. Ama top ilk şutlarda öyle yerlere sekiyor ki boxout falan kar etmiyor. Tabi bu bölümde Miami'nin ribaund adına şansının yaver gittiğini söyleyelim. Sonrasında ise film kopuyor. Baş dönmesinin etkisiyle falan muhtemelen, savunma şirazesi kayıyor konuk ekipte ve adamlarını kaybediyorlar, boxout edemiyorlar vs. Bize de seyrine doyum olmayan bu hücumu izlemek kalıyor.

Yaklaşık 40 saniye süren hücumun bilançosu şu şekilde: Kaçan 4'ü üçlük olmak üzere 8 şut ve alınan 7 hücum ribaundu.

Jennings 1.5 Ay Yok

Milwaukee'nin genç guardı sol ayağındaki sakatlık nedeniyle yaklaşık 4 ile 6 hafta arası parkeden uzak kalacakmış. Maggette'nin de sakatlığı nedeniyle bir iki maç daha kaçırabileceği konuşuluyor. Ersan için Maggette'nin yokluğu sevindirici çünkü rotasyon daraldıkça alacağı süreler artacaktır. Ama Ersan aldığı bu süreleri çok iyi değerlendirecek olsa bile Skiles muhtemelen Maggette'nin dönüşüyle tutarsızlıklarına devam edecektir. Bu yüzden çok fazla ümitlenmemek gerek. Öte yandan sakat ikilinin takımın en şahsi oyuncuları olduğu gibi en önemli hücum silahları olduğu da bir gerçek. Bu iki oyuncunun yokluğunda üst üste çıkacakları Blazers ve Lakers deplasmanlarında nasıl bir hücum stratejisi uygulayacaklarını izleyip göreceğiz.

20 Aralık 2010 Pazartesi

20 Aralık Programı

21 Aralık Salı 02:00 / Orlando Magic - Atlanta Hawks
21 Aralık Salı 02:00 / Utah Jazz - Cleveland Cavaliers
21 Aralık Salı 02:00 / New Orleans Hornets - Indiana Pacers
21 Aralık Salı 02:00 / Charlotte Bobcats - Washington Wizards
21 Aralık Salı 02:30 / Dallas Mavericks - Miami Heat

21 Aralık Salı 03:30 (NBA TV) / Phoenix Suns - San Antonio Spurs
21 Aralık Salı 05:00 / Milwaukee Bucks - Portland Trail Blazers

21 Aralık Salı 05:30 / Houston Rockets - Golden State Warriors
21 Aralık Salı 05:30 / Minnesota Timberwolves - Los Angeles Clippers

9 maçla geçilecek Pazartesi gecesinde gözler playoffların vazgeçilmezi Suns-Spurs ve 2006 finallerinden hatırlayacağımız Mavericks - Heat mücadelelerinde olacak. İlk karşılaşmada Heat'i mağlup etmeyi başaran Mavericks yılın son randevusunda ilk maça oranla gözle görülür bir biçimde düzene oturmuş rakibini bu kez deplasmanda yenmek için mücadele verecek. Ayrıca artık NBA Rivalry olarak tabir edilen derbi mücadeleleri arasına giren Suns - Spurs çekişmesinde ise sezonun ikinci maçı bu gece Spurs'ün evinde olacak. Geçtiğimiz yıllarda Spurs'ün başına bolca iş açmış süperstar Nash'in de takımdaki yerini alması NBA TV'den yayınlanacak bu maçı bir kat daha heyecanlı yapıyor. Bu arada Gortat, Pietrus ve Carter bu gece oynamayacaklar.

Ayrıca Joe Johnson'ın dönüşüyle toparlanma sürecine girmeyi amaçlayan Hawks, yine yeni görünümüyle belki de sezonun en büyük riskini alan Orlando'yu konuk ediyor. Magic'in yeni oyuncuları sahada olacak. Hedo'yu tekrar o 15 numaralı mavi formanın içinde görmek için sabırsızlanıyorum doğrusu. Basketbolun pek uğramadığı Merkez Grubu'nda 12-14'lük derecesiyle 2. sırada bulunan Pacers ise dün Celtics'in yenmeyi kıl payı kaçırmanın hırsını çalkantılı ekip Hornets'ten çıkarmaya çalışacak.

Son olarak 10/11 sezonunun iki bombasının karşılaşacağı Wolves-Clippers maçına da dikkat çekmek istiyorum. Elbette ki hiç bir iddiası olmayan 2 takım ve büyük ihtimalle sahada kalitesiz bir basketbol olacak ama Love-Griffin düellosunun maçı güzel kılacağını düşünüyorum. Özellikle son zamanlarda biri sayı kariyer rekorunu kırmış öteki sahada oradan oraya uçmaya başlamışken böyle bir kapışma ortamı bizlere güzel bir maç izletecektir. Keyifli bir gece dileğiyle :)

Madalyonun Diğer Yüzü (Magic - Suns/Wizards Takasları)

Magic'in yaptığı takasların ardından, elbette ilgi odağımız şampiyonluk adayı haline gelen Florida takımıydı. Ancak Lewis'i kadrosuna katan Wizards'ı ve Gortat-Pietrus-Carter'ı alan Suns'ı kısaca masaya yatırmak lazım.

Bence Suns'ın bu takastaki en büyük avantajı Gortat. Pick & roll oynamayı onun kadar iyi bilen pivot NBA'de az var. Nash ile iyi anlaşacağına dair hiçbir şüphem yok. Sezona son derece kötü başlayan, neredeyse yarardan çok zarar veren Robin Lopez'in yerine ilk 5'e yerleşmesi bence doğru hamle olacaktır. Pietrus da atletik yetenekleri ve üçlük thedidiyle rotasyonda sağlam bir yer bulacaktır. Ama kimse ondan büyük bir patlama yapmasını beklememeli, nitekim Warriors yıllarında bile çılgın tempoya rağmen göz kamaştırıcı bir oyun sergilememişti. Zaten oyun zekası pek yüksek değildir, bu yüzden çok da beğenmem kendisini. Elbette son olarak Vince Carter var, o da J-Rich'in yerine monte edilecek. Carter'ın son 1.5 senesine bakınca, bu alanda Suns bir adım geri atmış gibi gözüküyor. Zaten J-Rich, Carter'a göre çok daha iyi bir set şutörü. Belki eskiden Carter'ın pozisyon yaratma kabiliyeti daha yüksekti ama Magic'te bunu pek gözlemleyemedik. O nedenle Nash ve Phoenix, Carter için bir nimet diyebiliriz. Hala pilinin bitmediğini kanıtlaması için, bulacağı bomboş pozisyonlara ihtiyacı var belki de.

Suns açısından, tabii ki ekonomik yönü de var bu takasın. Hido'nun 4 yıl sürecek olan 44 milyonluk kontratını sallarken, karşılığında daha hafif ve geleceği parlak olan Gortat'nınkini aldılar. Ayrıca Pietrus'un sözleşmesi de iki sene içinde bitiyor. Kısacası ufak çaplı bir yeniden yapılanma başlıyor yani. Ama ısrarla Nash'i takas etmeyeceklerini söylüyorlar. Ben çok da inanmıyorum buna. Bu kadronun ne gibi bir iddiası olabilir ki zaten? Eğer doğru fırsat çıkarsa karşılarına Nash'i de göndereceklerdir. Tabii ne zaman olacağı muamma. Nash hakkında çıkan dedikoduları yalanlasalar da, Childress'ı göndermeye çalıştıkları neredeyse kesin gibi. Tabii onun da Hedo gibi performasına oranla balon bir kontratı olduğunu unutmayalım. İşleri biraz zor gibi. Kısacası Amare'nin ayrılmasıyla beraber, 6 senelik Suns'ın ışıldadığı dönem sona erdi diyebiliriz. Belki bu sene batının alt tarafındaki takımlar zorlu dönemlerden geçtikleri için playoff yapabilirler ama ilerisi için bulutlu ve hüzünlü günler gözüküyor Arizona'da. Hele Nash'i de yollarlarsa...

Peki Wizards niye Arenas'ı gönderip, Lewis'i aldı? Hemen onu da cevaplandırayım: 2012/13'ün sonunda Lewis'in sözleşmesi biterken, Arenas'ın bir sene daha 23 milyonluk alacağı vardı, ondan kurtuldular. Ayrıca Wall ile yola devam etmek istiyorlar yeniden yapılanma sürecinde. Gayet mantıklı. Ha belki daha kısa bir kontrat bulabilirler miydi yeterince arasalar? Bence bulabilirlerdi. Ayrıca Rashard Lewis'e aldığı balon kontrat nedeniyle gıcığım vardır. O yüzden ne kadar doğru bir hamle bilmiyorum. Zaten 4 numarada Blatche'e sahipler. Belki de Lewis'i eskiden başarılı olduğu pozisyona yani 3'e kaydıracaklardır. İşte bu ilgimi çekebilir gibi geldi ilk anda ama sonra hatırladım: Lewis son 4 senede aldığı kilolar ve yaptığı kaslarla bir hayli yavaşlamış durumda. Garnett'i bile penetre ederek geçemediğini gördük playofflar'da. Kısa forvetlere karşı rezil olur valla. O yüzden Wizards'ın rotasyonu nasıl bir hal alacak bilmiyorum.

Gecenin Hareketleri - 19 Aralık


Link

Öncelikle arada kaynamasın. Gecenin detaylı analizi için sizi biraz aşağı alalım. Eğer üşenirseniz şuraya tıklayarak da ulaşabilirsiniz analize.

Çok fazla güzel hareket çıkmamış dün geceden. Maxiell'in son saçmalığını saymazsak mücadelesi ve kaptığı top çok önemli. Aynı şekilde Ben Gordon'ın maçı uzatan üçlüğü ve Tayshaun'ın bloğu da. Göze hoş gelen hareketlerde ise 2 numaraya Shaq'ı koyuyorum. Zor bir smaç vurmuş Pierce'ın pasında. Açık ara 1 numaram ise Kobe'nin turnikesi. Jordan'ın Nets savunmasına karşı bulduğu turnikeyi anımsattı bana. Tabi o kadar estetik falan değil de...

NBA'de Bugün - 19.12.2010


Vince Carter-Gortat-Pietrus gibi isimleri kadrosuna katan Phoenix Suns belki de takasın gazıyla Oklahoma'yı deplasmanda mağlup etmeyi başardı. Dallas maçında sakatlanan ve sadece 5 dakika oyunda kalan Nash'in 20 sayı 10 asist ile takımını sırtladığı maçta günün hikayesi Grant Hill'den geldi. Hill, Richardson'un gönderilmesiyle skor olarak takımında ilk opsiyon olarak öne çıktı ve 30 sayı 11 ribaunt ile mücadeleyi tamamladı. Hill'in bundan bir önceki 30-10 yaptığı tarih ise 4 Şubat 2000. Oklahoma ise bol bol dışarıdan pota dövdü. Durant ve Green başta olmak üzere takım olarak başarısızdı üç sayılık basketlerde. Benchten özellikle Collinson ile ekstra katkılar bulmasına rağmen seyircisine galibiyet hediye edemedi Thunder.

Celtics'i evinde mağlup etmek zordur. Pacers dün bunun için çok mücadele etti ama karşısında beklemediği bir Pierce buldu. 18 sayı 10 ribaunt 12 asist ile oyuna her alanda etki eden Pierce bunun yanında 4'te top çalarak galibiyetin mimarı oldu. Rondo'nun yokluğunda topu eline alan ve takımı yöneten isim olan Pierce önemli bir liderlik karakteri gösterdi. Semih Erden, Shaq'ın gelmesiyle benche geri döndü ve sadece 7 dakika süre bulurken skor üretemedi. Shaq'ta 11 sayı 5 ribaunt ile oynayarak takıma döndü. Pacers ikinci çeyrek iyi oynayarak kıpırdansa da Celtics'e karşı koyamadı. Mücadele dozları yüksekti ama takımın süperyıldızı 5/20 isabetle kalınca yenilgi de kaçınılmaz oldu.

Joe Johnson'un da sakatlıktan dönüşü ile eksiği gediği kalmayan bir takım oldu Atlanta ancak buna rağmen geçtiğimiz senelerde oynanan basketboldan çok uzaklar. Zaten sezon başında Johnson'a verilen kontrattan bu işte bir dengesizlik olduğu belliydi ama takımdan mücadele ruhu söküp alınmış gibi. Doğu'da kağıt üzerinde kendilerinden daha zayıf olan Nets'e bu sezon ikinci kez yenildiler. Harris 22 sayı 8 asist ile galibiyeti getirirken Vujacic'de yeni takımına kolay uyum sağlamış gibi gözüküyor.


Utah Jazz karşısında aldıkları galibiyetle bir an için ışık veren Hornets'in performansı anladık ki sadece saman alevinden ibaretmiş. Dün gece Pistons karşısında oldukça zorlanan ve sadece Paul&West ile birşeyler çabalayan Hornets yenilgiden kurtulamadı. Maçı adeta söke söke alan Detroit'te Prince eski günlerinden özlediğimiz performanslarından birini sergiledi ve 28 sayı 12 ribaunt 8 asist ile galibiyeti getirdi. Stuckey ve Rip'in yokluğunda T-Mac ve Gordon ikilisi ile maça başlayan Detroit'te topu elinde gören Gordon 25 sayıyla oynadı. Neyse ki benchten gelen Will Bynum 21 sayı 9 asist ile Gordon'a bir guardın neler yapması gerektiğini gösteriyordu hem de Paul'a karşı.

Lakers Doğu turnesini önemli bir galibiyet ile kapatmasını bildi. Sıkıntılı bir şekilde turneye başlamalarına rağmen üst üste aldıkları galibiyetler Milwaukee ve Miami maçı öncesi moral kazanmalarına yardımcı olmuştur. Turne ortasında takıma geri dönen Bynum'un resmi olarak dün gece takıma katıldığını da atlamamak gerek. Bynum 16 sayı 7 ribaunt ile mücadele etti. Raptors'ta benchten gelen ve çoğu maç rotasyonda olumlu işler yapan Barbosa'nın felaket bir şut yüzdesiyle oynadığı mücadele de Kleiza bireysel çabaları ile takımını uzun süre maçın içinde tutsa da kazanan tarafın Lakers olacağı fazlasıyla açıktı mücadele boyunca.

Ligin en kötü galibiyet yüzdesine sahip Sacramento evinde eski koçu Rick Adelman'ın çalıştırdığı Houston'u konuk etti. Aynı zamanda Arco Arena'da eski guardları Martin'in 22 sayı 4 asist ile Rockets'i sırtlaması da dramatik oldu. Aaron Brooks'ta 21 maç aradan sonra formasına kavuştu ve 9 sayıyla mücadele etti. Maçın sonuna kadar oyunun içinde kalmasına rağmen son toplarda istediğini parkeye yansıtamayan Sacramento yenilgiden kurtulamadı.

Ah Biraz da Kafan Çalışsa


Link

Daha dün bahsetmiştik McGee'nin oyun zekasından. Bu gece pozisyon olarak pek benzemese de ahmaklıkta McGee ile boy ölçüşebilecek bir hareket de Maxiell'dan geldi. Videoyu izledikten sonra "Adam maçı kazandırmış daha ne istiyorsun" diye kızmayın bana. Evet maçı kazandırıyor bunu yaparken de ekstra mücadele, hırs ve kararlılık gösteriyor bir pozisyonluk da olsa. Ama bir de o smacı vurduktan sonra süreye dikkat edin. Maxiell o smacı vurarak rakibe 0.5 saniye kala bir üçlük imkanıyla maçı uzatma fırsatı veriyor ve bunun adı en iyi tabirle ahmaklıktır. Top çalmanın verdiği gazla ve tamamen iyi niyetle yapılmış bir hareket olsa bile... Böyle olaylara denk geldikçe Gasol gibi Vujcic gibi uzunları izlemenin değeri daha iyi anlaşılıyor.

19 Aralık 2010 Pazar

Takas Piyasası #2

Dün beklenen bir şekilde canlanan takas piyasasında Carmelo Anthony'den sonraki durağımız Memphis'in guardı O.J. Mayo olacak.

#2 O.J. Mayo

Memphis takım sahibinin bir açıklaması var Mayo takasa açık değildir diye. Ama daha önce defalarca bu tip açıklamalarda yer alan oyuncuların takımdan ayrıldıklarını gördüğümüz için mutsuz Mayo için de bir yazı yazmanın uygun olduğunu düşündüm.

Mayo neden mutsuz hepimiz biliyoruz. 3 yıldır ligde olan skorer oyuncu bu yıl ilk defa bench'e düştü ve geçtiğimiz yıllarda yakaladığı rakamlara oranla inanılmaz düşük istatistiklerle oynuyor. Bu rakamlardan onun en çok canını sıkan da kuşkusuz dakika. Kariyerinin ilk 2 yılında 82 maçın 82'sinde de ilk 5'te sahada olup, her 2 yıl da maç başına 38 dakika sahada kalan Mayo, bu yıl ne yazık ki 28 maçın sadece 14'ünde ilk 5 çıkmasının yanı sıra 29.1 dakika sahada kalabiliyor. Bu da ister istemez 23 yaşındaki bu adamın önünü kesmek oluyor. Hele ki Grizzlies gibi bir takımda Henry adındaki çaylağın arkasında ilk 5 çıkamadığını düşünürsek, bu onu mental olarak da yaralar diyebiliriz.

Peki Mayo'yu kim alır? Benim aklıma ilk olarak Chicago Bulls geliyor. Malumunuz mükemmele yakın bir kadroları var. ( Tabii ki sağlam bir Noah'la beraber. ) Ancak o mükemmel kadronun tek eksiği şutör bir oyuncu. Korver var, Rose atmaya başladı falan ama kesinlikle bir keskin şutör daha takıma eklenmeli. Bu konuda Bulls'un da offseasonda bir girişimi olmuştu zaten hatırlarsanız. J.J. Reddick'le anlaşmışlardı ama kontratı Magic karşılayınca Reddick takımında kalmıştı. Sonuç olarak sonra yaptığı girişimlerden de sonuç alamayan Bulls amacına ulaşamadan sezona başladı ve kilit şutörün eksikliğini bolca hissetti.

Mayo için bir diğer adres ise New York Knicks olabilir bence. Neticede onların bir Carmelo girişimleri var ve bu uğurda görev adamlarını feda edecekler. Giden oyuncunun yeri Mayo'yla doldurulabilir ki şehrin cazibesinin yanında yeni bir Big Three oluşturma hayalleri Mayo'nun aklını çelecektir. Ya da alternatif olarak Knicks şöyle de bir formül düşünebilir zira Nuggets'a sunacakları paketi oluşturmakta zorlanıyorlar. Mayo takıma dahil edilir, Curry'nin biten kontratı ve draft hakkıyla süslenip, Nuggets'a yollanır. Biraz komplike bir plan oldu ama Melo'yu alacaksanız işleri biraz daha karmaşık düşünmeniz gerekiyor.

İşin finansal boyutu sorunsuz görünüyor çünkü 4-5 milyon dolar civarı alan Mayo hiçbir takımın ekonomisini zedelemeyecektir. Zaten daha ilk yıldan kendini kanıtlamış bu genç yıldız için verilen miktar az bile bana kalırsa. Özetleyecek olursak Mayo takımında bu sene istemediği şeyler gerçekleşince gerek Grizzlies camiasından soğudu, gerekse birçok dedikoduya karışarak takas piyasasının gözdelerinden biri haline geldi. Bundan sonra ne olur bilinmez ama bu adamı kapmak isteyen çok olacaktır. Tek bildiğim Memphis'in Mayo'yu tekrar kazanmak için maçların yarısında yedeğe tıktıktan sonra Spurs maçında olduğu gibi 47 dakika sahada tutmaktan fazlasını yapması gerektiği. Mesela düzenli olarak ilk 5 başlatmak ve saha içinde daha önemli bir rol vermek gibi.

Yeni Çehresiyle Orlando Magic (Analiz)

Çoğu analizim gibi, kısa tutmaya çalışsam da bir hayli uzun oldu. Dişinizi sıkıp okursanız sevinirim.

Evet efendim, dün Hidayet, J-Rich ikilisinin ve Arenas'ın takaslarına tek tek değinmiştik blog'da. Bugün sırada kocaman bir Orlando Magic analizi var. Her zaman yaptığım gibi başta bir özetini çıkarayım takasın.

Gilbert Arenas (Wizards), Hedo, J-Rich, Earl Clark (Suns) --> Magic
Rashard Lewis (Magic) --> Wizards
Vince Carter, Pietrus, Gortat, 3 milyon $, 2011 ilk tur draft hakkı (Magic) --> Suns

Bu yazıda direk Magic'i ele alacağım, daha sonra kısa yazılar halinde Suns ve Wizards'a da değinirim. Efendim artık hepimiz biliyoruz ki, Vince Carter en son 2 sezon önce gerçek Vinsanity idi. Bir buçuk yıldır izlediğimiz Carter, hem Magic'in hem NBA severlerin beklentisinin çok ama çok uzağındaydı. Üstelik Hidayet'in yerine o geldiği zaman, Magic oyun kurmak açısından birkaç adım geriye gitmişti. Eh aldığınız yıldızın, ışıltısı sönmüşse, üstelik takım oyununun en büyük katalizörü Hedo'yu gönderip yaptıysanız bu takası, işler iyi gitmemiştir. Magic de zaten bir buçuk senedir şampiyonlukta adı geçecek seviyeden uzaktı. Bir hamle yapmaları gerekiyordu ve Hidayet, J-Rich, Arenas üçlüsünü takıma katmaya karar verdiler.

Carter'a değindim, biraz da Lewis'e değineyim. Blog'u uzun süredir takip edenler biliyordur. Rashard Lewis'in aldığı senelik 20 milyon dolar değerindeki kontratın ne kadar fazla olduğunu pek çok kere eleştirmişimdir. Bana göre böyle bir oyuncuya max kontrat vermek büyük salaklıktır. Max kontratı, takımı taşıyacak oyuncunuza verirsiniz. Rashard Lewis taşımayı geçtim, ikinci opsiyon olabilecek kapasitede bile değildi. Hele bu sene sergilediği oyunla bırakın maksimum kontratı, takımın 3. opsiyonu olmasını, ancak Ortalama bir playoff takımının rotasyon oyuncusu seviyesindeydi. Onu 3 senelik leş gibi kontratıyla kim alırdı? Ancak Arenas karşılığında Wizards alırdı herhalde.

Diğer ayrılan isimler ise Gortat ile Pietrus. Magic'ten gidenler arasında muhtemelen en çok aranacak olan adam Gortat. Çünkü hepinizin bildiği gibi artık Magic'in Dwight'ı yedekleyecek bir uzunu kalmadı. Tabii Ryan Anderson'ı ve Orton'ı saymazsak, ki bir zahmet saymayalım onları. Belki Bass kısa süreler pivot oynayabilir ama o da bildiğimiz cüce yani. Gortat dediğim gibi çok büyük bir eksik olacak ama kadroya bir pivot ekleyeceklerini düşünüyorum. Çünkü bir düşünün Dwight faul problemine girince ne olacak? Ben açıkçası düşünmek bile istemiyorum, SVG'nin de rüyalarına girer herhalde bu ihtimal. Şu 1-2 hafta içinde Dampier/Kwame tadında bir pivot gelecektir, daha doğrusu kesinlikle gelmeli. Pietrus ise en iyi dış savunmacısıydı. Onu da kaybettiler. Şimdi Pierce, Wade ve LeBron'u kim tutacak? Hedo mu, J-Rich mi, Redick mi, Arenas mı? Korkunç gerçekten. Yoksa fena savunma yapmasa da alacağı dakikalar iyice azalan Q-Rich mi? Barnes'ı Lakers'a kaptırmanın faturası bu diyebiliriz. En azından Q-Rich'ten daha güvenilir bir dış savunmacıydı. Şimdi rakibin en önemli silahını yavaşlatmakta sıkıntı çekebilirler. Tabii buna karşılık 1.5 senedir işin savunma tarafında yatan, perde geldiği zaman hayata küsen Carter yerine, J-Rich olacak ilk 5'te. Savunmasıyla ünlü olmasa da, Carter'la kıyas kabul etmez.

Gelelim yepisyeni Magic'imize. Bir kere Stan Van Gundy şunları açıkladı: Nelson ilk 5'te kalacak ve Hidayet uzun forvet pozisyonuna yerleşmeyecek ilk 5'te. Yani şu şekilde oluşuyor kadro: Nelson - X - Y - Bass - Dwight. Arenas, Hedo ve J-Rich'ten biri kenardan gelecek. Dün arkadaşlarla konuşurken, bu adamın kesinlikle Arenas olması gerektiğini söylüyordum. Çünkü Dwight Howard ile en çok beraber oynaması gereken isimler Hedo ve J-Rich. Birisinin Howard'la kimyası çok iyi uyuşurken, diğeri boş atış şansı bulmak için Howard'a gelecek ikili sıkıştırmalara ihtiyaç duyacak. Yanlarında iyi oyuncular yokken, bu iki oyuncunun da verimi düşüyor. Öteki yanda Arenas'a bakıyoruz, maçın herhangi bir noktasında tek başına üst üste 20 sayı üretebilecek kapasitede bir skorer ve bunu yapmaya alışık. Bench'ten gelip rahatlıkla yedeklerin liderliğini yapabilecek bir isim. Zaten Arenas da hemen "Bench'ten gelmeye gönüllüyüm" demiş. Bunu 'problem çocuk' sıfatından kurtulmak için mi yoksa gerçekten içinden geldiği için mi yaptığını bilemiyorum. Amacı sadece o sıfattan kurtulmaksa ve içten içe "Benim ne işim var bench'te?" diyecekse, Magic ve kendisi açısından kötü bir sonun başlangıcı olur.

Üstteki resimde Lewis'in gittiğini öğrenen Bass'in tepkisini görüyorsunuz. Kendime göre ilk 5'i yaptım yani: Nelson-JRich-Hedo-Bass-Dwight. Kenardan gelecek ana oyuncular da Redick, Arenas, Q-Rich ve Ryan Anderson olacak. En önemli değişiklik elbette üçlük atabilen kısa forvetten bozma bir 4 numarada yerine gerçek bir uzun forvetle oynayacak olmaları. Tabii Bass de biraz ufak kalıyor diyebiliriz ama Lewis'ten 8 kat iyi savunma yapıp, rakiplerini box-out ettiğini unutmayalım. İki sezondur blog'dan SVG'ye bağırdım çağırdım Bass daha çok oynamalı, bench'te ne işi var diye. Sonunda beni dinledi bıyıklı babacan koçumuz. Ben ezelden beri şunu savunurum. Bir takım kısa forvetten bozma bir uzunla oynamamalı. Ha elbette bu tür oyunculara ihtiyaç var ve maç başına 20-25 dakika arası bir süre onlarla oynanabilir. Ama bu oyuncuları ilk 5'te başlatıp ana stratejinizi böyle belirleyince, rakibin uzun forveti sizin 4 numaranızı denize döker. Tabii elinizde Rasheed Wallace gibi üçlük atabilen gerçek bir uzun varsa olay bambaşka bir boyut kazanır, ayrı konu... Kısacası Magic doğru yolu buldu diyebiliriz. Rakipler kısa 5'le oynadığı zaman Hedo'yu 15-20 dakikalığına uzun forvette oynatacak Stan Van Gundy. Belki Anderson da Dwight'ın yanında görev yapar biraz. Ama sonuçta Bass maçların büyük çoğunluğunda boyalı alanda Dwight'a yardımcı olacak. Bass, Lewis gibi üçlüğe çıkabilecek menzile sahip değil belki ama Dallas'tan beri müthiş bir orta mesafe şutu var kendisinin. O nedenle içeride Howard'a yeterince alan kalacağını düşünüyorum.

Hedo ve uzun rotasyonuna değinmiş olduk. Kaldı geriye guard rotasyonu J-Rich ile Arenas. Aslında bu noktada SVG'nin elindeki opsiyonlar bol gibi gözüküyor ama aynı zamanda pek çok kısıtlama var. Öncelikle süre açısından bir problem var. 1-2-3 numaralı pozisyonlar için tam 6 aday var ki Duhon'u katmadım bile. Redick 20, Q-Rich 15 dakika bile alacak olsa, Hidayet 10-15 dakikalığına 4 numaraya kaymadan herkesi mutlu edecek kadar dakika çıkmıyor. Bunun dışında mesela J-Rich'in skorer kimliği ön plana çıkmayan bir oyun kurucuyla oynamasının çok daha verimli olacağını düşünüyorum ben. Magic'teki iki kötü seçenek arasında Nelson, J-Rich'in verimliliği için daha mantıklı gibi duruyor. Zaten Hidayet'in top dağıtımına olan katkısı da J-Rich'in işine yarayacaktır. Kısacası her şekilde yukarıda değindiğim gibi Arenas'ın kenardan gelmesi en mantıklı seçenek bence. Sorun bununla kalmıyor, eski lakabıyla Agent Zero, kenardan gelse bile elbette Nelson ile aynı anda sahada bulunacaktır en az 20 dakika. Bu süreçte, rakiplerin iri şutör guard'ları, bu ikiliye karşı şov yapabilirler. Hücumda bile ikisinin nasıl geçineceği meçhul ama Nelson'ın SVG'nin sisteminde, topsuz oyunda başarılı olduğu dönemler vardı. Bu açıdan çok büyük bir problem çıkacağını düşünmüyorum. Son problem ise şu: Celtics 2 sayı önde, maçın bitimine 3 dakika var, geri alanda hangi oyuncularla maçı bitireceksiniz? Daha doğrusu kim kenardan izleyecek? Bana kalırsa, maç sonlarını çok da iyi oynamayan Nelson veya son toplarda başarılı olsa da benim asla güvenemediğim J-Rich kenarda olmalı. Ancak kenardaki isim J-Rich diye varsayarsak, az önce yazdığım gibi oyun alanında Nelson-Arenas'a karşı rakip şutör guard'lar bayram edebilir. Yani kısacası SVG'nin vermesi gereken pek çok karar var. Üstelik bu kararları verirken, bütün oyuncuları da mutlu tutması gerekiyor. Nasıl bir denge sağlayacağına dair hiçbir fikrim yok.

Toparlamam gerekirse; Orlando'nun son 1.5 senede yaptığı ikinci ciddi takası olumlu karşıladığımı söylemeliyim. Vince Carter yanlışından (ki ben ilk yapıldığında doğru olduğunu düşünüyordum) çabuk döndüler. Gelecek vaat etmeyen bir stratejide ısrar etmenin mantığı yoktu. Magic'in yaptığı şey belli. NBA'de ve hatta dünyada boyalı alanı en iyi koruyan oyuncunun üzerindeki savunma baskısını Bass-Lewis değişikliği ile azalttılar ve geri kalan 3 oyuncuyla da çok büyük bir ofansif güç elde ettiler. Hedo'yu değişiklik olarak saymayalım, eski Golden Stateli Arenas ile J-Rich'in takıma ne kadar çabuk ve iyi uyum sağlayacakları Magic'in gidişatını belirleyecek. Elbette takımın 4 dış şutörden 3'e düşünce bir dönem afallamasını da bekleyebiliriz. Yani bu takasların sonucunu şimdiden bilmemizin imkanı yok. Ama Stan Van Gundy 1-2-3 rotasyonunu iyi oturtabilirse, Magic 2 gün önceye göre daha korkutucu bir takım oldu diyebilirim.