BIY AD

Nowitzki etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Nowitzki etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

11 Mart 2011 Cuma

Jordan'ın MVP'si Rose


Chicago Bulls formasıyla NBA'e damga vuran, insanların bu oyunu sevmesindeki en önemli etkenlerden biri olan ve şu an Bobcats'te yöneticilik yapan Jordan MVP adayını seçmiş. Kendisinin de formasını giydiği Chicago'nun yıldız oyuncusu Derrick Rose sezonun bu bölümüne kadar gösterilen performanslara göre Jordan'ın MVP adayıymış. Peki bir düşünelim Jordan kendisi gibi Chicago forması giyen ve Chicago şehrine tekrar heyecan getiren Rose'a kıyak geçmiş olabilir mi? Hiç ama hiç sanmıyorum.

MVP yarışına bir bakalım. Boston ve Spurs ligin tepesindeler ancak bu takımlardan ön plana çıkan -MVP olacak kadar- bir isim olduğunu düşünmüyorum, Howard iyi ama Orlando Doğu'da 4. sırada onu da geçiyorum. Durant'in rakamları iyi ancak onun da MVP seviyesinde olduğunu düşünmüyorum. Kobe'nin ve Lakers'ın normal sezon performansı da -en azından all-stara kadar- ortada onlarda lig liderliği yarışında geride kaldı, ayrıca Kobe'nin de istatistikleri çok iyi değil, onu da geçtim. 3 aday var benim gözümde. Son düşüşten sonra Miami'de Doğu'da 3. sıraya düştü ancak LeBron'un rakamları hala fazlasıyla etkileyici. LeBron özellikle Miami Doğu'da 2. sıraya tekrar çıkarsa önemli adaylardan biri olacaktır. 2. adayım Nowitzki. Ancak Lakers'ın müthiş performansından sonra onlarında Batı'daki 2. sırada kalmaları zor gözüküyor. Dallas Batı'yı ilk 2'de bitirirse Dirk de büyük aday. 3. aday için ise Jordan'la aynı fikirdeyim: Derrick Rose. Ancak burada kritik nokta Doğu'da ve Batı'da 2. kimin olacağı. Bildiğiniz gibi MVP ödülü takımın başarısıyla direk ilgili. Eğer Chicago Doğu'da 2. olursa benim de adayım Rose. Ancak Dallas Lakers'a, Chicago'da Miami'ye geçilebilir. Bugünkü Chicago-Dallas, Lakers-Miami maçları çok kritik. Ancak sezon şu anda bitseydi benim de oyum Rose'a giderdi. Yani Jordan'a hak veriyorum ben de seçiminde. Bu arada eğer Rose MVP seçilirse Chicago formasıyla bu onuru yaşıyan Jordan'dan sonra ikinci isim olacak.

11 Şubat 2011 Cuma

Haier Shooting Stars Kadroları

Bu sene Horse'un da olmayacağını düşünürsek kadrolarının açıklanması beklenen son yarışma buydu. Geçen sezonun son şampiyonu Texas ekibi yine Dirk Nowitzki, Becky Hammon ve Kenny Smith ile şampiyon ünvanını korumaya çalışacaklar. Los Angeles takımı Pau Gasol, Tina Thompson ve Rick Fox ile; Atlanta takımı Al Horford, Coco Miller ve Steve Smith ile; Chicago da Taj Gibson, Cathrine Kraayveld ve Steve Kerr üçlüsüyle Texas ekibinin elinden şampiyonluğu almaya çalışacak diğer ekipler.

Ancak yine şampiyonluğa en yakın takım olarak Texas ekibi olarak gözüküyor. Dirk Nowitzki gibi her yerden şut sokabilme potansiyeline sahip bir isim var kadrolarında. Fakat bu oyun özellikle orta sahaya yakın yerlerden atılan şutla biraz da şansa bakıyor. Ne kadar ilk beş yeri geçseniz de orta sahada arka arkaya şutu kaçırmaya başlarsanız yarışmayı kazanma şansınız olmuyor. Ancak kadrolara baktığımızda geçen sezon attığı şutla takımını 1.liğe taşıyan Dirk Nowitzki'nin yine o şutu atmaya en yakın isim olduğunu söyleyebiliriz. Bunun yanında Chicago takımınından da bir süpriz bekliyorum.

3 Şubat 2011 Perşembe

Küçük Detaylar 15 (Nowitzki'nin 22.000. sayısı)

Bu sezonun MVP adaylarından Dirk Nowitzki dün Madison Square Garden'da oynanan maçta New York karşısında kariyerinin 22.000. sayısına 2. çeyrekte attığı serbest atışlarla ulaştı ve NBA tarihinde 22.000 sayıya ulaşan 24. oyuncu oldu. Çok etkileyici olmadı mı ne? O zaman şöyle yapalım, bu 24 oyuncu arasında Larry Bird, Gary Payton, Tim Duncan ve Ray Allen gibi isimler yok. Ayrıca bu 24 kişi içerisindeki tek Avrupalı Dirk Nowitzki...

20 Ocak 2011 Perşembe

NBA Sezon Ortası Ödülleri - MVP

Klasiktir, her dönem verilir NBA'in sezon ortası ödülleri. Biz de ödülleri sizin yardımınızla bulmaya çalışacağız. 1-2 hafta içinde hepsini tamamlarız, ancak tabii ki sizin de yorumlarınızı yorum kısmına bırakmanız gerekiyor ki sağlıklı bir seçim olsun. İlk olarak bugün MVP'den başlıyoruz, ben bir fikrimizin olması açısından adayları, adayların istatiktiklerini ve MVP için çok önemli olan takım istatistiğini yazıyorum.

LeBron James
%47.7 şut isabeti, 25.1 Sayı, 7.1 ribaund, 7.2 asist 1.5 top çalma (3.8 top kaybı) / 30-13

Dwyane Wade
%48.9 şut isabeti, 25.1 sayı 6.5 ribaund 4.2 asist 1.4 top çalma 1.1 blok (3.0 top kaybı) / 30-13

Dirk Nowitzki
%54.3 şut isabeti, 23.8 sayı 7.5 ribaund 2.5 asist (2.2 top kaybı) / 26-14

Dwight Howard
%56.7 şut isabeti, 22 sayı 13.1 ribaund 2.2 blok (3.6 top kaybı) / 26-15

Derrick Rose
%45.3 şut isabeti, 24.7 sayı 4.7 ribaund 8.1 asist 1 top çalma (3.5 top kaybı) / 28-14

Kobe Bryant
%45.4 şut isabeti, 25.1 sayı 5.1 ribaund 4.6 asist 1.3 top çalma (3 top kaybı) / 31-12

Amare Stoudemire
%50.5 şut isabeti, 26.4 sayı 8.9 ribaund 2.7 asist 2.4 blok (3.6 top kaybı) / 22-18

Kevin Durant
%47.1 şut isabeti, 28.4 sayı 6.2 ribaund 2.9 asist 1.1 top çalma (3.3 top kaybı) / 27-14

Manu Ginobili
%44.2 şut isabeti, 18.9 sayı 4 ribaund 4.7 asist 1.8 top çalma (2.4 top kaybı) / 35-6

Doğuş ve Soner yazıyı yazarken Manu'yu eklememişler, kendim eklemek durumunda kaldım. İstatistikleri diğer adaylara göre biraz düşük kalıyor. Burası doğru ama takımı şu anda ligin zirvesinde. Spurs'ün böyle devam etmesi halinde, MVP'yi kazanmasa da en azından tartışmalarda Ginobili'nin isminin geçmesi gerektiğini düşünüyorum. Çünkü Duncan 3 senedir yaşlandığını ve takımı taşımak konusunda yetersiz kaldığını gösteriyordu, Popovich o görevi Duncan'dan alıp Manu'ya verdi. Arjantinli çılgın adam da bunu başarıyla yerine getiriyor. Ancak gerek Spurs'ün gerek Manu'nun popülerlikte geri kalması, onun MVP'yi almasını neredeyse imkansız kılıyor. Bana göre MVP için en ciddi aday Rose. All-Star yazısında da değinmiştim buna. Kendisinden sonra Bulls'un en önemli iki oyuncusu Noah ve Boozer birer ay kaçırmışken (Noah daha da fazla kaçıracak), 28 galibiyete ulaştırdı takımını. Üstelik oyununu bir seviye yukarı taşıdı, istatistikten bahsetmiyorum. Artık Rose'u üçlük çizgisinde bomboş bırakmanız halinde sizi cezalandırıyor. Çok önemli bir adım süper yıldızlığa giden yolda. Bulls'un düşüş yaşamaması halinde onun ödülü almasını bekliyorum. Çünkü diğer takımlara baktığımızda Nowitzki hariç tek başına takımını böyle yukarılara taşıyan birini bulmak zor. /Can

Benim görüşüm yine LeBron'dan yana. Sezon öncesi LeBron'un 1. adam olmayacağından dolayı MVP ödülünden uzaklaşacağını düşünmüştüm ancak olayların düşündüğüm gibi gerçekleştiğini söylemek zor. Doğu'yu da 2. bitireceklerini düşünüyorum. Takım başarısı olarak da, kişisel istatistik olarak da önde gözüküyor LeBron. Ancak eğer Boston lig lideri olursa süpriz aday olarak Rondo da çıkabilir diye de düşünmüyor değilim. Onun dışında Kevin Durant'ten lig başında çok umutluydum ancak onun da yazın gelen şampiyonluktan sonra inişli çıkışlı bir performans gösterdiğini söylemek mümkün. / Doğuş

Söz konusu MVP ödülü olunca, eğer biri çıkıp çok bariz bir şekilde hak etmiyorsa bu ödülü, oyuncuları 3 farklı kritere göre ele almak mantıklı. 1- Bireysel performansı iyi miydi? 2- Takımını yeteri kadar taşıyabildi mi? Bu iki kritere uyan oyuncular içerisindeyse, yanındaki parçaların yetersizliğine rağmen bu kriterleri sağlayan oyuncu benim gözümde en değerlidir. Bu sebeple Kobe, LeBron, Wade gibi isimleri geçiyorum. Celtics ve Spurs şimdiye kadar ligin en iyi galibiyet yüzdesine sahip ekipleri olsa da, takım oyunu oynadıkları için çok ön plana çıkan isimleri olmadı. Şöyle bir bakınca etrafındaki parçalar nispeten daha yetersiz olmasına karşın Rose, Durant ve Amare göze çarpıyor. Bir de bunların haricinde istisna olarak Nowitzki… İstisna diyorum çünkü geçirdiği sakatlığın ardından batıda zirveye oynayan takımı tepetaklak oldu. Ve bu da değerlendirebilmemiz için çok somut bir kanıt sundu bize. Ancak her ne kadar üst üste mağlubiyetler alsa da, Nowitzki’li Dallas, kadro kalitesi olarak aşağıdaki isimlerin çok önünde olduğu için kendisini de eliyorum.

Durant Aralık ayından itibaren yükselişe geçti ve şu an ligin en formda isimlerinden. Ama sezona oldukça kötü başlamıştı. Belki sayı ortalaması kendisini bu konuda ele vermiyor -çünkü maç başına 25 şut civarında deniyordu sene başında- ancak takıma bazı maçlarda zarar verdiğini bile söyleyebilirim. Amare, Suns’tan ayrıldıktan sonra düşüşe geçmedi, aksine geçen seneye göre daha iyi göründü. Takımına baktığımızda iyi bir rotasyona sahip olduklarını da söyleyemeyiz fakat sistemin önemli faktör olduğunu düşünüyorum Knicks’te. İstatistikleri çok etkileyici belki ama tek başına, bir karakter ortaya koyarak çok fazla maç kazandırmadı Amare. Bir de yakaladıkları galibiyet yüzdesinde kolay fikstürün rolü azımsanamaz. Rose sezona çok iyi başladı ve birkaç maçlık iniş-çıkışları haricinde oldukça istikrarlıydı. Takımı şu an Heat’in hemen arkasında ve çok iyi bir kadroya da sahip değiller açıkçası. Zaten bir takımın en önemli silahlarından biri Deng ise kadro kalitesinin çok iyi olduğu söylenemez. Ayrıca sezonun bir kısmını Noah’sız, bir kısmını da Boozer’sız geçirdiler. Buna rağmen Rose takımını hep ayakta tutmayı başardı. Bu sebeple benim adayım Rose. /Soner

Tekrar belirtmek istiyorum ki siz de adayınızı yorum kısmına bırakırsanız memnun oluruz.

14 Ocak 2011 Cuma

Korkun Benden

Sakatlığı sebebiyle takımını uzun süredir yalnız bırakan Dirk'ün bugün de oynaması beklenmiyor. Bu fotoğraf değil belki ama Nowitzki'nin 2-3 içinde dönecek olması rakiplerin korkması için iyi bir sebep. Zira şu anda Mavs'den korkmak için hiçbir sebep yok. Takımın içler acısı hali Nowitzki'nin önemini gözler önüne seriyor...

9 Ocak 2011 Pazar

Küçük Detaylar-9 (Ne Sakatlıkmış Arkadaş)

27 Aralık'taki Thunder maçında sakatlanıp oyunu terk eden Nowitzki'nin çok önemli birşeyinin olmadığı ve kısa sürede takıma dönebileceği açıklanmıştı. Ancak beklenenden hayli uzun sürdü Alman yıldızın dönüşü. Öyle ki Mavericks'in yoğun fikstürüyle birleşince tuhaf bir istatistik çıktı ortaya. 12 yıllık kariyeri boyunca istikrar abidesi olarak anılan Nowitzki, bu dönemde bir sezon içerisinde en fazla 6 maç kaçırmış, 2001-2002 sezonunda. Thunder maçındaki sakatlığından sonra ise üst üste 7 maçtır takımdaki yerini alamıyor ve şimdiden en fazla maç kaçırdığı sezonu geçmiş durumda. O ve Butler'ın yokluğunda Mavericks'in 5 mağlubiyet-2 galibiyet aldığını ve eksiklerin beklenenden de büyük bir tahribata yola açtığını söyleyelim. Neyse ki bir aksilik olmazsa takımının 4 maçlık deplasman turnesinde yavaş yavaş forma giymeye başlayacağı açıklandı. Biz de sabırsızlıkla bekliyoruz kendisini yeniden parkede görmeyi.

23 Aralık 2010 Perşembe

Yıldızlar Kimlerin Belalısı

Efendim son zamanlarda istatistiklere epey sarmış durumdayım. Eğlenceli oluyor incelemesi falan. Hem ilginç bilgilere de rastlıyorum, bu bilgileri de elimden geldiğince sizlerle paylaşıyorum. Şimdi, başlık çok açıklayıcı olmayabilir o yüzden biraz açayım konuyu. Oyuncu bahislerini incelerken dikkatimi celbetti Kobe en yüksek sayı ortalamasını Bobcats'e karşı tutturmuştu. Sonra da merak ettim ligin elit skorerleri kariyerinin en yüksek sayı ortalamasıyla hangi takıma karşı oynuyor diye ve şimdi edindiğim verileri sizlerle paylaşıcam.

Kobe Bryant: Yukarıda da bahsettiğim gibi Kobe Bobcats'e karşı kariyerinin en yüksek ortalamarını tutturmuş 30.7 ile. Aslında bu kategoride Bobcats değerlendirmeye alınmalı mı emin değilim çünkü organizasyon olarak çok yeniler. Hatta organizasyon olarak yaşları Kobe'nin profesyonel kariyerinin yarısına falan tekabül ediyor muhtemelen. Kuruluşlarından beri üst düzey bir takım olamamaları da Kobe'nin ortalamalarında etkili olmuştur muhakkak. Tabi söz konusu isim Kobe olunca Toronto'ya bakmamak olmazdı. O da istatistiksel açıdan kahramanımızın ikinci gözdesi. 27.9 ortalama tutturmuş Toronto'ya karşı Kobe.

LeBron: LeBron'u listedeki diğer isimlerle kıyaslayacak olursak önemli bir avantajı var. O da kariyerinin başından beri Cavaliers'ta tek tabanca olması. Ama LeBron'un en yüksek ortalamaları açıkçası benim aklımın ucundan bile geçmeyen bir takıma karşı: Boston. Yaklaşık 3 yıldır ligin en iyi savunma takımlarından kabul edilen Celtics'e karşı 31.1 ortalamayla oynamış geride kalan 25 maçta. Gerçekten etkileyici bir istatistik.

Dwyane Wade: O da Kobe gibi kariyerinin bir kısmını Shaq'la geçirdi. Skorer oyuncuların Shaq'la beraber oynamasının o dönemlerde kendilerine getirdiği en önemli dezavantaj takımdaki top paylaşımıdır muhtemelen. Tabi işin ucunda yüzük varsa gerisi kayda değer bile değil. Wade'in en yüksek ortalamaları tutturduğu takım 13 maçta 29.5 ile Golden State.

Allen Iverson: Şimdilerde ligimizde boy gösterip Beşiktaş adına parkede pek katkı veremese de NBA'in gelmiş geçmiş en önemli skorerleri içinde rahatlıkla sayabiliriz kendisini. Toronto-Iverson ikilisini yan yana görünce Doğu finali gelir akla hemen. Ama bu ikilinin başrolünde olduğu ilginç bir veriyi de dün öğrendim. Iverson kariyeri boyunca en yüksek ortalamaya Toronto maçlarında ulaşmış. 49 maçta ortalama 29.7 sayı göndermiş Raptors potalarına AI.

Tracy McGrady: Profesyonel kariyerini üçe ayırabiliriz T-Mac'in. Carter'ın gölgesinde skor üretkenliğinden uzak geçen ilk yıllar, Orlando dönemiyle başlayıp Houston ile devam eden performansının tavan yaptığı dönem. Bu döneme 2 sayı krallığı sığdırdığını da söyleyelim kendisinin. Son olarak sakatlıkla beraber yaşanan düşüş. Yani aslında T-Mac'in sayı istatistikleri ve ne kadar verimli bir skorer olduğu tartışmaya çok açık. Kariyerinin en iyi ortalamasını 23.4 ile Utah'a karşı yakalamış veteran yıldız. (Şunu eklemeden edemeyeceğim. 2005 öncesinde, özellikle ısındığı zaman NBA'in açık ara en iyi skoreri oluyordu. Gerçek anlamıyla durdurulamıyordu yani. Sakatlıklar nedeniyle yazık oldu kendisine. / Can)

Dirk Nowitzki: Geçtiğimiz günlerde Bird'ü geride bırakan Nowitzki de ligin istikrarlı skorerlerinden olmuştur. Onun da LeBron gibi en yüksek ortalaması 27.4 ile Boston'a karşı.

Son olarak yazmazsam içimde kalacak. Yukarıdaki ismi geçenler gerçekten çok büyük ve lige bir şekilde damga vurmuş oyuncular. Kimi kazandığı yüzüklerle, kimi hırsıyla, kimi istikrarıyla, kimi de tarzıyla. Bir diğer ortak noktaları ise skorer kimlikleri. Ama öyle biri var ki, o adamın sezon ortalaması değil, herhangi bir takıma karşı ortalaması değil, kariyer sayı ortalaması 30.1. Üzerine fazla söze gerek yok sanırım. (Bahsettiğim kişi Chamberlain değil)

20 Temmuz 2010 Salı

Nowitzki Dünya Şampiyonası'nda Yok

2009 sonbaharında geleceğini açıklamıştı Nowitzki sözde. Almanya basketbol federasyonu da "Bize Wild Card verilirse Nowitzki gelecek, bundan şüpheniz olmasın" demişti. Almanya'ya Wild Card verildi. Ama Nowitzki kararından döndü. Türkiye'de forma giymeyecek Alman yıldız. Bir yıldır "Nowitzki varsa ben de varım" diye ortalıkta dolanan Kaman'ın da bu karar sonrasında gelmeyeceğini düşünüyorum turnuvaya.

Eee o zaman baştan "Nowitzki yok" deseydiniz ya kardeşim. Wild Card'ı Dominik Cumhuriyeti'ne vereydiler. Biz de FIBA Americas'da fırtınalar estiren takımı izleme şansını elde etseydik. Kim ne yapsın Nowitzki'siz Almanya'yı?

Tabii 2012 Olimpiyatları için eleme niteliği taşıyan Eurobasket 2011'de yerini alacakmış Nowitzki, bu turnuvayı biraz daha anlamsız bulmuş. Bu gidişle düzenlenen turnuvaların sıklığı gözden geçirilecek herhalde. Her sezonun ardından yazın milli takıma katılmak zorunda hisseden oyuncular (özellikle de NBA oyuncuları) bir süre sonra bu tempodan hem yoruluyorlar, hem de sıkılıyorlar. Arada bir yazı kendilerine ayırmak istiyorlar, sonra biz de yıldızsız turnuvalar izlemek zorunda kalıyoruz. Özellikle Eurobasket 2009 ve bizim düzenlediğimiz 2010 Dünya Şampiyonası çarpıcı örnekler olarak göze çarpıyor...

4 Temmuz 2010 Pazar

Nowitzki Şaşırtmadı

Takımda kaldı, Mavs'den 4 senede 80 milyon dolar alacak. Ayrıca 4-5 gün önce son sene opsiyonunu kullanmayacağını yazdığımda, kontratına "Onayı olmadan takas edilemez" maddesi koyduracağını söylemiştim. Bu madde de artık yer alıyor kontratında Nowitzki'nin. Yani kendisi ayrılmak istemedikçe, Mavericks forması giyecek... Joe Johnson'a teklif edilen kontrata göre daha az kazanacak Alman yıldız. Böyle bir yer işte NBA. Tabii bunda Nowitzki'nin, Mavericks'in salary cap açısından biraz da olsa rahatlaması için, maksimum kontrattan biraz daha düşük bir miktarı kabul etmesinin payı var. Sonuç olarak yıllardır oynadığı takımdan ve şehirden kopamadı Nowitzki. Aslında içten içe istiyordum ayrılmasını ve yüzük için ciddi şansı olan bir takıma gitmesini. Mavs'in gerçek anlamda bu yarışa dahil olması için, önemli serbest oyunculardan birini sign & trade yoluyla takıma katması lazım, ki ben bunun gerçekleşeceğine ihtimal vermiyorum pek. Örneğin rakiplerden Lakers Blake'i kadroya katarak müthiş bir gelişme kaydetti.

%90 ihtimalle kariyerini Dallas'ta bitireceğinin şerefine, çaylak yılında Detlef Schrempf'e karşı çekilen fotoğrafı paylaşıyorum. Arkada eski hocası Don Nelson da dikkat çekiyor...

30 Haziran 2010 Çarşamba

Serbest Oyuncu Piyasası Coştu (Nowitzki de Serbest)

Aslında Nowitzki'nin kontratının son sene opsiyonunu kullanmayacağı Paul Pierce'dan önce ortaya çıktı ama onun Mavs'de kalma ihtimali %95 (sanki istatistiki veri var elimde) civarı olduğu için yazma gereği hissetmemiştim. Ama yazalım da eksik kalmasın, sonra başka bir takıma gider falan, yazmadığımızla kalırız.

Evet işte efendim, Nowitzki de serbest kaldı kısacası. Ancak bunun arkasındaki neden ayrılma isteği değil. Serbest kalmasındaki ana nedenler kontratını uzatmak yerine yeni bir kontrat imzalayınca takası vetolama hakkına dair bir madde koydurabilmesi ve aynı zamanda sözleşmesinin gelecek sene yapılacak toplu iş sözleşmesinden etkilenmeyecek olması. Eğer gelecek sezon oyuncularla takım sahipleri arasındaki yapılacak sözleşmede maksimum kontrat değerlerinde bir oynama yapılırsa, Nowitzki bundan etkilenmeyecek.

En azından beklentiler bu yönde değil. Mark Cuban başta olmak üzere neredeyse kimse Nowitzki'nin Dallas'tan ayrılmasını beklemiyor. Tabii blog'da daha önce birkaç defa belirttiğim üzere Mark Cuban aynı şeyleri Nash için de söylemişti. Ancak o hiç düşünmeden Suns ile anlaşmıştı ve Cuban'ı ortada bırakmıştı. Tabii Nowitzki'nin olayı farklı. Mavericks tarafından draft edildi, daha doğrusu draft günü takas ile alındı ve o günden beri takımın simgesi haline gelmiş durumda. Belki bir LeBron kadar pazarlanamıyor Alman yıldız ancak LeBron Cavs taraftarı için ne ifade ediyorsa, Dirk de Mavs taraftarı için o, hatta daha bile fazlası. 19 yaşından beri aynı şehirde Nowitzki ve Mavs neredeyse her sezon zirveye oynadı. Bu nedenle takımını ve şehrini 'satması' çok da olası gözükmüyor Nowitzki'nin.

Ha ama ufak bir detay var bana göre gözden kaçan. Aslında gözden kaçan değil de benim dikkatimi çeken. Mavs senelerdir zirveye oynasa da ciddi anlamda kupayı kaldıracak bir takım görüntüsü vermedi ve Nowitzki bundan bıkmış olabilir. Belki de bir yüzük istiyordur. En azından ben kendimi onun yerine koyduğumda bu düşüncede olabilirdim.

Ama tabii ben sadece mantıklı bir açıdan bakarak, duyguları tamamen dışarıda bırakarak bunu söylüyorum. Yukarıda yazdığım gibi Nowitzki'nin ayrılması hiç beklenmiyor. Aslında ayrılsa ve yüzük kovalasa ben saygı duyarım kendisine ayrı konu.

10 Mayıs 2010 Pazartesi

Şerefe Dirk

Fotoğraf 2-3 gün öncesine ait ben dün gördüm ama gündem yoğundu anca paylaşıyorum. Yazın yola ufak da olsa bir şampiyonluk umuduyla çıkan, All-Star arasında Butler ve Haywood ile daha da inanan ancak ilk turda elenerek hayalleri yıkılan Nowitzki, bu sezonu unutmak için baya sağlam içiyor. Yarasın. Bu çabaları sonunda unutamazsa belki de kendisini serbest oyuncu olarak görürüz...

Dirk'ün alkolle olan geçmişi için:
Tık 1
Tık 2

10 Nisan 2010 Cumartesi

The Big Nowitzki


Link

Bilmeyenler için, Coen biraderlerin en önemli filmlerinden biri ve sinema tarihine geçmiş bir baş yapıttır The Big Lebowski. Jeff Bridges'ın bedeninde Dirk'ün suratını görünce kontrol dışı gülmeye başladım.

19 Aralık 2009 Cumartesi

Bahtsız ve Dişsiz Bedevi Landry

Dün Nowitzki'nin istemdışı dirseği sonucu 3 dişi kırılan Landry'nin geçmişteki diş vakalarını çıkarmışlar hemen. İlginç bir şekilde Mutombo'nun dirseğinin haberini hatırlıyorum ama Boozer'ın pozisyonunu izleyene kadar kafamda canlandıradım. Ancak öyle anımsadım. Mutombo'nun kırdığı dişin yerine geçici bir diş taktıran Landry'e Boozer "Bu olmamış git bir daha yaptır" demiş.

Gerçi Mutombo'nun dirsekleri çok meşhurdur, NBA'de herhalde 30 oyuncuyu falan sakatlamışlığı vardır, ondan Mutombo'nun haberini hatırlıyor olabilirim. Buyrun size Boozer - Landry pozisyonu ile Landry'nin dişçi macerası. İkinci videoda ise Landry'nin Utah maçından hemen sonra Craig Sager'a verdiği eğlenceli röportaj.

Geçmiş olsun Landry.


Link


Link

Houston Dallas'a Diş Geçirdi (!!)


Link

Dün gece Nowitzki bir pozisyonda çembere penetre ederken dirseğiyle Landry istemeden de olsa sağlam bir şekilde vurdu. Öyle bir çarpışma ki, Landry 3 dişini kaybediyor ve bunlardan 2'si Nowitzki'nin kemiğine kadar saplanıyor. Evet kibarca "Oha" şeklinde bir tepki verebiliriz herhalde. Ayrıca Houston televizyonunda maçı sunan spikere ve yorumcuya göre Landry ağızlık takıyormuş ve buna rağmen 3 dişini kaybetmiş 'yılın 6. adamı' adayı. Ama ağızlığı varken o dişler nasıl Nowitzki'nin koluna saplanıyor? Bunun açıklaması beni aşıyor.

Pozisyondan sonra Nowitzki son birkaç maçtır sol eliyle bolca atış kullanan Kobe'ye "Sen yaparsın da ben yapamaz mıyım?" şeklinde bir mesaj gönderdi. Daha sonra maça döneceğini düşünerek serbest atışları sol eliyle kullandı ve 1/2 atıp soyunma odasına tedavi olmaya gitti. Serbest atış demişken, aslında elbette bir hücum faul var burada ama sonuçta yukarıda belirttiğim gibi bilerek değil, topu kaçırmak isterken olan bir çarpışma. Konuya dönelim, soyunma odasına giden Nowitzki, sakatlığı ciddi olduğu için geri dönmedi. Zaten dişler kemiğe kadar girmiş yani, dönmemesi kadar doğal birşey yok. Yarınki maçta da oynaması şüpheliymiş. Landry de tabii ki 3 dişi kırıldığından dolayı geri dönmedi.

Bu noktada Danny Granger'a bir "Helal" demek istiyorum, zira kendisi geçtiğimiz sene Pierce'ın altında kalmıştı ve 2 ön dişi kırılmıştı. Hiç istifini bozmadan maça devam etmişti. Landry'i küçümsemiyorum, Granger'ı alkışlıyorum.

Bu arada maçı da Nowitzki'nin yokluğunu iyi değerlendiren Houston, Tim Thomas'ın maçı uzatmaya götürmesine rağmen, maçı kazanmasını bildi. Israrla Nowitzki'nin saç bandıyla 6 maç üstüste kazanıp kazanamayacağını sorguluyordum, böylece nazar değdirmiş oldum. Bunun için de özür dilerim Alman yıldızdan.

Landry'e de Nowitzki'ye de geçmiş olsun.

17 Aralık 2009 Perşembe

Sihirli Saç Bandı

Dirk Nowitzki'nin uğur için bu sezon saçlarını uzattığı haberini daha önce vermiştim. Hatta daha sonra kestirdiği için kendisini tebrik etmiştim ve sezona mağlubiyetle başladıkları için yeniden uzatır mı diye sormuştum. Gerçekten de Nowitzki saçlarını o noktadan sonra hiç kestirmedi ve saçları artık yeniden saç bandı takacak kadar uzadı. Atlanta Hawks maçından beri parkelerde saç bandıyla esiyor Dirk Nowitzki. Herhalde daha ilk maçta saç bandı sihirini gösterememişti ki, Mavs Alman oyuncunun 32 sayısına rağmen Hawks'a 80-75 mağlup olmuştu. Ancak ondan sonraki 5 maçı üstüste kazandılar. Şimdi 6'ya gidiyorlar. 6 niye önemli? Çünkü Mavs tam 153 maçtır 6 galibiyet üstüste alamıyor. Bakalım kritik maç yarın gece Houston'a karşı. Onu kazanırlarsa 2007-2008'daki 7 maçlık galibiyet serisini Cavs karşısında geçmeyi deneyecekler. Ayrıca Nowitzki'nin şaç bandıyla oynadığı 6 maçta tam 4 kere 30 sayıyı geçtiğini söylemeliyim. Bundan önceki 20 maçta da ancak 4 kere geçebilmişti bu rakamı.

Bakalım saç bandı bir kandırmacadan ibaret mi yoksa gerçeketen 2006-2007 sezonunun ışıltılarını görecek miyiz?

Not: Bütün rakamlar ve istatistikleri kendim çıkardım ve ilginç bulduğum için paylaştım. Herhangi bir yerden alıntı değildir.

28 Ekim 2009 Çarşamba

Nowitzki Uğurunu Bozdu

Wizards maçında Nowitzki'nin, yaz boyunca uğur olarak uzattığı saçlarını kestirdiğini farkettim. Benim dediğime gelmiş, çok daha yakışmış, aferin Nowitzki =P

Ama uğurundan vazgeçmesi, belki de sezonun mağlubiyetle başlamasına sebep oldu. Ne dersiniz finallere kadar yeniden uzatır mı saçlarını?

21 Ekim 2009 Çarşamba

Nostaljik Komik

Not: Biliyorum kaçtır Nowitzki'yi koyuyorum komik resim olarak. Kendisi ile bir alıp veremediğim yok ama bir oyuncu bu kadar da malzeme vermemeli yahu =)

19 Ekim 2009 Pazartesi

Alkol Komikliklerin Anasıdır - 2

Eminim hemen her NBA yıldızı bu duruma düşüyordur. Ama özellikle Nowitzki'nin arkadaşları fotoğraf çekmeye oldukça meraklı zannedersem. Bu arada Nash'in surat ifadeleri gerçekten inanılmaz. Bakıp bakıp sırıtmamak elde değil.

18 Ekim 2009 Pazar

Alkol Bütün Komikliklerin Anasıdır

Hanım kızımızın üstündeki t-shirt'ten anlaşılacağı gibi, fotoğraf 2006 yılından, yani Mavs'in finale çıktığı sezon. Kaçıranlar için; küpelere dikkat çekmek istiyorum. Nowitzki kafayı çekmese şampiyon olur muydu acaba?

17 Ekim 2009 Cumartesi

İmaj Hiçbir Şeydir, Uğur Herşey

Dirk Nowitzki 2006'dan beri genellikle kısa olmak üzere, değişik saç stilleri kullanıyordu. Bu sene uğur yapmak için saçını uzatmaya karar vermiş. Bence hiç olmamış ama kendisine yakıştırıyorsa sorun yok. Uzun saç aslında fena gitmiyordu Dirk'e ama bu sefer fazla uzatmış sanki. Mavericks'in finale çıktığı sene, Dirk'ün saçları uzundu. Eğer bu sezon, Lakers ve Spurs'ü geçip finallere kalacak olurlarsa, 'uğur' kelimesi bana da değişik şeyler ifade etmeye başlayabilir.
Bu arada özellikle üstteki resimde birisine benzetiyorum ama bir türlü bu kişiyi çıkaramadım. Sizin benzettiğiniz biri varsa söylerseniz sevinirim.