BIY AD

Dwight Howard etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Dwight Howard etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

18 Nisan 2011 Pazartesi

Dwight Howard Yılın En İyi Savunmacısı

120 spor yazarı ve televizyoncunun verdiği oylarla yapılan seçimde, Üçüncü kere üst üste aldı ödülü Dwight Howard. 114 kişi onu 1.'liğe layık görürken, 5 kişi 2.'liğe yerleştirdi. Toplam 119 medya mensubundan oy aldı yani... Oy vermeyen 1 kişi kim acaba? Onun dışında Keith Bogans'a yılın savunmacısı için 1. sırada oy veren spor yazarının, gelecek sezon oy hakkı elinden alınmalı bence.

Birazcık değerlendirme yapacak olursam bu konuda, Dwight Howard'ın önümüzdeki 5 sene içinde en azından 3 veya 4 kere daha bu ödülü kazanacağını düşünüyorum. Bu da onu açık ara öne çıkaracak bu ödülün tarihinde. Bugüne kadar en fazla yılın savunmacısı seçilen oyuncular Ben Wallace ve Mutombo 4'er kere ile. Dwight'ın bu üst üste 3. ödülü oldu. Önümüzdeki senelerde Magic veya gideceği takım çok büyük bir düşüş yaşayıp playoff dışında kalmazsa, her sezon sonudna Howard 1 numaralı favorisi olacaktır bu ödülün. Taa ki yaşlanıp, ayak hızını ve atletikliğini yavaş yavaş kaybedene kadar. Daha 26 yaşında olduğunu unutmayalım Howard'ın, yani yakın gelecekte böyle bir ihtimal yok... Şu an ligd Garnett, Chandler ve Bogut gibi isimler dışında Chandler'ın seviyesine yaklaşabilecek bir oyuncu görmüyorum. Garnett de artık 35 yaşına geldi. Kısacası büyük bir dominasyon göreceğiz gibi önümüzdeki senelerde de.

7 Nisan 2011 Perşembe

Howard Playofflar'da Ne Yapacak?

Dwight Howard hatırlarsanız bu sezonun başlarında 10 saniye boyunca serbest atış kullanmadığı için bu hakkını kaybetmişti. Dün yine aynı harekete imza attı ve serbest atış kullanmayarak topu rakibe verdi. Üstüne de 18. teknik faulünü aldı. Bu da 1 maçlık ceza demek. Tabii ki Bulls ve Thibodeau'nun işine yaradı bu olay. Çünkü Magic sonraki maçını Bulls ile yapıyor ve Bulls da hala Spurs'den NBA 1.'liğini almayı planlıyor. Lakers'ın önünde bitirecek olmaları asıl önemli konu olsa da, Spurs'ün de finale çıkma ihtimali yok değil. Şansları varken zorlayacaklardır o yüzden onların da önüne geçmeyi.

Ama Howard'a dönelim. Arkadaşım bu nedir ya? 18 tane teknik faul. Rasheed Wallace bıraktı, sen coştun iyice. Peki iş ciddiye bindiği zaman Howard kendisini tutmayı başarabilecek mi? Playofflar'da yanlış hatırlamıyorsam 7 teknik faulden sonra bir maç ceza alıyordun. Hadi diyelim Hawks'u elediniz yarı finalde Bulls'a karşı bir maç ceza aldın. Ne olacak o zaman? Ama bence Magic'in çok da fazla korkacak bir şeyi yok bu konuda.

Çünkü olay esasında Howard'dan çok hakemlere bağlı. Playofflar'da bu kadar kolay teknik faul çalabileceklerini zannetmiyorum. Zaten maçlar ilerledikçe bu 'oyuna saygı' kurallarını mümkün olduğunca esnettiler. Ama tabii playofflar normal sezona benzemiyor, fauller de çok daha sert oluyor. Dwight Howard her zaman yaptığı gibi ufaktan dirseklerini gösterirse rakiplerine, NBA cezasını kesecektir. İki sezon önce Dalembert'e attığı dirsek yüzünden bir maç ceza almıştı zira kendisi. Yani teknik faullerden yana çok sıkıntısı olacağını düşünmüyorum ama her zaman sinirlenip maç cezası alması gibi bir ihtimal var. Eh takımın %50'sini oluşturan Howard'ın ceza alması da korkunç bir durum Magic için. O yüzden kendisini tutmayı bilmeli Howard, her ne kadar hakemler teknik faulleri daha az çalacak olsalar da.

Şu 10 saniye olayı ise playofflar'da hiç konu bile edilmeyecektir bence. 15 saniyeye falan uzatmadıkça bir oyuncu, kolay kolay çalınacağını zannetmiyorum. Bir sayı farkla biten maçta şu düdüğün sonuca etki ettiğini düşünsenize... Çok saçma. Bu zaten özellikle 20-30 saniyelere çıkan ve oyunu soğutmak, rakibi baymak amacında olan oyunculara karşı konulmuş bir kural. İnternetteki maç özetlerinde gözükmüyor ama ben maçta gördükten sonra geri sarıp saydım, 9 saniyede çalıyor hakem düdüğü. Artık saçmalığın daniskası...

29 Mart 2011 Salı

Howard Aynı Howard

Howard dün gece oynanan Knicks maçında aldığı teknik faulle bu sezonki teknik faul sayısını 17'ye çıkardı. Bu kategoride ona en yakın isimler ise 15 ile Stephan Jackson ve Amar'e. Bilindiği gibi NBA'de kurallar gereği, oyuncular sezon içinde 16. teknik faulde ve daha sonra yaptıkları her 2 faulde bir 1 maç oynamama cezası alıyor ve Howard henüz geçtiğimiz günlerde 16. faulüne ulaşarak takımını bir maç yalnız bırakmıştı.

Amerikan basınında Howard'ın takımını ateşlemek ve teknik faul almak arasında bir balans sağlaması gerektiğinden bahsedilmiş ve eklenmiş: "Howard senelerdir kendisine yakıştırılan "Mr. Nice Guy" lakabından sezon başı itibariyle sıyrılmak ve daha ciddi gözükmek adına bir takım kararlar almış fakat onun doğası gereği bu sıfattan sıyrılması çok da kolay olmayacak".

Howard ise yaptığı açıklamalarda şunları söylemiş: "Ben hala aynı adamım. Ne zaman gülen adam ne zaman ciddi adam olacağımı biliyorum. Sezon başında bazı takım arkadaşlarım yanıma gelip benim değişmemi istemediklerini söyledi. Çünkü onlarla birçok güzel anım vardı. Bazı insanlar ise beni daha ciddi görmek istediklerini söylüyorlar. İnsanlar maçları izlemeye, eğlenmeye geliyorlar. Ben bir dövüş sporcusu değilim. Sadece eğleniyorum hepsi bu".

Ben Howard'ın genel olarak çok eğlenceli biri olduğunu düşünüyorum. Bazı insanlar onu daha ciddi görmek istiyor olabilirler. Fakat o maç esnasında tüm varlığıyla mücadele ediyorsa -ki ediyor- bence onun ciddi olmaması çok da problem değil. Sonuçta esas yapması gerek işi ciddi yaptığına göre sahada sürekli güler yüzlü olması veya suratı asık olması benim açımdan çok da önemli değil.

Bu arada teknik faullerini de anlayışla karşılıyorum. Zamanında Shaq da aynı olaya maruz kalıyordu. Tamam belki normal insanlar gibi bir fizik yapısına sahip değiller fakat onların da insan olduklarını ve canlarının yanabileceğini unutmamak gerekir. Neticede bazı maçlarda adeta dayak yiyorlar ve sürekli vücudunun bazı yerlerine darbe almak bir noktadan sonra her insanın canını sıkar.

25 Mart 2011 Cuma

"MVP Belli: Rose"

Magic koçu Stan Van Gundy'ye göre MVP ödülünü kimin kazanacağı daha şimdiden belli: Derrick Rose. Van Gundy'nin açıklamaları şu şekilde: "MVP yarışı bitti. Medya kararını vermiş gözüküyor ve ödülü kazanan Rose olacak. Ben sadece duyduklarım ve okuduklarımdan bunu anlayabiliyorum. Rose'dan başkasının kazanacağı yönünde medyadan hiçbir şey duymadım ve okumadım. Eğer bu ödülü o almazsa bu benim için gerçek bir şok etkisi yaratacaktır."

Uzunca bir süredir Howard'ın MVP olabilmesi için bir kampanya yürüten Van Gundy sözlerine şöyle devam etmiş: "Ribaund, skor ve defansif katkı olarak Howard'ın yaptığı etkiyi yapabilen herhangi bir oyuncu göremiyorum. Bana kalırsa Rose da müthiş bir oyuncu. Onun bu ödülü alması benim için bir sorun yaratmaz, sonuçta doğunun zirvesindeler. Fakat birçok kategorideki katkılarını göz önüne aldığımda Howard'ın etkisinin daha büyük olduğunu düşünüyorum."

Spor yazarları ve yapımcıların oylarıyla belli olan MVP ödülünün sahibi için şu anda öne çıkan isimler Rose, Howard ve Lebron. Howard'ın bu seneki istatistikleri gerçekten büyüleyici ve takımı sezon başından beri tek başına sırtlıyor desek yanlış olmaz. Fakat MVP olmak için istatistikler tek başına yeterli olmuyor, takımın başarısı da çok önemli bir faktör. Bulls henüz yeni yapılanmalarının ilk senesinde çok büyük bir başarı yakaladı ve bunda aslan payı Rose'a ait. (Koç Thibodeau ve yerleştirdiği oyun anlayışını da es geçmeyelim). Ayrıca hem istatistik hem de oyun olgunluğu olarak Rose'un da kendini fazlasıyla geliştirdiğini söyleyebiliriz. Benim de MVP yarışında favorimin Rose olduğunu araya sıkıştırayım.

Hal böyleyken Van Gundy'nin, Türk futbolunun klişe olmuş (Şampiyonun çok önceden belirlendiği) yorumlarını anımsatan bu açıklamalarının gereksiz olduğunu söyleyebilirim. Oyları kullanacak kişileri etki altında bırakmayı deniyor olabilir çünkü normal sezonun bitiminin ardından oylar verilecek. Geçtiğimiz günlerde Stern'den aldığı ayarın ardından rotayı MVP yarışına çevirip yeni bir tartışma yaratmayı başarmış.

24 Mart 2011 Perşembe

Playoff Sonuna Kadar Sakallar Fora

Magic oyuncuları birlik ve beraberlik içinde olduklarını göstermek amacıyla, ortak bir paydada birleşmek için playoff sonuna dek sakallarını uzatma kararı almış. Onların bu kararı alma yolundaki alternatif fikirleri reddetmeleri kısmı ise oldukça eğlenceli olmuş.

Howard'ın açıklamaları şu şekilde: "Tüm takım olarak bütünleşmek için bir şeyler yapmayı düşünüyor ve olasılıklar üzerinde konuşuyorduk. İlk olarak saçlarımızı tamamen kazıtmayı düşündük. Fakat bu bazılarımız için -benim için- çok da güzel bi tercih olmazdı. Daha sonra takım halinde saçlarımızı uzatmayı düşündük. Fakat birçok oyuncunun kafası kelken bunu nasıl yapabilirdik ki... Gerçekçi olup bu fikirden vazgeçtik. Kafasının birçok yeri kel fakat bazı yerlerinde uzun saçlar olan adamlar gerçekten komik görünürdü. Sakal ise ortak olarak gidebileceğimiz tek yoldu ve playoff sonuna kadar sakallarımızı uzatmaya karar verdik." Quentin Richardson'da bu durumun çok eğlenceli olduğundan bahsetmiş ve takım içinde birliktelik olacağını belirtmiş.

Bana göre bir takımın tüm oyuncularını ortak paydada birleştirme düşüncesi kulağa hoş geliyor. Sonuçta milyon dolarlık adamlar ve birçok yıldız egosu yüzünden bu tür işlere girmek istemeyebilir. Fakat biz Howard'ın nasıl eğlenceli biri olduğunu ve görünüşünü çok da kafaya takmayacağını biliyoruz. Sakal uzatma konusunda ise onlara tecrübeleriyle yardımcı olabilecek Arenas gibi bir liderlere sahipler. Sezon sonuna kadar oyuncuların suratlarındaki değişimi izlemek oldukça keyifli olacak.

11 Mart 2011 Cuma

Jordan'ın MVP'si Rose


Chicago Bulls formasıyla NBA'e damga vuran, insanların bu oyunu sevmesindeki en önemli etkenlerden biri olan ve şu an Bobcats'te yöneticilik yapan Jordan MVP adayını seçmiş. Kendisinin de formasını giydiği Chicago'nun yıldız oyuncusu Derrick Rose sezonun bu bölümüne kadar gösterilen performanslara göre Jordan'ın MVP adayıymış. Peki bir düşünelim Jordan kendisi gibi Chicago forması giyen ve Chicago şehrine tekrar heyecan getiren Rose'a kıyak geçmiş olabilir mi? Hiç ama hiç sanmıyorum.

MVP yarışına bir bakalım. Boston ve Spurs ligin tepesindeler ancak bu takımlardan ön plana çıkan -MVP olacak kadar- bir isim olduğunu düşünmüyorum, Howard iyi ama Orlando Doğu'da 4. sırada onu da geçiyorum. Durant'in rakamları iyi ancak onun da MVP seviyesinde olduğunu düşünmüyorum. Kobe'nin ve Lakers'ın normal sezon performansı da -en azından all-stara kadar- ortada onlarda lig liderliği yarışında geride kaldı, ayrıca Kobe'nin de istatistikleri çok iyi değil, onu da geçtim. 3 aday var benim gözümde. Son düşüşten sonra Miami'de Doğu'da 3. sıraya düştü ancak LeBron'un rakamları hala fazlasıyla etkileyici. LeBron özellikle Miami Doğu'da 2. sıraya tekrar çıkarsa önemli adaylardan biri olacaktır. 2. adayım Nowitzki. Ancak Lakers'ın müthiş performansından sonra onlarında Batı'daki 2. sırada kalmaları zor gözüküyor. Dallas Batı'yı ilk 2'de bitirirse Dirk de büyük aday. 3. aday için ise Jordan'la aynı fikirdeyim: Derrick Rose. Ancak burada kritik nokta Doğu'da ve Batı'da 2. kimin olacağı. Bildiğiniz gibi MVP ödülü takımın başarısıyla direk ilgili. Eğer Chicago Doğu'da 2. olursa benim de adayım Rose. Ancak Dallas Lakers'a, Chicago'da Miami'ye geçilebilir. Bugünkü Chicago-Dallas, Lakers-Miami maçları çok kritik. Ancak sezon şu anda bitseydi benim de oyum Rose'a giderdi. Yani Jordan'a hak veriyorum ben de seçiminde. Bu arada eğer Rose MVP seçilirse Chicago formasıyla bu onuru yaşıyan Jordan'dan sonra ikinci isim olacak.

8 Mart 2011 Salı

Howard Magic'te Kalmak İstiyor

Geçtiğimiz günlerde geleceği hakkında bir röportaj yapan Howard, Magic taraftarlarını sevindirecek açıklamalarda bulunmuş. Orlando'yu çok sevdiğini, bu şehrin kendisi ve kariyeri için oldukça iyi bir yer olduğunu söyleyen Howard, şimdilik tek düşüncesinin şampyonluk yüzüğü olduğunu ve yüzüğe de yalnızca Magic formasıyla ulaşmak istediğini belirtmiş. Bildiğiniz gibi Howard'ın kontratı iki sene sonra bitiyor ve yıldız oyuncu henüz takımıyla kontrat uzatmadı.

Hatırlarsanız bir hafta kadar önce benzer açıklamaları Nash de yapmıştı. Bu oyuncular, kariyerlerini söyledikleri doğrultuda devam ettireceklerse eğer, profesyonellikten uzak davranacakları bir gerçek. Ama yükselmek adına takımdan ayrılmak yerine, bulunduğu şehri sonuna kadar benimseyip, bünyesinde olduğu takımı yükseltmeye çalışan oyuncular lig genelinde daha saygın bir şekilde anılıyor. Suns ile birlikte Nash'in atacak kurşunu kalmadı belki ama Howard'ın söylediklerini gerçekleştirebilmesi için önünde çok uzun yıllar var, tabi ki Magic doğru yönetilirse. Şimdilik durum pek iç açıcı değil gibi. Bu sene yapılan takas hamlelerinin işe yaradığı söylenemez ve açıkçası şampiyonluk şansları bence yok. İşin kötüsü Magic'in kadro yapılanması da gelecek için ümit vermiyor. Arenas, Hidayet gibi, yüklü kontratlarının hakkını parkede verebilme ihtimalleri az olan oyunculara sahipler ve önümüzdeki yıllarda bu oyuncular Magic'in elini kolunu bağlayabilir. Zaten son birkaç aydır takımı tek başına sırtlayan Howard, bu durumu ne zamana kadar kabullenir, işte bu sorunun cevabı Howard'ın Magic'te kalıp kalmayacağının da cevabı olacaktır.

5 Mart 2011 Cumartesi

Dwight Howard Cezalı


Link

01:10'a bakarsanız direk pozisyonu izleyebilirsiniz. Sonunda başardı Dwight Howard 16. teknik faulünü almayı ve Pazartesi günü oynayamayacak bu nedenle. Howard iyi uğraştı ceza alabilmek için. Yanılmıyorsam NBA yönetimi 3 kere ona çalınan teknik faulleri geri aldı ama buna rağmen daha sezonun bitimine 1.5 ay varken ulaştı Howard 16 rakamına.

Tamam genellikle süper salakça teknik fauller alıyor, gerek itirazdan dolayı gerek boş yere sinirlenmesinden dolayı. Bu nedenle de çok eleştiriliyor ki bütün bu eleştirilere sonuna kadar katılıyorum. Ama bazen de hak vermeden edemiyorum Howard'a. Şu teknik faul aldığı pozisyonda 3 tane faul yapılyor. Noah zaten direk kafasına son derece sert bir darbe indiriyor, sonrasında ise hem Noah hem Korver, Howard'ın sıçramasını engelliyor koluna vurup, çekerek. Sinirlenmeyecek de ne yapacak Howard yani? Tamam takımın yıldızı, onun oyunda olması çok önemli falan filan ama insan be kardeşim bu adam da. Shaq zamanında çok iyi açıklamıştı "Büyük olabilirim ama ben de insanım, canım yanıyor faullerde" diye. Howard da cüsse olayından dolayı müzdarip... Adam ayıcık diye dan dun vursalar bile sesini çıkarmıyor hakemler. Mesela bu pozisyonda da Noah'nın hareketine sportmenlik dışı faul çıkmadı. Halbuki çok net kafasına vuruyor Howard'ın hem de son derece sert bir şekilde. Diyorum ya, kim olsa sinirlenmez ki... Belki Tim Duncan? O bile tepki verecektir şu faullere yani. Güçlü diye vurun çocuğa vurun, o etten kemikten değil çünkü...

26 Şubat 2011 Cumartesi

Gölge Etme J-Rich


Link

Daquean Cook'un topuna pas arası yapan Jameer fastbreak'e çıkarken Durant'e takılıp yeri boyluyor. Arkadaşını yerden kaldırmaya gelen Jason Richardson da zeminin azizliğine uğrayıp kayınca o da Jameer'in üzerine kapaklanıyor. Ardından takımın küçük ağabeyi Howard gelip kedi yavrusu kaldırır gibi kaldırıyor yerden Nelson'ı... Magic'li oyuncuların keyfi yerindeydi dün gece. Uzun zamandır güven veren basketbol oynamıyorlardı ama dün gece Thunder'ı devirmeyi başarmışlar. Birkaç gün önce takım arkadaşlarını kötü performanslarından dolayı haklı olarak eleştiren Howard da dün geceyi 40 sayı-15 ribaund ile tamamlamış. Süper yıldızın bu çabaları her zaman sonuca yetmeyebiliyor, laf aramızda Magic'in sözde silahlarının da kendine gelmesi şart. Yoksa playoff ilk turunda istemedikleri bir sürprizle karşılaşabilirler.

20 Ocak 2011 Perşembe

NBA Sezon Ortası Ödülleri - MVP

Klasiktir, her dönem verilir NBA'in sezon ortası ödülleri. Biz de ödülleri sizin yardımınızla bulmaya çalışacağız. 1-2 hafta içinde hepsini tamamlarız, ancak tabii ki sizin de yorumlarınızı yorum kısmına bırakmanız gerekiyor ki sağlıklı bir seçim olsun. İlk olarak bugün MVP'den başlıyoruz, ben bir fikrimizin olması açısından adayları, adayların istatiktiklerini ve MVP için çok önemli olan takım istatistiğini yazıyorum.

LeBron James
%47.7 şut isabeti, 25.1 Sayı, 7.1 ribaund, 7.2 asist 1.5 top çalma (3.8 top kaybı) / 30-13

Dwyane Wade
%48.9 şut isabeti, 25.1 sayı 6.5 ribaund 4.2 asist 1.4 top çalma 1.1 blok (3.0 top kaybı) / 30-13

Dirk Nowitzki
%54.3 şut isabeti, 23.8 sayı 7.5 ribaund 2.5 asist (2.2 top kaybı) / 26-14

Dwight Howard
%56.7 şut isabeti, 22 sayı 13.1 ribaund 2.2 blok (3.6 top kaybı) / 26-15

Derrick Rose
%45.3 şut isabeti, 24.7 sayı 4.7 ribaund 8.1 asist 1 top çalma (3.5 top kaybı) / 28-14

Kobe Bryant
%45.4 şut isabeti, 25.1 sayı 5.1 ribaund 4.6 asist 1.3 top çalma (3 top kaybı) / 31-12

Amare Stoudemire
%50.5 şut isabeti, 26.4 sayı 8.9 ribaund 2.7 asist 2.4 blok (3.6 top kaybı) / 22-18

Kevin Durant
%47.1 şut isabeti, 28.4 sayı 6.2 ribaund 2.9 asist 1.1 top çalma (3.3 top kaybı) / 27-14

Manu Ginobili
%44.2 şut isabeti, 18.9 sayı 4 ribaund 4.7 asist 1.8 top çalma (2.4 top kaybı) / 35-6

Doğuş ve Soner yazıyı yazarken Manu'yu eklememişler, kendim eklemek durumunda kaldım. İstatistikleri diğer adaylara göre biraz düşük kalıyor. Burası doğru ama takımı şu anda ligin zirvesinde. Spurs'ün böyle devam etmesi halinde, MVP'yi kazanmasa da en azından tartışmalarda Ginobili'nin isminin geçmesi gerektiğini düşünüyorum. Çünkü Duncan 3 senedir yaşlandığını ve takımı taşımak konusunda yetersiz kaldığını gösteriyordu, Popovich o görevi Duncan'dan alıp Manu'ya verdi. Arjantinli çılgın adam da bunu başarıyla yerine getiriyor. Ancak gerek Spurs'ün gerek Manu'nun popülerlikte geri kalması, onun MVP'yi almasını neredeyse imkansız kılıyor. Bana göre MVP için en ciddi aday Rose. All-Star yazısında da değinmiştim buna. Kendisinden sonra Bulls'un en önemli iki oyuncusu Noah ve Boozer birer ay kaçırmışken (Noah daha da fazla kaçıracak), 28 galibiyete ulaştırdı takımını. Üstelik oyununu bir seviye yukarı taşıdı, istatistikten bahsetmiyorum. Artık Rose'u üçlük çizgisinde bomboş bırakmanız halinde sizi cezalandırıyor. Çok önemli bir adım süper yıldızlığa giden yolda. Bulls'un düşüş yaşamaması halinde onun ödülü almasını bekliyorum. Çünkü diğer takımlara baktığımızda Nowitzki hariç tek başına takımını böyle yukarılara taşıyan birini bulmak zor. /Can

Benim görüşüm yine LeBron'dan yana. Sezon öncesi LeBron'un 1. adam olmayacağından dolayı MVP ödülünden uzaklaşacağını düşünmüştüm ancak olayların düşündüğüm gibi gerçekleştiğini söylemek zor. Doğu'yu da 2. bitireceklerini düşünüyorum. Takım başarısı olarak da, kişisel istatistik olarak da önde gözüküyor LeBron. Ancak eğer Boston lig lideri olursa süpriz aday olarak Rondo da çıkabilir diye de düşünmüyor değilim. Onun dışında Kevin Durant'ten lig başında çok umutluydum ancak onun da yazın gelen şampiyonluktan sonra inişli çıkışlı bir performans gösterdiğini söylemek mümkün. / Doğuş

Söz konusu MVP ödülü olunca, eğer biri çıkıp çok bariz bir şekilde hak etmiyorsa bu ödülü, oyuncuları 3 farklı kritere göre ele almak mantıklı. 1- Bireysel performansı iyi miydi? 2- Takımını yeteri kadar taşıyabildi mi? Bu iki kritere uyan oyuncular içerisindeyse, yanındaki parçaların yetersizliğine rağmen bu kriterleri sağlayan oyuncu benim gözümde en değerlidir. Bu sebeple Kobe, LeBron, Wade gibi isimleri geçiyorum. Celtics ve Spurs şimdiye kadar ligin en iyi galibiyet yüzdesine sahip ekipleri olsa da, takım oyunu oynadıkları için çok ön plana çıkan isimleri olmadı. Şöyle bir bakınca etrafındaki parçalar nispeten daha yetersiz olmasına karşın Rose, Durant ve Amare göze çarpıyor. Bir de bunların haricinde istisna olarak Nowitzki… İstisna diyorum çünkü geçirdiği sakatlığın ardından batıda zirveye oynayan takımı tepetaklak oldu. Ve bu da değerlendirebilmemiz için çok somut bir kanıt sundu bize. Ancak her ne kadar üst üste mağlubiyetler alsa da, Nowitzki’li Dallas, kadro kalitesi olarak aşağıdaki isimlerin çok önünde olduğu için kendisini de eliyorum.

Durant Aralık ayından itibaren yükselişe geçti ve şu an ligin en formda isimlerinden. Ama sezona oldukça kötü başlamıştı. Belki sayı ortalaması kendisini bu konuda ele vermiyor -çünkü maç başına 25 şut civarında deniyordu sene başında- ancak takıma bazı maçlarda zarar verdiğini bile söyleyebilirim. Amare, Suns’tan ayrıldıktan sonra düşüşe geçmedi, aksine geçen seneye göre daha iyi göründü. Takımına baktığımızda iyi bir rotasyona sahip olduklarını da söyleyemeyiz fakat sistemin önemli faktör olduğunu düşünüyorum Knicks’te. İstatistikleri çok etkileyici belki ama tek başına, bir karakter ortaya koyarak çok fazla maç kazandırmadı Amare. Bir de yakaladıkları galibiyet yüzdesinde kolay fikstürün rolü azımsanamaz. Rose sezona çok iyi başladı ve birkaç maçlık iniş-çıkışları haricinde oldukça istikrarlıydı. Takımı şu an Heat’in hemen arkasında ve çok iyi bir kadroya da sahip değiller açıkçası. Zaten bir takımın en önemli silahlarından biri Deng ise kadro kalitesinin çok iyi olduğu söylenemez. Ayrıca sezonun bir kısmını Noah’sız, bir kısmını da Boozer’sız geçirdiler. Buna rağmen Rose takımını hep ayakta tutmayı başardı. Bu sebeple benim adayım Rose. /Soner

Tekrar belirtmek istiyorum ki siz de adayınızı yorum kısmına bırakırsanız memnun oluruz.

15 Ocak 2011 Cumartesi

Uzunla İşim Olmaz

Haber birkaç gün önceye ait ama hem üst üste gelen finaller, hem de dün 24 saate yakın internetsiz kalmamdan dolayı ancak şimdi yazabiliyorum. Başlıktaki cümle Magic genel menajeri Otis Smith'e ait. Diyor ki kendisi: "Ben farklı bir açıdan bakıyorum olaya. Dwight varken biz rakip uzunlardan korkmuyoruz, onlar bizden korkuyor, bu durumda niye uzuna ihtiyacımız olsun ki?". Hatta daha da abartıyor ve Dwight'ın faul problemine girmesi durumunda, yedek pivotları olsa da çok zor bir duruma düştüklerini belirtiyor. "Dwight faul problemine girerse zaten Gortat burdayken de dışardan oynamaya başlıyorduk bir farkı yok yani şu anda" diyor gevrek gevrek. Yok artık daha neler...

Hayır Bass biraz pivota kayabilse anlayacağım, hoş gerçi Dallas'ta oynamıştı biraz pivot ama tabii yalandan. Fakat Bass 4 numara için bile kısa sayılır. Bu durumda Dwight kenardayken Magic'in pivotu Ryan Anderson oluyor. Artık boyalı alanda rakipler neler yapıyor siz düşünün. Ha bir de sakat olan Malik Allen var ki, biraz savaşsa da kalitesi, boyu posu belli yani. Şampiyonluğa oynayan bir takımın parçası olmamalı bana göre. Sonuç olarak bir Dampier, Kwame Brown kıvamında uzun bulması lazım Otis Smith'in. Hani "Ben lazım olduğunu düşünsem zaten alırım. Sadece uzun lazım diye gidip herhangi birini de almam" diyor güzel ama işte uzun gerektiğini düşünmüyor. Halbuki tam tersi, Dwight oyundan çıktığında kalıplı, birazcık blok tehdidi yaratabilen bir uzunun girmesi gerekiyor. Yoksa Magic savunması komik bir hal alıyor.

Tabii bir de rakiplerle kıyaslayalım. Celtics'in, Lakers'ın ve hatta Bulls'un uzun rotasyonuna bakınca Anderson, Bass, Malik Allen üçlüsü bir garip geliyor kulağa gerçekten. Anderson ile Bass'e direk işe yaramaz dediğim zannedilmesin ama şu diğer takımlar ya derinlik ya kalite açısından Magic'in üzerinde yer alıyorlar. Sergen Yalçın'la 'Sıkıntı Var' gibi birşey. Bana kalırsa sene sonuna kadar bu inadından vazgeçecektir Otis Smith.

29 Aralık 2010 Çarşamba

Howard, LeBron'u Aratmadı


Link

Dün gece Cleveland deplasmanına çıkan Magic'te, Dwight Howard'ın maç öncesi yaptığı LeBron taklidi. Çok da fazla yazılacak birşey yok, her NBA sezonunda ortalama 374 kere bu tür hareketlere, şakalara imza atan Dwight'tan, yeni bir malzeme diyelim.

27 Aralık 2010 Pazartesi

Dwight'ı Ele Veren Hawks Taraftarları


Link

Dwight Howard'a Celtics maçında çalınan 10 saniye düdüğünü yazmıştım blog'da. Görmeyenler, bilmeyenler tık'lasın. Bu yukarıdaki videoyu adsız bir yorumcu paylaşmıştı. Meğersem Dwight'ın 10 saniye ihlalini Atlanta seyircisi gözler önüne sermiş. Hawks, Magic'i takas sonrasında dağıtırken, Hawks taraftarları kendilerine böyle bir eğlence bulmuşlardı. Ancak maçın hakemleri, Dwight 10 saniyeyi geçmesine rağmen düdük çalamışlardı. Celtics maçının hakemlerinden Delaney de izlemiş olsa gerek bu maçı herhalde. Aşağıda da Dwight Howard'ın maç sonrasındaki 10 saniye kararı hakkında söyledikleri var:



Kısaca oyunun akışını etkilemediğini, serbest atışlar sırasında saatin zaten durmuş olduğunu söylüyor Dwight ve ekliyor "Belki biraz daha kısa kesmem gerekebilir ama aynı şekilde bekleyerek serbest atış kullanmaya devam edeceğim." Tabii Dwight sağolsun, bilmiyorduk saatin durduğunu serbest atışlar sırasında. Buradaki olay oyunun temposunu, oyuncuların konsantrasyonunu bozmak. O zaman kural olmasın, serbest atışları herkes 30 saniyede kullansın. Bakalım seyirciler nasıl homurdanmaya başlıyor. Yine 15 saniye civarlarına çıkacak olursa umarım hakemler çekinip düdüklerini yutmazlar.

26 Aralık 2010 Pazar

Görülmemiş Düdük


Link

Şu anda son çeyreği devam eden Celtics - Magic maçında Dwight Howard'a serbest atış çizgisinde top elindeyken 10 saniyeden fazla beklediği için ihlal kararı çıktı. Youtube videosunda üşenmedim saydım, Bob Delaney 14. saniyede çalışıyor düdüğü. Biraz futboldaki kalecinin 6 saniye topu elinde tutma olayına benziyor. Onu da bir hayli az görürüz ama tabii serbest atış kuralı kadar da nadir değil. Zaten Dwight Howard kadar serbest atış çizgisinde vakit geçiren oyuncu çok nadiren buluruz. Haksız olmasına rağmen gidip bir de hakemi alkışladı Dwight, ikinci teknik faulü alması gerekirken Delaney onu sadece uyardı. Eğer bu 10 saniye kararı daha sık görülen birşey olsaydı, Delaney kendinde Dwight'ı atma hakkını da görürdü ve maç orada biterdi Magic için.

Yayında Kaan Kural, Dwight'ın bu kadar serbest atış çizgisinde geçirdiği sürenin son zamanlarda tartışıldığını söyledi yayında. Ben görmemiştim ama usta diyorsa doğrudur elbette. Açıkçası çok şaşırdım bu düdüğe çünkü benim bugüne kadar çalındığını görmediğim bir karardı, ki iyi kötü 15 senedir NBA maçlarını izlerim. Gerçi ben kimim ki? Koskoca Hubie Brown diyor "Ben ilk defa tanık oldum 26 yıllık televizyon geçmişimde" diye. 10 saniyenin ne kadar nadir görüldüğü, daha iyi anlatılamaz herhalde.

Darısı tenis maçlarında 30 saniyede servis kullanan Nadal'ın başına diyelim. Ona da çıksa şu düdük (sanki teniste düdük var!) artık rahatlayacağım valla. Tenis severlerin sabrını zorluyor kendisi.

Not: Bu videoda da Paul Pierce'ın bu karardan sonra gelen bir serbest atışta saniyeleri saydığını görüyoruz.

25 Aralık 2010 Cumartesi

Tahminleri Alalım

NOT: Gün içerisinde farklı sürprizlerle karşınızda olacağız, takipte kalınız.

Efendim bildiğiniz gibi bugün Christmas. Biz de blog ekibi olarak size birkaç değişik aktivite sunalım istedik. Öncelikle benim bir bahis bürosundan çaldığım fikri hayata geçirelim. Bugünkü maçlarda süperstarlardan LeBron, Kobe, Howard, Amar'e ve Durant sahne alacak. Bu oyunculardan hangisinin takımı adına daha verimli olacağı ve geceye damgasını vuracağı çok göreceli. Bu sebeple biz sonucu tartışmaya kapalı bir konuyu ele alacağız ve sizden bu yöndeki tahminlerinizi isteyeceğiz. Sorumuz şu şekilde: Bu oyuncular içinden hangisi gecenin sayı kralı olur? Tahminlerinizi, varsa açıklamasıyla birlikte, yorum kısmında belirtebilirsiniz.

22 Aralık 2010 Çarşamba

Takas Sonrası Maçlarda Orlando'nun Yapısı

Bildiğiniz gibi Orlando Magic kadrosuna 3 yeni isim kattı ve kadro yapısını büyük oranda değiştirdi. Lewis, Carter, Pietrus, Gortat gibi kadronun önemli parçaları gitti ve yerlerine Arenas, J-Rich, Hido, Clark gibi isimler geldi. Herkes değişen Orlando Magic'in ne yapacağını merak ederken onlar takastan 1 ve 2 gün sonra iki önemli rakiple (Atlanta-Dallas) karşılaştı ve bizim de az çok kendileri hakkında fikir sahibi olmamızı sağladı. Can Abi takastan sonra detaylı bir analiz yapmıştı kağıt üstünde, ben de bu iki maçı izledikten sonra değinmek istedim konuya. Buyrun analizimize başlayalım:

Öncelikle Hido'dan başlamak istiyorum. Kendisi hakkında söylenecek çok şey var çünkü. Atlanta maçı başlarken Atlanta televizyonu Hido hakkında "Orlando'nun final yürüyüşünde en büyük pay sahiplerinden biri" ve "Dwight Howard'ı oynadığı oyuncular arasında açık ara en iyi anlayan isim" tarzı cümleler kurdu. Son zamanlarda Hidayet'in Amerika'da inanılmaz eleştirildiği, hatta bu eleştirilerin dalgaya vardığını düşünürsek Hidayet'in yaptıklarının unutulmadığını görmek sevindiriciydi. Hidayet son 1.5 seneyi çok kötü geçirse de bu dalga geçmeye kadar varan eleştirileri hak etmediğini düşünüyordum. Her neyse bunlar saha dışı etkenler ve Hidayet'in Orlando formasıyla kendini tekrardan göstereceğini düşünüyorum.

Saha içinde ise ilk dakikalarda Toronto günlerinden kalma bir rolde izledik Hidayet'i. Nelson takımın direksiyonundayken Hidayet "corner jumper" fazlası değil gibiydi. Zaman zaman direksiyona geçse de Atlanta maçı genelinde Orlando'daki o eski rolünden uzaktı. Daha çok savunmaya ve ribaundlara kanalize olmuş, hücumdaki karmaşadan uzak durmaya çalışan bir Hido izledik eski takımına dönüş maçında. Ancak bu sabah oynanan Dallas maçının büyük bir kısmında hücumun direksiyonunda Hido vardı ve Hido'da bu rolün karşılığını -sezonun en yüksek rakamı olan- 8 asistle verdi. Dwight Howard'ın da 19 şut kullandığını ve indirilen topların çoğunun Hidayet'e ait olduğunu belirtmek lazım. Tabii bütün takımın özellikle bu iki maçta Howard'ı kullanmakta başarılı olduğunu -tabii ki Hido önderliğinde- da es geçmek olmaz.

Hidayet Dallas maçında hücumda olduğu kadar savunmada da oldukça etkiliydi. İlk çeyrekte Nowitzki'yi savunurken aldığı 2 faulden sonra, ikinci çeyrekte 3 numarada oynayan Hido'yu, 2. devre başında tekrar 4 numarada ve Nowitzki'nin karşısına koydu Stan Van Gundy. Bende SVG'yi bu tercihi yüzünden eleştireceğimizi düşünüyordum ancak Hidayet ikinci yarıda öyle bir savunma yaptı ki Dirk Nowitzki'ye benim bile ağzım açık kaldı. Top çaldı, blok yaptı, şutunu bozdu ve Nowitzki'yi ritimden çıkardı. Atlanta maçında da Josh Smith karşısında savunmada iyi iş yapan Hido, Alman yıldız karşısında savunma performansını maximuma çıkardı. Ancak Hidayet'in hücumda üzerindeki o ölü toprağı atamadığını da belirtmek lazım. Şut ritmini bulması için zamana ihtiyacı olduğu açık.

Hido hakkında söylediklerimi toparlamak gerekirse, Hidayet beklendiği gibi takıma en çabuk adapte olan isim oldu. Ancak kafamda bir iki tane soru işareti var, Hido hakkında. Stan Van Gundy'nin "Karşımızda kısa bir beş yoksa, Hido 4 numara oynamayacak" açıklamalarının ardından Hido'yu Dallas maçında 4 numarada başlatması tek maçlık -Dirk'ü savunması için- mı yoksa Hido 4 numarada başlamaya devam mı edecek? Bir diğer soru işareti ise savunması. Hidayet bu savunma performansını devam ettirebilecek mi yoksa bu eski takımına dönmesinin gazı mı? Bunun cevaplarını görebilmemiz için önümüzdeki maçları takip etmek gerekiyor. (Stan Van Gundy, Bass ile Howard'ın aynı anda faul problemine girmemesi için Hido'yu uzun forvete monte ettiğini söyledi. Muhtemelen Magic bir uzun daha ekleyene kadar kadroya, Hedo'yu beklediğimizden daha sık izleyeceğiz 4 numarada / Can)

Hidayet'i bir kenara bırakıp takıma diğer katılan oyuncuların ilk iki maçlık performanslarını da değerlendirmek gerekiyor. Özellikle Arenas'ın Orlando kariyerine çok kötü başladığını belirtmek lazım. Şut isabet oranının yerlerde sürünmesi bir yana tercihlerinin kötü olduğunu da belirtmek lazım. Topu elinde tutmaya alışık olan Arenas, o rolden uzaklaşınca topu eline aldığı an potaya atma isteği duyuyor. Nelson, Hido, Arenas gibi topa hükmettikçe performansı artan oyuncuların yanı sıra Reddick gibi, J-Rich gibi topu elinde fazla tutmadan skor üretebilen isimlerin performansları da önemli ki hala arayışlarda olan Stan Van Gundy'nin bu ikiliye Dallas maçında fazlasıyla süre vermesi -ki ikisi de ilk beşte başladı- SVG'nin de bu iki isme önem verdiğini kanıtlar nitelikte.

Bu takım için en önemli parçalardan biri de kesinlikle Brandon Bass. Dar uzun rotasyonunda Howard dışında önemli katkılar verebilecek tek isim belki de. Ancak onun da rolünü kavramakta sıkıntı çektiğini düşünüyorum ki Atlanta maçının ilk yarısında takımın en çok şut kullanan ismi olması Orlando sisteminin oturmamasının yanı sıra Bass'in de rolünü kavrayamamasından kaynaklanıyor. Ancak rolü iyi belirlendiği zaman Bass, hem orta mesafe şutlarıyla, hem de ribaund katkısıyla Howard ile birlikte çok iyi bir ikili olacaktır. Ayrıca Orlando'nun uzun arayışlarını sürdürdüğü ve Turiaf, Battie isimlerinin gündemde olduğu da yazılıp çizilenler arasında. Stan Van Gundy'nin aklında var mı bilmiyorum ama Phoenix ile yapılan takasta gelen Clark'ın Dallas karşısında aldığı sürede iyi işler yaptığını da belirtmek gerekiyor. O da rotasyona girebilir ilerleyen günlerde.

Toparlamak gerekirse, Orlando'nun bu takviyelerle birlikte şampiyonluk adaylarından biri olduğunu düşünüyorum. Ancak Arenas gibi, Bass gibi isimlerin rollerinin doğru belirlenememesi ve oyuncuların bu rolleri benimsemesi şimdilik ilk öncelik olmalı Stan Van Gundy için. Doğru yapılandıklarında kesinlikle çok iyi bir kadroları var ve benim gözümde de ligin sempatik takımlarından biri oldular. Takipteyiz.

10 Aralık 2010 Cuma

9 Aralık'tan Notlar


Hücum Verimliliği:
Boston bu sene rakip potalara en yüzdeli hücum eden takım ünvanına sahip. Dün geceki maçta da Philadelphia karşısında maçın başından sonuna kadar çok zorlanmasına ve rakibine ofansif ribaundlarda ezilerek onlardan yaklaşık 15 kere daha az hücum etmesine karşın bulduğu %56 şut isabetiyle maçı kazandı.


Howard'a Tamam Diyelim, Ya 2. ?
Magic dün gece Portland deplasmanında ilk çeyrekten sonra tel tel döküldü. Ayakta durabilen tek isim olan Howard da ikinci yarıda Przybilla'nın oyuna girmesiyle sırtı dönük oyun oynama dermanını kendinde bulamayınca fark açıldı ve Portland adına rahat bir galibiyet geldi. Şampiyonluğa oynayan her takımda güvenebileceğiniz en az bir lider bulunur. Lakers'ta şu an Kobe, Gasol ve hatta Odom minimum seviyesi belli olan ve bu seviyenin altına düşmeyen isimler. Keza durumun Miami'de de benzer olacağını düşünüyorum. Senelerdir tartışılır Howard'ın oyunundaki eksik yanları bir türlü geliştirememesinden dolayı güvenilir bir oyuncu olmadığı. Hadi onu bir nebze güvenilir biri olarak kabul edelim, peki arkasından kimi sayabiliriz Magic'te, Jameer, Carter, Lewis? Cevap: Hiçbiri. Dün geceki maçta bir kez daha gözler önüne serildi bu gerçek. Howard 13/20 ile 39 sayı atarken takım arkadaşları yalnızca 44 sayı üretebildi.

Harris'siz Bu Kadar
Ligin en formda ekiplerinden Dallas deplasmanına konuk olan Nets, ilk çeyrek sonunda en önemli kısası Harris'i de sakatlığa kurban verince AAC'dan çıkamadı. Dolayısıyla Lopez-Humphries-Morrow üçlüsünün de çabaları boşa gitti. 89 sayının 61'i bu üçlüden geldi.

Takımı Baltalayanlar:
Howard haricindeki Orlando 5'i tam anlamıyla buraya layık. 36'da 10 saha içi isabeti var dört oyuncunun. Yukarıda da değindiğim için tekrarlamak istemiyorum ama bu kadroyla şampiyonluk zor.

X Faktörler:
Bir oyuncunun takımın rol oyuncusu hüviyetindeyken kısa bir zaman içinde skorerliğe evrilmesine yakın zamanda Ariza ile şahit olmuştuk. Lakers'tan Rockets'a geçmesiyle birlikte müthiş bir özgüven patlaması yaşamış ve takımın da elverişli olması sebebiyle sayı ortalamalarını vs. çok arttırmıştı. Matthews'te ise durum biraz daha değişik. Portland'da skor yükünü çekebilecek oyuncu sayısı Ariza'lı Houston kadrosundan çok daha fazla. Ama Roy'un sakatlık döneminde kendisini öyle bir belli etti ki Matthews, son maçlarda ilk beşteki yeri kaptı ve takımın önemli hücum silahlarından biri durumunda şu an.

Semih:
Shaq'ın yokluğunda NBA kariyerinde ilk defa ilk 5 başlama şansı buldu Semih. Sixers'ın her iki pota altındaki dominasyonundan Semih de nasibini aldı ama hücumda 2'de 2 isabetle 8 sayı üretmesini bildi. Ama esas önemli olan Rivers'ın Semih'e olan güvenini göstermesi. Şu aşamada Semih'in ilk 5 başlaması bile çok önemli bir artı kendisi için.

1 Haziran 2010 Salı

Dwight da Gelmemek İçin Yan Çiziyor

2010 Dünya Basketbol Şampiyonası'nda pek çok yıldız oynamayıp dinlenmeyi tercih edecekler. Çok sayıda isim zaten resmi açıklama yaptı, bir kısım ise açık açık "Gelmiyorum" demektense "Ay şekerim bilmiyorum kararımı veremedim yaaani" modunda takılıyor. İşte onlardan biri de Dwight Howard. O da dün kararını daha vermediğine dair birşeyler söylemiş basına. Daha sezon yeni bittiği için gerçek anlamda dinlenip düşünme fırsatı bulamamış olabilir Dwight. Ama bana sanki o da milli takıma katılmamak için ortam hazırlıyormuş gibi geliyor. Umarım yanılırım.

Ah Jerry Colangelo... LeBron ilk "Gelmeyebilirim" dediğinde çıkıp "Dünya şampiyonasına gelmeyen olimpiyatları da unutsun" diye içi boş bir blöf yapmıştın. LeBron da bu blöfü görüp rest çektiğinde "Aman canım LeBron, Wade falan bizim herşeyimiz bu sene gelmezlerse de olimpiyatlar için kapımız onlara her zaman açık" demiştin. Şimdi pek çok yıldız gelmemeyi ciddi anlamda düşünüyor. Colangelo da zaten bunun farkında "Bazı oyuncularımız gelmeyebilirler bunun farkındayız ama hazırlıklıyız. " dedi iki gün önce. Hem Amerika'nın hem Türkiye'deki seyircinin iyiliği için mümkün olduğuncaz fazla yıldız gelir inşallah.

18 Mayıs 2010 Salı

Howard'dan Önlem

Hawks serisindeki bir maçtan sonra Howard'ın yaşadığı homofobik olaydan bahsetmiştim. Bu da iki gün önceki Celtics maçının basın toplantısındaki hali. Kıyafetiyle ilgili bir iltifat almamak için elinden geleni ardına koymamış Howard sanki =)

16 Mayıs 2010 Pazar

Dwight'cım Renk Seçimlerin Mükemmel


Link

İkinci Hawks maçı sonrası basın toplantısında bir muhabir "Üstündeki renkler sana çok yakışmış" tadında bir cümle sarfederek sorusuna başlamış, Dwight'ın tepkisi mükemmel. Maçlardaki hatalı hakem kararlarında bile gözlerini bu kadar açmıyordur herhalde. Harika... Dwight Howard'a hafif homofobik diyebiliriz yani, çok komiğime gitti =)