BIY AD

NCAA etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
NCAA etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

5 Nisan 2011 Salı

NCAA'de Şampiyon Connecticut Huskies

ABD'nin tüm sene merakla beklenen spor olaylarından biri olan Mart Çılgınlığında son maç dün gece Connecticut ile Butler arasında oynandı. Karşılaşmayı 53-41 kazanan Connecticut, turnuvada 1999 ve 2004 yıllarının ardından 3. kez şampiyon oldu.

Maç boyunca çember döven Butler Bulldogs oyuncuları, 12/64 saha içi isabetiyle NCAA final fourlarında ulaşılan en düşük yüzdeye sahip olarak tarihe geçtiler. Karşılaşma gerçekten de özellikle geçen seneki final ve bu seneki final four ve Elite eight maçlarıyla kıyasladığımızda oldukça sönük geçti. Özellikle UConn'ın Arizona ve Kentucky, Butler'ın Florida maçarında yaşanan heyecana, çekişmeye ne yazık ki bu maçta tanıklık edemedik.

Genel anlamda Connecticut, organizasyon olarak buraları oynamaya daha alışkın bir takım. Butler'ın geçen seneki başarısı için "Peri Masalı" nı gerçekleştirmeye çok yaklaşmışlardı diyebiliriz çünkü yaklaşık 5000 civarı öğrencileri var ve iki sene arka arkaya final oynamak kolay iş değil. Organizasyon tecrübesi olarak UConn, oyuncu tecrübesi olarak Butler 1 adım öndeydi desek yanlış olmaz sanırım.

Bu arada şampiyonluğun UConn'a gitmesinde aslan payına sahip, takımını sırtlayan Kemba Walker'a değinmeden olmaz. Zaten sezon içerisinde isminden sıkça söz ettiren ve draftlerde şu anda ilk 15'te seçilmesi beklenen yıldız, dün geceki maçta çok da iyi olmayan bir şut yüzdesiyle 16 sayı, 9 ribaund ile takımının şampiyonluğa ulaşmasında etkili oldu.

8 Ocak 2011 Cumartesi

Efes'ten Sonra Enes

Gün içerisinde Efes Pilsen'in isim değiştirmesi zorunluluğuna dair haberi vermiştik. Karar çıkmıştı, hem de durumun bu doğrultuda ilerlemesi halinde Efes Pilsen'in kepenk indirme sinyallerine rağmen. Yine bugün Amerika'dan da kötü bir haber geldi Türk basketbolu adına. Aslında olmasını beklediğimiz gidişat bu yöndeydi. Ancak kendi adıma ufak da olsa ümit beslemiyor değildim Calipari'nin lobisine güvenerek. Evet, bu şekilde belki haksız bir imtiyaz olacaktı ama yine de istiyordum Enes'i NCAA'de görmeyi. Takdir edersiniz ki bu mertebeye erişebilecek çok fazla oyuncu üretemiyoruz. O konuya değinmek istiyorum biraz.

Fenerbahçe itirazında haklı mıydı? Sonuna kadar. Ellerinde böyle bir hak mevcuttu sonuçta, bilumum hoşgörü kavramlarından uzaklaşarak da olsa bu haklarını kullandılar. Peki Fenerbahçe itirazda bulunmasa Enes'in önü açılır mıydı? Sonuna kadar. Şimdiden kesin birşey söylemek zor elbet ama çıkan bu kararla Enes'in kariyerinin daha meşakkatli yollardan şekilleneceğini söyleyebiliriz en azından. Çünkü ortada Kentucky(Calipari) ve Avrupa gerçeği var.

Şöyle ki; NBA malumunuz son senelerde yönünü daha çok çevirmeye başladı bu taraflara. Daha fazla arama-tarama yapıyorlar. Ama NBA'in takındığı bu tavra güvenmek oldukça yanıltıcı sonuçlar doğurmaya gebe. Örneğin geçen seneki draftte ilk 15 sıranın hepsi kolejden lige adım attı. Önceki seneye baktığımızda senelerdir büyük umutlarla beklenen ve Avrupa'da jenerasyonunun kralı olan Rubio draftte 6. sıradan seçilebildi. Hangimiz Enes'in Rubio'dan daha sükseli piyasaya çıktığını söyleyebilir..? Önceki senelere baktığımızda Gallinari ve Bargnani istisnaları yok değil ama ortalamaya vurursak Avrupa'dan her sene 1 bilemediniz 2 kişi iyi diyebileceğimiz bir sıradan(lottery pick) lige girebiliyor. Yani demek istediğim NBA'in bir gözü Avrupa'da ama aslında o göz çok da sağlıklı görmüyor.

Diğer tarafta ise Kentucky ve Calipari gerçeği tokat gibi çarpıyor yüzümüze. Adam drafte ilk turdan 5 oyuncu sokup, ortalama 10 dakika süre alan kapalı kutu bir çaylağı ilk turdan yolladı NBA'e. Tabiri yerindeyse annesini boyayıp babasına satabilecek cinslerden. Şimdi bu iki durumu teraziye koyunca hangisinin ağır bastığını ve alınan kararın Enes açısından aslında ne kadar zarar verebileceğini tahmin etmek zor değil. Ha, bana sorarsanız iş yine Enes'in kendinde bitecek. Müthiş bir potansiyele sahip ve kendini geliştirmeye çok müsait bir çocuk. Avrupa'da bir takımla anlaşması halinde hem seneyi boş geçirmez hem de üzerine birşeyler katma fırsatı bulabilir.

4 Aralık 2010 Cumartesi

Enes İçin Ümit Işığı

Enes'in NCAA'de oynamasının yasaklandığını artık bilmeyen yoktur herhalde. O haberi verdiğimde, Kentucky'nin itirazda bulunacağını ancak bugüne kadar profesyonel sayılan bir oyuncu hakkında verilen kararın değişmediğini yazmıştım. Kentucky Üniversitesi, şimdi itiraz etmekten vazgeçip onun yerine yeni belgeler sunup Enes dosyasının baştan incelenmesini isteyecek.

İtiraz edilmemesinin sebebi, itiraz kuruluna gidildiğinde okulun yeni belge sunma şansının olmaması. Bu konuda Calipari ve Kentucky'nin gözünü açan kişi Cam Newton isimli Amerikan futbolu oyuncusu. Onun da benzer bir şekilde NCAA'de oynaması yasaklanmış ancak yapılan itirazda Newton'ın babasının ondan habersiz para almayı kabul ettiği ve oyuncunun haberinin olmadığı bildirildi NCAA'e. Yeniden inceleme yapan NCAA, bu sefer Newton'ın kolej liginde oynaması için herhangi bir engel olmadığı yönünde bir karar aldı. Kentucky de şimdi Enes için aynı bu yolu kullanacak. Muhtemelen Enes'in cebine koyulmuş olarak gözüken paranın bir kısmından Enes'in haberinin olmadığını iddia edecek ve bunu açıklayan belgeler sunacaklardır. İşte o zaman Enes için de olumlu bir karar çıkabilir.

Görelim artık Calipari'nin şu lobisini ve işleri kotarma yeteneğini değil mi? Enes oynasın yeter...

12 Kasım 2010 Cuma

Enes Kanter'in NCAA'de Oynaması Yasak

Enes'in NCAA'de oynayıp oynamayacağına dair beklediğimiz karar dün gece çıktı. Basketbolda geleceğe dair en önemli umudumuz olan Enes bu sezon NCAA'de oynayamayacak. NCAA'in yaptığı açıklamada Enes'in, 2008-09 sezonunda ihtiyaçları haricinde 33033 dolar fazladan aldığı ve bunun Enes'i profesyonel yaptığı belirtildi. Bir çoğunuzun bildiği üzere, profesyonel sınıfına giren oyuncuların NCAA'de yer alması yasak.

Kentucky Üniversitesi karara itiraz edecek ancak bugüne kadar profesyonel statüstünde sayılan hiçbir oyuncu hakkında verilen kararın değişmediğini belirtmeliyim. Bu da Enes'in önümüzdeki sene büyük ihtimalle basketbolsuz geçireceğini gösteriyor. Tabii genç yıldızın elinde Avrupa'ya dönmek gibi bir ihtimal de bulunuyor. Ancak bu şekilde, NCAA'e göre biraz daha gözlerden uzak olacağı için draft'ta alt sıralara inebilir. Alt sıralar demişken, bu seneyi bomboş geçirse bile 14'ten aşağı düşmeyeceği neredeyse kesin zaten. Ama NCAA'de çok ses getirip ilk sıradan seçilme ihtimali varken, artık o defter kapandı diyebiliriz.

Enes'in kararını merakla bekliyoruz bakalım. Bence sezonu basketbol oynamadan geçirmektense, Avrupa'ya dönmesi onun için daha iyi bir seçenek olacaktır. Bakarsınız pota altında büyük sıkıntı yaşayan Efes'e gelir... "Niye?" diye soracak kişilere şöyle açıklayayım. Fenerbahçe'de Nedim Karakaş, güvenilir bir kaynaktan aldığım bilgiye göre NCAA'den herhangi bir talep yokken belgelerle gidip Enes'i şikayet etmişti ve oyuncunun NCAA'de oynamasına engel olmaya çalışmıştı. Bunun da nedeni Fenerbahçe'nin, Enes'e kontrat önermesi ancak Enes'in, Amerika hayalini gerçekleştirmek uğruna serbest kalmayı tercih etmesiydi. Kısacası iki taraf arasında soğuk rüzgarlar estiği, hatta fırtınalar koptuğu açık. Keşke böyle büyük bir değerin Amerika'ya gitme isteği fazla görülmeseydi ve kontrat uzatmama kararının tamamen oyuncunun hakkı olduğu anlaşılsaydı bazı kişiler tarafından. Şimdi Enes'i izliyor olurduk, Kentucky Wildcats formasıyla...

Neyse merakla bekliyoruz bakalım hem itirazdan çıkacak sonucu hem de Enes'in muhtemel bir ret sonrası vereceği kararı.

28 Nisan 2010 Çarşamba

Enes Kanter - Calipari Röportajı (Türkçe - Study In America)

Study In America için Parla Alpan ikiliyi bir araya getirerek röportajı gerçekleştirmiş. Calipari ile konuşulan bölümün Türkçe altyazılı, Enes ile olan kısmın ise Türkçe olduğunun altını çizeyim. Muhtemelen birçoğunuz seyretmiştir ama ben biraz yorum katmaya çalışacağım... Henüz izlemeyenler de, izlemek için şuraya tık'layabilirler. Zannedersem Mete Aktaş'ın katkısıyla yapılmış röportaj. Parla Alpan'a da, ona da teşekkür ediyorum.

Calipari'nin dediklerinden iki şey dikkatimi çekti. Birincisi Kentucky Wildcats maçlarının Türkiye'de yayınlanması fikri çok güzel. Ancak gerçeğe dönüşme ihtimali herhalde oldukça az. Bir fikir vermek açısından: NCAA'in 14 senelik yayın hakkı daha yeni 11 milyar dolar civarına satıldı. Haber 3-4 gün önce çıkmıştı zannedersem. Bu hakların alınıp, yayınların Türkiye'ye gönderilmesi falan da ekstra maliyetler getirecektir. Kolay değil yani. Ayrıca Calipari'nin "Bunu söylemekten nefret ediyorum ama biz Lakers gibiyiz ulusal kanallarda yayınlanıyor maçlarımız" derken ki sırıtması gözlerden kaçmıyor. Buna ek olarak da Enes'in gelecek sene draft'a katılması konusunda kesinlikle ona destek olacağını söylüyor Calipari. Bazı 2. tura kalacak oyunculara "Burada kal kendini geliştir 1. turda seçil" şeklinde tavsiyede bulunuyormuş. Ama Enes'in zaten çok garip şeyler olmadıkça 2. tura kalması mümkün değil. Zaten bu sezon Kentucky'den draft'a giren Wall, Orton ve Cousins da ilk senesinin ardından ayrılan oyuncular.

Enes bölümünde ise dikkat çekici olan nokta hakkında yapılan "Fenerbahçe'yi bırakıp gitmesi hataydı" eleştirilerine bozulmuş olması. Haklı bence, niye 18 yaşındaki bir gencin hayatına karışıyoruz ki? Kaldı ki buyrun işte gittiği takım NCAA tarihinin en başarılılarından biri ve şimdiden 2011 draft'ında ikinci sıraya yerleşmiş durumda. Avrupa'da kaldığında bir Rubio kadar ses getirmedikçe ilk sıralardan seçilme ihtimali düşüktü. Onun kadar ses getirmesi için de zamana ihtiyacı olduğu açık. Çünkü Enes ne Fenerbahçe'de Avrupa'da ne Milli takımda oynamıyordu...

Calipari hakkında da "Oyuncuların istediklerini yapmalarına imkan sağlıyor, özgür bırakıyor" demiş Enes. Genç oyuncuların gelişmediğine dair eleştiriler okuduk Calipari hakkında ama şunu da görmemiz lazım ki, elindeki yetenekleri en iyi şekilde parlatarak NBA'e sunuyor. Örneğin Rose ve Tyreke Evans belki dış şutlarda sıkıntı çekiyorlar ancak bu onların seçildikleri sırayı etkilemedi. Ayrıca ben Enes'in bu sezon ilk 5'te gitmesine kesin gözüyle bakılan pivot Cousins'dan da yetenekli olduğunu düşünüyorum. Bu açıdan baktığımızda Calipari'nin elindeki yetenekleri NBA'e en iyi şekilde hazırladığına inanıyorum. Belki altyapılarına yeterince önem vermiyor olabilir, belki Enes Avrupa'da kalsa basketbolu daha çok gelişecekti ama eğer NBA'de oynamak istiyorsa doğru seçimi yaptı. Amerikalılar'ın gözü önünde önemli bir okulda oynayacak...

Son olarak da Enes daha önce söylediği gibi yine "Önce okumaya geldim ikinci hedefim basketbol" demiş. Okulu bitmeden draft olması halinde yazları şu anda Durant'ın yaptığı gibi öğrenimini tamamlayacağını belirtmiş. Örneğin ben NBA oyuncusu olsam çok büyük ihtimalle üniversiteye bir daha adımımı atmazdım ama bu Durant, Chris Paul, Westbrook ve Green gibilerini ve muhtemelen ilerde Enes'i takdir etmeyeceğim anlamına gelmiyor. Helal olsun hepsine.

16 Nisan 2010 Cuma

Enes Kanter 29 Nisan'ı Bekliyor

Bundan 5 ay önce blog'da Enes Kanter'in NCAA'de hiç ceza almama ihtimalinin olduğunu, NCAA'in yeni bir yönetmeliği değerlendirmeye alacağını yazmıştım. Değerlendirilecek yeni kuralı kısaca özetlemek gerekirse: Profesyonel takımlarda para almadan maça çıkan gençler, bunu kanıtlamaları halinde NCAA'de ceza almadan forma giyebilecekler. Şu an geçerli olan kurallara göre profesyonel takımda forma giyen öğrenciler, kaç maça çıktılarsa NCAA'de de yaklaşık olarak o kadar maç ceza alıyorlardı.

İşte bu haberi Kasım ayında verdiğim zaman, yeni kuralın Ocak ayında görüşüleceği yazılıp çiziliyordu. Ancak gördüğünüz gibi böyle bir gelişme olmadı. Bu ayın yani Nisan'ın sonunda NCAA yönetimi değerlendirmeye alacakmış bu yönetmeliği. Enes de iple çekiyordur bunu. İnşallah yeni kural geçerli olur da, Enes ceza almaz gelecek sezonun başından itibaren izleyebiliriz yıldız oyuncumuzu. Hem belki lobisinin çok güçlü olduğu söylenen Kentucky ve Calipari'nin de bu kuralın çıkmasında bir katkısı olur kim bilir?

6 Nisan 2010 Salı

2010 NCAA Champions - Duke


Link

Çok heyecanlı ve güzel bir maç oynanmış gece. Hayward iki kere şampiyonluğu getirecek şansı elde etmiş ancak şutlar girmeyince kazanan Duke olmuş. Özellikle son şut girse, Butler'ın zafer öyküsü herhalde tarihe kazınır, kimse tarafından da unutulmazdı.










5 Nisan Programı

6 Nisan Salı 04:15 (NTV Spor) / Duke - Butler

NCAA Finali... Duke elbette favori olarak çıkıyor. İki takımın arasında büyük farklar var. Tek bir örnek vereyim. Bir yerlerde Duke koçu Krzyzewski'nin 4 milyon dolar aldığını okumuştum bir aralar. Bugün öğrendim ki Butler'ın bu sezonki bütçesi 1.7 milyon dolarmış. Duke'unki ise 14 milyonmuş. Kısacası aralarında birazcık fark var. Butler kısıtlı imkanlar ve 33 yaşındaki koçu Stevens ile buralara geldi ve defanslarıyla bir sürpriz daha kovalayacaklar. Bu arada 33 yaşındaki koç demişken, Stevens'a önce NCAA'in önemli koçlarından Izzo, ardından da NCAA efsanesi Krzyzewski ile karşılaşmanın nasıl bir duygu olduğu sorulmuş ve şu yanıtı vermiş genç koç: "Onlar kitap yazıyorlar, ben de o kitapları okuyorum." Ama asıl güzel yanıt Koç K'dan gelmiş: "Ben Stevens'ınki için şimdiden ön siparişi verdim."

Butler kazanırsa Amerikan basınında çok büyük kahramanlık, başarı hikayeleri yazılacak. Hatta eminim birçok kişi içten içe Butler'ı destekliyor bu nedenle. Butler'ı 1, Duke'u üç buçuk kere izlemiş biri olarak bana yorum yapmak düşmez. Zaten maçı da izleyemeyeceğim. İyi seyirler diliyorum herkese.

28 Mart 2010 Pazar

Deniz ve West Virginia Final Four'da

Şurada değinmiştim, maçın ilk yarısında West Virginia hiç iki sayılık saha içi isabeti bulamamasına rağmen, 28-26 önde kapamıştı devreyi. Fark tam açılmaya yüz tutmuşken, Butler çıkıp 4 tane üst üste üçlük atarak liderliği almalarını sağlamıştı ve deli gibi şut atıyordu West Virgina. Kentucky ise hücum edemiyordu istediği gibi.

İkinci yarıda West Virginia'nın ve Butler'ın (ikinci yarıda saha içi isabeti yok) şut performansı doğal olarak düşerken, Mazzulla ve Ebanks başta olmak üzere dış oyuncular daha çok içeri penetre ederek oynamaya başladılar. Defansta ise Patterson ve Cousins'e karşı içeride kalabalık olmayı, devamlı yardım getirmeyi tercih ettiler. Buna karşılık vermesi gereken Kentucky bir türlü üçlük isabeti bulamayınca (son 3 dakikaya kadar 0/20'lerde yanılmıyorsam) savunmayı açamadı. Ta ki maçın bitimine 3.5 dakika kalana kadar, üçlük isabetleri yoktu. O zaman da iş işten çoktan geçmişti. Dış oyuncular şutlarının girmediğini görüp içeriyi zorlasalar, çok daha değişik bir maç izleyebilirdik. Gerçi Wall birkaç kez denedi ama bunların çoğunda başarılı olamadı. İkinci kez izlediğim Wall bana Rose'u anımsattı ama NBA için çok da hazır gibi gözükmedi açıkçası, en azından bu maçta durum böyleydi. Tempo arttığı zaman farkını hissettirirken, set hücumlarında Wall'un varlığı ile yokluğu pek belli değildi, hatta pek çok top kaybı yaptı penetre etmeye çalışırken çembere doğru. Şutu da iyi olmadığı için takımının West Virgina defansını açmasına yardımcı olamadı.

Maçın ilk yarısında oyuna girip 1 dakikada 2 faul alan ve çıkan Deniz Kılıçlı, bir daha forma şansı bulamadı. Final Four'daki rakipleri bu gece belli olacak. Duke veya Baylor'dan biri gelecek karşılarına. O maç da haftaya Cumartesi günü oynanacak.

İlginç Bir Rekor Olabilir mi?

Kentucky - West Virgina maçını izliyorum. İlk yarı bitti ve Deniz'in takımı 28-26 önde. İlginç rekor bu değil tabii ki. West Virgina'nın 2 sayılık bir saha içi isabeti bile yok koca bir yarıda. NBA'de veya NCAA'de böyle birşey olmuş mudur acaba? NBA'de gerçekleşmiş olduğunu hiç zannetmiyorum.

West Virginia içeriden sayı üretemeyince zorunlu olarak üçlüklere döndü ve şutlar girdikçe, kendilerine güven geldi. Özellikle de takımın en önemli skoreri Butler kendinden geçti diyebilirim. Biri basket faul olmak üzere 4 tane üçlük buldu üst üste. Ama takım halinde iyice üçlüğe döndüler. İçeriden kesinlikle sayı üretemiyorlar. İkinci yarıda Kentucky birkaç dış isabetle içeride Cousins ve Patterson'ı rahatlatabilirse veya Wall başta olmak üzere daha çok penetre etmeye başlarlarsa, maçı kazanmak için çok büyük avantaj elde ederler.

Deniz takımının içeriden sayı üretmesi için oyuna alındı ancak bir ucuz sayılacak hücum faul, bir de defansta penetre eden Wall'a yardıma gelirken faul yaparak kenara gelmek zorunda kaldı 2 faulle. 1 veya 2 dakika oyunda kalabildi.

22 Mart 2010 Pazartesi

Biraz da NCAA


Link

Dün gece Purdue ile beraber son saniye basketiyle kazanan iki takımdan biri oldu Michigan State. Ancak videodan görebileceğiniz gibi Delvon Roe ani bir refleksle kafasını çekmese, Maryland maçı kazanacaktı. O pasın atıldığını gördüğüm anda "Aha ellerindeki maçı verdiler" dedim Roe'nun pasın yolundan çekilmesine şaşırdım. Adeta Ninja Kaplumbağa vari bir hareketti. Ardından Lucious çok sakin bir şekilde NBA'deki pek çok oyuncunun bile yapamadığı işi yaptı. Saatin farkında olarak, son ana kadar doğru pozisyonu bulmayı bekledi ve şutu öyle elinden çıkardı. Bu sayede maçı kazandılar. NCAA ile pek ilgili değimdir ancak şimdi turnuvanın favorilerinden Kansas'ı eleyen North Iowa karşısında ne yapacaklarını çok merak diyorum gerçekten. Bu merakımın nedeni Michigan State'in son iki dakikaya 10 sayı civarı önde girmesine rağmen, Maryland'in baskısı ve 2'li 3'lü sıkıştırmaları sonrasında birbirinden aptalca top kayıpları yapması. İşte videoda izlediğiniz gibi bu top kayıpları nedeniyle son saniyelere yenik girdiler. Resmen baskı altında ezildiler. Özellikle Raymar Morgan yaptığı top kayıplarıyla, Maryland'in geri dönmesini sağladı diyebilirim.

Bu arada baskı demişken, bir başka maça değineyim. Pittsburgh oyuncusu Gilbert Brown son iki dakikada attığı 3 üçlükle takımını Xavier karşısında son anlara kadar maçın içinde tuttu. Ancak bir pozisyonda taktik faulü o yapmak zorunda kaldı ve 5. faulünü alıp oyundan çıktı. Onun, rakip takımın en iyi serbest atıcılarından birini tutması bana göre hataydı. Nitekim bir sonraki taktik faulde Xavier 2'de 0 atınca, bir üçlükle maçı beraberliğe taşıma şansını elde etti Pittsburgh ancak Brown olmayınca, o ellerin titrediği anda üsüste iki müsait pozisyonda üçlük isabeti bulamadılar.

Sweet 16'e girdik. "Şu benim favorim" diyemem çünkü bir fikrim yok. Yabancı kaynaklarda okuduklarıma dayanarak birşeyler söylemem doğru olmaz. İzleyelim eğlenelim. Tabii 35 saniye şut saati ve yapılan akıl almaz hatalarla bu eğlenceye biraz gölge düştüğünü söylemem gerek.

14 Mart 2010 Pazar

Deniz Kılıçlı ve WVU Big East Şampiyonu

West Virginia Üniversitesi, Big East grubunun şampiyonu oldu. 3 gün önce biraz da şansıyla Cincinnati'ye karşı bulduğu 3'lükle maçı kazandıran Butler, dün de 4 saniye kala bulduğu turnikeyle takımına NCAA turnuvasında 1 numaralı seribaşı olma şansını verdi. Bu gece açıklanacak seribaşı takımlar. Araştırdığım ve okuduğum kadarıyla West Virginia'nın oynadığı ve yendiği takımların zorlukları göz önüne alındığında 1. olması zor.

Deniz son maçta 7 dakika alıp kullandığı 1 şutta isabet bulamamış. Ondan önceki iki karşılaşmada ise görev almamış. Önümüzdeki maçlarda daha çok şans bulur umarım. İki maçta takımına galibiyeti getiren Butler ise ortalama 20 sayı ile skor yükünü çekmiş.

9 Mart 2010 Salı

Kovun NBA'deki Bütün Koçları


Link

Ben böyle koç istiyorum artık. Buzz Williams'dan başkası yalan. Dans figürleri smaçtan çok daha ilgi çekici. Ayrıca 2 pozisyonda da bench'teki beyaz oyuncuya da dikkat çekiyorum. Bir de bütün bu gaz hareketleri 20 küsur sayıyla kazandıkları bir maçta yapıyorlar. Artık nasıl bir konsantrasyonsa...

4 gündür interneti kasıp kavuruyormuş ben yeni gördüm.

23 Şubat 2010 Salı

Doğuş'tan Kötü Haber

Deniz'den aldığım güzel haberle uçup gitmiş aklımdan Doğuş Balbay'ın sakatlığı. Sağolsun Anıl yazmış. Haftasonu Twitter'da yabancı bir kaynaktan okumuştum. Maç esnasında Doğuş'un dizinden sakatlanıp, taşınmak suretiyle oyundan çıktığını yazmıştı. Sonra da ertesi gün Doğuş'un "Pop" veya Türkçe'ye çevirmeye çalışırsak "Pat" sesi duyduğunu okuyunca zaten %90 oranında anlamıştım uzun süre kaçıracağını. Dün, sol dizindeki ön çapraz bağlarının koptuğu ve bu nedenle sezonu kapadığı, yaklaşık 5 ay parkelerden uzak kalacağı açıklanmış. Yazık.

Üniversitedeki ilk senesinde sağ diz ön çapraz bağlarını yırtan ve 1 maça bile çıkamayan Doğuş bu sefer de sol dizinden aynı sakatlığı geçiriyor. Sabır diliyorum. Pek fazla diyecek şey yok bu konuda. Geçtiğimiz sezon ilk 5'e yerleşmişti ve öyle devam ediyordu. Son senesinde umarım çok güçlü bir Doğuş izleriz.

21 Şubat 2010 Pazar

Yağlı Parmak


Link

Yanlışlıkla top elinden kayıyor Morningstar'ın ama yine de Chuck Hayes'ı hatırlattı bana. Onu da başka bir gün paylaşırım.