BIY AD

Beasley etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Beasley etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

20 Mart 2011 Pazar

Bynum 2 Maç Ceza Aldı

Dün sabah videosunu koymuştum blog'a ve Bynum'ın ceza alması gerektiğini belirtmiştim. NBA de bu kararı geç de olsa 2 maçlık cezayı açıkladı. Ben bu zamana kadar bir ses çıkmayınca ceza gelmeyeceğini sanmıştım yanılmışım. Gece 03:30'da Blazers karşısında forma giyemeyecek Bynum. 2 maç yerinde karar bence, ha bana kalsa bu tarz sakatlamaya ve can yakmaya yönelik, pislik hareketlere 3-4 maçtan aşağı vermem ayrı konu. Yeri yok çünkü parkede bunların.

24 Ocak 2011 Pazartesi

NBA Sezon Ortası Ödülleri - En Çok Gelişme Gösteren Oyuncu

MVP için yapmıştık, şimdi sıra en çok gelişme gösteren oyuncuda. Dört sezon önce Hido'muzun aldığı ödül. Adı üstünde geçtiğimiz sezona göre en büyük çıkışı yapan oyuncuyu seçiyoruz. Yazıyı okumadan önce seçimlerinizi yorum bölümünde dile getirirseniz seviniriz. Şimdi geçelim adaylara:

Kevin Love
Sayı: 14 --> 21.3, Ribaund: 11 --> 15.6, Dakika: 28.6 --> 36.9, Üçlük yüzdesi: %33 --> %43.7

Eric Gordon
Sayı: 16.9 --> 24.1, Asist: 3 --> 4.5, Dakika: 36 --> 37.8

Raymond Felton
Sayı: 12.1 --> 17.5, Asist: 5.6 --> 8.7, Dakika: 33 --> 38.7, (Şut yüzdesi: %45.9 --> %42.3)

Michael Beasley:
Sayı: 14.8 --> 20.6, Asist: 1.3-->2, Dakika: 29.8 --> 33.4

Russell Westbrook:
Sayı: 16.1 --> 22.7, Asist: 8 --> 8.3, Dakika: 34.3 --> 36.1, Top Çalma: 1.3-->1.9

Wesley Matthews:
Dakika: 25 --> 33, Sayı: 9.4 --> 16.1, (Şut yüzdesi: 48.3 --> 43.9)

Jrue Holiday:
Dakika: 24 --> 35, Sayı: 8 --> 14.5, Asist: 3.8 --> 6.5

Dorell Wright:
Dakika: 21 --> 39, Sayı: 7.1 --> 16.4, Ribaund: 3.3 --> 5.8, Asist: 1.3 --> 2.9, Top çalma: 0.7 --> 1.5 (Şut yüzdesi: %46.3 --> %43)

-Seçimim olan Eric Gordon'a, yavaş yavaş, eleye eleye varalım. Efendim öncelikle şununla başlayayım. Bana göre dakika artışı çok önemli bir kıstastır. O ne öyle. Bir oyuncu 20 dakikadan 40 dakikaya çıkacak da, sayı ortalamasını ikiye katlayacak. Ee ben ne yapayım bunu? Oyuncunun kendisini geliştirdiğini göstermiyor bana kalırsa bu tip bir artış. Ancak maalesef bu genellikle dikkate alınmıyor konu en çok gelişme gösteren oyuncu ödülü olduğu zaman. Yine de ben Matthews, Wright ve Holiday gibi isimleri bir kalemde siliyorum aldıkları dakikalardaki büyük artış sebebiyle. Tamam Wright ile Matthews'ın dakikalarına oranla sayıları da artıyor ama şut yüzdelerinde de büyük bir düşüş var. Holiday'deki artışlar ise bana göre bir ödül almak için yetersiz. Geriye Felton, Beasley, Westbrook ve Love kaldı. Beasley Wolves'a geçince rolü değişti, 1 numaralı skor opsiyonu oldu ve bu işi iyi beceriyor gerçekten. Ancak 5.5 sayılık bir artış, üstelik Wolves bu kadar rezil giderken ne kadar değerli bilmiyorum. Ayrıca geldiği takım ligin en hızlı tempoda oynayan takımı, sayı kategorisindeki artışın nedenlerinden biri de bu. Felton için de bu dediğim geçerli, Larry Brown'un aşırı ağır tempodaki Bobcats'inden, ligin en hızlı temposunu yapan ikinci takımına geldi. İstatistiklerinin artmaması garip olurdu zaten. Buna rağmen 5 sayı ve 3 asist gibi artışlar fena değil. Ayrıca takımı genellikle iyi yönettiğini de söylemem lazım. Bu onu Westbrook ile yaklaşık aynı seviyeye koyuyor MIP ödülünde. Westbrook da sezona sapık gibi başlayıp ardından biraz durulmuştu, Durant'in yaptığı çıkışla beraber onun da yeniden azdığını görüyoruz. Maç başına ekstradan attığı 6.5 sayı etkileyici, bazı maçları tek başına sürüklediğini de görüyoruz. Ayrıca serbest atışlarında %86 isabet buluyor ve bu kariyer rekoru. Yine de finale kalan iki aday kadar gelişme göstermedi bence Westbrook: Love ve Gordon.

Baştan şunu söyleyeyim. Bence ödülü Love alacak ancak Gordon daha çok hakediyor. Niye Love daha şanslı? Çünkü maç başına 15.5 ribaund almak sapıklıktır başka birşey değil. Otomatikman insanın aklında kalıyor Love'ın bu performansı. Rodman'dan beri sanırım bir tek Ben Wallace geçmişti 15 ribaundu. Sayı kategorisindeki 7 sayılık artış da cabası. Bunun yanında üçlüklerini de geliştirdi. Fakat dakikalarındaki artış, Minnesota'nın temposu ve takımının rezil durumu onu biraz gözümden düşürüyor. Bütün bunlara rağmen benim 2 numaralı adayım kendisi. Öte yandan Eric Gordon'a bakıyoruz, 7 sayı fazladan gönderiyor rakip potalara. Yetmezmiş gibi müthiş geliştirdiği penetre yeteneğiyle hem asistlerini arttırdı hem de serbest atış çizgisine maç başına 7 kere gitmeye başladı. Baron Davis ve Griffin'e sahip olan takımda 1 numaralı opsiyon yaptı kendini. Ayrıca bir guard için mükemmel olan %46.8'lik bir şut yüzdesine sahip. Takımının yaptığı çıkıştaki katkısı da göz önüne alınca, ben onu Love'ın ufacık bir adım önüne koyuyorum. Ancak popülerlik ve akılda kalıcılık bakımından Love'ın çok gerisinde kalacağı için oylamada Love seçilecektir diye düşünüyorum. Zaten o da Gordon kadar hakediyor. /Can


- İstatistiklerindeki artış birbirine benzer çok oyuncu olduğu için, epey aday gündeme geliyor söz konusu MIP olunca. Takdir edersiniz ki bu artışlar ödülün sahibini belirlemede önemli bir faktör. Ancak elbette bunun yanı sıra birçok argüman dahil oluyor olaya. Öncelikle kendi kriterlerimi yazayım. Sonuçta bu ödül bireysel performansın takdiri olduğu için, oyuncunun takımını taşıyabilmesinin çok büyük bir önemi olduğunu düşünmüyorum. Bireysel olarak en çok gelişme gösteren oyuncular içerisindense, oyuncunun evrildiği seviye önemli benim gözümde. Örneğin bir bench oyuncusu veya rol oyuncusuyken takımın önemli bir silahı haline gelen Augustin, Matthews, Dorrell Wright gibi isimlerdense, All-Star seviyesindeyken bir kademe daha atlamayı başarabilen oyuncuları daha önde tutuyorum. Yine aynı sebepten, büyük gelişme gösteren yukarıdaki isimlerin yanı sıra adaylarımdan Beasley’i de eliyorum. Bir ara aklıma Nick Young geldi ama yok artık deyip geçtim. Felton’ı favori göstermeme sebebim ise, kendisinin de Amare gibi sistemden nemalandığını düşünmem. Geçen seneye oranla çok daha fazla şut deniyor ve bu sebeple isabet oranı düşmesine karşın sayı ortalaması arttı.

Geriye 4 isim kalıyor benim listemde: Rose, Love, Westbrook ve Gordon. Kevin Love istatistiksel olarak en büyük çıkışı yapan oyuncu belki ama bu muazzam artış, aldığı süreler ve kendisine biçilen rolden kaynaklanıyor. Oyun olarak zaten geçen sene de bu seviyedeydi, sadece yeterli süreyi bulamıyordu. Rose ve Westbrook ise geçtiğimiz sene itibariyle yıldız seviyesine yükseldi ve bu sene isimleri MVP adayları arasında geçiyor. Westbrook takımı için en az Durant kadar önemli bir oyuncu haline geldi ve üstlendiği sorumluluğu başarıyla yerine getiriyor. Hatta Durant'in yokluğunda takımına deplasman turnesinde önemli galibiyetler kazandırdı falan... Ancak Westbrook zaten geçtiğimiz sene Lakers serisinde rakibine kök söktürmüş ve bu seviyelerde bile kendini ispat etmişti. Keza Rose da aynı şekilde geçtiğimiz senelerde playoff seviyesinde kendini göstermişti. Bu sebeple yakaladıkları çıkış benim gözümde Gordon'ınki kadar değerli değil. Clippers'ın çok fazla maçını izleme fırsatı bulduğum için rahatlıkla söyleyebilirim ki Gordon, oyununu baz alırsak Rose ve Westbrook'un altında değil. Sürelerinde çok kayda değer bir artış yok, takımdaki rolü değişmedi, aksine Davis, Griffin gibi kendini gölgede bırakabilecek isimlerle aynı takımda. Ancak takımına çok faydalı oluyor, nerede ne yapması gerektiğini biliyor, çok sade oynuyor ve en önemlisi oldukça efektif. İstatistiklerindeki artışı da hesaba kattığımda benim MIP adayım Eric Gordon. /Soner

20 Kasım 2010 Cumartesi

Uçuyorlar


Akıllara hemen Lakers, Spurs, Celtics vb. kafaya oynayan takımlar geliyor " Uçuyorlar " diyince. Fakat ben onlardan değil ligin dibine oturan Minnesota oyuncularından bahsedeceğim. Minnesota takımından değil (!), oyuncularından.

Minnesota Timberwolves felaket bir organizasyon. GM'leri David Kahn ligin açık ara en kötüsü, kadroları kağıt üzerinde hiç iyi görünmüyor, koçları Rambis'in basketboldan ne kadar anladığı uzun süredir sorgulanıyor, finansal anlamda bataktalar ve seneye takımın kapanma ihtimali üzerine konuşuluyor. Tüm bu olumsuz tablo ister istemez takım başarısına da yansıyor ve kendilerini birden 4-10'la Batı'nın en son sıralarında buluyorlar. Fakat sistemdeki bu dağınıklık oyunculara yaramışa benziyor. Birkaç Wolves maçının box-score'larını incelediğimizde oldukça ilginç ve olumlu rakamlara rastlıyoruz.

İlk olarak Micheal Beasley'den bahsedeceğim. 2008 draftına giren en gözde 2 oyuncudan biri, beklenildiği gibi 2'den seçiliyor ancak büyük bir balon olarak karşımıza çıkıyor. Ezeli rakibi Rose süperstar seviyesine çıkıp takım taşımaya başlarken onu görev adamlığına soyunurken görüyoruz. Ardından ligin en umutsuz takımıyla imzalıyor.Yetmiyor, uyuşturucu kullanıyor daha da kötüsü bu basına sızıyor. Hadi onu da geçtim. Genel menejer çıkıp nasıl uyuşturucu kullandığı hakkında konferans veriyor. Tüm ligin nefretini kazanıyorsun ve önünde yepyeni bir sezon var. Atağa kalkmak için bu yeni sezonun tek fırsat olduğunun farkına varması oldukça şaşırttı beni açıkçası. Farkına varmakla kalmadı, 2 yıllık açığını da hızla kapatmaya, balon olmadığını tüm lige kanıtlamaya başladı. Sacramento potasına 42 sayı bıraktığında herkes ona dönüp bir kere daha baktı ve şu sıralar ondan gözlerini ayırabilen pek birini görmedim açıkçası. 13 maçta 22.4 sayı 5.7 ribaund. Nihayet bizlere " İşte Micheal Beasley bu ! " dedirtmeye başladı.

Bir diğer bomba Kevin Love. O zaten hiçbir zaman kötü olmadı hatta ilk yıllarında verdiği görünüm ligdeki kariyeri boyunca double-double yapacak bir adam olacağı yönündeydi. Ancak hiçbirimiz o double-double'ın 31 sayı 31 ribaund'la geleceğini beklemiyorduk. Howard'ların Noah'ların egemenlik sürdüğü ribaund kategorisinde birden en tepede onun adını gördük. Hala da ribaund ortalamasında ligin lideri konumunda. 14 maçta 17.6 sayı 13.8 ribaund. ( Son maç sayı atamamasına rağmen. ) Beklenilenin çok çok üstünde bir Love izliyoruz bu yıl.

Bu iki oyuncu dışında belki de lig tarihinin en büyük balonu olan Milicic'den kısaca söz etmek lazım. Milicic hala bildiğimiz Milicic maç başına 7 sayı 6 ribaund gibi sıradan rakamlarla karşımızda. Ancak ona parantez açmamın özel bir sebebi var keza dün gece oynanan Lakers maçında o da çok ilginç bir işe imza attı. Çoğu otorite tarafından şampiyonluğun en büyük favorisi olarak gösterilen takıma karşı 23 sayı 16 ribaund 5 assist 6 blok yaparak ben dahil herkesin ağzını açık bıraktı. Ama malesef bu ondaki ışığı görmemiz için yeterli değil çünkü 8 yıldır ligde ve tabiri caizse ne mal olduğunu hepimiz biliyoruz.

Kısaca toparlarsak Minnesota takım halinde felaket işlerin devam ettiği bir yapılanma olarak ligdeki icraatlarını sürdürecek gibi görünüyor. Ancak bu dağınık sistemin oyuncuların bireysel olarak parlamalarına ve hatta oyunlarına sınıf atlatmalarına zemin sağladığını söylemek mümkün. Sene içinde yukarda bahsettiğim benzeri birçok iş daha görebiliriz gibime geliyor Wolves'dan. Kim bilir belki birgün Telfair'in hanesinde 20 sayı-20 assist gibi bir şey yazabilir. Yok canım o kadar da olmaz heralde :)

16 Aralık 2009 Çarşamba

Günün En İyileri - 15 Aralık


Link

Asllında zayıf bir Top 10 ama 3-4 pozisyon için veriyorum. Raptors-Heat'i izlerken "Herhalde günün en iyisi bu olmalı" diye düşünmüştüm Beasley'nin bloğu için. Gerçekten de ilk sıraya yerleşmiş. DeRozan tam anlamıyla poposunun üzerine oturmuş.

Noah'ın 6 bloğundan 2'sini hem de Gasol'e yaparken görüyoruz. Muazzam bloklar ikisi de. Noah'ın bu sene nasıl oynadığını özetleyen pozisyonlar.

Mo Williams'ın mükemmel pası ve Varejao'nun hareketlenmesi. Belki hücumda zayıf bir oyuncu ama bu şekilde çembere katları olmasa hiç çekilmez olurdu. Bunları iyi yapıyor.

Nash'in sol elle verdiği bounce pas ve Amare'nin harika smacı, gerçi bunu görmeye alışığız son 6 senedir ama olsun.

24 Ekim 2009 Cumartesi

Beasley Rehabilitasyonun Son Safhasında

Miami Heat yöneticilerinden Tim Donovan, takımın bir balık tutma gezisi düzenlediğini, Beasley'nin de su ve mor gatorade'den başka birşey içmediğini söylemiş. Ayrıca bu gezide Beasley'nin rehabilitasyondaki danışmanı da ona göz kulak oluyormuş, tabii yanındaki kızcağızla da sadece 'arkadaşlar'mış. Harika.

Donovan'ın, acilen yöneticiliği bırakıp yazarlığa soyunması lazım. Çok yetenekli...

24 Ağustos 2009 Pazartesi

Beasley'den Sonunda Bir Doğru

Michael Beasley, psikolojik bozukluklarından ve "olası" bir madde kullanımından arınmak için Houston'da bir rehabilitasyon kliğine yazılmış ve tedavi görmeye başlamış. Eski NBA oyuncusu John Lucas onunla ilgilenecekmiş. Lucas geçmişte sorunlu oyuncuların kendilerini toplamasında yardımcı olmuş, başarılı bir isimmiş. Haberi okumadan önce bilmiyordum açıkçası.

Beasley'nin yanlışından erken dönmesi sevindirici. Oldukça sevindim bir genç oyuncunun kafasının dikine gitmektense böyle bir yolu seçmesine. İkinci yılına girecek genç forvet 2009-2010 sezonunda üstüste üç maçta 40-50 ve 60 sayı atsaydı bile, 3 gün içinde hakkında 3 post girmezdim herhalde. Ama gelişmeler böyle gerektirdi. Hayırlısı olsun Beasley için.

Beasley'den Çaylak Hatası - 2

Beasley'nin ot ve dövme olayına yer vermiştim. Gelen tepkiler üzerine:
"Bütün dünya bana karşı"
"Yaşama isteğim kalmadı. Bitti"
"Nefret ediyorum"

Tarzında yazılar yazdıktan sonra Twitter account'unu silmiş. Sen git ot içtiğini kanıtlarcasına resim koy, ondan sonra bütün dünya sana karşıymış... Bravo.

Beasley, draft edilirken düşünülen/inanılan potansiyeline bu sene yaklaşamazsa Wade'in 2010'da takımda kalma kararı kötü yönde etkilenebilir, hele bu marihuana olayı ile...

22 Ağustos 2009 Cumartesi

Beasley'den Çaylak Hatası

Kaan Kural ve Murat Kosova'nın sık sık kullandığı laf bu fotoğraf için cuk oturuyor gerçekten. Böyle bir hata olamaz. Beasley "artist" bir fotoğrafını Twitter'dan paylaşırken, fotoğrafın sağ alt tarafına dikkat. Evet, doğru gördünüz: Ot. Bu fotoğrafı Twitter'a koyarken Beasley'nin kafası hala bu ot sayesinde güzelmiş anlaşılan.

Üstelik de geçtiğimiz sezonun başında da Chalmers ile beraber marihuana içilen bir odada yakalanmışlardı. Ardından "Biz içmedik ama orada bulunmamamız lazımdı çok özür dileriz" diye açıklama yapmışlardı. Biz de yemiştik. Şimdi o olayın üstüne gelen fotoğrafa bakın...

Bu hareket Wade'in 2010'da takımdan ayrılması için tek başına yeterli bir neden değil elbette ama bardağı dolduran damlalardan biri olduğu kesin...