BIY AD

Timberwolves etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Timberwolves etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

21 Mart 2011 Pazartesi

Yine Cousins Yine Olay


Link

Yaramaz çocuğumuz Cousins, Ridnour'a hafif dirsek koyarak bir perdeleme yapınca, Ridnour sinirleniyor ve itiyor var gücüyle kendisinden 50 kilo ağır olan pivotu. Sonra da haliyle Cousins üstüne yürüyor Ridnour'un. Karşılıklı teknik faul çıkıyor. Cousins ile Ridnour dalaşmaya başlayınca, onları ayırmak isteyen Pekovic'i de itiyor Cousins. Yetmiyor yine araya girmeye çalışan Webster'ı da itiyor. Zaten ikinci teknik faulü de bu hareketten sonra alıyor ve atılıyor Cousins. Ben anlamıyorum bu oyuncunun kafa yapısını. Tartışan veya kavga eden iki kişinin arasında başkaları girip iyi niyetli bir şekilde ayırmaya çalıştığı zaman, olay hemen yatışır. Ama yok Cousins için o sırada düşman sadece Ridnour değil, bütün karşı takım. Kimsenin kendisine dokunmasına izin vermiyor. Yahu iyi niyetliler işte niye hala alevlendiriyorsun ortamı? Senin sinirin Ridnour'a karşı, diğerlerine değil ki... Bu arada hakemlerin de Ridnour'a ilk başta sportmenlik dışı faul çalmayarak hata yaptığını söylemeliyim. Tamam belki Cousins ufaktan dirseğini çıkararak perdeleme yapıyor ama Ridnour'un itmesi çok daha ağır bir hareket... Cousins biraz da kısa sürede yaptığı isim sayesinde atıldı diyebiliriz oyundan.

Bu arada hakemle de hafif itişmiş, ondan dolayı da ceza alması gündemdeymiş ama kendim açıp maçı izledim, bu videoya da baktım, bir hakemle itiştiğine şahit olmadım.

19 Mart 2011 Cumartesi

Bynum'a Ceza Gündemde


Link

Efendim ambale olmuş durumdayım. Gece uyumadan 4 ayrı maç (Denver-Orlando, Miami-Atlanta, San Antonio-Dallas, Minnesota-Lakers) izleyip, görmüş olduğunuz videoları kaydedip youtube'a koydum. Yazıları da belli saatlere ayarlayıp çıktım evden. Yorumlamak için pek kafa kalmamış olabilir. Saçmalama potansiyelim yüksek. Ha ama Bynum'a yükleneceğim kesin, o konuda saçmalamadığıma da %100 eminim.

Bynum'dan bu tarz hareketleri çok sık görmesek de her sezon 2-3 kere böyle can yakmaya yönelik, hatta rakibi sakatlamaya yönelik bilde diyebileceğimiz fauller yapıyor Bynum. Bir de faul yaptıktan sonra bakıyorsunuz Bynum'ın suratına, ifadesiz adeta. Sanki "Ne yaptım ki ben?" der gibi bakıyor Beasley'e. Bir kere öyle bir turnike engellemek falan yok dünyada. Omuz ve dirsek karışımı ile havalanmış rakibin göğsüne darbe indirmek ne demek? Topa herhangi bir müdahale isteği bile yok Bynum'ın. Nefret ediyorum bu tarz faullerden. Hayır illa mesaj mı vermek istiyorsun? Cepheden geldiğinde, göğüs göğüse çarpışırken indir baltayı olsun bitsin, üstelik kendein de en fazla sportmenlik dışı 1 faulünü alırsın. İki numarayı alıp atılmazsın oyundan otomatikman. Hem de en azından basketbol dahilinde bir faul olur. Bunun gibi sokak kavgasını andırmaz. Beasley'i Allah korudu diyorum (aşağı bakarsanız aslında korumadı ama durun şu cümleye devam edeyim). Bu tür ters düşülen pozisyonlarda bilek kırılması, dirsek çıkması, omuz çıkması gibi ciddi sakatlıklar oluşabilir neyse ki bunların hiçbirini yaşamadı Beasley gördüğüm kadarıyla. Ancak aşağıdaki videoda göreceğiniz üzere maçın ilerleyen dakikalarında aslında Beasley'nin düşüşü o kadar da hafif atlatmadığı ve kalçasında bir problem olduğu ortaya çıkıyor ve oyunu terkediyor genç yıldız adayı. Kalçasındaki problem, kolunun üzerine düştüğü sırada yaşama ihtimali olan sakatlıklardan çok daha hafiftir diye düşünüyorum, diğerleri çünkü minimum 1 aydan başlıyor. Ama eninde sonunda Bynum, Beasley'i sakatladı.

İnternet ortamında ceza konusu konuşulmaya başlandı bile, ki bence 1 maç en azından hakediyor Bynum. Çünkü ortada basketbol adına yapılmış bir hareket yok. Basketbol demişken... Timberwolves koçu Kurt Rambis'e pozisyon sorulduğunda "Bynum pislik yapmak istemedi. Basketbol içinde bir hareketti." demiş. E direk "Bu yaz Phil Jackson ayrılıyor, belki ben o koltuğa gelirim he? Şimdi kızdırmayayım Lakers cephesini. Olur mu?" deseymiş bu cevap yerine. Tabii bu işin dalgası ama yani sert bir açıklama yapmamasının ardında, aklının bir köşesinde bu ihtimalin yatması olabilir...



Link

14 Mart 2011 Pazartesi

Dünya Başımıza Yıkılacak (Love'ın Serisi Sona Erdi)

Dile kolay tam 53 maçtır, double-double yapan Kevin Love sabaha karşı biten Warriors maçında 12 ribaund almasına rağmen, 6 sayıda kalınca serisinin devamını getiremedi. Evet sayı yüzünden gitti, ribaund değil yani. En alt paragrafta değineceğim buna... Moses Malone'un 51'lik rekorunu kıran Love, 73-74 sezonundan beri en uzun seriye imza atmış oldu. Ama her serinin bir sonu var, bunun da sonu geldi. Utah Jazz maçında sezon sonuna kadar devam edecek bir serye başlayacaktır muhtemelen Love.

İlginç bir şekilde 4.5 dakika varken maçın bitimine, kenara geldi Love ve bir daha da oyuna girmedi. Ve beni şaşırtan görüntü ise kenara gelen Love takım arkadaşlarıyla konuşurken gülümsüyordu. Sanki hiçbir şey olmamış gibi... Hani ne bileyim insan rekor seviyeye gelen serisi sonlanacağı için üzülmez mi veya koçuna itiraz etmez mi oyunda kalmak için? Yok valla. Zaten maçtan sonra da "Üstümden büyük bir yük kalkmış oldu. Kendim adıma ve izleyenler adına bu rekoru devam ettirmeye çalışıyordum. Şimdi artık tamamen oyunuma konsantre olabileceğim." demiş.

Ayrıca Love, kopan maçların son çeyreklerinde oyunda kaldığı için bazı kesimler tarafından eleştiriliyordu ancak bu Love'a özel bir durum değildi. Beasley, Ridnour gibi ilk 5 oyuncularının da sık sık son çeyreklerde oyunda kaldıklarını görüyorduk. Love söz konusu olunca, rekoru daha da geliştirdiği için göze batıyordu. Ha zaten normal şartlarda oyuna olmaması gerekirken, oyunda olup rekorunu o sayede ilerlettiği sadece 1 maç benim dikkatimi çekmişti. Yoksa zaten çoğunlukla 3. çeyrekten işi bitirmiş oluyordu Love. Bugün şunu gördük ki, sırf rekor için oynatmıyormuş Rambis onu. Kenara almasını da biliyormuş.

Warriors gibi benim bile çıksam 15 sayı atabileceğim bir takıma karşı 6'da kaldı Love. Maçın yaklaşık olarak 2.5 çeyreğini seyrettim. Love'ın sayı atamamasının 1 numaralı sebebi David Lee idi. İnanılmaz iyi savunma yaptı Love'a. Love'ı dışarı iterek potaya yakın pozisyon almasını engelledi, buna engel olamadığı zamanlarda da sık sık Love'ı önden savunarak pas almasına mani oldu. Ayrıca Love topu veya ribaundu aldıktan sonra içerde en az 2-3 Warriors oyuncusu başına üşüştüler ve sık sık da faul yaptılar. Baya kafaya takmışlardı Love'ın serisini sonlandırmak için. Hatta Warriors maçı kazanmayı garantilediği için David Lee son çeyrekte kenara gelmişti. Lee, Love'ın oyunda kaldığını görünce koç Smart'a gidip "Beni oyuna al da şu Love sayı atmasın" demiş. O derece konsantre olmuşlardı Love'a.

26 Şubat 2011 Cumartesi

Boşan da Semerini Ye Love (Rekor)

Adam ribaundları mideye indiriyor indiriyor ama doymuyor sayın seyirciler. Aç bu adam aç anlıyor musunuz? Ribaunda aç. Üst üste double-double yaptığı maç serisini duymayanınız yoktur. Blog'da 72 kere falan dile getirdik herhalde. Dün Hornets'a yenildikleri maçta yine 11 sayı, 14 ribaund alarak, ardı ardına 45. double-double'ına imza attı. Bunun önemi ne? NBA'in modern olarak kabul edilen dönemindeki rekoru kırdı Love. Rekorun sahibi Moses Malone idi 44 ile. 30 yıldır boşuna durmuyordu bu rekor. Double-double'ı geçtim, son 25 senede 45 kere üst üste 10 ribaund alan sadece tek bir isim var, o da bu işin kralı Rodman. Onun hakkında güzel bir yazı yazmıştım yakın zamanda, onu da tavsiye etmekteyim. Neyse Love'a dönelim. Utanmasam abartıp üst üste 10 sayı atma rekoruna bile ulaşacağını söyleyecektim bu gazla ama Majesteleri oradan sırıtıyor pis pis suratıma. "866 maçı geçtim, 66'ya ulaşsın önce Love" diyor. 15 sezon ya, boru değil bambaşka bir şey. Eh haklı adam. Boşuna tarihin en iyisi değil... Bak yine saptık Love'dan. Efendim ne diyordum, evet Love harika çocuk, müthiş bir ribaund sezgisi, savaşçılık ve pozisyon alma yeteneği var. Gayet güvenilir bir hücum silahına da dönüşmüş durumda, nitekim çılgın şut atıyor. Ama işte burada bir ikilem ortaya çıkıyor.

Kimisi diyor ki "Love dandik oyuncu, bak Timberwolves maç bile kazanamıyor, Love da o takımda istatistik kovalıyor bencil herif", başka bir kesim ise "Ne yani takım dandik diye oyuna vermesin mi kendini, sanki Love 20 ribaund aldı diye takımı maçı kaybediyor." Ben işte tam bu iki iddianın ortasında duruyorum. Evet Love'ın yanında Darko yerine bir Bynum olsa mesela, maç başına 15.5 ribaund alamaz. Takımdaki en önemli skor opsiyonu Beasley olmasa veya yanlarında bir adam daha olsa belki 21 sayı atamaz maç başına. Ama emin olun, en kalabalık, geniş rotasyonlu kadroda bile çok sağlam iş yapar Love. Bir insan boşu boşuna 45 kere üst üste double-double yapmaz yani. 30 senedir 5000 tane oyuncu kötü takımlarda oynadı, takım arkadaşları dandikken bu adamlar niye 40 kere bile ulaşamadılar bu istatistiğe? Bir nedeni var demek ki. Love işte adı üstünde çocuk Aşk ile oynuyor bu oyunu.

22 Şubat 2011 Salı

Carmelo Anthony Takası Hakkında Değerlendirme

Gallinari + Felton + Wilson Chandler + Timofey Mozgov + Knicks 2014 ilk tur draft hakkı + Warriors'ın iki ikinci tur draft hakkı, 3 milyon dolar ----> Denver Nuggets
Carmelo Anthony + Chauncey Billups + Shelden Williams + Renaldo Balkman + Anthony Carter ----> New York Knicks

Ayrıca buna ek olarak Knicks, Timberwolves ile şu takası yaptı:
Corey Brewer ---> New York Knicks
Anthony Randolph, Eddy Curry ---> Minnesota Timberwolves

Oh be artık dedikodu okumayacağız. Takasın en güzel kısmı bu. Carmelo da çok büyük ihtimalle 3 yıllık 65 milyon dolar değerindeki sözleşmeye imza atacakmış Knicks'e gidince. Hemen New York'ta oluşan kadroya bakalım: Billups - Fields - Carmelo - Amare - Turiaf. Kenardan da Corey Brewer, Shawne Williams, Toney Douglas, Shelden Williams ve Bill Walker gelecekler. Tabii sakat Azubuike'yi de atlamayalım. Sağlamken NBA'deki her takımın rotasyonunda önemli bir parça olabilir. Balkman ve Carter ikilisi muhtemelen D'Antoni'nin rotasyonuna giremezler, ki aslında beğenirim Balkman'ı ben...

Ne görüyoruz? İlk 5 güzel gayet (kısa vadeli de olsa) ancak derinlik diye birşey kalmadı neredeyse Knicks'te. Ha bundan önce derinlik vardı da ne oluyordu o ayrı konu. Ama şimdi kenardan gelecek oyunculardan sadece Corey Brewer'ın kalitesi belli bir seviyenin üstünde. İyi savunma yapar, ısınmadıkça hücumu biraz kısıtlıdır üstelik dengesizdir bir hayli. Günü gününe uymaz. Verdikleri adamlara bakıyoruz: Gallinari, Felton, Chandler, ve Mozgov. Hey maşallah. Ufak çaplı bir takım. Billups ve Carmelo'ya karşı değer miydi? Bence biraz ucu ucuna ama yine de değerdi. Yani şöyle bir durum var. Takasta bir takım abuk derecede fazla değerli parçalar vermiyorsa ve bir süper yıldızı kadrosuna katıyorsa, o takastan büyük ihtimalle karlı çıkmıştır. Evet derinlik açısından saydığım isimler önemli ama karşılığında aldığınız adam ligin en iyi 10 oyuncusundan biri olarak sayılabilecek Carmelo Anthony. Ayrıca diğer parçanın da Billups gibi bir lider olduğunu hatırlatayım...

Billups'ın artık yaşlandığının farkındayım, hücumda henüz pek ortaya çıkmasa da, savunmada biraz bunun etkilerni görebiliyoruz. Eskiden ayaklarını biraz daha çabuk çekip gücü ile rakiplerinin dengesini bozabiliyordu, artık o ayaklarını çekene kadar çabuk oyun kurucular yanından geçip gidebiliyor. Ayrıca kendisi D'Antoni'nin hızlı sistemine ne kadar uyum sağlayacak diye şüpheler var. Ancak Nuggets'ın da bu tempoya yakın sezonlar geçirdiğini unutmayalım. O açıdan çok problem olacağını zannetmiyorum. Koşan bir uzun (Nene) ve Carmelo ile beraber hızlı hücumlar ve transition'da Billups'ın yeteneklerini sergilediğini gördük. Ayrıca Billups Denver'dan gönderildiği için sorun çıkarırsa veya D'Antoni'nin sistemi ile bir sıkıntı falan olursa bu sezon sonunda 3.7 milyon dolara Billups'ın gelecek sezonki kontratı satın alınabiliyor. Böyle birşey beklemiyorum bu arada, iyi profesyoneldir Billups. Nets'e gidiyor olsalar belki takasını istemesi veya takımdan ayrılmak için elinden geleni yapması daha yüksek ihtimal olurdu fakat Knicks'te o kadar mutsuz olacağını sanmıyorum. Yani güvenirim ben Billups'a hala ama yine de Knicks'te bu sezon bir beklenti yokken, 35'ine yaklaşan Billups'ı da takasa dahil etmek ne kadar doğruydu bilmiyorum. Ama Mr. Big Shot önümüzdeki iki sezon boyunca tatmin edecek bir performans sergileyecektir herhalde...

Şimdi Amare ve Carmelo ile iki süper yıldızı bir araya getirmiş oldu Knicks evet ama gördüğüm en büyük sıkıntı şu: Bu iki oyuncu da pas vermeyi, arkadaşlarına pozisyon yaratmayı seven isimler değiller. Hücum repertuarları neredeyse tamamen direk skora gitmek üzerine. Ayrıca yetmiyormuş gibi, ikisi de topu üçlüğün 1-2 metre içinde, yüzleri çembere dönük şekilde almayı seviyorlar. Yani birbirlerini baltalayabilirler bir anlamda... Hani Amare yerine sırtı potaya dönük hücum edebilecek bir uzun olsa, Carmelo ile çok daha iyi bir ikili oluşturur bence. Öteki yanda bir diğer örnek olan Miami'ye bakıyoruz; Wade ile LeBron kariyerleri boyunca penetre ve pas yetenekleri sayesinde arkadaşlarını beslediler. Bosh da onların bu yeteneklerinden müthiş faydalanıyor ve orta mesafeden bomboş atışlar buluyor. Güzel bir kimya yakaladılar yani. Knicks'te biraz daha zor olacak işler herhalde. Miami gibi, üçüncü bir süper yıldızı (Paul veya Deron) alma ihtimalleri pek yüksek değil. Çünkü yeni toplu işçi-işveren sözleşmesi imzalanacak NBA'de bu yaz. Onun sonucunda takımların salary cap'lerine, oyuncuların sözleşmelerine ne gibi yaptırımlar uygulanacak bilmiyoruz. Fakat bu iki kıstas birden, yıldızları takımlarından koparıp almayı zorlaştıracak, onu biliyoruz. Bütün bunlara rağmen Knicks, olur da bu iki oyun kurucudan birini eklerlerse kadroya. Amanın...

Biraz da Nuggets'a bakalım. Lüks vergisi sınırının 13 milyon üzerindelerdi, şimdi geri 70 milyon dolara düştüler. Yani tam 26 milyon dolar kar ettiler. Üstelik ileriye yönelik 4 tane oyuncu aldılar, üçü belli bir potansiyelin üzerinde. Mozgov da gelecek vaat eden bir uzun. Hem ekonomik yönden muhteşem, hem de kadroları derinleşiyor... Carmelo'ya karşılık bundan daha iyi bir paket bulmaları mümkün değildi. Lawson, Afflalo, Gallinari, Nene, Mozgov gibi bir ilk 5 ile çıkabilirler maçlara. Felton'ı zaten takas edebilecekleri konuşuluyor Lawson nedeniyle. Kenardan da Harrington, JR Smith, Chandler gelecek. Valla müthiş yani. Öpüp başlarına koysunlar. Zaten göbek atıyorlardır şu anda herhalde büyük ihtimalle bedava gidecek olan Carmelo yerine bu parçaları alabildikleri için.

Yani bu işten Nuggets beklenenden çok daha karlı çıkarken, Knicks Carmelo'yu yaza bırakıp risk almak istemedi. Transfer dönemine bıraksalar sadece Chandler ve yanılmıyorsam Turiaf'ı kaybederek alabiliyorlardı Carmelo'yu. Tabii Carmelo'nun Nuggets'ta kalma veya başka bir takıma gitme ihtimalini de göz ardı edemeyiz... Felton'ın kaybedilmesi çok da önemli değil çünkü ben onunla bir takımın şampiyonluğa oynayabileceğine pek de inanmıyorum. Billups zaten önümüzdeki 2 sene Felton'dan daha iyi performans verir bence... Yani Knicks risk almadı ve düğmeye basarak iki süper yıldızı bir araya getirdi. Daha iyi bir takas yapabilirler miydi? Kesinlikle. Mesela Chandler'sız bir teklifte ısrar etseler, Nuggets kabul etmek zorunda kalabilirdi ve harika olurdu Knicks açısından. Ama şu anki durumda kazık yediler mi? Bence ucu ucuna da olsa hayır... Isiah Thomas'ın parmağının olduğu konuşuluyor takasta, biraz gaza getirip acele yapılmasını sağlamış takasın. Eh, en azından draft işinden anlar kendisi. Bu sezonki draft'ta birşeyler çıkarıp, 1-2 veteran oyuncu ekleyebilirlerse, seneye korkutucu bir takım olabilirler. Bakalım göreceğiz.

Knicks daha iyi bir takas yapabilir miydi diye sordum ama aynısını Minnesota'ya da soracağım. Kahn'cığım, biliyorsun ki Eddy Curry'i elinden çıkarmazsa Knicks Carmelo'yu 'nah' alır. Biraz zorlasana yahu ekstradan birşeyler koparabilmek için. Sadece beğendiğin Anthony Randolph'a karşılık, Brewer'ı göndermek ve Curry'nin ücretinin bir kısmını ödeyebilmek için 3 milyon dolar almakla yetindiler. Ama yine de kötü değil tabii Randolph'un potansiyelini düşündüğümüzde... Brewer'a karşılık alınabilecek bir risk kesinlikle. Ama bu sezon sanki Rambis'in bench'inden zor kalkar gibi duruyor. Artık bir patlama yapsa da hepimizin ağzına yapışan "potansiyelli çocuk ama sakatlıklar, deli koçlar falan, bir türlü çıkış yapamadı" cümlesini bıraksak bir kenara...

17 Şubat 2011 Perşembe

Kırılmadık Rekor Kaldı mı?

Kevin Love dün gece Clippers karşısında attığı 18 sayı ve çektiği 18 ribaund'la bu sezonki 51. double double'ını yaptı. Böylece All-Star arasına kadar en fazla double double yapma rekorunu da George Mikan'dan devralmış oldu. Geçtiği ismin Mikan olduğunu duyunca şaşırmamak elde değil. Hani sonuçta istatistiki açıdan geride bıraktıı isim, basketbolun henüz basketbol olmadığı dönemlere ait. Bu da şüphesiz Love'ın altına imzasını attığı bu başarıyı daha değerli kılıyor. Aynı zamanda Love'ın serisini 42 maça taşıdığını da belirtmek gerek.

İnsan mısın Love? Bu adam için bir de "All-Star'ı haketmedi" diyenler vardı. Belki her sene, her takımın All-Star öncesi oynadığı maç sayısı farklılık gösteriyor ama yine de 60 senedir Love'dan daha fazla double-double yapmış bir oyuncu çıkmaması tesadüf değil. Daha önce de dediğim gibi yanında Milicic yerine daha iyi bir ribaundcu olsa istatistikleri düşebilir ama bu Love'ın balon olduğu anlamına gelmiyor. Hangi takıma gitse yüksek ribaund rakamlarına ulaşacak kapasitede bence. Hücumunu da gün geçtikçe geliştiriyor,ö zellikle şutlarıyla çok can yakmaya başladı artık. Biraz da savunma yapabilse tadından yenmeyecek.

29 Ocak 2011 Cumartesi

Kevin Love'ın Çilesi

Maç başına 15 ribaund almak kolay mı sandınız? Love hergün pota altında savaş verirken ne çileler çekiyor biliyor musunuz? İşte 2 gün önce Thunder'a karşı son saniyelerde ribaund kovalarken Love'ın başına gelen bela. Pozisyonda kafası Collison'ın koltuk altına yaklaşık 2 saniye boyunca sıkışan Love, kokudan bayılarak yere yığıldı.

16 Ocak 2011 Pazar

Bu Vergiler Nereye Gidiyor?


Link

Neymiş efendim, "Amerika'da bir kere elektrikler gitmiş, onda da halk savaş çıktı sanmış". Yani o kadar beklenmedik bir durummuş elektrik kesintisi. Orlando-Minnesota maçının son çeyreğinde gördük ki kandırılmışız a dostlar... Senelerdir Amerika'yı bize yanlış tanıtıp, duygularımızla oynamışlar...

Minnesota yönetiminin maçın gideceğini sezmesi üzerine böyle bir yola başvurduğunu düşündüm ilk başta ama değilmiş. Şaka bir yana yakın zamanda benzeri bir olay yaşandığını ben hatırlamıyordum ama Can bilgilendirdi, 2001 yılındaki Fenerbahçe-Barcelona maçında da aynı durum hasıl olmuş. Ne yalan söyleyim bu tarz sık yaşanmayan olayların maçlara renk kattığını düşünüyorum.

Not: Videoyu izleyince aklıma ilk, yaşanan elektrik kesintilerinde halkın gösterdiği isyan geldi. Başlığın sebebi o.

14 Ocak 2011 Cuma

Kendi Potasına Sayı Atan Ulvi


Link

Hava atışları yaramıyor bu adama. Hatırlarsanız geçtiğimiz haftalarda bir hava atışı esnasında ayağını burkmuş ve maçın ilk saniyesinde sakatlanmıştı. Şimdi de kendi potasına yollayıverdi sayıyı. Benzer isabetleri rakip pota altında da bekliyoruz kendisinden.

4 Ocak 2011 Salı

Maç Kaybettiren Mola


Link
Kimi molalar vardır kafa kafaya giden maçlarda kazananı belirler. Molayı alan takım çizilen güzel bir setin ardından bulduğu basketle maçı alır. Yukarıdaki videoda izleyeceğiniz mola bu bahsettiğimiz türe girmiyor. Dün gece oynanan Celtics-T'wolves maçının bitimine saniyeler kala 1 sayı farkla önde olan Celtics şut kaçırdıktan sonra kendilerinden beklenmeyecek bir hata yapıp rakibe fastbreak şansı veriyor. Ribaundı çeken Kevin Love, savunmanın arkasına sarkan Wes Johnson'ı görüp topu ona yollamak üzere harekete geçiyor. Tam topu elinden çıkaracak o da ne, çalan düdük ve Kurt Rambis'in gelen molası. Mola gelmese %99 basket olacak bir pozisyon Rambis tarafından durduruluyor ve ardından kenardan topu oyuna sokan T'wolves sayı bulamayarak maçı kaybediyor. Kevin Love'ın mimikleri herşeyi anlatıyor aslında. Rambis direk mola işaret etmek için tetikte beklemeseydi de, oyunu izleseydi, bu molayı almayabilrdi.

Draft seçimlerindeki tutarsızlıklar, oyunculara ederinden iyi şartlarda sunulan kontratlar bir yana saha içindeki kararlarıyla da yetersizliğini zaten ispatlamıştı Rambis, dün geceki hareketiyle de tüyü dikmiş oldu. Tebrik ediyoruz kendisini.

30 Aralık 2010 Perşembe

Dedikodu Kazanı

Bu aralar NBA'de takas dedikoduları inanılmaz artmış durumda. Houston Rockets, Charlotte Bobcats, New Jersey Nets, Minnesota Timberwolwes gibi bekleneni veremeyen takımlar hakkında çok sayıda takas dedikodusu çıkıyor ve bu dedikodulara her gün bir yenisi ekleniyor. Bende bu yazıda gündemde olan takas haberlerini paylaşım, o haberleri değerlendiricem.

- Öncelikle geçtiğimiz iki günde de bahsettiğim Yao olayında başlayayım. Yao konusunda yeni bir takım ortaya atılmadı ancak Rockets'ın Yao için istedikleri yavaş yavaş ortaya çıkmaya başladı. Beklenildiği gibi Rockets, Yao'nun 17 milyon dolarlık biten konratının karşılığında genç yetenekler, draft hakları ve nakit paradan oluşan bir paket talep ediyor. "Sakat Yao için değer mi bu kadarına" diyenlere tekrar hatırlatmakta fayda var; Yao'nun 17 milyon dolarlık kontratı bu sezon sonunda bitiyor ve Yao'yu alacak takım Yao emekliliğini açıklasa bile salary cap'in de çok büyük bir boşluk açacak.

- Hazır Yao'dan bahsetmişken Houston'dan devam edelim. Houston şu an ligin takas konusunda en hareketli takımlarından biri ve her an bir takas yapacaklarmış gibi duruyor. Bir yıldız alabilmek için Yao, Kevin Martin, Luis Scola, Battier 4'lüsünün bile kullanılabileceği konuşuluyor. Takımın beklentilerin çok altında olduğu bir gerçek ancak Martin ve Scola'yı kullanacak kadar büyük bir hareketlenme olduğunu kimse tahmin etmiyordu herhalde. O zaman hemen bir Denver-Houston takası yaparak Carmelo'yu Texas'a getirelim: Kevin Martin+ Kyle Lowry+ Courtney Lee. Brooks-T. Williams-Carmelo-Scola-Hayes (Brad) beşlisiyle sağlam bir takım kurmuş olur Houston. O da olmadı Kevin Martin+Aaron Brooks ikilisiyle Chris Paul'e de Houston formasını giydirebiliriz. Ancak tabii ki uydurma senaryolar bunlar, tamamen benim hayal gücümden çıktılar.

- Bir diğer hareketli takım ise Minnesota. Timberwolwes için David Lee'nin karşılığında New York'a giden ve her sezona "çok yetenekli, mip'in en büyük adayı" beklentileriyle başlayan Anthony Randolph ve Memphis'te benchten geldiği için mutsuz olduğunu açıkça belli eden ve takımdan ayrılmak isteyen OJ Mayo isimleri geçiyor. Şimdi bir baktım da OJ Mayo'yu alması için elinde hiç ama hiç yeterli parça yok Timberwolwes'un. En fazla Brewer+Telfair=Oj Mayo+capfiller tarzı bişey olabilir ancak bunu da Memphis'in kabul edeceğini sanmıyorum. Ancak Randolph'u kadrolarına katmaları daha kolay olabilir. Kimseyi vermeyip, sadece 2. tur draft hakkı ve nakit para karşılığında bile alabilirler.

- Cleveland'da dedikodu kazanına yeni girmiş takımlardan biri. LeBron'un gidişiyle bu sezonki enkazı gördükten sonra takımı tamamen dağıtmayı düşünüyorlar. Olası bir Carmelo takasında, ellerindeki takas istisnası ile üçüncü takım olarak takastaki kontratların uyuşmasını sağlayabilirler. Bunun karşılığında da ya genç oyuncu ya da ilk tur draft hakkı istiyorlar. Varejao başta olmak üzere bütün oyuncuları takasta kullanabilirler. Diğer önemli isimler JJ Hickson ve Mo Williams olarak sayılabilir.

- Uzun takviyesi yapmak isteyen Orlando'nun da ligin sağlam uzunlarından Camby'i istediği haberi çıktı ancak bu dedikoduyu Camby'nin takas söylentileriyle ilgilenmediği ve takımda kalmak istediği haberi takip etti. Ama yine Orlando ne verebilir diye düşünürsek en uygun parça JJ Reddick olarak gözüküyor, hem kontrat hem kalite açısından ancak Portland'ın 2 numara rotasyonunda Rudy Fernandez'in bile istediği süreleri alamadığını düşünürsek o bölgeyi gereksiz şişirmekten başka bir işe yaramaz bu takas. Nelson+Duhon gibi bişey olabilir ancak 2 sene Camby'i oynatmak için Orlando Nelson'ı gözden çıkartır mı bu da bir başka soru işareti.

4 Ağustos 2010 Çarşamba

Bırakın Yaram Kahnasın

Hafif Fotomaçvari bir başlık atalım ki haberin içindeki sinir bozucu etki azalsın. Bir insan evladı yönetiminde bulunduğu takıma ne kadar zarar verebilir ki diye düşünüyorum, David Kahn bu konuda her bir hamlesiyle ufkumu genişletmeye devam ediyor. Önce Darko, ardından Jefferson, ardından Ridnour ve daha niceleri... Son 2 ayda yaptığı saçmalıkları sıralasak buradan Minnesota’ya yol olur. Ancak son bombasına değinelim biz. Geçtiğimiz hafta Sessions-Hollins karşılığında Cavaliers’tan Telfair-Delonte ikilisi takas edilmişti. Ancak gelen son haberler Delonte’nin serbest bırakıldığı ve Telfair’in de takas edilebileceği yönünde. Mevcut kadroda, geniş rotasyonda Delonte ve Telfair’in forma şansı bulamayacağını mı düşündü kimbilir… Şaka bir yana düşünüyorum düşünüyorum aklım almıyor bu hamleleri. Halihazırda kadrondaki tek 2 numara Ellington iken ve sen, Delonte gibi Minnesota’da 1 numaranın yanı sıra, şutör guard da oynayabilen ve bu boşluğu fazlasıyla doldurabilecek bir oyuncuyu takas etmişken, pat diye serbest bırakıveriyorsun. Akıl alır şey değil. Üstüne bir de muhtemel Telfair kaymağı, hem de Flynn’in sezon açılışını kaçırması söz konusuyken… Takımdaki oyun kurucu sayısı çift hanelerdeyken bir anda Ridnour tek başına kaldı. Minnesota taraftarı önümüzdeki sezon salona kafada huniyle gelirse şaşırmam.

26 Temmuz 2010 Pazartesi

Dilini Tutsaydın Bari (!)

Yaklaşık bir senedir kimseden çekmedi şu takım David Kahn’dan çektiği kadar. Yaptığı yanlış, hatta saçma hamleler devam ededursun şimdi de Michael Beasley hakkındaki açıklamaları sebebiyle 50 bin dolar ceza yedi. ESPN’deki programda Beasley’in henüz olgunlaşmadığını belirterek Heat'te geçirdiği yıllarda çok marihuana içtiğini söylemiş. Be adam, o henüz olgunlaşmamış da senin yaptığın çok mu olgunca bir davranış, o zamanında çok marihuana kullanmış da sen ne kullandın ki kafan bu kadar güzel. Yaptığın saçma sapan onca transferden sonra nasıl bir pişkinliktir ki halen bu tarz açıklama yapma hakkını, yüzünü kendinde görüyorsun, insanları bu kadar kolay eleştirebiliyorsun. Ayrıca önümüzdeki sene, hakkında bu açıklamaları yaptığın bir adamdan nasıl bir randıman almayı umuyorsun. Ha ama doğru Beasley, Kahn'a "Bir daha marihuana içmeyeceğim" diye söz vermiş. Bu söze güveniyormuş Kahn. Evet zaten bu dünyada bağımlıların sözü hariç hiçbir şeye güvenmeyeceksin! Görünen o ki Minnesota bu adamın görevine son vermediği sürece daha çook adam seçer draftin üçüncü sırasından, beşinci sırasından.

16 Temmuz 2010 Cuma

Minnesota'ya Bir Guard Daha

4 yıl $16M karşılığında Ridnour’ı kadrosuna kattı Minnesota. Kahn’ın hamlelerini genelde herkes gibi saçma sapan bulsam da bu transfer diğerlerine nispeten daha kabul edilebilir. Beni bu şekilde düşünmeye sevk eden tek neden Ridnour’ın alacağı ücret. Oldukça uygun bir kontratla oynayacak. Açıkçası başka bir olumlu yanı da yok gibi. Transferin olumsuz yönlerinin temelinde ise takımın kötü yapılanması yatıyor. Flynn, Sessions, hatta birkaç seneye Rubio… Minnesota’nın nasıl kötü bir yapılanma içinde olduğunu gözler önüne seren ibretlik bir tablo daha. Henüz rüştünü ispat etmemiş potansiyelli isimlerin yanına şimdi de Ridnour’ı takıma kattı David Kahn. McHale ile yollar ayrıldığında kimse ondan daha kötüsünün geleceğine ihtimal vermiyordur herhalde. Ama gelen gideni aratırmış…

Ridnour’ı genel olarak beğenirim, fena oyuncu değildir. Takımı iyi yönetir, yeri gelir skor katkısı yapar, yeri gelir arkadaşlarını oynatır. Aklı başında bir adamdır, beyaz bir guardın temel özelliklerini taşır. Son senesinde de Jennings ile fena bir rotasyon oluşturmamışlardı. Anlaşılan, Kahn baktı genç bir yetenekle etkili oluyor, atladı hemen üstüne. Yoksa bu oyun kurucu bolluğunda yapılan bu hamlenin başka bir açıklaması olamaz. Sormazlar mı adama senin elinde 2 numara var mı diye? O pozisyonda sadece Ellington’a güvenmeyi veya Wes Johnson’ın 2 numaraya çekilmesini mi düşünüyor acaba. Böyle bir saçmalığı yaparsa şaşırmam açıkçası.

1 Temmuz 2010 Perşembe

Minnesota’dan İki Hamle (Pekovic ve Milicic)

2008 draftinde 2. tur 1. sırada Minnesota tarafından seçildikten sonra Panathinaikos’un yolunu tutan ve Yunan ekibinde geçtiğimiz yıl Euroleague şampiyonluğu yaşayan Nikola Pekovic 2 sene rötarlı da olsa NBA’ de oynayacak. Avrupa’nın sayılı uzunlarından biri olarak gösterilen Pekovic, geçtiğimiz yıl koç Obradovic’le yaşadığı sorunlar dolayısıyla istenen performanstan uzak kalmış ve 15 sayı, 3.5 ribaund ortalamalarıyla sezonu tamamlamıştı. Pekovic 3 yıl için 13 milyon dolar alacak.

Ayrıca bu akşam saatlerinde Darko Milicic'e 4 yıl için $20M önerildiği ve Milicic'in bu kontratı kabul edildiği açıklandı. Bu gelişmelerle birlikte Al Jefferson takası için de Minnesota cephesinden daha somut adımlar atılmış oldu. Hatırlayacağınız gibi David Kahn, bu sene takım olarak daha çok koşacaklarını ve bu sisteme Al Jefferson’ın uymayabileceğini, dolayısıyla onu elden çıkarmak istediklerini söylemişti. Gerçekten ilginç işlere imza atıyor David Kahn. Takımda tuttuğu isimlere ve yollamak istediği isme bakıyorum, elle tutulur bir taraf göremiyorum. Al Jefferson ile oynayamayacağın hızlı tempoyu Pekovic'le mi oynayacaksın, yoksa Milicic'le mi? Amaç tabii burada Jefferson'ın kontratından kurtulmak biraz ama birazcık da tutarlı olsa fena olmayacak Kahn. "Milicic'e dakika vermek için Jefferson'ı takas edeceğim" dediği an zaten olay bitmişti benim açımdan.

Önemli Serbest Oyuncular ve Yalancı Kahinlik

Uzun süredir konuşulan transfer dönemi başlamak üzere. Oyuncuların serbest kalmalarına tam 7 saat kaldı. Önce şunu belirteyim: 7 senelik tecrübesi olan bir oyuncunun maksimum kontratının ilk yılı yaklaşık 16 milyon dolardan başlıyor. Sonra da takımların ne kadar salary cap boşlukları var harcayacak onları vereyim.

Knicks - $34,147,478
Nets - $29,989,807
Chicago - $29,172,406
Miami - $26,727,101
L.A. Clippers - $16,830,031
Sacramento - $15,350,465
Minnesota - $13,441,344

Sadece Knicks 2 maksimum kontrat verebilecek gibi gözüküyor ama Nets ile Bulls da çok ufak rötuşlarla bu konuma gelebilirler. Miami'de Wade'in kaldığı varsayılmış durumda. Çabuk çabuk aklıma gelen şeyleri yazayım oyuncular hakkında. Öyle deli gibi kafa yormayacağım yani. Kendimce önem sırasına göre dizdim. Ayrıca siz de tahminlerinizi verebilirsiniz yorumlarda:

LeBron James: Fazla söze gerek yok herhalde bu adam hakkında. Mantığım Bulls, kalbim Nets veya Clippers diyor. Zorlasam mantığım bile Nets/Clippers diyebilir ama Brooklyn'e taşınmalarına daha 2 sene olması bir dezavantaj. Nets/Clippers ile Bulls'u neredeyse eşit görmemin sebebi ise şu: Rose-Deng-LeBron gibi bir arka alanı şut sokmaya zorladığınızda ne gibi bir sonuç çıkar acaba?

Dwyane Wade: Penguenler uçmaya, develer hendek atlamaya başlamadıkça Heat'te kalacak. Hatta oran da verelim: %99.9 ihtimalle. Kalmasını da istiyorum orada. Yakışıyor ve ben de onu geçtiğimiz 7 senede Miami ile bağdaştırdım kafamda tamamen. Farklı bir forma giyerken düşünemiyorum.

Dirk Nowitzki: Onu daha bugün değerlendirmiştim.

Paul Pierce: Onun hakkında da bugün yazmıştım birşeyler.

Chris Bosh: Mantığım da, kalbim de Heat diyor. Wade ile birlikte güzel işlere imza atacaklarını düşünüyorum defansif, sağlam bir uzunun da katkılarıyla.

Amare Stoudemire: Amare'nin nereye gideceği konusunda gerçekten hiçbir fikrim yok. Sign and trade ile pek çok takıma gönderilebilir. En azından bence direk bir takıma gitmesinden daha olası. Tabii son sene opsiyonunu kullanmaması kesin ayrılacağı anlamına da gelmiyor. Dediğim gibi Amare'nin ne yapacağına dair pek fikrim yok.

Carlos Boozer: Aslında Amare'nin önüne bile koyabilirdim. Boyalı alanda ekmeğini taştan çıkaran, orta mesafeden harika şut atan bir canavar işte. Tabii onun da aynen Amare gibi savunmada problemleri var. Ama en azından egosu Amare'nin 10'da 1'i kadar... Bulls veya Nets'e gidecekmiş gibi geliyor bana.

Joe Johnson: Hawks'dan maksimum kontrat istiyor. Hawks da 6 yıllığında 120 milyon dolar teklif etmeye hazırlanıyormuş. Yuh diyorum sayın seyirciler izninizle. Bıraksınlar başkası versin diyeceğim ama o zaman da Hawks'un eli kolu bağlanıyor. O yüzden Johnson'ı biraz pahalıya da olsa elde tutacaklar gibi duruyor. Ha bana göre o kadar para verilmez hayatta ayrı. Ben Knicks'e gitmesini isterim açıkçası. Bir fırsat daha verelim bakalım, takımın lideri olunca neler yapabilecek?

John Salmons: Bütün serbest oyuncular kapanın elinde kalacak, John Salmons da Clippers'a gidecek diye sallayalım bakalım. Beğendiğim oyunculardandır Salmons, 10-12 milyon dolar civarına yıllık imza atacak herhalde. Bucks'ın çıkışındaki 1 numaralı pay sahibiydi. Clippers olmazsa Timberwolves diyorum.

Rudy Gay: Beklenilen tarzda bir yıldız olmayacak gibi duruyor. Çok atletik, çok yetenekli, parkede herşeyi yapabilecek kapasitede ama basketbol zekası pek yok. 1-2 doğru şey yaptıktan hemen sonra yanlış kararlar verip 'normal' haline dönüyor. Kendisi sınırlı serbest bir oyuncu ve Grizzlies "Hemen hemen her türlü kontratla eşleşeceğiz" dedi. Yani takımda kalacak gibi gözüküyor.

David Lee: İyi adam, hoş adam, hücumda kendini acaip geliştirdi son yıllarda ama bir uzun olarak savunmada sıfır. Amare'den bile kötü diyeyim size. En azından Amare arada sırada savunma yapmak istediği zaman birkaç pozisyonluk da olsa başarılı oluyor. Lee korkuluk görevi görüyor boyalı alanda. İçime Amare ile takas olacaklar diye doğdu ve bu yönde sallama hakkımı kullanıyorum. Ama Lee'ye verilecek büyük kontratların hata olduğunu düşündüğümü söylemeliyim.

Ray Allen: 35'ine geldi ve Finaller'de çok ama çok kötü oynadı. Kısacası artık çok da önemli bir oyuncu değil ve piyasada büyük veya uzun bir kontrat bulamayacak. Yılların Allen'ı olduğu için yer verdim sadece. Pierce kalırsa, o da kalır, giderse, o da gider diye düşünüyorum.

Richard Jefferson: Oyuncuların serbest kalmalarına 4 saat varken, Richard Jefferson'ın kontratındaki 15 milyon dolarlık son seneden vazgeçtiği ve serbest kaldığı ortaya çıktı. Nasıl yani? Sen rezalet oyna ama böyle bir karar al? Çok merak ediyorum kaç senelik ve ne kadarlık kontrat alabilecek. Spurs 15 milyon dolardan kurtulduğu için kutlama yapacaktır herhalde. Ya da Jefferson, Spurs ile yeniden mi anlaşacak daha uzun vadeli ama daha makul fiyata acaba?

Shaquille O’Neal: Adından dolayı koydum sevimli abimizi buraya. Yoksa evinde çekirdek çitleyerek maçları seyretse daha iyi eder sanki artık. Yani artık bittiğini gördük, ondan diyorum. Yoksa oynasın sonsuza kadar Shaq.

Raymond Felton: Sene başında önce şunu sonra da bunu yazmıştım. Felton efendi hem S-Jax'in gelmesiyle vasat bir sezon geçirdi hem de playofflar'da Nelson tarafından ezildi. Şimdi bakalım 5 yıllığına 40 milyon doları bulabilecek mi? Seviniyorum böyle salaklıklar cezasız kalmayınca. Gidip şimdi 5 yıllığına 45'e imzalarmış mesela bunun üstüne =) Neyse ben Grizzlies veya Pistons'a gidecek diye büyük bir sallama yapayım.

Anthony Morrow: İlginç bir adam. Büyük yetenek. İnanılmaz bir şutör. İlerde adından sıkça bahsettirebilir. Ondan buraya koydum. Warriors yaklaşık 1 milyon dolar ödeyerek, onu sınırlı serbest oyuncu yaptı. Bu da takımda tutmak için ne kadar istekli olduklarını gösteriyor. Morrow da kalsın orada, belki Monta da gönderilirse sağlam istatistikler tutturabilir.

28 Haziran 2010 Pazartesi

Milicic Üzerine Takım Kurmak !!

Darko Milicic'in takımda kalması halinde uzun rotasyonunda süre açabilmek için Al Jefferson'ı elinden çıkaracakmış Timberwolves. David Kahn açıkladı dün. Ayrıca takım olarak koşmak istiyorlarmış, lay lay lom basketbolu hoşlarına gitmiş. Al Jefferson buna uymayabilirmiş.

Şimdi. Milicic'e dakika verebilmek için Jefferson'ı elden çıkarmak? Nasıl yani? Canlı zafer purosu Milicic'ten bahsediyoruz. Ricky Rubio'nun yerinde olsam haberi duyar duymaz Wolves'a "Beni takas edin, yoksa gelmem Amerika'ya" diye ihtarnameyi çekmiştim. Bu nasıl bir mantıktır? NBA'in boyalı alandaki en önemli sayı tehditlerinden birini Milicic ve hızlı tempo için elden çıkarmak. Gerçekten dahiyane bir fikir. Boyalı alandan tamamen kendi başına pozisyon yaratarak 20 sayı ve üzerinde üretebilen uzunların sayısından Kahn'ın haberi yok herhalde. Ben size söyleyeyim, 10'u bulmaz kesinlikle.

Koy Jefferson'ın yanına Gortat tadında bir uzun, böylece Jefferson'ın savunmadaki eksiğini ört, zaten Jefferson defansif anlamda bir Boozer değil sonuçta... Yedek olarak da kenardan Love gelsin, tamam bir daha düşünme bile uzun rotasyonunu. Hatta Gortat bulamıyorsan Milicic ile dene bu formülü işte. Hem de Webster, Johnson gibi iyi şutörler katmışın takıma içerde Jefferson'a alan açacak. Ama yok illa bir değişiklik, ilginçlik yapılacak. Jefferson illa istemediği pozisyon olan pivotta kullanılacak. Hayır zaten Ryan Gomes'u da yollamışın, dakika paylaşımı açısından üstte saydığım üçlü problem yaşamaz. Darko 27 dakika alsa sanki olay çıkarak...

Valla gerçekten bu tarz kararları anlamıyorum. Hani ben Al Jefferson'ın oyununu beğendiğim için biraz taraflı bakıyor olabilirim bu karar. Fakat ne olursa olsun, yavaş yavaş zirveye tırmanacak bir takımda boyalı alandan skor üretecek yegane adamı yollamak nasıl bir mantıktır?

20 Nisan 2010 Salı

Eyjafjallajökull'dan Darko'ya Mesaj

Eyjafjallajökull, ülkesine dönmek isteyen Milicic'i de Chicago hava alanında süründürmüş. "Gelecek sezon 25-30 dakika (daha doğrusu ilk 5 oyuncusu süreleri) almayacaksam Avrupa'ya dönerim" diyen ve sezonun son bölümünde yaklaşık bu civarlarda süre bulan Darko'ya "Gitme, kal" mesajı sanki bu...

Bilmeyenler için Eyjafjallajökull, İzlanda'da birkaç hafta önce patlayan bir yanardağ. Bu patlama sonucunda öyle büyük bir kül bulutu oluştu ki, son 1 haftadır Avrupa'da hava trafiği felç oldu. Uçaklar kalkış ve iniş yapamıyor.

Resim için Mali'ye teşekkürler.

11 Mart 2010 Perşembe

Önümüzdeki 5 Sene Şampiyon Olamayacak Takımlar

Sports Illustrated yine bir anket düzenlemiş. 173 NBA oyuncusuna sormuşlar "Sizce önümüzdeki 5 yıl içerisinde şampiyon olma ihtimali en düşük olan takım hangisi? diye. Sonuçlar aşağıda ama benim aklıma birşey takıldı. Zannedersem SI, 173 NBA oyuncuusyla sene başında kontrat yapmış, her düzenledikleri ankete 173 oyuncu katılıyor. İlginç geldi bana, her neyse sonuçlar şöyle:

%31 Nets
%16 Timberwolves
%15 Grizzlies
%11 Knicks
%5 Clippers ve Bobcats


Ayrıca Pacers ve Cavs 1'er oy almışlar.

Grizzlies ve Bobcats için bunu söylemek kolay olsa gerek çünkü ortalamanın üzerinde takımlar olmalarına rağmen şampiyon olacak kadro kalitesine sahip değiller. Ayrıca salary cap'lerinde de yer yok. Ama geri kalan 4 takım için "Şampiyon olamazlar" diye kestirip atmak kolay değil. Çünkü Knicks hariç bu takımların ellerinde kaliteli oyuncular var ve yazın hepsi serbest oyuncuların peşinden koşacaklar. Özellikle Nets'in %31 alması şaşırtıcı bence.

Kısa kısa bakalım takımlara.

Nets:
Bir tane maksimum kontrat verebilecek durumdalar hatta belki bu rakam 2'ye bile çıkabilir kılpayı olarak. Ellerinde Harris-Lopez-Yi-Williams-CDR ve Lee'den oluşan genç ve yetenekli bir kadro var. Prokhorov ile Thorn eğer Bosh-Wade-LeBron'dan birini ikna edebilirlerse Nets'in şampiyon olma şansının hiç de azımsanmayacak seviyede olduğunu söylemeliyim. Tabii ankete katılanlar Nets'in bu 3 büyük serbest oyuncudan birini kadroya katamayacağını düşündüklerinden ve bu sezonki rezil Nets'den dolayı bu yönde oy kullandılar diye düşünüyorum. Üstteki 3 isimden birini alamazlarsa konuşmaya bile gerek yok.

Timberwolves:
Onların da 1 oyuncuya maksimum kontrat verme imkanları var. Kadrolarında en önemli 2 pozisyon yani uzun forvet - pivotta Love ile Jefferson gibi genç ve yetenekli iki uzuna sahipler. Bu birçok takımın sahip olmadığı bir ayrıcalık. Onun dışında Brewer-Flynn ve Gomes'a sahipler, hatta Rubio da var. Ama onun ne zaman geleceği ve geldiğinde NBA'e ne kadar uyum sağlayabileceği belirsiz. Nets'den biraz daha düşük olarak görüyorum onların şampiyonluk ihtimalini. Aslında Jefferson'ın bu sezonki düşüşü olmasa daha çok güvenebilirdim Minnesota'ya ama üçgen hücum ve verdiği kilolar nedeniyle çok zorlanıyor.

Knicks:
Bir mucize olup Curry gelecek sezonki 11 milyon dolarından vazgeçmedikçe, Knicks geleceği en belirsiz takımlardan biri bence. Ya LeBron-Bosh-Gallinari-Wilson Chandler ve bir sürü düşük kontratlı oyuncuyla yola devam edecekler ya da bir maksimum kontratlı oyuncu yerine Lee'yi takımda tutacaklar ve yanına bir rol oyuncusu alacaklar. Tabii LeBron-Wade-Bosh üçlüsünden 2'sini ikna etmeleri kolay gözükmüyor. Bunu başarabilirlerse önümüzdeki 5 sezonda şampiyonluk görme ihtimalleri bir hayli artar.

Clippers:
Aslında kadro olarak en üstün takım onlar. Kaman-Griffin-Baron Davis-Eric Gordon ve DeAndre Jordan. Yanına Butler'ı takımda tutarlarsa gerçekten harika bir kadro oluşuyor. Üstelik Dunleavy kovulmadan evvel güzel işler yaparak takımın salary cap'inde kılpayı da olsa bir maksimum kontratlık yer açmayı başarmıştı. Şu takıma LeBron'un geldiğini düşünsenize. Daha ne olsun? Ama tabii Clippers medyada ve popülerlik olarak Lakers'ın her zaman açık ara gerisinde olacağı için LeBron'un gitmesi inanılmaz düşük bir ihtimal. İşte bu yüzden Clippers'ın ne kadar kaliteli bir kadrosu olursa olsun önümüzdeki 5 sezon içinde şampiyon olabilmesi çok zor gözüküyor. Bu yaz maksimum kontratı gerçekten hakeden bir oyuncu alabilirlerse iddialı olabilirler. Öbür türlü bir şansları yok.

Cavs'e verilen oy da herhalde LeBron'un gideceğinden %100 emin olan bir oyuncu tarafından verilmiştir. Belki de LeBron'un kendisidir bu =P

18 Şubat 2010 Perşembe

Son 48 Saatin Özeti

Çok hareketli bir takas sezonunu geride bıraktık. Önemli not olarak, T-Mac takası 2 takım yerine 3 takımı içeren bir takasa dönüştü. Knicks de işin içine girdi ve McGrady'nin biten 20 milyonluk kontratını kaptı. Daha aşağıda pek çok takas var. Önemli takaslara tek tek değineceğim inşallah, "Güzel olmuş" veya "Kötü takas" diye kısacık yorumlar yapmak istemedim açıkçası. Şimdilik buyrun, son 48 saat içinde gerçekleşen takaslar, önem sırasına göre listeledim. Unuttuğum, gözümden kaçanlar olabilir belirtebilirsiniz. Sizce kim kar ederken kim zarar etti?

Antawn Jamison + Sebastian Telfair ----> Cleveland Cavaliers
Zydrunas Ilgauskas + Al Thornton + Emir Preldzic'in draft hakları + 2010 draft'ı ilk tur seçim hakkı ----> Washington Wizards
Drew Gooden ----> Los Angeles Clippers


Tracy McGrady + Sergio Rodriguez ----> New York Knicks
Kevin Martin + Jared Jeffries + Jordan Hill + Hilton Armstrong + 2011 draft'ının ilk turunda Knicks ile draft sıralarını değiştirme hakkı (1. sıra korumalı) + Knicks'in 2012 ilk tur draft hakkı (ilk 5 sıra korumalı) ----> Houston Rockets
Carl Landry + Joey Dorsey + Larry Hughes ----> Sacramento Kings

Nate Robinson + Marcus Landry ----> Boston Celtics
Eddie House + JR Giddens + Bill Walker + belirsiz (muhtemelen 2. tur) bir draft hakkı ----> New York Knicks


Tyrus Thomas ----> Charlotte Bobcats
Acie Law + Flip Murray + korumalı bir ilk tur draft hakkı ----> Chicago Bulls


Ronnie Brewer ----> Memphis Grizzlies
Korumalı ilk tur draft hakkı ----> Utah Jazz


John Salmons ----> Milwaukee Bucks
Joe Alexander + Hakim Warrick ----> Chicago Bulls


Dominic McGuire ----> Sacramento Kings
Nakit para + ilerideki yıllarda bir 2. tur draft hakkı ----> Washington Wizards


Jodie Meeks + Francisco Elson ----> Philadelphia 76'ers
Primoz Brezec + Royal Ivey + 2. tur draft hakkı ----> Milwaukee Bucks

Darko Milicic ----> Minnesota Timberwolves
Brian Cardinal ----> New York Knicks


Theo Ratliff ----> Charlotte Bobcats
Belirsiz şartlara bağlı bir draft hakkı ----> San Antonio Spurs