BIY AD

5 Şubat 2011 Cumartesi

Pepsi Center'da Gerilim


Link

Bu aralar ligde sinirler pek bir gergin. Önce Williamslar, ardından Ganett'in olayları, şimdi de JR. ile Bell... Maçı izleyemediğim için bilmiyorum ikili arasında baştan beri bir husumet var mıydı, ama son çeyreğin ortalarına doğru üst üste 3 hücum boyunca akıl almaz bir inatçılıkla sürüyor aralarındaki itiş kakış ve sonu da pek iyi bitmiyor.

Dediğim gibi maçı baştan sona izlemediğim için yalnızca eldeki görüntülerden adım adım ilerleyip yorumlayacağım olayları. İlk pozisyonda JR'ın biraz agresif de olsa sadece pozisyon almaya çalıştığını, Bell'in ise aynı agresiflikle ama bildiğimiz Bell gibi savunma yaptığını görüyoruz. Pozisyonun devamında düğüm oluyorlar ve bir sonraki randevuda buluşmak üzere ayrılıyorlar. İkinci pozisyon biraz daha komik. Kafa kafaya çarpışıp bir anda ters yönlere doğru saçılıyorlar. Flop kralı yani ikisi de... Son pozisyonda ise Bell'in turnikesinde JR art niyetli, hatta zarar vermek amaçlı bir şekilde rakibini yere seriyor.

Önce Deron Williams'a değinelim. Takım arkadaşını koruyup kollaması çok doğal ama arkasını dönüp uzaklaşan Smith'e arkadan dalmak yerine biraz daha sakin davranabilirmiş. Olayın esas kahramanlarına geçersek; Bell resmen tecrübesini konuşturup Smith'i oyundan attırmış. Smith'in sütten çıkmış ak kaşık olduğunu iddia etmiyorum elbette, zaten son yaptığı hareketin savunulur bir tarafı yok. Ama kışkırtmalara kapılmayıp sinirine hakim olması gerekirmiş onun da. Sonuçta Bell'in ne kadar sinir bozucu ve esas amacının ne olduğunu az çok kesitrebiliyoruz, senelerdir izliyoruz kendisini. Bu pozisyonun ardından Smith'in atıldığını ve Jazz'ın rakibine bir daha yakalanmadan maçı kazandığını da belirtelim.

And the Oscar goes to..?


Link

Yukarıdaki görüntüler Heat-Bobcats maçından. Pozisyonu kısaca anlatayım. Henderson'ın savunmasındaki Wade, rakibin çok ufak bir temasında kendini yere bırakıyor, hakemler de kanıp hücum faulü çalıyor. Hakemlerin bu zaafını gören Jackson durur mu, bir sonraki pozisyonda Wade'in yaptığının aynısını yaparak LeBron'un teması üzerine atlıyor yere. Hakemler bu kez oyunu devam ettiriyor ve Bobcats üzerine bir de üçlük yiyince taraftarlar çıldırıyor. Belki de maçın koptuğu nokta olabilir bu. Buradaki üçlüğü çıkarıp, Bobcats'in önceki hücumda 2 sayı bulduğunu varsayarsak, fark 7 olabilirdi yani. Oraya kadar fark hep 3-5 civarında iken, 12 olduktan sonra Bobcats bir daha yakalayamadı Heat'i...

Bilindiği gibi Wade'in oyunculuk camiasından bir çok arkadaşı var, onlardan bir kaç numara öğrenmiş herhalde. Başka türlü rolünü bu kadar başarılı oynayabilmesi mümkün değil. Henderson'ın darbesinde göğsünden vurulmuş izlenimi veriyor adeta. Jackson ise biraz amatör kalıyor ve ikna edemiyor hakemleri faul olduğuna. Bu sebeple benim oyum Wade'e. Tabii yıldız faktörünü de es geçmeyelim.

Gecenin Hareketleri - 4 Şubat


Link

Allen Chandler'ın üzerine tırmanmış adeta, faul kokuyor hareket ama bloğu güzel. Kidd'in 7 numarada yer alan, maçı getiren basketi çok net hatalı yürüme. Manu ve Nash yine oyun zekalarını konuşturmuş. Bir de dikkatimi çekti, sol elle yapılan 3-4 tane smaç girmiş listeye. İçlerinden en güzeli Iguodala'nın vurduğu smaç gibi görünüyor.

Yürekler Ağıza Geldi


Link

Dün gece Mavs-Celtics ve Cavs-Grizzlies izledim dediğim gibi. Ancak diğer maçların skorlarını da takip ederken Clippers'ın son çeyrekte Hawks'u 15-20 sayı geriden gelip 1 sayı öne geçtiğini gördüm. Son saniyelerini açayım dedim. Açtığım gibi bu olay gerçekleşti. Griffin'in yaptığı sert faul ile iki oyuncu da yere ters düştüler ve 1-2 dakika boyunca kalkamadılar. Zaten pozisyonda da sportmenlik dışı faul çalındı. Kesinlikle haklı bir düdük ama şunu sevmiyorum. Hakemler Horford 2-3 dakika sonunda yerden kalkıp sekerek yürümeye başladıktan sonra kararı sportmenlik dışı faule çevirdiler normalden. Şunu baştan çalsanıza yahu, o kadar açık bir karar ki yani illa oyuncunun nasıl kalktığına bakmanız mı lazım? Evet belki Griffin'in amacı Horford'ı engellemek ama top ile neredeyse hiç alakası yok. Griffin'in kolejde ve NBA'de bugüne kadar sergilediği karakter ile bu tarz birşeyi bilerek, can yakmaya önelik yapmayacağını biliyoruz. Ama en çok kendisi bilmeli bu hareketin ne kadar tehlikeli olduğunu. Düşünsenize bildiğimiz hayvani Griffin smaçlarından birinde, bir savunma oyuncusu bunu yapsa ve Griffin ters düşüp bir sakatlık geçirse? Neler neler sıralardık o oyuncuya... Ama dediğim gibi Griffin yere düştüğünde bile ellerini uzatmış bir şekilde kalıp vücut diliyle "Ne yaptım ben" diyor. İki oyuncu da olayı ucuz atlattı neyse ki. Özellikle de Horford... O halde kalkıp 2'de 2 serbest atış sokarak maçı kazandırdı takımına. Maçın özeti için tık.

Kendi Düşen Ağlamaz - Cavs Rekoru Egale Etti

Mağlubiyetlerini saydığımız Cavaliers, dün gece Grizzlies'e deplasmanda yenildi ve üst üste 23. mağlubiyetini almış oldu. Bu müthiş başarıda emeği geçen Zach Randolph'u kutluyorum buradan. İlk yarıyı Cavs önde kapamıştı ancak ikinci yarıda kendine gelen Zach sayesinde Memphis maçı kopardı. Cavs'in kritik yerlerde bulduğu boş dış atışlardan yararlanamaması da etkili oldu sonuçta.

LeBron'un üzerine doğru düzgün takım inşa edememişti Cavs. Bunun üzerine yıldız oyuncu gittikten sonra da takım sahibinden taraftarına herkes suçu onda bulmuştu. Böylesine rezil bir sezon geçiren kadroyu LeBron nerelere getirmişti halbuki. Evet Shaq ayrıldı, evet Varejao - Mowill sakat ama şu takımın ne kadar içler acısı bir durumda olduğunu görünce LeBron'a helal olsun demeden duramıyorum. Gilbert ne demişti? LeBron şampiyon olmadan önce Cavs şampiyon olacak... Valla gerçekleşmesi için LeBron, Wade-Bosh ile beraber şampiyonluk kazanamaması lazım kariyeri boyunca, ki 10 sene sonra Cavs düzgün bir takım kurup uzansın kupaya.

Neyse Gilbert takıladursun, bu gece NBA tarihine altın harflerle yazdırabilirler adlarını. Blazers'a yenilmeleri yeterli olacak "Tek sezonda ardı ardına 24 mağlubiyet alabilen tek takım" ünvanını almaları için. Heyecanla bekliyoruz.

Son All-Star Kevin Love

Merakla beklenen, son All-Star belli oldu ve Stern, Kevin Love'ı bu onura layık gördü. Böylece herkesin ağız birliğiyle All-Star'da görmek istediği Love'ı izleyeceğiz Los Angeles'ta. Diğer güçlü adaylardan Nash veya Aldridge seçilse, yine Love'a yazık olacaktı çünkü defalarca kez yazdım. Rodman'dan beri 15 ribaundun üstüne çıkan ikinci oyuncu oldu kendisi. Üstelik Ben Wallace gibi tek yönlü de değil. Ayıp olurdu 35 maçtır üst üste double double yapan bir oyuncunun alınmaması. Evet belki oyun ve spektakülerlik bakımından All-Star'ların neredeyse hepsinin gerisinde, belki takımı rezalet ama istatistikleriyle bu açığını kapıyor bence. All-Star'da da double-double serisine devam eder mi? Ne dersiniz?

NBA'de Bugün - 04.02.2011

Mavericks 101 - Celtics 97
Altı maçlık galibiyet serisiyle TD Garden'a çıkan Dallas müthiş bir çekişme ve heyecan dolu maçı kazanarak önemli bir sınavı atlatmış oldu. Nowitzki'nin bu takıma büyük bir dğeişim getirdiği ortada ki Dirk takıma döndüğünden beri tekrar çıkışa geçen ve galibiyetler almaya başlayan Dallas görüyoruz. Dün yine Nowitzki takımını sırtlayan isim olurken 29 sayı ile galibiyeti getirdi. Maçın kritik anında el yakan üçlüğü ile dikkat çeken Kidd 10 sayı-9 asist ile mücadeleyi noktaladı. Celtics cephesine bakacak olursak üçlükleri, savunmadaki performansı ve hırsıyla maça damgasını vuran isim 24 sayıyla oynayan Allen oldu ancak onun performansı galibiyete yetmedi. Semih ise 7 dakika forma giydi ve 4 sayı-1 ribaund-1 asist ile mücadele etti.

Spurs 113 - Kings 100
Lig lideri Spurs doludizgin yoluna devam ediyor. Dün gece de Arco Arena'da Kings'e karşı oldukça rahat bir maç sonunda kazanmayı bildiler. Sacta maç boyunca hiç öne geçemezken Spurs bir ara farkı 25 sayıya kadar çıkarmayı başardı ve rahat bir galibiyet elde etti. Bu sezon Arco Arena'da önemli rakipleri dize getiren Kings aynı performanslarından birini Spurs'e karşı sergileyemedi bu kez. Parker 25 sayı-7 asist ile oynayarak takımını galibiyete taşıdı. İki takımda benchten oldukça fazla aktkı alırken Spurs 41, Kings ise 40 sayılık katkıyı benchindeki isimlerden aldı. Kings adına Evans 25 sayı ile oynamasına rağmen farklı yenilgiye engel olamadı.

Thunder 111 - Suns 107
Ligin iki hızlı takımını karşı karşıya getiren maçta gülen taraf daha genç ve atletik olan Thunder oldu. Hızlı hücum ve şuta dayalı oynayan bu iki takımdan Phoenix dün gece hızlı hücumlardan sadece 1 -yazıyla bir- basket bularak dikkat çekti. Son çeyreğe 7 sayı geride başlayan Thunder bu çeyrekteki performansıyla galibiyete ulaşmayı başardı. Bu geri dönüşte de ön planda olan isimler Durant&Westbrook gibi isimler değildi. Green&Harden gibi isimler takımın geri dönüşünde taşın altına ellerini sokan isimler oldular. Ancak Durant 24 sayı-11 ribaund ve Westbrook 19 sayı-11 asist ile galibiyette önemli pay sahibi oldu. Maça harika bir başlangıç yapan ve üst üste isabetli şutlarıyla dikkat çeken Carter kritik anlarda şutlarında isabet kaydedemedi ancak yine de 33 sayıyla takımının en skoreri oldu.

Jazz 113 - Nuggets 106
Deron Williams'ın yokluğunda üst üste maçlar kaybeden ve gerileyen Utah Jazz, yarım maç önündeki Denver'ı deplasmanda mağlup ederek çok önemli bir galibiyete imza attı. Deron Williams'ın dönüş yaptığı maçı kazanan Utah'ın yanında bu maç dikkatleri çeken bulduğu 31 sayıya rağmen vurdumduymaz oynayan Melo oldu. Takas dedikoduları bir-iki aydır devam ediyor ancak oyuncuya bakıyorsun hani bir ederi varsa onu da düşürüyor böyle oynayarak. Denver sıralama açısından çok çok önemli olan bir maçı evinde kaybederek kötü bir yenilgi aldı. Utah'ın galibiyetinde Deron 26 sayı-12 asist ile ön planda olurken son dönemde başarılı istatistikleriyle dikkat çeken Jefferson 28 sayı-10 ribaund üretti.

Magic 110 - Wizards 92
Bir gece önce Heat'e karşı evinde kötü bir yenilgi alan Wizards, hemen bir gece sonra Güneydoğu'nun bir diğer takımı Wizards'a konuk oldu. Arenas'ın eski takımına karşı oynadığı ve seyircisinden büyük alkış aldığı gece de Magic galibiyete ikinci devredeki oyunuyla uzanmasını bildi. Son dönemin formda isimlerinden Howard 22 sayı-15 ribaund ile yine elinden geleni yaptı. Pota altında rakibine büyük üstünlük sağlayan Orlando gerek hücum ribaundlarındaki aktifliği gerekse boyalı alandaki üstünlüğü ile dikkat çekti. Hidayet ise kötü bir gece geçirdi ve 7 sayı-5 ribaund-4 asist ile mücadele etti. Çok değil 1.5 hafta önce play-off potasının içinde olan ve oralarda olabilecek olan Wizards aldığı üst üste yenilgilerle bu hedeften çok çok uzaklaştı. Dün gece Magic'e de kaybeden Wizards üst üste 7. yenilgisini alarak lige havlu atmış gibi gözüküyor.

Knicks 98 - Sixers 100
Son dönemin iki zıt takımını karşı akrşıya getiren maçta sürpriz olmadı ve Sixers galip ayrıldı. Kimilerine göre belki bu sonuç sürpriz olabilir ancak son 10 maçında yalnızca 3 galibiyet alabilmiş Knicks'in ta tersi son 10 maçında sadece 3 kez mağlup olmuş Sixers'a karşı deplasmanda kazanmasını zor olarak görüyordum. Sixers ve Knicks arasındaki maç farkının 3'e kadar inmesi de maçın önemini arttırıyordu. Belki bir kaç ekstra performans gördük Sixers cephesinde ama asla oyun tarzlarının dışına çıktıkları düşünülmesin. Sadece belli kesim gününde olmayınca gününde olan isimler topu eline aldı. Örneğin Brand 33 sayı-16 ribaund ile oynyarak bu sezonun en yüksek sayısını bıraktı Knicks potasına. Iguodala ise 18 sayısının yanında kariyer rekoru olan 16 asistlik bir performansa imza attı. Knicks'te savunma adına gösterilen ufak bir gayret bile yok ve bu play-off'larda başlarına büyük bela olacaktır. Sadece hücum ile maç kazanılamayacağı ortada. Şimdi bir an önce kendilerini toparlamaları gerek yoksa 6. sırayı Sixers havada kapmak için pusuda bekliyor.

Heat 109 - Bobcats 97
Bir gece önce James'in 51 sayısının ardından neler yapabileceği merak konusuyken sahneye bu sefer Wade çıktı ve takımını sırtlayan isim oldu. 22 sayı-12 ribaund-10 asist ile triple double yaparak takımını sırtlayan Wade maç boyu oyunun içindeydi ve istekliydi. Maç sonunda Wade 'Ben sadece takımım için bir şeyler vermek istedin. Bu gece çok konsantre oldum. Son günlerde iyi oynuyorum.' açıklamalarını yapıyordu. Peki LeBron 51'in üstüne ne yaptı diyecek olursak onun da 19 sayı-9 asist-8 ribaund ile triple'ın kıyısından döndüğünü söyleyebiliriz. Normalde üç oyuncusunun üzerine skorun yığıldığı Heat'te 6 isim dün gece çift haneli rakamlara ulaştı ve bu takım olma adına oldukça önemliydi. Bobcats ise play-off yarışında sıralamasını kaybetmedi ama ileride arayabilecekleri bir maçtan yenik ayrıldılar. Jackson ve Wallace 25'er sayıyla oynasa da galibiyeti getiremedi.

Blazers 87 - Pacers 100
Doğu'da kötü gidişe koç değişikliği ile son veren Pacers üst üste üçüncü galibiyetini alarak çıkışını sürdürdü ve Bobcats'in hemen ensesine dayandı play-off yarışında. Pota altında fazlasıyla aktif olmaya başlayan Pacers ribaund konusunda rakibini bozguna uğratırken 14'ü hücum 58 ribaund ile mücadeleyi tamamladı. Pacers adına mühim olan bu serisini devam ettirebilmek olacaktır. Koç değişikliği sonraları yakalanan olumlu hava ile üç-dört maçlık galibiyet serileri normal karşılanır genelde ancak devamı gelirse işin gerçeği ortaya çıkacaktır. Pacers'ı galibiyete taşıyan isim 25 sayı-9 ribaund ile Granger oldu. Portland ise kötü gidişine devam ediyor derken uzun süredir korumak için büyük çaba verdiği 8. sıradan oldu bu yenilgiyle. All-Star olmayı bekleyen Aldridge 14 sayı-10 ribaund üretirken benchten gelen Fernandez 19 sayılık katkı sağladı.

Clippers 100 - Hawks 101
Gecenin en çekişmeli maçlarından birinde gülen taraf Hawks oldu. Üçüncü periyodun sonunda Craword'un müthiş patlayıcılığı skor olarak ön plana çıkan Hawks rakibin geri dönüşüne engel olamadı ve son anlar oldukça heyecanlı geçti. Maçın kazananını kaybedenini geçiyorum ve maç sonuna gidiyorum. Clippers 1 sayı ile önde ve Hawks hücumda. Horford feyk ile rakibini geçiyor ve potaya doğru smaca kalkıyor. Basket olursa Hawks büyük ihtimal kazanacak. Griffin bunu farkediyor ve bloklamaya rakibinin karşısına çıkıyor hemde 'çift el' olarak. Daha dün gece blog içerisinde Griffin'in tartışması geçiyordu All-Star olmalı mı olmamalı mı diye. Böyle bir pozisyon elbet etkilemez işin o yönünü ki performans olarak hak etmiştir de ama ben o kadar da masum olmadığını düşünüyorum en azından Miller ile diyaloğu konusunda. Dün akşamda basketbolunun dışında sertliğine de tanık olduk Griffin'in, gereksiz sertliğine. Ayrıca Crawford benchten gelip bulduğu 34 sayıyla takımını galibiyete taşıyan isim oldu Hawks cephesinde.

Cavaliers 105 - Grizzlies 112
Evet. Cleveland bir yenilgi daha alarak bir sezonda yakalanan mağlubiyet serisi rekoru olan 23 maçlık seriye ulaştı. Bir sonraki maçı kaybetmeleri halinde iki sezonu kapsayan 24 maçlık kendi rekorlarını bir sezona indirecekler ve rakamı yükseltmek için çalışacaklar. Kötü bir sezon geçirecekleri zaten belliydi ama negatif yönde tarih yazabilecekleri aklıma gelmezdi. İlk üç çeyrek Memphis'e mağlup olmama konusunda direnmelerine rağmen son çeyreğe güçleri yetmedi ve bir yenilgi daha aldılar. Hickson 31 sayı-15 ribaund ile etkili oldu Cavs cephesinde. Cleveland'ın rekor muhabbeti üzerine yazıyı döndürdük ancak galibiyet serisiyle iyi bir form yakalayan Grizzlies'i de atlamamak gerek. Memphis aldığı bu galibiyetle beraber play-off potasına girdi. 8. sıranın yeni sahibi olan Memphis bakalım bu gidişini sezon sonuna kadar sürdürüp yerini koruyabilecek mi? Ayrıca Zach 29 sayı-13 ribaund ve Gay 26 sayı-11 ribaund ile mücadeleyi double double ile tamamlayarak galibiyeti getiren isimler oldular.

Wolves 100 - Raptors 111
13 maçlık bir mağlubiyet serisi bulunan Raptors, tarihinin en uzun ikinci yenilgi serisini dün gece Wolves önünde sonlandırdı. Mağlubiyet serisi boyunca çok kötü performanslarıyla dikkat çeken Bargnani yine çokta iyi bir şut performansı sergilememesine rağmen skorda ön plana çıkarak katkı vermesini bildi ve 30 sayıyla oynadı. Wolves maç içinde takım halinde 18 asist yaparken, kariyer rekorunu egale eden Calderon 19 asistle maçı tamamladı. Raptors'un toplam asist sayısı da 35 olarak istatistik tahtalarına yazıldı. Maçtan sonra DeRozan, Calderon hakkında 'Jose bizim Rondo'muz. O, bu gece bizim Rondo'muzdu.' diyerek ilginç bir açıklamada bulundu. Wolves'te maç öncesi All-Star olduğunu öğrenen Love maçı 20 sayı-15 ribaund ile tamamladı.

Nets 82 - Pistons 92
Üst üste dört maç kaybeden Detroit yenilgi serisine Nets karşısında son verdi. Hali hazırda ribaund konusunda sıkıntı çeken bir elemana sahip olan Nets'e karşı Pistons'un çaylağı Monroe kariyer maçını çıkardı. 20 sayı ile kariyer rekorunu kıran Monroe bunun yanında da 11 ribaund alarak maçın en önemli isimlerinden biri oldu. Detroit kazanırken her zaman iyi performansları ile dikkat çeken T-Mac ise 16 sayıyla geceyi noktaladı. Nets maç içinde hiç bir zaman skorda öne geçemedi ve Pistons zafere rahat bir şekilde uzandı. Nets'te ise Morrow 22 sayı kaydetti.

Bosh Görsün de Delikanlılık Öğrensin


Link

Bench'te oturuyor zaten, kafayı uzatması yeterli görmesi için... Efendim, hatırlayacaksınız iki hafta kadar önce Bulls-Heat maçında Ömer ortada kalan bir topa atlamıştı, Bosh da tam bu sırada o yöne doğru hamle yapınca dizi dönmüştü. Bunun üzerine sakatlığın verdiği sinirle "Hepimiz bu işten para kazanıyoruz, biraz daha dikkatli olmalıyız bu tarz pozisyonlarda" gibisinden açıklamalar yapmıştı. Şurada görebilirsiniz açıklamalarını ve Can'ın konuyla ilgili yorumunu. Çok değil aradan 2 hafta geçti...

Dün geceki Heat-Magic maçında o olaya çok benzer bir pozisyonda Hidayet küçük bir sakatlık geçirdi. Ribaund mücadelesine girmek isteyen Mike Miller takım arkadaşının ayağına takılınca Hidayet'in dizine ters bir şekilde düştü. Neyse ki sağ ayağı tam olarak yere basmıyordu da ucuz atlattı milli yıldız. Hani biraz hızlı atsa adımını diz falan kalmazdı büyük ihtimalle. Bir de adama kızıyorduk ayakları yavaşlamış diye. Ama esas değinmek istediğim pozisyonun sonunda Miller'ın centilmenliğine Hidayet'in tepkisi. Çok büyük bir sakatlığa ramak kalmasına rağmen gayet olgun davranıyor, helal olsun . Bizimki mi ağırbaşlı, Bosh mı işgüzar, yoksa her ikisi birden mi takdir sizin.

4 Şubat Programı

5 Şubat Cumartesi 02:00 (NBA TV )/ Miami Heat - Charlotte Bobcats
5 Şubat Cumartesi 02:00 / Portland Trail Blazers - Indiana Pacers
5 Şubat Cumartesi 02:00 / New York Knicks - Philadelphia 76'ers
5 Şubat Cumartesi 02:00 / Minnesota Timberwolves - Toronto Raptors
5 Şubat Cumartesi 02:00 / Orlando Magic - Washington Wizards
5 Şubat Cumartesi 02:30 / Los Angeles Clippers - Atlanta Hawks
5 Şubat Cumartesi 02:30 / New Jersey Nets - Detroit Pistons
5 Şubat Cumartesi 03:00 / Dallas Mavericks - Boston Celtics
5 Şubat Cumartesi 03:00 / Cleveland Cavaliers - Memphis Grizzlies
5 Şubat Cumartesi 04:00 (NTV) / Oklahoma City Thunder - Phoenix Suns
5 Şubat Cumartesi 05:00 / San Antonio Spurs - Sacramento Kings
5 Şubat Cumartesi 05:30 / Utah Jazz - Denver Nuggets

Bu aralar bir All-Star etkinlikleri gündemde bir de Cavaliers'ın gidişatı. Bir yanım tarihe tanıklık etmek istiyor, bir yanım geçtiğimiz yıl şampiyonluğa oynayan takımın bu seneki haline üzülüyor. Memphis'i yenmeleri halinde sevineceğimi düşünüyorum ama yenebileceklerini de sanmıyorum. Son Pacers karşılaşmasında Cavaliers'ın dahi dj'i takımı gaza getirsin diye o'fortuna çalmıştı maçın başında ve o maçta Pacers'a iyi direnmişlerdi. Kendisine tavsiyem rekor maçı olacağını düşündüğüm Nuggets karşılaşmasında varsa daha iyi bir şeyler denemesi. Programa şöyle bir bakınca Dallas-Boston karşılaşması gözüme çarpıyor ve başıma bir şey gelmeyecekse Garnett-Nowitzki eşleşmesinin maçın kaderini çizeceğini tahmin ediyorum. Malum son günlerde blogumuzun hassas konusu Garnett. Bir diğer dikkat çekici maç da Kanada'da oynanacak. Maçın çok zevkli veya çekişmeli geçeceğinden değil, ama Kevin Love şöyle 30-20 gibi bir şeyler yapabilirse Stern'ün tercihini belki etkileyebilir. All-Star demişken yedeklerin açıklanmasına yakın guard mevkisinden kimimiz Nash, kimimiz Westbrook'un gelmesini istedi. Ben Nash'i çok seven bir adamım ama tercihimi Westbrok'tan yana kullanmıştım. Bu gece bu ikilinin maçını NTV'den izleyeceğiz. Güzel de bir kapışma olacak gibi. Ayrıca geçtiğimiz yıllarda All-Star olması beklenip de olamayan isimlerin çok iyi performanslarına tanıklık etmiştik. Bu sebeple Miller'ın avukatlığını yaptığı Aldridge'den iyi bir maç bekliyorum.

4 Şubat 2011 Cuma

Cavs Geri Sayımı - 2

Artık duymayanınız yoktur. Cavs kaybetme serisini 22'ye çıkarmayı başardı ve rekora iyice yaklaştı. Bilgi için tık. Bugün de Memphis'e karşı yenilgi için çıkacaklar maça. Başarırlarsa egale ediyorlar rekoru. Normal şartlar altında Gasol-Randolph-Gay üçlüsü çıksa sadece maça, yine yenmeleri lazım Cavs'i. Ayrıca Memphis 23 ile en çok üst üste yenilen takım olduğu için bir sezonda, bu rekora Cavs'i de katmak isteyecektir. Eh bunun üzerine Cavs'in rekor aşkını da katıyoruz, 23'e varmak üzereyiz diyebiliriz herhalde. En azından şurası kesin onu biliyorum, bu iki takım ucunda kupa olan 100 maç yapsalar şu anda 99'unu Grizzlies kazanır.

Eğer evde olursam Dallas-Boston'tan arta kalan zamanlarda bakacağım maç bu olacak. Diğer maçlardan çok daha önemli zira. Tarihe tanıklık etme ihtimalimiz bir hayli yüksek. Haydi hayal kırıklığına uğratma bizi Cavs, bunu başarabilirsiniz. Bizler inandık siz de inanın.

Bir Çaylak Olarak Griffin All-Star'ı Hakediyor mu?

Bu sezon büyük sükse yapan çaylak Blake Griffin dün gece All-Star'a seçildi. Benim hatırladığım aktif oyunculardan Hill, Shaq, Duncan ve Yao All-Star olmuşlardı çaylak yıllarında. Hatırlayamadığım varsa yazın lütfen. Bunların içinden Yao haketmemişti, zira Shaq henüz Batı'daydı o zaman ama diğerlerine baktığımız zaman Griffin'in ne kadar büyük bir işe imza attığını görebilirsiniz. Hakediyor mu? Bence fazlasıyla... Ancak aşağıda Andre Miller'dan gelen açıklamaları okursanız, o dahil pek çok kişinin Griffin'i "LeBron, Carmelo bile seçilmediler Griffin ne hakla seçiliyor?" diye sorguladıklarını görebilirsiniz. 23 sayı 13 ribaund ve 3.5 asist neye yetmiyor ben anlam veremiyorum açıkçası. Hayır dümdüz bir oyuncu olsa hadi neyse diyeceğim de, Griffin gibi her maç spektaküler hareketlere imza atan bir oyuncudan bahsediyoruz. LeBron bile ilk sezonunda böylesine geniş bir taraftar kitlesi yaratamamıştı. Üstelik istatistiksel olarak da Griffin'in arkasındaydı. Griffin'de farklı olan birşeyler var... Neymiş takımı %50 galibiyetin altındaymış. Ancak Baron Davis'in de biraz kendine gelmesiyle son 22 maça bakıyoruz ve 14-8 olduklarını görüyoruz. Mesela ligin en iyi takımı olarak anılan Lakers 13-9 son 22 maçında. Hiç fena değil. Yani takım olarak da iyi gidiyorlar son 1.5 aydır. Gelelim Andre Miller'a:

Beyimiz ne demiş kendisiyle ilgili biliyor musunuz? "Kendisiyle bir alıp veremediğim yok ama takım arkadaşlarını bir seviye yukarı taşımadı. Genç oyunculara olması gerekenden fazla saygı gösteriliyor. NBA'e atletik, popüler oyuncular para getiriyor, Aldridge'e yazık oldu."

Blake Griffin'in yarattığı havayı ve istatistiklerini yukarıda anlattım. Ona karşı çıkmak için baya bir önyargılı olmak lazım. Bakmayın zaten Andre Miller'a. Alıp veremediğim yok diyor ama göz göre göre yalan söylüyor. Bazılarınız hatırlar, 2 ay önce maç içinde Griffin'le alıp veremediği şeyler oldu Clippers maçında. Bir pozisyonda Griffin tarafından itilen Miller, ardından koşarak gelip Griffin'e omuz atıp yere sermişti genç oyuncuyu. Ardından da bir maçlık ceza almıştı. Bu ceza normalde önemsiz olabilirdi ancak Miller'ın 632 maçtır süren maç kaçırmama serisinin sona ermesine neden oldu. Koç McMillan'a göre hatta Miller bundan dolayı aşırı derecede üzülmüştü çünkü bu rekorla gurur duyuyordu Miller. Şimdi kalkıp bize "Alıp veremediğim yok" diyecek, biz de yiyeceğiz öyle mi? Oldu... Videoyu aşağıda bulabilirsiniz. Griffin'e de hayırlı olsun, bu gidişle 10 sene üst üste seçilicek gibi duruyor...


Link

Ben Tek Siz Hepiniz

Değişen ve gelişen oyun anlayışı sebebiyle pek sık rastlayamaz olduk bu tarz performanslara. Rastladıklarımız ise genelde zayıf takımlara karşı oluyordu. LeBron dün gece tek başına maçı aldı, hem de Magic gibi doğuda birinciliğe oynayan bir takım karşısında ve deplasmanda. Altına imza attığı performans bu sebeple gözümde çok değerli. Maça 11'de 11 isabetle başlayıp, sonuna kadar oyuna hükmetti. 51 sayı-11 ribaund-8 asistle karşılaşmayı tamamladı ama bu istatistikler görkemli oyununu anlatmaya yetmeyebilir. Maçı izlerken kendisine hayran kalmamak mümkün değildi. Karaketeri veya saha dışında yaptıkları tartışılabilir ama saha içinde yapabildikleriyle günümüzde eşsiz gibi görünüyor. Özellikle de maçın başında Dwight Howard kendisiyle dalga geçtiği ve Otis Smith kendisine yazın "Rekabetten kaçtı" dediği için pişman olmuşlardır herhalde. Rekabet dediğin bu olsa gerek: 51-11-8

Gecenin Hareketleri - 3 Şubat


Link

Howard'ın topunu arkadan gelerek tek elle bloklarsın da çift elle panyada kesmek büyük iş. Wade seviyor böyle uzunları bloklamayı. Warriors hücumu 3 saniye sürmüş. Özellikle Curry'nin pası çok iyi. Neal'in sayısı ilk bakışta göze çok hoş geliyor, anlamınıysa maç sonunda skoreboarda bakınca görüyoruz. McDyess ise son dakikalarda birkaç hücum ribaundı çekip sinyalini vermişti. Son tipiyle maçı kazandırıyor takımına ama Odom'ın da büyük hatası var pozisyonda. Boxout edememiş McDyess'ı.

NBA'de Bugün - 03.02.2011

Heat 104 - Magic 100
Doğu'nun üst düzey iki takımınn mücadelesinde bu sezon iki takımda kendi salonunda birer kez galip gelmişti. Dün ev sahibi olan Magic için avantaj biraz olsun ön plandaydı ancak LeBron James faktörü maçın kaderini etkiledi. Maça öyle bir giriş yaptı ki LeBron James, ilk çeyrek Heat'in attığı 30 sayının 23'üne imzasını atmıştı bile. İlk 11 şutunu kaçırmadan atan James'in sadece iki şutu falan boş şutlardı. Müthiş başladığı karşılaşma da onun için müthiş bir şekilde sonlandı ve 51 sayı ile takımını galibiyete taşıdı. 51 sayısının yanında 11 ribaund-8 asist üreterek komple bir performans sergiledi.

Son çeyrek Orlando geri dönüş adına çok çaba sarf etti ve 37 sayı da buldu 12 dakikalık dönemde ancak Heat geri dönüşe izin vermedi. Wade bir ara sakatlanarak oyundan çıksa da son çeyrek geri dönüş yaptı ve 14 sayı ile katkı sağladı. Orlando cephesine dönecek olursak üst üste 2. kez kaybetti Orlando. Hidayet maçın başında savunma konusunda sıkıntılar yalamış olsa da hücum bazında sorumluluk alarak skor üretmesi iyiydi ancak ikinci devre hiç etkili olamadı bu konuda. 13 sayı-3 asist-2 ribaund ile katkı sağlamasına rağmen galibiyeti getiremedi Hedo. Howard ise 17 sayı-16 ribaund ile double-double yaparak katkı sağladı.

Spurs 89 - Lakers 88
Batı'nın tepesinde bulunan iki takımın mücadelesi de gecenin merak edilen karşılaşmalarından biriydi. Lakers'ın aradaki maç farkını indirmesi açısından ve tabi ki mesaj vermesi açısından önemli bir maçtı. Pota altında ribaundlarda ve hücumda boyalı alanda etkili olan Lakers buna rağmen maç sonunda boynu bükük ayrılan taraf oldu. Dış şut konusunda çok etkisiz olan Lakers maç boyunca 2 üçlük isabeti buldu yalnızca. Maçın sonları büyük bir çekişmeye sahne oldu. Spurs maçı aldı gözüyle bakarken Lakers'ın geri dönüşü ile maçta ibre 180 derece döndü. Son topu Spurs adına Duncan kullandı ve potadan seken topu tipleyerek galibiyeti getiren isim McDyess oldu. Parker'ın 21 ve Jefferson'un 18 sayısı Spurs'u galibiyete taşıdı. Lakers cephesinde ise Gasol 19 sayı-7 riband ile etkili olurken, Kobe 16 sayı-10 asist-9 ribaund ile triple-double'ın kıyısından döndü.

Bucks 94 - Warriors 100
Doğu'da üst üste aldığı yenilgilerle play-off yarışından uzaklaşan Milwaukee kazanması gereken maçları bir bir kaybediyor. Back-to-back maçında Warriors karşısına çıkan Bucks adına yorgunluk gözler önüne gelse de biraz ciddi savunma ile kazanabilecekleri bir mücadeleydi. 20 hücum ribaundu çekerek hücumda çok aktif olan ve kazanmak adına her top için savaşan Milwaukee buna rağmen pota altında Bogut'un yokluğunu hissetti ve savunma konusunda boyalı alanda etkili olamadı. Pivot pozisyonunda oynayan Ersan 34 dakika oyunda kaldı ve 23 sayı-13 ribaund ile takımının en skoreri oldu. Tam 11 hücum ribaundu çeken ve maçı da 15 sayı-19 ribaund ile tamamlayan Mbah a Moute en dikkat çekici istatistiklerden birine imza attı. Golden State'e bakacak olursak Ellis 24 sayı-6 asist ile takımını galibiyete taşırken benchten gelen 23 sayılık ekstra katkısıyla dikkat çekti Golden State.

All-Star Yedekleri Resmen Açıklandı

Evet efendim, yedeklerin resmi listesi de açıklandı. Geriye yalnızca Yao'nun yerine David Stern'ün seçeceği oyuncu kaldı, o da birkaç güne belli olur. Yedeklerle ilgili şahsi şikayetlerimi aşağıda belirttim. Blogdaki diğer arkadaşlar da yazıya ekleyecekler kendi fikirlerini. Siz de yorum kısmında görüşlerinizi paylaşabilirsiniz.

Batı:
Tim Duncan
Pau Gasol
Rusell Westbrook
Blake Griffin
Manu Ginobili
Dirk Nowitzki
Deron Williams

Doğu:
Ray Allen
Paul Pierce
Rajon Rondo
Kevin Garnett
Chris Bosh
Joe Johnson
Al Horford

Yedek Değerlendirmeleri:

- All-Star yedekleri yazımdan da göreceğiniz üzere, benim pek fazla itirazım yok bu seçimlere. Duncan evet, kesinlikle eski Duncan değil, geçmişi için verilmiş bir All-Star. Bence Love daha çok hakediyordu güme gitti. Çünkü Stern, Yao yerine onu değil, Nash'i düşünüyormuş. Ben Westbrook için pek pozitif düşünmesem de kesinlikle bu seçime bir itirazım yok. Doğu'ya geldiğimizde Joe Johnson dikkat çekiyor. Eğer son 1 aydaki performanslara bakılacak idiyse, Aldridge kesinlikle Batı'da yer almalıydı. Yok eğer sadece son ay önemli değilse, niye JoJo seçildi? Aslında Boozer, JoJo ve Josh Smith bana göre çok yakınlardı, skandal olarak nitelediğim bir karar değil yani esasında ama ben Boozer'ı koyardım... /Can

- Önce doğudan başlayalım. Semih’e yazık olmuş gibi, o da kaynayabilirmiş arada. Şaka bir yana Pistons’tan sonra ilk defa aynı takımdan dört ismin yer aldığı bir All-Star izleyeceğiz, tuhaf olacak biraz bu yönden. Şikayetçi değilim, hepsi hak etti, ama içlerinden biri sanki biraz daha fazla... Sakatlığında doğu birincisi takımının 7 maçta 3 yenilgi aldığı Rondo’yu kastediyorum. Bazen asist rakamları istatistikçiler tarafından destekleniyor, bazen boş şutları sokamıyor ama takımının şu pozisyona erişmesindeki en büyük katkı ona ait. Şikayetçi değilim hepsi hak etti, ama kabul edelim ki doğuda da pek takım yoktu. Hani şu adamlardan birini çıkarıp kimi alacağız deseniz aklıma bir isim gelir, Carlos Boozer. Sakatlıktan kurtulduğundan beri gösterdiği performansla All-Star’ı sonuna kadar hak etti. Ama onu almak için de çıkartacağım adam Celtics’lilerden biri olmaz, Horford olurdu. Sahi Horford neye dayanılarak alındı, anlayabilen varsa beri gelsin. İlle Atlanta’dan birini alacaksanız buyurun size Josh Smith... Takıma daha mı az katkı veriyor veya All-Star’a daha mı az yakışacaktı? İstatistikleri biraz düşük Horford’dan o kadar. Yanlış anlaşılmasın Horford’ın sezon boyunca yaptıklarını asla küçümsemiyorum ama demek istediğim, ondan önce seçilecek isimler vardı. Velhasıl doğuda seçilmesinden memnun olmadığım yegane isim Horford’dı ve onun yerine de Boozer’ın alınmasını isterdim.

An itibariyle Stern, Yao’nun yerine oyuncu seçmedi ve o kontenjan için birçok aday öne çıkıyor. Her ne kadar istatistiklerini göründüğünden biraz daha değersiz bulsam da gönlüm Love’dan yana. İstatistiklerini neden çok değerli bulmadığıma başka bir yazıda değinirim ancak Love genel performansı ve istikrarıyla All-Star olmayı hak ediyor benim nazarımda. Seçilmesine imkan olmadığını düşündüğüm ve kıyaslama yapmamız kolay olduğu için itirazımı hemen yapayım... Anlıyorum Spurs’ü tek oyuncuyla geçiştirmek istenmedi ve Duncan cidden çok büyük bir isim ama sanki onun yerine Parker daha bir hak ediyordu. Takımın ligin en iyi galibiyet yüzdesine sahip olmasındaki en büyük etken nedir? Hızlı tempo. Bu tempoyu maçın genelinde kim ayarlıyor peki? Nadiren Manu, sıklıkla Parker. Takımın bu gidişinde oyuncu bazında en önemli ismin zaten Parker olduğunu düşünüyorum ama onu seçmeyecektiyseniz bari Love, Aldridge, Randolph, hatta Nash’i seçseydiniz. Adam bu sene ortalama 30 dakika süre alamadı ve oynadığı süreçte de gerçekten All-Star’lık bir oyun ortaya koyamadı. Hani doğudaki gibi yerine seçilecek oyuncu bulamasanız neyse ama yukarıda yazdığım oyunculardan biri hariç hepsine yazık oldu. / Soner

All-Star Yedekleri Belli Oldu (Wojnarowski)

Kadroların açıklanmasına sayılı saatler kala "içeriden" bir bilgi geldi. Sözüne en çok güvenilen yazarlardan biri olan Wojnarowski twitter'da açıklanacak kadroları yazdı. Doğru mu birkaç saat içinde öğreneceğiz. Can abi kendi seçimlerini yazmıştı akşamüstü zaten, şimdilik kadroları yazalım, resmi açıklama gelince yorumlarımızı da yazarız bu kadrolar üstüne:

Batı:
Tim Duncan
Pau Gasol
Rusell Westbrook
Blake Griffin
Manu Ginobili
Dirk Nowitzki
Deron Williams

Doğu:
Ray Allen
Paul Pierce
Rajon Rondo
Kevin Garnett
Chris Bosh
Joe Johnson
Al Horford

Mavs Carmelo'yu Alabilir mi?

Mavericks'in sahibi Mark Cuban dün soruları yanıtlarken Carmelo'nun ismini vermeden; kontratı sezon sonunda bitecek bir oyuncuyu, kontratını uzatmasa bile takas ile alabileceklerini söylemiş. Yani bir nevi 6 aylık bir kiralama diyebiliriz çünkü Carmelo kontratını uzatmazsa, sezon sonu serbest kalacak. Cuban bu şekilde gelecek bir yıldızı, kalmak için ikna edebileceğine inandığını söylemiş ve devam etmiş: "Başka bir takım yıldızını vermek istiyorsa biz de bu fırsatı değerlendirmek isteriz. Ama bu tür transferler hergün olmaz, 5 yılda 1 ancak gerçekleşir. Birisi bana ikinci tur draft hakkının karşılığında All-Star bir oyuncuya verecekse, evet derim."

Aslında Nuggets'ın elinde çok güzel bir koz var: Caron Butler. Carmelo gibi onun da kontratı bitiyor ve Nuggets'ın istediği şey bu. Yanında bir başka biten kontrat olarak Deshawn Stevenson gönderilebilir, maddi olarak eşitlemek için. Aynı zamanda düşük kontratlı genç isimler Nuggets'ın ilgisini çekebilir, mesela Roddy Beaubois. Cuban onu 'dokunulmaz' ilan etmiş olsa da geçmişte, Carmelo'yu almak için herhalde gözden çıkarabilir. Kontratlar da uyuşuyor, gerçekleşebilecek bir takas yani. Tabii burada Nuggets'ın Beaubois'yı ne kadar beğendiği çok önemli. Tek sorun Beaubois'nın Lawson ile benzer bir oyuncu olması. Billups gönderildikten sonra takımı Lawson'a teslim etmeyi düşünen Nuggets bu teklife ne der bilmiyorum. Onun dışında Caron Butler'ın yanında Chandler'ı da yollayıp Melo ile beraber Harrington'ı da alırlarsa Nuggets'ı daha çok ikna etme şansları var. Tabii yanında yine genç yetenek olarak Roddy'i vermeleri gerekebilir. İkinci takasta Tyson Chandler'ı, yani bu sene Mavs'in X-faktörünü vermiş olurlar ne kadar akıllıca olduğu tartışılır ama şu kadroya bakınca yapılmayacak şey değil:

Kidd - Stevenson - Carmelo - Nowitzki - Haywood, bench'ten gelecekler de Terry-Barea-Harrington-Marion. Hem derinlik kazanıp hem de süper yıldız alıyorlar.

Mavs eğer şu anda şampiyonluğa oynayabilecek kapasitede olsaydı zaten kesinlikle karşı çıkacağım bir takas olurdu bu ikincisi. Pota altında kaybedecekleri güç korkutucu ve bence çok kritik. Ama Cuban delidir, kazanmak için herşeyi yapabilecek bir adam ve bugünkü Mavs'in kazanamayacağını o da biliyor bence...

3 Şubat 2011 Perşembe

3 Şubat Programı

4 Şubat Cuma 03:00 / Miami Heat - Orlando Magic
4 Şubat Cuma 05:30 (NBA TV) / Milwaukee Bucks - Golden State Warriors
4 Şubat Cuma 05:30 / San Antonio Spurs - Los Angeles Lakers

Seçilmiş de hazırlanmış gibi gecenin programı. İki yakanın muhtemel finalistleri önce 03:00, sonra saat 05:00'te karşı karşıya gelecek. Sezon içerisindeki Heat-Magic maçlarında eşitlik söz konusu. Bu maçlarda ev sahibi olanlar rahat sayılabilecek şekilde kazanmıştı. Bu gece ise normal gidişatın aksine benim favorim deplasman takımı Heat. Magic takaslardan sonra tempolu oynamaya başladı. Evlerinde güçlü rakiplerine karşı tempoyu sürekli arttırmaya çalışacaklardır. Bass sakat olsa bile Howard faktörüyle pota altında da Magic üstün diyebiliriz. Ayrıca bench katkısı da ev sahibi ekipten yana olacak. Ancak Heat geri iyi koşabilen bir takım ve 2-3 pozisyonlarında çok büyük üstünlük kuracaklardır. Hatta Magic'in bu pozisyondaki oyuncularından transationlar haricinde sayı bulamayacağını düşünüyorum. Şimdilik fikrimizi bu şekilde bildirelim, yazdıklarımızın aksi çıkarsa editleriz, elimizin altında ne de olsa.

Gecenin diğer önemli maçındaysa batının lideri ve ikincisi karşılaşacak. Bynum'ın oynama ihtimalinin daha yüksek olduğu konuşuluyor. Lakers adına sevindirici bir haber elbette. Ama bu maçın özelinde Odom'ın Bynum'dan daha fazla süre alması gerektiğini düşünüyorum. Çünkü Gasol ve Odom, olası Duncan savunmasına karşı hızıyla iş yapabilecek isimler ama Bynum öyle bir artı sağlayamaz. Maçı kimin alacağına dairse yukarıdaki gibi cürretkarlık yapamıyorum. Umarım zevkli olur, erkenden kopma yaşanmaz. En son dün gece bir Bucks maçı izlerken uyuyakaldım, izlemesi pek eğlenceli takım değiller. Herhalde maçın televizyondan yayınlanmasının en önemli avantajı o saatte ayakta olanların, devre arası ve molalarda Spurs-Lakers maçının skorunu görebilecek olması.

Verilmiş Sadakaları Varmış


Link

-> Sezona 8-0'lık başlangıç (İlk 12 maçta alınan 11 galibiyet)
-> 12 maçta alınan 9 yenilgi (Kasım 22 - Aralık 13 arası)
-> 10 maçlık kazanma serisi (Ocak ayı)
-> Ve son 4 maçta alınan 3 mağlubiyet daha.

Hornets'ın sene başından beri sergilediği uçuk form grafiğinin rakamlara dökülmüş halini görüyorsunuz yukarıda. Son serideki kazanılan tek maç da içerideki Wizards karşılaşması. O maçı geçiyorum zaten, Wizards fasülyeden... Epeydir böyle uzun serileri barındıran, böylesine keskin iniş çıkışlara rastlamıyorduk. Ya da ben hatırlamıyorum ama güzel oldu gibi, renk katıyorlar lige. Her takımı yenebilecek potansiyelleri zaten vardı bu sene her takıma yenilebileceklerini de gösterdiler. Bir haftadır da sakatlık sorunlarıyla uğraşıyorlar ki bu da yenilgi serisinin uzaması için yeterli bir sebep. Önce Okafor'un 3 hafta oynayamayacağı haberi geldi, ardından Ariza dün geceki karşılaşmayı yarıda bıraktı. Ama tüm bunlara rağmen çok rahat playoff yapacaklarını düşünüyorum, tabi ki videodakine benzer bir olay tekrar başlarına gelmezse. Ne Okafor ne Ariza'nın bir önemi olurdu eğer Chris Paul'un durumu görüntüdeki kadar ciddi olsaydı. Kara kara düşünmeye başlamışlardı bile. Neyse ki oyuna döndü Paul. Artık Monty Williams kurban mı keser, sadaka mı verir orasını bilemem...

All-Star Yedekleri Kimler Olmalı?

Bildiğiniz gibi All-Star için ilk 5'ler geçen hafta açıklandı. Bu gece de yedekler duyurulacak. Önce yedeklerin nasıl seçildiğini anlatayım. Koçlar bulundukları konferanslarından 7'şer oyuncu seçecekler. 2 guard, 2 forvet, 1 pivot, 2 tane de pozisyondan bağımsız oyuncu. Tabii ki bir koçun kendi takımında oynayan bir oyuncuya oy vermesi yasak. Ayrıca David Stern, sakatlığı bulunan Yao Ming'in yerine birini kendi seçecek. Bu sezon özellikle Batı'da seçilmeyi hakeden o kadar çok oyuncu var ki, pek çoğuna yazık olacak...

Batı:
Forvetlerden başlayalım. Blake Griffin eğer çaylak diye seçilmezse internet ortamındaki protestoları düşünemiyorum bile. Gerçi böyle bir ihtimal yok, o da garanti seçilecektir. Daha bunun üstüne Nowitzki gibi yeri garanti olan bir isim var. Lamar Odom ise Bynum döndüğünde bile müthiş oyununu sürdürdü, o da hakediyor. Love'ın 34 maçlık double double serisi kendisini direk All-Star yapıyor zaten. Aldridge de sakatlıklardan çok çeken Blazers'da son ay yakaladığı 25-10 ortalama ile dikkatimi çekiyor. İki gece evvel 40 atmasını falan geçtim, onun nedeni daha çok Spurs'ün kısa 5'le oynamasıydı ama son dönemde Blazers'ın kazandığı maçlarda başı çeken isim açık ara Aldridge. Bitti mi bitmedi? Daha Zach Randolph var, geçen sene seçilirken Grizzlies'i yukarılara taşıması etkili olmuştu. 'Takımın kanseri' damgasından kurtulmuştu. Bu sene aynen devam ediyor, üstüne ribaundlarını da 13.5'a çıkardı. Duncan ise bu sene pek haketmiyor çünkü takımı tamamen Manu ve Parker'a teslim etti. Zaten istatistiksel olarak baktığımızda herkesten geri kalıyor. Bence alınmayacak, zaten Spurs'ü ve kendisini çok sevsem de, ben bile alamadım. 13 galiba gerçekten uğursuz rakam, çünkü 12 senedir üst üste All-Star seçilen Duncan bu sefer bu unvandan mahrum kalacak. Neyse efendim, bütün bu oyuncular arasından ikisini seçmek neredeyse imkansız ama ben Griffin ile Nowitzki diyorum.

Guard'lara geldiğimizde çok büyük bir çekişme var. Manu, Nash, Deron Williams, Westbrook dörtlüsünden kimi ayırsak ayıp olur. Manu'nun avantajı ligin en iyi takımına liderlik yapıyor olması. Benim elim ona bir türlü gitmese de, Westbrook yaptığı sükseyle All-Star'a seçilecek gibi duruyor. Takımı kötü olduğu için çoğu kişinin unuttuğu Monta'yı da saymak lazım burada. Daha Eric Gordon'ı sayacaktım içlerinde eğer sakatlığı olmasaydı. Buradan Manu ile takımı leş gibi olmasına rağmen hala playoff potasında tutan Nash'i alacağım ben muhtelemen...

Pivotlarda ise Pau Gasol'ün yeri doğal olarak garanti, hatta kendisi Popovich tarafından ilk 5'e pivot olarak koyulacak. Bynum'ın hakettiğini kesinlikle düşünmüyorum. Nene bana göre All-Star olabilecek bir seviyede, istikrarına gerçekten hayranım kendisinin, onun gibisini bulmak zor bu konuda. Nowitzki ve Terry başta olmak üzere Mavs takımının yaptığı Tyson Chandler kampanyasına da selam edeyim buradan ama Tyson Chandler'dan bahsediyoruz yahu... Gerçi ben ondan iyi bir sezon beklerken o, benim beklentilerimi bile aştı. Yine de pivot kontenjanından Gasol girdikten sonra onca guard ve forvet arasından Joker olarak girmesi pek mümkün değil. Benzer şeyler Okafor için de geçerli...

Joker için yukarıda seçmediklerimden kimler var: Nene, Aldridge, Love, Randolph, Odom, Monta Ellis, Deron Williams ve Westbrook. Şaka gibi değil mi? Ne kadar çok var. Hepsi de delicesine birbirine yakın. Neyse ki Yao yerine Stern'ün seçeceği isim ile beraber tam 3 adet Joker hakkımız var. Love'ı otomatik olarak aldım böyle bir performans görmedik çünkü çok uzun süredir. Yanına Deron ile beraber Westbrook'u koyuyorum... Ama Westbrook nedense tamamen içime sinmiyor Aldridge veya Odom daha çok hakediyor gibi sanki. Hatta Monta dediğim gibi unutuluyor, o bile seçilebilir. Şu son kontenjan için karar veremedim. Aşağı son seçimleri yazarken tam kararımı vermiş olurum.

Doğu:
Burada da forvetlerden başlıyorum. Neyse ki işim kolay. İlk iki isim neredeyse otomatik seçimler olacak. Garnett ve Pierce. Celtics'i yeniden 2008 havasına taşıdılar... Buraya diğer yazabileceklerimiz ise Boozer, Bosh ve Josh Smith. Burada Bosh ve Boozer daha şanslılar bana göre. Chicago'yu biraz izleyenler Boozer'ın önemini anlamıştır diye düşünüyorum. Bosh pek çok kişiden 'yancı' muamelesi görse de ligin en iyi 3-5 uzun forvetinden biri.

Guard isimlerine daha bakmaya bile başlamadan Rondo'yu koyuyorum. Üstüne de kariyer sezonunu yaşayan Ray Allen geliyor. Felton tamam iyi bir sezon geçiriyor ama Knicks'in hızlı temposu istatistiklerini biraz şişiriyor. Aynı zamanda bu hızlı tempoya ve boş şutlara rağmen yine bildiğimiz Felton'a dönüştü kendisi, rezalet şut atıyor... Joe Johnson'a yıllardır ısınamadım, ama son bir ayda coşup, %50 isabetle 26 sayı attığını söylemem gerek. Felton'ın önünde en azından benim için, hem de açık ara.

Pivot olarak Horford ve Bogut arasında kaç kere gidip geldim bilmiyorum. Bogut'un Skiles altında savunma canavarına dönüşmesi onu benim gözümde çok yüceltiyor. Ama sanırım her sene ufak ufak kendisini geliştiren Horford'ı seçeceğim burada. Noah sakat olmasa direk onu alırdım diye düşünüyorum. Diğer adaylar kayda değer değil pek. Tabii ki Shaq hariç. Ah keşke oylasa koçlarda girse yine All-Star'a, şenlendirse bizleri diyorum. Tabii hayalden başka birşey değil bu.

İki jokerimiz için kimler var şimdi: Bogut, JoJo, Boozer, Bosh ve Josh Smith. Bosh'u direk olarak koyuyorum. Ondan sonraki seçim için ise bir hayli zorlanıyorum. Hepsi eşit hakediyorlar benim gözümde. Buraya da kılpayı olarak, Boozer'sız hücumları acınası hale gelebilen Bulls nedeniyle Boozer'ı seçiyorum. Ayrıca Boozer ile 23-7, Boozer'sız 11-7 olduklarını da söylemek lazım...

Son olarak tam seçimlerimi vereyim:

Batı:
F - Dirk Nowitzki
F - Blake Griffin
G - Manu Ginobili
G - Steve Nash
C - Pau Gasol
Joker - Kevin Love
Joker - Deron Williams
Joker - LaMarcus Aldridge (Russell Westbrook)

Doğu:
F - Kevin Garnett
F - Paul Pierce
G - Rajon Rondo
G - Ray Allen
C - Al Horford
Joker - Chris Bosh
Joker - Carlos Boozer

Gecenin Hareketleri - 2 Şubat


Link

Rose ve Kidd'in imza hareketlerinin yanı sıra Griffin'in bir kaç kişiyi potaya soktuğunu görüyoruz. JoJo'nun Amir'i bakkala yolladığı hareket de gayet güzel. Ama Gee ve J.R.'ın smaçları çok ayrılıyor diğerlerinden. Gee potaya doğru uzamış adeta. Smith ise biraz daha zorlasa topu yerden alıp içine vuracakmış.

Küçük Detaylar 15 (Nowitzki'nin 22.000. sayısı)

Bu sezonun MVP adaylarından Dirk Nowitzki dün Madison Square Garden'da oynanan maçta New York karşısında kariyerinin 22.000. sayısına 2. çeyrekte attığı serbest atışlarla ulaştı ve NBA tarihinde 22.000 sayıya ulaşan 24. oyuncu oldu. Çok etkileyici olmadı mı ne? O zaman şöyle yapalım, bu 24 oyuncu arasında Larry Bird, Gary Payton, Tim Duncan ve Ray Allen gibi isimler yok. Ayrıca bu 24 kişi içerisindeki tek Avrupalı Dirk Nowitzki...

Hasta Ruhlu Olmak Kolay Değil



Garnett'in ne kadar ateşli olduğunu hepimiz biliyoruz. Zaten oyunun yanı sıra bu ateşi sayesinde kendisinin pek çok seveni var. Aynı zamanda bu hırsı parkede çirkin hareketlerde bulunmasına neden olduğu için kendisine bir sürü kişi de antipati duyuyor. Bu videoda ise ne sempati ne antipatiye yer var. Kısaca Garnett'in kafayı hırs ile ne kadar sıyırdığını gösteren bir video. Dalembert'i blokladıktan sonra öyle bir gazla bağırıp çağırıyor ki Garnett, salyalarına hakim olamıyor. Tamam Sacramento gibi leş bir takıma yeniliyorsun, buna karşı büyük bir sinir var içinde, güzel bir blok koyuyorsun, gazsın... Fakat böyle kendine hakim olamayıp ağzından salyalar saçarak, kutlamak gerçekten pek hayra alamet değil. Ateş, hırs iyidir, size maç kazandırır ama bir noktadan sonra da zarar verebilir oyuncuya, Garnett de hep bu sınırın civarlarında dolanıyor.

Takım arkadaşı Glen Davis'ten bunu NBA Finalleri'nde görmüştük. Ama orası en azından NBA Finalleri, işin ucunda kupa var, Garnett'in olayı ise herhangi bir normal sezon maçında gerçekleşiyor. Ama en azından Garnett farkına varıyor, hücuma giderken siliyor ağzını yüzünü. Davis onu bile yapmamıştı. Celtics'te salya akıtma sırası muhtemelen Pierce'da diye düşünüyorum. Zira Rondo-Shaq-Allen pek böyle gaz değiller.

NBA'de Bugün - 02.02.2011

Hornets 93 - Thunder 104
Son dönemin formda takımlarından Hornets Batı'nın dişli ekiplerinden Thunder'a konuk oldu. Heyecanlı ve çekişme dolu bir maç oldu ki bu sezon bu iki takım arasındaki diğer maçlarda da bunu görmüştük. Olası bir play-off eşleşmesinde heyecanlı bir seriye de gebe olacağı kesin gözüküyor. Bu geceye dönecek olursak maçın hikayesi tamamen Durant olacak herhalde. Burada yazdıklarımı takip edenler bilir ben atılan yüksek skora tamah etmem ancak takım adına yararlı olan ve doğru seçilen şutlarla bu rakamlara ulaşan oyunculara övgüler veririm. Durant dün gece 43 sayı üretti ve maçın kritik bölümlerinde oyuna ağırlığını koyarak takımını galibiyete taşıyan isimdi. Peki bu 43 sayıyı kaç şutta buldu diye bakacak olursak kullandığı şut hanesinde yalnızca 19 yazdığını görüyoruz. Saygıyla eğiliyorum. Hornets cephesine bakacak olursak ekstra katkıları beklenen Ariza sakatlanarak oyundan çıktı ama belki de takım adına bu maç göz önüne alındığında daha yararlı oldu. Savunma anlamında çok kötüydü dün gece. 20 sayı-15 ribaund üreten West takımını sırtlamaya çalıştı ancak günün hikayesi Durant'in müthiş performansıydı ve Thunder'ın galibiyetiydi. Durant'in son 4 maçta 3.defa 40 sayı barajını geçtiğini de belirtmek gerek.

Bulls 106 - Clippers 88
Ocak ayında oynadığı 14 maçın sadece 4'ünü deplasmanda oynayan ve evinde 9 maçlık bir galibiyet serisi bulunan Clippers'ın serisi dün gece Bulls karşısında son buldu. MVP yarışında adı üst sıralarda geçen Rose 32 sayı-11 asistlik harika performansıyla takımını galibiyete taşımayı başardı. Aynı zamanda bu galibiyetle Chicago galibiyet serisini 6 maça çıkartmış oldu. Son dönemde evinde üstün performanslar sergilemeye alışan Clippers dün gece maç boyunca hiç skorda öne geçemedi ve maçı hep geriden takip etti. Clippers cephesinde Griffin 32 sayı-13 ribaund-7 asist ile harika bir performans sergilemiş olsa da galibiyeti getiremedi. Ömer Aşık ise 6 dakika oyunda kalarak 1 sayı-1 ribaund ile katkı verdi.

Blazers 90 - Nuggets 109
Play-off tablosunda yerini korumak konusunda sıkıntı çeken Portland kötü bir dönemden geçiyor. Arkasından gelen Memphis'in formda olması ve Portland'ın aldığı yenilgiler aradaki farkı yarım maça kadar da indirdi. Denver'a karşı ilk devre başarılı bir performans sergileyen ancak ikinci devre ile oyundan bir anda düşen Portland'ı en azından All-Star arasına kadar zor günler bekliyor. Takas süresinin bitimine de kısa bir süre kala Denver'da neler olup biteceği konusunda hala çözülemeyen sorunlar var. Önümüzdeki 3 hafta bakalım nelere kadir olacak Denver adına. Dün de Melo 20 sayı kaydederken, Pota altı ve ribaundlardaki üstünlüğü ile dikkat çeken Denver'da Nene 22 sayı-10 ribaund ile mücadele etti.

Mavericks 113 - Knicks 97
Nowitzki'nin performanslarıyla tekrar galibiyet serisi ve çıkış yakalayan Dallas, Doğu'nun playoff adaylarından Knicks'i mağlup etmeyi bildi. Üst üste 6. maçından da galibiyetle ayrılan Dallas'ta Dirk Nowitzki açısından tarihi bir maç oldu. 29 sayı-11 ribaund ile mücadele eden Dirk aynı zamanda 22.000 barajını geçen oyunculardan biri oldu. Benchten Barea'da 22 sayı kaydetti. Knicks ecphesine baktığımızda bir kaç istisnai durum dışında zorlu maçların altından kalkamadıklarını görüyoruz rahatça. Cidden iyi ve başa güreşir bir takım olsa liderin 12 maç gerisinde olmazdı. Gallinari 27, Amare 20 sayı üretmiş maç boyu ancak Felton&Fields ikilisi takım adına pek olumlu işlere imza atamamış.

Bucks 77 - Suns 92
Play-off kovalayan iki takımın mücadelesinde henüz maçın başında skorda üstünlüğü eline geçiren Phoenix rakibin öne geçmesine hiç izin vermedi ve maçı kazanan taraf oldu. Üst üste aldığı iki yenilgi ile Doğu'da yarıştan biraz uzak kalan Bucks'un bir an önce kendisini toparlaması gerekiyor. Dün gece %31 ile top kullanmışlar ve bu play-off hedefindeki bir takım için olmaması gereken bir istatistik. Phoenix'te aldığı üç galibiyetle birden çetin yarışta kendisine yer açtı. Carter takası olduğunda Suns adına asıl katkının Gortat tarafından geleceğini ve onun iyi olması takımı ileriye taşıyacağı fikrinin öne sürülüyordu ki Gortat'ın yakaladığı form takımı da taşımaya başladı. Gortat dün gece 19 sayı-11 ribaund ile takımda en etkili isimlerden biriydi. Milwaukee'de Ersan 7/20 ile şut konusunda kötü bir gece geçirirken 15 sayı-9 ribaund-4 top çalma ile mücadele etti.

Grizzlies 102 - Wolves 84
Nba'de enteresan istatistikler mevcuttur hele ki kötü giden bir oyuncu olduğunda onun yokluğunda takım şöyle varlığında şöyle gibilerinden. Memphis üst üste 4. maçını dün gece Wolves karşısında kazanarak ilk 8 için önemli bir adım attı ancak konuşulan konulardan biri bu galibiyetlerin Oj Mayo'nun yokluğunda alınan 4 galibiyet olması. Popülaritesi kumar kavgası vs yüzünden zaten pek iyi bir seviyede olmayan Mayo'nın takımdaki geleceği ne olacak o da merak konusu tabi. Dün gece Zach 23 sayı-13 ribaund üretirken, Gay ise 22 sayı-7 ribaund-7 asit ile oynayarak takımlarını galibiyete taşıdılar. Farklı mağlup olan Wolves'te Love 10 sayı-10 ribaund ile double-double yapmayı ihmal etmemiş ancak göz boyoyan müthiş performanslarına o kadar alıştık ki bu tırt geliyor bizlere.

Raptors 87 - Hawks 100
Gelelim müthiş mağlubiyet serileri ile dikkat çeken takımlara. Öncelikle Toronto dün Atlanta karşısında yine galip gelemedi. Aslında Toronto maçın çoğu bölümünde bir şekilde maçın içindeydi ve maça ortaktı. Ancak Hawks çok rahat basketbol oynadı ve Raptors'un skor açısından kendilerine yakın olmalarına da savunma dozajıyla onlar karar verdi. İsabet yüzdelerine baktığımızda Hawks'ın havayı estirdiğini de görebiliyoruz zaten. İki takımın üçlük isabetleri karşılaştırılacak cinsten değil. Atlanta'da galibiyeti getiren isim sezonun en yüksek skoruna ulaşan ve 37 sayı üreten Joe Johnson oldu. Maç boyu 5 üçlük isabeti bulan Johnson aptığı 8 asistle de dikkat çekti. Raptors cephesinde ise 20 sayı-14 ribaund ile yazın kontrat açısından fazla tartışılan Amir Johnson takımının en etkili isimlerinden biriydi.

Pacers 117 - Cavalers 112
Uzun bir aradan sonra Cleveland için bu kadar yakın bir skorda biten maç gördüğümüze göre takım yavaş yavaş kendine gelecek gibi. Artık bir galibiyet bekliyoruz büyük bir heyecanla Cleveland'dan. Aslında bu maç galibiyete hiç yaklaşmadıkları kadar yaklaştılar bu seri yenilgi döneminde çünkü takım son çeyrek bir ara skorda öndeydi. Şaka değil! Başarılı bir şut yüzdesiyle oynayan ve dış şutlarla dikkat çeken Cleveland'da Sessions 25 sayı-9 asist ile takımını sırtlamasına rağmen üst üste 22. yenilgiye engel olamadı. Pacers cephesinde ise maç başından beri Collison'un etkin oyunu vardı ki 22 sayı-9 asist ile takımını sırtlayarak maçın kazanılmasında etkili oldu. Ayrıca yeni koçla beraber çıkışa geçmesini öngördüğümüz Hibbert ise kısmen iyi bir performansla geceyi noktalamış.

Rockets 97 - Jazz 96
Günün en heyecanlı maçlarından biriydi. Maç sonuna kadar dengede giden oyun son toplardaki başarılı hücum performanslarına kaldı. Boyalı alanda Jefferdon&Millsap ikilisinin 40 sayısıyla rakibini perişan eden Utah Jazz buna karşın üçlük çizgisinin gerisinden felaket bir performans sergiledi. Buna karşın Rockets %50 ile üçlük isabeti bularak rakibini dışarıdan vurdu. Deron'un yokluğunda son dönemde inişli-çıkışlı bir performans sergileyen Utah'ta son bölümde Millsap etkili oyunu ve basketleri ile ön plana çıksa da Kevin Martin'in üç sayılık oyununa engel olamayan Jazz kaybeden taraf oldu. Rockets'te Martin 22 sayı ile galibiyeti getirdi.

Bobcats 97 - Pistons 87
Dün geceki maçın Bobcats adına telafisi olabilirdi ancak Pistons adına fazlasıyla kritik bir maçtı. Play-off yarışında eğer söz sahibi olmak istiyorsa Detroit'in muhakkak kazanması gereken bir mücadeleydi ancak kaptan Jack'in skorer oyununu durduramadılar ve yenik ayrıldılar salondan. Maçın ilk üç çeyreği ortada geçerken son çeyrek Bobcats'in bir anda skorda öne geçmesi maçı kazanmalarını sağladı. Detroit'in son Knicks ve dün geceki maçını izlemedim ancak maçlar birbirinin kopyası gibi. İlk üç çeyrek boyunca ortada giden bir oyun ve son çeyrek kaybeden Detroit. Mental anlamda bir çöküş mü yaşıyorlar ya da tamamen tesadüf bir şekilde rakiplerinin skorda bir anda öne geçmesi mi buna etken bilemiyorum ancak bu iki maçın benzer olması ilginç.

Sixers 106 - Nets 92
Play-off yarışında Doğu'nun en iddialı takımlarından biri olan Sixers deplasmanda Nets'i mağlup etmeyi başararak yerini iyice sağlamlaştırdı. Aynı zamanda Knicks ile de farkı 3 maça indirdi. İnceden inceden sürpriz yapıp üst basamaklarda da yer alabilir mi merak etmiyor değilim. Sixers'ın guard ikilisini çok beğenirim. Sezon başında hangisi ilk beş başlamalı L.Williams mı Holiday mi derken koç doğru tercihi buldu ve Williams'ın benchten gelmesini uygun gördü. Ki en faydalısı da bu oldu cidden. Dün geceye bakarsak Williams 26 sayıyla skorer kimliğini ortaya koyarken, Holiday ise 11 sayı-11 asist-10 ribaund ile triple double yaptı. Nets'te Avery Johnson itirazlarından dolayı oyundan atılırken, Harris 16 sayı-7 asist ile geceyi noktaladı. Bu arada yazı burada bitti artık daha fazla Lopez'in ribaund konusuna değinmeyeceğim.

Artest Gidici mi?


Ron Artest bu ligin en kaçık isimlerinden biri belki de en kaçığı. Yarış arabasıyla şehir trafiğine çıkmasıyla, ağır yenilgiden sonra yaptığı "iyi oynadık" açıklamasıyla her zaman esprilere konu olmuş bir isim. Ancak bugün gündeme gelme şekli biraz daha ciddi gibi. Artest şampiyonluk yüzüğünü kazandığı Lakers'tan ayrılmak istediğini söylemiş. Şaşırdık mı? Tabii ki hayır. Artest'in istediği yüzüğü kazandıktan sonra sorun çıkarabileceği geldiği günden beri konuşuluyordu. Şu an Artest'in kafasını basketbola vermesi oldukça zor gözüküyor zira. İstediği yüzüğü almış, o yüzüğün alınmasında da büyük bir katkısı var (finallerin 7. maçında yaptıkları akıllarda) ve Lakers takım olarak yatışlarda. Zaten kafa yapısı dolayısıyla basketbola nadiren konsantre olabilen Artest bu nedenlerden dolayı iyice basketboldan uzaklaşmış durumda ve bu umursamazlık oyununa da iyice yansıdı.

Ancak bu dedikodular çıktıktan sonra Artest'in menejeri bu dedikoduları yalanladı ve Artest'in takımdan ayrılmak istemediğini sadece yenilgilerden dolayı moralinin bozuk olduğunu ve bu moral bozukluğunun takımdaki herkeste olabileceğini söyledi. Menejeri Artest'i korumak için ve takas isteğinin ilk günden basına yansımaması için bu açıklamayı yapmış olabilir ya da bu dedikodu, kötü giden Lakers'ın bir arayış içerisinde olabileceği varsayımından yola çıkarak takasa en yakın isim olan Artest üzerinden kurulmuş bir senaryo olabilir.

Peki gelelim eğer Artest gerçekten takasını istemişse neler olabileceğine. Artest'in bu sezondan sonra 3 sezonluk daha konratı var. Bu takasın olabilirliği önünde önemli bir engel. Ben bir GM olsam Artest'in bu uzun süreli konratının riskini almayabilirdim. Hemen her şeyden sıkılabilecek bir isim ve kimse eğer bir takıma giderse 1 sene sonra "sıkıldım, takas olmak istiyorum" demeyeceğini garanti edemez. Ayrıca Artest'in konratı biraz yüklü sayılır, bu sezonun ardından daha 3 senesi var ve yaklaşık 22 milyon dolar ediyor. Belki risk seven bir genel menajer, Artest gibi kafası basketbolda olduğunda potansiyeli belli, ligin en iyi dış savunmacılarından biri için bu kontratı alabilir. Ama bu oldukça düşük bir ihtimal.

Yine de Artest'e alıcı çıkabileceğini düşünüyorum ben. Lakers Artest'in yanına Ebanks ya da Caracter ikilisinden birini ve draft hakkı koyarak bir takas gerçekleştirebilir. Zaten Artest'in takas olmak istiyorum yönündeki haberlerinden sonra hemen Hinrich ismi ortaya atılmış bile. Ancak burada bir önemli engel de Phil Jackson'ın genel olarak sezon ortasında kadroda köklü değişikliğe gitmemesi olarak görülebilir. Üçgen hücumu öğrenmenin zorluğundan dolayı Phil Jackson yeni gelen oyuncuların en azından yaz döneminde takımla beraber çalışmasını istiyor. Ancak Phil Jackson'ın son sezonu olduğu düşünülürse Lakers için değişikliklerin ilk adımı olabilir Artest takası.

2 Şubat Programı

3 Şubat Perşembe 02:00 / Toronto Raptors - Atlanta Hawks
3 Şubat Perşembe 02:00 / Indiana Pacers - Cleveland Cavaliers
3 Şubat Perşembe 02:00 / Philadelphia 76'ers - New Jersey Nets
3 Şubat Perşembe 02:30 / Charlotte Bobcats - Detroit Pistons
3 Şubat Perşembe 02:30 (NBA TV) / Dallas Mavericks - New York Knicks
3 Şubat Perşembe 03:00 / Memphis Grizzlies - Minnesota Timberwolves
3 Şubat Perşembe 03:00 / New Orleans Hornets - Oklahoma City Thunder
3 Şubat Perşembe 04:00 / Portland Trail Blazers - Denver Nuggets
3 Şubat Perşembe 04:00 / Milwaukee Bucks - Phoenix Suns
3 Şubat Perşembe 04:00 / Houston Rockets - Utah Jazz
3 Şubat Perşembe 05:30 / Chicago Bulls - Los Angeles Clippers

Gecenin ilk maçlarından en dikkat çekici olanı Pacers-Cavaliers karşılaşması. Bakalım yenilgi serisini sonlandıracak mı, yoksa adım adım rekora gitmeye devam mı edecek Cavs. NBA TV güzel maçlardan birini veriyor. Bir tarafta Amare diğer tarafta Dirk. Zaten takımlar da denk güçte, iyi kapışma olacak gibi. Batıda üst sıralarda yer alan ve playoff'ta eşleşme ihtimali bulunan takımların maçlarını izleyeceğiz geç saatlerde uykuya yenik düşmezsek. Thunder ve Nuggets saha avantajıyla bir adım önde görünüyor. Takıma döndükten sonra kendisine biçilen rolden memnun olmayan Jennings'li Bucks ise Suns'a konuk olacak.

2 Şubat 2011 Çarşamba

Senin Ne İşin Var Bacaksız?

Şu Justin Bieber dünya üzerinde en sevmediğim insanlardan biri. Bu yaşta abuk subuk bir yolla şöhret olan daha bu yaşta kitabı çıkan bana göre saçma sapan bi' herif. Ayrıca geçtiğimiz günlerde Phil Jackson'un yüzüğüyle fotoğraf çekilmiş ve bütün antipatimi toplamıştı. Neyse bu bacaksızın bir NBA blogunda ne işi var diyebilirsiniz, onu hemen açıklıyım: kendisi all-star bünyesinde oynanacak ünlüler maçında sahada olcak. Beni all-star'dan soğutmak için yeterli bir sebep her ne kadar kadronun geri kalanı tatmin edici olsa da. Kadronun tamamı:

• ESPN Analyst Magic Johnson (NBA efsanesi)
• Grammy-nominated artist Justin Bieber (Popçu)
• Scottie Pippen (NBA efsanesi)
• Bill Walton (NBA efsanesi)
• AC Green (NBA efsanesi)
• B.J. Armstrong (NBA efsanesi)
• Chris Mullin (ESPN yazarı ve NBA efsanesi)
• Jalen Rose (ESPN yazarı ve NBA efsanesi)
• Jimmy Kimmel ("Jimmy Kimmel Live!")
• Ty Burrell (Oyuncu- Modern Family)
• Rob Kardashian (Kardashian olması yeterli)
• Zach Levi (Oyuncu - Chuck)
• Jason Alexander (Oyuncu - Seinfeld/Curb Your Enthusiasm)
• Common (Rapçi)
• Bill Simmons (ESPN yazarı)

- Ufak bir paragraf açayım dedim, fanatik ötesi Celtics taraftarı olan Simmons, Seinfeld'in efsanesi George Costanza, Magic Johnson ve Pippen için izlenesi bir maç bu arada. İzlenesi maç dediğime bakmayın gerçi, geçen sezon ilk defa Dr. Mehmet Öz var diye izlemiştim, o güne kadar niye hiç izlemediğimi anlamıştım. Çekişmeli deseniz değil, eğlenceli deseniz o da değil, ilginç deseniz belki kağıt üstünde evet. /Can

Bu arada, yukarıdaki liste daha sonra açıklanacak WNBA oyuncularıyla takviye edilecek.

Cavs Dereyi Geçti Sıra Denizde(!) - Kaldı 3

Biliyorum başlıktaki deyiş ters, özellikle öyle. Çünkü Cleveland Cavaliers'ın yenilgi serisi Miami maçıyla beraber 21'e çıktı ve ellerinde bulunan 24'lük rekora bir hayli yaklaştılar. Bu rekor iki sezona yayılmıştı, tek sezonda ise rekor 23 ile Vancouver ve Denver'da. Bu konuya zaten önceki Cavs post'unda değinmiştim. 16'dan 21'e giden yolda Cavs kaybetmesi son derece kolay olan maçlarda bizleri şaşırtmadı üst üste yenilgilerle... Ama şimdi rekor için kaybetmeleri o kadar da kolay olmayan maçlar var önlerinde. Bu gece Pacers ile başlayan seri, Grizzlies ve Blazers ile devam edecek. Üst üste 3 tane yenilgi alabilmek için zorlu rakipler bunlar.

Neyse ki Jim O'Brien kovuldu da Pacers oyuncuları kendilerine geldiler, takım bir silkindi kendine geldi. Yoksa Cavs kılpayı da olsa kazanabilirdi. Bugünkü maçta bir mağlubiyet beklediğimi söylemeliyim. Tek endişemiz maçın Cleveland'da oynanacak olması. Yine de Hibbert, Hansbrough gibi gençler O'Brien'ın gidişinden çok memnunlar, bu Cavs'in maçı kaybetmesi için yeterli sebep olabilir. Bakalım hep beraber sayıyoruz önümüzdeki üç Cavs maçını. Hepsini kaybetmeyi başarabilirlerse 24'e ulaşacaklar, ardından da Dallas ile NBA tarihine yeniden geçişin kutlamaları başlayabilir. Nazar değmesin inşallah.

All-Star 3'lük Yarışması ve Pierce-Allen

All-Star hafta sonuna az kaldı. Oyuncular da yavaş yavaş havaya giriyorlar. Paul Pierce'tan da bu yönde bir açıklama geldi, iki gün önceydi yanılmıyorsam. Ağır şut stiliyle geçen sezon sürpriz yaparak 3 sayı yarışmasını kazanan Pierce, bu sene de ünvanını korumak istediğini belirtmiş. Ayrıca yanında takım arkadaşı Ray Allen'ın da olması gerektiğini savunmuş.

Pierce zaten %99.9 ihtimalle katılacak. Yanında Allen'ın da olması şart gibi birşey. %46 ile üçlük atan, tarihin en iyi şutörlerinden birini almazlarsa zaten ayıp ederler. İki Celticsli'nin çekişmesini izlemek de ilginç olacak bence. Son zamanlarda Radmanovic-Allen ve Nowitzki-Terry ikililerini hatırlıyorum aynı takımdan çıkan yarışmacılar olarak. Peki bu ikilinin yanında kimler olmalı?

Bana göre üçlük yüzdesi kategorisinde ligin lideri Matt Bonner her ne kadar şut stili pek yarışmaya uymasa da seçilmeli. Adam %50.4 ile üçlük atıyor yani. Başka söze gerek yok. Onun dışında sezon başında "Öldü artık" denilen ancak küllerinden yeniden doğan Bibby'i de alacaklarını düşünüyorum. Kendisini şut ile tanımlayan bir oyun kurucu sonuçta ve %45 ile atıyor bu sezon. Ayrıca NBA tarihinin en isabetli üçlük kullanan oyuncusu Morrow'u da görmek istiyorum neler yapacak diye. Etti mi size 5 aday. Sonuncu için seçim yapmak çok zor. J-Rich, Afflalo, Boobie Gibson, James Jones, Curry ve Gary Neal arasından seçmem gerekecek herhalde. Curry daha geçen sene katıldı, üst üste almayabilirler. J-Rich'in şutlarını daha önce birkaç kez blog'da belirttiğim gibi, ben pek sevmem açıkçası ama Bibby yerine düşünebilirim onu belki. "Bizden" sayabileceğimiz Neal'ı ise o platformda izlemek keyif verir ama Afflalo muhtemelen daha çok hakediyor.

Sizce kimler katılmalı?

Küçük Detaylar - 14 (Kobe'den 5000. Asist)

Kobe dün gece Rockets-Lakers maçında kariyerinin 5000. asistini yaptı ve NBA tarihinin en çok asist yapan 51. oyuncusu oldu. Aktif oyuncular içerisindeyse kendisinin 7. sırada yer aldığını söyleyelim. Kariyeri boyunca 4.7 asist ortalamasıyla oynayan Kobe'yi bu başarısından dolayı tebrik ediyorum elbette ama listeye baktığımda daha takdir edilesi iki isim göze çarpıyor. Kısa oyuncuların ağırlıklı olduğu bu kategoride Garnett 4800, LeBron ise genç yaşına rağmen 4100 barajını aşmış. Garnett'in aktif oyuncular arasında basamak atlaması artık imkansıza yakın ama LeBron'un Kobe'yi geçmesi için yaklaşık 2 seneye ihtiyaç duyması önemli bir istatistik.

Doğu'nun Koçu Rivers

Dün gece Kings karşısında aldığı galibiyetle 6 Şubat'a kadar doğuda liderliği garantiledi Celtics. Böylece Doc Rivers da 2008'de olduğu gibi bu sene de doğu takımının koçu seçildi. Ne yalan söyleyeyim batının koçu açıklandıktan sonra doğuda bu mücadelenin biraz daha çekişmeli geçmesini bekliyordum. Ama Celtics, Blazers ve Lakers deplasmanlarından kayıpsız dönünce beklediğimden uzak bir görüntü çıktı ortaya.

Sezon başından beri dönem dönem önemli oyuncularını sakatlıkları sebebiyle oynatamasa da rotasyonu verimli bir şekilde kullandı Rivers. Takımı için uygun koç olması bir yana iyi bir taktisyendir de kendisi. Ayrıca Stan Van Gundy'nin sürekli panik halinde olması sebebiyle oyuncularına güven vermeyen yapısı, Spoelstra'nın ise karizma eksikliği vardı. Güzel oldu Doc Rivers'ın koç olması.

Gecenin Hareketleri - 1 Şubat


Link

Shannon Brown ilginç bir adam. Yaptığı hareketler gerçekten çok zor ve o hareketleri yapabilecek pek fazla kişi göremiyorum ama estetik gösteremiyor nedense. Artistik puanını düşük tutup 2. sıraya koyuyorum kendisini bu nedenle. Bir numara tabi ki Dante Cunningham. Manu'nun sürekli yaptığı feyklerden birine balıklama atlamış sonra kendi etrafında şöyle bir dönmüş Mevlana gibi.

Tahminleri Alalım - 5

CEVAP: Biraz zor soruydu ve açıkçası cevabı ben de tahmin yürüterek bulamazdım muhtemelen. Marco Belinelli ve Korver cevapları güzel seçimlerdi esasında ama sorumuzun cevabı James Jones. Tahmin ederek veya fikir yürüterek cevabı bilen arkadaşları tebrik ediyor, araştırarak bulan arkadaşlara ise aşk olsun diyoruz.

Aslında soracağımız sorunun cevabını NBA istatistik sitelerini etkin kullananlar, saniyeler içinde bulabilir. Ama maksat akşamınızı eğlenceli kılmak. Bu sebeple araştırma yapmadan, biraz zihninizi yormanızı, biraz da tahmin yeteneğinizi konuşturmanızı isteyeceğiz.

Efendim soruya geçecek olursak; Ligde şimdiye kadar bulduğu 100 küsur isabetli şuttan istisnasız hepsini asist üzerinden bulan yalnızca tek bir oyuncu var. Yani bu oyuncunun bütün sayıları başkalarının asistiyle gelmiş. Bu ismi tahmin etmenizi istiyoruz.

NBA'de Bugün - 01.02.2011


Spurs 86 - Blazers 99
Lig lideri Spurs ile Batı'da sırasını korumak zorunda olan Portland'ın karşı karşıya geldiği maç büyük bir çekişmeye sahne oldu. Maç içinde takımlar çeşitli iniş çıkışlar yaşasa da son çeyreğe eşitlikle girildi. Dördüncü çeyrek 28-15'lik üstünlük kuran Portland kazanan taraf olarak büyük bir adım attı play-off yolunda. Gecenin kahramanı olarak öne çıkan isim ise 40 sayı bularak kariyer rekorunu kıran yanında da aldığı 11 ribaund ile double-double yapan Aldridge oldu. Aldridge maç sonunda 'Olması gereken buydu. Bizim için büyük bir maçtı ancak kaybedilen iki maçın ardından kazanmak zorundaydık.' demiş ki kazanmak için herşeyini ortaya koyduğu da bir gerçek. Matthews'in de 21 sayılık katkısı var Blazers adına. Spurs cephesindeyse Manu 17 sayı bulurken, Blair 14 sayı-12 ribaund ile double-double'a imza atsa da galibiyet gelmedi. Spurs'un bu sezonki 8. yenilgisi oldu ve bunların 6'sını deplasmanda aldıklarını da belirtmek gerek.

Rockets 106 - Lakers 114
Gecenin en zevkli ve heyecan dolu maçı olmuş şüphesiz ki. Kevin Martin-Kobe Bryant gibi skor açısından patlama yapabilme ihtimali yüksek isimlerle pota altında Scola-Gasol ikilisinin karşılaşması derken mücadele uzatmaya kadar gitti. Geriden gelerek maçı uzatmaya taşıyan Houston uzatma periyodunda da 4 sayılık farkı yakalamasına rağmen kalan bölümde Lakers'ın 14-2'lik serisine engel olamadı ve kaybeden taraf oldu. Üst üste iki maç kaybeden Lakers için kazanılması gereken bir maçtı ve Kobe çıkıp gerekeni yaptı. Son dönemde oldukça skorer bir görüntü çizen Kobe bunun yanında asist de yaparak takımını oldukça iyi bir şekilde beslemekte. Dün gece de 32 sayı-11 asist ile takımının en iyisi o olurken, Lamar Odom 20-20 yaparak oldukça iyi bir maç çıkarttı. Kırmızılara bakacak olursak beklenildiği gibi Houston'ı taşıyan isim 30 sayısıyla Martin oldu. Scola ise 24 sayı-15 ribaund ile önemli katkılar verdi.

Celtics 95 - Kings 90
Lakers'a karşı galip geldikten sonra Kings deplasmanına çıkan Celtics için kağıt üzerinde kolay bi maç gözükse de istatistiklere bakıldığında zorluk dozajı yüksekti. Bunun en önemli sebebi de Kings'in Arco Arena'da rakiplerine karşı kurduğu üstünlüktü. Bir çok takım en iyi döneminde bu salondan çıkamadı özellikle son dönemde Lakers ve formda Hornets'i deviren Kings, Celtics karşısında daha bi umutluydu. Maç da büyük bir çekişmeye sahne oldu nitekim. İkinci çeyrek potasında 34 sayı gören Celtics bir anda 10 sayı geride bulunca kendini işin ciddiyetini kavradı ve ikinci devre savunmasıyla ortalama 18 sayıya izin verdi potasında çeyrek başına. Celtics'te Semih Lakers karşısında olduğu gibi yine forma giymedi. Allen 22 sayı ile oynarken, Rondo 17 sayı-10 asist ile double-double yaparak dikkat çekti. Kings cephesindeyse Evans ve Cousins'ın 20'şer sayılık katkısı vardı ancak bu performanslar galibiyete yetmedi.

Wizards 89 - Hornets 97
İki maçlık bocalama sürecinin ardından evinde Wizards'ı konuk eden Hornets istediği galibiyete ulaşmayı başardı. Okafor'un sakatlığı üzerine ilk beş çıkan Jason Smith 20 sayıyla takımının en skoreri olurken aynı zamanda kariyer rekoruna da imza attı dün gece ve maçın x-faktörü oldu. İşin savunma tarafında büyük ilerlemesi var Hornets'in sezon başından beri. Bu durum play-off atmosferinde de aynı ciddiyette sergilenirse Hornets tehlikeli takımlardan biri olacaktır bu sezon. Wizards'ta Young 30 sayısıyla takımının en skoreri oldu ancak Wall dün gece Paul karşısında yokları oynadı. Play-off hedefinden artık uzaklaşmış olan Wizards'ın sezon hedefleri arasında kısa vadede en başa koyması gerekeni, kesinlikle deplasman da alınacak bir galibiyet olmalıdır. 25. deplasman maçında da kazanamayan Wizards'ın sezon sonuna kadar 16 deplasmanı kaldı ve bunlardan biri kazanılırsa onlar adına sezon mutlu bir şekilde sonlanmış olacaktır.

Yanar Döner LeBron

Bildiğiniz gibi dün gece LeBron eski takımına karşı bu seneki 3. maçına çıktı ve bu karşılaşmadan da galip gelmeyi başardı. Artık eski takımını yeniden gördüğü için duyguları mı depreşti yoksa Cavaliers'ın rekoru kırma eşiğine gelmesine mi üzüldü bilinmez, tuhaf açıklamalar yapmış LeBron. "Cavaliers’ın iyi bir sezon geçirip geçirmediği beni çok alakadar etmiyor. Kariyerim için doğru bir seçim yaptığımı düşünüyorum. Eski takım arkadaşlarım ve takımım hakkında kötü bir şey söylemedim. Organizasyon ve taraftarlar için en iyisini umuyorum çünkü orada müthiş yıllar geçirdim." demiş kendisi. Etrafındaki kankalarından, menajerinden falan tavsiye ve taktik almış belli ki. Ama keşke bunu taa en baştan yapsa, ok yaydan çıktıktan sonra değil.

Hani iki yüzlülük olur da bu kadar mı olur. Çok değil bir ay önce karma marma birşeyler geveleyen bendim sanki. Bu nasıl bir pişkinliktir ki şimdi "Kötü herhangi bir söz söylemedim" diyebiliyorsun. Bu seviyeye gelmiş isimlerin fevri çıkışlar yapmaması, sakinliğini koruması gerektiğini düşünenlerdenim. Aksi olunca böyle komik duruma düşüyorlar işte. Önce ortada hiçbir şey yokken eski takımını iğnele sonra da tutup insanların senin iyi niyet çağrılarına inanmasını bekle. Bu potansiyele, bu basketbol yeteneğine bu karakter... Üzücü.

All-Star 2011 Rookie Challenge Kadroları Seçildi

Rookie Takımı
Eric Bledsoe (L.A. Clippers)
DeMarcus Cousins (Sacramento)
Derrick Favors (New Jersey)
Landry Fields (New York)
Blake Griffin (L.A. Clippers)
Wesley Johnson (Minnesota)
Greg Monroe (Detroit)
Gary Neal (San Antonio)
John Wall (Washington)
Koç: Mike Budenholzer (San Antonio)
Asistan Koç: Amar'e Stoudemire

Sophomore Takımı
DeJuan Blair (San Antonio)
DeMar DeRozan (Toronto)
Stephen Curry (Golden State)
Tyreke Evans (Sacramento)
Taj Gibson (Chicago)
Jrue Holiday (Philadelphia)
Serge Ibaka (Oklahoma City)
Brandon Jennings (Milwaukee)
Wesley Matthews (Portland)
Koç: TBD
Asistan Koç: Carmelo Anthony

Üzerinde çok tartışılacak bir maç değil elbette ama sanki Bledsoe'nun yerine Turner seçilse daha şık olurmuş çaylak takımı. Muhtemelen pozisyonların çok sıkışık olmaması için bu şekilde oluşturulmuş kadro. Aynı şekilde Ty Lawson ve Darren Collison'a da yazık olmuş. 2000'den beri bu isimle düzenlenen karşılaşmada geçtiğimiz seneye kadar iki yıllıkların ezici bir üstünlüğü vardı ama o hegemonyayı kırmıştı geçen sene çaylaklar. Bu seneki kadrolara bakınca çaylakların uzunları, iki yıllıkların ise kısaları ağır basıyor gibi. Naçizane tavsiyem, maç pek keyifli geçmezse koçları seyrediniz. Zira Melo'yu Knicks'e gelmesi konusunda ikna etmek için müthiş bir çaba sarfeden Amar'e'den diz çöküp evlilik teklifine benzer bir teklif görebiliriz.

2'sinde Neyse 22'sinde de O

Blake Griffin 2 yaşındayken, bugünlerin sinyalini veriyor. Tabii boyu yetmediği için abisi Taylor'ın yardımıyla. Abisi poz verirken, Blake smacın keyfini çıkarıyor.

1 Şubat 2011 Salı

1 Şubat Programı

2 Şubat Çarşamba 03:00 / Washington Wizards - New Orleans Hornets
2 Şubat Çarşamba 05:00 (NBA TV) / San Antonio Spurs - Portland Trail Blazers
2 Şubat Çarşamba 05:00 / Boston Celtics - Sacramento Kings
2 Şubat Çarşamba 05:30 / Houston Rockets - Los Angeles Lakers

Geçtiğimiz haftaya kadar ligin en formda takımı kimliğindeydi Hornets ama 2 maçlık deplasman turnesinden galibiyetsiz ayrıldılar. Bu gece ise karşılarında bu seriye son vermeleri adına en uygun rakip olacak. Lakers ve Hornets'ı deviren Kings bu kez ligin bir başka devi Celtics'i konuk edecek. Sacramento'nun fikstürüne şöyle bir baktım da hayli zor bir dönemden geçecekler, yaklaşık 10 maçlık yenilgi serisi yakalama ihtimalleri dahi var. Televizyondan yayınlanacak karşılaşma ise gecenin en güzel maçı belki de. Batıda playoff yarışında rahatlamak isteyen Blazers, lig lideri Spurs'ü ağırlayacak.

Melo İçin Ortam Hazırlanıyor

Eski Denver genel menajeri Mark Warkentein geçtiğimiz günlerde New York Knicks bünyesinde göreve başladı. Şimdilik Donnie Walsh'in danışmanlığını yapacak başarılı menajer ama ilerde pozisyonu değişebilirmiş. Hatırlayacağınız gibi 2 sene evvel Chauncey takasıyla yılın genel menajeri ödülünü kazanmıştı. Yani mesleğinde oldukça başarılı olduğunu söyleyebiliriz. Ama esas mühim nokta, Melo ile aralarının gayet iyi olması. Yani bu hamlenin yapılma sebebi açıkça Melo'nun aklını biraz daha Knicks yönünde çelmek. Tıpkı sene başında Bulls'un LeBron'u alabilmek adına gerçekleştirmek istediği ama sonuca ulaştıramadığı Calipari hamlesi gibi. Yıldız dahi olsalar, oyuncuların bu tarz önem verdikleri isimlerle çalışma isteğinin kararlarını etkilediğine daha önce şahit olmuştuk. Bakalım bu gelişme Carmelo'nun kararını ne kadar etkileyecek.