BIY AD

23 Nisan 2011 Cumartesi

OKC'nin ivmeli yükselişi

Playoff'lara girerken, All-Star arasından sonraki dönemde özellikle Batı Konferansı'nda, hem düşüşe hem çıkışa geçen takımlar vardı. Son zamanlardaki Playoff'ta sıra belirlemek için kazanılan kaybedilen maçları saymazsak, düşüşte olan takımların başında Spurs geliyor. İlk yarının sonunda basında çoğu kişi artık fısıldaşmaya başlamıştı, 'acaba Spurs 72 maçlık normal sezon galibiyet rekorunu kıracak mı' diye. Öyle ki, 55 maç sonunda 46 maçını kazanan Spurs NBA tarihine bu şekilde giren 9. takım olmuştu. Fakat ikinci yarı rüzgar tersine döndü, Zaten Popovich de özellikle rekor konusunda kesinlikle hayır diyerek cevaplamıştı konuyla ilgili soruları.

Yükselen değerler olarak da, Nuggets ve Thunder'ı örnek gösterebiliriz diye düşünüyorum. Nuggets, şöyle ki aslında çok da elit bir seviyeye çıkmadı ama, galibiyet yüzdesi, beklenildiği gibi düşmedi. Hatta oyuncuların sayı ortalamaları ve diğer istatistikler gösterdi ki George Karl kimyası çok iyi bir takım yarattı. Aynı şekilde Thunder da, geçen seneye göre çok daha iyi bir takım olmuştu zaten, üzerine bir de takas hamleleri ile ilk beşe pota altında Ibaka'nın yanına Perkins yerleşti ve savunma anlamında çok daha iyi oldular. Hem de hücumda etkinlik olarak hiç zayıflamadan. 1 Mart'tan beri ligde galibiyet yüzdesi olarak takımlar şöyle sıralanıyor: Bulls 23-3, Thunder 21-5, Miami 17-7, Lakers 16-7, Nuggets 15-8. Thunder Allstar arasından sonra Nuggets'ı iki kere, Lakers'ı da melekler şehrinde yendi. Mevcut seride de 2-0 öndeler. Fakat bu akşamlık da bence, seriyi 6 maçtan aşağı bırakmasını beklemediğim Nuggets'ı izleyebiliriz, en azından sezon içinde başardığı şeylerin hatırına. Yoksa, şu anda (dikkat şu anda) bütün bu anlattıklarımın sonucu olarak diyeceğim, Batı'da en iyisi Thunder takımı.

23 Nisan Programı

23 Nisan Cumartesi 21:30 / Chicago Bulls- Indiana Pacers
24 Nisan Pazar 00:00 (NBA TV) / Dallas Mavericks - Portland Trail Blazers
24 Nisan Pazar 02:30 / San Antonio Spurs - Memphis Grizzlies
24 Nisan Pazar 05:00 (NTVSpor) / Oklahoma City Thunder - Denver Nuggets

Dün bahsettiğim erken maç konusuna en uygun maçlardan biri akşam üstü yayında olacak oturup izlemek için. Indianapolis'te Bulls- Pacers serisinin kapanışına tanıklık edebiliriz. Beyaz mendillerin sallanıp serinin 4-0 ile süpürülmesi normal sezonun birincisinin başlangıç olarak karakterini ortaya koyması ve üzerindeki baskıyı bir nebze olsa kaldırdığını göstermesi açısından önemli bir adım olur Bulls için. Yok eğer Pacers bu maçta kazanırsa da Vogel'ın Indiana'da başardıkları bir anlamda vücut bulmuş olacak. Bulls da seriyi evinde kapatma şansına sahip olacak. İki takımın kadrosu da tam durumda. Benim maç ile ilgili tahminim, Bulls'un akşam nispeten rahat kazanması yönünde. Tabii ilk iki maç 37.5 sayı ortalaması yakalayan, son maç ise 18'de 4 atan (daha doğrusu George'un zorlamasıyla) Rose'un performansı sadece sayı olarak değil, fakat topu dolaştırıp asist yapması açısından çok olacaktır önemli yine.

Bu gece 12'de ise Mavericks'in 2-1 önde olduğu seri var. 4. Maç için yine takımlar Oregon'da. Şayet eğer Blazers kazanırsa, iki maçın ardından üstlerindeki ölü toprağını atarak seriyi eşitlemiş olacaklar. Bundan sonra da üç maçlık mini bir seri gibi her şey tekrardan başlayacak. Bu senaryo aslında çok uygun çünkü sezon içinde oynanan maçlarda da iki takım evlerinde birbirlerine karşı evlerindeki ikişer maçı da kazandı. Ayrıca Blazers Rose Garden'da son 11 maçın 10'unu kazandı. Bu yüzden eğer Kidd veya Stojakovic çıldırmazsa Blazers bu maçı kazanacaktır diye düşünüyorum.

Hemen ufak da bir komplo yapalım, olayı ileriye götürelim, eğer olur da, Mavs bu şekilde kaybederse, kaybetmeye devam edip seriyi de 4-2 kaybederse (çok ufak ihtimal ama olunca oluyor, Mavs taraftarı kızmasın), çok kötü olur. Hani spekülasyon yapıyorum ama eşi benzeri olmayan bir olay değil. Çünkü 2006 NBA Finaller'de aynı senaryo olmuştu. Mavs 2-0 öndeyken, 4 maç üst üste kaybedip şampiyonluğu Heat'e kaptırmıştı. Ayrıca bu seri 2-0'dan 2-2'ye gelebilir, normaldir, bu iki takım Playofflarda en son karşılaştıklarında 2003'te Mavs bu sefer de 3-0 öne geçmişti, Blazers ise üç maçlık süper bir ivme ile 3-3 yapmıştı seriyi, 7. maçla seriyi Mavs Dallas'ta kapatabilmişti ancak. Bu akşam 3-1 olursa bunları söyleyemezdim, o yüzden hemen araya sıkıştıralım istedim, bilgilere ulaşmışken.

Geri kalan iki maça dönersek, Nuggets'taki Afflalo dışında oynaması şüpheli veya sakat oyuncu yok maçlarda. Dediğim gibi, Bulls- Pacers serisinde bir yanda serinin sonunu düşünürken,, gecenin son iki maçında da serinin yeni şeklinin nasıl oluşacağını merak edeceğiz. Memphis ilk kez bir Playoff maçına ev sahipliği yapacak.Grizllies için Randolph ve Gasol'ün ilk maç gibi oynaması, Spurs için ise, Ginobili'nin kendini iyi hissetmesi etkinliğini sürdürmesi şart.

Son olarak, artık sabah erken kalkıp izlenebilecek bir saatte olan bir maç var. Thunder - Nuggets. Nuggets ikinci maçta biz onlardan performanslarını artırmalarını beklerken, bir adım daha geri düştü ve airball, girmeyen şutlar, turnike bitirememe, her türlü top kaybı (topu sayircilere dağıtmak gibi bir cömertlik) gibi birçok yanlışa yöneldi. Ayrıca takastan sonra kurulan takım birçok açığını kapatmış olabilir, ama işte bazen o dördüncü çeyrekte el yakan toplar gelince biraz star power (yıldız gücü) gerekiyor maçı kazanmak için. Bunu da Anthony'den sonra Gallinari veya Lawson'dan beklemek biraz haksızlık olabilir.

Bu Paralar Nereye Gidiyor!

Sana sana sana hepinize be... Hababam sınıfının unutlmaz repliğiyle yazıya başlamak istedim fakat bu sorunun muhattabı sadece Magic yönetimi... Efendim geçtiğimiz günlerde açıklanan verilere göre Orlando Magic, yıllık ortalama 6,367,114 $ ile tüm dünya takımları arasında -ki bu takımların içerisinde futbol, basketbol, beyzbol vs tüm spor dallarından ekipler mevcut- oyuncularına en fazla maaş ödeyen beşinci ekip. Magic'in önünde olan 4 takım ise İspanyol futbol takımları Real Madrid ve Barcelona, MLB'den New York Yankees ve NBA'den Los Angeles Lakers.

Bu noktada Magic bu takımların arasında başarısızlığıyla öyle bir sırıtıyor ki... Uzun uzun futbol yorumuna girmek istemiyorum zaten futbolla biraz ilgili olanlar şu anda dünyadaki en iyi 2 kulübün Barcelona ve Real Madrid olduğunu bilirler -zaten takımlarından en çok para kazanan oyuncular da Messi ile Ronaldo ve bu 2 oyuncu da aldıkları maaşı sonuna kadar hakediyorlar-. Bu takımlar aynı zamanda önümüzdeki hafta Şampiyonlar Ligi yarı finalinde karşılaşacaklar ve içlerinden birinin bu sezon en büyük kupayı kaldırma olasılığı hayli fazla diyebilirim. Beyzbolla çok yakından ilgilenen biri değilim fakat New York Yankees'in ne kadar başarılı bir takım olduğunu anlatmaya gerek yok. Yanlış hatırlamıyorsam 2 sene önce şampiyon olmuşlardı ve yine yanlış hatırlamıyorsam dünya üzerinde en çok tanınan takım da kendileriydi. Lakers ise son 3 sezonun finalisti ve son 2 sezonun NBA şampiyonu. Bu takımların arasında Magic isminin olmasınının tek nedeni tamamen felaket yönetilmeleri.

Magic'in 2 sene evvel yaptıkları NBA finalini küçümsemiyorum fakat diğer takımlarla kıyaslamak da ayıp olur. Şimdi bakıyorum salerylerine, öyle yakın zamanda toparlanabilecek gibi de durmuyorlar. Hidayet'in 1 yılı opsiyonlu 3 yıllık -senelik 11 milyon dolar civarı- Arenas'ın yine aynı şekilde 3 yıllık -senelik 20 milyon dolar civarı- Jameer'in 2 yıllık -senelik 7 milyon civarı- müthiş! kontratlarına sahipler ve bu kontratlardan da kolay kurtulamazlar. Bu oyuncuların hemen hemen tamamı ligde üzerlerine takım kurulmak bir kenara doğru takımda etkili olabilecek oyuncular bile değil bana kalırsa. Zaten öyle olsalar, bu oyuncular için en doğru ekiplerden biri olan Magic şu anda Hawks karşısında playofflarda geride olmazdı.

NBA'de Bugün - Play-Off 7.Gün

Celtics 113 - Knicks 96
Doğu'da çekişmeli ve heyecanlı geçmesini beklediğim serilerden biriydi ancak ortaya çıkan sonuç tablosuna göre işler pek öyle gitmiyor. Knicks'in bu maçı alarak seriye renk getireceğini ve 2.tur için önemli bir galibiyet alacağını düşünmüştüm. Ancak MSG'deki maça çok hızlı başlayan ve kontrolü eline alan Celtics maçın tek taraflı geçmesini sağladı. Knicks yıldızları da hiç etken olamayarak hayal kırıklığı yarattı benim gözümde. Ayrıca fena halde göze batan istatistiklerden biri de ribaund sorunsalı. Knicks'te 4 ve 5 numara oynayan Amare ve Turiaf maç boyunca toplam 43 dakika forma giymişler ve aldıkları toplam ribaund sayısı sadece 3 -yazıyla üç-...

Bir de şu NBA yıldızlarının MSG çıkartmalarını hepimiz biliyoruz. NBA'in en ihtişamlı salonlarından birinde, medyanın göbeğinde ve mesaj vermek için en müsait ortam olan bu salonda bir çok yıldız en iyi performansını yansıtmaya çalışır. Dün gece maça hızlı başlayan ve Celtics'in üstünlüğünde bayrağı en başta taşıyan Pierce 38 sayı üretti. Sadece Pierce değil tabi bu maçta istatistiklerini yükselten. Rondo 15 sayı-11 ribaund-20 asist ile triple-double'a imza atarken 20 Celtics'in play-off rekoru oldu. Ayrıca basketlerin çoğunda asisti Rondo'dan alan Allen 8/11 üçlük ile 32 sayı kaydederek önemli bir performansa imza attı. Knicks cephesinde Billups belki yine kenardan izledi maçı ancak oyunda olan Melo ve Amare'nin kötü performanslarıyla dikkat çekti ve Knicks için hayati önem taşıyan bu maçta sönük kaldılar. Benchten gelen Shawne Williams 17 sayısıyla takımının en skoreri olmayı başardı. Bu galibiyet ile beraber turu hemen hemen garantilemiş oldu Celtics. Ancak uzun bir aradan sonra play-off yapan Knicks'in 4.maçı kolay teslim edeceğini hiç sanmıyorum hatta kazanacağını düşünüyorum ama çok uzamadan 5.maçta seri biter.

Magic 84 - Hawks 88
Müthiş bir merak içinde takip ettiğim serilerden biri Orlando-Atlanta serisi. Play-off'ların çok çok öncesinden belli olan bu eşleşme için yüksek yüzdeyle Orlando'nun turu geçeceği konuşuluyordu. Ancak basketbol ortaya konduğunda şu an daha derli toplu görülen ve Olando'ya göre daha formda olan Atlanta seride öne geçen taraf oldu. Maç müthiş bir çekişmeye sahne oldu ancak Orlando seri genelinde olduğu gibi pota dövmeye devam etti. Zaten içlerinde bir tek Howard seriye konsantre gözüküyor ama sadece onunla nereye kadar gidecek merak konusu. Ayrıca Howard dün gece play-off'lardaki 2.teknik faulünü aldı.

Atlanta'nın seride en büyük avantajı şüphesiz ki Crawford. Orlando benchinin gösterdiği katkıyı tek başına veren tecrübeli isim eğer Hawks bu turu geçecekse başrol performansının da sahibi olacaktır. Dün gece benchten gelerek 23 sayı gönderdi Crawford, Magic potasına. Nitekim maçı kazandıran isimde attığı son basketle Crawford oldu. Joe Johnson 21 sayı-5 ribaund-5 asist ile iyi bir performans sergilemiş ama 23 şut denemesi nedir bilmiyorum. Tamam 21 sayı atıyorsun ama bunu 23 şutun ardından yapmak büyük iş gerçekten. Orlando'da Hidayet kötü performanslarına devam ediyor. Kazandıkları tek maçta biraz olsun sivrilmişti Hidayet ancak kabuğuna tekrar çekildiğini gördük dün gece. 9 sayı-4 asist ile oynayan Hidayet etkisiz bir görüntü çizgi. Howard ise 21 sayı-15 ribaund ile geceyi noktaladı. Atlanta şimdi avantajı eline geçirdi ve bir sonraki maçı da evinde kazanırsa, belki de seriyi kazanmış olacak.

Lakers 100 - Hornets 86
Eksik ve sınırlı kadrosu ile Hornets seride belki de alabileceği tek galibiyeti aldı zaten. Lakers deplasmandaki ilk maçı da kazanarak serinin gidişatı hakkında mesajı çok net verdi. Sürpriz bir şekilde ilk maçı kaybeden Lakers çabuk toparlanarak seride öne geçmeyi başardı ve ipleri eline aldı. Paul ve Landry galibiyetler için çok çabalıyor ancak arkalarında onları itecek bir taraftar da yok. Örneğin bakıyorum maçtan önce her koltuğua sarı t-shirt'ler koyulmuş güzel bir play-off atmosferi yaratmak için. Ancak maçı izlerken gördük ki bunları giymeyen onlarca insan var ve direk göze batıyorlar. Oklahoma City bu sezon bu işi en iyi uygulayan takımlardan. Taraftarlarda sadece play-off maçı izlemek için gelmiş, rakibe play-off atmosferi yaşatmak için değil.

Maçın ilk periyodaunda skor üstünlüğünü eline alan ve Hornets'e karşı üstün bir oyun oynayan Lakers, rakibinin geri dönüşüne maç boyu izin vermedi. Hornets'in ataklarına karşı her zaman bir cevap vermeyi başaran Lakers galibiyete uzanmakta zorlanmıyordu. El-Classico ile geçen iki hafta sonrası Gasol'de kendini bulmuş gibi. 17 sayı-10 ribaund ile pota altında başarılı bir performans sergiledi tecrübeli oyuncu. Bynum'un da boyalı alanda etkili performansı vardı ki atlamamak gerek. Lakers'ın en skorer ismi ise 30 sayı üreten Kobe oluyordu. Hornets cephesinde ise boyalı alanda boy dezavantajına ve zorlu rakiplere karşı oynamasına rağmen başarılı bir seri geçiren Landry yine iş başındaydı. 23 sayı üreten Landry takımının en skorer ismi olsa da galibiyeti getiremedi. Paul ise 22 sayı-8 asist ile iyi bir mücadele çıkarttı ancak Hornets'in takım halinde kötü şut atması galibiyetlerini önleyen faktör oldu. Yayın gerisinden %15 ile oynayan Hornets'te özellikle Belinelli 1/7 üçlük isabeti ile kötü performans sergilemesi Hornets'in alternatiflerini iyice sınırladı ve mağlubiyete mahkum etti.

22 Nisan 2011 Cuma

22 Nisan Programı

23 Nisan Cumartesi- 02:00 Boston Celtics- New York Knicks
23 Nisan Cumartesi- 03:00 Orlando Magic- Atlanta Hawks (NBA TV)
23 Nisan Cumartesi- 04:30 Los Angeles Lakers- New Orleans Hornets (NTV)

Evet arkadaşlar, kardeşler, bir haftasonuna daha geldik. Benim gibi üniversiteler için ya da haftasonu çalışmayanlar için, gece maç izlemenin, sabaha karşı kumandanın sesini hafif hafif açmanın, herkes uyurken maçlardaki güzel hareketlere sessizce sevinmenin, sonra da sabahı edip televizyonu kapattıktan sonra yatmanın da keyfi bir başka oluyor... Sağ olsun NBA, diğer kıtaları da düşündüğü için, birkaç maçı da cumartesi ve pazar akşamları rahatça izliyoruz gece olmadan.

Fikstüre dönecek olursak, gecenin ilk maçında, Knicks'te, Billups'ın ve Stoudemire'ın sakatlıkları var. Billups'ın dizi ve Stoudemire'ın sırtı bu maçın anahtarları bence. D'Antoni maça yönelik Billups için daha umutsuz konuştu. Fakat Amar'e oynayacak çok büyük ihtimalle. Bu ikisi olmadan, Melo ve Knicks, tanıdık bir senaryoyu andırıyor bize ( geçen senelerdeki Melo ve Nuggets). Ayrıca belirteyim, yedi seneden beri ilk kez MS Garden'da Big Apple'da yani New York'ta bir Playoff gecesi yaşanacak.

İkinci maçta da. 1-1'in dönüşünde Magic ve Hawks kozlarını  paylaşacaklar. Serinin kaderi için çok önemli bir maç yine. Ben buradaki iki maçın paylaşılacağını, sonra da serinin ancak 6. veya 7. maçta sonlanacağını düşünüyorum. Bu maçta da anahtar Hawks'ın şut yüzdesi olacaktır bence. Çünkü ilk maç çok iyi attılar, ikinci maç tam tersi idi. İki takımın kadroları da tam. Gözünüz Howard ve Joe Johnson'un üzerlerinde olsun !

Sabaha karşı 04:30'da ise Chris Paul'cüler, Kobe'ciler hazır olsun, Ntv'de maçı canlı izleyebilirsiniz ! Bu maçı kim anlatacak bilmiyorum fakat son maçı ingilizce izleme fırsatı bulmuştum, Kevin Harlan'dan dinlemek gerçekten büyük bir keyif. Tavsiye ederim, hele de bir LeBron smacı, bir Kobe "clutch" hareketini O'ndan duymak gerçekten güzel. Özellikle de "and one" olunca. He, tabii ki bir de Kaan Kural kahkahaları var. Jackson CP3 savunmasını Kobe'ye vereceğini söylemişti, dediğini de yaptı fakat Paul iiki maçtır gerçekten bir MVP gibi oynayınca, en az bir maçı belki de NBA'in en iyi kadrosu diyebileceğimiz Lakers'ın elinden almayı başarabiliyor, ve seriyi bir formalite olmaktan çıkarıyor son iki yılın şampiyonu için. Gerçi geçen maç iyice bir itme, kakma, çarpma, önünü kesme, faul yapma şeklinde müdahalelerde bulunup gizliden adamı dövdüler ama, Paul hiç geri adım atmadı ve tahrik de olmadı. Olan biraz Kobe'ye oldu gibi istatistik olarak.

En Çok Gelişme Gösteren Oyuncu: Kevin Love

Açık ara fark atarak Aldridge'e, bu ödülü kazandı Love. 66 kişi tarafından 1 numaraya layık görülürlken, Aldridge 11'de kaldı. Toplamda da 400'e 157 puanlık bir üstünlüğü vardı Love'ın. Benim bir numaralı adayım Eric Gordon, sakatlık dolu bir dönem yaşayınca şansını kaybetmişti. Geriye de benim için sadece Aldridge ile Love kalmıştı. Aldridge'e bakınca parkede çok değiştiğini, bir takımı sırtlayabilecek seviyeye ulaştığını gördük ama bu istatistiklerine sadece 4 sayılık bir artış olarak yansıdı. O yüzden pek şansı yoktu. Öte yandan NBA'in double-double serisi rekorunu kıran, 20 sayı - 15 ribaund ortalamalarını yakalayan Love herkes için daha çekici bir adaydı. Ekstradan üçlük atmaya da başladı bu sezon. Yani her alanda kendini geliştirdi. Peki NBA'in en kötü takımında oynaması bir şeyi değiştirir mi? Bence değiştirmez. Sonuçta MVP seçmiyoruz ki. Hani en değerli oyuncu için "Eee takımını ne seviyeye çıkardı madem en değerli oyuncu" diyebiliriz ama bu ödülün kıstası gelişme göstermek. Bir oyuncu gelişme gösterdi diye takımı 40 galibiyet alacak diye bir şart yok, hele bu takım Timberwolves ise. Belki Rose da kazanabilirdi bu ödülü ama onu çoğu kişi MVP olarak gördüğü için oy vermedi. Oylamada Dorell Wright'ın 3. olmasına da hiç katılmıyorum bu arada. Dakikaları neredeyse 2 kat artan bir oyuncu, elbette istatistiklerini geliştirir yani... Hem de Warriors gibi çılgın tempoda oynayan bir takımda. Şut yüzdesi ise deli gibi düştü. O nedenle bence 3. olması bile büyük başarı.

Sürpriz oylara baktığımda ise sezonun ilk 2-3 haftasına takılı kalmış bir spor adamını görüyorum... Hibbert'a oy vermiş. Yahu Hibbert 2 hafta sonunda depresyona girdi, psikologlara gitti, sezonun 2-3 ay gibi uzun bir döneminde %40'ın altında şut attı. Ve bu adam 2010-11'in en çok gelişme gösteren oyuncusu? Gülmedim bile yani bu oyu verene. İstatistiki olarak bakıyoruz 1 sayı ve 1.8 ribaund gibi inanılmaz bir yükseliş göstermiş. Vay anasını...

Knicks vs Celtics

Fotoğraf müthiş bir mücadeleye sahne olan 2.maçın sonundan hatırlayacağınız gibi. İlk maçın ardından basın tarafından adeta topa tutulan Melo ikinci maç adeta tek başına Celtics'e karşı mücadele etmiş ve 42 sayıya imza atmıştı. Billups'un eksikliğinin yanına Amare'nin de sırt ağrıları eklenince Knicks için maç zor bir hale bürünmüştü. Melo'nun katkıları ile son ana kadar getirdiler maçı ancak Celtics evinde kolay kolay vermezdi o maçı. Nitekim son Knicks hücumunda topu Jeffries'in elinden çalan ve müthiş bir konsantrasyon ile topu oyun alanında tutan, rakibiyle savaşan ve bir yandan da çizgiyi kontrol eden Garnett takımına maçı kazandırıyor tam bu anda. Şimdi seri New York'a taşındı ve bu akşam 02.00'da oynanacak 3.maç serinin kaderini tayin eden en önemli maç olacak. Cipsimiz kolamız hazır, bekliyoruz.

NBA'de Bugün - Play-Off 6.Gün

Bulls 88 - Pacers 84
Chicago süpürgeleri çıkarttı ve seriyi fazla uzatmayacaklardır ancak bu play-off'ların şu ana kadar geçen zaman diliminde söyleyebileceğimiz bir şey varsa o da Pacers'ın mücadele ve hırsı olmalıdır. Sonuna kadar her maçta savaşan ancak tecrübe eksikliği ile son çeyreklerde istenileni veremeyen Pacers dün gece evinde Chicago'yu bir kez daha salladı ancak yıkamadı. Aslında bu maç kazanmaları için sebep vardı. Rose'u bir şekilde durdurmayı başarmışlardı. Rose yine içeri girip faul alıp bir şekilde skora gidiyordu ama ona ritim kazandırmıyorlardı. 16 dakika süre alsa da yaptığı savunma katkısı ile Rose'a zor anlar yaşatan ve hücumda da 11 sayıya imza atan Jones'un performansını es geçmemek gerekir bu maç.

Rose'u her ne kadar durdurmaya çalışsalar da maçın kritik anlarında yine sahne aldı yıldız oyuncu ve bulduğu basketle galibiyeti getirdi takımına. Boozer ve Rose'un yokları oynadığı bu maçta Korver ve Deng ikilisinin sorumluluk alarak oynaması galibiyet için önemli bir noktaydı Bulls için. Rose'un 23 sayısı Bulls cephesinde en yüksek skor olarak dikkat çekerken, Deng 21 sayılık bir katkıya imza attı. Korver ise benchten gelerek en kritik anlarda sahne almayı bildi ve 12 sayı ile mücadele etti. Pacers bu maçta Rose'u durdurmak ve ribaundlarda dengeyi sağlamak gibi yapabileceği her şeyi uygulamış ancak galibiyet bir kez daha Bulls'un oldu. Vogel ve ekibini ne olursa olsun mücadelesi için tebrik etmek gerekir. Son bir kurşun için sahne alacaklar 4.maçta. Zevkli bir mücadele izleyeceğimizden eminim.

Heat 100 - Sixers 94
Deplasmanda kazanarak seriyi bitirme eşiğine gelen bir diğer takım da Miami oldu. Sixers karşısında aslında maçın genelinde zorlandılar ancak özellikle ikinci devre sergiledikleri performansla galibiyete ulaştı Heat. Sixers seyircisinin önünde maça çok hızlı başladı ve bir anda 9-0'lık bir seri yakaladı. Özellikle ilk devrede hem hücumda hem savunmada sergiledikleri performans galibiyet açısından oldukça önemliydi ancak ikinci devre bu oyunu sergileyemediler. Sazı eline alan bu sefer Heat oldu. Özellikle ribaundlara önem veren Heat 20'si hücum 50 ribaund ile Sixers'ı bu noktadan avlarken özellikle üçüncü çeyrek oyunun iki alanında da etkin bir performans sergileyerek galibiyeti hak ettiklerini gösterdiler.

Serinin ilk iki maçında beklentilerin biraz altında kalan Wade bu maçta kendini buldu. 32 sayı-10 ribaund-8 asist ile müthiş bir performans sergileyen Wade takımı için galibiyetin anahtarı oldu. Son çeyrek yapılan geri dönüşte bu serinin yıldızlarından Bosh'ta önemli bir katkı verdi. 19 sayı-6 ribaund ile mücadeleyi tamamladı yıldız oyuncu. James ise maçı 24 sayı-15 ribaund-6 asist gibi başarılı istatistiklerle noktalamayı bildi. Sixers cephesinde serinin kayıp ismi Iguodala bu maçta da yokları oynadı. Holiday'in 20 sayı-8 asistlik performansı Sixers'ı bir noktaya kadar taşırken, 21 sayı-11 ribaund ile oynayan Brand'in pota altındaki performansı tek başına yeterli olmadı Heat karşısında. Celtics, Knicks gibi zorlu bir ekiple boğuşurken Heat için pazar akşamı seriyi bitirip 3-4 gün fazladan dinlenme ve hazırlanma şansı doğdu. Bakalım serinin dördüncü maçında kazanan değişecek mi?

Mavericks 92 - Blazers 97
Evinde basketboluyla ağırlığını koyan ve serinin uzamasını sağlayan tek takım Portland oldu dün gece. Müthiş bir mücadeleye sahne olan maçta kritik katkılar alarak Dallas'ı deviren Portland serideki ilk galibiyetini taraftarının önünde aldı. Portland maç kazanacaksa ekstra katkıyı genelde Wallace'dan bekliyordum bu seride ancak dün sahneye çıkan isimlerde farklılık vardı. Aldridge'in yanında Matthews ve benchten gelen Roy'un etkili oyunları Portland hanesine bir galibiyet yazdırmış oldu. Özellikle Matthews şut konusunda çok başarılı bir akşam geçirirken henüz ilk periyotta 16 sayıya ulaşarak Portland'ı hücumda sırtlayan isim olarak dikkat çekti. Maçı da 25 sayıyla tamamladı genç oyuncu. Eleştrilerin ortak hedefi olan Roy ise seyircisinin önünde gereken basketbolu oynayarak verilebilecek en iyi cevaplardan birini verdi ve 16 sayı ile takımını galibiyete götüren performanslardan birine imza attı.

Dallas'ın ilk iki maçı kazanmasını sağlayan ekstra üçlük katkısı bu kez Terry'den geldi. 29 sayı- 7 asist ile oynayan tecrübeli oyuncunun yanında Nowitzki'de 25 sayılık katkı sağladı. Veteran isimlerden aldıkları katkılarla da dikkat çeken Dallas'ta Kidd&Stajakovic ikilisi bu maç 6/15 isabetle kötü bir performans sergiledi. Kidd'in özellikle guard pozisyonunda yaptığı 5 top kaybı böylesine bir maç için kabul edilemez cinsten. Portland'da ise ekstra katkı sağlayan isimlerin yanında boyalı alanda başarılı bir performansa imza atan ve 20 sayıyla mücadeleyi tamamlayan Aldridge etkili olmayı başardı. Portland ayakta durabildiğini gösterdi bu akşam ve 4.maçta da kazanmak istediklerini göstermek için oynayacaklar.

Kısa Kısa: Bulls 2 - Pacers 0

İlk iki maçta Pacers herkesi şaşırttı, maçları önde götürmelerine rağmen son çeyreklerde Derrick Rose'a teslim oldular. Rose bir şekilde çembere giderek, şut atarak veya takım arkadaşlarına boş şutlar yaratarak seriyi 2-0'a taşımayı başardı. Paul George hiç fena savunma yapmamasına, bütün Pacers oyunculara Rose'a konsantre olmasına rağmen iki maçta 37.5 sayı ortalaması tutturdu Rose. Bunun yanında da 6 asisti var. Kısacası Rose durmuyor. Ayrıca son çeyreklerde Bulls savunması, Pacers'ı durdurmayı başarıyor. Çünkü Granger hariç bu anlarda ortaya çıkabilecek oyuncuları yok, Granger da bu kritik anlarda pek ortaya çıkamadı. Pacers'ın sayı üretebilmesi için bol bol koşması, Bulls savunmasını hazırlıksız yakalaması gerekiyor. Bunu da mümkün olduğunca fazla uygulamaya çalışıyorlar ve başarılı da oluyorlar ama farkı açma hatta bekli de maçı koparma şansları varken, Bulls'un aldığı hücum ribaundları maçın yakın gitmesini sağlıyor. İlk maçta 20 ikinci maçta 21 hücum ribaundu aldı Bulls. Daha da etkileyici olarak, Bulls kaçırdığı her 2 şuttan birinin ribaunudu alıp yeniden hücum kullanıyor. Pacers'ın bu şekilde kazanması mümkün değil. Hansbrough, Boozer'a kan kustursa da ufak kalıyor, Hibbert'ın da yazın Bill Walton ile yaptığı ribaund çalışmaları onu ancak belli bir seviyeye kadar çıkardığı için Pacers bu konuda rakibine eziliyor. Üstüne de son çeyreklerde Rose çıkıp "Benim seviyeme çıkabilecek oyuncunuz var mı?" diye sorunca, Pacers'ın boynu bükülüyor...

4-0 veya 4-1 gibi duruyor serinin sonucu hala. Conseco'da bu tempoyla, genç oyuncuların seyirciden aldığı gazla belki karambole getirip bir maç alabilirler ama iki maçı da alıp Chicago'ya 2-2 gitmelerine neredeyse hiç imkan tanımıyorum. Hele Collison'ın bahtsız sakatlığı sonrası ne kadar iyi durumda olacağı belli değilken...

21 Nisan 2011 Perşembe

Kısa Kısa: Spurs 1 - Grizzlies 1

Biliyorum pek yazamadım birkaç gündür. Ama maç kaçırmamak (galiba sadece 3 maç izleyemedim toplam playofflar'da) üstüne gün içindeki diğer işleri halledip bir de yazı yazmak pek zor oluyor... Neyse dönelim serimize.

Seri Memphis'e giderken, Grizzlies maç çaldığı için avantajlı gözüküyor. Ancak şöyle bir istatistiğe sahip Spurs. Son 3 şampiyonluğunda da evinde ilk maçı kaybettikten sonra açıldılar ve kupaya yürüdüler... Tamam yani bu sezon da şampiyon olacaklar kesin. Ama önce şu Grizzlies'i bir sağ sağlim geçmeleri lazım. Popovich ilk maçta kardeş Gasol'e teslim olunca, bu sefer savunmada herkesi boyalı alana doluşturdu. Dış şutları risk ettiler yani. Grizzlies NBA'in en kötü üçlük atan takımlarından biri olduğu için bu taktik tuttu ve muhtemelen de serinin geri kalanında etkili olacaklar bu şekilde. Ama Grizzlies en az 1 maç daha alacaktır diye düşünüyorum, çünkü içeride şaka gibi bir fiziksel avantajları var. Randolph ile Gasol ile eşleşebilecek sadece Duncan var. Hani mesela Lakers'a karşı da çok kısa kalıyorlar ama Blair, McDyess itiş kakıştan kaçınmayıp sertlik uyguladıkları zaman biraz başa çıkabiliyorlar. Gasol ile Randolph öyle değiller ki, yılmıyorlar. Hatta tam tersi yıldırıyorlar rakibi. İlk maçta Manu yokken Parker'ın şutlarını bozmayı başarmıştı Grizzlies ama Manu'nun parkede olması bile yetiyor Spurs için. Herkese yeni penetre yolları, boşluklar açılıyor. En önemlisi iki yerine üç tane skor opsiyonu oluyor oyunda.

Spurs 4-2 veya 4-3 alacakmış gibi duruyor seriyi hala, tabii Grizzlies kendini aşıp birkaç maç çılgınlar gibi üçlük sokmazsa...

21 Nisan Programı

21 Nisan Cuma 02:00 (NBA TV) / Chiago Bulls - Indiana Pacers
21 Nisan Cuma 03:00 Miami Heat - Philadelphia 76'ers
21 Nisan Cuma 05:30 Dallas Mavericks - Portland Trailblazers

NBA Playofflar ilk turunda bu gece üçüncü maçlara başlayacağız. Bu akşamki maçların hepsi 2-0'lık seriler. Yani bu maç favori takımlar ve rakipleri için önemli bir kırılma noktası olacak. Çünkü gerideki takımlar bu maçta bir hava yakalarlarsa bir anda 2-1 ve 2-2 ile bir anda her şeyi yeni baştan izlettirebilirler bize. İlk maçta Rose ve ekibi bu akşam Indianapolis'te olacaklar. Indiana'da Collison'un bileğinde hafif bir sakatlığı vardı, bu akşam Vogel ve koçlar izin verirse, ilk beşteki yerini alacak. Özellikle de Pacers 2-0 gerideyken Collison'un hazırsa oynatılması çok daha mantıklı. Bana kalırsa, bu Indiana takımının daha çok Vogel sayesinde iki maça da çoğu zaman oyundan düşmeden tutunması, fark yememesi bile önemli bir gelişme Pacers için. Hatta 2. maçta bir ara 9 sayı önde olup maçı kaybettikleri için üzülsünler bile. Bulls'ta da, Rose'un top kaybını azaltması anahtar olacaktır diye düşünüyorum.

Gecenin ikinci maçında ise kadrolar tam (sezonu kapatan Haslem dışında). Büyük üçlülü Heat Philadelphia'ya gitmek için sabırsızlanıyor bildiğimiz kadarıyla. Özellikle de Chis Bosh, "Eminim taraftarlar hazır olacaklar, zaten bu konuda bir ünleri var, kendimizi hazırladık, bizi yuhlayacaklar ama bu gerçekten ama gerçekten bizi motive ediyor" diye açıklamış durumu. Bana kalırsa da, maçın sonucunu Philadelphia belirleyecektir daha çok. Çünkü ilk iki maçta iki ayrı 76'ers vardı. Eğer ilk maçtaki gibi oynarlarsa, fark sadece birkaç sayıda kalacak ve sonucu detaylar belirleyecektir.

Son maçta da, ilk iki maçta, bizi sezonun ilk yarısında şaşırtan sert savunmasını yine bize ve Blazers'a sunan Mavericks, hücumda bazen sıkıntılar çekse de, maçları sıkı savunması ile kazanmıştı. Blazers ise, bireysel olarak Aldridge olsun, Miller olsun, çok iyi oynuyorlar, fakat kendilerini daha çok bildiğimiz şekli olan takım halindeki oyunlarından biraz uzak durumdalar. Fakat ben yine de ya bu maçı, ya da diğerini kazanabileceklerini düşünüyorum evlerinde.

NBA'de Bugün - Play-Off 5.Gün

Nuggets 89 - Thunder 106
Gece şu maçı izleyebilmek için uykumu böldüm ancak bu kadar erken kopacağını bilsem hiç uyanmazdım herhalde. İlk maçın o heyecanı o yaşanan gel-git bu maça hiç yansımadı. Thunder maça iyi başladı ve bir anda skorda öne fırlayarak oyunu kontrolüne aldı. Denver son çeyrekte farkı bir ara 10 civarına kadar indirmeyi başarsa da bu kez sahne alan Durant gerçeğine karşı koyamadılar ve Thunder seride durumu 2-0'a getirdi. Thunder hem hücumda hem savunmada iyi basketboluyla dikkat çekti. İlk maçın yıldız isimleri Durant ve Westbrook belki skor bakımından ilk maçtaki performanslarını sergilemedi ancak aldığı yan katkılarla bunu kapatmayı başardı Thunder. Aynı zamanda 54 ribaund alarak bu konuda da oldukça başarılı bir performans sergilediler takım olarak.

Denver cephesinde Nene ilk maçtaki performansından çok uzaktı. Bolca faul aldırdı ve 18 kez serbest atış çizgisine gitti ancak %25 isabetle kalması bir pota altı ismi için kabul edilebilir bir şey değil. 16 sayı-9 ribaund ile mücadele etti ancak ilk maçtaki etkili ve takımını taşıyan performansından çok uzaktı. 20 sayı üreten Lawson ve kötü oynayan Nene dışında iyi bir performans sergileyen isim yoktu. Benchten gelen Felton ve Harrington'un ekstra katkıları ile ayakta kalmaya çalışsa da Denver dün akşam galibiyetten çok uzaktı performans bakımından. Thunder'da Durant 23 sayı ile takımının en skoreri olurken, Westbrook 21 sayı-7 asist üretmesine rağmen 7 top kaybı yaparak performansını biraz olsun gölgeledi. Benchten gelen ve 18 sayı üreten Harden'in performansını da es geçmemek gerekir.

Seri şimdi Denver'a taşınıyor. Dünkü yazının yorum kısmına bıraktığı yorum için ThunderUp nickli takipçimize de teşekkür ediyorum. 2-0 öne geçen takımların %94'ü seriyi kazanan taraf olmuş. Maksimum 7 maça gidecek bir seride 2-0 öne geçen takımın kalan 5 maçın 4'ünü kaybetmesi cidden zor olacaktır.

Grizzlies 87 - Spurs 93
Manu'nun dönüşü ile ayağa kalkan Spurs bir kez daha sürprize izin vermedi ve seriyi eşitlemeyi başardı. Grizzlies'in sezon sonu yatarak sekizinciliği kabul etmesi ve Spurs'u beklemesi belki eleştrilere sebep oldu ama deplasmanda iki maçta da zor anlar yaşattılar rakibe ve bir maçı ceplerine koydular bile. Serinin Memphis ayağı da çok sert geçecektir en azından iki maçtan çıkarılan bir sonuç olarak söylenebilir. Spurs'ü galibiyete götüren etmenlerden biri de Zach Randolph'un faul problemine girmesi ve sadece 26 dakika oyunda kalması oldu. En önemli silahını etkili şekilde kullanamayan Memphis buna rağmen maça tutunmayı başarsa da galibiyete uzanamadı.

17 sayı-7 ribaund üreten Ginobili takımıın en skoreri olurken, pota altında 16 sayı-10 ribaund ile oynayan Duncan etkili bir performans sergiledi. İlk maçta rakip pota altını durdurmakta zorlanan Spurs cephesi bu akşam başarılıydı bu konuda. Duncan'ın yanında McDyess'ın istatistiklere yansımasa da iyi duruşu ve pozisyon alışı etkili olurken, Gasol ve Zach'in iyi bir gece geçirmemesi de bunu tetikledi. Hill'in de benchten gelerek 16 sayı üretmesi dikkat çeken noktalardan oldu. Memphis cephesinde ise ilk beşin tamamı çift hanelere ulaştı ancak benchten gelen bir katkının olmaması büyük bir eksiklik oldu. İlk maç benchten gelerek kritik katkılara imza atan Mayo&Battier ikilisinin bu maçta 3/18 ile oynadığını söylersek zaten yeterince açık olmuş oluruz. 12 sayı-17 ribaund ile Gasol etkili olan isimdi Memphis'te ancak onun bu performansı da takımını galibiyete götüremedi.

Hornets 78 - Lakers 89
Sürprize izin vermeyen bir diğer takım ise Lakers oldu. İlk maçta Lakers oyuncularının genel olarak kötü performansına ek olarak Paul'un müthiş bir resital sunması Hornets'i galibiyete taşımıtı. Dün akşam Lakers oyuncuları ilk maçtaki durumdan farksızdı. Ancak Hornets cephesinde Paul gibi oyunu domine edebilecek biri sahne alamadı ve Lakers galibiyete uzanmayı başardı. Seri şimdi New Orleans'a taşınacak ancak Lakers'ın bu kötü oyununa rağmen Hornets bu kadar zorlanıyorsa zaten takımlar arasındaki oyuncu kalitesi ve sınıf farkı ortada demektir.

Dün akşam Kobe sadece 10 şut kullanarak 11 sayı üretti. Her şeyi geçtim play-off'larda Lakers'ın en büyük silahı haline dönüşen Gasol yine etkisiz eleman rolünde kaldı. Bynum 17 sayı-11 ribaund ile durumu toparlamaya çalışırken, sezonun en iyi 6. adamı ödülünü kazanan Odom 16 sayı-7 ribaund üreterek bu ödülü neden kazandığını gösterdi adeta. Hornets zaman zaman serbest atışlarda dahil olmak üzere biraz fazla çember dövdü dün akşam. Ariza'nın 22 sayı-7 ribaund ile eski takımına karşı başarılı bir performansı oldu ancak o da yeterli değildi. Chris Paul 20 sayı-9 asist ile ilk maçtaki müthiş performansına göre vasat bir görüntü sergiledi.

20 Nisan 2011 Çarşamba

20 Nisan Programı

21 Nisan Perşembe- 03:00 / Denver Nuggets - Oklahoma City Thunder
21 Nisan Perşembe- 03:30 (NBA TV) / Memphis Grizzlies - San Antonio Spurs
21 Nisan Perşembe- 05:30 / New Orleans Hornets - Los Angeles Lakers


Bu gece Batı'da ilk turun ikinci maçları tamamlanmış olacak bu maçlarla. Bakalım Nuggets koçu Karl Durant-Westbrook ikilisini durdurmak için neler yapacak taktisel olarak. Benzer hamleleri Lakers da Chris Paul'ü durdurmak üzerine düşünebilir. Thunder'ın iki yıldızı geçen maçta toplam 72 sayıyla oynamışlardı. Maç öncesi Nene'de hafif bir sakatlık vardı ama, bu akşam tüm gücüyle sahada olacakmış :) Aaron Afflalo bu akşam oynayamayacak, Mozgov da riske edilmeyecek. OKCde ise bir eksik bulunmuyor.

Bir diğer maçta da, Spurs evinde 1-0'ın rövanşında Grizzlies'i ağırlayacak. Önceki maçta Memphis kazanmış ve organizasyon tarihindeki ilk Playoff galibiyetini almıştı. Bu akşam ise, Batı birincisi Spurs seriyi eşitlemeye çalışacak. Spurs'te Ginobili hafif sakat gibi ama çok büyük ihtimalle oynayacak akşam, takımın O'na ihtiyacı var bayağı. Memphis'te sezonu kapayan Gay dışında bir eksik yok bu akşam. Maçla ilgili ilginç bilgiyi aktarayım sizlere: 2003'ten beri her şampiyonluk koşusunda Spurs ilk serilerin ilk maçını kaybetmiş. Bu da farklı olmadı. Akşam Spurs bence zorla da olsa kazanacaktır.

Gecenin son maçında ise, herkese göre büyük sürpriz olan Hornets galibiyetinin diğer aktörü Lakers, mağlubiyeti unutup seriyi 1-1'e taşımaya çalışacak Spurs gibi. Lakers'ta Blake'in oynaması bekleniyor bu maçta. Fisher'ı Paul'ü tutamayacağı aşikardı, şimdi kabak gibi ortada zaten. Bu açıdan Blake'in olması oyun kurucu olarak Fisher'ın dakikalarını paylaşması ve savunmada katkı vermesi çok önemli bu gece.

Rick Adelman’ın Houston’dan Ayrılışı


Koç Adelman ile ilgili ayrılık söylentileri sezonun ortalarından beri dolaşıyordu aslında. Ama Rockets yükselişe geçince, Playoff potasına girince bu söylentiler biraz halının altına süpürülmüşse de, yakın zamanda tekrar ortaya çıktı ve kontratının yenilenmemesinde karar kılındı karşılıklı olarak. Koçun sözleşmesi 30 Haziran’da bitecek.  

Aslında konu biraz da uzun vadeli. Yani Ming ve McGrady’li kadronun sakatlıklar vs. ile tutmayacağının anlaşılmasının üzerine, Rockets’ın yeniden bir yapılanmaya gideceği belliydi, fakat soru bunu 64 yaşındaki Adelman ile başlatıp başlatmamak üzerine idi. Benim fikrimi sorarsanız, çok da gerekli bir hamle olmadı. Eğer genç bir hocayla yeniden yapılanmak isterseniz anlarım, fakat Adelman ile devam edilebilirdi.

Takımın genel menejeri Daryl Morey ile takımın geleceği üzerine, takımın nasıl bir şampiyonluk (!) adayı haline geleceğini konuşmuşlar, fakat belli ki ortak bir nokta bulunamamış. Çünkü mevcut kontratlar, Scola’nın üzerine kurulabilecek olası bir takımın başarı şansı, Yao’nun dönüş durumu gibi sorular konuyu iyice karışık bir hale getiriyor yeterince. Bu karar aslında Yao’dan da büyük olasılıkla vazgeçileceği anlamına geliyor bence. 

Adelman 2007’den beri Rockets takımının başında idi ve geçen 4 sene içinde 193 galibiyet 135 mağlubiyet gibi bir galibiyet yüzdesine sahipti (% 58).  Bu oran takımın tarihindeki koçlar arasında en iyisi olduğunu gösteriyor bu anlamda. Aslında onca engel ve sakatlıklardan bahsetmemize rağmen bu yüzde çok iyi. Koç da konuyla ilgili Houston’da nasıl iyi vakit geçirdiğinden, kazanmayı isteyen bir takıma sahip olduğundan bahsetti basın toplantısında. Adelman Rockets’ta iken en iyi sezonunu 2008-09’da yaşamış ve Rockets Batı’da yarı finale çıkmıştı. 

Biraz komik bir açıklama, sizinle paylaşayım, bakın Adelman bakın ne demiş: “ Buraya geldiğimden beri takımda olan sadece iki kişi var, Luis (Scola) ve Chuck (Hayes). Bu çok fazla bir istikrarı yansıtmıyor. Buraya Yao ve Tracy’i çalıştırmaya geldim fakat elimde Luis ve Chuck ile kaldım”.

En İyi 6. Adam Odom Seçildi

Normal sezon ödülleri sahiplerini bulmaya başladı. Dün gece Lamar Odom, çok duygusal geçen bir törenin ardından En İyi 6. Adam ödülünün sahibi olmanın yanında Lakers organizasyonu adına, 1982'den bu yana düzenlenen bu ödülü kazanan ilk isim olma ünvanını da ele geçirdi. 117 ilk sıra oylarından 96 tanesi verilen Odom'ı, Mavericksli Terry izledi. Fakat benim Terry'nin bu ikinciliğine itirazım var. Terry o takımda ilk 5 başlayabilecek kapasiteye sahip fakat taktik gereği benchten gelen bir oyuncu -tıpkı geçtiğimiz senelerdeki Manu Ginobili gibi- bu durum da, ilk 5 başlasa dahi büyük etki yaratabilecek fakat benchten gelen bu tarz oyuncuları avantajlı kılıyor.

Odom'ın bu sene yaptıklarından uzun uzun bahsetmeye gerek yok. Bynum'ın sakatlığında ilk 5 başladığında da aynı katkıyı veriyordu, benchten geldiğinde de aynı katkıyı verdi. Beklenen katkıyı veremeyen Lakers benchini, sezon başından beri Shannon Brown ile birlikte ayakta tutmaya çalıştı. Çoğu maçta rakiplerini eşleşme problemine sokması nedeniyle fark yaratan oyuncu oldu. Neredeyse double double'a yakın istatistik yakalamasına rağmen ben onun takıma verdiklerinin bu rakamlardan çok daha fazla olduğunu düşünüyorum. Zaten geçtiğimiz günlerde açıklama yapan Phil Jackson da Odom'dan övgü dolu sözlerle bahsetmiş ve takım için ne kadar önemli bir oyuncu olduğunu söylemişti.

Bu arada bir güzel nokta da ödül töreni sırasında yaşandı. Odom ödülü, 12 yaşında annesini kaybettikten sonra kendisini büyüten ve 2003'te hayatını kaybeden büyükannesine armağan etti.

NBA'de Bugün - Play-Off 4.Gün

Knicks 93 - Celtics 96
Celtics evinde bir kez daha zorlanmasına rağmen Knicks'i geçmeyi bildi. Ligin ortasında yaptığı Melo takası ile neredeyse işe yarar tüm parçalarını gönderen ve elinde sadece Billups-Amare-Anthony üçlüsü kalan Knicks kalan oyunculardan aldığı sınırlı katkı ile maçlara tutunmaya çalışan bir takım görünümündeydi. Dün maça çok talihsiz başladılar aslında. Billups'un olmayışının üstüne Amare'nin sırt ağrılarından dolayı 16. dakikada oyundan çıkmasının ardından beklediğim tek şey Celtics'in farklı galibiyeti oldu. Ancak sahneye çıkan ve söz söylemesi gereken bir isim daha vardı Knicks cephesinde. İlk maçtaki kötü performansı ile basının hedefi olan Melo baskı altında çıktığı maçta, lastiği patlak Knicks'i taşımayı başardı. 42 sayı-17 ribaund ile play-off kariyerinin belki de en iyi maçını oynayan Melo buna rağmen takımına galibiyeti getiremedi. Ayrıca play-off kariyerindeki sayı rekorunu egale etmiş oldu dün gece Anthony.

Celtics'in bu müthiş performansa verecek cevabı yoktu. Eksik Knicks karşısında üçüncü çeyrek Pierce'nin etkili oyunu ile farkı açmayı başarsalar da son çeyrek Melo'nun yürüyüşü engellenemedi. Kritik anlara sahne olan son dakikalarda Pierce ve Garnett'in sahne alması Celtics'i galibiyete götüren faktör oldu. Knicks'in basketlerine Pierce-Garnett ikilisi ile cevap veren Celtics2te özellikle son 2 basketi atan Garnett bu konuda ön plana çıktı. Rondo maç genelinde iyi oynasa da maçın bu son anlarında pek sahne almadı ancak 30 sayısı onun bir play-off maçında ulaştığı en yüksek sayı olarak dikkat çekiyor. Pierce 20 sayı ile dikkat çekerken maçı getiren isim olan Garnett 12 sayı-10 ribaund-6 asist ile mücadele etti. Knicks'in böylesine eksik kaldığı bir maçta dahi Celtics'i bu kadar zorlaması hatta iki maçı da kazanacak noktaya gelmesi serinin New York ayağının bir hayli renkli geçeceğinin göstergesi.

Hawks 82 - Magic 88
Oyunu şuta dayalı olan Magic'in dış oyuncularının bu kadar kötü şut atması tesadüf mü? Biri bile formunda değil ve sadece Howard'ın itelemesi ile ilerlemekte Orlando Magic. Hadi ilk maçta bir şeyler oldu ve kötü şut attılar ancak bu ikinci maçta istatistiklere bakıldığında daha da kötü olduklarını görebiliyoruz. Savunma cephesinde biraz sorumluluk alan Magic, Hawks cephesinin de ilk maçtaki gibi hücum edememesini iyi değerlendirerek galibiyete uzanmayı başardı. İlk maçı kaybeden Magic için Atlanta seyahati öncesi mutlak kazanılması gereken bir maçtı. Maça da kötü başladı Magic ancak Howard'a indirilen toplar ve onun bireysel performansı ile galibiyete uzanmayı başardı Orlando.

Magic her ne kadar galibiyete uzanmış ve seriyi eşitlemiş olsa da ne izleyenlere ne de Atlanta'ya bir mesaj veremedi. Üçüncü çeyrekte Magic farkı çift hanelere çıkardı ve hançeri vurması gereken bir zamanda Hawks'ın serisine izin vererek maçı kendi elleri ile tehlikeye attı. Ancak Hidayet'in topu eline alması ve akıllıca hareket etmesi Orlando'nun skorda üstünlüğünü kaybetmesini önledi. Hidayet 4/16 ile çok kötü bir şut performansı sergilerken 10 sayı-5 asist-4 ribaund ile oynadı. Maçı kazandıran isim olan Howard ise 33 sayı-19 ribaund üretmesine rağmen yaptığı 7 top kaybı ile dikkat çekti. Atlanta'da iki maçtır J.Crawford dikkatimi çekiyor. Play-off'lara formda başlayan tecrübeli isim benchten yaptığı katkılarla ismini duyurmayı başarıyor. Dün gece de 25 sayı ile başarılı bir performans sergiledi Crawford. 17 sayı-6 ribaund ile oynayan Smith ise iyi bi performans sergiledi ancak galibiyeti getiremedi.

Blazers 89 - Mavericks 101
Evinde seriyi 2-0 yapan bir diğer takım da Mavericks oldu dün akşam. Zorlu geçmesini beklediğim seride bench katkıları ile öne çıkmayı başaran Dallas ilk iki maçı kazanmasını başardı ve Portland'a bir adım önde gidiyor şu an. 2-0'a giden serilerin dönme olasılığı nedir bilmiyorum ama kalan 5 maçın 4'ünün bir takım tarafından kazanılması zor bir olay gibi geliyor benim gözüme. Ancak her iki maçta da Aldridge&Miller ikilisi ile oyuna tutundu Portland. Rose Garden'da bu ikilinin yanına ekleyebilecekleri bir iki isimle beraber daha farklı bir görüntü ortaya koyabilirler. Nitekim dün gece özellikle ilk devrede katkılarıyla G-Wall bunun sinyalini verdi.

Dallas cephesinde ise sürpriz iki maçtır sahneye çıkan veteranlar oyunun kaderini değiştiriyor. İlk maçta Kidd'in yayın gerisinden bulduğu isabetlerle öne fırlayan Dallas adına bu akşam aynı atkiyi Stajakovic yaptı. Bu takımda oynama sebebi zaten yeri geldiğinde bu şutları sokmak ve bu performansları sergilemek olan Peja benchten gelerek 21 sayının altına imzasını attı. Nowitzki ise 33 sayı-7 ribaund ile takımını sırtlamayı başardı bir kez daha. Blazers cephesinde Aldridge 24 sayı-10 ribaund ile double-double yaparken, 18 sayı-6 ribaund-8 asist ile oynayan Miller'da dikkat çeken bir performans sergiledi. Ancak yapılan top kayıpları ve kaçan serbest atışlar Portland'ın galibiyet yolunu tıkayan faktörlerden oldu.

19 Nisan Programı

20 Nisan Çarşamba 02:00 (NBA TV) / New York Knicks - Boston Celtics
20 Nisan Çarşamba 02:30 / Atlanta Hawks - Orlando Magic
20 Nisan Çarşamba 04:30 / Portland Trail Blazers - Dallas Mavericks


Bu gece de ikinci maçlarla devam ediyor NBA heyecanı. Playoff heyecanı da bir başka oluyor canım! Sakatlarla başlayalım. Boston'da sağ dizi ilk maçtan sonra sarılan Rondo, bu akşam dakikaları biraz azalma ihtimali ile birlikte ilk beşteki yerini alacak son duruma göre. Knicks'te ise Celtics'i sevindirecek bir haber var. Billups sabahki şut çalışmasında yer almamış ve bu maçta büyük ihitmalle forma giymeyecek. 3. maça hazır olması bekleniyor, fakat yerine ilk beşte olacak Douglas bugün sürpriz katkı yapma potansiyeline sahip Knicks adına. Kariyerinin ilk Playoff maçında hiç de kötü değildi bana kalırsa. Normal sezonda da çok iyiydi açıkçası. Stoudemire de "O'na güvenim var" diyerek destek olmuş kendisine.

Gecenin ikinci maçında 103-93'ün devamında, Hawks bir sürpriz daha deneyecek. Şayet başarırlarsa seriyi evde kapatma şansları olacak. Fakat bu hesaplar için çok erken. Yılın en iyi savunmacısı ödülünü alan Howard'ı devirmeleri bu akşam biraz daha zor olacaktır. Ben maçı Orlando'nun farklı kazanacağını düşünüyorum bu gece, fakat eğer de Magic bu turda elenirse, seneye de Melo-drama'nın bir versiyonunu da Howard için yapar, takas dedikodusu yetiştiremeyiz artık. Bence Nelson 27 sayı atması bir yana, Howars'ın 46 atması çok başka bir yana ama, asıl önemli değer, Nelson'un sadece 1 asistte kalması ilk maçta. Oyun kurucunuz bu kadar az asist yapamaz. Takımın topu Howard'a indirip bire bir sayı yapmasını beklemek biraz saçma geliyor bana. Gerçi Hawks takımı da Magic'i normal sezonda üç kere yendi dört maçta. Son maçla birlikte dört maç üst üste Magic'i yenmiş oldular.

Son maçımız için de, Oden ve Butler'ı saymazsak, eksik anlamında bir tek Beaubois'in durumu belli değil salonda yerlerini alacak oyuncular arasında. Mavs bu konuda bir açıklama yapmadı. Maça geçersek, Blazers'a üzülmemek elde değil, çünkü aslında boyalı alanda 46 sayı üretip Mavs'ten daha fazla ribaund çektiler. Üçlük yüzdelerini arttırmaları bence maçı almaları için çok ama çok önemli. Wallace da biraz toparlarsa, Blazers bu akşam kazanabilir diye düşünüyorum. Nowitzki de benzer şeyler demiş: " Nolursa olsun, Onlar daha hazırlardı. Ben tepki vermemiz gerektiğini hissettim fakat duruma göre bunun için biraz geç kaldık" Fakat kötü başlayıp, yine de kazanmak da Mavs'in kısmen şanslı ama yine de başarılı olduğunu gösterir.

19 Nisan 2011 Salı

NBA Duy Sesimi


Link

Gece oynanan Pacers-Bulls maçında, Indiana cephesi bir şanssızlık yaşadı. Darren Collison bileğini burktuğu için ilk yarının sonuna doğru soyunma odasına gitmek zorunda kaldı. İkinci yarıda da bu sakatlık sebebiyle oynayamadı. Bilek burkulması belki de basketbol en sık gördüğümüz sakatlık türü. 3-4 maçta 1 rastlıyoruz neredeyse bu sakatlığa... Yani öyle beklenmedik bir durum değil. Ama Collison'ın sakatlığında bir fark var. Collison potaya gidip turnike attığı bir pozisyonda Rose ile çarpışıyor. Yere indikten sonra dengesini sağlayamadığı için geri geri giderken bir kameramanın ayağına basıyor ve bileğini burkuyor. Buna bağlı veya değil, orası tartışılır ama Pacers maçı kaybetti ve Collison'ın sonraki maçlarda oynaması şüpheli.

Bana göre fotoğrafçının ayağına basarak bileğini burkmak ile maç içinde burkmak arasında dünyalar var... İkinci durum, NBA'in yetersiz önemlerini gözler önüne seriyor bence. Bir oyuncu, özellikle de playofflar sırasında bir kameraman 1-2 metre daha yakından fotoğraf çekecek diye sakatlanmamalı. Bir serinin kaderi, bir önlem alınmadığı için etkilenmemeli. Ben demiyorum ki Collison ile Pacers bu maçı ve belki de seriyi kazanacaktı, sadece genel olarak bu kameramanların durdukları yeri eleştiriyorum.

İlginç bir şekilde sezon içinde kameramanların neden olduğu ayak burkulmalarını son derece nadiren görüyoruz. Ben sezon başına yaklaşık 10 kere oyuncuların bileklerini burkmalarını beklerim mesela ama her sezon 1-2 vakadan yukarı çıkmıyoruz. Peki bu önlem alınmaması için yeterli bir sebep mi? Bence kesinlikle hayır, yukarıda dediğim gibi hele hele playofflar'da...

Her maç büyük bir hızla potaya smaç veya turnike için gidiyor oyuncular. Havada bir darbe alıp yere indiklerinde dengelerini sağlayamayıp, gerisin geri 3-4 adım atıyorlar. Pek çok kere kameramanların üzerine düşüyorlar hatta bu yüzden ama şansa bileklerini burkmuyorlar. Tabii Collison genele göre daha şanssız olduğu için maçtan çıkmak zorunda kaldı. Peki bir kameramanın 1 metre daha yakından görüntü alması için, maçın ve hatta belki de serinin kaderiyle oynanması ne derece doğru? Oyuncu sağlığını, profesyonel olarak basket oynayan kişinin, işini yapmasına engel olunduğunu da atlamayalım.

Yıllardır gıcık olurum bu kameramanların, dip çizgiye 1 metre yakın oturmalarına. Hep bir umutla bekliyorum NBA'in onları biraz daha uzağa çekmesini. Ancak herhalde bir playoff maçında Kobe, LeBron gibi şampiyonluk hedefleyen bir takımın yıldız oyuncusu bileğini burkmadıkça daha fazla bir önlem almayacaklar...

Bir Yıldız Daha Kaydı

Başlık biraz klişe farkındayım ama durumu bundan daha iyi anlatan bir başlık bulmaya çalışmak gereksiz geldi. Jason Williams bugün yaptığı açıklamada 12 yıllık NBA kariyerini noktalamya karar verdiğini söyledi. Bu sezon Magic'ten ayrıldıktan sonra Şubat ayında Grizzlies ile sözleşme imzalayan J-Will sakatlığı nedeniyle sadece 11 maçta görev almıştı ve uzun süredir de oynayamıyordu.

Lige 1998'de Kings formasıyla adımını atan Williams, dönemin çok beğenilen kadrosu olan Webber, Divac, Peja, Pollard -Pollard'ı çıkaralım yanındaki isimlere haksızlık olmasın- gibi isimlerle birlikte Kings'in 2000-2001 sezonunda yaka yarıfinali oynamasında önemli paya sahipti. Daha sonra Bibby ile takas olarak Grizzlies'in yolunu tutan Willams burada da ortalama üzeri diyebileceğimiz sezonlar geçirdi ardından 2005 yazında Shaq ve Wade'li Heat'e geçti ve şampiyonluk yüzüğü kazandı. Sonra kariyeri çöküşe geçen Williams önce ilk 5'teki ardından rotasyondaki yerini kaybetti ve kariyerinin sonunda da takımın 13-14. adamı olmaktan kurtulamadı.

Zamanında ligin belki de en spektaküler oyuncularının başında gelen J-Will, inanılmaz saha görüşü ve pas kabiliyetinin yanına hiçbir şey ekleyemeyince büyük bir yetenek fakat aynı oranda başarılı olamayan bir kariyer ile basketbol sahnesinden ayrılmak zorunda kaldı. Yine Türk basınında sıkça kullanılan bir sözle yazıyı tamamlayayayım ve "Olacağı kadar olamayan" oyunculardan biri olan Jason Williams'a bundan sonraki yaşamında başarılar dileyelim...

NBA'de Bugün - Play-Off 3.Gün

Sixers 73 - Heat 94
İlk maça göre çok farklı bir mücadele oldu. Serinin ilk ayağında Sixers zorlayabilmişti Miami'yi ancak bu maça bakacak olursak çok çok rahat bir şekilde alınmış Heat galibiyeti görüyoruz. İki mağlubiyete de bakarsak ortak nokta Iguodala Sixers adına. İlk maçta 2/7'de kalan Dre dün akşam 2/8 ile mücadele etti ve takımına hücum yönünde hiç katkı sağlayamadı. Savunmada kritik görevleri var Iguodala'nın ve bunu yaparken efor olarak hücuma sağlıklı bir şekilde katılamıyor. Oyunun sadece tek alanında varlık göstermesi onun gibi önemli bir oyuncu için eksik bir nokta ve Sixers için işler böyle devam ederse maç alma şansları zor gibi.

Geçtiğimiz sezon play-off'larda Celtics serisinde sönük isimlerden olan LeBron üstündeki bu kötü imajı atabilmek için gösterdiği hırsla başarılı katkılar sağlıyor. Dün akşam 29 sayı-7 ribaund-6 asist ile başarılı bir performans sergiledi. Heat adına önemli olan nokta ise Bosh'u kullanmaya başlamaları oldu. Sixers serisi de olsa ilerisi için bir antrenman gibi görmek lazım bunu. Chris Bosh'a inen topların mevesini görmeye başladı Miami yavaş yavaş. Dün akşam 21 sayı-11 ribaund üretti Chris Bosh ve galibiyetin mimarlarından oldu. Sixers cephesinde ise takımın en iyisi 15 sayı-6 ribaund ile Turner oldu. Sixers eğer cephanesinde kurşun saklıyorsa bunu kendi seyircisi önünde atmak istemiş ve kendisini yormamış olabilir ancak seri pazar akşamı sonlanırsa da hiç şaşırmam.

Pacers 90 - Bulls 96
Pacers'a iki maçtır bakıyorum da beklediğimden daha fazla zorluyorlar Chicago'yu. Gecenin ilk maçında Heat'in elde ettiği farklı skor sürpriz gelmedi hatta bu maçta Chicago'nun da bu tip bir farkı yakalayabileceğini düşünüyordum ancak yine son anda kilidi açan bir takım izledik. Burada Pacers'ın karakter olarak mücadelesinin önemi büyük ama ellerindeki malzeme bundan ibaret sadece ve bu maçlarda galibiyet çıkaramadılar. Seri başlamadan 4-0 sonlanacağını düşünüyordum ki Pacers'ın son 2 dakika için öne geçtiği maçı vermesi bu düşüncemi perçinledi ilk maçta.

Maça baktığımızda iki takım arasında istatistiklerde en büyük farkı ribaundlarda görüyoruz. Chicago galibiyete giden yolda rakibinden 23 fazla ribaund toplayarak önemli bir istatistiğe imza atmış. Chicago'yu galibiyete götüren katkıları böyle ince detaylarda aramak gerekmiyor aslında. Apaçık ortada duran bir Rose gerçeği var ve dün gece yine tek başına 36 sayı-6 asist-8 ribaund ile müthiş bir performans sergiledi. Boozer ise 17 sayı-16 ribaund ile etkili bir double-double'a imza attı. Pacers oyunun sonunda hücumlardan yararlanamayınca başa baş giden mücadelede Chicago öne fırlayarak kazandı. 19 sayı ile oynayan Granger en skorer isim olurken, Price 13 sayı kaydetti. Seri şimdi Pacers'a taşınacak ve Pacers taraftarının önünde galibiyete gitmeye çalışacak. Şu performansını gösterirse ve birazda basketbol şansı yanlarında olursa çok zor değil Pacers için bunu başarmak ancak serinin kazananı şimdiden belli.

18 Nisan Programı

19 Nisan Salı 02:00 / Philadelphia 76'ers - Miami Heat
19 Nisan Salı 04:30 (NBA TV) / Indiana Pacers - Chicago Bulls


Bu gece, ikinci maçlar başlıyor. İlk maçta, turun favori takımları, biraz zor da olsa ilk maçlarını kazanmışlardı. Heat, 76'ers karşısında, ilk yarısı gerçekten bir savaş gibi geçen maçı sonradan kazanmayı bilmişti. Bulls da hatırlayacaksınız, maçı 47 dakika geride götürmüştü. Bu maçlarda Pacers ve 76'ers'ın yükselişlerinin devamını mı izleyeceğiz, yoksa galip takımlar dominasyonlarını mı kuracaklar gerçekten merak ediyorum.
Miami'de Wade bugünkü antrenmanda yoktu migren sebebiyle, fakat biraz sonraki maçta oynaması bekleniyor (maçta ışıklar gözlerini aldığı için başını ağrıtıyormuş, maça gözlüklerle çıkabilirmiş). Mike Miller ise hala şüpheli. Dampier de oynayabilecek durumda. Diğer takımlarda ise şu an için bir eksik gözükmüyor.
Bulls da bu akşam daha düşük bir skorla maçı kazanabilir diye düşünüyorum, çünkü okuduğum kadarıyla, Thibodeau savunma konusunda biraz fırçalamış takımı. Boozer'ın ve genel olarak takımın verdiği boş şutlar belli ki dert olmuş kendisine.

18 Nisan 2011 Pazartesi

Dwight Howard Yılın En İyi Savunmacısı

120 spor yazarı ve televizyoncunun verdiği oylarla yapılan seçimde, Üçüncü kere üst üste aldı ödülü Dwight Howard. 114 kişi onu 1.'liğe layık görürken, 5 kişi 2.'liğe yerleştirdi. Toplam 119 medya mensubundan oy aldı yani... Oy vermeyen 1 kişi kim acaba? Onun dışında Keith Bogans'a yılın savunmacısı için 1. sırada oy veren spor yazarının, gelecek sezon oy hakkı elinden alınmalı bence.

Birazcık değerlendirme yapacak olursam bu konuda, Dwight Howard'ın önümüzdeki 5 sene içinde en azından 3 veya 4 kere daha bu ödülü kazanacağını düşünüyorum. Bu da onu açık ara öne çıkaracak bu ödülün tarihinde. Bugüne kadar en fazla yılın savunmacısı seçilen oyuncular Ben Wallace ve Mutombo 4'er kere ile. Dwight'ın bu üst üste 3. ödülü oldu. Önümüzdeki senelerde Magic veya gideceği takım çok büyük bir düşüş yaşayıp playoff dışında kalmazsa, her sezon sonudna Howard 1 numaralı favorisi olacaktır bu ödülün. Taa ki yaşlanıp, ayak hızını ve atletikliğini yavaş yavaş kaybedene kadar. Daha 26 yaşında olduğunu unutmayalım Howard'ın, yani yakın gelecekte böyle bir ihtimal yok... Şu an ligd Garnett, Chandler ve Bogut gibi isimler dışında Chandler'ın seviyesine yaklaşabilecek bir oyuncu görmüyorum. Garnett de artık 35 yaşına geldi. Kısacası büyük bir dominasyon göreceğiz gibi önümüzdeki senelerde de.

OKC Thunder’ın İkilisi

Kaan Mert arkadaşım, çok güzel özetlemiş Nuggets- Thunder maçını. Ben de biraz konuyu derinleştireyim, merkeze Durant ve Westbrook’u koyayım istedim. İkisi bu sezon toplamda maç başına ortalama 49 sayı ile oynamışlar. Dün akşam tam 72 sayıya ulaştılar. Bunların yanına da ikisi birlikte 15 ribaund ve 9 asist eklediler.  Takımın sayılarının üçte ikisini attılar aşağı yukarı.

Akşam iki genç takımın mücadelesini izledik öncelikle. Pota altında OKC’nin  bir adım önde, oyun kurucularda da, Westbrook’un birkaç adım önde olduğunu düşünüyordum, fakat dün akşam, Ibaka-Perk ikilisine karşı Nene’nin hiç geri adım atmaması, hıncını potadan çıkarması, Ty Lawson’ın  da hızını ve o ufak bünyeye sığdırdığı gücünü iyi kullanması beni biraz şaşırttı doğrusu.  Tamam, Lawson’ın sayı istatistiği çok kabarık değildi, fakat çaldığı toplar ve hücum ribaundlarını düşünürseniz maçı izleyenler eminim bana hak vereceklerdir.  Ayrıca, Melo’yu kaybeden Nuggets’ın aslında hiç de kepenk kapatacak durumda olmadığını, hatta Batı’da zirveye oynayabileceğini göstermişti. Takastan sonra Nuggets kötüleşmek bir yana, savunmada her 100 pozisyonda 107 sayı yiyen bir takımdan 99 sayı yiyen bir takım haline dönüştü.  Ayrıca, maçın dönüm noktaları olan Perkins’in tartışmalı basketi ve Felton’un kaçırdığı üçlükler farkı şekilde işlenseydi senaryoya bugün çok farklı konuşuyor olabilirdik.
 
Fakat sonuç olarak, Thunder kazandı. Artık onların da iki süperstarı var. O ikisi son çeyrekte 21 sayının 16’sını attılar. Maçı da almayı başardılar. Fakat her maçın böyle gitmeyeceğini, Koç Brooks da biliyor: “Bence Kevin ve Russell çok iyi takım arkadaşları. Onlar birer Allstara dönüştü. Fakat biz iyi bir takımız. Biz Kevin ve Russell takımı değiliz. Thunder takımıyız. Oyuncuların hepsi dahil olurlar."

Zach Randolph ile 4 Yıl Daha

ESPN'in haberine göre Grizzlies, yıldız oyuncusu Zach Randolph ile sezon sonu bitecek olan sözleşmesinin 4 sene daha uzatılması için anlaşmaya vardı. 4 sene için 71 milyon dolara el sıkışılan bu anlaşma ile Randolph garanti 66 milyon dolar alacak bunun yanında 4. ve son sene için oyuncu opsiyonu mevcut.

Bu anlaşmanın dün geceki Spurs galibiyetinin hemen arkasından gelmesini oyuncu için teşvik ve artı moral olarak değerlendirebiliriz. Söz konusu oyuncu Randolph olunca -Grizzlies'e gelmeden önceki vurdumduymaz, kendine oynayan adam- kafamda ufak da olsa bir soru işareti beliriyor. Bu kontratı geçen sene alsa Grizzlies açısından çok da olumlu bakmazdım duruma. Fakat bu sene oyununun yanına mental olgunluğunu da eklemesi, takımdaki arkadaşlık, yakalanan başarı ve özgüven havası vs. eklendiğinde bu hamlenin çok yerinde olduğunu söyleyebiliriz. Zaten istatistik olarak da en verimli senelerinden birini yaşıyor ve bu parayı bence hakediyor.

Sene başında Conley ve Gay ile uzun soluklu sözleşmeler imzalayan ve takımı Gay üzerine inşa etmeyi planlayan Grizzlies açısından bir diğer önemli nokta ise sene sonunda sözleşmesi bitecek olan Gasol'u ellerinde tutabilmek olacak ki bu hiç de kolay olacağa benzemiyor. Yakın zamanda çıkan haberlerde bir çok takımın listesindeydi Gasol.

NBA'de Bugün - Play-Off 2.Gün

Grizzlies 101 - Spurs 98
Şüphesiz play-off ilk maçları içinde en heyecanlı ve en gel gitli maça şahit olduk dün akşam. San Antonio ile eşleşebilmek adına normal sezonun son iki maçında aktif dinlenme geçiren ve kaybeden Grizzlies'in bu tercihi play-off öncesi tartışıldı ancak gördük ki sonuca gidebilecekleri bir tercih onlar için. İki gün önce Pacers'ın yapmak üzere olduğu sürprizi bir gece sonra Grizzlies gerçekleştirdi. Manu'nun ilk maça yetişmemesi Spurs için handikaptı ama bu maçta Grizzlies'in aldığı bu galibiyet serinin seyir zevki açısından da güzel oldu. Yenilgiyi tamamen Manu'nun yokluğuna bağlamak olmaz elbette. Ginobili olmasa da kazanacak pozisyonlarda bulundu Spurs ancak Battier'in kritik üçlüğüne engel olamadılar. Üstelik dikkat edilmesi gereken bir pota altı sorunu var. Duncan maç sonunda da Zach Randolph ve Gasol'un kendilerine karşı çok iyi bir performans sergilediklerini itiraf etti.

Bireysel performanslara bakalım ki pota altından bahsetmişken 25 sayı-14 ribaund ile oynayan Zach Randolph'un müthiş performansını es geçmemek gerek. Dün geceki oyunu ile beraber Conley'i de beğendim ben. Maçın belli bölümlerini izledim ve hiç fena gözükmedi Parker karşısında. 15 sayı-10 asist ile başarılı bir performansa imza attı. Battier'i atlamadan olmaz. Onun getireceği katkıyı blog üzerinden daha önce yazmıştık zaten ki önemli bir bench desteği olacaktı play-off arenasında. Henüz ilk maçtan bu performanslarına şahit olduk. Sadece 10 sayı üretmesine rağmen en kritik topu kullanma cesareti göstererek Memphis şehrine tarihinin ilk play-off galibiyetini kazandırdı. Spurs cephesinde Manu'nun yokluğunda sorumluluk alma çabalarında olan Parker 20 sayılık performansıyla takımının en skoreri oldu ancak bu 20 sayıya 16 saha içi denemesi ve 16 serbest atış denemesi ile ulaştı. Duncan 16 sayı-13 ribaund ile takımın dağınık pota altını toparlamaya çalışsa da bunda yeteri kadar başarılı olamadı ve Spurs ilk uyarıyı kendi evinde almış oldu.

Hornets 109 - Lakers 100
Memphis maçının ardından gecenin ikinci sürprizi Los Angeles semalarından geldi. Açıkçası seri başlamadan önce boyalı alanda West gibi önemli bir parçanın eksikliğinden dolayı Hornets'in kolay kolay maç kazanamayacağını düşünüyordum. Ancak dün akşam resmen göstere göstere maç kazandı Hornets. Chris Paul gerek maçın genelinde gerekse son anlarında yaptığı delici katkılarla Lakers'ın direncini alt noktalara çekmeyi başardı. Maçın sonlarında Kobe'nin kötü performansını da eklemek lazım tabi. Paul üst üste kritik hücumlardan basket çıkartırken, Kobe'nin son hücumları kötü kullanması dikkatlerden kaçmadı. Lakers maç genelinde doğru kullanılması halinde en büyük avantajını elde edebileceği boyalı alana top indirmekte çok zorlandı. Zaman zaman bunu denediklerinde sonuca ulaştılar ancak bunu maçın geneline yansıtamayınca yenilgi kaçınılmaz oldu.

33 sayı-14 asist-7 ribaund. Söylenecek bir söz yok Paul için. Bir play-off maçı için muazzam istatistikler. Bu istatistikleri yaparken Fisher'ın eksik yönlerini çok iyi kullanması ve guard rotasyonunda ipleri tamamen eline alması da Hornets'e maçı getiren ekstra faktörlerden biriydi. West'in yokluğunda yaptığı katkılarla bir nebze olsun onun yerini dolduran Landry yine başarılı bir gece geçirerek 17 sayıya imza attı ve kritik bir katkı sağladı. Lakers cephesinde Kobe'nin 34 sayısı galibiyet için yeterli olmadı. Pota altında Gasol maça hiç konsantre çıkamamıştı. Onun performansının iyi olması takıma da yansıyor ancak dün gece zaman zaman parlasa da sönmek üzere olan bir köz gibiydi. 8 sayı-6 ribaund-6 asist üretti ancak bütün okların da ona yöneltilmesi yanlış olacaktır. Takım halinde kötü bir performans sergiledi Lakers ve eksik noktalarından bolca Hornets'e geçit verdi.

Knicks 85 - Celtics 87
Doğu'nun en zevkli geçmeye aday serilerinden birine dün gece start verdik. Knicks ilk devre üstün bir oyun oynamasına rağmen üçüncü çeyrekle beraber Celtics'in vidaları sıkması onları galibiyete götürdü. Play-off'ların adamı olan Ray Allen bir kez daha takımı ipten alan isim olarak galibiyeti getirdi. Son dönemde çalak duvarına çarpan Fields aslında ilk çeyrek boyunca Allen'ı iyi tuttu. İlk 12 dakika sonunda tek bir şut kullanmamıştı Allen ancak ikinci çeyrekle beraber ısındı ve 24 sayı üreterek takımını galibiyete götürdü. Pierce ise 18 sayı ile galibiyete katkı yaptı. Knicks cephesinde sahneye çıkan isim 28 sayı-11 ribaund ile Amare olurken, Melo'nun 15 sayıda kalması üstelik bunu 18 şut denemesinde gerçekleştirmesi düşündürücü gözüküyor.

Knicks ilk devrede Celtics'e üstünlük kurarken yan parçalarından önemli katkı aldı. Maçın sadece ilk devresini izleyebildim gece zaten ve kötü bir Celtics izliyordum. Turiaf olsun Douglas olsun bunların mücadeleleri ile ilk devreyi 12 sayılık farkla önde kapatmıştı Knicks. Ancak ikinci çeyrekle beraber tecrübe farkını ortaya koymaya başladı Celtics. Ray Allen'ın boş geçen ilk çeyreğin ardından kendini bulması da bunda etkili oldu. Shaq'ın yokluğunda Jermaine O'Neal'da 6'da 6 ile oynayarak 12 sayı ile çok çok ekstra bir katkı vererek galibiyeti getiren isimlerden oldu. Kısa rotasyonu ise bu seride her zaman sıkıntı yaratacak özellikle Knicks cephesinde. Billups dün adeta yokları oynadı. Takımın ritim bulduğu anlarda yaptığı top kayıpları ve kötü paslar, hızlı hücumları etrafına bakmadan üç sayılık denemelerle noktalamalar derken Billups'u tanıyamadığım bir maç oldu. Billups'un kenarda olduğu anlarda oyunda olan Douglas'ın beklentilerin ötesinde sergilediği iyi performans ile koçun işi zorlaşacak gibi. Takımı oyun içinde tutan bir guard mı yoksa her an verebileceği katkılarla tecrübeli bir guard mı? Bu sorunun cevabını doğru verebilirse D'Antoni, Knicks'in seride ayakta kalmasını sağlayacaktır.

Nuggets 103 - Thunder 107
Çekişme ve heyecanın en bol olacağını beklediğim seri tahminlerim doğrultusunda başladı. Ligin sonundaki performanslara bakacak olursak bu iki takımın henüz ilk turda birbiri ile eşleşmesi bir talihsizlik olsa gerek çünkü kim elenirse elensin yazık olacak kaybeden takıma. Serinin ilk ayağında masmavi giyinen taraftarının önünde kazanan Thunder oldu ve seride ilk adımı attı. Play-off arenasında takım oyununun önemi büyük ancak bir de kritik anlar için eline güvenebileceğiniz birileri olmalı takımda. Denver için işler iyi hoş takım oyununu çok iyi oynuyorlar ve Melo takasından beri ivme olarak bir yükseliş mevcut ancak kritik anlarda topu kimin eline alacağı konusunda halen sıkıntılar mevcut ve doğru setleri halen ortaya çıkartamamışlar. Bunları söylüyorum çünkü zaten takım olarak iyi oynayan Thunder iki yıldızının da ekstra katkısıyla galibiyete ulaşmayı başardı. Durant&Westbrook ikilisinin 72 sayısı takıma galibiyeti getiren en önemli faktörlerden biriydi.

Durant 41 sayı-9 ribaund ile oynayarak play-off arenasına formda başladığını gösterdi. Westbrook ise 31 sayı-6 ribaund-7 asist ile her alanda katkı sağlayarak önemli bir performansa imza attı. Felton ve Lawson'un play-off'un ilk maçında sönük kalması da onun performansında etkili olan bir etmendi. Denver maç boyunca Nene'ye iyi paslar indirdi ve iyi paslarla Oklahoma boyalı alanını açmayı başardı. 22 sayı ile oynayan ve yanında da 8 ribaund alan Nene takımını sırtlayan isimdi ancak galibiyet için bu performans yeterli olmadı. Afflalo'nun eksikliğini yaşadı Denver nitekim Chandler ilk beş başladığı maçta kötü bir performans sergiledi. Ancak ne olursa olsun son ana kadar Thunder'a kök söktüren bir takım vardı ve bu maç aslında seride daha çok şey olacağının da habercisi gibi.

Thunder - Nuggets Değerlendirmesi

Thunder 4 - Nuggets 2

Aslında 4-3 gidebileceğini düşünüyordum bu serinin ancak sezonun sonuna doğru Thunder'ın iki maç art arda Denver'ı yenmesi beni etkiledi. O yüzden kılpayı da olsa 4-2'ye döndüm. Takas sonrası müthiş formda bir Nuggets izledik orası kesinlikle doğru. Üstelik inanılmaz derin bir kadroya sahipler, bir saymaya başlıyorsunuz sonu gelmiyor: Lawson, Felton, Afflalo, JR Smith, Wilson Chandler, Gallinari, Nene, Chris Andersen, K-Mart ve Al Harrington. Tam 10 tane ciddi anlamda kaliteli oyuncu. Yani bu saydığım isimlerin yarısını herhangi bir şampiyonluk takımına 3 veya 4. en iyi oyuncu olarak rahatlıkla ekleyebilirsiniz ve şampiyonluk getirecek hamle olur bu... O derece derin ve kaliteli bir kadro. Zaten bu listedekilerin 8'i, 10 sayının üzerinde ortalamaya sahipler. Ama playofflar'da bir hatta mümkünse iki tane yıldızınız olması lazım ki, topu onlara teslim edin.

Bence tek bir oyuncu ön plana çıkıyor burada Nuggets adına o da Nene: Denver'ın iki ilk 5 uzununa karşı da ayak çabukluğu avantajına sahip ve hücumda her şekilde sayı üretebilecek yetenekte. Elbette JR Smith'i de sayabilirdim ama bu arkadaş deli biraz, ne yapacağı belli olmuyor maalesef. Peki Nene'ye maçın son 5 dakikasında topu verip "Haydi kurtar bizi" diyebilir misiniz? Ben uzun süredir Nene'de bu potansiyelin olduğuna inanıyorum ama o rol oyuncusu kalıbından çıkmıyor inatla. Bir başka büyük potansiyel ise Lawson. Bu sene beni çok etkiledi. Geçen sezon Billups'ın kaçırdığı maçlarda muhteşem istatistikler yakalamıştı ama sadece 8 veya 9 maçtaydı yanlış hatırlamıyorsam bu rakamlar. O yüzden takas sonrası Lawson'ın ne yapacağını kestiremiyordum. Adam kaldığı yerden devam ediyor ve muhteşem oynuyor. Özellikle de tempoyu arttırdığı zaman kendisiyle beraber takımı da bir seviye yukarı çekiyor. Transition hücumunda Denver deli gibi sayı buluyor bu sayede. O yüzden Thunder'ın yapması gereken ilk şey geri koşmak. Nuggets uzunlarının da Thunder'ınkilere göre daha çabuk olduklarını ve koşmayı sevdiklerini düşünürsek, bunun şart olduğunu daha da iyi anlayabiliriz. Ama Lawson'ın set hücumuna geçildiğinde aynı şekilde oyunu domine edip edemeyeceğini bilmiyorum. Westbrook'un gücü ve hızı, ayrıca Thunder'ın boyalı alanı harika kapayan uzunları Lawson'ı durdurabilir. Bu noktada Felton akıllara geliyor, sözde Knicks ile süper bir dönem geçirdi ama ben onun hala eski Felton'dan bir farkı olduğuna inanmıyorum. Mümkünse benim sempati beslediğim takımlarda oynamasın... Gallinari, Chandler ve Afflalo ise çok rahat kendilerine pozisyon yaratabilen isimler değiller. Daha çok topun dolaşması sonucu ceza atışı ile skor bulduklarını söyleyebiliriz.

Peki biraz da Thunder hücumuna bakalım. İki oyuncu üzerine kurulu bir düzen. Westbrook ve Durant. İlk 5'teki Perkins ve Sefolosha tamamen savunma yapmak için oradalar. İbaka da orta mesafeden ceza kesmese, iyice kazmalar takımı olacaklardı. Neyse ki bu sezon çok geliştirdi şutunu İbaka. En azından kenardan Harden geliyor da biraz skor katkısı veriyor. Ana silahlara geri dönecek olursak, Lawson'ın Westbrook'u durdurmayı geçtim yavaşlatması bile pek mümkün değil. Üstelik bileğini burktuğu için ne kadar sağlıklı olduğu da belli değil. Durant'ın karşısına ise Chandler'ı koyabiliyorlar neyse ki. Oldukça iyi bir savunmacı. Ama o da Durant işte. Ligin en iyi skoreri. Karşısına bir Artest gelmedikçe kolay kolay aksamıyor. Burada tek sorun olarak görünen şey, Durant veya Westbrook'un gününde olmaması halinde Thunder'da kimin sahneye çıkacağı. Harden'a özellikle playofflar'da ne kadar güvenebileceğiniz tartışılır çünkü. Geri kalan oyuncular mücadele ederek, savunma yaparak takıma katkı verseler de hücumda çok kısıtlılar. Belki Sefolosha'nın kilitlemesi gereken bir süper yıldız olmadığı için Cook'a daha çok süre verebilir Brooks. Bu hamlenin takımı rahatlatacağına inanıyorum ben hücumda. Ama göreceğiz uygulayacak mı acaba koç. Ama mesela diğer kısıtlı hücumculardan Perkins'in savunmadaki liderliği gerçekten çok önemli bu takım için.

Bana kalırsa denk güçlerin mücadelesi olacak bu seri. Çok yakın, gidip gelen maçlar izleyebiliriz. kritik yerlerde, maç sıkışınca Nuggets'ın yapacağı tercihler ve kullanacağı isimler serinin kaderini belirleyecek. Bu durumlarda Ty Lawson'ın göstereceği çıkış extradan bir maç verebilir Nuggets'a mesela. Ama onun dışında Nuggets'ın Thunder'ı durduracak özelliklere sahip olduğunu düşünmüyorum. Bunların üstüne George Karl'ın durduk yere Brooks'a "Kendini beğenmiş ve bir tarafları kalkmış" demesi, Thunder oyuncularına bir gaz vermiştir diye düşünüyorum. Westbrook veya Durant çok kötü bir seri geçirmezlerse, 4-2'yle turu geçerler bence...

17 Nisan 2011 Pazar

Lakers’ın Zayıf Karnı

Hayır, benç değil. Bynum’un dizi de değil. Lakers’ın toparlanacağına, PJax’in (Phil Jackson) Odom’dan, Brown’dan, Barnes ve Blake’ten  gereken katkıyı dönem dönem alacaktır diye düşünüyorum. Lakers’ın D-Fish, Kobe, Artest, Odom ve Gasol’lü beşi zaten bu sene diğer herhangi bir beşten daha çok sahada kaldı 953 dakika ile.
  
Benim dikkat çekmek istediğim konu ise ev sahibi olma avantajı. Allstar arasından sonra 18 maçın 17’sini kazanmışlardı, Spurs’e de birkaç maç yaklaşmışlardı, fakat olmadı ve durum tekrar tersine döndü. İşte o son zamanlarda kaybedilen maçlar, Hornets serisinde değil fakat ileriki seriler veya olası NBA finallerinde son maçı evlerinde oynama avantajını şimdiden kaybetmiş durumda.

7. maçı evinde oynamanın ne demek olduğunu sadece ben bilmiyorum. Bakınız Jackson ne demiş: “Olasılıklar şu ki, 7. Maçta top elinizdeyken eğer oynadığınız salon ev ise, istediğiniz düdükleri alırsınız.” Buna kanıt olarak:
1) 2010 Finalleri’nde 7. Maç Staples Center’da Lakers'ın evinde idi, hatırlayın Lakers’ın şampiyon oluşunu.
2) 2009’da Lakers şampiyon olduğu sene Rockets karşısında bayağı zorlanmıştı, maç 7. Seriye gitmişti ve Lakers Los Angeles’ta seriyi kazanmıştı.

2011 Draft’ı Üzerine

Hazır NCAA Finali üzerinden çok geçmemişken, birkaç oyuncu üzerinden draft öngörülerimi aktarmak istiyorum sizlere.  Enes ile ilgili bir şeyler de söyleyeceğim elbette.
Draft New Jersey’de 23 Haziran’da yapılacak diye planlanıyor. Planlanıyor diyorum, çünkü olası bir sezn iptalinin neleri engelleyeceği hala öngörülemez durumda. Tabii ki bu oyunun merkezinde oyuncular var, oyuncusuz hiçbir şey olmaz, fakat bir ertelenme söz konusu olabilir.

Direkt olarak Enes’ten başlayayım. Enes drafta gireceğini zaten açıklamıştı bildiğimiz gibi. Kenctucky Üniversitesinden drafta katılacak oyuncumuz geçen sene Fenerbahçe’den 33.000 doların altında maddi katkı aldığını kanıtlayamamış olduğu için bu sene Kentucky’nin elenmesini bençten izlemekle yetindi. Okuduklarıma göre Enes ile Utah ciddi ciddi ilgileniyor. Hatta o kadar ki, bahsedeyim. İlk turda Jazz’in ilk 15 içerisinde olan iki seçme hakkından ilkinin ilk beş içinde olması bekleniyor. Jazz da büyük ihtimalle bu hakkını Enes’ten yana kullanacak. Cavs veya Raptors da bu konuda ikinci birer aday olabilirler.

O’nun dışında benim Avrupa’daki favori oyuncularım Mirotic ve Vesely de drafta girdikleri takdirde ilk turdan seçileceklerdir büyük ihtimalle.  İkisi de birer sene daha kalıp bir Euroleague Final Four’undan sonra giderseler onlar için daha iyi olacaktır diye düşünüyorum.

Amerika’da da ilk 10’da seçilmeye yakın oyuncular:  Brandon Knight, Kyrie Irving, Kemba Walker, Nolan Smith, Derrick Williams ve Alec Burks. Bu oyuncuların guard özellikli olmaları bir tesadüf değil,  zaten iyi oyuncuların çoğu guard pozisyonunda yoğunlaşmış. Sonuç olarak da diyelim ki bu draft o kadar da çok yıldız çıkaramayacak gibi.

17 Nisan Programı

17 Nisan Pazar 20:00 / Memphis Grizzlies - San Antonio Spurs
17 Nisan Pazar 22:30 (NTV) / New Orleans Hornets - Los Angeles Lakers
18 Nisan Pazartesi 02:00 / New York Knicks - Boston Celtics
18 Nisan Pazartesi 04:30 (NBA TV) / Denver Nuggets - Oklahoma City Thunder

Gecenin en güzel maçı NBA TV'de, en kötüsü ise NTV'de. Şimdi bunu dedim diye Hornets kazanırmış mesela.. Üç tane 4-2 bitmesini beklediğim seri var. Daha hala Nuggets-Thunder değerlendirmesi yazacak vakiti bulamadım. Artık eve dönünce gece bir şeyler çiziktiririm.

Gecenin Hareketleri - 16 Nisan


Link http://www.youtube.com/watch?v=Ii1krMtmdm0

Fernandez ile G-Wall ikilisinin alley-oop'u pek güzel. Playofflar'da yeterince göremiyoruz bunları ama Portland dün gece bol bol uyguladı, Aldridge 4-5 tane yaptı yanılmıyorsam... Dwight Howard tamamladığı smaçta resmen havada poz verdi. Çok etkileyici değil ama böyle resmen NBA Live gibi hissettim izlerken gece. Rose'un 6 numarası kesinlikle 2'de olmalıydı. Maçın son çeyreğini izledim, adam resmen geri döndürdü Bulls'u. Burada da 2 dakika kala fark 5'ken, inanılmaz zor bir pozisyonda basket faulü buldu. Neredeyse tek başına maçı kazandı... Bir numara ise Dwight Howard'ın bloğu açık ara. Hayattan soğuttu Etan Thomas'ı. Bir başka harika hareket de, dün gece şov yapan Young'dan geldi. Bu arada şimdi farkettim, Bulls ve Pacers'ı toplam 15-20 dakika izlemiş olsam da, Bulls'un bloğu hariç bütün hareketleri canlı izlemiş olmam da ilginç bir tesadüf.