BIY AD

Bynum etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Bynum etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

14 Nisan 2011 Perşembe

Manu ve Bynum'ın Durumu

Batı'nın en büyük iki final adayı Spurs ile Lakers, sezonun son günlerinde biraz şanssızlardı. Birkaç gün önce Bynum dizinden sakatlanmış ve Lakers'da yürekler ağıza gelmişti ancak çekilen MR sonrası Bynum'ın ilk playoff maçına yetişeceği açıklandı. Yine de Phil Jackson, Bynum'ı 1 maçlık da olsa dinlendirebileceğini söyledi. Hoş tabii Bynum ilk turda hiç oynayamayacak durumda olsa bile Hornets ile eşleşen Lakers'ın o turu kaybetme olasılığı %2-3'ten yukarı çıkmazdı herhalde. O açıdan Lakers'ın korkacak bir şeyi kalmadı.

Ancak bu sabaha karşı sağ dirseği esneyen Ginobili, Spurs'ün kaderini etkileyebilir. Her ne kadar röntgende bir kırık veya çatlak çıkmasa da ve Parker ile Duncan ciddi bir durum olmadığını söyleseler de henüz MR çekilmedi. Ginobili'nin muhtemel kaçıracağı 1-2 maç, Grizzlies'in Spurs'e diş geçirebilmesi için yeterli olabilir. Ha, ama Manu serinin çoğunu veya bütününü kaçırmadıkça Grizzlies'in de tur atlayabileceğini sanmıyorum. Hem Manu'nun solak olduğunu unutmayalım, sakatlanan dirseği ise sağ. Yani çok ciddi bir sakatlık yoksa, Manu ufak tefek ağrılarla da olsa oyunu çok etkilenmeden forma giyebilir.

20 Mart 2011 Pazar

Bynum 2 Maç Ceza Aldı

Dün sabah videosunu koymuştum blog'a ve Bynum'ın ceza alması gerektiğini belirtmiştim. NBA de bu kararı geç de olsa 2 maçlık cezayı açıkladı. Ben bu zamana kadar bir ses çıkmayınca ceza gelmeyeceğini sanmıştım yanılmışım. Gece 03:30'da Blazers karşısında forma giyemeyecek Bynum. 2 maç yerinde karar bence, ha bana kalsa bu tarz sakatlamaya ve can yakmaya yönelik, pislik hareketlere 3-4 maçtan aşağı vermem ayrı konu. Yeri yok çünkü parkede bunların.

19 Mart 2011 Cumartesi

Bynum'a Ceza Gündemde


Link

Efendim ambale olmuş durumdayım. Gece uyumadan 4 ayrı maç (Denver-Orlando, Miami-Atlanta, San Antonio-Dallas, Minnesota-Lakers) izleyip, görmüş olduğunuz videoları kaydedip youtube'a koydum. Yazıları da belli saatlere ayarlayıp çıktım evden. Yorumlamak için pek kafa kalmamış olabilir. Saçmalama potansiyelim yüksek. Ha ama Bynum'a yükleneceğim kesin, o konuda saçmalamadığıma da %100 eminim.

Bynum'dan bu tarz hareketleri çok sık görmesek de her sezon 2-3 kere böyle can yakmaya yönelik, hatta rakibi sakatlamaya yönelik bilde diyebileceğimiz fauller yapıyor Bynum. Bir de faul yaptıktan sonra bakıyorsunuz Bynum'ın suratına, ifadesiz adeta. Sanki "Ne yaptım ki ben?" der gibi bakıyor Beasley'e. Bir kere öyle bir turnike engellemek falan yok dünyada. Omuz ve dirsek karışımı ile havalanmış rakibin göğsüne darbe indirmek ne demek? Topa herhangi bir müdahale isteği bile yok Bynum'ın. Nefret ediyorum bu tarz faullerden. Hayır illa mesaj mı vermek istiyorsun? Cepheden geldiğinde, göğüs göğüse çarpışırken indir baltayı olsun bitsin, üstelik kendein de en fazla sportmenlik dışı 1 faulünü alırsın. İki numarayı alıp atılmazsın oyundan otomatikman. Hem de en azından basketbol dahilinde bir faul olur. Bunun gibi sokak kavgasını andırmaz. Beasley'i Allah korudu diyorum (aşağı bakarsanız aslında korumadı ama durun şu cümleye devam edeyim). Bu tür ters düşülen pozisyonlarda bilek kırılması, dirsek çıkması, omuz çıkması gibi ciddi sakatlıklar oluşabilir neyse ki bunların hiçbirini yaşamadı Beasley gördüğüm kadarıyla. Ancak aşağıdaki videoda göreceğiniz üzere maçın ilerleyen dakikalarında aslında Beasley'nin düşüşü o kadar da hafif atlatmadığı ve kalçasında bir problem olduğu ortaya çıkıyor ve oyunu terkediyor genç yıldız adayı. Kalçasındaki problem, kolunun üzerine düştüğü sırada yaşama ihtimali olan sakatlıklardan çok daha hafiftir diye düşünüyorum, diğerleri çünkü minimum 1 aydan başlıyor. Ama eninde sonunda Bynum, Beasley'i sakatladı.

İnternet ortamında ceza konusu konuşulmaya başlandı bile, ki bence 1 maç en azından hakediyor Bynum. Çünkü ortada basketbol adına yapılmış bir hareket yok. Basketbol demişken... Timberwolves koçu Kurt Rambis'e pozisyon sorulduğunda "Bynum pislik yapmak istemedi. Basketbol içinde bir hareketti." demiş. E direk "Bu yaz Phil Jackson ayrılıyor, belki ben o koltuğa gelirim he? Şimdi kızdırmayayım Lakers cephesini. Olur mu?" deseymiş bu cevap yerine. Tabii bu işin dalgası ama yani sert bir açıklama yapmamasının ardında, aklının bir köşesinde bu ihtimalin yatması olabilir...



Link

9 Şubat 2011 Çarşamba

Carmelo Lakers'a Gider mi?


Takas süresinin dolmasına iki hafta kala Carmelo dedikoduları iyice kabak tadı vermiş durumda. Nets, Knicks, Dallas derken son olarak Lakers'ın ismi geçmeye başladı. İddiaya göre Carmelo içinde Bynum'ın da olduğu bir paketle Lakers'a gidebileceği konuşulmaya başlandı. Ardından Lakers bu dedikoduları yalanladı ancak bu dedikoduların çıkma nedenine bir bakalım:

Lakers geçen sezonki şampiyonluktan sonra bu sezon özellikle iyi takımlarla oynadığı maçlarda kötü performanslar sergiledi. Boston'a, Miami'ye, Spurs'e, Dallas'a yenildiler ve bu maçların önemli bir kısmında varlık gösteremediler. Yani Lakers'ın bir takas arayışında olduğu düşünülebilir ancak ben böyle bir durum olduğunu sanmıyorum. Öncelikle Phil Jackson'ın sezon ortasında böyle radikal bir değişiklik yapacağını zannemtiyorum takımda. Ancak elbette bu dedikodular da tamamen uydurmadır demiyorum. Belli ki yönetim takımın gidişinden memnun değil ve playofflar yaklaşırken takıma bir mesaj vermek istiyor ve muhtemlen gerçeklik payı olmayan takas haberleri çıkartarak takımı kendine getirmeye çalışıyor. Artest'in takas haberleri çıktıktan sonraki 2 maçta iyi performanslar gösterdiğini de belirtmek gerekiyor, bakalım bu dedikodular Bynum'ın oyununa nasıl yansıyacak. Ancak tekrarlamak gerekirse ben asla ve asla bu 2 hafta içinde Lakers'tan büyük bir hamle beklemiyorum. Bynum'ı verdikleri takdirde zaten dar olan uzun rotasyonu sadece Odom ile Gasol'e kalacak. Ayrıca, Nuggets'ın Carmelo'yu verip, her sene sakatlanması neredeyse garanti olan Bynum'ı alması ne kadar mantıklı bilmiyorum. Onlar da diğer takımlara "Bakın elimizde bir sürü opsiyon var, daha iyi tekliflerle gelin" diyerek pazarı kızıştırmak istiyor herhalde. Ama 15 günleri kaldı sadece.

Ayrıca Lakers çıkan dedikoların yalan olduğunu açıklamış.

4 Aralık 2010 Cumartesi

Lakers'ta Neler Oluyor?


2 sene üst üste şampiyon olan kadrosunu Blake ve Barnes gibi iki değerli, ayrıca takımın ihtiyacı olan oyuncuyla takviye edip sezona en büyük favori olarak girmişti Lakers. Ancak sezona oldukça iyi başlamalarına rağmen arka arkaya 4 mağlubiyet aldılar. Bu 4 maçın içinde 3 deplasman olsa da Houston, Memphis ve İndiana gibi Lakers ayarında olmaktan uzak takımlara yenildiler. Öncelikle Lakers'ın sorunlarını madde madde yazayım:

Bynum'un Yokluğu: En önemli eksiğin bu olduğuna şüphe yok. Bynum sezon başından beri forma giyemediği için takımın en büyük kozlarından biri olan pota altı gücü o beklenen dominantlığında değil. Ayrıca Gasol 5 numarada oynamak zorunda kaldığı için ve kendisinden daha kalıplı uzunlarla eşleşmek zorunda kaldığı için daha sezon başı olmasına rağmen fizik olarak yıprandı ve sezon başında MVP performansını son maçlara yansıtamasının nedeni de muhtemelen bu. Roy Hibbert ve Marc Gasol gibi ligin iki dinamik uzununa karşı gösterdiği performanslar da tezimi kanıtlayacak nitelikte.


Kobe Sorunu: Kobe bana göre ligin en değerli oyuncusu,öncelikle bunu belirteyim. Ancak normal sezonda Kobe'nin maç seçtiğini rahatlıkla söyleyebiliriz. Kimi maçları playoff havasında oynarken kimi maçlarda savunmaya hiç takılmıyor bile. Yine o savunmaya takılmadığı maç demetlerinden birindeyiz ve Kobe yardım savunmasını yaptıktan sonra adamına dönmeye bile tenezzül etmiyor. Kobe'nin playofflarda bu anlayışla oynamayacağını rahatlıkla söyleyebilirim ancak normal sezondaki bu isteksizlik -en azından işin savunma kısmında- takımı olumsuz olarak etkiliyor.

Efektif Hücum Edememe Sorunu: Lakers'ın hücum sistemi olarak ligin en iyi takımı olduğunu söylemek mümkün. Üçgen hücum ve ona yatkın oyuncular eşliğinde ligin en iyi hücum takımı olabilir Lakers, en azından yarı saha basketbolunda. Ancak yine normal sezonda dönem dönem yan rollerin performanslarının düştüğü anlarda Kobe sorumluluğu tek başına almak ve maçı kazandırmak istiyor. Kobe kesinlikle bu kapasiteye sahip ancak böyle çeşitli hücum silahlarına sahip bir takımda maçları tek başına almaya çalışması takımı olumsuz etkiliyor. Örneğin iyi başladığı Memphis maçında Gasol, Artest, Shannon, Odom gibi isimlerin kötü performans göstermesiyle Kobe'nin hücumu kendi egemenliğine alıp yanlış tercihler yapması uzun zaman almadı. Kobe'nin bu şekilde tercihler yapmasında ise sezona çok iyi başlayan Shannon ve Gasol'un performanslarının düşmesinin de etkisi var şüphesiz.


Guard Savunması: Kobe'nin genelde ligin en iyi savunma beşine seçilmesine rağmen savunmaya en azından normal sezonda pek takılmadığından bahsetmiştim. Bu senelerdir normal sezonda "dökülen" Fisher'ın performansıyla birleşince Lakers kısa savunmasında ciddi sorunlar yaşıyor. Fisher iki senedir sezonun en kritik anlarında inanılmaz katkılar verdi ancak bu normal sezona pek takılmadığı gerçeğini değiştirmiyor.

Bunlar genel hatlarıyla Lakers'ın sorunları. Bu sorunları daha fazla açadabiliriz tabii ki. Örneğin Artest'in hücumda efektif kullanmayıp bunun savunmaya yansımasından bahsedebiliriz. Artest pozisyonuna göre çok güçlü bir isim ve potaya yakın yaptığı post uplarla rahatlıkla skor üretebilecek kapasitesi var. Ancak Phil Jackson Artest takıma katıldığından beri bunu düşünmedi. Artest sadece -Hido'nun geçen sene Toronto'da olduğu gibi- corner jumper - hücumda rolü olmayan sadece cezaları kesen - rolünde. Artest'in şutör özelliğinin istikrarsız olduğu düşünüldüğünde kendisinden hücum kısmında yeterli verimin alınamadığını bunun da oyunun konsantrasyon kısmında sıkıntı yaşayan Artest'in savunma performansını da etkilediğini söyleyebiliriz. Ya da Blake'in uyum sürecinden bahsedebiliriz. Ancak Lakers'ın genel sorunun senelerdir olduğu gibi normal sezona fazla takılmamak olduğunu söyleyebiliriz. Kobe ve Fisher başta olmak üzere takımın özellikle savunmada istenilen seviyede olmaması bu düşüşün sebebidir ancak Lakerslılar için -ki ben de onlardan biriyim- asıl endişe verici olan ayın 7'sinde başlayacak deplasman turudur. 14 günde 9 Doğu takımıyla deplasmanda karşılacaklar. Ayrıca bu turda -ortalarına doğru- Bynum'ın da dönmesi tahmin ediliyor. Bynum döndükten ve deplasman turnesi geçildikten sonra Lakers için daha sağlıklı bir değerlendirme yapmak mümkün olacaktır.

11 Haziran 2010 Cuma

Yol Geçen Hanı

Çok büyük saygı duyuyorum oturup video editleyenlere. Benim öyle bir şansım olmadığı için ancak bu resmi gösterebiliyorum. Son çeyrekte hiç oynamayan Bynum'dan yoksun olan Lakers pota altının yol geçen hanına döndüğünü bundan iyi sadece üst üste pozisyonları sıralarsam gösterebilirim herhalde. Son çeyreğe önde giren Lakers'ın 36 sayı yiyerek kaybetti bu sabaha karşı maçı. Savunmacısını geçen hiçbir Celticsli'yi korkutacak, şutunu veya kararını değiştirmesine neden olacak bir tehdit unsuru yoktu Lakers pota altında. Bunu gören Celtics içeriyi adeta yol geçen hanına çevirdi. Bunun yanında Celtics'in aldığı 16 hücum ribaundu da cabası. Hatırlarsanız serinin ilk maçında Celtics %90 oranında rakibine hücum ribaundu verdiği için yenilmişti, şimdi durum tersine döndü.

Bynum'ın dizi beklediğim gibi sorun çıkarmaya başladı ve onsuz Lakers'ın işi gerçekten çok zor. Çünkü Odom'un genellikle bu tür ortamlarda 40 dakika verip rahatlıkla güvenilecek bir isim olmadığını biliyoruz. Ayrıca Bynum yerine Odom'un girmesi hücumda Lakers'ı biraz etkilese de, asıl olarak savunmanın alarm vermesine neden oluyor. İçeriye girenlere "Hop arkadaşım nereye?" diyecek bir bodyguard eksikliği hissediliyor. Zaten bunları Finalleri değerlendirirken yazmıştım ama şimdi Bynum'ın dizinden dolayı olanları aktarmak lazım.

Bakalım Bynum bugün bir doktora görünecekmiş ama Pazar günü oynayacağını açıklamış. Oynasa da ne kadar yararlı olur acaba? Göreceğiz. En kritik maç Pazar. O güne kadar Bynum biraz toparlayıp, ilk iki maçtaki gibi oynayabilirse Lakers avantajlı duruma geçer, yoksa Celtics direksiyona geçmiş gibi gözüküyor.

6 Mayıs 2010 Perşembe

11 Ocak 2010 Pazartesi

Bosh - Bynum Takası Söylentileri (Değerlendirme)

Dün gece, hatta bu sabah çıkan bir habere göre Raptors ile Lakers bu iki oyuncuyu takas edebilirlermiş. Şimdi önce bu işin 'niye?'sini cevaplayalım. Toronto'nun bu takası yapmak için tek bir nedeni var: Bosh'u bir hiç uğruna kaybetmemek. Çünkü bu yaz kontratını feshetme opsiyonuna sahip kendisi. Ve playoff'lara kalmamaları halinde %99 Toronto'dan ayrılması bekleniyor. Hatta bence playoff'lara kalmaları bile yeterli olmayabilir. Çünkü bu Toronto takımının yakın bir zamanda playoff'ta başarı yakalaması oldukça zor gözüküyor. Bosh muhtemelen bunun farkındadır. Raptors da onu kaybedip yerine kimseyi koyamamak riskini almak yerine, Bynum'ı tercih edecektir. Aslına bakarsanız bu Toronto için çok da kötü bir hamle olmaz. Çünkü şu anda aşırı derece şuta dayalı bir takımlar. Bosh içeriden de skor üretiyor ama sırtı dönük oyunu son derece sınırlı, o cüssesiyle de kolay değil zaten. Bynum ise içerden daha rahat skor üretebilecek gerçek bir pivot. Oyuncu kalitesi açısından karşılaştırdığımızda Bosh genel anlamda daha yetenekli gibi görülebilir fakat Bynum'ın da boyalı alandan sırtı dönük sayı üretebilmesi günümüzde nadir bulunan bir yetenek. Hele yanında şutör ve üçlük atabilen bir uzun olan Bargnani ile birleştirilince harika bir kombinasyon olur. Üstelik bazıları Bynum'ın daha 22 yaşında (Bosh 26) olduğunu unutuyorlar...

Öte yandan Lakers'ın bu işi neden yapmak isteyeceğini çözemedim. Öncelikle defansif olarak Gasol-Bosh-Odom üçlüsü oldukça ince kalacaklar. Yani Bosh bir Bynum gibi içeriyi kapamaz. Zaten Gasol pivota kayıp, Bosh uzun forvete geçecektir ama bu şekilde bile Lakers'ın defansı problem yaşar diye düşünüyorum çünkü Bosh'un defansif olarak çok da iyi bir uzun olduğunu düşünmüyorum. Bunların dışında ya Bosh bu yaz Lakers'ı bırakıp serbest kalmayı tercih ederse daha fazla para için? Aslında olmaz tabii ki böyle birşey, sonuçta Los Angeles'ta ve şampiyonluğa oynuyor olacak. Ama aşırı ufak da olsa böyle bir risk var. Bütün bunlara ek olarak işleyen (geçen sezon şampiyon olmuş) bir sistemi niye bozmak istesinler? Kaldı ki üçgen hücumun kolay kavranabilen bir sistem olmadığını (örneğin Artest hala zorlanıyor) biliyoruz. Bosh'un yılın ortasında gelip bu sistemi çözmesi ne kadar zaman alacak? Kobe'nin belki de en iyi dönemini geçirdiği sezonlardan birinde bu riski almaya değer mi?

Kısacası bence Lakers tarafında çok soru işareti ve sorgulanması gereken kıstas var. İlk bakışta dediğim gibi Bosh daha iyi gibi gözükse de Bynum'ın artılarını insanlar unutuyor gibi geliyor bana.

22 Aralık 2009 Salı

En Çabuk Oyun Dışı Kalan Adam

Knicks'in 47 üçlük denemesini yazmıştım. Bu da diğer es geçtiğim konu: 19 Aralık Cumartesi günü Lakers'ın Nets ile yaptığı maçta, Andrew Bynum parkede sadece 10 dakika 47 saniye kalmayı başarabildi. Çünkü bu sürede 6 faul alarak oyun dışı kaldı. Bynum'ın belalıları, ona ayrı ayrı 3'er faul aldıran Devin Harris ve Brook Lopez olmuşlardı. Bir dahaki maçta Nets karşısında ne yapacağını merakla bekliyorum genç pivotun.

Bu konuda Bynum bir rekor kırmış bile olabilir. Nitekim faul problemi aşikar olan oyunculardan Oden'ın bugüne kadar NBA'de oynadığı maçlarına baktım, 18 dakikanın aşağısına rastlamadım. Daha düşüğü var mıdır bilmiyorum. Ama eminim Bynum NBA tarihinde en az sürede 6 faul almayı başaran oyuncu olmamışsa bile ilk 5'e girmiştir kesinlikle. Zaten fotoğrafta Bynum'ın imzasını alan taraftarın da sadece bu nedenle t-shirt'ü imzalattığına dair haberler geldi kulağıma... Var mı daha çabuk 6 faul alan bir oyuncu bilen veya bulabilecek olan?

Bu arada bir sitede okuduğuma göre NCAA'de Niagara Üniversitesi'nden Mick Pontalti Vermont Üniversitesi karşısında 3 dakika içerisinde 5 faul alarak oyun dışında kalmış. Hem de Niagara 30 sayı farkla öndeyken. Bundan daha hızlısı olamaz, olmamalı.