BIY AD

Durant etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Durant etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

11 Mart 2011 Cuma

Jordan'ın MVP'si Rose


Chicago Bulls formasıyla NBA'e damga vuran, insanların bu oyunu sevmesindeki en önemli etkenlerden biri olan ve şu an Bobcats'te yöneticilik yapan Jordan MVP adayını seçmiş. Kendisinin de formasını giydiği Chicago'nun yıldız oyuncusu Derrick Rose sezonun bu bölümüne kadar gösterilen performanslara göre Jordan'ın MVP adayıymış. Peki bir düşünelim Jordan kendisi gibi Chicago forması giyen ve Chicago şehrine tekrar heyecan getiren Rose'a kıyak geçmiş olabilir mi? Hiç ama hiç sanmıyorum.

MVP yarışına bir bakalım. Boston ve Spurs ligin tepesindeler ancak bu takımlardan ön plana çıkan -MVP olacak kadar- bir isim olduğunu düşünmüyorum, Howard iyi ama Orlando Doğu'da 4. sırada onu da geçiyorum. Durant'in rakamları iyi ancak onun da MVP seviyesinde olduğunu düşünmüyorum. Kobe'nin ve Lakers'ın normal sezon performansı da -en azından all-stara kadar- ortada onlarda lig liderliği yarışında geride kaldı, ayrıca Kobe'nin de istatistikleri çok iyi değil, onu da geçtim. 3 aday var benim gözümde. Son düşüşten sonra Miami'de Doğu'da 3. sıraya düştü ancak LeBron'un rakamları hala fazlasıyla etkileyici. LeBron özellikle Miami Doğu'da 2. sıraya tekrar çıkarsa önemli adaylardan biri olacaktır. 2. adayım Nowitzki. Ancak Lakers'ın müthiş performansından sonra onlarında Batı'daki 2. sırada kalmaları zor gözüküyor. Dallas Batı'yı ilk 2'de bitirirse Dirk de büyük aday. 3. aday için ise Jordan'la aynı fikirdeyim: Derrick Rose. Ancak burada kritik nokta Doğu'da ve Batı'da 2. kimin olacağı. Bildiğiniz gibi MVP ödülü takımın başarısıyla direk ilgili. Eğer Chicago Doğu'da 2. olursa benim de adayım Rose. Ancak Dallas Lakers'a, Chicago'da Miami'ye geçilebilir. Bugünkü Chicago-Dallas, Lakers-Miami maçları çok kritik. Ancak sezon şu anda bitseydi benim de oyum Rose'a giderdi. Yani Jordan'a hak veriyorum ben de seçiminde. Bu arada eğer Rose MVP seçilirse Chicago formasıyla bu onuru yaşıyan Jordan'dan sonra ikinci isim olacak.

31 Ocak 2011 Pazartesi

Sakin Olun Ağalar


Link

Yukarıdaki video dün akşam oynanan Heat-Thunder maçına ait. Bosh'ın Harden'a yaptığı faul üzerine Durant ve Bosh ikilisi tartışmaya başlıyor ve karşılıklı teknik faul alıyor. Yakın zamanda hayli olay gördüğümüz için bu tartışmadan kavga çıkmayacağını rahatlıkla sezebiliyoruz. Zaten konumuz da o değil, Durant'in maç sonunda Bosh hakkında söyledikleri. Genç yıldız, Bosh için "Ligin kofti sertlerinden, ben oraya takım arkadaşımla konuşmaya gittiğimde olaya müdahil oldu, kendi sahamda bana bu şekilde davranmasına izin veremezdim." gibisinden açıklamalar yaptı.

Durant'in arkası dönükken Bosh'ın konuştuğu ve tartışmayı başlattığı videoda görünüyor ama açıkçası biraz ağır buldum Durant'in söylediklerini. Muhtemelen mağlubiyetin verdiği sinirle yaptı bu konuşmayı. Olayın üzerinden biraz zaman geçip sakinleştikten sonra konuşsaydı daha sağlıklı olurdu sanki. Sonuçta Bosh'ın bu zamana kadar kimseye efelendiğini veya tartışma ortamı yaratmaya çalıştığını hatırlamıyorum. Bu arada ikiliyi yan yana görünce bir şey dikkatimi çekti. Resmi kaynaklara göre bu iki oyuncunun boyu arasında 5 santim fark olması gerekiyor ama o kadar da yok gibi.

27 Ocak 2011 Perşembe

Küçük Detaylar-11 (Geceye Durant Damgası)

Bu sabaha karşı oynanan Thunder-Timberwolves maçında 47 sayı- 18 ribaund yapan Kevin Durant kariyer rekorunu sayı kategorisinde egale edip, ribaund kategorisinde kırdı. Çok uzun bir kariyeri olmasa da lige katıldığından beri istikrarlı olarak skor üretiyor ve iki sezondur zaten 30 civarında bir ortalamayla oynuyordu kendisi. Rakip de ligin en kötü savunma yapan ve en hızlı tempoda oynayan takımlarından biri olduğu için olağan performansının üzerine çıkmasını normal karşılayarak attığı sayıyı çok etkileyici bulmayabiliriz. Ama karşında Kevin Love, takımında Ibaka varken 18 ribaund nedir, dahası bu iki başarıyı tek maça sığrdırmak..?

20 Ocak 2011 Perşembe

NBA Sezon Ortası Ödülleri - MVP

Klasiktir, her dönem verilir NBA'in sezon ortası ödülleri. Biz de ödülleri sizin yardımınızla bulmaya çalışacağız. 1-2 hafta içinde hepsini tamamlarız, ancak tabii ki sizin de yorumlarınızı yorum kısmına bırakmanız gerekiyor ki sağlıklı bir seçim olsun. İlk olarak bugün MVP'den başlıyoruz, ben bir fikrimizin olması açısından adayları, adayların istatiktiklerini ve MVP için çok önemli olan takım istatistiğini yazıyorum.

LeBron James
%47.7 şut isabeti, 25.1 Sayı, 7.1 ribaund, 7.2 asist 1.5 top çalma (3.8 top kaybı) / 30-13

Dwyane Wade
%48.9 şut isabeti, 25.1 sayı 6.5 ribaund 4.2 asist 1.4 top çalma 1.1 blok (3.0 top kaybı) / 30-13

Dirk Nowitzki
%54.3 şut isabeti, 23.8 sayı 7.5 ribaund 2.5 asist (2.2 top kaybı) / 26-14

Dwight Howard
%56.7 şut isabeti, 22 sayı 13.1 ribaund 2.2 blok (3.6 top kaybı) / 26-15

Derrick Rose
%45.3 şut isabeti, 24.7 sayı 4.7 ribaund 8.1 asist 1 top çalma (3.5 top kaybı) / 28-14

Kobe Bryant
%45.4 şut isabeti, 25.1 sayı 5.1 ribaund 4.6 asist 1.3 top çalma (3 top kaybı) / 31-12

Amare Stoudemire
%50.5 şut isabeti, 26.4 sayı 8.9 ribaund 2.7 asist 2.4 blok (3.6 top kaybı) / 22-18

Kevin Durant
%47.1 şut isabeti, 28.4 sayı 6.2 ribaund 2.9 asist 1.1 top çalma (3.3 top kaybı) / 27-14

Manu Ginobili
%44.2 şut isabeti, 18.9 sayı 4 ribaund 4.7 asist 1.8 top çalma (2.4 top kaybı) / 35-6

Doğuş ve Soner yazıyı yazarken Manu'yu eklememişler, kendim eklemek durumunda kaldım. İstatistikleri diğer adaylara göre biraz düşük kalıyor. Burası doğru ama takımı şu anda ligin zirvesinde. Spurs'ün böyle devam etmesi halinde, MVP'yi kazanmasa da en azından tartışmalarda Ginobili'nin isminin geçmesi gerektiğini düşünüyorum. Çünkü Duncan 3 senedir yaşlandığını ve takımı taşımak konusunda yetersiz kaldığını gösteriyordu, Popovich o görevi Duncan'dan alıp Manu'ya verdi. Arjantinli çılgın adam da bunu başarıyla yerine getiriyor. Ancak gerek Spurs'ün gerek Manu'nun popülerlikte geri kalması, onun MVP'yi almasını neredeyse imkansız kılıyor. Bana göre MVP için en ciddi aday Rose. All-Star yazısında da değinmiştim buna. Kendisinden sonra Bulls'un en önemli iki oyuncusu Noah ve Boozer birer ay kaçırmışken (Noah daha da fazla kaçıracak), 28 galibiyete ulaştırdı takımını. Üstelik oyununu bir seviye yukarı taşıdı, istatistikten bahsetmiyorum. Artık Rose'u üçlük çizgisinde bomboş bırakmanız halinde sizi cezalandırıyor. Çok önemli bir adım süper yıldızlığa giden yolda. Bulls'un düşüş yaşamaması halinde onun ödülü almasını bekliyorum. Çünkü diğer takımlara baktığımızda Nowitzki hariç tek başına takımını böyle yukarılara taşıyan birini bulmak zor. /Can

Benim görüşüm yine LeBron'dan yana. Sezon öncesi LeBron'un 1. adam olmayacağından dolayı MVP ödülünden uzaklaşacağını düşünmüştüm ancak olayların düşündüğüm gibi gerçekleştiğini söylemek zor. Doğu'yu da 2. bitireceklerini düşünüyorum. Takım başarısı olarak da, kişisel istatistik olarak da önde gözüküyor LeBron. Ancak eğer Boston lig lideri olursa süpriz aday olarak Rondo da çıkabilir diye de düşünmüyor değilim. Onun dışında Kevin Durant'ten lig başında çok umutluydum ancak onun da yazın gelen şampiyonluktan sonra inişli çıkışlı bir performans gösterdiğini söylemek mümkün. / Doğuş

Söz konusu MVP ödülü olunca, eğer biri çıkıp çok bariz bir şekilde hak etmiyorsa bu ödülü, oyuncuları 3 farklı kritere göre ele almak mantıklı. 1- Bireysel performansı iyi miydi? 2- Takımını yeteri kadar taşıyabildi mi? Bu iki kritere uyan oyuncular içerisindeyse, yanındaki parçaların yetersizliğine rağmen bu kriterleri sağlayan oyuncu benim gözümde en değerlidir. Bu sebeple Kobe, LeBron, Wade gibi isimleri geçiyorum. Celtics ve Spurs şimdiye kadar ligin en iyi galibiyet yüzdesine sahip ekipleri olsa da, takım oyunu oynadıkları için çok ön plana çıkan isimleri olmadı. Şöyle bir bakınca etrafındaki parçalar nispeten daha yetersiz olmasına karşın Rose, Durant ve Amare göze çarpıyor. Bir de bunların haricinde istisna olarak Nowitzki… İstisna diyorum çünkü geçirdiği sakatlığın ardından batıda zirveye oynayan takımı tepetaklak oldu. Ve bu da değerlendirebilmemiz için çok somut bir kanıt sundu bize. Ancak her ne kadar üst üste mağlubiyetler alsa da, Nowitzki’li Dallas, kadro kalitesi olarak aşağıdaki isimlerin çok önünde olduğu için kendisini de eliyorum.

Durant Aralık ayından itibaren yükselişe geçti ve şu an ligin en formda isimlerinden. Ama sezona oldukça kötü başlamıştı. Belki sayı ortalaması kendisini bu konuda ele vermiyor -çünkü maç başına 25 şut civarında deniyordu sene başında- ancak takıma bazı maçlarda zarar verdiğini bile söyleyebilirim. Amare, Suns’tan ayrıldıktan sonra düşüşe geçmedi, aksine geçen seneye göre daha iyi göründü. Takımına baktığımızda iyi bir rotasyona sahip olduklarını da söyleyemeyiz fakat sistemin önemli faktör olduğunu düşünüyorum Knicks’te. İstatistikleri çok etkileyici belki ama tek başına, bir karakter ortaya koyarak çok fazla maç kazandırmadı Amare. Bir de yakaladıkları galibiyet yüzdesinde kolay fikstürün rolü azımsanamaz. Rose sezona çok iyi başladı ve birkaç maçlık iniş-çıkışları haricinde oldukça istikrarlıydı. Takımı şu an Heat’in hemen arkasında ve çok iyi bir kadroya da sahip değiller açıkçası. Zaten bir takımın en önemli silahlarından biri Deng ise kadro kalitesinin çok iyi olduğu söylenemez. Ayrıca sezonun bir kısmını Noah’sız, bir kısmını da Boozer’sız geçirdiler. Buna rağmen Rose takımını hep ayakta tutmayı başardı. Bu sebeple benim adayım Rose. /Soner

Tekrar belirtmek istiyorum ki siz de adayınızı yorum kısmına bırakırsanız memnun oluruz.

7 Ocak 2011 Cuma

The Good, the Bad and the Ugly


Link

Azımsanmayacak zamandır NBA izlerim, bu gece gördüğüme benzer bir olay yaşandığını hatırlamıyorum. Belki gündüz ayık kafayla daha sağlıklı düşünersem... Efendim, videoyu izleyince başlığın ne manaya geldiğini anlayacaksınız ama ben biraz açıklayayım. Geceki Thunder-Mavericks karşılaşmasının son 10 küsür saniyesi, artık maç bitmiş, iki takım da sonucu kabullenmiş ve NBA'de klasikleşen 'son hücumu oynamama' moduna girmişler. Ribaundu alan Durant rakibin baskısını aşıp topu yarısahaya kadar getiriyor ve hücum yapmayarak iyi niyetle süreyi eriteyim diyor(The Good). Bu esnada Carlisle oyun alanına girerek Durant'in elinden topu alıveriyor. Öyle ki Chris Paul, Rajon Rondo halt etmiş yanında. Ben hayatımda bu kadar soğukkanlı bir top çalma görmedim. Carlisle oyun alanına Durant'i tebrik etmek amacıyla mı yoksa bir çakallık düşünerek mi girdi emin olamadım ama pozisyonun tekrarındaki bakışlarını hiç beğenmediğim açıkçası. Herşeye rağmen biz işimizi sağlama alalım ne de olsa dış görünüşü aksini belirtmiyor(The Ugly). Sonrası videoda yok ama ben anlatayım. Hakemler hücumu Dallas'a veriyor(*) ve topu alan Stevenson yolladığı üçlükle farkı 4'e indirip maçı noktalıyor(The Bad). Yoksa istatistiklerini arttırıyor mu demeliydim? İşte bu konuda söylemek istediğim şeyler var. Maçın sonucunu değiştirecek olsa bir yere kadar kabul edilebilir ama takımına hiçbir şekilde getirisi olmadığını bile bile hem de topu böyle hileyle kapmışken üçlük atmak en iyi ifadeyle pişkinliktir, yüzsüzlüktür. Durant'in, topu refleks olarak verdiğini düşünsem de saflığı yok demiyorum. Elbette yapılan top kaybında hatalı ama bu pozisyonun ardından Stevenson'ın yaptığı kadar değil, en azından benim gözümde.

*Hakemlere de ayrı bir paragraf açalım. Eğer ki rakip takımın koçu bu örnekte veya Kidd örneğinde olduğu gibi oyun alanındayken oyunun gidişatına müdahalede bulunursa teknik faulü alır. Ancak hakemler çizginin içine giren, Durant'i önce dürtüp sonra topu ister gibi elini uzatan ve hatta Durant topu sununca hamleyi yapıp topu kapan Carlisle'ın bu hareketlerini görmezden geldi. Durant'ı sanki pas vermiş de, top dışarda Carlisle'a çarpmış gibi düşündüler ve topu Dallas'a verdiler.

25 Aralık 2010 Cumartesi

Tahminleri Alalım

NOT: Gün içerisinde farklı sürprizlerle karşınızda olacağız, takipte kalınız.

Efendim bildiğiniz gibi bugün Christmas. Biz de blog ekibi olarak size birkaç değişik aktivite sunalım istedik. Öncelikle benim bir bahis bürosundan çaldığım fikri hayata geçirelim. Bugünkü maçlarda süperstarlardan LeBron, Kobe, Howard, Amar'e ve Durant sahne alacak. Bu oyunculardan hangisinin takımı adına daha verimli olacağı ve geceye damgasını vuracağı çok göreceli. Bu sebeple biz sonucu tartışmaya kapalı bir konuyu ele alacağız ve sizden bu yöndeki tahminlerinizi isteyeceğiz. Sorumuz şu şekilde: Bu oyuncular içinden hangisi gecenin sayı kralı olur? Tahminlerinizi, varsa açıklamasıyla birlikte, yorum kısmında belirtebilirsiniz.

22 Temmuz 2010 Perşembe

Thunder Durant'le Büyüyecek

Yapılan transferlerin bir kısmını yoğun gündemde yazmaya değer bulmadığımızdan, daha büyük bir kısmını ise fırsat bulamadığımızdan ötürü bir türlü blogda değerlendiremedik. LeBron’un kararıydı, Heat’in üçlüsüydü, Amar’e, Boozer, Dünya Şampiyonası derken dün ne yazacağımızı konuştuğumuzda Can’ın, "Durant’i yaz istersen" demesiyle hatırladım Durant’in Thunder’la sözleşme yenilediğini ve sanki biraz da kendisine haksızlık etmişiz gibi hissettim. Sessiz, sakin, mülayim olup çok medyatik olmayınca böyle oluyor demek…

Durant 5 yıllık maksimum kontrat imzaladı takımı Thunder’la ve 85 milyon civarında bir para alacak. Anasının ak sütü gibi helal olsun alacağı para. Geçtiğimiz sezon sayı kralı olmasa bile süperstar seviyesine çıktığını oynadığı oyunla ispat etmişti. Hatta öyle ki, herkes Billups ve Amar’e’nin bulunduğu milli takımın Durant üzerine kurulduğunu söylüyordu haberlerde, internet sitelerinde, dost sohbetlerinde ve bilumum kıraathanelerde.

Durant gerek yaşı, gerek oyunu, gerekse karakteriyle -efendiliği, mütevazılıği vs- üzerine takım kurulabilecek en uygun isimlerden biri belki de ligde. Bu açıdan çok şanslı Oklahoma City organizasyonu 3 sene önceki draftte ilk değil de ikinci sıra seçme hakkını kazandıkları için. Thunder’ın Durant’in yanı sıra Sam Presti’nin de yerinde hamleleriyle ne kadar yol kat ettiği ortada. Önümüzdeki sezon için yine Sam Presti’nin harika manevrasıyla Cole Aldrich’i de takıma kattılar ve soru işaretlerine en açık bölge olan 5 numara pozisyonuna da oldukça yerinde bir takviye yaptılar. Bu sene de büyük bir kesmin sempatisini kazanacaklarını ve en az geçen seneki kadar ses getireceklerini düşünüyorum, hem artık daha tecrübeliler. Batının yaşlanan devlerinin korkmak için gayet makul bir sebepleri var…

Bu yazın en fazla hakedilmiş kontratı herhalde. Ayrıca asla bir LeBron veya point forward modunda asist yapamayacak, oyun kuramayacak olsa da Durant'ın acilen oyun alanı görüşünü geliştirmesi lazım. Çok da iyi dış şut atmadığı bir sezon, 30 sayıya ulaştı. Üst üste kaç maç 25 sayı ve üzerinde attı... Ben seri daha 8 iken saymaya başlamıştım, 29'da sona ermişti. Muhteşemdi gerçekten izlemesi. Bir de yukarıda belittiğim gibi arkadaşlarını görebilse sıkıştığı pozisyonlarda. Hatta daha doğrusu sıkışmadan önce topu doğru arkadaşına aktarabilse takım halinde daha da yukarı çıkacaklar. Tabii bir de ben Green'in bu takımdan gitmesi gerektiğine inanıyorum acilen, bildiğimiz balon. Örneğin yerine bu sezon Boozer'ı almış olsalar, amanın aman. Aldrich/Ibaka'nın yanında Boozer ne giderdi... Westbrook ve Durant ile çok tehlikeli olurlardı. Tabii ki hala taş gibi takımlar, ben de çok beğeniyorum ama bu yapıyla Batı finaline ulaşabilirler mi bilmiyorum. Durant daha da sapıtırsa ayrı tabii. / Can

12 Haziran 2010 Cumartesi

Amerika'nın En Büyük Yıldızı

LeBron, Kobe, Wade, Dwight Howard ve Carmelo gibi isimlerin yan çizdiği ve büyük ihtimalle gelmeyecekleri 2010 Dünya Basketbol Şampiyonası'nda Amerika'nın en büyük yıldızı Durant olacak herhalde. Çok severim kendisini. Zaten sevilmeyecek gibi değil ki, alçakgönüllü, sempatik, nerelerden yıldız statüsüne geldiğini çok iyi bilen bir isim Durant. Geçirmiş formasını poz vermiş ve "Milli takımda oynayacağım için çok heyecanlıyım" demiş. Ah şu üstteki listedekiler de bunu deseler 1 senecik daha, sonra istedikleri kadar dinlensinler...

15 Nisan 2010 Perşembe

2010 Sayı Kralı - Durant

Pek fazla yorumlanacak tarafı yok. Durant, uzun süredir 0.1 civarı farklarla kapıştığı LeBron James'i geride bırakarak 30.2 ile, sayı krallığına ulaştı bu sezon. Bu başarıyı elde eden en genç oyuncu oldu. Durant'i ne kadar sempatik bulduğumu ve sevdiğimi, blog'u takip edenler zaten biliyor. Hastasıyız. Tebrik ediyorum. Zira yazın, bugünler için çok çalıştı:





9 Nisan 2010 Cuma

NBA: Durant Haklı, Hakemler Hatalıydı

Üç gün önce Thunder-Jazz maçının son saniyesinde CJ Miles'ın Durant'a yaptığı açık faul hakemler tarafından verilmemişti. Bu da Thunder'ın muhtemel galibiyetini engellemişti. Ben de hakemlerle ilgili birşeyler çiziktirmiştim. NBA de Çarşamba gecesi bu konu hakkında şu açıklamayı yaptı: "6 Nisan gecesi oynanan Oklahoma City - Utah maçında hakemler son pozisyonda CJ Miles'ın, Durant'ın üçlük denemesi sırasında yaptığı faulü göremediler."

Böyle açık yanlışlarda NBA'in bu şekilde çıkıp hatayı kabul etmesi hoş bir detay. En azından bazı şeylerin farkında olduklarını gösteriyorlar. Hata olmaması zaten mümkün değil. Bir süredir bunu yapıyorlar. Benim hemen aklıma gelen iki örnek var: 2008 Playoff'larında Fisher'ın, Barry'nin üzerine çullandığı ve faul çalınmayan pozisyon ile 2009 Playoff'larında Antoine Wright'ın Carmelo'ya yaptığı taktik faulün çalınmaması ve ardından gelen Melo üçlüğüyle Nuggets'ın durumu 3-0 yapması... Bu sezon başka bir pozisyon daha vardı sanki ama hafızamı zorlamama rağmen aklıma gelmedi. Belki de yanlış hatırlıyorum.

Carmelo Anthony - Antoine Wright:

Link

Fisher - Barry:

Link

2 Nisan 2010 Cuma

Michael 'Fucking' Jordan Durant


Link

Bu sezon yaptığı çıkışla beraber aldığı faul düdükleri biraz artan, hatta bazı kişilere göre bu düdüklerle çıkışı tetiklenen Durant hakkında ilginç bir yorum gelmiş Garnett'ten dün gece. Celtics, iki gece önce The Garden'da Thunder'a yenilmekten kurtulamamıştı. Garnett de bunu Durant'ın hakemlerden aldığı düdüklere bağlamış. "Michael Jordan kadar faul düdüğü aldı, bütün takımdan daha fazla serbest atış kullandı" demiş videoda duyabileceğiniz üzere. Benim dikkatimi çeken diğer nokta ise en sondaki bıkkınlık ile iç çekişi Garnett'in. Celtics'in bu gidişatından artık sıkılmış belli ki ama dizinden dolayı yeniden düzlüğe çıkmalarını sağlayamıyor...

Videoyu paylaşan Onur'a teşekkürler.

15 Şubat 2010 Pazartesi

All-Star Hafta Sonunun Ardından: Eşşek Yarışması (Rondo'yu Hiç Böyle Görmediniz)


Link

Rondo'nun ne kadar iyi üçlük attığını yazmıştım Eşşek yarışmasından sonra. Şimdi de videoyu veriyorum. İşte Rondo'nun 8 tane üst üste attığı 3'lük. Toplamda da 13'te 10. Normal maçlarda ortada kaybedecek birşey varken şu yüzdenin yarısına ulaşsa, Celtics bir gömlek yukarı çıkar.

14 Şubat 2010 Pazar

Eşşek Şampiyonu Durant (Ama Rondo Ne Yaptı Öyle?)

Casspi HOR, Rondo HO, Durant ise H iken açtım yarışmayı. O ana kadar da dış şutlarda isabet bulan Rondo, ben izlemeye başladıktan sonra da müthiş bir şut performansı sergiledi. Casspi elendikten sonra yarışma gereğinden fazla uzadı diye temdih atışlarına geçildi. Tepeden sırayla üçlük atmaya başladı Durant ile Rondo, kaçırana yeni bir harf eklenecekti ancak Rondo üstüste 7 veya 8 tane üçlük attı yanılmıyorsam ve "Savaşmadan yenilmem." dedi. Temdih atışları başlamadan önce Durant'e göre bir harf dezavantajı vardı ve bu nedenle yenildi. İki oyuncu da üst üste müthiş isabetler buldular. Herhalde ikisi beraber 18'de 15 falan atmışlardır. Rondo eğer maçlarda buna yakın dış şut yüzdeleri yakalayabilirse, Celtics'in kendisine verdiği kontratı fazlasıyla hakeder. Ayrıca Celtics için de büyük bir koz olur playoff'larda. Ağzım açık izledim gerçekten Rondo'yu. Toplamda 13'de 10 üçlük atmış, kaçırmadan önce de yukarıda belirttiğim gibi üst üste 7 veya 8 tane attı. Durant'ın istatistiği ise 12'de 11'miş, o daha da iyi tabii ki ama Durant zaten mükemmel bir şutör. Ayrıca TNT ekibi ve özellikle Barkley eğlenceli yorumlarda bulundular.

Blog'daki ankette toplam 155 oy kullanılmıştı ve bunların %74'ünü Durant almıştı. Rondo %17, Casspi ise %9'luk paya sahipti.

10 Şubat 2010 Çarşamba

Eşşek ve Monta Ellis

All-Star haftasonunda, Cumartesi günü düzenlenecek "Eşşek" yarışmasına Durant'in katılıp ünvanını korumaya çalışacağına daha önce yazmıştım. Onun karşısına çıkacak oyuncular belli olmuş: Casspi ve Rondo. Özellikle Celtics'in oyun kurucusunu görmeyi beklemiyordunuz değil mi? Ben beklemiyordum orası kesin. Bence Casspi ile Durant'ın izlemeleri gereken taktik çok açık: Uzak mesafeli şutlarla direk Rondo'yu eleyip sonra şampiyonluk için kapışmalılar.

Ama keşke NBA yönetimi Monta Ellis'i keşke alsaydı bu yarışmaya. Bir süre önce antrenmanda attığı abuk ve aşırı zor basketi paylaşmıştım, şimdi daha da uzak mesafelisini atmış. Belki Eşşek'e katılamıyor ama basketbol hayatı bittiğinde maskot olarak herhangi bir takımda rahatlıkla görev alabilir.


Link

3 Şubat 2010 Çarşamba

Bu Adam Basketbolcu mu? - 2

İnsanda 3-5 gram kas olur. Ayrıca bir NBA yıldızı böyle pozlar vermemeli sanki...

18 Ocak 2010 Pazartesi

Kendini Bilmek

Birçoğunuzun haberi vardır, nitekim üzerinden 3-4 gün geçti. Smaç yarışmasındaki 4 adet yerin sonuncusu için Eric Gordon ile Demar DeRozan çaylaklar All-Star maçının devre arasında kapışacaklar. İkisi de yanılmıyorsam 2'şer smaç yapacak. Her neyse konumuz o değil. Zaten DeRozan pota dibinden düz smaçlar basıp, Eric Gordon da inanılmaz yaratıcı birşeyler çıkarmazsa, DeRozan rahatlıkla kalmalı smaç finaline.

Konumuz Eric Gordon'ın açıklamaları. Smaç yarışmasına katılmak için DeRozan ile kapışacağını öğrendiğinde şunları demişti Gordon: "Şaşırdım denilebilir. Öyle iyi bir smaççı değilim. 2-3 maçta 1 güzel bir smaç basarsam basarım, o kadar. Ailem, benim 3'lük yarışmasına katılacağımı düşünüyordu. DeRozan müthiş atletik. Zaten onun oyun stili o. En iyi yaptığı şey smaç basmak." Ben de Gordon'ın isminin geçtiğini görünce haberde, tıpatıp şu açıklamalarının aynısını düşünmüştüm, hatta "Ne işi var?" diye de eklemiştim üzerine. Üçlükte yarışsa, daha mantıklıydı kesinlikle.

Aynı şekilde Durant de kendisine "Smaç yarışmasına katılmayı düşünüyor musun?" şeklinde soru soran basketbolseverlere blog'undan şunları demişti: "Ben kendimi iyi smaç basan bir oyuncu olarak görmüyorum. Maçlarda bile doğru düzgün smaç basmıyorum." Ardından da basına şu demeci vermişti: "Shannon Brown, LeBron, Gay, Dwight Howard, Nate Robinson, bu oyuncuların hepsi zirvede ben ise daha dağın eteklerindeyim, yeni yeni tırmanmaya çalışıyorum."

İnsanın kendisini tanıması ne güzel birşey ya hakikaten. Saygı duyuyorum bu şekilde açıklamalarda bulunan oyunculara. Aynı şekilde maç esnasında da yapabilecekleri ve yapamayacakları işleri ayırt ediyor bu oyuncular. İşte o zaman parkede hataları azalıyor ve üst düzey oyuncular olma yolunda ilerliyorlar. Ayrıca kendilerini tanımaları, eksiklerinin üzerine gidip çalışarak bu özelliklerini gidermelerini de sağlıyor. Durant'te bunu üçlüklerde gördük. Son zamanlarda da güçlenme çalışmalarına ağırlık vermiş.

Bu arada fotoğraftan gördüğünüz üzere geçen sene kazandığı "Eşşek" yarışmasına katılacakmış Durant bu sene de...

5 Ocak 2010 Salı

Kritik Rakam 4

Sezon başlamadan evvel Durant'in +/- istatistiği hakkındaki eleştirilere yer vermiştim. Takım arkadaşlarını daha çok oyuna sokarak Thunder'ı başarıya taşıyabileceğini ve ortalama 4 asiste ulaşabilecek potansiyele sahip olduğunu yazmıştım. Bu sezon ortalama 4 asiste çıkmadığını biliyordum zaten ama dönüp bir bakayım dedim Durant'in durumuna. Çıkardığım istatistikler beni bile şaşırttı. Thunder'ın bu sezonki galibiyet-mağlubiyet sayısı: 19-15... Burada bir sorun yok, tam olarak beklentilerimi karşılıyorlar - hatta çok az daha iyiler. Ama bu istatistiği 4 asist kriterine bölünce karşımıza çıkan sonuçlara bakalım.

Durant'in 4 asist ve daha çok yaptığı maçlar: 12-3
Durant'in 4 asistten daha az yaptığı maçlar: 7-12


Üstelik Durant'in 4 asist yapıp da kaybettikleri 3 maçtan 2'si Lakers'a karşı kılpayı giden karşılaşmalar. Yani zaten kazanmaları kesinlikle beklenilmeyen maçlar... Durant aynı yolu izlemeye davem etsin, Westbrook dış şutlarını ve yakın mesafedeki bitiriciliğini geliştirsin, Green de biraz daha güçlensin: Yıllar boyunca playoff'a abone, hatta 1 yıldız eklentisiyle zirveye oynayan bir takım izleyeceğiz inşallah... Seviyorum bu gençleri.

11 Aralık 2009 Cuma

Durant Maçlara Böyle Çıkacakmış

Aynadan fotoğraf çekip internete koymalar falan... Durant gençliğini yaşıyor =)

Ayrıca gözlük hiç fena değil bence.

10 Aralık 2009 Perşembe

1 Aralık 2009 Salı

Durant'ın Bıyıkları Terliyor

Çok sevindirik olmuş, hemen internete koymuş "Bakın bakın çıktı hem de hile falan yaptığım yok" diyerekten.