BIY AD

27 Ocak 2010 Çarşamba

Magic Analizi: Üçlük Aşkına

- Dikkat uzun bir yazı olacak -

Öncelikle en çok konuşulan konuyla başlayayım: Hedo-Carter Takası. Tamam belki resmi bir takas değildi ama öyle değerlendirmek lazım. Bu konu hakkında Carter takıma geldiği gün yazdığım detaylı analizi okumanızı öneriyorum.

Bence Hedo + Lee'ye karşılık Carter almak gibi bir şansınız varsa, tetiği çekmeniz kadar doğal birşey olamaz. Her ne kadar Carter'lı takımın top paylaşımı ve dolaşımında Hedo'luya oranla problem yaşayacağını öngördüysem de, ben hala Magic'in yanlış yaptığını düşünmüyorum. Rakiplern hepsi yıldız sayılarını arttırırken, bu hamle kaçınılmazdı onların adına. Sonuçta Hedo ile Carter arasında, Hedo'nun tek avantajının kimya olduğunu kabul etmemiz gerek. Kimya da zamanla yakalanabilecek bir olgudur. Yani Carter sezon ilerledikçe, takıma uyabilir - Hedo kadar olamayacağı kesin bence, o ayrı - ancak Hedo'dan da asla yetenek olarak Carter'ın yakınına gelmesini bekleyemezsiniz.

Bu konuyu aradan çıkardıktan sonra detaya inmeye başlayalım. Vince Carter'ın derdi ne? Vinsanity kesinlikle beklenilen seviyeden uzak bir basketbol oynuyor. Ama ben bunda 2 aydır yakasını bırakmayan sakatlıkların payı olduğunu düşünüyorum. Tamam Kidd-Jefferson'lı Nets'teki Carter'ı bekleyen yok (Raptors'dakini zaten yok) ama şu anda izlediğimiz de kesinlikle gerçek Carter değil bence. Zaten Nelson'ın eksiği olan oyun kurma ve top dağıtma konusunda Hedo'nun avantajlı olduğuna, bu yazının başında verdiğim linkte, tam 7 ay önce değinmiştim. Bunlar benim açımdan beklenen şeylerdi. Benim değinmek istediğim şeyler bu sezon oynanan basketboldaki eksikler.

Carter hakkında da fikrimi belirttikten sonra gelelim Magic'in bana göre gerçek problemlerine. Bir kere takımın en önemli oyuncusunun Dwight Howard olduğunu yazarak başlayayım. Hidayet'in takım kimyasındaki artısını burada görüyoruz. Howard top alma ve beslenme açısından geçtiğimiz seneye oranla sıkıntı çekiyor. Geçen sezon 12.5 top kullanırken maç başına, bu sene 9.5'ta kalıyor Howard. Yani saha içi denemeleri, serbest atışlarından (10.2) daha az. Bazı maçlarda 6-7 dakika boyunca hücumda eline top değmediği oluyor. Bir hücuma bir defansa boş boş koşup duruyor. Dwight Howard'ın nasıl bir güç olduğunu Aldridge'den dinleyelim. Maçtan önce kendisine Dwight ile eşleşeceği hatırlatılıyor ve onu nasıl tutmayı düşündüğü soruluyor, cevabı: "Bu konu hakkında konuşmak istemiyorum." Yani sonuç olarak böyle bir pivotun 6-7 dakika top almaması kabul edilebilir birşey değil. Zaten hücumda rol alamayan ve boş boş koşturan Dwight Howard'ın da savunmadaki konsantrasyonu da bir süre sonra kayboluyor. Hele bu dönemde Magic'in şutları girmezse, rakip takımlar bir anda 10-0 gibi seriler yakalıyorlar. Yani Howard'ın beslenememesi hücumun yanında savunmalarını da etkiliyor... Bunun yanında Lewis'i fiziksel olarak zorlayan uzun forvetlere karşı Bass'in kullanılmayışı ve Lewis'in 3 numaraya çekilmeyişi de defansif yönden problem bence. Fakat bu yazıda özellikle Magic'in 7-8 kere üst üste üçlük denerken yediği seriler dikkatimi çektiği için hücuma değiniyorum.

İşte Magic'in gerçek sorunlarından biri bu. Hedo'yu aramalarının 1 numaralı sebebi. Peki Howard'ın kısırlığa itilmesinin sorumlusu Carter mı? Bence değil. Van Gundy'nin bu konuda birşeyler yapması gerektiğine inananlardanım. Burada 2 ihtimal var. Ya SVG takımın ısrarla her 2 hücumda 1 topu Howard'la buluşturması gerektiğini söylemiyor, ya da daha kötüsü bunu söylemesine rağmen oyuncular onu dinlemiyorlar. İki yoldan da problemin kaynağına yani Van Gundy'e çıkıyoruz bence.

Gelelim Magic'in ikinci ve bana göre Dwight Howard ile aynı önem oranına sahip sorununa: Üçlükler. Magic 3 sezondur şut odaklı bir takım, zaten bunu bilmeyen NBA sever yok. Ancak bu sene işler iyice zıvanadan çıkmış durumda. Orlando Magic, takım olarak şutlarının yaklaşık olarak %37'sini üçlük olarak deniyor. Bu ne demek biliyor musunuz?

Geçtiğimiz sene bu rakam 32 civarlarındaydı. Peki size NBA'in en üçlükçü takımını sorsam %90'ınız ne cevap vereceksiniz? Knicks değil mi? Size hemen onların son 2 sezonda ne kadar üçlük denediğini söyleyeyim: %32 ve %31. Yani, NBA'in açık ara en çok şuta dayalı oynayan takımı Magic. Hani bu şutları guard'lar içeri daldıktan sonra, gelen yardımlardan dolayı zorunlu olarak dışarı çıkarsalar ona da razıyım - ki o şekilde bile %37 üçlük oranı inanılmaz yüksek. Ama yok, çoğunlukla dışarıda top dolaştırarak denenilen üçlükler görüyoruz Magic'ten. Üçlük iyi, güzel, hoş ama bazen - özellikle üçlükler girmemeye başladığında - dış şut atmayı kabullenmemek, fake atıp çembere gitmek çok daha doğru bir seçim haline gelir. Çembere gidemiyorsanız bile, fake'ten sonra 3-4 adım içeri girip bir orta mesafe isabeti bulmak yine takımın/oyuncunun güvenini yerine getirir. Ondan önceki 6 üçlüğü kaçırdığınız aklınızdayken ve üzerinize defans koşarken üçlük denemekten daha iyi bir seçim olduğuna kalıbımı basarım.

Magic'in başka ufak problemleri de var tabii ki ama onlara çok kısa kısa değineceğim. Jameer Nelson elbette geçtiğimiz sezonki formunda değil ama herhalde kimse onun %50 ile şut atmasını beklemiyordu. Zaten geçtiğimiz aylarda yaşadığı diz sakatlığı da hala tamamen geçmiş değili, o yüzden savunmada da zorlanıyor. Jason Williams oynadığında ise takım hücumda işliyor gibi gözükse de, savunmada korkuluk görevi yaptığından Magic çok kolay sayılar yiyor. Ayakları Fisher'dan bile yavaş diyeyim savunmada, siz anlayın... Yani kısacası Magic'in savunması eleştirilecekse, bu asıl olarak oyun kuruculardan kaynaklanıyor. Ama benim izlediğim 15'e yakın Magic maçında asıl problemler yukarıda yazdıklarım diye düşünüyorum.

Örneğin Terry Porter gelip 4 senedir hızlı tempoda oynayan ve oyun kurucusu Nash olan Suns'a ağır tempoda oynama prensibini getirebildiyse, Stan Van Gundy oyuncularına "Topu Dwight Howard'a indirin" veya "Her yarı-boşta olduğunuz pozisyonda üçlük sallamayın" diyemiyor mu? Bence Magic'in asıl problemi burada yatıyor. Biraz daha çembere gitmeleri ve Howard'ı beslemeleri gerekiyor, ligin boyalı alandan en az sayı bulan takımlarından biri Magic. Evet Howard'a rağmen böyle ve geçen sezon için de aynı şey geçerliydi, sadece bu sezonki kadar çok üçlük zorlamıyorlardı.

Son olarak da şunu belirteyim, böyle oynamaya devam etseler bile Vince Carter %100 duruma geldiğinde yine doğunun zirvesine oynayacaklardır ama playoff'larda yapacakları sınırlı kalacaktır.

8 FARKLI FIKIR:

sagnol dedi ki...

hidonun carter dan tek fazlası kimya demişsin de kimya her şey zaten.. geçen sene hidonun orlandoda özellikle playofflarda oynadığı oyun çok özeldi, hücum setleri sonuna kadar makina gibi işliyordu özellikle cavs serisinde. bunlar olmadıktan sonra, benim yıldızım olmuş neye yarar??? kaldı ki bilen bilir, uzun beslemek sanattır.

son olarak, daha çok takım analizi yazsana, çok güzel oldu bunu okumak :))

...S.f.R... dedi ki...

Hidayetin savunucusu değilim ancak nice takımlar var ki aldıkları yıldızlar hiç bir işlerine yaramayıp ellerinde patlıyor. Bence Orlando da bunlardan biri oldu takımın bu kadar kimyasının bozulmaması gerekiyordu. Nba finali oynayan takımın daha güçlü bir bench katkısıyla birlikte Şampiyon olmaması için hiç bir sebep yoktu. Bence Hidayetin gönderilip Carter'ın gelişi takımın kimyasını tamamen bozdu.

PIERREMANU dedi ki...

Taş çatlasa ikinci tur görürler. Umarım daha kötüsü olur, ilk turda elenirler, beter olurlar.

Kaan Özaydın dedi ki...

peki carter o yüzde yüz duruma bu sezon gelebilecek o büyük bir soru bence. ayrıca lewis'in kötü performansının da carter'ın kötü performansı arasında kaynadığını düşünüyorum.

sezonun yarısı geldi gundy hala kimi ne kadar oynatması gerektiğini çözemedi. yani şöyle bir takıma bakıyorum 1 numara sorunlu 2 numarada kimin ilk beşte oynaması gerektiğine hala karar verilmiş değil, 3 numara sorunlu, 4 numara sorunlu, 5 numara sorunlu, koç sorunlu.. bir takas hamlesi olmadan takımın toparlanması zor gözüküyor..

Adsız dedi ki...

harika bir yazı olmuş hergün okusak bööle yazılar keşke.

LexLuthor dedi ki...

Orlando'da Hidayet'in geçen sezonki oyunu okuyabilmesinin eksikliği ciddi şekilde hissediliyor. Carter, hidayet kadar Howard'ı besliyemiyor (ki besleyebilecek olsa da zaten sakatlıklardan düzgün olarak oynayamadığı bile söylenebilir), jameer nelson ise kendini şg sanan bir oyunkurucu. Hidayet geçen sezon bu takımda çoğu hücumda pozisyonu hazırlayan oyuncu oluyordu. Bu hem Hidayet'in oyununu hem de Orlando'nun oyununu geliştiriyordu. (Toronto'da hidayet bu görevde değil, oradaki hali de içler acısı bu yüzden) Ayrıca Dwight Howard'la da oldukça iyi anlaşıyorlardı. Şimdi eskisi kadar topu Howard'a indiremeyen bir Orlando, bu yüzden daha da fazla üçlük kullanıyor. Aslında bence bunun sebeplerinden biri de Howard'ın hala çok iyi bir pasör olamaması da olabilir. Ben onun 2000'in başlarındaki Shaq gibi topu sırtı dönük alıp bir iki kez sektirip yardım gelince boştaki adamı rahatça bulmasını bekliyorum. (ah ah dış oyuncu fantezisi :P) ama izlediğim maçlarda bunu hala yeteri kadar iyi yapamıyor. Aslında o da haklı zaten 6-7 dakika top gelmiyor adama, o topu da geri verecek değil elbette :) Ama SVG bu duruma bir çözüm bulmazsa, playoff'ta ilerilere gitmeleri pek kolay gözükmüyor. Pota altında Howard varsa o top en az 2-3 hücumda bir o adama değmeli. Bunu bir koçun oyuncularına yaptırtması lazım.

Adsız dedi ki...

Bütün sorun Lewis ile Nelson'da bana kalırsa. Arkadaşların dediği gibi Nelson sg, Lewis sf gibi oynayan adamlar. Hido takımda varken Nelsonun eksikliğinden kaynaklanan guardlığı da yapıyordu Lweis'ten kaynaklanan Forward eksikliğini de.

Takas şart ama bu Carter olmamalı.

Adsız dedi ki...

Bütün sorun Lewis ile Nelson'da bana kalırsa. Arkadaşların dediği gibi Nelson sg, Lewis sf gibi oynayan adamlar. Hido takımda varken Nelsonun eksikliğinden kaynaklanan guardlığı da yapıyordu Lweis'ten kaynaklanan Forward eksikliğini de.

Takas şart ama bu Carter olmamalı.