BIY AD

15 Aralık 2009 Salı

Ariza Yok, Peki Ya T-Mac?

Gün içinde 2010 Dünya Basketbol Şampiyonası kura çekimi heyecanı olduğu için NBA'de günün notlarını yazamadım ayrıca haberlere de pek değinemedim. Ama buyrun bir tane bu gece ile ilgili vereyim. Geçen gece Raptors savunmasından bahsederken, Ariza'nın DeRozan'a salladığı dirseğe ve oyundan atılmasına da değinmiştim.


Link

Bunun sonucu olarak 1 maç ceza almış ve bu akşam Pistons'a karşı forma giyemeyecek. Ariza'nın dirseği DeRozan'a gelmese bile burada niyet ve yaralama isteği önemli. Belki de 1 maç az bile.

Cezanın üzerine Adelman'a sormuşlar: "T-Mac oynayabilir mi?" diye. "Valla hiç düşünmemiştim bile, hala 'Biz ondan emin olunca oynayacak' şeklindeki kararımız devam ediyor" şeklinde cevaplamış. Gerçekten anlamıyorum, niye T-Mac'i oynatıp takas değerinin artmasını sağlamıyorlar? Acaba T-Mac'e o kadar mı güvenmiyorlar? Döndüğünde kötü oynayıp şu anda en azından ismiyle sağladığı takas değerinin bile altına düşeceğinden mi korkuyorlar? Kendisi hazırım diyorsa ve kontrat sezonunda ısrarla oynamak istiyorsa bence onu hala kenarda tutmanın çok bir anlamı yok...

Yorumlara yazdığım şeyi buraya da yazayım: Sonuçta sağlıklı ve katkı yapabilecek bir T-Mac ile ilgilenecek takım sayısı eminim ki kenarda takım elbiseyle oturan bir biten kontrattan çok daha fazla ilgi çekecektir.

2010 Kuralarının Değerlendirmesi


A Grubu: Arjantin, Sırbistan, Avustralya, Almanya, Angola, Ürdün
B Grubu: ABD, Slovenya, Brezilya, Hırvatistan, İran, Tunus
C Grubu: Yunanistan, Türkiye, Porto Riko, Rusya, Çin, Fildişi Sahilleri
D Grubu: İspanya, Fransa, Kanada, Litvanya, Yeni Zelanda, Lübnan

Henüz gelecek kadrolar hakkında kesin olan hiçbir şey yok o nedenle uzun uzadıya birşeyler yazmak doğru olmaz. Kısa kısa geçeceğim. Önce tabii ki bizim grup:


- Birçok kişinin Arjantin ve İspanya'ya oranla tercihiydi Yunanistan ama bana göre pek fark yok, son 10 senede Yunanistan milli takımının neler yaptığına bakabilirsiniz.
-Üçüncü torbadan gelen Porto Riko yerine Kanada, hatta Avustralya daha iyi olabilirdi. Arroyo, Ayuso, Barea guard üçlüsü hiç fena değil, Reyes'i de katınca sağlam bir takımla karşı karşıya oluyoruz.
- Rusya'da Kirilenko geleceğini açıklamıştı, Holden, Kaun ve Khryapa'dan haberim yok. Tam kadro gelirlerse gerçekten çok tehlikeliler. Ha keza Litvanya'da da Kaukenas ve Jasikevicius'un dönmesi bekleniyormuş. Bu torbadan kimin daha iyi seçim olacağını gelecek kadrolar belirleyecek.
- Çin'de aslında Yao şampiyonaya kadar iyileşmiş olacak ama bu son sakatlığından sonra yaptığı açıklamalarda milli takıma pek sıcak bakmadığına dair mesajlar vardı. Milli takımı bırakmadığını ama kariyerini de düşünmek zorunda olduğunu söylemişti kendisi. Bu da ülkesine, milliyetine olan sevgisi ne kadar fazla olsa da - en azından 2010'da - oynamayacağı anlamına geliyor. Yao'suz Çin'den de korkmaya gerek yok.
- Fildişi Sahilleri hakkında ise maalesef hiçbir bilgim yok. Ne desem yalan...

Biz D grubuyla eşleşeceğiz. Gruplardaki sıralamalara göre 1-4 ve 2-3 eşleşmeleri oluyor. İspanya ile eşleşmesek yeter zaten tabii tam kadro gelecek bir Litvanya'dan da mümkünse yırtmak lazım. Diğerlerini kesinlikle eleyecek güçteyiz. Tabii şunu belirtmekte fayda var: Ersan 4 numara oynamalı !! Diğer türlü bir milli takım düşünemiyorum, umarım Tanjevic de düşünemiyordur. Ama tabii unutmamak lazım ki, Kerem ceza almasa 2009 Avrupa Basketbol Şampiyonası'nda Kerem 4, Ersan 3'te başlayacaktı...

Biraz da diğer gruplara bakalım:

A Grubu: Arjantin, Sırbistan, Avustralya, Almanya, Angola, Ürdün:
Arjantin'de Pepe Sanchez ve Herrmann döneceklerdi, son kararları nedir bilmiyorum. Zaten grubun favorisi konumundalar, bu iki oyuncu da (özellikle Pepe Sanchez) eklenince iyice güçlenirler. Almanya'da Kaman ile Nowitzki %99.9 geliyorlar. Angola'yı da en son 2008 Olimpiyatları'nda izlemiştim ama sürpriz yapıp Avustralya'yı geçeceklerini pek sanmıyorum.

B Grubu: ABD, Slovenya, Brezilya, Hırvatistan, İran, Tunus:
Burada da Amerika açık ara favori. Ama tabii 2008'dekine yakın bir kadro getirirlerse... İran esasında bana göre 5. torbanın en iyi takımıydı ama sürpriz yapamayacağı bir gruba düştü.

D Grubu: İspanya, Fransa, Kanada, Litvanya, Yeni Zelanda, Lübnan:
İspanya'nın favori olduğunu söylememe gerek yok heralde? Ardından ikincilik için benim beğendiğim ama dış şutlarda büyük problem yaşayan Fransa ile Litvanya kapışacaklar. Litvanya'nın getireceği kadro çok önemli tabii. Dördüncülük için ise Nash gelmeyeceğini açıklamış olsa da, Kanada şanslı gibi duruyor Yeni Zelanda'ya oranla. FIBA Americas'da onsuz son derece başarılı oldular çok iyi bir takım havası yakalayarak. Zaten Nash de "Takımın havasını bozmak istemiyorum" diye bir bahane sürmüş ortaya. İnsanlar da yedi bunu Nash =)


Edit: Baktım da yazı beklediğimden uzun oldu ama "Şu gelirse, bu gelirse, bu gelmezse" üzerine yazdığımı farkettim neredeyse tamamen. Zaten başka türlü bir grup değerlendirmesi şimdiden yapılamaz sonuçta.

2010 Dünya Şampiyonası Maskotu

Daha önce hiç bakmamıştım, ilk defa kura çekiminde gördüm. Ama pek beğendiğimi söyleyemeyeceğim maalesef.

Edit: Evet Van kedisi belki güzel bir seçim - zaten bunu eleştirmedim - ama uygulama hiç iyi olmamış bence. Bu kadar koca kafalı olması benim hoşuma gitmedi.

2010'daki Rakiplerimiz Belli Oldu !!

Kura çekimi az önce sona erdi. İşte gruplar:

A Grubu: Arjantin, Sırbistan, Avustralya, Almanya, Angola, Ürdün
B Grubu: ABD, Slovenya, Brezilya, Hırvatistan, İran, Tunus
C Grubu: Yunanistan, Türkiye, Porto Riko, Rusya, Çin, Fildişi Sahilleri
D Grubu: İspanya, Fransa, Kanada, Litvanya, Yeni Zelanda, Lübnan

Yorumlar biraz sonra. Arada sizin düşüncelerinizi alayım.

Yok Böyle Birşey

Dün daha sezon finalini izlemeden önce "İzlediğim en iyi dizi sezonuydu." yazmıştım Dexter'ın 4. sezonu için. Eve gidip finali izledim ve inanılmaz bir bölümle karşılaştım. Dexter diziyse diğer izlediklerimiz nedir?

Aşmış tek kelimeyle.

14 Aralık Programı

15 Aralık Salı 02:00 / Indiana Pacers - Orlando Magic
15 Aralık Salı 02:00 / Golden State Warriors - Philadelphia 76'ers
15 Aralık Salı 03:00 / Boston Celtics - Memphis Grizzlies
15 Aralık Salı 03:30 / New Orleans Hornets - Dallas Mavericks
15 Aralık Salı 04:00 / Minnesota Timberwolves - Utah Jazz
15 Aralık Salı 04:00 (NBA TV) / Oklahoma City Thunder - Denver Nuggets
15 Aralık Salı 05:30 / Washington Wizards - Los Angeles Clippers

Dün NBA'in en iyi kısa forvetini evinde konuk eden Durant bu sefer NBA'in 2. en iyi forvetinin evine gidiyor. Carmelo'nun ne kadar formda olduğunu söylememe gerek yok, istatistikleri her şeyi söylüyor. Ama eğer birazcık gününde olursa ve bu sezon Carmelo'yu izlemediyseniz gerçekten çok şaşıracaksınız. Leblebi gibi orta mesafeli atışları sokuyor. 2-3 maçta, bir raddeden sonra "Yeter artık bir tane kaçır be adam" dediğimi biliyorum. Ayrıca NBA'in ağır tempoda oynayan takımlarından Thunder ile en hızlılarından Nuggets arasında olması nedeniyle de ilginç bir maç. Her yönüyle izlenilesi, hem de NBA TV'de.

Keza Wizards ile Clippers kaliteli kadrolarına rağmen bu sezon beklentileri karşılamak bir yana, tamamen hayalkırıklığı yaratan takımlar. Bu da sonucunu ve kimin daha iyi oynayacağını merakla beklediğim bir maç.

14 Aralık 2009 Pazartesi

LeBron'dan Nefret Etmek


Link

Taraftarın kızarmış patatesini yedi diye ne eleştiriler gelmiş LeBron'a. Yok efendim dikkatleri/ilgiyi üzerine çekmeyi fazla seviyormuş, yok olgunlaşmadığına kanıtmış, parkedeki oyununa ve takımına bakması lazımmış bu tür hareketlerden önce... Abartmanın ve nefretin sınırlarını zorluyor bazı insanlar gerçekten.

Aslında top çalma videosu olarak ilk izlediğimde "Yuh steps'e bak" dedim ve sonunu izlemeden kapadım, meğerse sonunda kızarmış patates olayı varmış. Videoyu 'kızarmış patates' başlığıyla az önce gördüm. Olayı izlediğim anda sempatik bir hareket olduğunu düşündüm ve sırıttım. Ufak, Durant formalı Thunder taraftarı da öyle düşünmüş olacak ki LeBron'a 'çak' yapmış, LeBron da çakmış... Bu blog'u okuyanlar benim LeBron'u sempatik bulmadığımı bilirler ama gerçekten şu hareket yüzünden eleştirilmesine sinirlendim. Nasıl bir mantıktır ya...

Ardından hemen aklıma geldi, "Daha geçen sene biri bunu yapmıştı" diye ve 2 arama sonra o ismin Rafer Alston olduğunu hatırladım:


Link

Ama tabii doğru, Alston yapınca sempatik, LeBron yapınca tu kaka. Gözlerdeki perdeleri indirmeli bazı basketbol seyircileri...

Konsantrasyon Bozmak

Dün geceki Cavs - Thunder maçından güzel bir kare...

Konuyu bilmeyenler önce buraya sonra şuraya baksınlar lütfen.

NBA Kariyeri Bitti Mi?

Belki de birçoğunuz bilmiyor bile. Ike Diogu bu sezon New Orleans Hornets ile anlaşmıştı. Ancak hazırlık kampında ağırlık kaldırırken dizini sakatlamıştı ve ondan sonra doğru düzgün antrenmana çıkmadı. Haliyle hiçbir maçta da oynamadı. 2-3 gün önce mikro-kırık ameliyatı olduğu ve sezonu kapadığı açıklandı.

Daha önce hakkında çok kısa birşeyler karalamıştım. Özellikle işin hücum yönündeki yetenekleriyle ilgimi çekmiş bir isimdi. Ama Hornets ile sadece tek sezonluk anlaşması vardı. Şimdi 2010 yazında, ne zaman döneceği belli olmayan, bugüne kadar NBA'de hiçbir şey kanıtlamayan Diogu'ya hangi takım sözleşme önerecek? NBA kariyeri bitmiş bile olabilir. Umarım yanılırım.

Love: "Bizim Koçun Adı Neydi?"

Hazırlık maçında elini kırdığı için sezonun ilk 1 ayını kaçıran Kevin Love, son 6 maçtır takımında görev alıyor. Genç uzun, bu sezon ilginç bir şekilde denediği ve başarılı olduğu üçlükleriyle dikkat çekiyor: 7/11. Geçtiğimiz sene ise 2/19 isabet sağlayabilmişti koca sezon boyunca. Kolej kariyeri boyunca dış şutlarda isabet bulan bir uzun olan Love'ın, NBA'de daha uzak olan üçlük çizgisinden zorlanması pek çoklarını şaşırtmıştı. Love'a göre işin içinde başka etkenler varmış.

Love geçen gün yaptığı açıklamada "Koçun ismini hatırlamıyorum ama geçen sezonun başındaki koçumuz bana üçlük atmayı hatta 3 metreden uzaktan atış kullanmamı yasaklamıştı. Şimdi ise bana güvenen bir koçum var. Onun güvenine sahip olmak şutları çok daha rahat atmamı sağlıyor çünkü o şutları sokabilecek yetenekteyim." demiş. O koçun Randy Wittman olduğu hatırlatılınca da "Her neyse, yorum yok" diye devam etmiş.

Hiç memnun değilmiş koçundan anlaşılan, hatta ufak çaplı bir nefret bile varmış diyebilirim. Ama Love'a sormak lazım, onu deli gibi beğendiği için draft eden McHale sezonun geri kalan 60 maçında takımın başına geçtiğinde niye hiç denememiş üçlük diye. Üstelki McHale, Love'a olan güvenini her açıklamasında belli ediyordu. Bence Love'a NBA'deki ekstra mesafe fazla geliyordu. Zaten yazın üçlüğü üzerinde çalışarak bunun üstesinden geldiğini kendisi de söylemiş. O zaman niye Wittman'a taş atmak?

Love benim beğendiğim bir oyuncu ve geçen sezon içeride kendisinden uzun olan forvet/pivotlara karşı topu potaya göndermekte oldukça zorlandığına şahit olmuştum. Bu sezon maalesef henüz izleme şansım olmadı ama yazılanlar aynı sıkıntının devam ettiği yönünde. Umarım işin kolayına kaçarak kendisini 'şutör uzun' olarak tanımlama yoluna gitmez Love. Hem içeriden hem dışarıdan oynayan komple uzunlara hasret kaldık...

13 Aralık'tan Notlar

Raptors-Rockets maçı hakkında dün gece yazmıştım.

Ribaund önemli şey:
Heat'te Jermaine O'Neal sakatlıktan dönmüş olmasına rağmen Grizzlies takımı rakibini ribaundlarda öyle bir ezmiş ki... Heat'in 18 defansif ribaunduna karşılık, Grizzlies'in 15 hücum ribaundu (Randolph 4, Gasol 4) var. Bu yetmiyormuş gibi %53 ile şut atmışlar ve 118-90 ile farklı bir şekilde yenmişler Heat'i deplasmanda...

Günün hayvan performansları:
Rudy Gay kariyerindeki en yüksek sayıya ulaşmış dün gece: 41. Üstelik bunu 28'de 15 isabetle gerçekleştirmiş. Heat'in kısa forvetleri Gay'i durduramamış ayrıca takım olarak da fast break'lere engel olamamışlar.

LeBron James, Durant'a "Daha çok yolun var" demiş: 44 sayı, 7 ribaund, 6 asist ve 4 top çalma ile. Ama asıl olay aşağıda belirttiğim gibi üçlüklermiş...

Üçlükler:
Cavs, Thunder'a karşı çok zorlanırken, LeBron üçüncü çeyreğin son dakikası içinde attığı 3 üçlük ve serbest atış ile takımını 7 sayı geriden bir anda 2 sayı öne taşımış. LeBron'unki yetmemiş. Mo Williams 4. çeyrekte, iki takım da sayı bulmakta zorlanırken 3 tane üstüste üçlük atmış. Üstelik birisi fark 4 ve 24 saniye bitmek üzere iken ortasahadan... O noktadan sonra maç bitmiş. Cavs toplamda

Cavs'in yeni kurbanı Thunder:
Bucks'ı 11 dakika boyunca 0 sayıda tutup 29-0'lık seriye imza atan Cavs bu sefer de Thunder'ın maçın son 7 dakikasında sayı üretmesine izin vermemiş. Üçlüklerle beraber galibyetteki en önemli etkenmiş.

Günün X-faktörü:
Ginobili ilk çeyreğin ortasında oyuna girmiş ve ikinci çeyreğin ortasına kadar 13 sayı 2 asist ile Spurs'ün farkı 20'li sayılara kadar çıkarmasını sağlamış. O noktadan sonra da Spurs zaten rahat bir şekilde maçı kazanmış.

Nets bildiğimiz gibi:
Hawks'a 130-107 yenilmişler. İçeride de bazı oyuncuların arasında sorunlar falan belirmiş. Kısacası gidişat hiç iyi değil - sanki bu sezonun başından beri iyiydi de.

2010 Kurasının Torbaları Belli Oldu

Birçoğunuzun bildiği gibi 15 Aralık Salı yani yarın, saat 11:30'da 2010 Dünya Basketbol Şampiyonası'nın kuraları çekilecek. Bu kuralar için torbalar dün oluşturulmuş:

1. Torba: ABD, İspanya, Yunanistan, Arjantin
2. Torba: Sırbistan, Slovenya, Fransa, Türkiye
3. Torba: Brezilya, Porto Riko, Kanada, Avustralya
4. Torba: Hırvatistan, Almanya, Rusya, Litvanya
5. Torba: Çin, Yeni Zelanda, İran, Angola
6. Torba: Ürdün, Lübnan, Tunus, Fildişi Sahilleri


Salsa'dan Anıl'ın yazdığına göre David Stern'ün güvenlik nedeniyle bastırması ve daha çok bilet satabilmek için ABD İstanbul grubunda yer alacakmış. Biz evsahibi olarak Ankara'yı seçmişiz.

Bir en iyi bir de en kötü senaryoyu oluşturayım kafamda. Amerika ile aynı grupta olmayacağımız kesin. Diğer 3'lüden İspanya ön plana çıkıyor ama Yunanistan ve Arjantin'in de çok aşağı kalır yanı yok bana göre.

En iyi: Arjantin/Yunanistan, Türkiye, Kanada, Litvanya/Rusya, Angola, Tunus
En kötü: İspanya, Türkiye, Brezilya, Hırvatistan, İran, Lübnan

Doğuş'un uyarısıyla şunu eklemek istedim yazıya. İkinci torbadaki takımlardan Rusya ve Litvanya'nın nasıl kadrolar getireceği çok önemli. 2009'daki kadrosunu düşünürsek Litvanya'nın çıkması belki de en iyi seçenek olacaktır.

Kura çekimi Salı günü saat 11.30'da NTVSpor'dan naklen yayınlanacakmış.


Edit: Başlıkta gruplar yazmışım, torbalar olacak tabii ki.

Final

Bu sabah 4. sezonun finali yayınlandı. Lost'un ilk sezonu dahil, izlediğim en iyi dizi sezonuydu. Son bölümde daha da kendini aşacak gibi gözüküyor. Eve gidip izlemek için sabırsızlanıyorum...

Herkese tavsiye ediyorum bu diziyi.

Raptors Savunma Yapmış ?!?

Dışarıda olduğum için izleyemedim ama yaklaşık 2 saat önce sona eren maçta Raptors, Rockets'ı çok rahat bir şekilde yenmiş. Birazcık savunma yaparlarsa güzel bir maç izleriz diye yazmıştım, Raptors olayı abartmış. Rockets'ı %36 şut yüzdesinde tutmuşlar ve sadece 88 sayı atmalarına izin vermişler. Ayrıca üçlüklerde de Rockets 3/24 ile oynamış. Maç boyunca fark 10 ila 20 arasında gitmiş gelmiş. Ariza bu savunma karşısında 0/9 saha içi isabetiyle sadece 1 sayı bulabilmiş. Bir pozisyonda da topu DeRozan'a kaptırınca sinirlenmiş ve çaylak oyuncuya dirsek sallayıp oyundan atılmış. Beklediğim gibi Houston uzunları tam 15 hücum ribaundu alarak (Scola 4, Landry 6) savaşçılıklarını göstermişler ama - bir kez daha söylediğime inanamıyorum - dış oyuncular, Raptors'ın müthiş defansına çarpmışlar... Gerçi benim ufak da olsa şüphelerim var Rockets'ın kötü bir gününde olduğuna dair ama izlemediğim için bunu iddia etmem yanlış olur.

Raptors'da ise Hedo ve Jack, Caldron'u aratmamışlar. İkili 13 asist yapmış. Takım haline %50 ile şut atmışlar. Tabii ki Chris Bosh'un 27 sayısını ve Hedo'nun 23 sayısını unutmayalım.

Var mıdır maçı izleyenlerin eklemek istediği birşeyler?

Edit: Gelen yorumlara göre zannedersem Houston'ın formsuzluğu, Raptors'ın defansından daha baskınmış.

13 Aralık 2009 Pazar

Hangisi Hangisi? - 2

13 Aralık Programı (Hedo 19.30'da NTV Spor'da)

13 Aralık Pazar 19:30 (NTV Spor) / Houston Rockets - Toronto Raptors
14 Aralık Pazartesi 00:00 / New Jersey Nets - Atlanta Hawks
14 Aralık Pazartesi 01:00 (NBA TV) / Memphis Grizzlies - Miami Heat
14 Aralık Pazartesi 02:00 / Cleveland Cavaliers - Oklahoma City Thunder
14 Aralık Pazartesi 04:30 / San Antonio Spurs - Los Angeles Clippers


İnsani bir saatte, hızlı tempoda geçecek güzel bir maç bekliyor bizi. Tabii Toronto defansını hesaba katmazsak. Fazla birşey beklemiyorum, biraz çabalasınlar yeter. Ariza - Hedo karşılaşması ve Houston'ın yetenekleri sınırlı, cüsseleri yetersiz pota altına karşı dışardan oynamayı tercih eden Raptors uzunları. İzlemesi ilginç bir maç olacak. Rockets takımının savaşçılığı ve ribaundlarda kurudğu üstünlükle maçı kazanmasını bekliyorum.
Ayrıca Calderon son maçta görev almasına rağmen, sakatlığı onu uzun süre parkelerden uzak tutabilir diye açıklama yapmış Raptors. Yani bugün oynaması zor görünüyor. Hedo'ya düşüyor oyunu kurmak.

Nereye Gidiyoruz?

Devin Harris cuma günü - yine - farklı kaybettikleri Pacers maçından sonra kulübün başkanı Rod Thorn'a dert yanarken görülmüş. "Bu takımın bir amacı yok, nereye gidiyoruz böyle?" demiş Devin Harris. Thorn'un ne cevap verdiği hakkında hiçbir şey yazılmamış ama aynen şunu dediğini tahmin ediyorum:

"2010 sezonu başlarken LeBron, Wade, Bosh veya Amare'den en az 1'ini almamışsak, o zaman gel bu soruyu sor."

Fil Hafizası


Link

Unutmaz, cezayı da keser. Tek fark, faul yapan büyük, yapılan küçük olunca kasti faul çalınmış. Geçen sene normal faul çalınmıştı...

12 Aralık'tan Notlar

Zap'tan ambale olmak:
2'si televizyondan diğer 3'ü internetten olmak üzere; Boston-Chicago, Charlotte-Dallas, Portland-Milwaukee, Phoenix-Denver ve Lakers-Utah'ı döne döne izledim. Artık hangi maçta kaç dakika kaldığını, farkın kaç olduğunu falan bırakıp sadece basketbol izlemeye başladım. Yapılmasını tavsiye etmiyorum, izlediğinden birşey anlamıyormuş insan. Maksimum 2 basketbol maçı aynı anda izlenmeli.

Günün hayvan performansı:
Troy Murphy. Aslında geçen sene olsa "normal" bir maç çıkarmış diyebilirdik ama bu sezon geçirdiği sakatlık nedeniyle iyi oynamıyordu pek. Washington'a karşı 28 sayı 12 ribaund 4 asist ve 4 top çalma yapmış. Üstelik 18 şutundan 10'unu isabetli kullanmış.

Dampier ve Nowitzki ikilisi de çok etkiliydiler. Dampier 7/7 isabetle 14 sayı, 18 ribaund ve 3 blok ile oynadı. Geçtiğimiz sezon 6 kere double double yapmıştı. Bilin bakalım bu sene kaçıncısını yaptı? Evet 6... Anladık Dampier kontrat peşindesin ama artık birazcık utanıp gelecek sene paraları götürdükten sonra da böyle oynamaya devam etsen? Nowitzki ise 4. çeyrekte Dallas'ın son 10 sayısına imza attı, maçı uzatmaya götüren şut da dahil. Uzatmalarda da son 30 saniyede 2 kere gerideyken takımını öne geçiren basketi attı. Sonuncusu maçı da kazandırdı.

Boşa kürek çekenler:
Gilbert Arenas triple double yaptı: 22-10-11. Pek görmeye alışık değiliz bunu kendisinden, nitekim 10 ribaunda çıkması zor oluyor. Zaten asistlerde de 10'u sık geçtiğini söylemek zor. Bu sezon için söylemiyorum bunları, Arenas'ın kariyeri için... En son 03-04 sezonunda tam 3 kere triple double yapmıştı. Ama 10 Aralık'ta Celtics'e karşı olduğu gibi yine 2 serbest atış kaçırmış maçın son saniyelerinde. Kariyerindeki en düşük serbest atış yüzdesine sahip şu anda: %70.5

Louis Amundson 12 sayı 11 ribaund ve 4 blokla oynamış. Oynamış diyorum çünkü "Ben bu maçı izlerdim" dememe rağmen, diğer karşılaşmalara bakmaktan bunu unuttum adeta. 4-5 dakikasını ancak seyretmişimdir. Savaşçı Denver pota altına karşı Amundson tam ilaç olmuş.


Takımı baltalayanlar:
Hibbert... Genç bir oyuncu ve tecrübesiz, bugün Haywood karşısında zorlanmasını da bekliyordum. Hepsi tamam ama bir pivot 9'da 1 de atmamalı. Daha dün de 20 atıp kariyer rekoru kırmıştı...

Kobe'nin parmağında ufak çaplı bir kırık var evet biliyorum ama 7/24 isabetle oynayacaksa, hiç oynamasa daha iyi değil mi? Gasol ile ilk defa kaybettiler.

Günün X-faktörü:
Mike Dunleavy 24 sayı ve 5 asist ile oynamış bench'ten gelip. 10'da 10 serbest atış, üstelik 4'ü maçın son 10 saniyesinde gelmiş takım gerideyken... Hiç eli titrememiş Dunleavy'nin. Bir de tabii ilk çeyreğin sonunda ortasahadan attığı üçlük var.

Çaylak Matthews, Lakers'dan yedikleri tokat sonrası Magic'a karşı ayağa kalkamaz diyordum, o maçta iyi de oynamadı. Ama Lakers'a karşı bilenmiş; 7/12 isabetle 19 sayı 6 asist. İlk yarıda - özellikle de ilk çeyrekte - mükemmel oynadı.

Defans:
İlk üç çeyreği bölüm bölüm takip ettiğim maçta Celtics, Bulls'u yine dağıttı ve galibiyet serisini 10 maça çıkardı. Esasında ilk yarıda işler çok da kötü gitmiyordu ev sahibi takım için ama ikinci yarıda yorgunluk kendisini belli etti. Maçtan önce yazdığım gibi, dün Warriors'a karşı çok yüksek tempoda maç oynamışlardı 7 kişiyle. Bu maçta da 3. çeyrekte sadece 17 sayı bulabildiler, 4. çeyrekte de 17'de kalmışlar ama fark zaten 20'ydi, ondan dolayı önemi yoktu.

Minnesota defansı SOS veriyor. Sacramento'dan 120 yemekle kalmamışlar, rakibin %52.5 ile şut atmasına izin vermişler. Ayrıca tam 33 asist yapmış Sacramento. Bunlar yetmemiş 16 da hücum ribaundu vermişler. Biz arkadaşlarla sokakta oynarken daha iyi savunma yapıyoruz.

Hakemler:
Dallas-Charlotte maçında hakemler Dallas'a - özellikle maçın sonlarında - çok ucuz fauller çaldılar ayrıca Charlotte'a da yapılan faullerde düdük çalmadılar. Hele maçın son saniyesinde Nowitzki Felton'a o kadar açık bir faul yaptı ki, hayretler içerisinde kaldım. Felton'a da yazık oldu, kariyerinde en doğru kararları verdiği maçlardan biriydi. Maçın yakın gideceğini beklediğimi söylemiştim ama Charlotte'un neredeyse bütün maç boyunca önde gitmesi gerçekten şaşırtıcıydı. Bunda Mavs'in takım halinde normal şartlar altında sokacakları boş şutları değerlendirememeleri etkendi.

Portland-Milwaukee:
Aldridge 13/22 isabetle tam 31 sayı üretti, bunların yaklaşık 20'si Ersan oyundayken idi. Dip çizgiden o bahsettiğim durdurulması imkansız fade away atışlarında bugün başarılı oldu. Bu şutları soktuğu zaman yapacak hiçbir şey yok. Ersan değil Camby olsa bloklayamazdı. Ama uzatmalarda 2 pozisyon üstüste sahayı Ersan'dan daha çabuk katederek kolay sayılar buldu. Skiles buna sinirlenip Ersan'ı oyundan çıkardı ve ikinci uzatmada MbahaMoute 6'layana kadar oyuna sokmadı. MbahaMoute demişken: Roy'a mükemmele yakın savunma yaptığını ve hayatından bezdirdiğini atlamayalım. Ama 4. çeyreğin sonunda takım 3 sayı farkla öndeyken, bomboş smaç vuracağı kesin olan Aldridge'e faul yapıp basket+faul olmasını sağlayarak, maçın uzatmaya gitmesinde çok büyük katkısı vardı. Ayrıca Jennings'in 2 tanesi çok kritik yerlerde olmak üzere 3 tane çok uzak mesafeli gözyaşı damlası attığını söylemeliyim. Hatta bir tanesi baya, baya bildiğiniz serbest atış çizgisindendi, üçlükten de gözyaşı damlası atacak sandım bir ara... Ersan Redd'in de dönmesiyle, hücumda çok fazla sorumluluk almadı. Birkaç atışını da diğer maçlara bakarken kaçırdığımı düşünüyorum. Milwaukee'nin maçı kazanmasının nedeni MbahaMoute'nin Roy'a yaptığı savunmanın yanında Ridnour'un kenardan gelerek takımın sıkıştığı anlarda skorer rolüne bürünmesi idi. Ridnour'a bu sene birşeyler oldu. Kariyeri boyunca %43 şut yüzdesini geçemeyen adam, bu sezon %50 ile atıyor ve her türlü atışı fade-away'ler, tear-drop'lar vs. yapıyor.

Başımıza taş yağacak:
Fisher 15 ile sezonun en yüksek rakamına ulaştı. Kutluyorum buradan. İzlediğim süre boyunca - yani ilk yarıda - oldukça zor atışları değerlendirerek 13 sayı atmıştı ama ikinci yarıda durmuş. O ilk yarıdan sonra, dün yediği smacın Fisher'ı kendisine getirdiğini düşünmeye başladım. Bu arada, Kobe'nin çok kötü oynadığı maçta, takımın geri kalanı da 2/12 ile üçlük attığı için yenilmişler.

Karşıma Çıkma Sakın - 2


Link

11 Aralık'ın en güzel hareketiydi Kobe'nin asistiyle beraber. 12 Aralık Notları'nda smaca ufak da olsa değineceğim için koyayım dedim.

Fisher ufak çaplı bir travma yaşıyor. Brewer öyle bir geliyor ki, karşısında LeBron bile olsaymış smacı yapacakmış gibi bir his uyandırdı bende. Muazzam. Keşke Fisher yerine bir kısa forvet falan olsaydı, o zaman çok daha akılda kalıcı olurdu. Hatta bir uzun mu olsaymış ne?

Daha önceki karşıma çıkma için tıklayınız