BIY AD

26 Ocak 2010 Salı

Çok Seksiyim

Hawks koçu Mike Woodson kaşlarını traş etmiş ve seksi/yakışıklı göründüğünü düşünüyormuş Horford'ın dediğine göre. Gerçi zaten öyle çok gür kaşları yoktu ama yine de ilginç olmuş bir hayli. Maçtan önce de Josh Smith cırt cırttan kaşlar yapıştırmış Woodson'ın kafasına ve bir hayli eğlenmişler ortaya çıkan imajla:

25 Ocak 2010 Pazartesi

Lakers'ın Yeni Transferi

Şimdi Yahoo'da gördüm. Sezon sonuna kadar garanti olmayan bir kontrat imzalamışlar. Hayırlı olsun. Obama yanlış zamanda başkan oldu. Şundan 20 sene önce başkan olacaktı. İşte o zaman zevkten 4 köşe olurdu, devamlı Jordan-Phil Jackson ve Bulls ziyaretine gelirlerdi. Bunu söylemememin nedeni Obama'nın Bulls taraftarı olması tabii ki.








25 Ocak Programı

26 Ocak Salı 02:00 / Indiana Pacers - Philadelphia 76'ers
26 Ocak Salı 02:30 / Cleveland Cavaliers - Miami Heat
26 Ocak Salı 02:30 / Los Angeles Clippers - Boston Celtics
26 Ocak Salı 03:00 / Orlando Magic - Memphis Grizzlies
26 Ocak Salı 03:30 / Atlanta Hawks - Houston Rockets
26 Ocak Salı 03:30 / Chicago Bulls - San Antonio Spurs
26 Ocak Salı 04:00 (NBA TV) / Phoenix Suns - Utah Jazz
26 Ocak Salı 04:00 / Charlotte Bobcats - Denver Nuggets
26 Ocak Salı 05:00 / New Orleans Hornets - Portland Trail Blazers

Pek çok izlenesi maç var. NBA TV'deki de güzel maçlardan biri.

Ligin en büyük 3 yıldızından 2'si karşı karşıya diyelim (incitmeyelim madem LeBron severleri)... Wade'in yardımcılarının kalitesi pek yüksek değil - Beasley hariç, ki o da ne kadar yüksek tartışılır. Ama Cavs'in de hala eksikleri bulunuyor. Mo-Will zaten 1 ay yok ve West'in parmağı kırık ancak Moon'un dönme ihtimali varmış. Shaq oldukça ince olan Jermaine-Haslem ikilisine karşı Thunder maçındaki gibi oynarsa Cavs avantajlı olur.

Magic - Grizzlies maçında, Dwight Howard'ın savunmada ne kadar konsantre olduğuna göre maçın gidişatı belirlenecek. Ayrıca bu maçta Randolph, Lewis'i paçavra edebilir. Bu gerçekleşirse Magic'in gerçek bir 4 numaraya (Bass) dönmesi mantıklı olabilir dönem dönem.

Ayrıca ligin en iyi 4 oyun kurucusundan 2'sinin karşılaşması NBA TV'de, son dönemde Suns'ın form durumu ve Barbosa'nın ameliyat olması tabii ki Jazz'ı favori yapıyor ancak bugün açık favorili bir maç yerine çekişmeli bir mücadele bekliyorum. Robin Lopez - Boozer eşleşmesi pek çok şeyin cevabını verecek maçta.

7 Hücum Üst Üste


Link

Başta Gasol olmak üzere Lakers oyuncuları bir hayli zorlanıyorlar ama sonunda topu çemberden geçirmeyi başarıyorlar.

Mobley Ne Yapıyor?

Cavs-Clippers maçını izlerken almıştım zannedersem bu kareyi. Mobley son oynadığı takım olan Clippers'ın şehri Los Angeles'ta yaşıyormuş ve arada sırada maçlara geliyor kendisi. Daha önce de bir maçta görmüştüm. Severdim bu adamı. Steve Francis ile 'aşk' yaşamaları ve Francis'in o Magic'ten takas edildikten sonra yaptığı açıklamalara hala gülerim. "Ben onsuz ne yapacağım, geceleri uyuyamıyorum." tarzında şeyler söylemişti Francis, Mobley'nin rüyalarına girdiğini bile dilegetirmişti yanılmıyorsam....

Al bak şimdi Steve, karşında duruyor Cuttino. O da basketbolu bıraktı sen de, doya doya 'aşırıya kaçan' arkadaşlığınızı sürdürün şimdi. Bu arada bilmeyenler için söylemeyi unutmuşum, Mobley geçtiğimiz sene Knicks'e takas olmuştu Zach Randolph karşılığında. Ancak yapılan kontrollerde ciddi bir kalp rahatsızlığına rastlandı ve basketbolu hemen bırakmak zorunda kaldı. Mobley'e sağlıklı bir yaşam diliyorum buradan...

Yes Coach


Link

Dün Hedo'yla başlamıştık, bugün de devam edelim. Mail yoluyla videoyu paylaşan Berk ve Semih'e teşekkürler. Magic forması giyerken playoff'larda maç öncesi yediği pizzayı hatırlattı bana bu reklam/kampanya, aşağıda o fotoğrafı görebilirsiniz. Yanlış hatırlamıyorsam o maçta müthiş oynamıştı Hedo. Bir denemeli bence yine maçlardan önce pizza yemeyi, bakarsınız formunu bulur yeniden. Gerçi zaten yiyormuş Magic'te her maçtan önce ama acaba aynı ritüeli Toronto'ya da götürdü mü?

24 Ocak'tan Notlar

Günün Hayvan Performansları:
New York gibi bir takım %33’lerle şut atıp karşısındaki %58’lere çıkarsa ne olur? Dün gece Madison Square Garden’da 50 sayı fark olmuş (128-78), Mavs lehine elbette. Böyle normalin ötesinde bir maçta hayvana hayvan denir mi bilmiyorum ama maçta göze çarpan isim 15 sayı 18 ribaund 2 blokla Drew Gooden olmuş. Dallas bu galibiyeti Kidd ve Dampier’dan yoksun almış üstelik. Hani Dampier, Knicks'e karşı pek de önemli değil ama Kidd'siz 50 sayı fark atmaları gerçekten çok ilginç. Kulüp tarihinin en farklı galibiyetini aldılar. Knicks'in de en farklı 2. mağlubiyeti olmuş bugüne kadarki. Kısacası pek normal bir maç değildi evet.

Camby yine görevini fazlasıyla yapmış Washington’da. Tam 19 ribaundu, iki tanesi aynı pozisyonda olan 5 bloğu ve 12 sayısı var. Geçenlerde25 ribaund aldığında yazmayı unutmuştum, gönlünü almış olayım böylece. Baron Davis’in de kötü şut attığı gecede 11 asist 5 top çalmayla oynamış.

Boşa Kürek Çekenler:
Haywood’un 18 sayı, 12 ribaund 3 blokla oynamış bu gece. Bu sene daha önce de gördüğümüz gibi güzel beslenerek sadece 8 şutunun sadece birini kaçırmış. 12 ribaundunun 7’sini hücumda almış. Onun yanında Antawn Jamison’ın da 16’da 8’le 20 sayısı 10 ribaundu var ancak Clippers’ta her parça olması gerektiği gibi işleyince 92-78 malubiyet kaçınılmaz olmuş Wizards cephesi için. Clippers 8 maçtır süren deplasman mağlubiyeti serisini sona erdirmiş.

Lakers Toronto’ya karşı hücumda iyi bir maç çıkarmış doğal olarak ama savunmada aynı oyunu sergileyememişler. Kobe triple double'ı 1 asistle kaçırmış: 11/24 şut isabetiyle ile 27 sayısı var, 9 da asisti. Aldığı 16 ribaund kariyer rekoru. Son pozisyonda kenardan gelen kötü pas yere düşünce çok zor atışını sayıya çevirememiş ve 105-106 yenilmişler. Bu da dahil 6’da 1 üçlük atmış Kobe sadece.
Ona Lakers uzunları Gasol ve Bynum yardım etmiş. Gasol’ün 23’te 10’la 22 sayısı var, ben Raptors’a karşı daha yüksek bir yüzde beklerdim. Bynum da 21 sayısını 15’te 9’la atmış, 9’ar ribaundları var. Onların yanında Farmar, Odom’un bench'ten gereken katkıyı yapamadığı maçta 7/11 ile 17 sayı üretip skora önemli katkı yapmış.

Bizimkiler:
Hidayet hala çok kötü şut atıyor. 6’da 1’le 9 sayı atmış bu gece Artest’e karşı. 5 asisti var güzel ama şu şutlarını ne zaman düzenli olarak sokmaya başlayacak merak içindeyim. Yine de son pozisyonda Toronto onun eline bakmış, Lakers pick&roll da adam değiştirdiğ için içeri girmeye karar vermiş ve yalan bir faul sonucu bulduğu iki serbest atışla takımına maçı kazandırmış. Toronto'ya biraz olsun affetmiştir kendisini fakat Lakers taraftarının karardan memnun olmadıklarını tahmin edebiliyorum. Şurada maçın özeti var, bakın kararınızı verin:


Link

Günün En İyileri - 23 Ocak (Deron'dan Harika Pas)


Link

Bu Top 10'u asıl 2 numaradaki Deron için veriyorum.

6 numarada NBA'in 2 numaralı şutör guard'ı, Kings'in pivotu Hawes'u blokluyor. Haliyle, her maç gördüğümüz birşey değil şutör guard'ın pivotu bloklaması.
4 numarada Young'ın basket faulü oldukça zor pozisyonda gelmiş.
2 numarada Deron Williams havada bel arkasından pas fake'i yapıp, önden aktarıyor topu Boozer'a. Gerçi pası vermeden sanki yere değmiş ama görmeye alışık olmadığımız biz pas olduğu için özellikle değinmek istedim.
1 numarada ise günün notlarında da verdiğim LeBron'un bloğu var. Çok güzel. Ama yine belirtmeden geçemeyeceğim. Sol dipte, üçlükte bomboş bekleyen Sefolosha'ya topu vermeyen Durant'in kabahati çok büyük, belki de maçı kazanacaklardı.

24 Ocak 2010 Pazar

Bozuk Saat Artest

Artest'e göre LeBron'suz Cavs takımı bir hiçmiş, playoff'a kalamazlarmış. Şöyle devam etmiş: "Hiç derken, tabii ki takımda hala 'insanlar' bulunuyor, onlar 'hiç' değiller ama LeBron'u çıkarınca hayır playoff'a kalamazlar. Lakers da beni bu yüzden aldı herhalde, onu sahada nötrlemem için. Perşembe günü bunu yapamadım, bizi 2 maçta da yendiler."

Artest'in deli saçması açıklamalarına bütün NBA severler alışık. Ama bu sefer bozuk saat misali, doğruyu göstermiş diyebiliriz. Mo Williams - West/Parker - Moon - Varejao - Shaq 5'ini ve kadronun geri kalanını düşündüğümüz zaman, ne kadar güç kaybettiğini anlayabiliyoruz Cavs'in. Gerçi yani böyle düşünmeye gerek var mı ki? LeBron çıkıyor işte takımdan. Daha ne olsun? Zaten maç içinde herşey LeBron'un üstünden dönüyor. Asist yapmadığı pozisyonlarda bile, asistten 1 veya 2 önceki pası vermiş oluyor. Tamamen sallıyorum ama Cavs'in bulduğu saha içi isabetlerinin %70'inde falan vardır herhalde LeBron. Peki playoff'a kalamamaları konusunda ne kadar haklı Artest? Aslında normalde haklı sayılır ama, doğudaki takımların ne halde oldukları ortada. Bulls-Knicks-Bucks üçlüsünden biri playoff'a kalacak gibi gözüküyor diyeyim, siz anlayın. Ekstra olarak Cavs'in yaptığı savunmayı dikkate alınca, herhalde playoff yaparlar diye düşünüyorum.

Tabii Artest'in asıl kastettiği şey LeBron'un takımın herşeyi olduğu ve onsuz şampiyonluğa kesinlikle oynayamayacakları. Aynı şeyi örneğin Lakers için uygulayıp Kobe'yi çıkartırsak, ellerinde daha Bynum-Gasol-Odom ve Artest gibi oyuncular kalacağı için Cavs kadar çok etkilenmeyeceklerdir.

24 Ocak Programı (20:00 Maç Yayını)

24 Ocak Pazar 20:00 (NBA TV) / Los Angeles Clippers - Washington Wizards
24 Ocak Pazar 20:00 / Dallas Mavericks - New York Knicks
25 Ocak Pazartesi 01:00 / Los Angeles Lakers - Toronto Raptors

Wizards'ın durumu ortada, evlerinde en azından biraz daha iyi olsalar da, son 8 maçın 6'sını kaybettiler. Clippers ise Griffin'den gelen kötü habere rağmen playoff yarışında varolmak istiyor. Ama kadronun derinliğinden yana sıkıntıları var, tabii Baron Davis'e ne kadar bağımlı oldukları da ortada. Ortada bir maç bizleri bekliyor. Clippers uzunları beklediğim gibi bir üstünlük kurabilirlerse Wizards pota altına karşı, maçı kazanma yolunda biraz avantajlı duruma geçebilirler.

Diğer iki maçta deplasman takımları elbette favori. Ama Dallas'ın deplasmanda daha yeni Philly ve Toronto'ya yenildiğini hatırlatayım. Ayrıca Hidayet'e Artest karşısında kolay gelsin, hem hücumda hem savunmada. Merakla bekliyorum ne zaman beklenilene yakın bir form grafiği yakalayacak Hedo acaba?

23 Ocak'tan Notlar

Orlando Magic-Charlotte Bobcats
Dwight Howard, maçın başlarında Bobcats’in Nazr Mohammed’den sayı üretme çabalarını önleyemedi fakat savunmada azmanlaşarak tam 20 ribaund aldı, 4’ü ilk yarıda 2’si uzatmada olmak üzere 7 de blokla tamamladı maçı. Şut sokmakta zorlanan Charlotte oyuncularının içeri girerek sayı üretme çabalarını yaptığı iyi yardım savunmalarıyla önledi. İki de top çalması var ancak hücumda beklenen dominantlığı gösteremedi, 11’de 4’le 10 sayısı var ve 6 da top kaybı yaptı. Hatta ilk çeyrekte olsa gerek, bir pozisyonda bomboş smacı kaçırdı... Sadece iki pozisyonda çizgiye gidebildi Howard.

Maçta Bobcats hücumu adına tek verimli isim, bu güne kadar beklentileri karşılayamayan D.J. Augustin’di. 14’te 8 toplam, 9’da 5 üçlük isabetle 22 sayısı var benchten, üstelik bunların 18’i ikinci yarıda geldi. Bobcats'in maçtan koptu dediğim anlarda sahneye çıkarak skorda yakın kalmalarını sağladı.

İlk yarısı başa baş geçen maçta ilk üç şutunu kaçıran Vince Carter, son zamanlarda alıştığımızın aksine iyi bir devre geçirdi; yanılmıyorsam 14 sayısını bu bölümde attı. Hem birkaç pozisyonda çembere gitti hem de uzak mesafeli şutları çok isabetliydi. Ayrıca zaten iyi oynamayan Gerald Wallace’ı, Rashard Lewis’le birlikte hücumda da savunmada da iyice yordu. Son çeyreğe kadar sayısı yoktu Wallace’ın, maçı da 11’de 2 isabetle 9 sayıda kalarak tamamladı.

Fakat maçın üçüncü çeyreği çok başkaydı. Orlando takım halinde çok iyi savunma yaptığı gibi, iyi şut bulmakta zorlanan Bobcats de bir o kadar kötü hücum yaptı. Yaptıkları 12 top kaybının 7’si üçüncü çeyrekte geldi ki ilk yarının tamamında sadece 2 top kayıpları vardı. Orlando’nun bu çeyrekteki 20 sayısından 12’si boş oyuncunun bulunmasıyla gelen üçlüklerdendi. Üçüncü çeyreğin sonlarına kadar topu çembere yetiştirmekte bile zorlanan Lewis iki tane üçlük atarak farkın 16'ya kadar çıkmasını sağladı. Ancak çeyreğin bitimine bir dakika kala D.J. Augustin’den gelen - biri şansa - üst üste iki üçlük olmasa Charlotte sadece 8 sayıda kalacaktı. Takımlar son çeyreğe 69-59 Magic üstünlüğüyle girdi. Bu üçlükler sayesinde Bobcats maçı uzatmaya götürebildi son çeyrekte. Yoksa 16 sayıdan maçın dönmesi çok zordu.

Charlotte son çeyrekte, evlerinde 9 maçtır yenilmemelerini sağlayan oyunu oynayarak üçüncü çeyrekte açılan farkı eritmeye başladı. Magic’in üst üste şutları kaçırmasıyla hücumda toparlanan Bobcats oyuncuları 14-4’lük bir seriye imza attı ve bitime 4 dakika kala farkın 1 sayıya inmesini sağladı. Bu bölümde yine D.J. Augustin’den önemli basketler geldi ancak Orlando liderliği rakibine kaptırmadı. Yine de maçın bitimine 6 saniye kala fark 1 sayılık Orlando üstünlüğü varken, Vince Carter serbest atışların birini kaçırarak skorun 92-90’da kalmasına neden oldu. Bunun sonucunda topu alan Felton içeri girerek, potanın altında boş duran Stephen Jackson’ı bulunca maçın normal süresi berabere sonuçlandı. Farkın erimesindeki en önemli etken Magic'in yine üçlük sevdasıydı, Howard'ı unuttular. Şanslarına Bobcats bir çok boş pozisyonu değerlendiremedi, yoksa ibre bu çeyrekte Bobcats'ten yanaydı...

Uzatmada Orlando ve Dwight Howard müthiş savunma yaparak Charlotte’a adeta pota yüzü göstermedi. Bobcats’in tek basketi bitime 1 buçuk dakika kala Jackson’dan geldi ama zaten farkı açan Magic, cevabı Rashard Lewis’in üçlüğüyle verince maça son nokta konmuş oldu.

Günün hayvan performansları:
Dwight Howard yukarıda yazdığım gibiydi. Hücumda maçı erken bitirecek dominantlığı sağlayamasa da 20 ribaundu var ve yaptığı 7 blok, Bobcats’in takım olarak yaptığı (5) blok sayısından daha fazla. Yine de uzunları Nazr Mohammed ve Boris Diaw olan takıma karşı -Bobcats boyalı alanı takım olarak ne kadar iyi savunsa da- daha iyi oynamasını beklerdim.

6 top kaybı olsa da 37 sayı (6/10 üçlük 9/19 toplam), 12 asist ve 9 ribaundla oynayan Lebron’u buraya koymazsam büyük ayıp etmiş olurum. 10 tane üçlük denemesinde kendisini çok sıcak hissetmesinin payı büyüktür herhalde. Ancak bu içeriye girmekten kaçındığı anlamına gelmiyor. Faul çizgisinden kullandığı 19 serbest atışın 13’ünü sayıya çevirmiş Lebron.

Carlos Delfino 24 sayı 8 ribaund 8 asistle triple double’a yaklaşmış. Maç boyunca 11 şutundan sadece 2 üçlük kaçırmış, verdiği 8 asist ise kariyer rekoru. Maçtaki bir diğer kariyer rekoru da çaylak Jennings’in 13 asisti. Maçı çok rahat kazanmışlar Wolves karşısında.


Boşa kürek çekenler:

Kevin Durant içeri girdiği pozisyonların çoğunda Cavs savunmasına takıldı, bu yüzden 10/25 gibi iyi olmayan bir şut yüzdesi var. Yine de kullandığı 13 serbest atışın 12’sini sayıya çevirerek takımının skor yükünü çekmeyi başardı. 34 sayı 10 ribaund 3 asist 2 top çalmayla tamamladı maçı. Ancak Lebron’dan yediği, maçı bitiren öyle bir blok var ki anlatılmaz, izlenir. Ayrıca hep belirtiyorum bu adamın takım arkadaşlarını daha çok maça sokması lazım diye. Sol dipte bekleyen takım arkadaşına pas vermesi gerekirken zorlama bir atış denedi ve sonuç hüsran. Gelecek sene de maç sonlarını daha iyi oynamayı öğrenecek Durant. Yavaş yavaş gelişecek. Bu arada pozisyonda faul olduğunu düşündüğünü söylemiş bir arkadaş yorumunda, ancak gece izlerken öyle düşünmemiştim, bir daha izlediğimde de fikrim değişmedi.


Houston’da Brooks(20 sayı)-Scola(20 sayı, 7 ribaund)-Landry(22 sayı)-Budinger (15 sayı) dörtlüsü, takımının 97 sayısının 77’sini üretmiş Chicago karşısında. Özellikle Ariza’dan istedikleri yardımı alamayınca mücadeleci Bulls’a maçı vermişler.

Chris Paul, maça çok iyi başlamasa da ikinci yarıda takımını adeta tek başına taşıdı. 18’de 10’la 26 sayısı, 10 asisti var. Billups’ın lakabına yakışır şekilde attığı iki üçlüğe tek başına cevap verip maçı uzatmaya götürmeyi başardı ama uzatmada takım olarak Denver’a daha fazla karşı koyamayınca 110-116 kaybettiler.

Rip Hamilton, Roy'suz Portland'a karşı takımını maçta tutmak adına 25 sayı, 5 ribaund ve 9 asist ile oynamış, hatta takımını öne de geçirmiş ancak Andre Miller'ı durduramamışlar son 1 dakikada.

Takımı baltalayanlar:
Ty Lawson’ın kenardan 6 asisti var, güzel fakat maç içinde çok bariz hatalar yaparak belki de Kaan Kural’ın dediği gibi, Denver’ın maçı erken bitirmesini önledi. Fark 8 sayıyken, hızlı hücumda 3’e 0 giderken smaca kalktı ve kaçırdı. Burada sorun yok, diğer Denver’lılar topa sahip olacaktı zaten ama potada asılı kaldığı için topu kaybettiler. Hemen ardından Chris Paul’un şut fakeine düşüp faul yaparak Hornets’e bedavadan 3 sayı kazandırdı. 7’de 2’yle 8 sayısı var Lawson’ın.

Trevor Ariza’nın 14 şutundan sadece 3 tanesi girmiş. Rol oyunculuğundan skorerliğe bürünmüş biri için böyle istatistikler gayet normal, sezon içinde de gördük zaten. Ama böyle günlerde 7 tane üçlük denemek yerine biraz takım arkadaşlarını da oyuna dahil etmeye çalışsa çok daha iyi olur.

Günün X-faktörleri:
Philly'deki değişiklikler biraz işe yaramış gibi gözüküyor. Elton Brand’in ilk beşe dönmesi ve Young'ın kenardan onun yerine rakibin yedeklerine karşı uzun forvet oynaması ile kendisini bulduğunu söyleyebiliriz. 22 sayısı 10 ribaundu var Indiana’ya karşı 26 dakikalık sürede. Geçtiğimiz sene Brand'in yerine devamlı uzun forvette oynayan Young ve Philly için güzel haber. Ayrıca Pacers deplasmanında kazanmışlar.

Son iki senedir ilk beşte başlama fırsatı bulamıyordu Daniel Gibson. Bu şansı, 9 saniye kala attığı çok önemli üçlükle maçı Cleveland’ın kazanmasında büyük rol oynayarak değerlendirdi dün gece. Toplamda da 13 sayısı 4 ribaundu var. Hatta benim izlemediğim anlara denk gelen 2 de blok yapmış küçük boyuyla.
Aynı maçta Shaq’in Thunder uzunlarına karşı iyi oynaması zaten beklenmeyen bir şey değildi. Yine de 22 sayısı bu sene attığı en yüksek değer. 10’da 8’le oynadı, 15 de serbest atış oynadı ama alışılageldik şekilde 6‘sını sayıya çevirebildi. 6 ribaundu 3 de asisti var. Dün gece LeBron ve Shaq'a karşı oynayan Thunder uzunlarının yerinde olmak istemezdim.

Martell Webster müthiş bir ilk yarı geçirmiş Detroit’te. İlk yarıda 5 üçlüğüyle beraber tam 21 sayı atmış Pistons potasına. Maçın 48 dakikasını da oyunda geçirmiş ancak kalan sürede aynı performansı sürdüremese de 28 sayıyla kariyer rekorunu kırmayı başarmış. Yanında 7 de ribaundu var. Takım arkadaşı Rudy Fernandez de 19 sayısının 10’unu faul çizgisinden bularak kenardan katkıda bulunmuş. Maçta diğer bir dikkat çekici ayrıntı, Steve Blake ve Andre Miller’ın sayı asist double double’ı yapmaş olması (Blake 11sayı, 10 asist - Miller 11 sayı, 13 asist).

Joakim Noah, maç öncesi antremanda ağrı hissettiği için maça çıkmamış ve yerini Brad Miller’a vermiş. O da taraftarını kıramamış ve sezonun en iyi maçını oynamış. Sahada kaldığı her dakika başına sayı atmış Miller; 14’te 9’la 25 sayısı, 5 ribaundu var. Ayrıca maçın özetinden izlediğim kadarıyla attığı kritik bir üçlük ve aldığı maçı garantileyen bir hücum ribaundu var.
Noah’ın yokluğuyla oluşan ribaund açığını ise Taj Gibson kapamış. 14 ribaundu ve 16 sayısı var, hem de 6/8 isabetle. Kenardan gelen Tyrus Thomas’ın da getirdiği enerjinin yanında 6 bloğu var.

Bir diğer etkileyici Phoenix’li oyuncu Robin Lopez ise 6’da 4 saha içi, 8/8 serbest atış ile 16 sayı atmış. 9 da ribaundu var. Robin Lopez’in ilk beş çıktığı son 4 maçtaki ortalamaları %76.6 ile 16 sayı, 6.5 ribaund. Nash'in yanında oynamak apayrı bir avantaj tabii. Dün de buna şahit olduk kaç kere. Tabii 8/8 serbest atış için takdir etmek lazım ayrı.

Goran Dragic kariyer rekoru olan 20 sayının 18’ini son çeyrekte attı Golden State potasına. Geçtiğimiz sene Tragic olarak anılan biri için gerçekten etkileyici, geçtiğimiz aylarda da buna benzer birkaç performans ortaya koymuştu. 4 top çalmayla da kariyer rekorunu egale etmiş. Ayrıca son çeyrekte attığı sayılar maç koptuktan sonra değil, aksine maçın kopmasına yardımcı olan sayılardı, çok kritik üçlükler attı. Hatta o iyi oynuyor diye, Nash'i maçın bitimine 5 dakika kala oyuna aldı Gentry.

Kenyon Martin, West’ten yoksun Hornets maçında karşısında Songaila’yı bulunca hücumda coştu. Özellikle maçın başlarında birebirde rahat bitirdiği veya pota altında boş kaldığı pozisyonlarla epey sayı üretti. 16’da 10’la toplam 20 sayısı var Denver adına. Ayrıca maçta Kaan Kural’ın da bolca belirttiği gibi, David West’ten yoksun New Orleans ribaundlar konusunda çok zorlandı. Hornets’in 7’sine karşılık Nuggets’ın 20 hücum ribaundları var. Toplamda da 61 ribaund aldı Denver’lı oyuncular, 61 dile kolay.

Minnesota karşısında Hakim Warrick, maç erken kopsa da 8 şutunun 7’sini sayıya çevirmiş, toplam 18 sayısı var, 16 dakikada hem de.

Bizimkiler:
Ersan 8 ribaund almasına rağmen 9’da 3 ile 8 sayıda kalmış kenardan başladığı maçta. Sadece 3 tane üçlük kullanmış olması sevindirici ama izlemeden yorum yapmak pek doğru değil. Ayrıca sürelerinde hala pek değişme yok ortalamasına göre ama Warrick şu sıralar dakika aldığında, Ersan'dan daha iyi oynuyor.

Memo da bu sene özlettiği performanslarından birini Nets’e karşı yapmış. 21 dakikada 12’de 8’le 20 sayı, 5’i hücum 11 ribaund. Diğer tarafta Nets’in kazanacak hali kalmamış. En kötü takım olma rekorunu kırmaya çok yakınlar.

Hedo Ne Diyor?


Link

Önce takım arkadaşlarına soruyorlar ama sadece boş bakışlar geliyor onlardan. Sonra Hedo geliyor, kendisi bile anlamıyor kendi açıklamalarını. Bunu daha önce görmemiştim, mail yoluyla paylaşan Berk'e teşekkürler.

Hedo'nun dediklerini anlayan da yazıversin bir zahmet. Gerçi anlayanın burada işi ne, şifre çözücü olarak MIT'e başvursun.

Deplasman Fobisi

Bobcats evinde oynadığı son 10 maçın 9'unu kazandı. Kaybettikleri tek maç dünkü Magic karşılaşmasıydı. Onu ayrı tutarak yazıyorum bu yazıyı. Efendim Bobcats'in evdeki istatistiği 18-4. Yani Nuggets, Lakers ve Cavs'den sonra evinde en başarılı takım Bobcats. Peki ya deplasmanda ne yapıyor takım? 3 galibiyet alıp, tam 16 kere yenildiler rakiplerine. Nets bile yendi New Jersey'de Bobcats'i. NBA'deki deplasman karnelerine baktığımızda Nets, Timberwolves, Kings ve Warriors ile kapışıyorlar ancak. Ligin geri kalanı daha iyi istatistikler yakalamış durumda. Deplasman ile ev arasındaki fark gece ile gündüz arasındaki fark kadar belirgin. Zaten bir takım deplasmanda Nets'ten bile daha az sayı atabiliyorsa, oturup bir düşünmesi gerekli bence koçunun. Peki bu durumun altındaki neden nedir?

İlk neden olarak seyirci desteği geliyor insanın aklına. Dün geceki Magic maçında seyirci salonun çoğunluğunu doldurup iyi tezahürat yaptı ama Bobcats NBA'deki en az seyirci takımlardan birisi. Salonun sadece %77.7'sini doldurabiliyorlar ve bu onları ancak 24. sıraya koyuyor. %50 galibiyet yüzdesinin üzerindeki takımlardan sadece Memphis onların gerisinde salon doldurma konusunda. Evlerinde müthiş bir destek görmediklerini aşikar. İşte bu durumda olayı rakip taraftarların baskısına ve evde oynamanın rahatlığını deplasmanda bulamamaya bağlıyorum.

Yani bir başka deyişle tecrübesizliğe. Tabii Jackson'ı ayrı tutuyorum diğer oyunculardan. Zor anlarda sorumluluk alan, takımı toparlamaya çalışan Jackson deplasmanlarda genellikle dağılmıyor ama takımın geri kalanı tel tel dökülüyor. Takımın en önemli oyuncusu Gerald Wallace'ın bu konuda başı çektiğini söylememiz lazım. Resmen deplasmana oynamaya gelmiyor Wallace: Charlotte'ta maç başına 21 sayı bulurken, deplasmanlarda 16'ya düşüyor ortalaması. Üstelik bugüne kadar farketmediğim birşey gördüm istatistiklerden, Wallace kariyeri boyunca misafir olduğu maçlarda sorumluluk almaktan çekinmiş. Aynı şeyi savunma istatistikleri için de söyleyebiliyoruz. Keza aynı şekilde Phoenix gibi zirveye oynayan bir takımda playoff tecrübesi yaşamış ve zor anlarda sahada yer almış Diaw da rakibin salonuna girdi mi, yok oluyor adeta. Bunun nedenlerinden biri, Bobcats'in savunmasıyla ön plana çıkan bir takım olması ve deplasmanlarda iyice oyunu ağırlaştırması bence.

Bu ikili Bobcats'in - bilhassa transition - hücumlarında çok önemli rol oynuyorlar. Ama deplasmanda hem topa pek dokunmadıkları için hem de kötü tercihler yaptkları için Bobcats bir türlü istediği ritmi yakalayamıyor. Larry Brown'un bu iki isimle özel olarak ilgilenmesi gerekiyor eğer Bobcats playoff'lardaki rakibine karşı en azından bir sürpriz şansı yakalamak istiyorsa. Belki deplasmanda motive olamıyorlar. Bunların yanında Jackson'ın gelmesine rağmen hücumda hala bazı sıkıntıları olan takım, deplasmanlarda da evindeki kadar hızlı hücuma çıkıp Gerald Wallace'ı oynamaya teşvik etmek zorunda. Yani deplasmanda iyice düşürdükleri tempoyu biraz arttırmaları lazım bence.

23 Ocak 2010 Cumartesi

23 Ocak Programı

24 Ocak Pazar 02:00 / Orlando Magic - Charlotte Bobcats
24 Ocak Pazar 02:00 / Philadelphia 76ers - Indiana Pacers
24 Ocak Pazar 02:30 (NBA TV) / Oklahoma City Thunder - Cleveland Cavaliers
24 Ocak Pazar 02:30 / Portland Trail Blazers - Detroit Pistons
24 Ocak Pazar 02:30 / Sacramento Kings - Miami Heat
24 Ocak Pazar 03:30 / Chicago Bulls - Houston Rockets
24 Ocak Pazar 03:30 / Minnesota Timberwolves - Milwaukee Bucks
24 Ocak Pazar 04:00 (NTV Spor) / New Orleans Hornets - Denver Nuggets
24 Ocak Pazar 04:00 / Golden State Warriors - Phoenix Suns
24 Ocak Pazar 04:00 / New Jersey Nets - Utah Jazz

Formda olan ancak Hawks karşısında bizlere deplasmanda yaşadıkları problemleri bir kez daha gösteren Bobcats, şimdi Magic'e karşı evinde. Nazr Mohammed veya Diaw ne ayak çabukluğu ne güç olarak Dwight ile başa çıkamazlar. Ayrıca Felton dün bileğini burkmuştu, bugünkü durumu hakkında bilgi yok ama %90 oynamayacaktır. Bobcats buna rağmen Magic'in istikrarsızlığını ve kendilerinin formu sayesinde maçı kazanabilir. NBA TV'de Thunder-Cavs gözüküyordu ancak bu maçı veriyor şu anda. Felton da arada sırada sekse de, bilek sakatlığına rağmen oynuyor.

NBA TV'deki ligin tartışmasız en iyi kısa forvetiyle 3-4 yıl sonra oraya göz dikebilecek konuma gelmek isteyen Durant karşılaşıyor. Sırf şu 2 adamın olması maçı izlemek için yeterli bir neden. Cavs'de Mo Williams yok, Delonte West'in işaret parmağı kırık ve oynamayacak. Moon da büyük ihtimalle yok. Kısacası bir hayli eksik var takımda, yani tehlikeli olabilir Cavs için. Fakat LeBron'un zayıf ve daha dün Memphis uzunlarıyla çarpışmış Thunder pota altına karşı her pozisyonda çembere atak etmesi pek çok şeyi çözebilir.

All-Star Yedekleri

Önce yedeklerin nasıl seçildiğini anlatayım. Koçlar bulundukları konferanslarından 7'şer oyuncu seçecekler. 2 guard, 2 forvet, 1 pivot, 2 tane de pozisyondan bağımsız oyuncu. Tabii ki bir koçun kendi takımında oynayan bir oyuncuya oy vermesi yasak. 5 gün sonra yani 28'inde açıklanacak yedekler. Şimdi hem seçilebileceklere hem de kendi tercihlerime değineyim:

Doğu:
Forvetlerden Bosh'un seçilmemesi mümkün değil bana göre, harika bir sezon geçiriyor. İkinci forvet olarak muhtemelen Pierce seçilecektir diye düşünüyorum. Ama bu sezon oyun içinde direksiyonu Rondo'ya daha çok teslim ettiğini hatırlatayım. David Lee, Gerald Wallace ve Josh Smith'i de es geçmemek gerek. Özellikle Wallace sonuna kadar hakediyor bence.

Guard'lara geldiğimizde saf performansa bakarsak Rose, Rondo, Joe Johnson, Stephen Jackson ve Ray Allen ön plana çıkıyorlar. Tabii Carter'ın ismini de yazmak gerek fakat inanılmaz formsuz. Muhtemelen Ray Allen ve Joe Johnson seçilecek ama bu sezon sakatlıklar esnasında gösterdiği performansla Rondo veya Rose, Allen yerine girmeyi hakediyorlar bence. Mo Williams da belki düşünülebilirdi ama sakatlandı.

Pivotlarda Shaq'ın seçilmemesi büyük skandal olur. All-Star haftasonunu eğlenceli kılan isimlerin başında geliyor sevimli devimiz. Emekli olduktan sonra bile seçilmeye devam etmeli All-Star'a. Onun dışında Brook Lopez, Bogut ve pek sanmıyorum ama Al Horford da takımının çıkışıyla beraber düşünülebilir.

Şimdi pozisyon itibariyle seçilmeyeceğini düşündüğümüz isimlere bakalım: David Lee, Vince Carter, Gerald Wallace, Josh Smith, Rondo, Rose, Jackson, Brook Lopez, Bogut ve Al Horford. Bunlar arasında en çok hakeden isimler Lee, Gerald Wallace, Rondo ve Lopez bana göre. Hadi Lopez'i de eledim, tarihin - muhtemel - en kötü takımından All-Star çıkmamalı. Geri kalan 3'lüden Gerald Wallace'ı Bobcats'in playoff mücadelesine girmesiyle beraber ayırdım ama diğer 2'liyi 1'e düşüremedim.


Batı:
Forvetlerde Nowitzki ve Gasol'ün seçilmemeleri mümkün değil. Geri kalanlar arasında ise sadece tek isim ön plana çıkıyor Durant. Gasol'u pivot olarak sayarlarsa Nowitzki-Durant alınır bu pozisyondan. Aday olarak Memphis'in sonunculuğa oynamamasında çok büyük katkısı olan Zach Randolph'u ve geçen sezonu bize unutturan Boozer'ı da sayabiliriz.

Guard'larda Chris Paul'ün seçileceği garanti. Onunla beraber Roy tabii ki çok avantajlı. Ama batıda çok guard var: Billups, Monta Ellis, Deron Williams 3'lüsü dikkat çekiyor. Daha saymadığım Kidd ve Parker var mesela. Batının guard'ları çok daha iyi Doğu'ya göre. Ayrıca Tyreke Evans'ı da ileride buralarda göreceğiz.

Pivotlarda Bynum bana göre çok da iyi oynamıyor. Kaman için daha bir hakediyor diyebiliriz. Kendine olan güveni de aşırı yüksek, geçtiğimiz günlerde "Pau Gasol yerine benim girmem lazım All-Star'a pivot olarak" demişti. Ama Gasol taraftar oylamasında pivot olarak sayılmadı. Yukarıda dediğim gibi koçlar tarafından Gasol'ün pivot olarak seçilmesi son derece olası. Bu durumda da Kaman istediği kadar konuşsun, All-Star hayal olur onun için. Memphis'in beklenenden iyi gitmesinden dolayı Marc Gasol'un de adını ortaya atayım.

Son 2 kontenjan için yukarıda yazdıklarıma tek tek değinirsem yazı çok uzayacak. Batı gerçekten çok kalabalık. Durant kesinlikle olmalı diye düşünüyorum, onun yanında ise Billups-Monta-Deron ön planda. Son kontenjan için kimin avantajlı olduğunu söylemek zor.

Son olarak seçimlerimi vereyim:

Doğu:
F - Bosh
F - Pierce
G - Joe Johnson
G - Rondo
C - Shaq
Joker - Gerald Wallace
Joker - Lee (Rose)

Batı:
F - Nowitzki
F - Durant
G - Roy
G - Chris Paul
C - Gasol
Joker - Billups
Joker - Deron Williams (Monta Ellis)

22 Ocak'tan Notlar

Günün hayvan performansları:
Wade müthiş bir ilk yarı çıkararak Charlotte’ta uğradıkları hezimetin ardından Wizards’ı bitirmiş. 32 sayısı 10 asisti var, 7’de 4 ile attığı üçlük dikkat çekiyor. Bu kadar çok üçlük denemesi hayra alamet değil, Wade çok şuta yöneldiği zaman bu genellikle sağlıklı olmadığına işarettir. Tabii bir ihtimal de bu maç kendisini çok sıcak hissetmiştir.

Derrick Rose, 21 şutunun sadece 6’sını kaçırarak 32 sayı yollamış Phoenix potasına. Hatta az önce NBA TV'de maçın tekrarına 5 dakika kadar baktım ve o sırada gördüm çok kötü attığı bir şut da panyalı girdi, günündeymiş kısacası Rose. Yanında 3 top çalma 5 asist ve sadece tek top kaybı var. Karşısında oynayan Nash ise en çok asist yapanlar listesinde 8.'liğe oturmuş Rod Strickland'i geride bırakarak. Tebrik edelim kendisini buradan.

Rockets’ın oyun kurucu ikilisinden 23’er sayı geldi Spurs potasına. Brooks’tan 7, Lowry’den de 9 asist var ayrıca. Spurs evinde kaybetti Rockets'a. All-Star arası yaklaşıyor, Spurs'de düzelme sinyallerini hala göremiyoruz.

Atlanta-Charlotte maçından bahsetmek gerekirse: Bobcats savunmasına karşı Josh Smith’in 6, Al Horford’ın 5, Joe Johnson’ın 7 Bibby’nin 4 ve Crawford’ın 5 asisti var. İlk çeyrekte Bobcats, o bahsettiğim deplasmanda hücum etme sıkıntısını yaşıyordu, bu kadar yanlış paslar verilebilir ve Hawks hızlı hücumları tetiklenebilir bir çeyrekte ancak. Sonra toparlandılar ve ikinci çeyrekte savunmalarıyla oyuna ortak oldular. Murray ve Stephen Jackson'ın önderliğinde çok iyi hücum ettiler, Gerald Wallace da onlara eşlik edince farkı kapadılar. İzleyemediğim üçüncü çeyrekte ise yine ilk çeyreğe benzer bir karşılaşma olmuş anladığım kadarıyla. Bobcats deplasmanda çok dengesiz oynuyor gerçekten. Hawks'un skor üretiminde ise Horford’ın 23 göze çarpıyor. Crawford'ın 24'ünü özellikle sona sakladım, çünkü izlediğim ilk yarıda Crawford neredeyse hiçbir şey yapmadı. Neredeyse bütün istatistiklerini maç koptuktan sonra yapmış...

New Jersey, NBA tarihinin en kötü takımı olma yolunda hızla ilerliyor. 3-39 oldular. Şaka gibi bir istatistik. Tarihin en kötüsü olmamaları için 7-33 yapmaları lazım. Kaybetmeye alıştıkları için bu gidişatı değiştirmeleri zor gözüküyor. Bu sefer onları üzen Warriors. Maggette 29 sayısı, Step Curry’nin 32 sayı 4 top çalma 7 asisti var. Golden State’in en büyük hücum gücü olan Ellis’in sakatlanıp oyundan çıkmasına rağmen Golden State maçı farklı kazanmış.

Boşa kürek çekenler:
Andre Miller 11/23’le 28 sayı 8 ribaund 8 asistle oynamış. 2 de top çalması var. Roy’un yokluğunda takımını taşımada önemli rol oynuyor bu uyumu veya skorer oyunu takım sağlıklıyken, gençleri yöneterek yansıtmalı bence. Maçın sonlarını izleyebildim, o ana kadar 6 sayısı olan Ray Allen’ın üçlüğüyle öne geçen Boston’a karşı çok kötü hücum ederek maçı kaybettiler. Garnett'in bu maçle beraber döndüğünü de belirteyim.

Al Jefferson 25 sayı 13 ribaundla oynamış, ona Flynn 13’te 9’la 20 sayı eklemiş (sadece 1 asisti var) fakat James Posey Memphis maçında yaptığı gibi potaya kadar giderek son saniyede maçı kazandırmış New Orleans’a. Ayrıca maça çok iyi başlayan David West de bileğini burkarak sakatlanmış ikinci çeyrekte.

David Lee, New York’ta 31 sayı 17 ribaund 4 asistle oynadı ancak alışık olduğumuz gibi yenildiler Lakers’a. Lee'nin bu sezon orta mesafe şutlarını müthiş geliştirdiğini belirtmem lazım. Çok Knicks maçı izledim, adam çatır çatır orta mesafeden şut sokuyor. Geçtiğimiz senelerde bomboş kaldığında bile şut atmak için düşünürken, şimdi üzerinde 2.10'luk adamlar varken kaldırıp şutu atıyor. İşin ilginci 3 senedir şut çalıştığını okuyordum ama bu yaz hiç öyle bir haber çıkmadı takip ettiğim kadarıyla. Neyse, Wilson Chandler’ın da 28 sayılık yardımı oldu Lee'ye. Çektikleri küreklerin kaç tanesi kazanmak içindi onu bilemiyoruz tabii.

Duncan’ın şut yüzdesi 13’te 5 ile pek iyi değil ama maçın son çeyreğindeki kritik anlarda serbest atışlardan epey sayı buldu (toplam 15/21) ve Houston’ı kovalamayı bırakmadılar. Fakat Rockets her hücuma sayıyla cevap verince maçı evinde kaybetti Spurs.


Günün X-faktörleri:
Jarrett Jack oyun kuruculuk görevini yapamasa da - ve maçın başlarında birkaç tane bariz hata yapsa da - Bargnani’nin boşluğunu skor yönünden kapadı ve Bucks’ı yenmelerinde büyük rol oynadı. 9’da 7 ile (2/4 üçlük) 27 sayısı vardı, kullandığı serbest atışların 12’sinden 11’ini sayıya çevirdi. Ayrıca Belinelli'nin de kenardan gelerek takımının en ihtiyaç duyduğu bölümlerde bulduğu 15 sayı çok önemliydi.

Thaddeus Young, kenardan gelip 22 sayı 4 ribaundla berbat şut performansıyla oynayan takımını Dallas karşısında galibiyete taşımış. Üç numarada sıkıntı çektiğini söylemiştim, geçen seneki çıkışının nedeni çoğunlukla 4 numarada oynamasıydı. Jordan da onu bench'e çekmiş ve tamamen uzun forvette yer vermiş. Şimdiki sıkıntı ise Iverson/Holiday/Williams guard üçlüsünün çok ufak kalmaları ama Dallas'a karşı bu sorun olmamış ve sürpriz bir şekilde galip gelmişler.


Link

Sadece 6 sayı atsa da James Posey, Hornets'a üstüste 2. maçını kazandırmış dün gece. Amerikan futbolundaki oyun kurucuların koşucularla yaptıkları oyunu, Chris Paul ile beraber gerçekleştirmişler. Harika bir fake ile bomboş kalıp turnikeye gitmiş Posey.

Takımı baltalayanlar:
Kevin Martin 1/7 saha içi ve ilginç bir şekilde 6'da 3 serbest atış isabeti ile 5 sayıda kalmış. Daha kötüleri de var takımda, örneğin Udrih de 1/8 ile oynamış. Takım halinde de %33'ü geçememişler. Orlando perişan etmiş Kings’i 3 çeyrek sonunda.

Mavericks'in en önemli 2 skorerini buraya koyabiliriz. Nowitzki 13'te 4 isabetle ve 3 top kaybıyla oynarken, Barea'nın yerine Terry de ilk 5'e yerleştiği maçta 12'de 2 ile oynamış. Haliyle kaybettiler Philly'e. Yalnız ilginçtir, Terry'nin 3 bloğu var maçta. Iverson'ı çok sevmiş anlaşılan Terry. Bakmadım ama %99.9 kariyer rekorudur herhalde 3 blok.

Carlos Delfino 16'da 4 isabetle oynadı. 11 ribaund aldı ve Hedo'yu da fena savunmadı ama hücumda son maçlardaki performansını fazlasıyla arattı. Skiles onu sıcak diye ilk 5'e yerleştirmişti bakalım 1-2 maç böyle devam ederse, yedekliğe geri soyunacak mı?

Bizimkiler:
Hidayet yine şutları değerlendirmekte çok zorlanıyordu. Ancak Hidayet'in özellikle Calderon'un olmadığı bölümlerde takımın point-forward'ı olması gerektiğini gördük. 2-3 dakikalık bir dilim içerisinde 4 tane asist yaparak, bu konudaki tecrübesini gösterdi bize. Hele DeRozan'a 3 kişinin arasından tek elle verdiği bir bounce pas vardı ki, harikaydı gerçekten. Ersan ise hücumda neredeyse hiç sorumluluk almadı maçta. Bir şut fake'inden sonra penetre edip bulduğu basket faulü vardı, bir de üçüncü çeyreğin başlarında Bogut'un dışarıya çıkardığı topta isabetli bir şut attı. Ancak savumada bol bol Bosh ile başbaşa kaldı ve beni şaşırtarak, Bosh'u mümkün olduğunca iyi tuttu.

Not: Yine çok maçlı bir geceydi, yalnış yazılmış veya kaçırılmış şeyler olabilir, ekleme yapınız gerekli gördükleriniz varsa.

Kobe ve Robinson Jr.'lar

İki oğlu Kobe ile fotoğraf çektirmek için Nate Robinson'a çok ısrar edince MSG çıkışında Kobe'yi beklemeye başlamışlar. Kobe de onları kırmamış. Bu arada dünkü maçı da 115-105 Lakers'ın kazandığını söyleyeyim. Çocukların isimleri de şöyle olsa gerek: Üstteki Ny'ale Cameron, alttaki Nahmier.

22 Ocak 2010 Cuma

Haislip Serbest Kaldı (Efes'e Haber Verin)

Az önce msn'den söyledi arkadaşım. Spurs sene başında Haislip'i kadrosuna katmıştı ama tahmin edildiği gibi kendisi süre alamadı sezon boyunca. Şimdi de serbest bırakmışlar.

Hem iş, hem NBA ile beraber TBL'yi de takip etmek çok zor oluyor, ancak 5'er maçını izlemişimdir Efes ile Fenerbahçe'nin bu sezon. Ama Efes'in ayakları çabuk olan bir uzuna olan ihtiyacını herhalde sağın sultan bile duydu. Eski oyuncuları da bu eksiklerini müthiş giderir diye düşünüyorum. Tek bir sorun var: Benim bildiğim kadarıyla, burada iken Ergin Ataman ile pek iyi geçinemiyorlardı. Ama amaç başarıysa bazı şeylere göz yumulup getirilebilir Haislip belki de. Özellikle İspanya'da Malaga ile geçirdiği 2 yılda kendisini epey geliştirmişti. Ligin sağlam uzunlarından biri idi.

Edit: Böyle birşey yazmıştım ancak arkadaşım Mali nette bazı dedikodular okumuş dün, %99'da Pana'da dedi bana. Çok az nette araştırınca ben, Pana koçu Obradovic'in Tsartsaris'in sakatlığı nedeniyle uzun arayışına girdiğini ve Spurs'ün koçu Popovich'le kanka olduğundan Haislip'i serbest bırakmaları yönünde istekte bulunduğunu öğrendim. Dedikodudan da öteymiş yani. Kısacası Haislip boş yere serbest kalmadı ve dolayısıyla Efes ile birlikteliği de mümkün değil sanki.
Daha önce yorum yapanlardan da özür dilerim yanlış yazıyı silmişim, gitti yorumlar haliyle.

22 Ocak Programı (Ersan - Hedo NTV'de Karşı Karşıya)

23 Ocak Cumartesi 02:00 (NTV) / Milwaukee Bucks - Toronto Raptors
23 Ocak Cumartesi 02:00 / Miami Heat - Washington Wizards
23 Ocak Cumartesi 02:00 (NBA TV) / Dallas Mavericks - Philadelphia 76'ers
23 Ocak Cumartesi 02:00 / Sacramento Kings - Orlando Magic
23 Ocak Cumartesi 02:30 / Charlotte Bobcats - Atlanta Hawks
23 Ocak Cumartesi 02:30 / Portland Trail Blazers - Boston Celtics
23 Ocak Cumartesi 03:00 / Indiana Pacers - Detroit Pistons
23 Ocak Cumartesi 03:00 / Los Angeles Lakers - New York Knicks
23 Ocak Cumartesi 03:00 / Oklahoma City Thunder - Memphis Grizzlies
23 Ocak Cumartesi 03:00 / New Orleans Hornets - Minnesota Timberwolves
23 Ocak Cumartesi 03:30 / Houston Rockets - San Antonio Spurs
23 Ocak Cumartesi 05:30 / New Jersey Nets - Golden State Warriors
23 Ocak Cumartesi 05:30 (NBA TV) / Chicago Bulls - Phoenix Suns

Daha 2 gün önce karşılaşan temsilcilerimiz yine karşı karşıya ve NTV'de maç. Tabii ikisinin de form durumları hiç iç açıcı değil. Bundan önceki 2 maçı Bucks kazansa da bu sefer bir Raptors galibiyeti bekliyorum ben. Daha iyi bir kadroya ve seyirci avantajına olmalarından dolayı bunu söylüyorum. Aslında hem takımlarından hem de oyuncularımızın form durumlarından dolayı pek izleyesim yok ama el mecbur bakacağız.
Edit: Efendim maç başladı ancak Bargnani sürpriz bir şekilde oynamıyor.


Gecenin maçı bence Charlotte - Atlanta arasında. Bobcats inanılmaz formda. Blog'da Jackson takasından önce çok beğendiğim bir takım olduğunu söylüyordum, Jackson takasının da cuk oturacağına dair şüphem yoktu ama bu kadarını ben bile beklemiyordum. Müthiş oynuyorlar. Fakat şöyle bir problem var, özellikle deplasmanda, hücumda yine tıkanabiliyorlar zaten bu nedenle deplasmanda çok maç kaybediyorlar. Yine de oynadıkları basketbol şu maçı izlememiz için yeterli bir neden, karşılarında da Hawks var zaten. Umarım bir değişiklik olur da deplasmanda hücum ederken elleri ayaklarına dolaşmaz.

Kobe ve Lakers için Knicks maçı yeniden çıkışa geçme fırsatı olacak muhtemelen. Zaten Kobe'nin Madison Square Garden'da oynamayı ne kadar sevdiğini bilmeyen yoktur herhalde.

Ayrıca tabii Texas derbisi de izlenesi bir karşılaşma. Rockets son dönemde iyi gitmiyor, sadece zayıf takımları yenebiliyorlar. Spurs ise pek çok kereler belirttiğim gibi beklenen seviyenin uzağında halen. Yıldızları da pek sağlıklı değil. Ama yine de AT&T Center'da herşeye rağmen Duncan faktörü ve genel kadro kalitesiyle kazanacaktır Spurs.

Nooooooooooooo !!!

Duncan'ın tepkisi harika. Sanki NBA Finalleri'nin 7. maçında Spurs 1 sayı öndeyken Bobcats'den Nazr Mohammed son saniyede hücum ribaundunu alıyor ve smaca kalkıyor.