BIY AD

20 Mayıs 2010 Perşembe

Lakers - Suns Serisi 2. Maç (124 - 112)

İlk maçın kopyası gibi geçti bu maç da. Suns adına her şey yolunda giderken Lakers'ın bir anda yakaladığı seriyle birkaç dakika içinde fark açıldı. Ancak Gentry'nin ikinci yarıda 4 kısaya dönmesi ve Dudley-Richardson- Hill üçlüsünün devreye girmesiyle bu kez maça biraz daha tutunabildi Suns. Fakat kritik anlarda daha iyi oynayan, daha az hata yapan ev sahibi Lakers maçı 124-112 kazanarak seride durumu 2-0'a getirdi.

Karşılaşma öncesi herkes gibi benim de aklımdaki soru şuydu: Lakers, ilk maçı %60 civarında şut atarak aldı, peki bu performansı serinin devamına da yansıtabilirler mi? En azından ikinci maçta da başardılar bunu.

İki maçtır 120'lerde dolaşıyor Lakers. Bunun iki temel sebebi var. İlki Lakers'in hücum potansiyeli ve organize hücumları, ikincisi de Suns'ın iyi savunma yapamaması. Evet, Suns iyi savunma yapamıyor, Suns'ın benchi de iyi savunma yapamıyor, gayretli savunma yapıyorlar, o da rakibi durdurmaya yetmiyor. Bu gerçeği tokat gibi çarpıyor Lakers iki maçtır suratlarına. Tamam, Lakers'a karşı pota altında ikili sıkıştırma yapılır ki zaten size dezavantajı nedeniyle yapılmalıdır da, ama dışarıda top elinde olan her Lakerslıya sanki maçın son dakikasıymış gibi ikili sıkıştırma mı getirilir. Bu savunma sonunda topun iyi dolaşması ve bulunan her boş şut Suns potasına sayı olarak döndü üçer üçer. İhtiyaç duyduğu her an zorlanmadan sayı buldu Lakers bu maçta da. Üzülerek söylüyorum ki Amare-Nash ikilisi takımın savunma yönünde en çok sırıtan oyuncuları. Ne savunma yapmayı biliyorlar, ne de bu konuda takım arkadaşları kadar gayretliler.

İki takımın hücumlarına dikkat ettiyseniz bariz bir fark göreceksiniz. Suns'ın hemen her hücumu zor pozisyonlarda el üstü şutlarla sonuçlanırken, Lakers genellikle çok daha kolay, çok daha boş şutlar buluyor. Bunun temel sebebi Lakers'ın pas kanallarını müthiş kapaması, buna karşılık her ne kadar gayretli olsa da Suns savunmasının bu konudaki yetersizliği.

Suns adına mağlubiyetin nedenlerinden biri de top kayıplarıydı. Yanlış hatırlamıyorsam ilk ve son çeyrekte 7'şer top kaybı yaptılar ve bu çeyreklerde rakiplerinden yediği toplam fark 24. Ayrıca eli çok sıcakken ve maç da kafa kafaya gelmişken Hill'i kenara alan Gentry'ye bu hamleyi hiç yakıştıramadım. Oyun içindeki hamlelerini genelde çok olumlu bulurum. Belki de Hill yorulduğundan dolayı böyle bir karar almıştır, ama bu değişikliğin ardından Suns'ın maçtan koptuğu da bir gerçek.

Boyalı alan sayılarında Lakers 52-44 üstün. İlk maça oranla bu istatistikteki farkı biraz kapatmış görünüyor Suns. Bu farkın kapanmasındaki etkenleri şöyle sıralayabiliriz: Nash ile oynanan ikili oyunların artması, Amare'nin bu ikili oyunlar sonunda ilk maçın aksine daha çok potaya gitmesi ve Suns'ın fastbreakten bulduğu sayılar. Yukarıda saydığım sebepler, Suns'ın ilk maça oranla daha doğru hücum yaptığının göstergesi. Fastbreak demişken hızlı hücum sayılarında rakibine 16-8 üstünlüğü var Phoenix'in, ama tabi ki galibiyet gelmedikten sonra bir işe yaramıyor bu istatistikler.

Bench katkısı da Lakers'ın maçı kazanmasındaki faktörlerden biriydi. Odom zaten ilk maçta da çok etkiliydi, ancak Shannon Brown ve özellikle kritik anlarda bulduğu dış şutlarla Farmar hücumda müthiş katkı yaptı. 36 sayı geldi bu üçlüden. Phil Jackson'ın rotasyonu bu maçta 8 kişiye düşürdüğü göz önüne alındığında bu performanslar oldukça önemliydi maçın kazanılması için.

Suns'da ise; Dudley haricinde hiçbir oyuncu devreye giremedi. Dudley, 5/5 üçlük isabetiyle 15 sayı buldu ama galibiyet için yeterli olmadı onun bu performansı. Geri kalan bench oyuncuları 17'de 3 ile oynadı hücumda. Özellikle Frye kafa olarak hiç hazır değil. Savunma yönündeki gayreti fena sayılmaz ama hücumda tek silahı olan dış şutları sokamıyor ve gerçekten de özgüvenini kaybetmiş gibi.

Bireysel performanslara bakacak olursak; Kobe ilk maçın aksine daha çok takım arkadaşlarını oynatmaya çalıştı bu maçta. 21 sayı-13 asistle oynayıp, kariyer playoff asist rekorunu kırdı. Gasol, Amare savunmasında çok da zorlanmadan 29 sayı buldu, 9 da ribaunt aldı. Artest'in de hücum katkısına değinmemek olmaz. İnanılmaz kötü bir şut yüzdesiyle geçiriyordu playoffları, ama bu maçta 6/9 saha içi ve 3 üçlük isabetiyle 18 sayı üretti.

Suns'da ise; Nash yine çok az şut denedi ve 4/8 saha içi isabetiyle maçı 11 sayı-15 asistle tamamladı. Hill-Richardson ikilisi özellikle ikinci yarıda, Suns'ın maça yeniden ortak olduğu bölümlerde oldukça iyi işler çıkardı. Hill'in 23, Richardson'ın 27 sayısı var. Amare 18 sayı attı ama kafa olarak maça hazır olmadığı belliydi. Biraz iyimser yaklaşmak istiyorum ben, sanırım annesi alkollü araç kullanırken yakalanıp tutuklanmış. Bu yüzden olumsuz etkilenmiştir belki performansı.

Hem hücumda hem de savunmada rakibinden daha potansiyelli olan Lakers ilk iki maçta bu farkı parkeye yansıttı ve çok rahat galibiyetler aldı. Deplasmandaki maçlarda Lakers'ın şut yüzdesi elbet biraz düşecektir, ama Suns için işin kötü tarafı, rakibin belli zaman dilimleri hariç henüz savunma performansını %100'e çıkarmaması. İzleyip göreceğiz serinin gidişatı neler getirecek.

4 FARKLI FIKIR:

Antimadde dedi ki...

Alvin Gentry'i bende çok severim maç içinde akıllı ayarlamalarda bulunur genelde.Ancak bu maçta çok yanlış kararlar verdi.Yapmaya çalıştığı alan savunmasından tutta,Kobe gibi bir adama ikili sıkıştırma getirmeye çalışması gibi.Bunlar oldukça yanlış hamlelerdi.

Gentry'nin hataları bana 2006 yılındaki dünya kupasında Brezilya'ya karşı ofsayt taktiği uygulamaya çalışan Gana milli takımını getirdi gözüme.Ancak yinede Stoudemire'ın berbat performansıyla kapışamaz herhalde,Gentry'nin hataları.

Stoudemire'ın birçok maçını izlemişimdir ama hiçbir maçında bu kadar kötü savunma yaptığını ve takımına bu kadar zarar verdiğini görmemiştim.Gasol son periyotta 14 sayı attı Stoudemire'a karşı.Maçın kilidide o 14 sayıdaydı.

ertem dedi ki...

Kobe'nin gerçekten eşi benzeri yok. hani Lebron falan hikaye bu adazın yanında.

Adsız dedi ki...

Kobe Bryant yaşayan en büyük oyuncu olduğunu dün bir kez daha gösterdi.Onu izlemek gerçekten büyük bir zevk.Basketbol ancak bu kadar estetik oynanabilir.Önünde saygıyla eğiliyorum..

Adsız dedi ki...

of kobe of, izlerken mest ediyorsun adamı.