BIY AD

22 Aralık 2010 Çarşamba

Küçük Detaylar (Nowitzki 8000'e Ulaştı)

NOT: Fotoğraflar için Adsız, Radagast ve Ihsahn'a teşekkürler.

Yeni projemizle karşınızdayız efendim. Bundan böyle ilginç veya kayda değer istatistikleri, bilgileri blogda sizlerle paylaşacağız. Bu kategorideki ilk postumuz da Dirk gibi birine yakışırdı. Kariyeri boyunca skorerliğiyle ön plana çıkan Dirk dün gece oynadığı Miami maçında 8000 ribaund barajını aştı. Bazen gereğinden fazla eleştirilse de Dirk aslında ortalamanın biraz üzerinde bir ribaundcudur, iyi box eder eşleştiği oyuncuyu. Zaten sınırlı süreler bulduğu çaylak sezonunu bir kenara bırakırsak 8 ribaund ortalamasının altına yalnızca son 2 senede düşmüş. Bir de neden hesaplama gereği duydum bilmiyorum ama bu yılki performansını sakatlanmadan yaklaşık 3 buçuk sezon boyunca sürdürürse 10000 ribaund barajını da geçecek. Aslında skorerliği o kadar ön plana çıkmış ki kendisinin ribaund alırkenki bir fotoğrafını koyayım istedim ama bulamadım nette.

21 Aralık Programı

22 Aralık Çarşamba 02:00 / Oklahoma City Thunder - Charlotte Bobcats
22 Aralık Çarşamba 02:00 / Dallas Mavericks - Orlando Magic
22 Aralık Çarşamba 03:00 / Philadelphia 76'ers - Chicago Bulls
22 Aralık Çarşamba 03:00 / New Jersey Nets - Memphis Grizzlies
22 Aralık Çarşamba 05:00 / Golden State Warriors - Sacramento Kings
22 Aralık Çarşamba 05:30 / Milwaukee Bucks - Los Angeles Lakers

Takas sonrası ilk iki maçta da belini doğrultamayan Orlando ligin en formda ekiplerinden Dallas'ı konuk edecek. Florida turnesinin ilk ayağında Miami'yi deviren Dallas bugün bir darbe de Orlando'ya vurmaya çalışacak. Gecenin en güzel maçı o gibi görünüyor. NBA TV'den yayınlanacak maçta, sene başından beri beklentilerin çok altında kalan ve artık bir çıkış arayan Bobcats genç Thunder'la karşılaşacak. Bobcats'in biraz direnç göstermesi halinde çekişmeli geçmeye aday bir maç diyebiliriz. Ayrıca Ömer'li Bulls evinde Sixers'ı ağırlarken Ersan'lı Bucks Lakers'a konuk olacak. Hidayet ile beraber şanslarının yaver gitmesini dileyelim.

21 Aralık 2010 Salı

20 Aralık'tan Notlar

Vakit darlığından detaylı analize giremiyoruz bugün. Ayrıca maçları çok sağlıklı izleyebildiğimi de söyleyemem. Bu sebeple daha çok istatistik ağırlıklı bir not yazısı olacak.

Günün Hayvan Performansları:
- Takas sonrası yeni kadrosuyla ilk maçına çıkan rakibi karşısında Al Horford'ın üst düzey oyunu Atlanta'yı galibiyete taşıdı. Tabi kendisini Howard değil Bass'in tuttuğunu da söyleyelim. Etkili oyununun en önemli sebebi buydu çünkü. 24 sayı- 11 ribaundı var Horford'ın.

- Yine aynı maçta yeni isimlerin uyum sorunu yaşamasıyla bütün sorumluluğu alan Howard karşılaşmayı 19 sayı- 20 ribaund ile tamamladı. Tek kişinin iyi oyunu Atlanta karşısında kazanmaya yetmedi.

- Sezon başındaki çıkışını ilerleyen maçlarda sürdüremeyen isimlerdendi Millsap. Ama dün gece Cavaliers uzunlarına karşı çok efektif oynadı. 19 sayı- 7 ribaundı var Millsap'in.

- Darren Collison eski takımını devirdikleri maçta takımı adına 18 sayı- 5 asistle hatırı sayılır bir katkı yaptı. Matchupının Chris Paul olması bu istatistiklerin değerini arttırıyor elbette.

- Takaslar sonunda Wall'un da sakatlığıyla ilk beşe yerleşen Nick Young müthiş maçlar çıkarmaya devam ediyor. Bulduğu 21 sayıyla maçın erkenden kopmasını sağlayan isim oldu. Takım olarak da gayet iyi yoldalar. Kaybettikleri maçlarda bile mücadele ediyorlar ve havlu atmıyorlar.

- Büyük maçların adamı Dirk yine sahne aldı. Takımı Heat deplasmanından zaferle dönerken Alman yıldız 26 sayıyla maçın en skoreri oldu.

- Suns'ın belalısı Duncan dün yine yaptı yapacağını. Senelerdir pota altına doğru düzgün takviye yapamayan Suns, yine senelerdir Duncan'a çare üretemiyor yaşına rağmen. Araştırma fırsatım olmadı ama Suns'a karşı kariyer sayı ortalaması epey yüksektir Duncan'ın. Dün geceyi de 20 sayı- 15 ribaund- 6 asistle tamamlamış yaşlı kurt.

- Roy'un yokluğunda ligin en formda oyuncularından biri oldu Aldridge. Son 3 maçtır inanılmaz sayılara ulaşıyor hem skorda hem ribaundda. 29-19 ile double double yaptı dün gece de.

- Baron'ın dönmesiyle biraz geri planda kalıp çok fazla şut denemeyen Eric Gordon ligin kötü savunma takımlarından T'Wolves'a patladı attığı 36 sayıyla. Yine aynı maçta Griffin, Kevin Love'a sene başından bu yana üstünlük sağlayabilen ender isimlerden biri oldu yaptığı 22 sayı- 10 ribaundla.

Boşa Kürek Çekenler:
- 8'de 7 üçlük isabeti dile kolay. Raja Bell savunmasında Daniel Gibson'ın bulduğu 29 sayı Cavaliers'ın kötü gidişine dur diyemedi. Takım arkadaşı Mo gibi Gibson'ın da istikrarsızlığı en büyük problemi. Ama dün günündeydi.

- Takım rotasyonunun iyice daraldığı son günlerde Dudley Thunder maçında hücumda değil ama savunmada çok iyi oynamıştı. Dün gece ise attığı 27 sayıyla takımın skor yükünü çekti ve kariyer rekorunu geliştirdi. Mücadeleye dayalı oyuncuları seven biri olarak kendisini izlemekten keyif alıyorum.

- Ligin en kötü yüzdeyle şut atan isimlerindendi Salmons. Dün gece sakatların yokluğunda üzerine düşeni yapmış ve yüksek bir isabet oranıyla 23 sayı üretmiş ama kendisine eşlik eden çıkmayınca mağlubiyet kaçınılmaz oldu.

- Gecenin en skorer ismi tahmin edileceği üzere Warriors-Rockets maçından çıktı. Mnta Ellis %75 saha içi isabetiyle 44 sayı buldu ki gerçekten müthiş bir isabet oranı. 7 de asisti var Ellis'in.

Takımını Baltalayanlar:
- Son saniye basketiyle kaybedilen maçta Ariza 13'te 1 saha içi isabetiyle oynadı. Aslında alışıldık bir performans Ariza'dan, ligin dibinde yer alan oyunculardan biri kendisi şu an.

- Rakibine üçüncü çeyrekte teslim olan Suns adına Frye beklenen performanstan çok uzaktı. 10'da 1 isabet oranıyla takımı adına hücumda bocalayan tek isimdi.

Bizimkiler:
- Maça ilk beş başlayıp 35 dakika süre bulan Hidayet karşılaşmayı 8 sayı- 6 ribaund- 3 asistle tamamladı. Josh Smith için Hidayet'e ters gelebilecek bir savunmacı diyebiliriz. İlk maçında 4 şut denedi Hidayet, birkaç maç daha izleyip sonra sağlıklı bir analiz yapmak yerinde olacaktır.

- Ersan'ın daralan rotasyonda sürelerinin artacağını düşünmüştüm ama yanılmışım. 18 dakika oyunda kalan Ersan 3'te 2 isabet oranıyla 4 sayı ve 3 ribaund üretti.

Gecenin Hareketleri - 20 Aralık


Link

Yardım savunmasıyla gelen bloklardan Warrick'in yaptığı çok yukarıdan olduğu için göze hoş geliyor. Ama Josh Smith'in yaptığı blok çok daha iyi. Pozisyonunu hafiften kaybetmiş de olsa Howard karşındaki, aman dikkat bir dahaki sefere kırıverir o bileğini vallahi. Son maçların hemen hepsinde en az bir alley-oop yapıyor Davis-Griffin ikilisi. Yine iyi iş çıkarmışlar. Tabi aslan payı Griffin'e ait. Gözünü kapatıp havaya rastgele bir şekilde topu atsan smaç yapacak adam neredeyse. gecenin en önemli hareketinin altına imza atan Dunleavy'e ise gün içinde ayrıca değinmiştik.

Top Yuvarlaktır


Link

Maçın tamamını değil ancak son bir iki dakikasını izleyebildim. Karşılaşma boyunca 10'da 2 ile şut atan Dunleavy bu basketle takımını galibiyete taşıdı. Yalnız sayıya dikkat, top 2 saniye boyunca düşünüyor gireyim mi girmeyeyim mi diye. Dunleavy son noktayı koyuyor. Paul'ün adamını kaçırdıktan sonra boxout yapamaması da gözlerden kaçmasın. Neyse ki tüm ligi baz aldığımızda takım içindeki kredisi en yüksek isimlerin başında geliyor.

Bitmeyen Hücum


Link

Hani tenis maçlarında ralliler olur bitmeyen. Bütün korttan şaşkınlığın ve heyecanın getirdiği uğultular yükselmeye başlar. İşte benzer heyacanı yaşatan bir hücum olmuş videoda göreceğiniz Miami hücumu. Üst üste kaçan şutlar ve alınan ribaundlar... Hem de tam 7 tane, hücum ribaundu üst üste. Maçta Miami'nin toplam 16 kere yaptığı hücum ribaundlarının 7'si ardı ardına tek hücumda geldi. Can hemen ufak bir hesap yaptı 10.000'de 2 ihtimale denk geliyormuş bunun olasılığı.

Üstelik Dallas'ın 5'i öyle kısa falan da değil. Gayet ribaund alabilecek bir oyuncu topluluğu var parkede. Ama top ilk şutlarda öyle yerlere sekiyor ki boxout falan kar etmiyor. Tabi bu bölümde Miami'nin ribaund adına şansının yaver gittiğini söyleyelim. Sonrasında ise film kopuyor. Baş dönmesinin etkisiyle falan muhtemelen, savunma şirazesi kayıyor konuk ekipte ve adamlarını kaybediyorlar, boxout edemiyorlar vs. Bize de seyrine doyum olmayan bu hücumu izlemek kalıyor.

Yaklaşık 40 saniye süren hücumun bilançosu şu şekilde: Kaçan 4'ü üçlük olmak üzere 8 şut ve alınan 7 hücum ribaundu.

Jennings 1.5 Ay Yok

Milwaukee'nin genç guardı sol ayağındaki sakatlık nedeniyle yaklaşık 4 ile 6 hafta arası parkeden uzak kalacakmış. Maggette'nin de sakatlığı nedeniyle bir iki maç daha kaçırabileceği konuşuluyor. Ersan için Maggette'nin yokluğu sevindirici çünkü rotasyon daraldıkça alacağı süreler artacaktır. Ama Ersan aldığı bu süreleri çok iyi değerlendirecek olsa bile Skiles muhtemelen Maggette'nin dönüşüyle tutarsızlıklarına devam edecektir. Bu yüzden çok fazla ümitlenmemek gerek. Öte yandan sakat ikilinin takımın en şahsi oyuncuları olduğu gibi en önemli hücum silahları olduğu da bir gerçek. Bu iki oyuncunun yokluğunda üst üste çıkacakları Blazers ve Lakers deplasmanlarında nasıl bir hücum stratejisi uygulayacaklarını izleyip göreceğiz.

20 Aralık 2010 Pazartesi

20 Aralık Programı

21 Aralık Salı 02:00 / Orlando Magic - Atlanta Hawks
21 Aralık Salı 02:00 / Utah Jazz - Cleveland Cavaliers
21 Aralık Salı 02:00 / New Orleans Hornets - Indiana Pacers
21 Aralık Salı 02:00 / Charlotte Bobcats - Washington Wizards
21 Aralık Salı 02:30 / Dallas Mavericks - Miami Heat

21 Aralık Salı 03:30 (NBA TV) / Phoenix Suns - San Antonio Spurs
21 Aralık Salı 05:00 / Milwaukee Bucks - Portland Trail Blazers

21 Aralık Salı 05:30 / Houston Rockets - Golden State Warriors
21 Aralık Salı 05:30 / Minnesota Timberwolves - Los Angeles Clippers

9 maçla geçilecek Pazartesi gecesinde gözler playoffların vazgeçilmezi Suns-Spurs ve 2006 finallerinden hatırlayacağımız Mavericks - Heat mücadelelerinde olacak. İlk karşılaşmada Heat'i mağlup etmeyi başaran Mavericks yılın son randevusunda ilk maça oranla gözle görülür bir biçimde düzene oturmuş rakibini bu kez deplasmanda yenmek için mücadele verecek. Ayrıca artık NBA Rivalry olarak tabir edilen derbi mücadeleleri arasına giren Suns - Spurs çekişmesinde ise sezonun ikinci maçı bu gece Spurs'ün evinde olacak. Geçtiğimiz yıllarda Spurs'ün başına bolca iş açmış süperstar Nash'in de takımdaki yerini alması NBA TV'den yayınlanacak bu maçı bir kat daha heyecanlı yapıyor. Bu arada Gortat, Pietrus ve Carter bu gece oynamayacaklar.

Ayrıca Joe Johnson'ın dönüşüyle toparlanma sürecine girmeyi amaçlayan Hawks, yine yeni görünümüyle belki de sezonun en büyük riskini alan Orlando'yu konuk ediyor. Magic'in yeni oyuncuları sahada olacak. Hedo'yu tekrar o 15 numaralı mavi formanın içinde görmek için sabırsızlanıyorum doğrusu. Basketbolun pek uğramadığı Merkez Grubu'nda 12-14'lük derecesiyle 2. sırada bulunan Pacers ise dün Celtics'in yenmeyi kıl payı kaçırmanın hırsını çalkantılı ekip Hornets'ten çıkarmaya çalışacak.

Son olarak 10/11 sezonunun iki bombasının karşılaşacağı Wolves-Clippers maçına da dikkat çekmek istiyorum. Elbette ki hiç bir iddiası olmayan 2 takım ve büyük ihtimalle sahada kalitesiz bir basketbol olacak ama Love-Griffin düellosunun maçı güzel kılacağını düşünüyorum. Özellikle son zamanlarda biri sayı kariyer rekorunu kırmış öteki sahada oradan oraya uçmaya başlamışken böyle bir kapışma ortamı bizlere güzel bir maç izletecektir. Keyifli bir gece dileğiyle :)

Madalyonun Diğer Yüzü (Magic - Suns/Wizards Takasları)

Magic'in yaptığı takasların ardından, elbette ilgi odağımız şampiyonluk adayı haline gelen Florida takımıydı. Ancak Lewis'i kadrosuna katan Wizards'ı ve Gortat-Pietrus-Carter'ı alan Suns'ı kısaca masaya yatırmak lazım.

Bence Suns'ın bu takastaki en büyük avantajı Gortat. Pick & roll oynamayı onun kadar iyi bilen pivot NBA'de az var. Nash ile iyi anlaşacağına dair hiçbir şüphem yok. Sezona son derece kötü başlayan, neredeyse yarardan çok zarar veren Robin Lopez'in yerine ilk 5'e yerleşmesi bence doğru hamle olacaktır. Pietrus da atletik yetenekleri ve üçlük thedidiyle rotasyonda sağlam bir yer bulacaktır. Ama kimse ondan büyük bir patlama yapmasını beklememeli, nitekim Warriors yıllarında bile çılgın tempoya rağmen göz kamaştırıcı bir oyun sergilememişti. Zaten oyun zekası pek yüksek değildir, bu yüzden çok da beğenmem kendisini. Elbette son olarak Vince Carter var, o da J-Rich'in yerine monte edilecek. Carter'ın son 1.5 senesine bakınca, bu alanda Suns bir adım geri atmış gibi gözüküyor. Zaten J-Rich, Carter'a göre çok daha iyi bir set şutörü. Belki eskiden Carter'ın pozisyon yaratma kabiliyeti daha yüksekti ama Magic'te bunu pek gözlemleyemedik. O nedenle Nash ve Phoenix, Carter için bir nimet diyebiliriz. Hala pilinin bitmediğini kanıtlaması için, bulacağı bomboş pozisyonlara ihtiyacı var belki de.

Suns açısından, tabii ki ekonomik yönü de var bu takasın. Hido'nun 4 yıl sürecek olan 44 milyonluk kontratını sallarken, karşılığında daha hafif ve geleceği parlak olan Gortat'nınkini aldılar. Ayrıca Pietrus'un sözleşmesi de iki sene içinde bitiyor. Kısacası ufak çaplı bir yeniden yapılanma başlıyor yani. Ama ısrarla Nash'i takas etmeyeceklerini söylüyorlar. Ben çok da inanmıyorum buna. Bu kadronun ne gibi bir iddiası olabilir ki zaten? Eğer doğru fırsat çıkarsa karşılarına Nash'i de göndereceklerdir. Tabii ne zaman olacağı muamma. Nash hakkında çıkan dedikoduları yalanlasalar da, Childress'ı göndermeye çalıştıkları neredeyse kesin gibi. Tabii onun da Hedo gibi performasına oranla balon bir kontratı olduğunu unutmayalım. İşleri biraz zor gibi. Kısacası Amare'nin ayrılmasıyla beraber, 6 senelik Suns'ın ışıldadığı dönem sona erdi diyebiliriz. Belki bu sene batının alt tarafındaki takımlar zorlu dönemlerden geçtikleri için playoff yapabilirler ama ilerisi için bulutlu ve hüzünlü günler gözüküyor Arizona'da. Hele Nash'i de yollarlarsa...

Peki Wizards niye Arenas'ı gönderip, Lewis'i aldı? Hemen onu da cevaplandırayım: 2012/13'ün sonunda Lewis'in sözleşmesi biterken, Arenas'ın bir sene daha 23 milyonluk alacağı vardı, ondan kurtuldular. Ayrıca Wall ile yola devam etmek istiyorlar yeniden yapılanma sürecinde. Gayet mantıklı. Ha belki daha kısa bir kontrat bulabilirler miydi yeterince arasalar? Bence bulabilirlerdi. Ayrıca Rashard Lewis'e aldığı balon kontrat nedeniyle gıcığım vardır. O yüzden ne kadar doğru bir hamle bilmiyorum. Zaten 4 numarada Blatche'e sahipler. Belki de Lewis'i eskiden başarılı olduğu pozisyona yani 3'e kaydıracaklardır. İşte bu ilgimi çekebilir gibi geldi ilk anda ama sonra hatırladım: Lewis son 4 senede aldığı kilolar ve yaptığı kaslarla bir hayli yavaşlamış durumda. Garnett'i bile penetre ederek geçemediğini gördük playofflar'da. Kısa forvetlere karşı rezil olur valla. O yüzden Wizards'ın rotasyonu nasıl bir hal alacak bilmiyorum.

Gecenin Hareketleri - 19 Aralık


Link

Öncelikle arada kaynamasın. Gecenin detaylı analizi için sizi biraz aşağı alalım. Eğer üşenirseniz şuraya tıklayarak da ulaşabilirsiniz analize.

Çok fazla güzel hareket çıkmamış dün geceden. Maxiell'in son saçmalığını saymazsak mücadelesi ve kaptığı top çok önemli. Aynı şekilde Ben Gordon'ın maçı uzatan üçlüğü ve Tayshaun'ın bloğu da. Göze hoş gelen hareketlerde ise 2 numaraya Shaq'ı koyuyorum. Zor bir smaç vurmuş Pierce'ın pasında. Açık ara 1 numaram ise Kobe'nin turnikesi. Jordan'ın Nets savunmasına karşı bulduğu turnikeyi anımsattı bana. Tabi o kadar estetik falan değil de...

NBA'de Bugün - 19.12.2010


Vince Carter-Gortat-Pietrus gibi isimleri kadrosuna katan Phoenix Suns belki de takasın gazıyla Oklahoma'yı deplasmanda mağlup etmeyi başardı. Dallas maçında sakatlanan ve sadece 5 dakika oyunda kalan Nash'in 20 sayı 10 asist ile takımını sırtladığı maçta günün hikayesi Grant Hill'den geldi. Hill, Richardson'un gönderilmesiyle skor olarak takımında ilk opsiyon olarak öne çıktı ve 30 sayı 11 ribaunt ile mücadeleyi tamamladı. Hill'in bundan bir önceki 30-10 yaptığı tarih ise 4 Şubat 2000. Oklahoma ise bol bol dışarıdan pota dövdü. Durant ve Green başta olmak üzere takım olarak başarısızdı üç sayılık basketlerde. Benchten özellikle Collinson ile ekstra katkılar bulmasına rağmen seyircisine galibiyet hediye edemedi Thunder.

Celtics'i evinde mağlup etmek zordur. Pacers dün bunun için çok mücadele etti ama karşısında beklemediği bir Pierce buldu. 18 sayı 10 ribaunt 12 asist ile oyuna her alanda etki eden Pierce bunun yanında 4'te top çalarak galibiyetin mimarı oldu. Rondo'nun yokluğunda topu eline alan ve takımı yöneten isim olan Pierce önemli bir liderlik karakteri gösterdi. Semih Erden, Shaq'ın gelmesiyle benche geri döndü ve sadece 7 dakika süre bulurken skor üretemedi. Shaq'ta 11 sayı 5 ribaunt ile oynayarak takıma döndü. Pacers ikinci çeyrek iyi oynayarak kıpırdansa da Celtics'e karşı koyamadı. Mücadele dozları yüksekti ama takımın süperyıldızı 5/20 isabetle kalınca yenilgi de kaçınılmaz oldu.

Joe Johnson'un da sakatlıktan dönüşü ile eksiği gediği kalmayan bir takım oldu Atlanta ancak buna rağmen geçtiğimiz senelerde oynanan basketboldan çok uzaklar. Zaten sezon başında Johnson'a verilen kontrattan bu işte bir dengesizlik olduğu belliydi ama takımdan mücadele ruhu söküp alınmış gibi. Doğu'da kağıt üzerinde kendilerinden daha zayıf olan Nets'e bu sezon ikinci kez yenildiler. Harris 22 sayı 8 asist ile galibiyeti getirirken Vujacic'de yeni takımına kolay uyum sağlamış gibi gözüküyor.


Utah Jazz karşısında aldıkları galibiyetle bir an için ışık veren Hornets'in performansı anladık ki sadece saman alevinden ibaretmiş. Dün gece Pistons karşısında oldukça zorlanan ve sadece Paul&West ile birşeyler çabalayan Hornets yenilgiden kurtulamadı. Maçı adeta söke söke alan Detroit'te Prince eski günlerinden özlediğimiz performanslarından birini sergiledi ve 28 sayı 12 ribaunt 8 asist ile galibiyeti getirdi. Stuckey ve Rip'in yokluğunda T-Mac ve Gordon ikilisi ile maça başlayan Detroit'te topu elinde gören Gordon 25 sayıyla oynadı. Neyse ki benchten gelen Will Bynum 21 sayı 9 asist ile Gordon'a bir guardın neler yapması gerektiğini gösteriyordu hem de Paul'a karşı.

Lakers Doğu turnesini önemli bir galibiyet ile kapatmasını bildi. Sıkıntılı bir şekilde turneye başlamalarına rağmen üst üste aldıkları galibiyetler Milwaukee ve Miami maçı öncesi moral kazanmalarına yardımcı olmuştur. Turne ortasında takıma geri dönen Bynum'un resmi olarak dün gece takıma katıldığını da atlamamak gerek. Bynum 16 sayı 7 ribaunt ile mücadele etti. Raptors'ta benchten gelen ve çoğu maç rotasyonda olumlu işler yapan Barbosa'nın felaket bir şut yüzdesiyle oynadığı mücadele de Kleiza bireysel çabaları ile takımını uzun süre maçın içinde tutsa da kazanan tarafın Lakers olacağı fazlasıyla açıktı mücadele boyunca.

Ligin en kötü galibiyet yüzdesine sahip Sacramento evinde eski koçu Rick Adelman'ın çalıştırdığı Houston'u konuk etti. Aynı zamanda Arco Arena'da eski guardları Martin'in 22 sayı 4 asist ile Rockets'i sırtlaması da dramatik oldu. Aaron Brooks'ta 21 maç aradan sonra formasına kavuştu ve 9 sayıyla mücadele etti. Maçın sonuna kadar oyunun içinde kalmasına rağmen son toplarda istediğini parkeye yansıtamayan Sacramento yenilgiden kurtulamadı.

Ah Biraz da Kafan Çalışsa


Link

Daha dün bahsetmiştik McGee'nin oyun zekasından. Bu gece pozisyon olarak pek benzemese de ahmaklıkta McGee ile boy ölçüşebilecek bir hareket de Maxiell'dan geldi. Videoyu izledikten sonra "Adam maçı kazandırmış daha ne istiyorsun" diye kızmayın bana. Evet maçı kazandırıyor bunu yaparken de ekstra mücadele, hırs ve kararlılık gösteriyor bir pozisyonluk da olsa. Ama bir de o smacı vurduktan sonra süreye dikkat edin. Maxiell o smacı vurarak rakibe 0.5 saniye kala bir üçlük imkanıyla maçı uzatma fırsatı veriyor ve bunun adı en iyi tabirle ahmaklıktır. Top çalmanın verdiği gazla ve tamamen iyi niyetle yapılmış bir hareket olsa bile... Böyle olaylara denk geldikçe Gasol gibi Vujcic gibi uzunları izlemenin değeri daha iyi anlaşılıyor.

19 Aralık 2010 Pazar

Takas Piyasası #2

Dün beklenen bir şekilde canlanan takas piyasasında Carmelo Anthony'den sonraki durağımız Memphis'in guardı O.J. Mayo olacak.

#2 O.J. Mayo

Memphis takım sahibinin bir açıklaması var Mayo takasa açık değildir diye. Ama daha önce defalarca bu tip açıklamalarda yer alan oyuncuların takımdan ayrıldıklarını gördüğümüz için mutsuz Mayo için de bir yazı yazmanın uygun olduğunu düşündüm.

Mayo neden mutsuz hepimiz biliyoruz. 3 yıldır ligde olan skorer oyuncu bu yıl ilk defa bench'e düştü ve geçtiğimiz yıllarda yakaladığı rakamlara oranla inanılmaz düşük istatistiklerle oynuyor. Bu rakamlardan onun en çok canını sıkan da kuşkusuz dakika. Kariyerinin ilk 2 yılında 82 maçın 82'sinde de ilk 5'te sahada olup, her 2 yıl da maç başına 38 dakika sahada kalan Mayo, bu yıl ne yazık ki 28 maçın sadece 14'ünde ilk 5 çıkmasının yanı sıra 29.1 dakika sahada kalabiliyor. Bu da ister istemez 23 yaşındaki bu adamın önünü kesmek oluyor. Hele ki Grizzlies gibi bir takımda Henry adındaki çaylağın arkasında ilk 5 çıkamadığını düşünürsek, bu onu mental olarak da yaralar diyebiliriz.

Peki Mayo'yu kim alır? Benim aklıma ilk olarak Chicago Bulls geliyor. Malumunuz mükemmele yakın bir kadroları var. ( Tabii ki sağlam bir Noah'la beraber. ) Ancak o mükemmel kadronun tek eksiği şutör bir oyuncu. Korver var, Rose atmaya başladı falan ama kesinlikle bir keskin şutör daha takıma eklenmeli. Bu konuda Bulls'un da offseasonda bir girişimi olmuştu zaten hatırlarsanız. J.J. Reddick'le anlaşmışlardı ama kontratı Magic karşılayınca Reddick takımında kalmıştı. Sonuç olarak sonra yaptığı girişimlerden de sonuç alamayan Bulls amacına ulaşamadan sezona başladı ve kilit şutörün eksikliğini bolca hissetti.

Mayo için bir diğer adres ise New York Knicks olabilir bence. Neticede onların bir Carmelo girişimleri var ve bu uğurda görev adamlarını feda edecekler. Giden oyuncunun yeri Mayo'yla doldurulabilir ki şehrin cazibesinin yanında yeni bir Big Three oluşturma hayalleri Mayo'nun aklını çelecektir. Ya da alternatif olarak Knicks şöyle de bir formül düşünebilir zira Nuggets'a sunacakları paketi oluşturmakta zorlanıyorlar. Mayo takıma dahil edilir, Curry'nin biten kontratı ve draft hakkıyla süslenip, Nuggets'a yollanır. Biraz komplike bir plan oldu ama Melo'yu alacaksanız işleri biraz daha karmaşık düşünmeniz gerekiyor.

İşin finansal boyutu sorunsuz görünüyor çünkü 4-5 milyon dolar civarı alan Mayo hiçbir takımın ekonomisini zedelemeyecektir. Zaten daha ilk yıldan kendini kanıtlamış bu genç yıldız için verilen miktar az bile bana kalırsa. Özetleyecek olursak Mayo takımında bu sene istemediği şeyler gerçekleşince gerek Grizzlies camiasından soğudu, gerekse birçok dedikoduya karışarak takas piyasasının gözdelerinden biri haline geldi. Bundan sonra ne olur bilinmez ama bu adamı kapmak isteyen çok olacaktır. Tek bildiğim Memphis'in Mayo'yu tekrar kazanmak için maçların yarısında yedeğe tıktıktan sonra Spurs maçında olduğu gibi 47 dakika sahada tutmaktan fazlasını yapması gerektiği. Mesela düzenli olarak ilk 5 başlatmak ve saha içinde daha önemli bir rol vermek gibi.

Yeni Çehresiyle Orlando Magic (Analiz)

Çoğu analizim gibi, kısa tutmaya çalışsam da bir hayli uzun oldu. Dişinizi sıkıp okursanız sevinirim.

Evet efendim, dün Hidayet, J-Rich ikilisinin ve Arenas'ın takaslarına tek tek değinmiştik blog'da. Bugün sırada kocaman bir Orlando Magic analizi var. Her zaman yaptığım gibi başta bir özetini çıkarayım takasın.

Gilbert Arenas (Wizards), Hedo, J-Rich, Earl Clark (Suns) --> Magic
Rashard Lewis (Magic) --> Wizards
Vince Carter, Pietrus, Gortat, 3 milyon $, 2011 ilk tur draft hakkı (Magic) --> Suns

Bu yazıda direk Magic'i ele alacağım, daha sonra kısa yazılar halinde Suns ve Wizards'a da değinirim. Efendim artık hepimiz biliyoruz ki, Vince Carter en son 2 sezon önce gerçek Vinsanity idi. Bir buçuk yıldır izlediğimiz Carter, hem Magic'in hem NBA severlerin beklentisinin çok ama çok uzağındaydı. Üstelik Hidayet'in yerine o geldiği zaman, Magic oyun kurmak açısından birkaç adım geriye gitmişti. Eh aldığınız yıldızın, ışıltısı sönmüşse, üstelik takım oyununun en büyük katalizörü Hedo'yu gönderip yaptıysanız bu takası, işler iyi gitmemiştir. Magic de zaten bir buçuk senedir şampiyonlukta adı geçecek seviyeden uzaktı. Bir hamle yapmaları gerekiyordu ve Hidayet, J-Rich, Arenas üçlüsünü takıma katmaya karar verdiler.

Carter'a değindim, biraz da Lewis'e değineyim. Blog'u uzun süredir takip edenler biliyordur. Rashard Lewis'in aldığı senelik 20 milyon dolar değerindeki kontratın ne kadar fazla olduğunu pek çok kere eleştirmişimdir. Bana göre böyle bir oyuncuya max kontrat vermek büyük salaklıktır. Max kontratı, takımı taşıyacak oyuncunuza verirsiniz. Rashard Lewis taşımayı geçtim, ikinci opsiyon olabilecek kapasitede bile değildi. Hele bu sene sergilediği oyunla bırakın maksimum kontratı, takımın 3. opsiyonu olmasını, ancak Ortalama bir playoff takımının rotasyon oyuncusu seviyesindeydi. Onu 3 senelik leş gibi kontratıyla kim alırdı? Ancak Arenas karşılığında Wizards alırdı herhalde.

Diğer ayrılan isimler ise Gortat ile Pietrus. Magic'ten gidenler arasında muhtemelen en çok aranacak olan adam Gortat. Çünkü hepinizin bildiği gibi artık Magic'in Dwight'ı yedekleyecek bir uzunu kalmadı. Tabii Ryan Anderson'ı ve Orton'ı saymazsak, ki bir zahmet saymayalım onları. Belki Bass kısa süreler pivot oynayabilir ama o da bildiğimiz cüce yani. Gortat dediğim gibi çok büyük bir eksik olacak ama kadroya bir pivot ekleyeceklerini düşünüyorum. Çünkü bir düşünün Dwight faul problemine girince ne olacak? Ben açıkçası düşünmek bile istemiyorum, SVG'nin de rüyalarına girer herhalde bu ihtimal. Şu 1-2 hafta içinde Dampier/Kwame tadında bir pivot gelecektir, daha doğrusu kesinlikle gelmeli. Pietrus ise en iyi dış savunmacısıydı. Onu da kaybettiler. Şimdi Pierce, Wade ve LeBron'u kim tutacak? Hedo mu, J-Rich mi, Redick mi, Arenas mı? Korkunç gerçekten. Yoksa fena savunma yapmasa da alacağı dakikalar iyice azalan Q-Rich mi? Barnes'ı Lakers'a kaptırmanın faturası bu diyebiliriz. En azından Q-Rich'ten daha güvenilir bir dış savunmacıydı. Şimdi rakibin en önemli silahını yavaşlatmakta sıkıntı çekebilirler. Tabii buna karşılık 1.5 senedir işin savunma tarafında yatan, perde geldiği zaman hayata küsen Carter yerine, J-Rich olacak ilk 5'te. Savunmasıyla ünlü olmasa da, Carter'la kıyas kabul etmez.

Gelelim yepisyeni Magic'imize. Bir kere Stan Van Gundy şunları açıkladı: Nelson ilk 5'te kalacak ve Hidayet uzun forvet pozisyonuna yerleşmeyecek ilk 5'te. Yani şu şekilde oluşuyor kadro: Nelson - X - Y - Bass - Dwight. Arenas, Hedo ve J-Rich'ten biri kenardan gelecek. Dün arkadaşlarla konuşurken, bu adamın kesinlikle Arenas olması gerektiğini söylüyordum. Çünkü Dwight Howard ile en çok beraber oynaması gereken isimler Hedo ve J-Rich. Birisinin Howard'la kimyası çok iyi uyuşurken, diğeri boş atış şansı bulmak için Howard'a gelecek ikili sıkıştırmalara ihtiyaç duyacak. Yanlarında iyi oyuncular yokken, bu iki oyuncunun da verimi düşüyor. Öteki yanda Arenas'a bakıyoruz, maçın herhangi bir noktasında tek başına üst üste 20 sayı üretebilecek kapasitede bir skorer ve bunu yapmaya alışık. Bench'ten gelip rahatlıkla yedeklerin liderliğini yapabilecek bir isim. Zaten Arenas da hemen "Bench'ten gelmeye gönüllüyüm" demiş. Bunu 'problem çocuk' sıfatından kurtulmak için mi yoksa gerçekten içinden geldiği için mi yaptığını bilemiyorum. Amacı sadece o sıfattan kurtulmaksa ve içten içe "Benim ne işim var bench'te?" diyecekse, Magic ve kendisi açısından kötü bir sonun başlangıcı olur.

Üstteki resimde Lewis'in gittiğini öğrenen Bass'in tepkisini görüyorsunuz. Kendime göre ilk 5'i yaptım yani: Nelson-JRich-Hedo-Bass-Dwight. Kenardan gelecek ana oyuncular da Redick, Arenas, Q-Rich ve Ryan Anderson olacak. En önemli değişiklik elbette üçlük atabilen kısa forvetten bozma bir 4 numarada yerine gerçek bir uzun forvetle oynayacak olmaları. Tabii Bass de biraz ufak kalıyor diyebiliriz ama Lewis'ten 8 kat iyi savunma yapıp, rakiplerini box-out ettiğini unutmayalım. İki sezondur blog'dan SVG'ye bağırdım çağırdım Bass daha çok oynamalı, bench'te ne işi var diye. Sonunda beni dinledi bıyıklı babacan koçumuz. Ben ezelden beri şunu savunurum. Bir takım kısa forvetten bozma bir uzunla oynamamalı. Ha elbette bu tür oyunculara ihtiyaç var ve maç başına 20-25 dakika arası bir süre onlarla oynanabilir. Ama bu oyuncuları ilk 5'te başlatıp ana stratejinizi böyle belirleyince, rakibin uzun forveti sizin 4 numaranızı denize döker. Tabii elinizde Rasheed Wallace gibi üçlük atabilen gerçek bir uzun varsa olay bambaşka bir boyut kazanır, ayrı konu... Kısacası Magic doğru yolu buldu diyebiliriz. Rakipler kısa 5'le oynadığı zaman Hedo'yu 15-20 dakikalığına uzun forvette oynatacak Stan Van Gundy. Belki Anderson da Dwight'ın yanında görev yapar biraz. Ama sonuçta Bass maçların büyük çoğunluğunda boyalı alanda Dwight'a yardımcı olacak. Bass, Lewis gibi üçlüğe çıkabilecek menzile sahip değil belki ama Dallas'tan beri müthiş bir orta mesafe şutu var kendisinin. O nedenle içeride Howard'a yeterince alan kalacağını düşünüyorum.

Hedo ve uzun rotasyonuna değinmiş olduk. Kaldı geriye guard rotasyonu J-Rich ile Arenas. Aslında bu noktada SVG'nin elindeki opsiyonlar bol gibi gözüküyor ama aynı zamanda pek çok kısıtlama var. Öncelikle süre açısından bir problem var. 1-2-3 numaralı pozisyonlar için tam 6 aday var ki Duhon'u katmadım bile. Redick 20, Q-Rich 15 dakika bile alacak olsa, Hidayet 10-15 dakikalığına 4 numaraya kaymadan herkesi mutlu edecek kadar dakika çıkmıyor. Bunun dışında mesela J-Rich'in skorer kimliği ön plana çıkmayan bir oyun kurucuyla oynamasının çok daha verimli olacağını düşünüyorum ben. Magic'teki iki kötü seçenek arasında Nelson, J-Rich'in verimliliği için daha mantıklı gibi duruyor. Zaten Hidayet'in top dağıtımına olan katkısı da J-Rich'in işine yarayacaktır. Kısacası her şekilde yukarıda değindiğim gibi Arenas'ın kenardan gelmesi en mantıklı seçenek bence. Sorun bununla kalmıyor, eski lakabıyla Agent Zero, kenardan gelse bile elbette Nelson ile aynı anda sahada bulunacaktır en az 20 dakika. Bu süreçte, rakiplerin iri şutör guard'ları, bu ikiliye karşı şov yapabilirler. Hücumda bile ikisinin nasıl geçineceği meçhul ama Nelson'ın SVG'nin sisteminde, topsuz oyunda başarılı olduğu dönemler vardı. Bu açıdan çok büyük bir problem çıkacağını düşünmüyorum. Son problem ise şu: Celtics 2 sayı önde, maçın bitimine 3 dakika var, geri alanda hangi oyuncularla maçı bitireceksiniz? Daha doğrusu kim kenardan izleyecek? Bana kalırsa, maç sonlarını çok da iyi oynamayan Nelson veya son toplarda başarılı olsa da benim asla güvenemediğim J-Rich kenarda olmalı. Ancak kenardaki isim J-Rich diye varsayarsak, az önce yazdığım gibi oyun alanında Nelson-Arenas'a karşı rakip şutör guard'lar bayram edebilir. Yani kısacası SVG'nin vermesi gereken pek çok karar var. Üstelik bu kararları verirken, bütün oyuncuları da mutlu tutması gerekiyor. Nasıl bir denge sağlayacağına dair hiçbir fikrim yok.

Toparlamam gerekirse; Orlando'nun son 1.5 senede yaptığı ikinci ciddi takası olumlu karşıladığımı söylemeliyim. Vince Carter yanlışından (ki ben ilk yapıldığında doğru olduğunu düşünüyordum) çabuk döndüler. Gelecek vaat etmeyen bir stratejide ısrar etmenin mantığı yoktu. Magic'in yaptığı şey belli. NBA'de ve hatta dünyada boyalı alanı en iyi koruyan oyuncunun üzerindeki savunma baskısını Bass-Lewis değişikliği ile azalttılar ve geri kalan 3 oyuncuyla da çok büyük bir ofansif güç elde ettiler. Hedo'yu değişiklik olarak saymayalım, eski Golden Stateli Arenas ile J-Rich'in takıma ne kadar çabuk ve iyi uyum sağlayacakları Magic'in gidişatını belirleyecek. Elbette takımın 4 dış şutörden 3'e düşünce bir dönem afallamasını da bekleyebiliriz. Yani bu takasların sonucunu şimdiden bilmemizin imkanı yok. Ama Stan Van Gundy 1-2-3 rotasyonunu iyi oturtabilirse, Magic 2 gün önceye göre daha korkutucu bir takım oldu diyebilirim.

19 Aralık Programı

19 Aralık Pazar 20:00 / Indiana Pacers - Boston Celtics
19 Aralık Pazar 20:00 (NBA TV) / Atlanta Hawks - New Jersey Nets
19 Aralık Pazar 20:00 (NTV Spor Banttan 01:30) / Los Angeles Lakers - Toronto Raptors
20 Aralık Pazartesi 01:00 / New Orleans Hornets - Detroit Pistons
20 Aralık Pazartesi 01:00 / Houston Rockets - Sacramento Kings

20 Aralık Pazartesi 02:00 / Phoenix Suns - Oklahoma City Thunder

Pazar günü erkenden programımızı yazalım dedim. Gecenin en çok merak edilen konusu Phoenix olacak elbette. Carter, Gortat gibi isimlerin oynaması halinde yeni kadrolarıyla nasıl bir görünüme sahip olacakları büyük bir soru işareti. Ayrıca 5 gün önce Sacto'yu kendi evinde mağlup eden Rockets bu sefer aynı başarıyı deplasman tekrarlamayı deneyecek. NTVSPOR'dan yayınlanacak maçta ise Lakers ve Raptors yılın son randevusunda karşı karşıya geliyorlar. Bu sezon birbirlerinde karşı 1'er galibiyet alan Hawks ve Nets takımlarının mücadelesi ise NBA TV ekranlarında.

Gecenin Hareketleri - 18 Aralık


Link

NBA'de Bugün - 18.12.2010

Ligin zirvesinde bulunan ve müthiş form grafiği ile parmak ısırtan San Antonio dün gece Memphis karşısında zorlansa da uzatmada galibiyete uzandı. Özel hayatında sorunlar olsa da basketboluna bunu yansıtmayan Parker dün gece 37 sayısı ile takımını galibiyete taşırken yanında da 9 asiste imza attı. Her parçası muazzam bir şekilde işleyen Spurs üst üste 8.galibiyetini almış oldu. Memphis, Rudy Gay'in eksikliğinde aslında iyi mücadele etti. Ligden ve takımdan çok kopuk mücadele eden Mayo ilk beş şansı bulduğunda neler yapabileceğini göstermiş oldu. 27 sayı 5 ribaunt 5 asist üreten Mayo maçı uzatmaya götüren basketin de sahibiydi. Memphis'te Zach Randolph'ta 24 sayı 21 ribaunt ile harika bir maç çıkartsa da bu çabası galibiyeti getirmedi.

Yedi maçlık galibiyet serisi bulunan Chicago'nun serisini eski koçu Del Negro'nun çalıştırdığı Clippers bitirdi. Noah'ın sakatlığında Gibson ilk beş başlarken üçüncü çeyrek başında başına aldığı darbe ile sakatlandı ve fazla süre alamadı. Noah ve Gibson'un eksikliklerinde uzun rotasyonu sıkıntıya giren ve Deng'in 45 dakika oyunda kaldığı Bulls buna rağmen buldukları sayıların yarısını boyalı alandan buldu. Koç bu eksiklikler içinde mecburen Ömer'e süre vermek zorunda kalıyor. Hücumda Boozer gibi bir bitiricisi olmasına rağmen Ömer'in savunmasına fazlasıyla ihtiyaçları var. Rose'un 34 sayı 6 ribaunt 8 asist ile harika bir maç çıkardığı gece de tek bir serbest atışla maçı kaybetmeleride fazla dramatik olmuş. Clippers cephesine bakacak olursak varsa yoksa Griffin'den bahsetmek gerek. Basketbolu çok iyi biliyor, ikili oyunları, pozisyon alması falan muazzam. Griffin'in yanında Baron Davis'te fazlasıyla iyi bir performans sergiledi dün gece ve galibiyete önemli katkı sağladı.

Son on maçını kaybederek gelen Cleveland, Knicks için yara sarma maçı olarak gözüküyordu kuşkusuz ama Mo Williams'ın performansı buna engel oldu. Sezon içinde birbirlerinden çok kopuk mücadele eden ve birliktelik sağlamakta zorlanan Cleveland dün Knicks'e çok zor anlar yaşattı. Williams önderliğinde özellikle hızlı hücumları ile fark yaratan Cavaliers'ta altı isim çift haneli rakamlara ulaştı. Mo Williams bir gece önce Pacers deplasmanındaki iyi oyununu bu maçta da sürdürdü ve 23 sayı 14 asistlik rakamları ile takımını galibiyete taşıdı. Celtics ve Heat gibi en önemli rakiplerine boyun eğen Knicks'e ayaklanma fırsatı vermedi Cavaliers. Knicks'te 23 sayı 11 asist 7 ribaunt ile Felton fazlasıyla etkili olurken Gallinari'nin rezalet şut performansı ve Amare'nin 8 top kaybı mağlubiyeti getiren faktörlerdendi.

Kötü gidişe yaptığı takaslarla engel olmaya çalışan ve tekrar başa güreşecek düzeyde kadro kurmayı hedefleyen Magic eksik kadroyla çıktı Sixers karşısına. Her takas sonrası takımlar 7-8 kişilik bir rotasyon ile mücadele etmek zorunda kalırlar ki Sixers'ta bunu değerlendirerek galibiyete ulaştı. Howard 26 sayı 10'u hücum 20 ribauntu ile çok iyi mücadele etse de galibiyeti getiremedi. Pota altında Howard kadar etkileyici olmasa da Brand2in 20 sayı 13 ribauntu da dikkat çekici. Lois Williams benchten getirdiği ekstra katkılarına devam etmiş yine ve Sixers önemli bir galibiyete imza atarak play-off potasında kalmayı sürdürmüş.

Takas seçeneğini kullanan bir diğer takım Wizards dün gece hem Arenas'sız hem de Wall'sız Heat karşısına çıktı. Maçı kazanmak için var gücüyle çaba gösteren takım özellikle her eline top geldiğinde potayı düşünen Young'un da gününde olmasıyla galibiyete çok yaklaştı ancak Heat, Wizards'ın son anlarındaki tecrübe eksikliğinden faydalanıp galibiyete uzandı. James, Knicks maçından sonra yine etkili bir maç çıkartırken Wizards'ta Howard'ın dönüşü asıl dikkat çeken nokta oldu. Lewis'in de gelişi ile en azından ilk beş dahilinde önemli bir takım olabilir Wizards ama bench hala zayıf.


5/5 üçlük 14/23 isabet ve 43 sayı 17 ribauntluk müthiş performans. Buna rağmen Kevin Love takımını galibiyete taşıyamadı. Bu sezon sergilediği müthiş istatistiksel performanslarla dikkat çeken Love'un genelde çabaları galibiyet açısından sonuçsuz kalıyor. Wolves üst üste altıncı yenilgisini aldı dün gece Denver karşısında. Billups'un yokluğunda son günlerde form tutan Ty Lawson 23 sayı 9 asisti ile dikkat çekerken takımla sorunlar yaşayan Melo'nun 24 sayılık performansı galibiyeti getirdi.

Memo'nun dönüşünü buruk bir şekilde kutlayan Jazz back-to-back maçında Bucks deplasmanında galibiyete ulaşmasını bildi. Mehmet Okur benchten gelirken 13 dakika oyunda kaldı ve 3 sayı üretti. Utah'ta galibiyeti getiren performans 22 sayı 11 asist ile Deron Williams'a aitti. Bir diğer temsilcimiz Ersan ise mücadeleye ilk beş başladı ancak 17 dakikada sadece 2 sayı 3 ribaunt ile mücadele etti. Zaten Salmons-Jennings-CDR üçlüsü ile aynı takımda olmak top kullanma konusunda sıkıntı yaşamak demektir. Savunmasıyla dikkat çekse de hücumda top alamadığı için kendini gösterme fırsatı yakalayamıyor Ersan.

Golden State'in sezon başında sağlıklı olduğu dönemd gösterdiği performans oldukça dikkat çekiciydi ancak sakatlıkların kendini göstermesiyle takımdaki düşüşte kaçınılmaz oldu. Curry'nin yokluğu etkiliyor elbette takımı ancak yerinde oynayan R.Williams'ın performansı şimdilik iyi. Portland karşısında sakatlıklar yüzünden verimsiz olan bir takımdan bahsetmemizde garip. Brandon Roy'un bitik dizinin bakımı için yine üç maç kaçıracağı açıklanmış. Dün gece Warriors karşısında forma giyemedi Roy ancak Miller'ın müthiş performansı ve ilk beşin tamamının skora katkıda bulunması galibiyeti getirmiş. Yine de son çeyrekte farkı 15 sayıya kadar çıkardıktan sonra maçın bıraya gelmesi onlar adına soru işareti.

Telafisi Olmayan Hata


Link

Gece Wizards'ı değerlendirirken değinmiştim takım olarak oyun zekası üst düzey isimlerden oluşmadıklarına. McGee'de fizik falan gayet yerinde maşallah, hatta NBA'in en atletik uzunu belki. Ama iş zihinsel olgunluğa gelince o da sınıfta kalanlardan. Aşağıdaki videoda izleyeceğiniz üzere 2'ye 1 giderken arkadaşını görmek yerine James Jones'un üzerinden serbest atış çizgisinden hallice bir noktadan smaca kalkıyor. Sonuç tahmin edeceğiniz üzere hüsran. Her maçın içinde sık sık oluyor böyle şeyler diyebilirsiniz ama dün geceki maçın skorunu bilmeyenler için yazalım: 95-94 Heat lehine. Yaklaşık 10 gün önce Kings'e karşı maç koptuktan sonra son hücumu smaçla tamamlayım derken de rezil olmuştu. O videoyu da burdan izleyebilirsiniz. Küçük hesapların adamı olma yolunda hızla ilerliyor, ilerledikçe çuvallıyor McGee. Ne diyelim sonu hayır olsun, Blatche'le de fazla takılmasın. Şuradan da NBA.com'un hazırladığı özetlerde, yaptığı göndermeyi izleyebilirsiniz, 45. saniyede.

Olmayınca Olmuyor (Küçük Bir Wizards Analizi)

Maçın başından sonuna kadar var gücüyle çalışan ve parkeye büyük bir karakter koyan Wizards'ı yenmek için Heat'in 5 dakikalık ciddiyeti ve dikkatli oyunu yetti. Wizards adına bahsettiğim karakterin parkeye yansıyan hali şuydu: "Mücadele". Oyun zekası yüksek oyunculardan kurulu bir takım değil Washington ve genelde bireysel yeteneklere dayalı oyuncuların birebir zorlamalarıyla giden bir hücum sistemleri var Wall'un yokluğunda. Ayrıca takımdaki isimlerin vurdumduymazlığını da bilmeyen yok. Ama bugün farklıydı... Bugün güçlü Miami'ye bir sürpriz yapmak için ellerinden geleni yaptılar. Rakibe kolay sayı vermediler, savunmada yardımlaştılar. Belki galibiyet gelmedi ama ümit verdiler. Arenas-Lewis takasını değerlendirirken yazdığım Wizards'ın yakın geleceğinde umut yok anlamındaki cümlemi bir kez daha düşünmeme sevk ettiler. Tabi birkaç yerinde hamle daha yapmaları şart. Çünkü halen çok toplama bir kadroları var. 2 ve 3 numaradaki şişkinilk, dahası bu oyuncuların aynı tarzda olması falan... Biraz traş edilmesi, düzene konması lazım kadronun.

Potansiyeli sebebiyle Wall'u ayrı tutarsak Hinrich, sakatlıktan dönüp bu sezonki ilk maçına çıkan Howard, Blatche, McGee ve Nick Young... Hepsi belli bir kalitenin üzerinde ama istikrarsız, ne zaman ne yapacağı belli olmayan oyuncular. Bunlara bir de Lewis eklenecek. Böyle oyunculara çok büyük saygı duymam ama sempati beslerim. Çünkü maça renk katma olasılıkları yüksektir ama maç kazandıramazlar. Bügün de böyle oldu zaten. Saydığım isimlerin hemen hepsi üst düzey performansıyla karşılaşmayı koparma noktasına getirdi. Gelin görün ki son saniyelerde kaçan serbest atışlar, yapılan basit top kayıpları ile maçı tecrübeli Heat'e hediye ettiler. Velhasıl bu genç ve yeni yapılanan takıma kazanmasını bilen bir iki oyuncu şart.

Arenas-Lewis Takası

Öncelikle Can'ın Hidayet takasıyla ilgili yazısı için sizi şöyle alalım.

Gecenin sıcak haberlerinden diğeri de gerçekleşen bu takasla geldi. Magic Arenas'ı kadrosuna katıp Lewis'i Wizards'a yolladı. İki takımın hedeflerini baz alırsak önce Magic'i değerlendirmek gerekir sanırım. Jameer'in en önemli noksanı olan oyun kurucu zekası ve takımı oynatabilme yetisi Arenas'ta da var denemez. Gerçi özellikle son senelerde yaşadığı olaylar ve takımın vizyonunun küçülmesiyle birlikte iyice saldı kendini, sakal bıraktı falan. Yani mental olarak da çok sağlıklı değildi. Ama onun konsantre bir şekilde basket oynadığı yılları da biliyoruz. Kariyeri boyunca takımı oynatan bir guard olmadı. Kısacası Magic'in bu handikapı hala giderilmiş değil. Şimdi Hidayet geldi zaman zaman hücumları o organize edecek belki ama o sistemde Arenas nasıl bir rol alır da iş yapabilir bilemiyorum. Eğer spot-up shooter olacaksa bu rolde J-Rich de olacak. Top paylaşımı nasıl olacak, herkes nasıl mutlu ve takımdaki rolünden memnun olacak. İçinden çıkması zor bir durum ve bir takas daha gerçekleşebilir önümüzdeki günlerde. Yani Magic bu konuda tam bir çorba olmuş durumda ama daha sonra bir Magic analizi yapıp orada yazarız bunları. Diğer taraftan Lewis'in takımdan ayrılması uzun rotasyonuna da darbe vuracak (Gortat'ın da gitmesi argümanını hesaba kattığımızda). Hidayet belki 4 numara olarak düşünülüyor ama bunun playoffu var, sakatlığı var, faul problemi var ve eldeki kalifiye uzun sayısı çok sınırlı. Lewis senelerdir cuk oturmasa da sırıtmıyordu o pozisyonda şimdi onun boşluğunu nasıl dolduracaklar. Büyük soru işaretleri bunlar.

Bir koltukta iki değil üç karpuz taşımaya çalışan Wizards'ta ise Wall-Arenas-Hinrich üçlüsünden birinin gideceği belliydi. Piyango Arenas'a çıktı, çok da güzel oldu, çünkü Wall'un önü açıldı. Artık kendini tam anlamıyla takımın esas sahibi gibi hissedecektir. Hinrich'in sürelerinin azalmasından korkuyordum ama Arenas'ın gidişiyle o tehdit de kalktı ortadan. Lewis'in takıma katılması da gayet olumlu. Amiyane tabirle çoluk çocuk oynuyordu pota altında. Dış şut tehdidi olan ve tecrübeli bir skorer kazandılar en azından. Ama Wizards kanadında gelecek halen çok aydınlık görünmüyor. Hele bir deplasmanda maç kazansınlar da hayırlısıyla...