BIY AD

11 Şubat 2011 Cuma

Kobe Garnett'i Korudu

Şu sıralarda başlayan maç öncesi Los Angeles Lakers'ın süperstarı Kobe Bryant'tan eski dostu Kevin Garnett'i koruyan açıklamalar geldi. Bu sezon pek çok olaya karışan ve burda da fazlasıyla tepki çeken hatta ilk Lakers-Celtics maçı öncesinde "Beat LA" ayakkabıları giyen Garnett hakkında Kobe "O iyi birisi ancak kazanma hırsına kurban gidiyor" gibisinden birşeyler söylemiş. Kobe'nin bunu özellikle Lakers-Celtics maçından önce yaptığını da belirtmek gerekiyor. Es geçilmemesi gereken bir nokta bu da.

Ayrıca Kobe "Kevin olsun, Pierce olsun trashtalk -maç dışı sataşma- seven isimler. Bende trashtalk'ı seviyorum ancak bizim takımda sadece ben sevdiğim için hepsiyle tek başıma uğraşmak zorunda kalıyorum" tarzında da ortalığı alevlendirmeden esprili bir şekilde cevap vermiş Kobe. Ayrıca Conan O'Brien'a katılan Kobe, Conan'ın kendisine sorduğu "Shaq'la sahada birbirinize laf sokuyor musunuz" şeklinde soruya da "Daha çok Garnett'le çünkü onunla çok eskiden beri yakınız" diye cevap vermişti. Kobe'nin Conan'a katıldığı programı da tavsiye ederim bu arada, çok keyifli bir program oldu. Yanılmıyorsam NTVSpor.net'te videolar mevcut.

10 Şubat 2011 Perşembe

10 Şubat Programı

11 Şubat Cuma 03:00 / Los Angeles Lakers - Boston Celtics
11 Şubat Cuma 04:00 (NBA TV) / Golden State Warriors - Phoenix Suns
11 Şubat Cuma 05:30 / Dallas Mavericks - Denver Nuggets

NBA TV'nin canlı yayınlayacağı karşılaşmada Suns 3 gece önce deplasmanda yenmeyi başardığı Warriors'ı ağırlayacak. O maçta Monta Ellis'in üzerinden oynayıp onun savunma zaafiyetini kullanarak rahat bir galibiyet almıştı Suns. Evlerinde de benzer bir sonuç çıkması muhtemel. Nowitzki'nin takıma katımasıyla 10 maçlık galibiyet serisi yakalayan Mavs, Nuggets deplasmanına konuk olacak. Nuggets adına MR'ı temiz çıkan Chauncey'in bu maçta görev alması bekleniyor. Mavericks'te ise Alman yıldızın ufak bir sakatlığı var ve bu sebeple dün gece oldukça vasat bir oyun sergiledi. Bu gece de aynı durum söz konusu olursa ibre Nuggets tarafına kayar. Celtics ile Lakers ise finale kalamamaları halinde bu sezon son kez kozlarını paylaşacak. İlk maçı Celtics deplasmanda üstün bir oyunla kazanmıştı ve bu maçta da favori görünüyorlar. Ama bu sezon Lakers'ın önemli maçlarda beklenen performansı gösteremediğini biliyoruz, artık bu gece ekstra bir motivasyon bekliyorum kendilerinden.

Jerry Sloan Görevi Bıraktı

Utah tarafındaki kaynaklardan alınan bilgiye göre TSİ 00:00'da bir basın toplantısı yapılacak ve Jerry Sloan ile Phil Johnson istifalarını duyuracaklarmış. Basın toplantısını NBA TV'den ve NBA.com'dan takip edebileceğiz...

Ama bir dakika, bir dakika... Nasıl yani? Sloan, bildiğimiz Jerry Sloan Utah'ın başından ayrılıyor? 26 senelik koçluk kariyerinin 23'ünü Utah Jazz'ın başında geçiren, o kulüşle özdeşleşmenin de ötesine geçen Sloan görevi bırakıyor? Bir devir sona erdi, hem Utah'ta hem NBA'de... Valla detayları basın toplantısında öğreneceğiz, çünkü Wojnarowski bile doğru düzgün bilgi alamamış kimseden, Utah'ın en iyi sır tutan takım olduğunu tweet'liyor kendisi. Ama ben gerçekten büyük bir terslik olmalı diye düşünüyorum. Yani sezon sonunu beklememesi özellikle şaşırtıcı bence, hele kontratını daha 2-3 gün önce 2012'ye kadar uzatmışken...

Ben Sloan'un geri kafalı bir koç olduğunu düşünüyordum açıkçası artık. Zaten eski zamanlarında (finale kaldıkları dönem) daha yaşımız ufaktı, takıma oynattığı oyunu analiz edecek durumda değildik pek. Ama bunca sene geçmesine rağmen hala hepi topu 10 tane hücum setinin içinde dönüp durduğunu, takıma bir yenilik, bir heyecan getirmediğini düşünüyordum. İsimler değişir ama onun sistemi değişmezdi. Zaten yeni Stockton'ını da Deron Williams ile bulmuştu. Ben daha böyle bir 5 sene daha gider diye düşünüyordum. Ama ne olursa olsun, son yıllarda Sloan'un biraz geri kaldığını düşünsem de onun efsanevi koçlardan biri olduğu gerçeğini değiştirmiyor. Şimdi böylesine bir efsanenin ardından, o koltuğa şimdi kim otursa, koltuk birkaç boy büyük kaçacak... Oturacak kişi de asistanlardan Ty Corbin olacakmış.

Stockton ve Malone'la beraber o da karşısına Majesteleri duvarı çıktığı için yüzüksüz bitiriyor kariyerini...

Sözünü Tutan Adam Stephen Jackson


Link

Dün sabahtan beri yazacağım ama bir türlü kısmet olmadı. Geç de olsa değineyim deli Kaptan Jack'e. Kendisini severim, ateşli bir oyuncudur, iyi de liderlik yapar takımına. Ancak dedim ya delidir. Ateşini, hırsını kontrol altında tutamaz. Anında alır teknik faulleri eğer o düdüğe katılmıyorsa. Henüz 2-3 gün önce bu konuda bir açıklama yapmıştı "Benim hislerim düşüncelerim belli bir yöndeyse, bunları dile getirmekten çekinmem. İstediğim için teknik faul alıyorum zaten. Yapacak birşey yok. Bundan sonra değişmem zor." şeklinde. İki gün önceki Celtics maçında da bu sözünü tuttu. Garnett'i ufaktan ittirdiğinde faul çalınmasına sinirleniyor. İlk teknik faulü tamam da, sonrasında ısrarla hakeme birşeyler söyleyerek atılması gerçekten de 'isteyerek' atıldığına işaret ediyor bence. Pozisyonda da Garnett biraz kolay bırakmış olsa da kendini, elleriyle gayet güzel itiyor Jackson. Neydi bu kadar itiraz ettiği nokta bilmiyorum. Ancak maçı onun yokluğunda da olsa kazandı Bobcats, son çeyrekte Celtics'in yaptığı top kayıpları çok önemliydi tabii...

Celtics maçıyla beraber 13 teknik faule ulaştı Jackson ve Amare'ye bir adım yaklaştı. Hatta dünkü Pacers maçının sonunda da tartışmalı bir pozisyon oldu. Dedim garanti olay çıkaracak. Ancak Jackson ilk anda hoplayıp zıplasa da, sonrasında ilginç bir şekilde, sadece inanamamış bir şekilde hakemlere bakarak protesto etti bu kararı. Belki de Silas'ın ısrarla yaptığı uyarılar işe yaramıştır. Buyrun aşağıda pozisyonu bulabilirsiniz. Benim fikrimi sorarsanız faul olduğunu düşünüyorum:


Link

Dallas Onu Bekliyor

Rodrigue Beaubois... Bakınca telaffuzu zor, pek ön planda olmayan bir isim. Fransız doğumlu olan Beaubois'in yıldızı vatandaşı Pietrus'un sponsoru olduğu bir basketbol kampında parladı. Avrupa'da Erman Kunter'in ekibi Cholet Basket'te üç yılını geçiren genç guard 2009 draftında Oklahoma tarafından seçildi ve akabinde Dallas'a takas edildi. Geçtiğimiz sezon çaylak yılında 56 maça çıktı Beaubois ve maç başına 12 dakika süre bularak dikkat çeken bir isim oldu Dallas kadrosunda. Bir de Mart ayında Golden State'e karşı attığı 40 sayıyla dikkat çekince bu sezon için en çok merak edilen oyuncuların başında geliyordu.

Beaubois, Fransızlar için yeni Tony Parker olarak lanse ediliyordu ve iyi bir çaylak yılının ardından 2010 Dünya Şampiyonası için kendisinden beklentiler büyüktü. Ancak Fransız formasıyla Dünya Şampiyonasına hazırlanırken talihsiz bir sakatlık geçirdi ve sol ayağı kırıldı Beaubois'in. Ağustos başı gerçekleşen bu olayın ardından ilk gelen açıklamalarda 3 ay basketbol oynayamayacağı konuşuluyordu genç oyuncunun. Rehabilitasyon süreci hızlı gelişti ve kendi ağzından verdiği demeçlerde sezon başı takımda olacağını söylemişti Beaubois. Önümüzdeki hafta All-Star arası var ancak halen bu sezon maça çıkabilmiş değil Beaubois. Sakatlığı ve iyileşme süreci halen belirsizliğini korurken sevindirici bir haber geldi oyuncudan. Takımla beraber idmanlara başlayan genç oyuncu için koç Carlisle da bir-iki hafta içinde dönecek dedi. Muhtemelen All-Star arasından sonra onu basketbol formasıyla izleyebileceğiz.

Geçtiğimiz sezon Warriors'a attığı 40 sayı ve başarılı geçen çaylak yılının ardından merakla bekliyorduk onun gelişim sürecini ve sophmore sezonunu. Hızıyla dikkat çeken Beaubois çaylak yılında gösterdi ki delici driplingleri ile de çok can yakıyor. Bu sezon Dallas kadrosunda Kidd'i dinlendirebilecek isim olarak ön plana çıkan Beaubois'in gün geçtikçe parlayan oyunu ile bir diğer guard Barea için yaz aylarında takas dedikoduları bile çıkmıştı. Takımda şu seviyede ona güveniyor ve savunmasını geliştirdiği takdirde çok tehlikeli bir isim olacağı aşikar 22 yaşındaki oyuncunun. Çoğu Fransız isimde olduğu gibi atletik yapısı ön planda olsa da savunma konusunda Dallas gibi bir takımda bunun yetmeyeceği aşikar ve hedefi bir NBA takımında birinci guard olmaksa savunmasını geliştirmesi gerektiği ortada. Şu an için bile heyecan verici bir isim Dallas açısından. All-Star sonrası dönüşü ve formu nasıl olacak bilemiyorum ancak formunu bulup yeterli süreyi alabildiği takdirde play-off'larda önemli bir koz olacaktır Dallas adına.

Houston Ömer'le İlgileniyor

Takas döneminin kapanmasına günler kala dedikodular artmaya başladı. Olay ciddi boyutta mı yoksa yalnızca söylentiden ibaret mi yakında anlaşılır ama bir kaç kaynakta çıkan haberlere göre Bulls ile Rockets, Ömer ile Courtney Lee'nin takası için görüşmelere başlamış. Aynı haberlerde Bulls'un, Rose'un yanına bir şutör guard istediği, Rockets'ın ise pivot pozisyonuna takviye amaçladığı söyleniyor. Takasın gerçekleşme ihtimaline karşın her iki takım ve oyuncular hakkında küçük bir değerlendirme yapalım.

Öncelikle Bulls'tan başlayalım çünkü ligdeki pozisyonu itibariyle, haberin daha mühim olan tarafı onlar. Ömer Aşık'ın gitmesiyle Bulls'ta, kısa vadede Boozer-Thomas ikilisi maçlarda biraz daha fazla yorulur. Kısa vade dediğim de yaklaşık 2 hafta falan, Noah'ın All-Star arasından sonra dönmesi bekleniyor. Orta vadede ise hiç bir zarar görmez. Çünkü şans bulduğu dönemlerde maalesef gördük ki 38'lik Kurt Thomas, en az Ömer kadar oynayabiliyor. Boyu dezavantaj yaratsa da sertliği, pozisyon bilgisi ve tecrübesiyle Ömer'in savunmada yapabildiklerini pekala yapabiliyor. Hücuma değinmeme gerek yok zaten. Diğer taraftan Courtney Lee'nin Bulls'a katacaklarına bakalım... Bogans hücum yönü hiç olmadığı için savunması çok göz önünde olan biri. Kabul ediyorum, Lee bir Bogans değil ama o da savunmayı çok iyi bilir. Thibodeau'nun sisteminde işin savunma kısmında hiç sırıtmayacağına ben kefilim. Hücumda ise şut atar, drive eder her türlü skora gidebilir. Yani söz konusu hücum ise Bogans ile kıyas dahi yapılmaz. Uzun lafın kısası Bulls bu takası yaparsa çok fazla yararlanamadığı bir oyuncusunu verip karşılığında direkt fayda sağlayacak birini almış olur. Tek soru işareti ise uzun vadede, Ömer'in potansiyeli...

Rockets'a geçtiğimizdeyse Lee-Martin ikilisi bu seviyedeki bir takım için fazla iyiydi. Birinin mutlaka gitmesi gerekiyordu çünkü ikisi de sadece şutör guard oynayabiliyor, dolayısıyla birbirinin sürelerini baltalıyordu. Lee gibi birinin Houston'da ortalama 19 dakika süre bulması kabul edilir gibi değil, takımın onu gözden çıkarmasını anlayabiliyorum. Zaten ayrılması halinde yokluğu pek fazla hissedilmez ama karşılığında daha iyi birine talip olabilirlerdi. Hem her ne kadar bu sene pek ortalarda görünmese de halen piyasası olan biri kendisi. Ömer'in Houston'a katılması halindeyse takımdaki pivot sayısı yarım düzineye ulaşıyor. Hali hazırda Miller-Hayes ve Hill oynuyor. Hepsinin belli eksikleri olmakla birlikte hücum kısmında Ömer'den kötü değiller. Öte taraftan Hayes zaten ligde en beğendiğim uzun savunmacısı. Bu bollukta Ömer süre bulabilir mi emin değilim. Kaldı ki hücumda potansiyeli belli biri ve ligde kalıcı olması için onu özel kılan savunma meziyetlerini daha çok geliştirmesi taraftarıyım ben. Bu açıdan bakacak olursak Thibodeau'nun koçluğu Adelman'a göre çok daha uygun gibi görünüyor Ömer için.

Carlos Whozer

Jazz taraftarı dün gece Boozer'a tepkiliydi. Gerek yuhalama gerek pankartlarla dile getirdiler bu tepkilerini. Aşağıda birkaç tanesini bulabilirsiniz. Cavs'den Jazz'a geçerkenki gibi olaylı değildi Bulls'a gidişi ama yine de kurtulamadı tepkilerden. En azından Cavs-Jazz değişikliğinde olduğu gibi, şimdi de konferans değiştirdi. Her sene sadece 1 kere çekecek bu çileyi...




Gecenin Hareketleri - 9 Şubat


Link

Amar'e son yıllarda bildiğimiz gibi, eskisinden uzak ama halen patlayıcı. Smaç yarışmasına katılacak oyunculardan üçünün smacı var Top 10'da. DeRozan'ın ters smacı en etkileyici olanı, zaten 1. sırada yer vermişler kendisine. Tyreke'in asisti de fena görünmüyor ama gece çok sönük geçmiş. Pek güzel hareket çıkmamış.

NBA'de Bugün - 09.02.2011

Bulls 91 - Jazz 86
Utah'tan kopan oyuncuları takıma monte ederek başarılı bir sinerji yakalayan ve Doğu'da zirve hedefleyen Chicago dün akşam Salt Lake deplasmanındaydı. Boozer başta olmak üzere Korver ve Brewer'ın eski takımlarına karşı oynadığı gece merak konusuydu. Boozer'da maç öncesi anonslarında yuhalanarak tepki gördü zira. Chicago'nun formda ismi Rose 29 sayı-7 asisti ile galibiyeti getirirken, Williams karşısında olduça başarılı bir performans sergiledi. Maç sonlarına doğru kritik bir hücumda Williams'ın elinden topu çalması belki de maçı kazandıran hareket oluyordu. Utah cephesinde ise pota altı oyuncuları etkiliydi maçta. Jefferson'un 26 sayısının yanında Millsap'da 20 sayı-14 ribaund ile geceyi noktaladı ancak galibiyete ulaşan taraf boğalar oldu. Ömer Aşık ise 15 dakika süre aldığı maçı 4 sayı-7 ribaund-1 blok ile tamamladı.

Clippers 116 - Knicks 108
Zorlu Magic deplasmanının ardından Msg'ye gidip bu derece iyi bir performans sergilemek zordur. Lige zaten havluyu çoktan atan Clippers deplasman serisinin ilk galibiyetini Knicks karşısında almış oldu böylece. Amare-Griffin gibi atletik forvetlere sahip iki takım açısından bakacak olursak uzunların maçı olarak tahmin edebileceğimiz maçta kısalar söz sahibi oldu. Knicks'in maç içerisinde geri dönüşünü 17 sayı-12 asist ile oynayan Felton'a borçlu olurken Clippers'a maçı kazandıran isimler ise takımın kısaları oldu. Son çeyrek 17 sayı üreten ve bu sezonun en yüksek rakamına ulaşarak 24 sayı kaydeden Foye maçı getiren isim olurken 16 sayı-16 asist üreten Davis ise spotları üzerine çeken isimdi.

Spurs 111 - Raptors 100
NBA lideri Spurs, Raptors deplasmanında sürpriz bir performans ile galibiyete ulaşmayı bildi. Pota altında rakibini adeta ezen Texas ekibi Blair'in 28 sayı-11 ribaundu ile geçmeyi bildi. Blair'in 28 sayısı aynı zamanda kariyer rekoru. Fazla zorlanmadan fix basketbolunu oynayarak galibiyetlere ulaşan Spurs çaktırmadan da kendini play-off'lar için hazırlıyor. Raptors'un düşüşü ise halen devam etmekte. Doğu'nun dibine demir atan Cleveland'ın hemen üstünde bulunan Raptors için bu sezonda erken bitmişe benziyor. Bargnani 29 sayı bularak takımı için başarılı bir mücadele sergilemiş olsa da galibiyeti getiremedi.

Magic 99 - Sixers 95
Son dönemin formda takımlarından Sixers evinde Magic'i ağırladığı maçta ilk periyodunda oldukça başarılı bir performans sergilemesine rağmen kalan bölümde ipler Magic'in eline geçti ve kazanan galibiyete daha çok ihtiyacı olan Magic oldu. Dwight Howard gibi bir elemanı bulundurmak takımda bir çok şeyi çözüyor zaten. Son dönemde Orlando'ya bakıyorum sadece Howard2ın performanslarıyla maç kazanıyorlar. Dün de 30 sayı-17 ribaund ile tek başına müthiş bir performans sergileyerek galibiyeti getirmiş. Takımda 6 isim çift haneli sayılara ulaşsa da temel olarak Howard odaklı gidiyor hücumlarda. Hidayet ise 10 sayı-6 asist ile galibiyete katkı sağladı. Sixers'ta ise en skorer isim benchten gelen ve 23 sayıyla oynayan Williams oldu.

Bobcats 103 - Pacers 104
Ateş üstünde bir maçtı takımların ligdeki konumları dolayısıyla. Koçuyla artık ciddi bir şekilde çıkış yakladığına inandığım Indıana, Heat deplasmanının hemen ardından bu zorlu maçta böylesine mücadele etmesi ve maç sonunda kazanan taraf olması saygımı kazandı. Heat maçının tamamını izlemiş ve Pacers'ı da görmüş biri olarak söyleyebilirim ki bu tip uzun performanslarına alışmamız gerekiyor. Hibbert 29 sayı-10 ribaund ile takımını taşıyan isim olurken, yanında bulunan McRoberts'ta 12 sayı-9 ribaund-7 asist ile mücadele etti. Bobcats'te Jackson 27 sayı ile takımının en skorer ismi oldu. Pacers bu galibiyetle Bobcats ile arasındaki farkı 1 maça çıkartmış oldu ve 8. sıradaki yerini korudu.

Mavericks 102 - Kings 100
Üst üste aldığı galibiyetlerle müthiş bir seri yakalayan Dallas, zorlu Kings deplasmanından da galibiyetle ayrılmayı başararak serisini 10'a çıkarttı. Maçın büyük bir bölümünü izledim istatistiklere bakılınca Dallas'ın üçlük yüzdesi çok yanıltıcı. Sacramento o kadar içe gömülerek savunma yaptı ki buldukları onca boş şuta sadece 9 isabetleri var. Nowitzki-Peja ve Stevenson gibi ilk beş isimlerinin devreye giremediği maçta benchten gelen Terry 22 ve Barea'da 20 sayısıyla galibiyeti getiren ve seriyi devam ettiren isimler oldular. Aynı zamanda Evans'a ikinci devre uygulanan savunmada önemliydi maçı kazanmak adına. Evans 16 sayı-10 ribaund-9 asist ile triple double'ı kaçırırken, çaylak Cousins 19 sayı-15 ribaund üretti.

Pistons 103 - Cavaliers 94
Cleveland ile saymaya devam ediyorduk ya hani maç sayfasında nba.com'da enteresan bir istatistik verilmiş. Cleveland dün gece 26. mağlubiyetini aldı ve Amerikan Spor tarihinde de bu konuda liderliğe yükseldi. Beyzbol takımı Tampa Bay üst üste 26 maçla bu rekoru elinde bulunduruyordu, artık paylaşılıyor. Maça dönecek olursak Cleveland'ın kazanmasını bekliyordum üzerlerindeki baskı ortamı kalktı artık kazanmaları gerek diye düşünürken maça çok iyi başlayan ve skorda üstünlüğünü lan Detroit bir daha maç içinde rakibini yaklaştırmadı. Stuckey benchten gelerek 22 sayıyla oynayarak takımını galibiyete taşırken karşı cephenin iyi performansı da yine bir kısadan geldi. Sessions 20 sayı-12 asist ile mücadele etti.

Hornets 101 - Nets 103
Hornets hakkında blogda bahsetmiştik, keskin serilere imza atıyorlar diye. Müthiş galibiyet serisinin ardından formunu kaybeden ve sakatlıkların vurduğu Hornets üst üste 4.yenilgisini aldı böylece. Maç sonu toplarını iyi kullanamayan Hornets dün yine klasik West üzerinden el üstü şut tercihi şaşırttı bizleri ama o kadar da sürpriz olmadı. Uzatma periyodunda iki kritik son hücum gerçekleştirdiler ve bunlarda da topu çemberin içinden geçiremediler. 32 sayı-15 ribaund ile West takımında en çok dikkat çeken isim olurken, karşı tarafta Lopez'in 7 ribaund alması dikkat çekti. Nets'te Vujacic 25 sayıyla kariyer rekorunu kırdığı maçta kritik anlarda oldukça önemli işlerin altından da kalkmayı bildi.

Nuggets 114 - Warriors 116
Billups olmayınca Denver'da bir çok şey ters gidiyor bu belli oldu. Bir önceki Rockets maçının başında sakatlanarak oyun dışı kalan Billups'ın yokluğunda bu gecede Warriors'a kaybettiler. Ayrıca guard savunması konusunda büyük sıkıntı çektikleri ortada Billups'ın yokluğunda. Martin'den sonra da Ellis'de 37 atarak takımını galibiyete taşıyan yüksek skorlu bir performansa imza attı. Üçlük yarışmasına katılacak adaylardan biri olan Wright ise 23 sayı-11 ribaund-8 asist ile gecenin başarılı isimlerindendi. Denver'ın en skorer oyuncusu 29 sayıyla Melo olurken benchten gelen 39 sayılık destek takımı maçta tutan başlıca etmenlerden biriydi ancak bu da galibiyete yetmedi.

Bucks 85 - Wizards 100
Wizards maç kazandı ama bir dakika sürpriz değil bu hem karşısında ligin belkide en istikrarsız ve ne yapacağı kestirilemeyen takımı Milwaukee var hemde maç Verzion Center'da. Evet sürpriz değil. Pota altında iyi bir performansa imza atan Wizards ribaundlarda üstünlüğü kaptırmayarak galibiyete uzandı. Bu konuda 16 sayı-17 ribaund ile oynayan McGee en başarılı isim olurken, vezir yada rezil olacağı günlük performanslarına bakan Young 26 sayıyla başarılı bir gece geçirdi ve takımını galibiyete götürdü. Milwaukee'de Jeninngs 20 sayıyla en skorer oyuncu oldu ancak bu sayıya 24 şutta ulaşabilmesi Jeninngs'in takıma döndüğünü ilan eden bir performans olmuş. Ersan ise 10 sayı-9 ribaund ile geceyi noktaladı.

9 Şubat 2011 Çarşamba

9 Şubat Programı

10 Şubat Perşembe 02:00 / Detroit Pistons - Cleveland Cavaliers
10 Şubat Perşembe 02:00 / Charlotte Bobcats - Indiana Pacers
10 Şubat Perşembe 02:00 / New Orleans Hornets - New Jersey Nets
10 Şubat Perşembe 02:00 / Orlando Magic - Philadelphia 76'ers
10 Şubat Perşembe 02:00 (NBA TV) / San Antonio Spurs - Toronto Raptors
10 Şubat Perşembe 02:00 / Milwaukee Bucks - Washington Wizards
10 Şubat Perşembe 02:30 / Los Angeles Clippers - New York Knicks
10 Şubat Perşembe 04:00 / Chicago Bulls - Utah Jazz
10 Şubat Perşembe 05:00 (NBA TV) / Dallas Mavericks - Sacramento Kings
10 Şubat Perşembe 05:30 / Denver Nuggets - Golden State Warriors

Rekoru kıran Cavaliers evinde Pistons'ı konuk edecek. Artık üzerlerinde stres falan kalmadı, rahatladılar. Kaybedecekleri bir şey yok ve Pistons bu seriye son vermek adına uygun bir rakip. Koç değişimiyle birlikte performansı artan ve doğuda playoff mücadelesi veren iki takım karşılaşacak. Vogel iddialarının altının boş olmadığını gösterdi çok kısa bir sürede. Diğer maçlar neyse de dün gece Heat'e kafa tutmaları ikna edici oldu. 11 maçlık deplasman serisine devam eden Clippers'ın, playoff umutları tamamiyle son bulmuş bir şekilde evine döneceğini düşünüyorum. Magic maçından sonra Knicks temposunu kaldırmaları zor. Gecenin en güzel maçında Ömer'li Bulls Memo'lu Jazz'a konuk olacak. Son olarak NBA TV'ye de teşekkürlerimizi sunalım. Birkaç gündür programları çok iyi, ikişer maçlı günlerin, spikerler zorlansa da, izleyiciler açısından büyük keyif olduğunu söyleyelim.

Cavs ile Saymaya Devam

Susam Sokağı'ndaki gibi saymayı öğreniyoruz Cavs mağlubiyetleriyle birlikte. Ama öyle basit sanmayın baya ciddi bir iş ha. 1'den 20'ye gelip durmuyoruz. Aynen devam ediyor yolculuğumuz, şimdilik 25'teyiz. Her Cavs maçında yeni bir sayı öğreniyoruz. Dün yazmayı unuttum ama ellerinde bulunan 24'lük rekoru da geçmiş oldular Mavs'e yenilerek. Bugün Pistons'a karşı ne yapacaklar bakalım. Artık üzerlerindeki "eyvah rekor kıran takımın bir parçası mı olacağım?" stresi kalktı. Bu stresin etkisini aşağıda Mavs maçının sonunu izleyerek görebilirsiniz. Maçı uzatmaya götürmek için üçlük lazım ama saatin farkında değiller veya sorumluluk almaktan kaçıyorlar. Jamison gibi 50 senedir ligde olan bir oyuncu bile hala topu yanındaki arkadaşına aktarmaya çalışıyor 0.1 saniye kala...

Artık rekoru kırmış olmaları Cavs takımını vurdumduymazlığa da itebilir, bir anda silkinip kaybedecek birşeyi olmayan ve yakında maç kazanacak bir takıma da dönüştürebilir. Hangisi olacağını açıkçası bilmiyorum ama önümüzdeki birkaç maçtaki rakipleri, bir galibiyet alabilmeleri için son derece elverişli: Pistons, Clippers ve Wizards. Sizce hangi maçta bu seri sona erer? Yanda anket var...


Link

30 Değil 22 Milyon Dolar

Geçtiğimiz günlerde Celtics'in, pivotu Perkins'e 4 yıl için 30 M$ teklif ettiği ve Perkins'in de bu kontratı reddettiğine dair haberler çıkmıştı. İlk başta refleks olarak "Hadi ya, nasıl kabul etmez." gibisinden tepkiler vermiştik. Bu şaşkınlığımızın sebebi Perkins'in önerilen kontrata layık biri olmamasından değil de takımının ilk beşindeki 5. opsiyon olmasından kaynaklanıyordu muhtemelen. Takımdaki diğer isimlere baktığımızda bariz bir şekilde geride kalıyordu Perkins ama oynadığı basketbolla bu kontratı hak ettiğini düşünüyordum ben açıkçası.

Gelin görün ki günahını almışız zaten adamın. Çıkan haberlerin gerçeği yansıtmadığını ve aslında Celtics'in kendisine 30 değil de 22 milyon dolar önerdiğini söylemiş Perkins. Başka bir takımda olsa bu şekilde düşünmeyebilirdim ama Celtics'teki önemi ve yaptıkları itbariyle bu kontratı reddetmesi doğal. Her ne kadar çok göz önünde bulunmasa da, yıldız seviyesinde olmasa da Celtics'in olmazsa olmazlarından. Hatta geçtiğimiz sene finallerde yaşadığı sakatlık şampiyonluğun Celtics'ten Lakers'a kaymasına sebep olmuştu. Garnett ile beraber takım karakterinin vücut bulduğu, savunma direncinin başladığı isim kendisi. Müthiş bir sertlik ve savunma direnci katıyor Celtics'e.

Bu yaz sınırlı serbest olacak yani Celtics, Perkins'in kabul ettiği teklif ile eşleşip onu takımda tutabilecek. Şöyle bir bakınca ligde pivota ihtiyacı olan takımlara, herhalde en korkutucu senaryo Miami'ye gitmesi olur. Otomatik şampiyon bile yapabilir bu hamle Miami'yi sezon başında. Ama onların önereceği senelik 7 milyon civarında kontratla Celtics kesinlikle eşleşecektir. Zaten ne yalan söyleyeyim ben başka bir takıma da yakıştırmıyorum bu adamı.

Carmelo Lakers'a Gider mi?


Takas süresinin dolmasına iki hafta kala Carmelo dedikoduları iyice kabak tadı vermiş durumda. Nets, Knicks, Dallas derken son olarak Lakers'ın ismi geçmeye başladı. İddiaya göre Carmelo içinde Bynum'ın da olduğu bir paketle Lakers'a gidebileceği konuşulmaya başlandı. Ardından Lakers bu dedikoduları yalanladı ancak bu dedikoduların çıkma nedenine bir bakalım:

Lakers geçen sezonki şampiyonluktan sonra bu sezon özellikle iyi takımlarla oynadığı maçlarda kötü performanslar sergiledi. Boston'a, Miami'ye, Spurs'e, Dallas'a yenildiler ve bu maçların önemli bir kısmında varlık gösteremediler. Yani Lakers'ın bir takas arayışında olduğu düşünülebilir ancak ben böyle bir durum olduğunu sanmıyorum. Öncelikle Phil Jackson'ın sezon ortasında böyle radikal bir değişiklik yapacağını zannemtiyorum takımda. Ancak elbette bu dedikodular da tamamen uydurmadır demiyorum. Belli ki yönetim takımın gidişinden memnun değil ve playofflar yaklaşırken takıma bir mesaj vermek istiyor ve muhtemlen gerçeklik payı olmayan takas haberleri çıkartarak takımı kendine getirmeye çalışıyor. Artest'in takas haberleri çıktıktan sonraki 2 maçta iyi performanslar gösterdiğini de belirtmek gerekiyor, bakalım bu dedikodular Bynum'ın oyununa nasıl yansıyacak. Ancak tekrarlamak gerekirse ben asla ve asla bu 2 hafta içinde Lakers'tan büyük bir hamle beklemiyorum. Bynum'ı verdikleri takdirde zaten dar olan uzun rotasyonu sadece Odom ile Gasol'e kalacak. Ayrıca, Nuggets'ın Carmelo'yu verip, her sene sakatlanması neredeyse garanti olan Bynum'ı alması ne kadar mantıklı bilmiyorum. Onlar da diğer takımlara "Bakın elimizde bir sürü opsiyon var, daha iyi tekliflerle gelin" diyerek pazarı kızıştırmak istiyor herhalde. Ama 15 günleri kaldı sadece.

Ayrıca Lakers çıkan dedikoların yalan olduğunu açıklamış.

Brandon Roy Geri Dönüyor


Link

Görüntüler iki gece önceki Bulls maçından. Roy maç günü, bir hafta içinde döneceğini açıklamıştı. Videoda da maçtan önce salonda yaptığı çalışmalar gösteriliyor. İki dizinden de ameliyat olan Roy, 3 haftayı ancak doldurdu. Pazar günü dönerse 25 gün dinlenmiş olacak. Esasında geçirdiği ameliyatlar rutin sayılsa da, ameliyattan bugüne kadar döneceği zamanı açıklamaları şaşırtıcıydı. Hatta Roy "Bu sezon dönmem garanti değil ama amacım o olacak" demişti. Şimdi ise 25 günde maça çıkacağını söylüyor. Biliyoruz ki, eski Roy'u görmemiz artık imkansıza yakın. Çünkü iki dizinde de menisküs yok ve dizdeki kemikler birbirine sürtünüyor. Dinlendikten sonra geçse de, birkaç antrenmana veya maça çıktıktan sonra ağrılar geri geliyor. Roy'un olduğu ameliyattaki amaç onu iyileştirmek için değil, ağrılarını azaltmak ve bu şekilde ağrılar dayanılmaz seviyeye gelmeden oynayabilmesini sağlamaktı. Bu işten tamamen kurutlması için menüsküs nakli gerekiyor ancak bu iş için bıçak altına yatmış profesyonel bir sporcu yok. Sadece emekli olmuş sporculara yapılmış bugüne dek.

Bakalım göreceğiz Pazar günü Roy'un acıları ne kadar hafiflemiş. Dün söylediğine göre sağ dizinde hiç ağrı yokmuş. Umarım doğrudur çünkü ameliyat kararından önceki 1 ayda onu izlemek resmen acı veriyordu bana. NBA'deki penetre ile şutu en iyi kombine eden adam gitmiş yerine, ağır ve hantal, el üzerinden şut atan, isabet yüzdesi inanılmaz düşen bir oyuncu gelmişti. Haydi dön Brandon. Ancak Suns serisindeki gibi gereğinden fazla erken dönmüyorsundur umarım...

Gecenin Hareketleri - 8 Şubat


Link

10. sırada Hill'den küçük bir 'dream shake' gelmiş. Kevin Martin'i çok sinirlendirmişler belli, yoksa böyle bir smaç vurmazdı. Daha yukarıda bir sırayı hak ediyor gibi. Westbrook'un ara pası estetik, Bonner'ın zekası süper. Kendisinin pick'n roll savunmasına hasta oldum, 'kaleyi açmış' gibi... 1 numarada ise LeBron, Wade'in arkasını topluyor. Son zamanlarda sık olmaya başladı bu durum.

NBA'de Bugün - 08.02.2011

Pacers 112 - Heat 117
Yeni koçuyla beraber dört maçlık bir galibiyet serisi yakalayan Pacers'ın serisine Heat son verdi. Bir önceki Pacers maçında değinmiştim bu galibiyet serisinin göstermelik olabileceğini. Dün gece Heat karşısında iyi bir takım gördüm ancak savunma konusunda sıfır olan Heat'in karşısında Cleveland olsa da benim gözümde iyi olacaktı dün gece. Savunmayı dönem dönem yaptı Miami ki onlar da yetti en azından açılan farkları kapatmak ve öne geçebilmek içindi. Bir ara korktum koş-koş maçı izliyorum diye tempo fazlasıyla yüksekti herhangi bir Heat ve Pacers maçına göre. Heat'te formda isim James 41 sayı-13 ribaund-8 asist ile müthiş bir performansla takımını galibiyete taşırken bu maçın ekstra katkısı 16 sayıyla oynayan Chalmers'tan geldi. Pacers'ta Hibbert 20 sayı-10 ribaund ile double-double yaparak geceyi noktaladı. Pacers'ta dikkat çeken nokta artık kısaların takımı ünvanından sıyrılıyorlar yavaş yavaş. Hücumların çoğunu uzun üzerinden oynamaya çalıştılar ve bunda da çoğu zaman başarılı oldular. İyi yoldalar...

Sixers 117 - Hawks 83
Yaklaşık 3 hafta önce yine evinde farklı bir yenilgi alan Atlanta için bu tekrar yaşandı. Bu kez rakip son dönemin formda takımlarından play-off'u bu performansını devam ettirmesi dahilinde garantileyen Sixers oldu. Maça müthiş bir giriş yapan Sixers, Hawks'a karşı hiç bir çeyrek üstünlüğü kaptırmadı ve galibiyete rahat ulaştı. Horford'un yokluğunun takımı nasıl etkilediği de ortada ancak dün gece maçı izlerken dikkatimi çeken takım bu kadar kötü giderken Joe Johnson'un da buna seyirci kalması oldu. Belki geri dönüşün yapılamayacağı kadar fark vardı ancak ne olursa olsun bir play-off takımındasın ve bu tip maçlarda bu kadar rezil bir görüntü vermemek için ayrı bir hırsla oynarsın ne olursa olsun ama Joe Johnson sadece maçı izledi. Atlanta'da Smith 16 sayı-7 asist ile oynayarak takımının en iyisiydi. Sixers'ta galibiyeti getiren performanslar benchten gelen Williams'ın 20 sayısı ve Iguodala'nın 11 sayı-7 ribaund-8 asist ile sergilediği komple basketbol oldu.

Spurs 100 - Pistons 89
NBA lideri Spurs deplasmanda Pistons'u ikini yarıdaki performansıyla geçmesini bildi. Zamanında rekabet açısından önemli iki rakip olan Spurs ve Pistons'ın maçları her zaman ilgimi çekmiştir. Detroit'in play-off hedefi dolayısıyla son dönemde kendini toparlaması da maçın önemi benim için arttı. Dün zaman zaman göz atma fırsatı buldum. Detroit'te Stuckey dönüş yaparken, Hamilton'un oynamaması dikkat çekti. Pota altında Monroe 14 sayı-13 ribaund ile çok iyi bir performans sergiledi ancak Howard'ı unutan Orlando kısaları gibi ilk çeyreğin sonunda Detroit kısaları da onu unuttu. İlk çeyrek 10 sayı bularak oldukç etkili olmuştu zira ancak maçı 14 sayıyla tamamladı. Bynum'da 21 sayı buldu benchten gelerek ancak galibiyete yetmedi. Spurs cephesinde 19 sayı-7 asist ile oynayan Parker takımın en etkili ismi olurken pota altında Blair'de 18 sayı-12 ribaund ile karşılaşmayı tamamladı.

Grizzlies 105 - Thunder 101
Memphis'in play-off inadı tüm hızıyla sürüyor. Zorlu Thunder deplasmanından uatmada da olsa galibiyet çıkartabilmeleri önemli oldu onlar adına. Thunder'ı top kaybına zorlayan ve top kayıplarının getirdiği hızlı hücumlarla bolca skor üreten Memphis rakibinin silahını kendi lehine çevirerek önemli bir iş yapmış. Mayo'nun yokluğunda ilk beşe yerleşen Allen 27 sayısıyla sezonun en yüksek rakamına ulaşırken pota altında Zach 31 sayı-14 ribaund ile etkili oldu ve Thunder'a boyalı alan sayılarında da fazlasıyla üstünlük sağladılar. Durant 31 sayı-10 ribaund ile rutin performanslarından birine imza atsa da Westbrook'un yaptığı 8 top kaybı maçın kaybedilmesinin başlıca faktörlerinden oldu.

Clippers 85 - Magic 101
Dün gece izlenmesi gereken maçlardan biriydi Magic-Clippers karşılaşması. Hidayet'in oynamasının yanı sıra pota altında Howard ile Griffin'i beraber izlemek için de güzel bir fırsat. Ancak dün geceye baktığımızda Gridffin beklenilen performansını sergileyememiş ve onun performansında yer alan düşüklük Clippers'a yansımış. Son çeyrekte 35-20'lik üstünlük kuran Magic'in bu çeyreğe 5/8 üçlük ile başladığını da belirtmek gerek. Howard pota altında 22 sayı-20 ribaund ile etkili olurken, temsilcimiz Hidayet 5 sayı-8 ribaund-7 asist ile mücadele etti. Clippers cephesinde Griffin'in beklenilenin altında kaldığını söyledik ki 4/12 isabetle 10 sayı-12 ribaund ile oynadı ve takımı adına etkisiz kaldı. Baron'un 25 sayı-8 ribaund-8 asist ile sergilediği performans ise galibiyete yetmedi.

Raptors 74 - Bucks 92
İstikrarsız bir biçimde yoluna devam eden ve buna rağmen play-off yarışının içinde halen kendine bir yer bulan Milwaukee, evinde Raptors'u kolay geçti. Hani takımda biraz istikrar olsa play-off potasında muhtemelen Sixers yerine Bucks olurdu. Geçtiğimiz sezon play-off yapan ve üstüne koyması beklenen Milwaukee hiçte beklentiler doğrultusunda ilerlemiyor. Toronto'nun maçta hiç üçlük isabeti bulamaması da dikkat çekti. Zamanında iyi bir rekorun sahibiydiler bu konuda. Bogut 14 sayı-5 ribaund-5 blok ile takımını sırtlarken, Ersan 6 sayı-8 ribaund-2 blok ile galibiyete katkı sağladı. Raptors cephesinde ise Bargnani sadece 21 şutta 23 sayı buldu ve maçın en skoreri oldu.

Wolves 112 - Rockets 108
Tamam bir gece önce zorlu bir maç oynamış olabilirsin ama play-off yarışı içindeysen ve önünde geçmen gereken üç takım varsa evinde Batı sonuncusuna yenilmeyeceksin. Bu basittir. Houston'un benim gözümde play-off'lara elvada dediği gece olmuştur dün gece. Bundan sonra play-off yapmaları bence çok çok zor olacak. 4 maç çok değil elbette ancak böyle dengesiz bir biçimde hedefe doğru ilerlemek takıma yönelik güvenleri fazlasıyla sarsmaktadır eminim. Baktığımızda ribaund almaktan aciz bir takım görüyorum ben. 51e karşılık 31 ribaund almak nedir çözemedim ben. Wolves'te 20 sayı-14 ribaund ile Love takımını galibiyete taşıyan isimdi. Houston cephesinde ise yine Martin&Scola ikilisi ön plandaydı ancak bu ikilinin toplamda bulduğu 55 sayı ne yazık ki galibiyet için yeterli olmadı.

Tahminleri Alalım - 6

Cevap: İkililerden ikisinin tahmini nispeten kolaydı ama üçüncüsü cidden çok zordu. Doğru yanıtlayan arkadaşları tebrik ederiz.
1- Kidd&Carter
2- Jordan&Pippen
3- Bird&Parish

Hazır bugün gündem pek yoğun değilken tozlu raflardan bir soru daha çıkaralım. Bu seferki sorumuz pek güncel değil, geçmişten. Efendim, malum triple double çok sık gerçekleşen bir olay değil. Günümüzde de belli aralıklarla bu istatistiki başarıyı yakalayabilen birkaç isim var yalnızca. LeBron tabi ön plana çıkıyor bu konuda. Sorumuz ise şöyle: Aynı maçta, aynı takımdan triple double yapma başarısı gösteren son 3 oyuncu ikilisi kimler? Soru biraz zor olduğu için küçük bir tüyo vereyim. Çok nadir gerçekleşen bu durumda, cevabı tahmin edebilmeniz için aktif olmayan oyuncuları da göz önünde bulundurunuz.

Dejavu (Hawks Yine Fark Yedi)

Hornets maçında yedikleri 40 farktan sonra şu yazıyı paylaşmıştık sizlerle. Çok değil 20 gün geçti aradan, benzer tarifeyi bu kez Sixers'tan yediler. Fark 40 değil de 35 oldu, hücumun yanında asıl olarak savunmada zaafiyetleri görüldü. Philly gibi hücumu kısıtlı bir takımdan 117 sayı yemek her yiğidin harcı değil. 76'ers daha önce sadece Cavs ve Wizards'a 115 ve üstünde sayı atabilmiş... Her takım böyle sonuçlar alabilir, zaten bir önceki yazıda bana katılmayanlar olmuştu bu temele dayanarak. Ama geçen sene Magic serisinde hemen her maç, ardından bu sene bir ay içinde 2 kere benzer şekilde hezimete uğruyorsanız, bunun adına tesadüf demek biraz fazla iyi niyetlilik olur. Hani bahsettiğimiz, iddiası olmayan bir takım olsa neyse ama doğuda ilk 4'te yer alıp saha avatajı yakalamak isteyen bir takım için düştükleri bu durum kabul edilir gibi değil. Özellikle de kendi sahalarında. Ligin en zayıf takımı diye dalga geçilen Cavaliers bile içerde böylesine ağır mağlubiyetler almıyor, adamlar mücadele edip ellerinden geleni yapıyor.

Maçı pek izlemedim, fark da olduktan sonra diğer maçlara geçtim direkt ama Hawks'ın temel problemlerini biliyoruz. Genelde isolation oynuyorlar ve bu hücum setine yatkın yalnızca iki oyuncuları var kadroda. Bu oyuncular birbirini yedekleyen Crawford ve Johnson olduğu için aslında ilk beşte tek isim var diyebiliriz. Hücumda tıkanıp ne kadar çaresiz kaldıklarını zaten Hornets maçında da görmüştük. Bu gece ise savunmada çuvallamışlar ve potalarında sezonun en yüksek ikinci sayısını görmüşler, hem de hücumu lig ortalamasının hayli altında olan Sixers karşısında.

Bu sene fark yedikleri iki maçta da dikkat çeken bir ortak yan var aslında. Horford'ın yokluğu. All-Star seçilen genç yıldızın yokluğunda takım tanınmaz hale geliyor. Ama düştükleri bu durumu yalnızca Horford'ın yokluğuna bağlamak saçma olur. Çünkü Hawks'ın bir temel problemi daha var ve farkın son çeyrekte dahi açılmasını önleyemeyen faktör de bu. Bench sorunu. Hawks, ligin kenardan en az, Sixers ise en çok katkı alan takımlarından. Hal böyle olunca farkın açılması da kaçınılmaz olmuş. Velhasıl, konuşmak için henüz erken ama Hawks an itibariyle güvenleri sarsmış durumda ve o güveni yeniden sağlamaları da öyle birkaç maçla olacak iş değil.

Where LaMazing Happens

Başta şunu söyleyeyim, çok hoş ve akıl dolu bir pankart hazırlamış bu seyirci. Son 1 ayda kariyer sayı rekorunu tam üç kere geliştiren bir oyuncu düşünün... Üstelik rekoru da sırayla 37-40-42 şeklinde gidiyor. Hep 40 civarında yani. Sonra, bu oyuncu ligin kalburüstü uzunu seviyesinden, ligin en komple, en önemli uzunlarından biri seviyesine evrilsin ve takımını batıda tek başına playoff potasında tutsun ama tüm bunlara rağmen All-Star seçilmesin. Batı konferansındaki yıldızların, All-Star hakedenlerin çokluğu nedeniyle Aldridge güme gitti. Keşke Duncan yerine seçilseydi ama olmadı... Takımını playofflar'a sokup, başarısını bir kez daha insanların gözüne sokmaktan başka yapacak birşeyi yok...

8 Şubat 2011 Salı

8 Şubat Programı

9 Şubat Çarşamba 02:00 / Philadelphia 76'ers - Atlanta Hawks
9 Şubat Çarşamba 02:00 (NBA TV) / Los Angeles Clippers - Orlando Magic
9 Şubat Çarşamba 02:30 / San Antonio Spurs - Detroit Pistons
9 Şubat Çarşamba 02:30 / Indiana Pacers - Miami Heat
9 Şubat Çarşamba 03:00 / Toronto Raptors - Milwaukee Bucks
9 Şubat Çarşamba 03:00 / Memphis Grizzlies - Oklahoma City Thunder
9 Şubat Çarşamba 03:30 / Minnesota Timberwolves - Houston Rockets

NBA TV'nin yayınlayacağı maçta Griffin-Howard kapışmasını izleyeceğiz. Takımlar da denk güçte olsa seyri daha keyifli bir karşılaşma olabilirdi, Magic'in rahat geçeceğini düşünüyorum. Spurs-Pistons maçı bundan 4-5 sene önce olsa izlenirdi ama şimdi pek bir albenisi yok. Pistons adına Hamilton'ın yeniden formasına kavuştuğunu hatırlatalım. Vogel'in Pacers'ı Heat deplasmanında galibiyet arayacak. Yeni koç yönetiminde henüz yenilgileri yoktu ama sanırım bu gece ilk mağlubiyeti tadacaklar.