BIY AD

15 Mart 2011 Salı

Sen Uçmuşun Be Dostum


Link

Deron'ın, Celtics'e karşı maçı galibiyeti üçlüğünden sonra çıldıran Nets taraftarı. Tamam, Deron ikili oyun planı suya düşünce sorumluluğu aldı ve takımına maçı kazandırdı da. Bu kadarlık birşey de yoktu yani, zaten maç çok büyük ihtimalle Nets'in elindeydi. Bu arkadaşın birasına ne attılarsa ben de aynısından istiyorum. Gelen her türlü habere bu tekiyi veresim var artık.

14 Mart Programı

15 Mart Salı 01:00 / Oklahoma City Thunder - Washington Wizards
15 Mart Salı 01:00 / Boston Celtics - New Jersey Nets
15 Mart Salı 02:00 / San Antonio Spurs - Miami Heat
15 Mart Salı 02:00 / Denver Nuggets - New Orleans Hornets
15 Mart Salı 02:00 (NBA TV) / Los Angeles Clippers - Memphis Grizzlies
15 Mart Salı 02:30 / Phoenix Suns - Houston Rockets
15 Mart Salı 03:00 / Philadelphia 76'ers - Utah Jazz
15 Mart Salı 04:00 / Golden State Warriors - Sacramento Kings
15 Mart Salı 04:30 / Orlando Magic - Los Angeles Lakers


İki tane fıstık gibi maç var, hem de tam biri bitecek diğeri başlayacak. Diğer maçlara bakılmaz vallahi bu gece...

14 Mart 2011 Pazartesi

Perkins'ten Lakers'a Taş

Takasın son gününde Nate Robinson ile birlikte Oklahoma'nın yolunu tutan ancak sakatlığı sebebiyle henüz yeni takımının formasını giyemeyen Perkins Espn Magazine'e Lakers taraftarlarını kızdıracak açıklamalarda bulunmuş. 2008'de ve 2010'da Lakers'a karşı iki final serisinde forma giyen Perkinins hatırlayacağınız gibi 2010 final serisinin 6. maçında sakatlanarak 7. maçta oynayamamıştı. Perkins Phil Jackon ve Pau Gasol'u sevmediğini, P-Jax'in küstah, Gasol'un ise narin olduğunu söylemiş. Ayrıca bunlara Lakers'ın döneminin geçtiğini ve Kobe'nin Gasol'un narinliğini örtmeye çalıştığını ancak Gasol'un yine de narin bir oyuncu olduğunu söylemiş.

Perkins Boston günlerinden kalan bir nefretle Lakers'a saldırmış gözüküyor. Belki de olası bir Lakers serisine karşı tecrübesiz takım arkadaşlarını yüreklendirmek istemiştir. Açıkçası Lakers'tan nefret eden biri olarak dediklerine az da olsa hak verebiliyorum. Phil Jackson zaman zaman küstah cevaplar veriyor olabilir ancak bu onun NBA'in gelmiş geçmiş en iyi koçlarından biri olduğu gerçeğini değiştirmiyor. Koçluk kariyerini göz önünde bulundurursak Phil Jackson hakkında sorulan bir soruya sadece küstah diye cevap verirseniz en hafif tabirle saçmalamış olursunuz.

Gasol hakkında söyledikerinde ise kafasının 2008'de kaldığını düşünüyorum. Gasol o seride sert Celtics pota altında özellikle Bynum'ın yokluğunda çok zorlandığını ve sertlikten kaçtığını söyleyebiliriz ancak özellikle geçen sezon final serisinde Gasol'un sertliğe yeterli cevabı verdiğini söyleyebilirim. Özellikle 7. maçta Kobe'nin şutlarının girmediği dakikalarda çok önemli katkılar verdi ve Lakers'a maçı getiren isimlerden biri oldu. Ancak Gasol'un özellikle Lakers'a ilk geldiği sene sertlikten kaçtığını inkar etmek zor. Ancak Memphis gibi playofflarda 1 tur bile geçemeyen bir takımdan geldiğini ve oyun tarzının daha çok işin tekniğine dayandığını düşünürsek Gasol'un daha ilk final serisinde Perkins ve Garnett gibi müthiş sert oyunculara tek başına cevap verememesinin mantıklı bir açıklamasını bulmuş oluruz. Unutulmamalı ki Gasol daha önce hiç o sertlik seviyesine çıkmamıştı ve Lakers'a geldiğinde bırakın playofflarda tur geçmeyi, 1 galibiyeti bile yoktu. Gasol'un kimi zaman normal sezon maçlarında serdiğini de söyleyebiliriz ama Perkins'in dediği şekilde narin bir oyuncu olmadığını en azından finallerde gerekli sertliğe cevap verdiğini -ve Lakers finale çıkarsa yine verebileceğini- söyleyebilirim.

Ancak dediğim gibi hem Perkins'in Lakers'a olan nefretini, hem de bu sezon yine karşılaşma ihtimallerini düşündüğümüzde Perkins'in açıklamalarını kabul edebiliriz. Tabii katıldığımı söylemem mümkün değil ancak bir nebze hak vermiyor da değilim.

Havuz Sefası

Nash paylamış hayranlarıyla bu fotğrafı. Artık nasıl bir havuz sefasıysa bilemiyorum ama Nash'in yeni kısa filminden bir kare olabilir diye düşündüm. Nash korkunç çıkmış ama orası kesin.

Kobe Korkuttu


Link

Görüntümüz cumartesi gecesi oynanan Lakers-Mavericks maçından. 3. çeyreğin sonlarına doğru şuta kalkarken topuna müdahale gelen Kobe, topa uzanmaya çalışıyor ve o esnada yere ters basınca sol ayağını burkuyor. Önce bir süre kenara gelse de 4. çeyrekte maça devam ediyor süper star. Hawks maçını izleme fırsatım olmamıştı ama haberlerde Kobe'nin o maçta da ufak bir sakatlık geçirdiği ve bu burkulma sonucunda sakatlığının nüksettiği belirtiliyor. Görüntü insanı ürpertiyor zaten Kobe de pozisyon anında çok korktuğunu ve acı duyduğunu ancak durumunun göründüğü kadar kötü olmadığı için sevinçli olduğunu söyledi. Kendisinin bu geceki Magic maçında oynaması şüpheliymiş, geçmiş olsun diyelim biz de.

Jordan Fena Abarttı

"Parkeye bakıyorum, bu oyunculardan 6 şampiyonluk daha çıkarsa şaşırmam." Bu sözler Jordan'a ait. Tabi kendi takımı hakkında değil söyledikleri, Bobcats adına bu başarılardan bahsetmek şimdilik hayal. Onlar önce bir playoff potasına girsinler. Jordan bu konuşmayı, Bulls'un ilk şampiyonluğunun 20. yılını kutladığı Jazz maçının devre arasında yaptı.

O an Jordan'ın bu söylediklerinin takımı gaza getirme, oyuncuları ateşleyip yüreklendirme amaçlı olduğu düşünülmüştü ancak sonra yeniden konuşan efsane konuşmalaırnı doğruladı ve şunları söyledi: "Takımın özellikle mücadeleci ruhu ve savunmayı seven yapısı beni çok etkiliyor. Boozer dışındaki oyuncuların yaşları da bu şampiyonluk serisini yakalamak için müsait." Oldu Jordan, yüzükleri paket yapıp altışar altışar dağıtıyorlardı zaten. Takımın yaşı falan müsait de tecrübeleri, yetenekleri yeterli mi bakalım. Onları da geçtim 6 şampiyonluk falan, uçmuş yani Jordan. Her şeyden önce takımın şu gidişatına ve oynadıkları basketbola büyük saygı duyuyorum. Bu sene için fikstürleri inceledim çok büyük bir aksilik olmazsa Celtics'i geçecekler bu sayede konferans yarı finalinde olası bir Heat eşleşmesinden de yırtacaklar. Ama Celtics'i devirmek, ardından muhtemel Lakers finalinde ayakta kalabilmek çok sürpriz olur açıkçası. Ligin belki en iyi savunma yapan ve takım oyunu oynayan ekibi Bulls ama kapasitelerinin limitini oynuyorlar şu an ve o limit de şampiyonluk için bence yeterli değil.

İlerde eklemelerle ve rakiplerin yaşlanmasının da etkisiyle daha büyük favori olabilirler ama ortada oluşan veya oluşturulmaya çalışılan üçlüler ve Thunder gerçeği de mevcut. Jordan'a saygım sonsuz ama bu demeç pek olmamış gibi.

Gecenin Hareketleri - 13 Mart


Link

1 Nisan falan sandım bugünü. Nasıl bir Top 10'dur bu ya? Dalga geçiyorlar herhalde. Tamam ben sadece bir buçuk maç izledim de geri kalan maçlarda da hiçbir şey olmadı mı? İlk aklıma gelen, Billups'ın sol elle tüm sahayı geçen pası ve Melo'nun basket faulü niye yok mesela? Rezalet ötesi bir Top 10, şaka gibi, herhalde maçların hepsiniizlemeye üşenmişler editörler bu gece. TBL, ACB, Euroleague'de rastgele 6 maça baksak, çok daha güzel hareketler buluruz...

Dünya Başımıza Yıkılacak (Love'ın Serisi Sona Erdi)

Dile kolay tam 53 maçtır, double-double yapan Kevin Love sabaha karşı biten Warriors maçında 12 ribaund almasına rağmen, 6 sayıda kalınca serisinin devamını getiremedi. Evet sayı yüzünden gitti, ribaund değil yani. En alt paragrafta değineceğim buna... Moses Malone'un 51'lik rekorunu kıran Love, 73-74 sezonundan beri en uzun seriye imza atmış oldu. Ama her serinin bir sonu var, bunun da sonu geldi. Utah Jazz maçında sezon sonuna kadar devam edecek bir serye başlayacaktır muhtemelen Love.

İlginç bir şekilde 4.5 dakika varken maçın bitimine, kenara geldi Love ve bir daha da oyuna girmedi. Ve beni şaşırtan görüntü ise kenara gelen Love takım arkadaşlarıyla konuşurken gülümsüyordu. Sanki hiçbir şey olmamış gibi... Hani ne bileyim insan rekor seviyeye gelen serisi sonlanacağı için üzülmez mi veya koçuna itiraz etmez mi oyunda kalmak için? Yok valla. Zaten maçtan sonra da "Üstümden büyük bir yük kalkmış oldu. Kendim adıma ve izleyenler adına bu rekoru devam ettirmeye çalışıyordum. Şimdi artık tamamen oyunuma konsantre olabileceğim." demiş.

Ayrıca Love, kopan maçların son çeyreklerinde oyunda kaldığı için bazı kesimler tarafından eleştiriliyordu ancak bu Love'a özel bir durum değildi. Beasley, Ridnour gibi ilk 5 oyuncularının da sık sık son çeyreklerde oyunda kaldıklarını görüyorduk. Love söz konusu olunca, rekoru daha da geliştirdiği için göze batıyordu. Ha zaten normal şartlarda oyuna olmaması gerekirken, oyunda olup rekorunu o sayede ilerlettiği sadece 1 maç benim dikkatimi çekmişti. Yoksa zaten çoğunlukla 3. çeyrekten işi bitirmiş oluyordu Love. Bugün şunu gördük ki, sırf rekor için oynatmıyormuş Rambis onu. Kenara almasını da biliyormuş.

Warriors gibi benim bile çıksam 15 sayı atabileceğim bir takıma karşı 6'da kaldı Love. Maçın yaklaşık olarak 2.5 çeyreğini seyrettim. Love'ın sayı atamamasının 1 numaralı sebebi David Lee idi. İnanılmaz iyi savunma yaptı Love'a. Love'ı dışarı iterek potaya yakın pozisyon almasını engelledi, buna engel olamadığı zamanlarda da sık sık Love'ı önden savunarak pas almasına mani oldu. Ayrıca Love topu veya ribaundu aldıktan sonra içerde en az 2-3 Warriors oyuncusu başına üşüştüler ve sık sık da faul yaptılar. Baya kafaya takmışlardı Love'ın serisini sonlandırmak için. Hatta Warriors maçı kazanmayı garantilediği için David Lee son çeyrekte kenara gelmişti. Lee, Love'ın oyunda kaldığını görünce koç Smart'a gidip "Beni oyuna al da şu Love sayı atmasın" demiş. O derece konsantre olmuşlardı Love'a.

Bucks Rekorun Kıyısından Döndü

56, Milwaukee'nin Celtics karşısında 48 dakikada bulduğu skor. 49 sayılık NBA'in en düşük sayısına çok yaklaşmış oldu böylece Milwaukee. Son 25 yılda da en düşük 5. skor yanılmıyorsam. Baya büyük bir başarı yani.

Normalde NBA'de ilk devre sonlarında görmeye alıştığımız bir rakamın maç sonunda karşımıza çıkması insana biraz garip geliyor. Play-off yarışında tekrar söz sahibi olabileceği bir noktaya gelmişken böylesine kötü bir performansı kimse beklemiyordu herhalde Milwaukee'den. Elbette karşısında Celtics gibi hem savunma sertliği konusunda belli bir ismi olan hem de evinde ekstra oynayan bir takım var ama bu rakibin savunmasıyla falan açıklanacak bir performans değil. Milwaukee'nin de hücumda ne kadar kısıtlı bir takım olduğunu gözler önüne seriyor 56 sayı. Dün gece sonuçlara bakmak için girdiğimde ilk devre sonunda 22 sayısı vardı Milwaukee'nin. İlk gördüğüme ilk çeyrek skoruna bakıyorum zannettim. Basketbol şansının dün gece hiç uğramadığı Milwaukee maç boyu sadece 22 defa topu potadan geçirebildi. Basketbol günlük performansları öne çıkaran bir spor ki dün gece takımda hiç bir isim gününde değildi. Haliyle ortaya böyle bir sonuç çıktı. Milwaukee'nin sırada Hawks ve Magic ile iki önemli maçı daha var. Bu kötü geceyi unutmalı ve play-off için bir an önce kafaca bu maçlara yoğunlaşmalılar.

NBA'de Bugün - 13.03.2011

Magic 111 - Suns 88
Orlando Arizona'dan istediğini alarak dönüyor. Maçta biraz olsun çekişme ve heyecan bekliyordum ama Suns'un dümeninde bulunan ismin forma giymemesi takımı da olumsuz etkiledi. Pota altında zaten Howard ile eşleşecek bir uzunu bulunmayan Suns'un bir de guard pozisyonunda en önemli avantajı olan Nash'in eksikliği ile oyunda ipleri tamamen Orlando'nun eline verdi. Rakibine skor üstünlüğünü vermeyen, boyalı alanı çok iyi kullanan ve ribaundlarda bir hayli üstün olan Magic rahat bir şekilde galibiyete giden takım oldu. Howard 26 sayı-15 ribaund-5 blok ile maçın yıldızı olurken, Hidayet ise 13 sayı-7 ribaund-2 asist üretti. Suns'ta Nash'in yokluğunda ilk beş çıkan Brooks 19 sayı-10 asist ile double-double yaptı ama bu performansı takımına yetmedi.

Thunder 95 - Cavaliers 75
Oklahoma'da ünü rahat geçenlerden biri oldu. Cleveland deplasmanına çıkan Thunder daha ilk çeyrekten çift haneli rakamlara ulaştığı gecede maçı da 20 sayılık bir farkla kazandı. 20 sayı-5 asist ile Westbrook performansıyla dikkat çekse de bu maç istatistiksel olarak ön planda olan bir başka isim var. 8 sayı-14 ribaund-7 blok üreten Ibaka takımına galibiyeti getirirken savunmada da bir hayli istekliydi. Maçı %33 saha içi isabeti ile tamamlayan Cavaliers'ta Gibson 16 sayısıyla takımının en skoreri oldu.

Bucks 56 - Celtics 87
Kolej maçlarında daha fazla sayı oluyor diyenleriniz var değil mi? Maç boyu çok kötü hücum etti Milwaukee zaten bu skor performansına ulaşabilmek için maç boyu bir hayli kötü olması gerek takımın. Saha içi isabetini geçtim serbest atış konusunda bile kötüydüler. Celtics rakibini kötü bir gününde yakaladı ama onlarda fazla sıkmadı. Milwaukee'nin bu skorunun lig tarihinin en düşük skorlarından biri olduğunu da belirtmek gerek. Çift hanelere ulaşan tek oyuncu Barron -10 sayı- oldu Bucks cephesinde. Celtics'te ise Allen'ın 17 sayısı vardı.

Pacers 106 - Knicks 93
Pacers kötü gidişine sonunda dur dedi ve Knicks karşısında deplasmanda kazanarak 6 maç aradan sonra galibiyete ulaştı. Takımın kaybetmesine rağmen son dönem sergilediği performansla dikkatleri üzerine çeken Hansbrough dün gece bu iyi formunu taçlandıran bir istatistiğe imza attı. 29 sayı-8 ribaund ile oynayan genç oyuncu ürettiği sayıyla kariyer rekorunu kırdı. Knicks cephesinde Billups 6 maç aradan sonra takımdaki yerini alırken kullandığı 7 üçlükte isabet bulamadı. Knicks dün gece 30 defa üçlük girişiminde bulundu ancak bunlardan sadece 7'sinde isabet bulabildi. Amare 28 ve Carmelo 25 sayı ile mücadele etti anca galibiyeti getiremediler.

Bobcats 95 - Raptors 90
Indiana ile beraber 6 maçlık yenilgi serisi bulunan bir diğer takım olan Bobcats'de dün gece galibiyete ulaşmayı başardı Raptors deplasmanında. Oldukça önemli bir galibiyete imza atan Bobcats'te maç içinde Evans ile çarpışan Jackson'un belindeki rahatsızlığı dikkat çekti. 23 sayıyla oynayan Augustin takımına galibiyeti getiren isim olurken bir diğer guard Henderson'da 18 sayı ile mücadele etti. Toronto cephesine bakacak olursak Evans 6 sayı-17 ribaund ile istatistik olarak ilgi çeken oyuncu olurken, Calderon'da 13 sayı-7 asist ile mücadele etti.

Wolves 77 - Warriors 100
Kıyamet alameti gibi bir şey olmalı değil mi bu? Love'un 53 maçtır süren double-double serisi dün gece sona erdi. 6 sayı-12 ribaund ile oynayan Love şaşırtan bir performansa imza attı. Can abinin yazısına bakıyorum Warriors oyuncuları da fazlasıyla hırs yapmış olmalı bu seriyi sonlandırmak için. Rahat bir şekilde istatistiği sürdürebileceği bir maçta bunun sonlanmasının başka bi açıklaması yoktur zaten. Kısalarıyla sonuca giden Warriors cephesinde Curry 29 sayı-9 ribaund-6 asist ile oynarken, Ellis'in 16 sayısı takımı galibiyete götüren performanslar oldu.

Wade Çocuklarına Kavuştu

Geçtimiz Haziran ayında eşinden ayrılan Dwyane Wade, çocuklarıyla yeterince görüşemiyordu. Eski eşi, Wade'in çocuklarını görme hakkı olmasına rağmen, görüşmemeleri için elniden geleni ardına koymuyordu. Wade de bunun üzerine dava açtı ve bu dava uzun sürenin ardından Cuma günü sona erdi. Wade çocuklarının vesayetini aldı. Ancak sadece Cumartesi günü soyunma odasında takım arkadaşlarına iletmiş bu haberi Wade, medyaya ancak birkaç saat önce yansıdı.

Normalde boşanma durumlarında çok büyük bir oranda çocukları anneye veriyor mahkemeler. Ancak Wade'in eski eşi artık neler yaptıysa, baba tarafına geri verdiler. Sadece baba tarafı olmanın dezavantajı yok Wade'in. Aynı zamanda yılın 3-4 ayını uçak yolculuklarıyla veya başka şehirlerde konaklayarak geçirdiğini biliyrouz NBA oyuncularının. Bu da genellikle mahkemelerin çok dikkat ettiği bir detay. Çocukların yanında kalacağı ebeveynin, onlarla mümkün olduğunca zaman geçirmesi gerekliliğini şart koşuyorlar çünkü. Bu konuda Wade'in büyük bir dezavantajı vardı. Demek ki Wade'in işi iyice kontrolden çıkmış çocuklarını Wade'e göstermemek konusunda.

Maçı izlemedim ama mahkeme kararını aldıktan sonraki gün Grizzlies'e karşı yaptığı istatistikler de bir hayli etkileyiciydi. 28 sayı, 5 ribaund, 9 asist, 3 top çalma, 5 blok, %60 şut isabeti, 9'da 9 serbest atış. Kontrol etmedim ama zaten bloklar büyük ihtimalle kariyer rekorudur. Mutlu ve heyecanlı olduğunu belli etmiş. Bu gazı doğu finalinde falan alsa o gazla kupaya kadar taşırdı Heat'i belki de!

13 Mart 2011 Pazar

13 Mart Programı

13 Mart Pazar 20:00 / Oklahoma City Thunder - Cleveland Cavaliers
13 Mart Pazar 20:00 / Charlotte Bobcats - Toronto Raptors
13 Mart Pazar 21:30 (NTV Spor banttan 00:00) / Orlando Magic - Phoenix Suns
14 Mart Pazartesi 00:00 (NBA TV) / Indiana Pacers - New York Knicks
14 Mart Pazartesi 00:00 / Milwaukee Bucks - Boston Celtics
14 Mart Pazartesi 03:00 / Minnesota Timberwolves - Golden State Warriors

Erken başlayan iki maçın üçüncü çeyrekleri sürüyor. Doğu'da play-off yarışı içinde olan üç takım bu gece sahne alıyor. Bobcats-Pacers-Bucks üçlüsünün neler yapacağını görmek için güzel bir program. Bucks rakip açısından daha şanssız olan taraf. Her ne kadar iki maç üst üste beklenmedik yenilgiler almış olsa da Celtics deplasmanında olacaklar. Üst üste 6 maçtır kazanamayan ve 8.sıradaki yerini rakiplerine kaptırmak üzere olan Pacers ise Knicks deplasmanına çıkıyor. Onlar açısından zorlu bir maç olabilir. Gecenin ilgi çekici maçında ise Orlando, Phoenix deplasmanına çıkacak. Batı'da play-off kovalayan Phoenix'in evinde kaybetmemesi gereken bir maç olacağı için çekişmeli geçmeye aday olacaktır. Gece yarısı NtvSpor banttan yayınlayacak bu karşılaşmayı.

All-Star'ı Takmamak

Desktop'u temizlerken gördüm, blog'a koyacağım diye kaydetmişim ama unutmuşum, çürümeye bırakmışım. Geç olsun güç olmasın, koyayım dedim. Duncan baba, bu nedir yahu? O nasıl bir pantalon, nasıl bir gömlek, nasıl bir kombinasyon. All-Star'da herkes çakı gibi görünmeye çalışırken, Duncan her zamanki modda: "Ben sallamam, işimi yaparım yeter abi"

Spoelstra'nın Etekleri Tutuştu

Heat'te Riley sesleri yükselmeye başladıkça Spoelstra koltuğunu kaptırmamak adına ekstra çabalar sarfetmeye devam ediyor. Genç koç dün yaptığı açıklamada takımın boyalı alandan daha çok sayı üretmesi adına hücumda LeBron'un perdelerini daha sık kullanacağını açıkladı.

Takımın pivot pozisyonundaki sorununu zaten bilmeyen yok. Hücum gücü üst düzey olan oyuncuların yanına daha çok defansif özellikleriyle ligde tutunan uzunları alıp böyle yamadılar o bölgeyi. Makul bir çözümdü bence. Ama Dampier, Anthony gibi isimler de hücumda hiç katkı vermeyip kütük vazifesi görünce boyalı alandan skor üretme sorunu baş gösterdi. Şu an içerden sayı bulma konusunda ligin en zorluk çeken takımlarından biri Miami ve bu kategoride maç başına 31.2 sayı ile Golden State'in önünde sondan ikinci sıradalar. Kaldı ki bu sayılar içinde LeBron'un ve Wade'in fastbreakten buldukları da var. Yani durum hakikaten pek de iç açıcı değil.

Spoelstra'nın bu düşüncesi, bir şeyler için çabaladığını gösteriyor ama hücumda LeBron'u perde olarak kullanmak boyalı alandan sayı bulmak adına ne kadar etkili olabilir orasını kestiremiyorum. Tonlarca hücum setinde kullanılabilir LeBron'un perdeleri ama efektif olur mu önemli olan orası. Mesela bana Bosh'ın hiç işine yaramaz gibi geliyor. Bosh hiçbir zaman perde kullanıp skora giden biri olmadı, zaten yetenekleri de daha çok bire birden skor üretmeye elverişli. Örneğin Portland'ın sıkça uyguladığı Aldridge'e alley-oop yaptıran setleri var uzunlara gelen perdenin kullanıldığı. Ama Bosh hiç uygun değil Aldridge'e biçilen rolün benzerini oynamaya. Muhtemelen Wade'i kullanmayı düşünüyor olabilir Spoelstra LeBron'un perdesiyle. Onun curl cutları veya tepeden oynayacağı ikili oyunlar işlevsel bir çözüm olabilir Heat adına. Ama eğer sorun boyalı alandan sayı üretmekse ben bu alengirli işler yerine Bosh'ın alçak posttan bire bir oyununu tercih ederim.

Efsaneler United Center'da

Chicago bu sezon müthiş bir performans gösterip Doğu'da tepeye oynamaya devam ededursun Chicago tarihinin en başarılı ekibi dün United Center'daydı. 1991 senesinde yaşanan ilk şampiyonluğun 20. senesi kutlandı ve oyunculardan Michael Jordan Scottie Pippen efsane ikilisi başta olmak üzere John Paxson, Horace Grant, Craig Hodges, Stacey King, Will Purdue ve Cliff Levingston zamanında oyuncu olarak çıktıkları parkeye bu kez takım elbiseleriyle çıktılar ve oldukça büyük de alkış aldılar.

Ancak yeni nesil Bulls takımı da abilerinin şovunda rol çalmadı desek yalan olur. Utah karşısında ilk çeyrek ve ilk yarıda kendileri adına sezonun en yüksek sayılarına ulaşarak evlerindeki 33. maçlarında 29. galibiyetlerini aldılar. -Spurs'ten sonra en iyi iç saha derecesi- Deron Williams'ın ayrılmasının ardından Utah'ı kendi evlerinde yenmeleri pek dikkat çekici değil ancak çok daha önemli bir detay var. Chicago bu galibiyetiyle Boston'u yakaladı. Boston'un aldığı 2 süpriz yenilginin bunda payı olsa da sezon başında konulan beklentilerin üstüne çıktıklarını söylemek mümkün. Tabii ki asıl test onlar adına playofflarda olacak ancak eğer sezonu Miami'nin önünde bitirebilirlerse saha avantajını alacaklar -konferans yarı finali için konuşuyorum- ve bence o zaman şansları %51 olur. Ayrıca Chicago'yu takdir etmek için bir başka neden de Boston ve özellikle Miami dönem dönem düşüş yaşasa da Chicago Boozer ve Noah gibi çok önemli oyuncularını kaybetmesine rağmen sezon boyunca istikrarlı bir oyun sergiledi. Ancak hala dış şut konusunda sıkıntı yaşayabileceklerini düşünüyorum. Özellikle playofflardaki kapalı ve çok daha sert savunmalar karşısında neler yapabilecekleri şimdilik bir soru işareti.

Gecenin Hareketleri - 12 Mart



Fazla maçın olduğu günde çok güzel bir top 10 çıkmış ortaya. Cousins'ın harika pası, Nene'nin müthiş smacı, Bledsoe-Jordan, Mo Williams-Griffin, Wall-McGee aley-oopları gerçekten güzel. Ayrıca sadece smaç da yok, pas var, blok var... Son zamanlarda izlediğim en iyi top 10 olduğunu söyleyebilirim. Ancak tabii bu güzel top 10'a Rose'un zirvesine bomboşken yaptığı smaç yakıştı mı bilmiyorum, Rose standartlarını düşünürsek pek özel bir hareket değil gibi. Benim bir numaram ise kesinlikle Nene'nin smacı. Harikulade.

NBA'de Bugün - 12.03.2011

Lakers 96 - Mavericks 91
Lakers hemen önünde bulunan Dallas engelini Bynum yardımıyla aşmayı başardı ve aradaki maç farkını yarım maça indirdi. Batı 2.liği açısından oldukça önemli bir karşılaşmaydı ve Lakers'ın 2.liği almak için tek şansı kazanmaktı. Maça bakıyorum Lakers maç içinde hep üstün bir görüntü çiziyor, o New York maçında yumruğunu masaya vurup istekli olan takım uyuyor sanki. Dallas'ın kaybetmesinin nedenlerinden biri de Lakers kadar istekli olmamasıdır. Yan katkılarında olduça önemi var maç sonucunda. Beaubois-Terry gibi isimlerden yeteri kadar katkı alamadı Dallas ancak büyük maçlarda genelde köşesine çekilen Blake 9 sayı-5 asist ile önemli bir katkı sağladı. Pota altından Gasol&Bynum ile etkili olan Lakers'ta özellikle Bynum'un 22 sayı-15 ribaundluk etkileyici oyunu ön planda. Dallas cephesinde ise Marion ve Nowitzki'nin 25'er sayısı vardı ancak yeterli olmadı.

Spurs 115 - Rockets 107
San Antonio her ne kadar formunun üst seviyelerinde olsa ve kağıt üzerinde büyük avantaj ile maça başlasa da neticede oynanan bir Texas derbisi. Her zaman çekişmeli maçlarıyla hatırladığım bu serilerin bir yenisi dün Toyota Center'da sahne aldı. Skorun hep yakın gittiği maçta son çeyrek daha zeki oynayan taraf olan Spurs galibiyete uzanmayı başardı. Spurs'te 8 ismin çift haneli sayılara ulaşması takım olarak iyi oynadıklarını gösteren belge oldu. Parker 21 sayı-6 asist ile iyi olarak arkadaşlarının arasından sıyrılırken, McDyess 12 sayı-12 ribaund ile oynadı. Rockets'in belki de play-off arenasına elveda dediği maç oldu. 28 sayı-5 asist ile Martin galibiyeti kovaladı ama yenilgiyi önleyemedi.

Jazz 100 - Bulls 118
Chicago'nun müthiş çıkışı devam ediyor. Form olarak ve kadro olarak kötü bir Utah'ı yakalayan Chicago maç boyu üstünlüğü kaptırmadan galibiyete uzandı. Farkı bir ara 30'lu sayılara kadar çıkartan Chicago için özellikle üçlük performansı galibiyeti getiren nokta oldu. 18/32 üçlük isabeti ile başarılı bir gece geçirdi Bulls yayın gerisinden. 26'şar sayıyla oynayan Rose ve Deng galibiyetin mimarlarından olurken benchten gelen ve özellikle üçlük performanslarıyla dikkat çeken Korver ve Watson'da başarılı bir gece geçirdi. Ömer ise 8 dakikada 2 sayı-2 ribaund-1 blok ile mücadele etti. Utah cephesine bakacak olursak dün Wolves karşısında sinen Jefferson 33 sayı-18 ribaund ile bu maç bir hayli etkili oldu ancak galibiyeti getiremedi.

Grizzlies 85 - Heat 118
Çekişmeli geçmesini beklediğim maçlardan biriydi ancak Heat'in ikinci çeyrekle beraber masaya yumruğunu vurması ile kolay bir maç oldu. Erken kopan maçtan da keyif alamadık. Wade bireysel performansıyla biraz olsun izleyenleri mutlu etti. 28 sayı-9 asit-5 blok-5 ribaund-3 top çalma ile oyunun her alanında çok verimli katkıları oldu Wade'in. Heat'in takıma yeni kattığı Bibby benchten gelerek gönderdiği 5 üçlük isabeti ile fark yaratan isimlerden biriydi ve maçı 17 sayıyla tamamladı. Grizzlies cephesinde benchten gelen Mayo'nun 19 sayılık katkısı dışında ciddi bir şey gözükmüyor. Üst üste 2. maçını kaybetti Memphis böylece. Şimdilik arkasındaki takımların beklentilerin altında devam etmesi onların işine geldi. Halen Suns'un bir maç önünde 8.sıradalar.

Blazers 82 - Hawks 91
Her iki yakada da play-off yarışını yakından ilgilendiren maçta gülen taraf ev sahibi Hawks oldu. Smith'in performansının Hawks için önemini söylüyorum genelde ancak dün gece ekstra katkılar geldi. Özellikle Teague'nin ilk beş başladığı maçta yaptığı ekstra katkılar dikkat çekti. 24 sayı-5 blok istatistikleriyle bu iki kategoride de kariyerinin en yüksek rakamına ulaşan genç oyuncu galibiyeti getiren isimdi. Crawford'un 20 sayısının tamamını ikinci devre bulduğunu da belirtmek gerek. Portland ise dün akşam Bobcats yenilgisinden sonra üst üste 2.yenilgisini aldı. 22 sayı-6 ribaund-7 asist ile Aldridge'in Portland adına etkili olduğunu söyleyebiliriz.

Kings 103 - Hornets 115
Beş maçlık bir yenilgi serisiyle Hornets deplasmanına gelen Kings bu kez de Paul karşısında duramadı. Chris Paul sakatlıktan sonra çıktığı ilk maçta izleyenlere resital sundu. 33 sayı-15 asist-7 ribaund ile tek başına Kings'i deviren Paul'un yanı sıra 25 sayı-9 ribaund ile West her zamanki etkinliğini sürdürdü. Batı'da 5-8 arasında gidip gelen Hornets üst sıralar için avantaj yakalamış oldu. Kings cephesinde ise Thornton'un 25 sayısı yenilgiyi önleyemezken, Cousins 19 sayı-11 ribaund ile double-double'a imza attı.

Sixers 74 - Bucks 102
Milwaukee'nin play-off için müthiş performansı sürüyor. Ligin en formda takımlarından biri olan ve dün gece Celtics'i mağlup eden Sixers'a karşı evinde adeta top göstermeyen Milwaukee 28 sayılık galibiyete imza attı. Doğu'da son sıra için üç takımın müthiş bir mücadelesi var ve aralarında sadece yarım maç var bu üç takımın. Bucks'ta 14 sayı-12 ribaund-5 top çalma ile Mbah a Moute etkili olurken yine pota altında Bogut 17 sayı-9 ribaund ile oynadı. Sixers'tan son günlerde fazlasıyla övgüyle bahsediyorduk ama takım olarak kötü oynadıkları istisna bir maç oldu. Şutları girmedi, gereksiz top kayıpları vardı. Kötü oynamak için elinden geleni yaptı takım ve bu mağlubiyet geldi.

Pistons 101 - Nuggets 131
Denver-Detroit maçının ilk devresine göz atma fırsatı buldum. Denver'ın 8-10 sayılı üstünlükleri vardı ancak üçüncü çeyrek Pistons geri dönüş yaparak farkı eritmişti. Sonrasında ne oldu ne bitti pek hatırlamıyorum o uykulu halimle ama o üçüncü çeyrekle beraber başlayan ve dinmeyen bir Denver fırtınası vardı. Jr Smith'in etkili oyunu ile galibiyete uzandı Denver. 31 sayısıyla bu sezonun en yüksek rakamına ulaşan Smith 26 sayıyı 2. devre buldu. 15 sayı-11 asist ile Lawson dikkat çeken bir performansa imza atarken, Nene2de pota altında etkili oldu. Detroit cephesinde neredeyse unuttuğumuz Wilcox benchten gelerek 21 sayı kaydetti. Sayılarının çoğunu pota altından bulan Wilcox sayesinde boyalı alan üstünlüğü Pistons lehineydi ama aynı üstünlük skora yansımadı ve Denver gülen taraf oldu.

Clippers 122 - Wizards 101
Maçın pek bir esprisi yoktu sezonu kapatan iki takım olduğu için. Ancak Wall ve Griffin gibi sezonun en iyi iki çaylağını karşı karşıya getiren maç olarak ilgi çekiyordu. Wall ve Griffin'den beklediğimiz güzel performans ise bir diğer çaylak Bledsoe'dan geldi sürpriz bir şekilde. Benchten gelen genç oyuncu 23 sayı-8 ribaund-6 asist ile başarılı bir performans sergiledi, Griffin de ona 26 sayıyla eşlik etti ve Clippers'ın iki çaylağı galibiyetin mimarı oldu. Wizards cephesinde ipleri elinde tutan Wall 25 sayı-8 asist-7 ribaund ile etkili olsa da galibiyeti getiremedi.

Kim Demiş Yıldızlar Mücadele Etmez Diye


Link

Yukarıdaki görüntüler dün akşam oynanan Grizzlies-Heat karşılaşmasından. Heat doludizgin giden Grizzlies'ı beklenenden çok daha rahat geçmeyi başardı. Karşılaşmayla alakalı akıllarda ise bu pozisyon kaldı, Grizzlies hızlı hücumunda Heat'in yıldızlarının Wade önderliğinde göstermiş olduğu mücadele... Önce Wade arkadan gelerek Allen'ı blokluyor, ardından LeBron Young'ın topunu panyaya yapıştırıyor. Sonra Wade bir kez daha kesiyor Allen'ı, o sırada Bosh yardıma yetişiyor ve ortalığı karıştırıp topun takımında kalmasını sağlıyor. Bloklar zaten tek tek bakıldığında hiç fena değil ama art arda gelmeleri daha güzel kılıyor pozisyonu. Yalnız dikkat ettiyseniz Heat adına savaş veren üç kişi var pozisyonda, takımın yıldızları... Tesadüf gibi görünüyor belki ama Wade ve LeBron'un attığı deparlara dikkat ederseniz öyle olmadığını göreceksiniz. Bu adamlar geriye çılgınca koşup takımın sayı yemesini engellemeye çalışıyorsa takımda bulunmalarının başlıca sebebi bu işleri yapmak olan Chalmers-Damiper ikilisi de bir zahmet popolarını kaldırıp gelecekler oraya. Yok öyle hem yeteneksiz olup hem de işten kaytarmak.

Beceri İster...


Link

Soner yakalamış pozisyonları, harika bir sekans gerçekten... Önce videoyu açıp hemen durdurmanızı ve skora bakmanızı rica ediyorum. Sonra da süreye ve skora bakarak çeyreğin kaç kaç bittiğini tahmin etmenizi...

Şimdi geçelim değerlendirmeye. Reggie Miller mısın be Teague? Efsane üçlükçümüz 9 saniyede 8 sayı atmıştı zamanında Knicks'e karşı. Şimdi de Teague 6 sayı atıyor aynı süre içerisinde. 4 sayı 1 asist gerçi ama anladınız ne demek istediğimi... Bir de kaçırdığı serbest atışı soksa 7 sayı olacaktı. G-Wall, Collins ve Mills'i ayrı ayrı tebrik etmek lazım. Özellikle de topu oyuna sokan Gerald Wallace, Collins ikilisine. Yahu göz var, nizam var, hareket halindeki oyuncuya hiç mi pas vermediniz hayatınızda? 11.5 dakika boyunca Horford'dan yoksun rakibine sadece 11 sayı atma imkanı vermişsin, son 13 saniyede 8 sayı birden hediye edip geri düşüyorsun? Bunu 'yok artık' ile açıklamak bile mümkün değil. Arada Teague'in takipçiliğinin ve ısrarının hakkını vermek lazım. Hazırlık kampını müthiş geçiren Teague'in, niye Bibby'nin yerine ilk 5'e yerleşmesi gerektiği konuşuluyordu bu maçta görmüş olduk. Savunmadaki hırsı, takipçiliği ve hücumda penetre kabiliyetini beğenirim Teague'in. Umarım önündeki her fırsatı böyle kullanır...

Riley Dursun, Erik Gitsin

Son zamanlarda en çok konuşulan mevzulardan biri Spoelstra'nın durumu. Heat traftarları henüz salonda bu tezahüratı yapmış değil ama kendi aralarında organize olamamalarına bağlıyorum bu durumu. Aslında sene başında da sık sık konuşuluyordu ama Heat aralık sonu gibi müthiş bir galibiyet serisi yakalayınca susturmuştu herkesi LeBron'un karma zırvalığına kadar. Spoelstra'nın durumunu değerlendirmek için üç konuya dikkat etmeliyiz. İlki şu ana kadar gösterdikleri performans beklentileri karşıladı mı, ikincisi sergiledikleri bu performans, Spoelstra'nın takımın başında olması halinde dahi şampiyonluk adına ümit veriyor mu, üçüncüsüyse takım kapasitesinin makisumumunu oynayabiliyor mu. Mantığım sorulardan ilk ikisine evet, üçüncüsüne hayır diyor...

Heat'in kadrosu yıldızlarla dolu ama yeni bir takım olduğu gerçeğini de göz ardı etmemeliyiz. Sürekli gündemde olduklarından yaptıkları her ley abartılıyor ama eleştirilmelerinin altında yatan esas neden birkaç kere yakaladıkları mağlubiyet serileri. Bir maç kaybetti diye kimse çok eleştirmez kafaya oynayan bir takımı ama tutup üçer dörder maç üst üste kazanamazsanız o zaman insan algısı değişir ve olduğundan daha kötü görünmekle kalmayıp özgüven de kaybedersiniz. Yani demek istediğim galibiyet oranları zaten iyi. Oynadıkları basketbol çok daha üst seviye olabilirdi bu çekirdekle belki ama şu an çok da kötü değil. Bu açılardan durum olumlu ama takımın kapasitesinin bu olmadığını düşünüyorum. İşte bu aşamada Spoelstra'nın da biraz etkisinin olduğu gerçek. Çünkü koca sezon boyunca takımı sürekli birebir üzerinden oynatıp başka bir formül geliştiremedi. Chris Bosh'ı adam akıllı kullanmayı sezonun 60. maçında becerebildi, rol oyuncularından beklenen katkıyı alamdı. "Ama yan roldeki oyuncular da çok zayıf, adam ne yapsın" diye bir şikayeti asla kabul etmiyorum. Miller, Bibby, onların öncesinde House, Jones pekala üzerlerine set kurulabilecek kapasite ve özellikte şutörler. Veya Ilgauskas'ın ilk beşten kesilmesi kararı çok gündeme gelmedi ama bana göre çok yanlıştı. Çünkü maçın başında savunmalar henüz tam oturmamışken hücum katkısı verebilecek bir adam Ilgauskas. Ondan maksimum verimi almak istiyorsanız ilk beş başlatmanız gerekir. Çıkıp çetin savunmaların yapıldığı bir dönemde kendisini oyuna sürerseniz hiçbir şey yapamaz. Kaldı ki gördük Lakers maçında ekstra katkıların ne derece önemli olduğunu.

Spoelstra'nın beceremediği şeyler bunlar oldu sezon genelinde. Tabi en çok eleştirildiği noktalardan biri de tecrübesizliği ama onu da böyle bir tecrübe paketi hazırlayıp ekleyemiyorsunuz ki maalesef. Yani bir kusur gibi görmek yanlış olur. Gelin görün ki Heat'ten ayrılana kadar da paçasını bırakmayacak gibi bu 'tecrübesiz' sıfatı.

Riley'e geçecek olursak; LeBron, Wade ve Bosh'ın kendisine, Spoelstra'ya duyduklarından çok daha fazla saygı duyacakları kesin. Belki tecürebesiyle Heat'e çok daha iyi basketbol da oynatacak. Şampiyon oldukları sene Stan Van Gundy'ye yaptıklarını hatırlıyoruz ama bu sene onun için biraz geç kaldı. Ayrıca olur da o başa geçtikten sonra ilk senesindeki bu takım şampiyon olamazsa, ki bu ihtimal az değil, o zaman Spoelstra kadar Riley de şampiyonluğa ulaşamamış bir koç ünvanı elde eder. Takım zaten Riley'nin elinde ve istediği zaman parkeye inebileceğini kendisi de biliyor. Bu riski göze almaya gerek yok. Unutmayalım ki kendisi hala bu üçlüyü birleştiren adam olarak anılıyor. Ekstradan bir şeyler yapma çabasına neden girsin ki? Zaten söylenilenlere göre Spoelstra'yı da kukla gibi yönetiyormuş aslında. Bu durumda Spoelstra'nın da işi çok zor, düşünsenize belli sınırlar içinde koçluk yapmak zorundasınız, pek çok şeye kendiniz karar veremiyorsunuz... Bu sistemin ne kadar yararlı olduğu tartışılır ancak Heat sezon sonuna kadar böyle devam edecek gibi duruyor.