BIY AD

15 Aralık 2009 Salı

14 Aralık Programı

15 Aralık Salı 02:00 / Indiana Pacers - Orlando Magic
15 Aralık Salı 02:00 / Golden State Warriors - Philadelphia 76'ers
15 Aralık Salı 03:00 / Boston Celtics - Memphis Grizzlies
15 Aralık Salı 03:30 / New Orleans Hornets - Dallas Mavericks
15 Aralık Salı 04:00 / Minnesota Timberwolves - Utah Jazz
15 Aralık Salı 04:00 (NBA TV) / Oklahoma City Thunder - Denver Nuggets
15 Aralık Salı 05:30 / Washington Wizards - Los Angeles Clippers

Dün NBA'in en iyi kısa forvetini evinde konuk eden Durant bu sefer NBA'in 2. en iyi forvetinin evine gidiyor. Carmelo'nun ne kadar formda olduğunu söylememe gerek yok, istatistikleri her şeyi söylüyor. Ama eğer birazcık gününde olursa ve bu sezon Carmelo'yu izlemediyseniz gerçekten çok şaşıracaksınız. Leblebi gibi orta mesafeli atışları sokuyor. 2-3 maçta, bir raddeden sonra "Yeter artık bir tane kaçır be adam" dediğimi biliyorum. Ayrıca NBA'in ağır tempoda oynayan takımlarından Thunder ile en hızlılarından Nuggets arasında olması nedeniyle de ilginç bir maç. Her yönüyle izlenilesi, hem de NBA TV'de.

Keza Wizards ile Clippers kaliteli kadrolarına rağmen bu sezon beklentileri karşılamak bir yana, tamamen hayalkırıklığı yaratan takımlar. Bu da sonucunu ve kimin daha iyi oynayacağını merakla beklediğim bir maç.

14 Aralık 2009 Pazartesi

LeBron'dan Nefret Etmek


Link

Taraftarın kızarmış patatesini yedi diye ne eleştiriler gelmiş LeBron'a. Yok efendim dikkatleri/ilgiyi üzerine çekmeyi fazla seviyormuş, yok olgunlaşmadığına kanıtmış, parkedeki oyununa ve takımına bakması lazımmış bu tür hareketlerden önce... Abartmanın ve nefretin sınırlarını zorluyor bazı insanlar gerçekten.

Aslında top çalma videosu olarak ilk izlediğimde "Yuh steps'e bak" dedim ve sonunu izlemeden kapadım, meğerse sonunda kızarmış patates olayı varmış. Videoyu 'kızarmış patates' başlığıyla az önce gördüm. Olayı izlediğim anda sempatik bir hareket olduğunu düşündüm ve sırıttım. Ufak, Durant formalı Thunder taraftarı da öyle düşünmüş olacak ki LeBron'a 'çak' yapmış, LeBron da çakmış... Bu blog'u okuyanlar benim LeBron'u sempatik bulmadığımı bilirler ama gerçekten şu hareket yüzünden eleştirilmesine sinirlendim. Nasıl bir mantıktır ya...

Ardından hemen aklıma geldi, "Daha geçen sene biri bunu yapmıştı" diye ve 2 arama sonra o ismin Rafer Alston olduğunu hatırladım:


Link

Ama tabii doğru, Alston yapınca sempatik, LeBron yapınca tu kaka. Gözlerdeki perdeleri indirmeli bazı basketbol seyircileri...

Konsantrasyon Bozmak

Dün geceki Cavs - Thunder maçından güzel bir kare...

Konuyu bilmeyenler önce buraya sonra şuraya baksınlar lütfen.

NBA Kariyeri Bitti Mi?

Belki de birçoğunuz bilmiyor bile. Ike Diogu bu sezon New Orleans Hornets ile anlaşmıştı. Ancak hazırlık kampında ağırlık kaldırırken dizini sakatlamıştı ve ondan sonra doğru düzgün antrenmana çıkmadı. Haliyle hiçbir maçta da oynamadı. 2-3 gün önce mikro-kırık ameliyatı olduğu ve sezonu kapadığı açıklandı.

Daha önce hakkında çok kısa birşeyler karalamıştım. Özellikle işin hücum yönündeki yetenekleriyle ilgimi çekmiş bir isimdi. Ama Hornets ile sadece tek sezonluk anlaşması vardı. Şimdi 2010 yazında, ne zaman döneceği belli olmayan, bugüne kadar NBA'de hiçbir şey kanıtlamayan Diogu'ya hangi takım sözleşme önerecek? NBA kariyeri bitmiş bile olabilir. Umarım yanılırım.

Love: "Bizim Koçun Adı Neydi?"

Hazırlık maçında elini kırdığı için sezonun ilk 1 ayını kaçıran Kevin Love, son 6 maçtır takımında görev alıyor. Genç uzun, bu sezon ilginç bir şekilde denediği ve başarılı olduğu üçlükleriyle dikkat çekiyor: 7/11. Geçtiğimiz sene ise 2/19 isabet sağlayabilmişti koca sezon boyunca. Kolej kariyeri boyunca dış şutlarda isabet bulan bir uzun olan Love'ın, NBA'de daha uzak olan üçlük çizgisinden zorlanması pek çoklarını şaşırtmıştı. Love'a göre işin içinde başka etkenler varmış.

Love geçen gün yaptığı açıklamada "Koçun ismini hatırlamıyorum ama geçen sezonun başındaki koçumuz bana üçlük atmayı hatta 3 metreden uzaktan atış kullanmamı yasaklamıştı. Şimdi ise bana güvenen bir koçum var. Onun güvenine sahip olmak şutları çok daha rahat atmamı sağlıyor çünkü o şutları sokabilecek yetenekteyim." demiş. O koçun Randy Wittman olduğu hatırlatılınca da "Her neyse, yorum yok" diye devam etmiş.

Hiç memnun değilmiş koçundan anlaşılan, hatta ufak çaplı bir nefret bile varmış diyebilirim. Ama Love'a sormak lazım, onu deli gibi beğendiği için draft eden McHale sezonun geri kalan 60 maçında takımın başına geçtiğinde niye hiç denememiş üçlük diye. Üstelki McHale, Love'a olan güvenini her açıklamasında belli ediyordu. Bence Love'a NBA'deki ekstra mesafe fazla geliyordu. Zaten yazın üçlüğü üzerinde çalışarak bunun üstesinden geldiğini kendisi de söylemiş. O zaman niye Wittman'a taş atmak?

Love benim beğendiğim bir oyuncu ve geçen sezon içeride kendisinden uzun olan forvet/pivotlara karşı topu potaya göndermekte oldukça zorlandığına şahit olmuştum. Bu sezon maalesef henüz izleme şansım olmadı ama yazılanlar aynı sıkıntının devam ettiği yönünde. Umarım işin kolayına kaçarak kendisini 'şutör uzun' olarak tanımlama yoluna gitmez Love. Hem içeriden hem dışarıdan oynayan komple uzunlara hasret kaldık...

13 Aralık'tan Notlar

Raptors-Rockets maçı hakkında dün gece yazmıştım.

Ribaund önemli şey:
Heat'te Jermaine O'Neal sakatlıktan dönmüş olmasına rağmen Grizzlies takımı rakibini ribaundlarda öyle bir ezmiş ki... Heat'in 18 defansif ribaunduna karşılık, Grizzlies'in 15 hücum ribaundu (Randolph 4, Gasol 4) var. Bu yetmiyormuş gibi %53 ile şut atmışlar ve 118-90 ile farklı bir şekilde yenmişler Heat'i deplasmanda...

Günün hayvan performansları:
Rudy Gay kariyerindeki en yüksek sayıya ulaşmış dün gece: 41. Üstelik bunu 28'de 15 isabetle gerçekleştirmiş. Heat'in kısa forvetleri Gay'i durduramamış ayrıca takım olarak da fast break'lere engel olamamışlar.

LeBron James, Durant'a "Daha çok yolun var" demiş: 44 sayı, 7 ribaund, 6 asist ve 4 top çalma ile. Ama asıl olay aşağıda belirttiğim gibi üçlüklermiş...

Üçlükler:
Cavs, Thunder'a karşı çok zorlanırken, LeBron üçüncü çeyreğin son dakikası içinde attığı 3 üçlük ve serbest atış ile takımını 7 sayı geriden bir anda 2 sayı öne taşımış. LeBron'unki yetmemiş. Mo Williams 4. çeyrekte, iki takım da sayı bulmakta zorlanırken 3 tane üstüste üçlük atmış. Üstelik birisi fark 4 ve 24 saniye bitmek üzere iken ortasahadan... O noktadan sonra maç bitmiş. Cavs toplamda

Cavs'in yeni kurbanı Thunder:
Bucks'ı 11 dakika boyunca 0 sayıda tutup 29-0'lık seriye imza atan Cavs bu sefer de Thunder'ın maçın son 7 dakikasında sayı üretmesine izin vermemiş. Üçlüklerle beraber galibyetteki en önemli etkenmiş.

Günün X-faktörü:
Ginobili ilk çeyreğin ortasında oyuna girmiş ve ikinci çeyreğin ortasına kadar 13 sayı 2 asist ile Spurs'ün farkı 20'li sayılara kadar çıkarmasını sağlamış. O noktadan sonra da Spurs zaten rahat bir şekilde maçı kazanmış.

Nets bildiğimiz gibi:
Hawks'a 130-107 yenilmişler. İçeride de bazı oyuncuların arasında sorunlar falan belirmiş. Kısacası gidişat hiç iyi değil - sanki bu sezonun başından beri iyiydi de.

2010 Kurasının Torbaları Belli Oldu

Birçoğunuzun bildiği gibi 15 Aralık Salı yani yarın, saat 11:30'da 2010 Dünya Basketbol Şampiyonası'nın kuraları çekilecek. Bu kuralar için torbalar dün oluşturulmuş:

1. Torba: ABD, İspanya, Yunanistan, Arjantin
2. Torba: Sırbistan, Slovenya, Fransa, Türkiye
3. Torba: Brezilya, Porto Riko, Kanada, Avustralya
4. Torba: Hırvatistan, Almanya, Rusya, Litvanya
5. Torba: Çin, Yeni Zelanda, İran, Angola
6. Torba: Ürdün, Lübnan, Tunus, Fildişi Sahilleri


Salsa'dan Anıl'ın yazdığına göre David Stern'ün güvenlik nedeniyle bastırması ve daha çok bilet satabilmek için ABD İstanbul grubunda yer alacakmış. Biz evsahibi olarak Ankara'yı seçmişiz.

Bir en iyi bir de en kötü senaryoyu oluşturayım kafamda. Amerika ile aynı grupta olmayacağımız kesin. Diğer 3'lüden İspanya ön plana çıkıyor ama Yunanistan ve Arjantin'in de çok aşağı kalır yanı yok bana göre.

En iyi: Arjantin/Yunanistan, Türkiye, Kanada, Litvanya/Rusya, Angola, Tunus
En kötü: İspanya, Türkiye, Brezilya, Hırvatistan, İran, Lübnan

Doğuş'un uyarısıyla şunu eklemek istedim yazıya. İkinci torbadaki takımlardan Rusya ve Litvanya'nın nasıl kadrolar getireceği çok önemli. 2009'daki kadrosunu düşünürsek Litvanya'nın çıkması belki de en iyi seçenek olacaktır.

Kura çekimi Salı günü saat 11.30'da NTVSpor'dan naklen yayınlanacakmış.


Edit: Başlıkta gruplar yazmışım, torbalar olacak tabii ki.

Final

Bu sabah 4. sezonun finali yayınlandı. Lost'un ilk sezonu dahil, izlediğim en iyi dizi sezonuydu. Son bölümde daha da kendini aşacak gibi gözüküyor. Eve gidip izlemek için sabırsızlanıyorum...

Herkese tavsiye ediyorum bu diziyi.

Raptors Savunma Yapmış ?!?

Dışarıda olduğum için izleyemedim ama yaklaşık 2 saat önce sona eren maçta Raptors, Rockets'ı çok rahat bir şekilde yenmiş. Birazcık savunma yaparlarsa güzel bir maç izleriz diye yazmıştım, Raptors olayı abartmış. Rockets'ı %36 şut yüzdesinde tutmuşlar ve sadece 88 sayı atmalarına izin vermişler. Ayrıca üçlüklerde de Rockets 3/24 ile oynamış. Maç boyunca fark 10 ila 20 arasında gitmiş gelmiş. Ariza bu savunma karşısında 0/9 saha içi isabetiyle sadece 1 sayı bulabilmiş. Bir pozisyonda da topu DeRozan'a kaptırınca sinirlenmiş ve çaylak oyuncuya dirsek sallayıp oyundan atılmış. Beklediğim gibi Houston uzunları tam 15 hücum ribaundu alarak (Scola 4, Landry 6) savaşçılıklarını göstermişler ama - bir kez daha söylediğime inanamıyorum - dış oyuncular, Raptors'ın müthiş defansına çarpmışlar... Gerçi benim ufak da olsa şüphelerim var Rockets'ın kötü bir gününde olduğuna dair ama izlemediğim için bunu iddia etmem yanlış olur.

Raptors'da ise Hedo ve Jack, Caldron'u aratmamışlar. İkili 13 asist yapmış. Takım haline %50 ile şut atmışlar. Tabii ki Chris Bosh'un 27 sayısını ve Hedo'nun 23 sayısını unutmayalım.

Var mıdır maçı izleyenlerin eklemek istediği birşeyler?

Edit: Gelen yorumlara göre zannedersem Houston'ın formsuzluğu, Raptors'ın defansından daha baskınmış.

13 Aralık 2009 Pazar

Hangisi Hangisi? - 2

13 Aralık Programı (Hedo 19.30'da NTV Spor'da)

13 Aralık Pazar 19:30 (NTV Spor) / Houston Rockets - Toronto Raptors
14 Aralık Pazartesi 00:00 / New Jersey Nets - Atlanta Hawks
14 Aralık Pazartesi 01:00 (NBA TV) / Memphis Grizzlies - Miami Heat
14 Aralık Pazartesi 02:00 / Cleveland Cavaliers - Oklahoma City Thunder
14 Aralık Pazartesi 04:30 / San Antonio Spurs - Los Angeles Clippers


İnsani bir saatte, hızlı tempoda geçecek güzel bir maç bekliyor bizi. Tabii Toronto defansını hesaba katmazsak. Fazla birşey beklemiyorum, biraz çabalasınlar yeter. Ariza - Hedo karşılaşması ve Houston'ın yetenekleri sınırlı, cüsseleri yetersiz pota altına karşı dışardan oynamayı tercih eden Raptors uzunları. İzlemesi ilginç bir maç olacak. Rockets takımının savaşçılığı ve ribaundlarda kurudğu üstünlükle maçı kazanmasını bekliyorum.
Ayrıca Calderon son maçta görev almasına rağmen, sakatlığı onu uzun süre parkelerden uzak tutabilir diye açıklama yapmış Raptors. Yani bugün oynaması zor görünüyor. Hedo'ya düşüyor oyunu kurmak.

Nereye Gidiyoruz?

Devin Harris cuma günü - yine - farklı kaybettikleri Pacers maçından sonra kulübün başkanı Rod Thorn'a dert yanarken görülmüş. "Bu takımın bir amacı yok, nereye gidiyoruz böyle?" demiş Devin Harris. Thorn'un ne cevap verdiği hakkında hiçbir şey yazılmamış ama aynen şunu dediğini tahmin ediyorum:

"2010 sezonu başlarken LeBron, Wade, Bosh veya Amare'den en az 1'ini almamışsak, o zaman gel bu soruyu sor."

Fil Hafizası


Link

Unutmaz, cezayı da keser. Tek fark, faul yapan büyük, yapılan küçük olunca kasti faul çalınmış. Geçen sene normal faul çalınmıştı...

12 Aralık'tan Notlar

Zap'tan ambale olmak:
2'si televizyondan diğer 3'ü internetten olmak üzere; Boston-Chicago, Charlotte-Dallas, Portland-Milwaukee, Phoenix-Denver ve Lakers-Utah'ı döne döne izledim. Artık hangi maçta kaç dakika kaldığını, farkın kaç olduğunu falan bırakıp sadece basketbol izlemeye başladım. Yapılmasını tavsiye etmiyorum, izlediğinden birşey anlamıyormuş insan. Maksimum 2 basketbol maçı aynı anda izlenmeli.

Günün hayvan performansı:
Troy Murphy. Aslında geçen sene olsa "normal" bir maç çıkarmış diyebilirdik ama bu sezon geçirdiği sakatlık nedeniyle iyi oynamıyordu pek. Washington'a karşı 28 sayı 12 ribaund 4 asist ve 4 top çalma yapmış. Üstelik 18 şutundan 10'unu isabetli kullanmış.

Dampier ve Nowitzki ikilisi de çok etkiliydiler. Dampier 7/7 isabetle 14 sayı, 18 ribaund ve 3 blok ile oynadı. Geçtiğimiz sezon 6 kere double double yapmıştı. Bilin bakalım bu sene kaçıncısını yaptı? Evet 6... Anladık Dampier kontrat peşindesin ama artık birazcık utanıp gelecek sene paraları götürdükten sonra da böyle oynamaya devam etsen? Nowitzki ise 4. çeyrekte Dallas'ın son 10 sayısına imza attı, maçı uzatmaya götüren şut da dahil. Uzatmalarda da son 30 saniyede 2 kere gerideyken takımını öne geçiren basketi attı. Sonuncusu maçı da kazandırdı.

Boşa kürek çekenler:
Gilbert Arenas triple double yaptı: 22-10-11. Pek görmeye alışık değiliz bunu kendisinden, nitekim 10 ribaunda çıkması zor oluyor. Zaten asistlerde de 10'u sık geçtiğini söylemek zor. Bu sezon için söylemiyorum bunları, Arenas'ın kariyeri için... En son 03-04 sezonunda tam 3 kere triple double yapmıştı. Ama 10 Aralık'ta Celtics'e karşı olduğu gibi yine 2 serbest atış kaçırmış maçın son saniyelerinde. Kariyerindeki en düşük serbest atış yüzdesine sahip şu anda: %70.5

Louis Amundson 12 sayı 11 ribaund ve 4 blokla oynamış. Oynamış diyorum çünkü "Ben bu maçı izlerdim" dememe rağmen, diğer karşılaşmalara bakmaktan bunu unuttum adeta. 4-5 dakikasını ancak seyretmişimdir. Savaşçı Denver pota altına karşı Amundson tam ilaç olmuş.


Takımı baltalayanlar:
Hibbert... Genç bir oyuncu ve tecrübesiz, bugün Haywood karşısında zorlanmasını da bekliyordum. Hepsi tamam ama bir pivot 9'da 1 de atmamalı. Daha dün de 20 atıp kariyer rekoru kırmıştı...

Kobe'nin parmağında ufak çaplı bir kırık var evet biliyorum ama 7/24 isabetle oynayacaksa, hiç oynamasa daha iyi değil mi? Gasol ile ilk defa kaybettiler.

Günün X-faktörü:
Mike Dunleavy 24 sayı ve 5 asist ile oynamış bench'ten gelip. 10'da 10 serbest atış, üstelik 4'ü maçın son 10 saniyesinde gelmiş takım gerideyken... Hiç eli titrememiş Dunleavy'nin. Bir de tabii ilk çeyreğin sonunda ortasahadan attığı üçlük var.

Çaylak Matthews, Lakers'dan yedikleri tokat sonrası Magic'a karşı ayağa kalkamaz diyordum, o maçta iyi de oynamadı. Ama Lakers'a karşı bilenmiş; 7/12 isabetle 19 sayı 6 asist. İlk yarıda - özellikle de ilk çeyrekte - mükemmel oynadı.

Defans:
İlk üç çeyreği bölüm bölüm takip ettiğim maçta Celtics, Bulls'u yine dağıttı ve galibiyet serisini 10 maça çıkardı. Esasında ilk yarıda işler çok da kötü gitmiyordu ev sahibi takım için ama ikinci yarıda yorgunluk kendisini belli etti. Maçtan önce yazdığım gibi, dün Warriors'a karşı çok yüksek tempoda maç oynamışlardı 7 kişiyle. Bu maçta da 3. çeyrekte sadece 17 sayı bulabildiler, 4. çeyrekte de 17'de kalmışlar ama fark zaten 20'ydi, ondan dolayı önemi yoktu.

Minnesota defansı SOS veriyor. Sacramento'dan 120 yemekle kalmamışlar, rakibin %52.5 ile şut atmasına izin vermişler. Ayrıca tam 33 asist yapmış Sacramento. Bunlar yetmemiş 16 da hücum ribaundu vermişler. Biz arkadaşlarla sokakta oynarken daha iyi savunma yapıyoruz.

Hakemler:
Dallas-Charlotte maçında hakemler Dallas'a - özellikle maçın sonlarında - çok ucuz fauller çaldılar ayrıca Charlotte'a da yapılan faullerde düdük çalmadılar. Hele maçın son saniyesinde Nowitzki Felton'a o kadar açık bir faul yaptı ki, hayretler içerisinde kaldım. Felton'a da yazık oldu, kariyerinde en doğru kararları verdiği maçlardan biriydi. Maçın yakın gideceğini beklediğimi söylemiştim ama Charlotte'un neredeyse bütün maç boyunca önde gitmesi gerçekten şaşırtıcıydı. Bunda Mavs'in takım halinde normal şartlar altında sokacakları boş şutları değerlendirememeleri etkendi.

Portland-Milwaukee:
Aldridge 13/22 isabetle tam 31 sayı üretti, bunların yaklaşık 20'si Ersan oyundayken idi. Dip çizgiden o bahsettiğim durdurulması imkansız fade away atışlarında bugün başarılı oldu. Bu şutları soktuğu zaman yapacak hiçbir şey yok. Ersan değil Camby olsa bloklayamazdı. Ama uzatmalarda 2 pozisyon üstüste sahayı Ersan'dan daha çabuk katederek kolay sayılar buldu. Skiles buna sinirlenip Ersan'ı oyundan çıkardı ve ikinci uzatmada MbahaMoute 6'layana kadar oyuna sokmadı. MbahaMoute demişken: Roy'a mükemmele yakın savunma yaptığını ve hayatından bezdirdiğini atlamayalım. Ama 4. çeyreğin sonunda takım 3 sayı farkla öndeyken, bomboş smaç vuracağı kesin olan Aldridge'e faul yapıp basket+faul olmasını sağlayarak, maçın uzatmaya gitmesinde çok büyük katkısı vardı. Ayrıca Jennings'in 2 tanesi çok kritik yerlerde olmak üzere 3 tane çok uzak mesafeli gözyaşı damlası attığını söylemeliyim. Hatta bir tanesi baya, baya bildiğiniz serbest atış çizgisindendi, üçlükten de gözyaşı damlası atacak sandım bir ara... Ersan Redd'in de dönmesiyle, hücumda çok fazla sorumluluk almadı. Birkaç atışını da diğer maçlara bakarken kaçırdığımı düşünüyorum. Milwaukee'nin maçı kazanmasının nedeni MbahaMoute'nin Roy'a yaptığı savunmanın yanında Ridnour'un kenardan gelerek takımın sıkıştığı anlarda skorer rolüne bürünmesi idi. Ridnour'a bu sene birşeyler oldu. Kariyeri boyunca %43 şut yüzdesini geçemeyen adam, bu sezon %50 ile atıyor ve her türlü atışı fade-away'ler, tear-drop'lar vs. yapıyor.

Başımıza taş yağacak:
Fisher 15 ile sezonun en yüksek rakamına ulaştı. Kutluyorum buradan. İzlediğim süre boyunca - yani ilk yarıda - oldukça zor atışları değerlendirerek 13 sayı atmıştı ama ikinci yarıda durmuş. O ilk yarıdan sonra, dün yediği smacın Fisher'ı kendisine getirdiğini düşünmeye başladım. Bu arada, Kobe'nin çok kötü oynadığı maçta, takımın geri kalanı da 2/12 ile üçlük attığı için yenilmişler.

Karşıma Çıkma Sakın - 2


Link

11 Aralık'ın en güzel hareketiydi Kobe'nin asistiyle beraber. 12 Aralık Notları'nda smaca ufak da olsa değineceğim için koyayım dedim.

Fisher ufak çaplı bir travma yaşıyor. Brewer öyle bir geliyor ki, karşısında LeBron bile olsaymış smacı yapacakmış gibi bir his uyandırdı bende. Muazzam. Keşke Fisher yerine bir kısa forvet falan olsaydı, o zaman çok daha akılda kalıcı olurdu. Hatta bir uzun mu olsaymış ne?

Daha önceki karşıma çıkma için tıklayınız

12 Aralık 2009 Cumartesi

12 Aralık Programı

13 Aralık Pazar 02:00 / Indiana Pacers - Washington Wizards
13 Aralık Pazar 02:30 / Golden State Warriors - Detroit Pistons
13 Aralık Pazar 03:00 / Boston Celtics - Chicago Bulls
13 Aralık Pazar 03:30 (NBA TV) / Portland Trail Blazers - Milwaukee Bucks
13 Aralık Pazar 03:30 / Charlotte Bobcats - Dallas Mavericks
13 Aralık Pazar 04:00 / Phoenix Suns - Denver Nuggets
13 Aralık Pazar 04:00 (NTV Spor) / Los Angeles Lakers - Utah Jazz
13 Aralık Pazar 05:00 / Minnesota Timberwolves - Sacramento Kings

- Ersan'ın karşısında uzun olmasına rağmen şut ağırlıklı oynayan ve bu şutlarının bloklanması imkansız olan Aldridge var. Ersan'ın hücumda tabii ki yine çabukluk avantajı var. Ayrıca Aldridge boyalı alanda pek fazla post-up yapmadığı Ersan'ın fiziksel olarak çok zorlanmayacağını düşünüyorum. Orta mesafe şutlarında boş bırakmamaya dikkat etmesi lazım Ersan'ın. Gününde olduğunda otomatik sokuyor bunları Aldridge. Ayrıca NBA'in parkeyi en çabuk kateden uzunlarından biri olduğunu söylememiz lazım Aldridge'in. Sert olmayan ve ribaundlardaki isteksizliğiyle eleştirilerin hedefi olan Aldridge'e karşı çok iyi bir maç çıkarabilir Ersan. Umarım lanetlemem =)

- Dün Magic'i yenen Phoenix ile Denver'ın kapışması izlenesi maçlardan biri bana göre.

İki tane rövanş maçı var: Boston-Chicago ve Lakers-Utah. Evde oynayan takımlar, bu sezon daha önce, karşılaştıkları takıma deplasmanda çok farklı yenilmişlerdi.

- Kobe maç kaçırmayacağını açıkladı yani bu gece Mehmet'e karşı forma giyecek. Eğer Kobe'nin eli dediği kadar çok ağrıyorsa, Lakers takımında bu kadar çok hücum silahı varken biraz daha pasif takılmasını bekleyebiliriz. Mehmet'in ise karşısında Odom olan dönemlerde zorlanmasını ama Gasol'e karşı hücumda iyi bir performans sergilemesini bekliyorum. Defansta ise hem Boozer hem Mehmet'in işinin ne kadar zor olduğunu söylememe gerek bile yok herhalde.

- Chicago'nun ise işi çok zor. Daha dün delicesine bir tempoda Warriors ile oynadılar, üstelik sadece 7 kişiyle oynuyorlar. Karşılarında da Celtics savunması var. Ayrıca Celtics üstüste 10. maçını kazanma peşinde. Bu tip serilerin beklenmedik maçlarda sona erdiğine sık sık şahit oluyoruz. Ama ben yine de Chicago'nun kazanmasını mucize olarak gördüğümü söylemeliyim.

- Charlotte-Dallas mücadelesinde ise, Dallas evinde oynamasına rağmen dün Miami'de oynadılar. Charlotte ise Dallas'ın dibinde, San Antonio'da maç yaptı. Charlotte dün fark yemiş olsa da bugün daha yakın geçen bir maç izleyeceğimizi düşünüyorum.

Profesyonel Kuş


Link

Kuş derken bahsettiğim oyuncu tabii ki 'Birdman' lakaplı Chris Andersen. Duruşuyla, hareketleriyle, stiliyle rakip takım taraftarları tarafından sevilmeyebilir ama bu adama saygı duymalısınız.

Ben mi? Arada sırada gıcık olsam da, içten içe sempatik bulurum Birdman'i. 2 yıl ara verdikten sonra dönüp şu anki formunu yakalamasıyla zaten saygı duyuyordum ama bu videoyla daha da bir sevdim ve saygı duydum.

Videonun özeti: "Bazı oyuncular benden çok çalışıyorlar, bu nedenle ben de sabahın 6'sında buradayım ve geri kalan oyunculardan daha çok çalışıyorum."

11 Aralık'tan Notlar

Stan Van Gundy duy beni:
Keşke uyumasaydım da izleseydim şu maçı. Howard'ın sayıya gideceği pozisyonlarda Suns faul yapmış kendisine ve Howard 7/18 isabet bulmuş serbest atışlardan. Bu nedenle de maçta sadece 1 evet sadece 1 şut kullanmış Howard. Yok artık... Şu anda indiriyorum maçı ve izleyeceğim, çok merak ettim gerçekten. Onun dışında Magic, Howard kilitlenince üçlükleri iyice abarmtış 38 tane üçlük kullanmışlar. Toplam kullandıkları 76 saha içi atışın tam yarısı. Abartının daniskası. Sadece şu nedenle yenilgiyi sonuna kadar haketmişler bence. Stan Van Gundy yumruğunu masaya vurmalı ve takımı boyalı alandan oynamaya zorlamalı. Bu şekilde normal sezonda ilk 3'e rahat girilir ama playoff'larda şu sistemle hiçbir başarı gelmez.

Günün X-faktörü:
Tyler Hansbrough bench'ten müthiş katkı yaptı takımına. 21 sayı ile kariyer rekorunu kırdı. Ayrıca bu sayıların büyük çoğunluğu 3. çeyrekte gelmiş. 7 ribaund ve 3 top çalması da var ayrıca.

Aldridge karşısında çok zorlanan Hickson'ın yerine oyuna giren Varejao 22 sayı, 10 ribaund, 2 top çalma ile oynayıp maçın kopmasını engelledi. Benim çok rahat geçmesini beklediğim maçta Varejao'nun bu ekstra katkıları olmasa Cleveland az kalsın kaybedecekmiş.


Bench:
Houston ile Philly arasındaki farkı oluşturan şey bench katkılarıydı. Şöyle ki: Houston bench'i 14/27 isabetle 46 sayı üretirken, Philly'deki yedekler 2/16 isabetle 6 sayıda kaldılar. Louis Williams ile Speights'in dönmesi bu sorunu çözecektir diye düşünüyorum. Maçın ilk yarısını tamamıyla izledim. Philly lehine fark 15'lere kadar çıkmıştı ancak başta Jrue Holiday olmak üzere Philly yedeklerinin Houston yedeklerine karşı ezilmesi sonucunda, fark kapandı. İkinci yarıyı, diğer maçlara baktığım için izleyemedim.

Defans iş başında:
Son birkaç maçtır rakiplere az sayı imkanı veren Raptors için "Asıl Atlanta'ya karşı göreceğiz defanslarını" yazmıştım. Fakat Bucks 117 sayı atarak "Hawks'a gerek yok biz de yeteriz" demişti. Şimdi de Hawks bir darbe vurmuş Toronto'ya. İlk 3 çeyrekte 89 sayı yemişler. Açıkçası Hedo'nun olması bile benim Toronto maçlarını izlemem için yeterli bir neden olamıyor...

İlkinde ironi vardı ama bunda yok. Bulls tam 16 top kaybı yapmış, 1/13 ile üçlük atmışlar ama Warriors'ı %38 şut isabetinde tutarak maçı kazanmayı başarmışlar. Ayrıca aldıkları 15 hücum ribaundunu da unutmayalım. Brad Miller'ı ilk 5'e yerleştirerek bir değişiklik yapmış Del Negro ve başarılı olmuş - defansif olarak Miller'ın bir artı getirdiğini sanmıyorum o ayrı.

Günün hayvan performansı:
Erick Dampier tabii ki burada yer alacak. 20 sayı 17 ribaudn 2 blok. Tabii ki sayılarının neredeyse hepsi futboldaki deyimle "Al da at" tarzındaki asistlerle geldi ama olsun. Paranın peşinde koşuyor Dampier. Jermaine'siz pota altına karşı bile olsa, 17 ribaund sonuçta.

Komutan Nash, Magic'e "Biz Dwight yerine Amare'yi koyarak bu sistemi 6 yıldır oynuyoruz" demiş. 20 sayı 18 asist ile takımını mükemmel yönetmiş ve 28 sayı atan Amare ile maçı kazandırmışlar.

Kesik kesik olarak 10 dakikasını izlediğim maçta, LeBron 33 sayı, 7 ribaund, 7 asist ile oynamış. Oynamış diyorum çünkü benim izlediğim dönemde Portland müthiş bir hücum performansı göstererek, Andre Miller'ın yardımlarıyla 10 sayı kadar önde götürüyordu maçı. Hatta 2/2 üçlük ile kendisinden beklenmeyen hareketlere imza attı.

Kevin Durant'ın 32 sayı 10 ribaund, 4 asisti fazla gelmiş Memphis'e.

Boşa kürek çekenler:
Dirk Nowitzki görünümlü bir Udonis Haslem izledik dün gece. Evet Haslem zaten kendisini orta/uzak mesafe şutlarıyla tanımlayan bir uzun forvet ama dün gece ilk 8 şutunda isabet buldu ve 9/10 isabetle geceyi tamamladı. Bunların yanılmıyorsam 7 veya 8 tanesi şut idi. 22 sayı buldu, 10 ribaund aldı. Harika oynadı, Miami'nin maça tutunmasını, daha doğrusu farkın 20'lere çıkmamasını sağlayan 1 numaralı adamdı. Q-Rich'in sakatlığı nedeniyle sadece 7 dakika aldığı maçta Heat üçlüklerde çok büyük sıkıntı çekti (2/12).

Aslında Zach Randolph gibi bir kara delik ve takım kimyası öldürücüyü buraya koymak istemezdim ama 19 sayı 20 ribaund ile oynayınca zorunda kaldım. Üstelik 20 ribaundun 11'i hücum ribaundu.

39'da 30:
Dallas 39 şut isabetinin 30'unda asist yaptı dün gece. Müthiş top dolaştırdılar. Barea 10 asistle ve kendini aştı, tabii Kidd'in 10'unu da unutmayalım. Ancak şunu da belirtmem lazım ki, Jermaine'siz bir pota altına karşı bile içeriden pek skor bulamadılar, yine şut ağırlıklı oynadılar.

Üçlükler:
13/25 ile atan Knicks'e karşı, Hornets 6/27 isabette kalınca maçı farklı bir şekilde kaybetmiş. Maçın son 6 dakikasına berabere girilmiş. Bu noktadan sonra Knicks 6 hücum üstüste üçlük bulmuş ve maçı 2 dakika kala koparmışlar. 3'ünü Duhon, ikisini Harrington atmış.

Bir başka ilginç istatistik de Grizzlies ile Thunder arasında ortaya çıkmış. Sırayla iki takımın üçlük yüzdesi: 4/18 ve 4/19. Baya başarılı...

Magic - Suns maçında tam 66 üçlük kullanılmış. 38'i, yukarıda belirttiğim gibi Magic'e ait.

Takımı baltalayan:
Tyson Chandler'dan tam 8 top kaybı. Sen kimsin ya? Wade-Kobe-LeBron bile 8 top kaybı yapınca takım arkadaşlarından özür diliyorlardır... Ortalama 5 sayı ile oynayan bir adam faul problemi nedeniyle sadece 22 dakika oyunda kaldığı bir maçta, 8 top kaybı yapıyorsa oturup bir düşünmeli. Spurs-Bobcats maçını ilk yarının ortalarına kadar izledim, maç kopmaya başlayınca uyudum. İyi ki de uyumuşum şu adamın ikinci yarı yaptığı hataları görmemişim. Delirirdim herhalde monitörün başında.

Kırık parmakla 20 sayı:
Kobe... Şuradaki ufak yazıyı okuyup videoyu izleyin yeter.

Türkiye'ye Gelecek Son 4 Takım Belli Oldu

Ülkemizde düzenlenecek 2010 Dünya Basketbol Şampiyonası'nda 4 tane kontenjan açıktı. Katılacak son 4 takıma FIBA "Wild Card" ile katılma hakkı - yani özel kontenjan hakkı diyebiliriz - verecekti. Bugün yapılan toplantıda belli olmuş Wild Card ile 2010 Dünya Şampiyonası'na katılacak son 4 takım: Almanya, Litvanya, Rusya ve Lübnan.

Almanya'da Nowitzki geleceğini açıklamıştı, Almanya basketbol federasyonu başkanı da "Bize Wild Card verilirse Nowitzki zaten gelecek, bundan yana bir şüphe olmasın" şeklinde açıklamalarda bulunmuştu. Kaman'ın da milli takıma katılması bekleniyor. Litvanya ve Rusya'nın da bu özel hakkı alacağını düşünüyordum. Ama keşke Lübnan yerine Dominik Cumhuriyeti gelseydi. FIBA Americas'da harika oynamışlardı ama Garcia'nın sakatlığı nedeniyle ilk 4'e girememişlerdi. Hatta şöyle de bir istatistik var, Dominik Cumhuriyeti'nin turnuvada aldığı 4 mağlubiyetin hepsi, turnuvayı ilk 4'te bitiren takımlara karşıydı. Al Horford - Charlie Villanueva ve Francisco Garcia'yı burada izlemek çok istiyordum. Hakediyorlardı da gelmeyi... Sağlık olsun.

Gruplar 3 gün sonra yani 15 Aralık'ta çekilecekmiş.

Kobe İnsan Değil

Dün Minnesota'ya karşı sağ işaret parmağında ufak bir kırık oluşan Kobe, bir tür köpükle sarılan parmağıyla oynamaya devam etmiş. Sağ elini kullanmaktan sık sık kaçınmış ve maçta birkaç kere sol eliyle pas-turnike-kısa mesafeli şut denemesinde bulunmuş. Çoğunda da başarılı olmuş. Ama şu aşağıda videosunu verdiğim nedir ya? NBA'deki oyun kurucuların birçoğu şu pası, tek sağ eli geçtim, çift elle bile atamazlar. Gerçekten inanılmaz.


Link