BIY AD

22 Şubat 2010 Pazartesi

22 Şubat Programı

23 Şubat Salı 02:00 / Chicago Bulls - Washington Wizards
23 Şubat Salı 02:30 / Milwaukee Bucks - New York Knicks
23 Şubat Salı 03:30 (NBA TV) / Indiana Pacers - Dallas Mavericks
23 Şubat Salı 04:00 / Atlanta Hawks - Utah Jazz
23 Şubat Salı 05:30 / Charlotte Bobcats - Los Angeles Clippers

Artık Knicks'i izlemek için bir nedenimiz var: T-Mac. Bana sezon sonunu zor getirecekmiş gibi göründü ilk maçında. Umarım yanılırım da sezon sonuna kadar izleriz kendisini. Ersan'ın da kaç dakika alacağı hiç belli olmuyor, kısa ilk 5'le oynayan Charlotte'a karşı şans vermemişti Skiles ona, bu sefer de Knicks'e karşılar, yine aynı tarife olabilir... Playoff yarışında gibi gözüküyorlar ama Charlotte'u geçmeleri çok büyük sürpriz olur bence.

Günün en güzel maçı Hawks - Jazz bence. Daha dün Blazers'a karşı 25 civarı sayıdan geri gelip kazanmıştı Jazz. Memo yokken, Boozer coşmuştu. Biraz yorgunlardır muhtemelen ama 4 maçlık deplasman turnesini firesiz geçtikten sonra evlerine dönüyorlar, seyirci desteği ve içeride Boozer'ın formuyla üstünlük kurmalarını bekliyorum. Ama Hawks da 17 senedir, Utah'ta kazanamıyormuş, bu seriye son vermenin peşinde olacaklar. Güzel bir maç olacak.

Nothing Easy !!!


Link

Gençlik ateşi ve enerjileriyle 2008 playoff'larında Celtics'e çok büyük problem teşkil eden Hawks, 3-2 yenik durumdayken evindeki 6. maçı kazanıyor. Maç sonrası Zaza'yla yapılan röportajda, Gürcü oyuncu bir gaza geliyor, pir gaza geliyor...

LeBron Çok Abartılıyor

Sports Illustrated, 173 NBA oyuncusu arasında anket yapmış. "Size göre en çok abartılan / insanların gözünde büyüttüğü oyuncu hangisi?" diye sormuşlar. Sonuçlar şu şekilde çıkmış:

Tracy McGrady 9%
Danny Granger 4%
LeBron James 3%
LaMarcus Aldridge 3%
Andre Iguodala 3%
Shaquille O'Neal %3
Davis West %3
Gilbert Arenas %3


Ayrıca Kevin Garnett, Paul Pierce, Dwyane Wade ve Gerald Wallace da en az 2'şer oy almışlar. Knicks'in forveti Al Harrington da tek oy almış.

Arenas'ın nasıl %3'te kaldığını çok merak ediyorum. Daha önce de defalarca kez belirtmiştim, kendisini sevsem de insanların genel olarak fazlasıyla abartılı şekilde övdüğü bir oyuncu bence. Hele bir de bu silah olaylarından sonra hakikaten %3'ü geçmemesi bana göre büyük sürpriz.

LeBron'un abartıldığını, insanların onu gözünde büyüttüğünü düşünen ve ona oy kullanan 5 NBA oyuncusuna da selam ediyorum buradan. Mesela Deshawn Stevenson'ın LeBron'a oy verdiği kesin. Zaten bu yönde açıklamalar yapmıştı geçmişte. Ancak LeBron'un 2007'de finalde çıkardığı takıma bir daha bakmalarını öneriyorum. Abartılmakmış... Her genel menajer onu kadrosuna katmak ister, takımın 1 numaralı oyuncusu olarak. Aynı şekilde Wade'in de bu listede adının geçmesi komik bana kalırsa. Belki bu iki oyuncu da hakemlerden biraz yardım gördükleri için oy almış olabilirler.

Listenin 1 numarasındaki T-Mac'i de zaten üst seviyede gören kaç kişi vardır ki abartılıyor olsun?

Oha George Karl

Dün Celtics'i yendikleri maçın son anlarından bu kare. Birisi ona ulusal kanalda, canlı yayında olduğunu hatırlatsaymış keşke. Baya baya 3-4 saniye uğraştı...

21 Şubat 2010 Pazar

21 Şubat Programı

21 Şubat Pazar 20:00 (banttan NTV Spor 01:45) / Cleveland Cavaliers - Orlando Magic
21 Şubat Pazar 22:30 / Boston Celtics - Denver Nuggets
22 Şubat Pazartesi 01:00 / Memphis Grizzlies - New Jersey Nets
22 Şubat Pazartesi 01:00 / San Antonio Spurs - Detroit Pistons
22 Şubat Pazartesi 02:00 / Oklahoma City Thunder - Minnesota Timberwolves
22 Şubat Pazartesi 02:00 (NBA TV) / Houston Rockets - New Orleans Hornets
22 Şubat Pazartesi 03:00 / Sacramento Kings - Phoenix Suns
22 Şubat Pazartesi 03:00 / Atlanta Hawks - Golden State Warriors
22 Şubat Pazartesi 05:30 (NBA TV) / Utah Jazz - Portland Trail Blazers

Maalesef Cavs-Magic maçı 6 saat gecikmeli olarak banttan yayınlanacak NTV Spor'dan ve bu yüzden League Pass'ten de izleyemedik. Dandik kalitede başka yerlerden izlemek zorunda kaldık. Bence 6 saat sonra banttan verilecekse hiç verilmesin daha iyi. Hani 11'de falan yayınlansa neyse de... Hem 6 saat gecikmeli olduğu için sonucu bilindiğinden, hem de gece geç saatte olduğundan eminim maçı izleyecek kişi sayısı da aşırı düşük oluyordur bu durumda. Konu böyle büyük maçlar olunca insan üzülüyor, normal bir maç olsa bu kadar dokunmaz.

20 Şubat'tan Notlar

Günün X-Faktörü:
Antoine Wright, Bosh'un oynamadığı maçta, Wizards'a karşı kenardan gelerek 3'te 3 üçlük ve toplamda 10'da 7 isabetle 19 sayı üertmiş. Yanında 4 ribaundu, 2 asisti ve 2 top çalması var. Bir başka iyi oynayan isim ise Jack olmuş 23 sayı, 8 ribaund ile. Bosh'un yokluğunda ribaundlarda ezilmemişler Wizards'ın genç uzunlarına.

Günün hayvan performansları:
Russell Westbrook triple-double'ın kıyısından geçti dün gece. Kısa-orta mesafe şutlarında müthiş isabet sağladı. Toplamda 13/23 isabet ile 31 sayı üretip, 9 ribaund aldı ve 10 da asist yaptı. Son zamanlarda üçlük atamadığını anlayıp, denememesi onun adına çok büyük bir artı. Önümüzdeki yaz çalışıp bu özelliğini geliştirmeli.

Thunder'a bir diğer maçı kazandıran isim tabii ki Durant'ti. 27 maçtır 25 ve üstünde atıyor, daha 6 veya 7. maçında saymaya başlamıştım. Hala devam ediyor. Bu 27 maçın 21'inde 30'un üzerine çıktığını da eklemem gerek... Umarım aynen sürdürür bu performansını. Bu maçta kaç attığını söylemeyi unuttum arada: 36 sayı. Gerçi 25'te 10 gibi orta karar bir yüzdeyle ama 15'te 10 serbest atışı var. Ayrıca 5 ribaund alıp, 3 asist yaptı. Aldığı serbest atışların birçoğunda kolunu öne uzatan defansa karşı cinlik yaparak şuta kalktı ve kolunu defansın koluna takarak faul aldı. Herhalde 3 kere bunu yapmıştır maçta. Tabii maçı uzatmaya götüren üçlüğü de attığını unutmayalım. Durant'in yanında Green'e eklemek lazım, 16 sayı 11 ribaund çok da anormal istatistikler değil. Ama skoru beraberliğe getiren çok kritik ve çok zor bir üçlük attığını, uzatmada da aynı şekilde maç Knicks'in lehine kopmak üzereyken yine bir üçlükle Thunder'ı skora ortak ettiğini hatırlatmalıyım.

Jason Kidd. Adam geldi 50 küsur yaşına, hala neler yapıyor. Maçı tek başına çeviren isimdi Mavs adına. Wade'siz Miami'nin zaten Mavs'e karşı 100'ü geçmesi imkansıza yakındı, rakibi 90'ın altında tutarak kazanmaya çalıştılar. Bol bol alan savunması yaptılar ve Mavs 3/16 üçlük isabeti bulmasına rağmen maçı Kidd sayesinde kazanmayı başardı. Örneğin, bu 3 isabeti bulan isim de Kidd'di. Aynı zamanda yaptığı 11 asist ve ayarladığı tempo ile Nowitzki ile Butler'ı beslediğini, bunun yanında 3 de top çaldığını söyleyeyim. Heat'te Haywood'a karşı 18-13 Jermaine ile döndüğü ikinci maçta da "Ben bu takımda oynarım." diyen (11 sayı 8 asist) Chalmers dikkat çekti. Tabii 22 sayı bulan Cook da var...

Bogut'un 18 asyı, 13 ribaund, 4 asist ve 5 bloğu varmış Bobcats'e karşı. Tabii karşısında gerçek bir pivot olmamasının, Mohammed'in artık yeterince dakika almamasının da katkısı var bu performansta ama sonuçta takımına kazandırmış maçı.

Danny Granger 17'de 12 saha içi, 9'da 8 serbest atış isabeti ile 36 sayı göndermiş Rockets potasına. 7 ribaundu, 4 asisti, 1 bloğu ve 3 de çaldığı top var. Maçı takımına kazandıran isim olmuş. 25 sayı, 11 ribaund, 4 asist ile takımını sürükleyen Scola'nın çabaları yetmemiş.

Clippers'da Baron Davis'in yokluğunda 3 oyuncu coşmuş. Blake 11 sayı, 12 asist yapmış, Eric gordon 30 sayı ve 6 asist ile oynamış, son olarak da Kaman'ın 22 sayısı, 16 ribaundu, 2 de bloğu var. %50 ile üçlük atmışlar takım halinde, rakipten 5 fazla hücum ribaundu almışlar. Kötü gidişe son verip genç Sacramento'yu yenmişler.

Boşa kürek çekenler:
Flip Murray'nin de gitmesinden sonra, Stephen Jackson'a çok daha fazla yük binecek Bobcats'in tek şutör guard'ı olarak. O da bu sorumluluğun altından kalkabileceğini 2 maçtır gösteriyor. Cavs'e karşı 29 atarak maçı kazandırmıştı, bu sefer de 35 sayı bulmuş, 5 ribaund ve 5 de asist yapmış. 14/25 gibi harika bir isabet oranıyla hem de. Tyrus Thomas da Larry Brown ile anlaşabilirse neler yapabileceğini gösteriyor Bobcats'de. 12 sayı, 11 ribaund ve 4 blok ile yine müthiş bir enerji sağlamış kenardan gelerek.

T-Mac 17'de 10 ile 26 sayı attı, 4 ribaund alıp 5 de asist yaptı. Hakkında ufak bir yazı yazmıştım zaten şurada.

David Lee 30 sayı, 10 ribaund, 6 asist ile oynayarak Knicks'i oyunda tutan isimlerin başında geliyordu. Ancak beni asıl şaşırtan şey koyduğu 3 blok oldu. Onun yanında House'un 8/14 isabetle bulduğu 24 sayı da çok önemliydi. Kritik yerlerde Knicks'in öne geçmesini sağladı ancak yukarıda yazdığım Thunder oyuncuları maçı kazanmayı başardılar.

Topun kıymeti:
Bulls sadece 3 top kaybettiği karşılaşmada rakibi Philly'i 122-90 mağlup etmiş. Bu 3 top kaybı, tarihteki en iyilerden biri. Rekor 2 ama takım halinde 3 top kaybı da son derece nadiren gördüğümüz bir rakam. Tabii 76'ers'ın takım halinde %38 ile oynadığını da unutmayalım, yaptıkları 15 top kaybıyla da, rakiplerinden 12 kere az hücum edince ortaya böyle bir fark çıkmış. Dikkat çeken istatistikler yok maçta, nitekim maç erken kopmuş.

Takımı baltalayanlar:
Bu sezon Harden ve Ginobili'den sonra daha dün 0/12 atan Jamison'ı örnek alan Terry, harika bir performans izletti bizlere, 10'da 0 şut atarak. 4 etti bu sezon 10 ve üzerinde şut kullanıp isabet bulamayan oyuncu sayısı...

Kevin Martin Rockets formasıyla çıktığı ilk maçında 16'da 3 isabet bularak mağlup olmalarına neden olmuş. 6 ribaundu, 5 asisti ve 3 de top çalması var ama 16'da 3 hepsinin önüne geçiyor. 14 sayıda kalmış.

Bizimkiler:
Hidayet, Bosh'un sakat olduğu karşılaşmada Raptors'ın maçı kazanmasındaki en önemli nedenlerden biri olmuş. 7/14 isabetle 16 sayı, 6 ribaund ve 5 asist. Ayrıca maçta dizine darbe alan Hedo, kısa bir süreliğine çıktıktan sonra maça devam etmiş.

Ersan ise son maçtaki harika oyununa rağmen, bu sefer sadece 8 dakika alabilmiş. Kısa bir takımla oynayan Bobcats'e karşı, Mbah a Moute'ye 40 dakika vermiş koç Skiles. Ersan 2'de 0 şut isabetiyle 0 sayı ve 2 ribaund ile bitirmiş maçı.

T-Mac vs. Thunder


Link

Madem ufak birşeyler yazdım T-Mac ile ilgili. Dünkü maçı izleyemeyip de T-Mac'in son halini merak edenlere şöyle bir özet vereyim.

Bu arada maçtan önceki konuşmasında Houston Rockets'ın adını ağzına almamış T-Mac. Her konusu geçtiğinde sadece "eski oynadığım kulüp" demiş. Yani Rockets'ın ona karşı olan tutumu, T-Mac'in kalbini kırmış anlayacağınız.

T-Mac Geri Döndü

Dün gece maçın ilk yarısını tamamen, ikinci yarıyı da Heat-Mavs ile aynı anda izledim. T-Mac ilk yarıdaki 24 dakikanın yaklaşık 18'inde oynayarak 19 sayı üretti ve 3 asist yaptı. Belki eski T-Mac'in yarısı kadar zıplayabiliyor, belki ayakları yarı yarıya yavaşlamış durumda ama yine de skorer kimliğiyle ön plana çıktı. Defanstaki boşlukları çok iyi görererek bu noktalara penetre etti. Hele bir de Thunder onu devamlı kısa oyuncularla kontrol ettiği için, post-up yapma ve ikili sıkıştırma çekme şansı buldu. Üstüne şutları da girince, yukarıda belirttiğim gibi 19 sayıyla harika bir yarı geçirmiş oldu. Harrington'a yaptığı asist çok güzeldi.

Ben onun bu kadar oynamasına şaşırdım ve aynı zamanda doğru bulmadım. 1 yıldır maça çıkmamış (Rockets ile 7'şer dakikadan 5 maça çıktı 2 ay önce) bir oyuncuyu bu kadar oynatmanın anlamı yok bana göre. Nitekim ikinci yarıda çok daha durgundu ve daha az süre aldı. Oynadığı zaman da ilk yarıdaki oyunundan uzaktı. Kenarda ameliyatlı sol dizini ovarken görüntüye geldi birkaç kere. Hatta uzatmalarda da görev almamasının sebebi muhtemelen dizindeki ağrılardı.

Durant ve Green maçı Thunder'a kazandırdılar uzatmada 121-118 ile. T-Mac toplamda 17'de 10 isabetle 26 sayı buldu, 4 ribaund çekti ve 5 asist yaptı. Dizindeki ağrılar umarım sadece uzun süredir oynamamaktan, hamlıktan kaynaklanan ağrılardır. Sezon sonuna kadar bu şekilde görev alabilirse eminim çoğu basketbol sever memnun kalacaktır.

Bu arada 6 senedir Houston ile o kadar görmeye alışmışım, özdeşleştirmişim ki, dünkü istatistiklerine bakıp yazmak için Rockets-Pacers maçını açtım.

Yağlı Parmak


Link

Yanlışlıkla top elinden kayıyor Morningstar'ın ama yine de Chuck Hayes'ı hatırlattı bana. Onu da başka bir gün paylaşırım.

20 Şubat Programı

21 Şubat Pazar 02:00 / Washington Wizards - Toronto Raptors
21 Şubat Pazar 02:30 (NBA TV) / Oklahoma City Thunder - New York Knicks
21 Şubat Pazar 03:00 / Philadelphia 76'ers - Chicago Bulls
21 Şubat Pazar 03:30 / Indiana Pacers - Houston Rockets
21 Şubat Pazar 03:30 / Charlotte Bobcats - Milwaukee Bucks
21 Şubat Pazar 03:30 (NTV) / Miami Heat - Dallas Mavericks
21 Şubat Pazar 05:30 (NBA TV) / Sacramento Kings - Los Angeles Clippers

T-Mac ilk 5'te başlayacak. Son halini görmek için ekran başına geçmek lazım. Grover inatla "Onu sahaya sürün, hazır." dese de Rockets'da çıktığı maçlarda çok ağır ve hantal gözükmüştü. Tabii karşılarında Thunder'ın olması da ayrı bir neden izlemek için bu maçı.
Heat'te Wade'in olmaması nedeniyle maalesef sönük bir maç var NTV'de. Dün Heat bir sürpriz yapmış olsa da Grizzlies'e karşı, bugün Mavs onları rahat geçmeli.
NBA TV'deki diğer maçta ise Evans-Garcia-Casspi-Landry-Thompson gibi genç, enerjik bir 5'i izlemek de benim açımdan son derece çekici. Deplasmanda olmalarına rağmen kötü giden (6 maçtır kaybeden) Clippers'a karşı şansları var, yenebilirler.

20 Şubat 2010 Cumartesi

Cavs'in Jamison Takası (Analiz)

Cavs 3 aydır süren takas söylentilerini gerçeğe dönüştürdü sonunda ve yukarıda gördüğünüz şekliyle, Jamison'ı kadrosuna kattı. Bu takasta asıl kazanan tarafın Cavs olduğunu söylememe gerek yok zannedersem. Cavs'in biraz daha güçlendiğine dair hiçbir şüphe yok. Sadece kontratı biten ve bu sezon çok limitli dakikalar alan Ilgauskas ile iki draft hakkı karşılığında Jamison'ı almak büyük başarıdır. Üstelik de almış olmak için almadılar, gerçekten ihtiyaçları olan takviyeyi yaptılar. Neydi peki bu eksiklik? Cavs'in üçlük tehdidi ile savunmayı açacak, rakibin uzununu dışarı çekecek bir 4 numarası yoktu. Jamison ile bu konuda kendilerini geliştirdiler. Peki ama takım ne kadar ileri gitti? Seviye atladı mı? Şimdi ona bakalım.

Öncelikle Jamison'ın hücumda getirdikleri Cavs için çok değerli bu su götürmez bir gerçek. LeBron ve Shaq'in boyalı alanda cirit atabilmeleri için Jamison'ın rakibin 2. uzununu dışarı çekmesi ve boyalı alanı boşaltması, paha biçilemez bir avantaj. Ayrıca kendisine has tek elle yaptığı gözyaşı damlası - hook karışımı atışlarla boyalı alandan skor üretebilen, pozisyon yaratabilen bir isim. Ama bunun yanında Jamison'ın defoları da var.

Bir kere, Jamison gerçek bir şutör değil. Yani bileği yumuşak, her attığı şutta kendisine güvenilecek bir isim değil. Örneğin Cavs'in almak istediğine dair söylentiler çıkan Murphy ile şut konusunda karşılaştırdığımızda, Jamison kesinlikle geride kalıyor. Tabii yine de yukarıda belirttiğim nedenlerle, attığı şutların değeri oldukça yüksek. Bunun yanında ayrıca savunmada Jamison takıma çok büyük zarar verdiğini düşünüyorum ben. En başta, çok yumuşak bir oyuncu Jamison. Rakip uzunlar ve hatta kısalar vücutlarını kullanıp potaya gitmek isterlerse Jamison resmen "Buyrun ben size engel olmayayım" moduna giren bir uzun. Ayrıca savunmada adamını çok sık kaybeden, takımının bomboş turnikeler yemesine veya takım arkadaşı olan pivotun ekstra fauller almasına sebep olan bir oyuncu. Yardım savunması ve blok konusunda da NBA'in en kötü uzun forvetlerinden biri. Yani kısacası savunmada neredeyse takımını baltalıyor diyebiliriz. Tek avantajı, biraz çabuk ayaklara sahip olması. Biraz diyorum, çünkü bu konuda da oldukça abartıldığını düşünüyorum. Yani elbette Murphy ve Amare'ye göre avantajlı bu konuda, ancak yine de çabuk uzun forvetlerı kilitleyici bir çözüm olduğunu düşünmüyorum. Yani Rashard Lewis'i Cavs onun sayesine daha iyi savunacaktır ama serinin gidişatını Jamison'ın bu savunması belirlemeyecektir. Bunların dışında pick & roll savunmasında Jamison'ın şu anki Cavs uzunlarından ve Cavs'in almak istediği iddia edilen oyunculardan daha iyi olduğunu söyleyebilirim. Belki de işin savunma tarafındaki tek avantajı bu. Çünkü Cavs'in geçtiğimiz sezonki Magic serisinden beri (hele bu sezon Shaq'in gelişiyle) pick & roll savunmasında ne kadar zorlandığını artık bütün dünya biliyor. Ama Jamison boyalı alanda rakibin skorer uzun forveti tarafından çiğ çiğ yeneceği için savunmadaki faydası esasında beklenilenden daha düşük olacak.

Peki Jamison doğru seçim miydi? Murphy veya Amare daha iyi oturabilir miydi Cavs'e? Aslına bakarsanız bu konuda kesin bir kanıya varmak çok zor. Yukarıda Jamison'ı bu diğer 2 adayla karşılaştırdım ve her oyuncunun diğerine göre artıları olduğu gibi, eksileri de var. Murphy'nin ağır ayakları sebebiyle boyalı alanın dışındaki içler acısı, boyalı alandaki vasat savunması ile hücumda kendisine pozisyon yaratamaması büyük bir handikap iken, müthiş bir şutör ve ribaundcu olması ile boyunun uzunluğu onu değerli kılıyor. Öte yanda Amare'nin hücumda üçlük atmak hariç her türlü işi diğer iki oyuncudan daha iyi yaptığı kesin, hele LeBron ile pick & roll'larını şöyle bir hayal edince korkmamak mümkün değil. Ayrıca savunmada da Jamison'dan iyi olduğunu düşünüyorum. Ama işte hücumda üçlük tehdidi yaratamaması bir dezavantajdı.

Bütün bunlara bakıldığında pick & roll savunması ile üçlüğü birleştiren tek isim Jamison olarak göze çarpıyor. Bu da zaten Cavs'in bir uzun forvette aradığı en önemli 2 özellikti. O bakımdan doğru seçimi yaptıklarını söyleyebilirim. Zaten Amare ve Murphy'e göre çok daha kötü bir kontrata sahip olan ve yaşı ilerleyen (34) Jamison'ı tercih etmelerindeki sebep de üstte yazdığım 2 kriterdi. Ama Jamison'ın özellikle boyalı alandaki gerek 1'e 1, gerek yardım savunmasında aciz kalması nedeniyle Cavs'in takım olarak çok ileri gittiğini söyleyemeyeceğim. Yani kısacası ben Jamison'ın istatistiklerin gösterdiği kadar takıma katkı sağlayan bir oyuncu olmadığını düşünüyorum. Dediğim gibi, Cavs elbette bu takasta karlı taraf ve bir adım daha attılar şampiyonluğa giden yolda. Ancak bana göre Celtics ile Magic'in kadrolarını da yabana atmamak gerek. Cavs'den çok da aşağı kalır yanları yok.

Son not olarak da şunu ekleyeyim: Sene başından beri Spurs ve Celtics'in şampiyon olabilmek için son senesi olduğu konuşuluyor, yazılıyor, çiziliyor. Elbette bunu dile getirenler son derece haklılar, ben de katılıyorum. Aslında aynı şey Cavs için de geçerli diyebiliriz. Nitekim LeBron'un salary cap boşaltan takımlardan birine (muhtemelen Knicks'e) gitmesi son derece olası. Cavs de salary cap'ini LeBron'un şampiyon olup takımda kalması için bu kadar doldurmuşken, onun ayrılmasından sonra herhalde toparlanmaları seneler sürer. O nedenle şu önümüzdeki 3 ay son Cavaliers kulübü için çok kritik. Gerçi kritik diyorum da, LeBron şampiyonluk kazanmasına rağmen de ayrılabilir...

19 Şubat'tan Notlar

Başımıza taş yağacak:
Hem Carmelo hem de Billups’ın 20 üstü sayı attığı maçta, Wizards’a yenilmeyi başarmış Denver. Takımı dağıttıktan sonraki ikinci maçlarında aldığı ikinci galibiyet bu Washington’ın. Sene boyunca bunun yüzde 50’nin üzerinde olmasını beklemiyordum elbette ama Denver’ı yenmelerini de hiç beklemiyordum. Ayrıca Josh Howard’ın da 11’de 8’le 20 sayı atarak sezonun en iyi maçlarından birini oynadığını söylemeliyim. Sezonun geri kalan bölümünde Houston’ın bir diğer versiyonu olarak izleyebiliriz Wizards’ı.
Maçtan diğer önemli istatistikler ise, Al Thorton’ın 12’de 7’yle attığı 21 sayı ve Blatche’nin 18 sayı 11 ribaundu. İşin ilginci zaten ilk yarıda 18-10 yapmıştı yanılmıyorsam ve harika oynuyordu orta mesafelerde adeta Dirk Nowitzki gibiydi ama izleyemediğim ikinci yarıda niye şut kullanmamış anlamadım.

Günün hayvan performansları:
Çaylak Darren Collison 18 sayı, 12 asist ve tam 13 ribaundla bu sene triple double’a imza atam ikinci çaylak oldu. Bu gencin ikinci sıradan seçildiğini unutmayalım. Ayrıca 8 tane de top kaybı yapmış Collison, ileriki dönemlerde bu açığı kapar diye düşünüyorum. Ayrıca maçta David West de 15’te 8 isabetle 29 sayı 7 asist 9 ribaundluk performansla triple double’a göz kırpmış. Son dakikaları çekişmeli geçen maçı Hornets 101-107 kazanmış Pacers karşısında.

Stephen Jackson’ın rakamları öyle fazla etkilenilecek şeyler değil; 17’de 9’la 29 sayı 8 ribaund 4 asist. Ancak bir liderin yapması gerektiği gibi maçın başından sonuna kadar taşıdı takımını. Antawn Jamison’dan sonra Cleveland’ı yenmelerinin en büyük nedeniydi kendisi.

Michael Beasley, Wade’in yokluğunda takımın hücumdaki lideri olmuş, 13/25 ile 30 sayı göndermiş Memphis potalarına.Ayrıca 8 ribaund 3 top çalması var genç oyuncunun. Çekişmeli geçen maç uzatmalara gitmiş. Miami, son uzatmada 15-2’lik üstünlük sağlayarak Grizzlies’i evinde mağlup etmeyi başarmış.

Bir süredir eskisi kadar formda olmayan Boozer, karşısında Golden State’i görünce 30 sayı 16 ribaundla coşmuş. 3 asisti 2 de top çalması var Boozer’ın. Utah, Mehmet’in forma giyemediği maçı rahat kazanmış Deron Williams’ın 13’te 3’le şut atmasına rağmen. Takımı taşıyan diğer bir isim de 22 sayı 5 ribaund 4 asist 5 top çalma 3 blokla Kirilenko. Tam eski Kirilenko rakamları bunlar.

Boşa kürek çekenler:
Dwight Howard yine harika beslendiği maçta 19 şutundan 11’inde isabet bularak 29 sayı 16 ribaund 5 blokla tamamlamış maçı. 10’da 7 serbest atış bile atmış. Howard’ın bu hayvanlığına rağmen Dallas’a evinde yenilmekten kurtulamamış Orlando. Dallas tarafında ise yeni eklentilerden aldıkları katkılar dikkat çekiyor. Haywood 15 sayı 9 ribaund, Butler 16 sayı 7 ribaundla oynamış.

20’de 7’yle oynaması ve 5 top kaybı yapmasına rağmen 19 ribaund almış Zach Randolph. İki uzatma sonucunda evlerinde Miami’ye 100-87 kaybetmişler. İlk yarıda da 50-37 gerideydiler yanlış hatırlamıyorsam. Takımın skor yükünü çeken Gasol’ün de 22 sayısı var ama sadece 3 ribaundda kalmış o da. Ayrıca İlk beşten Mayo ve Conley’nin 6 faul alıp oyun dışı kaldığını belirtmek lazım.
Ayrıca Memphis için üzücü haber, Brewer maçın son çeyreğinde çaldığı topla potaya giderken baldırından sakatlanarak maçı tekerlekli sandalyeyle terk etmek zorunda kalmış.

Takımı baltalayanlar:
Antawn Jamison, Cleveland formasıyla çıktığı ilk maçta herhalde kişisel olarak en kötü maçını çıkardı. İlk yarıyı 8’de 0’la kapattı Jamison, sonradan açılır diyordum ama hiç hali yoktu, maçı da 12’de 0’la tamamladı. İleriki günlerde toparlanacaktır ancak bu kadar kötü oynamasını takasa bağlamıyorum ben. Kendisi bildiğimiz kadarıyla uyum sorunu çekmeyecek bir oyuncu. Zira istediği boş şutları da buldu Charlotte’a karşı fakat hiç birince isabet bulamadı, hatta yanılmıyorsam 3 tanesi potaya bile değmedi. İçeride ise Ratliff ile Gerald Wallace parçaladı onu. Kısacası kariyerinde unutmak istediği günlerin ilk sırasına yerleşecek bir gece geçirdi.

Genelde kenardan gelip olumlu katkı yapan Kevin Love, bu maç sadece 11’de 3’le oynamış. Zaten takım olarak da o kadar iyi değilmiş Wolves, Chicago Bulls’a 100-94 yenilmişler evlerinde.

Tony Parker 9’da 1’de kalmış Philadephia karşısında. 5 asisti fazla şey ifade etmiyor, o da böyle oynayacaksa Spurs’ün işi iyice bitti artık. Iverson da Parker’la kapışmış baltacılık konusunda 8’de 1’le ama 8 de ribaund almış. Sonuç olarak Philadelphia maçı 94-106 kazanmış. Bu malubiyet Spurs’ün 2000’den beri Philadelphia’da kaybettiği 8. maç oldu ayrıca.

Mike Bibby son günlerdeki felaket performansına devam etmiş bu gece de; 8’de 1’le 6 sayıda kalmış, 4 asistine karşılık 4 top kaybı yapmış. Neyseki yalnız değilmiş, Steve Nash de 10’da 3 saha içi isabet ve 6 asist 6 top kaybıyla ona eşlik etmiş maçta. Amare’nin çabalarıyla (22 sayı 8 ribaund) Phoenix kazanmış maçı.

Brandon Jennings 13'te 1 isabet bularak takımının maçı kaybetmesi için elinden geleni yapmış ama Ersan buna izin vermemiş resmen.

Günün X-faktörleri:
Tyrus Thomas’ın 9’da 3’lük kötü bir hücum performansı var fakat kendinden şimdilik bekleneni en azından ilk maçta yerine getirmeyi başardı. 25 dakikalık sürede 12 ribaund 9 sayı ve tam 6 blokla oynadı. Ona ek olarak Boris Diaw da 18 sayı 9 asist 5 ribaundla oynadı. Özellikle ikinci yarıda takımın lokomotifi görevini üstlendi ve arkadaşlarına güzel pozisyonlar hazırladı.

Rasho Nesterovic, takımın yıldızı Bosh’un yokluğunda 11’de 8’le 16 sayı üretmiş, yanına 7 ribaund 4 asist eklemiş. New Jersey’nin durumunu özetliyor aslında bu tablo. Raptors maçta %60 ortalamayla şut atmış, 30 da asistleri var.

Bizimkiler:
Hidayet de nihayet arada normal bir maç çıkarmış 14 sayı (5/11), 6 ribaund 6 asistle. Ama Nets’e karşı işte…

Ersan Pistons’a karşı istatistiki olarak kusursuz bir performans çizmiş; 6/6 saha içiyle 16 sayı 12 ribaund 3 asist 3 top çalma. Top kaybı yok Ersan’ın. Ayrıca muhtemelen iyi başladığı için oldu bu ama 32 dakika oynamış bu gece. Umarım çoğu maç böyle geçer.

Mehmet Okur bu gece Golden State karşısında forma giyemedi. Sebebi ise yeni doğan oğlu Yiğit Mehmet Okur. Kendisine mutluluklar diliyorum.

Shaq, Grizzlies'i Satın Aldı

Yahoo resimleri şaşırmış...

19 Şubat 2010 Cuma

19 Şubat Programı

20 Şubat Cumartesi 02:00 / San Antonio Spurs - Philadelphia 76'ers
20 Şubat Cumartesi 02:00 (NBA TV) / Cleveland Cavaliers - Charlotte Bobcats
20 Şubat Cumartesi 02:00 / Denver Nuggets - Washington Wizards
20 Şubat Cumartesi 03:00 / Chicago Bulls - Minnesota Timberwolves
20 Şubat Cumartesi 03:00 / Toronto Raptors - New Jersey Nets
20 Şubat Cumartesi 03:00 / Dallas Mavericks - Orlando Magic
20 Şubat Cumartesi 03:00 / Milwaukee Bucks - Detroit Pistons
20 Şubat Cumartesi 03:00 / Miami Heat - Memphis Grizzlies
20 Şubat Cumartesi 03:00 / Indiana Pacers - New Orleans Hornets
20 Şubat Cumartesi 04:00 / Atlanta Hawks - Phoenix Suns
20 Şubat Cumartesi 05:30 / Boston Celtics - Portland Trail Blazers
20 Şubat Cumartesi 05:30 / Utah Jazz - Golden State Warriors

Gece fıstık gibi maçlar var ancak yorum yazacak vaktim yok.

İmkanı olanların Cavs-Bobcats, Mavs-Magic, Hawks-Suns ve Celtics-Blazers'ı izlemesini öneriyorum. En azından güzel maçlardan biri NBA TV'de.

18 Şubat'tan Notlar

Nuggets - Cavaliers:
LeBron ile Carmelo arasında müthiş bir düelloya sahne olan maçta, Nuggets uzatmada gülmüş: 118-116. Ancak son hücumda Billups'ın biraz başına buyruk davranmasıyla maç uzatmaya gitmiş. Uzatmalarda ise Carmelo devreye girmiş ve maçı kazanmışlar. Maçı izlemediğim için birşey diyemeyeceğim, sadece 3-4 dakikalık bir özet seyredebildim. Ama Carmelo ile LeBron birbirlerini savunurken, müthiş hücum performanslarına imza atarak, harika bir maç sunmuşlar izleyicilere. Zaten istatistikleri versem yetecektir.

Carmelo: 13/28 saha içi isabeti, 13/16 serbest atış ile 40 sayı, 6 ribaund, 7 asist, 1 top çalma, 2 blok ve sadece 1 top kaybı.

LeBron:15/33 saha içi isabeti, 12/17 serbest atış ile 43 sayı, 13 ribaund, 15 asist, 2 top çalma, 4 blok ve 3 top kaybı.

Size LeBron'un istatistiğini şöyle anlatayım. Tarihte bundan önce sadece 3 oyuncu 4-10-15 üzerine çıkabilmiş... Oscar Robertson, Maravich ve biri daha vardı unuttum. Daha ne diyelim? Günümüz basketbolunda bunu başaran ilk isim LeBron oldu. Zaten insan olmadığını biliyorduk, bir kez daha kanıtladı bunu. Maçta onların dışında K-Mart 18 sayı 17 ribaund ile dikkat çekiyor istatistiğiyle.

Celtics-Lakers:
İki takımın son oynadıkları 3 maç 1'er sayı farkla bitti. Deplasmanda Lakers 1 sayı farkla yenmişti Lakers'ı Kobe'nin son saniye şutuyla ancak bu sefer Kobe yoktu ve Celtics deplasmanda koca Lakers'ı son 7.5 dakikada sadece 2 sayıda tuttu. 2...

Sabah uyandığımda son çeyreğe giriliyordu, uyku mahmuru olarak izleyebildim neyse ki bu müthiş savunmaların ön plana çıktığı çeyreği. Son 12 dakikaya 7 sayı farkla önde giren Celtics sayı bulmada sıkıntı çekerken aynı zamanda Rasheed ile boyalı alanı savunmakta sıkıntı çektiği için 4.5 dakikalık süreç içerisinde geri düşmüştü ancak Garnett ve Perkins'in oyuna girmesi bir anda işleri değiştirdi. Lakers da Kobe'ye ne kadar ihtiyacı olduğunu görmüş oldu evinde, çeyreğin geri kalanında sayı bulamayarak. Son hücumda da Odom'un mola almaması nedeniyle, sadece 2.2 saniyede hücum etmek zorunda kaldı Lakers ve Kobe olmayınca iş Fisher'a düştü. O da Allen'ın üzerinden çok zor atışı değerlendiremeyince 1 sayı farkla Celtics galip geldi: 87-86 Tabii bu son çeyrekte Celtics hücumunun da Lakers savunması karşısında bir hayli zorlandığını unutmamak lazım. Son 7 dakika, savunma sevmeyenler için eminim bir ızdırap gibiydi ama ben delicesine zevk aldım. Çeyreğin skoru 17-11 Lakers lehineydi. Adeta bir playoff mücadelesi şeklinde geçti son 7-8 dakika özellikle.

Bu kadar savunmaların ön plana çıktığı bir maçta Ray Allen 15'te 10 ile 24 sayı atmış. Atmış diyorum çünkü son çeyrekte hiç ortalıkta yoktu... Rasheed 2/11 isabetle 4 sayı üretebilmiş. Lakers'ın 3'lü guard rotasyonu (Fisher-Farmar-Brown) ise aciz kalmışlar Kobe'nin yokluğunda 5/25 isabetle 16 sayı üretebilmişler. Özellikle Brown'un saçma 1-2 şutuna tepki gösterdi Phil Jackson maçta da...

Dwight Howard'ın Maaşı Yetersiz

Senede kazandığı 16 milyon dolar ailesini beslemeye yetmiyormuş (kulakların çınlasın Latrell). Baksanıza McDonald's'da çalışmaya başlamış.

İşin gerçeği tabii ki şöyle: Reklam sözleşmesi imzaladığı McDonald's adına yaptığı bir tanıtım.

18 Şubat Programı

19 Şubat Cuma 03:00 / Denver Nuggets - Cleveland Cavaliers
19 Şubat Cuma 05:30 / Boston Celtics - Los Angeles Lakers

Yine bir Perşembe, yine harika bir double-header ve yine Türkiye'de yayın yok.

Celtics'te Nate Robinson, Cavs'de Jamison, Lakers'da Kobe %99 oynamayacaklar. Billups ve Carmelo'nun ufak sakatlıkları var ama Billups tamamen sağlıklı olduğunu açıklamış. Carmelo ise dirsek sakatlığının onu hala etkilediğini söylemiş. Hatta kaybettikleri Spurs maçında sol elle serbest atış kullanmıştı sağ dirseğindeki ağrı yüzünden.

18 Şubat 2010 Perşembe

Son 48 Saatin Özeti

Çok hareketli bir takas sezonunu geride bıraktık. Önemli not olarak, T-Mac takası 2 takım yerine 3 takımı içeren bir takasa dönüştü. Knicks de işin içine girdi ve McGrady'nin biten 20 milyonluk kontratını kaptı. Daha aşağıda pek çok takas var. Önemli takaslara tek tek değineceğim inşallah, "Güzel olmuş" veya "Kötü takas" diye kısacık yorumlar yapmak istemedim açıkçası. Şimdilik buyrun, son 48 saat içinde gerçekleşen takaslar, önem sırasına göre listeledim. Unuttuğum, gözümden kaçanlar olabilir belirtebilirsiniz. Sizce kim kar ederken kim zarar etti?

Antawn Jamison + Sebastian Telfair ----> Cleveland Cavaliers
Zydrunas Ilgauskas + Al Thornton + Emir Preldzic'in draft hakları + 2010 draft'ı ilk tur seçim hakkı ----> Washington Wizards
Drew Gooden ----> Los Angeles Clippers


Tracy McGrady + Sergio Rodriguez ----> New York Knicks
Kevin Martin + Jared Jeffries + Jordan Hill + Hilton Armstrong + 2011 draft'ının ilk turunda Knicks ile draft sıralarını değiştirme hakkı (1. sıra korumalı) + Knicks'in 2012 ilk tur draft hakkı (ilk 5 sıra korumalı) ----> Houston Rockets
Carl Landry + Joey Dorsey + Larry Hughes ----> Sacramento Kings

Nate Robinson + Marcus Landry ----> Boston Celtics
Eddie House + JR Giddens + Bill Walker + belirsiz (muhtemelen 2. tur) bir draft hakkı ----> New York Knicks


Tyrus Thomas ----> Charlotte Bobcats
Acie Law + Flip Murray + korumalı bir ilk tur draft hakkı ----> Chicago Bulls


Ronnie Brewer ----> Memphis Grizzlies
Korumalı ilk tur draft hakkı ----> Utah Jazz


John Salmons ----> Milwaukee Bucks
Joe Alexander + Hakim Warrick ----> Chicago Bulls


Dominic McGuire ----> Sacramento Kings
Nakit para + ilerideki yıllarda bir 2. tur draft hakkı ----> Washington Wizards


Jodie Meeks + Francisco Elson ----> Philadelphia 76'ers
Primoz Brezec + Royal Ivey + 2. tur draft hakkı ----> Milwaukee Bucks

Darko Milicic ----> Minnesota Timberwolves
Brian Cardinal ----> New York Knicks


Theo Ratliff ----> Charlotte Bobcats
Belirsiz şartlara bağlı bir draft hakkı ----> San Antonio Spurs

Takas Çılgınlığı (Jamison, T-Mac, Kevin Martin ve Emir Preldzic)

Dün gece 10 ile 2 arasında herhalde 60 tane falan takas ihtimali ve dedikodusu çıkmıştır. Bunlardan 3 tanesi gerçeğe dönüştü sayılır. Hiçbiri resmi değil henüz. Önem sırasına göre vereyim:

Antawn Jamison + Sebastian Telfair ----> Cleveland Cavaliers
Zydrunas Ilgauskas + Al Thornton + Emir Preldzic'in draft hakları ----> Washington Wizards
Drew Gooden ----> Los Angeles Clippers


Tracy McGrady + Carl Landry + Joey Dorsey ----> Sacramento Kings
Kevin Martin + Kenny Thomas + Hilton Armstrong + Sergio Rodriguez ----> Houston Rockets

John Salmons ----> Milwaukee Bucks
Joe Alexander + Hakim Warrick ----> Chicago Bulls


T-Mac resmi açıklamadan hemen sonra yeni bir takasla Knicks yolunu tutabilirmiş. Clippers büyük ihtimalle Gooden'ın kontratını satın alıp serbest bırakacak. Keza aynı şekilde Ilgauskas da serbest bırakılacak gibi gözüküyor.

McGrady - Kevin Martin ve Jamison - Ilgauskas takasları hakkında analizleri ancak akşama yazacağım, şu anda vaktim yok. O zamana kadar söz sizde, ne düşünüyorsunuz bu takaslarla ilgili? Yan tarafa da anket koyuyorum.

17 Şubat'tan Notlar

Memphis Glizzlies-Toronto Raptors
Maçın ilk yarısını izlerken maalesef uykuya yenik düşmüşüm ama yine de maçtan bazı notları yazmak istedim.

İlk çeyreğe Memphis çok hızlı başladı. Bargnani’nin içerideki yumuşaklığını kullanarak Gasol ve Randolph’la üst üste sayılar bularak üstünlüğü erkenden ele geçirdiler. Yanılmıyorsam bir ara 15-3 öne geçmişlerdi hemen maçın başlarında. Toronto hücumu ise olması gerektiği gibi düzgün işleyemiyordu çünkü çok dağınık oynuyorlardı. Çeyreğin sonuna doğru Raptors yedeklerinin girmesiyle hücum ve savunmada biraz toparlandı takım ve çeyreği büyük bir farkla bitirmekten kurtuldular.

İkinci çeyreğe girerken Memphis’in Randolph hariç skor üretebilecek hiçbir oyuncusu kalmamıştı sahada. Adeta duvara tosladı Grizzlies hücumu ve bu duvarın oluşmasında Toronto oyuncularının pek bir katkısı olmadığını söylemeliyim. Sanırım Raptors bir ara öne geçmişti bu çeyrekte, ben de o civarlarda uyuya kalmışım. Neyse, Memphis bu noktadan sonra tekrar maça dahil olarak ilk yarıyı 49-47 önde kapamış.

İkinci yarıda maç başa baş gitse de Toronto’nun tüm ilk beş oyuncuları sahadayken en kötü performanslarını gösterdiklerini görüyoruz. Ancak Amir Johnson ve Calderon kenardan takımlarına müthiş katkı sağlamışlar. İstatistiksel olarak görmek fazla mümkün değil ama Toronto’yu toparlayan kesinlikle bench oyuncuları olmuş maçta. Karşılaşmanın sonuna doğru Toronto 5 sayı üstünken Mayo’nun top oyuna girdikten hemen sonra attığı üçlüğü ve ardından Toronto’nun bir sonraki hücumdan yararlanamamasıyla hızlı hücumda Zach Randolph’tan yedikleri sayı, eldeki maçın uzatmaya gitmesine neden olmuş Toronto adına.

Uzatmada Raptors’ın iki basketi de Antonie Wright’tan gelmiş ama zaten şutların çoğunu da o kullanmış son çeyrekte. Toronto plansızlıktan mı yoksa çaresizlikten mi böyle bir yola gitti bilmiyorum.

Chris Bosh maçı 22’de 11’le 32 sayıda tamamlamış. İlk çeyrekte sadece 2 sayısı vardı, ilk yarının sonlarına doğru biraz daha iyiydi. Sonradan toparlanmış ve takımına önderlik etmiş skor bakımından. 10 sayı 4 asist 2 de bloğu var.

Memphis’te Randolph’un 24, Gay’in 17’de 10’la 29 ve Mayo’nun 22 sayısı var.

Günün hayvan performansları:
Dwight Howard iki pota altında da rakiplerine dehşet saçmış. Detroit’e karşı ilk oynadıkları maçta 6 faul aldığı için çok az süre oyunda kalabilmişti ancak hemen ardından yine Detroit’le yaptıkları maçta intikamını almıştı. Bu sefer seviyeyi daha da arttırarak 16’da 11’le 33 sayı atmış ve 17 ribaund almış. Yetmemiş tam 7 tane blok koymuş rakiplerine. 3 asisti ve tek top kaybı var sadece. Orlando’nun kazandığını söylememe gerek yok herhalde.

Wizards’ın tüm takımı boşaltma politikasına karşı Blatche “çekilin ben varım” diye çıkışmış, lafını 33 sayı 13 ribaundla bitirmiş. Sezon başında da buna yakın birkaç maç görmüştük ondan. Ancak ne kadar dengesiz bir oyuncu olduğunu bildiğimiz için bu performansının fazla uzun süreceğini düşünmüyorum. Ayrıca maçta McGee’nin de 10’da 7’yle 14 sayı 11 ribaund (6’sı hücumda) ve 5 bloğu var. Bakalım Wizards’ın gelecek vaat eden gençlerinin bu yükselişi tek maçlık mı, ileriki günlerde göreceğiz.

Derrick Rose, New York deplasmanında 19’da 10’la 27 sayıya ulaşmış. Tabii Knicks’e karşı diğerlerine nazaran çok daha kolay olsa gerek bunu yapmak. 6 asisti 4 ribaundu var. Bulls oyuncuları New York’a karşı ribaundlarda üstünlük kurmuş diğer çoğu takım gibi. Çaylak Gibson’ın 14 sayı 3 bloğunun yanında, 16 ribaundundan tam 11’i (on bir!) hücumdan gelmiş. Brad Miller’ın da 13’te 6’yla 21 sayı 10 ribaundu var. Luol Deng 27 sayıya skora katkı yapan bir diğer isim.

CJ Watson, Sacramento karşısında tam anlamıyla coşarak 23’te 16’yla 40 sayı atmış. Hem de üstüne 7 ribaund 6 asist 2 top çalma eklemiş. Bu arada belirteyim, Watson sadece 3’te 2 üçlükle bulmuş bu 40 sayıyı. Maçı sıkıcı bulduğum için kalkıp izlememiştim ama garip şeyler olmuş yine. Diğer istatistiksel olarak hayvan performans da Step Curry’den gelmiş. 15’te 10’la 24 sayı, 15 asist ve 3 top çalması var çaylak oyuncunun.

Parker zaten maçı Spurs’e kazandıran isimmiş ama diğer ilk 5 oyuncularından toplam 20 sayı gelince daha da etkileyici kılıyor onun 28 sayılık. Onun dışında 3 ribaund 1 asist, pek hayvan diyeceğimiz performanslar değil.

Al Horford, 200’üncü NBA maçında bizlere hem ne kadar efektif olabileceğini, hem de Camby’siz Clippers pota altının ne kadar yara aldığını göstermek istemiş. 15’te 12 isabetle 31 sayı atmış Horford Clippers potalarına. Ayrıca Josh Smith de 20 sayı 7 asist 9 ribaund ile etkileyici bir performans göstermiş. Hawks, önde götürdüğü maçı zorlanmadan kazanmış.

Boşa kürek çekenler:
Rip Hamilton kötü şut attığı birkaç maçın ardından nihayet ritmini bulmuş ve 18’de 12’yle 36 sayı göndermiş Magic potalarına. Ancak Dwight Howard’ın azman oyunu karşısında zayıf Pistons’ı kurtarmaya yetmemiş onun bu performansı ve 91-116 malup ayrılmışlar Orlando’dan.

Amar’e, Phoenix formasıyla oynadığı belki de son maçta 23’te 12’yle 30 sayı 14 ribaund ve 3 blokla oynamış. Güçlenmiş Mavericks’e karşı kazanamamışlar yine de.

Günün X-faktörü:
Utah deplasmanda ve yorgundu ama Millsap pek öyle değilmiş, 13’te 11’le 24 sayı atıp 8 ribaund alarak yine kenardan taşımış takımını. Böyle müthiş bir tempo yakalayınca Utah takım olarak, takas da yalan oldu gibi gözüküyor. Erken konuşmamak lazım yine de.

Jason Kidd 18 sayı 10 asist 7 ribaundla eski günleri andırmış, yetmemiş 7 top çalmayla kariyer rekoru kırmış. Kariyerinde bu güne kadar bir maçta 7 top çalmaması epey garip geldi bana, rekor daha yüksektir diye düşünüyordum. Daha önce 24 maçta da 6 top çalmaya ulaşmış kendisi. Neyse efendim tebrikler kendisine.

İyi mi kötü mü:
Duncan, 23’te 4’le oynadığı için hayvana alamayacağım fakat 26 ribaund nedir öyle? Hele bir otur soluklan derler adama. 11 hücum ribaundu var, başarısız sayılan şutların bir kısmının da tiplediği toplardan geldiğini düşünmek zor değil. Hatırlarsanız kariyer rekorunu da bu sezon 27 ribaund alarak kırmıştı Duncan. Ayrıca 5 asist 2 top çalma 2 blok da eklemiş Duncan bunca ribaundun üstüne. Maçı izlemeden konuşmamak lazım ama gerçekten etkileyici rakamlar. Tabii 23'te 4'ün de komik ötesi bir isabet oranı olduğunun altını bir daha çizeyim. 20 şut kullandığı hiçbir maçta %20'nin altında kalmamış Duncan bugüne kadar. Kariyerinde bir ilk...

Bizimkiler:
Hidayet kariyerinin en kötü maçlarından birini, belki de birincisini oynamış dün gece. 29 dakikada 1 sayı 2 asist 1 ribaund 1 top çalma 3 top kaybı… Benim bildiğim Hidayet kesinlikle böyle bir duruma düşmezdi, ancak sezon başından beri benim bilmediğim Hidayet olduğu için artık ne yapacağını kestiremiyorum. İzlediğim bölümlerde eline çok az top geldi, bunu söyleyebilirim. Saha içinde de hiç mutlu gözükmüyor maalesef. All-Star’dan sonra açılır diyorduk ama korkarım artık geç.

Mehmet dün iyi bir oyun sergilemişti fakat bugün eski kötü performansına geri dönmüş. 7’de 3’le 10 sayısı 8 ribaundu var. 5 de top kaybı yapmış milli oyuncumuz New Orleans karşısında.

Ersan, erken kopan Houston maçında 20 dakika süre almış. 6’da 3’le 7 sayı atabilmiş milli oyuncumuz, 2 ribaund 2 asist 2 de top çalması var