BIY AD

23 Mayıs 2010 Pazar

Celtics - Magic Serisi 3. Maç (94-71)

Orlando ilk maçın son çeyreğindeki çabasıyla maçı yakınlaştırınca, seri için umutlarının görüldüğünden daha fazla olduğunu yazmıştım. İkinci maçta da buna benzer şekilde açılan farkı kısa şekilde eritmiş, fakat bu sefer Celtics’in yaptığı savunmaya Nick Anderson laneti de eklenince takım halinde büyük çöküş yaşamışlardı. O çöküşün gerçekte ne olduğunu bugün gördük işte.

Her şeyin kafada bittiğini söylemek kesinlikle hata olur. Celtics rakipten daha iyi üçlük attı, topu daha iyi paylaştılar, daha çok ribaund aldılar. Savunmadan bahsetmiyorum bile. Hadi bazı hakem hataları yüzünden Rashard Lewis’in erken faul problemine girdiğini de unutmayalım. Ama hepsini bir kenara bırakın, bu maçı en iyi anlatabilecek şey sadece iki pozisyon. Biri zaten herkesin tahmin ettiği gibi Rondo’nun yere dalıp topu Jason Williams’ın bacaklarının arasından çekmesi; diğeri Ray Allen’ın süre biterken salladığı şuttan sonra yine Rondo’nun ribaundu tiplemesi ve Glen Davis’in dışarı çıkan topu kendisinden 50 kilo zayıf Jameer Nelson’ın önünden yakalayıp Garnett’e vermesi. İsterseniz en iyi gününüzde olun, bu kadar fazla isteyen bir Celtics karşısında bir süre sonra sinmemeniz elde değil. Boston bu maçı istedi ve aldı, gecenin en iyi özeti budur.

Tabii Orlando’ya da söylenecek çok fazla söz var. Buraya kadar sistemin tıkır tıkır işlemesiyle gelen Magic, post move özürlü pivotu teke tek savunulunca tüm dişliler ayrı telden çalmaya başlamıştı serinin başından beri. Neredeyse bütün oyuncular uğraşıyordu ancak kimlik kaybolduğu için bir türlü istedikleri gibi oynayamıyorlardı. 3. maçta yine çaba vardı ama bu sefer icraat hiç yoktu. Sırf SVG dedi diye Howard’a saçma sapan da olsa pas indirmeye çalışınca takım, bir şeyler olacak diye düşünmüştüm ama başta Jameer Nelson olmak üzere herkes kendine oynamaya başlayınca Boston savunmasına karşı elleri kolları bağlı kaldı Magic oyuncularının. Şu Celtics hücumuna bakıp hiç mi hatırlayamadılar acaba buraya nasıl geldiklerini. Geleceğin oyun kurucusu olarak lanse edilmeye başlayan Rondo bile yarı sahayı geçtikten sonra topu takım arkadaşına bırakıyordu çoğu hücumda. Nelson ilk iki turda Orlando’nun en iyi oyuncusuydu neredeyse ama yaptığı en iyi şey kendine oynarken takımın hücumunu baltalamamasıydı. Ama tabii Boston savunmasına karşı oynamak Bibby ve Felton karşısında coşmaya benzemez. Zaten bir takımın topla en fazla oynayan oyuncusu tek asistte kaldıysa o maçtan pek bir şey beklemeyeceksiniz. Seri boyunca takımı yönetme konusunda hiç iyi iş yapamadı, bu gece de maç normal gitse aynı hatalara devam edeceğine eminim. Neyse ki Magic daha ikinci çeyreğin sonunda teslim olunca fazla göze çarpmadı onun beceriksizliği.

Şimdi uzun bir Hidayet konuşması da çekerdim ama şu iki maçla birlikte bolca yapıldı bu. Hidayet olsa sonuçlar değişir miydi bilmiyorum ancak Magic’in oynadığı basketbol değişirdi. Bu takımın topu dağıtan bir saha içi liderine ihtiyacı var ve bu kesinlikle Carter veya Nelson değil. Aksine bu ikisi zaman zaman ligin en dominant pivotunu ve ligin en fazla para kazananlar sıralamasındaki 11. oyuncuyu etkisiz hale getiriyor. Paragrafı “SVG’nin çözüm üretmesi gerek” diye noktalamasını da bilirdim ama o iş geçti tabii.

Kaan Kural sık sık “kan ter gözyaşı” benzetmesini yakıştırmıştı bu seri için. Valla ilk ikisini bilemeyeceğim ama sonuncusu Orlando taraftarını çok iyi betimliyor bence. Twitter’ında “BUhahhhaahahha...WE ALL WITNESSES!!!!” yazan Gortat ve diğer Magic oyuncuları Lebron’a saydırıyorlar mıdır şu sırada? Onu bilemeyeceğim ama Celtics adını finallere yazdırmayı kesinlikle hak etti. Büyük çaplı bir mucize olsa bile üç çeyrekte 47 atan bir takım bundan daha yukarısına layık değil...

Glen Davis 5/9 17 sayı 6 ribaund
Pierce 15 sayı 9 ribaund
Rondo 11 sayı 12 asist.

6 FARKLI FIKIR:

Ceyhun dedi ki...

Boston seyirciside maça çok ayrı bir hava katıyor onuda söyleyelim:p.Birde bişey sormak istiyorum bu konferans finalleri maçlarını indirebilmemiz bu hizmeti veren herhangi bi site biliyormusunuz son çeyreği izleyemediğim için.

Adsız dedi ki...

C's Magic'in nasıl yenileceğini bütün lige gösterdiler ve eğer Orlanda bu kafayla gelecek sezona girerse çok kötü durumlara düşecek. Howard'ın direyetli bir uzun tarafından birebir savunulduğunda ne kadar komik durumlara düştüğünü cümle alem gördü. Çembere 1,5 metre mesafede hiçbir silahı yok, ne şut ne bir post oyununu. Eğer Howard açıkladığı gibi yaz boyunca sabah akşam çalışıp bunlarını geliştireceğine Reality Show çekerse tam bir felaket olacak gelecek sezon. SVG artık uyanmalı, bu Howard'la bu sistem yürümez ya "sözde Süpermen" adam olacak ya da Rondo tarzı hallaç pamuğu gibi atan bir guard bulacaklar.

ertem dedi ki...

Orlando istediği kadar formda olsun, hiçbir zaman kupa alamaz. ya finalde elenirler, yada konferans finalinde. Winner yok takımda. Carter zaten kaybeden olmaya alışmış, Lewis o kontratın adamı değil, Howard desen hücum gücü çok zayıf. cacık olmaz bu takımdan.

Adsız dedi ki...

Howard dümdüz bir uzun. nasıl süperstar bu hayre.t yahu ben wallace dan ne artısı var ? kalasın önde gideni, 1 metreden atamıyor.

ARTçı dedi ki...

Daha önce de yazdım..Howard asla bir süperstar değildir..
Asla da olamaycaktır..
bir süper starın yanında tamamlayıcı oyuncu olabilir ama daha fazlası asla olamaz...
Dün gece de bunubir kez daha gösterdi.. orlando dönem dönem onu unutsa da 3/10 atmakta bir center a ykışmazdı..ondan zyade neredeyse 5-6 tane top howard a atılmasına rağmen eline deymedne bostonlu oyuncular tarafından kesildi..

Ee sırtı dönük yok. orta mesafe yok. serbest atış yok. sadece smac basarak nereye kadar büyüyebilirsiniz.. Howard biraz shaq ın 10 yıl önceki hallerini izlesin bol bol.. Bir center nasıl olmalı görsün.. bu fizikle bu atletizmle bence % 50 ile katkı veriyor takımına...

Adsız dedi ki...

Vay be artçı harbi otoritesin bu alemde nasıda bildin howardın süperstar olmadığını:)