BIY AD

5 Kasım 2009 Perşembe

İnsan İnsana Yapmaz - 4


Link

Garnett 01:45'te Peja'ya İnsan İnsana Yapmaz serisine giren bir blok yapıyor. Tabii ki bütün videoyu izleyin derim. Kariyerinden bir sürü izlenesi blok. Defansa doyarsınız.

Yeni Çemberler Her Topu İçine Alıyor Mu?

Başlık bir ilginç oldu sanki ama idare edelim. Bildiğiniz veya muhtemelen bilmediğiniz üzere, NBA yönetimi bu sene çemberleri değiştirdi. Önce bazı taraftarlar yeni çemberleri "çift çember" ile karıştırmışlardı ancak sonradan tek çemberin sadece biraz modifiye edildiği anlaşılmıştı. Link vermek için blog'da aradım yeni çemberler hakkında girdiğim post'u ama bulamadım, herhalde yoğun gündemde güme gitti ve yazmayı unuttum. Her neyse konumuz şu: Yeni bir rapora göre, bu sezon oynanan maçlarda geçen seneye göre takımlar ortalama 4.8 sayı fazla atıyorlarmış. Bundan yola çıkarak yeni çemberlerin topu içine aldığına getirmişler sözü. Ancak raporu yapanların kaçırdığı bir nokta var. Şu ana kadar en düşük skor üreten Bobcats ve Bucks gibi takımlar, maç başına 115.5 ve 111 sayı atan Nuggets-Suns gibi takımlardan 1 veya 2'şer maç eksik oynadılar. Sadece bu bile takımların maç başına olan sayı ortalamasını arttırmak için yeter de artar. Ayrıca tek tek takımlara baktığımızda şut yüzdelerinin de artmak yerine düştüğünü görüyoruz. Sağlıklı bir istatistik için her takımın en az 25-30 maç oynaması gerekiyor ki hata payı mümkün olduğunca azalsın. Yani bu haberi yapanların biraz sakin olup sabretmeleri gerekiyormuş zannedersem.

Phil Jackson vs. Barney Stinson


Link

Kobe onu görmeyince, Phil Jackson'ın eli tıpkı Barney Stinson gibi havada kalmış. Bozuntuya vermeden kendi yanağına vurması, ardından da "Bu hareket garip oldu ya, öbürünü de vurayım ki insanlar bir anlamı olduğunu sansın." düşüncesi gerçekten paha biçilemez. Çok uzun süredir bu kadar iyi gülmemiştim.

Adam Olacak Çocuk

İnsan 7'sinde ne ise 70'inde de odur derlerdi de inanmazdım. Bir insan bu kadar mı değişmez? Genç olandan bahsediyorum bu arada. Çok bariz olsa da sorayım bu ikilinin adlarını...

Fotoğraf için Atakan'a teşekkürler.

Edit: Çok çabuk geldi cevap ya =) Isonka'ya tebrikler. Rasheed hakikaten hiç mi hiç değişmemiş.

4 Kasım Gecesi Programı

5 Kasım Perşembe 02:00 / Detroit Pistons - Toronto Raptors
5 Kasım Perşembe 02:00 / Phoenix Suns - Orlando Magic
5 Kasım Perşembe 02:00 / Miami Heat - Washington Wizards
5 Kasım Perşembe 02:30 / Denver Nuggets - New Jersey Nets
5 Kasım Perşembe 02:30 / Indiana Pacers - New York Knicks
5 Kasım Perşembe 03:00 / Boston Celtics - Minnesota Timberwolves
5 Kasım Perşembe 03:30 / Los Angeles Lakers - Houston Rockets
5 Kasım Perşembe 04:30 (NBA TV) / Dallas Mavericks - New Orleans Hornets
5 Kasım Perşembe 05:00 / Atlanta Hawks - Sacramento Kings
5 Kasım Perşembe 05:30 / Memphis Grizzlies - Golden State Warriors

Tam 10 tane maç var, hangi birine değinsem bilmiyorum. Gecenin bana göre en iyi maçıyla başlayayım bari: Suns - Magic. İki tane yüksek tempolu oynayan, şutör takım karşı karşıya geliyor. Sakatlıklar: Pietrus'un oynaması beklenmiyor, Carter maç başlarken belli olacak, Barbosa çok büyük ihtimalle yok. Bu oyuncular oynamazsa ve Redick yine iyi bir performans ortaya koymazsa, Suns sürpriz yapabilir bence. Her ne olursa olsun, izlemekten zevk alınacak bir karşılaşma bence. Celtics - Timberwolves mücadelesi ise Al Jeff ve Garnett için değişik hisler uyandırıyordur eminim. Özellikle de Garnett'i duygu dolu anlar bekliyor. Bir başka ilginç karşılaşma da Artest ile Ariza yani Lakers ile Rockets arasında olacak. Karşılıklı takas olan ikilinin birbirlerine karşı nasıl oynayacaklarını gerçekten çok merak ediyorum. Bynum ve Odom spektaküler bir maç çıkarabilirler gibi geliyor bana. Son olarak da Mavs - Hornets'a değineyim. İki sene önce playoff ilk turunda kendilerini eleyen takımı bu kadar kötü yakalamışken deplasmanda yenmesi lazım Mavs'in. Özellikle kısa forvet pozisyonunda sıkıntı çektikleri için Marion sahanın iki tarafında da X faktörü olacaktır bana göre. Ancak Chris Paul evinde bir mağlubiyet daha almamak için canını dişine takacaktır, bu nedenle çok erken kopan bir maç beklemiyorum. Çünkü öbür türlü olursa, Paul; "Kendimiz bir yol çizip, bu işi düzelteceğiz" şeklindeki açıklamalarından, artık mutsuzluğunu gizlemeyen sözlere dönebilir...

4 Kasım 2009 Çarşamba

Ersan Bindiği Dalı Kesiyor


Link

İlk olarak Ersan'ın 7 dakika aldığını gördüğüm için, ne maçın özetini okumuştum ne de görüntülerini izlemiştim. Meğersem Ersan'a koç Skiles güvenmiş ve son hücumda topu teslim etmiş. Ancak Ersan çok çok kötü bir tercih kullanarak air-ball bir üçlük atmış. Zaten takım 2 sayı gerideyken el üzerinden üçlük atmak da neyin nesi? Bunu Kobe bile yapıp sokamadığı zaman eleştiriliyor. Herhalde Ersan, dakika almak için çekiştiği takım arkadaşı Warrick, ilk 5'e yerleşince kendisini daha çok göstermesi gerektiğini düşünmüş. Ama daha önce de yazdığım gibi, bu Skiles tarafından takdir edilen bir davranış değil. Ne diyeyim çok üzüldüm. Skiles da maçtan sonra "Onun penetre etmesi için alan yaratmıştık, penetre ettikten sonra şuta kalkmasını bekliyorduk ama o üçlük atmayı kafasına koymuştu." demiş. Skiles'ın takımında herşeyi yapabilirsiniz ama onun verdiği görevleri yerine getirmezseniz, onun sözünün dışına çıkarsanız, hele bir de air-ball atarsanız vay ki vay halinize... Umarım Skiles hakkında yanılırım da Ersan'a takmaz. Milli oyuncumuz inşallah bu konuda bir istisna olur da çok yakın bir zamanda bol bol dakika almaya başlar. Ama şu özeti izledikten sonra hiç mi hiç sanmıyorum.

Rondo 55 Milyonun Hakkını Veriyor


Link

Belki de kendisini hep böyle zor pozisyonlara sokmalı. Çünkü rakipler onu 3 metre geriden savunurken şuta kalktığında, tuğladan başka birşey atmıyor...

Ginobili de Kimmiş?

Odom "Gerçek Batman benim." diyor adeta.

Fotoğrafı gönderen Çağlar'a teşekkür ediyorum buradan. Bilmeyenlere Ginobili olayını hatırlatayım

Şeker Krizi

Stephen Jackson'ın şu sıralar tek problemi takımıyla ilgili değilmiş. Mahallesinde, komşulardan da çok tepki çekmeye başlamış. Nedeni de Cadılar Bayramı'nda komşulardan şeker toplamaya elinde tabancasıyla çıkmasıymış. Bir komşusu çok sessiz sakin bir mahallede yaşadıkları için kapısını hiç kilitlemezmiş, birgün Jackson direk kapıyı çalmadan içeri girip, komşusunun çocuğuna silahını göstererek "Snickerslar nerede?" diye sormuş.

Konuyla ilgili Jackson'ın savunması da harika: "Benim geldiğim yerde, siz başkasının şekerini almazsanız, onlar sizin şekerinizi alırlar. Ben ünlü biriyim, birçok kişi bana diklenmeye bayılıyor. Beni test etmek istiyorlar. Bir sürü zibidi ufaklık gelip beni korkutmaya çalışıyorlar. Daha yeni hayalet kostümündeki biri gelip bana "Bööö" dedi. Sen kimsin de bana Bööö'lüyorsun? Stephen Jackson'ı mı korkutuyorsun? Ben ve silahımla karşılaşanlar kimin daha korkunç olduğunu görecekler."

Hayır, deli olduğunu biliyordum Jackson'ın ama yine de bu konu hakkındaki açıklamalarını okurken şoktan şoka, şekilden şekile girdim. Harikulade gerçekten. İnanılmaz bir zekanın ürünü olmalı bu düşünceler... Artest gibi tatlı-deli de değil yani, cidden korkulacak bir adam olduğunu bir kez daha kanıtladı Jackson.

3 Kasım'dan Notlar - Ersan'a Kötü Haber

'Sözde derbi'de, Cavs rahat bir galibiyet aldı. İçeriden Haywood-Blatche ikilisi hariç hiçbir skor üretme opsiyonu olmayan Wizards, Cavs'e bir kez daha yenilmiş. Arenas ile Butler, Cavs'in defansına karşı penetre edemedikleri için dış şutlara mahkum oldular ve ikisi de 7/18 atarak takımlarının mağlubiyetini hazırladılar. Öte yandan Shaq, Cavs'e geldiğinden beri en verimli maçını oynadı. Belki de yavaş yavaş kimyanın sağlandığını gösteren bir işaret olarak algılayabiliriz bunu. Umarım öyledir. Cavs'in de şampiyonluk yarışında var olmasını isteyenlerdenim, ne kadar çok aday, bizler için o kadar fazla keyif.

Orlando Magic'e ilk mağlubiyetini, belki de bu sezon playoff yapması bile sürpriz olarak görülecek Pistons tattırmış. Direk göze çarpan şey Howard'ın sadece 17 dakika süre alması ile 6 faule ulaşmış olması. Sadece onun üzerine oynamış herhalde Pistons ama hakemlerin de biraz bu işte katkı payı olduğunu düşünüyorum. Tabii her ne kadar yaşlanmış olsa da Ben Wallace'ın hakkını yemeyelim, geçmişte birkaç kez Howard'ı durdurduğuna şahit olmuştuk. Geçen maç Carter-Lewis-Pietrus yoktu Raptors'a karşı ve buna rağmen kazanmayı bildiler. Ancak Carter dönmüş olsa da, Howard yokları oynadığı için, eksikler Pistons'ı aşmaları için fazla ağır gelmiş. Bir başka ilgi çekici not: Prince sakatlığı nedeniyle forma giyemedi ve 496 maç üstüste oynama serisi sona erdi. Ek bilgi olarak, Andre Miller'ın 535 maçtır parkelerde yer aldığını söyleyeyim.

Ersan'a gerçekten kötü haber var. Ben hatta dünkü maç programında "Çabuk uzunları olan Bulls'a karşı normalden fazla dakika bulabilir" yazmayı düşünüyordum, unutmuşum yazmayı. Skiles ise tam tersi bir şekilde, genç forvete yalnızca 7 dakika vermiş. Tabii ki skorborda bakınca Ersan'dan sonra gözümü alan ilk istatistik Deng'in 7'si hücum olmak üzere 20 ribaundu. Tyrus Thomas'ın yokluuğunda uzun forvet pozisyonuna kaymak zorunda kalan Deng uzun kolları ile 'idare etmek'ten çok daha öteye geçmiş. Bulls 18 sayıdan geri gelerek 2 sayıyla kazanmayı başarmış. Ayrıca bir başka not düşeyim: Derrick Rose, hazırlık kampında yaşadığı bilek sakatlığının kendisini hala etkilediğini açıklamış. Zaten böylesine yetenekli bir oyuncunun çaylak yılında ortalama 17 sayı atarken, bu sezon 12'de kalmasının başka açıklaması yoktu. En azından ben bulmak istemiyordum bir açıklama.

Oklahoma City'nin beni çok yanılttı. Kobe'nin oynaması durumunda izlenesi mücadele olmayacağını düşünüyordum ancak Thunder maçı uzatmaya götürüp, Lakers'a kök söktürmüş. Oyundan dolayı Lakers'da moraller bozulsa da eminim Artest'in kendisini bulmasına çok sevinmişlerdir. Durant'a yaptığı savunma nasıldı onu çok merak ediyorum esasında. Sırf bu yüzden maçı 'edinilecekler' listesine yazdım. Ancak özetlerde, maçın sonlarında Durant'ın kaçırdığı atışlar vardı, bunların çoğu savunmanın zorlamasından çok kötü tercihlerdi. Bu konuya değinmişken Durant'ın facebok ve twitter'dan, bu kötü şut tercihleri için arkadaşlarından ve taraftarlardan özür dilediğini de yazayım. Son olarak da bu yaz top hakimiyetini geliştirmek için özel çalışmalar yapan Westbrook'un son 3 maçtaki top kaybı istatistiklerini vereyim: 5, 9 ve 6. Çalışmaları işe yaramış mı siz karar verin...

Nowitzki, Nowitzki ve Nowitzki... Toplamda 40 sayı atmış, bunların 29'u son çeyrekte gelmiş. Milli pivotumuz Mehmet, Duncan, Yao gibi ayakları ağır oyunculara karşı iyi mücadele etse de, Nowitzki'ye karşı çok çaresiz kalmış. Özetlerdeki 4-5 pozisyonda bile bu rahatlıkla gözüküyor. Mehmet bunun dışında hücumda da bir önceki maçı bir hayli aratmış ve 4/15 ile oynamış. Görüntülerde dikkatimi çeken bir detay: Nowitzki 4 hücum üstüste skor üretmişken bir sonraki pozisyonda ikili sıkıştırma geldiğinde boş Kidd'i buluyor ve o da üçlüğü gönderiyor, maç bitiyor. İşte bu Nowitzki'nin özel olduğu alanlardan biri, neredeyse her pozisyonda doğru tercihi yapıyor. Ayrıca Jazz'ın mağlubiyetinde, dediğim gibi, rakibine verdiği 15 hücum ribaundu yine etkili olmuş.

Wade'i Hiç Böyle Görmediniz

Problem Popomda

Iverson'ın Grizzlies maçından sonraki demeci: "Bench'te uzun süre oturduğum için popom ağrıdı, bench'te oturmakla ilgili tek sorunum buydu." Ama işin ilginci ardından devamını getirmesi: "Ben yedek değilim, hiçbir zaman yedek olmadım, şimdi de kendimi yedek gibi görecek değilim. Olayı medya büyütüyor. Detroit'ten önce bunlar konuşulmazdı bile, geçen seneye kadar kimse oyuna kenardan dahil olmam hakkında hiçbir şey söylemedi. Kariyerim oyunca da böyle bir konu konuşulmadı. All-Star'larda, Olimpiyatlar'da, NBA Finalleri'nde hep ilk 5'teydim. Nedense şimdi sorun oldu. Kısacası ben yedek veya 6. adam değilim. Gidin kariyerime bakın, göreceksiniz."

Sen git önce hiçbir problemim yok de, sonra o olmayan problem hakkındaki sıkıntılarını koca bir paragraf edecek kadar cümlelerle dile getir. Sakatlıktan yeni dönmüş olmasının da etkisi vardır 17 dakika süre almasında diye düşünüyorum. Ancak dakika 1 gol 1, böyle bir açıklama yaparak hani gelecek sezon kendisine teklif getirme ihtimali olan takımları da düşüncelerin vazgeçirmiştir herhalde. Bir adamın repütasyonu 1 yıl içerisinde ancak bu kadar düşer. Baktıkça üzülüyorum Iverson'ın durumuna ama bu hallere düşmeyi haketmedi mi? Bence sonuna kadar haketti.

3 Kasım Gecesi Programı

Bilgi: Programın tarihini artık Amerika'daki güne göre vermeye karar verdim ileride karışıklık olmasın diye.

4 Kasım Çarşamba 02:00 / Washington Wizards - Cleveland Cavaliers
4 Kasım Çarşamba 02:00 / Denver Nuggets - Indiana Pacers
4 Kasım Çarşamba 02:00 / Boston Celtics - Philadelphia 76'ers
4 Kasım Çarşamba 02:30 / Orlando Magic - Detroit Pistons
4 Kasım Çarşamba 02:30 (NBA TV) / Phoenix Suns - Miami Heat
4 Kasım Çarşamba 03:00 / Milwaukee Bucks - Chicago Bulls
4 Kasım Çarşamba 03:00 / Los Angeles Lakers - Oklahoma City Thunder
4 Kasım Çarşamba 03:30 / Utah Jazz - Dallas Mavericks
4 Kasım Çarşamba 05:00 / Atlanta Hawks - Portland Trail Blazers

Son yıllarda Cavs ile playoff'larda pek çok kere karşı karşıya gelen ve bunların hepsinde rakibine boyun eğen Wizards, deplasmanda 'ezeli rakibiyle' oynayacak. Arenas 2 yıl aradan sonra dönüp hırsını sahaya yansıtacaktır. Ancak geçmişte bu hırsın ona 5/22 falan gibi saha içi isabetlerine mal olduğunu da görmüştük. Örneğin Blazers'a karşı 50 sayı atacağını açıkladıktan sonra 10 civarı sayıyı ancak bulmuştu diye hatırlıyorum. Butler'ın da döneceği yazılıyor, mücadele dozu çok yüksek bir maç olacak gibi duruyor. NBA TV'deki maçın oldukça zevkli geçeceğini düşünüyorum, skor olarak maç erken kopsa bile Nash ve Wade gibi 2 tane çok özel oyuncuyu yüksek tempo içinde izleyebileceğiz. Ancak bahis yapacaklara bir hatırlatma yapayım, Barbosa büyük ihtimalle oynamayacakmış. Lakers - Thunder maçının pek izlenilecek bir tarafı yok, ayrıca Kobe'nin bu gece oynamama ihtimali varmış. Bu durumda maçı sadece Durant'ı görmek isteyenler takip edecektir. Gerçi bu sakatlık, maçın dengeli geçmesine de sebep olabilir. Jazz - Mavericks maçı ise benim izlemeyi isteyeceğim maçların başında geliyor ancak Jazz uzunlarının dün Rockets'a verdiği hücum ribauntlarını düşününce, Mavs'in evinde galip gelmesini bekliyorum.

3 Kasım 2009 Salı

2 Kasım'dan Notlar

Günün en 'hayvan' performansını seçemedim, nitekim 2 tane var. Biri Gerald Wallace'tan gelmiş: 24 sayı 20 ribaunt 4 top çalma 1 blok ile. Diğeri ise sayı odaklı olarak Kevin Martin'in eseri: 14/27 isabetle 48 sayı, 7/10 üçlük, 5 ribaunt, 4 asist, 4 top çalma, 1 blok... Maşallah diyorum, ikisi de takımlarına maçı kazandırdılar.

Gecenin en şaşırtıcı sonucu elbette Knicks'in, Hornets'ı yenmesi olduk. Evet, Hornets beklenilen basketboldan çok uzakta ama karşılarında da Knicks vardı, üstelik parkedeki en üst düzey oyuncu - Chris Paul - da Hornets'da olmasına ve kendisi harika bir maç çıkarmasına rağmen - 12/18 isabetle 32 sayı ve 13 asist - mağlubiyete engel olamadı. Bakalım profesyonelliği ve sempatikliği ile tanınan Paul ne zaman çıkıp birilerinin kalbini kıracak açıklamalarda bulunacak?

Sonucunu tek merak ettiğim maçta Rockets beni yanıltarak Jazz önünde rahat bir galibiyet aldı. Mehmet Okur harika bir şut performansı göstermesine rağmen ribauntlarda takımına yeterince yardımcı olamadığı için Rockets çok büyük avantaj elde etti. Ama asıl olarak izlediğim 20 dakika içerisinde Ariza'yı gözlemle fırsatım oldu. Kendisinden asla görmeye alışık olmadığım fade away'ler ve şutlar görsem de son 2 maçına göre çok daha fazla zorlandı ve bildiğimiz Ariza gibi oynadı ve hücumda zorlandı. O nedenle pek tatmin olduğumu söylemem. Bu nedenle Rockets'ın başka bir maçını yakında izlemeyi düşünüyorum. Umarım bir dahaki sefere Ariza'yı süperstar haline bürünmüş şekilde görebilirim.

Gecenin son maçında da Clippers zor da olsa Timberwolves'u yenmeyi başardı. Kaman'ın çabalarıyla sonunda galibiyeti almışlar ancak ben Baron Davis'in formsuzluğuna takmış durumdayım. Griffin'in dönmesi ve Davis'in form tutmasıyla korkulacak bir takım olacaklarını düşünüyorum. Nedense ben bir takımı beğendiğim zaman böyle delicesine güveniyorum. Umarım beni yanıltmazlar. Thornton gibi 'düz' yani sadece skor üreten ve 3 ile 4 numara arasında kalan bir oyuncunun ilk 5 başlayıp 35 civarı dakikalar almasını her zaman eleştirmişimdir. Kenardan gelip atletikliği ve skor üretimiyle katkı vermesinin daha sağlıklı olacağını düşünüyorum. Bu trendin son bulması Clippers'dan daha da umutlanmamı sağlıyor.

Atışma

Paul - Sen tamamen Garnett-Allen-Pierce'ın sırtından geçiniyorsun yoksa hiçbir şey oynadığın yok.
Rondo - Sen de 24 saniyenin tamamında topla oynamasan o istatistikleri bok yaparsın.
Hakem - Düüüt. Kesin sesinizi, ikinize de teknik faul.

Edit: Diyaloğu ben yazmadım, ikili arasında böyle bir atışma olduğu doğrudur ama maç içinde bu kelimelerle olup olmadığını bilemeyiz. Buyrun resmini de vereyim:

Bosh Çalışıyor

Bosh ve Bargnani'nin ayak çabukluğuna değinmişken aklıma bu video geldi. Bosh ufak bir kızla defanstaki ayak çabukluğu üzerinde çalışıyor.


Link

Ginobili: Yaptığım Doğru Değildi

Yarasa olayı hakkında güncel bilgi vermek istedim. Çoğunuzun bildiği gibi aslında pek akıllıca bir hareket değildi. Çünkü yarasalar ekosistemde önemli bir yer tutmalarının yanında, kuduz virüsü taşıyorlar. Zaten o yüzden aşı olman gerekti (1 iğneden fazla oldum). Yarasaların %0.5 - %3'ü kuduz hastalığını taşıyor ama hayvanı bulup test edemiyorsanız, risk almanın anlamı yok. Kuduz sizi öldürebilir. Yarasayı verdiğim yer gösterici de yarasayı dışarı çıkardığında, hayvan uçtuğu için (yalan söylemiyorum) kuduz taşıyıp taşımadığını bilemezdim. İşimi garantiye aldım. Lütfen kimse bunu evinde veya başka bir yerde denemesin, yarasalar, kokarcalar, rakunlar ve farelerle kontak kurmaktan kaçının.

Okuduğunuz için teşekkürler,

Manu Ginobili


Ben de hayvana öle vurduğu için üzgün olduğunu söyleyeceğini zannetmiştim. İyice taş kalpli çıktı Arjantinli yıldız. Umarım doğru söylüyordur hayvanın uçtuğu konusunda.

Bu Adam Yılın Koçu

Gerçi konunun üzerinden 3-4 gün geçti ama dikkat çekici bir açıklama olarak görüyorum: Raptors maçında Bargnani ve Bosh gibi belki de NBA'in en hızlı 2 uzununa karşı, Ilgauskas ve Shaq'ı aynı anda sahaya süren Mike Brown'a soruyorlar: "Niye böyle birşey denediniz?" diye. Cevap: "Çünkü bir önceki gece Celtics'e karşı işe yaramıştı."

Tabii zaten Garnett/Perkins/Rasheed üçlüsünün ayak çabuklukları ile Bosh/Bargnani'ninki aynı. Ne diyelim, Allah kolaylık versin LeBron ve Cavs taraftarlarına.

3 Kasım Sabahı Maç Programı

3 Kasım Salı sabah 02:00 (NBA TV) / New Jersey Nets - Charlotte Bobcats
3 Kasım Salı sabah 02:30 / New Orleans Hornets - New York Knicks
3 Kasım Salı sabah 04:00 / Houston Rockets - Utah Jazz
3 Kasım Salı sabah 05:00 (NBA TV) / Memphis Grizzlies - Sacramento Kings
3 Kasım Salı sabah 05:30 / Minnesota Timberwolves - Los Angeles Clippers

NBA TV'de ilk yayınlanacak maç, Devin Harris yokken, sadece Brook Lopez'in doğru basketbolunu görmek ve Gerald Wallace'ın spektaküler hareketlerinden birisine canlı yayında rastlamak için izlenilebilir. Ama kesinlikle benim tercihim olmayacaktır. Hornets ile Knicks'in mücadelesinde Chris Paul'ün şu ana kadar gösterdiği kötü formundan sonra, patlamasına şahit olabiliriz. Sırf onun için ve tabii ki Knicks'in bol skorlu, sıfır defans prensipli oyunu için izlenebilir. Hornets'dan doğal olarak bir galibiyet bekliyorum. Rockets - Jazz maçının zevkli olacağını ön görüyorum. Özellikle Mehmet'in oynaması durumunda - ki %99 ilk 5 çıkacağı söyleniyor - Jazz kolay bir galibiyet alabilir. Clippers'ın yine yenilerek 0-5 ile sezona başlaması durumunda, Clippers lanetini resmileştirmek için notere başvuracağım. Maç çekişmeli gitse bile artık Baron Davis'in çıkıp galibiyeti koparması gerekiyor. Ondan beklenilen bu.

2 Kasım 2009 Pazartesi

1 Kasım - Bir Daha Göremeyebilirsiniz

Daha yeni 31 Ekim'e dünya kariyer günü demiştim. 1 Kasım'da da bazı oyuncular, belki de kariyerleri boyunca bir daha kolay kolay göremeyecekleri istatistiklere imza atmışlar. Bu istatistikler, Redick hariç rekor barındırmasa da, bana oldukça ilginç geldiler:

Zach Randolph: 7 asist
Aslında kariyer rekoru 8. Ama biz ve çoğu NBA sever kendisini topu aldıktan sonra ya şut atan ya da top kaybı yapan bir oyuncu olarak tanıyoruz. Yani nam-ı diğer: Kara delik. Kariyeri boyunca maç başına 1.5 asistten fazla yapmayan bir adam 7 asist yaparsa, olay standart sapmanın çok üstünde demektir. Kıyamet yakındır. Iverson'ın da yakında döneceği göz önüne alınırsa, Randolph eline geçen her topu kullanmaya çalışacaktır.
Box Score

Redick: 27 sayı
Magic'te Carter, Pietrus, Lewis 3'lüsü yokken, tam 44 dakika almış ve ceza atışlarını yüksek bir yüzdeyle değerlendirmiş. Bir daha bu kadar dakikayı kim bilir ne zaman bulacak. Bulsa da şutlardaki isabeti aynı oranda olabilecek mi? Zaten ayaklarının yavaşlığı ve fiziğinin yetersizliği nedeniyle herhangi bir takımın ilk 5'ine yerleşmesi çok zor olan bir isim. Her ne kadar mükemmel bir şutör olsa da yakın bir sürede bu performansını tekrarlayacağını sanmıyorum.
Box Score

Dwight Howard: 14/16 serbest atış isabeti
Evet bu yaz serbest atışlarını delicesine çalışmış olabilir Howard. Ama %88 isabeti, NBA'in en iyi serbes atış kullanan oyuncuları bile birçok maçta yakalayamıyor. Bir daha 15 ve üzeri serbest atış attığında böyle bir yüzde yakalaması Howard'ın çok uzak bir ihtimal gibi duruyor. Aslında biraz da ters manyel yapıyorum. Çok sevinirim Howard'ın böylesine kendini geliştirmesi halinde. Tabii yine de imkansıza yakın bir zorlukta olduğunu kabul etmek lazım.
Box Score

Ryan Gomes: 15 ribaunt
Kariyer rekoru 17 olabilir ama o maç 2 uzatmaya gitmişti. Şu anda ise Love ve Jefferson'lı bir takımda normalde kısa forvet oynuyor. Dün Love'ın yokluğunda uzun forvet mevkisine bol bol kayıp, hızlı tempodaki Suns'a karşı bu kadar ribaunt toplamış. Belki Love dönene kadar buna yakın bir istatistik daha gösterebilir bize ama Love formasına kavuştuktan sonra zor, hem de çok zor.
Box Score

Kevin Durant: 3/21 saha içi isabeti
Hep iyileri mi vereceğim? Buyrun size kötü bir örnek. 3/21 ya. Beni koysanız Blazers'a karşı sahaya, 4/21 atarım herhalde =P. Şaka bir yana, şutör guard oynadığı ilk sezonunda bile bu kadar kötü bir istatistik yakalamamıştır herhalde Durant. Kariyerinin sonuna kadar da bir kez daha böyle rezil bir maç çıkarır mı? Hiç ama hiç sanmıyorum.
Box Score