BIY AD

17 Şubat 2010 Çarşamba

16 Şubat Programı

17 Şubat Çarşamba 02:00 / Miami Heat - Philadelphia 76'ers
17 Şubat Çarşamba 02:00 / New Jersey Nets - Charlotte Bobcats
17 Şubat Çarşamba 02:30 / Minnesota Timberwolves - Detroit Pistons
17 Şubat Çarşamba 03:00 (NBA TV) / Dallas Mavericks - Oklahoma City Thunder
17 Şubat Çarşamba 03:00 / Phoenix Suns - Memphis Grizzlies
17 Şubat Çarşamba 03:00 / New York Knicks - Chicago Bulls
17 Şubat Çarşamba 03:30 / Utah Jazz - Houston Rockets
17 Şubat Çarşamba 05:00 / Boston Celtics - Sacramento Kings
17 Şubat Çarşamba 05:00 / Los Angeles Clippers - Portland Trail Blazers
17 Şubat Çarşamba 05:30 (NBA TV) / Golden State Warriors - Los Angeles Lakers

İlginç bir şekilde bugün Camby takasına imza atan iki takım karşılaşıyor. Ancak Camby Portland'a varmasına rağmen oynamayacakmış. Blake'in de oynayacağını pek sanmıyorum. Roy'un ise oynaması şüpheli.

Gecenin bana göre en ilgi çekici maçını NBA TV veriyor: Mavericks - Thunder. Keşke şu maç hafta sonu olsaydı da canlı seyredebilseydim. Yeni Mavericks'i görmek için sabırsızlanıyorum.

All-Star arasının Celtics'e yarayacağını düşünüyorum. Sacramento deplasmanında kazanıp yavaş yavaş çıkışa geçeceklerdir. Tabii Sacramento'yu yenmek ne kadar çıkış sayılırsa. Tabii bu aradan sonra aynı şekilde Sacramento da kendine gelmiş olabilir ama Boston'un toparlanmasından daha düşük bir olasılık bu tabii ki.

16 Şubat 2010 Salı

Kelepir Camby Portland'da (Analiz)

Sabah 7 civarlarında haberi düşmüştü internete ancak henüz kesin değildi. 1 saat kadar önce resmiyete kavuşmuş. Geçtiğimiz sezon 10 kilo patates (2. tur draft haklarının değiştirilmesi) karşılığında Denver'dan Clippers'a gönderilen Marcus Camby, yine benzer bir takas ile Blazers'a gitti. Clippers Camby'nin karşılığında Blake, Outlaw ve 3 milyon dolar alacak. Elbette Nuggets'ınki kadar absürd değil ama sonuç olarak aldıkları pakede bakıyoruz: 5 aydır sakat olan Outlaw, yedek ve düz bir oyun kurucu olan 20 dakikadan fazla almayacak olan Blake ve 3 milyon dolar (veya 1.5, kaynağa göre değişiyor).

Hatırlarsanız Dunleavy bir hafta kadar önce koçluğu bırakıp tamamen genel menajerliğe odaklanmıştı. Dakika bir gol bir yaptığı takas ile eleştiri oklarının hedefi olmayı başardı. Açıklamalara göre tamamen nakit para yüzünden göndermişler Camby'i. Ama takımda Kaman dışında güvenilecek bir uzun yok. Craig Smith'in hırsı, sertliği ve inatçılığı ile idare edebiliyor ama cüssesi yetersiz. DeAndre Jordan ise potansiyeli olsa da henüz ligde 2. senesini geçiren bir pivot. Zaten Clippers'dan ismini vermeyen bir oyuncu da uğradığı hayal kırıklığını "En iyi defansif oyuncumuzu bir yedek guard karşılığında verdik." diyerek dile getirmiş. Camby'nin defanstaki şöhreti ve 8 milyon dolarlık biten kontratı sayesinde karşılığında çok daha iyi şeyler alabilirdi Clippers. Baron Davis'in motivasyonunu tamamen sıfırlamanın en iyi yolunu buldu Dunleavy sanırım.

Öteki tarafta Portland'a bakalım. Ellerinde Miller, Roy, Batum, Bayless, Webster ve Fernandez'den oluşan bir kısa rotasyonu varken, fazlalık durumunda kalan 2 adamı vererek Camby'i aldılar. Bütün ligde pivota en çok ihtiyaç duyan takımdı Blazers açık ara (malum Oden ve Przybilla sakatlıkları) ve bu eksiğini mükemmel bir şekilde giderdi. Kısacası harika bir takas onların adına. Bu hamleyle playoff'lara kalamama ihtimallerini minimum seviyeye indirdiler. Hatta - ben inanmasam da - ilk turda formsuz bir favoriye karşı sürpriz yapma imkanları var artık Miller-Roy-Webster/Batum-Aldridge-Camby 5'i ile. Ancak tabii ki Camby'nin ne kadar konsantre olacağı da önemli. Aslında harika bir profesyoneldir ama bu tip takaslarda mutsuz olduğunu ve bunu saklamadığını biliyoruz. Ailesiyle beraber Denver'daki yaşama alışmışken Clippers'a takas edildiğinde bundan hoşnut olmadığını açıklamıştı, aynı şekilde bugün de takas edildiğini öğrendiğinde morali bozulmuş. Ama Camby tam anlamıyla bir profesyoneldir, NBA'deki çalışma ahlakı en yüksek oyuncuların başında gelir, buna ek olarak büyük ihtimalle playoff'ta mücadele edecek olması onu motive edecektir. Yani bu açıdan bir problem olacağını sanmıyorum.

Kısacası Mike Dunleavy'nin bu takası neden yaptığını anlatabilmesi için uzun makaleler yazması gerekirken, Pritchard turnayı gözünden vurdu. Hayırlı olsun.

Hangi Formalar?

Bundan 8 sezon önceye kadar, bir dönem boyunca (5 sezon olsa gerek) All-Star maçlarında oyuncular kendi takımlarının formalarıyla yer alıyorlardı. Ev sahibi olan All-Star'lar (örneğin maç doğudaysa, Doğu takımı) NBA'de forma giydileri takımın beyaz formasıyla oynuyordu, deplasman takımı oyuncuları ise renkli, deplasman formalarını giyiyordu. Ben de bir süredir "Keşke eski All-Star formalarına dönseler." diye düşünüyordum ki, 2010 All-Star maçında Kaan Kural ile Murat Kosova konuyu açtılar. İkisi de "Neyse ki eski formalardan kurtuldular." diye fikir belirtti. Herhalde sebepleri ciddiyetten uzak durması ve basketbol sahasında özellikle deplasman takımının bir cümbüş yaratması. Ben ise tam tersi şekilde düşünüyorum. Her oyuncu kendi takımının formasını giydiği zaman, o takımı temsil ettiğini gösteriyor. Ayrıca oyun alanında gördüğümüz renk cümbüşü de aslında oynanılan maçın ciddi olmadığını, eğlence amaçlı organize edildiğini anlatıyor. Sanki bu oyuncular kendi aralarında anlaşmış da toplanmışlar ve eğlencesine oynuyorlarmış gibi bir hava oluştuyor. Bu da bence All-Star'ın anlam ve önemiyle örtüşüyor.

Önümüzdeki senelerdeki düzenlenecek All-Star'ların birinde nostaljik olarak oyuncuların kendi takımlarının formalarıyla parkeye çıkmalarını istiyorum. Gerçi o zaman All-Star takımı formalarının satışından bir gelir elde etmeyecek NBA, hatta böyle 'takım formaları' dizayn etmelerindeki bir numaralı amaç bu gelirler diye düşünüyorum. Ama bir yandan da umut ediyorum...

Madem Murat Kosova ile Kaan Kural konusunu açtılar, ben de merak ettim genel olarak insanlar nasıl düşünüyor diye. Bu vesileyle sorayım: Siz hangisini tercih ediyorsunuz? Anket yan tarafta, diğer fotoğraflar da aşağıda. 2002 ve öncesinde All-Star izlememiş olanlara fikir vermesi açısından Rookie Challenge'a bakmalarını öneriyorum. Bunun yanında, su eski formalarla çekilmiş daha büyük bir takım fotoğrafı bulanlar da paylaşırlarsa sevinirim.

Cowboys Stadyumu Nasıl Salon Haline Geldi?


Link

Daha önce Air Canada Centre'ın buz hokeyi arenasından basketbol salonuna dönüşümünü vermiştim. Şimdi de koca 100 bin kişilik stadyumun nasıl basketbol salonuna dönüştüğünü paylaşayım dedim. Zaten All-Star maçı yayınında verilmişti ama illa ki görmeyenler vardır. Bu arada müzik ve daha ağır ilerlemesinden dolayı Air Canada Centre'ın değişimi videosu daha etkileyici sanki.

All-Star Hafta Sonunun En İyileri: Curry ve Howard


Link

Çaylaklardan biri "Bu bir LeBron James reklamı değil, bu gerçek" diye espriyi patlatıyor. İki tane ardı ardına sokmak da acaip bir şans hakikaten.


Link

Dwight Howard da oturarak, en uzaktan atılan basket rekorunu kırmış: Tam 16 metreden. Tabii adamda öyle bir kol kası var ki, oturduğu yerden hiç kasılmadan atabiliyor. Kendi potasının altından bile atar, sadece bir hayli fazla sayıda deneme yapması lazım sonunda isabeti bulana kadar...

Artık video yeter diyorsanız da, zannedersem bu son olacak All-Star ile ilgili. Çok malzeme vardı, benim suçum değil valla.

15 Şubat 2010 Pazartesi

All-Star Maçı Özeti ve En İyi 10 Hareketi

Özet:

Link

En İyi 10 Hareket:

Link

Bosh'un smacı
Tabii ki Dwight Howard'ın üçlüğü
LeBron ve Bosh'un pasları sonucu Rose'un turnikesi
Wade - Howard alley-oop'u
Wade - LeBron alley-oop'u
Wade'in camdan kendisine pas vererek yaptığı alley-oop

Hepsi birbirinden güzel ama beni en çok eğlendireni Dwight Howard'ın bulduğu üçlük oldu.

All-Star Hafta Sonunun Ardından: Eşşek Yarışması (Rondo'yu Hiç Böyle Görmediniz)


Link

Rondo'nun ne kadar iyi üçlük attığını yazmıştım Eşşek yarışmasından sonra. Şimdi de videoyu veriyorum. İşte Rondo'nun 8 tane üst üste attığı 3'lük. Toplamda da 13'te 10. Normal maçlarda ortada kaybedecek birşey varken şu yüzdenin yarısına ulaşsa, Celtics bir gömlek yukarı çıkar.

All-Star Haftasonunun Ardından: Smaç Yarışması

Smaç yarışması değerlendirmesini de yapmıştım. Şimdi yine kaçıranlara özet verelim. All-Star çıkışında bugün biraz fazlasıyla video paylaşıyorum...

Birinci kısım:

Link

İkinci kısım:

Link

Üçüncü kısım:

Link

All-Star Haftasonunun Ardından: Üçlük Yarışması

Yarışmanın sonucu hakkında Cumartesi günü ufak birşeyler yazmıştım, buyrun izlemeyenler de şöyle buyursunlar. Doya doya izlesinler şutörleri:

Birinci kısım:

Link

İkinci kısım:

Link

Üçüncü kısım:

Link

All-Star Haftasonunun Ardından: Yetenek Yarışması


Link

Pazar günkü yazımda değindiğim Jennings'in hayretler uyandıracak 3. pas istasyonunu görmeyenler kesinlikle izlemeli. Bu arada videoda Westbrook yok ve final turunda önce Nash yarışmış olmasına rağmen, Deron Williams ilk yarışan gibi gözüküyor.

All-Star Haftasonunun Ardından: Shooting Stars


Link

Yarışma hakkında fikirlerimi yazmıştım, bir de video ile pekiştirelim, izleyemeyenler, kaçıranlar da seyredebilsinler.

LeBron Wade'i Kıskandı mı?


Link

Wade'in 2010 All-Star'ında MVP olduğuna şurada kısaca değinmiştik. Şimdi bu link'teki ödül töreninde eğer 40. saniyeye dikkat ederseniz başlıkta demek istediğimi anlayabilirsiniz. Wade'in tam ödülü alacağı anda kafasını çevirmesini o anı görmek istemediğine yorabiliriz ama tabii ki tamamen tesadüf de olabilir. Beni asıl şaşırtan ve göstermek istediğim nokta 40. saniye. Herkes Wade'i alkışlarken, James ısrarla alkışlamıyor, ta ki Wade arkasını dönene kadar. LeBron bunu gördüğü anda "Aman Wade akışlamadığımı görmesin" diyerekten hemen 2-3 kere göstermelik el çırpıyor ve sonrada çabucak kesiyor alkışlamayı.

Ben mi biraz fazla detaya dikkat ediyorum bilmiyorum...

All-Star Maçı Doğu'nun, MVP Wade

Eveet, All-Star hafta sonunun çoğu kişi tarafından beklenilen ana yemeği de dün yendi. Doğu takımı maçı 141-139 kazandı, MVP ödülünü 28 sayı (12/16) 11 asist 6 ribaund 5 top çalmayla oynayan Wade aldı ancak maçın yıldızı kesinlikle Dallas Cowboys stadyumuydu. O nasıl bir salon, nasıl bir dev ekrandır öyle. Gerçekten akıl almaz bir görüntü vardı, orada bulunmayı kesinlikle isterdim. Kim istemezdi ki? 108,713 kişiyle en fazla seyirci tarafından izlenen basketbol mücadelesi olarak ismini Guinness rekorlar kitabına yazdırdı 2010 All-Star maçı. Mark Cuban ve Cowboys sahibi Jerry Jones'a bu başarılarından dolayı tebrikler.

Gecenin maçına gelinecek olursa, aslında amaç eğlence olduğu için söylenecek pek fazla şey yok. Dwight Howard'ın üçlüğü, bir faul sonrası (sayılmayan) potanın arkasından attığı bombeli atış ve çok zor bir alley-oop'u bitirmesi ve Deron Williams'ın 2 smacı güzeldi ilk yarıda, üçüncü çeyreğin başlarında da Lebron ve Wade'den üst üste hoş smaçlar izledik. Onun dışında göze güzel gelen ve akılda kalıcı çok fazla pozisyon yoktu. Fakat maçta çekişme izlemek isteyenler özellikle dördüncü çeyrekte aradıklarını buldular. Maç Doğu'nun elindeyken Billups'ın basketleriyle tekrar ortaya geldi. Tabii bu bölümde farkın azalmasında Lebron'un bir All-Star MVP'liği daha istediğini kimseye bakmayarak göstermesi de etkiliydi. Karşılıklı faul atışlarından sonra Carmelo son şutu kaçırınca Doğu takımı maçın galibi oldu. Maçla ilgili en büyük sıkıntım, Kidd'in çok az süre alması oldu. En azından 12-13 dakika verilmeliydi diye düşünüyorum.

All-Star Pazar Programı (14 Şubat)

15 Şubat Pazar 03:00 (NTV Spor) / All-Star Maçı: Doğu Karması - Batı Karması

Çok uykulu olmazsam izleyeceğim ama uyanık kalmak için kendimi zorlamayacağım. Umarım eğlence dozu çok yüksek bir All-Star maçı olur ama bu konuda çok da ümitli değilim, smaç yarışması gibi son senelerde All-Star da biraz eski havasını yitirmeye başladı sanki. Bu arada farkındaysanız kim kazanır diye anket bile açmadım çünkü benim için tamamen eğlence amaçlı bir maç, kim kazanırsa kazansın, ister batı 50 sayı fark atsın ister doğu, yeter ki insanlar izlerken zevk alsınlar. Hele All-Star MVP'si falan aklımdan bile geçirmiyorum, bana göre bundan daha gereksiz bir ödül daha yok dünya üzerinde.

Dün yetenek yarışmasında yer almayan Rose, oynayacağını açıklamış. Muhtemelen az dakika alacaktır. George Karl, Kobe yerine Dirk Nowitzki'yi evinde ilk 5'te çıkaracak. Doğu'da da Joe Johnson, Iverson'ın ilk 5'teki yerini alacakmış.

14 Şubat 2010 Pazar

Wizards-Mavericks Takası (Analiz - Mavs Resmen Şampiyonluk Adayı)

Dün gece 12-1 gibi açıklanmıştı ama gerek All-Star heyecanı, gerek bugünkü All-Star ile ilgili yazılar dolayısıyla ancak şimdi yazabildim. Eh yazı da biraz vakit aldı haliyle ve uzun oldu. Sıkılmadan okumanız dileğiyle.

Takas şu şekilde:

Josh Howard + Drew Gooden + James Singleton + Quinton Ross ----> Washington Wizards
Caron Butler + Brendan Haywood + DeShawn Stevenson ----> Dallas Mavericks

Daha ilk bakışta Mavericks'in ufak çaplı bir kazık attığını görebiliyoruz ve bu da onları bir seviye yukarıya taşıyor bence. Yani şampiyonluk adayları içinde nadiren adı geçen Mavericks'in artık gerçek bir şampiyonluk adayı haline geldiğini söyleyebilirim. Nedenlerim de şunlar:

Öncelikle Josh Howard'ın eksileri ve Butler'ın artıları ile başlayayım. Sene başında Marion takası gerçekleştiğinde, Mavericks'in en büyük sorununun, Howard'ın 2 numaraya ne kadar uyum gösterip gösteremeyeceği olduğunu yazmıştım. Keza aynı şekilde Marion'ın da 3 numarada ne kadar rahat edebileceği bir soru işaretiydi. Ancak Marion bu konuda çok sıkıntı çekmemesine rağmen, Howard 2 numarada büyük sorunlar yaşıyor. Bir kere ayak bileğinden geçirdiği ameliyatlar sonucunda hala tam anlamıyla sağlıklı değil. Bu da Josh Howard'ın hem maç kaçırmasına, hem de maç esnasında kendisinden çabuk şutör guard'ları tutması gerektiği için ağır kalıp adamını kaçırmasına neden oluyor. Hatta şutlarının da bu sezon çok isabetsiz olmasını güçsüz bileklerine bağlayabiliriz. Kariyerinin zirve yaptığı dönemde orta mesafeli şutlarıyla çok canlar yakan Howard, bu sezon topu çemberden geçirmekte inanılmaz zorlanıyordu. Yani formda ve sağlıklı iken 10 üzerinden 7.5/8'lik bir oyuncu olmasına rağmen, bu sezon 5'e kadar inmiş durumda Howard.

Peki ya Butler? Josh Howard'dan çok daha iyi bir skorer olduğu kesin. Özellikle şut konusunda daha güvenilir. Butler'ın kendi pozisyonunu yaratma ve çembere gidip faul alma konusunda da çok daha başarılı olduğunu söyleyebiliriz. Özellikle bu konuda Mavericks'in çok büyük yardıma ihtiyacı var, çünkü şuta dayalı bir takım oldukları için bazen çembere gitmeyi tamamen unutuyorlar ve soğudukları bölümlerde rakipleri seriler yakalayabiliyor. Ligin en az serbest atış kullanan takımlarından biri Mavericks. Butler bu konuda onlara çok yardımcı olacaktır fazlasıyla. İki oyuncuyu savunmada kıyasladığımızda da Butler'ın avantajlı olduğunu görüyoruz. Mavs'de Marion, Nowitzki nedeniyle uzun forvete kayamadığı için kısa forvette yer alıyor, bu da Josh Howard'ın şutör guard'a yerleşmesini gerektiriyordu. Aynı pozisyonda Butler, ayakları daha çabuk olduğu için Howard'dan çok daha verimli olacaktır. Aslında kendisini son 2 sezondur izleyenler savunması konusunda biraz aldanabilirler. Ama bu 2 sezonda Wizards'ın durumu ve Butler'ın bu sene Saunders'la anlaşamadığı da ortadaydı, o yüzden asıl olarak kariyerinin önceki bölümlerine bakmak lazım. Ben şahsen Butler'ın defansını beğenirim, atletikliğini kullanarak adamının önünde kalmasını oldukça iyi beceren ve bunun yanında çok fazla riske girmeden iyi top çalan bir isimdir. Pek çok kişi tarafından top çalma iyi savunmaymış gibi görülür ancak gerçek bu değildir. Bu konuda çok kötü savunmacı olup, tamamen takımının sayı yemesi riskine girerek top çalan isimler olarak Arenas ve Iverson ön plana çıkarlar ligde. Konudan sapmayalım. Kısacası Butler, neredeyse her konuda Howard'dan üstün diyebiliriz Mavs sistemi içinde. Tek sorun Butler'ın üçlükleri olacak gibi duruyor. 2007 yazında bu konuda çok çalışarak kendisini geliştirmişti ancak sonra yine bildiğimiz üçlük atamayan Butler'ı izlemeye başladık. Mavericks'e gelmesi ona bu konuda da biraz yardımcı olabilir, nitekim Wizards'daki gibi savunmacısı önündeyken kaldırıp üçlük atmak zorunda kalmayacak, kullandığı çoğu üçlük bomboş olacak.

Kısacası Howard ile Butler'ı kafa kafaya bile takas etse Mavericks karlı çıkacaktı. Bu yetmiyormuş gibi Haywood ile Gooden da yer değiştirdi. Burada da avantajlı taraf Mavericks yine. Çünkü ellerindeki Dampier, kontrat sezonuna müthiş bir giriş yapmasına rağmen, son 1-2 ayda dizindeki ağrıların da etkisiyle (ve belki biraz da gelecek seneki kontratını kurtarmasının mümkün olmadığını anladıktan sonra) düşüşe geçmiş ve sezon başında defansta getirdiği sertliği kaybetmişti. Blok ve ribaund rakamları çok ciddi bir düşüş yaşamıştı. Şimdi onun yanına bir başka kontratı biten ve biraz da bu sayede kariyerinde ilk defa bu sezon 7.5 ribaund ortalamasını geçen (10.4) Haywood'u eklediler. Giden Gooden'dan çok daha iyi bir defansif pivot olduğu kesin, hatta sezon başında izlediğimiz Dampier'dan da iyi olduğunu söyleyebilirim bu konuda. Ayrıca hücum ribaundu kategorisinde Love ve Zach Randolph'un hemen arkasında ligin 3.'sü şu anda. Bu alanda ligin en zayıf takımlarından biri olan Mavs için apayrı bir nimet yani. Ayrıca Haywood'un hook atışları ve hücum yönünün Dampier'a oranla birazcık daha gelişmiş olduğunu söylemeliyim. Evet, Haywood Mavericks'in yıllardır aradığı boyalı alandaki skor opsiyonu olacak kapasitede değil ama hiç yoktan iyidir. Hele karşılığında gönderilen Gooden bu sezon orta mesafe şutlarında da hiç isabet bulamazken, Mavs'in kaybetmiş olduğu çok birşey yok. Zaten ligde alınabilecek skor üreten uzunların sayısı bir hayli sınırlı ve onları kadroya katmak son derece zor. Yani Haywood alabilecekleri en iyi uzunlardan biriydi.

Son olarak da rol oyuncularına değinelim. Koç Carlisle Wizards'a giden Ross ve Singleton'ı zaten çok nadiren kullanıyordu. Takımın defansif olarak iyice batırdığı dönemlerde veya oyunun başında 3-5 dakika kullandıktan sonra bir daha yüzlerine bile bakmıyordu. Yeni gelen Stevenson da, Ross ile yaklaşık olarak aynı seviyede defansif katkı sağlarken, hücumda en azından sıcak olduğunda üçlük atabildiğini bildiğimiz bir isim. Ama paragrafın kısalığından anlayabileceğiniz gibi, bu oyuncuların çok büyük bir önemi yok.

Peki Wizards bu takası niye yaptı? Para para para, yapılanma yapılanma yapılanma. Yaklaşık 16 milyon dolarlık biten kontrat aldılar ve Butler-Jamison-Arenas 3'lüsünün üzerine kurdukları takımı dağıtmanın ilk adımını attılar. Hatta Gooden'ın kontratını biraz pazarlık yaparak satın alırlarsa daha da fazla para kurtarmış olacaklar, belki bu sayede Gooden da Mavs'e döner. Onun dışında, Josh Howard'ın kontratında 2010-11 sezonu için bir takım opsiyonu var ve Wizards bu opsiyonu %99.9 kullanmayacaktır, bu aşikar. Benim anlamadığım şey 6 milyon dolarlıklık kontratı biten Haywood'u vermeden bir takas yapmayı niye düşünmedikleri. Çünkü sonuçta Mavs'in sadece Butler-Josh Howard takasına da sıcak bakması gerekirdi bana göre. Belki de Wizards'ın ana amacı Blatche ile McGee'nin gelişmesini sağlamaktır. Bu durumda Jamison'ı ellerinde tutmalarının da hiç ama hiç anlamı yok. Takasın son gününe kadar onun da başka bir takıma gitmesini bekliyorum. Öbür türlü, bu hamleyi yapmaları başladıkları işi yarım bırakmaları anlamına gelir bana kalırsa. Tabii bundan bile daha 'kazık' takaslar öneriliyorsa Wizards'a bilemem, o ayrı konu.

Kısacası Dallas Mavericks'in elinde harika bir kadro oldu bu sayede. Kidd-Butler-Marion-Nowitzki-Haywood, bunların üzerine Terry, Barea, Dampier, Tim Thomas ve hatta Stevenson kenardan dahil olacaklar. Yani 8/9 tane playoff'larda rahatlıkla görev alacak isim var ellerinde. Bu rakam Lakers'da (Brown/Farmar'dan birini sayarsanız) 7'ye ancak ulaşıyor. Yani ilk 5'lerde Lakers'a mümkün olduğunca yaklaşırken, aynı zamanda derinliklerinden de birşey kaybetmediler hatta tam tersi onu da geliştirdiler. Nuggets'ın ve Spurs'ün kadro olarak önüne geçtiklerini söylememe gerek yok herhalde. En büyük avantajları da NBA'de şu anda formda ve "Ben en iyiyim, herkesi deviririm" diyebilen bir takım yok. Sezon başında Celtics ile Lakers'ın o seviyede olmaları bekleniyordu ama birisi istikrarsızlık ve dar bench yüzünden beklenilen kadar iyi değil, diğeri ise sakatlıklar ve yaşlılık ile boğuşuyor. Belki şu sıralardaki formuyla biraz Cavs ön plana çıkıyor ama sonbahardaki beklentilerdeki gibi çok üst seviyede şampiyonluk adayları izlemediğimiz gerçeğini değiştirmiyor bu.

Kısacası Carlisle'ın eline her türlü malzemeyi verdi Cuban bu müthiş takas ile. Sakat ve çok kötü oynayan Howard yerine Butler'ı almak kalmayıp, yanına Haywood'u da ekledi. Artık aşçının (Carlisle) yeteneklerine bakıyor yemeğin ziyafete mi yoksa hayalkırıklığına mı dönüşeceği.

Smaç Yarışması Şampiyonu Nate Robinson

Evet uykunun ardından devam edelim yazmaya.

Yeter valla sıkıldım bu adamdan. Burada suçladığım kişi Shannon Brown'dır. Sen ayaklarda yay varmış gibi, 15 metrelik potalara smaç vuracak kadar yükseğe zıpla ama gel smaç yarışmasında ilk denediğin 360 derece dönerek vurmaya çalıştığın smaçta başarısız olunca onu değiştirip dümdüz bir smaç bas. Yetmesin ikinci smacın da basit bir alley-oop'tan ibaret olsun. İşte sadece yetenekle değil aynı zamanda yaratıcılıkla da ilgisi olduğunu gördük smaç yarışmasının bu sayede. Keza aynı şekilde Gerald Wallace da "Aman bitse de gitsek" havasındaydı, etkileyicilikten çok uzak smaçlar bastı. Ama yayında Kaan Kural ile Murat Kosova'nın söyledikleri gibi Gerald Wallace hasta gibi duruyordu. Keşke yerine biri girseydi diyeceğim ama herhalde hasta olduğunu söylese All-Star'a da yerine birisini çağırırlardı, büyük risk olurdu rahatsızlığını söylemesi.

DeRozan ise ilk turda 50 aldığı panyanın kenarından sektirilen topu alıp değirmenle bitirdiği smacını, final turuna saklamadığı için ve finaldeki 2. smacı pek göz kamaştırmadığı için seyirci oylamasında şampiyonluğu %51'e %49 ile Nate Robinson'a kaptırdı. Nate Robinson'ın da hakkını vermek lazım, artık bıktıysak da belki de ilk kez hakettiği bir smaç şampiyonluğu buydu. Ayrı ayrı 4 tane göze hoş gelen smaç hazırlamış olması, yarışmaya hazırlandığını gösteriyordu. Tam üçüncü kere şampiyon oldu kısa boylu, kimilerine göre antipatik kimilerine göre sempatik olan oyuncu ve tarihe geçti. Blog'daki oylamada 164 oy içinde %7 almış ve sadece Eric Gordon'ı (%2) geride bırakmıştı bu anlamda. Favorilerden biri olmasına rağmen, ne kadar şampiyonluğunun istenmediğine dair bir gösterge olsa gerek. Hayal kırıklığı yaratan Shannon Brown %57 oy almıştı, Gerald Wallace %20, DeRozan ise %15'teydi.

Şimdi gelecek sezon yine Nate Robinson'ı göreceğiz muhtemelen. Yeter gerçekten ama. Bu adamı smaç yarışmasının logosu yapacaklar diye çok korkuyorum...

Üçlük Yarışması Şampiyonu Pierce

İlginç bir yarışmaydı. Pek çok kişi seçilen yarışmacıları eleştirmişti. Ancak ben ümitliydim çok ve gerçekten de harika bir çekişmeye sahne oldu. Murat Kosova benim favorim Gallinari'nin "Omuzumdan sakatım, benden çok şeyler beklemeyin" dediğini söyleyince gözlerimi Curry'e çevirdim. 18 puan ile ilk turun en başarılısı oydu. Pierce ve Billups da 17 puan alarak finale kaldılar. Elenen Gallinari, Cook ve Frye'dan hepsi de 15'te kaldılar. Onların içinden Frye aslında finale kalabilirdi ancak 2 veya 3 puanı, o atışlarda çizgiye bastığı için silindi.

Pierce finalde bütün renkli topları sokup 20 puana ulaştı ve bu Billups ile Curry'nin dezavantajına oldu. Bu tür durumlarda kaçırdıkça "Bir sonrakini kaçırmamalıyım." moduna girip stres yapar oyuncular. Nitekim Billups çok kötü attı ve iş işten geçtikten sonra isabetler bularak ancak 14'e çıkabildi. Curry ise tepedeki istasyonda çok sıkıntı çektiği için 17'de kaldı.

Pierce'ın normalden çok daha hızlı atmasına rağmen başarılı olması dikkat çekiciydi. Bu sezon %47 ile attığı için seçilmesi gerektiğini yazmıştım ama ben bile beklemiyordum 20 puan. 15-17 arasını bekliyordum maksimum. Büyük iş başardı gerçekten. Blogdaki ankette kullanılan 399 oyun %8'ini almıştı sadece, Gallinari %47, Billups %21, Curry %11, Cook %8 ve Frye %5 idi.

İleride Curry'i tekrar görmek isterim bu yarışmada, kazanacak potansiyeli var kesinlikle. Sağ dipteki istasyon için başlamadan önce ufak bir ayarlama yapması gerekiyor sadece. Çünkü topu sol taraftan almaya alışık olduğu için, sağ dipteki istasyonda şut açısı çok daralıyor. Aynı problemi geçen sezon Cook da yaşamıştı ama hemen istasyonu yarım metre sola itmiş ve bu şekilde atışlarına devam etmişti. Sonucunda da şampiyon olmuştu. Curry'e ek olarak Gallinari'nin de 20-25 arasına ulaşacak potansiyeli olduğuna inanıyorum, zaten "Girersem kesin kazanacağım" şeklinde açıklamaları vardı daha yarışmaya katılacağı belli olmadan, kendisine çok güveniyordu ama dünkü omuz sakatlığı etkilemiş olabilir şutunu.

Yetenek Yarışması Şampiyonu Nash

Aslında beklenilen gibi geçmedi yarışma. Jennings ile Westbrook (Son maçta kalçasından sakatlanan Rose'un yerine katıldı) ilk turdan direk elenir, Nash ile Deron'ı finalde izleriz diye düşünüyorduk. Böyle de oldu ama Jennings elenmesine rağmen az kalsın yarışmanın rekorunu kıracaktı. Driplingi, ilk 2 pası ve şutu müthiş bir şekilde geçtikten sonra 17 saniye civarında 3. pası bir türlü isabetli atamadı. Hatta bir denemesinde 1-2 metreyle falan kaçırdı atacağı noktayı. Rekor heyecanı olsa gerek. Aslında ileriye yönelik de çok hoş bir belirti değildi Jennings adına, daha burada heyecanlanıyorsa, playoff'larda falan ne olur acaba?

Her neyse, Nash ve Deron finale kaldılar. Ancak Nash'in 29.9 saniyelik derecesini geçecekmiş gibi gözüken Deron da 3. pasta takıldı aynı Jennings gibi ve 5 kere denemek zorunda kaldı. Haliyle Nash kazandı. Toplam 491 oy kullanılan blog anketinde Nash %38, Deron %29, Jennings %9 ve sakatlığı nedeniyle yarışmaya katılmayan Rose %24 oy almıştı.

Ayrıca Nash'in tanıtım sırasındaki sempatikliği ve sondaki yalancı blok çabası tebessüm etmemizi sağladı. Aşağıda fotoğrafları görebilirsiniz.



Şutör Yıldızlar Şampiyonu Texas Takımı

İlginç bir şekilde eyalet (Texas) ve birden fazla takım bulunduran şehirlerin karma takımları (Los Angeles Lakers/Clippers) da vardı bu sene. Teksas takımı favori olarak girdiği yarışmayı kazandı. San Antonio, Houston ve Dallas kombinasyonu çok ağır basıyordu. Hammon zaten WNBA'in en iyi şutörlerinden, Kenny Smith de şutları iyi olan bir oyun kurucuydu, Dirk Nowitzki'yi ise anlatmaya bile gerek yok. Yarışma tarihinin iyi derecelerinden birine imza attılar: 34.3 ile. Bu sayede Tony Parker, Wacker, Kerr'ün yaptığı 25.1'in ne kadar ulaşılamaz olduğunu anlıyoruz. Yanlış hatırlamıyorsam Parker ilk denemesinde sokmuştu orta sahadan.

Eşşek Şampiyonu Durant (Ama Rondo Ne Yaptı Öyle?)

Casspi HOR, Rondo HO, Durant ise H iken açtım yarışmayı. O ana kadar da dış şutlarda isabet bulan Rondo, ben izlemeye başladıktan sonra da müthiş bir şut performansı sergiledi. Casspi elendikten sonra yarışma gereğinden fazla uzadı diye temdih atışlarına geçildi. Tepeden sırayla üçlük atmaya başladı Durant ile Rondo, kaçırana yeni bir harf eklenecekti ancak Rondo üstüste 7 veya 8 tane üçlük attı yanılmıyorsam ve "Savaşmadan yenilmem." dedi. Temdih atışları başlamadan önce Durant'e göre bir harf dezavantajı vardı ve bu nedenle yenildi. İki oyuncu da üst üste müthiş isabetler buldular. Herhalde ikisi beraber 18'de 15 falan atmışlardır. Rondo eğer maçlarda buna yakın dış şut yüzdeleri yakalayabilirse, Celtics'in kendisine verdiği kontratı fazlasıyla hakeder. Ayrıca Celtics için de büyük bir koz olur playoff'larda. Ağzım açık izledim gerçekten Rondo'yu. Toplamda 13'de 10 üçlük atmış, kaçırmadan önce de yukarıda belirttiğim gibi üst üste 7 veya 8 tane attı. Durant'ın istatistiği ise 12'de 11'miş, o daha da iyi tabii ki ama Durant zaten mükemmel bir şutör. Ayrıca TNT ekibi ve özellikle Barkley eğlenceli yorumlarda bulundular.

Blog'daki ankette toplam 155 oy kullanılmıştı ve bunların %74'ünü Durant almıştı. Rondo %17, Casspi ise %9'luk paya sahipti.