Gören de Wallace'ı LeBron falan sanacak...
Suffisamment
2 hafta önce
Milwaukee Bucks-Indiana Pacers:
Neyse efendim, son çeyrekte Roy Hibbert’ın da oyuna girişiyle Indiana hücumu biraz canlandı ve sahanın iki tarafında da zorluk çeken Bucks’ı bir şekilde yakalayıp maçın sonlarına doğru farkı 3’e indirmeyi başardılar. Bu sezon son saniyelerde rakip takımın yıldızlarına yaptığı iyi savunmalarla dikkat çeken Mbah a Moute, bu sefer 10 saniye kala Granger’ın tuzağına düşüp ona 3 tane serbest atış hakkı kazandırdı. Granger bunlardan ikisini sayıya çevirince fark ikiye indi, Jennings’in serbest atışlarıyla fark tekrar 4’e çıkınca artık Bucks’ın galibiyeti kesin gibiydi fakat bu sefer Moute’nin hatasına Luke Ridnour düştü. Granger’ın kaçan serbest atışında hücum ribaundunu alan TJ Ford’a 3 serbest atış hakkı da Ridnour verdi ve Pacers son bir umut daha bulmuş oldu. Fakat burada Jim O’Brien ilginç bir karar verip, kaçan serbest atışın ribaund mücadelesi için Troy Murphy’i oyundan çıkarıp yerine Dahntay Jones’ı soktu. TJ Ford serbest atışların ikisinde başarılı olup bilerek kaçırdığı sonuncusunun ribaundunu Bucks oyuncuları alınca maç bitti ve maçı 112-110’luk skorla Milwaukee kazandı.
Ersan ikinci yarıda fazla top kullanmasa da ilk yarıda 13 sayıyla takımının lideriymiş. Benim izlediğim bölümde Bogut’un yokluğunu dolduruyordu pivot pozisyonunda. Savunmada karşısındaki Solomon Jones’a karşı fena iş yapmadı. Hücumda ise fazla top alamadı fakat güzel perdeler kurup tıkanan hücumu biraz açmak için çabaladı. 3 şutundan ikisinde isabet buldu, zaten kaçırdığı da süre biterken topun elinde patlamasıyla gerçekleşti. Toplamda 9’da 7 isabetle 17 sayı bulan Ersan, 5 de ribaund aldı.
Cleveland Cavaliers-Boston Celtics:
Koşan ve atletik takımlara karşı Celtics'in ne kadar zorlandığını Hawks örneğinde görmüştük. Shaq’in yokluğundaki Cavaliers da tam olarak öyle bir takımdı işte. Özellikle Hickson ikinci yarıda hareketliydi, güzel yerlerde takım arkadaşlarından topları alarak skora katkıda bulundu. Cavaliers oyuncuları izlediğim bölümün tamamında Boston savunmasının açıklarını çok iyi buldu. Maçın ilk bölümlerinde çok da iyi oynamayan Mo Williams, son çeyrekte yanılmıyorsam aynı köşeden tam 3 tane üçlük isabeti buldu Lebron’un içeriyi karıştırdığı pozisyonlarda. Boston da hücumda tam anlamıyla Pierce’in yokluğunun acısını çekti ve sezon boyunca ara sıra gördüğümüz gibi kilitlenip hiçbir şey yapamaz hale geldiler. Felaket şut performanslarıyla 14 sayıda kaldılar son çeyrekte, Cleveland geriden geldiği maçı çoktan koparmıştı hem de. Ayrıca Leon Powe sahalara dönüp Cavs formasıyla ilk sayılarını eski takımına karşı attı. Maç 108-88 Celtics malubiyetiyle sonuçlandı. Ek olarak böyle istatistikleri çok seven Amerikan basınına göre bu maç Pierce-Garnett-Allen üçlüsü döneminde alınan en kötü iç saha yenilgisiymiş. Pierce’in oynamadığını unutmamalı elbette.
Denver Nuggets-Golden State Warriors:
Oyunculara bakacak olursak, Billups başta belirttiğim gibi müthiş performansıyla takımına maçı kazandırdı. 19’da 13 şutla 37 sayı, 9 asist 6 ribaundla tamamladı mücadeleyi. Carmelo da Maggette’nin olmadığı maçta savunmada hiç yorulmadığı için enerjisini hücuma vererek 27 sayı bıraktı Warriors potalarına. Ek olarak JR Smith kenardan 25 sayılık katkıda bulundu takımı adına.
26 Şubat Cuma 02:00 (NBA TV) / Milwaukee Bucks - Indiana Pacers
Günün hayvan performansları:
Derrick Rose triple-double'a çok yaklaşmış. 23 sayı, 9 ribaund ve 8 asisti var maçta. Onun dışında Luol Deng de karşısında Pacers'ı bulunca coşmuş. %50'nin üzende bir isabet oranıyla 31 sayı 9 ribaund 3 asist ve 4 blok yapmış. Rahat kazanmış Bulls.
Dwight Howard, çok erken iki faul almasına rağmen oyuna fırtına gibi dönmüş. İkili sıkıştırma falan dinlememiş Howard, maçı 11’de 11’le 30 sayı 16 ribaund 3 asist 1 blokla tamamlamış. Dikkat çekici diğer istatistiği, faul çizgisinden 12’de 8 isabet bulması. Özel bir geceymiş yani Dwight için. Tabii böyle olunca Magic maçı rahat kazanış Rockets karşısında.
Boşa kürek çekenler:
Takımı baltalayanlar:
Jamal Crawford 7'de 0 ile oynadığı maçta 1/1 serbest atış ile tek sayı atabilmiş. Üstüne de 2 top kaybı yapmış. Yılın 6. adamı ödülünün en büyük adayından çok kötü bir performans ama ona rağmen rakip Minnesota olduğu için Hawks kazanmış.
Günün X-faktörleri:
Bizimkiler:
Magic'in kötü gittiği, pek çok zayıf takıma maçlar kaybettiği dönemde Carter da kariyerinin açık ara en kötü ayını geçiriyordu. Ocak ayındaki 14 maçta %28 şut isabetiyle 8.7 sayı atıyordu maç başına sadece. İşte o dönemde bir Magic analizi yazmıştım. Orada Carter'ın sakatlıklardan etkilendiğini düşündüğümü söylemiştim, üzerine 3 maç daha sürmüştü kötü oyunu. Ancak Şubat ayının başlamasıyla beraber çıkışa geçti Carter. Muhtemelen sağlığına kavuştu ve sakatlığı dolayısıyla 20 civarına kısıtlanan dakikalarından kurtuldu. Dakikalarla birlikte form grafiği de bir anda tavan yaptı. Son 10 maçta %52 şut isabetiyle 20 sayı ortalaması tutturmuş durumda Carter, ayrıca 3.5 asist yapıyor maç başına ve asıl önemlisi takımın zorlandığı anlarda sahneye çıkıyor. Magic'in son 10 maçının 5'ini izledim yanılmıyorsam ve Carter'da büyük bir çıkış olduğu sahadaki duruşunda ve oyununda gözüküyor. Ben, onun bu formunu koruyacağını düşünüyorum, 33 yaşında bitmiş olacağına inanıyordum hala da inanmıyorum. Umarım böyle de devam eder çünkü o bu seviyeye çıkınca, Magic'i seyretmek de ayrı bir keyif veriyor.
Fotoğraf 4 gün önceki Kings maçından. Işıltılı ayakkabıları göz alıyor. İleride Clippers draft eder belki genç oyuncumuzu =)
Sözde bütün takaslara değinecektim. Son 1 haftadır gerek zamanımın olmaması, gerek gribal enfeksiyon nedeniyle erteleyip durdum. Sadece Jamison hakkında yazabildim. Neyse, eksik kalmasın diye devam edeyim. Bundan sonra da T-Mac ile Kevin Martin'i yazacağım.
Öteki tarafta Celtics bu takası niye yaptı? Daha iyi olmak için elbette. Ama bunu yaparken biraz risk aldılar. Öncelikle Nate Robinson'dan başlayalım. Önce kötü özellikleri: Bir kere disiplinsiz zaten yazının başında belirttiğim gibi, hocasıyla takışabilecek, takım arkadaşlarıyla uyum sağlamakta problem yaşayabilecek bir oyuncu. Hatta biraz daha ileri gidelim, takım arkadaşları onu sevmekte ve saymakta bile güçlük çekebilirler. Ama Celtics'in genel ortamından, havasından suyundan etkilenip, şampiyonluk yarışında olduğunu ve sahada bulunduğu her saniyeyi ciddi oynaması gerektiğini anlarsa işte o zaman ortada sorun kalmaz. Buna ek olarak kariyeri boyunca ortalamanın altında bir savunmacı oldu Nate. Halbuki yeterli çabukluğa sahip ve bazı yakın giden maçlarda kafasını verdiği zaman tuttuğu adama yapıştığını ve iyi savunduğunu görmüşlüğüm var. Tabii D'Antoni'nin sisteminden, Thibodeau'nun defans sistemine geçişi bu konuda ona son derece fayda sağlayacaktır.
House'a göre artılarına geldi sıra. Bir kere en başta Nate de House da oyun kurucu bedenine hapsedilmiş birer şutör guard'lar. Tabii Nate'in avantajı daha çabuk ve daha skorer olması. Üstelik kendisine veya takım arkadaşlarına pozisyon yaratabilen bir yetenek. Yani Celtics için bir skor opsiyonu daha diyebiliriz Nate için. Bu da maçların içinde dönem dönem hücumda büyük sıkıntı çeken Celtics'in ihtiyacı olan birşeydi. Ancak defansta bir ufak problem göze çarpıyor. Ufak derken gerçek anlamıyla. Çünkü Rondo maç başına 37 dakika alırken, Nate'i sadece 11 dakika kullanmaları söz konusu olamaz. İkili en az 10 dakika civarında süreyi birlikte geçirecek parkede. Eh Rondo zaten oyun kurucu mevkisinde zaman zaman güçlü rakiplere karşı zorlanıyordu ve bu Celtics'e problem yaratıyordu, onunla beraber Nate Robinson da kendisinden güçlü ve uzun guard'lara karşı mücadele vermek zorunda kalacak. Yani işin defans tarafında iki pozisyonda fiziksel dezavantajı olacak Celtics'in. Bu problem oluşturabilir. Ama Celtics'in defansı geçtiğimiz 2 seneye göre biraz daha kötü gibi gözükse de hala ligin en iyi defans yapan takımlarından biri hatta bana göre birincisi konumundalar. Onların asıl problemi Garnett'in de düşüşe geçmesiyle beraber hücumda yaşadıkları kısırlıklardı, Nate Robinson da takas döneminde House'a karşılık (yani ana parça değiştirmeden) alınabilecek en iyi opsiyondu.
25 Şubat Perşembe 02:00 / Portland Trail Blazers - Toronto Raptors
Bahtsız Trail Blazers:
Günün hayvan performansları:
Kevin Durant 25+ serisini bu maçta da sürdürmüş, 29 etti zannedersem; 24’te 13’le 36 sayı bırakmış Suns potalarına. 8 ribaund 3 asist 2 de top çalması var ek olarak. Ancak Thunder oyuncuları son 5 dakikayı felaket oynayınca Durant’in bu performansına yazık olmuş. Thunder bahsettiğim 5 dakikalık bölümde 10 şutundan hiç birinde isabet bulamamış. Phoenix de bu süreçten yararlanıp J-Rich'in maçı kazandıran zor basketi de dahil olmak üzere 14’e 4’lük seriyle Thunder’ın 9 maçlık galibiyet serisine dur demiş.
Günün X-faktörü:
Böyle bir sakatlık fotoğrafını koyup, üzerine "Cuban'ın doğru kararı" demek belki kulağa pek hoş gelmiyor ama Mavericks taraftarları 10 gün kadar önce yaptığı takasın önemini anlamışlardır. Keza Josh Howard 2 gün önceki maçta dizinden sakatlanıp maçı terketmek zorunda kalmıştı. Dün akşam ön çapraz bağlarının koptuğu ve sezonu kapadığı açıklandı.
24 Şubat Çarşamba 02:00 / New Orleans Hornets - Cleveland Cavaliers
Deniz'den aldığım güzel haberle uçup gitmiş aklımdan Doğuş Balbay'ın sakatlığı. Sağolsun Anıl yazmış. Haftasonu Twitter'da yabancı bir kaynaktan okumuştum. Maç esnasında Doğuş'un dizinden sakatlanıp, taşınmak suretiyle oyundan çıktığını yazmıştı. Sonra da ertesi gün Doğuş'un "Pop" veya Türkçe'ye çevirmeye çalışırsak "Pat" sesi duyduğunu okuyunca zaten %90 oranında anlamıştım uzun süre kaçıracağını. Dün, sol dizindeki ön çapraz bağlarının koptuğu ve bu nedenle sezonu kapadığı, yaklaşık 5 ay parkelerden uzak kalacağı açıklanmış. Yazık.
Günün hayvan performansları:
Andray Blatche, 41 dakika sahada kalıp 13’te 8’le 25 sayı atıp 4’ü hücumdan 11 ribaund çekmiş. 2 top çalma ve 2 bloğu var ek olarak. 9/9 serbest atışını es geçmemek lazım. Tabii bu istatistikleri asıl hayvanlaştıran, Wizards’ın takımı dağıttıktan sonraki 4 maçından 3. galibiyetini alması. Eh bu maçlarda Blatche’nin katkısı da ortada. İki tanesi güçsüz takımlara karşıydı bu galibiyetlerin ama ligin en güçsüz ekibi oldu gözüyle bakılan bir takım için oldukça iyi yine de. Bir ara Wizards maçı izlemek lazım.
Boşa kürek çekenler:
Dün 23 ribaund ile kariyer rekorunu kıran Carlos Boozer, Deron Williams ve Kirilenko'nun yokluğunda takımın bütün asist yükünü çekmiş adeta. 8 ile bu sezonun en yüksek rakamına ulaşmış bu kategoride. Yanında da 12 sayı 10 ribaundu var. Yeterince beslenemediğini görüyoruz Deron Williams olmadığı için. Takım halinde 4/17 üçlük atmaları da onları kötü etkilemiş ve maçı kaybetmişler.
Günün X-faktörleri:
Takımı baltalayanlar:
Tarihin en kötüsü:
Bizimkiler:
Bu sezon başında West Virginia Üniversitesi'ne gitmişti Deniz Kılıçlı. Ancak ülkemizde Pertevniyal'de oynadığı sürede, yanılmıyorsam takımda bir Amerikalı da olduğu için NCAA tarafından takımı "profesyonel" olarak adledilmişti ve bu nedenle Deniz 20 maç oynamama cezası almıştı. 2 hafta kadar evvel cezasını dolduran Deniz, takımıyla maçlara çıkmaya başladı. Esasında sağlak olmasına rağmen, sol eliyle attığı hook'lar dikkat çekiyor. Buyrun aşağıda Deniz'in 4 maçta yaptıkları var:
Günün hayvan performansları:
Magic'te dikkat çeken hiç kimse yok ama ilk yarıda Howard ve Nelson sayesinde öne geçen Magic, son çeyrekte Howard'ı beslemeyi unutunca, sahneye Carter ve yine Nelson çıktılar. İkisi de takımın kilitlendiği anlarda sahneye çıkarak çok zor pozisyonlarda skor üretti Carter. 11 sayısının 8'i son çeyrekte geldi. Magic'in onu niye aldığını gösterdi adeta. Nelson da bitirici vuruşu perdeleri kullanarak bulduğu dış atışlarla yaptı ve Magic maçı kazandı. Howard 22 sayı, 16 ribaund, 4 blok yaptı. Carter 11 sayı 3 asist, Nelson ise 18 sayı, 5 asist ile oynadı.
Son zamanlarda azan ve bir önceki maçta triple-double'ı ucundan kaçıran Westbrook bu sefer yapabilmiş: 22 sayı, 10 ribaund, 14 asist ile. Durant'in en büyük yardımcısı konumunda Thunder'da. Yazın üçlük çalışması gerektiğini bir kez daha hatırlatayım kendisine buradan.
Carlos Boozer 22 sayı, 23 ribaund, 1 blok ile oynamış Blazers'a karşı. Ribaund sayısı kariyer rekoru. Son saniyede hücum ribaundunu alarak Camby'nin üzerinden çok zor bir atışı sayıya çeviren ve maçı uzatmaya götüren de Boozer olmuş. 25 sayıdan geri gelip kazanmışlar, Blazers neye uğradığını şaşırmış, son çeyrekte sadece 10 sayı atabilmişler. Bu maçın Blazers açısından şöyle bir önemi vardı. Kazansalardı 2003'ten beri batıdaki her takımı yendikleri ilk sezon olacaktı bu. Ama Jazz onları süpürmüş oldu. Camby'nin 18 ribaund, 2 top çalma ve 4 bloğuna yazık olmuş.
Boşa kürek çekenler:
Takımı baltalayanlar:
Mo Williams 9'da 1 atarak LeBron'a dün gece hiç yardımcı olamadı. Belki 5 asisti var ve top kaybı yapmadı ama kritik şutlarda Nelson isabetleri bulurken, Mo Williams kaybolup gitti, tıpkı geçen sezon playoff'larda olduğu gibi.
Nets aynen devam:
Günün X-faktörü: